Bursa’da sürdürülebilirlik alanındaki çalışmaları teşvik etmek, kuruluşların gelişim süreçlerine katkı sağlamak ve başarılı uygulamaları görünür kılmak amacıyla düzenlenen Bursa Sürdürülebilirlik Ödülü’nde geri sayım başladı. KalDer Bursa ve BUSİAD iş birliğiyle gerçekleştirilen organizasyonda bu yıl 5 kuruluş ödül için değerlendirmeye alındı. Borusan Port, BUSKİ, Gökkuşağı Koleji, Korteks ve Prysmian’ın aday olduğu süreç, kuruluşların sürdürülebilirlik konusundaki kararlılıklarını, uygulamalarını ve elde ettikleri sonuçları kapsamlı bir değerlendirmeye tabi tutuyor.

4 temel başlıkta değerlendirme

Bursa Sürdürülebilirlik Ödülü’nün değerlendirme çerçevesi, Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından iş dünyasına sunulan Paydaş Kapitalizmi metriklerine dayanıyor. Bilimsel temelli bir kılavuz niteliği taşıyan yaklaşım kapsamında kuruluşlar; Yönetişim, Gezegen, İnsan ve Refah olmak üzere dört temel başlık altında inceleniyor. Bu çerçevede sürdürülebilirlik, yalnızca çevresel etkiler üzerinden değil; kuruluşların yönetim anlayışı, insan odaklı uygulamaları, topluma katkıları ve ekonomik değer yaratma biçimleriyle birlikte ele alınıyor. Böylece işletmelerin bugünkü performanslarının yanı sıra geleceğe yönelik sürdürülebilirlik hedefleri ve bu hedefler doğrultusunda kaydettikleri ilerleme de değerlendirme sürecinin önemli bir parçasını oluşturuyor.

Kuruluşlara yol haritası sunuyor

Ödül sürecinde aday kuruluşlar, yetkin değerlendiriciler tarafından doküman ve saha incelemelerine tabi tutuluyor. Değerlendirmelerin ardından kuruluşlara sürdürülebilirlik yaklaşımlarını, iş yapma modellerini ve elde ettikleri sonuçları kapsayan ayrıntılı bir geri bildirim raporu sunuluyor. Kuruluşların güçlü yönlerini ve iyileştirme fırsatlarını ortaya koyan raporlar, sürdürülebilirlik performansının geliştirilmesi açısından yol gösterici bir nitelik taşıyor. Bu yönüyle Bursa Sürdürülebilirlik Ödülü, yalnızca başarılı kuruluşların ödüllendirildiği bir organizasyon olmanın ötesinde, katılımcıların gelişim alanlarını belirlemelerine ve sürdürülebilirlik çalışmalarını daha sistematik biçimde ilerletmelerine olanak sağlıyor.

Ödülün sahibi 5 Kasım’da belli olacak

Bursa’da ikinci kez düzenlenen ödül programının sonuçları, 5 Kasım Perşembe günü Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek 3. Sürdürülebilirlik Konferansı’nın kapanış bölümündeki törende açıklanacak. Hazırlıkların son aşamaya geldiği organizasyonda, beş aday kuruluş arasından ödüle layık görülecek isimler merakla bekleniyor. Bursa iş dünyasında sürdürülebilirlik bilincinin yaygınlaştırılmasını hedefleyen program, kuruluşların gelecek odaklı dönüşüm çalışmalarını da gündeme taşıyacak.

