Referanduma giderken (1)
Bizim, yani 1959 yılında İTÜ İnşaat Fakültesinden mezun olan arkadaşlarımızın, Türkiyenin veya dünyanın herhangi bir yerinde yaşarken, her an birbirimizle haberleştiğimiz bir internet sitemiz var, ben özellikle yurtdışında yaşayan arkadaşlarımızdan, onların bulundukları ülkelerde, referandumun toplum yaşamındaki yerini ve nasıl işlediğini sormuştum. Kaliforniada yaşayan ve orta okuldan itibaren beraber okuduğumuz Ergun Kunterden ve ardından da İsviçrede yaşayan Erhan Ermutludan gelen açıklamaları, "yorumsuz olarak bilgilerinize ve değerlendirmenize sunuyorum:
Sevgili dostlar,
Sevgili Erdem kardeşimiz referandum konusunda hariçten gazel okuyanlara bu işlerin yaşadıkları ülkelerde nasıl olduğunu sordu, yazıyorum;
Amerikalılar seçim ve referandum meraklısıdır. ABD milletvekillerinin topu her iki senede bir seçilir. Bunun bir de ön seçimi (aday seçimi) vardır. Dolayısı ile biz her iki senede bir, biri Haziranda, diğeri Kasımda olmak üzere iki defa oy vermeye gideriz. Seçim masrafından tasarruf olsun diye diğer bütün seçimler ve referandumlar bu iki tarihte milletvekili seçimleri ile birlikte yapılır. Her seçimden 20 küsür adaya ve üç beş referanduma oy veririz.
Her seçimden önce eyalet seçmenlere, adayların kendilerini kısaca tanıttığı, referandumların metnini ve lehinde ve aleyhindeki kısa mesajları ihtiva eden bir broşür dağıtır. Ayrıca seçmenlere bir örnek oy pusulası yollanır. Biz nasıl oy vereceğimizi bu pusulaya not edip seçim sandığına gider ve seçim makinasında oyumuzu kullanırız. İsteyenler eyaletten obsentee (dışarıda olan) oy pusulası ister ve bunu doldurup belli bir tarihten önce eyalete postalar. Ayrıca partililerden, adaylardan, referandum taraftarları ve rakiplerinden de mektuplar broşürler alırız.
Kaliforniada, meclis üyelerini, senatörleri (sekiz senede bir) eyalet valisini, eyalet meclis ve senato üyelerini, il(county) ve belediye meclisi üyelerini, eyalet ve il başsavcılarını, vergi toplayıcılarını ve harcayıcılarını, eyalet sekreterini, county sheriffini ve de daha bir sürü ne iş yaptığını bilip, bilmediğimiz kişiyi, bu yetmiyormuş gibi bir de hakimleri seçeriz. Çoğunluk kime, neye oy verdiğini bilmez, anlamaz. Bir kısmı sadece partisinin desteklediği adaylara oy verir, bir kısmı adamın resmine, televizyondaki görüntüsüne oy verir, bir kısmı kilisenin dediğine göre oy verir, bir kısmı da adaylar ve referandumlar hakkındaki bilgileri okuyup akıllıca oy kullanır.
Her seçimde bir kaç referanduma oy veriyoruz. Belli sayıda oy toplıyan her grup kendi davasını halk oyuna sunar. Referanduma konulan konulara Kaliforniada proposition (teklif) denir.
Çoğunluğun oyunu alan teklifler, genellikle seçimden sonra, teklife karşı olanlar tarafından mahkemeye verilir.
Referanduma konulan konular eğer yerel seviyede ise herkes neye oy vereceğini bilir. Bu referandumlar genellikle park yapılsın mı yapılmasın mı, otoyolu buradan geçsin mi geçmesin mi, nuclear plant, hapishane bizim vileyette inşaa edilsin mi edilmesin mi gibi yerel sorular içindir.
Yerel referandumlar genellikle doğrudan demokrasinin iyi bir örneği iseler de, bazan arazi sahiplerinin veya iş adamlarının isteğine göre sonuçlanırlar. Size bu mektubu adını eteğinde alduğu Mammoth Dağından alan kasabadan yazıyorum. Burası 1970lerin başında bir kayak ve dağ sporları merkezi olarak gelişmeye başladı. Yeni kurulan belediye kasabanın planlanması için Eyaletten yardım aldı. Kasabanın planlanmasını ihaleye çıkardı. Güzel bir dağ kasabamız olacak diye sevindik.
