HIDIRCAN KAYA-BURAK TAŞ
Bursa’nın tüm zorluklara rağmen üretim yapısıyla gücünü koruduğunu ifade eden iş dünyası temsilcileri maliyetlerin enflasyon etkisiyle yükselmesine karşılık döviz kurundaki artışın geride kalmasının, ihracat pazarlarındaki rekabet gücünü zayıflattığını ifade etti. Konuyla ilgili olarak yapılan değerlendirmelerde son yıllarda işçilik, enerji, hammadde ve lojistik giderlerinde yaşanan büyük artışlara rağmen kurların aynı ölçüde desteklememesi, yerli üretimi rakip ülkelere kıyasla daha pahalı bir konuma getirdiği ifade edildi. Bursa iş dünyasının temsilcileri ortak görüşüne göre bu durum sanayicilerin kar marjlarını ciddi ölçüde baskılarken, şehirdeki yeni yatırımların ertelenmesine ve önceliğin verimlilik artırıcı, otomasyon odaklı projelere verilmesine yol açıyor.
Bursa sanayisinde öne çıkan en kritik sorunların başında finansmana erişim güçlüğü geliyor. Yüksek faiz oranları ve krediye ulaşmadaki zorluklar, özellikle KOBİ ölçeğindeki firmaların işletme sermayesini yönetmesini zorlaştırıyor. Bunun yanı sıra Bursa gibi güçlü sanayi merkezlerinde nitelikli iş gücü eksikliği temel sorunlardan biri olmaya devam ederken, mesleki eğitimin üretim ihtiyaçlarıyla daha güçlü entegre edilmesi yönündeki beklenti ağırlık kazanıyor.
Düşük enflasyon beklentisi
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan verilere göre, 2026 yılının ilk 6 aylık enflasyon oranı yüzde 17,76 olarak gerçekleşti. Haziran ayında tüketici fiyat endeksindeki (TÜFE) artışın yüzde 0,99 seviyesinde kalmasıyla birlikte, yıllık enflasyon yüzde 32,11 seviyesine geriledi. Açıklanan bu veriler, temmuz ayı itibarıyla iş yerleri için uygulanacak tavan kira artış oranını da yüzde 32,03 olarak belirledi.
Türkiye'nin üretim ve ihracat lokomotifi Bursa'da, ekonomi verileri iş dünyasının yakın takibinde yer alıyor. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından paylaşılan güncel istatistikler ve raporlar da yerel ekonomideki hareketliliği gözler önüne seriyor. Verilere göre, Bursa'da 2026'nın ilk yarısında açılan yeni firma sayısı bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 25 artarak 2 bin 534’e ulaştı. Dezenflasyon sürecinde maliyet baskısı ve finansmana erişim zorluklarıyla mücadele eden Bursalı sanayiciler ile ihracatçılar, enflasyondaki düşüşün kalıcı hale gelmesini bekliyor. İş dünyası temsilcileri, sürdürülebilir büyüme ve üretim hatlarının korunması için piyasalarda öngörülebilirliğin artması ve finansman maliyetlerinin kademeli olarak gerilemesi gerektiğinin altını çiziyor.
Baskılara rağmen ihracat yükseldi
Maliyet baskılarına rağmen dış pazarda etkili olan Bursa, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre Ocak-Haziran döneminde 9 milyar 144 milyon 719 bin dolarlık ihracata imza attı. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 7,1’lik bir artış yakalayan Bursa, Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 6,72’sini tek başına sırtlayarak ihracat ligindeki güçlü yerini korudu. Sektörel bazda incelendiğinde, Bursa'nın dış satım yükünü yine otomotiv sektörü göğüsledi.
Otomotiv sanayisi yüzde 16,3 artışla yaklaşık 5 milyar dolarlık ihracat yaparak toplam dış ticaretin yarısından fazlasını oluşturdu. Diğer önemli sektörlerden makine ve aksamları 646,7 milyon dolar, tekstil ve hammaddeleri 626,7 milyon dolar, hazır giyim ve konfeksiyon ise 558,3 milyon dolarlık ihracat rakamlarına ulaştı. Kentin en fazla ihracat gerçekleştirdiği ülke yüzde 22'lik artış ve 1,5 milyar doları aşan payıyla yine Almanya olurken; Fransa, İtalya ve İspanya öne çıkan diğer ülkeler oldu. Öne çıkan bu rakamların yanı sıra ihracat odaklı üretim süreçlerinde kritik rol oynayan Bursa Serbest Bölgesi de ilk yarıda 1 milyar 24 milyon dolarlık sınırı aşarak tarihi bir rekor kırdı.

Tuncer Hatunoğlu
BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı
Doğru adımlarla güçleneceğiz
İçinde bulunduğumuz dönem riskler kadar fırsatlar da barındırıyor. Bursa iş dünyası ve Türk sanayicisi ise tarih boyunca zorlu koşullarda ayakta kalmayı başarmış, dirençli ve esnek bir yapıya sahip olmuştur. Bugün de aynı dayanıklılığa sahibiz. Ancak bu süreçte iş dünyasının beklentileri de vardır. Özellikle finansa erişim, öngörülebilirlik ve rekabet gücünü destekleyecek regülasyonlar konusunda daha güçlü bir zemine ihtiyaç duyulduğunu düşünüyoruz. Bölgemizde belirsizlikler yaşanırken, Türkiye’nin doğru politikalar ve doğru dönüşüm adımlarıyla çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceğine inanıyoruz.
Önümüzdeki dönemde jeopolitik ve ekonomik dalgalanmaların devam edeceği gerçeğini kabul ederek hareket etmek zorundayız. Özellikle enerji konusunda dışa bağımlı bir ülke olmamız nedeniyle maliyet baskılarını tamamen kontrol edebilmemiz kolay görünmüyor. Bu nedenle çözüm alanlarımızı; verimlilik, dijital dönüşüm, yeni pazarlar, katma değerli üretim ve rekabet gücünü artıracak yapısal dönüşümler olarak görüyoruz. İş dünyası olarak bizler; verimliliğimizi artırmaya, yeni pazarlara ulaşmaya, dönüşüm süreçlerine uyum sağlamaya çalışırken; karar vericilerden de özellikle finansmana erişim, yatırım ortamı ve rekabet gücünü destekleyecek düzenlemeler konusunda destek bekliyoruz. BUSİAD olarak ekonomiyi yalnızca takip eden değil; iş dünyasına yön gösteren, veri üreten, analiz yapan ve ortak akla katkı sağlayan bir yapı olmaya devam edeceğiz.
Rasim Çağan
BOSİAD Yönetim Kurulu Başkanı
Stratejik konumumuz sektörü korudu
2026 yılının ilk yarısı, şirketler açısından bir önceki yıl yaşanan sorunların daha da derinleştiği zorlu bir dönem oldu. Şirketlerin maliyetleri enflasyon etkisiyle yüzde 17,76 artarken, sepet kurdaki artışın yalnızca yaklaşık yüzde 7 seviyesinde kalması, ihracat pazarlarındaki rekabet gücümüzü zayıflatmaya devam etti.
Finansmana erişimde yaşanan güçlükler, maliyet enflasyonunun yarattığı baskı, kur artışlarının yetersiz kalması ve küresel tüketici talebinin hâlâ pandemi öncesi seviyelere ulaşamaması, şirketlerin faaliyetlerini her zamankinden daha zor koşullar altında sürdürmesine neden oldu.
