Döviz kurunda özellikle Euro biriminde yaşanan gerileme eğilimi ihracatçıyı olası yaşanacak hedef sapmalarına ve kar düşüşlerine karşı korkutuyor.
İhracatçı, özellikle Türkiye'nin yükselecek kredi notu ile TL'nin döviz karşısında değerlenmesi konusunda kalıcı tedbirlerin alınmasını istiyor.
Sermaye hareketlerinin serbest olduğu son yıllarda bağımsız para politikasıyla uyumlu olan dalgalı kura, ülkelerin uygulamada müdahale edip etmediği tartışılmaktadır. Öte yandan, birçok ülkenin dalgalı kur ve enflasyon hedeflemesini benimsemesiyle birlikte döviz kurunun yurtiçi fiyatlara olan geçiş etkisinin hangi yönde değiştiği merak edilen bir başka noktadır.
Almanya'da ekonomik verilerin 28 yılın en büyük düşüşünü göstermesi, Avrupa ortak para birimi Euro'nun dolar karşısında düşmesine neden oluyor.
Bu durum özellikle Euro ile çalışan başta otomotiv yan sanayi olmak üzere birçok sektörü ihracat çalışmaları kapsamında oldukça olumsuz şartlar içine sokuyor. Mevcut hale bir de dövizde yaşanan genel durgunluk eklenince ihracatçı yıl sonu beklentilerini tekrar gözden geçirirken çıkan tabloyu tekrar değerlendiriyor. Bu durum hali hazırda sürerken uluslararası reyting kuruluşu Fitch de Türkiye'nin kredi notunu arttırdığını açıkladı.
Fitch'in Türkiye'nin kredi notunu 'yatırım yapılabilir' seviyeye getirmesi ihracatçı tarafından memnuniyetle karşılandı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, not artışı ile yabancı yatırımların artacağını, 2023 hedeflerinin kolayca yakalanacağını ifade etti. Fitch'in Türkiye'nin kredi notunu BB'dan BBB'ye yükseltmesini geç alınan bir karar olarak değerlendiren bu kararın ardından liranın değerleneceğini belirtti. Büyükekşi, İhracatın büyümeye katkı sunduğu bu dönemde, rekabetçi kuru korumak önemli. Bu sebeple sermaye girişlerinin liranın değerine yapacağı baskıyı ortadan kaldırmak için önlemler alınmalı. uyarısında bulundu. TİM Başkanı, şunları kaydetti: “Kredi notunun yatırım yapılabilir ülke seviyesine çıkarılması çok önemlidir. Bu noktada kredi notunun yatırım yapılabilir ülke seviyesine getirilmesi ile daha fazla doğrudan yabancı yatırım çekmeyi bekliyoruz. Artacak doğrudan yabancı yatırımlar, hem ülkemizin üretimine ve istihdamına katkıda bulunacak hem de Türkiye'nin 2023 için belirlediği hedeflere ulaşmasını kolaylaştıracaktır.
Tüm bu olumlu tabloya rağmen, kredi notu artışının sebep olacağı yüklü sermaye girişi liranın değerlenmesine yol açacaktır. İhracatın büyümeye giderek daha fazla katkı verdiği bu dönemde, rekabetçi kur seviyesinin korunması büyüme ve ihracat istikrarı için kritik önemdedir. Dolayısıyla sermaye girişlerinin liranın değerine yapacağı olumsuz baskıyı ortadan kaldırmak için önlemler alınması gerektiğine kanaat getiriyoruz.” İhracatın 2012'in ilk altı aylık döneminde performansını da değerlendiren Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, geçmiş dönemde dövizdeki sert dalgalanmalardan ihracatın zarar gördüğünü belirterek, “Çin faizleri indiriyor.
Brezilya gibi ülkelerden para kaçışı var. Türkiye'deki yüksek faizler bu kaçan parayı çekebilir. Bu durum, döviz kurlarında aşırı dalgalanmaya sebep olabilir” uyarısında bulundu.
TİM Başkanı Büyükekşi, Merkez Bankası'nın son iki yılda başarılı bir politika izlediğini belirterek, “Kur sepeti uzun bir süredir 2 TL'nin üzerinde kaldı. Ancak kur sepeti 2 TL'nin altına inerse sıkıntı olabilir. İhracatın en büyük kısmını oluşturan AB sert bir dönemden geçiyor. İngiltere dışında AB ülkelerinin hemen tümünde ihracat düşüşümüz var. Merkez Bankası son iki yılda ‘benim işim sadece fiyat istikrarını sağlamaktır' diye düşünmedi. Benim için üretim de, ihracat da, istihdam da önemlidir diyerek finansal istikrarı sağlamayı amaçladı. Bu konudaki politikalarını da takdirle karşılıyor ve bu politikanın devam etmesini diliyoruz. AB'deki gelişmeler nedeniyle Merkez Bankası'ndan yine proaktif davranmasını bekliyoruz” dedi.
Bu gelişmeler ışığında biz de bir durum değerlendirmesi yapabilmek adına ihracatçılara ulaşarak, ekonomik gelişmeleri nasıl değerlendirdikleri konusunda fikirlerine başvurduk. Bu haberde ilk olarak dalgalanma korkusu konusundaki tartışmalara değinilerek döviz kuru geçiş etkisinin aşamaları hakkında genel bilgi verilmesi amaçlandı. Daha sonra ise geçiş etkisi derecesini etkileyen faktörler ve geçiş etkisinin enflasyon hedeflemesi ile olan ilişkisi gündeme alınmaya çalışıldı.
Ayrıca bu çalışmada Fitch'in Türkiye'nin kredi notunu yükseltmesi konusunun da sanayicilerin işleyişine, sektörlerinin ve dış ekonomik politikanın nasıl etkileneceğini de Bursalı ihracatçılarımıza sorduk.
Bursa ekonomisinin önemli taşları olan sanayiciler, bu gelişmelerin herşeyden önce Türk Lirası'nı fazlaca değerlendireceği konusunda endişeliler. Bu konuda Merkez Bankası'ndan düzenleyici bir sürdürülebilir politika konusunda adım atmasını bekliyorlar. İşte sanayicilerin görüşleri:
Orhan Gençoğlu- Uludağ İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı:
Düşük döviz kuru politikası cari açığı yeniden canlandırarak ekonomiyi olumsuz etkileyebilir.
Hem düşük kur, hem de alım gücü giderek azalan Euro bölgesinden ötürü ihracatçılar zor günler geçiriyor. Döviz kurlarındaki düşüşün sürdüğü takdirde ihracattaki kayip devam eder ve cari açık yeniden hortlayabilir. Dünya ekonomisindeki sarsıntı atlatılabilmiş değil. İhracatçı için en önemli göstergelerden biri olan dövizde hareketlilik yaşanıyor. Döviz kurlarındaki bu hareketlilik Türkiye'nin zaten borç krizi içinde yüzen Euro bölgesindeki rekabeti ve ihracatı olumsuz yönde etkiler. Kalıcı bir kur politikası ülke sanayisi ve ihracatı için son derece gerekli. Ekonomi Bakanlığı, Ekonomik Araştırmalar ve Değerlendirme Genel Müdürlüğü tarafından açıklanan 2012 yılının 3. çeyreğine ilişkin dış ticaret beklenti anketinde de ortaya çıktığı üzere ihracatçı firmaların sorunları arasında ilk sırayı, finansman imkanlarının yetersizliği ve maliyetlerin yüksek olması almaktadır. Ankette ihracatçı firmaların yüzde 56.6sının döviz kurlarından olumsuz yönde etkilendikleri net bir şekilde ortaya koyulmaktadır. Bu bölümde firmaların sorunları arasında enerji maliyetlerinin yüksekliği ile hammadde ve ara malı fiyatlarının yüksekliği de yer almakta. 2012 yılının 3. çeyreğinde ihracat beklentisinin maalesef 2. çeyreğe göre düştüğü anket sonuçlarında ortaya çıkmıştır.
Merkez Bankası'nın atacağı adımlar paritenin yönü üzerinde belirleyici olacaktır. Sepet kuru 2 TLnin altına indi ve yılbaşından bu yana TL sepet kurda yüzde 10 değer kazandı. Değerli TL politikası ihracatı olumsuz yönde etkiliyor. Yabancı sermaye girişinin artması ile Türk Lirası değerlenmeye devam ediyor.

