banner34

banner6

Yazarlarımız ekonomiyi değerlendirdi

EKOHABER’in her biri kendi alanında uzman değerli yazarları Geleneksel Yazarlar Toplantısı’nda bir araya geldi. Yazarlarımız, toplantıda kent ve ülke ekonomi gündemine dair değerlendirmelerde bulundular.

İncelemeler 31.07.2023, 16:15
Yazarlarımız ekonomiyi değerlendirdi

Semih AYDIN

EKOHABER Yazarları Geleneksel Yazarlar Toplantısı Avu­kat Öztürk Yazıcı’nın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. EKOHABER’in yazarları toplantıda ülke ve kent gündemine dair çarpıcı tespitlerde bulundular. Yazarlarımız iş hayatla­rındaki tecrübelerini paylaştılar.

Saker: Bursa tarım gücünü kaybediyor

Geçmiş dönem Bursa Büyükşehir Bele­diye Başkanı Erdem Sa­ker, başkanlığı döneminde ha­zırlanan 1/100.000’lik imar planını anımsatarak bunun, Bursa’nın geleceğine yönelik bir planlama olduğunu söy­ledi. Söz konusu dönemde şehirdeki tek orga­nize sanayi bölgesinin Bursa Organize Sanayi Bölgesi (Bursa OSB) olduğunu hatırlatan Sa­ker şunları söyledi: “Bu planı sivil toplum ku­ruluşlarına, Kent Konseyi ile Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Meclisi’nde anlattık. O dönem imarcılar Bursa’nın gelişeceği öngörü­süyle ikinci bir OSB’ye ihtiyaç duyulacağını söylediler. Araştırmalarımız sonucunda Nilü­fer Organize Sanayi Bölgesi’nin (NOSAB) ikinci OSB için doğru bir alan olduğuna karar verdik. BTSO Meclisi’nde bunu anlattığımızda bizi alkışladır. Bu imar planının Bursa Anaya­sası olduğunu söylediler. Çünkü o dönem sa­nayicinin kafasında ikinci OSB yoktu. Şimdi ise Bursa’da 23 tane sanayi bölgesi var.”

Baş­kanlığı döneminde Bursa’ya üçüncü bir oto­motiv ana sanayii ve Cargill fabrikasının ku­rulmasına karşı çıktığının altını çizen Saker, “Başbakan Mesut Yılmaz’ın kardeşinin yatı­rımcıları beraberinde getirdiği Volvo TIR Fabri­kası’nın yapımını reddettiğimde Başbakan Yılmaz bir telefon dahi etmedi. Mısırdan şeker üretecek Cargill’in hiç mısır üretilmeyen ve li­mana uzak olan İznik’e fabrika kurulmasına itiraz ettim. Bu fabrikanın Mersin’e kurulması­nın liman ve mısır üretimi açısından daha uy­gun olacağımı söylediğimde Mesut Bey, ken­disine böyle anlatılmadığını söyledi. Ben de ona, ‘siz konuyu bilenle konuşmadınız’ diye cevap verdim” dedi. Erdem Saker, son yıllarda kentteki plansız sanayileşmenin artması ne­deniyle Bursa’nın esas gücü olan tarımı kay­bettiğine dikkat çekti. Özellikle zeytin ağaçları­nın kesilmemesi, budanıp, nakledilmesi çağrısında bulunan Erdem Saker, “Zeytin 150 yıl boyunca yüzde 100 verimli yaşayan bir ağaç. Zeytini kesmek, bir insanı öldürmekten daha büyük bir suç” dedi.

Aras: Büyük oranda sıkıntı sinyalleri var

Gökçelik A.Ş Yönetim Kurulu ve NOSAB Müteşebbis Heyeti Başkanı Yalçın Aras ise sektörleri gereği çelik fiyatlarını çok yakından takip ettiğini ifade ederek, “Birbiriyle paralel olmayan acayip şeyler oluyor. Çin’de fiyatlar absürt bir şekilde fırlarken, Türkiye’de düştü. Avrupa’da ise biraz yükseliş var” diye konuştu.

