HIDIRCAN KAYA-BURAK TAŞ
Makine sektörü temsilcileri, 2026 yılının ikinci yarısına ilişkin beklentilerini değerlendirirken, küresel ekonomideki belirsizliklerin ve Avrupa pazarındaki talep daralmasının ihracat üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiğine dikkat çekti. Buna karşın sektörün üretim kabiliyeti, mühendislik altyapısı ve yeni pazarlara açılma stratejileri sayesinde ihracatta direncini koruyabileceği ifade edildi. Sektörün en önemli gündem maddeleri arasında finansmana erişim, yüksek faiz oranları, artan enerji ve işçilik maliyetleri ile kur politikası yer aldı. Sanayiciler, uygun maliyetli yatırım kredilerinin yaygınlaştırılması ve ihracatçının rekabet gücünü destekleyecek öngörülebilir ekonomik politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
Güçlü konum hedefleniyor
Bursa makine sektörü temsilcileri, rekabetin artık yalnızca fiyatla değil teknolojiyle kazanıldığına dikkat çekerek, otomasyon sistemleri, yapay zekâ destekli üretim, Endüstri 4.0 uygulamaları, dijitalleşme ve enerji verimli makinelerin yatırımların odağında yer aldığını belirtti. Firmalar, Ar-Ge yatırımlarını artırırken yüksek katma değerli ürünlerin payını büyütmeyi ve yeni pazarlarda daha güçlü bir konum elde etmeyi hedefliyor.
Teşvikler sektör için önemli
Sektör temsilcilerinin ortak mesajı ise, makine sektörünün Türkiye'nin sanayi ve ihracat hedefleri açısından stratejik önemini koruduğu yönünde oldu. Kamu desteklerinin artırılması, finansman koşullarının iyileştirilmesi ve teknoloji yatırımlarının teşvik edilmesi halinde Türk makine sektörünün küresel pazarlarda daha güçlü bir konuma ulaşabileceği değerlendirildi.

Ahmet Özkayan
Ermaksan Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü
Dengeli görünüm bekliyoruz
2026 yılının ilk yarısında daha seçici ve pazar odaklı bir büyüme yaklaşımı benimsedik. Avrupa’da mevcut müşteri ilişkilerimizi güçlendirmeye odaklanırken; Kuzey Amerika, Güneydoğu Asya ve Kuzey Afrika gibi pazarlarda yeni fırsatları yakından takip ettik. Sanayici açısından oldukça zorlu geçen bu dönemde, hedeflerimizin büyük bölümünde planladığımız çizgiye yakın ilerliyoruz. Yılın ikinci yarısında ise özellikle fuar katılımları, yeni ürün lansmanları ve bölgesel risklerin azalması halinde oluşabilecek olumlu havanın katkısıyla daha dengeli bir görünüm bekliyoruz.
Son birkaç yılda sanayicinin en temel gündemi öngörülebilirlik oldu. Küresel konjonktürdeki dalgalanmalar; hammadde maliyetlerinden işletme sermayesine, yatırım iştahından ihracat fiyatlamasına kadar birçok başlığı etkiledi. Özellikle uzun vadeli üretim yapan, yüksek teknoloji geliştiren ve global pazarlarda rekabet eden firmalar için bu süreç kârlılık yönetimini daha hassas hale getirdi.
Biz bu dönemi yalnızca maliyet baskısı olarak değil, aynı zamanda iş modelimizi yeniden güçlendirme fırsatı olarak da okuduk. Verimlilik, dijitalleşme, enerji tasarrufu, stok yönetimi, ürün standardizasyonu ve satış sonrası hizmetler gibi başlıklarda daha disiplinli bir yapı kurduk. Kârlılığı korumanın artık sadece fiyat artırarak değil; süreçleri daha akıllı yöneterek, daha yüksek teknoloji içeren ürünlere yönelerek ve pazarlarda doğru segmentlere odaklanarak mümkün olduğunu görüyoruz.
Yılın geri kalanında finansman koşullarında kademeli bir normalleşme ve yatırım iştahında sınırlı da olsa toparlanma bekliyoruz. Ancak planlarımızı tek bir senaryoya göre yapmıyoruz. İç pazarda riskleri gözeten dengeli bir büyüme stratejisi izlerken, ihracatta potansiyeli yüksek pazarlara daha güçlü şekilde odaklanacağız. Önümüzdeki yıllarda hedefimiz; ciromuz içinde yüksek katma değerli ürünlerin payını artırmak, teknolojik ürünlerden elde ettiğimiz geliri büyütmek ve kârlılığı sürdürülebilir biçimde güçlendirmek olacak.
İhracatta rekabetin artık yalnızca fiyat üzerinden yürütülemeyeceğini çok net görüyoruz. Özellikle Uzak Doğulu üreticilerin agresif fiyat politikaları, birçok pazarda rekabet koşullarını zorlaştırıyor. Bu nedenle Ermaksan olarak rekabet stratejimizi fiyat avantajından çok teknoloji, kalite, güvenilirlik, satış sonrası hizmet ve müşteri özelinde çözüm geliştirme kabiliyeti üzerine kuruyoruz. Bununla birlikte, sunduğumuz çözümleri daha maliyet etkin hale getirmek için tasarım, üretim ve tedarik süreçlerimizi sürekli gözden geçiriyoruz.
