HIDIRCAN KAYA - İLMİNUR ATÇI

Türkiye’nin tekstil ve hazır giyim alanındaki en güçlü üretim merkezlerinden biri olan Bursa’da sektör, son yılların en sıkıntılı dönemlerinden birini yaşıyor. Yüksek enflasyon, enerji ve işçilik maliyetlerindeki artış, kur–maliyet dengesizliği, finansman kaynaklarına erişimde yaşanan daralma ve küresel talepteki zayıflama; firmaların ihracat performansını, kârlılığını ve nakit akışını doğrudan etkiliyor. Özellikle Avrupa pazarındaki durgunluk ve siparişlerin daha düşük maliyetli ülkelere kayması, Bursa merkezli üreticilerin rekabet gücünü zorluyor. Sektör temsilcileri, mevcut kur seviyelerinin ihracatçı açısından maliyetleri karşılamakta yetersiz kaldığını, artan giderlerin fiyatlara yansıtılamadığını vurguluyor. Bu durumun özellikle KOBİ ölçekli firmalarda üretim daralmasına, kapasite düşüşüne ve istihdam kayıplarına yol açtığı belirtiliyor. Son dönemde vardiya azaltan, yatırım planlarını erteleyen ya da fason üretimi sınırlayan firma sayısındaki artış da sektörün içinde bulunduğu baskıyı gözler önüne seriyor.

DİJİTALLEŞME ÖN PLANDA

Öte yandan Bursa tekstil sektörü, tüm bu zorluklara rağmen dönüşüm arayışlarını hızlandırmış durumda. Firmalar, düşük katma değerli ürünlerden uzaklaşarak teknik tekstiller, fonksiyonel kumaşlar, sürdürülebilir ve geri dönüştürülmüş ürünler ile markalı ve tasarım odaklı üretime yöneliyor. Dijitalleşme, otomasyon ve verimlilik yatırımları da rekabet gücünü korumanın temel araçları arasında görülüyor. Yeşil Mutabakat kapsamında karbon ayak izinin azaltılması, izlenebilir üretim ve çevre dostu süreçler ise artık bir tercih değil, zorunluluk olarak değerlendiriliyor.

YENİ YOL HARİTASINA İHTİYAÇ VAR

Bursa tekstil ve hazır giyim sektörü, sahip olduğu üretim altyapısı, tecrübesi ve ihracat kabiliyetiyle güçlü bir potansiyele sahip olsa da bu potansiyelin korunması ve geleceğe taşınması için yeni bir yol haritasına ihtiyaç duyuluyor. Sektör temsilcileri, “Dönüşüm kaçınılmaz, ancak bu dönüşümün sürdürülebilir olması için kamunun ve özel sektörün ortak akılla hareket etmesi şart” görüşünde birleşiyor.

