GÜNDEM

Kadın mühendisler değişimde öncü

Yeni çağda kadın mühendisler; yapay zekayı yöneten, büyük veriyi çözen ve topluma yön veren liderler haline geliyor. Bursa iş dünyasının başarılı kadın liderleri bu yeni dönemde kadın mühendislerin önemini anlattı. Biz de Ekohaber olarak bu değerli görüşleri sayfamıza taşıdık.

Geleceği inşa ederken toplumun yarısını oluşturan kadınları unutmamak gerekiyor. Kadınların bilgi ve potansiyeli kullanılmazsa, büyük bir güç kaybediliyor. Bu yüzden kadın mühendislerin her kademede eşit haklarla liderlik etmesi büyük önem taşıyor. Kadınların elinin değdiği bir teknoloji dünyası, hepimiz için çok daha güçlü ve daha sürdürülebilir bir gelecek anlamına geliyor.

Küresel pazarda yaşanan teknolojik devrim, sanayide iş yapış modellerini kökten değiştirirken, mühendislik disiplinlerinde de yeni kriterleri beraberinde getiriyor. Üretim sistemlerinde, fabrikalardan AR-GE merkezlerine kadar her alanda kadın mühendislerin analitik düşünme becerileri, kriz yönetimi yetenekleri ve iş birliği odaklı yaklaşımları kritik bir katma değer sağlıyor. Yapay zekâ ve otomasyon sistemlerinin geleneksel iş süreçlerini devraldığı yeni zamanda insan odaklı stratejiler ve yenilikçi vizyonlar iş dünyasındaki rekabetin belirleyici unsuru olarak öne çıkıyor. Bursa'nın sanayi vizyonuna ve teknolojik dönüşümüne yön veren kadın mühendislerin karar alma mekanizmalarında daha fazla rol üstlenmesi bir zorunluluk olarak değerlendiriliyor.

Ülfet Öztürk

TÜMKAD Kurucu Başkanı

Endüstri Mühendisi

Kadın mühendisler daha görünür olmalı

Mühendislik zamanın en büyük dönüşümlerinden birini yaşıyor. Artık yalnızca bir ürünü tasarlayan değil; veriyi analiz eden, yapay zekâyı kullanan, sürdürülebilirliği gözeten ve insan odaklı çözümler geliştiren bir mühendislik anlayışına geçiyoruz. Yapay zekâ birçok işi hızlandırıyor olsa bile doğru soruları sormak, karmaşık problemleri çözmek ve geleceği tasarlamak hâlâ insanın ve mühendislik zekâsının işi. Bu noktada kadın mühendislerin rolü son derece önemli. Çünkü çeşitliliğin fazla olduğu üretici ekiplerde daha yenilikçi, daha yaratıcı ve daha başarılı sonuçlar elde edildiğini biliyoruz.

Disiplinler arası düşünme, iletişim kurabilme, ekipleri ortak hedefte buluşturabilme ve farklı bakış açılarını değerlendirebilme becerileri her geçen gün daha fazla önem kazanıyor. Bu bağlamda Kadın mühendisler özellikle empati kurabilme, bütünsel bakış açısı geliştirebilme, iş birliği kültürünü güçlendirme ve karmaşık problemlere çok boyutlu yaklaşabilme konularında önemli katkılar sunuyor.

Kadın mühendislerin yapay zekâ uygulamaları, dijital dönüşüm liderliği, sürdürülebilirlik projeleri ve teknoloji girişimciliği alanlarında daha görünür olmaları gerekiyor. Bugün kadın mühendisler yalnızca mevcut sistemleri yönetmeye değil, yeni sistemler tasarlamaya hazırlanıyor. Bu nedenle geleceğin teknolojilerini üreten şirketlerin yönetim kademelerinde çok daha fazla kadın mühendis görmeliyiz.

Mühendislik geleceği inşa etme mesleğidir. Geleceği inşa ederken nüfusun yarısını oluşturan kadınların bilgi, deneyim ve potansiyelinden yeterince yararlanamıyorsak aslında önemli bir gücü de kullanamıyoruz demektir. Teknolojiyi sadece kullanan değil, teknolojiyi üreten, tasarlayan ve dönüştüren tarafta yer almalıyız. Çünkü geleceğin dünyasında yalnızca teknolojiyi kullananlara değil, onu geliştirenlere ihtiyaç olacak. Mühendis kadınların bu dönüşümün en önemli aktörlerinden biri olacağına yürekten inanıyorum. Tüm mühendis kadınların 23 Haziran Dünya Kadın Mühendisler Gününü kutluyorum.

Lale YILDIZ

Gıda Mühendisi

TTI PHARMA İlaç Kurucu Ortak

Geleceği kadın mühendisler belirleyecek

Yapay zekâ, otomasyon ve dijital dönüşüm, mühendislik mesleğini köklü bir şekilde dönüştürüyor. Geçmişte mühendislerden öncelikle teknik bilgiye hâkim olmaları beklenirdi. Oysa bugün bunun yanında veri analizi yapabilen, süreçleri optimize eden, dijital teknolojileri kullanabilen, farklı disiplinlerle iş birliği kurabilen ve değişime hızla uyum sağlayabilen profesyoneller olmaları da gerekiyor.

Yapay zekâ ve otomasyon, rutin ve tekrarlayan işleri üstlenirken, mühendislerin katma değeri yaratıcılık, yorumlama, inovasyon ve karmaşık problemlere çözüm üretme becerilerinde daha fazla öne çıkacak.

Bu dönüşüm sürecinde kadın mühendislerin önemli bir rol üstlendiğini düşünüyorum. Kadınlar analitik düşünceyi iletişim, iş birliği ve çok boyutlu değerlendirme becerileriyle birleştirerek teknolojinin insan ve toplum yararına kullanılmasına değerli katkılar sağlıyor. Günümüzde kadın mühendisler yalnızca teknik ekiplerde değil, Ar-Ge, inovasyon, üretim yönetimi ve teknoloji liderliği gibi alanlarda da giderek daha görünür hale geliyor.

Ben geleceğin mühendisliğini, teknolojiyi insan odaklı bir vizyonla şekillendiren mühendislerin yöneteceğine inanıyorum. Bu nedenle kadın mühendisler yalnızca geleceğin bir parçası değil, geleceğin yönünü belirleyen aktörleri olacaktır.

Günümüz mühendisliği disiplinler arası düşünmeyi, farklı bakış açılarını bir araya getirmeyi ve sürdürülebilir çözümler geliştirmeyi gerektiriyor. Kadın mühendislerin empati kurabilme, ekip çalışmasına yatkınlık, detaylara hakimiyet ve çok yönlü düşünme becerileri bu süreçlerde önemli avantajlar sağlıyor.

Kadınların mühendislik ekosisteminde daha fazla yer alması, problemlerin daha geniş bir perspektifle değerlendirilmesine ve daha kapsayıcı çözümler geliştirilmesine olanak sağlıyor.

Geleceğin mühendisliği; teknoloji ile insanı, verimlilik ile sürdürülebilirliği, bilim ile yaratıcılığı buluşturabilen mühendislerin omuzlarında yükselecek. Mühendisler, belirsizliklerin bulunduğu durumlarda geçmiş deneyimlerini, sezgilerini ve muhakeme yeteneklerini kullanarak karar verir; geliştirdikleri ürünlerin ve sistemlerin insan sağlığına, çevreye ve topluma etkilerini dikkate alırlar. Bunları, yapay zekâ ile ayrıştığımız en kritik başlıklardan biri olarak gösterebiliriz.

Gelecekte mühendis ile yapay zekâ arasında bir rekabetten çok güçlü bir iş birliği modeli öne çıkacaktır. Yapay zekâ hesaplama, analiz ve hız konusunda büyük avantaj sağlarken; mühendisler yaratıcılık, etik sorumluluk, liderlik, stratejik düşünme ve nihai karar verme yetkinlikleriyle değer yaratmaya devam edecektir. Aslında geleceğin en başarılı mühendisleri, yapay zekânın yapabildiklerini bilen ve onu kendi uzmanlıklarıyla birleştirerek daha güçlü sonuçlar üretebilen mühendisler olacaktır.

Kadın mühendislerin, sahip oldukları yetkinlikler ve farklı bakış açılarıyla, ne kadar büyük problem ve stres altında olurlarsa olsunlar, hepsini eşzamanlı omuzlayabilecek ve bu yüklerle beraber çözüm için ilerleyebilecek kararlılık ve dirayeti gösterebilmeleri sebebiyle, bu dönüşümün önemli aktörleri arasında yer alacağı kesin.

Önümüzdeki dönemde yapay zekâ uygulamaları, veri analitiği, biyoteknoloji, sürdürülebilir üretim sistemleri, yenilenebilir enerji teknolojileri ve sağlık teknolojilerinin ön plana çıkacağını düşünüyorum. Kadın mühendislerin özellikle insan yaşamına doğrudan dokunan bu alanlarda daha fazla söz sahibi olacağına inanıyorum.

Benim faaliyet gösterdiğim takviye edici gıda sektöründe de sürdürülebilirlik, kalite yönetimi, izlenebilirlik ve kişiselleşen ürün geliştirme süreçlerinde teknoloji kullanımı hızla artıyor. Bu alanlarda kadın mühendislerin hem teknik uzmanlıkları hem de süreç yönetimi becerileriyle önemli katkılar sunduklarını görüyoruz.

Önemli olan, kadınların bu alanlarda yalnızca çalışan olarak değil, karar verici, girişimci ve lider olarak da daha fazla yer almalarını sağlayacak ortamların oluşturulmasıdır.

1995 yılında ODTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü'nden mezun oldum. Sanayinin içinde yer alan bir mühendis, girişimci ve yönetici olarak mühendisliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda topluma değer üretme sorumluluğu taşıyan bir yaşam biçimi olduğuna inanıyorum.

Gelecekte mühendis ile yapay zekâ arasında bir rekabetten çok güçlü bir iş birliği modeli öne çıkacaktır. Yapay zekâ hesaplama, analiz ve hız konusunda büyük avantaj sağlarken; mühendisler yaratıcılık, etik sorumluluk, liderlik, stratejik düşünme ve nihai karar verme yetkinlikleriyle değer yaratmaya devam edecektir. Aslında geleceğin en başarılı mühendisleri, yapay zekânın yapabildiklerini bilen ve onu kendi uzmanlıklarıyla birleştirerek daha güçlü sonuçlar üretebilen mühendisler olacaktır.

Bugün kadın mühendislerin başarı hikâyeleri genç kızlarımız için de önemli rol modeller oluşturuyor. Bununla beraber kadınların mühendislikte daha güçlü temsil edilmesi için eğitimden iş yaşamına kadar fırsat eşitliğini destekleyen uygulamaların sürdürülmesi gerekiyor.

23 Haziran Dünya Kadın Mühendisler Günü dolayısıyla, ülkemizin kalkınmasına, sanayisine, teknolojisine ve bilimsel gelişimine katkı sunan tüm kadın mühendisleri kutluyor; geleceği şekillendiren projelerde daha fazla kadın lider görmeyi diliyorum.

Dilara Korgavuş Sönmez

Ünver Group Fabrika Md.
Endüstri Mühendisi

Teknik bilginin yanında yaratıcılık da önemli

Bence mühendislik artık sadece teknik bilgiyle yapılan bir meslek olmaktan çıktı. Yapay zekâ, otomasyon ve dijitalleşme sayesinde mühendislerden veriyi yorumlamaları, süreçleri geliştirmeleri ve stratejik kararlar almaları da bekleniyor. Kadın mühendislerin bu dönüşümde önemli bir rolü olduğunu düşünüyorum. Farklı bakış açıları, güçlü iletişim becerileri ve ekip yönetimindeki yaklaşımları sayesinde hem teknik hem de yönetsel alanlarda değer yaratıyorlar. Özellikle son yıllarda kadınların liderlik pozisyonlarında daha görünür olması, sektörümüz adına oldukça sevindirici bir gelişme.

Bugünün mühendislik dünyasında teknik bilgi kadar yaratıcılık, uyum sağlama ve problem çözme becerileri de önem taşıyor. Ben kadın mühendislerin özellikle farklı bakış açılarını bir araya getirme, detayları görebilme ve çözüm odaklı yaklaşım geliştirme konularında güçlü katkılar sunduğunu düşünüyorum. Üretim ortamında birçok sorunun çözümü sadece teknik değil, aynı zamanda doğru iletişim ve ekip çalışması gerektiriyor. Bu noktada kadın mühendislerin önemli bir fark yarattığına inanıyorum.

Önümüzdeki dönemde yapay zekâ, veri analitiği, sürdürülebilir üretim ve enerji verimliliği gibi alanların daha da ön plana çıkacağını düşünüyorum. Kadın mühendislerin özellikle bu alanlarda ve teknoloji yönetiminde daha fazla söz sahibi olacağına inanıyorum. Geleceğin mühendisliği sadece teknoloji üretmeyi değil, aynı zamanda sürdürülebilir ve insan odaklı çözümler geliştirmeyi gerektiriyor. Bu nedenle kadınların hem teknik uzmanlıklarıyla hem de liderlik becerileriyle dönüşümün önemli aktörlerinden biri olacağını düşünüyorum.

Neslihan Özkayan Er
Ermaksan Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı

Detaycılık önemli gücümüz

Yapay zekâ, otomasyon ve dijital dönüşüm, mühendisliği daha analitik ve daha stratejik bir noktaya taşıyor. Artık mühendislik yalnızca teknik çözüm üretmek değil; veriyi doğru okumak, süreçleri öngörmek ve sürdürülebilir sistemler tasarlamak anlamına geliyor. Kadın mühendisler de farklı bakış açıları, güçlü iletişim becerileri, detaylara verdikleri önem ve çözüm odaklı yaklaşımlarıyla bu dönüşümün önemli aktörleri arasında yer alıyor.

Şimdi ki mühendislik anlayışında teknik bilgi kadar yaratıcılık, problem çözme ve inovasyon becerileri de belirleyici hale geldi. Kadın mühendislerin analitik düşünceyi empati, detaycılık ve ekip çalışmasıyla birleştirebilmesi önemli bir güç. Özellikle Ar-Ge, ürün geliştirme, dijitalleşme ve sürdürülebilir üretim süreçlerinde bu çok yönlü yaklaşım, daha yenilikçi ve kalıcı çözümlerin ortaya çıkmasına katkı sağlıyor.