İlhan Parseker-Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı:
Kapasite artış oranlarındaki yükselişin devamlılık arz edeceğini düşünüyorum. Bu artış çok olumlu bir gelişme. Tabi henüz 2008 yılındaki değerleri bulabilmiş değiliz. 2011 yılına göre şu anda büyük bir sıçrama gözleniyor. Ama önümüzdeki aylar içerisinde 2008'in rakamlarına yaklaşacağımızı düşünüyorum. Artık krizin etkilerinin yavaş yavaş üzerimizden kalktığını hissedebiliyoruz. Yılın diğer çeyreklerindeki seyir daha da hızlanacaktır. Çünkü insanların moral değerlerinin yerine gelmesi çok önemli. Tüketim alışkanlıklarını devam ettirip tekrar o moralle tüketime başlamaları çok önemliydi. İnsanlar bu talep ertelemesini ortadan kaldırıp, tüketime doğru yönlenmekteler. Kurdaki düşüş ihracatı oldukça zorluyor, bunun yanında da ithalatı teşvik ediyor. Ama bugünkü piyasadaki serbest kur uygulaması, piyasanın kendi değerleriyle hareket eden bir sistem. Bu sistem değişmediği sürece kurda çok büyük bir değişiklik olacağını zannetmiyorum. Bu seviyelerde devam edeceğini düşünüyorum. Bu bir arz talep meselesi. Sabit kur uygulamasına geçilmesi şart. Ama şu anda uygulanan politikayla bu çelişkili olur.