Pınar Tasdelen Engin Portre-10

Pınar Taşdelen Engin

UTİB Yönetim Kurulu Başkanı

Tekstil sektörü 2025’i ağır koşullar altında tamamladı

2025 yılı, tekstil sektörü açısından küresel ve bölgesel ekonomik gelişmelerin etkilerinin yoğun biçimde hissedildiği, belirsizliklerin yüksek seyrettiği bir dönem olarak geride kaldı. Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) olarak, bu koşullarda yılı 1 milyar 222 milyon 55 bin dolar ihracatla tamamladık. Aralık ayında ihracatımız yüzde 9,54 artışla 104 milyon 926 bin dolara ulaştı. Buna rağmen, yükselen maliyetler ve enflasyon–kur makasının giderek açılması sektörümüzün rekabet gücünü sınırlandırmaya devam etti. 2025 yılı boyunca firmalarımız bir yandan azalan rekabet gücü nedeniyle pazar kaybı riskiyle mücadele ederken, diğer yandan nakit akışı ve finansmana erişim sorunlarıyla karşı karşıya kaldı. UTİB olarak bu süreçte, güçlü olduğumuz pazarlarda varlığımızı korumaya odaklandık; uluslararası fuar ve tanıtım faaliyetleriyle üyelerimizin yeni bağlantılar kurmasına destek verdik. Amacımız, sektörün tamamen geri çekilmesini engellemek ve ihracat kanallarını açık tutmaktı. 2026 yılında öncelikli beklentimiz, üreticilerimizin rekabet gücünü doğrudan destekleyecek ekonomik ve sektörel politikaların gecikmeden hayata geçirilmesidir. Kur politikasının enflasyonla uyumlu bir zemine oturtulması, enerji ve işçilik maliyetlerinin üretimi teşvik edecek şekilde yeniden düzenlenmesi ve özellikle KOBİ’lerimizin uygun koşullu finansmana erişiminin kolaylaştırılması sektörümüz açısından kritik önemdedir. Küresel rekabetin yoğunlaştığı bu dönemde tekstil sektörünün sürdürülebilirlik, dijitalleşme, Ar-Ge ve inovasyon odaklı bir dönüşümü hızlandırması kaçınılmazdır. Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum, karbon ayak izinin azaltılması, temiz ve verimli üretim süreçlerinin yaygınlaştırılması 2026’nın temel gündem maddeleri arasında yer almaktadır. Bu kapsamda düşük kaynak tüketen üretim teknolojileri, atık su geri dönüşümü, enerji verimliliği, sürdürülebilir ham maddeler ve eko-tasarım uygulamalarının daha da yaygınlaşmasını bekliyoruz.

Aynı zamanda üretimden tasarıma kadar tüm değer zincirinde dijitalleşmenin hız kazanması, sektörün rekabetçiliğini belirleyen ana unsurlardan biri olacaktır. Robotik otomasyon, veri analitiği, yapay zeka destekli kalite kontrol, talep tahmini ve izlenebilirlik sistemlerinin 2026 itibarıyla daha geniş ölçekte devreye alınmasını öngörüyoruz. Döngüsel ekonomi, dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik ekseninde atılacak bu adımların, Türk tekstil sektörünün katma değerini artırarak küresel pazarlarda daha güçlü ve dayanıklı bir konuma ulaşmasını sağlayacağına inanıyoruz. UTİB olarak, sektörümüze katkı sağlamak ve üyelerimizin rekabet gücünü artırmak amacıyla 2026 yılında da çalışmalarımızı aynı kararlılıkla sürdüreceğiz.

Nüvit Gündemi̇r Portre-9

Nüvit Gündemir

UHKİB Yönetim Kurulu Başkanı

Sektörümüz, önemli bir dış ticaret fazlası sağlamaktadır

Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (UHKİB), Türkiye hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün ihracatını temsil eden öncü kurumlardan biridir. Sektörümüz, ülkemize önemli bir dış ticaret fazlası sağlamaktadır. 2025 yılında, Aralık ayı ihracatımız 52 milyon 289 bin dolar olarak gerçekleşmiş olup, yılın toplam ihracatı 847 milyon 174 bin dolar seviyesinde kalmıştır.

Bursa, Türkiye hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün en önemli merkezlerinden biridir. Sektör, istihdam ve üretim açısından yüksek katkı sağlamakta, aynı zamanda ihracat ile ekonomimize ciddi bir dış ticaret fazlası kazandırmaktadır. Ancak son dönemde yüksek enflasyon, döviz kuru dalgalanmaları ve finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar, sektörümüzün rekabet gücünü sınırlamaktadır. Sektörümüzün temel sorunları arasında yüksek maliyetler, döviz kurunun yetersiz seyri, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar ve artan küresel rekabet yer almaktadır. Özellikle Asya’daki düşük maliyetli üreticilerle rekabet, fiyat avantajımızı baskılamaktadır. Ayrıca talep daralması ve artan gümrük vergileri ihracatımızı olumsuz etkilemektedir.

