Yönetim anlayışı tamamen işe odaklı bir profesyonel... Mahmut Ağcabay
Bursa Beton A.Ş. Genel Müdürü Mahmut Ağcabay, yakın zamana kadar tamamı devlete ait olan çimento fabrikalarının bağlı olduğu, Ankara'daki ÇİTOSAN bağlantıları ile Bursa'ya kazandırılan bir değer.
Gaziantepli ve neredeyse "doğuştan çimentocu" olan Ağcabay'ın profesyonel yönetim anlayışı tamamen işe odaklı.
İşyerinde en yeni teknolojileri uygulayan ve en yeni yönetim tekniklerini kullanan Ağcabay'ın başarı grafiği yıllar süren azim, kararlılık ve çalışmayla yükselmiş.
Bu öykü, bir yandan "Ben olmasam da işler tıkır tıkır yürür mü?" kaygısı yaşayan patronlar, bir yandan da "Ben yöneticiyim. İşi bilmesem de olur" diyen yönetici profili açısından mesajlarla dolu.
Ağcabay, 1949'da geniş bir ailenin çocuğu olarak Gaziantep'te doğdu. İlk ve orta öğrenimi Gaziantep'te tamamladıktan sonra İstanbul'daki Yıldız Teknik Üniversitesi'nden 1975'te Makine Mühendisi olarak mezun oldu. Değişik çimento fabrikalarında çalıştıktan sonra Bursa Çimento Fabrikası'nda çalışmaya başlayan Ağcabay çeşitli kademelerde yükselerek kurumun ilk birkaç kişisi arasına girdi. Bir süredir de Bursa Çimento kuruluşu olan Bursa Beton A.Ş.'de Genel Müdür olarak çalışıyor. Üniversite yıllarında evlendi, iki kız babası oldu. Ağcabay ile mesleki kariyerini, profesyonel yönetici anlayışını konuştuk.
ÇİTOSAN bursu ile okudu
EKOhaber: Sayın Ağcabay, siz makine mühendisliği okudunuz. Çimento, beton nereden çıktı?
Mahmut Ağcabay: Benim çimentoculuğum sonradan olmadı, çocukluğumdan itibaren içindeydim. Rahmetli babam Gaziantep Çimento Fabrikası'nda çalışıyordu, memur olarak. Türkiye'deki 26 çimento fabrikasının bağlı olduğu ÇİTOSAN Genel Müdürlüğü, kurum mensuplarının çocuklarına yüksek öğrenim bursu verirdi. Ben de ÇİTOSAN bursu ile okudum ve mezun olunca da mecburi hizmet olarak Gaziantep Çimento Fabrikası'na tayin edildim, 1975'te. Bir yıl dolmadan Afyon Çimento'ya tayinim çıktı. 1979'a kadar çalıştım. Askerliğimi Gölcük'te denizci yedek subay olarak yaptıktan sonra Van Çimento Fabrikası'na, 3 yıl çalıştıktan sonra Balıkesir Çimento'ya tayin oldum. Bir yılımı doldurmadan da Bursa Çimento'ya.
Genel Koordinatörümüz Burhan Evcil'i ÇİTOSAN'dan tanırdım. Biz hepimiz çimento ailesi olarak ÇİTOSAN'dan tanışırız. 1985 yılından beri Bursa Çimento'dayım. Makine mühendisi olmam nedeniyle fabrikanın bütün mekanizasyon birimlerinde çalıştım. Bakım Müdürlüğü yaptım, proje, yatırım, tesisat, kapasite artırımı ve teknoloji yenileme yatırımlarında görev aldım ve fabrikamızı bugünkü hale getirdik. 2001'den bu yana da Bursa Beton'un Genel Müdürü'yüm.
Üniversitede motor ustası
EKOhaber: Yöneticiliğin yolu işi iyi bilmekten mi geçiyor?
Mahmut Ağcabay: Benim Gaziantep Çimento'daki müdürüm bana bir gün dedi ki, "Ey evlat, sen şimdi mühendissin. Ama sakın ola ki, kendi yapamayacağın işi altındaki birisine emir olarak söyleme. Bu benim kulağımda küpedir. Yapamayacağım hiçbir işi teknisyene, ustaya, ustabaşına söylemedim. Onlarla beraber işin en ucunda çalıştım. Biraz benim tercihim, biraz da ailemin ekonomik yapısından olmalı, 8-10 yaşından beri çalıştım. Lise yıllarında Gaziantep'te tamirci çırağı idim. Motor, kaporta, boya hepsini yaparak geldim. İstanbul'da makine mühendisliği okurken çok iyi bir motor ustasıydım. Göztepe'te bir arkadaşımla kurduğum bir tamirhanemiz vardı. Motor indirirdim. Mesleğin mutfağından geldim. Çimentoda da zaten bir altyapım vardı. Bunun üzerine çimento makinelerini öğrenince, ustanın yaptığı işleri de öğrenip yapabilir hale geldikçe, benim mühendisliğim pratik uygulamaları da içerek bir yapı kazandı. Başarılı olduysam detayları çok iyi bilmemden kaynaklandı. Bir usta, teknisyen kadar fabrikada yapılması gereken işleri yaptım, yaparım. Mühendis kadar da projeleri, organizasyonunu yaparım. Şu anda da 600 çalışanı olan bir şirketin genel müdürüyüm. Şundan eminim ki, 600 kişinin yaptığı işlerin hepsini tek tek yapabilirim.
