Türkiye’de e-ticaret ve dijital ticaret sektörü, KOBİ’lerin küresel pazarlara erişimini kolaylaştıran ve ekonomik büyümeyi destekleyen kritik bir alan haline geldi. Ticaret Bakanlığı öncülüğünde geliştirilen politikalar, sektörde güven, şeffaflık ve sürdürülebilir rekabeti öne çıkaracak şekilde şekilleniyor. E-ticaretin yaygınlaşmasıyla birlikte lojistik, dijital altyapı ve ödeme sistemlerinde yapılan yatırımlar, Türkiye’nin üretim gücü ve coğrafi avantajını küresel pazarlara taşıma potansiyelini artırıyor.

Bursa’da dijital ticaret vizyonu şekilleniyor

Üretim ve ihracat gücüyle öne çıkan Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), şehir bazlı dijital ticaret kapasitesini artırmaya yönelik projeleriyle dikkat çekiyor. Oda bünyesinde oluşturulan e-ticaret konseyleri ve meslek komiteleri, kamu–özel sektör ortak aklının sahadaki uygulama alanı olarak konumlanıyor. Bursa’da özellikle tekstil, otomotiv yan sanayi, makine ve mobilya gibi sektörlerde faaliyet gösteren üreticilerin dijital kanallarla global pazarlara açılması hedefleniyor. Şehirde planlanan lojistik merkez yatırımları ve fulfillment altyapıları da e-ihracat performansını destekleyen stratejik adımlar arasında yer alıyor.

e-Ticaretin ekonomiye katkısı dikkat çekiyor

Türkiye’de e-ticaret yapan işletme sayısı 600 bini aşarken, KOBİ’lerin önemli bir kısmı dijital ticaretle temas kurmuş durumda. Bu süreç, yalnızca satış hacmini artırmakla kalmıyor; yeni istihdam alanları yaratıyor, yazılım ve lojistik sektörlerini besliyor, ihracat tabanını genişletiyor. E-ihracat hacmi 2024 itibarıyla 6,5 milyar dolara ulaşmış ve kısa sürede firma sayısında ciddi bir artış görülmüş durumda. Sektörün önündeki temel zorluklar ise dijital yetkinlik eksikliği, lojistik maliyetler ve operasyonel entegrasyon gereksinimleri olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, sürdürülebilir başarı için yalnızca web sitesi açmanın yeterli olmadığını; veri yönetimi, operasyonel süreçler ve müşteri deneyiminin birlikte planlanmasının kritik olduğunu vurguluyor. Önümüzdeki dönemde, dijitalleşme hibeleri, pazaryeri destekleri, eğitim programları ve performans odaklı teşviklerle KOBİ’lerin dijital ticarette daha etkin hale getirilmesi hedefleniyor. Bu gelişmeler, Türkiye’nin ve özellikle Bursa’nın e-ticaret ve e-ihracat alanında daha güçlü bir konuma ulaşmasına katkı sağlayacak.

İlker Özgüven

İlker Özgüven

BTSO E-ticaret ve Dijitalleşme Konsey Başkanı

70.Meslek Komitesi ( E-ticaret ) Meclis Üyesi

Türkiye’de e-ticaret ve dijital ticaret politikaları artık yalnızca büyümeyi destekleyen değil; güven, şeffaflık ve sürdürülebilir rekabeti tesis etmeyi hedefleyen bir yapıya doğru evriliyor. Bu dönüşümün merkezinde regülasyonların yeni ekonomi dinamiklerine uyumu ve destek mekanizmalarının daha etkin kullanımı yer alıyor.

Ticaret Bakanlığı’nın yürüttüğü çalışmalar bu noktada belirleyici. E-ticaret ve e-ihracat odaklı yapılanmalar hem hukuki çerçevenin güçlendirilmesi hem de firmaların dijital ticarete adaptasyonu açısından önemli bir rol üstleniyor. E-ticaret yasası da bu dönüşümün temel taşlarından biri olarak; online ticaretin güvenli, şeffaf ve düzenli işlemesini sağlarken tüketici haklarını koruyan güçlü bir zemin oluşturuyor.

Kamu politikalarının sahayla buluştuğu bir diğer önemli alan ise kurumlar arası iş birliği. TOBB E-Ticaret Meclisi ile yerelde oluşturulan yapılar ve sivil toplum kuruluşları sayesinde sektörün ihtiyaçları doğrudan politika süreçlerine taşınabiliyor. Bursa özelinde bu dönüşüm güçlü bir kurumsal vizyonla ilerliyor. BTSO Başkanımız İbrahim Burkay’ın ortaya koyduğu yaklaşım; üretim gücünü dijital ticaretle buluşturan, şehir bazlı ekosistemleri güçlendiren ve Bursa’yı yeni nesil ticaretin merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefleyen bir vizyon üzerine kurulu.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odamız bünyesinde kurulan E-Ticaret Konseyi ve E-Ticaret Meslek Komiteleri de kamu–özel sektör ortak aklının sahadaki en somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Temel öncelikler üç başlıkta netleşiyor:

  • E-ihracatın stratejik bir büyüme alanı olarak güçlendirilmesi
  • KOBİ’lerin dijital ticaret ekosistemine etkin katılımının sağlanması
  • Lojistik, ödeme sistemleri ve veri altyapısının yeni ekonomiye uygun şekilde geliştirilmesi

E-ticaret artık bir satış kanalı değil, değişen dünyada ticaretin yeni omurgasıdır. Bu nedenle kamu politikalarının odağında yalnızca destek vermek değil; doğru ekosistemi kurmak ve sürdürülebilir bir dijital ticaret kültürü oluşturmak var.

E-ticaretin gelişimini desteklemek için yürüttüğümüz çalışmaların odağında; firmaların dijital kanallara sadece giriş yapması değil, sürdürülebilir şekilde satış üretebilen yapılara dönüşmesi yer alıyor. Çünkü bugün en büyük ihtiyaç teknolojiye erişim değil, doğru model ve doğru operasyon.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası bünyesinde E-Ticaret Konseyimiz ve Meslek Komitemiz ile birlikte sahaya dokunan çalışmalar yürütüyoruz. Eğitim programları, sektör buluşmaları ve toplantılarla Bursa’daki iş dünyasını dijital ticaret odağında bir araya getiriyoruz.

Özellikle “Tarihi Çarşılar Dijital Dönüşüm” projesi, e-ticaretin yalnızca büyük firmalar için değil; esnaf ve geleneksel ticaret yapıları için de erişilebilir olduğunu göstermesi açısından önemli bir model oluşturuyor.

Odamız bünyesinde Bursa için yürütülen çalışmaların temel başlıkları şu şekilde ilerliyor:

  • KOBİ’lere yönelik eğitim ve mentorluk programları
  • Pazaryeri ve dijital pazarlama uygulamaları
  • Üniversite–sanayi iş birlikleri
  • e-ihracat ve lojistik farkındalık çalışmaları
  • Yerli teknoloji kullanımını teşvik eden modeller üzerinden ilerliyor.

Sahada gördüğümüz en kritik konu; firmaların e-ticarete “site açmak” ya da “pazaryerine girmek” olarak bakması. Oysa sürdürülebilir başarı için operasyon, lojistik, veri ve müşteri yönetiminin birlikte ele alınması gerekiyor. Bu nedenle çalışmalarımız yalnızca bilgilendirme değil, firmaları satış üreten yapıya taşıyan uygulamalı süreçler üzerine kurulu.

Önümüzdeki dönemde önceliğimiz; şehir bazlı dijital ticaret kapasitesini artırmak, e-ihracat odaklı operasyon modellerini yaygınlaştırmak ve KOBİ’lerin global pazarlara erişimini kolaylaştıracak iş birliklerini büyütmek olacak.

E-ticaretin gelişimi tek başına teknoloji yatırımıyla değil; kamu, özel sektör ve akademinin ortak hareket ettiği bir ekosistemle mümkün. Bu ekosistemi güçlendirmek, bugün yürüttüğümüz çalışmaların en temel amacını oluşturuyor.

E-ticaret bugün Türkiye ekonomisinin büyüme dinamiklerinden biri haline gelmiş durumda. Dijital ticaret; üretim, istihdam ve ihracat üzerinde doğrudan etki yaratıyor.

Ticaret Bakanlığı verilerine göre e-ticaret yapan işletme sayısı 600 bini aşmış durumda. Türkiye’deki 3,8 milyon KOBİ dikkate alındığında her 6 KOBİ’den yaklaşık birinin e-ticaretle temas ettiği görülüyor.

Bu katkıyı üç başlıkta özetlemek mümkün:

Bu katkıyı üç temel başlıkta değerlendirmek mümkün:

KOBİ’lerin büyümesi ve rekabet gücü E-ticaret, küçük ve orta ölçekli işletmeler için pazara giriş bariyerlerini ciddi şekilde düşürdü. Yerel ölçekte faaliyet gösteren işletmeler artık ulusal ve uluslararası müşterilere ulaşabiliyor. Bu da ölçeklenebilir büyüme ve markalaşma açısından önemli bir fırsat yaratıyor.

