banner8

banner6

banner17

Maliyet artışları sanayiyi zorluyor

Türkiye 2020’nin Haziran ayından itibaren ihracat atağına kalktı. Art arda Cumhuriyet tarihi ihracat rekorlarının kırıldığı dönemde, 2021 sonu itibariyle 200 milyar doların üzerinde ihracat rakamına ulaşılacağı öngörülüyor. Sanayiciler ihracata en büyük katkıyı koyarken, bir yandan da üretim maliyetlerindeki artışla boğuşuyor.

İncelemeler 20.09.2021, 23:46 21.09.2021, 00:47
Maliyet artışları sanayiyi zorluyor

SEMİH AYDIN

Tekstilden otomotive, makineden ambalaja kadar hemen hemen her sektörün en büyük sıkıntısı ham madde ve lojistik maliyetlerindeki artışlar. Üreticiler, imal ettikleri ürünlerin ham maddelerini temin etmekte zorlanırken, ihracatta konteyner fiyatlarında ise yüzde 100’leri aşan fiyat artışlarıyla karşı karşıya kalıyor.

Ergun Hadi TÜRKAY

BUSİAD YK Başkanı

Enflasyon ekonominin yüksek tansiyonu

Hep tarım, gıda diyoruz. Enflasyon sepetinde gıdanın payı yüzde 25 civarında. Burada verimli ve daha çok üretim yapıp, girdi maliyetini de düşürmeliyiz. Doğalgaza yapılan zam, bizim elimizi zayıflatıyor.

Enflasyon ekonominin yüksek tansiyonu gibidir. Kontrol altına alınmazsa doğuracağı sorunlarla baş etmek de o kadar güç olur. Acilen tansiyonumuzu düşürmek zorundayız. Tarımla, turizmle, sanayi ve ihracat ile üretimin önünü açmalı, verimlilik peşinde koşmalıyız.”

Bir yandan Covid vakalarının yeniden tırmanışa geçmesi, diğer yandan dövizde ve faizde belirsizlik zor bir sonbahar ve kış geçireceğimizi gösteriyor. Tesellimiz üretim gücümüzdeki koşullar ne olursa olsun kararlılığı. İhracattaki rekor ve büyüme rakamları bunu destekler nitelikte. Üretimdeki gücü kullanacak tedbirler alınırsa süreç de kolay atlatılır.

Rasim ÇAĞAN

BOSİAD YK Başkanı

Maliyet artışları bizden kaynaklı değil

Dünya ekonomisinde pandemi sonrası gelen hızlı talep neticesinde, hammaddenin bulunabilirliği fiyatın önüne geçti. Bunun sonucunda oluşan talep ve hammadde sıkıntısı neticesinde hammadde enflasyonu oluşmaktadır. Biz bunu yurtiçi ÜFE ve yurtdışı ÜFE olarak değerlendirmeliyiz. Her birini de ayrı inceleyebiliriz. Bugün karşılaştığımız hammadde ve enerji maliyet artışları biz kaynaklı değil ve bizim kontrolümüzde değil. Pandemi sürecinde ertelenmiş talebin, bugüne yığılması sonucu oluşan bir durumla karşı karşıyayız. Mevcut durumu, konteyner nakliye fiyatlarından vereceğim örnek ile açıklayabilirim. Nakliyelerde olan sıkışma ile 1.500 dolar olan ve içinde 20.000 kg ürün taşıyan konteyner nakliye fiyatları, 2021 yılında 20.000 dolar civarlarına çıkmıştır. Fiyatı 2 dolar olan bir hammaddede maliyet artışı yüzde 50’ye ulaşmış durumda. Petrol fiyatlarındaki artış, talep enflasyonu da bunlara ilave edilmelidir. Hammadde kaynaklı maliyet enflasyonu asgari yüzde 45 civarında ve tüm dünyada üreticiler bunlarla baş etmek durumunda.

Yurtiçi ÜFE konusu ise üreticileri henüz kısmen etkiliyor. Faiz oranlarındaki artış sektörün maliyetlerini etkilemekte ancak işçilik maliyetlerindeki yıl sonu düzenlemeleri maliyetleri daha fazla etkileyecektir. Bugün Yurtiçi ÜFE'de yaşanan sorunlar yurtiçi talep enflasyonu değil, yurtdışı kaynaklı maliyet enflasyonudur ve kontrolümüz dışındadır.

Ancak gerek sanayicinin gerekse de devletin bu konuda yapacakları vardır. Türk sanayicisinin bu artan maliyetleri, yurtdışı pazarlarda yansıtma sorunu olduğu gerçeğini kabul etmesi ve buna göre pozisyon alması gerekiyor. Sanayiciler olarak kalite fiyat rekabetinin üzerine çıkıp, teknoloji ve bilgi ile rekabet etmek zorundayız. Devletten işçi desteği değil, eğitim desteği, makine desteği değil, teknoloji desteği isteyerek artık çağın gerisinde kalmış yüksek üretim-düşük maliyet sarmalından kurtulmalıyız.

Devletin de bu konuda yapacakları var. Türkiye'de ara malı üreticileri hâlâ dünyadaki rakiplerine göre ölçekte küçük kalıyorlar. Bu da yüksek maliyetle üretmelerine sebep oluyor. Bunun sonucunda, sattığı son ürünün yüzde 80'ini ithal girdi ile üreten sanayiciler, yurtdışı firmalardan tedarik etmek zorunda kaldıkları hammaddeleri yüksek gümrük vergileriyle ithal edip düşük kâr marjı ile çalışmak zorunda kalıyorlar. Türkiye'nin ne dış ticaret rejimi ne de vergi rejimi marka yaratmak için uygun ortamı yaratmıyor.

Nilüfer ÇEVİKEL

DOSABSİAD YK Başkanı

Ekonomik büyüme için finansal istikrar şart

Ağustos’ta yüzde 1,12 artan enflasyon yıllık bazda yüzde 20’ye yaklaşırken Üretici Fiyat Endeksi de yüzde 32’ye yakın artış gösterdi. Bununla birlikte sanayi ve elektrik üretim amaçlı doğalgaza yapılan yüzde 15 zam, sanayicinin üretim yükünü iyice artırmıştır. Üretim maliyetlerinin azaltılması kaçınılmazdır. Ülkemizin birinci önceliği olması gereken fiyat istikrarı ile de öngörülebilirlik ve sürdürülebilirlik sağlanabilir. Toplumsal mutabakat, sabır, samimiyet ve yapısal reformlarla enflasyonda başarı elde edebiliriz. 19 milyar dolara yakın ihracat ile Ağustos’ta tüm zamanların en yüksek aylık değerine ulaştık. Yüzde 51’i aşan artışa imza atan ihracatçılarımızı kutluyorum. İhracata dayalı kalıcı büyüme için sanayicimizin ilave desteklerle yeni yatırımlar için cesaretlendirilmesi gerekmektedir. Ülke ekonomimizin ikinci çeyrekte yaklaşık yüzde 22 büyümesinde sanayicimiz, önemli pay sahibi olmuştur. İş dünyası olarak zorlu koşullarda ülke ekonomimize katkı sunmaya devam ettiğimizi bir kez daha gösterdik. Ekonomimizin hızlı büyümesinin devamı için fiyat ve finansal istikrarın eşgüdümlü olarak sağlanması şart. Kalıcı bir büyüme trendi için sanayicinin başta enerji olmak üzere üretim maliyet yükü de azaltılmalıdır.