Bu olumsuz tabloyu en yoğun hisseden sektörlerin başında ise tekstil sektörü geldi. Son üç yıldır devam eden yapısal sorunlarla 2026 yılına giren sektör, yılın ilk yarısında İran-ABD geriliminin küresel ticaret ve enerji maliyetlerine yansıması ile Avrupa pazarındaki talep daralmasının etkilerini de ilave olarak yaşadı.
Buna rağmen Türkiye, sahip olduğu stratejik konum sayesinde rakip ülkelere kıyasla daha sınırlı bir daralma yaşadı. Avrupa’da talep yaklaşık yüzde 12, Amerika’da ise yüzde 9 seviyelerinde gerilerken, Türkiye’deki daralma yılın ilk altı ayında yaklaşık yüzde 2 seviyesinde kaldı.
Bunun en önemli nedeni, Türkiye’nin Avrupa’ya yakınlığı ve hızlı tedarik kabiliyetidir. Üretim maliyetleri açısından Türkiye rakiplerine göre daha pahalı bir konuma gelmiş olsa da, Avrupa’nın uzak coğrafyalardaki tedarikçilerinde yaşanan enerji, lojistik ve teslimat sorunları, Türkiye’nin stratejik avantajını yeniden öne çıkardı. Bu süreçte Avrupalı alıcılar, tedarik zincirlerini daha güvenli ve esnek hale getirmek amacıyla nearshoring yaklaşımını yeniden gündemlerine almaya başladı.
Ekonomik krizler aynı zamanda şirketleri daha verimli çalışmaya zorlayan önemli bir dönüşüm süreci de yaratır. İşletmeler sürdürülebilirliklerini koruyabilmek için tüm iş süreçlerini yeniden değerlendirmek, yalınlaşmak, dijitalleşmek ve kaynaklarını daha etkin kullanmak zorundadır. Nitekim son üç yılda birçok şirket operasyonlarını sadeleştirmiş, verimlilik odaklı önemli adımlar atmıştır. Bununla birlikte, 2026 yılının ikinci yarısında da finansmana erişim zorluklarının ve fiyat odaklı küresel rekabetin devam edeceğini öngörüyorum.
2027 yılında ise özellikle Avrupa pazarında talebin kademeli olarak toparlanmasının sektöre olumlu katkı sağlayacağını düşünüyorum. Ancak son üç yılda asgari ücretin yüzde 351, enflasyonun yüzde 216 ve faizin yüzde 241 artmasına karşın döviz kurlarının yalnızca yüzde 144 yükselmesi, Türkiye’nin üretim maliyetlerini rakip ülkelere kıyasla yaklaşık yüzde 60 daha pahalı hale getirmiştir. Bu durumun kısa vadeli değil, yapısal bir sorun olarak değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.
Her ne kadar ekonomik zorluklar şirketleri daha verimli çalışmaya, dijitalleşmeye ve iş süreçlerini gözden geçirmeye yönelterek bir yenilenme fırsatı yaratsa da kabul etmeliyiz ki yüksek katma değeri olmayan ürünleri üretmek artık Türk iş dünyasının iş modelinde olmamalı.

Şeref Demir
İMSİAD Başkanı
Arsa maliyetleri konut fiyatlarını etkiliyor
2026 yılının ilk yarısı, Bursa iş dünyası açısından temkinli ancak dirençli bir dönem olarak değerlendirilebilir. Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikası ve yüksek finansman maliyetleri, üretim ve yatırım kararlarını önemli ölçüde etkiledi. Buna rağmen Bursa, güçlü sanayi altyapısı, ihracat kabiliyeti ve girişimcilik kültürü sayesinde üretimden kopmadan faaliyetlerini sürdürmeyi başardı.
İnşaat sektörü özelinde ise üyelerimiz, artan maliyetler ve finansmana erişimde yaşanan güçlükler nedeniyle yeni proje geliştirme konusunda daha seçici davranırken, devam eden projelerini tamamlamaya ve güvenli yapı üretimini sürdürmeye odaklandı. Özellikle ilk el konut satışlarının ikinci el satışların gerisinde kalması, yeni konut üretiminin istenilen seviyeye ulaşamadığını göstermektedir.
Buna karşın Bursa'nın deprem gerçeği, kentsel dönüşüm ihtiyacı ve konut talebinin devam etmesi, sektörümüz açısından orta ve uzun vadede güçlü bir potansiyelin varlığını koruduğunu ortaya koymaktadır.
Üyelerimizden aldığımız geri bildirimlerde en önemli sorunların başında finansmana erişim gelmektedir. Yüksek kredi maliyetleri ve finansman imkanlarının sınırlı olması, özellikle yatırım ve yeni proje kararlarını önemli ölçüde yavaşlatmıştır.
Bunun yanında inşaat sektöründe arsa maliyetlerinin ulaştığı seviyeler, yapı maliyetleri üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Bugün birçok projede arsa maliyeti toplam yatırımın yarısına yaklaşmakta, hatta bazı bölgelerde bunun da üzerine çıkmaktadır. Bu durum, uygun fiyatlı konut üretimini zorlaştırmaktadır.
İç talepteki yavaşlama, yüksek faiz ortamı nedeniyle konuta erişimin güçleşmesi ve nitelikli iş gücü teminindeki sıkıntılar da sektörümüzün gündemindeki önemli başlıklardır. Döviz kurunun belirli bir seviyede seyretmesine rağmen maliyetlerdeki artışın devam etmesi ise üretim planlamasını zorlaştırmaktadır.
Ancak sektörümüz bütün bu zorluklara rağmen üretim kapasitesini korumaya, istihdamını sürdürmeye ve ülke ekonomisine katkı vermeye devam etmektedir.
Yılın ikinci yarısında enflasyondaki düşüş eğiliminin güçlenmesiyle birlikte finansman koşullarında kademeli bir iyileşme bekliyoruz. Bunun kredi maliyetlerine yansıması halinde hem sanayi hem de inşaat sektöründe yatırım iştahının yeniden artacağına inanıyoruz.
İnşaat sektörü açısından öncelikli beklentimiz, üretimi destekleyecek finansman modellerinin geliştirilmesi, arsa arzını artıracak planlama politikalarının hayata geçirilmesi ve kentsel dönüşüm süreçlerinin hızlandırılmasıdır. Özellikle deprem riski taşıyan şehirlerde dönüşümün yalnızca bir inşaat faaliyeti değil, aynı zamanda bir kamu güvenliği meselesi olarak ele alınması gerektiğini düşünüyoruz.
Bursa'nın güçlü üretim altyapısı, ihracat potansiyeli ve girişimcilik kültürü sayesinde yeniden yüksek büyüme ivmesi yakalayabilecek kapasiteye sahip olduğuna inanıyoruz. Bunun için kamu ile özel sektör arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi, öngörülebilir ekonomik politikaların sürdürülmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve reel sektörün finansmana erişiminin kolaylaştırılması büyük önem taşımaktadır.
Biz İMSİAD olarak, güvenli yapılaşma, sürdürülebilir şehirleşme ve ekonomik kalkınma hedefleri doğrultusunda üretmeye, istihdam oluşturmaya ve Bursa'nın geleceğine katkı sunmaya devam edeceğiz.

