TAYSAD ve ODD'nin ortak görüşü olan en az iki yeni OEM markasının daha ülkeye yatırım yapması gerektiği fikrini Bursalı otomotivciler de destekliyor.
Türkiye'de otomotiv yan sanayinin ulaştığı kalite nedeniyle aralarında Porsche, Audi, Bentley, BMW, Daimler Mercedes, Jaguar, Land Rover gibi saygın dünya markalarına janttan fren sistemi parçalarına, basınç borularından ışıklandırma parçalarına, döküm parçalarından iç ve dış pres parçalarına kadar birçok alanda tedarik sağlıyor. Türk otomotiv sanayiinde yerli parçaların kullanım oranının yüzde 65 seviyelerine ulaştı, ancak yerlileştirmeyi artırma çabaları devam ediyor.
Bu anlamda otomotiv ana ve yan sanayi sektörlerinin daha da gelişerek
Türkiye'nin otomotiv üssü olabilmesi için TAYSAD ve OSD'nin ortak görüşü ülkeye en az iki yeni markanın daha gelmesini sağlamak yönünde.
Biz de bu çerçevede otomotiv yan sanayi üreticilerimize bu konudaki beklenti ve hedeflemelerini sorduk.
Sanayicilerimizden aldığımız cevaplar, ister yabancı olsun ister kendi üretimimiz ülkeye mutlaka yeni yatırım gelmesi yönünde oldu.
Otomotiv yan sanayi sektörünün temsilcileri 2023 yılı için konulan ihracat hedefinin ancak gelecek olan yeni yatırımlar sayesinde gerçekleşebileceğini belirttiler.
Yeni markalar bizi güçlendirir
Haluk Sami Topbaş-Topbaş Şirketler Grubu Genel Müdürü: Türkiye otomotiv sektöründe, gerek ana sanayi temsilçilerinin, dünya genelinde bakıldığında diğer grup içi firmalarına kıyasla daha rekabetçi ve daha kaliteli otomobil üretiyor konumuna geldiğini görüyoruz. Otomotiv yan sanayi sektörü firmaları ise, yurt içi odaklı başladığı üretimde, birçokları için Türkiye pazarı artık çok küçük bir oran teşkil etmekte ve tüm dünyaya direkt veya endirekt OEM'e ürün satar hale gelmiştir.
Bursa gerek Tofaş, Renault ve Karsan'ın girişimleriyle, gerekse de kalıpçılık konusunda, otomotiv yan sanayi ve after market olarak tanımladığımız yenileme pazarı ürünleri konusunda artık, kendi teknolojisini de üreten bir marka haline gelmiştir. Bugün, yurt dışındaki bir çok müşterimiz, Bursa için, Amerika'nın Detroit'i neyse, Bursa'da Türkiye için o ifadesini kullanmaktadır. 2010 yılında dünya genelinde 74 milyon 773 bin araç satıldı. Durgunlukla geçen 2 yılın ardından dünya otomotiv pazarının yüzde 13 büyümesine karşılık Türkiye yüzde 37 büyüme gösterdi. Aralık 2010 bazlı bakıldığında Avrupa'nın beşini büyük otomobil pazarı olan Türkiye, hafif ticaride birinciliğe sıçradı. Yıllık bazda ise yedinci büyük otomobil pazarı, ikinci büyük hafif ticari araç pazarı oldu. Ekonomik gelişmesini diğer gelişmiş ülkelerden açık fark ara ile sürdüren ülkemiz her türlü yatırım için bir cazibe merkezi haline gelmektedir. Bu doğrultuda, sektöre girecek 2 yeni marka, otomotiv sektöründeki durumumuzu oldukça güçlendirecektir.
Yeni yatırım bekliyoruz
Bekir Girgin-Matay Otomotiv Genel Müdürü:
Otomotiv sektörüne egzoz üreten bir firma olarak yatırımlara ara vermeden devam ediyoruz. 2008 yılı sonrası yaşanan global kriz biz ve sektörde faaliyet gösteren tüm kuruluşları yatırımları askıya almaya itti. Ancak 2010 yılında başlayan toparlanma süreci 2011 yılı ile birlikte yatırımların hız kazanmasını sağladı. Ben 2008 yılı değerlerini yakaladığımızı düşünüyorum. TAYSAD ve OSD'nin ortak görüşü Türkiye'nin otomotiv üssü olması için en az 2 yeni markanın daha Türkiye'ye gelmesini sağlamak. Son zamanlarda üzerinde çok konuşulan yerli üretim konusunda ben temkinli olmak gerektiğini düşünüyorum. Mutlaka çok iyi araştırma yapılıp fizibilite çalışması yapılmalı. Türkiye olarak bu konuda yanlış bir adım atmamamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü ülke olarak geçmişte acı bir tecrübe yaşadık tekrar bu senaryoyu yaşamamak için titizlikle araştırma yapılmalı.
