Resesyona inat üretime devam

Avrupa ve ABD’de yaşanan resesyon riskine rağmen Türk iş insanları üretimlerini ve pazarlarını çeşitlendirerek bu krizden en az hasarla çıkmayı hedefliyor.

İNCELEME 15.08.2022, 23:06 15.08.2022, 17:55
Resesyona inat üretime devam

Semih AYDIN – Göksel BAŞARAN

AVRUPA’DA DURGUNLUK

Covid-19 -pandemisiyle birlikte dünya eko­nomisinde yaşanan krizlere bir yenisi daha eklendi. Global ölçekte etkisini gösteren enflasyonist ortam özellikle Avrupa ülke­lerini derinden etkiledi. Resesyon tehlikesi ile karşı karşıya kalan Avrupa pazarında durgunluk tehlikesi baş gösterdi.

FIRSATA DÖNÜŞEBİLİR

Türkiye’nin en önemli ihracat pazarı olan Av­rupa’da yaşanan ekonomik gelişmeler Türk iş dünyasının da gündeminde. İş insan­ları yaşanan gelişmelerin sektörle­rini olumsuz etkileyebileceğini söylese de sanayiciler durumun fır­sata çevrilebileceği görüşünde.

Baran ÇELİK

UİB Koordinatör Başkanı

Yerlilik ve katma değerli üretim

Covid-19 pandemisiyle başlayan arz kısı­tının giderek artan talebi karşılayama­ması, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile başla­yan savaşın ham madde arzında sorunlara yol açması gibi durumların tetiklediği enflas­yon krizi, ihracatımızda çok önemli bir ko­numda bulunan AB ülkelerinde daralmaya yol açtı. UİB çatısı altındaki beş birlik olarak bu yıl Ocak-Temmuz döneminde toplam 18 milyar USD ihracat gerçekleştirdik. Avrupa Birliği Ülkelerine yaptığımız ihracatımız da toplam ihracatımızın yüzde 64’ü gibi bü­yük bir kısmını oluşturuyor. Dolayısıyla Av­rupa Birliği’nde yaşanan daralmadan olum­suz etkileniyoruz.

Böylesine bir atmosfere rağmen, bu yıl Ocak-Temmuz döneminde UİB Genel Sekre­terliğimize bağlı, otomotiv, tekstil, hazır gi­yim ve konfeksiyon ve meyve ve sebze ma­mulleri sektörlerinde AB ülkelerine ihracatımızda geçen yıl aynı döneme göre ar­tışlar yaşadık. Sektörlerimizin toplam AB ih­racatında yüzde 4 oranında bir artış söz ko­nusu.

Bu artış, ihracatçılarımızın zor durumlara dayanıklılığını gösteriyor. Tabi hedeflerimiz açısından durum farklılaşıyor.

Enflasyonla mücadele için birçok ülkede alınan önlemlerin etkili ol­maya başlaması bekleniyor. Ancak toparlanma gerçek­leşse bile tedarik zincirlerinin tekrar çalışmaya başlaması­nın zaman alacağını biliyoruz. Bu durumda hedeflerimizi gerçekleştirmek için tek bir pazara bağlı kalmamanın önemi ortaya çıkıyor.

Bugün dünyanın herhangi bir ucundaki bir ülkede yaşanan olumsuzluk, bambaşka mesafelerdeki ülkeleri derinden etkileyebiliyor. UİB olarak bu riskleri en aza indirmek için pazarlarımızı çeşitlendirmek gerektiğinin farkındayız ve her sektörde yeni pazar bulma gayretlerimizi yoğun bir şekilde sürdürüyoruz. Bunun için yeni pazarlara fu­arlar, sektörel heyetler düzenleyerek ihra­catçı firmalarımızla bu ülkelerdeki firmaları buluşturuyoruz.

Pazarımızı genişletme çalışmaları yapar­ken Avrupa’daki güçlü pozisyonumuzu kay­betmemek için bu ülkelerde etkili olabilecek her türlü gelişmeyi takip ediyor ve hazırlık yapıyoruz. Tüm sektörlerimizi Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın etkilerine hazırlamak amaçlı projeler, eğitimler gerçekleştiriyoruz.