Erol Gülmez
NOSAB Başkanı
Maliyetler dijitalleşmeyle dengeleniyor
Organize sanayi bölgeleri açısından ilk altı ay, küresel belirsizliklere rağmen üretim disiplininin korunduğu bir dönem oldu. NOSAB'da faaliyet gösteren firmalarımız, ihracat pazarlarında yaşanan dalgalanmalara rağmen üretimlerini sürdürerek istihdamlarını büyük ölçüde muhafaza etti. Yeni yatırım kararlarında ise daha seçici davranıldı. Sanayicimiz, maliyet baskısını verimlilik artırıcı uygulamalar ve dijital üretim teknolojileriyle dengelemeye çalıştı.
Sanayicilerimiz açısından finansman maliyetleri en önemli gündem maddesi oldu. Enerji fiyatları, işçilik giderleri ve üretim girdilerindeki artış da işletmelerin kârlılığını önemli ölçüde etkiledi. Özellikle ihracat yapan firmalar, kur-enflasyon dengesinin rekabet gücünü destekleyecek şekilde oluşmasının önemine dikkat çekiyor. Bunun yanında yeşil dönüşüm sürecinin gerektirdiği yatırımlar için daha güçlü finansman modellerine ihtiyaç duyuluyor.
İkinci yarıda üretim ve ihracat tarafında daha olumlu bir görünüm bekliyoruz. Organize sanayi bölgelerinde enerji verimliliği, yenilenebilir enerji yatırımları ve dijital üretim altyapısını destekleyen teşviklerin artırılması büyük önem taşıyor. Bursa'nın sanayi gücü, doğru destek mekanizmalarıyla yeniden yüksek büyüme performansı yakalayabilecek kapasiteye sahiptir.
Yalçın Toy
KAYAPA OSB Başkanı
Yatırımların desteklenmesi gerekiyor
Kayapa Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren sanayicilerimiz açısından ilk altı ay üretim disiplininin korunduğu ancak yatırım kararlarında temkinli davranılan bir dönem oldu. Küresel pazarlardaki talep yavaşlaması ihracatçı firmaları etkilerken, üyelerimiz verimlilik artırıcı yatırımlarla rekabet güçlerini korumaya çalıştı. Özellikle otomotiv yan sanayi, makine ve metal sektörlerinde üretim devam etti ancak yeni kapasite yatırımları daha kontrollü ilerledi.
En önemli sorun yüksek finansman maliyetleri oldu. Bunun yanında enerji fiyatları, işçilik giderleri ve sanayi üretiminde kullanılan girdilerin maliyetlerindeki artış işletmelerimizin kârlılığını önemli ölçüde etkiledi. Döviz kurundaki gelişmeler de ihracatçı firmalar açısından rekabet baskısını artırdı. Ayrıca sanayimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli ara eleman ihtiyacı her geçen gün daha fazla hissediliyor.
Sanayinin yeniden güçlü büyüme ivmesi yakalayabilmesi için yatırım ortamının desteklenmesi gerekiyor. Organize sanayi bölgelerinde enerji verimliliği, dijital dönüşüm ve yeşil üretim yatırımlarına yönelik teşviklerin artırılması büyük önem taşıyor. Aynı zamanda lojistik altyapının güçlendirilmesi ve yatırım süreçlerini hızlandıracak düzenlemeler Bursa sanayisinin rekabet gücünü daha da artıracaktır.

Alparslan Şenocak
MÜSİAD Bursa Şube Başkanı
Yatırım kararlarında seçici davranılıyor
2026 yılının ilk yarısını, ekonomik dengelenmenin devam ettiği ve firmalarımızın mevcut yapılarını güçlendirmeye odaklandığı bir dönem olarak değerlendiriyoruz. Küresel ticaretteki belirsizlikler, finansman şartları ve iç pazardaki yavaşlamaya rağmen Bursa, güçlü üretim kabiliyeti ve ihracatçı kimliğiyle dirençli bir performans ortaya koydu. Üyelerimizden aldığımız geri bildirimlere göre ihracat ağırlıklı çalışan, pazarlarını çeşitlendiren ve yüksek katma değerli üretime yönelen firmalarımız daha olumlu bir seyir izledi. İç pazara çalışan işletmelerimiz ise talepteki yavaşlama, uzayan tahsilat süreleri ve artan işletme sermayesi ihtiyacı nedeniyle daha temkinli hareket etti. Yatırımlar tamamen durmuş değil ancak firmalarımız yeni kapasite yatırımlarından ziyade verimlilik, enerji tasarrufu, otomasyon, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm alanlarına yöneliyor. Bursa iş dünyasının büyüme isteğini koruduğunu ancak yatırım kararlarında daha seçici davrandığını söyleyebiliriz.
İlk altı ayda iş dünyamızın en fazla zorlandığı konuların başında yüksek maliyetler ve finansmana erişim geldi. Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan politikaların önemini görüyoruz ancak özellikle KOBİ’lerimizin uygun vadeli ve maliyetli krediye erişimi oldukça zorlaştı. Firmalarımız üretimi sürdürmek, istihdamı korumak ve mevcut siparişlerini finanse edebilmek için geçmişe göre daha yüksek işletme sermayesine ihtiyaç duyuyor. Kredi maliyetleri, kısa vadeler ve uzayan tahsilat süreleri, yatırımların yanında günlük üretim faaliyetlerini de etkiliyor. Enerji, işçilik, ham madde, lojistik ve finansman giderlerindeki artışlar rekabet gücümüzü sınırlandırıyor. Maliyetlerdeki yükselişin döviz kuruyla aynı ölçüde dengelenmemesi, ihracatçılarımızın uluslararası pazarlarda fiyat oluşturmasını zorlaştırıyor. Bu durum özellikle emek yoğun sektörlerde daha belirgin hissediliyor. Sanayicimiz finansman, maliyet, kur, iç talep ve nitelikli iş gücü sorunlarının iç içe geçtiği zorlu bir süreçten geçiyor. Üretimin sürdürülebilirliği için ihracat, yatırım ve istihdam sağlayan işletmelere yönelik uzun vadeli ve devlet destekli finansman mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekiyor.
Yılın ikinci yarısına ihtiyatlı bir iyimserlikle bakıyoruz. Enflasyondaki düşüş eğiliminin sürmesi, finansman şartlarının iyileşmesi ve küresel belirsizliklerin azalması hâlinde üretim, yatırım ve iç talepte kademeli bir toparlanma görebiliriz. Kalıcı ve sağlıklı bir büyüme için üretim odaklı politikaların güçlendirilmesi gerekiyor. Yatırım, ihracat ve istihdam oluşturan firmalarımıza uygun maliyetli, uzun vadeli ve öngörülebilir finansman sağlanması büyük önem taşıyor. Bu noktada Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programı ile işletme sermayesine yönelik destekleri kapsayan toplam 1 trilyon liralık finansman imkânını iş dünyamız adına son derece kıymetli buluyoruz. Sanayicilerimizin yatırım ve işletme sermayesi ihtiyaçlarına cevap verecek bu önemli müjde dolayısıyla Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyoruz. Programın hızlı ve etkin şekilde uygulanmasının üretimin, yatırımın ve istihdamın sürdürülebilirliğine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Bununla birlikte iş dünyasının önünü görebilmesi için vergi sisteminin sade ve öngörülebilir bir yapıya kavuşturulması, yatırım teşviklerinin sektörlerin ihtiyaçlarına göre güncellenmesi ve lojistik maliyetlerin azaltılması önem taşıyor. Kur ile enflasyon arasındaki dengenin sağlanması da sanayicimizin maliyet hesabı yapabilmesi ve uluslararası pazarlarda rekabetçi fiyat sunabilmesi açısından kritik önemdedir. Ayrıca Bursa sanayisinin güçlü bir büyüme ivmesi yakalayabilmesi için dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları da desteklenmeli, ihracat pazarlarımız çeşitlendirilmelidir. Avrupa’daki mevcut gücümüzü korurken Afrika, Körfez ülkeleri, Orta Asya ve Amerika kıtasındaki fırsatlara daha fazla odaklanmalıyız. UR-GE projeleri, ticaret heyetleri, fuarlar ve ikili iş görüşmeleriyle firmalarımızın yeni pazarlara ulaşmasını sağlamalıyız. Bursa; sanayi birikimi, girişimci insan kaynağı, üniversiteleri ve güçlü kurumlarıyla bu süreci yönetecek kapasiteye sahiptir. Kamu, özel sektör, üniversiteler ve sivil toplum arasındaki güçlü iş birliğiyle şehrimizin yüksek katma değerli ve sürdürülebilir bir büyüme dönemine gireceğine inanıyoruz.