Yeni yatırımcı için heyetler gönderilmeli
Baran Çelik-Beyçelik Şirketler Grubu CEO'su: Gerek 2023 yılında 75 milyar dolar ihracat hedefinin yakalanabilmesi gerekse dünyanın ilk 10 otomotiv üreticisi olma hedefine ulaşabilmek için en az iki yeni ana sanayinin Türkiye'de yapılanması ihtiyacı kaçınılmazdır. Bu anlamda Türkiye'ye gelmesi muhtemel ana sanayii yönetici ve temsilcilerine gerek hükümet gerekse sektör yöneticilerinin heyetler göndermek sureti ile ülkemizin avantajlarını iyi anlatması gerekmektedir. Ayrıca otomotiv sektörünün stratejik sektörlerden biri ilan edilerek özel teşviklerle desteklenmesi bu büyüme sürecinin gerçekleşmesinde son derece faydalı olacaktır.
Türkiye'de Ar-Ge'ye yapılan yatırım tutarlarına baktığınızda AB ülkelerinin çok gerisinde olduğumuzu görüyoruz. Ancak son yıllarda çıkan Ar-Ge teşviklerinin de etkisi ile hızlı bir gelişme trendine girmiş bulunmaktayız ve bu önümüzdeki süreçte daha başarılı Ar-Ge faaliyetleri ve sonuçları elde edeceğimizi gösteriyor. Bizler firma olarak geçtiğimiz 10 yıllık süreçte Ar-Ge ekibimizle faaliyet gösteriyoruz. Yeni çıkan Ar-Ge Teşvik kanunu çerçevesin de Ar-Ge merkezi sertifikasına sahip Türkiye'deki 87 firmadan biriyiz. Ar-Ge Birimimiz'de 70 civarında Ar-Ge personeli istihdam ediliyor ve bu personeller ile birlikte yeni kalıp ve parça tasarımı, yeni üretim prosesleri tasarımında çok faydalı sonuçlar elde etmekteyiz.
Yatırım bölgesi iyi belirlenmeli
Şaban Demiroğlu-Burçak Metal İşletme Sahibi: Türkiye' nin Otomotiv üssü olabilmesi için TAYSAD ve OSD'nin ortak görüşü ile ülkeye en az iki yeni markanın gelmesini sağlamak için yaptıkları çalışmaları destekliyoruz. Bu noktada yapılacak yatırım bölgesinin doğru seçilmesi ve yapılacak yasal düzenlemeler ile, sanayileşmenin çevreye vereceği zararların minimum seviyede tutulması hedeflenmelidir. Otomotiv sektörüne iki markanın daha girmesi otomotiv sektörünü canlandıracak ve iş istihdamını artıracaktır. Sektöre yeni girişimciler ve rakip firmalar girecek ve sektör hızla gelişerek büyümeye devam etmesini sağlayacaktır. Oluşacak rekabetçi ortam, firmaların teknolojiye yatırım yapma zorunluluğu ve yüksek ürün kalitesini beraberinde getirecektir. Son yıllarda devlet politikaları ile desteklenen Ar-Ge çalışmaları özellikle makine sektöründeki imalatçıların önünü açmıştır. Daha önce Avrupa'dan ithal edilen birçok makine artık Türkiye'de çok daha kaliteli üretilerek dünyanın birçok ülkesine ihraç edilmektedir. Ar-Ge çalışmalarının sonuçlanmasıyla Türkiye birçok sektörde dünyada söz sahibi olacaktır.
Yan sanayi unutulmamalı
Ali İhsan Yeşilova-Yeşilova Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı: Bugün gelinen noktada Türkiye'nin gerek ana gerekse de yan sanayisi ile güçlü bir bölgesel otomotiv üssü olduğunu ifade etmek ne kadar doğru ise, dünyanın kalan kısmı için aynı güce sahip olmadığımızı kabul etmekte bir o kadar gerçekçi bir ifade olacaktır. Dünya genelinde bir otomotiv üssü olmak Türk otomotiv endüstrisi için bir vizyondur. Bu vizyonun gerçekleşmesi TAYSAD ve ODD'nin ortak görüşlerinde belirttiği gibi yeni ana sanayilerin ülkemize kazandırılması ile mümkündür.
Bu çalışmalar yapılırken yan sanayileri de unutmamak gerekir. Amacımız yan sanayisi ile birlikte gelişen bir otomotiv üssü olma vizyonunu gerçekleştirmek olmalıdır. Aksi takdirde bir montaj üssü olmaktan daha öteye bir başarı elde etmek çok mümkün görünmemektedir.
