HIDIRCAN KAYA
EFQM Mükemmellik Modeli esas alınarak yürütülen ve Ulusal Kalite Hareketi kapsamında düzenlenen ödül sürecine, bu yıl BURFAŞ, Arena Eğitim Kurumları ve Şükrü Şankaya Anadolu Lisesi aday oldu. Süreçte, kuruluşların yönetim kalitesi, sürdürülebilirlik yaklaşımı ve performansları detaylı şekilde değerlendiriliyor. Bursa Kalite Ödülü, kent genelinde toplam kalite yönetimi anlayışını yaygınlaştırmayı, iyi uygulamaların paylaşımını teşvik etmeyi ve kurumların ulusal ve uluslararası rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. Aynı zamanda Bursa’nın tanıtımına katkı sağlayan önemli organizasyonlar arasında yer alıyor. Ödülün kazananı, 28 Nisan Salı akşamı Almira Otel’de düzenlenecek törenle açıklanacak. İş dünyası, kamu ve eğitim camiasının yakından takip ettiği organizasyonda, finale kalan kurumların performansları ve sonuçlar büyük merak konusu oldu.
Muhammet Erhan PINAR
BURFAŞ Genel Müdürü
Kalite, BURFAŞ için bir sonuç değil, bir yönetim biçimidir
BURFAŞ, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki olarak, kent yaşamına değer katmak ve vatandaşlara kaliteli, erişilebilir hizmet sunmak amacıyla kurulmuştur. Kuruluşundan itibaren yalnızca bir hizmet sağlayıcı değil, aynı zamanda sosyal fayda üreten bir yapı olarak konumlanmıştır. Zaman içerisinde BURFAŞ; sosyal tesisler, restoranlar, B Kafeler ve çeşitli hizmet noktalarıyla Bursa’nın günlük yaşamının önemli bir parçası haline gelmiştir. Ancak bu büyüme beraberinde daha sistematik bir yönetim ihtiyacını da getirmiştir. Bu noktada EFQM çalışmalarıyla birlikte kurum kimliği daha net tanımlanmış; “kamu yararı ve toplumsal fayda” ile “sürdürülebilirlik ve çevresel sorumluluk” kurumun temel değerleri arasında yer almıştır. Bugün BURFAŞ; hizmet üreten değil, hizmetini yöneten ve geliştiren bir kurum olma yolunda ilerlemektedir.
Kalite, BURFAŞ için bir sonuç değil, bir yönetim biçimidir. Geçmişte kalite daha çok hizmetin iyi olması ile ilişkilendirilirken, bugün kaliteyi süreçlerin tanımlı olması, standartların belirlenmesi, ölçüm ve geri bildirim mekanizmalarının kurulması, sürekli iyileştirme yapılması olarak ele alıyoruz. EFQM süreciyle birlikte kalite kültürü daha sistematik hale gelmiştir. Örneğin çalışanların teknik ve davranışsal yetkinlikleri tanımlanmış, bu yetkinlikler eğitim, işe alım ve gelişim süreçlerine entegre edilmiştir. Ayrıca ilk kez paydaş algı anketleri, kurumsal geri bildirim sistemleri kurulmuştur. Bugün kalite bizim için “aynı işi herkesin aynı standartta yapabilmesi” anlamına gelmektedir.
EFQM Modeli’ne başlama sürecimiz, kurumun büyümesiyle birlikte ortaya çıkan “yönetimsel olgunluk” ihtiyacından doğdu. Amaçlarımız; kurumsal yapıyı sistematik hale getirmek, süreçleri görünür kılmak, paydaşları daha etkin yönetmek, veriye dayalı karar alma kültürünü geliştirmek olarak sıralanabilir. EFQM ile birlikte önemli değişimler yaşandı, paydaş yönetimi gelişti, BURFAŞ için toplum tanımı açık şekilde tanımlandı. Ölçüm sistemleri kuruldu ve ilk kez kurumsal algı ve memnuniyet ölçümleri yapılmaya başlandı. Denetim mekanizmaları güçlendi, aylık saha denetimleri ve 3 aylık mali kontroller sistematik hale getirildi. Yönetim kültürü değişti, kararlar artık sezgiyle değil, veri ile alınmaya başlandı. En önemli kazanım olarak; BURFAŞ, operasyon odaklı yapıdan yönetim odaklı yapıya geçiş yaptı.