Sektörün rekabet gücünü artırmak için maliyet baskısının azaltılması, enerji ve işçilik giderlerine yönelik destekleyici düzenlemelerin hayata geçirilmesi önemlidir. Ayrıca ihracatçıya uygun finansman olanaklarının genişletilmesi, Eximbank desteklerinin güçlendirilmesi ve sektörün ihtiyaçlarına uygun politikaların uygulanması gerekmektedir. Son dönemde özellikle Asya’daki düşük maliyetli üreticiler, küresel pazarda ciddi bir rekabet oluşturmuştur. Bunun temel nedeni üretim maliyetlerinin daha düşük olması ve hızlı üretim kapasiteleridir. Bu durum, sektörümüzün fiyat avantajını baskılamakta ve ihracatta baskı yaratmaktadır. Yüksek enflasyon, döviz kuru dalgalanmaları ve küresel talep daralması ihracatımızı olumsuz etkilemiştir. Bu durumu aşmak için katma değeri yüksek ürünlere yönelmek, teknik tekstiller, fonksiyonel ürünler, Ar-Ge ve inovasyon yatırımları ile tasarım odaklı üretime ağırlık vermekteyiz. Ayrıca dijitalleşme ve sürdürülebilirlik projeleriyle sektörü küresel rekabete hazırlıyoruz. Sektörümüzün rekabet gücünü korumak için üretimimizin Türkiye’de devam etmesi kritik önemdedir. Türkiye’nin hızlı üretim kabiliyeti ve güçlü lojistik avantajı, doğru politikalarla desteklendiğinde bizi küresel rekabetin üst sıralarına taşıyacaktır. Bu nedenle üretimi yurtdışına kaydırmak yerine, yerli üretimi güçlendirecek yatırımlar önceliğimizdir. 2026 yılı sektörümüz için bir “dönüşüm yılı” olmalıdır. Daha sürdürülebilir, yenilikçi ve katma değerli ürünlerle Türkiye’yi hazır giyim ve konfeksiyon alanında trend belirleyen bir ülke konumuna taşımaya kararlılıkla devam edeceğiz.

Ni̇lüfer Çevi̇kel-12

Nilüfer Çevikel

Nil-San Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı

Tüketici kredi faizleri düşürülmelidir

Nil-san Tekstil 2002 yılında iplik büküm ile tekstil sektörüne girdi. Geçen süre içerisinde önce fason çalışarak daha sonra kendine iş yapmaya başlayarak devam etti. Sonrasında jakar yatırımı yaparak ev tekstil sektöründe büyümeye devam etti ve bugünkü noktaya geldi. Hazır giyim, Türkiye'de istihdam ve ihracat açısından hala en önemli sektörlerden biri. Son yıllarda özellikle hazır giyiminin yurt dışına kayması ile büyük bir kayıp yaşasa da halen daha en güçlü ve gelecek vaat eden sektördür.

Bursa da maalesef tekstilde öncelikle giyim kısmı maliyetlerin artması, pazarın daralması ile büyük zarar yaşamış, kentimizde üretim yapan firmaların bir kısmı kapanmış bir kısmı ise Mısır gibi üretim maliyetlerinin çok daha düşük olduğu ülkelere gitmiştir. Kalanlar ise farklı ve inovatif işler yapmaya çalışarak bu zorlu dönemi atlatmaya çalışmaktadır. Kabul edilmesi gerekir ki artık sıradan ve düz ürünlerle son tüketiciye ulaşmadan kumaş üretimi yaparak pazarda rekabet etmek mümkün değildir. Artan maliyetler elbette en büyük sorundur lakin bu noktada en büyük sorun kiminle rekabet etmeye çalıştığınızdır. Eğer 3’üncü dünya ülkeleri ile büyük markalara üretim yapan firmalarla rekabet etmeye kalkılır ise bu işin içinden çıkmak mümkün değildir. Daha pahalı markalara ürün tedarik edebilecek noktaya gelmeye çabalamak ve marka çalışmalarına ağırlık vermek en önemli strateji olacaktır. ABD pazarı da bizler için çok büyük avantajdır. Orada da Türkiye her ne kadar son yıllarda bu bölgeye ihracatını arttırsa da karşı taraf açısından bakıldığında yok denecek kadar azdır.