Müşterilerimizin yalnızca makine değil, üretim verimliliği satın aldığının farkındayız. Bu nedenle lazer kesimden büküm teknolojilerine, otomasyondan yazılıma kadar bütüncül çözümler sunuyoruz. Müşteri ihtiyacına özel konfigürasyonlar, robotik entegrasyon, yapay zekâ üretim çözümleri, Endüstri 4.0 uyumlu yazılım altyapıları ve enerji verimli makineler rekabet gücümüzün önemli parçaları haline geldi.
Ayrıca satış sonrası hizmetler ihracatta en az ürün kalitesi kadar belirleyici. Global bayi ağımız, ABD’de ERMAKUSA ve Almanya’daki Ermak Deutschland GmbH yapılanmamız sayesinde müşterilerimize daha yakın duruyoruz. Bu yapılanma, yalnızca satış değil; servis, yedek parça, teknik destek ve marka güveni açısından da bizi güçlendiriyor.
Bir diğer stratejimiz de her pazara aynı ürün ve aynı söylemle gitmemek. Avrupa’da enerji verimliliği ve otomasyon öne çıkarken, gelişmekte olan pazarlarda dayanıklılık, servis kolaylığı ve yatırım geri dönüş süresi daha kritik olabiliyor. Biz de ihracat stratejimizi bu farklı beklentilere göre şekillendiriyoruz.
Avrupa pazarı, tarihsel olarak sahip olduğu gücü son dönemde bir miktar ivne kaybetsede hala önemini koruyor. Bununla birlikte son dönemde Kuzey Amerika, Güney Amerika, Orta Doğu ve Asya-Pasifik bölgelerinde önemli fırsatlar görüyoruz. Ortadoğu’da ateşkes süreciyle birlikte Körfez ülkeleri ve Afrika’nın sanayileşen pazarları önümüzdeki dönem için radarımızda olacak pazarlar arasında.
Yeni pazarlarda yalnızca makine satışı hedeflemiyoruz. Teknoloji transferi, satış sonrası hizmet yapılanması, yerel iş birlikleri ve bazı stratejik ürün gruplarında uzun vadeli çözüm ortaklıkları kurmak istiyoruz. Özellikle savunma sanayii, eklemeli imalat, optoelektronik ve yüksek güçlü lazer teknolojileri, Ermaksan’ın yeni pazarlarda daha farklı bir konuma taşınmasını sağlayacak alanlar olarak öne çıkıyor.
Bugün Ermaksan olarak ürün ve teknolojilerimizi 120’den fazla ülkeye ulaştırıyoruz. Global pazarda uzun yıllara dayanan güçlü bir bayi ağımız ve doğrudan yapılanmalarımız bulunuyor. Üretimimizin önemli bir bölümü ihracata yönelik gerçekleşiyor. Bu oranın yaklaşık yüzde 80-85 bandında olduğunu söyleyebiliriz.
Avrupa pazarı, tarihsel olarak sahip olduğu gücü son dönemde bir miktar ivme kaybetse de hâlâ önemini koruyor. Bununla birlikte Kuzey Amerika, Güney Amerika, Orta Doğu ve Asya-Pasifik bölgelerinde önemli fırsatlar görüyoruz. Orta Doğu’da bölgesel risklerin azalması ve ticari hareketliliğin yeniden güçlenmesi halinde Körfez ülkeleri ile Afrika’nın sanayileşen pazarları önümüzdeki dönem için radarımızda olacak bölgeler arasında yer alıyor.
Yeni pazarlarda yalnızca makine satışı hedeflemiyoruz. Satış sonrası hizmet yapılanması, yerel iş birlikleri ve bazı stratejik ürün gruplarında uzun vadeli çözüm ortaklıkları kurmak istiyoruz. Özellikle savunma sanayii, eklemeli imalat, optoelektronik ve yüksek güçlü lazer teknolojileri, Ermaksan’ın yeni pazarlarda daha farklı bir konuma taşınmasını sağlayacak alanlar olarak öne çıkıyor.
Ermaksan’ın üretim yolculuğu 1965 yılında Bursa’da küçük bir atölyede başladı. Bugün ise toplam 100.000 metrekare kapalı alana sahip üç modern üretim tesisinde faaliyet gösteren, yüksek teknoloji odaklı bir sanayi şirketi konumundayız.
Ürün gamımız oldukça geniş. Sac işleme makineleri alanında lazer kesim makineleri, abkant presler, giyotin makaslar, plazma kesim sistemleri ve otomasyon çözümleri geliştiriyoruz. Bunun yanında metal 3D yazıcılar, talebe özel eklemeli imalat çözümleri, optoelektronik ve yarı iletken sistemler, fiber lazer rezonatörleri, CNC kontrol üniteleri ve endüstriyel yazılımlar üretiyoruz.