İstihdam ve yeni ekonomik alanlar: Dijital ticaret; lojistikten yazılıma, dijital pazarlamadan veri yönetimine kadar birçok yeni iş alanı oluşturuyor. Özellikle gençler ve girişimciler için erişilebilir bir ekonomik model sunması, istihdam açısından önemli bir değer üretiyor.

İhracatın tabana yayılması: E-ticaret, ihracatı büyük firmaların tekelinden çıkarıp KOBİ’lerin erişebileceği bir alana dönüştürüyor. Fiziksel distribütör ağı kurmadan global pazarlara erişim mümkün hale geliyor. Bu da Türkiye’nin dış ticaret yapısını daha esnek ve yaygın bir modele taşımakta.

Türkiye açısından en kritik kazanım da tam olarak burada ortaya çıkıyor: Dijital ticaret, ekonomik büyümeyi belli merkezlerde yoğunlaştıran değil, ülke geneline yayan bir kaldıraç görevi görüyor.Formun Üstü

Sahada iki ana sorun öne çıkıyor: dijital yetkinlik eksikliği ve lojistik maliyetleri. E-ticarette birçok başlık konuşulsa da sahada iki temel sorun öne çıkıyor: dijital yetkinlik eksikliği ve lojistik maliyetleri. Sektörün büyüme hızını ve sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyen ana alanlar bugün bunlar.

Dijital yetkinlik ve iş modeli eksikliği: Türkiye’de firmaların önemli bir bölümü e-ticarete teknik olarak girmiş durumda; ancak sürdürülebilir satış üretebilen yapı sayısı hâlâ sınırlı. Çünkü e-ticaret çoğu zaman “site açmak” ya da “pazaryerine girmek” olarak görülüyor. Oysa veri yönetimi, dijital pazarlama, fiyatlandırma, müşteri deneyimi ve operasyon birlikte kurgulanmadığında kalıcı başarı mümkün olmuyor. Bu nedenle en kritik ihtiyaç teknoloji değil, doğru model ve doğru bilgi.

Lojistik ve fulfillment kapasitesi: E-ticarette rekabet artık ürünle değil, teslimat hızı ve operasyon kalitesiyle kazanılıyor. Depolama, iade yönetimi, son kilometre teslimat ve sınır ötesi lojistik maliyetleri özellikle KOBİ’ler için önemli bir bariyer oluşturuyor. Türkiye’de lojistik maliyetlerinin yüksek seyretmesi, firmaların fiyat rekabetini ve ölçeklenmesini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle şehir bazlı lojistik merkezleri ve e-ihracat odaklı fulfillment yapıları stratejik önem taşıyor.

Bunların yanında mevzuat uyumu, ödeme sistemleri, kayıt dışılık ve veri güvenliği gibi başlıklarda da çalışmalar sürüyor. Ancak sektörün gerçek hızını belirleyecek olan; firmaların dijital yetkinliğinin artması ve lojistik altyapının daha verimli, erişilebilir ve ölçeklenebilir hale gelmesi olacak.

KOBİ’lerin e-ticarete entegrasyonu artık sadece teşvik başlığı değil, doğrudan rekabet gücü meselesi olarak ele almak lazım. Bu nedenle planlanan ve yürütülen destek mekanizmaları; firmaların sisteme girmesini değil, satış üreten ve sürdürülebilir büyüyen yapılara dönüşmesini hedeflemeli.

Bu kapsamda Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülen e-ticaret ve e-ihracat destekleri, finansal katkının ötesine geçerek eğitim, danışmanlık ve operasyonel kapasite geliştirme alanlarını da kapsayacak şekilde genişliyor. Amaç; KOBİ’leri dijital pazarlara hazırlayan bütüncül bir dönüşüm modeli oluşturmak.

Teşvik ve destek mekanizmaları bugün zaten mevcut ve aktif biçimde uygulanıyor. Ancak bu destekler sabit değil; piyasa şartlarına, sektör ihtiyaçlarına ve hedef ülkelere göre sürekli güncelleniyor. Bu esneklik, e-ticaret ve e-ihracat gibi hızlı değişen alanlar için kritik bir avantaj sağlıyor.

Firmaların bu destekleri değerlendirirken yalnızca mali bir yardım olarak görmemesi gerekiyor. Asıl değer, yapılan yatırımların etkisini büyüten bir kaldıraç işlevi görmelerinde yatıyor.

Destekler, tek başına bir finansman kaynağı değil; doğru kullanıldığında firmaların büyüme hızını artıran bir çarpan etkisi oluşturur.

Bu nedenle söz konusu mekanizmalara erişim kadar, bu desteklerin hangi aşamada, hangi pazar hedefiyle ve hangi iş modeliyle kullanılacağının doğru planlanması büyük önem taşıyor. Uzun vadeli bir stratejiyle ele alındığında teşvikler; firmaların dijital ticarette ölçeklenmesini hızlandıran ve e-ihracatta kalıcı başarı elde etmesini sağlayan önemli bir araç haline geliyor.

2024 itibarıyla e-ihracat 6,5 milyar dolara ulaştı ve toplam ihracat içindeki payı %2,7 oldu. Firma sayısı ise bir yılda %62 artarak 11 binin üzerine çıktı. Türkiye üretim gücü ve lojistik avantajıyla bu dönüşüm için güçlü bir zemine sahip. Ancak mesele sadece online satış değil; E-ihracatta ölçeklenme, ürünü göndermekle değil; o pazarda sürekli bir oyuncu olabildiğiniz gün başlar. Bu nedenle, e-ihracatı yalnızca “online satış” olarak değil; markalaşma, veri yönetimi ve doğrudan müşteri erişimi sağlayan stratejik bir model olarak görmek gerekli. Önümüzdeki dönemde hedef; bu hacmi büyütmenin ötesinde, Türkiye’den çıkan dijital markaların sayısını artırmak ve e-ihracatın toplam ihracat içindeki payını kalıcı biçimde yükseltmek olmalı. Bu tablo Türkiye için olduğu kadar Bursa için de büyük bir fırsat anlamına geliyor. Bursa; üretim gücü, sanayi altyapısı, ihracat kültürü ve girişimci yapısıyla e-ihracatın doğal merkezlerinden biri olabilecek şehirlerin başında geliyor. Tekstil, otomotiv yan sanayi, makine, mobilya ve teknik üretim kabiliyeti dijital kanallarla birleştiğinde Bursa’nın küresel pazarlara çok daha hızlı açılmasını mümkün kılıyor. Halihazırda Bursa e-ihracatta Türkiye’de ilk sıralarda ama Önümüzdeki dönemde e-ihracatın şehir bazlı gelişeceğini öngörüyoruz. Üretim merkezlerinin dijital ticaret altyapısı, lojistik kapasite ve eğitim programlarıyla desteklenmesi; Türkiye’nin toplam e-ihracat performansını doğrudan etkileyecek. Bursa’nın bu noktada güçlü bir ekosistem avantajı bulunuyor. Hedefimiz; Bursa’dan çıkan üreticilerin yalnızca tedarikçi değil, doğrudan global pazarlara satış yapan markalara dönüşmesi. Bu dönüşüm sağlandığında e-ihracat, şehir ekonomisine yeni bir büyüme alanı açacak ve KOBİ’lerin uluslararası rekabet gücünü ciddi şekilde artıracak. E-ihracat Türkiye için stratejik bir alan, Bursa için ise doğrudan bir sıçrama fırsatı. Doğru lojistik, doğru dijital model ve güçlü iş birlikleriyle Bursa’nın dijital ticarette öncü şehirlerden biri haline gelmesi mümkün.

E-ticaret son derece dinamik bir sektör; bu nedenle düzenleme ve teşvik mekanizmalarının da aynı esneklikte ve hızda güncellenmesi gerekiyor. Dünyada ve Türkiye’de yaşanan ekonomik ve siyasal gelişmeler ticaretin yönünü doğrudan etkiliyor. Bu yüzden kamu politikalarının da sabit değil, sahadan gelen verilerle sürekli güncellenen bir yapıda ilerlemesi büyük önem taşıyor. Bu noktada sektör olarak beklentilerimizi ve taleplerimizi ilgili kurumlarla düzenli olarak paylaşıyoruz. Amaç; firmaların önünü açan, e-ihracatı hızlandıran ve rekabet gücünü artıran bir ekosistemin güçlenmesine katkı sağlamak. Özellikle KOBİ’lerin dijital ticarete entegrasyonu, lojistik maliyetlerinin azaltılması ve operasyon altyapısının güçlendirilmesi öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Yeni dönemde teşviklerin daha hedefli, performans odaklı ve ihracatla entegre olması bekleniyor. Aynı şekilde düzenlemelerin de sektörü yavaşlatan değil; güveni artıran, haksız rekabeti önleyen ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen bir çerçevede ilerlemesi kritik. Lojistik altyapı yatırımları da bu sürecin önemli bir parçası. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası öncülüğünde hayata geçirilen TEKNOSAB Lojistik Merkezi gibi projeler, e-ticaret ve e-ihracat operasyonlarını destekleyecek stratejik adımlar arasında yer alıyor.