Bilindiği gibi 2023 vizyonunda, 550 milyar dolarlık ihracat hedefi için otomotiv sanayi 75 milyar dolarlık bir hedef belirlemiştir. En az 2 yeni ana sanayinin ülkemize çekilmesi gerekmektedir. Buna paralel olarak, yan sanayi ve altyapı için gerekli gelişmeler sağlanmalıdır. Bu konu mutlaka hükümet politikası olarak ele alınmalıdır.
Yeni projelerin gelmesini kolaylaştırmalıyız
Ertan Demirdüzen-TKG Otomotiv Yönetim Kurulu Üyesi: Yeni markaların Türkiye'de yatırım yapması gerekliliğine katılıyoruz. Ancak kriz sonrasında özellikle Türk otomotiv endüstrisi olarak üretim yaptığımız ihracat pazarlarındaki daralma, üretimi arttırmak için yeni pazarlar yaratma gerekliliğini de ortaya koyuyor.
Hem iç pazarın daha da artması için gerekli düzenlemeleri yapmak, hem de Avrupa dışındaki pazarlara yapılan satışları arttırabilmek için, uygun maliyetli araç ve parça lojistiği gibi endüstrinin önündeki birçok zorluğu gidermek gerekiyor. Türkiye'de yerleşik birçok yan sanayi firma rekabetçi olmasına rağmen hem organizyon zorluğu hem de mevcut yapıdaki zorluklardan kaynaklanan yüksek lojistik maliyetler nedeniyle yurtdışına ihracat yapamamaktadır. Güçlü ve rekabetçi bir yan sanayi altyapısına sahip olan bir ülke doğal olarak yeni araç projelerinin de Türkiye'ye gelmesini kolaylaştırır.
Yeni yatırımın gelmesi şarttır
Turgut Şahin-Şahince Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı: 2023 yılındaki ihracat hedeflerimizi tutturabilmemiz için iki yeni markanın ülkemize gelerek yatırım yapması şarttır.
Biz otomotiv yan sanayiciler olarak gerek kapasite anlamında gerekse alt yapı, yetişmiş insan gücü, teknoloji anlamında Avrupa ile aynı normlarda hatta daha da ileri noktadayız.
Ülkemizin sahip olduğu imkanlar yeni markaların Türkiye'de yatırım yapabilmesi adına oldukça müsait bir konumdadır.
Biz üreticilerin de kalkınarak, daha iyi noktaya ulaşabilmek ve Türkiye'yi otomotiv kalbinin attığı bir merkez haline getirebilmek için bu yatırımların öneminin farkına varılması gerektiğini düşünüyorum.
Bu yatırımcılardan birinin Nissan diğerinin ise Volkswagen olabileceği kanaatindeyim.
Bence Nissan Türkiye'ye yatırım yaparsa bu doğru bir karar olur.
Bu yatırımlardan biri ticari araç üretimi, diğeri ise binek araç üretimi üzerine konumlandırılabilir ki sektör açısından dengeli bir verim alınabilsin.
Ülkede bu derece ileride olan ve refah seviyesini ileriye taşıyan bir sektör için herkes kolları sıvamalı.
Kendi markamızı oluşturmalıyız
Tuna Arıncı-Gramer A.Ş. Genel Müdürü: Türkiye'de 2023 vizyonunda 5 milyon araç pazarı konuşuluyor. Bunu yakalamak için en az 2-3 markanın Türkiye'ye gelmesi gerekiyor. Ayrıca bu rakamlara ulaşmak için kendi markamızında oluşturulması lazım. Markalaşma olmadan bu rakamlara ulaşılması mümkün gözükmüyor. Bunların yapılabilmesi için en önemli diğer hareket Ar-Ge alanlarında gelişmenin sağlanmasıdır.
Bu konuda Ar-Ge ile ilgili ciddi teşvikler, 2008 sonundan itibaren devreye girmeye başladı. Her geçen gün Ar-Ge teşviği alan kuruluş sayısı artıyor. Bence bu kesinlikle hayal değil, eğer hükümetler bu düzeyde desteklemeye devam ederse Türkiye'ye hem yeni markalar gelecek hem de yeni markalar yaratılacaktır.
Fasonculuk yerine kendi ipimizi çekelim
Necdet Demir-HSS A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi: TAYSAD ve OSD görüşleri olan yan sanayi gelişimi için iki farklı markanın ülkemizde yatırım yapması fikrine katılmıyorum. Otomotivin artık kendi markası ile üretim yapma zamanı olgunlaşmıştır. Global tüm gelişmeler bu yönde zemini hazırlamıştır. Eğer ülkemiz ekonomisinde dışa bağımlı yapıdan kurtulmak istiyorsak GSMH'nin en önemli kısmında fasonculuktan çıkıp kendi ipimizi kendimiz çekmeliyiz.
