Röportajlar

Kadınların gücünü Bursa’nın kalkınmasına dönüştüreceğiz

BUİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Zuhal Aslı Saka, kadın girişimciliğinden liderliğe, fırsat eşitliğinden yeşil ve dijital dönüşüme kadar yeni dönemin önceliklerini açıkladı.

BURAK TAŞ

Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği (BUİKAD) Yönetim Kurulu Başkanı Zuhal Aslı Saka, yeni dönemde kadınların yalnızca iş hayatına katılımını değil; iş hayatında kalmasını, yükselmesini, şirket kurup büyütmesini, ihracat yapmasını ve karar alma mekanizmalarında daha fazla yer almasını hedeflediklerini söyledi.

Kadın girişimcilerin desteklenmesinin yalnızca kredi imkânlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Saka, eğitim, mentorluk, dijitalleşme, markalaşma, pazar erişimi ve iş ağlarının birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekti. Yeni dönemde uluslararasılaşmaya da ağırlık vereceklerini belirten Saka, kadın girişimcilerin ihracat kapasitesini artırmayı ve yeni pazarlara ulaşmasını sağlamayı amaçladıklarını ifade etti.

1- Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Ben Zuhal Aslı Saka. Yüksek mimarım, aynı zamanda uzun yıllardır iş dünyasının ve sivil toplumun içerisindeyim.

2005 yılında Yeditepe Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü'nde burslu olarak başladığım lisans eğitimimi 2010 yılında tamamladım. Ardından Uludağ Üniversitesi'nde Yapı Fiziği alanında yüksek lisans yaptım. Mesleki eğitimimin yanında kendimi farklı alanlarda geliştirmeyi de her zaman önemsedim. Anadolu Üniversitesi İşletme Yönetimi bölümünü tamamladım, şu anda da Dış Ticaret eğitimi alıyorum. Bina akustiği ve iş güvenliği alanlarında da uzmanlıklarım bulunuyor.

Ben eğitimin yalnızca diploma almakla sınırlı olmadığına inanıyorum. Hayat boyu öğrenci kalabilmek benim için çok kıymetli. Çünkü iş dünyası da dünya da sürekli değişiyor; bizlerin de değişimi okuyabilmesi ve kendimizi yenileyebilmemiz gerekiyor.

2010 yılından bu yana aile şirketimiz Engin Özbek İnşaat ve Mimarlık bünyesinde çalışıyorum. Mimarlık ve inşaat sektöründe proje üretmenin, ekip yönetmenin, işveren olmanın ve ekonomik dalgalanmalar içerisinde bir işletmeyi ayakta tutmanın ne anlama geldiğini sahada yaşayarak öğrendim. Dolayısıyla kadınların iş hayatında karşılaştıkları sorunlara yalnızca bir STK yöneticisi olarak değil, aynı zamanda bir iş kadını olarak da bakıyorum.

Sivil toplum hayatım da uzun yıllara dayanıyor. TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi üyesiyim. TMMOB Mimarlar Odası 44. Dönem delegeliği yaptım ve 2016 yılında Mimarlar Odası Bursa Şubesi 16. Dönem Yönetim Kurulu Üyesi olup, Genel Sekretelik görevini yürüttüm. Bursa Serbest Mimarlar Derneği gibi farklı yapılarda yönetim kurulu görevleri üstlendim. Çağdaş Eğitim Kooperatifi ortağıyım ve Yönetim Kurulu yedek üyesi olup, Mimar bilirkişi olarak Emanet Komisyonunda görev almaktayım.

MARSİFED ve GİFED federasyonlarında Yönetim Kurulu üyesiyim.

BUİKAD' da 2019 yılından itibaren Yönetim Kurulu Üyeliği yaptım sırasıyla Genel Sekreterlik , Saymanlık ve Başkan Yardımcılığından sonra 11 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirilen BUİKAD 10. Olağan Genel Kurulu'nda ise 2026-2029 dönemi Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine seçildim.