Çözüm kesinlikle yeni ekipman ve makina alımı için kredilerin açılması ve ölçek ekonomisine göre çalışmak değildir. AR-GE, karbon ayak izi ve inovatif çalışmalara ağırlık vermek burada en doğru seçenektir. Kredi açılması elbette gereklidir ancak destek verilecekse yatırımlarını bu yönde yapanlara ve marka olmaya çalışanlara Eximbank, hibe ve düşük kredi faizi avantajları kullandırılmalı, rotatif ve tüketici kredi faizleri düşürülmelidir.

Şenol Şankaya-2

Şenol Şankaya

Yeşim Grup CEO’su

Yeşim Grup, tekstil ve hazır giyim sektöründe dünyanın önde gelen markalarına üretim yapan, entegre yapısıyla dünyaca ünlü markaların stratejik bir üretim ortağı. Bursa’daki merkez tesisimiz Almaxtex Tekstil, iplikten nihai ürüne uzanan üretim zincirini tek çatı altında yönetebilen altyapısıyla sektördeki sayılı entegre yapılardan biri. 326 bin metrekarelik üretim alanımızda örme, boya, baskı, konfeksiyon ve ev tekstili üretimini yüksek kapasite ve kalite standartlarıyla gerçekleştiriyoruz. Türkiye’deki operasyonlarımız yaklaşık 7 bin kişilik istihdam, 510 milyon dolar ciro ve 490 milyon dolar ihracat performansıyla güçlü bir ekonomik değer üretiyor. Uluslararası ölçekte ise üretim ağımızı Mısır ve Moldova’daki tesislerimizle destekliyoruz. Mısır’daki Jade Tekstil operasyonumuz, yıllar içinde bölgenin en önemli üretim merkezlerinden biri haline gelmiş durumda. Moldova’daki yapılanmamız ise Avrupa’ya yakın üretim kabiliyeti açısından stratejik bir rol üstleniyor. Tüm bu yapıyı şekillendirirken sürdürülebilirlik, sosyal uygunluk ve insan odaklı yönetim anlayışını temel önceliklerimiz arasında görüyoruz.

Bursa, hazır giyim ve tekstilde teknik bilgi birikimi ve entegre sanayi altyapısıyla Türkiye’nin en yetkin bölgelerinden biri konumunda. Elyaftan konfeksiyona kadar uzanan üretim çeşitliliği, şehri yüksek katma değerli üretim açısından ayrıcalıklı kılıyor. Sektör, istihdam kapasitesi ve ihracat odaklı yapısıyla hem bölgesel hem ulusal ekonomiye önemli katkı sağlıyor. Bunun yanında sürdürülebilir üretim uygulamaları, dijitalleşme yatırımları ve teknik tekstil alanındaki gelişmeler, Bursa’yı dönüşüm sürecinin de önemli merkezlerinden biri haline getiriyor.

Son dönemde sektörün en belirgin baskı unsuru artan maliyetler oldu. Enerji, işçilik ve hammadde fiyatlarındaki yükseliş doğrudan üretim maliyetlerini etkilerken döviz kurunun aynı hızda artmaması ihracatçı firmaların rekabet gücünü zorladı. Bunun yanında küresel talepteki yavaşlama, özellikle Avrupa pazarındaki daralma ve sipariş dalgalanmaları üretim planlamasında belirsizlik yaratıyor. Finansman koşullarının sıkılaşması ve jeopolitik riskler de sektörün hareket alanını daraltan diğer önemli faktörler arasında yer alıyor. Tüm bunlara ek olarak küresel ticaret politikalarında artan korumacı eğilimler ve ithalata getirilen ek vergiler yeni bir maliyet baskısı oluşturuyor. Bu tür uygulamalar üretimi geri getirmekten ziyade tedarik zincirinin farklı halkalarına ilave yük olarak yansıyor. Bu süreçte verimlilik odaklı çalışan, ürün gamını daha katma değerli alanlara kaydıran ve operasyonel esnekliğini artıran firmalar görece daha dayanıklı bir performans sergileyebildi.