Barış Mert

Korteks Genel Müdürü

Tekstil sanayisine değer katmayı sürdürüyoruz

Korteks’in hikâyesi, 1989 yılında Bursa’da Türkiye tekstil sektörünün kaliteli polyester iplik ihtiyacını karşılamak üzere başladı. Kurulduğumuz günden bu yana üretim gücümüzü teknoloji, yenilikçilik ve sürekli gelişim anlayışıyla ileri taşıyarak bugün Avrupa’nın en büyük entegre polyester iplik üreticileri arasında yerimizi aldık. Bu yolculukta üretim kapasitemizi büyütürken ürün çeşitliliğimizi ve teknik yetkinliklerimizi de geliştirdik. Ar-Ge çalışmalarımız ve ileri üretim teknolojilerimiz sayesinde farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yanıt veren, fonksiyonel özelliklere sahip iplikler geliştiriyoruz. Bugün Korteks iplikleri, giyimden ev tekstiline ve otomotiv tekstillerine kadar pek çok farklı alanda kullanılıyor. Türkiye’deki güçlü konumumuzu uluslararası pazarlara da taşıyor, ürünlerimizi dünyanın farklı coğrafyalarındaki müşterilerimizle buluşturuyoruz. Geçmişimizden gelen üretim deneyimimizi değişen sektör ihtiyaçları ve yeni teknolojilerle birleştirerek tekstil sanayisine değer katmayı sürdürüyoruz.

Tekstil sektörünün çevresel etkilerinin bilincinde bir kurum olarak sürdürülebilirlik yolculuğumuz, kaynakların verimli kullanımı ve döngüsel ekonomi modelinin benimsenmesiyle başladı. Temiz üretim teknolojileri, geri dönüştürülmüş iplik üretimi ve enerji verimliliği projelerimiz bu sürecin ilk yapı taşlarını oluşturdu. Zaman içinde bu çalışmaları daha sistematik bir yapıya taşıyarak kurumsal karbon ayak izimizi hesaplamaya ve emisyonlarımızı düzenli olarak izlemeye başladık. Bugün sürdürülebilirliği, mevcut üretim süreçlerimizi iyileştirmenin yanı sıra iş yapış biçimlerimizi sürekli geliştirmemizi sağlayan uzun vadeli bir sorumluluk alanı olarak görüyoruz.

Sürdürülebilirliği, ürün tasarımından ham madde tedarikine ve atık yönetimine kadar tüm operasyonel karar süreçlerimizin merkezine koyuyoruz. Tesislerimizde sera gazı emisyonlarının azaltılması, su ve enerji tasarrufu ile entegre çevre yönetimi uygulamalarını kararlılıkla yürütüyoruz. Bu dönüşümü Zorlu Holding’in “Akıllı Hayat 2030” vizyonu doğrultusunda; “Yenileyici İş Modelleri” ve “İnsan Odaklı Ekosistemler” yaklaşımıyla ele alıyoruz. Çalışanlarımızın yetkinliklerini artırmak adına düzenli olarak çevre ve enerji yönetimi eğitimleri, sosyal uygunluk ve toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimleri gerçekleştiriyoruz. Ayrıca gerek Grubumuz bünyesindeki Akıllı Hayat 2030 odaklı toplumsal fayda projeleri gerekse ulusal/uluslararası eğitim ve bilim organizasyonları aracılığıyla çalışanlarımızın aktif gönüllülük üstlenmesini teşvik ediyor, sürdürülebilirlik kültürünü tüm paydaşlarımıza yayıyoruz. Sürdürülebilirlik çalışmalarının, çevresel sorumluluklarımızı yerine getirmenin yanı sıra operasyonel verimliliğimizi ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücümüzü de doğrudan ilgilendirdiğine inanıyoruz. Enerji ve kaynak verimliliğine yönelik çalışmalarımız, üretim süreçlerimizi daha etkin yönetmemize ve kaynak kullanımını iyileştirmemize olanak tanıyor. Geri dönüştürülmüş iplikler ve döngüsel tekstil çözümlerimiz ise müşterilerimizin değişen beklentilerine ve uluslararası pazarlarda giderek önem kazanan düşük karbonlu üretim hedeflerine yanıt vermemizi sağlıyor. Küresel tedarik zincirlerinde çevresel performansın ve şeffaflığın önem kazanmasıyla birlikte, sürdürülebilir üretim yetkinlikleri de rekabet açısından belirleyici hale geliyor. Bu nedenle sürdürülebilirliği, müşterilerimizle uzun vadeli iş birlikleri geliştirmemizi ve pazardaki konumumuzu güçlendirmemizi destekleyen stratejik bir unsur olarak değerlendiriyoruz. İklim değişikliği ve doğal kaynaklar üzerindeki artan baskı, tekstil başta olmak üzere tüm sanayi sektörlerini üretim biçimlerini yeniden değerlendirmeye yöneltiyor. Bu değişim, üretirken kaynakları nasıl kullandığımızı, çevresel etkilerimizi nasıl yönettiğimizi ve geleceğe nasıl bir değer bıraktığımızı her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Dolayısıyla sürdürülebilirlik, bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecekte üretmeye ve değer yaratmaya devam edebilmenin de temel koşullarından biri olarak öne çıkıyor. Bu sorumluluğun yerine getirilmesi, şirketlerin kendi faaliyetlerinde attıkları adımların yanı sıra değer zincirindeki paydaşlarıyla iş birliği yapmalarını ve toplumsal farkındalığı güçlendirmelerini de gerektiriyor. Kaynakların verimli kullanıldığı, atıkların azaltıldığı ve çevresel sorumluluğun ortak bir anlayışla benimsendiği bir üretim ve tüketim kültürünü birlikte geliştirmeliyiz. İş dünyası ve toplum olarak bu yönde atacağımız adımları ortak bir çabayla büyüterek gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakabiliriz.