Ali GÜLER

KSİAD YK Başkanı

Ayakları yere basan işletmeler güçlü çıkıyor

Bu tür ekonomik krizlerden ayakları yere basan, gerçek sermayesi ile iş yapan işletmeler daha güçlü çıkıyor. Ülke olarak1982’den bu yana hemen hemen her 5 yılda bir ekonomik sıkıntılar yaşadık. Ancak kendi öz sermayesiyle, maliyetleri iyi hesaplayarak bu sıkıntıları faydaya dönüştüren şirketler de var. Böyle durumlarda sıkıntı yaşanması bana göre krizlerin değil, firmaların kabahati. Malzeme fiyatları yükseliyor ama enflasyonun olmadığı dönemde de vergilerimiz veya başka giderlerimiz artıyordu. Biz müşterimizden zam istediğimizde, bunun sebebini soruyordu. Şimdi böyle bir şey söyleyemiyorlar. Dolar da malzeme fiyatları da yükseldi. Bu yüzden gerçekçi olmak ve üretimi iyi bilmek lazım. Üreticilerin, para kazanmak için daha çok üretimin içinde olması lazım. Açıkçası ben fiyat artışlarından şikayetçi değilim, çünkü bu durum bizim kar oranlarımızın da artmasına neden oluyor. Ama bunun hesabını iyi yapmalısınız.

Şu anda hemen hemen her sektörde ham madde sıkıntısı yaşanıyor. Fakat üreticinin imalatında bir düşüş yok; şu anda daha karlı olduğu için ürünlerini yurtdışına satıyorlar. Serbest piyasa ekonomisinde firmaların ürünlerini kime sattığına karışamazsın.

Engin ÇETİNER

GÖRSİAD YK Başkanı

Döviz kurları ihracatın en büyük sıkıntısı

2020 yılının ilk ayları ile başlayan Covid-19 kaynaklı pandeminin etkisi ile emtia fiyatlarındaki hızlı artış, birçok ülkedeki zorunlu kapatmalar ve ara ürün tedarikindeki sıkıntılar sanayide üretim maliyetlerin artmasına sebep oldu. Sanayi üretiminde kullanılan ana madde olan çelik dolar bazında yüzde 60-70 artış üretim maliyetlerinin artmasında büyük etken olmuştur. Birçok ara ürüne gelen ilave gümrük vergileri ve ürün teminindeki zorluk üreticiyi zor duruma sokmuştur. Artan maliyetlere karşı uluslararası rekabetten dolayı ürünlere yeterli fiyat artışı yapılamamıştır.

2021 yıl içinde doğalgaza 8’inci kez zam yapılmış ve son olarak yapılan yüzde 15 zam ile bu oran yüzde 45 oldu. Yapılan zamların enflasyonun üzerinde olması üretim yapan tüm firmaların öngörüde bulunmadığı seviyelere ulaştı. Aynı durum elektrik tüketiminde de yaşanmış artan elektrik kullanımı ile yapılan kısa süreli kısıtlamalar üretimi etkiledi.

Döviz kurundaki hızlı çıkış ve inişler, üretim yapan ve ihracat ağırlıklı çalışan tüm firmaların en büyük sıkıntısı. Yüksek kurdan aldığı ham madde ve ara ürünü satış sonrası düşen kur ile zarar eder duruma geliyor. Alınacak önlemler ile döviz kurundaki istikrarı sağlamak ihracat yapan tüm firmaların önünü görmesine ve hedeflerine daha kolay ulaşmasını sağlayacaktır.

Ülke olarak hedeflenen 500 öilyar dolar ihracatı gerçekleştirmek hayal değil. Yapılacak teşvikler ve alınacak tedbirler ile bu gerçekleşir.

Arif DEMİRÖREN

BARSİAD YK Başkanı

Zorluklara göğüs geriyoruz

Enflasyonda yüksek seyir devam ediyor. Bu soruna reel çözümler bularak kalıcı adımlar atmalıyız. Fiyat istikrarını sağlamamız, üretici için hayati önem taşıyor. Eğer bu istikrar ortamı sağlanırsa ekonomik büyümemiz sürdürülebilir olup yatırım iştahı artacak, ürettikçe büyüyen Türkiye hedefimize hızlı adımlarla ilerleyeceğiz. Yapılacak yapısal reformlar ve hep birlikte göstereceğimiz çaba ile karşılaştığımız sorunları aşmamız mümkün olacaktır. Sıkı para politikası ile düşüreceğimiz enflasyona düşük faiz de eşlik ederse yatırım ve üretim açısından çok olumlu bir tabloyla karşılaşmamız kaçınılmaz olur. Uzun süredir üretici fiyat endeksinde artış sürerken sanayi ve elektrik üretim amaçlı doğalgaz tarifesine yapılan yüzde 15 zam, üreticinin yaşadığı zorluklara yenisini eklemiştir. İş dünyası olarak, artan maliyet yüküne karşın çalışmalarımızı sekteye uğratmadan sürdürüyoruz. Kalkınmanın anahtarı olan üretime ara vermemek için zorluklara göğüs geriyor, elimizi taşın altına koyuyoruz. Bizler bu yolda emin adımlarla ilerlerken karar vericilerin de desteklerini görmek motivasyonumuzu artıracaktır. Bu yüzden alınacak kararların her iki taraf için de düşünülerek sonuca ulaştırılması ve ‘Üreten Türkiye’ hedefine yaklaşırken işleri kolaylaştıracaktır inancındayız.

Ramazan KAYA

MARSİFED YK Başkanı

Enflasyon ve cari açık sarmalından kurtulmalıyız

TÜİK verilerine göre oluklu mukavva kâğıt fiyatları son 1 yılda yüzde 96 ve son 1,5 yılda ise yüzde 156 oranında artış göstermiştir. Kaldı ki TÜİK verileri de sektöre gelen zamları tam yansıtmamakta. Ham madde fiyatlarına gelen bu aşırı zamlar, pandeminin etkisiyle yaşanan hammadde sıkıntısından kaynaklanmakta.

Tabii ki tek sebep bu değildir. TL’nin döviz karşısında aşırı değer kaybetmesi ithalata bağımlı olan üretim maliyetlerimizin artmasına sebep olmaktadır.