Gelecekte mühendislik alanında yapay zekâ, veri analitiği, robotik otomasyon, akıllı üretim sistemleri, enerji verimliliği ve sürdürülebilir teknolojiler daha fazla öne çıkacak. Kadın mühendislerin bu alanlarda daha görünür olacağına ve karar alma süreçlerinde daha güçlü roller üstleneceğine inanıyorum. Yeni dönemde mühendislik yalnızca teknolojiyi geliştirmeyi değil, bu teknolojinin insana, çevreye ve topluma nasıl değer katacağını da düşünmeyi gerektiriyor.

Mühendislik, geleceği şekillendiren en önemli meslek alanlarından biri. Bu geleceğin daha güçlü, daha sürdürülebilir ve daha yenilikçi olabilmesi için kadınların bu meslek alanında daha fazla yer alması büyük önem taşıyor. Kadınların bu alanlarda cesaretlendirilmesi, rol modellerin görünür hale gelmesi ve fırsat eşitliğinin güçlenmesi, sanayimizin geleceği açısından çok kıymetli. Dünya Kadın Mühendisler Günü’nün bu anlamda farkındalık yaratmasını ve yeni nesillere ilham olmasını diliyorum.

Zuhal Aslı Saka

BUİKAD YKB

Dönüşümde kadınların rolü önemli

Mühendislik artık yalnızca hesap yapan, proje üreten veya teknik çözümler geliştiren bir meslek olmaktan çıktı. Günümüzde mühendisler; veriyi yorumlayan, yapay zekâ araçlarını kullanan, disiplinler arası ekipleri yöneten ve toplumsal ihtiyaçlara çözüm üreten stratejik liderler haline geliyor. Dijital dönüşüm, mühendislikte rutin işleri azaltırken analiz, karar verme ve yenilik üretme becerilerini daha değerli hale getiriyor. Bu dönüşüm sürecinde kadın mühendislerin rolü son derece önemli. Farklı bakış açıları, kapsayıcı yaklaşımları ve güçlü iletişim becerileri sayesinde teknoloji ve inovasyon süreçlerine önemli katkılar sunuyorlar. Daha fazla kadının mühendislik alanında yer alması, geliştirilen çözümlerin toplumun tüm kesimlerini kapsamasını ve daha sürdürülebilir sonuçlar üretmesini sağlıyor.

Mühendislikte teknik yeterlilik tek başına yeterli değil. Karmaşık problemlere farklı açılardan bakabilmek, ekip çalışmasını yönetebilmek ve yenilikçi çözümler geliştirebilmek büyük önem taşıyor. Kadın mühendisler özellikle analitik düşünce ile empatiyi bir araya getirebilme, detaylara hâkimiyet, güçlü iletişim ve iş birliği kültürü oluşturma konularında önemli katkılar sağlıyor. Ayrıca değişen ihtiyaçları doğru okuyabilmeleri ve kullanıcı odaklı çözümler geliştirebilmeleri, inovasyon süreçlerinde önemli bir avantaj yaratıyor. Çeşitliliğin arttığı ekiplerde daha yaratıcı ve başarılı sonuçlar elde edildiğini gösteren birçok araştırma da bunu destekliyor.

Önümüzdeki dönemde yapay zekâ, veri analitiği, akıllı şehirler, sürdürülebilir enerji sistemleri, çevre teknolojileri, biyoteknoloji, dijital üretim ve yeşil dönüşüm alanlarının hızla büyüyeceğini düşünüyorum. Kadın mühendislerin özellikle sürdürülebilirlik odaklı projelerde, çevresel ve sosyal etkileri birlikte değerlendiren yaklaşımlarıyla daha fazla liderlik üstleneceklerine inanıyorum. Bunun yanında yapay zekâ etiği, insan merkezli teknoloji tasarımı, akıllı kent uygulamaları ve dijital dönüşüm süreçlerinde de kadınların etkisinin giderek artacağını öngörüyorum. Geleceğin mühendisliği yalnızca teknoloji üretmek değil, teknolojiyi insan ve çevre yararına yönlendirmek olacak. Bu noktada kadınların katkısı çok değerli.

Dünya Kadın Mühendisler Günü, yalnızca kadın mühendislerin başarılarını kutlamak için değil, aynı zamanda genç kızların bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarına yönelmesini teşvik etmek için de önemli bir fırsattır. Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, kadınların mühendislikte var olmasını konuşmaktan çok, mühendisliğin her kademesinde eşit fırsatlarla liderlik edebilmelerini sağlamaktır. Kadınların bilgi, yetkinlik ve vizyonlarıyla şekillenen bir mühendislik ekosistemi; daha yenilikçi, daha sürdürülebilir ve daha güçlü bir gelecek anlamına gelecektir. Tüm kadın mühendislerin 23 Haziran Dünya Kadın Mühendisler Günü’nü kutluyor, üreten, geliştiren ve geleceği tasarlayan tüm kadınlara teşekkür ediyorum.

Sabriye ŞEN

BALKANTÜRKSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Kadın mühendisler küresel rekabeti arttıracak

Mühendislik bana göre rekabet gücünü artıran, dijital dönüşümü yöneten ve sürdürülebilir büyümeye yön veren stratejik bir meslek haline gelmiştir. Kadın mühendisler olarak biz farklı bakış açıları ve liderlik yetkinlikleriyle bu dönüşümün önemli paydaşları arasında yer almaktayız.

Bizler analitik düşünme, iletişim, ekip yönetimi ve çözüm odaklı yaklaşımlarıyla inovasyon süreçlerine önemli değer katıyoruz Günümüzde iş dünyasının ihtiyaç duyduğu çok yönlü bakış açısı ve iş birliği kültürünün güçlenmesinde kadın mühendislerimizin rolü her geçen gün daha görünür hale geliyor.

Yapay zekâ, veri analitiği, sürdürülebilir üretim, yeşil dönüşüm, savunma sanayii ve ileri teknoloji uygulamalarında kadın mühendislerin daha etkin rol üstleneceğine inanıyorum. Özellikle teknoloji odaklı girişimcilik ve AR-GE ekosisteminde kadınların artan temsili, ülkemizin küresel rekabet gücüne önemli katkılar sağlayacaktır.

BALKANTÜRKSİAD olarak iş dünyasında girişimciliği, inovasyonu ve uluslararası iş birliklerini destekleyen çalışmalar yürütüyoruz. Kadın mühendislerin yalnızca teknik alanlarda değil, teknoloji tabanlı girişimlerde, şirket yönetimlerinde ve karar alma mekanizmalarında daha fazla yer almasını; sürdürülebilir kalkınma ve güçlü bir ekonomi için stratejik bir gereklilik olarak görüyoruz. Üretimde, teknolojide ve girişimcilikte kadınların güçlenmesi, ülkemizin geleceğine yapılacak en değerli yatırımlardan biridir.

Büşra Demiroğlu Okur

Çevre Mühendisi

Burçak Metal Genel Müdürü

Başarı cinsiyetle değil emekle şekillenir

Üretim sektöründe faaliyet gösteren bir şirketin yöneticisi olarak, mühendislik mesleğinin son yıllarda çok hızlı bir dönüşüm geçirdiğine tanıklık ediyorum. Artık mühendislik geleceği tasarlayan bir yapıya dönüştü. Yapay zekâ ve otomasyon birçok süreci hızlandırırken, insanın yaratıcılığına ve stratejik bakış açısına olan ihtiyaç da aynı ölçüde arttı.

Bu dönüşümde kadın mühendislerin rolünü son derece önemli buluyorum. Kadınların mühendislikte daha fazla yer alması, farklı bakış açılarını ve yeni çözüm yöntemlerini beraberinde getiriyor. Bugün teknoloji ve sanayinin geleceğini şekillendiren projelerde kadın mühendislerin etkisini her geçen gün daha fazla görüyoruz.

Günümüzde rekabet avantajı sağlayan unsur yalnızca bilgi değil, bilgiyi yenilikçi çözümlere dönüştürebilme becerisidir. Kadın mühendisler; analitik düşünme yetenekleri, detaylara gösterdikleri özen, güçlü iletişim becerileri ve ekip çalışmasına yatkınlıklarıyla bu dönüşüme önemli katkılar sunuyor.

Özellikle karmaşık problemlerin çözümünde farklı perspektiflerin bir araya gelmesi büyük değer yaratıyor. Kadınların mühendislik ekiplerinde daha fazla yer almasının inovasyonu desteklediğine ve daha sürdürülebilir sonuçlar ortaya çıkardığına inanıyorum. Başarılı mühendislik projelerinin temelinde çeşitlilik ve ortak akıl vardır.

Önümüzdeki dönemde yapay zekâ, akıllı üretim sistemleri, veri teknolojileri, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilir üretim uygulamaları mühendisliğin en önemli çalışma alanları olacak. Özellikle sanayide verimlilik, enerji yönetimi ve çevresel sürdürülebilirlik konuları her zamankinden daha fazla önem kazanıyor.

Kadın mühendislerin bu alanlarda yalnızca teknik uzman olarak değil, karar verici ve lider pozisyonlarda da daha görünür olacağını düşünüyorum. Ar-Ge merkezlerinden teknoloji yönetimine, dijital dönüşüm projelerinden sürdürülebilirlik stratejilerine kadar birçok alanda kadınların daha güçlü şekilde yer alacağı bir döneme giriyoruz. Bunun hem sektörümüzün gelişimi hem de ülkemizin rekabet gücü açısından çok değerli olduğuna inanıyorum.

Mühendislikte başarı cinsiyetle değil; bilgi, emek, vizyon ve kararlılıkla şekillenir. Geleceğin mühendislik dünyasında kadınların daha fazla söz sahibi olması, daha güçlü bir gelecek inşa etmemize katkı sağlayacaktır.

Rumeysa Okumuş Karagök
Kayra Yemek Gıda Mühendisi - Kalite Güvence Sorumlusu

Kadın mühendislerimiz daha da güçlenecek

Yapay zekâ, otomasyon ve dijitalleşme, mühendislik mesleğini yeniden şekillendiriyor. Günümüzde mühendislerden verileri doğru yorumlamaları, süreçleri geliştirmeleri ve değişen teknolojilere hızla uyum sağlamaları da bekleniyor. Gıda sektöründe üretimden kalite kontrol süreçlerine, izlenebilirlikten gıda güvenliğine kadar pek çok alanda dijital teknolojilerin etkisini görüyoruz. Bu nedenle mühendislik artık sadece teknik uzmanlık değil; analiz, yenilikçilik ve sürekli öğrenmeyi de gerektiren bir meslek haline geldi.

Kadın mühendisler ise bu gelişimin önemli bir parçasıdır. Detaylara gösterdikleri özen, güçlü iletişim becerileri ve çözüm odaklı yaklaşımları sayesinde hem teknik ekiplerde hem de yönetsel pozisyonlarda değerli katkılar sunmaktadırlar. Son yıllarda kadınların mühendislik alanındaki görünürlüğünün artması sektör adına önemli bir kazanımdır. Gelecekte kadın mühendislerin bilgi, emek ve liderlikleriyle üretim ve teknoloji dünyasında çok daha güçlü şekilde yer alacağına inanıyorum.

Mühendislikte başarılı sonuçlar elde etmek için teknik bilgi kadar sahayı doğru okuyabilmek, değişen koşullara hızlı uyum sağlayabilmek ve farklı paydaşları ortak bir hedef etrafında buluşturabilmek de gerekiyor. Kadın mühendislerin bu noktada önemli katkılar sunduğunu düşünüyorum. Özellikle ekip koordinasyonu, süreç takibi ve detay gerektiren konulardaki disiplinli yaklaşımları, projelerin daha etkin yönetilmesine destek oluyor.

Gıda sektöründe üretim, kalite, tedarik ve müşteri beklentileri gibi birçok unsurun aynı anda yönetilmesi gerekiyor. Bu nedenle teknik bilgiyle birlikte organizasyon becerisi ve güçlü bir sorumluluk bilinci de büyük önem taşıyor. Kadın mühendislerin teknik yetkinlikleriyle birlikte süreç yönetimi ve koordinasyon becerileri, sektörün gelişimine ve iş süreçlerinin daha etkin yürütülmesine önemli katkılar sağlıyor.

Dr. Gül Çiçek Zengin Bintaş

Akademisyen ve Teknoloji Girişimcisi

Mubitek Genel Müdürü ve Ortağı

Teknoloji geliştiren kadın mühendisler artacak

Mühendislik veriyi yöneten, dijital sistemleri kurgulayan ve teknolojik dönüşüme liderlik eden bir meslek haline geldi. Yapay zekâ rutin işleri üstlenirken; yaratıcılık, stratejik düşünme ve inovasyon daha değerli hale geliyor. Kadın mühendisler bu dönüşümde önemli bir aktör.

Günümüz mühendisliği disiplinler arası düşünmeyi ve iş birliğini gerektiriyor. Kadın mühendisler analitik düşünme, iletişim, ekip çalışması ve çok yönlü problem çözme becerileriyle inovasyon süreçlerine önemli katkılar sağlıyor. Farklı bakış açıları daha güçlü çözümler ortaya çıkarıyor.

Yapay zeka, yazılım, veri analitiği, sürdürülebilir üretim, enerji teknolojileri ve sağlık teknolojileri kadın mühendislerin daha fazla söz sahibi olacağı alanlar olacak. Ayrıca teknoloji geliştiren, girişimcilik yapan ve karar verici pozisyonlarda yer alan kadın mühendislerin sayısının artacağını düşünüyorum.

Türkiye'nin teknoloji üreten ve rekabet gücü yüksek bir ülke olması için daha fazla kadın mühendise ihtiyacımız var. Genç kızlarımızın bilim ve mühendislik alanlarına yönelmesini desteklemek, geleceğe yapılacak en değerli yatırımlardan biridir. Kadın mühendislerin geleceğin teknolojilerini şekillendirmede çok daha görünür ve etkili olacağına inanıyorum.

Semanur YAYLALIOĞLU

TÜMKAD Akademi Komisyon Başkanı
Biyosistem Mühendisi / Satış Yöneticisi

Yapay zekâ mühendislik adına bir devrimdir

Yapay zekâ ve dijital dönüşüm, mühendislik mesleğini daha da anlamlı hâle getiren güçlü bir teknolojik devrimdir. Mühendislerden yalnızca teknik bilgiye sahip olmaları değil, aynı zamanda teknolojiyi etkin şekilde kullanarak stratejik ve yenilikçi çözümler geliştirmeleri beklenmektedir. Bu nedenle değişime uyum sağlayabilen ve sürekli öğrenmeyi benimseyen mühendisler, iş dünyasında önemli bir rol üstlenecektir. Özellikle teknolojik gelişmeleri yakından takip etmek, mühendislerin araştırmacı ve yenilikçi kimlikleriyle doğrudan örtüşmektedir.