Mehmet Ercihan Subaşıoğlu

BUSKİ Genel Müdürü

Sürdürülebilirliği tüm boyutlarıyla ele alıyoruz

Bursa Su ve Kanalizasyon İdaresi (BUSKİ) Genel Müdürlüğü, 1989 yılında kurulmuş, Bursa Büyükşehir Belediyesine bağlı, kamu tüzel kişiliğine sahip bir kuruluştur. Bursa’nın 17 ilçesinde içme suyu, kanalizasyon ve atıksu arıtma hizmetlerini yürütmekteyiz. 37 yıllık kurumsal birikimimizle suyun kaynağından alınarak vatandaşlarımıza ulaştırılması ve kullanım sonrasında arıtılarak doğaya kazandırılmasına kadar uzanan yaşamsal döngüyü bütüncül bir yaklaşımla yönetiyoruz.

Sürdürülebilirlik, BUSKİ için sonradan benimsenmiş bir kavram değil, kuruluş amacımızın temelinde yer alan bir sorumluluktur. Su kaynaklarının korunması, hizmet sürekliliğinin sağlanması ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarının gözetilmesi, faaliyetlerimizin merkezinde bulunmaktadır. Zaman içerisinde kalite, çevre, enerji, iş sağlığı ve güvenliği ile vatandaş memnuniyeti alanlarında oluşturduğumuz yönetim sistemleriyle bu anlayışı kurumsal bir yapıya dönüştürdük. Bugün sürdürülebilirliği çevresel, sosyal, ekonomik ve yönetsel boyutlarıyla ele alıyoruz.

2025–2029 Stratejik Planımızı oluştururken paydaşlarımızın beklentilerini, kurumsal riskleri ve değişen çevresel koşulları dikkate aldık. Belirlediğimiz hedefleri performans göstergeleriyle izliyor, sonuçlarını düzenli olarak değerlendiriyoruz. Su kayıp ve kaçaklarıyla mücadele, SCADA aracılığıyla tesislerin uzaktan izlenmesi, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji yatırımlarının planlanması ve atıksu arıtma faaliyetleri öncelikli çalışma alanlarımız arasında yer alıyor. Çalışanlarımızın eğitimler, iç tetkikler ve iyileştirme faaliyetleriyle süreçlere katılımını destekliyor; toplumda su tasarrufu bilincinin gelişmesine yönelik farkındalık çalışmaları yürütüyoruz.

Bir kamu kuruluşu olarak başarımızı rekabet gücünden çok, sunduğumuz hizmetin kalitesi, sürekliliği ve topluma sağladığımız faydayla değerlendiriyoruz. Dijitalleşme ve uzaktan izleme uygulamalarımızla operasyonel süreçlerimizi daha etkin yönetirken su kayıplarının azaltılması ve enerji verimliliği çalışmalarıyla kaynaklarımızı korumayı hedefliyoruz.