Son yıllarda savunma sanayii de stratejik odak alanlarımızdan biri haline geldi. Tamamen yerli mühendislik kabiliyetimizle geliştirdiğimiz THUNDERBOLT deniz topu sistemleri, yüksek güçlü askeri tip lazer kaynakları, FBG sensör teknolojileri ve savunma sanayiine yönelik metal 3D üretim çözümleriyle, Türkiye'nin kritik teknolojilerde dışa bağımlılığını azaltmaya katkı sağlıyoruz. Savunma alanındaki çalışmalarımızı yalnızca ürün geliştirmekle sınırlı görmüyor; aynı zamanda yüksek katma değerli teknolojiler üreterek ülkemizin teknoloji ekosistemine katkı sunan uzun vadeli bir yatırım olarak değerlendiriyoruz.
Ermaksan’ı klasik bir makine üreticisinden ayıran en önemli unsur ise kritik teknolojileri kendi bünyesinde geliştirme yaklaşımıdır. Lazer teknolojilerinden yazılıma, metal 3D yazıcılardan savunma sistemlerine kadar birçok alanda kendi Ar-Ge ve mühendislik gücümüzle ilerliyoruz. İstihdam tarafında ise mühendislik, Ar-Ge, üretim, satış sonrası hizmetler ve global satış ekiplerimizi nitelikli insan kaynağıyla güçlendirmeye devam ediyoruz.

ISITAN MAKİNE
Isıtan Makine’den ihracatta yeni hedefler
Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'nin toplam ihracatı yılın ilk altı ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,6 artış göstererek 136 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Bu tablo da bize gösterdiği üzere ihracatta sürdürülebilir büyümenin devam ettiğine işaret etmektedir.
Avrupa pazarında ekonomik toparlanmanın kademeli şekilde devam etmesinin yanında ihracatı destekleyen politikaların sürdürülmesi halinde, yılın ikinci yarısında da makine sektörünün büyümesini öngörmekteyiz. Döviz kurunun ihracatçı için önemi büyük olmakla birlikte artan ürün çeşitliliği ile pazarda gücü korumak ve taleplere doğru cevaplar vermek çok önemlidir. Bu sebepledir ki Isıtan Makine her geçen yıl müşterilerinin beklentilerine cevap niteliğindeki ar-ge çalışmalarını yürütmekte, bunun meyvesi olarak da sektörde yeni ürünlerle ürün çeşitliliği ve sürdürülebilir kalite politikasıyla üreterek taleplere cevap vermektedir. Yeni ürün olarak, Lazer kesim gibi teknolojik makinaların kesme işlemlerinden sonra kesilen parçanın tamamen düzleştirilmesini (malzeme üzerindeki atıklığın giderilmesi) ve malzeme üzerindeki gerilimin alınmasını sağlayan Düzleştirme ve Gerilim Giderme Makinasını söyleyebiliriz.
Makine sektörü uzun vadeli yatırım ve yüksek teknoloji gerektiren bir sektör olduğu için uygun maliyetli finansmana erişim büyük önem taşımaktadır. Bunun yanında üretim maliyetleri, özellikle enerji, işçilik ve finansman giderleri açısından sektörün rekabetçiliğini doğrudan etkilemektedir.
İhracatın sürdürülebilir şekilde artması için finansmana erişimin kolaylaştırılması, yatırım ve ihracat desteklerinin güçlendirilmesi ile üretim maliyetlerini dengeleyici politikaların devam etmesi sektör açısından önem taşımaktadır. Kur politikası açısından da değerlendirildiğinde, ihracatçının temel beklentisi, öngörülebilir ve rekabetçiliği destekleyen bir kur yapısının korunmasıdır.
Makine sektöründe rekabet artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil, teknoloji seviyesi ve katma değer ile belirlenmektedir. Bu nedenle şirketimiz de yatırımlarını dijitalleşme, otomasyon, akıllı üretim sistemleri ve yüksek verimlilik sağlayan teknolojiler doğrultusunda sürdürmektedir.Yapay zekâ destekli tasarım, üretim planlama, kalite kontrol ve satış süreçlerinde kullanılan dijital uygulamalar; üretim verimliliğini artırırken teslim sürelerini kısaltmakta ve müşteri taleplerine daha hızlı cevap verilmesini sağlamaktadır. Bunun sonucunda ihracatta hem rekabet gücü hem de yüksek katma değerli ürün oranı artmaktadır.
MAİB verilerinde kilogram başına ihracat değerinin 8,7 dolara yükselmesi de sektörün giderek daha yüksek teknoloji içeren ürünlere yöneldiğini ortaya koymaktadır.Türk makine sektörü, üretim altyapısı, mühendislik kabiliyeti ve ihracat tecrübesiyle dünya pazarlarında güçlü konumunu geliştirmeye devam etmektedir.Önümüzdeki dönemde devlet desteklerin sürdürülmesi, yüksek katma değerli üretim ve yeni pazarlara açılma hedeflerini daha da güçlendirecektir. Kamu ve özel sektörün ortak vizyonla hareket etmesi sayesinde Türk makine sektörünün küresel pazarlardaki payını artırmaya devam edeceğine yönelik beklentilerimiz yüksektir.