Mühendislik için artık düşünme, yaratıcılık, etkili iletişim ve problem çözme becerileri de büyük önem taşımaktadır. Kadın mühendislerin olaylara bütünsel bir bakış açısıyla yaklaşarak problemleri farklı boyutlarıyla değerlendirebilmesi ve çözüm odaklı hareket edebilmesi, bu dönüşüm sürecinde öne çıkan güçlü yönler arasında yer almaktadır. Dijital dönüşümle birlikte mühendislik, yalnızca çözüm üretmeyi değil, aynı zamanda problemleri doğru tanımlamayı ve teknolojilerle etkili bir şekilde iletişim kurmayı da gerektirmektedir. Özellikle yapay zekâ çağında doğru soruları sormak ve ihtiyaçları net bir şekilde ifade etmek kritik bir yetkinlik hâline gelmiştir. Bu noktada kadın mühendislerin güçlü iletişim becerileri ve problem tanımlama konusundaki yetkinlikleri, yenilikçi ve etkili çözümlerin geliştirilmesine önemli katkılar sunmaktadır.

Yeni dönemde kadın mühendislerin özellikle karar alma mekanizmasında daha fazla sorumluluk üstlenebileceğini düşünüyorum. Robotik sistemlerin yazılım yönetiminden insan ve proje yönetimine kadar birçok alanda, bütünsel bakış açısı ve farklı senaryoları değerlendirebilme yetkinliği bu rollerle güçlü bir uyum göstermektedir. Bununla birlikte üretim, kalite ve operasyon gibi teknik süreçlerde de dijital dönüşüme hızlı uyum sağlayarak verimliliği artıran kadın mühendisler, teknolojinin sunduğu imkânlarla birlikte kendi potansiyellerini daha etkin şekilde ortaya koyabileceklerdir.

Kadın mühendislerin güçlenmesini ve mesleki gelişimlerini TÜMKAD olarak her zaman desteklediğimizi özellikle vurgulamak isterim. Benzer hikâyeleri paylaşan kadınlar olarak, birlikte hareket ettiğimizde çok daha güçlü olduğumuzu ve bu büyük teknoloji devriminde ancak dayanışma ile ilerleyebileceğimizi düşünüyorum. Kendimizi doğru şekilde ifade ederek ve yetkinliklerimizi görünür kılarak, hak ettiğimiz rollerde yer alacağımıza ve bu süreci hep birlikte daha ileriye taşıyacağımıza gönülden inanıyorum.

Berna Öztürk Rodoplu

Endüstri Mühendisi

Gökçelik Kalite Müdürü

Kadın mühendislere tüm sektörlerde ihtiyaç var

Mühendislikte analitik düşünce, veri analizi, sıfır hata, verimlilik artışı konuları önemlidir. Otomasyon sistemlerinin sağladığı doğru ve sağlıklı veriler ile mühendislik yetkinlikleri bir araya geldiğinde; kurumlar için misyon edilmiş standartlara erişmek mevcut kaynaklar verimli kullanıldığı müddetçe daha kolay hale gelmektedir. Dolayısıyla, mühendislik mesleği ile teknolojik alt yapıların bileşenleri iç içe geçmiş kümelerden oluşmaktadır. Bu çalışmalarla birlikte; kadın mühendislerin günlük hayatlarında her alanda aktif rol alarak birçok sorumluluğu üstleniyor olmaları, onlara objektif bir öngörü yeteneği kazandırmaktadır. Bu özelliğin getirdiği tecrübe, yetkinlik, çok yönlü beceriler ve süreçlere kattıkları değerler ele alındığında da kadın mühendislerin tüm sektörlerde giderek daha fazla ihtiyaç duyulan profesyoneller olduğu bir gerçektir.

Kadınlar doğası gereği süreçleri yürütürken sahip oldukları bazı yetenekleri sayesinde duygularını da olaylara dahil ettiği için bu onlara hem çok yönlü bir analiz ve mukayese yeteneği kazandırıyor hem de proaktif yaklaşımla doğru kararlar almalarını sağlıyor.

Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte değişen şartlara ayak uydurabilmek için daha fazla inovasyonun hayatımıza girmesi kaçınılmaz. Organizasyonları bir bütün yapan ekiplerdir, ekipler de sosyal bir varlık olan insan topluluklarından oluştuğu için özellikle kadın mühendislerin sahip olduğu analitik beceri, empati, pratik zekâ sayesinde yapay zekâ etiği, yönetsel faaliyet alanları, yalın ve verimli süreç yönetimleri, sürdürülebilirlik ve akıllı teknolojilerin bulunacağı alanlarda önemli roller üstleneceklerini düşünüyorum.

İnsanın olduğu her yerde duygular, duyguların olduğu her yerde iletişim, iletişimin olduğu her yerde hareket, hareketin olduğu her yerde faaliyet, faaliyetlerin olduğu her yerde süreçler, süreçlerin olduğu her yerde de onları geliştiren, iyileştiren, optimize eden ve geleceğe taşıyan mühendisler vardır.

Arziye Bulduk

Gökçelik Üretim ve Planlama Mühendisi

Mühendislikte farklı bakış açıları önemli

Mühendislik artık yalnızca teknik hesaplamalar yapan veya üretim süreçlerini takip eden bir meslek olmaktan çıkıyor. Yapay zekâ, otomasyon ve dijitalleşmenin etkisiyle mühendislerden veriyi doğru analiz etmeleri, süreçleri iyileştirmeleri ve işletmeye katma değer sağlayacak çözümler geliştirmeleri bekleniyor. Günümüzde mühendislik, teknik bilgi ile birlikte stratejik düşünme ve sürekli gelişimi de gerektiriyor. Bu dönüşümde kadın bir mühendis olarak önemli bir rol üstlendiğimizi düşünüyorum. Farklı bakış açılarımız, ekip çalışmasına yatkınlığımız ve detay odaklı yaklaşımlarımız sayesinde dijital dönüşüm süreçlerine değerli katkılar sağladığımızı düşünüyorum. Mühendislikte çeşitliliğin artması, daha yenilikçi ve sürdürülebilir çözümlerin ortaya çıkmasına da destek oluyor.

Yeni zamanda mühendislik problemleri çoğu zaman tek bir doğru cevaba sahip değil. Bu nedenle farklı bakış açıları geliştirebilmek, değişen koşullara hızlı uyum sağlayabilmek ve yenilikçi çözümler üretebilmek büyük önem taşıyor. Kadın mühendislerin güçlü iletişim becerileri, detaylara verdikleri önem, ekip koordinasyonuna katkıları ve çok yönlü düşünme yetenekleri bu süreçlerde önemli avantajlar sağlıyor. Özellikle süreç iyileştirme, kalite yönetimi ve inovasyon çalışmalarında bu özelliklerin işletmelere değer kattığını düşünüyorum. Teknik bilgiyle birlikte insan ve süreç odaklı bakış açısının birleşmesi, daha verimli ve sürdürülebilir sonuçlar elde edilmesini sağlıyor.

Kadın mühendislerin yapay zekâ, veri analitiği, sürdürülebilir üretim teknolojileri, enerji verimliliği, malzeme geliştirme ve akıllı üretim sistemleri gibi alanlarda daha fazla söz sahibi olacağını düşünüyorum. Özellikle sürdürülebilirlik odaklı projelerde teknik bilgi ile çevresel ve ekonomik etkilerin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Bu nedenle kadın mühendislerin yalnızca teknik görevlerde değil, proje yönetimi, süreç geliştirme ve liderlik pozisyonlarında da daha fazla yer alacağını düşünüyorum. Geleceğin mühendislik dünyasında farklı bakış açılarının bir araya gelmesi, teknolojik gelişmelerin daha etkili ve topluma fayda sağlayacak şekilde uygulanmasına katkı sunacaktır.

Mühendislikte başarıyı belirleyen en önemli unsurlardan biri sürekli öğrenmeye açık olmak ve değişime uyum sağlayabilmektir. Teknolojinin hızla geliştiği günümüzde mühendislerin yalnızca mevcut işleri yürütmesi değil, süreçleri sorgulaması, iyileştirmesi ve işletmeye katma değer sağlayacak fikirler geliştirmesi de büyük önem taşımaktadır. Kadınların mühendislik alanında daha görünür olması, genç nesillere ilham vermesi ve karar alma süreçlerinde daha fazla yer alması sektörün gelişimine önemli katkılar sağlayacaktır. Mühendislikte cinsiyetten bağımsız olarak bilgi, emek, üretkenlik ve değer yaratma ön plana çıkmaktadır. Bu nedenle farklı bakış açılarının desteklendiği çalışma ortamlarının hem kurumlara hem de sektöre önemli kazanımlar sağlayacağına inanıyorum. Mühendislik, yalnızca üretmek değil; geliştirmek, dönüştürmek ve değer katmaktır.

Ezgi Yağmur Öztürk

Çevre Mühendisi

Gökçelik İş Güvenliği ve Çevre Sorumlusu

Sürdürülebilir çözümler üretildiğini görüyoruz

Mühendislik yeni zamanda sadece teknik problemlerle ilgilenen bir meslek alanı değildir. Artık veriyi yorumlayan, süreçleri optimize eden bir role dönüşmüş durumdadır. Yapay zekâ ve dijital dönüşüm sayesinde mühendisler daha fazla analiz ve tasarıma odaklanabilir hale geldiler. Bu dönüşümde kadın mühendisler; farklı bakış açıları, olaylara daha ayrıntılı şekilde bakmaları ve analiz etmeleri ve güçlü iletişim yetkinlikleriyle önemli katkılar sağlıyor. Çeşitlilikle beraber daha yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler üretildiğini görüyoruz.

Günümüzde başarılı mühendislik, teknik uzmanlığın yanı sıra analitik düşünme, yaratıcılık, ekip çalışması ve etkili iletişim becerilerini de gerektiriyor. Kadın mühendisler özellikle farklı perspektiflerden değerlendirme yapabilme, detaylara hakimiyet, empati ve iş birliği kültürünü güçlendirme konularında önemli katkılar sunuyor. Bu özellikler, karmaşık problemlerin çözümünde ve yenilikçi fikirlerin geliştirilmesinde önemli avantajlar sağlıyor.

Sürdürülebilir üretim teknolojileri, enerji verimliliği, çevre yönetimi ve Endüstri 4.0 uygulamaları geleceğin en önemli çalışma alanları arasında yer alıyor. Kadın mühendislerin bu alanlarda daha etkili roller üstleneceğine inanıyorum.

Kadın mühendislerin başarıları yalnızca kadınlar için değil, sektörün gelişimi ve ülkemizin rekabet gücü açısından da büyük önem taşıyor. Daha kapsayıcı ve fırsat eşitliğini destekleyen çalışma ortamları oluşturdukça, mühendislik alanındaki yenilikçi çözümlerin ve başarı hikâyelerinin artacağına inanıyorum. Dünya Kadın Mühendisler Günü vesilesiyle, ülkemizin geleceğine değer katan tüm kadın mühendislerin bu özel gününü kutluyorum.

Sevcan İlici

Yapider YK Başkanı

Gıda Mühendisi

Kadın mühendisler dönüşümde rol alacak

​Mühendislik, yapay zekâ ve akıllı sistemleri yönetme sürecine dönüştü. Bu değişim, fiziksel güçten ziyade stratejik ve esnek düşünmeyi ön plana çıkardığı için kadın mühendislerin sektördeki varlığını daha da kritik hale getiriyor. Kadın mühendisler, dijital dönüşümün sadece birer kullanıcısı değil; çok yönlü bakış açılarıyla bu süreçleri tasarlayan ve yöneten liderler olarak rol alıyor.

Kadın mühendisler; yüksek empati yetenekleri, kriz anlarındaki esneklikleri ve takım çalışmasına yatkınlıklarıyla inovasyon süreçlerine büyük katkı sağladığını düşünüyorum. Teknik bilgiyi detaycılık ve duygusal zekâ ile birleştirmek, karmaşık problemlere daha kapsayıcı ve insan odaklı çözümler üretilmesini bizim için kolaylaştırıyor. Analitik düşünceyi yaratıcılıkla harmanlayan kadın mühendislerimiz mesleğe daha işlevsel ve hayatı kolaylaştıran bir boyut kazandırıyor.

Ben özellikle yapay zekâ etiği, sürdürülebilirlik ve yeşil teknoloji projelerinde kadın mühendislerin çok daha fazla söz sahibi olacağını düşünüyorum. Özellikle Bursa gibi sanayinin kalbi olan bir şehirde, üretimin dönüşmesinde kadın mühendislerimiz öncü rol üstlenecektir.

Mühendisliğin cinsiyeti değil, geleceği inşa eden ortak bir aklı vardır; bu yüzden genç kadın meslektaşlarımın kendi potansiyellerine ve yaratıcılıklarına güvenmelerini çok önemsiyorum. Kadın eli değen her endüstriyel süreç, sadece daha üretken değil, aynı zamanda daha adil ve yaşanabilir bir dünyanın kapısını aralıyor. Başta Bursa’da üreten, değer katan meslektaşlarım olmak üzere, tüm kadın mühendislerin 23 Haziran Dünya Kadın Mühendisler Günü’nü kutluyorum.



Dr. Kader Nikbay Oylum

Bilgisayar Mühendisi

trex Ar- Ge Yöneticisi

Yapay zekayla söz sahibi olacağız
Günümüzde yapay zekâ, otomasyon ve dijital dönüşümün hız kazanmasıyla birlikte birçok meslek gibi mühendislik de önemli bir dönüşüm yaşamaktadır. Bu değişimden en fazla etkilenen alanların başında bilgisayar ve yazılım mühendisliği gelmektedir. Yapay zekâ teknolojileri, özellikle standart ve tekrarlayan yazılım süreçlerinin daha hızlı gerçekleştirilmesine imkân sağlayarak ürün geliştirme sürelerini kısaltmakta ve mühendislerin daha katma değerli çalışmalara odaklanmasına olanak tanımaktadır.

Ancak unutulmaması gereken en önemli nokta, yapay zekânın bir araç olduğudur. Üretilen sonuçların doğrulanması, değerlendirilmesi ve nihai kararın verilmesi hâlâ mühendislik bilgi birikimi ve insan uzmanlığı gerektirmektedir.

Bu dönüşüm sürecinde kadın mühendisler de sahip oldukları analitik düşünme, detaylara gösterdikleri özen, problem çözme yetenekleri ve farklı bakış açılarıyla önemli katkılar sunmaktadır. Mühendislikte çeşitliliğin artması, daha yenilikçi, daha kapsayıcı ve daha sürdürülebilir çözümlerin ortaya çıkmasına katkı sağlamaktadır.