Yerel arazi sahipleri planlamaya karşı çıktılar. Hükümet bize arazimizde ne yapacağımızı söyleyemez, planlama koministliktir deyip, planlamanın durdurulmasını referanduma koydular. 1970lerin antikominist havası içerisinde referandumda evet oyu aldılar. Arazilerinde istediklerini, istedikleri yağunlukta inşaa ettiler veya arazilerini bunu yapacak müteahhitlere sattılar. Zengin oldular. Sonuç bu gün, Sierraların güzel bir yerinde, dünyanın en çirkin dağ kasabalarından birisi var ve de 43 milyon nüfuslu Kalifornia eyaletinin 1 milyon nüfuslu kasabası...
Referandumlar bazan halk aldatıcısı bir dille sunulur. Geçen Haziranda araba sigortaları ile ilgili propasition vardı. İlk okunuşta araba sahiplerinin menfaatine gibi görünüyordu. Sonra alıcıyı koruyan organizasyonların yardımı ile meydana çıktı ki bu propasitionu sigorta şirketleri referanduma getirmiş. Dikkatle okuyunca anladık ki evet oyu alırsa propasitionun faydası halka değil sigorta şirketlerine olacak.
Bazı referandumlar duygusal bir konudadır, veya halkın nelere sebep olabileceğini kestiremeyeceği bir konudadır. Bazıları bir problem çözerken bir başka probleme sebep olur. Amerikalılar genellikle vergiye karşı her referanduma evet oyu verirler. 1978de ev sahiplerinin emlak vergilerinin evin değeri arttıkça artmasını öneren bir referanduma oy verdiler. Şimdi ben evim için aldığım yıllık değerine göre senede ikibin dolardan az bir vergi verirken, iki çocuk sahibi yeni ev almış komşum benzeri eve bugünkü değerine göre yedibin dolardan fazla bir vergi veriyor. Sonuç, haksızlık ve bir türlü dengelenmeyen eyalet, il ve belediye bütçeleri.
Referandum konuları bazan bölgeseldir: Eşcinseller evlensin mi evlenmesin mi (Kalifornia), ilde veya şehirde içki satışı yasaklansın mı yasaklanmasın mı (Utah), umumhane açılsın mı açılmasın mı (Nevada), okullarda Darwin teorisi mi yoksa dünyanın İncile göre nasıl kurulduğu mu okutulsun (Alabama).
Amerikalıların seçim ve referandum (doğrudan demokrasi) merakı tarihseldir. Amerikada demokrasi Türkiyeden ve Avrupadan (muhtemelen İsviçre hariç) farklı olarak yukarıdan aşağıya değil, aşağıdan yukarı gelişmiştir. Önce kasabalar, iller oluşmuş, kendi kendilerini idare etmeyi öğrenmişler, bunlar birleşip bağımsız eyaletler olmuşlar. Nihayet eyaletler (başlangıçta koloniler) birleşmiş ABD olmuş. ABD içinde bağımsız, birbirlerine eşit 50 eyalet var. ABD Senatosunda 43 milyon nüfuslu Kalifornia da, yarım milyon nüfuslu Montena da ikişer senatörle temsil ediliyor. Federal hükümet hiç bir konuyu referanduma göteremez. Federal anayasa değişikliği için, kişiler değil, eyaletler oy verir. Eyaletlerin anayasaları referandumla değiştirilebilir. Kalifornidada evet oyu alan bütün referandumlar anayasa kuvvetindedir.
Federal hükümetin eyaletlere, eyaletlerin illere (countylere) ve belediyelere karışma yetenekleri limitlidir. Sadece para yardımında bulundukları işleri denetleyebilirler. Belediyelerin, illerin hiç bir kararını, planını eyaletin veya federal hükümetin inceleme ve onaylama yetkisi yoktur.
Hulasa, seçimlerin ve referandumların alışmış olduğumuz mühendislik analizleri gibi katı ve doğru neticeler vermediği muhakkak. Seçimler ve referandumlar, hiç bir memlekete tamamen adil ve demokratik olmasalar da, toplumların idaresi için daha iyi bir sestem bulunmadığından, demokrasinin ana unsuru olmaya devam ediyorlar...