Hazır giyim sektörü, Türkiye’nin ihracat performansına önemli katkı sağlayan alanlardan biri. Bu gücün korunabilmesi için ihracatçının artan maliyet baskısını hafifletecek ve rekabet gücünü destekleyecek politikalar büyük önem taşıyor. Kur dengesinin, rekabetçiliği gözeten bir çerçevede yönetilmesi, enerji maliyetlerinin sanayi açısından daha öngörülebilir seviyelere çekilmesi ve Eximbank desteklerinin kapsamının genişletilmesi bu açıdan kritik adımlar arasında yer alıyor. Bununla birlikte çevresel düzenlemelere uyum sürecinde yapılacak yatırımların teşvik edilmesinin, firmaların dönüşüm süreçlerini hızlandıracağını ve Türkiye’nin küresel pazarlardaki konumunu güçlendireceğini düşünüyorum. Küresel ölçekte artan ticaret bariyerleri de göz önünde bulundurulduğunda, sektörün düşük marjlı yapısı nedeniyle ek maliyetlerin üretici tarafından sınırsız şekilde karşılanması mümkün görünmüyor. Bu nedenle daha dengeli, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir ticaret ortamı sektörün geleceği açısından belirleyici olacaktır.

Düşük maliyetli üretim avantajına sahip ülkeler son yıllarda küresel tedarik zincirinde daha fazla pay almaya başladı. Güney Asya ve Uzak Doğu’daki bazı üretim merkezleri ölçek, iş gücü maliyeti ve devlet destekleri sayesinde büyüme kaydetti. Öte yandan Mısır gibi ülkeler de belirli pazarlara sağladıkları ticari avantajlar ve yatırım teşvikleriyle öne çıkıyor. Türkiye ise hız, kalite standardı, esnek üretim kabiliyeti ve Avrupa’ya yakınlık gibi güçlü yönleriyle farklı bir konumda yer almayı sürdürüyor.

Küresel talepteki daralma doğal olarak sipariş hacimlerine yansıdı. Ancak farklı coğrafyalara yayılmış üretim yapımız ve müşteri portföyümüz sayesinde bu dönemi daha dengeli yönetebildik. Bazı Avrupa pazarlarında yavaşlama görülürken ABD tarafında daha olumlu bir tablo oluştu. Bu süreçte operasyonel verimliliğe, otomasyona ve dijitalleşmeye yaptığımız yatırımlar maliyet yapımızı dengelememize yardımcı oldu. Aynı zamanda ürün portföyümüzde daha teknik ve katma değerli alanlara yönelerek rekabet gücümüzü artırdık.

Günümüzde lojistik avantaj, enerji maliyeti, pazara yakınlık, teslimat süresi ve ticaret anlaşmaları gibi unsurlar en az işçilik maliyeti kadar belirleyici hale geldi. Bu nedenle firmaların farklı coğrafyalarda dengeli bir üretim yapısı kurmasını doğal bir stratejik yaklaşım olarak değerlendiriyoruz. Biz de yurt dışındaki yatırımlarımızı bu bakış açısıyla ele alıyoruz. Türkiye’deki güçlü üretim altyapımızı korurken farklı pazarlara erişimi kolaylaştıran bölgelerdeki kapasitemizi artırıyoruz. Bu yaklaşımı üretimi taşımaktan ziyade küresel ölçekte daha esnek ve dayanıklı bir yapı kurmak olarak görüyoruz. Bu doğrultuda, ABD ile Serbest Ticaret Anlaşması kapsamında sağlanan ticari avantajların da etkisiyle 2018 yılından bu yana Mısır’daki üretim yapılanmamızı stratejik bir tamamlayıcı unsur olarak konumlandırıyoruz ve bu yolda, küresel müşterilerimize rekabetçi, hızlı ve sürdürülebilir çözümler sunan entegre üretim ağımızla ilerliyoruz.

Artık hazır giyim sektörü sürdürülebilirlik performansı, dijital yetkinlikler ve sosyal sorumluluk yaklaşımıyla değerlendiriliyor. Biz de Yeşim Grup olarak üretimin ötesinde değer yaratan bir anlayışı benimsiyoruz. Faaliyet gösterdiğimiz her yerde istihdam sağlamayı, kadınların iş gücüne katılımını desteklemeyi ve çevresel etkimizi azaltmayı uzun vadeli bir sorumluluk olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde de yenilikçi, sorumlu ve güçlü bir üretim modeliyle yolumuza devam edeceğiz.