Kadın mühendislerin sahip oldukları detaycı yaklaşım ve farklı bakış açıları, problemlerin çözümünde önemli bir çeşitlilik sağlamaktadır. Aynı konuya farklı açılardan yaklaşabilmek, gözden kaçabilecek ayrıntıları fark edebilmek ve alternatif çözüm yolları geliştirebilmek inovasyonun temel unsurları arasında yer almaktadır.

Kadın mühendisler, analitik düşünme becerileri ve detaylara gösterdikleri özen sayesinde yalnızca mevcut problemlere çözüm üretmekle kalmamakta, aynı zamanda yeni fikirlerin ve yenilikçi yaklaşımların ortaya çıkmasına da katkı sağlamaktadır. Bu özellikler, mühendisliğin artık sadece teknik bilgiyle değil, yaratıcılık, problem çözme ve inovasyon yetkinlikleriyle şekillendiği günümüzde önemli bir değer oluşturmaktadır.

Yapay zekâ ile birlikte kadınların mühendislik alanlarında daha fazla söz sahibi olmaya başladığını görmekteyiz. Özellikle yapay zekâ ve veri analitiği alanlarında üretilen sonuçların anlamlı içgörülere dönüştürülmesi noktasında kadın mühendislerin önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Bunun yanı sıra, teknoloji şirketlerinde ve Ar-Ge organizasyonlarında kadın liderlerin sayısının artmasıyla birlikte, stratejik karar alma süreçlerinde kadınların etkisinin daha da belirginleşeceğini düşünüyorum.

Geleceğin teknolojileri yalnızca teknik bilgiye sahip olmakla sınırlı kalmayacaktır. Yapay zekâ ile birlikte etik, sürdürülebilirlik ve insan odaklı yaklaşımlar, teknolojik gelişmelerin en önemli belirleyicileri arasında yer alacaktır. Bu nedenle, kadın mühendislerin özellikle yapay zekâ, veri bilimi, sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm ve ileri teknoloji uygulamalarında daha fazla sorumluluk üstleneceğine ve bu alanlarda önemli başarılara imza atacağına inanıyorum.

Teknolojinin geleceği sadece neyin geliştirildiğiyle değil, nasıl ve hangi değerler doğrultusunda geliştirildiğiyle de şekillenecektir. Bu noktada kadınların sağlayacağı katkıların, daha kapsayıcı, sürdürülebilir ve insan odaklı teknolojilerin geliştirilmesinde çok değerli olacağı kanaatindeyim.

Doktoralı bir kadın mühendis ve Ar-Ge yöneticisi olarak, genç kızların bilim, teknoloji ve mühendislik alanlarına yönelmelerini teşvik etmenin geleceğimize yapılacak en önemli yatırımlardan biri olduğuna inanıyorum. Mühendislikte başarıyı belirleyen en önemli unsurun cinsiyet değil; merak, azim, sürekli öğrenme isteği, detayları fark edebilme yeteneği ve üretme tutkusu olduğunu düşünüyorum.

Kadınların yalnızca teknolojiyi kullanan değil, teknolojiyi geliştiren, yön veren ve stratejik karar süreçlerinde etkin rol alan tarafta olması; ülkemizin inovasyon kapasitesinin artmasına, rekabet gücünün yükselmesine ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılmasına önemli katkılar sağlayacaktır.

Bu nedenle, geleceğin mühendislik dünyasının daha kapsayıcı, daha yenilikçi ve daha güçlü bir yapıya sahip olacağına inanıyor; daha fazla genç kızın bilimi ve mühendisliği bir kariyer yolu olarak seçmesini temenni ediyorum.

Büşra Etkeser
Harput Tekstil Yönetim Kurulu Üyesi
Tekstil Mühendisi

Mühendislik artık yalnızca üretim süreçlerini yöneten veya teknik problemleri çözen bir meslek olmaktan çıktı. Yapay zekâ, otomasyon ve dijital dönüşümün etkisiyle veri odaklı düşünebilen, farklı disiplinleri bir araya getirebilen, sürdürülebilirliği iş süreçlerine entegre eden ve değişimi yönetebilen bir yapıya evrildi. Özellikle tekstil sektörü gibi geleneksel üretim alanlarında bu dönüşümü çok net görüyoruz. Akıllı üretim sistemleri, veri analitiği, dijital kalite kontrol uygulamaları ve sürdürülebilir üretim modelleri, mühendislerin bakış açısını yeniden şekillendiriyor. Kadın mühendisler ise bu dönüşümün en önemli aktörlerinden biri. Harput Holding’de kadın çalışanlarımız, toplam iş gücümüzün %37’sini oluşturmaktadır. Özellikle beyaz yaka kadromuz içerisinde yer alan kadın mühendislerimiz, uzmanlıkları ve katkılarıyla önemli bir rol üstlenmektedir. Ben de bir tekstil mühendisi olarak, kadın çalışanların yoğun olduğu bir sektörde yönetici olmanın avantajını yaşıyorum. Eğitim hayatım boyunca da kadın öğrencilerin ağırlıkta olduğu bir akademik ortamda bulundum. Bu deneyimler bana, kadınların iş hayatına disiplin, titizlik, çok yönlü bakış açısı ve yüksek sorumluluk bilinci kazandırdığını gösterdi. Harput Tekstil olarak tüm departmanlarda fırsat eşitliğini destekliyor, kadınların teknoloji ve mühendislik alanlarında daha fazla yer almasını şirket olarak önem veriyoruz.

Günümüz mühendisliği, teknik uzmanlığın yanı sıra analitik düşünceyi, yaratıcılığı, empatiyi ve ekip yönetimini de zorunlu kılıyor. Bu noktada kadın mühendislerin sahip olduğu çok boyutlu bakış açısının önemli bir avantaj sağladığını düşünüyorum. Kadın mühendisler, süreçleri sadece teknik açıdan değil; insan, çevre ve sürdürülebilirlik ekseninde de değerlendirebiliyor. Detay odaklı çalışma anlayışı, güçlü iletişim becerileri, çözüm üretme konusundaki kararlılıkları ve ekip çalışmasına yatkınlıkları, inovasyon süreçlerine önemli katkılar sunuyor. Tekstil sektörü, tüketici beklentilerinin hızla değiştiği ve yaratıcılığın ön planda olduğu bir alan. Bu nedenle kadın mühendislerin kullanıcı deneyimini anlayan, estetik ve teknik gereklilikleri bir arada değerlendirebilen yaklaşımları, sektöre önemli bir değer katıyor. Harput Tekstil'in güçlü marka kimliğinin arkasında da kadın çalışanlarımızın ve kadın mühendislerimizin emeği bulunuyor. Ürün geliştirmeden kalite süreçlerine, Ar-Ge çalışmalarından sürdürülebilirlik projelerine kadar birçok alanda kadın ekip arkadaşlarımızın imzasını görmek mümkün. Ben de mühendislik eğitimimin ardından işletme yönetimi alanında yüksek lisans yaptım. Bu süreç, mühendisliğin kazandırdığı sistematik düşünce yapısını stratejik yönetim becerileriyle birleştirmeme olanak sağladı. Mühendislik eğitiminin, süreçler arasındaki entegrasyonu görebilme ve bütünsel bakış açısı geliştirme konusunda önemli bir avantaj sunduğuna inanıyorum.

Önümüzdeki dönemde yapay zekâ, veri analitiği, akıllı üretim sistemleri, sürdürülebilir malzeme teknolojileri, döngüsel ekonomi, finans ve dijital dönüşüm uygulamalarının ön plana çıkacağını öngörüyorum. Özellikle tekstil sektöründe sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, bir zorunluluk haline geldi. Kaynak verimliliği, karbon ayak izinin azaltılması, geri dönüştürülebilir ürün geliştirme ve çevresel etkilerin yönetilmesi gibi konular, mühendislik disiplinlerinin merkezinde yer alıyor. Harput Tekstil olarak Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nı iş süreçlerimize entegre etmeye önem veriyor, üretimden Ar-Ge çalışmalarına kadar her alanda Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nı odağımıza alıyoruz. Bu dönüşüm sürecinde kadın mühendislerin özellikle sürdürülebilirlik yönetimi, yapay zekâ destekli üretim sistemleri, veri analitiği, Ar-Ge, ürün geliştirme ve inovasyon alanlarında daha fazla söz sahibi olacağına inanıyorum. Farklı bakış açılarını bir araya getiren, çeşitliliği destekleyen ekiplerin daha güçlü çözümler ürettiği artık çok net bir gerçek. Geleceğin mühendislik dünyasında kadınların sadece katılımcı değil, karar verici ve dönüşüme yön veren liderler olarak daha görünür olacağını ve olduğunu düşünüyorum.

Dünya Kadın Mühendisler Günü'nü yalnızca bir kutlama günü olarak değil, fırsat eşitliğini güçlendirmek ve kadınlara ilham vermek için önemli bir fırsat olarak görüyorum. Bugün en önemli sorumluluğumuz, gençlerin bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarında kendilerini özgürce ifade edebilecekleri ortamları oluşturmak ve rol modellerin görünürlüğünü artırmaktır. Kadınların mühendislikte daha fazla yer alması yalnızca toplumsal eşitlik açısından değil, daha yenilikçi ve rekabetçi bir gelecek inşa etmek açısından da büyük önem taşıyor. Harput Tekstil olarak, kadınların üretimin, teknolojinin ve inovasyonun her alanında daha güçlü şekilde temsil edilmesini desteklemeye devam edeceğiz. Biliyoruz ki güçlü kadınlar, güçlü ekipleri; güçlü ekipler ise güçlü markaları ortaya çıkarır.

Işıl Hasdemir Toptan

Çevre Mühendisi

TÜMKAD Sürdürülebilirlik Komisyonu Başkanı

Dijital geleceği biz belirleyeceğiz

Mühendislik, geleneksel anlamda teknik hesaplamalar ve sahaya dayalı çözümler üreten bir meslekken; bugün yapay zekâ, otomasyon ve dijitalleşmenin etkisiyle tamamen stratejik bir yönetim ve veri analitiği disiplinine dönüştü. Artık sadece sistemleri inşa etmiyoruz, o sistemlerin ürettiği veriyi dijital araçlarla anlamlandırıp geleceği öngörüyoruz. Dijital sürdürülebilirlik ve yapay zekâ yönetimi gibi kavramlar, mesleğimizin yeni normali haline geldi.

Kadın mühendislerin bu değişimdeki rolünü ise son derece kritik ve dönüştürücü buluyorum. Dijitalleşme, fiziksel sınırları ortadan kaldırarak esnek ve akıllı çalışma modellerini beraberinde getirdi. Kadın mühendisler, bu yeni dönemin getirdiği çevikliği, çoklu görev yönetimi (multitasking) yeteneklerini ve analitik düşünme becerilerini sektöre hızla entegre ediyorlar. Yapay zekanın tasarlanmasından otomasyon süreçlerinin yönetilmesine kadar her aşamada kadınların vizyonu, teknolojinin daha kapsayıcı, etik ve insan odaklı gelişmesini sağlıyor.

Bugünün dünyasında teknik bilgiye ulaşmak artık çok kolay; asıl farkı yaratan o bilgiyi nasıl bir inovasyona dönüştürdüğünüzdür. Kadın mühendislerin bu noktada en büyük güçleri yüksek empati yetenekleri, bütünsel bakış açıları ve kriz anlarındaki esneklikleri.

İnovasyon, farklı disiplinleri bir araya getirip ortak bir akıl yaratmayı gerektirir. Kadın mühendisler, iş birliğine dayalı liderlik tarzlarıyla ekipleri ortak bir hedefe kilitlemekte çok başarılılar. Sorunlara sadece mühendislik gözlüğüyle değil; sosyal, çevresel ve insani boyutlarıyla yaklaşma eğilimimiz, bizi daha yaratıcı ve sürdürülebilir çözümler üretmeye yöneltiyor. Hem lojistik gibi operasyonel hem de enerji gibi stratejik sektörlerde gördüm ki; kadınların detaylara olan hakimiyeti ve sezgisel problem çözme yeteneği, karmaşık krizleri yenilikçi fırsatlara dönüştürmenin en büyük anahtarıdır."

Geleceğin dünyasını şekillendirecek iki büyük akım var: Dijital dönüşüm ve Yeşil dönüşüm (İkiz Dönüşüm). Ben kadın mühendislerin bu iki büyük dalganın kesişim noktasında, yani 'Stratejik Dönüşüm Liderliği' gibi üst düzey karar mekanizmalarında küresel düzeyde daha fazla söz sahibi olacağına inanıyorum.

Kadınlar, doğası gereği geleceği koruma, kaynakları optimize etme ve adil bir dünya yaratma motivasyonuna son derece sahipler. Bu stratejik liderlik kaslarımız sayesinde, şirketlerin sadece operasyonlarını değil, vizyonlarını da yeşil ve dijital geleceğe taşıyan ana aktörler bizler olacağız.

"23 Haziran Dünya Kadın Mühendisler Günü vesilesiyle tüm meslektaşlarıma ve mühendislik sıralarındaki genç kızlarımıza şunu hatırlatmak isterim: Geleceğin mühendisi yalnızca teknoloji üreten değil; teknolojiyi insan, çevre ve toplum için değer yaratan çözümlere dönüştürebilen kişidir. Kadın mühendisler de bu dönüşümün en önemli mimarları arasında yer alacaktır.

Mühendislik dünyası artık kalıpların yönettiği bir yer değil; vizyonun, çevikliğin ve inovasyon bilincinin yönettiği bir alan. Türkiye'deki kadın mühendislerin potansiyeline ve enerjisine derinden inanıyorum. Bu inançla, kadın mühendislerimizin hak ettiği liderlik pozisyonlarına ulaşması ve bu teknolojik dönüşüme öncülük etmesi için gönüllü olarak çalışmaya, komisyonlarımızla onlara alan açmaya devam ediyoruz. Tüm kadın mühendislerimizin bu özel gününü kutluyorum

Kudret Sena Çakır
Yüksek İnşaat Mühendisi

İMO Bursa Şubesi YKÜ

Geleceği şekillendiren insan bilgisi

Yapay zekâ, otomasyon ve dijital dönüşüm mühendislik mesleğini önemli ölçüde dönüştürüyor. Geçmişte daha çok teknik hesaplar ve uygulama süreçleriyle özdeşleşen mühendislik, bugün veriyi analiz eden, teknolojiyi etkin kullanan ve farklı disiplinlerle birlikte çalışabilen bir yapıya evriliyor. Yapay zekâ birçok süreci hızlandırsa da mühendisliğin merkezinde hâlâ insanın yorumlama gücü, deneyimi ve sorumluluk alma becerisi yer alıyor.