Ticari dijitalleşme artık bir tercih değil, doğrudan bir gereklilik. Üretim yapan, ticaret yapan ve ihracat hedefleyen her işletmenin dijital kanallarla, veriyle ve yeni nesil ticaret araçlarıyla entegre olması kaçınılmaz hale geldi. E-ticaret ve e-ihracat da bu dönüşümün en görünür alanlarından biri. Artık mesele yalnızca ürün satmak değil; veriyi okuyabilen, müşteriyi anlayabilen ve pazara doğru kanallarla ulaşabilen bir yapı kurabilmek. Yapay zekâ, veri analitiği ve dijital platformların etkisiyle ticaretin işleyişi hızla değişiyor. Bu yeni düzende rekabet; üretim kapasitesi kadar dijital kabiliyetle de belirleniyor. Türkiye üretim gücü, tedarik esnekliği ve girişimci yapısıyla bu dönüşüm için güçlü bir zemine sahip. Bursa gibi üretim şehirleri ise ticari dijitalleşmenin sahadaki en önemli uygulama merkezlerinden biri olma potansiyeli taşıyor. Artık mesele daha fazla üretmek değil; dijitalleşerek doğru pazarda, doğru modelle ve doğru konumlanmayla büyüyebilmek. Ticari dijitalleşmeyi doğru yöneten şirketler ve şehirler, yeni dönemin kazananları olacak.

Sedat Yamansucu

Sedat Yamansucu

Pirge Bıçak Ticaret ve Pazarlama Direktörü

Pirge olarak biz, 147 yıllık ustalığı modern üretim teknolojileriyle buluşturan, kesici aletler sektörünün köklü ve öncü markalarından biriyiz. Profesyonel mutfaklardan ev kullanıcılarına uzanan geniş ürün gamımız; keskinlik paslanmazlık ve tasarım mükemmelliğini bir arada sunuyor. Sektörümüzde yalnızca üretim yapan bir marka değil; kalite standartlarını yükselten, inovasyonla yön veren ve global ölçekte de ülkemizi temsil eden güçlü bir marka konumundayız.

Dijitalleşen dünyada markaların tüketiciyle kurduğu bağ, onlara ulaşma biçimi köklü şekilde değişti. Biz bu dönüşümü uzaktan izlemek yerine, aktif bir parçası olmayı tercih ettik. E-ticaret kararı bizim için sadece yeni bir satış kanalı açmak değil; tüketiciyle aramızdaki mesafeyi kaldırmak, markamızın hikâyesini doğrudan anlatmak ve deneyimi ilk elden sunmak anlamına geliyor. Bugün kullanıcılarımızın bize tek bir tıkla ulaşabilmesi, ürünlerimizi daha yakından tanıyabilmesi ve Pirge kalitesini doğrudan deneyimleyebilmesi bizim için stratejik bir adım olmanın ötesinde, markayla kurulan bağı güçlendiren önemli bir dönüşüm.

E-ticaret bize müşterimizle doğrudan temas kurma imkânı kazandırdı. Ürünü yalnızca satmak değil, deneyimini anlatmak, marka değerimizi birebir aktarmak ve tüketiciyle gerçek bir bağ kurmak mümkün hale geldi. Bu da hem marka sadakatini hem de uzun vadeli büyümeyi güçlendirdi. E-ticaret, büyüme stratejimizin en dinamik alanlarından biri. Dijital kanallara yaptığımız yatırımın karşılığını her yıl artan satış performansıyla alıyoruz. Özellikle Kurban Bayramı döneminde kurguladığımız 360° pazarlama iletişimi sayesinde güçlü bir ivme yakaladık ve hedeflerimizin üzerine çıktık. 2025 yılı itibarıyla e-ticaretin toplam satışlarımız içindeki payı %14’e ulaştı. Önümüzdeki dönemde bu oranı daha da yukarı taşımayı hedefliyoruz.

Dijital ekosistem yüksek rekabet ve hız gerektiriyor. Fiyat baskısı, müşteri beklentilerinin sürekli yükselmesi ve marka konumlandırmasını koruma ihtiyacı önemli sınavlarımız oldu. Lojistikten stok yönetimine, iade süreçlerinden hızlı teslimata kadar tüm operasyonel kaslarımızı bu dönemde ciddi şekilde geliştirdik. Bu zorluklar aynı zamanda bizi daha çevik ve güçlü bir yapıya taşıdı.

Hedefimiz, dijital kanallarda sadece satış hacmi büyüten bir marka olmak değil; deneyim tasarlayan ve kategorisine yön veren bir yapıya dönüşmek. Global pazarlarda daha güçlü bir konum elde etmek, yenilikçi ürün projelerine yatırım yapmak ve sürdürülebilir üretim yaklaşımımızı ölçeklendirmek temel hedeflerimiz arasında bulunuyor. Rakamlarla ifade etmek gerekirse; e-ticaretin toplam satışlarımız içindeki payının 2026’da %18’e, 2027’de ise %22’ye ulaşmasını bekliyoruz.

Bugün e-ticaret bir seçenek değil, iş yapış biçiminin merkezidir. Dijital kanallar hız, veri ve deneyim yönetimi gerektirir. Başarı yalnızca satış odaklı olmakla değil; güçlü bir marka kimliği, sağlam bir operasyon altyapısı ve uzun vadeli bir vizyonla mümkündür. Marka değerini stratejik biçimde büyüten firmalar öne çıkacaktır. Dijital dönüşümünü tamamlayan markalar ise yarının rekabetinde bir adım önde olacaktır.

Türkiye’de e-ticaretin sürdürülebilir biçimde büyüyebilmesi için öncelikle marka değerini koruyan sağlıklı bir dijital ekosistem oluşturulmalıdır. Kayıt dışı satışların önlenmesi, haksız rekabetin engellenmesi ve üreticiyi destekleyen politikaların artırılması kritik önem taşımaktadır. Bununla birlikte, yerli markaların global pazarlara açılımını kolaylaştıracak teşvik mekanizmalarının güçlendirilmesi, lojistik altyapının iyileştirilmesi ve dijital ihracat süreçlerinin sadeleştirilmesi de büyümenin önünü açacaktır. Biz e-ticareti yalnızca bir satış kanalı olarak değil, markayla müşterinin en şeffaf ve en doğrudan temas noktası olarak görüyoruz. Bu alanda güven inşa eden, deneyim tasarlayan ve değer üreten markalar; sadece bugünü değil, geleceğin pazar dinamiklerini de belirleyecektir.

Mustafa Sönmezay

Mustafa Sönmezay

Comio Dijital Pazarlama Kurucu Ortağı

Comio Dijital Pazarlama’nın temelleri, Şubat 2015’te ortağım İbrahim Eyil ile birlikte atıldı. Amacımız; farklı sektörlerden firmaların e-ticaret dönüşüm süreçlerini desteklemek ve dijital dünyada sürdürülebilir büyüme elde etmelerine katkı sağlamaktı. Temmuz 2017’de anonim şirket statüsüne geçerek kurumsal yapımızı güçlendirdik. Bugün 2026 yılı itibarıyla Comio Dijital Pazarlama; 10 farklı şehirde faaliyet gösteren, yıllık 100 milyon TL’nin üzerinde reklam bütçesi yöneten, yüze yakın markaya hizmet veren ve yaklaşık 12 yıllık deneyimiyle e-ticaret odaklı danışmanlık sunan güçlü bir yapı haline gelmiştir.

Kurumsal hayatta çalıştığımız dönemde dijital dünyanın hızla büyüdüğünü, online satışların arttığını ve dijital reklamcılığın giderek daha kritik hale geldiğini gözlemledik. Özellikle 2014–2015 dönemi, e-ticaretin dönüşüm sürecine girdiği önemli bir eşikti. Bu gelişmeleri öngörerek; firmalara şeffaf, ölçülebilir ve sürdürülebilir danışmanlık sunan bir yapı kurma fikri ortaya çıktı. Sektörde yanlış yönlendirmeler nedeniyle yaşanan olumsuz deneyimleri gözlemlemek, bizi doğru stratejiler ve performans odaklı süreç yönetimi sunmaya daha da motive etti. E-ticaret, farklı şehirlerde ve sektörlerde ticaretin dinamiklerini yakından analiz edebilme imkânı sundu. Türkiye genelinde 10 şehirde yürüttüğümüz projeler sayesinde yalnızca yerel değil, ulusal ölçekte ticari eğilimleri eş zamanlı takip edebiliyoruz. Giyimden ev tekstiline, gıdadan ayakkabıya kadar geniş sektör deneyimi; iş modellerini analiz etme, veri temelli içgörüler geliştirme ve markalar için daha güçlü stratejiler oluşturma avantajı sağladı. Aynı zamanda güçlü bir iş ağı oluşmasına katkı sundu.