Her zaman önemini vurguladığım gibi, bu olumsuzluklarla başa çıkmada ve ihracatı­mızı artırmada önemli olan unsurlar, “yerli­lik ve katma değerli üretim”dir.

Avrupa’da pazarın daralması geçici olabilir ancak daha kalıcı değişikliklere ve beklenme­dik gelişmelere karşı hazırlıklı olmalıyız.

Orhan İĞREK

İğrek Makina YK Başkanı

Batı’ya karşı 1-0 öndeyiz

Türkiyemiz önümüzdeki yıllarda yakın ve uzak coğrafyanın üretim üssü olabilir. Ol­malıdır. Şansı çok yüksektir. Bazı olumsuzluk­lar bile ülkemize olumluluklar getirmekte. Ukrayna dolayısıyla Avrupa’ya Rus gazı kesildi. Bundan dolayı çok önemli Avrupalı firmalardan stratejik ortaklık teklifleri geliyor. Bu bizi iyimser yapıyor. Bu savaşın Batı’daki tesiri çok daha fazla oldu. Diplo­matik açıdan bizim Rusya ile olan ilişkilerimizin başarılı oldu­ğunu düşünüyorum. Bu durumun Rusya kapısının Türk firma­larına daha da açacağını düşünüyorum. Yeter ki bizim performansımız, örneğin makine sektöründe, iş yapacak per­formansta olsun. Şu anda bile Rusya’ya olan ihracatımız art­maya başladı.

Avrupa pazarının daralmasının yanında Avrupa’da bazı üretimlerin durması söz konusu. Maliyet en önemli faktör. Av­rupa ülkeleri son 10 senede bizim eski hatalarımızı yapmaya başladı. 1’e 4 olan, 1 üniversite mezunu, 4 meslek lisesi me­zunu neredeyse tersine döndü. Euronun güçlü bir para birimi olması nedeniyle üretim maliyetleri de çok yüksek. Aynı tek­nolojiye, entelektüeliteye sahip olan firmalarımız şu an Batı’ya karşı sahaya 1 – 0 önde çıkıyor. Firma olarak euro ithalat ve euro ihracatımız var. Ancak Türk lirasının şu anki durumunu iyi değerlendirmemiz lazım. Euro değerli bir para. Firma olarak bizim ihracatımız sürekli artıyor. Ürün yaptığımız, satış yaptığı­mız otomotiv sanayinin ihracatı, üretimleri artıyor. Dolayısıyla bizim üretimimiz de artıyor. İğrek Makina olarak bugüne kadar hep ayağımızı yorganımıza göre uzattık. Yatırımlarımızı, üre­timlerimizi buna göre yaptık. Gerektiğinde devletimizin belirli konularda açtığı destek ve teşviklerden faydalandık.

Osman KÖRÜSTAN

Ales Pres Kurucu Ortağı

1,5 yıllık takvimimiz dolu

Ales Pres olarak ağırlıklı otomotiv yan sanayi ve beyaz eşya sektörlerine yönelik mekanik eksantrik pres makinaları üretmekteyiz. bilindiği gibi özellikle ana otomotiv ve yan sanayisi yoğun kalıp ve pres kullanımı ile üretim yapmaktadır. Kalıp ve presin olmadığı otomotiv sektörünün üretim yapması mümkün değildir. Biz kalıp ile saca şekil veren mekanik pres makinaları üretiyoruz. Yurtiçi ile birlikte yoğun ihracatımız sayesinde ülkemizin ekonomisine de katkıda bulunuyoruz. Ayrıca yerli olan ancak yurt dışında yeni fabrika kuran Türk firmalarına da preslerimizi satıyoruz. 2021 yılının son birkaç ayında ciddi miktarda sipariş aldığımızdan dolayı firmamızın yıllık sipariş miktarında ya da imalat hızında bir düşüş yaşanması söz konusu değildir. Şu an itibari ile 1,5 yıllık üretim takvimimizi tamamen doldurduk. Dolayısıyla hem üretimimiz hem de ihracatımız aynı seviyede devam etmektedir. Almanya, Romanya, Fas ve Fransa başta olmak üzere çeşitli ülkelere preslerimizi ihraç etmekteyiz. Rusya-Ukrayna savaşından dolayı oluşan küresel sıkıntılardan firmamız etkilenmedi.