Ben mesleki hayat ile sivil toplum hayatının birbirini çok beslediğini düşünüyorum. Bir tarafta teknik sermayemiz, yani eğitimimiz, uzmanlığımız ve mesleki birikimimiz; diğer tarafta ise sosyal sermayemiz, yani kurduğumuz ilişkiler, oluşturduğumuz güven ve birlikte üretebilme kapasitemiz var. Biz BUİKAD'da bu iki gücü bir araya getirerek Bursa'ya ve ülkemize değer üretmek istiyoruz.


2- Kısaca BUİKAD’ın tarihçesinden, organizasyonel yapısından ve bugüne kadar gerçekleştirdiği belli başlı projelerden bahseder misiniz?

BUİKAD, Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği, 2007 yılında Kurucu Başkanımız Selma Çetinkaya Türker ve 11 kurucu üyemiz tarafından, “İş kadını ile güçlü bir Türkiye'ye ulaşmak” anlayışıyla kuruldu.

Bugün 160'ın üzerinde üyemizle Bursa'nın en güçlü kadın iş dünyası örgütlerinden biriyiz. Üyelerimiz arasında girişimciler, şirket yöneticileri, profesyoneller ve farklı sektörlerden iş kadınlarının yanı sıra Bursa ve Türkiye ekonomisinde önemli yeri bulunan şirketler de yer alıyor.

BUİKAD'ın en önemli özelliklerinden biri, yalnızca üyelerini bir araya getiren bir networking yapısı olmaması. Kuruluşumuzdan bugüne kadar kadınların iş hayatında, girişimcilikte ve karar alma mekanizmalarında daha fazla yer alması amacıyla projeler üretiyoruz.

Bu projelerimizin başında Noktalama Projesi geliyor. Üniversite öğrencisi genç kadınların iş hayatına hazırlanmasına, kariyer planlamalarına ve profesyonel hayata daha bilinçli adım atmalarına katkı sağlıyoruz. Genç kadınlarla iş dünyasının deneyimli isimlerini buluşturuyoruz ve kariyer koçluğu yapıyoruz.

Bir diğer çok değer verdiğimiz çalışma “Bu İş Eşitlik İşi” projemiz. NOSAB ve Borçelik iş birliğiyle yürütülen bu proje kapsamında kadınların sanayide daha fazla yer alabilmesi amacıyla mesleki eğitimler gerçekleştirildi. Kadınların kaynak operatörlüğü ve forklift operatörlüğü gibi geleneksel olarak erkek işi olarak görülen alanlarda mesleki yeterlilik kazanmalarını destekledik. Bu proje bizim için çok önemli; çünkü kadın istihdamını konuşmanın ötesine geçip doğrudan istihdama dönüşebilecek bir model ortaya koyuyor.

Genç girişimcilik, sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm ve uluslararasılaşma alanlarında da önemli çalışmalarımız bulunuyor. Womencode ile yapay zekâdan siber güvenliğe, veri analizinden dijital pazarlamaya kadar geleceğin yetkinliklerine; SheGlobeTrade ile kadın girişimcilerin dış ticarete, ihracata ve uluslararası pazarlara erişimine odaklanıyoruz.

BUİKAD aynı zamanda ulusal ve uluslararası güçlü ağların içerisinde yer alıyor. MARSİFED üyesiyiz; MARSİFED üzerinden TÜRKONFED ağı içerisinde bulunuyoruz. GİFED'in kurucu üyelerindeniz. AFAEMME üyesiyiz. Kadının Güçlenmesi Bursa Platformu içerisinde aktif rol alıyoruz ve UN Global Compact ile UN Global Compact Türkiye Ağı'nın parçasıyız.

Yeni dönemde de bu güçlü geçmişi koruyarak, projelerimizi daha ölçülebilir, sürdürülebilir ve daha fazla kadına ulaşabilecek modeller haline getirmeyi hedefliyoruz.


