banner8

banner6

ASKON Bursa Şubesi’nin genç başkanı iş hayatında da iddialı

Söyleşi 24.05.2021, 23:29
ASKON Bursa Şubesi’nin genç başkanı iş hayatında da iddialı

SEMİH AYDIN

Genç ve vizyoner iş insanı Emre Yıldız, Nefix isimli yapı kimyasalları ve yapıştırıcılarıyla dünyaya açılıyor. Üretimlerinin yüzde 99’unu, 55 ülkeye ihraç eden firmanın hedeflerini anlatan Yıldız, dünya markası olmayı istediklerini vurguladı.

Mart ayında düzenlenen genel kurulla ASKON Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine seçilen Emre Yıldız, genç yaşına rağmen iş hayatında elde ettiği başarılarla da önümüzdeki yıllarda Bursa iş dünyasında adından söz ettirecek gibi duruyor. 

Üniversite öğrenimini Ukrayna’da tamamladıktan sonra 2009 yılında dış ticaret alanında faaliyet gösteren firmasını kurarak iş hayatına adım atan Yıldız, kısa süre içerisinde emin adımlarla büyüdü. Dış ticaret çalışmalarının ardından yapı kimyasalları ve yapıştırıcıları sektörüne Nefix markası ile adım atan Yıldız, ürünlerini dünyanın dört bir yanına ihraç ediyor. İş hayatının yanı sıra sivil toplum kuruluşlarında da aktif olarak görev alan Yıldız, Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Bursa Şubesi Başkanlığı’yla birlikte Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye - Kırgızistan İş Konseyi’nde Bursa’yı temsil ediyor. ‘Başkanlar ve İşleri’ röportaj dizimizin konuğu ASKON Bursa Şubesi Başkanı Emre Yıldız ile iş hayatını ve Türkiye’nin pandemi dönemi ihracat performansını konuştuk.

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
1984 Bursa doğumluyum. İlk ve ortaokul ile lise öğrenimimi Bursa’da tamamladıktan sonra, Ukrayna’da Kiev Devlet Üniversitesi’nde İngilizce ve Filoloji eğitimi aldım. Eğitim hayatımın ardından 2009 yılında Bursa’ya döndüm. Dış ticaret uzmanı olmamın yanı sıra inşaat, mobilya ve otomotiv alanlarında yatırımlar gerçekleştiren şirketin yönetim kurulu başkanlığını da yürütmekteyim. Evli ve iki çocuk babasıyım.

Firmanızdan bahseder misiniz?
Şirketimiz, 2009 yılında faaliyete başladı. İlk olarak Rusya ve eski Sovyetler Birliği ülkelerine ihracat yapıyorduk. Bursalı firmaların imal ettiği ürünleri, o pazarlara satıyorduk. Sonrasında, kendi markamızla üretime başladık. Nefix markası adı altında ürettiğimiz yapı kimyasalları ve yapıştırıcılar grubumuz var. Bunun yanı sıra yine kendi markamızla yurt dışına mobilya aksesuarı satışı yapıyoruz. Bizim lokomotifimiz olan Nefix; ürünlerimizin yüzde 99’unu ihraç ediyoruz.  Pazarlarımızı genişleterek Avrupa’ya ve Afrika’ya da açıldık. Bugün itibariyle mobilya, otomotiv ve inşaat alanlarında faaliyet gösteren ve 55 ülkeye ihracat yapan bir şirketler grubuna dönüştük.

Nefix ile ilgili gelecek hedefleriniz neler?
Nefix’i bir dünya markası yapma mottosuyla yola çıktık ve kısa sürede hızlı bir büyüme yakaladık. Ürünlerimiz şu an dünyanın 30 ülkesinde aktif şekilde satılmakta. Rusya, Ukrayna ve Orta Asya ülkelerinde satışlarımız oldukça güzel devam ediyor. Bunun yanı sıra İngiltere, Almanya gibi Avrupa ülkelerinin yanı sıra Afrika’da da girişimlerimiz var. Kısacası çalışmalarımızın ihracat odaklı ilerliyor. Bunun yanında ürün gamımız da her geçen gün genişliyor. Emin adımlarla Nefix’i dünya markası haline getirme yolunda ilerliyoruz. 

Ticaret ve üretim ayaklarını uyum içerisinde nasıl sürdürüyorsunuz?
Üretim noktasında çok donanımlı olmadığım için alanında uzman kişileri kadromuza dahil ettik. Böylece güzel bir sinerji oluşturduk. Ben, işin ticaret ve dış pazarlama ayağını yönetiyorum. Üretim ile ilgili prosesleri de bundan sorumlu yöneticilere bırakıyorum. Bana göre, doğru kişileri işin başına getirip, doğru iş birlikleri yaptığınız zaman bu iki ayak da uyum içerisinde devam edebiliyor. 