Bugün temel hedefimiz, Bursa’nın üretim kabiliyetini gelecek yıllara taşıyacak güçlü bir dönüşümü gerçekleştirmektir. Bunun yolu yüksek katma değerli üretimden, nitelikli insan kaynağından, güçlü finansman yapısından ve yeni pazarlardan geçiyor. Bursa iş dünyası geçmişte olduğu gibi bugün de üretimden, yatırımdan ve istihdamdan vazgeçmeden yoluna devam edecektir. Girişimci ruhumuz, azmimiz ve dayanışma anlayışımızla şehrimizin ve ülkemizin kalkınmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz.
Onur Kutlualp
DOSABSİAD Yönetim Kurulu Başkanı
Yeni yatırımlara karşı seçicilik
2026 yılının ilk yarısı, Bursa iş dünyası açısından fırsatların ve zorlukların bir arada yaşandığı bir dönem oldu. Türkiye genelinde sanayi üretiminin nisan ayında yıllık yüzde 6 artması ve Bursa’nın yılın ilk altı ayında 9,1 milyar doları aşan ihracata ulaşması, üretim ve ihracat cephesinde olumlu göstergeler olarak öne çıktı. Bununla birlikte sektörler ve firmalar arasında farklılaşan bir tabloyla karşı karşıyayız. Üyelerimizin önemli bölümü üretimini ve istihdamını korumayı başarırken, artan maliyetler nedeniyle kârlılık ve işletme sermayesi yönetimi daha fazla önem kazandı. Yeni yatırımlarda ise daha seçici ve temkinli bir yaklaşım öne çıktı.
Üyelerimizden aldığımız geri bildirimlerde finansmana erişim ve yüksek finansman maliyetleri ilk sırada yer alıyor. TCMB’nin de işaret ettiği sıkı finansal koşullar, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek olan sanayi kuruluşlarının hareket alanını sınırlıyor. Enerji, ham madde, işçilik ve lojistik giderlerindeki yükseliş; firmaların fiyatlama, nakit akışı ve rekabetçilik dengelerini zorlaştırıyor. Döviz kurunun maliyet artışlarını yeterince karşılamaması ihracatçı firmalarımızın rekabet gücünü etkilerken, nitelikli iş gücüne erişim de sanayimizin yapısal sorunlarından biri olmayı sürdürüyor. İç talepteki temkinli seyir ise satış performansının sektörler arasında farklılaşmasına neden oluyor.
Yılın ikinci yarısına ihtiyatlı bir iyimserlikle yaklaşıyoruz. Bursa sanayisinin yeniden güçlü ve sürdürülebilir bir büyüme ivmesi yakalayabilmesi için üretimi, ihracatı ve istihdamı destekleyen politikaların güçlendirilmesi gerekiyor. Özellikle üretici firmalara uygun koşullu ve uzun vadeli finansman imkânları sunulması, ihracat desteklerinin artırılması ve ekonomik öngörülebilirliğin güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Bunun yanında dijital dönüşüm, enerji verimliliği, yeşil üretim ve katma değerli ihracata yönelik yatırımların teşvik edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Mesleki eğitimin sanayinin ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilmesi de nitelikli iş gücü sorununun çözümüne katkı sağlayacaktır.
Bursa; güçlü sanayi altyapısı, ihracat tecrübesi ve girişimci iş dünyasıyla Türkiye ekonomisinin en önemli üretim merkezlerinden biridir. DOSABSİAD olarak üyelerimizin rekabet gücünü geliştiren eğitim, iş birliği ve bilgilendirme çalışmalarımıza devam edeceğiz. Kamu, özel sektör, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları arasındaki güçlü iş birliğinin, karşı karşıya olduğumuz zorlukları aşmamızda ve Bursa sanayisinin geleceğe hazırlanmasında belirleyici olacağına inanıyoruz.

Murat Evke
RUMELİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı
Yüksek faiz sermaye yönetimini etkiledi
2026 yılının ilk altı ayı, Bursa iş dünyası açısından temkinli yönetilmesi gereken, belirsizliklerin yoğun hissedildiği bir dönem oldu. Bursa, Türkiye'nin üretim ve ihracat üssü olma özelliğini korumaya devam etse de özellikle sanayi kuruluşlarımız artan maliyet baskıları ve finansman koşullarının etkisiyle daha kontrollü hareket etmek zorunda kaldı. RUMELİSİAD üyelerimizin önemli bir bölümü üretimlerini korumayı başardı ancak kapasite kullanım oranlarında sektörlere göre farklılaşmalar yaşandı. Özellikle otomotiv yan sanayi, makine, tekstil ve metal sektörlerinde ihracat pazarlarını koruma çabası öne çıkarken, iç pazardaki talep daralması satış performansını olumsuz etkiledi. İhracat yapan firmalarımız uluslararası pazarlardaki rekabet güçlerini muhafaza etmeye çalışırken, kur politikaları ve yükselen üretim maliyetleri fiyat tutturmayı zorlaştırdı. Yatırım tarafında ise tamamen durma söz konusu değil; ancak yeni yatırımların büyük bölümünün ertelendiğini, firmaların daha çok verimlilik artırıcı, dijital dönüşüm ve otomasyon odaklı yatırımlara yöneldiğini gözlemliyoruz. Bugün iş dünyasının temel refleksi büyümekten önce mevcut kapasitesini ve istihdamını korumak üzerine şekilleniyor.
Üyelerimizden aldığımız geri bildirimlerde beş temel konu öne çıkıyor. Bunların ilki finansmana erişimdir. Yüksek faiz oranları ve krediye ulaşmadaki güçlükler özellikle KOBİ ölçeğindeki firmalarımızın işletme sermayesini yönetmesini zorlaştırıyor. Üretim yapmak isteyen işletmelerin uygun maliyetli finansmana erişebilmesi artık stratejik bir ihtiyaç haline gelmiştir. İkinci önemli konu üretim maliyetleridir. Enerji, işçilik, hammadde ve lojistik giderlerinde yaşanan artışlar firmaların kârlılıklarını ciddi ölçüde baskılıyor. Birçok işletme artan maliyetleri satış fiyatlarına aynı oranda yansıtamadığı için marjlar daralmaktadır. Üçüncü başlık nitelikli iş gücü eksikliğidir. Bursa gibi güçlü sanayi şehirlerinde artık mesele iş bulmak değil, nitelikli çalışan bulabilmektir. Mesleki eğitimin sanayinin ihtiyaçlarıyla daha güçlü entegre edilmesi gerektiğini uzun süredir dile getiriyoruz. Dördüncü konu döviz kurudur. İhracatçı firmalar açısından kurun öngörülebilir ve enflasyonla uyumlu bir denge içerisinde seyretmesi rekabet gücü açısından büyük önem taşıyor. Maliyetlerin yüksek enflasyonla arttığı ancak kurun aynı ölçüde desteklemediği dönemlerde ihracatçıların rekabet avantajı zayıflıyor. Son olarak iç talepte yaşanan yavaşlama özellikle iç piyasaya çalışan sektörlerde belirgin şekilde hissediliyor. Tüketicinin alım gücündeki gerileme birçok sektörde siparişlerin yavaşlamasına neden oluyor.