BURFAŞ Bursa Kalite Ödülü sürecine 2016 yılında katılım sağladı. BURFAŞ için bu süreç bir ilk olmamakla birlikte, aslında uzun süredir yürütülen kurumsal gelişim çalışmalarının doğal bir sonucudur. Bu başvuru; bir hedefin başlangıcı değil, bir dönüşümün çıktısıdır.
Bu süreçteki en büyük motivasyonumuz Bursa halkına daha iyi hizmet sunmaktı. İlham kaynağımız ise sahadaki gerçek deneyimler, misafir geri bildirimleri ve çalışanlarımızın çok değerli katkıları oldu. EFQM ile birlikte bu unsurlar ölçülebilir hale getirildi. Örneğin, paydaş algı anketleri ve iş birliği değerlendirmeleri kurumda ilk kez uygulanmaya başlandı. Bu da motivasyonumuzu daha somut ve yönetilebilir hale getirdi.
Hazırlık süreci BURFAŞ için bir raporlama değil, kurumsal gelişim süreci olarak ilerlemektedir. Ortak liderlik kültürü oluşturulmuş olup yöneticilere yönelik gelişim çalışmaları yapılmaktadır. Çalışan yetkinlikleri tanımlanmış, eğitim ve gelişim süreçleri yapılandırılmıştır. Paydaş modeli oluşturulmuş, algı ve memnuniyet ölçümleri başlatılmıştır. BURFAŞ için toplum tanımı ilk kez açık şekilde tanımlanmış ve yönetilen bir paydaş haline gelmiştir. Aylık saha denetimleri, 3 aylık mali kontroller, sürekli iyileştirme mekanizmaları aktif hale getirilmiştir.
Kalitenin gelişmesi adına bizim için en önemli konu kaliteyi proje değil, sistem olarak görmek. Vereceğimiz tavsiyeler olarak, süreçler tanımlanmalı, ölçüm yapılmalı, liderlik sahiplenmeli ve alışan katılımı sağlanmalı diyebiliriz. Bursa ise sanayi ve kurumsal altyapısı sayesinde kalite kültürüne oldukça açık ve güçlü bir potansiyele sahip bir kenttir.
Bu süreç kurum içinde ciddi bir farkındalık oluşturdu. Çalışanların süreçlere olan katılımları arttı. Çalışan aidiyet güçlendi. Gelişim odaklı bir bakış açısı oluştu. Paydaşlar kapsamında ise kuruma güven arttı. Geri bildirim mekanizmaları güçlendi ve iş birlikleri daha sistematik hale geldi. Bu süreçte en önemli kazanımımız “ölçmeden yönetemeyiz” gerçeği oldu. Ayrıca, paydaş yönetimi yaklaşımı, veri odaklı karar alma ve süreç bazlı düşünme kurum içinde yeni bir bakış açısı oluşturdu.
Bizim için ödül bir amaç değil, bir sonuçtur. Bu süreçteki asıl hedefimiz daha iyi bir kurum olmak, daha kaliteli hizmet sunmak ve sürdürülebilir bir yapı kurmaktır. KalDer bu süreçte BURFAŞ için önemli bir rehber oldu. EFQM modelini doğru anlamamızı sağladı, kuruma öz değerlendirme bakış açısı kazandırdı ve süreci daha sistematik hale getirmemize katkı sağladı. Başlamak için mükemmel olmak gerekmez, ama başlamak, gelişmenin ilk adımıdır. EFQM bir proje değil, bir yolculuktur.