Diğer taraftan doğalgaz ve elektrik enerjilerine gelen zamlardan bu işin tuzu, biberi olmaktadır. Özellikle sektörümüz de doğalgaz maliyeti önemli bir kalemdir. Yılın son çeyreğinde de fiyat artışlarının devam edeceğini öngörmekteyim. Son 1 yıldır yurt dışından ithal edilen kraft kâğıtta da tedarik sıkıntıları yaşanmakta. Ham madde fiyatlarında istikrarın yakalanması, hem ülkemizde, hem de dünyada pandemiye karşı gösterilecek başarı ile alakalı olacak. Global şartların dışında, Türkiye'de de yapılması gerekenler vardır.

En başta enflasyonla mücadele kapsamında döviz kurları daha stabil hale getirilmelidir. Bunun için de gerekirse faiz silahını kullanmaktan kaçınılmamalıdır. Bugün dünyada birçok ülke faizlerini arttırmaktadır. Şimdi arttırmamakta ısrar edersek, sonrasında çok daha fazla artışlar yapmak zorunda kalabiliriz. Yakın zamanda bunun çok örneğini gördük. Ayrıca fiyatları düşürmek için ithalattan vergilerin kaldırılması, yada bazı ürünlere ihracat yasaklarının getirilmesi, ilgili sektörlere ciddi ve kalıcı zararlar verebilmekte. Hem enflasyonla mücadele için hem de cari açığın azaltılması için her noktada ve her konuda tasarruf tedbirleri alınarak uygulanmalıdır. Son 50 yıldır yaşadığımız bu enflasyon ve cari açık sarmalından artık kurtulmamız gerekmektedir. Tabii bunun içinde her zaman söylediğimiz yapısal reformlara ihtiyaç vardır. Bunları yapamadığımız sürece böyle yaşamaya devam ederiz. Fakat artık ülkemizin daha fazla zaman kaybetmeye tahammülü yoktur. Gelecekle ilgili umutlarımızın devam etmesi açısından, gelişmiş ülkeler trenine bir an önce binmemiz gerekmekte.

Osman AYBİL

İMOS Başkanı

Fiyat listesi oluşturamıyoruz

Pandeminin başlaması ile birlikte tüm dünyada yaşanan tedarik zinciri kopmaları sektörümüzü hammaddeye ulaşım ve artan fiyatlar olarak etkilemekte. Sektörümüzde yoğun kullanılan başta sunta, mdf olmak üzere cam, metal ve plastik aksamlar gibi hammadde girdilerinde hem tedarikte zorlanıyoruz hem de artan fiyatlardan dolayı standart bir fiyat listesi oluşturmakta zorlanıyoruz.

Bu durum, yakın zamanda da açıkçası çözülmesini öngörmediğimiz bir sorun. Üreticilerimiz bu soruna adapte olarak üretimlerini devam ettirmeye çalışıyorlar.

Başlarda kur etkisi diye yorumladığımı fiyat artışları ise artık kurdan bağımsız bir şekilde devam ediyor. Bu konu başta da dediğim gibi ürün fiyatlarını arttırıyor. Artan fiyatlara oranlı tüketicilerin gelirleri artmadığından iç pazarda belli ürün gruplarında daralmalar yaşıyoruz.

Umuyorum bu süreç olabilecek en kısa sürede sonlanır ve tekrar hem hammaddeye ulaşımda hem fiyat artışlarında daha stabil günlere kavuşuruz.

Ömer YILDIZ

BEKSİAD YK Başkanı

Ürünlerimiz müşteriye pahalı geliyor

Pek çok sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzde de ham madde fiyatları aşırı derecede, ülke gerçeklerinin çok üzerinde bir artış gösterdi. Özellikle ana ham maddemiz pamuk ve pamuk ipliğindeki artış maliyetlerimize ciddi oranda yansıdı. Diğer malzemelerle ilgili de artış söz konusu. Bu artışlar ister istemez bizim maliyetlerimizi yansıdı. Bizler, karlılığımızdan fedakârlık yapsak bile artık ürünlerimiz müşterilerimize pahalı gelme durumuyla karşı karşıya kaldık. Bu da bizim hem iç hem de uluslararası piyasadaki rekabet gücümüzü olumsuz etkiledi. Temenni ederiz, bu maliyetlerdeki artışlar düzene girer ve stabil bir noktaya gelir ki biz de uluslararası alandaki rekabet gücümüzü aynen devam ettirebilelim.

Fatih ŞAKİR

BALKANTÜRKSİAD YK Başkanı

Zammı ilk gören de son yansıtan da müteahhit

Pek çok sektörde artan maliyetler sanayicimizi, üreticimizi zorluyor. Kendi sektörüm olan inşaat sektöründen örnek vermem gerekirse hem malzeme hem de arsa fiyatlarındaki artış sektörün sıkıntılarla boğuşmasına sebep oluyor. Özellikle inşaatta iç piyasanın dengelenmeden direk ihracata yönelik bir anlayış bizi üzüyor ve sıkıntıya sokuyor. Bunlar şimdi izne bağlandı ama her ne kadar izne bağlanmış olsa da yeterince yükselmişti zaten, buradan geri gelmesi küçük miktarlarda olur. İhracat artıyor güzel ama iç piyasa sıkıntı çekiyor, bizlerin canı acıyor. Vatandaşın alım gücü düşük olduğu için müteahhit, maliyetlerdeki artışı daire fiyatlarına yansıtamıyor. Zammı ilk gören müteahhit olurken en son yansıtan da kendisi oluyor. Müteahhitler yeni bir inşaata başlamak isterken 2 kere değil 3 kere 4 kere düşünmek zorunda artık.

Artan girdi maliyetlerinin yanı sıra, şehirde yeni imara açılan yerler de olmayınca kısıtlı arsalarda proje üretilmeye çalışılıyor. Böyle olunca da arsa fiyatları çok yüksek oluyor. Bursa çok göç alan bir şehir, mutlaka yeni imara açılan yerler lazım.

Zarif ALP

RUMELİSİAD YK Başkanı

Zamlar kaygıya neden oldu

Pandemi sürecinde tüm dünya genelinde emtia fiyatlarında ciddi artışlar yaşandı.

Dalgalı döviz kurları, rekabetçiliği koruma noktasında üreticilerimize çeşitli zorluklar yaşatırken, artan doğal gaz fiyatları da bu zorluklardan biri oldu.

Neticede işletmelerin en önemli giderlerinden ikisi elektrik ve doğalgazdır. Bu yüzden de yapılan zamlar, üreticilerde kaygıya neden olmuştur.

Aynı şekilde bu zamlar, ihracatta üreticilerin rekabet gücünün de azalmasına yol açan faktörlerden biridir.