EKOhaber: Başarıda patronu tepenizde hissetmeme bir etken midir?
Mahmut Ağcabay: Patronun tarifi çok önemli. Alışılagelen bir patron alışkanlığı vardır. İşletmesiyle ilgili her tür makro kararı kendisi verir. Kendisi dışında çalışanların tümü onun yönlendirmesi veya talimatı ile çalışır. Çünkü o patron o işi en iyi bilendir. Bu tür işletmelerde patronun mutlak hakimiyeti doğrudur. Ama Bursa Çimento başından beri profesyonel yöneticilerle yönetildi. Çünkü bunun teknolojisini kurucular bilmez. Ama çok doğru hareket etmişler. Bursa'ya bir çimento fabrikasına ihtiyaç vardır deyip fabrikayı kurmaya karar verdiklerinde bu işin uzmanlarına gitmişler. Kim uzman? ÇİTOSAN.
EKOhaber: Temeldeki harç ÇİTOSAN'ın...
Mahmut Ağcabay: 1966'da ÇİTOSAN'dan bu yardım istendiğinde Van Fabrikası yeni ihale edildiği için aynısı Bursa için ikinci kez sipariş edilmiş. Yani Bursa'daki ilk fabrika ile Vandaki kardeştir. Aynı makineler, aynı ekipler... 1976daki ikinci fabrikada ise yine aynısı kurulmuş. ÇİTOSAN kendi bünyesinden buraya genel müdür vermiş. Hepimiz ÇİTOSAN'dan geldik. Burhan Evcil, ben, Mürsel Öztürk ve teknik genel müdür yardımcısı Bilgin Ataç.
EKOhaber: Yani patron olmadan da oluyormuş...
Mahmut Ağcabay: Bu, Bursa ve Türkiye'de kendine özgü bir örnektir. Patronlar işten anlamasalar bile profesyonel yöneticileri bulduğunda işler tıkır tıkır gider'in kanıtıdır. 1969da ilk, 1976'da ise ikinci fabrika kuruldu. 70'li yılların sonundan itibaren bu ekip, Burhan Evcil ve ekibi diyelim, Bursa Çimento'nun kapasitesini 3 katına çıkardık. Büyüttük ve teknolojisini bugün Avrupa'daki en ileri fabrikaların önüne taşıdık. Şu anda Bursa Çimento'nun teknolojisi Batı Avrupa'daki çimento fabrikalarının önünde. Ürettiği ürünlerin tamamı akreditedir.
Hayatımız çimento
EKOhaber: Patronsuz yönetimin sırrı nedir?
Mahmut Ağcabay: Fabrikanın tamamen profesyoneller tarafından yönetilmesi karşılıklı güvene dayalıdır. Benim sözünü ettiğim dört kişinin Bursa Çimento'dan başka hayatı yok. Biz tatili bilmeyiz. Bursa'nın içini bilmeyiz. 30 senedir tel örgünün içinde yaşıyoruz. Kendimizi işimize, mesleğimize adamışızdır. Artık bizler bu fabrikalarda kendimizi profesyonel olarak da nitelendirmiyoruz. Biz bu fabrikaların sahibiyiz. Sahibi olmak illa hisse senetlerinin yüzde 51'ine sahip olmak demek değildir. Burası benim evimdir. Bu şirketin yüzde 100'ü benim olsa bundan daha fazla çalışamam. Daha ötesi yok. Böyle benimsemek şart. Profesyonel işe böyle bakacak, patron da böyle bakanı doğru seçecek, işte mesele bu. Son ve makro kararları elbette Yönetim Kurulu verir. Ancak biz işimizle ilgili teknik ve ticari en ince detayına kadar bilgi veririz. Onların önünü, en doğru kararları alabilmeleri için ne kadar doğru açabilirsek, onlar da en isabetli kararı verirler. Şirketin çok veya az ortaklı olması profesyonel için çok önemli değildir. Biz burayı herhangi bir kişinin, ailenin, grubun malı olarak görmüyoruz. Halkın malı olarak görüyoruz. Yönetim kurullarımız zaten uzun yıllardır aynı kişilerdir. Çoğu ortaktır. Fabrikanın işletilmesi, sevk ve idare ile ilgili biz profesyonellerin her zaman önünü açık tutarlar. Bizim işletme, sevk ve idare ile ilgili hiçbir işimize müdahale etmezler.
