banner8

banner13

banner6

PBD ahşaba her alanda hayat veriyor

Ahşaptan okul laboratuvarları ve mobilyalarına, tarihi eser restorasyonlarından oyun parklarına ve endüstriyel paletlere kadar ahşabın her alanında başarılı işlere imza atan Park Bahçe Donanım Hizmetleri (PBD) sadece Bursa ve Türkiye’de değil, dünyanın farklı ülkelerinde de adından söz ettiriyor. 1997 yılından itibaren Kayapa Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren Park Bahçe Donanım Hizmetleri, 70 kişilik çalışan kadrosuyla ahşaba hayat veriyor.

Röportajlar 02.11.2020, 20:48 02.11.2020, 20:48
PBD ahşaba her alanda hayat veriyor
Ahşaptan okul laboratuvarları ve mobilyalarına, tarihi eser restorasyonlarından oyun parklarına ve endüstriyel paletlere kadar ahşabın her alanında başarılı işlere imza atan Park Bahçe Donanım Hizmetleri (PBD) sadece Bursa ve Türkiye’de değil, dünyanın farklı ülkelerinde de adından söz ettiriyor.

1997 yılından itibaren Kayapa Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren Park Bahçe Donanım Hizmetleri, 70 kişilik çalışan kadrosuyla ahşaba hayat veriyor. PBD olarak yapılmamış işleri yapmaya meraklı olduklarını söyleyen PBD ve Kayapa OSB Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Toy, Ulusal Ahşap Birliği Yönetim Kurulu Üyeliği göreviyle de ahşap sektörünün Türkiye’de hak ettiği değeri görmesi için çalışmalarını sürdürüyor.  Firmayı geleceğe taşımak içinse Eğitim Mobilyalarından Sorumlu Elektrik Mühendisi Doğan Toy ile Ahşap İmalatları Sorumlusu İç Mimar ve Çevre Tasarımcısı Doğaç Toy da, PBD’de de önemli görevleri üstleniyor.

PBD’nin kuruluşundan bu yana geçen süreç hakkında bilgi rica edebilir miyiz?

Park Bahçe Donanım Hizmetleri 1997 yılında faaliyete başladı. Kuruluş amacımız çocuk oyun parkları yapmaktı. 2000 yılına kadar çocuk oyun parklarını ithal ederken, karşımıza eğitim sektörü çıktı. O yıllarda Türkiye’de eğitim sektöründeki tefrişat mobilya anlamında çok zayıftı. Özel eğitimin de yoğunlaşmasından dolayı, okulların fiziki şartlarının iyileştirilmesi güzelleştirilmesi için çalışmalar hız kazandı. Biz de bu sektöre girdik. Özel okullar her ne kadar eğitim kaliteleri ile ön plana çıksınlar da fiziki şartları ve en güzel ortamlarla da desteklenmeleri lazımdı. Çok güzel projelere imza attık. Türkiye’de 400’e yakın okul projesi bitirdik. Genelde müşteri portföyümüz özel ve vakıf okulları, üniversiteler, anaokulları. Mimari projeyi alıp, anahtar teslim tefrişatını yapıyoruz. Eğitim sektörünün içinde farklı kollar da var. Kent mobilyaları, çocuk oyun alanları derken eğitim mobilyalarının içinde önemli bir yer tutan bir boşluğu yakaladık ve okul laboratuvarları yapmaya başladık. 2000’li yıllarda ithal getirdiğimiz bu ürünleri, kendimiz üretmeye başladık. Laboratuvar konusunda yüzde yüz ithalattan  yüzde beş parça ithalatına, yüzde doksan beş yerliye ulaştık. Şu anda okul laboratuvarlarında Türkiye’de çok iyi bir marka konumuna geldik. Nerede iyi kaliteli bir özel okul varsa içinde mutlaka ürünleri vardır.