‘Üreterek büyüyecek’ olan Türkiye’nin, bu süreçte mutlak suretle üreticilerin çıkarlarını da koruması ve zorluklar karşısında ayak kalabilmesi için üreticilere destek olması gerekmektedir.

Bizler, iş dünyası temsilcileri olarak yaşanan her türlü zorluğa rağmen yılmadan üretmeye ve ülkemize katkı sağlama yolunda çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Bu noktada da her zamanki gibi elimizi taşın altına koymaktan asla çekinmiyoruz.

Bizler bu yolda kararlı bir şekilde ilerleyişimizi sürdürürken, devletimizin de bu konuda bizlere desteklerini görmek, her zaman için motivasyonumuzu daha da artırmaktadır.

Finansal istikrarın sağlanması için kalıcı adımlar atılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu noktada reel çözümler üreterek, yatırımcıların önünü açacak uygulamaların hayata geçirilmesi çok değerli.

Bu sayede, sürdürülebilir bir ekonomik büyüme fırsatını yakalayabiliriz.

Dolayısıyla yatırımın ve yatırımcının önünü açacak; rekabet gücünün ve istihdamın artırılmasını sağlayacak destek ve teşviklere ihtiyaç vardır.

İbrahim Doğangün

TÜYİDER YKB

Çözüm güneş enerjisinde

Pandemiyle birlikte yüzde 20 ila yüzde 40 arasında atışları gözlemledik. İçerisinden geçtiğimiz pandemi koşullarında yaşanan ‘üretim maliyet artışının’’ başlıca ve en önemli sebeplerinden birisi dünya genelinde uygulan sokağa çıkma kısıtlamaları ile temel ham madde üretimlerindeki daralma ve buna bağlı olarak tedarik zincirindeki bozulmalardır. Pandeminin ilk aylarındaki fiyat artışları ve arzdaki düşüş genel olarak üretim maliyetlerine yansımamıştır. Buna rağmen stokta var olan önceki reel maliyetlerle üretilmiş ürünlerin fiyatları beklentiler doğrultusunda üretici gözünde değerlenmesine göre tüketici fiyatlarına yükseliş şeklinde yansımıştır. Özellikle petrokimya üretimi alanındaki sert düşüş ile buna bağlı üretim yapan Kimya ve bağlı sektörlerin girdi maliyetlerinde ciddi yüzde 20 üzerinde maliyet artışları yaşanmıştır. Tedarik zincirindeki aksaklıklar ile dünya ticaret hacmindeki gerileme, yük taşıyıcı firmaların normal koşullardaki operasyon maliyetlerinin toplamını daralmış iş hacmine yüklemeleri nedeniyle navlun maliyetlerine fiyat artışı olarak yansımıştır. Bunu dünyada daran ticaret hacmi oranı ile lojistik maliyetlerinin artışının aynı oranda olmasından anlayabiliriz.

2020 verilerine göre doğalgaz tüketimi; konutlarda 15,6 milyar m3, sanayide 12,7 milyar m3 ve elektrik üretiminde 13,6 milyar m3 olmuştur. Ülkemizin toplam doğalgaz tüketiminin yüzde 30‘nu oluşturan sanayi üretimine yapılan yüzde 15’lik zam ile üretim maliyetlerinin diğer kalemlerdeki artışlarla beraber sanayiciyi negatif anlamda etkileyeceği aşikâr. Sanayicimizin yıl içerisindeki fiyat politikasını; hali hazırda daralan ticaret hacmi ile birlikte tüketici harcama eğilimlerindeki gerilemeyi dikkate alarak aynı satış hacmini elinde tutabilmek için artan doğalgaz maliyetini nihai ürününün üzerine ekleyemeyerek ve doğal zammını karlılık içerisinde absorbe etmek durumunda kalacağını düşünüyorum.

Üretimin üzerindeki enerji maliyetlerini istikrarlı hale getirmek, enerjide dışa bağımlı ülkelerin sanayicileri için oldukça zor bir durum. Bu dezavantajdan negatif yönde etkilenmemek için sanayiciler olarak fabrika ve işletmelerimiz için yenilenebilir enerji yatırımlarını ciddi anlamda gündemimize almamız gerektiğini düşünüyorum. Özellikle ülkemizin güneş enerjisi bakımından Avrupa bölgesi ülkelerine nazaran daha avantajlı ve 5 yıl gibi kısa sürede yatırım amortismanı sağladığını göz önünde bulundurursak, bu yatırımın firmalarımız açısından orta vade, enerji özelinde fiyatlar üzerinde istikrar getireceğini söyleyebiliriz.

Son 10 yıllık dönemde yaşanan gelişmeler devletimizin iç dinamiklere yönelmesine neden oldu. Özellikle Dünya ticaretinde önemli paya sahip çelik sektörümüz ve Savunma sanayi başta olmak üzere tüm alanlarda faaliyet gösteren çoğunluğu KOBİ’lerden oluşan alt sektörlerimizi destekleyerek önce kendine yeterlilik ve sonrasında katma değeri artırmamız gerekmektedir. Bu sayede yakın coğrafyadan başlayarak dünya ticaretinde üst sıralara çıkmak mümkündür. Bunun olumlu işaretlerini tüm ana ve yan sanayilerinin üretimlerinin baştan sona her aşamasında kritik role sahip yüzey işlem sektöründeki firmalarımız yakinen yaşamaktadır. Bunu geliştirmek için devlet ve özel sektörün akademik potansiyelleri sonuç odaklı devreye alarak arlarındaki diyaloğu ve iş birliğini artırması son derece önemlidir. Bunun en önemli yollarından biri de Tüm Yüzey İşlemler Derneğimizin işleyiş modelinde hem kamu hem akademi hem de sektör firmaları tarafından desteklenerek sektörel derneklerin öne çıkarılmasıdır. Yani kollektif çalışmak zorundayız. Tıpkı bu sorularınıza cevap verirken yönetim kurulu üyemiz T.Atakan Şakar ile birlikte istişare ederek sorularınız cevapladığımız gibi her alanda istişare, ortak akıl ve birlik olmak tek ihtiyacımız.

Gürsel DURMUŞ

ARSİYAD YK Başkanı

Umarız faiz düşürülmez

Pandemi sürecinde tedarik sıkıntısı ve üretim sıkıntısı olduğu için emtia fiyatları yüksek seyretti. İşler normale döndüğünde bu noktada sıkıntılar düzeleceğinden dolayı tedarik konusunda olumlu bir süreç olabilir. Tabi bu da bir zaman alacak. Gelişmeleri takip ettiğimizde dünya genelinde parasal sıkılaştırmanın geleceği gözüküyor. Böyle olduğunda bugünkü rahatlığı o zaman bulamayabiliriz. Bu noktada da dövizin yukarı hareketlerini görmek mümkün olabilir. Bu enflasyona ortamında umarız erken bir faiz düşürülmesi olmaz. Şayet böyle bir olasılık olursa, olumsuz yansımaları görülecektir.