Yeşim ÖMEROĞLU ÜNLÜ
Şükrü Şankaya Anadolu Lisesi
Okul Müdürü
En büyük motivasyonumuz, öğrencilerimiz oldu
Şükrü Şankaya Anadolu Lisesi, hayırsever iş insanı merhum Şükrü Şankaya tarafından eğitim dünyasına kazandırılmıştır. Okulumuz, Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğüne bağlı olarak eğitim-öğretim hizmeti veren bir kamu kurumu olup, Bursa’da sınavla öğrenci alan 3. Anadolu Lisesi olarak eğitim hayatına başlamıştır. Bugün ise Şükrü Şankaya Anadolu Lisesi; sahip olduğu köklü geçmişi, güçlü kurumsal yapısı ve nitelikli eğitim anlayışıyla, Bursa’nın seçkin proje okulları arasında en çok tercih edilen okullarından biri olarak eğitim-öğretim yolculuğunu başarıyla sürdürmektedir. Okulumuz, “Sürekli gelişen, yenilikçi ve öncü…” bir dünya okulu vizyonuyla; öğrencilerini yalnızca akademik başarıya değil, aynı zamanda değişen ve dönüşen dünyanın gerektirdiği becerilerle donatılmış bireyler olarak yetiştirmeyi hedeflemektedir. Bu vizyon doğrultusunda okulumuz, Uluslararası Bakalorya Diploma Programı (IB DP) uygulayan bir IB Dünya Okulu olarak, öğrencilerine hem ulusal hem de uluslararası ölçekte güçlü bir akademik perspektif sunmaktadır. Böylece ŞŞAL, öğrencilerini yalnızca Türkiye’deki yükseköğretim hedeflerine değil; aynı zamanda küresel ölçekte düşünen, sorgulayan, araştıran, sorumluluk sahibi ve çok yönlü bireyler olarak geleceğe hazırlamaktadır. ŞŞAL’da öğrencilerimiz; asırlık çam ve köknar ağaçlarının bulunduğu ve bu ağaçlarda sincapların yaşadığı kampüs alanında, şehrin gürültüsünden uzakta, huzurlu ve ayrıcalıklı bir dört yıl geçirmektedir. Okulumuz; 12.000 m²’lik bahçe alanı içerisinde yer alan tam donanımlı 27 dersliği, bilgisayar, fizik, kimya ve biyoloji laboratuvarları; müzik, görsel sanatlar, inovasyon, teknoloji ve drama atölyeleri; müzik stüdyosu, zengin içerikli kütüphanesi, spor salonu ve çok amaçlı salonuyla paydaşlarına çağdaş ve konforlu bir eğitim ortamı sunmaktadır. Ayrıca günlük yemeklerin kendi mutfağında hazırlandığı yemekhanesiyle sağlıklı beslenme imkânı sağlamakta; geniş ve nitelikli kantin alanıyla öğrencilerinin günlük yaşam kalitesini artırmaktadır.