Lütfi Akıncıoğlu
Lothbrog Makine Yönetim Kurulu Başkanı
Zorlu bir sınavdan geçiyoruz
Sektörümüz, makroekonomik belirsizliklerin gölgesinde zorlu bir sınavdan geçiyor. MAKFED'in 2025 Değerlendirme Raporu'nda da açıkça ifade edildiği üzere; sektörümüz 2015-2023 yıllarında kümülatif yüzde 78 büyüdükten sonra, 2024 yılında imalat sektörü senaryosu, ülke ekonomisinden negatif yönde ayrışmaya başlamıştır. 2025'in ilk 10 ayında daralma durağan seviyede gerçekleşmiştir. Bununla birlikte, sanayi genelinde kapasite kullanım oranlarının uzun dönem ortalaması olan yüzde 80 bandından yüzde 65 seviyelerine gerilediği, iç ve dış pazarda genel bir talep sıkılaşmasının yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. 2026'da sanayicilerimizin ileri teknoloji, otomasyon ve verimlilik odaklı makine yatırımlarına yönelmesi, küresel pazarın en yenilikçi çözümlerini Türkiye'ye kazandıran firmalar için güçlü bir fırsat alanı yaratıyor. Lothbrog Makine olarak, sanayimizin bu dönüşüm sürecinde ihtiyaç duyduğu ileri teknoloji makineleri temin ederek imalatçılarımızın rekabet gücünü artırmaya devam ediyoruz. Talep tarafındaki en belirgin değişim ise "nicelikten niteliğe" geçiştir. Artan enerji ve iş gücü maliyetleri karşısında sanayicilerimiz artık sadece üretim kapasitesini artıracak standart yatırımlardan ziyade; enerji verimliliği sağlayan, birim üretim maliyetini düşüren, hassas işleme kabiliyeti ve fire oranlarını minimuma indiren "verimlilik ve maliyet optimizasyonu" odaklı ileri teknoloji çözümlere yönelmektedir.
Yüksek faiz ortamı ve krediye erişimdeki kısıtlar, sanayicilerimizin sermaye maliyetini yükseltmekte ve yatırım kararlarındaki geri dönüş süresi beklentilerini çok daha sıkı bir analiz sürecine zorlamaktadır. Müşterilerimizin yatırım tercihlerindeki ana yaklaşım iki başlıkta öne çıkıyor, birincisi toplam Sahip Olma Maliyeti ve Amortisman Hızı, Sanayici artık yatırım yaparken makine fiyatından ziyade, makinenin sunduğu enerji tasarrufuna, birim parça başı üretim hızına ve arıza duruş süresinin azlığına bakıyor. İkincisi ise Kapasite Genişletme Yerine Teknoloji Yenileme, Mevcut tesis alanı genişletilmeden, daha yüksek hassasiyetli ve otomatik makine yatırımlarıyla birim zamandaki verimlilik artırılmaya çalışılıyor.
Lothbrog Makine olarak bu dönemi bir çözümsüzlük değil, doğru finansal yönlendirme ile banka anlaşmaları ve teknik destek dönemi olarak görüyoruz. Alternatif finansman opsiyonları, sunmuş olduğumuz kampanyalarımız ve amortisman süresi en kısa olan yüksek verimli makine modellerimizi sunarak Türk sanayicisinin yatırımlarını aksatmadan sürdürmesini sağlıyoruz.
Bugün küresel ölçekte rekabetin anahtarı; yapay zekâ destekli dönüşüm, otomasyon ve ikiz dönüşümdür, artan maliyetler karşısında hız, esneklik ve kalite avantajı otomasyon çözümleri, sanayimizin temel dönüşüm araçları haline gelmiştir. Son dönemde özellikle şu teknoloji gruplarına talep yoğunlaşmıştır, çok eksenli ve tam otomatik yükleme boşaltma, Tek kurulumda çok sayıda işlemi tamamlayan yükleme üniteleriyle kesintisiz çalışabilen sistemler. Makinelerin anlık verimliliklerini takip eden, uzaktan kontrol imkânı sunan akıllı yazılım entegrasyonları. Otomasyon çözümlere olan ilgi artık bir tercih değil, sanayicimiz için bir zorunluluk seviyesindedir. Portföyümüzde yer verdiğimiz yenilikçi ve yüksek hassasiyetli teknolojilerle, Türk imalat sektörünün katma değerli üretim yapabilmeleri ve hedeflerine ulaşmalarında katkı sunmaya devam edeceğiz.

Mesut Barut – İbrahim Altıparmak
Nümerik Mühendislik&Oemak Kurucu Ortakları
Maliyetleri optimize ediyoruz
Sektörümüz yılın ilk yarısında tüm zorluklara rağmen ihracat kanadında dirençli bir duruş sergiledi. Yılın ilk yarısında yakaladığımız ihracat ivmesini korumak istiyoruz. İç piyasadaki enflasyon ile döviz kuru arasındaki dengesizlik, uluslararası pazarda fiyat rekabetimizi zorlaştırıyor. OEMAK Makine olarak bu süreci pazar çeşitliliğimizi artırarak ve birim maliyetlerimizi optimize ederek yönetiyoruz. Kısa süre önce yeni fabrikamıza taşınarak üretim alanımızı yüzde 50 oranında artırdık. Bu yatırım sayesinde termin sürelerimizi kısaltarak, alıcıların pahalı Avrupalı rakipler yerine daha kaliteli ve hızlı teslimat sunan alternatif arayışına tam yanıt veriyoruz.