Murat KAYA

GESİAD YK Başkanı

İş gücüne de yansıyacak

Girdi maliyetlerinin son dönemde aşırı artması sanayicimizi ve üreticimizi zorlamaktadır. Bu zorlamanın çözülemediği takdirde gelecek dönemde üretimdeki iş gücüne de olumsuz yansımaları olabilir. Bu nedenle ivedi bir şekilde önlem alınması, girdi maliyetlerinin düşürülmesi, ithal girdilerimizin Ar-Ge ve inovasyon çalışmasıyla minimize edilmesi, yerli üretimin ön plana çıkarılması ve enerji girdi maliyetlerinin de sanayi açısından makul bir seviyeye çekilmesi gerekmektedir.

İbrahim Gülmez

Haksan Otomotiv YKB

Üreticiler fırsatçılık yapıyor

Üretim maliyetlerinde artışın temel kaynağı ham madde. Bunun yanında lojistik ve proses girdisi olan enerji. Ham madde artışının temel nedenleri ise lojistik maliyeti yanı sıra talep artışı nedeniyle Ham madde üreticilerinin bunu fırsata çevirmesi. Malzeme bulmakta sıkıntı çekenler tedbir amaçlıda olsa ihtiyaçların üzerinden talepte bulunuyorlar. Bunu üreticiler fiyat fırsatına çeviriyor. 2020 aralık – 2021 ağustos döneminde Ham madde döviz bazında %50 üzerinde arttı. Enerji birim fiyatlar TL bazlı yüzde 62’leri buldu. Yüzde 15’lik doğalgaz fiyat artışı yukarda saydığımız sıkıntıların-ağrıların şiddetini arttıracak. Maalesef negatif. Aslında çok basit kurumlar görevlerini bağımsız yerine getirecek. Dünyadaki sıcak para ülkemize gelecek. Pandemi süreci ve sonrası aslında ülkemiz adına bir fırsat. Ama bunu sanayici tek başına fırsata çevirmesi beklenemez.

Ayhan Korgavuş

Ünver Group YKB

Fiyat istikrarı ve maliyet düşüşü şart

Yakın geçmişte özellikle pandeminin de etkisiyle günümüzde ekonomi, teknoloji, iletişim ve ulaşım alanında yaşanan gelişmeler, işletmelerin dünyanın her tarafından ürün tedarik etmesini ve dünyanın her tarafına da ürün satmasını olanaklı hale getirmişti. Dolayısıyla, lojistik faaliyetler olarak ifade ettiğimiz, taşıma, depolama, elleçleme, sipariş işleme, bilgi yönetimi, stok yönetimi, paketleme vb. faaliyetlerinin nitelik ve niceliğini değiştirmiştir. Bu durumda hemen her sektör, bu faaliyetlerin etkin yönetimi ile müşteri memnuniyet düzeyini artırarak rekabet avantajı sağlayabileceklerinin farkına varmıştır. Ancak bu gelişmeler, lojistik maliyetlerin toplam işletme maliyetleri içindeki payının önemli ölçüde artmasına yol açmıştır. 2021 yılında çeşitli nedenlerle yaşanan ham madde tedarik sıkıntısı birçok üründe ciddi oranda ve döviz bazında fiyat artışlarına sebep olmuştur. Enerji tedarikinde de büyük oranda dışa bağımlı olmamız ve yüksek enflasyon nedeniyle enerji maliyet girdilerinde artış yaşanmakta olup, bu durum maliyetlerimize de olumsuz yansımaktadır. Ayrıca lojistik maliyetlerinde de bu saydığımız gelişmelerden kaynaklanan artışlar, işletmelerimizin finansal performansını doğrudan etkilemiş ve etkilemeye de devam etmektedir. Bu gelişmeler doğrultusunda firmamızda da maliyet artışları yaklaşık %25 oranında gerçekleşmiştir. Üretim maliyetlerinin hafifletilmesi için fiyat istikrarı ve maliyet düşüşünün sağlanmasını en önemli talebimiz. Doğalgaza yapılan son zam üretim maliyetlerimizde ciddi artışlara sebep oldu ve önemli bir yük getirdi. Fiyat istikrarının sağlanması biz üreticiler için hayati önem taşıyor. Eğer bu istikrar ortamı sağlanırsa ekonomik büyümemiz sürdürülebilir olup yatırım iştahı artacak, ürettikçe büyüyen Türkiye hedeflerine hep birlikte daha hızlı adımlarla ilerleyebileceğiz. Bir önceki sorularda da değindiğim gibi en önemli sorunumuz maliyetlerin düşürülmesi. Bunun da ancak yüksek seyreden enflasyonun düşürülmesi ile mümkün görebiliyorum. Tabii ki bir de faiz meselesi var, bu kısır döngüden kurtulmamız gerekiyor. Aksi takdirde yüksek enflasyon, üretim maliyetlerindeki artışla birlikte sanayicinin öngörülebilir yatırım ortamı bulamaması sorununu da beraberinde getiriyor.

İskender ULUSAY

AKTAŞ Holding İcra Kurulu Bşk.

ABD’ye konteynerler maliyeti yüzde 400’ü buldu

Pandemi başladığından bu yana pek çok alanda tedarik zinciri hasar gördü. Bu da üretim maliyetlerine doğrudan etki etti. Özellikle hammadde temini ve lojistik tarafında önemli maliyet artışlarıyla karşılaştık.

Hammadde özelinde; alüminyum, sac, plastik – kauçuk malzemeler, global emtia piyasalarında minimum yüzde 25, maksimum da yüzde 100 artış kaydetti. Fiyat artışının yanı sıra pek çoğunda pandemi kaynaklı üretim kesilmelerinin sebebiyet verdiği bulanamama periyodik olarak yaşandı, zaman zaman yaşanmaya devam ediyor.

Lojistik maliyetlerinde ithalat maliyetleri artışı ve aksamaları yaşandı ancak özellikle ülkemiz açısından en kalıcı darbe ihracat lojistik maliyet artışı oldu. Uzak Doğu’ya ihracat için konteyner maliyetleri yüzde 100 artarken, Amerika kıtasına ihracat konteyner maliyetleri ise yüzde 300-400 gibi açıklanamaz seviyelere ulaştı ve halen bu seviyeleri korumaya devam ediyor.

Sanayi üretimine yönelik doğalgaza getirilen yüzde 15’lik zam da üretim maliyetlerini ciddi bir şekilde artırarak, bu süreçte sanayiciyi zorlayacaktır.

Finansal istikrarın sağlanması durumunda üretici de önünü daha rahat bir şekilde görebilecektir.

Ülkemizin daha da büyüyüp kalkınması noktasında üretimin çok büyük önemi var. Dolayısıyla fiyatlardaki artış, sanayicilerin öngörülebilir yatırımlarının da önüne geçebiliyor.