Sektör olarak sıkıntılı bir süreçten geçtiklerini kaydeden Aras, “Rekabet avantajımızı, pazarlarımızı kaybediyoruz. Örneğin tekstil sektörümüz liderliğini Pakistan’a kaptırırken, biz Polonya’ya, Hindistan’a, Çin’e kaptırıyoruz. Geçen yılki cirolarımızdan yüzde 40 geride geliyoruz. Bütün aksilikler art arda geliyor” açıklamasında bulundu.

İş insanlarıyla yaptığı görüşmelerde onların da sıkıntı yaşadığını gözlemlediğini dile getiren Yalçın Aras, “Kredilerin önü açılmadan insanlar asla adım atmazlar. Atmak da istemezler. Büyük oranda sıkıntı sinyalleri görüyoruz. Bundaki en büyük etkenlerden biri belirsizlik” dedi.

Gökçadır kentsel dönüşüme dikkat çekti

Bursa inşaat sektö­rünün ve iş dünya­sının deneyimli isimlerin­den Adil Gökçadır da Bursa’da konut stoku fazlası olmadığına, kentsel dönüşüme muhtaç, yı­kılması gereken pek çok daya­nıksız, denetimsiz yapı oldu­ğuna dikkat çekti. Gökçadır, 2012 yılında çıkan Kentsel Dönüşüm Yasası’ndan sonra gerekli adımların atılmaya başlanmasında çok geç kalındığını belirterek, bu çalışmalara hız verilmezse Bursa’da çok sayıda can kay­bına mal olabileceği uyarısında bulundu.

İş hayatının bir döneminde tekstil alanında da bulunduğunu hatırlatan Adil Gökçadır o dönemin talihsizliğini şöyle anlattı:

“Dünya Ticaret Örgütü’nün Çin kotalarına kaldırmasına 2 ay kalmıştı. O dönem BTSO ve diğer ticaret odaları, odalar birliği başkanlı­ğında hükümete giderek, bu işin bir sene daha uzatılmasını talep ettiler. Elbette DTÖ bizdeki uzatma alış­kanlığını benimse­medi. Adamlar 20 sene öncesinden ta­rihi, günü saati be­lirlemişlerdi. O dakika uygulama başladı. Türkiye adeta olaydan bihaberdi ve yıllarca en ufak bir tedbir dahi alınmamıştı, Çin kota­ları kalktığında Türkiye’deki tekstilci ortada kalakaldı. Hükümet ise pılı pırtı işi diyor, katma değeri yüksek ve ciddi istihdam yara­tan bu sektörden vazgeçtiğini ilan ediyordu. Anlaşılan hemen ertesi gün mikroçip üreti­mine başlayacaklardı. O dönem tekstilciler çok zor durumlarda kaldılar. Yoğun işten çı­karmalar ve kapanmalar yaşandı. Pek çok devlet ise çeşitli yöntemlerle tekstil üreticisini desteklemiş ve uyum sağlayıncaya kadar ko­rumuştu. Türkiye’de yasalara uygun olarak yapılmış ithal ürünlere, bir gece kararı ile an­sızın fon konduğunu, falanca günden itibaren demeden, hiç zaman vermeden hemen ertesi gün uygulamaya başlandığını gördük. Hem de gerekçesiz olarak ve yatırımcıya hiçbir şe­kilde kendini koruma şansı tanımadan yapı­lan baskın uygulamalarla. Yatırımcı ve müte­şebbislerin güvenleri suiistimal edilirse ne yatırım ne de üretim olmaz.”

Yazıcı: İş dünyasının sorunları ortak

Toplantının ev sa­hibi olan Avukat Öztürk Yazıcı ise eğitim ve iş hayatındaki tecrübelerini anlatarak, 35 yıldır aktif avu­katlık yaptığını kaydetti. Son 20 yıldır sadece şirketlere yö­nelik işlerde çalıştığını ifade eden Yazıcı, “Şirketlerden gelen sorunlar ge­nelde ortak oluyor. İş hukuku, sendika, grev, sözleşme, akıl danışma, kira, alacak – vere­cek gibi konular oluyor” dedi.