Risk yönetimi, performans takibi ve sürekli iyileştirme uygulamalarımız karar alma süreçlerimizi güçlendiriyor. Böylece yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılayan değil, geleceğin koşullarına da uyum sağlayabilen dayanıklı bir kurum yapısı oluşturuyoruz. İklim değişikliği ve kuraklık, suyun sınırsız bir kaynak olmadığını hepimize hatırlatıyor. Sürdürülebilir bir gelecek için kamu kurumlarının, iş dünyasının ve toplumun ortak sorumluluk üstlenmesi gerektiğine inanıyorum. Bizim için sürdürülebilirlik, bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek nesillerin yaşam hakkını koruyabilmektir. BUSKİ olarak attığımız her adımda yalnızca bugünün Bursa’sını değil, yarının Bursa’sını da düşünüyoruz. Çünkü suyu korumak, yaşamı ve geleceği korumaktır.

Nur Betül Gayretli

Gökkuşağı Koleji Yönetim Kurulu Üyesi

Gelecek nesillere karşı sorumluluk bilincimiz var

Gökkuşağı Koleji, yaklaşık 29 yıllık eğitim deneyimiyle öğrencilerini yalnızca akademik başarıya değil; yaşam becerilerine, evrensel değerlere ve geleceğin dünyasına hazırlayan bir eğitim anlayışıyla faaliyet göstermektedir. Bursa kampüsümüz, okul öncesinden lise kademesine kadar TR963 aktivasyon kodlu bir Cambridge International School olarak uluslararası eğitim standartlarını Türk Millî Eğitim Sistemi ile başarıyla bütünleştirmektedir.

Bu güçlü yapımızı, Gökkuşağı Cambridge International School unvanıyla İngiltere’den aldığımız prestijli uluslararası eğitim ödülü ile küresel ölçekte tescillemiş bulunmaktayız. Ayrıca İstanbul Gelişim Üniversitesi ile yürüttüğümüz stratejik ve akademik iş birlikleri sayesinde, araştıran, sorgulayan, çevreye ve topluma duyarlı bireyler yetiştirme misyonumuzu bilimsel temellerle pekiştiriyoruz.

Sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir başlık değil, kurum kültürümüzün ve eğitim felsefemizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Yolculuğumuz, öğrencilerimizin yaşadıkları dünya ile kurdukları bağı güçlendirmek, kaynakların bilinçli kullanımını sağlamak ve gelecek nesillere karşı sorumluluk bilinci geliştirmek amacıyla başladı.

Bizim için sürdürülebilirlik, kazanılan bilginin gündelik yaşama aktarılması ve kalıcı bir davranış modeline dönüşmesidir. Bu anlayış, okulumuzun çok yönlü eğitim yaklaşımının temel taşlarından biridir. Nitekim Birleşik Krallık Parlamentosu’nun tarihi ve prestijli House of Lords binasında düzenlenen törende Çok Yönlü Okul Ödülü ve En İyi Yenilikçi Öğretim Tekniği Ödülü olmak üzere iki önemli uluslararası ödüle layık görülen ilk Türk okulu olmanın gururunu yaşıyoruz.

Gelişim Üniversitesi ile gerçekleştirdiğimiz akademik projeler de bu yaklaşımımızı destekleyerek sürdürülebilirliği bilimsel çalışmalarla beslememize katkı sağlıyor. Çünkü sürdürülebilirliği yalnızca bugünün ihtiyaçlarına yanıt vermek olarak değil; çevresine duyarlı, bilinçli, yenilikçi ve çok yönlü bireyler yetiştirerek geleceğe değer katmak olarak tanımlıyoruz.

Sürdürülebilirlik stratejimizi; WEF Paydaş Kapitalizmi metrikleri olan Yönetişim, Gezegen, İnsan ve Refah ekseninde eğitim programlarımıza, atölye çalışmalarımıza ve operasyonel süreçlerimize entegre ediyoruz. Müfredatımıza dahil edilen sıfır atık, kaynak tasarrufu ve iklim bilinci projelerinde öğrencilerimizin aktif rol almasını destekliyoruz. Gelişim Üniversitesi iş birliğiyle öğretmenlerimize ve çalışanlarımıza yönelik sürdürülebilirlik odaklı akademik eğitimler ve farkındalık seminerleri düzenliyoruz. Uluslararası akreditasyonlarımızın getirdiği yüksek standartlar doğrultusunda, çalışanlarımızın ve öğrencilerimizin gönüllülük esasıyla katıldığı toplumsal fayda projelerini hayata geçirerek sürdürülebilirliği deneyimlenen bir öğrenme sürecine dönüştürüyoruz.