Şükrü Şankaya Anadolu Lisesi olarak öğrencilerimizi akademik açıdan güçlü bireyler olarak yetiştirmenin yanında, bunun tek başına yeterli olmadığının bilinciyle hareket etmekteyiz. Bu nedenle öğrencilerimizin sosyal, sportif, kültürel, bilimsel ve toplumsal alanlarda da donanımlı bireyler olarak gelişmelerini önemsiyor; onları 21. yüzyıl becerileriyle donatmayı temel önceliklerimiz arasında görüyoruz. Stratejilerimizi bu anlayışla oluşturuyor; öğrencilerimizi yarının dünyasında söz sahibi olacak bireyler olarak yetiştirmeyi hedefliyoruz. ŞŞAL, LGS’ de %1– %3’lük dilim aralığından aldığı öğrencilerinin önemli bir bölümünü YKS’de %1’lik dilime yerleştirme başarısı gösteren, güçlü ve istekli öğretim kadrosuyla dikkat çeken bir eğitim kurumudur. Bu yönüyle okulumuz; öğrencilerinin potansiyelini en üst düzeyde geliştiren, akademik başarıyı yaşam becerileriyle bütünleştiren ve her geçen gün yükselen başarı grafiğiyle fark yaratan bir eğitim yuvası olmaya devam etmektedir
Kalite, kurumumuz için yalnızca bir sonuç değil; sürdürülebilir gelişimi, kurumsal öğrenmeyi ve tüm paydaşlar için değer üretmeyi esas alan bir yönetim anlayışıdır. Şükrü Şankaya Anadolu Lisesi olarak kaliteyi; sürekli iyileştirmeyi, veriye dayalı karar almayı ve stratejik hedeflerle bütünleşik çalışmayı temel alan bir kurum kültürü olarak görüyoruz. Okulumuzda kalite kültürü, 2018 yılında EFQM Mükemmellik Modeli’nin benimsenmesiyle sistematik bir yapıya kavuşmuştur. Bu tarihten itibaren EFQM yaklaşımı; liderlik anlayışımızdan stratejik planlamaya, süreç yönetiminden performans izleme ve değerlendirme çalışmalarına kadar tüm kurumsal işleyişimize entegre edilmiştir. Bugün kalite anlayışı, okulumuzun yalnızca yönetim süreçlerinde değil; okul ekosistemimizin tamamında içselleştirilmiş, tüm paydaşlarımız tarafından benimsenmiş ve sürekli gelişimi destekleyen güçlü bir kurum kültürüne dönüşmüştür
Okulumuzda EFQM yolculuğu, 2018 yılında okul müdürü olarak göreve başlamamla birlikte, kurumsal gelişimi daha sistematik ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturma anlayışıyla başlamıştır. 2005 yılından bu yana görev yaptığım tüm kurumlarda EFQM’i yalnızca bir uygulama aracı olarak değil, kurumsal gelişimi yönlendiren bir yönetim anlayışı olarak benimsedim ve uyguladım. Şükrü Şankaya Anadolu Lisesi olarak, değişen dünyaya uyum sağlamanın, mevcut başarıyı korumanın ve geleceği güçlü şekilde inşa etmenin ancak sürekli gelişimle mümkün olduğuna inandık. EFQM Modeli’ni; öğrenci ve veli beklentilerini daha iyi anlamak, süreçlerimizi daha sistematik ve ölçülebilir hale getirmek, çalışanlarımız arasında iş birliği ve aidiyet kültürünü güçlendirmek, yenilikçi düşünceleri desteklemek, güçlü iş birlikleri kurmak ve tüm paydaşlarımız için daha fazla değer üretmek amacıyla benimsedik. 2018 yılından bu yana EFQM yaklaşımı; liderlik anlayışımızdan stratejik planlamamıza, süreç yönetimimizden performans izleme ve değerlendirme çalışmalarımıza kadar tüm kurumsal işleyişimize entegre edilmiştir. Bu süreç; iyileştirmeye açık alanlarımızı daha net görmemizi, güçlü yönlerimizi daha bilinçli yönetmemizi, veriye dayalı karar alma kültürümüzü geliştirmemizi ve okul ekosistemimizde kalite anlayışını daha güçlü biçimde içselleştirmemizi sağlamıştır. Bugün geldiğimiz noktada EFQM, okulumuzda yalnızca bir model değil; sürekli gelişimi, ekip ruhunu, kuruma bağlılığı ve sürdürülebilir başarıyı destekleyen güçlü bir kurum kültürüne dönüşmüştür. Çünkü biz biliyoruz ki başarı; şansın değil, sistematik ve kararlı çalışmanın sonucudur
Okulumuz daha önce de Bursa Kalite Ödülü sürecinde yer almıştır. 2020 yılında KalDer Bursa Kalite Ödülü sürecine katılarak, Başarı Ödülü almaya hak kazanmış olmanın mutluluğunu ve gururunu yaşamıştır.
