HIDIRCAN KAYA
Başkanlar, ihracatın sürdürülebilir şekilde güçlenmesi için özellikle kur politikalarının üretici ve ihracatçı dostu bir yapıya kavuşturulması, maliyetleri azaltacak düzenlemelerin hayata geçirilmesi ve KOBİ’lere yönelik finansman imkânlarının artırılmasının kritik önem taşıdığı mesajını verdi.
Baran Çelik
OİB Yönetim Kurulu Başkanı
Zorluklara rağmen otomotiv ihracatımız 2025’te gücünü korudu
2025 yılı, küresel ekonomideki belirsizlikler ve bölgesel gelişmelerin gölgesinde Türk otomotiv endüstrisi açısından yine önemli bir sınav yılı oldu. Avrupa pazarındaki durgunluk, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar, yüksek maliyetler ve küresel ticaretteki dalgalanmalara rağmen sektörümüz, üretim gücü ve ihracat performansıyla istikrarını korumayı başardı.
Bu çerçevede, 2025 yılının Aralık ayında otomotiv ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,54 artışla 3 milyar 311 milyon 924 bin dolara ulaştı. Yılın tamamında ise ihracatımız yüzde 13,8 artarak 36 milyar 781 milyon 73 bin dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu sonuç, sektörümüzün tüm zorluklara rağmen güçlü ve dirençli yapısını bir kez daha ortaya koymuştur. 2025 boyunca karşı karşıya kaldığımız finansman maliyetleri, kur baskısı, yüksek enflasyon ve özellikle Avrupa pazarında yaşanan ekonomik yavaşlama, ihracat performansımız üzerinde belirleyici unsurlar oldu. Buna rağmen, Türk otomotiv sanayisi sahip olduğu üretim kabiliyeti, tedarik gücü ve ihracat çeşitliliği sayesinde küresel pazarlardaki konumunu korumayı başardı. Dünya otomotiv sektörü, elektrikli araçlar, alternatif enerji çözümleri, dijitalleşme ve yeni mobilite ekosistemleri ile köklü bir dönüşümden geçmektedir. Türkiye’nin yerli ve milli otomobili TOGG, bu dönüşüm sürecinde ülkemizin rekabet gücünü temsil eden önemli bir başarı örneğidir. Alternatif enerjili araçlara yönelik yatırımların artması, sektörümüzün uzun vadeli büyümesini destekleyen stratejik adımlar olarak öne çıkmaktadır.
Önümüzdeki dönemde ihracat performansımızı etkileyecek en önemli başlıkların başında, Avrupa ekonomisindeki toparlanma süreci, küresel faiz politikaları ve bölgesel jeopolitik gelişmeler gelmektedir. Bununla birlikte, enflasyonla mücadelede atılacak adımların maliyetleri aşağı çekmesi, kur istikrarının güçlenmesi ve finansmana erişimin kolaylaşması halinde, sektörümüzün ihracat potansiyelinin daha da güçleneceğine inanıyoruz. OİB olarak, otomotiv endüstrimizin küresel dönüşüm sürecindeki konumunu sağlamlaştırmak, ihracatımızın katma değerini artırmak ve ülke ekonomimize daha fazla katkı sağlamak amacıyla çalışmalarımızı 2026 yılında da kararlılıkla sürdüreceğiz.
Pınar Taşdelen Engin
UTİB Yönetim Kurulu Başkanı
“Tekstil sektörü 2025’i ağır koşullar altında tamamladı”
2025 yılı, tekstil sektörü açısından küresel ve bölgesel ekonomik gelişmelerin etkilerinin yoğun biçimde hissedildiği, belirsizliklerin yüksek seyrettiği bir dönem olarak geride kaldı. Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) olarak, bu koşullarda yılı 1 milyar 222 milyon 55 bin dolar ihracatla tamamladık. Aralık ayında ihracatımız yüzde 9,54 artışla 104 milyon 926 bin dolara ulaştı. Buna rağmen, yükselen maliyetler ve enflasyon–kur makasının giderek açılması sektörümüzün rekabet gücünü sınırlandırmaya devam etti. 2025 yılı boyunca firmalarımız bir yandan azalan rekabet gücü nedeniyle pazar kaybı riskiyle mücadele ederken, diğer yandan nakit akışı ve finansmana erişim sorunlarıyla karşı karşıya kaldı. UTİB olarak bu süreçte, güçlü olduğumuz pazarlarda varlığımızı korumaya odaklandık; uluslararası fuar ve tanıtım faaliyetleriyle üyelerimizin yeni bağlantılar kurmasına destek verdik. Amacımız, sektörün tamamen geri çekilmesini engellemek ve ihracat kanallarını açık tutmaktı.