3- BUİKAD’da yeni dönemde hangi öncelikler öne çıkacak? Özellikle kadın girişimciliği, kadın liderliği, sürdürülebilirlik ve iş dünyasında fırsat eşitliği konularında nasıl bir yol haritanız olacak?

Yeni dönemde temel yaklaşımımız şu: BUİKAD'ın bugüne kadar oluşturduğu güçlü mirası koruyacağız ancak bunu yeni dönemin ihtiyaçlarına göre geliştireceğiz.

Biz artık yalnızca “kadınların iş hayatına katılması” konusunu konuşmanın yeterli olmadığını düşünüyoruz. Kadınların işe girmesi kadar, iş hayatında kalabilmesi, yükselmesi, şirket kurabilmesi, şirketini büyütebilmesi, ihracat yapabilmesi ve karar alma mekanizmalarında yer alabilmesi de önemli.

Bu nedenle yeni dönem yol haritamızı birkaç temel başlık üzerine kurduk.

Birincisi kadın girişimciliği. Kadının şirket kurmasını teşvik etmek önemli ancak tek başına yeterli değil. Kurulan şirketlerin sürdürülebilir olması gerekiyor. Finansmana erişim, satış, ihracat, dijitalleşme, markalaşma, mentorluk ve doğru iş ağlarına ulaşma gibi konuların tamamını birlikte ele almamız gerekiyor.

İkinci başlığımız kadın liderliği. Kadınların yalnızca çalışan olarak değil, yönetim kurullarında, üst yönetimde, kamu kurumlarında, meslek örgütlerinde ve karar alma mekanizmalarında daha görünür olmasını istiyoruz.

Üçüncü önemli alanımız fırsat eşitliği. Kadın ve erkeğin aynı başlangıç noktasına sahip olmadığı durumlarda yalnızca “eşit davranmak” yeterli olmuyor. Çocuk bakımından yaşlı bakımına, esnek çalışma modellerinden kariyer kesintilerine kadar kadınların iş hayatında karşılaştığı yapısal sorunları görmek gerekiyor.

Dördüncü başlığımız yeşil ve dijital dönüşüm. Önümüzdeki dönemde şirketlerin rekabetçiliğini belirleyen iki temel dönüşüm alanı bunlar olacak. Kadınların bu dönüşümün gerisinde kalmasını değil, dönüşümü yöneten tarafta olmasını istiyoruz.

Beşinci alanımız ise uluslararasılaşma. Kadın girişimcilerimizin dünyanın farklı ülkelerindeki kadın iş örgütleri ve iş dünyasıyla bağlantı kurmalarını, yeni pazarlara ulaşmalarını ve ihracat kapasitelerini artırmalarını önemsiyoruz. Yeni dönemin ilk uluslararası adımlarından biri olarak Pakistan Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu ile bir iş konseyi yapılanmasına imza attık. Farklı ülkelerle de görüşmelerimiz devam ediyor.

Bir diğer hedefimiz de kamu, yerel yönetimler, üniversiteler ve özel sektörle iş birliklerimizi artırmak. Çünkü toplumsal dönüşümün yalnızca STK'ların çabasıyla gerçekleşmesi mümkün değil.

Özetle yeni dönemde sadece etkinlik yapan değil, sistem kuran; yalnızca sorunları dile getiren değil, çözüm modeli ortaya koyan bir BUİKAD hedefliyoruz.


4- Bursa'da kadınların iş dünyasındaki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Kadın girişimciliği, istihdamı ve yönetim kademelerinde temsil konusunda güçlü yönler ile çözüm bekleyen temel sorunlar nelerdir?

Bursa çok özel bir şehir. Türkiye'nin en önemli sanayi, üretim ve ihracat merkezlerinden biriyiz. Otomotivden tekstile, makineden gıdaya kadar çok güçlü bir üretim altyapımız var. Aynı zamanda son derece nitelikli, eğitimli ve girişimci kadınlarımız bulunuyor.