Ales Pres olarak bugüne kadar Rusya pazarına satış gerçekleştiremedik. Hedef ülkelerimiz arasında Rusya ile birlikte Amerika Birleşik Devletleri de vardır. Ancak mevcut kapasitemiz ve yoğun siparişlerimiz nedeniyle yeni pazar arayışına şu an için giremiyoruz.

Şinasi GÜNEŞ

Bemis Elektrik YKB

Fırsatı kaçırmamalıyız

Ana pazarlarımızdan olan Avrupa, gerek enerji sorunları gerekse de savaşlar nedeniyle yatırımlarını oldukça durdurmuş durumda. Dolayısıyla Avrupa pazarı giderek daralma eğilimi göstermekte. Tüm bunların üzerine son yıllarda çözülemeyen çip krizini de eklediğimizde önümüzdeki süreçte Avrupa pazarının daha da daralacağını öngörüyorum.

Ülkemizde Avrupa’dan daha fazla artan emtia fiyatları nedeniyle üreticinin maliyetleri önemli ölçüde artış gösterdi. Dolayısıyla fiyat avantajını da kısmen azaltan bu durum ihracatın giderek daralacağı ve kış aylarından itibaren de düşüş eğilimine gireceği yönünde tahminlerim var. Bu öngörümüze yönelik firma olarak biz de verimlilik çalışmalarıyla maliyetlerimizi düşürmeye odaklanarak, daha çok potansiyel müşterilere ulaşmak için yoğun tanıtım faaliyetleri yapmaya karar verdik. Pazarın daralması olasılığına karşılık tedbir çalışmalarımız sürüyor. Dünyada arz-talep dengesinin bozulması sürecinde artan lojistik ve ürün maliyetleri nedeniyle fırsat yakalayan ülkemizin, bu fırsatı değerlendirmesi yönünde yeterli düzenlemelerin yapılmaması bu fırsatın kaçmasına neden olacak. Bir an önce üreticilere ve ihracatçılara pozitif ayrımcılık yapılarak ciddi biçimde desteklenmesi gerekmektedir.

Serdar SAĞLAM

Yavuzlar Dişli Bşk. Yrd.

İşin olduğu yere gideriz

Ülkemizin ve şehrimizin en yoğun ihracat yaptığı pazar başta Almanya ve diğer Avrupa Birliği ülkeleri. Dünya çapında yaşanacak daralmada, ülkemiz direk olarak etkilenecektir. Bu yılın ilk yarısında oldukça iyi bir performans sergileyen firmamız, yıl sonunda beklenen ihracat ve ciro hedeflerine ulaşacaktır. Avrupa Birliği’nde beklenen daralmaya karşın, Ülkemiz Rusya için bir çıkış kapısı oldu. Rusya Avrupa’dan tedarik edemediği ürünleri Türkiye üzerinden tedarik etme çabasında. Bu durum tamamen olmasa da yaşanabilecek kayıpları azaltacaktır.

Firmamız adına geniş bir yelpazede ki sektörlere ve birçok ülkeye ürün yaptığımız için, biz daha az kayıp yaşayabiliriz. Hangi sipariş alanında azalma varsa başka üretimler ile bu açığı kapata bileceğimizi düşünüyoruz. Dünyada yaşanabilecek bir resesyon da ihracat anlamında çok daha fazla firmaya kendimizi tanıtmamız gerekecektir. Çok daha fazla ülke ve kıtada iş arayışını artırmak durumunda kalacağız. Ancak bizi en çok yoran kredi bulmaktaki zorluklar ve kurdaki ani dalgalanmalardır. Firmamız en ufak zorlukta personel sayısını azaltmak gibi bir düşünceye kapılmaz. Her zaman bir çıkış kapısı olduğu düşüncesindeyiz.