2026 yılında öncelikli beklentimiz, üreticilerimizin rekabet gücünü doğrudan destekleyecek ekonomik ve sektörel politikaların gecikmeden hayata geçirilmesidir. Kur politikasının enflasyonla uyumlu bir zemine oturtulması, enerji ve işçilik maliyetlerinin üretimi teşvik edecek şekilde yeniden düzenlenmesi ve özellikle KOBİ’lerimizin uygun koşullu finansmana erişiminin kolaylaştırılması sektörümüz açısından kritik önemdedir. Küresel rekabetin yoğunlaştığı bu dönemde tekstil sektörünün sürdürülebilirlik, dijitalleşme, Ar-Ge ve inovasyon odaklı bir dönüşümü hızlandırması kaçınılmazdır. Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum, karbon ayak izinin azaltılması, temiz ve verimli üretim süreçlerinin yaygınlaştırılması 2026’nın temel gündem maddeleri arasında yer almaktadır. Bu kapsamda düşük kaynak tüketen üretim teknolojileri, atık su geri dönüşümü, enerji verimliliği, sürdürülebilir ham maddeler ve eko-tasarım uygulamalarının daha da yaygınlaşmasını bekliyoruz. Aynı zamanda üretimden tasarıma kadar tüm değer zincirinde dijitalleşmenin hız kazanması, sektörün rekabetçiliğini belirleyen ana unsurlardan biri olacaktır. Robotik otomasyon, veri analitiği, yapay zeka destekli kalite kontrol, talep tahmini ve izlenebilirlik sistemlerinin 2026 itibarıyla daha geniş ölçekte devreye alınmasını öngörüyoruz. Döngüsel ekonomi, dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik ekseninde atılacak bu adımların, Türk tekstil sektörünün katma değerini artırarak küresel pazarlarda daha güçlü ve dayanıklı bir konuma ulaşmasını sağlayacağına inanıyoruz. UTİB olarak, sektörümüze katkı sağlamak ve üyelerimizin rekabet gücünü artırmak amacıyla 2026 yılında da çalışmalarımızı aynı kararlılıkla sürdüreceğiz.
Nüvit Gündemir
UHKİB Yönetim Kurulu Başkanı
Hazır giyim ve konfeksiyon sektörümüz için öğretici oldu
2025 yılı, küresel ekonomide süregelen belirsizlikler ve ticaret koşullarındaki dalgalanmalar nedeniyle hazır giyim ve konfeksiyon sektörümüz açısından zorlu bir yıl olarak geride kaldı. Sektörümüz, Türkiye ekonomisine sağladığı dış ticaret fazlasına rağmen, yüksek enflasyonun yol açtığı maliyet artışları, döviz kurunun yetersiz seyri ve finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar nedeniyle rekabet gücünü korumakta zorlandı.
Özellikle Asya pazarındaki düşük maliyetli üreticilerle artan rekabet, sektörümüzün fiyat avantajını büyük ölçüde baskıladı. Buna ek olarak, küresel ölçekte devam eden talep daralması ve artan ilave gümrük vergileri, görülen ihracat kaybında belirleyici rol oynadı.
Bu çerçevede, UHKİB olarak 2025 yılının Aralık ayında ihracatımız 52 milyon 289 bin dolar olarak gerçekleşirken, yılın tamamındaki ihracatımız 847 milyon 174 bin dolar seviyesinde kaldı. Bu tablo, sektörümüzün yapısal sorunlarının çözümünün ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.
Önümüzdeki dönemde temel hedefimiz, katma değeri yüksek ürünlere yönelmek olacaktır. Teknik tekstiller, fonksiyonel ürünler, Ar-Ge ve inovasyon yatırımları ile tasarım odaklı üretim bu dönüşümün merkezinde yer alacaktır.
Ayrıca dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ekseninde hayata geçirilecek projeler, sektörümüzü küresel rekabete daha güçlü bir şekilde hazırlayacaktır.
2026 İçin Temkinli İyimserlik
2026 yılı, sektörümüz adına bir tercih değil; mutlak bir “dönüşüm yılı” olmak zorunda. 2026 yılına girerken, maliyet baskısının azaltılması, enerji ve işçilik giderlerine yönelik destekleyici düzenlemelerin hayata geçirilmesi ve ihracatçıya uygun finansman olanaklarının genişletilmesi ve sektörün ihtiyaçlarına uygun politikaların hayata geçirilmesi, bu sürecin en önemli yapı taşları olacaktır. Türkiye’nin hızlı üretim kabiliyeti ve güçlü lojistik avantajı, doğru politikalarla desteklendiğinde bizi tekrar küresel rekabetin üst sıralarına taşıyacaktır.
Türkiye’yi hazır giyim ve konfeksiyon alanında trend belirleyen bir ülke konumuna taşımak amacıyla, daha sürdürülebilir, yenilikçi ve katma değerli ürünlerle küresel pazardaki varlığımızı güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.