Dolayısıyla Bursa'nın kadınların ekonomik hayata katılımı konusunda önemli bir potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum.

Ancak potansiyelimizle mevcut durumumuz arasında hâlâ ciddi bir fark var.

Türkiye genelindeki rakamlar da bunu açıkça gösteriyor. TÜİK'in Haziran 2026 verilerine göre erkeklerde işgücüne katılma oranı yüzde 70,7 iken kadınlarda yüzde 35,4. İstihdam oranı erkeklerde yüzde 66,1 iken kadınlarda yüzde 32 seviyesinde. Yani arada hâlâ çok önemli bir fark bulunuyor.

Karar alma mekanizmalarında da benzer bir tablo var. TÜİK'in 2025 verilerinde yönetici pozisyonlarındaki kadınların oranı yaklaşık yüzde 20 seviyesinde. Bu bize şunu söylüyor: Kadınlarımız eğitimde ve mesleki yeterlilikte çok güçlü olmalarına rağmen bu güç aynı oranda yönetim kademelerine yansımıyor.

Bursa özelinde ise önemli bir avantajımız var: Çok güçlü bir sanayi kültürümüz ve gelişmiş iş dünyası örgütlenmelerimiz bulunuyor. Ayrıca başarılı kadın girişimcilerimiz ve profesyonel yöneticilerimiz var. BUİKAD'ın üyelerine baktığımızda bunun çok güzel örneklerini görüyoruz.

Ancak çözmemiz gereken üç temel konu olduğunu düşünüyorum.

Birincisi kadınların iş hayatına girişini kolaylaştırmak.

İkincisi, belki daha da önemlisi, kadınların iş hayatında kalmasını sağlamak. Özellikle çocuk sahibi olduktan sonra kadınların kariyerden kopması çok önemli bir sorun. Çocuk ve yaşlı bakımının yalnızca kadının sorumluluğu gibi görülmesi kadınların kariyerini doğrudan etkiliyor.

Üçüncüsü ise cam tavanlar. Kadınların orta kademeye kadar gelebildiğini ancak üst yönetim ve yönetim kurulu seviyelerinde aynı hızla ilerleyemediğini görüyoruz.

Ben bu nedenle meseleye yalnızca “kaç kadın çalışıyor?” diye bakmanın yeterli olmadığını düşünüyorum.

Asıl sorularımız şunlar olmalı:

Kaç kadın karar veriyor?
Kaç kadın şirket sahibi?
Kaç kadın ihracat yapıyor?
Kaç kadın yönetim kurulunda?
Kaç kadın iş hayatına girdikten on yıl sonra hâlâ sistemin içerisinde?

Bursa'nın ekonomik gücü düşünüldüğünde kadınların bu ekonomideki payını artırmak yalnızca kadınlar açısından değil, Bursa'nın rekabet gücü açısından da stratejik bir konu.


5- Kadınların iş hayatına katılımı ve yönetici pozisyonlarında daha fazla yer alması için neler yapılmalı? İş dünyası, kamu ve eğitim kurumları arasında nasıl bir iş birliği modeli oluşturulmalı?

Burada artık tek başına kadınlardan daha fazla çaba göstermelerini bekleyen yaklaşımı değiştirmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Kadın zaten eğitim alıyor, çalışıyor, üretiyor ve mücadele ediyor. Bizim yapmamız gereken, kadının önündeki yapısal engelleri azaltacak sistemi kurmak.

Bunun için kamu-özel sektör-üniversite-STK iş birliğini çok önemsiyorum.

Üniversiteler genç kadınları yalnızca diploma sahibi yapmamalı; onları iş dünyasına hazırlamalı. Öğrencilerin daha üniversitedeyken şirketlerle tanışması, staj ve mentorluk programlarına katılması, rol modellerle buluşması gerekiyor.