Bu sürece başvururken en büyük motivasyonumuz ve ilham kaynağımız, her zaman öğrencilerimiz; yani yarınlarımız olmuştur. Çünkü biz eğitimciler olarak yalnızca bugünü değil, geleceği de inşa ettiğimize inanıyoruz. Bizim hata yapma lüksümüz yok. Her bir öğrencimizin potansiyelini en üst düzeyde geliştirebilmesi, kendini gerçekleştirebilmesi ve hayata güçlü, donanımlı, değer üreten bireyler olarak hazırlanabilmesi bizim en temel ilham kaynağımızdır. Bununla birlikte, yalnızca okulumuza değil; ülkemize değer katan, sorumluluk sahibi, düşünen, üreten ve çözüm geliştiren gençler yetiştirmek en güçlü motivasyonlarımızdan biridir. Çünkü inanıyoruz ki eğitimde ortaya koyduğumuz her nitelikli adım, yalnızca bir kuruma değil, toplumun ve ülkenin geleceğine de katkı sunmaktadır. Daha büyük ölçekte ise hedefimiz; öğrencilerimizi dünyayı anlayan, değişime uyum sağlayan, evrensel değerlere açık ve dünyaya da değer katabilecek bireyler olarak yetiştirmektir. Bu nedenle kalite yolculuğumuzu yalnızca kurumsal gelişim için değil; öğrencilerimizden başlayarak ülkemize ve dünyaya uzanan daha büyük bir etki alanı oluşturmak için sürdürüyoruz.
Hazırlık sürecimiz, yalnızca bir başvuru dönemi olarak değil; kurumumuzda zaten var olan kalite kültürünü daha görünür, daha sistematik ve daha bütüncül hale getirdiğimiz bir gelişim süreci olarak ilerlemektedir. Bu süreçte temel yaklaşımımız; tüm paydaşlarımızın görüşlerini dikkate alan, veriye dayalı değerlendirmelerle gelişim alanlarını belirleyen ve sürekli iyileştirmeyi esas alan bir anlayış olmuştur. Öğrenci ve veli memnuniyeti kapsamında; geri bildirim mekanizmalarımızı daha etkin kullanarak beklenti ve ihtiyaçları daha yakından izlemeye, iletişim süreçlerimizi güçlendirmeye ve memnuniyet düzeyini artırmaya yönelik çalışmalar yürütmekteyiz. Liderlik boyutunda ise; katılımcı, yön gösteren, güven veren ve gelişimi destekleyen bir yönetim anlayışını güçlendirmeye odaklanıyoruz. Kurumsal hedeflerimizin tüm paydaşlar tarafından daha net anlaşılması, ortak amaç etrafında birlik oluşması ve stratejik bakış açısının yaygınlaşması bu süreçte önceliklerimiz arasında yer almaktadır. Çalışan memnuniyeti açısından; öğretmenlerimiz ve tüm çalışanlarımızın görüşlerine değer veren, iş birliğini ve aidiyet duygusunu güçlendiren, güvenli ve destekleyici bir çalışma ortamını koruyan uygulamalarımıza devam ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki güçlü kurum kültürü, mutlu ve bağlı çalışanlarla mümkündür. Kurumsal sosyal sorumluluk alanında ise öğrencilerimizin ve çalışanlarımızın toplumsal duyarlılıklarını geliştiren, sosyal fayda üretmeyi önceleyen projelerimizi sürdürmekte; okulumuzun yalnızca akademik başarı üreten değil, aynı zamanda topluma değer katan bir kurum olmasına önem vermekteyiz. Ayrıca kalite kültürünü yalnızca okul içinde değil; iş birliği içinde