İlerleyen yıllarda yeni yatırım hedefleriniz var mı?
Gündemimizde Antalya’da inşaat projesi var. Burada tamamen yabancılara yönelik satış yapmak isteğindeyiz. Bunun haricinde tarımla ilgili de bir yatırım hedefimiz bulunuyor. Bursa’da kurmayı arzuladığımız şirketle hem üretim hem de ihracat yapmak istiyoruz. Bir iş insanı olarak Bursa’ya yatırım yapma noktasında çok fazla hevesim var. 
 
Genç bir iş insanı olarak iş hayatınızda karşılaştığınız zorluklar neler oldu?
İş hayatına ilk başladığımda genç yaşta olmam biraz handikap oluşturdu. Yabancı şirketlerle yaptığım görüşmelerde, genç olmamdan dolayı bir güven sorunu ortaya çıkıyordu. Dolayısıyla, normal süreçte bir iki görüşmede kolayca aşacağınız konuları, ben anca 5 – 6 görüşmede geçebiliyordum.  Bu sıkıntıyı tam olarak 30 yaşından sonra aştığımı söyleyebilirim. Bunlar yaşadığım en büyük zorluklar olsa da güzel deneyimlerdi. 

Genç girişimcilere tavsiyeleriniz var mı?
Öncelikle cesur olmalılar. “Bu iş bana kalmaz. Bu işi ben yaparsam benden daha büyükler bana imkan tanımazlar” gibi yaklaşımlar içerisinde olmasınlar. İnandıkları projenin peşinden istikrarlı şekilde gitsinler. Kesinlikle vazgeçmesinler. Aynı zamanda kendilerini çok iyi geliştirmeleri gerekiyor. Donanım çok önemli. Dünyayla entegre olmak için mutlaka yabancı dillerini geliştirmeliler. 

Türkiye’nin ocak-nisan ihracat performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Pandeminin şartlarını da göz önünde bulundurursak Türkiye’nin ihracat anlamında iyi bir noktada olduğunu söyleyebiliriz. Salgın başladığında ülke ekonomimizde yüzde 30’a yakın bir küçülme öngörülüyordu. Bu öngörü DEİK toplantılarında da dile getiriliyordu. Ama çok şükür Türkiye küçülmeden ziyade bir yükselişle yoluna devam etti. Bu da bizleri mutlu ediyor. Ülkemizde, özellikle son yıllarda, hükümetimizin de desteğiyle ihracatta bir farkındalık oluştu. Burada Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nun (DEİK) yanı sıra bizim gibi sanayici ve iş adamları dernekleri de Türkiye ekonomisinin ihracat merkezli büyümesinin doğru olacağı noktasında hem fikirdi. Ve bu yönde de yaptığımız çalışmalar neticesinde ihracatımız artarak devam ediyor. Bu yeterli mi diye sorarsanız, yetmez. Hedeflerimiz büyük; 500 milyar dolar ihracat rakamına ulaşmak istiyoruz. Umarım en kısa zamanda ülke olarak bu başarıyı yakalayabiliriz. 

Türkiye, koronavirüs döneminde ihracatta elde ettiği avantajı ilerleyen dönemde de koruyabilir mi?
DEİK ve ASKON toplantılarımızda, birçok Avrupalı yatırımcıyla bir araya geliyoruz. Bu toplantılarda uluslararası derecelendirme kuruluşlarının raporlarını da ele alıyoruz. Bu toplantılar ve raporlar bize Türkiye’nin pandemiden en karlı çıkacak ülkelerin başında geleceğini gösteriyor. Şu anda yabancı ülkelerin Türk ürünlerine karşı bir ilgisi var. Büyük yatırımcılarla yaptığımız görüşmelerde, onların yatırımlarını tek bir ülkeye götürmekten ziyade yatırımlarını farklı bölgelere yayma düşüncesinde olduklarını görüyoruz. Bu bağlamda ülkemiz çok önemli bir jeopolitik konuma sahip. Çok kısa sürede Avrupa, Orta Asya, Afrika ve Rusya pazarlarına ulaşabiliyoruz. Biz bu avantajımızı kullanacağız. Burada en önemli nokta, Türkiye’de ihracat farkındalığının oluşması; Türkiye’de ihracatla ilgili kurumlar daha aktif çalışıyor. Ticaret Bakanlığımız yeni projeler geliştiriyor. Göreve yeni başlayan Ticaret Bakanımız Mehmet Muş da yaptığı açıklamalarda ihracata verdiği öneme değinerek, bunu geliştirmeye devam edeceğini vurguladı. Dolayısıyla ben Türkiye ihracatının hep büyüme trendinde olacağı kanaatindeyim.