Devamı ve gene sınıf arkadaşım
Erhan Ermutlunun İsviçre örneği haftaya
Bizim, yani 1959 yılında İTÜ İnşaat Fakültesinden mezun olan arkadaşlarımızın, Türkiyenin veya dünyanın herhangi bir yerinde yaşarken, her an birbirimizle haberleştiğimiz bir internet sitemiz var, ben özellikle yurtdışında yaşayan arkadaşlarımızdan, onların bulundukları ülkelerde, referandumun toplum yaşamındaki yerini ve nasıl işlediğini sormuştum. Kaliforniada yaşayan ve orta okuldan itibaren beraber okuduğumuz Ergun Kunterden ve ardından da İsviçrede yaşayan Erhan Ermutludan gelen açıklamaları, "yorumsuz olarak bilgilerinize ve değerlendirmenize sunuyorum:
Sevgili dostlar,
Sevgili Erdem kardeşimiz referandum konusunda hariçten gazel okuyanlara bu işlerin yaşadıkları ülkelerde nasıl olduğunu sordu, yazıyorum;
Amerikalılar seçim ve referandum meraklısıdır. ABD milletvekillerinin topu her iki senede bir seçilir. Bunun bir de ön seçimi (aday seçimi) vardır. Dolayısı ile biz her iki senede bir, biri Haziranda, diğeri Kasımda olmak üzere iki defa oy vermeye gideriz. Seçim masrafından tasarruf olsun diye diğer bütün seçimler ve referandumlar bu iki tarihte milletvekili seçimleri ile birlikte yapılır. Her seçimden 20 küsür adaya ve üç beş referanduma oy veririz.
Her seçimden önce eyalet seçmenlere, adayların kendilerini kısaca tanıttığı, referandumların metnini ve lehinde ve aleyhindeki kısa mesajları ihtiva eden bir broşür dağıtır. Ayrıca seçmenlere bir örnek oy pusulası yollanır. Biz nasıl oy vereceğimizi bu pusulaya not edip seçim sandığına gider ve seçim makinasında oyumuzu kullanırız. İsteyenler eyaletten obsentee (dışarıda olan) oy pusulası ister ve bunu doldurup belli bir tarihten önce eyalete postalar. Ayrıca partililerden, adaylardan, referandum taraftarları ve rakiplerinden de mektuplar broşürler alırız.
Kaliforniada, meclis üyelerini, senatörleri (sekiz senede bir) eyalet valisini, eyalet meclis ve senato üyelerini, il(county) ve belediye meclisi üyelerini, eyalet ve il başsavcılarını, vergi toplayıcılarını ve harcayıcılarını, eyalet sekreterini, county sheriffini ve de daha bir sürü ne iş yaptığını bilip, bilmediğimiz kişiyi, bu yetmiyormuş gibi bir de hakimleri seçeriz. Çoğunluk kime, neye oy verdiğini bilmez, anlamaz. Bir kısmı sadece partisinin desteklediği adaylara oy verir, bir kısmı adamın resmine, televizyondaki görüntüsüne oy verir, bir kısmı kilisenin dediğine göre oy verir, bir kısmı da adaylar ve referandumlar hakkındaki bilgileri okuyup akıllıca oy kullanır.
Her seçimde bir kaç referanduma oy veriyoruz. Belli sayıda oy toplıyan her grup kendi davasını halk oyuna sunar. Referanduma konulan konulara Kaliforniada proposition (teklif) denir.
Çoğunluğun oyunu alan teklifler, genellikle seçimden sonra, teklife karşı olanlar tarafından mahkemeye verilir.
Referanduma konulan konular eğer yerel seviyede ise herkes neye oy vereceğini bilir. Bu referandumlar genellikle park yapılsın mı yapılmasın mı, otoyolu buradan geçsin mi geçmesin mi, nuclear plant, hapishane bizim vileyette inşaa edilsin mi edilmesin mi gibi yerel sorular içindir.
Yerel referandumlar genellikle doğrudan demokrasinin iyi bir örneği iseler de, bazan arazi sahiplerinin veya iş adamlarının isteğine göre sonuçlanırlar. Size bu mektubu adını eteğinde alduğu Mammoth Dağından alan kasabadan yazıyorum. Burası 1970lerin başında bir kayak ve dağ sporları merkezi olarak gelişmeye başladı. Yeni kurulan belediye kasabanın planlanması için Eyaletten yardım aldı. Kasabanın planlanmasını ihaleye çıkardı. Güzel bir dağ kasabamız olacak diye sevindik.