Cem Ünal

Cem Ünal

Ünallar Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı

Bursa hazır giyim sektörü bitme noktasına gelmiş durumda

1950’li yıllardan beri ipek kökenli tekstil üretimi yapan bir aile firmasıyız. Bursa hazır giyim sektörü, 20 yıl öncesine göre bitme noktasına gelmiş durumda. İlk darbeyi KDV’nin düşürülmesi ile aldı; çünkü Bursa bir ihracat merkeziydi. İkinci darbeyi de hatalı ekonomik politikalar sonucu oluşan aşırı maliyetler aldı. Bunların başında enerji, personel ve SGK maliyetleri gelmektedir. Bizim rakibimiz olan ülkelerden 5 ila 10 kat pahalı personel giderimiz mevcut. Personelimizde eski yıllarını arar pozisyonda. Ülkemizde bu olumsuzluklar olduğu sürece, firma veya bölge bazında yapılacak çok fazla seçenek yok. Tekstil, önemli anlamda, tekrar toparlanmayacak şekilde kan kaybediyor. İşler düzeldiğinde ne sanayi ne istihdam ortada olmayabilir. Firmalar ya kapanıyor ya da üretimi Kuzey Afrika’ya taşıyor. Çalışma arzusunda olanlar, 40 senelik birikimlerini kullanarak fedakârlık ediyorlar. Yurt dışında üretim büyük bir macera; sadece çok büyüklerin şansı var. KOBİ’lerin oralarda yaşaması çok olası değil. Ama sektörün o değerli insanları gitti ve geri gelmeyecekler de. Keyifli olmayan, sıkıntılarla dolu; çalışma barışının bozulduğu, piyasada her türlü çaresizlikle mücadele edilen; ticarette güven ortamının tamamen ortadan kalktığı bir ülke olduk. Enteresan olan, bizden düzenli olarak aidat alan, bizi savunmak ve korumak için seçtiğimiz STK başkanlarımız ve yönetimlerimiz hiçbir eylemde bulunmadıkları gibi, yurt dışına gidişi kolaylaştıran sempozyumlar düzenliyorlar. Bu da bizi korkutuyor.

Arzu Işık-1

Arzu Işık

Işıksoy Tekstil Yönetim Kurulu Üyesi

Yatırımlar diğer ülkelere kaydı

Temelleri 1954 yılında atılmış olan Işıksoy Tekstil A.Ş. Ham Kumaş İmalatı olarak başladığı üretim serüvenine tam entegre bir tesis olarak yaklaşık 200 bin m2 kapalı alanda Bursa DOSAB ve Şanlıurfa viskon iplik üretim tesisleri ile devam etmektedir. Dokuma kumaş, filament ve viskon iplik üretimi, kumaş boya baskı, apre alanlarında faaliyet gösteren şirket aynı zamanda AR-GE merkezidir. Turqualıty programında yer almaktadır. Tekstil ve Hazır giyim her ne kadar katma değer açısından diğer bazı sektörlere nazaran ikinci plana atılıyor gibi görünse de ülke ekonomisine hem yurtiçi hem de yurtdışı ihracat geliri anlamında katkısı her dönem artarak devam etmektedir. Çalışan istihdam sayısında son yıllarda üretim de yaşanan kapasite düşüşüne bağlı olarak önemli kayıplar yaşanmasına rağmen başta kadın çalışan sayısının en fazla olduğu sektörler içinde ağırlığını korumaktadır.

Başlıca sorunlar; Yüksek işçilik ve enerji maliyetleri, düşük kur, vergi yükü, uygun maliyetli kredilere ulaşma zorluğu. Çözüm için uygun maliyetli uzun vadeli krediye ulaşma konusunda destek, istihdam tarafında yapılan destekler olmakla birlikte bunların çeşitliliğinin artırılması gibi konular yer almaktadır. Ara mal İthalatı vergileri ile ilgili yasal düzenlemeler ile hammadde maliyetlerinin daha kontrol edilebilir hale getirilmesi önemlidir.

