Kestane tatlısına adanmış bir yaşam Atilla Tatveren
Dursun EROĞLU
Bursa'nın önde gelen markası, kendi alanında dünyanın belli başlı kestane şekeri üreticilerinden birisi olan Kafkas'ın bir numaralı ismi Atilla Tatveren, Bursa iş dünyasının sevilen yüzlerinden birisi. Uzun yıllar BTSO'da Meclis üyeliği yapan ve hep uzlaşmacı, yapıcı tavrı ile dikkat çeken Tatveren, tekstil ve otomotiv sektörünün kalbi olan Bursa'da en fazla vergi veren kişi listesinde de hep üst sıralarda oldu.
Atilla Tatveren, elbette işi, babası Ali Şevket Tatveren'den devraldı. Ama kendisiyle konuşunca, bu işin sanıldığı kadar da basit olmadığı anlaşılıyor. Yerleri süpürerek başladığı Kafkas'ın bugüne gelmesi kuşkusuz onun sayesinde. Kestane şekeri üretilen atölyede çalışsın diye ilkokuldan sonra okutulmayan ve çıraklık yapan, geceli gündüzlü çalışıp, taşların üzerinde sabahlayan Tatveren, kestane alanında herhalde Türkiye'de en fazla bilgisi olan kişi.
Denilebilir ki, çocukluğunu doğru dürüst yaşamadan çalışmaya başlayan Tatveren, güler yüzlü ve samimi; "Elin üç keçisi beş oğlağından bana ne, ben işime bakarım" diyecek kadar işkolik, sosyal ilişkilerde "sorun çözen" bir kişilik.
Bir süredir bazı sağlık sorunları yaşayan, ancak bunları da başarıyla atlatan Atilla Tatveren ile Kafkas'ı ve başarının püf noktalarını konuştuk.
'Ablam baş patron..'
EKOhaber: Sayın Tatveren, kendinizde söz eder misiniz?
Atilla Tatveren: Ben Bursa'da 1940'da doğdum. Atatürk İlkokulu'ndan sonra eğitime devam edemedim. Babam okutmadı. O dönemde esnaf, çocuklarını okutmazdı. Okuyan kişiler devlet görevlisi, memur olurdu. Subaydır, polistir. Okula onların çocukları devam ederdi. Bir gün babama 'Ben okumak istiyorum' dedim. Babam döndü, 'Ulan okuyup da ne b.. olacaksın. İşte sana iş' dedi. Üç kardeştik. Büyüğümüz 1965'te trafik kazasında ölen Alpaslan'dı. Ablam Yüksel Tatveren ile beraber şirketin başındayız. Ben her ne kadar Yönetim Kurulu Başkanı isem de şirketin esas baş patronu Yüksel ablamdır. Ablamdır, her şeyimizdir. Ona sormadan bir şey yapamam. Bir konu gündeme gelir. 2-3 gün tartışmalı gider. Sonra der ki, 'bu iş olsun.' Düşünür, kâr varsa, tamam der. Zarar varsa da kabul etmez. O da ilkokul 3'ten terk. Babam okutmamış. Okuma yazma öğrendin mi tamamdı o zaman.
İlk iş "usta yamağı"
EKOhaber: Kafkas'ta babanızın yanında ilk yaptığınız iş neydi?
Atilla Tatveren: İlk işim atölyede yerleri süpürmekti. Sonra yamak derler ya, ustalar ne derse oraya koşarız, ensemizde tokat patlatırlar... Yavaş yavaş mesleği öğrettiler. 18 yaşıma geldiğimde artık işi öğrenmiştim. Bilene önlük verirlerdi. Ben önlüğümü o yaşlarda giydim. Yani bıyıklarım terlemeye başlar başlamaz usta oldum. Ben taşların üzerinde çok yatmışımdır. Üretimde şeker çuvalları olurdu. Çuvalı taşın üzerine atar yatardık. Gece yarılarına kadar çalıştık. Babam çok sert birisiydi. Kızdığı zaman alnı şişerdi. Teres bir insandı. Ama biz onun ekmeğini yiyoruz. O sert olmasaymış bunlar olmazdı. İş hayatında beddua almamak lazım. Yanında çalışanlara evlat sevgisi ile yaklaşacaksın. Çalışanların yanına varırım, herkes ayağa kalkmaya çalışır. Buna gerek yok. Kimisi bunu istiyor. Karşısındakini esas duruşta bekletmek.