Bursa ve İstanbul’da iki ayrı merkezde hiz­met verdiklerini bildiren Av. Öztürk Yazıcı, “Bursa’da 3 – 4 avukatız. İşlerimizi Fatih Sul­tan Mehmet Bulvarı’ndaki ofisimizde yapı­yoruz. Oğlum Avukat Bahadır Yazıcı ise İs­tanbul’daki ofisi idare ediyor. Orada da 3 tane uluslararası nitelikte avukat var” diye konuştu.

Akçakoca: İşinizi en iyi şekilde öğrenmelisiniz

Bursa’nın ilk Yeminli Mali Müşavirlerinden (YMM) olan Cevdet Akçakoca ise Merinos, İpsan Tekstil, Elta, İpekiş Mensucat ve Penguen Gıda’da çeşitli görevlerde bulun­duktan sonra YMM’liğe başladı­ğını söyledi.

Bu işten mutluluk duyduğunu ifade eden Akçakoca, “Bursa’daki ilk 5 – 6 YMM’den biri­yim. Türkiye’de 7 bor tesisini gezdim. Tekstilde gözümü ka­patır hangi makinenin çalıştı­ğını bilirdim. Bir işi yapacak­sanız onu en iyi şekilde öğrenmeniz lazım. Denetimi yapacaksınız da onu en iyi şekilde öğrenmelisiniz” dedi.

Öztürk: Bursa bana çok şey verdi

Bursa’da çimento sek­törünün duayen isim­lerinden olan Mürsel Öztürk de, Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde çalıştıktan sonra 1980 yılında Bursa Çimento’da Teknik Müdür olarak çalışmaya başladığını ha­tırlattı. Öztürk, Teknik Müdürlük­ten sonra sırasıyla Fabrika Müdürlüğü, Genel Müdür Yardımcılığı ve Genel Müdürlük görev­lerinde bulunduğunu söyleyerek, “Bursa Çi­mento’da göreve başladığımda Genel Müdür olan ve 2004’te Murahhas Aza olarak görev alan Burhan Evcil ile 35 yıl birlikte çalıştım. 2004 – 2016 yılları arasında ise Genel Müdür­lük görevini yürüttüm. Sonrasında ise emekli oldum” dedi. Mürsel Öztürk, bu dönemde ken­disine Yönetim Kurulu’nun kararları çerçeve­sinde verilen yetkileri Burhan Evcil ve çalışma arkadaşlarıyla gelişim yönünde kullanmaya çalıştıklarını ifade etti. Öztürk, Bursa Çi­mento’nun çok ortaklı olarak başlayıp, bunu 57 yıldır başarıyla sürdüren bir oluşum oldu­ğunu da sözlerine ekledi. Bursa’nın ve Bursa Çimento’nun kendisine önemli kazanımlar sağladığını ifade eden Öztürk, “Bursa Çimento, benim düşündüğüm, ufkumun müsaade ettiği her şeyde bana destek oldu. Türkiye, Avrupa Birliği’nin gözetim üyesi. CEMBUREAU denilen Avrupa Çimento Birliği’nin tepesi konumunda bir kurum var. Orada Türkiye’yi 20 yıl temsil et­tim. Bursa Beton’u kurarken hazırlığını ben yaptım. Burhan Evcil bana tam yetki verdi. 50 bin metreküpten başladık. Şu anda Bursa Be­ton’un kapasitesi tam 3 milyon metreküp. Bu­nun bütün aşamalarını 1986’dan 2016’ya ka­dar 30 yıl boyunca ben takip ettim” diye konuştu.

İrman: Düşük kur tekstile darbe vurdu

Türkiye’nin 2008 yılında düşük kur politikasın geçmesinin tekstil sektörüne bü­yük darbe vurduğunun altını çi­zen Minteks Şirketler Grubu Yöne­tim Kurulu Başkanı Özkan İrman da, “Bu dönemde 1000 kişinin ça­lıştığı fabrikalar 300 – 500 kişiye düştü. İngil­tere siparişlerini Bangladeş, Çin gibi ülkelere kaydırdı. Tekstil kenti olan Denizli’deki firma­lar, işlerimizi nasıl döndürebiliriz diye düşün­meye başladı. Biz o döneme kadar ülke olarak tekstilde belirli noktaya gelmiştik. Sermaye bi­rikimimiz oluşmuştu. Ama buna çok büyük bir ket vuruldu” şeklinde konuştu. İrman, şirket olarak butik tarzda çalıştıkları için düşük istih­dam ve tedarikçi destekleriyle işlerini bu nok­taya getirdiklerini ifade etti. Son dönemde Tür­kiye’nin büyük bir savrulma yaşadığına vurgu yapan Özkan İrman, “Kiracıyla ev sahibinin, iş­verenle çalışanın barışı yok. Ama en kötü şey üretici ile tüketici arasında barış ve güven yok. Fiyat vermekte zorlanıyoruz” dedi.