Kendi stratejilerimizi bizler belirlemeliyiz. Bugün otomotiv endüstrisinde Türk yan sanayisinin kendi aracını üretmesi için hiçbir dış markalı bir güce ihtiyacı yoktur. Yapılması gereken Sanayi Bakanlığı'nın liderliğinde Türk yan sanayisi bir toplantı yapıp bir konsorsiyum kurarak bu işe başlamalıdır. İlk önce bir tasarım yarışması açılacak ve hayalimizdeki araç ortaya çıkacaktır. Grubun içindeki her bir yan sanayici prototip parça üretimini yaparak devlet desteği ile Diyarbakır ilinde kurulacak bir montaj tesisinde montajı yapılarak dünya pazarlarına ürün lansmanı gerçekleştirilecektir.
Yeni üretim yerli yan sanayi kullanmalı
Yesari Süalp-Ermetal Şirketler Grubu Ceo'su: Daha önceki yıllarda bu tip girişimlerden de hatırlayacağımız gibi bunun gerçekleşebilmesi için devletten ciddi teşvikler beklenmektedir. Maalesef geçmişte bu tip beklentiler gerçekleşmediği için bazı projeler başka ülkelere gitti. Hyundai, Peugeot örnekleri gibi. Öncelikle bu konuda net kriterlerin konması gerekmektedir. Bu şekilde oluşacak yeni kriterlerden de sektörün mevcut kuruluşlarının da yararlanması sağlanmalıdır.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken konu bence şu olmalıdır. Yeni üreticilerin yerlileşme oranı dolayısıyla yerli yan sanayi kullanım hedefi ne olacaktır? Şu anki yerlileşme oranlarını yetersiz bulduğumuz bir ortamda sadece montajı yapılacak şekilde gelecek yeni markaların katma değeri kısıtlı olacaktır. Türkiye'de gerçekleşen üretim adetinin yükselmesine katkısı olur ama diğer unsurların gelişmesini sağlamaya katkısı beklenen seviyede olmayacaktır.
Yatırım için strateji iyi belirlenmeli
Aytekin Koç-MÜSİAD Bursa Şubesi Otomotiv Komitesi Başkanı: Sektör adına yapılacak girişimleri birkaç başlıkta toparlayabiliriz. Bunlar yatırım yapacak yabancı firmalar için verilecek fabrikanın coğrafi konumu, kalifiye eleman bulma konusunda sorun olmaması, yan sanayiye yakın olması, transport ve gümrükleme konusunda sorun yaşanmaması, vergi ve teşvikler açısından gerekli kolaylıkların sağlanması gerekir. Eğer bu etkenleri sağlayabilirsek otomobil fabrikaları Türkiye'ye gelebilir. Son yıllarda ülkemizde Ar-Ge yatırımları çok ciddi boyutlara ulaştı. Artık firmalarımız sadece Türkiye'de TÜBİTAK, TTGV gibi kurumların dışında yabancı firmalarla ortak projeler üretip Avrupa'daki kurumlara projeler sunmak suretiyle hem kaliteli hem de katma değeri yüksek ürünler üretmeye başlamıştır. Ar-Ge çok emek ve çok büyük paralar harcayıp ve sabırla beklemek gerektiren bir iştir. Bu konudaki devlet teşvikleri henüz tam yeterli değildir. Eğer Ar-Ge yapan firmalarımıza devlet biraz daha kolaylık sağlarsa daha iyi sonuçlar alınır.
Yeni yatırımlar Bursa'ya yapılsın
Kemalettin Bayram-BUGİAD Otomotiv Komitesi Başkanı: TAYSAD ve OSD'nin sektöre en az iki yeni markanın daha gelmesini sağlamaya dönük açıklamaları, sektörün katmadeğer oluşturma potansiyeline ivme kazandırır. Türkiye, son yıllarda atılan doğru adımlar ve stratejiler ile Avrupa'nın otomobil üretim merkezi olma yolunda önemli aşamalar kaydetti. Bir anlamda, dünya konjenktöründe yaşanan gelişmeler de bu yönde Türkiye'ye avantaj sağladı. Ana ve yan sanayisiyle yüz binlerce insana iş imkanı sağlayan otomotiv, ülke ihracatının da en önde gelen gelir kapısı. Ekonomik bakımdan, böylesine hayati önem arz eden sektöre iki yeni markanın daha ilave olmasını sağlamaya dönük çalışmalar heyecan verici.
Sektöre yapılacak yeni yatırımlar için en uygun adres Bursa olur. Gerek teknolojik altyapı gerekse yetişmiş insan gücü bakımından Bursa, otomotivde yeni yatırımlara ev sahipliği yapabilecek potansiyeldedir. Yeni yatırımlardan kısa zamanda katma değer elde edebilmenin en etkin yolu, yatırımları, sektörel anlamda gelişmişlik sürecini tamamlayan merkezlere yönlendirmekle mümkündür. Bu bağlamda, Türkiye'nin otomotiv üretiminde merkez üssü konumundaki Bursa, ideal bir yatırım adayıdır.