Hasan Kırcı-Kırcı A.Ş. Yönetim Kurulu Eş Başkanı:
Kurların yükselmemesi tabiî ki ihracatı olumsuz etkiliyor, geçen yıldan bu yana dolar bazın da düşüş var. Bizim işçiliklerimiz TL bazında olurken, sattığımız mallar ise dolar veya Euro bazında, dolayısıyla bu bizi olumsuz etkiliyor. Hiçbir zaman umudumuzu kesmiyor ve iyimser düşünüyoruz. Önümüzdeki yılın Türkiye açısından daha iyi geçeceğine inanıyoruz. Türkiye ihracatının büyük bir bölümü Avrupa ülkelerine yapılıyordu. Avrupa'daki krizden dolayı bizim imalatçılarımız keşfedilmemiş pazarlara yöneldi. Bu erken keşif krizi avantaja dönüştürdü. Dikkat ederseniz, tüm ülkelerde ihracat azalırken bizim ülkemizde yükseliyor. Bu da sanayicilerimizin başarısını gösteriyor.



Gökçin Aras-Üçge Yönetim Kurulu Başkanı:
Ekonomideki üretim verileri göreceli olarak artıyor. Bu artış 2009'a verilerine göre olduğu için kur oldukça yüksek çıkabilir. Bu doğru ama bu verileri 2008'e göre değerlendirmek gerekir yanıltıcı olmaması için. Evet üretim verileri arttı ama 2009 yılına göre arttı. Önemli olan 2007 ve 2008 yılları ortalamalarının üzerine çıkabilmek. Ama bu verileri yakalamadık. Hatta yakalayabilmemiz mümkün değil. Bu döviz kurları ile ihracat yapmak mümkün değil. Enflasyon yüzde 7,5, dövizin artış oranı eksi 5'lerde gidiyor. Tabiki maliyetlerimiz de artıyor. Bu durumda nasıl verimli ihracat yapılabilir? Global bir hale geldi ticaret pazarı ve rekabet inanılmaz yükseldi. Şu şartlarda bizim rekabet imkanımız gelişmiş ekonomilere göre çok fazla daraldı. Ama bundan da önemli bir şey var ki o da kaybettiğimiz müşterilerdir. Kaybedilen müşterileri tekrar geri kazanabilmek oldukça güç. İhracat anlamında şu anda ilerleyebilmemiz çok zor. Neticede herkes işletmesini döndürüyor, niye bizden pahalı mal alsınlar ki, enflasyonun daha düşük olduğu yerlerden alırlar.

Emin Nallar-Minteks Yönetim Kurulu Başkanı:
İhracatta bu yıl Avrupa'da ciddi problemler var, piyasalar daha hala düzelemedi. Ancak Arap Baharı ile birlikte Mısır, Libya, Fas ve Cezayir gibi ülkelerde Türk mallarına inanılmaz talepler var. Biz ihracatımızın büyük çoğunluğunu bu ülkelere yapıyoruz ve çok memnunuz. İhracatımızı dolarla yapıyoruz, kur da yılbaşındaki tahminlerimizle aynı. Şu an makul bir seviyede ama artması elbette işimize gelir. Yeni pazarlar bulmamız lazım, bunun için fuarlara ağırlık vermek gerekiyor. Biz bu anlamda çok sayıda fuarda yer alıyoruz. Buradaki önemli sıkıntımız ise Türkiye'de ev tekstili fuarı sadece Mayıs ayında yapıyor olması. Bu fuarın bir de sezon sonunda yine İstanbul'da yapılması gerektiğine inanıyoruz.