Eğitim kurumlarında sürdürülebilirlik, geleceğe yapılmış en stratejik yatırımdır. Kaynakların verimli yönetimi ve süreç iyileştirmeleri kurumsal performansımızı artırırken, çevreye duyarlı operasyonel yapımız verimliliğimizi yükseltmektedir. Cambridge akreditasyonumuz ve İngiltere’den kazandığımız prestijli ödül, kurumumuzun uluslararası alandaki itibarını ve rekabet gücünü pekiştirmektedir.

Gelişim Üniversitesi ile sürdürdüğümüz akademik ortaklık ise yenilikçi eğitim modellerini uygulamamıza imkan tanıyarak hem eğitim kalitemizi hem de paydaş memnuniyetini sürekli kılmaktadır.

Sürdürülebilir bir gelecek, tüm paydaşların ortak sorumluluğudur. Eğitimin dönüştürücü gücüne inanarak, bugün yetiştirdiğimiz öğrencilerin yarının karar vericileri olarak toplumun sürdürülebilirlik dönüşümüne yön vereceğini biliyoruz. İş dünyasını ve tüm kurumları, sürdürülebilirliği bir zorunluluk değil; Yönetişim, Gezegen, İnsan ve Refah ilkeleri doğrultusunda geleceğe iz bırakan ortak bir kurum kültürü olarak benimsemeye davet ediyoruz.

Sinan Şener

Borusan Port İnsan Kaynakları, İSG, Sürdürülebilirlik Grup Müdürü

Çevreye uygun altyapı oluşturduk

Borusan Liman Hizmetleri’nin temelleri, Borusan Grubu’nun lojistik alanındaki yatırımlarıyla Gemlik’te atıldı. Bugün Borusan Port; Liman Hizmetleri, Proje ve Ağır Taşımacılık ile Gemi Kiralama ve Proje Taşımacılığı olmak üzere üç ana iş biriminde faaliyet göstermektedir. Stratejik konumuyla güçlü bir hinterlanda hizmet veren Borusan Limanı; genel kargo, proje kargo, konteyner ve araç elleçleme operasyonlarını aynı anda yürütebilen Türkiye’nin sayılı çok amaçlı limanlarından biridir. Entegre hizmet yapısı sayesinde müşterilerine liman operasyonlarından ağır taşımacılığa, gemi kiralamadan proje lojistiğine kadar uçtan uca çözümler sunmaktadır.

Sürdürülebilirlik yolculuğumuz, operasyonlarımızın çevresel etkilerini doğru ölçerek ve yönetim sistemleri kurarak başladı. Çevre, kalite ve iş sağlığı ve güvenliği standartlarına uygun bir yönetim altyapısı oluşturduk. Bu temel üzerine enerji verimliliği ve karbon yönetimi alanlarındaki çalışmalarımızı ekledik. Bugün bu yaklaşımı, Borusan Grubu'nun İklim, İnsan ve İnovasyon odaklı sürdürülebilirlik çerçevesiyle birlikte yürütüyoruz. Liman olarak yenilenebilir enerji, elektrifikasyon ve dijitalleşme alanlarındaki yatırımlarımızla bu yolda ilerlemeyi sürdürüyoruz.