Okul laboratuvarları konusunda Büyük oğlum Doğan işe dahil oldu. Kendisinin mesleği elektrik mühendisliği. Böyle olunca olunca yazılım ve tasarım boyutunda yurt dışından getirdiklerimizden biraz daha ileri teknolojileri kullanmaya başladık. Kendi pazarımıza göre ürünler yaptık. Birçok okul mobilyaları üreten firmaya da malzeme veriyoruz. Üniversite, Ar-Ge merkezleri, kadavra, su ürünleri laboratuvarı ya da nitelikli ilaç fabrikası laboratuvarının tasarım ve uygulamasını yapıyoruz. Bir kolumuzun altında bir kaç karpuz var aslında. Hep kendimizle yarışan bir yapımız var. Kimsenin yapmadığı, katma değeri yüksek işlere imza atmak istiyoruz. Sektörde bir şey yaratıyorsak birileri bizi takip ediyorsa doğru işler yaptığımıza inanıyoruz. 1990’lı yıllarda Bursa’da yaşamanın sanayici olmanın birkaç koşullarından biri de, bizim gibi KOBİ’lerin ana sanayiye tedarikçi olmasıydı. Eski adıyla Siemens yeni adıyla Türk Prysmian Kablo’nun 1999’dan beri A sınıf tedarikçiliğini yapıyoruz. Onlara kablo makaraları üretiyoruz. Bunun yanında ihracat sandıkları, çevremizdeki sanayicilerinde bu tür ihtiyaçlarını gideriyoruz.

Ahşap işinin temelinde ana hammaddesi tomruk, ağaç kereste. Bunları kereste ambalajında zaman katma değeri yüksek işler yaratamıyorsunuz. Biz katma değeri yüksek işler yapmayı istiyorduk ve burada tarihi bina restorasyonu karşımıza çıktı ve bu alana da girdik. Yaklaşık 8 yıldır bu alanda da faaliyet gösteriyoruz. Burada da Türkiye’de iyi bir marka olduk. Anahtar teslimi sivil mimari örnekleri veya tescilli binaları konstrüksiyon rekonstrüksiyon restorasyon işlerini, projelerinin uygulamasını yapıyoruz. Aynı zamanda Bursa’da yerel yönetimlerle de işbirliği içindeyiz. Onlara, tasarladıkları işlerde danışmanlık yapıyoruz ya da projeler üretiyoruz veya onların projelerini değerlendiriyoruz.

Türkiye’nin günümüzde popüler olan işlerden bir tanesi de Millet Bahçeleri yapımı. 2015’te İstanbul Maltepe’deki 15 milyon metrekare Millet Bahçesi’nin ahşap işlerini yaptık. 2017 yılında Başakşehir Kayabaşı Millet Bahçesi’nde çalıştık. Böyle büyük projelerin içinde çözüm ortağı oluyoruz. Şuanda da 600 dönüm Ankara Millet Bahçesi var buranın ahşap işlerini yapıyoruz. Çocuk oyun parklarında Türkiye’de ahşap uygulamayı yapan ilk firmalardan biriyiz. Ahşap, insanoğlunun var olduğundan beri insana en yakın doğal malzeme. Biz plastik ve demire hayır dedik. Bütün dünya ahşaba yöneliyor. Çağdaş eğitim kurumları gelişmiş ülkeler doğal malzemeler kullanıyorlar, biz de bunu yapalım dedik. Ahşap oyun gruplarında da bir marka olduk. Kullandığımız ahşap oyun gruplarındaki ahşap koruyucu kimyasallarında dünya sağlık örgütünün onayladığı ürünleri  kullanıyoruz. Çocuk sağlığı için çocuk ergonomisine dikkat ediyoruz. Okul ve eğitimin üç ay gibi bir iş sezonu var. Ondan sonraki aylarda kendimize iş yaratalım diyerek turizm sektörüne açıldık. Kış dönemi turizm kapalı, yaz dönemi okullar kapalı. Kış döneminde güneydeki birçok Antalya Belek Alanya Çeşme Bodrum Ayvalık’a kadar birçok beş yıldızlı otellerin tedarikçisi durumundayız. Bu bir deniz iskelesi ya da çocuk oyun alanları olabiliyor. Tatil köylerindeki ahşap ihtiyaçlarına çözüm ortaklığı yapıyoruz. Yurt dışından da zaman zaman projeler geliyor. Geçen sene Katar’da bir tatil köyü projesinde çalıştık.