İstikrar ortamının sağlanması, sürdürülebilir bir ekonomik büyüme için önceliklerden biri olmalı. Bu kapsamda başta ihracatı destekleyici hammadde yerlileşme sürecinin desteklenmesi, hammadde üreten sanayicilere Çin’de olduğu gibi yerli sanayii destekleyici katkılar sağlanması gerekmektedir. Lojistik altyapımızın kamunun da katkıları ile süratle geliştirilip dış ticaret mevzuatının yalınlaştırılması, gümrük süreçlerinin süratlenmesi sağlanmalıdır. Cari açığı kapatmaya aday ihracatçıların başında gelen otomotiv tedarik sanayiine bu kapsamda özel teşvik ve desteklerin sağlanması, ihracatın finansmanında Eximbank’ın yeteneklerinin artırılması ile bunun mümkün olabileceği kanaatindeyiz.

Eren Ertoksöz

Oktay Holding YKB

Tüm girdi kalemlerinde artış oldu

Pandemiyle birlikte ham maddeden lojistiğe çeşitli girdi kalemlerimizde artışlar yaşandı.

Ham madde fiyatlarındaki artış doların da etkisiyle yüzde 300’e ulaştı. Bunun yanında lojistik maliyetleri yüzde 500’ü buldu. Ve son olarak gelen doğalgaz zammıyla birlikte enerji maliyetlerimizde yaşanan artış yüzde 45 oldu.

Tüm bunların yanında finans maliyetlerinde yaşanan artış son üç yıldır devam etmekte. Bunun oranı yüzde 25 oldu.

Tülay H. ŞENGÜL

Maysan Mando Gen. Md.

Fiyatlar satışları etkilemekte

Küresel tedarik zinciri son yıllarda, bugüne dek hiç olmadığı kadar zorlayıcı koşullarla test edildi. Pandemi ortaya çıktığından beri pek çok alanda maliyetler artmış durumda, özellikle de hammadde tedariğinde ithalata bağımlı olan sektörler bu durumdan çok etkilendi. Normalleşme süreciyle birlikte artan talebe; hammadde üreticileri yetişememeye başladı, demir fiyatı yüzde 100‘ü aşan bir artış kaydederken, Türkiye’nin en büyük ithalatçısı olduğu hurda madenin tonu 200 dolar seviyesinden 500 doların üzerine çıktı. Kasım 2020'den bu yana petrol fiyatları yüzde 66 yükseldi.

Tedariğin tüm dünyada yavaşlaması, lojistik tedarik zincirindeki kesintiler, işgücünün pandemi sebebiyle istikrarını kaybetmesi tüm sektörleri olumsuz etkiledi. Talebe yetişemeyen lojistik sektöründe konteyner sıkıntısı baş gösterdi. Bu da Asya'dan Avrupa'ya ulaşım maliyetlerini artırdı. Avrupa'da arz kesintilerine yol açtı.

  1. etkisinin yanı sıra; Amerika-Çin ticaret savaşları, çip darboğazı, sac ve plastik hammadde krizi derken; konteyner yetersizliği malzeme bulunabilirliğini azalttı. Diğer yandan müşteri taleplerindeki dalgalanma da belirsizliği artırdı. Bunun yanında, döviz kurlarındaki ani yükselişler fiyatları ve dolayısı ile satışları etkilemekte.
  1. yılı son çeyreğinde yaşanan sac hammadde temin ve termin süresi sorununa 2021 ilk çeyrekte plastik hammadde temin sorunu eklendi. Yurtiçindeki sac üreticilerimiz, iç piyasanın talebini karşılayabilmek amacıyla bu ürünün dış satımını azalttı. Pandemi sürecinde global şirketlerin plastik hammadde üretimini azaltması ve uluslararası taşımacılıkta yaşanan konteyner sorununun navlun fiyatlarına yansıması, plastik sektöründe hammadde krizi doğurdu. Sektör, geçici ve hızlı çözüm için ithal hammadde vergisinin kaldırılmasını ve yerli hammaddenin tamamen iç piyasaya yönlendirilmesini talep etti.

Maysan Mando olarak gerek OEM gerekse aftermarket pazarında, geniş bir müşteri ve tedarikçi portföyü ile amortisör üretimi yapmaktayız. Pandeminin şirketimize de birçok etkisi oldu. Bu süreçte karşımıza çıkan belirsizliklere karşı; kendimizi finansal ve operasyonel açıdan tüm organizasyon yapımızı hazır tutabilmek için proaktif ve çevik bir yaklaşımla geliştirdiğimiz farklı senaryolar ve veri analizi bazlı öngörüler çerçevesinde ilerliyoruz.

2021 Eylül ayında sanayi ve elektrik üretimi amaçlı kullanılan doğalgaza yapılan 15 % zam da sanayicinin yükünü artırmış durumda, sanayicinin önemli gider kalemlerinden biri de enerji.

  1. maliyet yüküne rağmen bizler, katma değerli üretmeye ve maliyet yönetimini her zamankinden daha etkin yapmaya devam edeceğiz.
  1. dönemde küresel yapının değişmesi, iklim değişikliği, siyasal ve ekonomik koşullar sebebiyle daha fazla belirsizlik oluşacağına kesin gözüyle bakabiliriz. İş dünyasının ve dünyamızın yüzleşmekte olduğu bu belirsizlik döneminde, tüm paydaşlarımızla kurduğumuz temaslarda öngörü ve fikir paylaşımının bizleri daha güçlü, duyarlı ve çevik kıldığına inanıyoruz. Çok bilinmeyenli bir geleceğin bizleri beklediğini biliyor ve bu bilinçle hareket ederken daha sağduyulu ve tedbirli bir yaklaşımla, istikrarsızlık, belirsizlik ve karmaşıklık ortamının bizlere empoze edebileceği tehditleri ve riskleri fırsata dönüştürmeye çabalıyoruz.

Osman Canik

Elvin Tekstil YKB

TL’nin korunması ihracatta rekabette etkili olacak

Temel sebebi, geçen yıl baş gösteren salgın dolayısıyla, dünya da ve ülkemizde tedarik zincirinin kırılması sonucu ilk madde ve malzeme tedarikine olan bu sene talebin yüklenilmesi yaşanan arz / talep dengesizliği fiyatlarda yüzde 40, bazı ilk madde malzemelerde yüzde 100’e varan artışlara sebebiyet vermiştir. Enerji maliyetlerinde de geçen sene ve bu sene (Elektrikte 0,49Krş/Kwh’dan bu sene şu andaki güncek 0,70Krş/Kwh, doğalgazda aynı şekilde aylık olarak yüzde 10- 15 gibi) artışlar ürün maliyetlerindeki maliyetleri artırmıştır. İlk madde ve malzeme tedarikinde ise ortalama yüzde 15 - 40’lara varan artışlar meydana geldiği gözlemlenmektedir. Ayrıca, istihdam konusunda da piyasada deneyimli ve tecrübeli insan kaynağının olmaması ara dönem zamlara sebebiyet vermektedir. Ezcümle, ÜFE’deki artışların sebebi, İlk madde malzeme, enerji ve insan kaynakları gibi gözlemlemekte olup, sebeplerini yukarıda bahsetmeye çalıştım.