Yılın ikinci yarısında küresel gelişmelerin yanı sıra ekonomi yönetiminin atacağı adımlar belirleyici olacaktır. Biz iş dünyası olarak kontrollü bir iyimserlik içerisindeyiz. Bursa üretim kültürü güçlü, girişimcilik refleksi yüksek ve ihracat deneyimi çok gelişmiş bir şehir. Doğru ekonomik iklim oluşturulduğunda çok kısa sürede yeniden güçlü büyüme performansı sergileyebilecek kapasiteye sahibiz. Bunun için öncelikle üretimi destekleyen finansman mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekiyor. İhracatçıların rekabet gücünü artıracak kur politikaları, yatırım iştahını destekleyecek öngörülebilir ekonomik ortam ve sanayicinin üzerindeki maliyet baskısını azaltacak yapısal düzenlemeler büyük önem taşıyor. Bunun yanında dijital dönüşüm, yapay zekâ uygulamaları, yeşil dönüşüm ve yüksek katma değerli üretim artık tercih değil zorunluluktur. Bursa'nın geleneksel üretim gücünü yeni nesil teknolojilerle buluşturması önümüzdeki dönemin en kritik konusu olacaktır. Üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi, mesleki eğitim reformlarının hızlandırılması ve ihracatta yeni pazarlara yönelik devlet desteklerinin artırılması da sürdürülebilir büyüme açısından önemli katkılar sağlayacaktır.
Türkiye ekonomisinin en büyük gücü üretim yapan, istihdam sağlayan ve ihracat gerçekleştiren reel sektördür. İş dünyamız bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemizin kalkınması için üretmeye, yatırım yapmaya ve istihdam oluşturmaya devam edecektir. Ancak unutulmamalıdır ki güçlü ekonomi ancak güçlü üretim ekosistemiyle mümkündür. Kamu, özel sektör, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının ortak akıl anlayışıyla hareket etmesi büyük önem taşımaktadır. RUMELİSİAD olarak bizler sadece üyelerimizin değil, Bursa'nın ve ülkemizin ekonomik gelişimine katkı sunmayı temel görev kabul ediyoruz. Girişimciliği destekleyen, gençleri üretime kazandıran, kadınların ekonomide daha fazla yer aldığı, teknolojiyi merkeze alan ve uluslararası rekabet gücünü artıran her çalışmanın yanında olmaya devam edeceğiz. Biz inanıyoruz ki Bursa, sahip olduğu sanayi altyapısı, yetişmiş insan kaynağı ve üretim kültürüyle Türkiye'nin büyüme hikâyesinin lokomotif şehirlerinden biri olmayı sürdürecektir.
İskender İskenderoğlu
BALKANTÜRKSİAD Başkanı
Esnek üretim yapısı, başarılı yönetim
İlk altı ay, küresel ekonomideki yavaşlamanın etkilerinin hissedildiği ancak Bursa iş dünyasının esnek üretim yapısıyla bu süreci başarıyla yönettiği bir dönem oldu. Üyelerimiz özellikle Balkan ülkeleriyle ticari ilişkilerini güçlendirerek yeni ihracat fırsatları oluşturmaya çalıştı. Avrupa pazarındaki durağanlığa rağmen yakın coğrafyalara yönelen firmalarımız pazar çeşitliliğini artırarak risklerini azaltmayı başardı. Üretimde süreklilik korunurken yatırımlarda daha temkinli bir yaklaşım benimsendi.
Yüksek finansman maliyetleri üyelerimizin ortak gündeminin ilk sırasında yer aldı. Bunun yanında üretim maliyetlerindeki artış ve kur seviyesinin ihracatçının rekabet gücünü destekleyecek düzeyde olmaması da önemli başlıklardı. Avrupa ekonomisindeki yavaşlama siparişlerde dönemsel daralmalara neden olurken, firmalarımız alternatif pazarlara yönelerek bu etkiyi azaltmaya çalıştı. Nitelikli iş gücü ihtiyacı ise çözüm bekleyen yapısal sorunlardan biri olmaya devam ediyor.
İkinci yarıda özellikle Balkan coğrafyasıyla ekonomik ilişkilerin daha da gelişeceğine inanıyoruz. Türkiye'nin üretim kabiliyeti ve Bursa'nın sanayi gücü yeni ihracat fırsatları oluşturacaktır. Bunun için ihracat finansmanının güçlendirilmesi, lojistik altyapısının geliştirilmesi, dış ticaret süreçlerinin kolaylaştırılması ve uluslararası iş birliklerini artıracak destek programlarının yaygınlaştırılması gerekiyor.
Erdinç Acar
ARSİYAD Başkanı
Sanayiciler maliyet yönetimine odaklı
2026 yılının ilk yarısı, iş dünyasının ekonomik dengelenme sürecine uyum sağlamaya çalıştığı bir dönem olarak geçti. Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikası, iç talepte belirgin bir yavaşlamaya neden olurken, sanayicilerimiz üretimlerini koruyabilmek için verimlilik ve maliyet yönetimine odaklandı. ARSİYAD üyeleri, özellikle Ar-Ge, dijital dönüşüm ve katma değerli üretim yatırımlarından vazgeçmeyerek kısa vadeli dalgalanmalara rağmen uzun vadeli rekabet gücünü korumayı hedefledi. Bursa'nın güçlü sanayi altyapısı sayesinde üretim ve ihracatta önemli bir direnç sergilendi ancak yatırım kararlarında daha seçici bir yaklaşım benimsendi.
En çok dile getirilen konu hiç kuşkusuz finansmana erişim oldu. Yüksek faiz ortamı özellikle yatırım kredilerinin kullanımını zorlaştırırken, işletme sermayesinin yönetimi de KOBİ'ler açısından önemli bir sorun haline geldi. Bunun yanında enerji, işçilik ve hammadde maliyetlerindeki artış firmaların kârlılığını baskıladı. Döviz kurunun maliyet artışlarının gerisinde kalması ihracatçıların rekabet gücünü sınırlandırdı. Üyelerimiz ayrıca nitelikli insan kaynağına ulaşma konusunda da ciddi zorluklar yaşandığını ifade ediyor.
Yılın ikinci yarısında ekonomik istikrarın daha da güçlenmesini ve finansal koşulların kademeli olarak iyileşmesini bekliyoruz. Bunun yatırım kararlarını olumlu etkileyeceğine inanıyoruz. Bursa sanayisinin yeniden güçlü bir ivme yakalayabilmesi için yüksek katma değerli üretimi destekleyen teşviklerin artırılması, Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarının daha güçlü desteklenmesi, ihracatçının finansmana daha kolay ulaşabilmesi ve yeşil dönüşüm sürecine yönelik yeni mekanizmaların devreye alınması büyük önem taşıyor.