Şu anda dünyadaki en ileri teknolojiyle, yapısal ahşap kullanarak dağ ve bağ evi, restorasyon, tarihi eser niteliğindeki binalar ve modern ahşap yapılar da yoğunlaştık. Bununla ilgili makinalaşmaya gittik. Türkiye’de sektörümüzde sadece bizde olan yedi eksen bir CNC makinasını kullanmaya başladık. Kullandığımız yazılım ekipmanlarını kendi bünyemizde çözüyoruz. Bunun yanı sıra ahşap koruma kimyasallar entegre tesisi olarak 2000 yılından beri çalışmalar sürdürüyoruz. Bu konuda da Bursa’nın birçok ihtiyacını karşılıyoruz. Ahşabın ömrünü uzatmak demek az orman kesmek demek. Az orman kesmek demek daha nitelikli bir ahşap çıkartmak demek. Aynı zamanda Ulusal Ahşap Birliği’nde Yönetim Kurulu Üyeliği görevini yürütüyorum. Burada sektörün sorunlarının çözülmesi ve sektörün gelişmesi üzerine çok ciddi projeler üretiyoruz. Bakanlıklarla istişarelerde bulunuyoruz. Üniversitelerle işbirliklerimiz var. Yurt dışından iyi eğitim almış hocalar getirerek seminerler, kurslar düzenliyoruz. Eğitim, bilim ortak paydamız. Bilgimizi ne kadar çok paylaşıp, ne kadar fazla insana ulaşabilirsek bu bizim için bir şey ve sektörümüzün gelişmesine de faydası var. Sektörümüzdeki firmaları rakip olarak değil, meslektaş olarak görüyoruz.

Yaptığınız işler maddiyatın yanı sıra manevi tatmin de sunuyor Bu anlamda sizi en çok mutlu eden işleriniz neler oldu?

Herkesin yapmadığı bir proje önümüze geldiğinde heyecanlanıyor ve o işe kendimizi adıyoruz. Esas savaşı kendimizle veriyoruz. İddialı projelere imza atıyoruz. Mesela, Türkiye’deki en büyük Truva Atı on iki metre uzunluğunda Çanakkale’deydi. Biz onun daha büyüğünü yapalım dedik ve İstanbul’da özel bir okulun bahçesine 12 metre 80 cm’lik bir Truva Atı inşa ettik.  Bu tarz uçuk kaçık projelerde hevesliyiz. Başka bir örnek olarak metrekare olarak dünyada sayılı, Türkiye’nin en büyük skateparkını yaptık. 7500 metrekare alanda 3500 metrekare kayma alanı var. Bu anlamda yapılmamış İşleri yapmaya meraklı olduğumuzu söyleyebilirim.

Okul ve laboratuvar alanında gerçekleştirdiğiniz çalışmalardan bahseder misiniz?

Okul tarafında, özellikle laboratuvar alanında çok ciddi çalışmalarımız var. Laboratuvar, aynı zamanda teknolojik mobilya diye geçiyor. Teknolojik gelişmelere biz de ayak uydurarak, bunları kendi bilgi ve tecrübemizle daha da geliştirdik. Gelişmiş, çocukların kullanımına daha uygun cihazlar yapıyoruz. Türkiye’deki iyi okullar müşterimiz. Bizim buradaki eski ana hedefimiz çocuğun her zaman için güvenli olarak deneyini yapabilmesi. Tabii ki çocukların kendi başına deney yapması önemli ama güvenlik her zaman ön planda olmalı. Bu sebeple bizim laboratuvarlarımızda her şey ana bilgisayarımıza bağlı. Burada kontrol ünitesi var, çocuğun suyu, gazı, elektriği ne kadar ve nasıl kullanacağını öğretmen karar veriyor. Bunlar sayesinde işte çocuk güvenli şekilde deneyini yapabiliyor. Eğer bir gaz sızıntısı, elektrik kaçağı varsa sistem bunlarda uyarı veriyor ve otomatik olarak kapanıyor.