Özel sektör tarafında ise işe alımdan terfi sistemlerine kadar fırsat eşitliğinin şirket politikası haline gelmesi gerekiyor. Yönetim kurullarında ve üst yönetimde kadın temsilinin artırılması, kadın çalışanların kariyer gelişiminin takip edilmesi ve özellikle doğum sonrası işe dönüş süreçlerinin desteklenmesi önemli.

Kamunun ise kreş ve bakım altyapısından kadın girişimcilerin finansmana erişimine kadar sistemi kolaylaştırıcı politikalar geliştirmesi gerekiyor.

Yerel yönetimler de bu sistemin çok önemli bir parçası olabilir. Kadın girişimcilere yönelik ortak çalışma alanları, eğitim merkezleri, satış ve pazarlama imkânları, çocuk bakım desteği ve girişimcilik merkezleri geliştirilebilir.

Biz BUİKAD olarak burada köprü görevi üstlenmek istiyoruz.

Üniversitedeki genç kadını iş dünyasıyla; girişimci kadını finansman ve pazarla; şirketleri nitelikli kadın iş gücüyle; kamu kurumlarını ise sahadaki gerçek ihtiyaçlarla buluşturabiliriz.

Ben bunun adına ortak akıl modeli diyorum.

Çünkü kadın istihdamı yalnızca kadın derneklerinin konusu değildir. Bu, Türkiye'nin kalkınma, üretim, ihracat ve rekabetçilik meselesidir.


6- Yeşil dönüşüm ve dijitalleşme iş dünyasını yeniden şekillendiriyor. BUİKAD üyeleri bu dönüşüme ne kadar hazır? Dernek olarak üyelerinize bu süreçte ne tür destekler sunuyorsunuz?

Yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm artık şirketler için bir tercih olmaktan çıktı. Önümüzdeki dönemde rekabet edebilmenin temel koşullarından biri haline geliyor.

Özellikle Bursa gibi sanayi ve ihracat ağırlıklı bir kentte bu dönüşüm çok daha kritik.

Avrupa ile çalışan, ihracat yapan veya ihracat yapan şirketlerin tedarik zincirinde bulunan işletmeler açısından sürdürülebilirlik, karbon ayak izi, enerji verimliliği ve kaynakların doğru kullanılması giderek daha önemli hale geliyor.

Dijital dönüşüm tarafında da yapay zekâdan veri analizine, siber güvenlikten dijital pazarlamaya kadar çok hızlı bir değişimin içerisindeyiz.

Üyelerimizin arasında bu dönüşümü son derece başarılı yöneten şirketlerimiz var. Ancak her işletmenin ölçeği, sektörü ve dönüşüm kapasitesi aynı değil. Bu nedenle BUİKAD'ın görevi yalnızca gelişmeleri anlatmak değil, üyelerimizin bu dönüşümü kendi şirketlerine nasıl uygulayabileceklerini göstermek.

Bu amaçla Dijital Dönüşüm çalışma alanımızı güçlendiriyoruz. Womencode çatısı altında yapay zekâ, veri analizi, siber güvenlik, blockchain, dijital pazarlama ve sosyal medya gibi alanları ele almayı planlıyoruz.

Yeşil Gelecek ve Sürdürülebilirlik çalışmalarımızda ise işletmelerin sürdürülebilirlik yaklaşımını yalnızca çevresel bir sorumluluk olarak değil, aynı zamanda ekonomik rekabet gücünün bir parçası olarak değerlendirmesini önemsiyoruz.

Çünkü geleceğin şirketi yalnızca kâr eden şirket olmayacak.

Kaynaklarını doğru kullanan, dijitalleşen, çevresel etkisini ölçen, insan kaynağına yatırım yapan ve değişime hızlı uyum sağlayabilen şirketler geleceğin güçlü şirketleri olacak.

Kadınların da bu dönüşümün takipçisi değil, lideri olması gerektiğine inanıyoruz.


7- BUİKAD olarak önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığınız yeni sosyal sorumluluk veya toplumsal fayda projeleri var mı?