EKOhaber: Babanız sizi küçük yaşta evlendirmiştir de..
Atilla Tatveren: Hayır, 26 yaşında evlendim. Lezzet lokantası vardı. Onlar komşumuzdu. Annem dükkanda dururdu. Ben anneme gidip 'Ben evlenmek istiyorum' dedim. 'Git oğlum senin karnın aç. Önce karnını doyur, ben parasını vereyim' derdi. Ekmeğini kazanamamışsın evlenmeye çalışıyorsun demek isterdi.
EKOhaber: Babanız sizi okutmamış. İçinizde bir uhde kaldı mı?
Atilla Tatveren: İki oğlum bir kızım var. 1970 model Ali Şakir Tatveren. Ben Avrupa'da okumadım, edemedim, ama oğlumu okuttum. Babam senin okulun burası derdi. Halbuki insan okumalı, yabancı lisan öğrenmeli. İngilizce, Fransızca, Almanca. Dışarıda okumak, yani lisan öğreniyorsun. İnsan yabancı lisan bilmeden de çalışır. Ama ben bunun acısını çok çektim. 26 yaşında abimm kaybettim, iş başıma kaldı. Babam 1957'de öldü. Hanım mahalle komşumdu, şansım buydu. Sağ kolumdu, Allah başımdan eksik etmesin. Evlendikten 3-5 ay sonra geldi ben evde oturamam dedi ve çalışmaya başladı. Hala gelir dolaşır. Annelik yapar. Hayatta en güzel varlık, ağız tadı. Allah'a dua ederim benim kasama haram lokma sokma. Beti bereketi olsun. Yabancı dil eksikliğini duymaz olur muyum. Ama şirket büyüdü. Yetişmiş elemanları, uzmanları buluyoruz. Babam bana 'Oğlum sen devlete borcunu öde, akşam başını yastığa koyunca rahat uyursun' derdi.
EKOhaber: Aile şirketisiniz. Harcama konusunda aranızda sorun olur mu?
Atilla Tatveren: Bizim şirkette aileden kimse kasadan para alamaz. Kesinlikle. Ne eşim, ne ablam. Diyelim ki cebinde para kalmadı. Herhangi bir mağazaya gitti, bana şu kadar para lazım. Dekontu çıkartırlar, imzalar, gider. Aile şirketiyiz.çocuklar da içinde. Burası Anonim Şirket. Ben Yönetim Kurulu Başkanıyım. Yardımcısı Yüksel Tatveren, bence asıl patron, bir de Ali Şakir ve Aslı İnhal.
EKOhaber: Yatırımlarda kredi kullanırmısınız?
Atilla Tatveren: Tabi bankayla da, kendi kaynaklarımla da çalıştım. Kriz atlatmayan kimse yok. Önemli olan krizlerden sağ salim çıkabilmek.
EKOhaber: Tatil ile aranız nasıl?
Atilla Tatveren: Tatile gidemiyoruz, çalışmaya alışmışım olmuyor. Ablam bir cip aldı. Diyorlar ki ciple geziyor. Ya babam eşekle gezerdi... Hanımla beraber 15 sene oldu, galiba. Marmaris'te Turunç tesislerinde 8 günlük yer ayırtmışlar, tatil için. Gittik, üçüncü günü döndüm. Kalk gidelim dedim hanıma. Sıkıldım işimin başına döneceğim. Geldik dediler, 'iyi yandınız galiba.' Ne yanması, yapamıyoruz. Ama yurtdışına falan iş vesilesi ile gidersek bir hafta dolaşırız. İçkim, kumarım, gece hayatım yok. Sabah işe akşam eve. İşe mutlaka gelirim. Tek hayalim sağlık sıhhat. Eşim ve çocuklarımla huzur içinde yaşamak. Başka ne isterim. En korktuğum şey başımın eğik olması. Borç yiğidin kamçısı. Borçsuz insan var mı? Ama önemli olan ödeyebileceğin kadar borç edinmek. Borçsuz bir işletme devletin parasını cebinde gezdiriyor, vergi kaçırıyordur. Elemanlarımızın sigortalarını tıkır tıkır öderim
EKOhaber: Hayallerinin büyük bölümünü gerçekleştirmiş bir imaj veriyorsunuz...
Atilla Tatveren: En çok sevdiğim şey talebe okutmak. Ama bu gizli yapılır. Okuttuğum kişi bunu bilmemeli, benim karşımda ezilmemeli. Bankadan paralarını alır okur giderler. Yüzlerin görmem. Onların izzeti nefsi ile oynar mıyım?