Türkiye üretim kapasitesi ve teknolojik altyapısıyla bu talebi karşılayabilir mi?
Biz, üretimdeki dönüşümü hızlı yapabilecek, girişimciliği yüksek bir toplumuz. Bu yüzden, talep gelmesi halinde sanayicilerimizin gerekli düzenlemeleri ve yatırımları çok rahatlıkla yapabileceğini düşünüyorum. Yeter ki talep gelsin, yurt dışından işleri alalım. Üretme konusunu rahatlıkla aşacağımıza inanıyorum. Pandemi nedeniyle şu an birçok sektörde ham madde sıkıntısı yaşıyoruz ama bu sıkıntının da orta ve uzun vadede ortadan kalkacağı kanaatindeyim. Türkiye üreterek ve ekonominin merkezine ihracatı koyarak büyümesini sürdürecektir.  

Faaliyet gösterdiğiniz alan olan yapı malzemeleri ve inşaat sektörünün ilk çeyrek performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bahsetmiş olduğum ham madde sıkıntısı nedeniyle istediğimiz ölçülere ulaşamadık ama ülkemizde, sektörümüzle ilgili ciddi bir büyüme potansiyeli var. Çok büyük yatırımlar yapılıyor. Bunun yanında mevcut yatırımlarını büyüten ya da yeni tesisler kuran firmalarımız da mevcut. Biz de bunlardan biriyiz; yatırımlarımızı her geçen gün artırıyoruz. Özellikle kendi markamızı diğer ülkelerde Nefix İngiltere, Nefix Bulgaristan gibi direkt yerel firmaymış gibi pazarlama hamlelerimiz var. O bölgelerde depo, ofis açma ve satışı artırma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
 
Türkiye’de yapı malzemeleri sektörü hacim ve pazar payı itibariyle, dünyayla kıyasladığınızda ne konumda?
Dünya pazarında istediğimiz noktada değiliz ancak bunun farkındalığı oluştu. Sektörün ihracatını artırmak adına firmalar düğmeye bastı. Böylelikle dünya genelindeki pazar payımızı daha da artıracağız.

Sektördeki dijitalleşme ve Ar-Ge çalışmalarını yeterli buluyor musunuz?
Bu çalışmaları yeterli bulmuyor ve daha fazla yatırım yapılması gerektiğine inanıyorum. Pandemi, dijitalleşme konusunda bir farkındalık oluşturdu. Fakat nitelikli, inovatif ürünler ortaya çıkarmamız için Ar-Ge’ye daha fazla önem vermeliyiz. Böylelikle firmalarımızın dünya pazarında rekabet gücü de artacaktır. Bana göre Ar-Ge’ye yapılan yatırımların bir sonu yok ve ben bunu hiçbir zaman yeterli bulmayacağım.

İnşaat malzemelerinin tedarikinde yaşanan sıkıntıları neye bağlıyorsunuz?
Pandemi nedeniyle küresel tedarik zincirinde bozulmalar ve üretimlerde aksamalar yaşandı. Bu sadece inşaat malzemelerinde değil, her alanda yaşanan küresel bir kriz. Aşılanmanın yaygınlaşmasıyla birlikte, pandeminin hayatımızdan çıkmasının ardından bu sıkıntıların aşılıp, süreçlerin normale döneceğini düşünüyorum.

ASKON Bursa Şubesi başkanlığı görevine seçildiğinizden bugüne yaptığınız çalışmaları anlatır mısınız?
Aslında ASKON Bursa Şubesi Başkanlığı görevine 1,5 yıl önce başladım. Fakat salgın nedeniyle genel kurulumuzu ertelemek durumunda kaldık. Biz de bu süreçte şubemizi bir yapılanma içerisine soktuk. 27 Mart’taki genel kurulumuzun ardından da seçilmiş başkan olarak görevime devam ettim. Bizim hedeflerimiz büyük. Bursa’daki birçok kurum ve kuruluşla ortak paydada buluşup, Bursa’mıza değer katmaya çalışacağız. 