Kesinlikle var. Yeni dönemde sosyal sorumluluğu yalnızca yardım faaliyeti olarak değil, kalıcı ve ölçülebilir toplumsal fayda üretmek olarak değerlendiriyoruz.

Özellikle eğitim bizim için çok önemli.

Bu yıl Eker I Run Koşusu'nda Bursa Çağdaş Eğitim Kooperatifi için “Eğitimde Fırsat Eşitliği” anlayışıyla koşacağız. Çocukların ve gençlerin nitelikli eğitime erişimini desteklemeyi çok değerli buluyoruz.

Genç kadınlara yönelik çalışmalarımızı da büyütmek istiyoruz. Noktalama Projemizi yeni dönemin ihtiyaçlarına göre geliştirerek üniversiteli genç kadınlarla iş dünyası arasındaki bağı daha da güçlendirmek istiyoruz.

Bursa'nın değerlerine yönelik çalışmalar da yeni dönemde gündemimizde olacak. Biz bir Bursa derneğiyiz. Dolayısıyla Bursa'nın tarihine, kültürüne, ekonomik belleğine ve geleceğine dokunan projelerde yer almak istiyoruz.

Ayrıca BUİKAD'ın 20 yıllık birikimini geleceğe taşıyacağımız özel çalışmalar hazırlıyoruz. Geçmiş dönem başkanlarımızı, üyelerimizi, gençleri, iş dünyasını ve uluslararası paydaşlarımızı bir araya getirecek projeler planlıyoruz.

Bizim sosyal sorumluluk anlayışımızın temelinde şu var:

Bir günlük görünürlük değil, uzun vadeli etki.

Bir projeye başladığımızda “Kaç kişiye dokunduk?” kadar “Bu kişinin hayatında ne değişti?” sorusunun cevabını da aramak istiyoruz.


8- Türkiye ekonomisindeki son gelişmeler kadın girişimcileri ve kadın yöneticileri nasıl etkiliyor? Özellikle finansmana erişim, yatırım ortamı ve kadın girişimciliğinin güçlendirilmesi için hangi adımların atılması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Ekonomik koşullar bugün bütün işletmeler açısından zorlayıcı. Finansman maliyetlerinin yüksekliği, işletme sermayesi ihtiyacı, maliyet artışları ve öngörülebilirlik konusu şirketlerin kararlarını doğrudan etkiliyor.

13 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan TCMB'nin son Enflasyon Raporu da içinde bulunduğumuz dönemde fiyat istikrarı ve dezenflasyon sürecinin ekonomi politikalarının merkezindeki yerini koruduğunu gösteriyor.

Bu koşullar kadın girişimciler açısından daha hassas sonuçlar doğurabiliyor.

Çünkü kadın girişimcilerin önemli bir bölümü küçük ve orta ölçekli işletmelerde faaliyet gösteriyor. İşletmenin özkaynağı sınırlı olduğunda finansmana erişim ve finansmanın maliyeti çok daha belirleyici hale geliyor.

Burada benim özellikle altını çizmek istediğim bir konu var: Kadın girişimciliğini desteklemek yalnızca kadınlara özel kredi paketi açıklamakla sınırlı kalmamalı.

Finansman çok önemli ancak finansmanın yanında bilgiye, pazara, teknolojiye ve iş ağına erişimi de birlikte konuşmalıyız.

Kadın girişimciye kredi verdikten sonra onu yalnız bırakırsanız sorun çözülmüş olmuyor.

O girişimcinin finansal okuryazarlığını geliştirmesi, nakit akışını yönetebilmesi, dijitalleşmesi, markalaşması, yeni müşterilere ulaşması, ihracat yapabilmesi ve gerektiğinde deneyimli iş insanlarından mentorluk alabilmesi gerekiyor.

Bu nedenle ben finansman + eğitim + mentorluk + pazar erişimi + iş ağı modelinin birlikte uygulanmasını çok önemsiyorum.

