HIDIRCAN KAYA – İLMİNUR ATÇI
2025 yılının genel değerlendirmesini yapan iş insanları, 2026 yılına ilişkin ekonomik beklentileri ve sektörlerin öncelikli ihtiyaçlarını kapsamlı biçimde ele aldı. İş dünyası; döviz kuru, faiz oranları ve enflasyonun üretim, ihracat ve istihdam üzerindeki belirleyici etkilerini değerlendirirken, mevcut ekonomik politikaların sahadaki yansımalarına dair görüşlerini paylaştı. Özellikle kur–maliyet dengesinin bozulmasının ihracatçı firmaların rekabet gücünü zayıflattığına dikkat çekildi. Sektör temsilcileri, ihracat pazarlarında yaşanan daralma ve artan finansman maliyetlerinin işletmelerin nakit akışını zorladığını belirterek, uygun koşullu kredi imkanlarının genişletilmesi ve yatırım iştahını artıracak destek mekanizmalarının devreye alınması gerektiğini vurguladı. Devlet teşviklerinin daha hedefli, erişilebilir ve sürdürülebilir hale getirilmesinin, üretim kapasitesinin korunması ve yeni yatırımların önünün açılması açısından hayati önem taşıdığı ifade edildi.

İbrahim Burkay
BTSO Yönetim Kurulu Başkanı
Sektörlerimizin geleceğine yön veriyoruz
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası olarak üyelerimizin yaşadığı sorunlara çözüm üretmeye çalışırken aynı zamanda sektörlerimizin geleceğine yön verecek projeler geliştiriyoruz. Çünkü dünya hızla değişiyor ve bu değişimi uzaktan izleme lüksümüz yok. Rekabet artık sadece fiyatla değil; hızla, teknolojiyle ve akılla yapılıyor. Bu anlayışla; fuarlar, alım heyetleri ve yurt dışı pazarlama çalışmalarıyla üyelerimizin yeni pazarlara ulaşmasını destekliyoruz. Yapay zekâ ve dijital dönüşüm alanlarında firmalarımıza yol açacak adımlar atıyoruz. Mekânsal planlamayı da kentin ve Güney Marmara Havzası’nın en kritik adımlarından biri olarak görüyoruz. Başta KOBİ OSB olmak üzere organize konut bölgeleri, organize ticaret bölgeleri ve serbest ticaret bölgeleriyle Bursa’mızın önümüzdeki 50 yılını bugünden şekillendirmek en önemli hedeflerimiz arasında. Bizler kendimize inanıyor, ülkemize güveniyoruz. Yaşadığımız tüm zorluklara rağmen umudumuzu kaybetmeden çalışmak zorundayız. Çünkü umudu kaybettiğimiz anda gücümüzü de kaybederiz. Kolay bir dönemden geçmiyoruz ama çözüm kenara çekilmek değil. Çalışmaya devam edeceğiz. Üreteceğiz, yeni pazarlara açılacağız ve birlikte hareket edeceğiz.
Enflasyonun baskısının azaldığı, finansmana erişimin kolaylaştığı, reformların sahada karşılık bulduğu bir üretim, yatırım, ticaret ve ihracat ortamı yeni yıldaki en önemli beklentilerimiz arasında yer alıyor. Biz iş dünyası olarak umudumuzu koruyoruz. Çünkü bu şehirde de, bu ülkede de üretme iradesi var. BTSO olarak, ortak akılla ve dayanışmayla üyelerimizin yanında olmaya, Bursa’ya ve ülkemize değer katmaya devam edeceğiz.