E-ticaret danışmanlığı, Comio Dijital Pazarlama’nın ana uzmanlık alanıdır. Müşteri portföyümüzün yaklaşık %90’ını e-ticaret süreçlerini uçtan uca yönettiğimiz markalar oluşturmaktadır. Tekil hizmetlerden ziyade satış odaklı, performans temelli ve e-ticareti merkeze alan bir yaklaşım benimsiyoruz.

İlk yıllarda e-ticaretin yeterince önemsenmediği, geleneksel ticaretin güçlü olduğu sektörlerde çeşitli görüş ayrılıkları yaşandı. Ancak pandemi sonrası dönemde markaların dijital dönüşüme hız vermesiyle e-ticaret stratejik bir öncelik haline geldi. Bugün e-ticaret, ticaret dünyasının vazgeçilmez büyüme alanlarından biri olarak kabul edilmektedir.

Bugün yaklaşık 20–22 kişilik uzman bir ekip ile faaliyet gösteriyoruz. Önümüzdeki dönemde ekip yapımızı güçlendirerek daha fazla şehre ulaşmayı ve hizmet verdiğimiz marka sayısını artırmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda Bursa’da e-ticaret ekosistemini geliştirmek amacıyla etkinliklere destek vermeyi ve organizasyonlar gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Bu kapsamda kurucu ekip arasında yer aldığımız Bursa E-Ticaret Platformu (BETİP)’nin büyümesine katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Yıllık 100 milyon TL’nin üzerindeki reklam yönetim hacmimizi orta vadede 200 milyon TL seviyesine taşımayı ve marka sayımızı önümüzdeki yıl %25 artırmayı hedefliyoruz.

Türkiye’de bugün 600 binden fazla işletme aktif olarak e-ticaret yapmaktadır. Önümüzdeki 5–10 yıllık süreçte e-ticarete dahil olmayan firmaların ciddi rekabet kaybı yaşayacağı öngörülmektedir. E-ticaret artık ayrı bir alan değil, ticaretin doğal bir parçasıdır. Türkiye’de e-ticaret hacminin önümüzdeki beş yıl içinde iki katına çıkma potansiyeli bulunmaktadır. Bu nedenle firmaların dijital dönüşüm süreçlerine hızla adapte olması kritik önem taşımaktadır.

E-ticaret, ekonomiyi canlandıran ve yeni istihdam alanları yaratan güçlü bir sektördür. Özellikle ekonomik dalgalanma dönemlerinde birçok işletme online satış sayesinde hedef gelir seviyelerine ulaşabilmektedir. Sektörün gelişmesi için öncelikle lojistik maliyetlerinin desteklenmesi büyük önem taşımaktadır. Devlet destekleriyle güçlendirilecek lojistik altyapı, Türkiye’nin her bölgesindeki işletmelere rekabet avantajı sağlayacaktır. Ayrıca e-ticaret kapsamında oluşan istihdama yönelik teşviklerin artırılması, hem dijital dönüşümü hızlandıracak hem de ekonomik büyümeye katkı sağlayacaktır.

Aykut Seyrek

Aykut SEYREK

Teknolojik Grup Platform Başkanı

E-ticaret artık sadece bir satış kanalı değil, ekonomik kalkınmanın stratejik bir bileşenidir. Kamu politikaları; dijitalleşme, rekabetin korunması, tüketici haklarının güçlendirilmesi ve veri güvenliği ekseninde şekillenmektedir. Türkiye’de e-ticaret hacmi son yıllarda çift haneli büyüme oranları göstermektedir. Dijital ticaret, artık yalnızca alternatif bir satış kanalı değil; ekonomik büyümenin, kayıtlı ekonominin ve ihracat stratejisinin önemli bir bileşenidir.
Özellikle mevzuat tarafında öngörülebilirlik ve şeffaflık, yatırım iştahını doğrudan etkilemektedir. Bu sebeple; düzenleyici çerçeve sektörü yavaşlatan değil, sürdürülebilir büyümeyi destekleyen bir yapıda oluşturulmalıdır.

Temel öncelikler bu perspektiflerde olabilir:
• KOBİ’lerin dijital dönüşümünü hızlandırmak
• Rekabetin korunması ve piyasa dengesi
• Tüketici güveni ve veri güvenliği
• E-ihracatı artırmak
• Güvenli ve şeffaf bir dijital ticaret ortamı oluşturmak
• Yerli teknoloji altyapısını güçlendirmek “Dijital ticaret artık tercih değil, zorunluluktur.”
“Dijital ticaret, Türkiye’nin ekonomik güvenlik alanlarından biridir.”

Teknolojik Grup Platformu olarak veri temelli yaklaşımı esas alıyoruz. Sahadan topladığımız geri bildirimleri politika önerilerine dönüştürüyoruz.
Platform olarak;
• Eğitim ve farkındalık programları
• KOBİ’lere yönelik dijital dönüşüm rehberliği
• Sektörel istişare toplantıları
• Genç girişimcilere mentorluk destekleri
• Yerel üreticilerin dijital pazaryerlerine entegrasyonu
• Networking ortamları
gibi çalışmaları hem yürütüyor hem de diğer faaliyetlere, organizasyonlara ve etkinliklere destekler sağlıyoruz. Bu alanda oluşturulmuş stk ve platformlarla da dirsek temasındayız. Ayrıca kamu tarafında mevzuatın sadeleşmesi, uygulamada karşılaşılan sorunların raporlanması ve çözüm mekanizmalarının geliştirilmesi konusunda ihtiyaç halinde rol alıyoruz.

Sahada şunu görüyoruz: Bilgiye erişen işletme büyüyor. Bu nedenle en büyük önceliğimiz eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarıdır. Dijital altyapıya yatırım yapan işletmelerin ciro artışı, geleneksel satış yapanlara kıyasla anlamlı şekilde daha yüksektir. Bu nedenle yaklaşımımız net: Dijitalleşme maliyet değil, rekabet yatırımıdır.

E-ticaret;
• İstihdamı doğrudan ve dolaylı artırmaktadır (lojistik, yazılım, çağrı merkezleri, ödeme sistemleri)
• Kadın ve genç girişimcilerin pazara erişimini kolaylaştırmaktadır
• Anadolu’daki üreticiyi küresel pazara bağlıyor
• Bölgesel kalkınmayı desteklemektedir
• KOBİ’lerin ölçek ekonomisine ulaşmasını sağlamaktadır

Özellikle e-ihracat sayesinde coğrafi sınırlar ortadan kalkıyor. Bir KOBİ artık bulunduğu şehirle sınırlı değil, dünya ile rekabet edebiliyor. Anadolu’daki üreticilerin dijital kanallarla ulusal ve uluslararası pazarlara erişimi, ekonomik kapsayıcılık açısından stratejik öneme sahiptir. Bu alan, Türkiye’nin cari denge ve ihracat hedefleri açısından stratejik öneme sahiptir. E-ticaret artık yalnızca satış hacmi değil; kayıtlı ekonomi, vergi tabanı ve sürdürülebilir büyüme meselesidir.

Sektörde başlıca sorunlar:
• Mevzuatın uygulamada farklı yorumlanması
• Lojistik maliyetlerinin yüksekliği
• Ödeme sistemlerinde komisyon oranları
• Kayıt dışı faaliyetler
• Veri güvenliği ve siber riskler
Burada denge çok önemli:
Hem serbest piyasa dinamizmini korumalıyız hem de düzenleyici çerçeveyi güçlendirmeliyiz. Özellikle veri güvenliği konusu, sadece şirketlerin değil ulusal ekonomik güvenliğin de parçasıdır. Burada kamu-özel sektör koordinasyonu kritik önemdedir.
“Düzenleme büyümeyi engellememeli, güvenli büyümeyi mümkün kılmalıdır.”

Önümüzdeki süreçte:
• Dijitalleşme hibeleri
• E-ihracat eğitim programları
• E-ihracat teşvik paketlerinin genişletilmesi
• Vergisel teşvikler

• Lojistik destek mekanizmaları
• Ortak altyapı projeleri öncelikli başlıklar arasında olabilir.
KOBİ’lerin dijital dönüşümünde üç aşamalı model öneriyoruz:

1. Dijital okuryazarlık ve eğitim

2. Altyapı ve teknik destek

3. E-ihracat ve markalaşma teşviki
Özellikle mikro işletmelerin pazaryerine bağımlı kalmadan kendi markalarını güçlendirmesi için altyapı ve danışmanlık destekleri kritik olacaktır. Hedef, KOBİ’leri yalnızca pazaryerine entegre etmek değil; kendi markasıyla küresel oyuncu haline getirmektir olmalıdır.

Türkiye genç nüfusu, üretim kapasitesi ve coğrafi konumuyla büyük avantaja sahip. E-ihracatın toplam ihracat içindeki payını artırmak temel hedeflerden biri olmalıdır.
Öngördüğümüz stratejik hedefler:
• E-ihracatın toplam ihracat içindeki payını artırmak
• Katma değerli ürün oranını yükseltmek
• Dijital lojistik altyapıyı güçlendirmek
• Yerli markaların küresel görünürlüğünü artırmak
Özellikle KOBİ’lerin küresel pazaryerlerine entegrasyonu hızlandıkça ciddi sıçrama yaşanacaktır. Özellikle mikro ihracat modelleri ve sınır ötesi dijital pazaryerleri önemli kaldıraç noktalarıdır.