Firmamız bu yıl başında aldı karar ile Balkan ülkeleri ve İngiltere’ye özellikle önem vermekte, Tabi sürpriz olarak Rusya-Ukrayna’daki gelişmeler de Rusya’dan müşteri gelmesini sağladı. Her zaman için düşüncemiz; gezen kurt aç kalmaz şeklinde. İş neredeyse biz oraya ne şartta olursa olsun gideriz.

Ali GÜZELDAĞ

AG Mensucat YKB

Resesyon etkisi yeni pazarlara açılmakla aşılır

Dünyayı saran enflasyon ve küre­sel resesyon riski artık kaçınıl­maz bir gerçek.

Bursa sanayisi resesyon etkisini an­cak yeni pazarlara açılmakla aşabilir. Ayrıca Bursa tekstil sanayisi son 5 yılda aldığı teşvikler sayesinde yaptığı yatırımlarla üretim parkurunu yeni­ledi. Sektörümüz bu altyapı sayesinde katma değerli üretime odaklanıp paza­rın en karlı fırsatlarını yakalamalıdır.

Altyapı ile birlikte teknolojik eksik­liklerin giderilmesi ve gelişen sürdürüle­bilir anlayışa dahil olacak üretim çö­zümleri üzerinde de çalışılması gerekir. Çünkü, “klasik reka­bet anlayışı yerini teknolojik üstünlüğe bırakmıştır.” Sürüm­den kazanma dönemi bitmiştir.

Önemli olan resesyon döneminde pazardaki taleplerin kalite odaklı ola­cağını bilmek, bu süreçte satış hacim­lerinin katma değerli ürünle gerçekle­şeceğini unutmamak gerekir.

Yeni pazarlara odaklanırken de özellikle Sahra Altı ile Uzakdoğu pazar­ları dikkate alınmalı, hatta şekil değiş­tiren Hindistan pazarına ayrıca odak­lanmakta fayda olacağını düşünüyorum.

Ümran ERTAŞ

SKE Otomotiv Genel Müdürü

Resesyonun etkileri hissedilmedi

Otomotiv metal bileşenleri yanında, hava süspansiyon körüğü ve ticari araç kol­tukları metal bileşenleri üretimi olmak üzere iki ana ürün grubunda sektör lideri konumundayız.

Çip, ham madde tedariki, pandemi ve Rusya-Ukrayna savaşı gibi nedenlerle küresel bir kriz yaşayan otomotiv sektöründe şu an için pozitif bir eğilim için biraz daha sabretmemiz gerekiyor. Enerji maliyetlerinin de ciddi oranda artmasıyla üretim bantla­rında yaşanan aksaklıklar maalesef devam ediyor. Henüz Çin-Tayvan geriliminin etkilerini hissetmeye başlamadık. Bunun gibi küresel etkilerin yanında yurtiçinde MB politika faizi yüzde 14 ol­masına rağmen reel oranların çok yüksek olması, enflasyon ve girdi maliyetlerinin sürekli yükselmesi, ciddi oranda nitelikli ele­man sıkıntısı ve yüksek işçilik maliyetleri önümüzdeki dönemde acilen çözüm bulmamız gereken konuların başında geliyor. Ar­tan maliyetler ürün fiyatlarına yansıtılabilse hasar az da olsa te­lafi edilebilir ancak otomotiv sektöründe üretim tarafında herke­sin bildiği üzere bırakın fiyat arttırmayı, hali hazırda indirim ta­lepleri ağırlıkta. Finansmana erişimdeki zorlukların en kısa sü­rede giderilmesi önem arz ediyor. Belki yeni KGF kredi düzenle­meleri sektöre bir nebze rahat nefes aldırabilir. Globaldeki resesyon ve dahası stagflasyon beklentilerine rağmen ülkemiz­deki yüksek üretim potansiyeli ve buna bağlı olarak gerçekleşen büyüme oranları ile Rusya-Ukrayna savaşı sırasında dünya are­nasında aldığımız pozisyon ile yüksek enflasyonun özellikle dar gelirli kesime hissettirdiği acı tabloyu biraz daha arka plana attı­ğımızı hissediyorum. Ancak gene de ülkemizde resesyon etkileri­nin çok fazla hissedilmediğini düşünüyorum. Ekonomimiz küçül­müyor, büyüyor. Sanayi üretiminde düşüş yok, aksine artıyor. İşsizlik oranlarımız düşüyor. Tüm kulvarlardaki bu zorlu sı­nanma şartlarında SKE Grup olarak yatırımlarımıza devam edi­yoruz. Tabii ki bizde bazı zorlu süreçler atlatıyoruz ama asıl sıçra­manın bu zorlu zamanlarda yapılabileceğini daha önce ülke olarak çok kez test ettik. Bu yaptığımız yatırımlar ile önümüzdeki 5 yıl içerisinde ihracat rakamlarımızı arttırarak cirodaki payını 70% seviyelerine çıkartmayı hedefliyoruz. Bu hedefin henüz ba­şındayken İspanya, Fransa ve Polonya bölgelerinden yeni müşte­rileri sistemimize dahil ettik. Ayrıca son dönemdeki Euro/USD pa­ritesindeki negatif dalgalanma sebebi ile Amerika kıtasına olan operasyonlarımızı arttırma kararı aldık ve bu doğrultuda yatırımlar yaptık.