Sürdürülebilirliği tek bir departmanın sorumluluğu olarak değil, kurumun tamamının sahiplenmesi gereken bir yaklaşım olarak görüyoruz. İklim, İnsan ve İnovasyon odaklı farklı birimlerden çalışanların yer aldığı tema grupları oluşturuyor, hedeflerimizi çalıştaylarla birlikte belirliyoruz. Bu süreçle Borusan Grubu'nun "Öncü ve Güvenilir" vizyonuyla uyumlu bir yol izliyoruz. Sürdürülebilirlik hedeflerini üst yönetimden başlayarak farklı kademelerdeki başarı ve performans kriterlerine dahil ediyoruz. Yatırım kararlarımızda ve gelecek dönem planlarımızda sorumlu yatırım yaklaşımını temel alıyoruz. Böylece çalışanlarımızın katkısını kurumun uzun vadeli hedefleriyle buluşturmayı amaçlıyoruz.

Sürdürülebilirlik, liman işletmeciliğinde operasyonel verimlilikle doğrudan bağlantılı. Liman olarak elektrik tüketimimizin yaklaşık yüzde 30'unu sahadaki güneş enerjisi santrallerinden karşılıyoruz. Vinç gruplarındaki elektrifikasyon dönüşümünü de tamamladık. Rota planlamasının dijitalleştirilmesi ve yapay zeka destekli merkezi planlama çalışmaları, enerji kullanımını ve operasyonları optimize etmemize destek oluyor. Bu adımlar enerji ve kaynak kullanımını iyileştirirken müşterilerimize maliyet avantajı ve karbon şeffaflığı sunma potansiyeli taşıyor. Düşük karbonlu ve dayanıklı tedarik zincirlerinin önem kazandığı bugünün koşullarında bu yetkinlikler, tercih edilen bir iş ortağı olmamızı destekliyor.
Limanlar yalnızca yüklerin el değiştirdiği noktalar değil; enerji dönüşümü, dijitalleşme ve sürdürülebilir kalkınmanın da önemli aktörleri. Sürdürülebilirliğin kalıcı olması için ortak hedeflere ve ortak sorumluluğa ihtiyaç var. İş dünyasını sürdürülebilirliği yalnızca raporlarda yer alan bir başlık olarak değil, yatırım ve yönetim kararlarının merkezinde ele almaya davet ediyoruz. Topluma düşen görev ise denizleri, doğal kaynakları ve gelecek nesillerin yaşam alanlarını korumak. Borusan Limanı olarak bu dönüşümü izlemekle yetinmeyip gelişimine katkı sunmayı hedefliyoruz.

Daniele Mazzarella

Türk Prysmian Kablo CEO

Sürdürülebilirliği sistematik olarak ele alıyoruz

Türk Prysmian Kablo’nun Türkiye’deki üretim yolculuğu 1964 yılında Mudanya’da başladı. Bugün 150 yılı aşkın global deneyime sahip Prysmian’ın Türkiye operasyonu olarak enerji ve telekomünikasyon altyapılarında önemli bir üretim ve ihracat merkezi konumundayız. Mudanya’daki 180 bin metrekarelik tesisimizde 22 binden fazla farklı kablo tipi üretilebiliyor ve 50’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Tesisimiz, Prysmian’ın dünya genelindeki 109 fabrikası arasında hem enerji hem de haberleşme kablolarını aynı anda üretebilen 16 entegre tesisten biri. Bunun yanı sıra Küresel Üretim Akademisi ve Demiryolu Mükemmeliyet Merkezi’ne de ev sahipliği yapıyoruz. Mudanya’yı yalnızca bir üretim tesisi olarak değil; Ar-Ge, inovasyon, sürdürülebilir üretim ve küresel bilgi paylaşımının gerçekleştiği stratejik bir merkez olarak görüyoruz. 60 yılı aşkın Türkiye deneyimimizi mühendislik yetkinliğimiz ve inovasyon gücümüzle geleceğe taşırken, Türkiye’nin enerji ve iletişim altyapısının dönüşümüne katkı sunmaya devam ediyoruz.