Türkiye'de otomotiv yan sanayinin ulaştığı kalite nedeniyle aralarında Porsche, Audi, Bentley, BMW, Daimler Mercedes, Jaguar, Land Rover gibi saygın dünya markalarına janttan fren sistemi parçalarına, basınç borularından ışıklandırma parçalarına, döküm parçalarından iç ve dış pres parçalarına kadar birçok alanda tedarik sağlıyor. Türk otomotiv sanayiinde yerli parçaların kullanım oranının yüzde 65 seviyelerine ulaştı, ancak yerlileştirmeyi artırma çabaları devam ediyor.
Bu anlamda otomotiv ana ve yan sanayi sektörlerinin daha da gelişerek
Türkiye'nin otomotiv üssü olabilmesi için TAYSAD ve OSD'nin ortak görüşü ülkeye en az iki yeni markanın daha gelmesini sağlamak yönünde.
Biz de bu çerçevede otomotiv yan sanayi üreticilerimize bu konudaki beklenti ve hedeflemelerini sorduk.
Sanayicilerimizden aldığımız cevaplar, ister yabancı olsun ister kendi üretimimiz ülkeye mutlaka yeni yatırım gelmesi yönünde oldu.
Otomotiv yan sanayi sektörünün temsilcileri 2023 yılı için konulan ihracat hedefinin ancak gelecek olan yeni yatırımlar sayesinde gerçekleşebileceğini belirttiler.
Yeni markalar bizi güçlendirir
Haluk Sami Topbaş-Topbaş Şirketler Grubu Genel Müdürü: Türkiye otomotiv sektöründe, gerek ana sanayi temsilçilerinin, dünya genelinde bakıldığında diğer grup içi firmalarına kıyasla daha rekabetçi ve daha kaliteli otomobil üretiyor konumuna geldiğini görüyoruz. Otomotiv yan sanayi sektörü firmaları ise, yurt içi odaklı başladığı üretimde, birçokları için Türkiye pazarı artık çok küçük bir oran teşkil etmekte ve tüm dünyaya direkt veya endirekt OEM'e ürün satar hale gelmiştir.
Bursa gerek Tofaş, Renault ve Karsan'ın girişimleriyle, gerekse de kalıpçılık konusunda, otomotiv yan sanayi ve after market olarak tanımladığımız yenileme pazarı ürünleri konusunda artık, kendi teknolojisini de üreten bir marka haline gelmiştir. Bugün, yurt dışındaki bir çok müşterimiz, Bursa için, Amerika'nın Detroit'i neyse, Bursa'da Türkiye için o ifadesini kullanmaktadır. 2010 yılında dünya genelinde 74 milyon 773 bin araç satıldı. Durgunlukla geçen 2 yılın ardından dünya otomotiv pazarının yüzde 13 büyümesine karşılık Türkiye yüzde 37 büyüme gösterdi. Aralık 2010 bazlı bakıldığında Avrupa'nın beşini büyük otomobil pazarı olan Türkiye, hafif ticaride birinciliğe sıçradı. Yıllık bazda ise yedinci büyük otomobil pazarı, ikinci büyük hafif ticari araç pazarı oldu. Ekonomik gelişmesini diğer gelişmiş ülkelerden açık fark ara ile sürdüren ülkemiz her türlü yatırım için bir cazibe merkezi haline gelmektedir. Bu doğrultuda, sektöre girecek 2 yeni marka, otomotiv sektöründeki durumumuzu oldukça güçlendirecektir.
Yeni yatırım bekliyoruz
Bekir Girgin-Matay Otomotiv Genel Müdürü:
Otomotiv sektörüne egzoz üreten bir firma olarak yatırımlara ara vermeden devam ediyoruz. 2008 yılı sonrası yaşanan global kriz biz ve sektörde faaliyet gösteren tüm kuruluşları yatırımları askıya almaya itti. Ancak 2010 yılında başlayan toparlanma süreci 2011 yılı ile birlikte yatırımların hız kazanmasını sağladı. Ben 2008 yılı değerlerini yakaladığımızı düşünüyorum. TAYSAD ve OSD'nin ortak görüşü Türkiye'nin otomotiv üssü olması için en az 2 yeni markanın daha Türkiye'ye gelmesini sağlamak. Son zamanlarda üzerinde çok konuşulan yerli üretim konusunda ben temkinli olmak gerektiğini düşünüyorum. Mutlaka çok iyi araştırma yapılıp fizibilite çalışması yapılmalı. Türkiye olarak bu konuda yanlış bir adım atmamamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü ülke olarak geçmişte acı bir tecrübe yaşadık tekrar bu senaryoyu yaşamamak için titizlikle araştırma yapılmalı.