Deniz ALAGÖZ

T.Ş.T Lift Amortisör Dış Tic. Md.

Krizi atlatmak zor olacak

Avrupalı müşterilerimizden Avrupa’daki enerji krizinin derinleşeceğine dair duyumlar alıyoruz. Bunun yanında Avrupa ülkelerinin hemen hemen hepsi yüksek enflasyonla karşı karşıya. Artan maliyetler ve enerji krizi Avrupalı firmaları iki seçeneğe yönlendirecek. Bu firmalar ya üretimlerini Türkiye gibi sanayisi güçlü ama işgücü ucuz ülkelere kaydıracaklar ya da küçülmeye gidecekler. Ancak ekonomik krizin sadece Avrupa’da yaşandığını söylemek doğru olmaz. Şu anda global bir kriz söz konusu ve bunu atlatmak dünya için zor olacak.

Bu süreçte bizi en çok zorlayan unsur ise diğer birçok firmada olduğu gibi enerji maliyetleri. Maliyetlerimizi hesaplarken, kârımızı da minimize kılarak, sektörümüzde ayakta kalmaya çalışıyoruz. Şu anda böyle devam etmek zorunda. Ancak şartlar eninde sonunda düzelecek. 20 yıllık tecrübemizle, yaşanan her krizden güçlü olan firmaların büyüyerek çıktığına şahit olduk. Burada önemli olan ürettiğiniz malın kalitesi, dürüstlük ve hizmet anlayışıdır. İyi bir hizmet anlayışıyla müşterinize dürüst davranır ve kaliteli ürün sunarsanız böyle kriz dönemlerinde ayakta kalabilirsiniz.

Sencer SOLAKOĞLU

Feyz Çiftliği Kurucusu

Üretici ve tüketici sıkıntıda

Türkiye’de yaşayanların şunu bil­mesini isterim; doların arttığı bir dönemde hiçbir gıda ucuzlamaz. Ge­cikse de zamlar gelecek. Et ve süt üretici­leri gerçekten sıkıntıda. Tüketici de sı­kıntıda. Ve halen hatalarda ısrar ediliyor. İnanılır gibi değil.

Gıda fiyatlarını kont­rol etmek için maliyet­lerin çok artmasına rağmen üretici fiyatı baskılanıyor ve sonuç üretim daralması oluyor.

Üretim eksikliğini görev devlet ithalat kararı alıyor.