Prysmian için sürdürülebilirlik yeni bir gündem değil, uzun yıllardır iş yapış biçimimizin temel unsurlarından biri. Bugün bu yaklaşımı daha sistematik ve ölçülebilir bir yapıyla ele alıyor; üretim süreçlerimizden ürün geliştirmeye, enerji kullanımından kaynak yönetimine kadar tüm faaliyetlerimize entegre ediyoruz. Türk Prysmian olarak sürdürülebilirlik yolculuğumuza 2019 yılının sonunda başladık. İlk olarak sürdürülebilirlik yönetim sistemimizi oluşturduk, vizyonumuzu belirledik ve uzun vadeli hedeflerimizi tanımladık. Daha sonra şirketimizin çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki etkilerini değerlendirerek önceliklerimizi belirledik. Bu sürecin şirket geneline yayılması için Sürdürülebilirlik Elçileri ekibini kurduk, performansımızı takip etmek amacıyla ESG göstergelerimizi ve hedeflerimizi tanımladık. Kısa ve uzun vadeli projelerimizi netleştirerek çalışmalarımıza yön verdik. 2021 yılında sektörümüzde ilk sürdürülebilirlik raporunu yayımladık. Sonraki yıllarda sürdürülebilirlik günleri düzenleyerek çalışanlarımızı ve paydaşlarımızı sürece dahil ettik. Önemlilik analizleri gerçekleştirdik, paydaşlarımızın beklentilerini değerlendirdik ve tedarikçi denetimlerimizi her yıl artırdık. Bugün geldiğimiz noktada beş sürdürülebilirlik raporu yayımlamış, TSRS uyumlu raporlamaya geçmiş, çalışan eğitimlerini yaygınlaştırmış ve tedarik zincirimizde sürdürülebilirlik uygulamalarını güçlendirmiş durumdayız. Ayrıca sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarımızı KALDER Sürdürülebilirlik Ödülleri gibi platformlarda paylaşarak sürekli gelişim anlayışımızı sürdürmeye devam ediyoruz. Kısacası, sürdürülebilirliği yalnızca bir raporlama konusu olarak değil; iş yapış şeklimizin, karar alma süreçlerimizin ve uzun vadeli büyüme stratejimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. 2025 TSRS Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporumuz, bu yaklaşımın somut sonuçlarını ortaya koyuyor. 2025 yılında 16,17 milyar TL olan toplam ciromuzun 8,89 milyar TL’si, yani yüzde 55’i, sürdürülebilir kablo çözümlerimizden elde edildi. Bu tablo, sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel sorumluluklarımızın değil, iş modelimizin ve büyüme stratejimizin de önemli bir parçası olduğunu gösteriyor. Mudanya’daki tesisimizde enerji verimliliği, kaynak optimizasyonu ve çevresel etkilerin azaltılmasına yönelik çalışmalar yürütürken Ar-Ge faaliyetlerimizle de sürdürülebilir ürün ve teknolojilerin geliştirilmesine katkı sağlıyoruz. Corporate Knights tarafından Avrupa’nın En Sürdürülebilir 50 Şirketi arasında gösterilmemiz ve S&P Global Sustainability Yearbook 2025’te yer almamız da çalışmalarımızın uluslararası ölçekteki önemli göstergeleri arasında.

Sürdürülebilirliği iş stratejimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Bu yaklaşım yalnızca çevresel hedeflerle sınırlı değil; üretim süreçlerimizden Ar-Ge çalışmalarımıza, çalışanlarımızın gelişiminden iş sağlığı ve güvenliğine kadar geniş bir alanı kapsıyor. Mudanya tesisimizde enerji verimliliğini artıran uygulamalar, dijital süreç optimizasyonu ve kaynak kullanımını iyileştirmeye yönelik projeler yürütüyoruz. 2025 yılında tesisimizde tüketilen 31 milyon kWh’yi aşkın elektriğin tamamını I-REC yenilenebilir enerji sertifikalarıyla belgelendirdik. Böylece piyasa bazlı hesaplamaya göre Kapsam 2 sera gazı emisyonlarımız sıfır olarak gerçekleşti. Aynı dönemde, 2019 baz yılına kıyasla yaptığımız verimlilik çalışmaları ile Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarımızda yüzde 19,3 azaltım sağladık. Çalışanlarımızın güvenliği ve gelişimi de bu dönüşümün önemli bir parçası. 2025 yılında Mudanya tesisimizdeki forkliftleri akıllı güvenlik sistemleriyle donatarak iş güvenliğini destekleyen uygulamaları devreye aldık. Ofis çalışanlarımız için uygulamaya alınan P+ Performans Değerlendirme Modeli ile bireysel hedefleri çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY) metrikleriyle ilişkilendirdik. Saha çalışanlarımızın yetkinliklerini ise polivalans tabloları üzerinden takip ediyoruz. Prysmian’ın Küresel Üretim Akademisi’nin Mudanya’da bulunması, çalışanlarımızın yetkinliklerini geliştirmemiz ve yeni üretim teknolojilerinin uygulanması açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Ayrıca Ar-Ge çalışmalarımız ve E-Path etiketli ürünlerimiz aracılığıyla sürdürülebilirlik yaklaşımımızı ürün geliştirme süreçlerine de taşıyoruz.