Yeni yatırımcı için heyetler gönderilmeli
Baran Çelik-Beyçelik Şirketler Grubu CEO'su: Gerek 2023 yılında 75 milyar dolar ihracat hedefinin yakalanabilmesi gerekse dünyanın ilk 10 otomotiv üreticisi olma hedefine ulaşabilmek için en az iki yeni ana sanayinin Türkiye'de yapılanması ihtiyacı kaçınılmazdır. Bu anlamda Türkiye'ye gelmesi muhtemel ana sanayii yönetici ve temsilcilerine gerek hükümet gerekse sektör yöneticilerinin heyetler göndermek sureti ile ülkemizin avantajlarını iyi anlatması gerekmektedir. Ayrıca otomotiv sektörünün stratejik sektörlerden biri ilan edilerek özel teşviklerle desteklenmesi bu büyüme sürecinin gerçekleşmesinde son derece faydalı olacaktır.
Türkiye'de Ar-Ge'ye yapılan yatırım tutarlarına baktığınızda AB ülkelerinin çok gerisinde olduğumuzu görüyoruz. Ancak son yıllarda çıkan Ar-Ge teşviklerinin de etkisi ile hızlı bir gelişme trendine girmiş bulunmaktayız ve bu önümüzdeki süreçte daha başarılı Ar-Ge faaliyetleri ve sonuçları elde edeceğimizi gösteriyor. Bizler firma olarak geçtiğimiz 10 yıllık süreçte Ar-Ge ekibimizle faaliyet gösteriyoruz. Yeni çıkan Ar-Ge Teşvik kanunu çerçevesin de Ar-Ge merkezi sertifikasına sahip Türkiye'deki 87 firmadan biriyiz. Ar-Ge Birimimiz'de 70 civarında Ar-Ge personeli istihdam ediliyor ve bu personeller ile birlikte yeni kalıp ve parça tasarımı, yeni üretim prosesleri tasarımında çok faydalı sonuçlar elde etmekteyiz.
Yatırım bölgesi iyi belirlenmeli
Şaban Demiroğlu-Burçak Metal İşletme Sahibi: Türkiye' nin Otomotiv üssü olabilmesi için TAYSAD ve OSD'nin ortak görüşü ile ülkeye en az iki yeni markanın gelmesini sağlamak için yaptıkları çalışmaları destekliyoruz. Bu noktada yapılacak yatırım bölgesinin doğru seçilmesi ve yapılacak yasal düzenlemeler ile, sanayileşmenin çevreye vereceği zararların minimum seviyede tutulması hedeflenmelidir. Otomotiv sektörüne iki markanın daha girmesi otomotiv sektörünü canlandıracak ve iş istihdamını artıracaktır. Sektöre yeni girişimciler ve rakip firmalar girecek ve sektör hızla gelişerek büyümeye devam etmesini sağlayacaktır. Oluşacak rekabetçi ortam, firmaların teknolojiye yatırım yapma zorunluluğu ve yüksek ürün kalitesini beraberinde getirecektir. Son yıllarda devlet politikaları ile desteklenen Ar-Ge çalışmaları özellikle makine sektöründeki imalatçıların önünü açmıştır. Daha önce Avrupa'dan ithal edilen birçok makine artık Türkiye'de çok daha kaliteli üretilerek dünyanın birçok ülkesine ihraç edilmektedir. Ar-Ge çalışmalarının sonuçlanmasıyla Türkiye birçok sektörde dünyada söz sahibi olacaktır.
Yan sanayi unutulmamalı
Ali İhsan Yeşilova-Yeşilova Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı: Bugün gelinen noktada Türkiye'nin gerek ana gerekse de yan sanayisi ile güçlü bir bölgesel otomotiv üssü olduğunu ifade etmek ne kadar doğru ise, dünyanın kalan kısmı için aynı güce sahip olmadığımızı kabul etmekte bir o kadar gerçekçi bir ifade olacaktır. Dünya genelinde bir otomotiv üssü olmak Türk otomotiv endüstrisi için bir vizyondur. Bu vizyonun gerçekleşmesi TAYSAD ve ODD'nin ortak görüşlerinde belirttiği gibi yeni ana sanayilerin ülkemize kazandırılması ile mümkündür.
Bu çalışmalar yapılırken yan sanayileri de unutmamak gerekir. Amacımız yan sanayisi ile birlikte gelişen bir otomotiv üssü olma vizyonunu gerçekleştirmek olmalıdır. Aksi takdirde bir montaj üssü olmaktan daha öteye bir başarı elde etmek çok mümkün görünmemektedir.
Bilindiği gibi 2023 vizyonunda, 550 milyar dolarlık ihracat hedefi için otomotiv sanayi 75 milyar dolarlık bir hedef belirlemiştir. En az 2 yeni ana sanayinin ülkemize çekilmesi gerekmektedir. Buna paralel olarak, yan sanayi ve altyapı için gerekli gelişmeler sağlanmalıdır. Bu konu mutlaka hükümet politikası olarak ele alınmalıdır.