Bu dönüşüm sürecinde kadın mühendislerin rolünün her geçen gün güçlendiğini görüyorum. Artık kadın mühendisler yalnızca ofislerde değil; şantiyelerde, proje yönetiminde ve karar alma mekanizmalarında da daha görünür. Farklı bakış açılarının projelere değer kattığına ve daha yenilikçi çözümlerin ortaya çıkmasını sağladığına inanıyorum.

Günümüzde mühendislikte başarı yalnızca teknik bilgiyle ölçülmüyor. Yaratıcılık, problem çözme becerisi, iletişim, ekip yönetimi ve inovasyon da en az teknik yetkinlik kadar önem taşıyor. Farklı deneyimlerin ve bakış açılarının bir araya gelmesi, projelerin kalitesini artıran önemli unsurlardan biri haline geliyor. Önümüzdeki yıllarda yapay zekâ destekli tasarım sistemleri, akıllı şehirler, sürdürülebilir yapı teknolojileri ve yenilenebilir enerji uygulamalarının daha da ön plana çıkacağını düşünüyorum. Kadın mühendislerin bu alanlarda hem teknik uzman hem de yönetici olarak daha fazla söz sahibi olacağına inanıyorum.

Bir kadın inşaat mühendisi olarak, genç kadınların mühendislik alanında kendilerine güvenmelerini ve potansiyellerine inanmalarını çok önemsiyorum. Mühendislik; üretmenin, çözüm geliştirmenin ve geleceği şekillendirmenin mesleğidir. Bu alanda kadınların daha fazla yer alması yalnızca kadınlar için değil, toplumun tamamı için bir kazanımdır.

23 Haziran Dünya Kadın Mühendisler Günü vesilesiyle tüm kadın mühendislerin gününü kutluyorum. Mühendislikte başarıyı belirleyen şeyin cinsiyet değil; bilgi, emek ve yetkinlik olduğuna inanıyorum.

Merve Kara Oral

Bosch Türkiye Kıdemli Malzeme Planlama Mühendisi

Mühendislik yeni yollar açabilmektir

Yapay zekâ, otomasyon ve dijital teknolojiler rutin işleri üstlenirken mühendislerden beklenen değer; veriyi anlamak, sistemleri bütünsel değerlendirmek, riskleri öngörmek ve değişime yön vermek oluyor.

Bu dönüşümde kadın mühendislerin önemli bir rol üstlendiğini düşünüyorum. Farklı bakış açıları, iş birliğine yatkınlıkları ve disiplinler arası çalışma becerileri sayesinde daha sürdürülebilir, daha yenilikçi ve daha dengeli çözümler ortaya çıkmasına katkı sağlıyorlar. Günümüz mühendisliği artık yalnızca teknik uzmanlık değil; aynı zamanda iletişim, liderlik ve değişim yönetimi gerektiriyor.

Ben mühendisliği; keşfetmek, anlamak, sorunun kök nedenine inmek ve gerektiğinde yeni yollar açabilmek olarak tanımlıyorum. Günümüzde karşılaştığımız problemler tek bir uzmanlık alanıyla çözülemeyecek kadar karmaşık. Bu nedenle analitik düşünceyi farklı bakış açılarıyla birleştirebilmek büyük önem taşıyor.

Kadın mühendisler; sistem düşüncesi, iletişim becerileri, ekip çalışmasına yatkınlıkları ve çok boyutlu değerlendirme yaklaşımlarıyla bu dönüşüme önemli katkılar sağlıyor. Teknik bakış açısını insan ve süreç odaklı yaklaşımla birleştirebilmeleri inovasyonun gelişmesini destekliyor. Çeşitliliğin arttığı ekiplerde daha güçlü ve daha yaratıcı çözümler ortaya çıktığına inanıyorum.

Önümüzdeki dönemde yapay zekâ uygulamaları, veri analitiği, sürdürülebilir üretim, enerji verimliliği, akıllı sistemler ve dijital dönüşüm projeleri daha da önem kazanacak.

Kadın mühendislerin özellikle teknoloji ile iş süreçlerini, teknik bilgi ile stratejik bakış açısını bir araya getiren alanlarda daha fazla liderlik üstleneceğini düşünüyorum. Yapay zekâ uygulamaları, sürdürülebilirlik çalışmaları, inovasyon yönetimi, teknoloji stratejileri ve dönüşüm projelerinde etkilerinin giderek artacağına inanıyorum. Gelecekte başarı yalnızca teknolojiyi geliştirmekle değil, onu doğru amaçlar için kullanarak değer üretmekle ölçülecek.

Mühendislik sürekli öğrenmeyi gerektiren bir meslek. Teknolojinin değişim hızı hiç olmadığı kadar yüksek ve bu nedenle öğrenmeye açık olmak artık bir tercih değil, bir zorunluluk.

Önümüzdeki yıllarda mühendisliği dönüştürecek en önemli unsurlardan biri yapay zekâ olacak. Ancak yapay zekâyı mühendislerin yerini alan bir teknoloji olarak değil, doğru kullanıldığında daha hızlı öğrenmeyi, daha doğru karar vermeyi ve daha yüksek katma değer üretmeyi sağlayan güçlü bir araç olarak görüyorum.

Geleceğin mühendisleri yalnızca teknik bilgiye sahip olanlar değil; veriyi anlamlandırabilen, farklı disiplinleri bir araya getirebilen, değişime uyum sağlayan ve değişime yön verebilen kişiler olacak. Mühendislikte başarının anahtarı da teknolojiyi takip etmekten çok, onu anlamak ve değer yaratacak şekilde kullanabilmek olacak.


Ebru Koçak

Jeoloji Mühendisi

JMO Güney Marmara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi

Mühendislikteki değerimiz gittikçe artıyor

Mühendislerimiz artık yapay zekâ, veri analizi, otomasyon sistemleri ile dijital teknolojiler sayesinde daha hızlı ve daha doğru kararlar alabiliyor. Ancak sahadaki gözlem, deneyim ve mühendislik bakış açısı hala en önemli unsur olmaya devam ediyor.

Kadın mühendisler de bu dönüşümün önemli bir parçası. Özellikle farklı bakış açıları geliştirebilmeleri, detaylara verdikleri önem ve disiplinli çalışma anlayışları sayesinde teknolojik dönüşüme önemli katkılar sağlıyorlar. Kadın mühendisleri yalnızca ofislerde değil; maden sahalarında üretim tesislerinde, laboratuvarlarda ve yönetim kademelerinde daha fazla görüyoruz. Bu durum sektörün gelişimi açısından oldukça değerli.

Günümüzde karşılaştığımız problemlerin çoğu standart çözümlerle aşılamıyor. Bu nedenle mühendislerin analitik düşünmenin yanında yaratıcılık ve çözüm odaklı yaklaşım geliştirmesi gerekiyor.

Kadın mühendislerin özellikle iletişim becerileri, detaylara hakimiyetleri, ekip çalışmasına yatkınlıkları ve farklı açılardan değerlendirme yapabilmeleri önemli avantajlar sağlıyor. Sahada da birçok kez gördüğümüz gibi, teknik bilgi ile insan ilişkilerini birlikte yönetebilmek projelerin başarısını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle kadın mühendislerin mühendislik dünyasına kattığı değerin her geçen gün daha görünür hale geldiğini düşünüyorum.

Önümüzdeki dönemlerde yapay zekâ uygulamaları, veri yönetimi, çevre teknolojileri, yenilebilir enerji, sürdürülebilir madencilik, iş sağlığı ve güvenliği, akıllı üretim sistemleri ve dijital dönüşüm projeleri daha da önem kazanacak. Kadın mühendislerin özellikle sürdürebilirlik odaklı çalışmalarda, çevresel yönetim süreçlerinde, teknoloji geliştirme ekiplerinde ve proje yönetiminde daha fazla rol üstleneceğini düşünüyorum. Ayrıca karar verici ve yönetici pozisyonlarda kadın mühendis sayısının artmasının sektörlere farklı bir bakış açısı kazandıracağına inanıyorum.

Mühendislik mesleği cinsiyetle değil bilgi, emek ve yetkinlikle değerlendirilmelidir. Kadın mühendisler bugün birçok alanda önemli başarılara imza atıyor ve genç meslektaşlarımıza da örnek oluyorlar.

Bir jeoloji mühendisi olarak özellikle sahada çalışan kadın mühendislerinin görünürlüğünün artmasını önemsiyorum. Mühendislik mesleğinde zaman zaman kadın-erkek ayrımının hissedildiği durumlarda karşılaşabiliyoruz. Ancak ben mesleğimi icra ederken kendimi kadın ya da erkek mühendis olarak değil, işini en iyi şekilde yapmaya çalışan bir mühendis olarak görüyorum. Çünkü başarının cinsiyeti olmadığına inanıyorum. Sahada, üretimde, projede veya yönetimde fark yaratan unsur cinsiyet değil, bilgi, sorumluluk bilinci, deneyim ve çalışkanlıktır.

Kadınların mühendislikte daha fazla temsil edilmesi önemli olmakla birlikte, asıl hedefimizin tüm mühendislerin eşit fırsatlar içerisinde mesleklerini icra edebilmeleri olduğunu düşünüyorum. Dünya Kadın Mühendisler Günü’nün, mesleğine emek veren geleceğe değer katan tüm kadın meslektaşlarımız için ilham verici olmasını diliyorum.

S. Esin Aydın

Tasarım Mühendisi

Ortak hedeflerde birleşmeliyiz

Mühendisliğin aslında her zaman hem teknik bilgi hem de problem çözme becerisini birlikte gerektiren bir meslek olduğunu düşünüyorum. Günümüzde değişen ise bu süreci destekleyen araçların ve çalışma yöntemlerinin önemli ölçüde gelişmesidir. Yapay zekâ ve dijital tasarım teknolojileri sayesinde fikir üretme, alternatifleri değerlendirme ve tasarımları doğrulama süreçleri daha hızlı ve verimli ilerleyebiliyor.

Özellikle otobüs ve tren gibi araçların iç donanım bileşenlerinin tasarımında; sepetlik sistemleri, hava kanalları ve aydınlatma grupları gibi parçalar geliştirilirken yalnızca fonksiyonel gereklilikler değil, aynı zamanda ağırlık, dayanım, üretilebilirlik, montaj kolaylığı ve maliyet gibi birçok kriter birlikte değerlendirilmektedir. Üretken tasarım (Generative Design) gibi yeni nesil yaklaşımlar sayesinde çok sayıda alternatif kısa sürede analiz edilerek daha optimize çözümler geliştirilebilmektedir.

Bu yaklaşım, insan odaklı, sürdürülebilir ve dijital teknolojilerle desteklenen yeni nesil üretim anlayışının önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Mühendislik artık yalnızca bir ürün geliştirmek değil, ürünün tüm yaşam döngüsünü, kullanıcı deneyimini ve çevresel etkilerini birlikte değerlendirmeyi gerektirmektedir.

Bu dönüşüm içinde kadın mühendislerin katkısını ise çeşitlilik ve farklı bakış açıları üzerinden değerlendiriyorum. Ekip içindeki farklı perspektifler, özellikle kullanıcıya doğrudan dokunan ürünlerin tasarımında daha dengeli, uygulanabilir ve yenilikçi çözümler geliştirilmesine katkı sağlamaktadır.

Günümüz mühendisliğinde en önemli unsurlardan biri, farklı bakış açılarını ortak bir hedef doğrultusunda bir araya getirebilmektir. Özellikle ürün geliştirme süreçlerinde en başarılı sonuçlar, farklı deneyimlere ve düşünce biçimlerine sahip ekiplerin birlikte çalışmasıyla ortaya çıkmaktadır.

Kadın mühendisler de bu çeşitliliğin önemli bir parçasıdır. Farklı yaklaşımlar sayesinde bir ürünün yalnızca teknik performansı değil; kullanıcı deneyimi, ergonomisi, estetik yapısı ve üretim sürecindeki ihtiyaçları da daha bütüncül şekilde değerlendirilebilmektedir. Bu da daha yenilikçi, sürdürülebilir ve kullanıcı odaklı çözümler geliştirilmesine katkı sağlamaktadır.

Ayrıca günümüzde tasarım süreçleri, “üretilebilirlik için tasarım”, “montaj için tasarım” ve “maliyet için tasarım” gibi yaklaşımları da kapsayan bütüncül bir anlayışla ele alınmaktadır. Farklı disiplinlerin ve farklı bakış açılarının bir araya gelmesi, bu kriterlerin dengeli şekilde yönetilmesini kolaylaştırmaktadır.

Sonuç olarak mühendislikte başarıyı belirleyen unsur cinsiyet değil; bilgi, yetkinlik, ekip çalışmasına uyum ve sürekli gelişime açık olmaktır. Kadın mühendislerin sayısının ve görünürlüğünün artmasıyla birlikte sektörün daha zengin bir bakış açısı kazanacağına inanıyorum.

Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte mühendislik alanında da yeni uzmanlık alanları ortaya çıkıyor. Yapay zekâ destekli tasarım süreçleri, akıllı üretim sistemleri, dijital ikiz teknolojileri, sürdürülebilir ürün geliştirme ve veri odaklı mühendislik uygulamalarının gelecekte çok daha fazla önem kazanacağını düşünüyorum.

Kadın mühendislerin de bu dönüşümde özellikle Ar-Ge, ürün geliştirme, dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik odaklı projelerde daha fazla söz sahibi olacağına inanıyorum. Bu alanlar teknik bilgiyle birlikte yenilikçi düşünmeyi, disiplinler arası çalışmayı ve sürekli öğrenmeyi gerektiriyor.

Özellikle otobüs ve tren gibi araçların iç donanım bileşenlerinin tasarımında, yapay zekâ destekli tasarım araçları ve dijital ikiz uygulamaları sayesinde ürünlerin henüz prototip aşamasına geçmeden performanslarının değerlendirilmesi ve farklı alternatiflerin karşılaştırılması mümkün hale geliyor. Bu sayede daha hafif, daha verimli ve daha sürdürülebilir ürünler geliştirilebiliyor.

İnsan odaklı üretim anlayışının ön plana çıktığı yeni dönemde, teknolojiyi yaratıcılıkla birleştirebilen mühendislerin daha fazla değer üreteceğine inanıyorum. Kadın mühendislerin de bilgi ve yetkinlikleriyle geleceğin teknolojilerine yön veren projelerde önemli roller üstlenmeye devam edeceğini düşünüyorum.