Sürdürülebilirliğin hem operasyonel verimlilik hem de uzun vadeli rekabet gücü açısından somut katkılar sağladığına inanıyoruz. Enerji ve kaynak verimliliğine yönelik yatırımlarımız maliyetlerimizi ve çevresel etkimizi azaltırken sürdürülebilir ürünlerimiz, müşterilerimizin dönüşüm ihtiyaçlarına yanıt vermemizi ve yüksek katma değer yaratmamızı sağlıyor. Sürdürülebilirliğin iş sonuçlarımıza yansıması da somut. 2025 yılında toplam ciromuzun yüzde 55’ini sürdürülebilir kablo çözümlerimizden elde ettik. Şebeke modernizasyonu ve elektrifikasyon, yenilenebilir enerji projeleri, yapay zekâ ve veri merkezi altyapıları gibi alanlara yönelik çözümlerimizle büyüme fırsatlarını değerlendiriyoruz. Rekabet gücümüzü destekleyen bir diğer unsur da döngüsel ekonomi çalışmalarımız. Üretim süreçlerimizde ortaya çıkan atıkların yüzde 90,2’sini geri kazandık ve toplam su tüketimimizi 2024 yılına kıyasla yaklaşık yüzde 13,7 azalttık. Amacımız yalnızca daha verimli üretmek değil; enerji dönüşümü ve dijitalleşmenin yarattığı yeni ihtiyaçlara sürdürülebilir, güvenilir ve yüksek katma değerli çözümler sunmak.

Sürdürülebilirliğin artık yalnızca çevresel bir sorumluluk alanı değil, gelecekte rekabet edebilmenin temel koşullarından biri olduğunu düşünüyorum. Şirketlerin yatırım ve üretim kararlarını alırken yalnızca bugünün ihtiyaçlarını değil, kaynakların gelecekteki kullanılabilirliğini ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarını da dikkate alması gerekiyor.

Biz Prysmian olarak geleceği beklemek yerine bugünden inşa etmeye inanıyoruz. 2035 yılına kadar net sıfır karbon emisyonu hedefimiz doğrultusunda enerji verimliliğini artırıyor, kaynak kullanımını optimize ediyor ve sürdürülebilir ürünler geliştiriyoruz. Su yönetimi ve döngüsel ekonomi alanındaki çalışmalarımızla da çevresel performansımızı geliştirmeyi hedefliyoruz.

Türkiye açısından baktığımızda enerji dönüşümü, yenilenebilir enerji yatırımları ve dijital altyapının gelişimi önemli fırsatlar yaratıyor. Kablo sektörü, bu dönüşümün gerçekleşmesini sağlayan temel altyapı alanlarından biri. Biz de Mudanya tesisimizin üretim, mühendislik ve inovasyon yetkinliklerini bu ihtiyaçlara yanıt verecek şekilde geliştirmeye devam ediyoruz.

“Türkiye’yi Sürdürülebilir Yarınlara Bağlıyoruz” yaklaşımımızla teknoloji, insan ve inovasyonu bir araya getiriyoruz. Sürdürülebilirliği bugünün maliyetlerinden ziyade, geleceğin rekabet gücüne ve daha verimli bir üretim modeline yapılan uzun vadeli bir yatırım olarak görmek gerektiğine inanıyorum.