Yeni projelerin gelmesini kolaylaştırmalıyız
Ertan Demirdüzen-TKG Otomotiv Yönetim Kurulu Üyesi: Yeni markaların Türkiye'de yatırım yapması gerekliliğine katılıyoruz. Ancak kriz sonrasında özellikle Türk otomotiv endüstrisi olarak üretim yaptığımız ihracat pazarlarındaki daralma, üretimi arttırmak için yeni pazarlar yaratma gerekliliğini de ortaya koyuyor.
Hem iç pazarın daha da artması için gerekli düzenlemeleri yapmak, hem de Avrupa dışındaki pazarlara yapılan satışları arttırabilmek için, uygun maliyetli araç ve parça lojistiği gibi endüstrinin önündeki birçok zorluğu gidermek gerekiyor. Türkiye'de yerleşik birçok yan sanayi firma rekabetçi olmasına rağmen hem organizyon zorluğu hem de mevcut yapıdaki zorluklardan kaynaklanan yüksek lojistik maliyetler nedeniyle yurtdışına ihracat yapamamaktadır. Güçlü ve rekabetçi bir yan sanayi altyapısına sahip olan bir ülke doğal olarak yeni araç projelerinin de Türkiye'ye gelmesini kolaylaştırır.
Yeni yatırımın gelmesi şarttır
Turgut Şahin-Şahince Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı: 2023 yılındaki ihracat hedeflerimizi tutturabilmemiz için iki yeni markanın ülkemize gelerek yatırım yapması şarttır.
Biz otomotiv yan sanayiciler olarak gerek kapasite anlamında gerekse alt yapı, yetişmiş insan gücü, teknoloji anlamında Avrupa ile aynı normlarda hatta daha da ileri noktadayız.
Ülkemizin sahip olduğu imkanlar yeni markaların Türkiye'de yatırım yapabilmesi adına oldukça müsait bir konumdadır.
Biz üreticilerin de kalkınarak, daha iyi noktaya ulaşabilmek ve Türkiye'yi otomotiv kalbinin attığı bir merkez haline getirebilmek için bu yatırımların öneminin farkına varılması gerektiğini düşünüyorum.
Bu yatırımcılardan birinin Nissan diğerinin ise Volkswagen olabileceği kanaatindeyim.
Bence Nissan Türkiye'ye yatırım yaparsa bu doğru bir karar olur.
Bu yatırımlardan biri ticari araç üretimi, diğeri ise binek araç üretimi üzerine konumlandırılabilir ki sektör açısından dengeli bir verim alınabilsin.
Ülkede bu derece ileride olan ve refah seviyesini ileriye taşıyan bir sektör için herkes kolları sıvamalı.
Kendi markamızı oluşturmalıyız
Tuna Arıncı-Gramer A.Ş. Genel Müdürü: Türkiye'de 2023 vizyonunda 5 milyon araç pazarı konuşuluyor. Bunu yakalamak için en az 2-3 markanın Türkiye'ye gelmesi gerekiyor. Ayrıca bu rakamlara ulaşmak için kendi markamızında oluşturulması lazım. Markalaşma olmadan bu rakamlara ulaşılması mümkün gözükmüyor. Bunların yapılabilmesi için en önemli diğer hareket Ar-Ge alanlarında gelişmenin sağlanmasıdır.
Bu konuda Ar-Ge ile ilgili ciddi teşvikler, 2008 sonundan itibaren devreye girmeye başladı. Her geçen gün Ar-Ge teşviği alan kuruluş sayısı artıyor. Bence bu kesinlikle hayal değil, eğer hükümetler bu düzeyde desteklemeye devam ederse Türkiye'ye hem yeni markalar gelecek hem de yeni markalar yaratılacaktır.
Fasonculuk yerine kendi ipimizi çekelim
Necdet Demir-HSS A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi: TAYSAD ve OSD görüşleri olan yan sanayi gelişimi için iki farklı markanın ülkemizde yatırım yapması fikrine katılmıyorum. Otomotivin artık kendi markası ile üretim yapma zamanı olgunlaşmıştır. Global tüm gelişmeler bu yönde zemini hazırlamıştır. Eğer ülkemiz ekonomisinde dışa bağımlı yapıdan kurtulmak istiyorsak GSMH'nin en önemli kısmında fasonculuktan çıkıp kendi ipimizi kendimiz çekmeliyiz.