Mühendislik, insanların günlük hayatını kolaylaştıran ve topluma değer katan çözümler üretme sorumluluğunu taşıyan dinamik bir meslektir. Bu nedenle mesleğimizin sürekli öğrenmeyi, değişime uyum sağlamayı ve gelişime açık olmayı gerektirdiğine inanıyorum.

Kadın Mühendisler Günü’nün, gençlere ilham veren ve mühendislik mesleğinde fırsat eşitliğinin önemini vurgulayan anlamlı bir gün olduğunu düşünüyorum. Özellikle mühendislik alanını tercih edecek genç kadınların kendilerine güvenmelerini, merak duygularını canlı tutmalarını ve teknolojik gelişmeleri yakından takip etmelerini tavsiye ederim.

Bugün mühendislikte başarıyı belirleyen en önemli unsur; cinsiyet değil, bilgi, emek, merak ve sürekli gelişme isteğidir. Farklı bakış açılarının bir araya geldiği ekiplerin daha güçlü ve yenilikçi çözümler üretebildiğine inanıyor, gelecekte mühendislik alanında daha fazla kadının yer almasının hem sektörümüz hem de ülkemizin teknolojik gelişimine önemli katkılar sağlayacağını düşünüyorum.

Elif Yiğit

Yüksek Endüstri Mühendisi

Dijitalleşme ve Süreç Geliştirme Şefi

TÜMKAD Yapay Zeka ve Dijital Dönüşüm Komisyon Başkanı

Geleceğin anahtarı kadın mühendisler

Mühendislik eğitimi alan kişi bir disiplin içerisinde eğitilir. Değişen ve dönüşen dünyada değişmeyen bazı yetiler var. Mühendislik eğitimi analitik düşünme, problem çözme ve sistem geliştirme gibi konularda bireylerin gelişmesini sağlar. Lisans eğitim sürecimde mühendisliğe giriş dersimizde bölüm başkanımızın söylediği bir söz vardı. İlk duyduğumuzda şaşırtsak da zamanla ne kadar yerinde bir tespit olduğunu gördük. Bize daha ilk derse şunu söylemişti “Mezun olduğunuzda sizler mühendis olmayacaksınız, mühendislik mezunu olacaksınız. Ne zaman ki öğrendiğiniz bilgileri kullanırsınız ve ortaya bir değer katarsınız o zaman mühendis olursunuz.” Mühendislik sadece kitaplardan öğrenilecek bir meslek değildir. Teorik bilgiler pratikle buluştukça bu yetilerin kullanıldığı ve bu kasların geliştiği bir alandır. İnternetin hayatımıza girmesiyle insanlık bilgiye ulaşmada büyük bir ivme kazandı. Yapay zeka, otomasyon ve dijital dönüşüm ise belki de yeni bir çağın başlamasına vesile oldu. Artık makinalar da düşünebiliyor. Bu değişim sürecinde elbetteki birçok meslek gibi mühendislik mesleği de evrildi ve evrilmeye devam ediyor. Analitik düşünme, yeni çıkan teknolojileri algılama ve kullanma noktasında mühendisleri bir adım öne çıkarıyor. Mühendislerin problem çözme kabiliyeti değişim ve farklı durumlara ayak uydurmalarını da geliştirdiğini ve hızlı dönüşüm sürecine adaptasyonlarına katkı sunduğunu düşünüyorum.

Bu değişimde kadın mühendislerin rolünün yeni teknolojileri iyi bir şekilde kullanabilen, algılayan ve aslında bu teknolojileri oluşturan rollerde olması gerektiğini düşünüyorum. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki günümüzde eğitilen bir çok yapay zeka dil modeli cinsiyetçi ve hatta bazıları kadın düşmanı. Maalesef ki elimizdeki verilerle yeni modeller yaratmak mevcut durumdan farklı bi noktaya bizleri getirmeyecektir.

Tamda bu noktada kadın mühendislerin rolü kritik öneme sahiptir. Yapay zekayı kullanan değil üreten tarafta bulundukça dönüşüm daha parlak olacaktır.

Kadınların çoklu düşünme becerisi problemlere karşı alternatif çözümler üretilmesine katkı sağlıyor. İletişim gücü ve duygusal zekasını söyleyebilirim birde. Yeni dünya düzeninde bir çok günlük rutin işlerimizi otomasyonlara yaptırdığımız bir dönemdeyiz. İş süreçleri de değişim ve dönüşüme uğradı. Operatif işlerin yerini daha çok yönetsel işler ve ağırlıklı olarak iletişim gerektiren işler almaktadır. Kadınların duygusal zekasının bu alanlarda katkı sağladığını söyleyebilirim.

Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) güncel verilerine göre kadınların teknoloji alanında çalışma oranı yüzde 26 ile yüzde 28 arasında seyrediyor. Bu tablonun değişmesi için temelden başlamak gerekiyor: Kız çocuklarının ilkokul çağından itibaren STEM alanlarıyla tanışması ve bu yönde bilinçli biçimde desteklenmesi büyük önem taşıyor. Araştırmalar, geleceğin mesleklerinin büyük çoğunluğunun STEM temelli olacağına işaret ediyor. Yapay zekanın doğru ve kapsayıcı bir şekilde kullanılması ise bu oranın artmasına önemli bir katkı sunabilir.

Kadınların ileri teknolojilerde gerçek anlamda söz sahibi olabilmesi için yalnızca fırsat sunmak yetmez; bu sürecin bilinçli, planlı ve sürdürülebilir bir destekle beslenmesi gerekir. İşte tam bu noktada birlikte hareket etmenin gücü devreye giriyor. Kadınların birbirini desteklediği, deneyimlerini paylaştığı ve kız kardeşlik ruhuyla omuz omuza ilerlediği derneğimiz, bu dönüşümün bir parçası olmak isteyen tüm mühendis kadınlara açık.

Kuruluşumuzdan bu yana rehberimiz olan sözle bitirmek istiyorum: "Gelecek için kadın, kadın için mühendislik."

Burçe Cesur Beşik

Endüstri Mühendisi TÜMKAD Ankara Temsilcisi

Tamamlayıcı değil yön verici olacağız

Mühendislik, tarih boyunca kas gücü ve ağır sanayi algısıyla kodlanmış olsa da bugün bu tanım tamamen yerle bir oldu. Dijital dönüşüm, otomasyon ve yapay zekâ sayesinde mühendislik artık bir algoritma ve strateji mimarisi haline geldi. Mühendislik aynı zamanda, uzun yıllar "bir şeyi nasıl yaparız?" sorusunun mesleğiydi. Bugün ise asıl soru "bunu yapmaya gerçekten değer mi, yapınca neyi değiştiririz?" sorusuna dönüştü. Yapay zekâ ve otomasyon, tekrar eden işi bizim üzerimizden alıyor; geriye kalan ise tam da insana ait olan kısım: yargı, sezgi, anlam kurma. Yani mühendislik kas gücünden akıl gücüne, oradan da empati gücüne evriliyor.

Bu noktada kadın mühendislerin rolünü bir tamamlayıcı olarak değil, bir yön verici olarak görüyorum. Çünkü otomasyonun en kritik kararı teknik değil etik bir karardır: Hangi işi otomatikleştireceğiz, bu kararın arkasındaki insana ne olacak? Kadın mühendisler bu soruları sormakta hep bir adım önde oldu. Süreçleri sadece verimli değil, yaşanabilir kılmak konusundaki hassasiyetimiz, dijital dönüşümün soğuk tarafını dengeleyen asıl unsur.

Bugünün dünyasında salt teknik bilgi, yapay zekâ tarafından saniyeler içinde önümüze serilebiliyor. Asıl farkı yaratan, o bilgiyi nasıl bir yaratıcılıkla harmanladığınızdır. Mühendislik artık bir sanattır ve kadın mühendisler bu sanata çok güçlü fırça darbeleri vuruyor. Örneğin bir dijitalleşme projesinde işin en zor kısmı kod yazmak değildir; o sürecin neden öyle işlediğini anlamaktır. İşte burada kadın mühendislerin en güçlü kası devreye giriyor: bağlamı okuma yeteneği. Biz bir problemi çözmeden önce onu dinlemeyi biliyoruz.

Üç yönümüzün özellikle fark yarattığını düşünüyorum. Birincisi, bütünsel bakış: tek bir adımı değil, o adımın insandan insana, birimden birime nasıl aktığını görmek. İkincisi, detayı kaçırmama disiplini; otomasyonda küçük bir istisna koca bir süreci durdurur, biz o istisnayı baştan tahmin ederiz. Üçüncüsü ise sabır ve ikna; çünkü dijital dönüşüm aslında bir teknoloji projesi değil, bir alışkanlık değiştirme projesidir. İnsanları yeni bir çalışma biçimine taşımak, en az yazılım kadar yaratıcılık ister.

Önümüzdeki dönemde değer üretilen yer, teknolojinin kendisi değil, teknolojiyle insanın kesiştiği yer olacak. Tam da bu kesişimde kadın mühendislerin sesinin daha gür çıkacağına inanıyorum.

Özellikle üç alan parlayacak. İlki, sorumlu yapay zekâ ve etik tasarım: algoritmaların adil, açıklanabilir ve önyargısız olması artık bir lüks değil, bir zorunluluk ve bu masada çeşitlilik olmadan adalet kurulamıyor. İkincisi, sürdürülebilirlik mühendisliği: enerjiyi, kaynağı, süreci israf etmeden tasarlamak, geleceğin en kıymetli mühendislik becerisi olacak. Üçüncüsü ise süreç zekâsı ve insan-makine iş birliği: yani otomasyonu insanı dışarıda bırakmak için değil, insanı daha anlamlı işe taşımak için kullanmak. Ben kendi alanımda bunu her gün görüyorum; bir robot veya bir dijital sistem bir işi devraldığında asıl başarı, o işi yapan kişinin daha değerli bir role geçebilmesidir. Bu "insanı merkezde tutma" refleksinin geleceğin mühendisliğini şekillendireceğini düşünüyorum.

Bir cümleyle özetlemem gerekirse: Teknoloji ne kadar akıllı olursa olsun, ona yön veren değerler insandan gelir. Geleceğin mühendisliği, kod bilen değil, neden kod yazdığını bilen insanlara emanet olacak.

Genç kadın mühendis adaylarına da şunu söylemek isterim: "Yeterince teknik miyim?" diye kendinizi sınamayı bırakın; o sorunun cevabı zaten evet. Asıl sorulması gereken, "Bu teknolojiyle dünyayı hangi yönde değiştirmek istiyorum?" sorusudur. Masada bir sandalye beklemeyin, çoğu zaman o masayı yeniden tasarlayacak olan sizsiniz.

Özgür Şimşek

Makine Mühendisi

Zone İnşaat YKB

Önyargılar güçlü duruşa neden oluyor

Mühendislik mesleği artık sadece sahada veya ofiste teknik hesaplar yapmakla sınırlı değil. Yapay zekâ, dijital modelleme sistemleri, otomasyon ve veri analitiği sayesinde mühendisler daha stratejik ve yenilikçi roller üstleniyor. Özellikle inşaat sektöründe BIM teknolojileri, akıllı şantiyeler ve dijital proje yönetimi uygulamaları mesleğin geleceğini şekillendiriyor.

Kadın mühendisler bu dönüşümün önemli aktörlerinden biridir. Ancak inşaat sektörü gibi geleneksel olarak erkeklerin ağırlıklı olduğu alanlarda kadınlar yalnızca teknik yeterliliklerini değil, aynı zamanda kararlılıklarını ve liderlik becerilerini de ortaya koymak zorunda kalabiliyor. Kadın mühendisler, yıllardır var olan önyargıları başarılarıyla aşarak, mesleğin cinsiyetle değil bilgi, yetkinlik ve çalışma disipliniyle yapıldığını göstermektedir. Bugün birçok kadın mühendis hem sahada hem de yönetim kademelerinde önemli projelere liderlik ederek genç kadınlara ilham vermektedir.

İnşaat projeleri çok sayıda paydaşın, disiplinin ve değişkenin bir arada yönetilmesini gerektirir. Bu nedenle teknik bilgi kadar iletişim, ekip yönetimi, kriz çözme ve yaratıcılık da büyük önem taşımaktadır. Kadın mühendisler bu alanlarda önemli katkılar sağlamaktadır.

Sahada zaman zaman karşılaşılan önyargılar veya erkek egemen çalışma kültürü, kadın mühendislerin daha güçlü bir duruş geliştirmesine neden olabiliyor. Birçok kadın mühendis, karşılaştığı zorluklara rağmen bilgi birikimi, disiplinli çalışması ve çözüm odaklı yaklaşımıyla kendini kanıtlıyor. Bu durum sadece bireysel başarı değil, aynı zamanda sektördeki kalıplaşmış düşüncelerin değişmesine de katkı sağlıyor. Kadınların varlığı, farklı bakış açılarıyla daha yaratıcı ve sürdürülebilir çözümler geliştirilmesini destekliyor.

Gelecekte kadın mühendislerin özellikle akıllı şehirler, sürdürülebilir yapı teknolojileri, yeşil bina tasarımı, dijital inşaat yönetimi, yapay zekâ destekli proje planlama ve altyapı projelerinde daha fazla söz sahibi olacağını düşünüyorum.

Bununla birlikte kadın mühendislerin yalnızca teknik alanlarda değil, proje liderliği ve üst düzey yöneticilik pozisyonlarında da daha görünür hale geleceğine inanıyorum. Çünkü günümüz dünyasında liderlik; sadece otorite kurmak değil, ekipleri ortak hedefler etrafında birleştirebilmek, değişime uyum sağlayabilmek ve farklı bakış açılarını değerlendirebilmektir. Kadın mühendisler, tüm zorluklara ve zaman zaman karşılaştıkları ayrımcı yaklaşımlara rağmen gösterdikleri başarılarla bu alanlarda güçlü bir yer edinmektedir. Geleceğin inşaat sektörü, kadınların bilgi, emek ve liderlik katkılarıyla çok daha yenilikçi, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşacaktır.