“Türkiye, dijital ticarette tüketen değil, yön veren ülke olmalıdır.”

Dijital ticaret dinamik bir ekosistemdir. Bu nedenle düzenlemelerin de esnek, veri temelli ve güncellenebilir olması gerekir.

Önümüzdeki dönemde:
• Tüketici güvenini artıran düzenlemeler
• Veri koruma ve siber güvenlik güçlendirmeleri
• E-ihracat teşvik mekanizmalarının genişletilmesi
• Piyasa şeffaflığının artırılması gibi başlıklar gündemde olacaktır.

Burada en kritik unsur: Öngörülebilirlik ve istikrardır. Yatırımcı için hukuki netlik, finansman kadar önemlidir.

E-ticaret artık bir sektör değil; bir ekonomik dönüşüm aracıdır. E-ticaret artık sadece teknoloji değil; ekonomi, istihdam ve sosyal dönüşüm meselesidir. Yerelde güçlü üretim, dijitalde güçlü marka anlayışıyla hareket edersek Türkiye bu alanda bölgesel merkez olabilir. Dijital ticarette tüketen değil, yön veren bir Türkiye. Dijitalleşmeyen ekonomi küçülür, dijitalleşen ekonomi büyür. Türkiye büyümeyi seçmelidir.

Ayrıca fırsat gelmişken başka bir konuya da temas etmek isterim. Türkiye’de network marketing / doğrudan satışlarla ilgili yeni yasal düzenleme 2025–2026 döneminde yürürlüğe girdi. En önemli yenilikler 8 Ağustos 2025 tarihli ve 32980 sayılı “Doğrudan Satışlar Hakkında Yönetmelik” ile yapıldı ve bazı temel hükümler 1 Ocak 2026 itibarıyla uygulanmaya başladı. Bu kapsamda şirketler için yeni sermaye ve banka şartı getirildi. Artık network marketing / doğrudan satış yapan şirketlerin:
En az 10 milyon TL ödenmiş sermayesi olması ve Türkiye’de yerleşik bankada en az 3 milyon
TL bloke/para bulundurması gerekecektir. Ülkeye Ne Kazandırır?

1. İstihdam etkisi (resmi olmasa da gelir alanı açar).

Network marketing:
• Ev hanımlarına
• Öğrencilere
• Ek gelir arayanlara
satış ve pazarlama deneyimi kazandırır. Bir nevi düşük bariyerli girişimcilik modeli. Bu “gerçek istihdam” değil, gelir fırsatıdır.
2. Yerli ürün satılıyorsa katkı sağlar.
Eğer sistem; Türkiye’de üretilen ürünleri satıyorsa ve kozmetik, gıda takviyesi, temizlik ürünü gibi yerli üretim varsa, o zaman; Üretim artar, Vergi gelirleri artar, Dağıtım ağı genişler ve de bu gerçek katkıdır.
3. Ama ithal ürün satıyorsa?

Eğer ürün; Yurt dışından geliyor, Döviz çıkışı yaratıyor, Katma değer Türkiye’de oluşmuyor ise, o zaman ülkeye katkısı sınırlı olur. Hatta bazen döviz kaybı yaratır.
Yerli ürün + sıkı denetim olursa ne kazanırız?

1. Katma değer içeride kalır.

2. Vergi ve kayıtlı ekonomi artar.

3. Girişimcilik ve satış kültürü gelişir.

4. İhracat kapısı açılabilir.

Barış Sülün

Barış Sülün

BTSO e-Ticaret Komite Başkanı

Genel çerçevede kamu politikalarını 3 başlıkta değerlendirmek mümkün.

· Pazarın düzenlenmesi ve rekabet: tekelleşmenin önüne geçilmesi, haksız rekabetin önlenmesi, büyük platformların piyasa gücünün dengelenmesi, aracı hizmet sağlayıcıların sorumluluklarının netleştirilmesi

· Dijital dönüşüm ve yerli üretim: KOBİ’lerin e-ticarete entegrasyonu, yerli teknoloji ve yazılım altyapılarının desteklenmesi, veri ekonomisi ve yapay zekâ uygulamalarının teşviki

· Güven ve tüketici hakları: veri güvenliği ve KVKK uyumu, sahte ürün, dolandırıcılık ve kayıt dışı satışla mücadele, tüketici haklarının güçlendirilmesi

Temel olarak önceliklerin odağında rekabetçi, güvenli, sürdürülebilir ve ihracat odaklı e-ticaret ekosistemi oluşturmak yer alıyor

Kamu tarafında yürütülen çalışmaları 5 başlık altında toplayabiliriz.

  • Mevzuat düzenlemeleri: e-ticaret kanunu ve ikincil düzenlemelerle platform ekonomisinin çerçevesinin çizilmesi
  • Dijital dönüşüm destekleri: KOBİ’lere dijitalleşme hibeleri, eğitim programları ve danışmanlık
  • e-ihracat teşvikleri: pazaryeri entegrasyonu, lojistik destek, marka ve tanıtım destekleri
  • Finansal altyapı geliştirme: Fintech, dijital ödeme sistemleri ve açık bankacılık uygulamalarının yaygınlaşması
  • Lojistik altyapı: hızlı teslimat, depolama ve sınır ötesi ticaret süreçlerinin iyileştirilmesi

E-ticaret Türkiye’de ekonomik büyümenin en önemli bileşenlerinden biri haline gelmiştir.

İstihdam

  • Lojistik, yazılım, müşteri hizmetleri ve dijital pazarlama alanlarında yeni iş alanları yaratıyor.
  • Platform ekonomisi sayesinde mikro girişimcilik artıyor.

İhracat

  • E-ihracat, KOBİ’lerin küresel pazara doğrudan erişimini sağlıyor.
  • Düşük maliyetli giriş modeli sayesinde yeni ihracatçı sayısını artırıyor.

KOBİ’ler

  • Fiziki mağaza zorunluluğunu azaltarak pazara giriş bariyerlerini düşürüyor
  • Markalaşma ve ölçeklenme imkânı sağlıyor

Genel ekonomi

  • Kayıtlı ekonomi genişliyor
  • Dijital vergi tabanı büyüyor
  • Tüketici refahı ve ürün çeşitliliği artıyor

E-ticaret alanında karşılaşılan temel sorunlar;

Mevzuat

  • Hızlı değişen sektör yapısına düzenlemelerin yetişmekte zorlanması
  • Platform ve satıcı ilişkilerinde belirsizlikler

Lojistik

  • Maliyetlerin yüksekliği
  • İade süreçleri ve tersine lojistik yönetimi

Ödeme sistemleri

  • Uluslararası ödeme entegrasyonları
  • Komisyon oranları ve finansal erişim

Kayıt dışılık

  • Faturasız satış
  • Sahte veya markasız ürün

Veri güvenliği

  • Kişisel veri ihlalleri
  • Siber saldırılar ve dolandırıcılık

Önümüzdeki dönemde öne çıkması beklenen destek alanları:

  • Dijital mağaza kurulum hibeleri
  • Pazaryeri komisyon desteklerinin hedef ülkeler doğrultusunda artırılması
  • Eğitim ve mentorluk programlarının artırılması
  • E-ihracat için lojistik ve depo desteklerinin artırılması
  • Yerli ödeme ve yazılım altyapılarının uygun maliyetle sunulması

Perakende yani offline kanalda faaliyet sürdüren KOBİ’lerin dijital satıcıya dönüşüm hızlarını artırmak ve e-ihracatçı kimliğine geçişini kolaylaştırmak ve hızlandırmak amaçlanmaktadır.

Türkiye’nin e-ihracat potansiyeli yüksek görülüyorum çünkü üretim çeşitliliğinin geniş olması, coğrafi konum ve lojistik avantajlarımız, genç ve dijital tüketici kitlesinin güçlü oluşu bu alandaki potansiyelimizi ve gücümüzü gösteren parametreler. Ülke olarak bundan sonraki hedefimiz toplam ihracat içinde e-ihracat payını artırmak, Türk markalarının global pazaryerlerinde görünürlüğünü yükseltmek, mikro ihracatı yaygınlaştırmak olmalı. Özellikle tekstil, kozmetik, gıda, el işi ürünleri ve teknoloji aksesuarları öne çıkan kategoriler. Bu alanlarda daha rekabetçi ve e-ticarete uygun ürünler ve tasarımlar üzerinde çalışmak kıymetli.