Başta yüksek işçilik ve enerji maliyetleri olmak üzere üretici tarafına verilen ülke teşvikleri nedeni ile Mısır, Fas, Pakistan, Bangladeş. vb. ülkelere yatırımlar kaymaya başladı

Yurtiçinde yüksek enflasyon ile mücadele sonucunda kurlarda yaşanan baskı ve ihracat tarafında rekabet zorlaştı hammadde ve işçi maliyetleri önemli olmakla birlikte Avrupa ve Diğer kıta ülkelerinde de genel bir talep daralması yasandı özelikle Rusya -Ukrayna savaşı bu bölgede taleplerin daralmasına neden oldu fakat firma olarak gerek yurt içinde gerekse yurtdışında müşterilerimizi daha yakından tanıma ve dinleme fırsatı bulduk istedikleri ürünleri en uygun maliyetle daha kaliteli olarak sunabilmek adına ARGE tarafında çalışmalarımızı artırdık ve üretim verimliliği üzerine ciddi yatırımlar yapmaya devam ederek katma değeri yüksek farklı ürünler sunmaya gayret gösterdik.

Firmalar açısından son yıllarda özellikle Mısır, Fas, Bangladeş vb. ülkelere yatırım fikri kısa vadede çok mantıklı ve karlı görünüyor olabilir ama açıkçası orta ve uzun vadede bu ülkelerde yaşanacak olası ekonomik, politik riskler ve hukuksal problemler nedeni ile bu tür yatırımlara kısa dönemde çok sıcak bakamıyoruz bizim firma olarak böyle bir planlamamız yok.

Yavuz Özdemir Akrida Tekstil-5

Yavuz Özdemir

Akrida Tekstil Genel Müdürü

Sektörün ayakta kalabilmesi için yapısal destekler gereklidir

Akrida Tekstil, Bursa merkezli olarak iş kıyafetleri kumaşları, outdoor kumaşları ve teknik tekstil alanlarına yönelik kumaş üretimi gerçekleştirmektedir. Yurt içi ve yurt dışı pazarlarda üreticileri ve marka tedarik zincirleriyle uzun vadeli iş birlikleri yürütmekteyiz. Sahada en güçlü olduğumuz alanlar; performans kumaşları, dayanım odaklı dokuma gruplar, teknik finisajlar (su iticilik, leke iticilik, alev geciktiricilik, antistatik vb.), müşteri ihtiyacına özel ürün geliştirme ve kurumsal iş giyiminde sürdürülebilirlik beklentilerini karşılayan ürün geliştirme süreçleri.

Stratejimiz; fiyat odaklı rekabetten ziyade kalite, teknik yeterlilik, sürdürülebilirlik ve operasyonel güvenilirlik üzerine kuruludur. Bugün sektörde kalıcı olmanın yolu, müşteriye sadece ürün değil, çözüm ve süreklilik sunmaktan geçmektedir.

Bursa, tekstil ve hazır giyim alanında Türkiye’nin en güçlü üretim merkezlerinden biridir. Sahip olduğu sanayi kültürü, nitelikli iş gücü, yan sanayi ağı ve ihracat tecrübesiyle sektör açısından stratejik bir konumdadır.

Hazır giyim ve tekstil; Bursa ekonomisine sadece ihracat geliri değil, aynı zamanda yüksek istihdam, katma değerli üretim ve sanayi sürekliliği sağlamaktadır. Özellikle teknik tekstil ve iş giyimi gibi alanlarda Bursa firmalarının uzmanlaşması, şehrin rekabet gücünü önümüzdeki dönemde de koruyacağını göstermektedir.

Bugün sektörün karşı karşıya olduğu sorunlar yapısal niteliktedir:

Maliyet baskısı ve finansman zorlukları: İşçilik, enerji, finansman ve hammadde maliyetleri hızla artarken, satış fiyatlarının aynı oranda yükseltilememesi kârlılığı ciddi biçimde zorlamaktadır.