Yerel arazi sahipleri planlamaya karşı çıktılar. Hükümet bize arazimizde ne yapacağımızı söyleyemez, planlama koministliktir deyip, planlamanın durdurulmasını referanduma koydular. 1970lerin antikominist havası içerisinde referandumda evet oyu aldılar. Arazilerinde istediklerini, istedikleri yağunlukta inşaa ettiler veya arazilerini bunu yapacak müteahhitlere sattılar. Zengin oldular. Sonuç bu gün, Sierraların güzel bir yerinde, dünyanın en çirkin dağ kasabalarından birisi var ve de 43 milyon nüfuslu Kalifornia eyaletinin 1 milyon nüfuslu kasabası...
Referandumlar bazan halk aldatıcısı bir dille sunulur. Geçen Haziranda araba sigortaları ile ilgili propasition vardı. İlk okunuşta araba sahiplerinin menfaatine gibi görünüyordu. Sonra alıcıyı koruyan organizasyonların yardımı ile meydana çıktı ki bu propasitionu sigorta şirketleri referanduma getirmiş. Dikkatle okuyunca anladık ki evet oyu alırsa propasitionun faydası halka değil sigorta şirketlerine olacak.
Bazı referandumlar duygusal bir konudadır, veya halkın nelere sebep olabileceğini kestiremeyeceği bir konudadır. Bazıları bir problem çözerken bir başka probleme sebep olur. Amerikalılar genellikle vergiye karşı her referanduma evet oyu verirler. 1978de ev sahiplerinin emlak vergilerinin evin değeri arttıkça artmasını öneren bir referanduma oy verdiler. Şimdi ben evim için aldığım yıllık değerine göre senede ikibin dolardan az bir vergi verirken, iki çocuk sahibi yeni ev almış komşum benzeri eve bugünkü değerine göre yedibin dolardan fazla bir vergi veriyor. Sonuç, haksızlık ve bir türlü dengelenmeyen eyalet, il ve belediye bütçeleri.
Referandum konuları bazan bölgeseldir: Eşcinseller evlensin mi evlenmesin mi (Kalifornia), ilde veya şehirde içki satışı yasaklansın mı yasaklanmasın mı (Utah), umumhane açılsın mı açılmasın mı (Nevada), okullarda Darwin teorisi mi yoksa dünyanın İncile göre nasıl kurulduğu mu okutulsun (Alabama).
Amerikalıların seçim ve referandum (doğrudan demokrasi) merakı tarihseldir. Amerikada demokrasi Türkiyeden ve Avrupadan (muhtemelen İsviçre hariç) farklı olarak yukarıdan aşağıya değil, aşağıdan yukarı gelişmiştir. Önce kasabalar, iller oluşmuş, kendi kendilerini idare etmeyi öğrenmişler, bunlar birleşip bağımsız eyaletler olmuşlar. Nihayet eyaletler (başlangıçta koloniler) birleşmiş ABD olmuş. ABD içinde bağımsız, birbirlerine eşit 50 eyalet var. ABD Senatosunda 43 milyon nüfuslu Kalifornia da, yarım milyon nüfuslu Montena da ikişer senatörle temsil ediliyor. Federal hükümet hiç bir konuyu referanduma göteremez. Federal anayasa değişikliği için, kişiler değil, eyaletler oy verir. Eyaletlerin anayasaları referandumla değiştirilebilir. Kalifornidada evet oyu alan bütün referandumlar anayasa kuvvetindedir.
Federal hükümetin eyaletlere, eyaletlerin illere (countylere) ve belediyelere karışma yetenekleri limitlidir. Sadece para yardımında bulundukları işleri denetleyebilirler. Belediyelerin, illerin hiç bir kararını, planını eyaletin veya federal hükümetin inceleme ve onaylama yetkisi yoktur.
Hulasa, seçimlerin ve referandumların alışmış olduğumuz mühendislik analizleri gibi katı ve doğru neticeler vermediği muhakkak. Seçimler ve referandumlar, hiç bir memlekete tamamen adil ve demokratik olmasalar da, toplumların idaresi için daha iyi bir sestem bulunmadığından, demokrasinin ana unsuru olmaya devam ediyorlar...
Devamı ve gene sınıf arkadaşım
Erhan Ermutlunun İsviçre örneği haftaya
Sayı: 742 - Sayı'nın Kapağı