Prof. Dr. Orhan KÜÇÜK

BTÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fak. Uluslararası Ticaret ve Lojistik Bölümü

Karamsar bir tablo yok

Avrupa insanına, toplumuna ve ülkele­rine bizimki ile aynı pencereden bakama­yız. Beraberinde ülkelerin sosyal sorumluluk, si­lahlanma, güvenlik kaygıları da tamamen örtüşmemektedir. İlaveten insanlar arası dini de içine alacak şekilde kültürel dayanışma ve si­vil toplum yapılanması, yardır, infak, zekât, kur­ban gibi uygulamalar söz konusu değildir. Bu nedenle Batılı ülkelerde yaşanan durumları biz­deki ile karşılaştırırken bu realiteleri dikkate al­mak, ona göre değerlendirmelerde bulunmak önem arz etmektedir. Bu farklılık enflasyon, üretim, milli gelir gibi iktisadi göstergeler bakı­mından da kendini göstermektedir. Avrupa’da yaşanan daralma, hiçbir şekilde toplumun yüzde 80’inin yoksulluk sınırı altında kalması durumu değildir. Yine artış gösteren enflasyon, alışılmış yüzde 1-2 düzeyini geçmiş ama yüzde 7 civarındadır. Yani ortada karamsar bir tablo bulunmamaktadır. Ukrayna-Rusya savaşı nede­niyle artan gaz fiyatları hem enflasyonu tetikle­miş hem de artan maliyetlerle belli ölçüde bütçe daralmalarına yol açmıştır. Fakat her şeye rağmen ve mevcut hesaplama yöntemine göre bile Türkiye’deki kişi başına milli gelirin yakla­şık 8 katı olan kişi başı milli geliri ile Avrupa in­sanı satın almasını sürdürecektir. Siparişlerin azalıp, azalmayacağını öngörebilmek için küre­sel sermayenin 2023 Avrupa vizyonunu bilmek gerekir. Üretim kısıtlaması odaklı tedirginlikler oluşturma niyeti söz konusu olursa bunun olumsuz sonuçları olabilecektir. Vasıfsız, emek gücü ile ayakta kalmak için Av­rupa’ya bir şekilde kendini at­mış insanların oluşturduğu pa­zar belli ölçüde daralma gösterecektir.

Fakat Avrupa’nın talep daral­ması daha çok bazı alışkanlıkla­rını sürdürülemeyeceği tedir­ginliği ve işin sonunun nereye varacağına ilişkin tedirginlikleri olabilir. Sipar­işlerin azalabilmesinin bir nedeni, oldukça uy­gun fiyatla satın alınmış Türk malları stokunun henüz tükenmemiş olması ve Türkiye’deki bu TL değer kaybı kaynaklı ucuzluğun bir süre daha devam edeceği kanaati olabilir. İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret politikası ve milli ekonominin gerçeklerine dayalı ekonomi politi­kalarının benimsenmesi halinde finansmana eri­şimde yaşanan zorlukların önem düzeyi düşecek­tir. Fakat mevcut durumda ihtiyaçların karşılanmasında gelirin yetersiz kalması, zaten borçlu olan tüketicilerin bankaya olan borçlarını daha da artıracak şekilde finansman talebi oluş­turmalarına neden olmaktadır. Bu durumun üre­tim ve istihdama olumsuz etkileri ihracata göre pozitif ayrışacaktır. Türkiye kendine dayatılan veya önerilen ilişki biçimlerini elinin tersiyle it­meli, komşularıyla iyi ilişkiler geliştirmeli, takas, mahsup, açık hesap çalışma gibi uygulamalarla bölgedeki dış ticaretini düşük döviz talebiyle bir­likte artırmalıdır. Türkiye kendi ekonomi bilimini kendisi yazmalı, Batı’nın iktisadi tercih, beklenti ve kaygıları ile kültürel hatta batıl inançlara da­yalı, dünya insanını bir bütün olarak sorumluluk alanı görmeyen bir iktisat bakışını reddederek başta ülkemiz olmak üzere bütün insanlığa refah ve mutluluk getirecek, bütün çocukların gıdaya, suya ulaşabildiği bir dünya var etmek için milli ve insani bir iktisat hikayesi yazmalı, dünyaya bu hususta da örnek olmalıdır.

Yorumlar (0)
12
kapalı
Günün Anketi Tümü
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?
banner18
banner51