Baran Çelik-Beyçelik Gestamp CEO'su:
Otomotiv ihracatında Euro dolar kurları çok önemli, otomotiv ihracatını yüzde 70'e yakınını Avrupa bölgesine yapıyoruz. Euro bölgesi olması dolayısıyla Euro dolar paritesi bizleri Türkiye'de ihracat rakamları dolarla tutulduğundan dolayı etkilemekte. İhracatın en önemli konusu Türk Lirası'nın değerinin normalin üzerinde olması durumunda ihracatçı büyük bir darbe yiyor, Türkiye ekonomisinde Avrupa'ya kıyasla çok pozitif şeyler söyleyebiliriz, gerek borçluk gerek büyüme oranları, gerekse istihdam oranlarında ekonominin bu şekilde iyi olması TL'nin değerlendirmesini doğal kılıyor, bu da ihracatçı için bir dezavantaj oluşturuyor. Bu noktada da politikaların özellikle sürekliliğinin sağlanması lazım ve TL'nin yabancı paranın değerinin çok fazla düşmesinde politikalarla merkez bankası politikalarıyla desteklenmesi gerekiyor, aksi takdirde ihracatçı yaptığı ihracattan katma değerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilir. Ama ihracatımız sürekli bir büyüme trendi içinde devam edeceğini düşünüyorum, bu yıl biraz duraksadı, ama 2-3 yıl içerisinde artacağını düşünüyorum.

Kredi notumuz yükseldi, çok geç kalınmış bir süreç bu. Türkiye çok daha iyi notları hak eden bir ülke, diğer iki kredi kuruluşundan da (standard & poor's and moody's) ondan da not artırımının gelmesi gerektiğini düşünüyorum.


Cüneyt Şener-Şanmak Makine Genel Koordinatörü:
Bizi ihracatçı olarak öncelikle parite etkiliyor, parite niye etkiliyor, bir biz makine sektöründe genelde demir çelik ürünleri en büyük hammadde kalemimiz dolar bazlı bir satış politikası var. Biz de kendimizi yıllardan beri Avrupa pazarına endekslediğimiz için satış fiyatlarımız Euro ile dolayısıyla döviz alırken dolar alırken dolarla alıp Euro ile satarken paritenin düşük seyretmesi özellikle yılın ilk yarısında bizi son derece kötü etkiledi, ama parite biraz düzelir gibi oldu 1,28'lere geldi o zaman biraz daha rahatladık ama şunu da açık söylemek gerekiyor dövizdeki artış reel olarak enflasyon veya diğer maliyetleri kompanse edecek kadar değildir, yani her geçen gün bu anlamda üzerimizdeki baskı artıyor, elektrik fiyatları son 6 ayda yüzde 15 arttı, doğalgaz fiyatları yüzde 20 arttı ama siz tam tersi dövizde yaşanan gerileme ile geri vermek zorunda kaldınız. Karlılık enflasyonist zamanlardaki gibi değil, o zaman yüzde 30 enflasyon var ülkede onu kompanse edebilmek için biz yüzde 40 karla çalışıyorduk, olabilecek ufak tefek değişiklikleri yüksek kar marjının içinde eritebiliyorduk, ama şu anda herkes tek haneli karlarla çalışıyor, ne biz ne başka çift kar elde ettiğini zannetmiyorum, çok özel know-how gerektiren bir unsur varsa belki onda. Ama tek haneli karlarla çalışırken yüzde 5-6-7 ile çalışırken bu tip reel size yansıyan geri dönüşler tabii ki son derece sıkıntı yaratıyor, kaldı ki ihracatta uzun vadeli çalışmamız lazım, yani müşteriye Türkiye'de elektriğe doğalgaza zam oldu diyemezsiniz dediğiniz zaman bu sizin global oyuncu olma izlenimimize zarar verir, bu anlamda biz müşterimize bunu söyleyemediğimiz için yaşanan sıkıntıları verimlilik artışıyla, yeni maliyet düşüşleriyle çözmeye çalışıyoruz ama bir yere kadar, yeni müşteri tedarik edebiliyorsanız, belki onda yeni fiyatları uygulayabiliyorsunuz, ama eski müşteriyi kaybediyorsunuz ve hacminizi artıramıyorsunuz. Ülkemizde döviz kurunun olması gerekenin en az yüzde 15-20 altında olduğunu düşünüyorum, çünkü reel bazda son 4-5 yılın enflasyonunu ve maliyet artışlarını dikkate aldığımız zaman gelinen noktada dövizin yerinde saydığını görüyorsunuz, en az yüzde 15-20 artması gerekiyor, bu cari açığa da çok sıkıntı veriyor, çünkü niye siz ithalatta aynı kalırken Türkiye iç pazarına satabileceğiniz rakamı yukarıya çekebiliyorsunuz dolayısıyla ithalat karlı olmaya devam ediyor, ama ihracatta satacağınız rakam aşağı iniyor sizin fiyatınız yükselirken tabii bu cari açık makasını da artırıyor, tabii hükümet de bunun bilincinde muhakkak, bununla ilgili tedbirler de alıyor, aldığı aşikar ki cari açık azalıyor, ama biz ihracatçı olarak sanayici olarak dövizin bugünkü değerinden bir miktar daha yüksek olması durumunda çok daha yüksek performansa kavuşacağımızı düşünüyorum açıkçası.

Sayı: 862 - Sayı'nın Kapağı