EKOhaber: İş dışında neler yapıyorsunuz?
Atilla Tatveren: 15 yıl BTSO Meclis üyesi oldum. Yönetim Kurulu üyesi oldum. Ali Osman Sönmez ile birlikte çalıştık. Trafik Vakfı, Jandarma Vakıflarında ve cami vakıflarında yer aldım. Sağduyu. 10 lira vereceğime 5 lira veririm. Hastanelere cihaz desteği. Ve okul yaptırmayı da planlıyoruz. Ama biraz zaman var.
EKOhaber: BTSO Meclis Üyeliğiniz döneminde pek kürsülerden konuşan, tartışmaların içinde bir üye görüntü vermediniz. Peki meslektaşlarınız bunu nasıl karşıladı?
Atilla Tatveren: Öyle yerlerde fazla sivri olmayacaksın. Her konuda kürsüye çıkıp konuşmayacaksın. Beğenen var, beğenmeyen var. Tenkitler var, kayda geçer, ama asıl iş Yönetim Kurulu Başkanındadır. 5 dönem orada oldum. Bir yığın arkadaş geldi geçti. Kendini sevdirirsen, kalıyorsun. Kendi üyelerinin sana inanması lazım. Antin kuntin işlere girmeyeceksin. Komitenin bir sonunu olduğunda önce odanın yetkilileri ile görüşüz. Olmadı, Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü'ne gider, konuşuruz. Şöyle bir sorunumuz var, benim önerim şu, diye anlatırız. Bizim amacımız meslek komitesindeki arkadaşların sorunlarını çözmek. Diyelim ki, bir ölçmede numuneler farklı anılmış. Mağduriyet varsa, onu gidermek lazım. Kendi meslektaşlarımı çok severim. Bana, abi derler, onları asla rakiplerim diye düşünmem. Buralara çalışa çalışa geldik, öyle de gidiyor. Alemin üç keçisi beş oğlağı beni ilgilendirmiyor. Ben kendi işime bakarım.
EKOhaber: Emekli olmayı düşünmüyor musunuz?
Atilla Tatveren: Çocuklar öğrenciliklerinde tatilde çalıştı. Amerika'da okudu. Askerliği yaptı ve nöbeti teslim aldı. Benim emekliliğim nefesimin tükendiği andır. Yok öyle bir şey.Oturduğun zaman, çürürsün. Günümün büyük bölümü burada geçiyor.
EKOhaber: İş dünyasının en deneyimli isimlerindensiniz. Gençlere neler öğütlersiniz?
Atilla Tatveren: Doğruluk. Doğruluktan başka bir şey yok. İşine sarılsın, iş adamı olsun, doğru olsunlar. Ne cevherler var. Ama işin püf noktası çalışmak. Ben gazetelere çıkıp beyanat vermekten falan hoşlanmam. Magazinde gezmesinler. Atıp tutmasınlar. Saman altında işini yap, kimse görmesin. Herkes işini iyi yapmalı. Siz bir gazete olarak bir ek yapıp masaya konuyorsunuz. Bazıları bir iki sayfa karıştırır atar. Halbuki buna bir emek verilmiş, bir değeri var. Kolay mı bu kadar yazıyı yazmak, fotoğrafları bir araya getirmek. Zorluklarda pes etmesinler. Benim için önce sağlık. Şu anda sağlığım gayet iyi. Hayat evle iş arasında, böyle başladı böyle gidiyor. Rutini bozmak da stres yapar.
EKOhaber: AR-GE nasıl yürüyor?
Atilla Tatveren: Araştırmayı bu çatının altındaki insanlar yapıyor. Herkes kendi alanında neler yapacağını biliyor. Bakın tüketici şikayeti için kutular açtık, adresler verdik. Gelenler hep teşekkür. Bir tane şikayet yok. Burada kapıdan kestane bir şekilde giriyor. Türlü türlü şekilde çıkıyor. Yaklaşık 100'ün üzerinde kestane çeşidi var. Çikolatalısı çikolatasızı, kavanozlusu, kağıt ambalajlısı... pastada da 250'den daha fazla çeşit var. Bu kadar fazla çeşit olmasına bazen bile şaşırıyorum. Tasarımları da çalışanlarımız yapıyor.
EKOhaber: Hassas bir konu biliyorsunuz Türkiye, en çok tüketilen gıda maddesi olan ekmeği ambalaja sokamadı.