Beklenen eğilimler:

  • Platform ekonomisine yönelik yeni rekabet ve lisans düzenlemeleri
  • Veri ekonomisi ve yapay zekâ tabanlı ticaret altyapılarının regülasyonu
  • E-ihracat odaklı vergi ve teşvik modelleri
  • Yeşil lojistik ve sürdürülebilir e-ticaret politikaları
  • Sınır ötesi ticarette gümrük süreçlerinin dijitalleşmesi

Türkiye’de e-ticaret artık yalnızca bir satış kanalı değil, ekonomik dönüşümün ana motorlarından biri haline geldi. Doğru ve zamanında uygulanacak politikalarla Türkiye, bölgesel bir e-ticaret ve e-ihracat merkezi olma potansiyeline sahiptir. Belki de e-ticareti artık direk olarak ticaret olarak adlandırmak yanlış olmayacaktır. Çünkü artık e-ticaret bu dijital dönüşüm hızı ile ticaretin ta kendisi olma yolunda çok hızlı ilerlemektedir.

Emirhan Keleşoğlu

Emirhan Keleşoğlu

APMADE Dijital Kurucusu

2018 yılından bu yana e-ihracat alanında aktif olarak faaliyet göstermekteyim. APMADE Dijital olarak Bursa merkezli bir firmayız. Son 3 yıldır firmalara uçtan uca e-ihracat süreç yönetimi hizmeti sunuyoruz. Üretici ya da al-sat modeliyle çalışan firmalarımızın Amerika, İngiltere, Avrupa ve Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere global online satış kanallarındaki operasyonlarını kuruyor ve yönetiyoruz.

Amerika pazarında operasyon kurmak isteyen bir firmayla çalışırken sürece öncelikle pazar ve rekabet analizi ile başlıyoruz. Ardından Amerika şirket kurulumu, Amazon mağaza açılışı ve ödeme altyapılarının entegrasyonu gibi teknik süreçleri tamamlıyoruz.

Sonrasında ise;

• Ürün listeleme ve ilan optimizasyonu

• Görsel tasarım ve marka konumlandırma

• Lojistik, sevkiyat ve gümrük süreçleri

• İhracat ve ithalat operasyonları

• Dijital pazarlama ve reklam yönetimi

• Satış ve büyüme stratejilerinin oluşturulması

gibi tüm operasyonel süreci kurguluyor ve aktif olarak yönetiyoruz. Kısacası firmalarımızı sadece pazar yerine sokmuyor, sürdürülebilir şekilde büyütüyoruz.

Amazon, eBay, Walmart, Noon, Namshi, Shopify, Wayfair, Kaufland ve Metro.de başta olmak üzere birçok global ve bölgesel pazar yerinde süreç yönetimi hizmeti veriyoruz. 2018’den bu yana 200’ün üzerinde firmayla, 15’ten fazla farklı sektörde çalışma fırsatı bulduk. Bu deneyim bize sektör dinamiklerini çok daha hızlı analiz edebilme kabiliyeti kazandırdı. Aynı zamanda ülke bazlı mevzuatlara ve ürün grubu regülasyonlarına hakimiyet sağladık. Bu sayede firmalarımız hedef pazarlara girerken rakiplerine göre ciddi bir avantajla sürece başlıyor.

2026 yılı içerisinde Hollanda merkezli kurduğumuz şirket üzerinden Hollanda’da bir depo yapılanması planlıyoruz. Hedefimiz, yerli üretim mallarımızı Avrupa’daki birçok pazar yerinde daha güçlü ve hızlı lojistik altyapıyla konumlandırmak. Üreticilerimizi bu kanallara entegre ederek Avrupa pazarında daha sistemli ve sürdürülebilir bir büyüme modeli oluşturmak istiyoruz.

Artık dünya genelinde mevzuatlara uygun hareket edildiği sürece birçok ülkede ve birçok pazar yerinde satış yapmak mümkün. Her yıl büyüyen global e-ticaret hacmi düşünüldüğünde, yerli firmalarımızın bu pastadan pay alması büyük önem taşıyor. Doğru altyapı, doğru hazırlık ve doğru stratejiyle e-ihracat artık bir seçenek değil, bir gereklilik haline geldi.

E-ihracat özelinde baktığımızda, Bakanlığımızın firmalara sunduğu ciddi teşvikler bulunuyor ve bu destek kalemleri her geçen yıl artıyor. Ancak özellikle lojistik maliyetleri ve ihracat vergi düzenlemelerinin firmalara doğru aktarılması büyük önem taşıyor. Kargo fiyatlarında rekabetçi bir yapı oluşturulabilirse, e-ihracat hacminin çok daha hızlı büyüyeceğini ve firmaların kârlılık seviyelerinin daha tatmin edici noktalara ulaşacağını düşünüyorum.

Berkant Karagözler

Berkant Karagözler

ChannelsHub Kurucu Ortağı

ChannelsHub, e-ticaret ve pazaryeri entegrasyonu alanında faaliyet gösteren bir yazılım şirketidir. Perekende firmalarının sipariş, stok, fiyat ve ürün verilerini farklı satış kanalları ile ERP sistemleri arasında senkronize şekilde yönetmelerini sağlıyoruz. Amacımız, büyüyen işletmelerin operasyonel karmaşasını sadeleştirerek sürdürülebilir bir yapı kurmalarına destek olmaktır. E-ticaretin hızla büyümesi ve çok kanallı satış modelinin yaygınlaşması, firmalar için yeni fırsatlar kadar operasyonel zorluklar da doğurdu. Bu ihtiyacı net şekilde gördük. ChannelsHub, firmaların dijitalde sadece var olmasını değil, süreci doğru yönetebilmesini sağlamak amacıyla kuruldu. E-ticaret ekosistemine teknoloji sağlayıcısı olarak dahil olmak bize güçlü bir perspektif kazandırdı. Farklı sektörlerden birçok işletmenin operasyonel süreçlerini analiz etme fırsatı bulduk. Bu deneyim sayesinde ürünümüzü sürekli geliştirdik. Dijitalde var olmak yeterli değil, dijitali yönetebilmek gerekiyor. ChannelsHub doğrudan e-ticaret altyapılarına hizmet veren bir yazılım şirketidir. Gelirimizin tamamı dijital ticaret operasyonlarına yönelik çözümlerden oluşmaktadır. Müşterilerimizin satış hacmi büyüdükçe, entegrasyon altyapısının önemi daha da artmaktadır. Pazaryerlerinin sürekli değişen teknik yapıları, ERP sistemlerindeki farklı veri standartları ve artan işlem hacmi sektördeki temel zorluklar arasında. Bu süreci güçlü teknik kadro, esnek yazılım mimarisi ve sürekli AR-GE yatırımıyla yönetiyoruz. Global pazaryerleriyle entegrasyon ağımızı genişletmek, yapay zekâ destekli stok ve fiyat optimizasyon modülleri geliştirmek ve firmaların yalnızca Türkiye’de değil, global pazarda da kolayca satış yapabilmesini sağlamak öncelikli hedeflerimiz arasındadır. E-ticaret artık bir tercih değil, zorunluluktur. Ancak önemli olan hızlı başlamak değil, doğru altyapıyla başlamaktır. Sürdürülebilir büyüme, güçlü entegrasyon ve doğru operasyon yönetimi ile mümkündür. KOBİ’lerin dijital dönüşüm bilincinin artırılması, entegrasyon ve otomasyon yatırımlarının teşvik edilmesi ve ihracat e-ticareti desteklerinin güçlendirilmesi gerekmektedir. Türkiye’nin genç ve dinamik yapısı, doğru teknoloji yatırımlarıyla bölgesel liderliğe dönüşebilir. E-ticarette başarı; daha fazla ürün yüklemek değil, süreci doğru yönetmektir. ChannelsHub olarak biz, firmaların büyürken kontrolü kaybetmemesini sağlamak için çalışıyoruz. Çünkü inanıyoruz ki büyüme kaotik değil, sistematik olmalıdır.