Kendi stratejilerimizi bizler belirlemeliyiz. Bugün otomotiv endüstrisinde Türk yan sanayisinin kendi aracını üretmesi için hiçbir dış markalı bir güce ihtiyacı yoktur. Yapılması gereken Sanayi Bakanlığı'nın liderliğinde Türk yan sanayisi bir toplantı yapıp bir konsorsiyum kurarak bu işe başlamalıdır. İlk önce bir tasarım yarışması açılacak ve hayalimizdeki araç ortaya çıkacaktır. Grubun içindeki her bir yan sanayici prototip parça üretimini yaparak devlet desteği ile Diyarbakır ilinde kurulacak bir montaj tesisinde montajı yapılarak dünya pazarlarına ürün lansmanı gerçekleştirilecektir.
Yeni üretim yerli yan sanayi kullanmalı
Yesari Süalp-Ermetal Şirketler Grubu Ceo'su: Daha önceki yıllarda bu tip girişimlerden de hatırlayacağımız gibi bunun gerçekleşebilmesi için devletten ciddi teşvikler beklenmektedir. Maalesef geçmişte bu tip beklentiler gerçekleşmediği için bazı projeler başka ülkelere gitti. Hyundai, Peugeot örnekleri gibi. Öncelikle bu konuda net kriterlerin konması gerekmektedir. Bu şekilde oluşacak yeni kriterlerden de sektörün mevcut kuruluşlarının da yararlanması sağlanmalıdır.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken konu bence şu olmalıdır. Yeni üreticilerin yerlileşme oranı dolayısıyla yerli yan sanayi kullanım hedefi ne olacaktır? Şu anki yerlileşme oranlarını yetersiz bulduğumuz bir ortamda sadece montajı yapılacak şekilde gelecek yeni markaların katma değeri kısıtlı olacaktır. Türkiye'de gerçekleşen üretim adetinin yükselmesine katkısı olur ama diğer unsurların gelişmesini sağlamaya katkısı beklenen seviyede olmayacaktır.
Yatırım için strateji iyi belirlenmeli
Aytekin Koç-MÜSİAD Bursa Şubesi Otomotiv Komitesi Başkanı: Sektör adına yapılacak girişimleri birkaç başlıkta toparlayabiliriz. Bunlar yatırım yapacak yabancı firmalar için verilecek fabrikanın coğrafi konumu, kalifiye eleman bulma konusunda sorun olmaması, yan sanayiye yakın olması, transport ve gümrükleme konusunda sorun yaşanmaması, vergi ve teşvikler açısından gerekli kolaylıkların sağlanması gerekir. Eğer bu etkenleri sağlayabilirsek otomobil fabrikaları Türkiye'ye gelebilir. Son yıllarda ülkemizde Ar-Ge yatırımları çok ciddi boyutlara ulaştı. Artık firmalarımız sadece Türkiye'de TÜBİTAK, TTGV gibi kurumların dışında yabancı firmalarla ortak projeler üretip Avrupa'daki kurumlara projeler sunmak suretiyle hem kaliteli hem de katma değeri yüksek ürünler üretmeye başlamıştır. Ar-Ge çok emek ve çok büyük paralar harcayıp ve sabırla beklemek gerektiren bir iştir. Bu konudaki devlet teşvikleri henüz tam yeterli değildir. Eğer Ar-Ge yapan firmalarımıza devlet biraz daha kolaylık sağlarsa daha iyi sonuçlar alınır.
Yeni yatırımlar Bursa'ya yapılsın
Kemalettin Bayram-BUGİAD Otomotiv Komitesi Başkanı: TAYSAD ve OSD'nin sektöre en az iki yeni markanın daha gelmesini sağlamaya dönük açıklamaları, sektörün katmadeğer oluşturma potansiyeline ivme kazandırır. Türkiye, son yıllarda atılan doğru adımlar ve stratejiler ile Avrupa'nın otomobil üretim merkezi olma yolunda önemli aşamalar kaydetti. Bir anlamda, dünya konjenktöründe yaşanan gelişmeler de bu yönde Türkiye'ye avantaj sağladı. Ana ve yan sanayisiyle yüz binlerce insana iş imkanı sağlayan otomotiv, ülke ihracatının da en önde gelen gelir kapısı. Ekonomik bakımdan, böylesine hayati önem arz eden sektöre iki yeni markanın daha ilave olmasını sağlamaya dönük çalışmalar heyecan verici.
Sektöre yapılacak yeni yatırımlar için en uygun adres Bursa olur. Gerek teknolojik altyapı gerekse yetişmiş insan gücü bakımından Bursa, otomotivde yeni yatırımlara ev sahipliği yapabilecek potansiyeldedir. Yeni yatırımlardan kısa zamanda katma değer elde edebilmenin en etkin yolu, yatırımları, sektörel anlamda gelişmişlik sürecini tamamlayan merkezlere yönlendirmekle mümkündür. Bu bağlamda, Türkiye'nin otomotiv üretiminde merkez üssü konumundaki Bursa, ideal bir yatırım adayıdır.
Sayı: 783 - Sayı'nın Kapağı