olduğumuz paydaşlara, tedarikçilerimize ve topluma da yansıtan bir anlayışla hareket ediyor, açık iletişim, iş birliği ve ortak gelişim yaklaşımını yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Kısacası bu hazırlık süreci, bizim için bir değerlendirmeye hazırlanmanın ötesinde; güçlü yönlerimizi daha görünür kılma, gelişime açık alanlarımızı daha net görme ve kurumsal olgunluğumuzu bir üst seviyeye taşıma fırsatı sunmaktadır
Kalite anlayışının hem eğitim sektöründe hem de ülkemizde daha güçlü biçimde gelişebilmesi için, öncelikle kalitenin bir belge, bir ödül ya da dönemsel bir çalışma değil; bir kurum kültürü ve yönetim anlayışı olarak görülmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü kalite, ancak günlük işleyişin, karar alma süreçlerinin ve insan ilişkilerinin doğal bir parçası haline geldiğinde gerçek anlamda değer üretir. Kurumların önce “Neyi neden yaptığını?” netleştirmesi, ardından tüm süreçlerini bu amaç doğrultusunda ölçülebilir, izlenebilir ve geliştirilebilir hale getirmesi gerekmektedir.. Eğitim kurumlarında kalite; yalnızca sınav başarısıyla değil, öğrencinin akademik, sosyal, duygusal ve ahlaki gelişimiyle birlikte ele alınmalıdır. Çünkü eğitimde gerçek kalite, yalnızca başarılı öğrenciler değil; iyi insan, iyi vatandaş ve geleceğe yön verebilecek bireyler yetiştirebilmektir. Kalitenin gelişebilmesi için kurumlarda güven, iş birliği, katılım ve aidiyet kültürünün mutlaka güçlendirilmesi gerekir. Öğretmenlerin, çalışanların, öğrencilerin ve velilerin sürece katılmadığı bir yerde kalite kalıcı hale gelemez. İnsan kaynağına değer veren, çalışanını dinleyen, gelişime açık alanlarını cesaretle görebilen ve geri bildirimi tehdit değil fırsat olarak değerlendiren kurumlar, kalite yolculuğunda çok daha güçlü ilerler. Bir diğer önemli husus ise, kurumların kıyaslamaktan, öğrenmekten ve paylaşmaktan çekinmemesidir. İyi uygulamaların görünür olması, kurumlar arasında deneyim paylaşımının artması ve ortak gelişim kültürünün yaygınlaşması, ülkemizde kalite anlayışının gelişimine büyük katkı sağlayacaktır. Çünkü kalite, rekabet kadar birlikte gelişme bilinciyle de güçlenir. Ben özellikle eğitim alanında şuna yürekten inanıyorum: Bir ülkede kalite kültürü, okullarda başlar. Çünkü okullar yalnızca bilgi aktaran kurumlar değil; aynı zamanda toplumun gelecekteki insan kaynağını, çalışma kültürünü, değer anlayışını ve üretim gücünü şekillendiren yapılardır. Eğer biz okullarımızda kaliteyi, sürekli gelişimi, sorumluluğu, iş birliğini ve en iyiyi arama çabasını çocuklarımıza yaşatabilirsek; bu anlayış zamanla topluma, kurumlara ve ülkenin tamamına yayılır. Bu nedenle tavsiyem şudur: Kaliteyi sonuçlarda değil, önce zihniyette başlatmalıyız. Çünkü doğru bir kalite kültürü oluştuğunda; başarı, güven, sürdürülebilirlik ve toplumsal değer zaten onun doğal sonucu olacaktır.