Okul olanında yetkin bir firma olduğunuzu söylediniz, Covid-19 ile birlikte neler değişti okullarda?

Her sene haziran, temmuz, ağustos ayları bizim için çok yoğun geçer. 20 yılın birikimi, kemikleşmiş bir müşteri profilimiz var. Türkiye’nin marka okulları, her yıl bizle bir projeler yapar. Bu tarz projelere pandemi nedeniyle ara versek de, Covid-19’la birlikte bazı okullarda ciddi çalışmalar da yaptık. Mesela; İstanbul’da Türkiye’nin en saygın özel okullardan bir tanesinin bütün okuldaki masalarına pleksiglasla, koruma kalkanı yaptık. 2 bin küsür metrekarelik bir çalışmayla 2 bini aşkın masayı ve yemekhaneyi pleksiglas bölmelere ayırdık. Çocuklar açık alanlarda ders yapsınlar diye okulların bahçelerinde, uygun alanlarda açık hava derslikleri yaptık.

Bir aile şirketi olarak sizin firmanı yeni jenerasyonlara aktarmak için yaptığınız çalışmalar neler?

Her şeyden önce Türkiye’de aile şirketlerinin ömrünün çok uzun sürmediğini hepimiz biliyoruz. Bu Türkiye’nin acı bir gerçeği. “Birinci kuşak yapar ikinci kuşak devam ettirir üçüncü kuşak batırır” diye bırak klasik bir laf vardır ama biz bunu aşacağımıza inanıyoruz. Çünkü iş yerimizde görev tanımını doğru yapıyoruz. İş yerinde bizim ailemiz yok, herkes birbirine kurumsal bir şekilde, iş sorumluğununu bilinciyle yaklaşıyor. İş hayatımızın içinde hepimizin görevi belli, yaptığımız işler ve sorumluluklar belli. Bunu kademeli olarak pekiştirerek yukarıya taşıyoruz. “Çıraklığını yapmadığın işin ustalığını yapamazsın” diye bir söz vardır. Ben buna inanıyorum. Çıraklığını yaptığın işin ustalığını da her zaman yaparsın. Çocuklarımla bu süreci yaşadık. Çok küçük yaşlardan beri beraber çalışıyoruz.

Bursa’da sektörün durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bursa’nın sanayi şehri olmasından dolayı ahşap denince akla endüstriyel ambalaj geliyor. Yurt içi ya da  yurtdışına yollanan ürünlerin hepsinin altında mutlaka bir palet var. Dolayısıyla Bursa’da tüketim fazla. Ama şöyle de bir gerçek var; Bursa’da sektörde üretim yapan firmaların çoğu merdiven altı. Bu da hem fiyat anlamında hem de diğer çalışma koşullarında haksız rekabete neden oluyor. Bu da bizim işimizin bir gerçeği. O yüzden de biz PBD olarak ahşap ambalaj sektöründen ziyade katma değeri yüksek ürünlere yöneliyoruz.

Dünyada ve Bursa’da ahşap kullanımına yönelik bir artış trend var mı?