Özer Matlı
Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı
Belirsizlik ortamı azalmalıdır
Jeopolitik riskler, ticaret savaşları ve giderek artan korumacı politikalar 2026 yılının seyrini belirleyecek başlıca unsurlar arasında yer alacaktır. İş dünyası olarak, enflasyonla mücadelede kaydedilecek ilerlemenin finansmana erişimi kademeli biçimde rahatlatmasını ve reel sektör üzerindeki nakit akışı baskısını azaltmasını bekliyoruz. Para politikasında öngörülebilirliğin güçlenmesiyle birlikte üretim, yatırım ve istihdam süreçlerinde toparlanmasının başlamasını öngörüyoruz. Tarım, gıda ve hayvancılık sektörleri olarak da iklim değişikliği ve su temininde yaşanan sıkıntılar konusunda çekincelerimiz bulunmakta. Bu konuda sulama yatırımları ve verimlilik odaklı desteklerin yanı sıra planlı üretim ve hastalıklarla etkin mücadelenin sahada daha güçlü karşılık bulması kritik önem taşıyor. Kısacası 2026 yılının, belirsizlik ortamının azaldığı, üretimin desteklendiği, maliyetleri düşüren yapısal adımların devreye alındığı ve finansal istikrarının güçlendiği bir yıl olmasını bekliyoruz.
Yavuz Özdemir
Akrida Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı
2026 yılına girilirken iş dünyası; küresel belirsizlikler, yüksek maliyet baskısı ve hızlanan teknolojik dönüşümün aynı anda yönetilmesi gereken bir döneme hazırlanıyor. Şirketlerin ortak beklentisi; öngörülebilirlik, finansal dayanıklılık ve rekabet gücünü artıracak yapısal adımların desteklenmesi yönünde.
Kur, faiz ve enflasyon tarafında daha öngörülebilir bir yapı, uzun vadeli yatırım kararları için kritik görülüyor. Enerji, işçilik ve hammadde maliyetleri nedeniyle şirketler, büyümeden çok kârlı ve kontrollü ölçeklenmeye odaklanıyor. Operasyonel verimlilik, planlama, stok yönetimi ve satış tahminlerinde yapay zekâ destekli çözümler öncelik kazanıyor. Avrupa’daki durgunluk riskine karşı Orta Doğu, Afrika, ABD ve Asya pazarlarına açılım beklentisi artıyor. Beyaz ve mavi yaka açığı, şirketleri eğitim, iç yetenek geliştirme ve otomasyon yatırımlarına yöneltiyor. Karbon ayak izi, geri dönüşüm ve çevresel raporlama artık rekabet avantajı değil, zorunluluk olarak görülüyor. İhracat, yatırım ve dijital dönüşüm desteklerinin sadeleşmesi ve daha hızlı erişilebilir olması bekleniyor. 2026’da şirketler agresif büyümeden çok, nakit gücünü koruyan ve borç dengesini gözeten yapılar kurmayı hedefliyor. Sonuç itibari ile; 2026 yılı, iş dünyası için “hızlı büyüme” değil; dayanıklı, esnek ve akıllı büyüme yılı olarak görebiliriz. Veriye dayalı karar alma, dijitalleşme ve finansal disiplin; ayakta kalmanın değil, rekabette öne geçmenin anahtarı olacak diye düşünüyorum.

Muzaffer Loyan
İtimat Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı
Devletimiz yüzde 10 civarında kur desteği sağlamalıdır
İhracata baktığımızda, Polonya ve Çin ile rekabet edecek duruma geldik. Devletimiz, ihracatı teşvik edebilir. Yaptığımız ihracatlarda, fatura karşılığında sağlanan yüzde 3’lük destek yüzde 10’a çıkarılarak üreticiye aktarılabilir. Bakanlıklar şu anda fuarlara destek sağlıyor. Daha rekabetçi olmamız için ek yardımlara ihtiyacımız var. Mobilya sektöründe üretim açısından eleman sıkıntısı yaşıyoruz; eskisi gibi kalifiye eleman bulunmuyor. Sektörün 2026’nın ilk yarısında biraz sıkıntılı geçeceğini tahmin ediyoruz. 2026’dan sonra sektörle ilgili destekler sağlanmalı. Örneğin, KDV indirimi ve perakende sektöründe kredi kartına taksit imkânı gibi uygulamalar yapılabilir. Bu çözümler hayata geçirilirse, 2026’nın son çeyreğinde sektörün daha iyi bir duruma geleceğine inanıyoruz. İhracatta kurla rekabet edebilmek, olmazsa olmazımızdır. Çin, Polonya’da Avrupa’ya dağıtım yapacak üsler ve depolama alanları kurmuş durumda. Köln’deki mobilya fuarında Çin ürünleri her yerdeydi ve Çinliler sektörü neredeyse tamamen sarmış durumda. Örneğin, normal bir oturma odası 400 euroya satılıyor. Bu koşullarda onlarla nasıl rekabet edebiliriz? İhracata yönelik firmalar için devletimiz yüzde 10 civarında kur desteği sağlamalıdır. 2026’nın üçüncü çeyreğinden sonra mobilya sektörünün biraz daha açılacağını ümit ediyoruz.

Cafer Yıldız
BTSO Konsey Başkanı
2026’nın iyi geçeceğini düşünmüyorum
Pandemi ve kurların Türk ekonomisine verdiği zarar, enflasyon üzerinde etkili oldu. 2026’da da enflasyonun zorlayıcı olacağı, 2027’de ise bir ışık görüleceği yönünde bir umut var. Ben, 2026’nın iyi geçeceğini düşünmüyorum. Sıkı para politikası ve yüksek faizler nedeniyle, enflasyonun ağır bir şekilde aşağı yönlü seyredeceği bir yıl olacak gibi görünüyor. 2027 ise umutlu bir yıl olabilir; birçok kişinin 2026’dan fazla bir beklentisi yok. Mevcut durumu korursak kârlı olacağımızı düşünüyorum.