Ayben Günak

Base 3 Tech CEO

Mühendislik geleceği tasarlama sürecidir

Günümüzde mühendislik, geleneksel ve izole bir teknik disiplin olmaktan çıkıp, teknolojiyi stratejik bir iş modeline dönüştürme sanatı haline geldi. Yapay zekâ ve otomasyon rutin operasyonları üstlenirken, mühendisleri daha çok sistem mimarisi tasarlamaya ve veri odaklı stratejiler geliştirmeye yönlendiriyor. İşte tam bu noktada, dijital dönüşümün gizli kahramanı olan veri bağımsızlığı kavramı devreye giriyor. Modern mühendislik artık verinin saklanma biçimi ile o veriyi işleyen uygulamaları birbirinden özgürleştirmek, yani sistemleri esnek ve sürdürülebilir kılmak üzerine kurulu. Bu köklü değişimde kadın mühendisler; çok boyutlu düşünebilme ve karmaşık sistemleri organize edebilme yetenekleriyle tam merkezde yer alıyor. Kadın mühendisler, verinin sadece toplanmasında değil; mantıksal ve fiziksel katmanlarda bağımsız, güvenli ve esnek veri mimarilerinin kurulmasında kritik roller üstleniyorlar. Dijital dönüşümün getirdiği bu yeni çevik mühendislik dünyasına, adaptasyon güçleriyle liderlik ediyorlar.

Teknik bilgi artık bir taban çizgisi; asıl farkı yaratan ise bu bilgiyi nasıl esnetebildiğiniz ve inovasyona nasıl dönüştürebildiğinizdir. Veri bağımsızlığı felsefesinde olduğu gibi; katı, birbiriyle bağımlı ve hantal yapılar artık günümüz dünyasında çalışmıyor. İnovasyon da tıpkı veri bağımsızlığı gibi, sistemlerin altyapı değişikliklerinden etkilenmeden esnekçe büyüyebilmesini gerektirir. Kadın mühendislerin bu dönüşüme en büyük katkısı bütünsel (holistik) bakış açısı ve kriz anlarındaki esneklikleridir (resilience). Kadınlar, bir problemi çözerken sadece o anki teknik sonuca odaklanmazlar; sistemin gelecekteki modifikasyonlara nasıl tepki vereceğini de öngörürler. Bu geleceği tasarlama yeteneği, yazılım ve veri mimarilerinde esnekliği, yani bağımsızlığı getirir. Detaycılıkları ve yüksek empati yetenekleri sayesinde, kullanıcı ihtiyaçları değiştikçe arka plandaki teknik yapıyı bozmadan sistemleri adapte edebilirler. Bu da yaratıcı ve sürdürülebilir inovasyonun kapısını açar.

Geleceğin dünyasını şekillendirecek üç ana sütun var: Yapay Zekâ, Yeşil Enerji ve İleri Veri Teknolojileri. Ancak bu teknolojilerin tümü devasa bir veri yükü üzerinde yükseliyor. Eğer veri bağımsızlığı doğru kurgulanmazsa; yapay zekâ algoritmaları hantal kalır, sürdürülebilirlik projelerinde veri takibi yapılamaz ve sistemler çöker. Kadın mühendislerin önümüzdeki dönemde özellikle büyük veri mimarisi, bulut bilişim, veri etiği ve siber güvenlik gibi alanlarda çok daha güçlü bir şekilde söz sahibi olacağına inanıyorum. Verinin donanımdan ve yazılım ön yüzlerinden bağımsız, güvenli katmanlar halinde yönetilmesi sürecinde kadın mühendislerin analitik güçleri fark yaratacaktır. Yapay zekanın adil kararlar verebilmesi için verinin şeffaf ve bağımsız şekilde işlenmesi gerekir; kadın mühendisler bu yeni dönemin veri mimarları ve stratejistleri olacaktır.

Mühendislik, kökeni itibarıyla bir inşa etme ve geleceği tasarlama sürecidir. Bugünün dünyasında geleceği inşa etmek, veriyi doğru yönetmekten ve onu operasyonel kodların esaretinden kurtararak bağımsız kılmaktan geçiyor. Teknolojide bağımsızlığı ve esnekliği savunurken, bu teknolojiyi üreten ekiplerde de çeşitliliği savunmak zorundayız. Sektörde bir kadın lider olarak şuna inanıyorum: Teknolojinin cinsiyeti yoktur, ancak geleceği inşa ederken çeşitliliğe ihtiyacı vardır. Kadın liderler olarak bizler sahada, masada ve yönetim kurullarında ne kadar fazla yer alırsak, teknoloji dünyası da o kadar esnek, adil ve geleceğe hazır olacaktır. Bu vesileyle, üreten, dönüştüren ve dünyayı daha yaşanabilir kılan tüm kadın mühendislerimizin 23 Haziran Dünya Kadın Mühendisler Günü'nü şimdiden kutlar,*Ekohaber Gazetesi*’ne bu vizyoner çalışması için teşekkür ederim.

Şule Sağıroğlu

Tekstil Mühendisi

DuPont Tyvek Türkiye, Ortadoğu ve Kuzey Afrika Satış Müdürü

Kadın mühendislerimiz liderliği üstlenecek

Mühendislik artık yalnızca teknik çözümler üreten bir meslek olmaktan çıkıp, veriyi yorumlayan, süreçleri optimize eden ve stratejik karar mekanizmalarına yön veren bir yapıya dönüşüyor. Yapay zekâ ve dijitalleşme sayesinde rutin işler otomatikleşirken, mühendislerden daha fazla analiz, yaratıcılık ve sistem düşüncesi bekleniyor.

Bu dönüşümde kadın mühendislerin rolünün giderek güçlendiğini görüyoruz. Farklı bakış açıları, empati yeteneği ve çok yönlü değerlendirme becerileri sayesinde kadın mühendisler ekiplerin daha kapsayıcı ve yenilikçi çözümler üretmesine katkı sağlıyor. Teknolojinin şekillendirdiği gelecekte çeşitliliğin artması, daha sürdürülebilir ve insan odaklı mühendislik uygulamalarını da beraberinde getirecektir.

Günümüz mühendislik dünyasında teknik bilgi temel bir gereklilik olsa da tek başına yeterli değil. Başarılı mühendisler aynı zamanda etkili iletişim kurabilen, ekip çalışmasına yatkın, değişime hızlı adapte olabilen ve yenilikçi düşünebilen kişilerden oluşuyor.

Kadın mühendislerin özellikle iş birliği kültürünü güçlendirme, farklı disiplinleri bir araya getirme ve karmaşık problemleri çok boyutlu değerlendirme konularında önemli katkılar sunduğunu düşünüyorum. Bunun yanında detaylara gösterdikleri özen, çözüm odaklı yaklaşımları ve sürdürülebilir sonuçlar üretme konusundaki hassasiyetleri inovasyon süreçlerine değer katıyor.

Önümüzdeki dönemde yapay zekâ, veri analitiği, biyoteknoloji, yenilenebilir enerji, sürdürülebilir üretim sistemleri ve akıllı malzemeler gibi alanların ön plana çıkacağını öngörüyorum. Kadın mühendislerin özellikle sürdürülebilirlik, sağlık teknolojileri, dijital dönüşüm projeleri ve inovasyon yönetimi gibi disiplinler arası çalışmalarda daha fazla liderlik üstleneceğine inanıyorum.

Ayrıca teknoloji şirketlerinde, Ar-Ge merkezlerinde ve üretim sektörlerinde kadınların üst düzey teknik ve yönetsel pozisyonlarda daha görünür hale gelmesiyle birlikte karar alma süreçlerinde de etkileri artacaktır. Bu durum hem sektörlerin gelişimine hem de genç kadınların mühendislik mesleğine yönelmesine önemli katkı sağlayacaktır.

Mühendislik, toplumların gelişimine yön veren en önemli mesleklerden biridir. Kadın mühendislerin sayısının artması yalnızca cinsiyet eşitliği açısından değil, aynı zamanda daha yaratıcı, yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştirilmesi açısından da büyük önem taşımaktadır.

Dünya Kadın Mühendisler Günü vesilesiyle, mühendislik hayali kuran genç kızlara kendilerine güvenmelerini ve bilim ile teknolojinin sunduğu fırsatları cesaretle değerlendirmelerini tavsiye ediyorum. Geleceğin teknolojilerini şekillendirecek fikirlerin ve liderlerin arasında daha fazla kadın görmek hepimiz için değerli bir kazanım olacaktır.

Esra KOÇAK

Gıda Mühendisi

MEKAŞ Yemek Sanayi Kalite Yönetim Sistem Sorumlusu

Mühendisliğin cinsiyeti değil vizyonu var

Mühendislik mesleği son yıllarda önemli bir dönüşüm geçiriyor. Yapay zekâ, otomasyon ve dijitalleşme sayesinde birçok operasyonel süreç daha hızlı ve daha kontrollü şekilde yönetilebiliyor. Ancak bu teknolojileri anlamlandıran, doğru kararlarla yönlendiren yine insan ve mühendislik bakış açısıdır.

Kadın mühendisler de bu dönüşümün önemli aktörleri arasında yer alıyor. Süreçleri çok boyutlu düşünebilme, yüksek adaptasyon yeteneği ve detaylara gösterilen özen, dijital sistemlerin optimizasyonunda kadın meslektaşlarımı öne çıkarıyor. Günümüzde kadın mühendislerin üretimden kaliteye, Ar-Ge’den sürdürülebilirlik çalışmalarına kadar birçok alanda daha görünür hale geldiğini görmek son derece sevindirici.

Günümüz mühendisliği, teknik yeterliliğin yanında farklı bakış açılarını bir araya getirebilmeyi ve yenilikçi çözümler üretebilmeyi gerektiriyor. Kadın mühendislerin bu noktada önemli avantajlara sahip olduğunu düşünüyorum.

Analitik düşünce ile iletişim becerilerini bir arada kullanabilmeleri, ekip çalışmalarında etkin rol almalarını sağlıyor. Özellikle problem çözme süreçlerinde detayları görebilme, riskleri önceden değerlendirebilme ve farklı senaryoları analiz edebilme yetkinlikleri önemli katkılar sunuyor. Bunun yanında değişime uyum sağlama, süreç geliştirme ve sürdürülebilir çözümler üretme konularında da kadın mühendislerin güçlü bir bakış açısı ortaya koyduğunu görüyoruz.

Mühendislikte inovasyonun temelinde farklı düşünce biçimlerinin bir araya gelmesi yer alıyor. Kadın mühendislerin artan temsiliyeti de sektörlere bu anlamda önemli bir zenginlik katıyor.

Önümüzdeki dönemde yapay zekâ destekli sistemler, veri analitiği, sürdürülebilir üretim teknolojileri, çevre ve enerji yönetimi, gıda güvenliği, kalite sistemleri ve dijital dönüşüm projelerinin daha da önem kazanacağını düşünüyorum.

Kadın mühendislerin özellikle sürdürülebilirlik, kalite yönetimi, veri analitiği, Ar-Ge ve inovasyon alanlarında daha fazla söz sahibi olacağına inanıyorum. Çünkü bu alanlar yalnızca teknik uzmanlık değil; stratejik bakış açısı, sistem yönetimi ve çok disiplinli çalışma becerisi de gerektiriyor.

Ayrıca mühendislikte liderlik pozisyonlarında daha fazla kadın görmeye başladık. Bu gelişimin önümüzdeki yıllarda hızlanarak devam edeceğini ve kadın mühendislerin teknoloji odaklı dönüşüm süreçlerinde daha etkin roller üstleneceğini düşünüyorum.

Mekaş Yemek Sanayi bünyesinde, binlerce insanın sağlıklı ve güvenli gıdaya ulaşması için her gün kalite standartlarımızı en üst seviyede tutmaya gayret ediyoruz. Bu sorumluluk gerektiren yolculukta, bir kadın gıda mühendisi olarak yer almaktan gurur duyuyorum.

Mühendisliğin cinsiyeti değil, vizyonu ve geleceğe bıraktığı etki vardır. Önyargıların kırıldığı, kadınların sahadaki, laboratuvardaki ve yönetim kurullarındaki ağırlığının her geçen gün arttığı bir dönemdeyiz. Genç kadın meslektaşlarıma ve mühendislik adaylarına tavsiyem; kendi potansiyellerine güvenmeleri ve dijitalleşen dünyada sürekli öğrenmeye açık olmalarıdır.

Bu vesileyle, üreten, dönüştüren ve dünyayı daha yaşanabilir kılan tüm kadın mühendislerin 23 Haziran Dünya Kadın Mühendisler Günü’nü kutlar; Ekohaber Gazetesi’ne bu anlamlı çalışmada yer verdiği için teşekkür ederim.

Gülşah Aslan Güngör

Kimya Mühendisi

Erdem Kaya Patent Operasyon Bölümü Müdürü

Farklı sesler geleceği belirleyecek

Yapay zekâ, otomasyon ve dijital dönüşüm, mühendislik mesleğinin farklı bir yöne evrilmesine katkı sunuyor. İnsanın teknolojiyle birlikte daha büyük değerler ürettiği yeni bir döneme girilmesini ifade ediyor. Günümüzde mühendislerin salt teknik bilgiye sahip olmaları yeterli değil; bu değişime uyum sağlamaları, inovatif düşünce yapısına sahip olmaları ve farklı disiplinlerle iş birliği halinde olmaları bekleniyor. Bu haliyle, mühendislik, her zamankinden daha dinamik ve kapsamlı bir meslek haline geliyor.

Kadınların detaycı, yeniliklere açık yapılarının günümüz mühendislik yaklaşımına çok iyi uyum sağladığını düşünüyorum. Farklı bakış açılarının bir araya geldiği ekipler, daha güçlü ve sürdürülebilir çözümler üretebiliyor. Günümüzde mühendis kadınlar; teknolojik gelişmeleri yakından takip eden, yeni teknolojiler geliştiren ve projelere yön veren bireyler konumundalar. Bu durum sadece iş dünyası için değil, genç nesiller için de oldukça güçlü bir anlam taşıyor ve örnek teşkil ediyor.

Bir kadın mühendis olarak, başarıya giden yolu cinsiyetin belirlediğini düşünmüyorum. Başarının, bilgiye ulaşma azim ve isteğinin, teknoloji enstrümanlarının mühendislik yaklaşımına entegre edilmesinden geçtiğine inanıyorum. Genç kızlarımızın hayallerinin peşinden cesaretle gitmelerini ve kendilerini bu alanlarda aktif görmelerini çok değerli buluyorum. Çünkü geleceğin teknolojisini şekillendirecek fikirler, farklı seslerin ve farklı bakış açılarının bir araya gelmesiyle ortaya çıkacaktır.

Geleceğin mühendislik dünyasında yapay zekâ, sürdürülebilirlik ve ileri teknoloji uygulamaları doğrudan yaşama yön veren temel alanlar haline geliyor. Bu dönüşüm, mühendisliğin daha multidisipliner bir yapıya evrilmesi sonucunu çıkarıyor.

Kadın mühendislerin karakteristik özelliklerinin ve empatik yaklaşımlarının özellikle sağlık teknolojileri, akıllı şehir uygulamaları ve eğitim teknolojileri gibi doğrudan insan yaşamına dokunan alanlarda kapsayıcı çözümler üretilmesine katkı sağlayacağını düşünüyorum.

