banner8

banner6

'Bursa'ya yeni imar alanları şart'

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Mehmet Albayrak, yerli otomobil fabrikasıyla birlikte Bursa’nın yeni bir göç dalgasıyla karşılaşabileceğini belirterek, “Yerel yönetimler mutlaka önlem almak zorundalar. Bursa’ya yeni imar alanları açılmalı” dedi.

Söyleşi 31.08.2020, 11:48 31.08.2020, 11:48
'Bursa'ya yeni imar alanları şart'
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Mehmet Albayrak, yerli otomobil fabrikasıyla birlikte Bursa’nın yeni bir göç dalgasıyla karşılaşabileceğini belirterek, “Yerel yönetimler mutlaka önlem almak zorundalar. Bursa’ya yeni imar alanları açılmalı” dedi.

CÜNEYT ALKIŞ

İnsanın varoluşundan bu yana hayatın temel unsurlarından olan barınma ihtiyacını karşılayan ve modern dünyanın inşa edilmesinde önemli rolü bulunan İnşaat Mühendisliği, temel mühendislik dallarının başında geliyor. Temsilcilikten şubeye dönüştüğü 1988 yılından beri hinterlandında sonradan şubeye dâhil olan Kütahya, Yalova, Bilecik illeri ve altı ilçe temsilciliği ile bugün 5 binin üzerinde üye sayısıyla büyük bir meslek örgütüne dönüşmüş olan İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, gerek üyelerinin meslek hayatlarında karşılaştığı her türlü problemin çözümünde, gerekse Bursa’daki konularla ilgili önemli çalışmalara imza atıyor. Şehrin sorunlarına çözümler üretme noktasında en önemli aktörlerden biri olan TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Mehmet Albayrak, “Bursa’daki yapı stokunun yüzde 60’ı kaçak ya da ruhsata aykırı. Zaman içerisinde bunlarla alakalı mutlaka bir envanter çalışması yapılmalı. İlim ve bilim ışığında planlar hazırlanmalı. Mevcut yapı stokumuz elden geçirilmeli ama sadece kentsel dönüşüm yaparak olmaz, mutlaka yeni planlama bölgeleri de açmak lazım. Aksi takdirde vatandaş, kendi planını kendisi yapar” şeklinde konuştu.

 

“Yapı stokumuz mutlaka elden geçirilmeli”

“Bursa’daki yapı stokunun yüzde 60’ı kaçak ya da ruhsata aykırı” diyen Başkan Albayrak, bu yapıların büyük bir deprem riski taşıdığının altını çizdi. Albayrak şöyle devam etti: “Yapı stokumuzun yüzde 60’ı, kaçak veya ruhsata aykırı yapılardan oluşuyor. Ruhsatlı yapılarda da 1999 Depreminden önce yapıldığından riskli olma ihtimali var. Ben problemli yapıyım diye sinyal veren yapılar var. Dolayısıyla bunlar da incelenmeli. Zaman içerisinde bunlarla alakalı mutlaka bir envanter çalışması yapılmalı. Bu çalışmalar insanların kesesine dokunan çalışmalar. Bazen vatandaşımızın binasının depreme dayanıksız olduğunu öğrenmek bile istemiyor. Öğrendiğinde cebinden para çıkacak diye. Ama bugün para olarak çıkmaz, yarın daha acı sonuçlar doğurabilir. Ne olursa olsun sistematik bir çalışmanın sonucunda yapı stoğumuz mutlaka elden geçirilmelidir.”

 

“Bursa’nın birinci gündemi depremselliktir”

Bursa’nın birinci önceliğinin depremsellik olduğunu belirten Albayrak, “1999’dan sonra Valiliğimiz ve Belediyelerimizle birçok kez iyi niyetli toplantılar yaptık ancak şehrin üstündeki deprem riski hala duruyor. Bir türlü ilerleme kaydedilemiyor. Belediyelerle Odaların iletişimi iyi ama bunu harekete de geçirmek gerekiyor. Odalar görüşlerini ücretsiz dile getiren, elini her zaman taşın altına koyan kurumlardır. Mutlaka istifade edilmelidir. Bazı yerel yönetimler çok bazıları az istifade ediyor ama biz Odalar olarak her zaman şehrin menfaati için görüşlerimizi aktarmayı sürdüreceğiz. Bursa’mızda kaçak yapı stokumuz olduğu gibi duruyor, yerine yenileri ekleniyor. Bu anlamda yerel yöneticilerimizden, meslek odalarına, vatandaşımızdan basınımıza kadar herkese büyük görevler düşüyor. Bursa’nın birinci önemli gündemi depremselliktir. Depremsellik konusunu gündemimizden düşürmememiz lazım” dedi.