Özellikle yatırım ve ihracat finansmanına uygun maliyetlerle ulaşabilmek büyük önem taşıyor. Yüksek faiz ortamı ve krediye erişimdeki kısıtlar hem üreticilerin hem de yurt içindeki müşterilerin alım kararlarını baskılıyor. Makine gibi sermaye yoğun sektörlerde uzun vadeli yatırım kredileri hayati önem taşıyor. Bunun yanında enerji, işçilik ve hammadde maliyetlerindeki artış üreticiler üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Firmaların sürdürülebilir büyüme sağlayabilmesi için rekabet gücünü destekleyen, öngörülebilir ekonomik politikaların devam etmesini bekliyoruz. Uzun vadeli plan yapabilmek, yatırım kararlarının en önemli unsurudur.
Şirket olarak yatırımlarımızın önemli bölümünü otomasyon teknolojileri, endüstriyel yazılım ve akıllı sistemlere yönlendiriyoruz. Makinelerimizin uzaktan izlenebilmesi, veri analizlerinin yapılabilmesi, arıza teşhis süreçlerinin hızlandırılması ve üretim performansının anlık takip edilebilmesi üzerine çalışmalar yürütüyoruz. Bakım süreçlerini öngörülebilir hale getirerek müşterilerimizin plansız duruş sürelerini azaltmayı hedefliyoruz. Ayrıca kullanıcı dostu yazılım arayüzleri geliştirerek operatörlerin makineleri daha kolay ve verimli kullanmasını sağlıyoruz. Bu yetkinlikler, makinelerimizi sıradan birer donanım olmaktan çıkarıp uçtan uca akıllı birer üretim çözümüne dönüştürüyor ve ihracatta bize güçlü bir ayrıcalık kazandırıyor. Geleceğin fabrikaları tamamen otonom ve yazılım tabanlı çalışacak. Geleceğin makine üreticileri de yalnızca mekanik tasarım yapan firmalar değil; aynı zamanda yazılım geliştiren, veri üreten ve dijital çözümler sunan teknoloji şirketleri olacaktır. Biz de bu dönüşümün bir parçası olarak Ar-Ge, otomasyon, yapay zekâ ve dijitalleşme yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. OEMAK Makine olarak vizyonumuz; Türk mühendisliğinin gücünü küresel yazılım ve otomasyon trendleriyle harmanlayarak dünya çapında akıllı üretim makineleri sunmaktır.

Mustafa Yıldırım
Mac Machines Yönetim Kurulu Başkanı
Sektörümüzün dayanıklılığı yüksek
Makine sektörü, küresel ekonomide yaşanan belirsizliklere rağmen Türkiye'nin en güçlü ihracatçı sektörlerinden biri olmayı sürdürüyor. Yılın ilk yarısında yakalanan ivmenin, ikinci yarıda da temkinli bir iyimserlikle devam edeceğini öngörüyoruz. Özellikle yüksek katma değerli ürünlere olan talebin artması ve alternatif pazarlarda ortaya çıkan yeni fırsatlar, sektörümüz açısından olumlu bir görünüm sunuyor. Bununla birlikte Avrupa pazarı, ihracatımız açısından en önemli destinasyon olmayı sürdürüyor. Bölgedeki ekonomik yavaşlama ve yatırım kararlarının ertelenmesi sipariş süreçlerini zaman zaman etkileyebiliyor. Buna rağmen katma değerli ürünlere yönelimin artması ve firmaların yeni pazarlara açılma stratejileri sektörün dayanıklılığını güçlendiriyor. Biz Mac Machines olarak yalnızca Avrupa pazarına odaklanmak yerine Amerika, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya gibi gelişen pazarlardaki etkinliğimizi artırmayı stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Diğer taraftan döviz kuru ile üretim maliyetleri arasındaki dengenin korunması, ihracatçı açısından kritik önem taşımaya devam ediyor. Kurun enflasyon ve maliyet artışlarının gerisinde kalması uluslararası pazarlarda fiyat rekabetini zorlaştırabiliyor. Sürdürülebilir ihracat artışının sağlanabilmesi için rekabetçiliği destekleyen, öngörülebilir ve istikrarlı bir ekonomik ortamın büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz.Makine sektörü, uzun vadeli yatırım gerektiren, yüksek teknoloji ve sermaye yoğunluğu bulunan stratejik bir sektördür. Bu nedenle en önemli önceliklerimizin başında uygun maliyetli finansmana erişim geliyor. Özellikle yatırım, ihracat ve teknoloji odaklı kredilerin daha erişilebilir hâle gelmesi sektörün büyümesini önemli ölçüde destekleyecektir.
Mac Machines yerli üretici olarak biz de yatırımcıların, süreçlerini kolaylaştırmak amacıyla leasing ve esnek vadeli ödeme çözümleri sunuyoruz. Sanayicinin yatırım yapabilmesini desteklemenin yalnızca firmalara değil, aynı zamanda ülkemizin üretim kapasitesine, istihdamına ve ekonomik büyümesine de katkı sağladığına inanıyoruz. Bunun yanında enerji, işçilik, hammadde ve lojistik maliyetlerindeki artış firmaların rekabet gücü üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Verimlilik odaklı yatırımlar bu baskıyı azaltmaya yardımcı olsa da maliyetlerin öngörülebilir seviyelerde seyretmesi büyük önem taşıyor. Biz de müşterilerimize düşek maliyetle, zaman, enerji ve iş gücü tasarrufu sağlayan yenilikçi teknolojileri geliştirmeyi ve yatırımlarımızı bu doğrultuda sürdürmeyi önceliklendiriyoruz. Kur politikası açısından da beklentimiz ise ihracatçının rekabet gücünü koruyacak, ekonomik istikrarı destekleyecek ve sanayicinin uzun vadeli planlama yapabilmesine imkân sağlayacak öngörülebilir bir yapının oluşturulmasıdır.