Direkçi: Dünya vatandaşı olduk

Türkiye Kalite Derneği (KalDer) Bursa Şubesi Başkanı Emin Direkçi ise An­kara ve Bursa’da farklı firmalarda çeşitli görevler aldıktan sonra şu anda iki firmanın kurucu ortağı olarak iş hayatına devam ettiğini ifade etti. Direkçi, deneyimlerini ve enerjisini talep olması halinde özel veya kamu kuruluşlarında değerlendirmeye hazır olduğunu sözlerine ekledi.

Geleceğe yönelik en büyük amacının çocuklara ve gençlere daha iyi bir dünya bırakmak olduğunun altını çizen Direkçi, insanlık olarak ülke vatandaşı olmaktan çıktığımızı ve dünya vatandaşı olduğumuzu ifade etti. Direkçi, “Bugün cilt kanseri olan bir hasta ABD’yi dava edebiliyor olmalı. Afrika’da su bu­lamayan bir insan suyu hoyratça kullanan golf sahasını dava edebilmeli.

Öyle bir yere evriliyor. Ancak çok kötü yöne­tiliyoruz. Ülkemizde erdemlerimizi kaybediyo­ruz. Geleceğe yönelik sıkıntılarımız var” açıkla­masında bulundu.

Ertoksöz: Metal fiyatları Çin’de arttı

Baba mesleği olan bobinajcılığa devam eden Oktay Holding Yönetim Kurulu Başkanı Eren Ertoksöz de, yaklaşık 14 şirketleriyle ülke ekonomisine katkı sağlamaya devam ettiklerini belirtti.

Son dönemde demir, bakır ve alüminyum fiyatlarının Çin’de büyük oranlarda arttığına dikkat çeken Ertoksöz, Avrupa ve LMI bazında ise bir artış olmadığını söyledi. 30 yıldır ilk defa böyle bir durumla karşı karşıya kaldığını dile getiren Ertoksöz, bunun ülkemize ve Avrupa’ya yansımalarının nasıl olacağı konusunda ise öngörüsü olmadığını ifade etti.

Şu anda piyasada ham madde, mal ve paranın olmadığını kaydeden Ertoksöz, “Demir fiyatlarını dolar bazında değerlendirmeliyiz. Bakır, Londra Metal Borsası’nda 8 bin 500 dolar, Çin’de 12 bin 300 dolara kadar çıktı. Genel olarak hemen her zaman 1.000 dolarlık fark vardır ancak bu fark son dönemde 4 bin doları aştı” diye konuştu.

Elbay: Togg OSD üyesi değil

Bursa otomotiv sektörünün deneyimli isimlerinden Yönetim Danışmanı Erdal Elbay da, otomobil fiyatlarının son dönemde ciddi oranda arttığını ve almak için araç dahi bulunamadığını söyledi.

Otomotiv sektöründeki gelişmelerin son 40 yıldır Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) raporlarıyla takip edildiğini anımsatan Elbay, “Geçtiğimiz günlerde OSD’nin raporunu incelediğimde Togg’un OSD üyesi olmadığını gördüm. Togg’un adetlerini OSD raporlarından öğrenmeyi umut ediyordum. Fakat Togg hiçbir raporunu ve bilgisini OSD ile paylaşmıyor. Bu yıl yaklaşık 50 bin adet Togg üretim hedefi vardı ancak bunun yarısının üretilmesinin bile zor olacağını düşünüyorum” dedi.

Yorumlar (0)
12
kapalı
banner35
Günün Anketi Tümü
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?
banner18