İnsanlar çok önemli
EKOhaber: İlkeniz nedir?
Mahmut Ağcabay: Mühendislik hayatımda başarılı olduğuma kendim de inanıyorum. Ama yöneticilikte ne kadar başarılıyım, onu dışardan bakan gözler daha iyi bilebilir. Geniş bir aileden geldim. İnsan odaklı bir insanım. Benim yapmaya çalıştığım tek şey, her kademedeki arkadaşımı yaptığı işle ilgili önemsemektir. Bir mikser şoförüm benim için çok önemlidir. Onun da bunu bilmesi, hissetmesi ve çalışmaktan haz alması lazım. 'Üff be şu mesai saatim dolsa da evime gitsem' diyen birisi benimle çalışamaz. Çünkü ben öyle çalışmıyorum.
Zorlama, para gücü ile veya idari yaptırımlarla insanlardan verim almanız mümkün değildir. Benim ilkem önce insanları mutlu etmek sonra çalıştırmaktır. Ben altımdaki yöneticilere böyle davranırım, onlar altlarındakilere öyle davranırlar, bu üzüm salkımı gibi biner. Böyle olunca herkes işine 'benim işim' diye bakar, aidiyet hisseder.
Kırmızı noktaları
EKOhaber: Yönetici olarak affetmeyeceğiniz şeyler?
Mahmut Ağcabay: Dürüst olmayan hiçbir şeyi, yalanı affetmem. Hırsızlığı kesinlikle affetmem. Kaliteyi ihmal edenleri affetmem. Kalitenin nasıl olacağı tarif edilmiştir. Bütün personel bununla ilgili yazılı sözlü bilgilendirilmiş, eğitim almıştır. Sürekli eğitim içindedir.
Beton kalitesi insan sağlığı ile ilgilidir. İhmal eden o gün çalışır, ertesi gün bizimle çalışamaz. Sorgusuz işten atarım. Bunların dışında her şeyin bir çaresi bulunur.
Fabrikada yaşıyoruz
EKOhaber: Tatilleriniz nasıl geçiyor?
Mahmut Ağcabay: Bizim proseslerimiz 24 saat 364 gün çalışan proseslerdir. Yani bizim fırınlarımız bir kere ateşlendiği zaman bir yıl sonra durdurulabilir. Sürekli çalışır. Ve o fabrikanın teknik sorumluları olarak bizler sabah 8- akşam 5 değil, 24 saat sorumluyuz, fabrikada ikamet etme zorunluluğumuz var. Ben hâlâ fabrikada yaşıyorum. Bunu yapmayan bir teknik personel zaten başarılı olamaz. Gece saat 3'te size ihtiyaç olabilir, gitmek zorundasınız.
Peki hiç mi tatil yapmayız. Kendi aramızda işbölümünü yaparız, işimiz normal sürecinde gidiyordur, tabi ki biz de bir hafta,10 gün gider tatil yaparız. Ama bizim tatilimizi programlamamız mümkün değildir. İş müsaade ederse yaparız. 'Ben Temmuz'un 15'inde tatile çıkacağım', öyle bir lüksümüz yok.
Hiçbir teknik kadronun yok. Personelin tümünü yılda 15 gün dinlendirmek isteriz. Bunun organizasyonunu da yaparız. Bu Burhan Bey de dahil hepimiz için böyle.
EKOhaber: 'Buranın patronuyum' diyorsunuz peki patron gibi yaşayabiliyor musunuz?
Mahmut Ağcabay: Eğer hayattan beklentiniz çok para kazanmaksa yaşamınızı buna göre tanzim edersiniz. Ama bizim tercihimiz çok para kazanmak değil. Bizim için rahat yaşamak fabrikamızın o ayki başarısıdır. Peki benim hiç mi sosyal hayatım olmayacak, çoluk çocuğum var. Çok şükür bizim şirketlerimiz bütün kademelerimizi parasal yönden emsallerinden geri düşmeyecek şekilde tatmin eder. O yönden hiçbir sıkıntı yoktur. Konforlu bir yaşamı sağlıyor. Bizim ücret politikamız sektörün ücret politikasına benzer, çimento ve beton olarak, ama bu politikalar Bursa'nın ücret politikalarının önündedir. Tabi iş de ağır, Patron gibi yaşamak bize uymaz, beceremeyiz zaten. Ama ihtiyaçlarımızı da karşılarız, bir sıkıntımız yok.
Daha ötesi var, bizim önümüze de konuluyor bunlar, ama bu bir tercih. Bir başka patronun 5'i mi kıymetli, benim patronumun 3'ü mü kıymetli? Benim patronlarımın 1'i daha kıymetlidir.

Sayı: 607 - Sayı'nın Kapağı