Şirket olarak büyüme stratejimizi yalnızca kapasite artışı üzerine değil, katma değeri yüksek teknoloji odaklı üretim anlayışı üzerine inşa ediyoruz. Kendi ürünlerimizde Endüstri 4.0 ve Endüstri 5.0'ın sunduğu imkânlardan yararlanarak üretim süreçlerini daha verimli, daha izlenebilir ve daha sürdürülebilir hâle getirecek teknolojileri yakından takip ediyoruz. Önümüzdeki dönemde Ar-Ge, Ür-Ge, otomasyon sistemleri ve dijital üretim altyapısına yönelik yatırımlarımızı artırmayı hedefliyoruz. Amacımız, müşterilerimize yüksek verimlilik sağlayan, enerji tüketimini optimize eden ve katma değeri yüksek çözümler sunmaktır. Üretim süreçlerimizde dijitalleşme ve otomasyonu yaygınlaştırırken, yapay zekâ destekli uygulamalardan kalite kontrol, kestirimci bakım, üretim planlama ve süreç optimizasyonu gibi alanlarda faydalanıyoruz. Bu uygulamalar üretim verimliliğini artırırken hata oranlarını azaltıyor, teslim sürelerini kısaltıyor ve global pazardaki müşterilerimizin beklentilerine daha hızlı cevap vermemizi sağlıyor. Günümüzde ihracatta yalnızca kaliteli ürün üretmek yeterli değil; hızlı teslimat, sürdürülebilir üretim, dijital izlenebilirlik ve güçlü satış sonrası hizmet de önemli rekabet unsurları hâline geldi. Bu nedenle teknoloji yatırımlarımızı yalnızca üretimimizin değil, ihracat stratejimizin de temel unsurlarından biri olarak görüyoruz.
Makine sektörü, Türkiye'nin sanayileşmesi, teknolojik dönüşümü ve sürdürülebilir büyümesi açısından stratejik öneme sahip, Avrupa’nın son kalelerinden biridir. Türkiye, güçlü üretim altyapısı, yetişmiş insan kaynağı ve jeostratejik konumuyla Avrupa'nın en önemli üretim merkezlerinden biri olma potansiyelini her geçen gün daha da güçlendiriyor. Önümüzdeki dönemde yüksek teknolojiye, Ar-Ge'ye, dijital dönüşüme ve nitelikli insan kaynağına yapılacak yatırımların sektörümüzün küresel rekabet gücünü daha da artıracağına inanıyoruz. Kamu, üniversite ve özel sektör iş birliğinin güçlendirilmesi, ihracat ve yatırım odaklı destek mekanizmalarının geliştirilmesiyle Türk makine sektörünün dünya pazarlarındaki konumunu daha da ileri taşıyacağına inanıyoruz. Mac Machines olarak biz de yenilikçi teknolojiler geliştirmeye, müşterilerimizin rekabet gücünü artıracak çözümler üretmeye ve ülkemizin sanayi ile ihracat hedeflerine katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Zarif Alp
İzmakpar Genel Müdürü
Döviz kuru mevcut yapıyı zayıflatıyor
Türkiye üretim sanayisi, küresel rekabet koşullarının giderek zorlaşmasıyla birlikte her geçen gün daha büyük zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır. Özellikle son iki yılda döviz bazında yaşanan ciddi maliyet artışları, firmaların gelecek planlarını oluşturmasını, yatırım kararları almasını ve yeni projeler geliştirmesini önemli ölçüde zorlaştırmaktadır. Bunun doğal sonucu olarak kapasite kullanım oranlarının, sektör fark etmeksizin üretim sanayisinin genelinde düşüş eğiliminde olduğu gözlemlenmektedir.
2021 yılından bu yana Türkiye'de işçilik maliyetleri, özellikle asgari ücret artışlarının etkisiyle döviz bazında yaklaşık yüzde 85 oranında yükselmiştir. Buna karşın döviz kurundaki artışın aynı seviyede gerçekleşmemesi, üretim maliyetleri ile kur arasındaki dengenin bozulmasına neden olmuş ve Türk üreticisinin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü önemli ölçüde zayıflatmıştır. Özellikle Avrupa pazarında rekabet etmek her geçen gün daha güç hale gelmekte olup, mevcut koşulların devam etmesi durumunda Türk sanayisinin önümüzdeki yıllarda olumsuz etkilenmesi kaçınılmaz görünmektedir.
Günümüzde firmaların yalnızca finansmana erişiminin kolaylaştırılması tek başına yeterli bir çözüm değildir. Finansmana erişimin iyileştirilmesi ve vergi yüklerinin azaltılması önemli destek unsurları olmakla birlikte, işletmeler sürdürülebilir şekilde kârlılık sağlayamadığı sürece bu uygulamaların kalıcı bir çözüm üretmesi mümkün değildir.