İsmail Türkkan

İsmail Türkkan

Qubay Bilişim Danışmanlık Kurucu Ortağı

Qubay Danışmanlık ve olarak, dijital dönüşümün merkezinde yer alan e-ticaret ekosisteminde faaliyet gösteriyoruz. Yeni kurulan (startup) girişimlere veya mevcut operasyonlarında istedikleri ivmeyi yakalayamayan firmalara; pazaryeri entegrasyonlarından, kendi web sitelerinin uçtan uca yönetimine kadar kapsamlı ve stratejik e-ticaret danışmanlık hizmetleri sunuyoruz. Qubay Danışmanlık’ın temelleri, kurumsal sektörde edindiğimiz 8 yıllık e-ticaret direktörlüğü tecrübesine dayanmaktadır. 2010 yılında başlayan bu yolculukta, pazaryeri dinamiklerini ve bağımsız e-ticaret altyapılarını yakından deneyimleyerek ölçeklenebilir büyüme modelleri geliştirdik. Sahada elde ettiğimiz bu pratik ve stratejik bilgi birikimini, 2019 yılı itibarıyla daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla profesyonel bir danışmanlık modeline dönüştürdük. O günden bu yana, sayısız markanın dijitalleşme sürecine liderlik ederek güçlü başarı hikayelerine imza atmaya devam ediyoruz. E-ticaret, her şeyden önce markalarımıza sürdürülebilir ve krizlere karşı dayanıklı bir büyüme modeli kazandırdı. Türkiye’de pazar yeri ekosisteminin gelişmesi ve tüketici güvenini sağlayan altyapıların oturmasıyla birlikte, sıfırdan başlayan firmaların dahi geleneksel fiziksel mağazalarından çok daha yüksek cirolara ulaşabildiklerini gördük. Özellikle fiziksel perakendede trafiğin azaldığı dönemlerde ve pandemi gibi global krizlerde, dijital altyapısını kurduğumuz markaların ticaret hacimlerini yaklaşık 10 katına kadar çıkarabildiklerine şahit olduk. Bu süreç, dijital satış kanallarının artık bir alternatif değil, işletmelerin ana damarı olduğunu net bir şekilde kanıtladı. Hizmet verdiğimiz ve e-ticaret operasyonlarını yönettiğimiz partnerlerimizin genel satış hacimleri içerisinde dijital kanalların (pazaryerleri ve kendi web siteleri) payı, bugün itibarıyla %65 ile %70 seviyelerine ulaşmış durumdadır. Bu oran, fiziksel ticaretin sınırlarının aşıldığının ve doğru stratejiyle dijitalleşmenin ciroya doğrudan ve güçlü katkısının en önemli göstergesidir. Elbette, dijital dönüşüm kendi içinde birçok operasyonel ve teknolojik meydan okumayı barındırıyor. Biz uçtan uca bir hizmet modeli sunduğumuz için; pazar yeri entegrasyonları, ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) sistemlerinin eşlenmesi, e-fatura dönüşümleri, finansal mutabakat süreçleri ve anlık stok takibi gibi karmaşık teknik aşamalarda zaman zaman yapısal zorluklarla karşılaştık. Ancak proaktif yaklaşımımız ve teknolojik altyapımız sayesinde, karşılaşılan her bir engeli, markalarımız için optimize edilmiş ve otomatikleştirilmiş kalıcı süreçlere dönüştürmeyi başardık. Sektördeki en büyük yanılgılardan biri, e-ticaretin "mağazayı aç, ürün kendi kendine satsın" şeklinde işlediğinin düşünülmesidir. Bu vizyondan sıyrılamayan firmalara, e-ticaretin sürekli analiz, strateji ve optimizasyon gerektiren canlı bir ekosistem olduğunu anlatmak en büyük gayelerimizden biri. Gelecek vizyonumuzda, markalarımızın yalnızca mevcut pazaryerlerinde doğru konumlanmalarını sağlamakla kalmayıp, kendi niş ve dikey pazarlarını yaratabilecekleri güçlü ve bağımsız e-ticaret kimliklerini (D2C - Tüketiciye Doğrudan Satış) inşa etmelerini sağlamak yer alıyor. Yeni nesil tüketici alışkanlıklarının kalıcı olarak değiştiği bu dönemde, e-ticaret bir tercih olmaktan çıkıp temel bir zorunluluk haline gelmiştir. Henüz bu adımı atmamış veya tereddüt eden firmalarımızın "Acaba e-ticarete girmeli miyim?" sorusunu bir kenara bırakıp, "Ürettiğim/sattığım ürünleri dijital dünyada en doğru hangi kanaldan tüketiciyle buluşturmalıyım?" stratejisine odaklanmaları gerekiyor. Vakit kaybetmeden, mevcut potansiyellerini dijital pazarın dinamiklerine göre analiz edip e-ticaret yatırımlarına başlamalıdırlar. Türkiye'de e-ticaret ekosisteminin sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde büyümesi için pazar yeri platformlarının ve altyapı sağlayıcılarının, satıcıları birer partner olarak görerek onların sahadaki sorunlarına çözüm odaklı yaklaşması şarttır. Sadece fiyata dayalı yıkıcı bir rekabet modeli yerine; satıcıların karlılığını koruyabildiği, müşteri deneyimine yatırım yapabildiği ve en önemlisi "katma değerli markalar" yaratabilmesini teşvik eden adil bir ekosistem inşa edilmelidir. Sonuç olarak Qubay Danışmanlık olarak, Türkiye’nin dijital perakende yolculuğuna değer katmaya ve markaları küresel standartlara taşımaya devam edeceğiz. E-ticaret, sadece bir satış kanalı açmak değil; bir işletmenin tüm hücreleriyle dijitalleştiği vizyoner bir süreçtir. Bizler de hem teknolojik altyapımızla hem de stratejik e-ticaret öngörülerimizle, büyüme odaklı her firmaya yol arkadaşlığı yapmaktan gurur duyuyoruz.

Atay Algec

Atay Algeç

Petlebi Genel Müdürü

e-Ticaret güçlü bir marka kültürü inşa etme aracıdır

Petlebi, 2014 yılında kurulan ve bugün Türkiye’nin en çok ziyaret edilen pet e-ticaret platformlarından biridir. Amaç sadece ürün satmak değil; patili dostların yaşam kalitesini artıran, bilinçli pet ebeveynliğini destekleyen ve sahiplendirme kültürünü teşvik eden bir ekosistem yaratmaktır. Özenle seçilmiş global ve yerli markalar ile kendi private label ürünleriyle kaliteyi erişilebilir hale getiriyor. Müşteri memnuniyeti, operasyonel hız ve veri odaklı pazarlama gücü, tüm teknoloji ve yazılım altyapısını kendi ekipleriyle geliştirmesi markanın en güçlü yanlarıdır. Türkiye’nin her yerine eşit hizmet sunabilmek ve güvenilir ürünlere hızlı erişim sağlamak amacıyla e-ticareti benimseyen Petlebi, veri sayesinde müşteriyi anlama ve kişiselleştirilmiş kampanyalar oluşturma gücü kazanmıştır. Satışlarını tamamen kendi sitesi üzerinden gerçekleştiren marka, lojistik maliyetleri, stok yönetimi ve artan rekabet gibi zorlukları büyüme fırsatı olarak değerlendiriyor. Gelecekte teknoloji, pazarlama ve operasyon altyapısını güçlendirmek, müşteri deneyimini uçtan uca iyileştirmek ve bilinçli pet ebeveynliği konusunda güvenilir bir referans olmaya devam etmek hedeflenmektedir. Petlebi için e-ticaret artık sadece bir satış kanalı değil, güçlü bir marka kültürü inşa etme aracıdır.

Melih Aktaş

Melih Aktaş

Locco Moda Kurucu Ortağı

e-Ticaret ile geniş kitlelere ulaştı

16 yılı aşkın sektörel deneyimiyle faaliyet gösteren Locco Moda, trendleri yakından takip eden, stil, kalite ve iş disiplinini bir araya getiren güçlü bir moda markasıdır. Yolculuğuna fiziksel mağazacılıkla başlayan marka, bugün iki fiziksel mağazası ve güçlü e-ticaret altyapısıyla faaliyetlerini sürdürmektedir. Güncel modayı zamansız bir estetik anlayışıyla buluşturan Locco Moda; başta muhafazakâr ve tesettür giyim olmak üzere farklı yaşam tarzlarına hitap eden, çok yönlü ve fonksiyonel koleksiyonlar sunmaktadır. Pandemi döneminde mağazaların kapanmasıyla birlikte hızlı bir şekilde e-ticaret modeline geçiş yapan marka, bu sayede daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşmış, satışlarını fiziksel mağazalarla sınırlı kalmadan sürdürebilmiş ve operasyonel devamlılığını korumuştur. Dijital kanallar sayesinde kampanya ve fiyat yönetiminde esneklik kazanılmış, fiziksel giderlerin azalması maliyet avantajı sağlamış ve elde edilen verilerle müşteri davranışları analiz edilerek daha stratejik kararlar alınmıştır. Günümüzde e-ticaret, genel satışlar içinde büyük bir paya sahip olup markanın ana odağını oluşturmaktadır; fiziksel mağazalar marka deneyimi açısından önemini korurken, satış hacmi ve ölçeklenebilirlik açısından en güçlü kanal dijital taraftır. Süreç içerisinde ekonomik ve lojistik gelişmelerin sektöre hızlı yansıması, yazılımsal altyapı kurulumları, operasyonel adaptasyon, ani sipariş artışlarına bağlı stok ve kargo yönetimi gibi zorluklar yaşanmış; ancak altyapı güçlendirilerek ve operasyonel planlama geliştirilerek bu süreçler daha yönetilebilir hale getirilmiştir. Gelecek hedefi, Locco’yu Türkiye’de ve uluslararası pazarda güçlü bir konuma taşıyarak global ölçekte bilinen ve tercih edilen bir moda markası haline getirmek; dijital kanallardaki etkinliği artırarak sürdürülebilir büyüme sağlamaktır. Marka, e-ticaretin günümüzde bir tercih değil zorunluluk olduğunu vurgulamakta; geleneksel perakende ile dijital kanalların entegre yürütülmesinin erişim ve sürdürülebilirlik açısından kritik olduğunu belirtmektedir. Türkiye’de e-ticaretin daha sağlıklı gelişebilmesi için lojistik altyapının güçlendirilmesi, teslimat ve iade süreçlerinde sektör standartlarının oluşturulması, şeffaf kuralların benimsenmesi ve yazılımsal altyapının dünya standartlarına ulaştırılarak otomasyon ve veri odaklı yönetimin yaygınlaştırılması gerektiği ifade edilmektedir.