Erol Dağlıoğlu
Dağlıoğlu Grup Yönetim Kurulu Başkanı
Regülasyonların bir an önce hayata geçirilmesini talep ediyoruz
Enerji sektörü için 2025, çok problemli bir yıl oldu. Bunun sebebi, bazı kapasitelerin kapatılması ve zaten genel bir kriz ortamının bulunmasıdır. Genel krizle birlikte, güneş enerjisi yapmak isteyen çok az sayıda firmaya da kurulum izni verilmedi. 2026’dan en büyük beklentimiz, bu kapasitelerin tekrar açılmasıdır. Kapasiteler açılırsa, en azından benim sektörümde daha fazla aksiyon ve iş imkânı doğacağını düşünüyorum. Genel olarak ekonomik beklentimiz, normale alışmaya başladığımız yönünde. Artık “bu kriz bitecek ve her şey düzelecek” kısmından ziyade, “evet, bu bizim yeni normalimiz” demeye başladık ve kendimizi bu normale göre şekillendirmeye başladık. Bu sebepten dolayı, finansal konulardan ziyade işin teknik tarafında, yani benim sektörümü ilgilendiren alanlarda regülasyonların bir an önce hayata geçirilmesini talep ediyoruz.

İlker Duran
İlkom Yönetim Kurulu Başkanı
Birçok sektör finansmana erişimde çok zor bir durumda
2025 yılı beklentilerimiz doğrultusunda geçmedi. Döviz kurları, faizler ve enflasyon konusunda önümüzdeki dönemde daha olumlu bir tablo görmeyi istiyoruz; özellikle finansman tarafında ciddi iyileştirmelere ihtiyaç var. Merkez Bankası’nın açıkladığı faiz oranları ile bankaların uyguladığı faizler ve kredi koşulları arasında maalesef çok ciddi bir uçurum bulunuyor. Bunun bir an önce düzeltilmesi gerekiyor. Faiz indirimlerinin devam etmesini son derece olumlu buluyoruz. Özellikle devletin finansman konusunda artık muslukları açması gerekiyor. Birçok sektör finansmana erişimde çok zor bir durumda. Kamu alacaklarının bir an önce taksitlendirilmesi şart. Bu konuda kapsamlı ve ciddi bir çalışma yapılması gerekiyor. Pek çok sektör, özellikle kamu borçları ve bu borçlardan kaynaklanan takipler nedeniyle büyük sıkıntılar yaşıyor. Zaten genel ekonomik koşullar nedeniyle zorlanan sektörler, devlet alacakları konusunda uygulanan yaptırımlar nedeniyle daha da zor durumda kalıyor. Önümüzdeki dönemde bu konularla ilgili yapılandırmaların ve afların hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca teşvikler konusunda da devletin bu dönemde daha aktif olması gerekiyor. Özel sektörün önünü açacak, sektörel bazda güçlü ve etkili teşviklere ihtiyaç var. Bu başlıkların tamamında somut adımlar atılmasını bekliyoruz.

Fahrettin Arabacı
ARCLOG Yönetim Kurulu Başkanı
Avrupa’ya çalışan TIR’larda pazar payımız yüzde 40’lara düşmüş durumda
Hem Türkiye hem de dünya genelinde zor bir yıla girdiğimizi görüyoruz. Türkiye’de enflasyonun dezenflasyon sürecine girmesi, biz ihracatçıları maalesef olumsuz etkiliyor. Avrupa’ya çalışan tırlarda pazar payımız yüzde 60’lardan yüzde 40’lara düşmüş durumda. Uluslararası taşımacılıkta yabancı firmaların eline geçen ciddi bir pazar var. Kan kaybediyoruz; umarım bu süreci toparlayabiliriz. Kur politikası ve yaşanan artışlar nedeniyle ne yazık ki negatif bir pazardayız. Faiz oranlarındaki düşüşler şu an piyasaya yansımıyor. Banka tabelalarında faiz oranları henüz düşmediği için reel sektöre etkisi sınırlı kalıyor. Gerçek anlamda piyasaların finansmana ulaşabilmesi için bu oranların tabelalara yansıması gerekiyor. Bunun gerçekleşebilmesi için ise karşılık paylarının düşürülmesi şart. Çünkü karşılık payları yüksek kaldığı sürece, faizlerdeki düşüşler tabelalara yansımıyor. Bankalar bu konuda şu an çok olumlu bir yaklaşım sergilemiyor.