Pandemiden sonra herkes doğaya kaçma eğilimi içinde. Burada ahşap ev kullanımında değil de küçük bungalov bağ evi tarzı yapılarda bir yaygınlık var. Betonlaşmadan dolayı, ahşabı ülke olarak unutmuşuz, betonlaşmadan dolayı ama şimdi yeni yeni tanımaya başladık. Dünyada on beş katlı apartmanlar yapılıyor ahşaptan. İngiltere’de İsviçre’de Kanada’da on beş katlı binalar yapılıyor. 300 yıllık bir Japon şirketi de 1085 metre ahşap bina yapmayı tasarlıyor. İngiltere’de birçok apartman ahşaba dönüyor. Amerika’da hala en yaygın malzeme. Kanada bu işte çok iyi. Türkiye daha bir kat ve iki kat dışında hala bir standart yok. Ahşap evin bir tanımı ve standardı yok ülkemizde. Bu konuyla ilgili zaman zaman İstanbul’daki sivil toplum kuruluşu olan derneğimiz vasıtasıyla burada faaliyetlerde bulunuyoruz, lobi yapıyoruz ve bunların bir standarda gelmesi için çalışıyoruz. Deprem kuşağında olan ülkemizin bir gerçeği, olmazsa olmazı. Türkiye’de ahşap ev kullanımı Osmanlı’nın son dönemlerine kadar gelmiş, Cumhuriyetin ilk dönemlerinden sonra betonlaşma ve çimentoyla ahşap unutulmuş. Bundan bir süre önce İstanbul’da ahşap evin yapısını komple konstrüksiyonu burada yaptık binanın İstanbul’a götürdük Boğaz’da yalıyı yaptık. Kanlıca’da Tarihi yarımada da Eminönü’nde  butik otel projesi yapıyoruz ahşap. Boğazın en büyük ahşap binalarından biridir mesela Sadberk Hanım Müzesi Vehbi Koç Vakfı’nın, iki sene önce oranın cephe iyileştirme ve restorasyonlarını gerçekleştirdik ve beş yıl garanti verdik. Koç Holding bizim en iyi müşterilerimizden bir 1999 yılından beri Vakfın bütün projelerinde varız.  Vakfın Türkiye’de yaptırdığı tüm okullarda biz çalışıyoruz. Koç Grubu ile çalışıyoruz, teknik üniversite, Robert Koleji, Bahçeşehir Grubu, TED Kolejleri nerde bir okul açıyorsa içerisindeki laboratuvarını biz yapıyoruz.

Ulusal Ahşap Birliği Yönetim Kurulu Üyesi olarak sektördeki genel sıkıntıları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ulusal Ahşap Birliği’nde birçok bileşen var; Mimarlar, üreticiler, koruma kimyasalcıları, ahşap tedarikçileri. Burada sektörün bütün bileşenlerini bir masada toplayarak, sektörümüzü daha ileri taşıma hedefiyle hareket ediyoruz. Böyle bir sektörün var olduğunu, sahipsiz olmadığını göstererek, sektörün gelişmesi için nasıl bir adım atılacağı konusunda önemli çalışmalar gerçekleştirdik. Sektörün paydaşları olarak ilgili makamlara sesimizi duyurduk. Önemli projelerde derneğimize müracaat ederek, görüşlerimizi istiyorlar. Türkiye’de ahşap bilimsel olarak yeni işlenmeye başladı. Bunun yanından, dernek olarak çalışmalarımız neticesinde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği sektör meclislerinde söz sahibi bir konuma geldik. Orman İşletmeleri ile iyi diyaloglar kurarak sektörün sorunlarını, ortak paydada buluşturuyoruz. Orman İşletmeleri ihtiyacımıza göre malzeme çıkartıyorlar.

Bursa ve Türkiye’de hayata geçirdiğiniz ve üzerinde çalışmak istediğiniz projeler nelerdir?

Biz tarihi eserleri ayağa kaldırmaktan büyük keyif alıyoruz, çünkü gelecek nesillere de bir katkımız olsun istiyoruz.  Bursa’da birçok proje yaptık. Bilinmesek de iyi projelerin ahşap işlerinde biz varız. Trilye’nin simgesi haline gelen bir ev  var. Burası benim hayalim. Türünün tek örneği o ev, eşsiz bir Osmanlı mimarisi. Altı 60 metrekare üstü 160 metrekare. Bu bina Almanya’daki statik kitaplarında var. Bizim hedeflerimizden bir tanesi de Büyükada’daki Rum Yetimhanesi. Dünyadaki en büyük ahşap yapılardan biri ve şu an çökmek üzere. Zamanında yapılmış Avrupa’daki en yüksek bina. Son birkaç sene kadar yapılan en büyük ahşap yapıydı.

Yorumlar (0)
28
açık
Günün Anketi Tümü
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?