Katma değerli ve yüksek teknolojili üretime geçiş, Türkiye sanayisinin temel hedeflerinden biridir. Ancak bu dönüşüm kısa vadede gerçekleştirilebilecek bir süreç değildir. Firmaların bu alanda yatırım yapabilmeleri için öncelikle finansal açıdan güçlü, sürdürülebilir kârlılığa sahip ve yatırım yapabilecek bir yapıya kavuşmaları gerekmektedir.
Bu çerçevede, ihracatta rekabet gücünün korunması ve artırılması adına en önemli başlıklardan biri kur politikasının yeniden değerlendirilmesidir. Döviz kurunun üretim maliyetlerini karşılayabilecek ve ihracatçının rekabetçiliğini destekleyecek seviyeye getirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bununla birlikte, ihracatçılara sağlanan %3 oranındaki döviz dönüşüm desteğinin artırılarak en az %8-10 seviyelerine çıkarılması, ihracatın sürdürülebilirliği açısından önemli katkı sağlayacaktır.
Sonuç olarak, katma değerli ve teknoloji odaklı üretim tüm sanayi kuruluşlarının ortak hedefidir. Ancak bu hedefe ulaşabilmek için işletmelerin öncelikle kârlılıklarını koruyabilecekleri, yatırım yapabilecekleri ve uluslararası pazarlarda rekabet edebilecekleri ekonomik koşulların oluşturulması gerekmektedir. Türk sanayisi, rekabet gücünün korunması ve sürdürülebilir büyümenin sağlanabilmesi adına bu konularda acil ve kalıcı politika adımlarının hayata geçirilmesini beklemektedir.

Gürkan TOPUZ
Rentoya Makine Kurucu Ortağı
Sipariş süreçlerinde seçici olmalıyız
"Sektör olarak yılın ilk yarısında gösterdiğimiz ihracat performansını değerli bulmakla birlikte, ikinci yarıda daha temkinli ve stratejik adımlar atılması gereken bir dönemdeyiz. Ana pazarımız konumundaki Avrupa’daki talep durgunluğu ve küresel durgunluk sinyalleri, sipariş süreçlerinde daha seçici olunmasını gerektiriyor.
Öte yandan, iç piyasadaki enflasyonist maliyet artışları ile döviz kurunun seyri arasındaki dengesizlik, ihracatçının fiyatlandırma ve rekabet gücünü baskılamaktadır. Rentoya Makine olarak bu durumu; pazarları çeşitlendirerek, pazar payımızı yüksek katma değerli ürünlerle koruyarak ve operasyonel verimliliğimizi artırarak aşmayı hedefliyoruz."
"Sektörümüzün uluslararası arenada gücünü koruyabilmesi için çözülmesi gereken üç temel sacayağı bulunmaktadır: Finansmana uygun maliyetli erişim, öngörülebilir bir kur politikası ve üretim maliyetlerinin kontrolü.
Sanayicinin uzun vadeli yatırımlara soyunabilmesi ve küresel rakipleriyle eşit şartlarda rekabet edebilmesi için reeskont kredileri ve uygun ödemeli yatırım finansman imkânlarının genişletilmesi şarttır. Ayrıca, döviz kurunun reel maliyet enflasyonunu yansıtacak biçimde, ihracatçının rekabetçiliğini destekleyen öngörülebilir bir dengede seyretmesi, önümüzdeki döneme dair planlama yapabilmemiz açısından kritik önem taşımaktadır."
"Rentoya Makine olarak gelecek vizyonumuzun merkezine 'akıllı üretim' ve 'sürdürülebilirlik' kavramlarını yerleştirdik. Klasik makine imalatının ötesine geçerek; dijitalleşme, otomasyon ve yapay zekâ entegrasyonuna sahip yüksek katma değerli sistemler geliştirmeye odaklanıyoruz.
Üretim süreçlerimize entegre ettiğimiz otomasyon ve yazılım çözümleri, ürünlerimizin hata payını minimuma indirirken enerji verimliliğini ve operasyonel hızı maksimuma çıkarıyor. İhracat pazarlarında bizi öne geçiren en temel unsur, müşterilerimize sadece bir makine değil; yapay zekâ destekli, verimliliği yüksek bütünsel bir mühendislik çözümü sunabilmemizdir."
"Türk makine sektörü, mühendislik kabiliyeti, esnek üretim yapısı ve kalite standartlarıyla rüştünü ispatlamış stratejik bir sektördür. Mevcut ekonomik konjonktürün getirdiği zorluklara rağmen, nitelikli insan kaynağımıza ve teknolojik dönüşüme yatırımlarımızı sürdüreceğiz. Kamu desteği ve doğru finansal enstrümanlarla birleştiğinde, sektörümüzün küresel ölçekteki pazar payını artıracağına inancımız tamdır."

Hasan Torun
Teslamak Genel Müdürü
Üretim azmimiz kırılıyor
Sac işleme makineleri sektöründe bizim hissedebildiğimiz bir büyüme yok ne yazık ki dolayısıyla bunun ikinci yarıda devam edip edemeyeceği konusunda bir beklentimiz yok. Son yıllarda yaşanan jeopolitik gelişmeler Avrupa pazarını da olumsuz etkilemiştir. Bunun yanında iç piyasadaki ekonomik daralma ve kur baskısı hem üretim yapma azmimizi kırıyor hem de ayakta durma imkanlarımızı zorlaştırıyor.