Kamu bankaları, özel bankalar, kalkınma ajansları, odalar, üniversiteler ve STK'lar burada ortak modeller geliştirebilir.

Bir diğer konu da kadın girişimcilerin kamu ve özel sektör satın alma zincirlerinde daha görünür hale gelmesi. Kadınların kurduğu şirketlerin yalnızca destek programlarından yararlanan işletmeler değil, büyük şirketlerin ve kamu kurumlarının tedarikçisi haline gelmesini sağlamalıyız.

Asıl sıçrama burada gerçekleşir.

Çünkü bizim hedefimiz yalnızca daha fazla kadın girişimci yaratmak olmamalı.

Daha fazla büyüyen kadın şirketi, daha fazla ihracatçı kadın girişimci, daha fazla istihdam yaratan kadın işletmesi ve daha fazla kadın lider yaratmalıyız.

Bunun Türkiye ekonomisine doğrudan katkı sağlayacağına inanıyorum.

Nitekim Haziran 2026 itibarıyla kadınların işgücüne katılım oranının yüzde 35,4 seviyesinde olması, ekonomimizin hâlâ değerlendiremediği çok büyük bir insan kaynağı bulunduğunu gösteriyor.

Kadınların ekonomik hayata daha güçlü katılımını ben yalnızca bir eşitlik meselesi olarak görmüyorum.

Bu aynı zamanda ekonomik büyüme, üretim, ihracat ve kalkınma meselesidir.


9- Eklemek istedikleriniz nelerdir?

Yeni dönemde BUİKAD'ın önünde çok güzel bir fırsat olduğunu düşünüyorum.

Yaklaşık 20 yıllık çok güçlü bir kurumsal hafızamız var. Bu yapının oluşmasında emeği bulunan kurucu başkanımızdan geçmiş dönem başkanlarımıza, yönetim kurullarımıza ve bütün üyelerimize kadar çok büyük bir emek söz konusu.

Bizim görevimiz bu emaneti yalnızca korumak değil, daha ileriye taşımak.

Önümüzdeki dönemde kadın girişimciliğini, liderliği, dijital ve yeşil dönüşümü, gençleri ve uluslararasılaşmayı birbirinden ayrı başlıklar olarak değil, birbirini tamamlayan bir bütün olarak ele alacağız.

Bursa'da kamu kurumlarımızla, Büyükşehir ve ilçe belediyelerimizle, BTSO başta olmak üzere iş dünyası kuruluşlarımızla, üniversitelerimizle, sanayicilerimizle ve diğer sivil toplum kuruluşlarımızla daha fazla ortak proje geliştirmek istiyoruz.

Çünkü biz BUİKAD olarak yalnızca kadınların sorunlarını anlatan bir yapı olmak istemiyoruz.

Kadınların bilgi, tecrübe ve üretim gücünü Bursa'nın ve Türkiye'nin kalkınmasına dönüştüren bir yapı olmak istiyoruz.

Genç bir kadının kariyer yolculuğuna dokunabiliyorsak, bir kadın girişimcinin şirketini büyütmesine katkıda bulunabiliyorsak, bir kadının yönetim masasında yer almasını sağlayabiliyorsak ve şirketlerimizi geleceğin dönüşümüne hazırlayabiliyorsak doğru bir iş yapıyoruz demektir.

Ben Cumhuriyetimizin bize açtığı yolun ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kadınların toplum hayatında eşit ve güçlü biçimde yer almasına verdiği önemin bugün bizlere çok büyük bir sorumluluk yüklediğine inanıyorum.

Bu nedenle yeni dönemde de aynı kararlılıkla çalışacağız.

Kadınların iş hayatında, girişimcilikte ve karar alma mekanizmalarında daha fazla yer aldığı; gençlerin geleceğe umutla baktığı; üreten, rekabet eden ve sürdürülebilir bir Bursa için birlikte değer üretmeye devam edeceğiz.