Atilla Tatveren: Mesela kestane çerezlerinin ambalajı Avusturya'dan geliyor. Türkiye'de yapılamıyor. Çikolatalı ambalajları da Fransa'dan geliyor. Ekmekte poşet dendi, OPP çıktı. Bir işi denemeden beyanat vermek doğru değil. Biz toprak yolda yürüyorduk, şimdi asfalta çıktık. Bayağı hızlandık. Yakın zamanda bir yenilik daha yapacağız.
EKOhaber: Kafkas'ın kaç satış yeri var?
Atilla Tatveren: Kent Meydanı ve Kristal Park olarak iki yeni mağaza açmaya hazırlanıyoruz. Bursa'da 11 mağazamız var. Bursa dışında 90'ın üzerinde. Kendi kendini doğuruyor. İhtiyaç oldukça yapılıyor.
EKOhaber: Franchising mi veriyorsunuz, bayilik mi?
Atilla Tatveren: Mağazaların yeri bize ait değil, bayiliğimizi yapıyorlar. Çok bayilik talepleri var. Bayileri daha sonra daha profesyonel bir şekilde organize edilecek. Bayilik istiyorlar. Bayilik vermek için uygun yerde yeri yurdu olsun istiyoruz. Bizim araçlarımız Türkiye genelinde dağıtım yapıyor. Ankara, İzmir, İstanbul. Afyon, Eskişehir... Varan konaklama tesisleri, Özdilek mağazaları, Susurluk gibi yerlerde varız. Mağaza sayısını çok fazla da yaparsan dağılırsın, kontrol elden gider, bu da çok önemli.
EKOhaber: Kestaneyi sadece merkezde üretim dağıtıyorsunuz..
Atilla Tatveren: Tabi. Gönlümüzde neler var. İlaveler olur. Daha değişik ekipmanlar var. Türkiye'de olmayan cihazlar, sistemler var. Kestane burada pişiyor,hazırlanıyor, otomatik sistem. 4-5 günde oluyor haşlaması, pişmesi. Makine bir arıza yapsa, direk İtalya'ya bağlantı kuruluyor. Bazı cihazları yeni getirdik. Bizde var sadece. Kestane şekerini bu makine yapıyor. Kestaneyi makine soyuyor. Burada günde 15 ton kestane soyuluyor. Bazen 20 tona çıkabilir. Bizim yılda 3 bin ton kestane işleme kapasitemiz var. ama işlenen rakam değişir, 500 ton da olur, bin 500 ton da. Makinelerin kapasitesi yüksek. İtalyan makineler.
EKOhaber: Kafkas'ın artık dünyaca tanınmış bir marka olduğunu söyleyebilir miyiz?
Atilla Tatveren: Fransa, Yunanistan, Amerika'da Kafkas markası ile satıyoruz. Dubai, Suudi Arabistan, Kore, Kuveyt, Tayvan. Bulgaristan, KKTC, Lübnan, Bahreyn'e ihracat yapıyoruz. Kafkas Avrupa ve dünya çapında beğenilen bir marka. Eupepain fuarına katılıyoruz 29 Mart 2 Nisan'da Paris'te: Yine Paris'teki Sial fuarına da 9-22 Ekim'de katılıyoruz. Piyasada olmayan Maronglasse ürünümüz var. Bunlar Fransa ve İsviçre'ye gidiyor.
Oralarda bir markayız ve Fransa ile İsviçre'de pazarın yüzde 40-50'si bizde diyebiliriz. Ama dünya çapında bir marka olduğumuzu söylemek için henüz erken. Güney Amerika ülkeleri bile Kafkas markasını tanımaya başladılar. Mallarımızı da Bursa Birlik ve Sönmez Bustaş çeker. Bursalı firmalar...
Fransa'da pazarın yarısı Kafkas'ın
EKOhaber: Hedefleriniz?
Atilla Tatveren: Fransa'da yüzde 50 civarında pazar bizde. Bunu yüzde 80'e çıkarırsan olay zaten bitmiştir.
İsviçre firması mesela parasını bu yıl da bloke etti bankada. Bu yılki ürününüz için paranız hazır. Malımızı hazırlayın, diyorlar. Daha ne olsun.
EKOhaber: Bu fabrika size kaç yıl daha yeter?
Atilla Tatveren: Kafkas bünyesinde toplam 500 civarında insan çalışıyor. Burası 5 sene sonra tıkanır.

Sayı: 623 - Sayı'nın Kapağı