Rekabet edebilmek için öncelikle sektör bazlı standartların acilen belirlenmesi ve rekabete konu olan her ne ürün ise bu standartlara tabi olması lazım. Bu standartları (güvenlik, ürün kalitesi vb.) sağlayamayan ürünlerin ülkeye girişini zorlaştırmak gerekiyor. Üreticiler üzerindeki vergi yükünü azaltmak ve içerideki özellikle işçilik maliyetlerine ait yükünü azaltmak gerekir. Üretim yapan, ihracat yapan firmalara uygun koşullarda üretim tesisleri yapma imkânı sağlayarak üretici üzerindeki kira yükünü hafifletmesi gerekir. Yoksa finansmana erişimin bu kadar zor, içerideki yüksek üretim maliyetleri ile beraber kar marjlarının oldukça düşük seviyelerde olduğu bir ortamda fiyat konusunda rekabet etme şansımız ne yazık ki olmayacak.
Gelişen teknoloji ile beraber insanlar istedikleri bir şeye çok kolay ulaşabilir hale gelmiştir. Dolayısıyla çağın gerisinde kalmamak insanların ihtiyaçlarına daha kolay ulaşabilmesini sağlamak için firmamızda bazı yatırım kararları alındı ve uygulamaya geçildi. Bununla üretim faaliyetlerimizi kontrol altında tutmak, müşterilerimizin ürünlerimiz ile ilgili hızlı bir şekilde fiyat teklifi almasını sağlayacak, satış sonrası müşterilerimizin sorunlarına hızlı cevap verip ihtiyaçlarını gidermek için çeşitli uygulamaları firmamızın bünyesine katıyoruz katmaya devam edeceğiz.
Ülkemiz sınırları dışında cereyan eden savaşların bir an önce bitmesini, ticaretin rahat bir ortamda yapılmasını, herkesin mutlu huzurlu bir şekilde işine gidip çalıştığı, emeğinin karşılığını alarak ailesinin geçimini rahatlıkla sağladığı günlerin geri gelmesini temenni ediyorum.

Hüseyin Keser
MHK Makine Yönetim Kurulu Başkanı
Yüksek teknoloji üretime odaklanmalıyız
Yılın ikinci yarısında makine sektörü ihracatında yakalanan büyüme ivmesinin, Avrupa pazarındaki talep durgunluğu ve içerideki yüksek üretim maliyetleri karşısında baskılanan döviz kuru nedeniyle daha temkinli bir seyir izleyeceğini öngörüyoruz. Bugün sanayicimizin önündeki en büyük engeller; finansmana erişim zorlukları, artan maliyetler ve rekabetçi gücümüzü zayıflatan kur politikasıdır. Bu zorlu dönemi aşmanın tek yolu ise katma değerli, yüksek teknolojili üretime odaklanmaktır.
Biz de firma olarak bu vizyon doğrultusunda, süreçlerimizi optimize edecek 2.500 metrekarelik yeni tesis yatırımımızla ve çok eksenli ileri imalat teknolojileriyle altyapımızı güçlendiriyoruz. Savunma ve havacılık sanayisine yönelik hassas üretim kabiliyetlerimiz ve yakın zamanda tamamlamayı hedeflediğimiz AS9100 havacılık kalifikasyonuyla, uluslararası pazarlardaki gücümüzü artırıyoruz. Dijitalleşme ve otomasyon yatırımları, ihracattaki hata payımızı sıfırlayarak küresel rekabette bizi bir adım öne taşıyor. Sanayicimizin finansal olarak desteklenmesi halinde, Türkiye makine sektörünün küresel tedarik zincirinde kalıcı bir güç olmaya devam edeceğine inancım tamdır. İyi çalışmalar dilerim."
Müşfik Yadigar
MGG Makina Genel Müdürü
Rekabet için tedbirlerimizi aldık
Biz firma bazında ikinci yarı planlarımızı yaptık. Büyümenin devam edeceği beklentisi ile hazırlıklarımızı yapıyoruz. Rekabetçiliğimizi korumak için gereken tüm tedbirleri almaya çalışıyoruz
Finansmana erişim yüksek üretim maliyetleri ve kur politikası birbirinden bağımsız düşünülebilecek sorunlar değiller. Finansmana ulaşabiliyor olsak bile mevcut faiz oranlarından fonlama yapmak maliyetlerimizi yönetmenizde problem yaşamamıza sebep oluyor. İhracatçı firmalar özellikle kamu kaynaklı uygun fonlara ulaşmak zorundalar. İşçilik enerji maliyetleri de ele alındığındına rekabetçiliği koruyabilmek için hayli gayret sarf etmek gerekiyor Burada kamu inisiyatifi mutlaka artırılmalı. Maliyet yönetiminde faydası olabileceğini düşündüğümüz her türlü yatırım çalışması yapıyor bütçelemeye çalışıyoruz. Rekabetçilik çerçevesinde bu çalışmanın ve bu yatırımların elzem olduğunu düşünüyoruz.