Selahattin Mizan

Selahattin Mizan

Mavera Tekstil Co Founder / Kurucu Ortak

e-Ticaret, doğrudan tüketiciyle temas etme imkânı sağlamıştır

Lovetti, çocuk giyim alanında faaliyet gösteren, üretimden satışa kadar tüm süreci Türkiye’de yöneten bir markadır. Temel ürün gruplarında uzmanlaşmış, yüksek pamuk oranlı, renk ve kalite istikrarını önceleyen bir üretim anlayışına sahip olan firma, uzun yıllar geleneksel toptan satış ve üretim yaptıktan sonra son yıllarda dijital kanallara güçlü bir şekilde entegre olmuştur. Ticaretin yönünün dijitalleşmeye doğru gittiğini görerek yaklaşık 4 yıl önce e-ticaret ve e-ihracat yapılanmasına girme kararı almış; bu karar, sadece online satış yapmak değil, altyapı, lojistik, müşteri yönetimi ve marka algısı dahil olmak üzere bütüncül bir dönüşüm hedefiyle alınmıştır. E-ticaret, Lovetti’ye doğrudan tüketiciyle temas etme, marka bilinirliğini artırma ve pazar verisini anlık takip edebilme imkânı sağlamış, ürünlerle ilgili geri bildirimleri hızla alarak üretim kalitesi ve ürün geliştirme süreçlerini iyileştirmelerine katkıda bulunmuştur. Bugün e-ticaret, toplam satışlar içinde önemli bir paya sahip olup her yıl artış göstermekte ve özellikle pazar yerleri üzerinden yapılan satışlar ciddi bir hacim oluşturmaktadır; ancak kârlılık ile ciro arasındaki farkın yönetimi kritik bir nokta olmaktadır. Süreçte yaşanan zorluklar arasında e-ticaret ekosistemine yeni giren üretici firmalar için yanlış veya eksik yönlendirmelerin maliyetlere yol açması, altyapının yeniden kurulması ve ekstra bütçe harcamak zorunda kalınması; ayrıca hazır giyim sektöründe düşük kâr marjlarının pazar yerlerinin yüksek komisyon ve kampanya baskılarıyla daha da zorlayıcı hale gelmesi sayılabilir. Gelecekte Lovetti, e-ticaretten e-ihracata geçişi güçlendirerek uluslararası pazarlarda kalıcı bir marka olmayı, özellikle Orta Doğu, Avrupa ve yakın coğrafyada daha aktif olarak doğrudan ihracat ve markalı satış kanallarını artırmayı hedeflemektedir. Firma, e-ticaretin bir seçenek değil gereklilik olduğunu, ancak plansız ve aceleci şekilde girilmemesi gerektiğini vurgulamakta; sağlam altyapı, doğru danışmanlık ve gerçekçi beklentilerle e-ticaretin büyük bir fırsata dönüşebileceğini belirtmektedir. Türkiye’de e-ticaretin gelişmesi için üretici ve KOBİ’leri koruyan, dengeli bir ekosistem oluşturulması, pazar yerlerinin komisyon politikaları, iade süreçleri ve kampanya dayatmalarının yeniden ele alınması ve e-ihracata yönelik lojistik ve finansal teşviklerin artırılmasının önemli olduğu ifade edilmektedir. Hazır giyim sektöründe minimum kârlılıklarla ayakta kalmaya çalışan firmalar için sürdürülebilirliğin giderek zorlaştığı, dijitalleşmenin fırsat sunmakla birlikte doğru yönetilmezse ciddi bir yük olabileceği ve Lovetti’nin tüm zorluklara rağmen üretmeye, markasını büyütmeye ve Türkiye’den dünyaya satış yapmaya kararlı olduğu vurgulanmaktadır.

Omer Agah Ulusoy

Ömer Agah Ulusoy

Koray Spor CTO

Dijital satış kanalını stratejik bir büyüme alanı olarak konumlandırdık

Korayspor, 1980 yılından bu yana spor giyim, ayakkabı ve ekipman alanında faaliyet gösteren, çok markalı perakende ve e-ticaret şirketidir. Nike, Adidas, Puma, Skechers gibi global markaların yanı sıra birçok spor kategorisinde geniş ürün gamı sunuyor ve fiziksel mağazacılık tecrübesini güçlü e-ticaret altyapısıyla birleştirerek Türkiye genelinde hizmet veriyor. 2001 yılında internetin yükselişini erken fark ederek dijital satış kanalını stratejik bir büyüme alanı olarak konumlandırdık; bu karar bir alternatif kanal değil, uzun vadeli ölçeklenebilir bir iş modeli olarak alındı. E-ticaret sayesinde Türkiye’nin her noktasına erişim, 7/24 satış imkânı, veri odaklı karar alma kültürü, daha geniş ürün çeşitliliği sunabilme ve operasyonel verimlilik ile ölçek ekonomisi sağlandı. E-ticaret artık toplam satışların yaklaşık %60’ını oluşturmakta ve dijital kanal ana kanal konumunda. Bu süreçte lojistik ve kargo operasyonlarının ölçeklenmesi, iade yönetimi, stok senkronizasyonu, fiyat rekabeti ve marj baskısı ile sürekli değişen dijital pazarlama dinamikleri gibi zorluklarla karşılaşıldı; başarı ise teknik altyapı kadar operasyon disiplinine bağlı oldu. Gelecek hedefleri arasında dijitalde daha güçlü kullanıcı deneyimi, mobil odaklı büyüme, veri analitiği ve yapay zekâ destekli kişiselleştirme, özel koleksiyon ve private label ürünler ile yurt dışı satış kanallarının güçlendirilmesi yer alıyor. Korayspor, e-ticaretin artık bir seçenek değil zorunluluk olduğunu vurguluyor; küçük başlanması bile kritik önemde. Türkiye’de e-ticaretin gelişmesi için lojistik altyapının güçlendirilmesi, kargo maliyetlerinin dengelenmesi, dijital ödeme güvenliğinin artırılması, KOBİ’lere dijital dönüşüm teşvikleri ve ihracatta regülasyonların sadeleştirilmesi gerektiğini belirtiyor. Son olarak, e-ticaretin sadece teknoloji değil, strateji, operasyon ve kültür işi olduğunu; başarının doğru ekip, doğru veri ve sürdürülebilir finansal disiplinle geldiğini ifade ediyor.

Refik Ceylan Elart Çeyiz Ve Ev Tekstili

Refik Ceylan

Elart Çeyiz ve Ev Tekstili Yönetim Kurulu Başkanı

Ciromuzun %60-70’ini e-ticaret kanallarından elde eder hale geldik

Firmamız 2001 yılında Bursa Kapalı Çarşı’da, tekstilin kalbinde doğdu. Çocukluğumun Kapalı Çarşı atmosferinde şekillenen hayalimiz; gençlerin artık evde çeyiz yapmaya vakit bulamayacağı, ev yaşamı ve ev tekstilinin daha da önem kazanacağı bir geleceğe hazırlanmak ve bu alanda sektöre yön veren bir marka oluşturmaktı. 25 yıldır büyüyerek ve zorlukları aşarak bugünlere geldik. E-ticarete pandemiden önce başlamış olsak da gerçek anlamda odaklanmamız pandeminin üçüncü ayında oldu; o dönemde ekibimizle yaptığımız kapsamlı değerlendirmeler sonucunda e-ticaretin ve e-ihracatın geleceğine inandık ve tüm DNA’mızla bu alana yöneldik. %100 müşteri memnuniyeti, güçlü hizmet kalitesi ve katma değerli ürün anlayışıyla kısa sürede ciromuzun %60-70’ini e-ticaret kanallarından elde eder hale geldik. Bu süreçte ekiplerimizi sıfırdan yetiştirdik, operasyon ve entegrasyon zorluklarını aştık ve her yıl %300-400 oranında büyüme yakaladık. Bugün Avrupa ve Amerika’da şirketlerimizle, farklı pazaryerlerinde ve kendi markamızla satış yapıyor; Türkiye genelinde 270’in üzerinde bayimizle faaliyet gösteriyoruz. Önümüzdeki hedefimiz, 2027 yılına kadar Bursa’da büyük bir e-ticaret ve lojistik operasyon merkezi kurarak tüm e-ihracat süreçlerimizi tek merkezden yönetmek ve Türkiye’de e-ticaretin daha organize, bilinçli ve güçlü bir yapıya kavuşmasına katkı sağlamak. Sorunlara değil fırsatlara odaklanıyor, birlik ve doğru stratejiyle Türkiye’nin üretim gücünü dünyaya doğrudan ulaştırabileceğimize inanıyoruz.