Mehmet Bayezit
BEKSİAD Başkanı
Yeni pazarlara ulaşmaya odaklandık
2026 yılının ilk yarısı, Bursa iş dünyası ve özellikle bebe-çocuk konfeksiyonu sektörü açısından kolay geçmedi. Vişne Ticaret Bölgesi'nde faaliyet gösteren üyelerimiz, bir yandan küresel ekonomik dalgalanmaların, diğer yandan artan üretim maliyetlerinin etkisini yoğun şekilde hissetti. Avrupa pazarındaki talep daralması ihracat siparişlerini olumsuz etkilerken, firmalarımız üretim kabiliyetlerini koruyarak yeni pazarlara yönelmeye çalıştı.
BEKSİAD olarak bu süreçte üyelerimizin yalnızca mevcut pazarlarını korumasına değil, yeni pazarlara ulaşmasına da odaklandık. Düzenlediğimiz yurt dışı ticaret heyetleri, ikili iş görüşmeleri ve uluslararası fuar organizasyonlarıyla firmalarımızın ihracat ağını genişletmeye yönelik önemli çalışmalar gerçekleştirdik. Kısa vadeli zorluklara rağmen üyelerimizin üretimden kopmaması ve ihracat odaklı çalışmalarını sürdürmesi, sektörümüz adına en önemli kazanımlardan biri olmuştur.
Üyelerimizden aldığımız geri bildirimlere göre en önemli sorunların başında üretim maliyetlerindeki hızlı artış geliyor. İşçilik, enerji, hammadde ve finansman maliyetleri her geçen gün yükselirken, döviz kurunun aynı oranda artmaması ihracatçı firmaların rekabet gücünü ciddi şekilde zayıflatıyor.
Bunun yanında finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar işletmelerimizin yatırım iştahını azaltıyor. İç piyasadaki talep daralması ve küresel pazarlarda fiyat odaklı rekabetin artması da sektörümüz üzerinde önemli bir baskı oluşturuyor. Özellikle Uzak Doğu üreticilerinin düşük maliyet avantajı karşısında, Türk üreticisinin kalite ve hızlı teslimat gücü tek başına yeterli olmuyor. Ayrıca nitelikli ara eleman bulmakta yaşanan zorluk da üretim süreçlerini olumsuz etkileyen önemli sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor.
Yılın ikinci yarısında küresel piyasalardaki belirsizliklerin azalmasıyla birlikte özellikle Avrupa ve yakın coğrafyadaki pazarlarda talebin yeniden canlanmasını bekliyoruz. Ancak sektör olarak yalnızca mevcut pazarlara bağlı kalmadan Afrika, Körfez ülkeleri ve Orta Asya gibi gelişmekte olan pazarlarda daha etkin olmamız gerektiğine inanıyoruz. BEKSİAD olarak bu doğrultuda yeni ticaret heyetleri ve uluslararası iş birlikleri oluşturmaya devam edeceğiz.
Bursa'nın üretim gücünü yeniden yukarı taşıyabilmesi için ihracatçının rekabetçiliğini artıracak finansman modellerinin geliştirilmesi, üretim maliyetlerini azaltacak desteklerin artırılması ve özellikle emek yoğun sektörler için ilave teşvik mekanizmalarının devreye alınması büyük önem taşıyor. Bunun yanında markalaşma, tasarım, dijital dönüşüm ve sürdürülebilir üretim yatırımlarına sağlanacak destekler, Türk bebe ve çocuk konfeksiyonu sektörünü uluslararası pazarda çok daha güçlü bir konuma taşıyacaktır.
Biz BEKSİAD olarak, Bursa'nın ve Vişne Ticaret Bölgesi'nin üretim gücüne güveniyoruz. Doğru politikalar ve güçlü iş birlikleriyle sektörümüzün yeniden büyüme ivmesi yakalayacağına inanıyoruz.

Zuhal Aslı Saka
BUİKAD Başkanı
Yatırımların yeniden artacağına inanıyoruz
2026'nın ilk yarısı kadın girişimciler açısından zorluklarla birlikte yeni fırsatların da ortaya çıktığı bir dönem oldu. İç talepteki yavaşlama birçok işletmeyi daha temkinli hareket etmeye yöneltirken, üyelerimiz dijitalleşme, e-ticaret ve uluslararası pazarlara açılma konusunda önemli adımlar attı. Kadın yöneticilerimizin kriz dönemlerinde sergilediği esnek yönetim anlayışı işletmelerimizin dayanıklılığını artırdı.
Kadın girişimciler için en önemli konu finansmana erişimin kolaylaştırılması. Özellikle yeni yatırım yapmak isteyen işletmeler yüksek kredi maliyetleri nedeniyle daha temkinli davranıyor. Bunun yanında nitelikli çalışan bulma, artan işletme maliyetleri ve iç pazardaki talep daralması üyelerimizin en sık dile getirdiği konular arasında yer alıyor. Kadın girişimcilerin uluslararası pazarlara erişimini kolaylaştıracak mekanizmalara da ihtiyaç duyuluyor.
Ekonomide öngörülebilirliğin güçlenmesiyle birlikte yatırım iştahının yeniden artacağına inanıyoruz. Kadın girişimciliğini destekleyen finansman modellerinin geliştirilmesi, ihracat yapan kadın işletmelerine yönelik teşviklerin artırılması ve teknoloji odaklı girişimlerin desteklenmesi hem Bursa ekonomisine hem de ülkemizin sürdürülebilir büyümesine önemli katkı sağlayacaktır.

Mustafa Gümüş
BUMİAD Başkanı
Yüksek teknolojiyle geleceğe hazırlanıyoruz
İmalat sanayisi ve mühendislik hizmetleri açısından ilk altı ay, üretim kapasitesini korumaya odaklanılan bir dönem oldu. İç pazardaki yavaşlamaya rağmen ihracat yapan firmalarımız yeni pazarlara yönelerek faaliyetlerini sürdürdü. Bursa, yüksek mühendislik kabiliyeti sayesinde küresel rekabette güçlü konumunu koruyor. Üyelerimiz özellikle otomasyon, dijital üretim ve yüksek teknolojili makine yatırımlarına devam ederek geleceğe hazırlanıyor.
Üreticiler açısından yüksek finansman maliyetleri yatırım kararlarını doğrudan etkileyen en önemli unsur oldu. Bunun yanında ithal girdilerdeki maliyet artışı, enerji fiyatları ve nitelikli teknik personel ihtiyacı sektörümüzün temel gündemini oluşturdu. İhracat yapan firmalarımız kur politikalarının rekabet gücünü destekleyecek şekilde şekillenmesini bekliyor.
İmalat sanayi ve mühendislik hizmetleri Türkiye'nin sanayileşme hedeflerinde stratejik bir konuma sahip. Bu nedenle yatırım kredilerinin daha erişilebilir hale gelmesi, yüksek teknolojili üretime yönelik teşviklerin artırılması ve Ar-Ge merkezlerinin desteklenmesi gerekiyor. Ayrıca yapay zekâ destekli üretim sistemleri ve Endüstri 4.0 uygulamalarına yapılacak yatırımlar Bursa'nın küresel rekabet gücünü daha da artıracaktır.