Türk Lirası’nın korunması ile ilgili olarak ürün maliyetlerindeki artışlar, firma karlılıklarını ve ihracat rekabetine etkisi olacaktır.

Enerji maliyetlerine sübvansiyonların sağlanması, istihdamda acil olarak Sivil toplum örgütleri, Milli Eğitim Bakanlığı Teknik Meslek Liselerin ve Meslek Liselerin yeniden canlanmasına önem verilmesi. İlk madde ve malzemede dışarıya bağlı kalınmayacak makro ölçekli gelişmelere önem verecek hükümet politikalarına sivil toplum örgütlerinin mücadele etmesi.

Serdar Sağlam

Yavuzlar Dişli YK Bşk. Yrd.

Kur satış politikalarını etkiliyor

Makine imalat ve otomotiv sektöründe pandemiden kaynaklı olduğunu düşündüğümüz, arz talep dengesinde bozulma ve lojistik sistemin aksamasından kaynaklı ham madde fiyatlarında artışlar oldu. Piyasa ne ham maddeye nede bitmiş ürüne istekleri doğrultusunda ulaşamıyor. İthal ürünlerde son 1 yılda yüzde 100 civarında ham madde fiyatlarında yüzde 50 civarında artışlar oldu. Bu konulara paralel olarak kur artışı tüm üretim enstrümanlarında fiyatları yukarı yönlü itmiş oldu. Firmamızın üretimi olarak doğalgaza direk bağımlı olarak çalışmıyoruz. Ancak dolaylı yoldan alınan tüm ham madde, yarı mamul, ürün ısıl işlemleri gibi etkenler doğalgaza bağlı olmakta. Bu durum direk olarak ürün fiyatlarına yansımakta. Ülkemizde bir unsura binen maliyet daha sonraları fiyatlar düşse dahi, fiyatlar olduğu yerde kalmakta. Doğalgaza gelecek her zaman daha yüksek oranda nihai ürün fiyatlarına yansıyacaktır. Pandeminin lojistik maliyet ve teslim sürelerini etkilemesi, ülkemizin ihracat oranlarının artmasına, imalat üretim verilerinin yükselmesine sebep olmuştur, bu konu ülkemiz için olumlu karşılanmaktadır. Ancak kurda yaşanan ani kısa süreli dalgalanmalar, satış politikasını etkilemekte. Ham madde talebindeki bu artış piyasanın alınan siparişlerinin teslim tarihlerinin sapmasına neden olmaktadır. Hükümetimiz, istikrarlı ekonomik duruş ve Bağımsız Merkez Bankası yönetimi ile zor günleri atlatıp, daha istikrarlı bir yönetime geçeceği inancımız tamdır.

Yiğit Durak

Durak Tekstil YKÜ

İç Pazar korunmalı

Ham madde fiyatlarında yaşanan artış üretim maliyetlerindeki sıçramanın temel sebeplerinin başında geliyor. 2020 yılının başında pandeminin başlamasıyla dünya bir yıl boyunca ciddi boyutlarda kapanma yaşadı. Pandemi dalgılarına bağlı olarak dönem dönem kapanmalar ve normalleşme çabaları birbirini takip etti. Son 6 aya baktığımızda, aşılanmanın da artmasıyla birlikte küresel pazarda ertelenen talepte bir canlanma görülüyor. Ancak, bu durumda üretim kapasiteleri tam olarak devreye girememiş ve talep beklenenin üzerinde ve hızla artmıştır. Sonuçta ham madde fiyatları maliyet enflasyonunu beraberinde getirdi. Benzer şekilde aynı nedenlerden ötürü lojistik noktasında da bir kriz yaşanmaya devam ediyor. Rakamlarla baktığımızda ham madde ve diğer üretim girdilerinde yüzde 30, lojistik ise yüzde 100’u aşan fiyat artışları yaşanmıştır.

TÜİK in Eylül ayında açıkladığı Temmuz ayına ait Üretici Fiyat Endeksi %45’i gösteriyor. Aylık ve yıllık bazda artış gösteren bu endekse rağmen daha sonrasında doğal gaza %15 yeni zam gelmesi, maalesef sanayicinin rekabet gücünü olumsuz etkileyecektir. Artmaya devam eden üretim maliyetleri karşısında sanayiciler, iç pazardan ziyade ihracat artışı ile bu süreci tolere etmeye çalışacaktır.

Cari açık vermeyen ülkelerde aslında fiyat ve finansal istikrar sorununu giderilmiş durumdadır. Cari açık vermemek, ham madde fiyatlarının artışını dengelemek ve üretimde rekabetçi olabilmek için katma değeri yüksek ürünlerin ihracattı payını artırmamız gerekiyor. Bunun için geçmişte olduğu gibi, realiteyi kabul ederek istikrar ve mali politikaları oluşturmak, gerekiyorsa acı reçeteleri uymamız gerekiyor. Öncelikle ihracatımızdaki ithal girdi oranını aşağıya çekmeliyiz. Halihazırda ülkemiz 100 liralık ihracat için 45 liralık ithalat yapmak zorundadır. Ülke içerisinde üretim yapılabilecek ham madde ve ara ürünlerin bir an önce ülkemizde üretimine geçilmeli. Diğer yandan tüketime dayalı ithalat yabancı para birimlerine, döviz kaynaklarına bağlılığı artırıyor. Bu esasen uzun vadede sürdürülemez bir durumdur. Finansal istikrarı sağlamak için yıllardan bu yana faiz ve döviz kuru ikilemi arasında gidip geliniyor. Kısa vadeli çözümler günü kurtarıyor gibi görünüyor ama denklem daha sert bir şekilde bozulmuş oluyor ve ülkenin borçlanma, kredi bulma olanakları daha da ağırlaşıyor. Kısaca bu kısırdöngüden kurtulmanın tek yolu üretimdir. Mutlaka ithal ikamesi olan mallar ülkemizde üretilmeli ve pazara sunulmalıdır. Bunun için iç pazardaki üreticileri koruyucu, destekleyici politikalar geliştirilmelidir.