Bursa’yı kalite çalışmaları açısından oldukça başarılı bir noktada görüyorum. Sanayi, eğitim ve kurumsallaşma kültürü güçlü olan şehrimizin, kalite anlayışını her geçen gün daha da yaygınlaştırdığını düşünüyorum. Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yürütülen kalite çalışmalarının diğer illerle kıyaslandığında kapsamı, yöntemi, etkileme düzeyi bakımından Türkiye’de öncü konumda yer aldığını düşünüyorum. Ayrıca, bu gelişimde Bursa KalDer’in çok önemli bir etkisi ve katkısı olduğunu biliyorum, kurumlarda kalite kültürünün oluşmasına, gelişmesine ve yaygınlaşmasına etkin rehberlik etmektedir.
Ödül sürecinde yer almamız, tüm paydaşlarımız tarafından büyük bir heyecan ve sahiplenme duygusuyla karşılandı. Çalışanlarımız, öğrencilerimiz, velilerimiz ve mezunlarımız aynı hedef etrafında birleşti ve kurumumuzda güçlü bir motivasyon ve ortak amaç duygusu oluştu. Saha ziyareti hazırlıklarını da bu ortak ruh ve yüksek motivasyonla yürüttük ve oldukça verimli, keyifli bir saha ziyareti gerçekleştirdik. Bu süreç, kurumumuzda güçlü bir sinerji oluşturarak ekip ruhunu, iş birliğini ve kuruma bağlılığı daha da pekiştirmiştir. Aynı zamanda farklı bakış açılarıyla tanışmamıza, iyi uygulamaları daha yakından görmemize ve kurumsal gelişimimize yeni katkılar sağlamamıza önemli fırsatlar sunmuştur
Bizim için ödül hiçbir zaman tek başına bir amaç değildir; asıl amaç, sürekli gelişen, öğrenen ve değer üreten bir kurum olabilmektir. Ödül ise bu yolculukta kurumları motive eden, emeklerini görünür kılan ve doğru yolda ilerlediklerini hissettiren kıymetli bir araçtır. Önemli olan, ödüle giden süreçte kurumun kendini ne kadar tanıdığı ne kadar geliştiği ve ne kadar dönüşebildiğidir. Bu nedenle biz, ödülü bir sonuçtan çok; kurumsal gelişimi hızlandıran, kalite kültürünü güçlendiren ve daha iyisini yapma isteğini besleyen bir araç olarak görüyoruz. Bizim için asıl değerli olan; bu süreç sonunda kurumumuza yön verecek öğrenmeleri, farkındalıkları ve gelişim alanlarını kazanmış olmaktır. Çünkü kalıcı başarı, ödülden değil; o ödüle giderken oluşan kültürden, emekten ve sistematik gelişim anlayışından doğar.
KalDer’in çalışmaları, kurumumuzun kalite kültürünü güçlendirmesi, sürekli gelişim anlayışını derinleştirmesi ve kurumsal bakış açımızı zenginleştirmesi açısından çok kıymetli katkılar sağlamaktadır. Özellikle hem Bursa KalDer’in yerelde sunduğu rehberlik ve yakın desteği, hem de Türkiye KalDer’in kalite alanındaki birikimi ve vizyoner yaklaşımı; kurumların gelişim yolculuğuna önemli ölçüde yön vermektedir. Bu vesileyle, kalite kültürünün ülkemizde yaygınlaşmasına sundukları değerli katkılar için Tüm KalDer Ailesine teşekkür ediyor, çalışmalarını çok kıymetli buluyoruz. Ve bu ailenin bir parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz
EFQM sürecine henüz başlamamış kurumlara en içten tavsiyem, bu yolculuğu ertelememeleridir. Çünkü EFQM, kurumların kendilerini daha iyi tanımalarını, güçlü yönlerini fark etmelerini ve gelişime açık alanlarını sistematik biçimde görmelerini sağlayan çok değerli bir rehberdir.
Başlangıçta yoğun görünse de süreç ilerledikçe kuruma büyük bir farkındalık, düzen, motivasyon ve gelişim kültürü kazandırmaktadır. Kısacası EFQM, kurumlara yalnızca daha iyi sonuçlar değil; daha güçlü bir gelecek de kazandırır.