Osman Güler
KIRCAALİSİAD Başkanı
Nitelikli iş gücü önemli sorunlardan biri
2026'nın ilk yarısında iş dünyası, küresel ekonomideki yavaşlama ve iç piyasadaki dengelenme sürecini aynı anda yönetmek zorunda kaldı. KIRCAALİSİAD üyeleri ağırlıklı olarak üretim, ticaret ve ihracat alanlarında faaliyet gösteriyor. Bu süreçte firmalarımız, mevcut pazarlarını korumanın yanı sıra özellikle Bulgaristan ile ticari ilişkilerini geliştirmeye odaklandı. Üretim tarafında büyük bir kırılma yaşanmadı ancak yatırım kararlarında doğal olarak daha temkinli davranıldı. İş dünyamızın en önemli başarısı, belirsizliklere rağmen üretim ve istihdamını koruma iradesini sürdürmesi oldu.
Üyelerimizden aldığımız geri bildirimlerde ilk sırayı finansmana erişim alıyor. Yüksek kredi maliyetleri özellikle KOBİ'lerin işletme sermayesi yönetimini zorlaştırdı. Bunun yanında enerji, işçilik ve lojistik maliyetlerindeki artış üretim maliyetlerini yükseltti. Döviz kurunun enflasyon karşısındaki seyri ihracat yapan firmalarımızın fiyat rekabetini olumsuz etkilerken, iç talepteki yavaşlama da ticaret hacmini sınırladı. Ayrıca nitelikli iş gücüne erişim konusu çözüm bekleyen yapısal sorunlardan biri olmaya devam ediyor.
Ekonomide öngörülebilirliğin artmasıyla birlikte yatırım ortamının güçleneceğine inanıyoruz. Özellikle KOBİ'lere yönelik uygun maliyetli finansman modellerinin geliştirilmesi, ihracat desteklerinin artırılması ve Bulgaristan ile ticari iş birliklerini kolaylaştıracak yeni adımların atılması Bursa iş dünyasına önemli katkılar sağlayacaktır. Üretim, ihracat ve girişimcilik odaklı politikaların kararlılıkla sürdürülmesi halinde ikinci yarıda daha olumlu bir tablo görebileceğimizi düşünüyoruz.

Tolga Papatya
GESİAD Başkanı
Teknoloji tabanlı gelişimler desteklenmeli
Genç iş insanları açısından yılın ilk yarısı, ekonomik şartlara uyum sağlama ve değişimi fırsata dönüştürme dönemi oldu. Üyelerimiz özellikle teknoloji, yazılım, dijital hizmetler ve yenilikçi üretim modellerine yatırım yapmaya devam etti. Geleneksel sektörlerde faaliyet gösteren firmalarımız ise maliyet yönetimine ve verimlilik artışına odaklandı. Bursa'nın girişimcilik kültürü sayesinde genç iş insanlarımız ekonomik belirsizliklere rağmen yeni projeler üretmeyi sürdürdü.
Genç girişimciler açısından en önemli sorun finansmana erişim ve yatırım sermayesine ulaşabilmek oldu. Özellikle büyüme aşamasındaki işletmeler yüksek kredi maliyetlerinden olumsuz etkilendi. Bunun yanında nitelikli yazılım geliştiricisi ve teknik personel bulmakta yaşanan güçlükler de üyelerimizin sıkça dile getirdiği konular arasında yer aldı. İç pazardaki talep yavaşlaması ise özellikle yeni kurulan işletmeler üzerinde baskı oluşturdu.
Türkiye'nin sürdürülebilir büyümesi için teknoloji tabanlı girişimlerin daha fazla desteklenmesi gerekiyor. Girişim sermayesi fonlarının yaygınlaştırılması, genç girişimcilere yönelik yatırım desteklerinin artırılması ve üniversite-sanayi iş birliklerinin güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Bursa'nın teknoloji üretiminde öncü şehirlerden biri olabilecek potansiyele sahip olduğuna inanıyoruz.

Ali Haydar Zeydanlı
NİLTİMDER Başkanı
Döviz kuru tedarik sektörünü zorluyor
Tedarik sektörü açısından yılın ilk altı ayı oldukça zorlu geçti. Avrupa pazarındaki talep daralması ve küresel fiyat rekabeti sipariş hacimlerini etkilerken, üyelerimiz kaliteli üretim ve hızlı teslimat avantajlarını koruyarak mevcut müşterileriyle ilişkilerini güçlendirmeye çalıştı. Bursa'nın tedarik alanındaki güçlü üretim altyapısı sektörümüzün en önemli avantajı olmaya devam ediyor. Firmalarımız aynı zamanda sürdürülebilir üretim ve dijitalleşme yatırımlarını da sürdürdü.
Tedarik sektöründe döviz kurunun maliyet artışlarını karşılayacak seviyede olmaması, ihracatçı işletmelerimizin fiyatlama stratejilerini olumsuz etkiledi. İç pazardaki talep daralması da sektörün karşı karşıya olduğu önemli sorunlardan biri oldu. Bunun yanında, üretim zincirinin bel kemiğini oluşturan mikro ve orta ölçekli iç tedarik firmalarının uygun maliyetli finansmana erişimde yaşadığı sıkıntılar, üretim kapasitesi ve rekabet gücü üzerinde önemli bir baskı oluşturdu.
Yılın ikinci yarısında özellikle Avrupa pazarında beklenen toparlanmanın sektörümüze olumlu yansıyacağını düşünüyoruz. Katma değerli teknik tekstiller, tasarım odaklı üretim ve markalaşmaya yönelik yatırımların desteklenmesi sektörümüzün rekabet gücünü artıracaktır. Ayrıca yalnızca ihracatçı firmaların değil, üretim ekosisteminin ayrılmaz bir parçası olan mikro ve orta ölçekli iç tedarik firmalarının da düşük maliyetli kredi desteklerine kolay erişiminin sağlanması büyük önem taşıyor. Finansmana erişimin kolaylaştırılması ve yeşil dönüşüm yatırımlarının teşvik edilmesi, Bursa tedarik sektörünün sürdürülebilir büyümesi ve uluslararası rekabet gücünün korunması açısından kritik bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor.

Osman Akın
MARSİFED Başkanı
Yatırım kararlarında ihtiyatlılık hâkim
2026'nın ilk yarısı, Marmara Bölgesi'nin üretim ve ihracat odaklı ekonomisinin küresel gelişmelerden doğrudan etkilendiği bir dönem oldu. Federasyonumuza bağlı derneklerden aldığımız değerlendirmeler, firmaların üretim kabiliyetlerini korumayı başardığını ancak yatırım kararlarında daha ihtiyatlı davrandığını gösteriyor. İç talepteki yavaşlamaya rağmen ihracatın üretimi desteklemeye devam etmesi önemli bir kazanım oldu. Özellikle katma değerli üretime yönelen işletmelerin bu süreci daha başarılı yönettiğini gözlemliyoruz.
Üyelerimizin ortak gündeminde finansmana erişim ilk sırada yer aldı. Bunun yanı sıra yüksek üretim maliyetleri, enerji giderleri ve nitelikli iş gücü ihtiyacı da işletmelerin rekabet gücünü etkileyen başlıca unsurlar oldu. Avrupa ekonomisindeki yavaşlama bazı sektörlerde siparişleri sınırlandırırken, döviz kurunun maliyet artışlarını tam olarak telafi edememesi ihracatçı firmalar üzerinde ilave baskı oluşturdu. Buna rağmen firmalarımız yeni pazarlara yönelerek risklerini çeşitlendirmeye çalıştı.