Özkan Kamiloğlu
UMSMİB Yönetim Kurulu Başkanı
Sektörümüz dayanıklılığını korudu
2025 yılı, küresel ekonomik dalgalanmalar, yüksek maliyet baskıları ve finansmana erişimde yaşanan sıkıntılara rağmen sektörümüz açısından üretim gücünün ve ihracat kabiliyetinin sınandığı bir yıl oldu. Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği (UMSMİB) olarak, tüm bu koşullara karşın dış pazarlardaki varlığımızı sürdürmeyi ve istikrarlı bir ihracat performansı sergilemeyi başardık.
Bu çerçevede, 2025 yılının Aralık ayında ihracatımız 21 milyon 899 bin dolar olarak gerçekleşirken, yılın tamamındaki ihracatımız 290 milyon 745 bin dolar seviyesine ulaştı. Bu sonuç, sektörümüzün küresel pazarlardaki konumunu ve dayanıklılığını bir kez daha ortaya koymaktadır. 2025 yılı boyunca üretim maliyetlerinin yüksek seyri, döviz kurunun baskı altında kalması ve enerji, hammadde ile işçilik giderlerindeki artışlar ihracatçılarımızın rekabet gücünü sınırlayan temel unsurlar oldu. Buna karşın, birlik olarak mevcut pazarlardaki konumumuzu korumaya ve ürün çeşitliliğimizi artırarak yeni pazarlara açılmaya yönelik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürdük.
Önümüzdeki dönemde enflasyonla mücadele, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve ihracatçıya yönelik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi, sektörümüz açısından belirleyici olmaya devam edecektir. Yüksek faiz oranlarının üretim ve yatırım kararlarını zorlaştırdığı bir ortamda, sektörel teşviklerin daha etkin ve sürdürülebilir biçimde hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. UMSMİB olarak; tarımda dijitalleşme, otomasyon yatırımları, fire oranlarının azaltılması ve katma değeri yüksek ürünlere yönelme hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Üretici eğitimleri, kalite standartlarının yükseltilmesi ve gıda işleme alanında nitelikli iş gücünün artırılması yoluyla sektörümüzü geleceğe hazırlamaya devam edeceğiz. 2026 yılında da ihracat potansiyelimizi artırmak ve ülkemizin tarımsal sanayi alanındaki gücünü daha ileri taşımak için tüm gücümüzle çalışmayı sürdüreceğiz.
Prof. Dr. Senih Yazgan
UYMSİB Yönetim Kurulu Başkanı
Yaş meyve sebze sektörümüz hedeflerinden kopmadı
Yaş meyve sebze sektörü için 2025 yılı, küresel ekonomik dalgalanmalar, iklim koşullarındaki belirsizlikler ve maliyet baskıları altında geçen, ancak sektörümüzün direncini ve potansiyelini bir kez daha ortaya koyduğu bir yıl oldu. Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB) olarak, tüm bu koşullara rağmen ihracat faaliyetlerimizi sürdürerek pazarlardaki varlığımızı korumayı başardık. Bu çerçevede, 2025 yılının Aralık ayında ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 19,33 artışla 15 milyon 111 bin dolar olarak gerçekleşti. Yılın tamamında ise ihracatımız 189 milyon 37 bin dolar seviyesinde kaydedildi.2025 yılı boyunca döviz kurunun baskılı seyri, tarımsal üretimde planlama eksiklikleri, artan girdi maliyetleri ve küresel talepteki dalgalanmalar sektörümüzün rekabet gücünü sınırlayan temel unsurlar arasında yer aldı. Buna rağmen, ihracatçı firmalarımızın özverili çalışmalarıyla dış pazarlardaki konumumuzu korumaya devam ettik.
Önümüzdeki dönemde sektörümüzün ihracat potansiyelini yeniden yükseliş trendine sokmak için Avrupa Birliği pazarındaki payımızı artırmaya, Ortadoğu ve Uzak Doğu gibi alternatif pazarlara daha güçlü şekilde yönelmeye devam edeceğiz. Ar-Ge yatırımları, gıda güvenliği uygulamaları, fuar ve ticaret heyetleri yoluyla ihracat altyapımızı güçlendirmeyi sürdüreceğiz. Özellikle zirai karantina protokollerinin Uzak Doğu ülkeleriyle imzalanması halinde ihracatımızın önemli ölçüde ivme kazanacağına inanıyoruz. Sektörümüz açısından tarımsal üretimde sürdürülebilirliğin sağlanması, etkin üretim planlaması, verimliliği artıran destek mekanizmaları ve uzun vadeli stratejik politikaların hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor. Ani alınan ihracat kısıtlamaları gibi kararların, yıllar içinde kurulan ticari ilişkileri zedelediği gerçeğini göz önünde bulundurarak, bu tür uygulamaların sektör paydaşlarının görüşleri alınarak şekillendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Tüm paydaşların iş birliği içinde hareket etmesiyle, sektörümüzü daha güçlü, daha sürdürülebilir ve daha rekabetçi bir yapıya kavuşturacak adımları atacağımıza ve önümüzdeki dönemde hedeflerimize kararlılıkla ilerleyeceğimize inanıyoruz.