Etkinlikte konuşan TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Öztürk, gerçekleştirdikleri etkinlik vesilesiyle yalnızca bir konferansın tanıtımını yapmadıklarını aynı zamanda Türkiye’nin geleceğine dair önemli bir hikâyenin de paylaşımında bulunduklarını vurguladı.Cumhuriyetin Kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Hayatta en hakiki mürşit ilimdir' sözünün ışığında kadın mühendislerin Türkiye’nin geleceğini şekillendirdiğini ifade eden Öztürk, “İnsanlık tarihinin enhızlı dönüşüm dönemlerinden birinin içindeyiz. Yapay zekâ hayatımıza yön veriyor. Robotlar üretim alanlarında görev alıyor. Veri, ekonominin en stratejik kaynaklarından biri haline geliyor. Meslekler dönüşüyor. İş yapış biçimleri yeniden şekilleniyor. Ancak bütün bu dönüşüm bize çok önemli bir gerçeği yeniden hatırlatıyor.Teknolojiyi geliştiren şey teknoloji değildir. İnsandır” dedi.
Dünya Kadın Mühendisler Günü Konferansı’nı 5. kez gerçekleştirdiklerini vurgulayan Öztürk, “Beş yıl önce çıktığımız bu yolda hedefimiz; kadın mühendislerin görünürlüğünü artırmak, genç kızlara ilham olmak, mühendislikte iş birliği kültürünü güçlendirmek ve geleceğin lider kadın mühendislerini desteklemekti. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye’nin tek kadın mühendis derneği olan TÜMKAD artık yalnızca bir dernek değil, bir dayanışma ağı, bir gelişim platformu ve her geçen gün büyüyen bir mühendislik hareketidir” dedi.
Kadın mühendisler dönüşümün öncüsü
Kadın mühendisleri yalnızca bir meslek grubunun temsilcileri olarak görmediklerini vurgulayan Öztürk, “Biz onları, teknolojik dönüşümün, sürdürülebilir kalkınmanın, yenilikçi düşüncenin, ve toplumsal gelişimin önemli aktörleri olarak görüyoruz. Bugün Türkiye nüfusunun yarısını kadınlar oluşturuyor. Ancak kadınların iş gücüne katılım oranı hâlâ yüzde 36 seviyelerinde. Mühendislik ve teknoloji alanlarında önemli başarılara imza atan kadınlarımız olmasına rağmen, teknoloji geliştirme ve karar alma süreçlerinde daha fazla kadın temsiline ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü biliyoruz ki çeşitlilik yalnızca bir temsil meselesi değildir. Aynı zamanda daha güçlü fikirlerin, daha kapsayıcı çözümlerin ve daha sürdürülebilir bir geleceğin temelidir. Türkiye'nin teknolojik bağımsızlık hedeflerinden söz ediyorsak; bu hedefe ulaşmanın yolu, sahip olduğumuz insan kaynağının tamamını değerlendirebilmekten geçiyor. Bu nedenle kadın mühendislerin bilgi birikimini, yaratıcılığını, liderliğini ve üretim gücünü Türkiye'nin geleceği açısından stratejik bir değer olarak görüyoruz. Çünkü geleceği şekillendirecek teknolojilerin altında daha fazla Türk mühendisinin, daha fazla kadın mühendisin imzasını görmek istiyoruz. Çünkü inanıyoruz ki kadınların mühendislikte daha güçlü temsil edildiği bir Türkiye, yapay zekadan, bilime, teknolojiden, geleceğe uzanan dönüşümünde öncüsü olacaktır” ifadelerinde bulundu.