İkinci yarıda ekonomik öngörülebilirliğin artmasıyla birlikte yatırım iştahının yeniden güçleneceğini düşünüyoruz. Bursa ve Marmara Bölgesi'nin üretim gücünü artırabilmesi için yüksek teknoloji yatırımlarının teşvik edilmesi, ihracat finansmanının güçlendirilmesi ve yeşil dönüşüm süreçlerine yönelik desteklerin artırılması gerekiyor. Ayrıca mesleki eğitim ile sanayinin ihtiyaç duyduğu insan kaynağının daha güçlü buluşturulması rekabet gücümüze önemli katkı sağlayacaktır.

Ahmet Er
BATISİAD Başkanı
KOBİ’lerin önündeki baskılar hafifletilmeli
Küçük ve orta ölçekli işletmeler, Türkiye ekonomisinin üretim, istihdam ve ihracat açısından en önemli dinamiklerinden biri olmayı sürdürüyor. Yılın ilk yarısında yüksek finansman maliyetleri, krediye erişimde yaşanan sorunlar ve iç piyasadaki talep daralmasına rağmen üyelerimiz üretimlerini, yatırımlarını ve istihdamlarını korumak adına büyük bir özveriyle çalışmalarını sürdürdü. Özellikle teknolojik değişim, verimlilik artırıcı uygulamalar ve yeni pazarlara açılma çabaları, işletmelerimizin rekabet gücünü artıran önemli başlıklar arasında yer aldı.
Ancak artan girdi maliyetleri, yüksek faiz ortamı, krediye erişimde yaşanan güçlükler ve nitelikli iş gücü ihtiyacı, KOBİ'lerimizin en fazla dile getirdiği sorunlar olmaya devam ediyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin uygun koşullarda finansmana erişiminin kolaylaştırılması, üretim ve yatırım iştahının yeniden güçlenmesi açısından kritik önem taşıyor. Bunun yanında dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve ihracata yönelik destek mekanizmalarının artırılması da işletmelerimizin sürdürülebilir büyümesine önemli katkı sağlayacaktır.
Yılın ikinci yarısında enflasyonda ve finansal piyasalarda öngörülebilirliğin artmasıyla birlikte ekonomide daha dengeli bir görünüm oluşmasını bekliyoruz. Üretimi, yatırımı ve ihracatı önceleyen politikaların güçlendirilmesi, KOBİ'lerin üzerindeki maliyet baskısını hafifletecek adımların atılması ve finansman kanallarının yeniden etkin hale getirilmesi, iş dünyasına önemli bir ivme kazandıracaktır. Çünkü KOBİ'lerimizin güçlenmesi, yalnızca işletmelerimizin değil, aynı zamanda Bursa'nın ve Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesinin de temel şartıdır.
Ülfet Öztürk
TÜMKAD Başkanı
Birikimimiz sanayiyi koruyor
Teknoloji ve mühendislik odaklı sektörlerde faaliyet gösteren üyelerimiz açısından ilk altı ay, ekonomik koşulların yanında teknolojik dönüşümün de hız kazandığı bir dönem oldu. Kadın mühendisler ve teknik uzmanlar üretimin her alanında daha fazla sorumluluk üstlenirken, firmalar dijitalleşme ve otomasyon yatırımlarına devam etti. Bursa'nın mühendislik birikimi, sanayimizin rekabet gücünü artıran en önemli unsurlardan biri olmayı sürdürüyor.
Nitelikli mühendis ve teknik personel ihtiyacı giderek büyüyor. Bunun yanında Ar-Ge yatırımlarının finansmanı, teknoloji odaklı projelerin yüksek maliyetleri ve finansmana erişim üyelerimizin en sık dile getirdiği konular arasında yer alıyor. Özellikle kadın mühendislerin yönetim kademelerinde daha fazla yer almasını destekleyecek uygulamalara ihtiyaç duyulduğunu düşünüyoruz.
Türkiye'nin küresel rekabette öne çıkabilmesi için yüksek katma değerli üretimi destekleyen insan kaynağına yatırım yapması gerekiyor. STEM eğitiminin güçlendirilmesi, kadınların mühendislik ve teknoloji alanlarında daha fazla desteklenmesi, üniversite-sanayi iş birliklerinin yaygınlaştırılması ve Ar-Ge yatırımlarının teşvik edilmesi Bursa'nın teknoloji üreten kent kimliğini daha da güçlendirecektir.
Sevcan İlici
YAPİDER Başkanı
Gayrimenkul yatırımı güvenli
2026 yılının ilk yarısı, gayrimenkul sektörü açısından temkinli ancak dengelenmenin hissedilmeye başladığı bir dönem oldu. Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikası ve yüksek faiz oranları, özellikle konut satışlarında beklenen hareketliliğin oluşmasını geciktirdi. Buna rağmen Bursa, güçlü sanayi yapısı, sürekli göç alan yapısı ve gelişen yaşam alanlarıyla yatırımcıların ilgisini koruyan şehirlerden biri olmayı sürdürdü.
Üyelerimizden aldığımız geri bildirimler, yatırım amaçlı alımlarda bekleme eğiliminin öne çıktığını, buna karşın oturum amaçlı konut talebinin tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor. Özellikle nitelikli konut projeleri, ticari gayrimenkuller ve gelişim potansiyeli bulunan bölgelerde satışlar belirli bir seviyede devam etti. Gayrimenkul, uzun vadede güvenli yatırım aracı olma özelliğini koruyor.
Sektörümüzün en önemli gündemi finansmana erişim oldu. Konut kredisi faizlerinin yüksek seyretmesi hem alıcıların hem de yatırımcıların kararlarını ertelemesine neden oldu. Bunun yanında inşaat maliyetlerindeki artış, yeni konut fiyatlarını yukarı taşırken, alım gücündeki zayıflama satış hızını olumsuz etkiledi.
Emlak sektöründe faaliyet gösteren üyelerimiz ayrıca piyasanın daha öngörülebilir bir yapıya kavuşmasını bekliyor. Gayrimenkul alım satımında güven ortamının güçlenmesi, krediye erişimin kolaylaşması ve yatırımcı beklentilerinin netleşmesi sektörün yeniden ivme kazanması açısından büyük önem taşıyor. Bununla birlikte dijital pazarlama, kurumsal danışmanlık ve profesyonel hizmet anlayışına yatırım yapan firmaların bu süreçten daha güçlü çıktığını da görüyoruz.
Yılın ikinci yarısında en büyük beklentimiz, finansal koşulların kademeli olarak normalleşmesiyle birlikte gayrimenkul piyasasında ertelenen talebin yeniden devreye girmesidir. Faiz oranlarında yaşanabilecek iyileşmenin hem konut satışlarına hem de ticari gayrimenkul yatırımlarına olumlu yansıyacağını düşünüyoruz.
Bursa'nın planlı kentleşme anlayışıyla büyümesi, ulaşım yatırımlarıyla yeni gelişim bölgelerinin oluşturulması ve kentsel dönüşüm projelerinin hız kazanması gayrimenkul sektörünü de doğrudan destekleyecektir. Bunun yanında tapu ve satış süreçlerinde dijitalleşmenin yaygınlaştırılması, konut finansmanına yönelik yeni modeller geliştirilmesi ve yatırımcı güvenini artıracak istikrarlı ekonomik politikaların sürdürülmesi, sektörümüzün yeniden güçlü bir büyüme sürecine girmesine önemli katkı sağlayacaktır.