 

“Vatandaş depreme değil fayansa bakıyor”

Albayrak sözlerini şöyle sürdürdü: “Aradan 21 yıl geçti. Biz ortaya bir deprem master planı koyamadık. Deprem master planı diye bir plan hazırlamamız lazım. Hem ülkemiz hem de kentimizle alakalı. Bu plan şu an hazırlanamıyor. Ekonomi ile ilintili olduğu için belki de yeterli kaynak ayıramıyoruz. Bir de toplum olarak biz acı olayları çabuk unutuyoruz. Biz inşaat mühendisleri olarak unutmuyoruz. Biz depremle yatıp depremle kalkan bir meslek grubuyuz. Vatandaşımız zahmet edip oturduğu evin depreme dayanıklı mı dayanıksız mı olduğunu araştırma ihtiyacını bile duymuyor. Ama fayansına, boyasına varana kadar her detayı inceliyor. Maalesef algımız başka yönde. Biz her platformda gerçekleri dile getirmekten vazgeçmeyeceğiz.”

 

“Bugüne kadar yapılanlar kentsel dönüşüm değil”

Kentsel dönüşüm konusunun artık dillerde pelesenk olduğunu vurgulayan Albayrak, “Dönüşüm ihtiyaç ama riskleri ortaya koymadan neyden bahsedebiliriz ki. İşte envanter çalışmasından tam da kastımız bu. Örneğin Yıldırım’ın A mahallesini örnek olarak alalım. Burada kaç tane kaçak yapı var, kaç katlı binalar var, ne kadar bir nüfus yaşıyor, ruhsatlı mı ruhsatsız mı ve hatta oradaki insanın kültürel yapısına kadar geniş çaplı bir envanter çalışması yapmak gerekiyor. Şimdi bunları bilmeden bir kentsel dönüşüm yapamazsanız. Bugüne kadar yapılanlar kentsel dönüşüm değil, yıkıp yeniden yapmaktır. Kentsel dönüşüm bir mahalleyi alıp bütünüyle sosyo-ekonomik olarak, kültürel olarak ve binaların yenilenmesi suretiyle yapılan bütüncül yaklaşımla yapılan dönüşümdür. Ama biz böyle yapmıyoruz. Alıyoruz bir siteyi, müteahhit vatandaşla anlaşıyor, yenisini yapıyor. Bu kentsel dönüşüm değil ki” dedi.

 

“Yeni imar alanları açılmalı”

Bursa’ya mutlaka yeni imar alanlarının açılması gerekliliğine de vurgu yapan Albayrak, özellikle TOGG’un Bursa’ya gelmesiyle bunun daha da ihtiyaç haline geldiğine değindi. Albayrak şöyle konuştu: “Bursa’ya yeni imar alanları gerekli. Bursa sanayinin merkezi olması nedeniyle zaten sürekli göç alan bir kent. Gemlik’te temeli atılan TOGG’un da gelmesiyle Bursa’ya belki de kısa vadede 100 bin, uzun vadede 500 bin ekstra göç olacak. Bunları göz ardı etmeden şimdiden önlemimizi almalıyız. Geçmişe baktığımızda Bursa’da esas kaçak yapılaşma, 1980’lerden sonra sanayiyle birlikte geldi. O günlerden sonra her yıl ciddi bir nüfus kentimize göç etmeye başladı. Buna da hiçbir yerel yönetim dayanamadı, planlama yapamadı, yaptığı planlarını zamanında yürürlüğe sokamadı, yeni alanlar açamadı derken böyle bir ortam ortaya çıktı. Yol olan yerlere bina yapıldı. Özellikle yerli otomobil fabrikası ile birlikte ciddi göçler geleceğini düşünürsek yerel yönetimler buna mutlaka önlem almak zorundalar. Elbette mevcut yapı stoğumuz elden geçirilmeli ama sadece kentsel dönüşüm yaparak olmaz, mutlaka yeni planlama bölgeleri de lazım. Aksi takdirde vatandaş, kendi planını kendisi yapar.”