Talep daralması ve sipariş yapısındaki değişim: Küresel pazarlarda tüketim zayıflamış, siparişler daha küçük partili ve kısa vadeli hale gelmiştir.

İstihdam ve nitelikli iş gücü sorunu: Sektörde istihdamın korunması giderek zorlaşmakta, deneyimli iş gücünü elde tutmak ciddi bir maliyet unsuru haline gelmektedir.

Sürdürülebilirlik ve regülasyon baskısı: Yeşil dönüşüm, karbon ayak izi ve izlenebilirlik gibi konular artık bir tercih değil, zorunluluktur ve ciddi yatırım gerektirmektedir.

Sektörün ayakta kalabilmesi için geçici değil, yapısal ve hedefli desteklere ihtiyaç vardır:

· Uygun maliyetli finansman ve kredi mekanizmaları ile işletme sermayesi baskısının azaltılması

· Eximbank desteklerinin ve ihracat alacak sigortalarının daha erişilebilir hale getirilmesi

· İstihdamı koruyucu teşviklerin özellikle nitelikli iş gücü odağında sürdürülmesi

· Yeşil dönüşüm yatırımlarının hibe ve uzun vadeli krediyle desteklenmesi

· Katma değerli üretimi artıracak Ar-Ge ve teknik tekstil teşviklerinin güçlendirilmesi

Bu adımlar, sektörün yalnızca bugünü değil, önümüzdeki on yılı açısından da kritik önemdedir.

Küresel ölçekte Bangladeş, Vietnam ve bazı Güney Asya ülkeleri, düşük işçilik maliyetleri sayesinde özellikle fiyat odaklı ürünlerde pazar paylarını artırmaktadır. Bu ülkelerin avantajı büyük ölçüde maliyet temellidir. Türkiye’nin güçlü olduğu alanlar ise hızlı teslimat, kalite, esnek üretim ve teknik yeterliliktir. Özellikle orta ve yüksek katma değerli ürün gruplarında Türkiye’nin rekabet avantajı devam etmektedir.

Ancak şunu da net görmek gerekir: “Sadece düşük maliyet” her zaman kalıcı bir üstünlük sağlamıyor. Hız, kalite, esneklik, uyum (sürdürülebilirlik/izlenebilirlik) ve yakın coğrafya avantajı; Türkiye’nin halen güçlü kaldığı alanlar.

Küresel ve yerel ekonomik dalgalanmalar, sipariş hacimlerinde daralma ve fiyat baskısı olarak firmamıza da yansımıştır. Bu süreci yönetmek adına:

· Ürün portföyümüzü katma değeri yüksek teknik ve fonksiyonel kumaşlara yönlendirdik

· Maliyet ve verimlilik odaklı süreç iyileştirmeleri gerçekleştirdik

· Yeni pazar ve müşteri arayışlarıyla pazar çeşitlendirmesine ağırlık verdik

· Hızlı karar alma ve esnek üretim kabiliyetini ön plana çıkardık

Üretimin yurt dışına kaydırılması, bazı firmalar için kısa vadeli maliyet avantajı sağlayabilir. Ancak bunun kalıcı bir çözüm olmadığı kanaatindeyiz.

Bizim yaklaşımımız; ana üretim kabiliyetinin ve know-how’ın Türkiye’de korunması, gerekiyorsa belirli ürün gruplarında stratejik iş birlikleriyle esnekliğin artırılması yönündedir. Kalite, teslimat güvenilirliği ve marka itibarı bizim için önceliklidir.

Hazır giyim ve tekstil sektöründe sürdürülebilir başarı; verimlilik, katma değer, finansal disiplin ve dönüşüm iradesi ile mümkündür.

Bursa, bu dönüşümü gerçekleştirebilecek güçlü bir sanayi altyapısına sahiptir. Doğru politikalar ve firmaların stratejik adımlarıyla, mevcut zorlukların uzun vadede sektörü daha sağlam bir yapıya taşıyacağına inanıyorum.