Nur Yağcı Alan

Makine Mühendisi

Erdem Kaya Patent Ticarileştirme Bölümü Müdürü

Kadın mühendisler teknolojiyi şekillendirecek

Yapay zekâ, otomasyon ve dijital dönüşüm, mühendislik mesleğini daha stratejik, disiplinler arası ve insan odaklı bir yapıya dönüştürüyor. Bugün mühendislerden yalnızca üretmeleri değil; veriyi doğru yorumlamaları, teknolojinin toplumsal etkilerini gözetmeleri ve özellikle sürdürülebilir çözümler geliştirmeleri bekleniyor.

Bir kadın patent vekili olarak bu dönüşümü özellikle fikri mülkiyet perspektifinden değerlendiriyorum. Çünkü teknoloji ne kadar hızlı gelişirse, onu doğru şekilde korumak, ticarileştirmek ve sürdürülebilir bir değere dönüştürmek de o kadar önemli hale geliyor. Yapay zekâ ve dijitalleşme çağında mühendislik ile patent dünyası artık çok daha yakın ilerliyor.

Kadın mühendislerin ve teknoloji alanındaki kadın profesyonellerin bu süreçteki rolünü çok kıymetli buluyorum. Farklı bakış açıları, yenilikçi fikirlerin daha kapsayıcı ve güçlü biçimde şekillenmesine katkı sağlıyor. Kadınların hem mühendislikte hem de fikri haklar alanında daha görünür olması, genç kızların bu alana yönelmesi ve karar alma mekanizmalarında daha fazla yer alması; teknoloji dünyasının daha adil, yaratıcı ve güçlü bir geleceğe ilerlemesi açısından büyük önem taşıyor.

Mühendislikte gerçek değer artık yalnızca teknik olarak çalışan bir çözüm üretmekten değil, o çözümün yenilikçi, uygulanabilir ve korunabilir olmasından geçiyor. Bir patent vekili olarak birçok buluş dosyasında şunu görüyorum: İyi bir fikir, teknik bilgi kadar farklı düşünme, ihtiyacı doğru okuma ve problemi özgün bir açıdan ele alma becerisiyle ortaya çıkıyor.

Kadın mühendislerin bu noktada çok güçlü bir katkı sunduğuna inanıyorum. Analitik düşünceyi detaycılıkla, yaratıcılığı ise kullanıcı ihtiyacını anlama becerisiyle birleştirmeleri inovasyon süreçlerini güçlendiriyor. WIPO verilerine göre, en az bir kadın buluşçunun yer aldığı PCT başvurularının oranının 2010’da yüzde 23,1 iken 2024’te yüzde 37’ye yükselmesi de kadınların uluslararası patent sistemindeki görünürlüğünün giderek arttığını gösteriyor.

Bugün mühendislikte fark yaratan şey, yalnızca bir problemi çözmek değil; o çözümü geleceğe değer katacak bir yeniliğe dönüştürebilmektir. Kadın mühendislerin yaratıcı, dikkatli ve çok yönlü yaklaşımları bu dönüşümün en önemli güçlerinden biridir.

Geleceğin mühendislik dünyasında kadın mühendislerin özellikle yapay zekâ, sürdürülebilir teknolojiler, yeşil enerji, sağlık teknolojileri, biyoteknoloji, akıllı şehirler ve dijital üretim gibi alanlarda daha fazla söz sahibi olacağını düşünüyorum. Çünkü bu alanlar yalnızca teknik uzmanlık değil; insan ihtiyacını doğru anlama, uzun vadeli düşünme ve toplumsal faydayı merkeze alma becerisi de gerektiriyor.

Önümüzdeki dönemde kadın mühendislerin sadece uygulayıcı değil; araştıran, geliştiren, patentlenebilir çözümler üreten ve teknoloji stratejilerine yön veren liderler olarak daha güçlü bir şekilde yer alacağına inanıyorum.

Eklemek isterim ki, geleceğin teknolojilerini yalnızca geliştirmek değil, onları doğru şekilde korumak, yönetmek ve toplumsal faydaya dönüştürmek de büyük önem taşıyor. Bu noktada mühendislik, fikri mülkiyet ve inovasyon kültürünün birlikte düşünülmesi gerektiğine inanıyorum.

Kadınların mühendislikte, Ar-Ge süreçlerinde, patent ekosisteminde ve teknoloji yönetiminde daha görünür olması; hem daha güçlü fikirlerin ortaya çıkmasına hem de bu fikirlerin sürdürülebilir değere dönüşmesine katkı sağlayacaktır. Genç kızların mühendislik ve teknoloji alanlarına yönelmesini desteklemek ise bu dönüşümün en önemli adımlarından biridir.

Bugün atılacak her adımın, geleceğin daha eşit, üretken ve yenilikçi teknoloji dünyasını şekillendireceğine inanıyorum.

Burcu Korgavuş

Kimya Mühendisi

Resital Kale Gayrimenkul ve Yatırım Danışmanı

Dijital dönüşümde söz sahibi olacağız

Bir mühendis olarak mühendisliğin artık yalnızca teknik hesaplamalar ve proje üretmekten ibaret olmadığını düşünüyorum. Yapay zekâ ve dijital dönüşüm sayesinde bilgiye ulaşmak kolaylaştı ancak doğru analiz yapmak, stratejik düşünmek ve insan odaklı çözümler üretmek daha da önemli hale geldi. Kadın mühendisler ise bu dönüşümde yalnızca teknoloji üreten değil, aynı zamanda teknolojiye insan odaklı bir bakış kazandıran önemli aktörler. Farklı bakış açıları ve güçlü iletişim becerileri sayesinde dönüşüm süreçlerine değer katıyorlar.

Ben kadın mühendislerin en önemli gücünün analitik düşünce ile empatiyi bir araya getirebilmeleri olduğunu düşünüyorum. Teknik konuları değerlendirirken aynı zamanda insan ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurabiliyoruz. Özellikle gayrimenkul sektöründe her müşterinin ihtiyacı farklı oluyor ve doğru çözümü bulmak için hem teknik hem de insani yönü güçlü bir yaklaşım gerekiyor.

Kadın mühendislerin özellikle sürdürülebilirlik, akıllı şehirler, enerji verimliliği, yapay zekâ uygulamaları ve dijital dönüşüm projelerinde daha fazla söz sahibi olacağını düşünüyorum. Ayrıca kadınların yönetim ve karar alma mekanizmalarında daha fazla yer almasıyla birlikte teknolojinin toplumsal fayda odaklı gelişimine de önemli katkılar sağlanacağını düşünüyorum.

Genç kadınlara söylemek istediğim en önemli şey şu: Kendinize inanın ve hayallerinizden vazgeçmeyin. Mühendislik yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda dünyaya çözüm odaklı bakmayı sağlayan güçlü bir düşünce biçimidir. Kadınların bu alandaki varlığının artması, geleceğin daha yenilikçi, daha sürdürülebilir ve daha kapsayıcı olmasına katkı sağlayacaktır.

Selen Aksöz

Tekstil Mühendisi

Genç kızlarımız mühendisliğe yönelmeli

Mühendislik mesleğinin artık yalnızca teknik sistemlerin tasarlanması ve işletilmesiyle sınırlı olmadığını düşünüyorum. Yapay zekâ, veri analitiği, otomasyon ve dijital dönüşüm teknolojileri sayesinde mühendisler; stratejik karar süreçlerinde yer alan, veriyi yöneten ve inovasyona liderlik eden profesyoneller haline geldi. Bu dönüşüm, disiplinler arası çalışma kültürünü de beraberinde getirdi.

Kadın mühendisler ise bu değişimin önemli aktörleri arasında yer alıyor. Farklı bakış açıları, analitik düşünme becerileri ve ekip yönetimindeki güçlü yaklaşımları sayesinde teknolojik dönüşüm süreçlerine önemli katkılar sağlıyorlar. Günümüzde kadınların mühendislik alanındaki görünürlüğünün ve liderlik rollerinin artması, sektörün daha kapsayıcı ve daha yenilikçi bir yapıya kavuşmasına yardımcı oluyor.

Günümüz mühendislik anlayışında teknik yeterlilik kadar iletişim, yaratıcılık, iş birliği ve kullanıcı odaklı düşünme de önem taşıyor. Kadın mühendisler özellikle farklı perspektifleri bir araya getirme, detayları analiz etme ve çözüm odaklı yaklaşım geliştirme konularında önemli avantajlar sunuyor.

Ayrıca ekip çalışmasına verdikleri önem, değişime uyum sağlama becerileri ve sürdürülebilir çözümler geliştirme konusundaki hassasiyetleri, inovasyon süreçlerini güçlendiriyor. Çeşitliliğin bulunduğu ekiplerin daha başarılı sonuçlar ortaya koyduğu düşünüldüğünde, kadın mühendislerin sektöre sağladığı katma değer daha net görülüyor.

Önümüzdeki dönemde yapay zekâ, veri bilimi, yazılım geliştirme, robotik sistemler, yenilenebilir enerji, sürdürülebilir üretim teknolojileri, akıllı şehirler ve çevre teknolojileri gibi alanların ön plana çıkacağını düşünüyorum. Kadın mühendislerin bu alanlarda daha fazla sorumluluk üstleneceğine ve karar verici pozisyonlarda daha görünür olacağına inanıyorum.

Özellikle sürdürülebilirlik ve insan odaklı teknoloji geliştirme konularında kadın mühendislerin etkisinin artacağını öngörüyorum. Teknolojinin yalnızca verimlilik değil, toplumsal fayda ve çevresel sorumluluk perspektifiyle geliştirilmesi gerektiği günümüzde kadınların katkısı daha da değerli hale geliyor.

Dünya Kadın Mühendisler Günü, kadınların mühendislik alanındaki başarılarını görünür kılmak ve genç nesillere ilham vermek açısından önemli bir fırsattır. Kadınların bilim, teknoloji ve mühendislik alanlarında daha fazla yer alması hem sektörün gelişimi hem de ülkemizin rekabet gücü açısından büyük önem taşımaktadır.

Geleceğin teknolojilerini şekillendirecek genç kızlarımızın mühendislik mesleğine yönelmesini teşvik etmek, fırsat eşitliğini güçlendirmek ve kadın liderlerin sayısını artırmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Daha kapsayıcı, yenilikçi ve sürdürülebilir bir gelecek için kadın mühendislerin katkısına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır.

Hümeyra Harman

Yüksek Endüstri Mühendisi

Çağın gelişim hızını belirleyeceğiz

Endüstri 4.0 ile yaygınlaşan yapay zeka ve otomasyon süreçlerini mühendislik disiplininden ayrı düşünememeliyiz; aksine teknolojide bu araçlar mühendisliğin temel çıktısı olan verimliliği arttırmak için geliştirilmiştir. Teknoloji ne kadar ilerlerse de yeni nesil sorunlar var olmaya devam edecek; bu sorunlara çözümler de yine mühendisler tarafından üretilecek. Mühendislerin rolleri geleneksel kalıplardan çıkarak sürekli öğrenen ve teknolojiyi entegre eden sistem mühendislerine dönüşebilir. Günüz iş dünyasında artık çeviklik, proaktiflik ve sürekli gelişim daha çok plana çıkmaya başladı. Kadın mühendisler, doğaları gereği yüksek adaptasyon yetenekleri ve gelişim odaklı zihniyetleriyle bu dönüşüm dalgasına en hızlı uyum sağlayan dinamik gücü temsil ediyorlar. Bizler teknolojiyi sadece kullanan değil, yeni sorunlara esneklikle entegre eden liderler olarak bu yeni çağın gelişim hızını belirleyeceğiz.

Aslında mühendisliğin özünde her zaman problemlere çözümler üretmek yer alıyordu ancak değişen pazar istekleri ve gelişen teknoloji ile birlikte yaratıcılık ve inovasyon teknik bilgiden biraz daha öne çıktığını evet söyleyebiliriz. Kadın mühendislerin yaratıcılık yönü daha kuvvetli olduğunu düşünüyorum aynı zamanda süreçlere getirdikleri bütünsel yaklaşım ve çok boyutlu düşünme becerileriyle çok net bir fark yaratıyor. Teknik bir problemi çözerken sadece anlık sonuca odaklanmak yerine; çevresel etkileri, insan faktörünü, sürdürülebilirliği ve operasyonel riskleri aynı anda analitik bir süzgeçten geçirebiliyoruz. Detaycı olmamız verileri anlamlı, yaratıcı ve katma değerli projelere dönüştürmemizi kolaylaştırıyor. Özetle; kadın mühendislerin kapsayıcılığı, inovasyonu sadece teknik bir başarı olmaktan çıkarıp sürdürülebilir bir geleceğe dönüştüren stratejik güç olabilir.

Burada kendi deneyimlerimden ve gözlemlerimden yola çıkarak kadın mühendislerin yapay zeka ve sürdürülebilirlik alanlarında daha öne çıktığını söyleyebilirim. Ancak bu durum kadınların savunma sanayi gibi ileri teknik alanlardaki başarısını gölgelememeli ve erkek meslektaşlarımızı da sürdürülebilirlik odağından dışlamamalı. Mühendislik eğitimi ve vizyonu tektir, gelecek; alanlar arasında keskin sınırlar çizmek yerine disiplinlerarası işbirliği yaratmayı gerektiriyor. Bu durumun da cinsiyet ayrımı yapmadan entelektüel birikimin eşit şartlarda sahaya aktarıldığı ortak bir mühendislik aklıyla mümkün olabileceğini düşünüyorum.

Son olarak eklemek isterim ki; bugün konuştuğumuz yapay zeka, otomasyon ve sürdürülebilirlik dönüşümlerinin nihai amacı sadece üretim hatlarını hızlandırmak değil, dünyamızın geleceğini güvence altına almak olmalıdır. Mühendislik zekasını ve teknolojiyi, küresel Net Sıfır Karbon hedefleriyle ve döngüsel ekonomi modelleriyle entegre edemediğimiz sürece gerçek inovasyondan bahsedemeyiz. Geleceğin iş dünyasında, dijitalleşmeyi sürdürülebilir çevre politikalarıyla birleştiren bütünsel bir mühendislik yaklaşımı kazançlı çıkacaktır. Bu noktada genç bir kadın mühendis olarak misyonum; endüstriyel mükemmelliği yeşil dönüşümle harmanlayan projelere öncülük etmektir. 23 Haziran Dünya Kadın Mühendisler Günü vesilesiyle, tüm meslektaşlarımın bu özel gününü kutlarım.