 

“İlime ve bilime inanmalıyız”

Haziran ayında Kestel ve İznik bölgesinde yaşanan sel felaketine de değinen Albayrak, “Sel felaketinin olduğu köylere baktığımızda 500 yıllık Osmanlı köyleri. Osmanlı kayıtlarında da var olan bu köylerin imar planları 500 yıl önce çizilmiş olmalı. Ve demek ki bu geçen sürede bu denli ciddi bir afet yaşamamış bu köyler. Eğer yaşasaydı taşınmış olurdu. Artık dünyanın ısısı yükseliyor, süper hücre denen bir yağmur oluşmaya başladı, hortumlar oluşmaya başladı. Bunlar, bundan sonra karşılaşmamız muhtemelen olayların sebepleri olacaktır. Önlem alınmalıdır. Biz Dudaklı Köyü’ne ilgili hocalarımızla birlikte 3 kez teknik inceleme için gittik. DSİ’deki arkadaşlarımızla konuştuk. Dudaklı’da kuru dere yatakları, yani iki eğimli yerin kesiştiği vadiler var. Yağmurda,  su buraları tahliye yolu olarak kullanır akar gider. Yani o kadar olması düşünülmeyen bir yerde maalesef sel oldu ve can kayıpları yaşandı. Kayacık köyündeki olay ise tamamen insan eliyle yapılmış bir problem. Kuru dere yatağına ev yapmış ve kaçamadılar. Kuru da olsa dere yataklarına, vadilerin birleşim yerlerine ev yapılmaz, yaptırılmaması da lazım. Maalesef can ve mal kayıpları yaşandı. Çok üzüldük. İlime ve bilime inanıp incelemeye ve gerekli önlemleri almaya devam etmeliyiz” şeklinde konuştu.

 

“İhtiyaçtan fazla mühendis yetiştiriyoruz”

Yükseköğrenime Geçiş Sınavı tercih sonuçlarının açıklanacağı bu günlerde inşaat mühendisliğinin kontenjanlarıyla ilgili de konuşan Albayrak, kontenjan sayısının ihtiyaçtan çok fazla olduğunun altını çizdi. Albayrak, sözlerini şöyle noktaladı: “İnanılmaz sayıda kontenjanlarımız arttı. İhtiyaçtan fazla inşaat mühendisi yetiştirmeye çalışıyoruz. İnşaat mühendisliği Tıp’tan sonra en zor eğitimlerden biridir. 200’den fazla bölüm var. Birçoğunda laboratuvar yok. Yeteri kadar hocamız yok. Bu şekilde inşaat mühendisi yetiştiremeyiz. Geçen yıl ülke çapında 6 bin kontenjan boş kaldı. Geçen yıla kadar her yıl 12 bin inşaat mühendisi aramıza katılıyordu. Bu sene 8 bine düşürüldü. Umarım ki daha fazla düşürülür. Ve umarım ki mezun olup aramıza katılacak meslektaşlarımız daha donanımlı, laboratuvar ortamında yeteri kadar hocanın eğitiminden geçmiş bir şekilde gelirler. Çünkü mesleğimiz insanların canını ilgilendiren çok ciddi bir meslektir. Bu bir devlet politikasıyla ele alınabilecek bir konudur. Ne kadar ihtiyaç varsa o kadar mezun edilmeli. Yoksa diplomalı işsizler ordusu büyüyor. Ben biliyorum birçok inşaat mühendisi arkadaşım, inşaatlarda amelelik yapıyor, pazarcılık, bakliyat işi yapıyor. Ben bu meslekleri küçümsemek için söylemiyorum. Eğer bu ülke bir inşaat mühendisi yetiştirdiyse ondan faydalanmak zorunda. Faydalanmayacağımız insana yatırım yapmamalıyız.”

Yorumlar (0)
20
parçalı az bulutlu