İlerleyen dönemde yoğunlaşacağınız konu başlıkları neler olacak?
Uzmanlığım nedeniyle en çok yoğunlaşmak istediğim konu dış ticaret olacak. Bursa, 14 milyar dolar ihracat, 7 milyar dolar ithalat yapan ve dış ticaret fazlası veren bir şehir. Türkiye’ye katkı anlamında bu oranın daha da artması gerektiği kanaatindeyim. Bu yüzden ihracat merkezli çalışmalara büyük önem veriyorum. Üretimle de ilgili Bursa’daki sanayicilerimizle, üyelerimizle birlikte yeni projeler üretmek için ortak çalışmalar yapacağız. Gerçekleştirmek istediğimiz projelerden biri de Bursa’da ihracat zirvesi düzenlemek. Tüm paydaşlarıyla Türkiye ve Bursa’nın ihracatını nasıl artırabiliriz konusunu masaya yatırmak istiyoruz. Kayseri şubemizin düzenlediği Kültepe Ekonomi Zirvesi buna güzel bir örnek. Biz de Bursa’nın sanayisine ve üretim gücüne yakışır bir zirveye imza atmayı planlıyoruz. 

Bursa’daki STK’larla işbirliğini artırmak adına ne gibi çalışmalar yapacaksınız?
Bursa, iş dünyası Türkiye’de güçlü bir yere sahip. İş adamları dernekleri, SİAD’lar olarak ciddi bir yapılanma var. Dolayısıyla, tüm bu sivil toplum kuruluşlarıyla ortak noktada buluşup kentimize daha fazla katkı sağlamak için devamlı iletişim halinde olacağız. Bizim tek paydamız Bursa. Bursa büyürse, kent ekonomisi güçlenirse bu bütün Bursa’ya olumlu yansıyacaktır. Özellikle pandemi sonrasındaki süreçte, işlerin ve ekonominin güçlenmesi için diyaloglarımızı güçlendirmeliyiz. Biz ASKON Bursa Şubesi olarak üzerimize düşen sorumluluğu almaya hazırız. 

DEİK’te de aktif olarak görev alıyorsunuz. Buradaki çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
DEİK’te, Türkiye – Kırgızistan İş Konseyi Başkan Yardımcılığı görevini üstleniyorum. Aynı zamanda Avustralya ve Meksika İş Konseylerinde Yürütme Kurulu Üyesi görevlerim de var. Şirketimizin farklı ülkelerde faaliyet göstermesinden dolayı 18 ülkenin iş konseyinde üyeliklerimiz mevcut. Sonuçta işimiz dış ticaret ve DEİK’in de misyonu ticari diplomasi. Bizim DEİK’te olmama lüksümüz yok. Bizim için çok önemli bir kurum.

Bursa ekonomisi hakkında genel bir değerlendirme alabilir miyiz? Bursa ekonomisi gelecekte nasıl bir sıçrama yapabilir?
Bursa konum ve lojistik imkanlarıyla uluslararası pazarlara rahatlıkla açılabilecek, otomotiv, tekstil, mobilya gibi önemli sektörlerin güçlü olduğu bir kent. Bursa ekonomisi daha da büyüyüp, güçlenmeli. Burada da dış ticarete ve ihracata önem vermeliyiz. Yurtdışındaki parayı Türkiye ve Bursa’ya çekmeliyiz. Yoksa ülke içerisinde yaptığımız ticaret bize bir kazanç sağlamaz.

 Bursa iş dünyasının TOBB, TİM, DEİK gibi kurumlarda temsiliyetinin artması kent ekonomisine ne gibi kazanımlar sağlar?
Bunlar uluslararası platformalar. Örneğin DEİK, ticari diplomasi alanında faaliyet gösteriyor. Diplomasiyi güçlendirir, diğer ülkelerle ilişkilerimizi iyi tutarsak, bizim oralara hizmet götürme, ürün satma ve ticaret yapma şansımız daha da artacak. Bursa, bu bağlamda, TOBB, DEİK, TİM gibi kurumlarda daha fazla yer almalı; Bursa iş dünyası daha güçlü şekilde oralarda temsil edilmelidir. Biz, yeni dönemde, diğer derneklerimiz, sanayicilerimiz ve üreticilerimizle birlikte buralardaki temsiliyet gücünü artırmak için çalışmalar yapacağız. Çünkü Bursa şu anda hak ettiği şekilde temsil edilmiyor. Bursa, Türkiye’nin en büyük sanayi şehirlerinden biri. Bu yüzden iş insanlarımızın çok daha güçlü şekilde bu platformlarda yer alması gerekiyor. Maalesef bu konuda yeterli farkındalık yok. ASKON Bursa Şubesi olarak bu konuyla ilgili projelerimiz var. Önümüzdeki süreçte de buna hız verip, bu konuyu yüksek sesle dile getireceğiz.

Yorumlar (0)
15
hafif yağmur
Günün Anketi Tümü
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?