Celal ARSLAN
Arena Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı
Görev ve sorumlulukları şeffaf hale getirdik
Eğitimde belirli bir seviyeye ulaşmanın tek başına yeterli olmadığına inanıyoruz; asıl önemli olan, o seviyeyi sürdürülebilir kılabilmek ve her yıl üzerine koyarak ilerleyebilmek. Biz de bu noktada kendimize çok net bir soru sorduk: “Yaptığımız işleri ne kadar sistemli, ne kadar ölçülebilir ve ne kadar geliştirilebilir bir yapıya oturtabiliyoruz?” Bu sorgulama bizi EFQM modeliyle tanıştırdı. EFQM sürecine girme kararımız bir zorunluluktan değil, daha iyisini yapma irademizden doğdu. Kendi kendimizi objektif bir çerçevede değerlendirmek, güçlü yönlerimizi netleştirmek ve gelişime açık alanlarımızı cesaretle görmek istedik.
Bu süreç bize şunu çok net gösterdi: Kurum olarak iyi işler yapmak önemli ama bu işleri sürdürülebilir sistemlere dönüştürmek çok daha değerli. EFQM ile birlikte süreçlerimizi daha açık tanımladık, görev ve sorumlulukları daha şeffaf hale getirdik ve ölçme-değerlendirme kültürümüzü güçlendirdik. Artık sadece sonuçlara değil, o sonuçlara nasıl ulaştığımıza da odaklanan bir yapıya sahibiz. En önemli kazanımlarımızdan biri de ekip içindeki ortak dilin güçlenmesi oldu. Öğretmenlerimizden idari kadromuza kadar herkesin aynı hedefler doğrultusunda, aynı anlayışla hareket etmesi kurum içi verimliliği ve güveni ciddi anlamda artırdı.
EFQM sürecini hiçbir zaman bir denetim olarak görmedik. Bizim için bu süreç bir gelişim yolculuğu oldu. Eksiklerimizi gizlemek yerine üzerine gittik, güçlü yönlerimizi ise daha sistemli hale getirdik. Bu noktada en çok önem verdiğimiz şey samimiyetti. Çünkü biliyoruz ki gerçek gelişim ancak gerçek verilerle ve dürüst değerlendirmelerle mümkündür. Süreç içerisinde bizi en çok zorlayan konu alışkanlıkları değiştirmek oldu; ancak aynı zamanda en büyük kazanımımız da bu dönüşüm oldu. Artık anlık çözümler yerine sürdürülebilir sistemler kurmaya odaklanan bir anlayışla hareket ediyoruz.
Bugün geldiğimiz noktada EFQM’i bir belge ya da unvan olarak değil, kurum kültürümüzün bir parçası olarak görüyoruz. Kaliteyi kontrol eden değil, kaliteyi sistemin içine yerleştiren bir yönetim anlayışını benimsiyoruz. Bu sürecin bize kazandırdığı en önemli şeylerden biri de sürekli gelişim bilinci oldu. Artık her adımımızı daha planlı, daha veriye dayalı ve daha bilinçli atıyoruz. Çünkü bize sadece ne yaptığımızı değil, nasıl yaptığımızı da sorgulatan bir bakış açısı kazandırdı. Bu da bir eğitim kurumu için en kıymetli şeylerden biri.
Açıkça ifade etmek gerekirse, EFQM sürecine girme kararımız kurumumuz adına aldığımız en doğru ve en stratejik kararlardan biridir. Çünkü bu süreç sadece bugünü değil, geleceği de inşa etmemizi sağladı. Eğitimde fark oluşturmak istiyorsanız, bunu sadece söylemle değil, sistemle desteklemek zorundasınız. EFQM de tam olarak bunu sağlıyor: Güçlü bir sistem, sürdürülebilir bir kalite ve sürekli gelişen bir kurum yapısı.