Arzu Işık

Işıksoy Tekstil YKÜ

Destekler artarak devam etmeli

Birçok sektörde olduğu gibi tekstil sektöründe de hammadde fiyatları olağandışı artış gösterdi. Polyester, pamuk, viskon yün gibi ürünlerde son 1 yılda yüzde 50’nin üzerinde fiyat artışı meydana geldi. Buna ilaveten ciddi tedarik sıkıntısı yaşandı bunların sebebi Türkiye ile alakalı değil, tamamen dış kaynaklı ham madde fiyatlarındaki olağandışı artışın yanı sıra enerji maliyetlerindeki artış, lojistik maliyetlerinin artması tekstil imalat sektöründe rekabeti zorlaştırdı. Tekstil Hazır giyim sektörünün tedarikçisi konumunda olan firmalar bu artışı yansıtmakta güçlük çekmekte. Teknolojik endüstriyel üretim modelimizde, doğalgaz üretim birim maliyetlerimizi direkt etkileyen unsurlardandır. Sanayi tesislerinde, meydana gelen hammadde kaynaklı maliyet artışlarına, elektrik ve doğalgaz birim fiyatlarındaki artışlar eklendiğinde İhracattaki rekabet gücünün olumsuz etkilenebileceğini düşünmekteyiz. Hammadde de dışa bağımlılığın azaltılması yerli üretim tesislerinin arttırılması ile mümkündür. Bu kapsamda yerli üretici daha fazla desteklenmeli. Devlet desteklerinin artarak devam ettirilmesinin Türk tekstil sektörüne fayda sağlayacağı görüşündeyiz.

Şinasi Güneş

BEMİS YKB

Fiyat 1800 dolardan 4000 dolara yükseldi

Dünyada genel olarak emtia fiyatlarında ciddi zamlar ve ham madde tedarikinde sıkıntılar yaşanmakta. Bu sıkıntılar kısmen normalleşmeye dönüşte de genel olarak adlandırılan emtia fiyatları yüzde 50’nin üzerinde arttı. Özellikle bizim kullanmış olduğumuz İthal ham maddemizin tonu 1800 dolardan 4000 dolara kadar yükseldi. Saç, çelik, kâğıt, lojistik gibi birçok ürünün de fiyatları yükseldi. Hammaddeye %30 ile %100 arasında zamlar geldi, ayrıca hammadde tedarikinde sıkıntılar da son bir ay öncesine kadar ciddi şekilde arttı. Bunların ana sebebinin pandemi olduğunu kabul ediyoruz, ayrıca pandeminin olumsuz etkilediği sektörleri de düşünürsek bu sektörlerde çok ciddi sıkıntılar oldu. Allah yardımcıları olsun. Pandeminin çok etkilemediği sektörlerde ise müşteri bağımlılığı yüksek ve kaliteli ürünler üretenler gerekli zamları yaparak yollarına devam etti. Pandeminin olumlu etkileri olan sektörler ise biraz durumu fırsata çevirerek ciddi zamlar yapıp yollarına hızla devam ediyorlar. Meseleye genel olarak bakıldığında bütün dünyayı etkileyen sorunların bir şekilde yönetilmesi mümkün ancak ülkemize has sorunların yönetilmesi çok daha zor olabiliyor. Özellikle ihracat yapan firmalarda bu durum anlatılamıyor. Dolayısıyla ülkemizdeki sorunları en aza indirmek, bürokratik engelleri kaldırmak, işverenin yanında olmak devletimizin olmazsa olmaz önceliği olmalıdır. Fiyat istikrarının sağlanabilmesi için ülke üretiminin, nitelikli üretimin artması ve ihracatın artması gerekmektedir. Artan ihracatında kilo başı değerinin yükselmesi gerekmektedir, bu sağlanması durumunda ülkenin zenginleşmesi ve para biriminin stabil hale gelmesi mümkün olabilir. Tabi bunun olabilmesi için üreticilerin ar-ge ve tanıtım çalışmalarına yatırım yapması gerekmektedir, Üreticilerin bunu yapabilmesi öncelikle yatırım yapabilecek, ar-ge çalışmaları yapabilecek güce ulaşması gerekir. Ancak gelir vergisinin %20 den 25’e yükseltilmesi bu durumu engellemiş, ayrıca motivasyonumuzu da olumsuz etkilemiştir. Gelir vergisinin yükseltilmesi ülkenin gelişmesine engel teşkil eden yanlış bir uygulamadır. Ayrıca yabancı yatırımı engelleyen yanlış bir uygulamadır, dolayısıyla bu uygulamaları doğru bulmuyorum.

Bizim sloganımız kaliteli üreten ülke güçlüdür, ancak bunun gerçekleşmesi için kaliteli verimli istihdama ihtiyaç vardır. Özellikle son yıllarda yaşamış olduğumuz istihdam sıkıntısı bizleri zor duruma sokmuştur. Ülkemizde %13 işsizlik olduğu söylense de bizler çalışan personel bulmakta zorlanıyoruz. İşe ihtiyacı olan maalesef yok, çok para kazanmak isteyen bir kitle var oysaki. Bir personel bir iş yerine girdiğinde adı üzerinde asgari ücretle başlar, işinin rahatlığını ve ücretini kendi belirler. Verimli, sorumlu, kaliteli iş yapan insanlar kısa zamanda maaşlarını arttırır. Kendilerine duyulan güveni arttırır, işlerini de oldukça kolaylaştırabilirler. Ancak işe başlamadan yüksek maaş kolay iş isteyenler bunu hak etmeleri gerektiğini bilmiyorlar. Çalışan bunu isterken eğer haklı ise işveren de tam tersini isteme hakkına sahiptir. Bunların giderilmesi için 4 + 4 +4 eğitim sistemi meslek erbabı yetişmesine engel olmaktadır. 16 yaşından sonra üniversiteye hazırlanmakta olan bir gencin, çıraklık yapması, meslek öğrenmesi beklenemez. Eğitimde de düzenleme yapılarak üçüncü dördün zorunluluktan çıkartılması acilen yapılmalıdır. Nitelikli işgücü olmayan bir ülkenin kaliteli, verimli, uygun maliyetli üretimi olamaz. Dolayısıyla ihracatı artmaz gelişmesi mümkün olamaz.

Hakan Söğünmez

Sönmez Makine YKB

Fiyat istikrarı için kur disipline edilmeli

Maliyet artışları ve tedarik sıkıntısına rağmen Sönmez Makina olarak siparişlerimizi zamanında teslim etmiş bulunmaktayız. Üretim maliyetlerinde olan artış, pandemi sürecinin sıkıntılarından kaynaklanmaktadır. Pandemi süreci boyunca üretim yapan fabrikalar gerek personel sıkıntısı gerekse uluslararası nakliye gibi büyük sıkıntılar yaşamışlardır. Dünya bu süreçte entegrasyonu kaybetmiş firmalar arası diyaloglar zayıflamış, zamanında üretim yapılamamıştır. Son bir yıl içerisinde çelik, alüminyum, saç, kimyasal hammadde fiyatlarına çok yüksek zamlar gelmiş bunun yanı sıra tedarik sıkıntıları yaşanmıştır. Bizim gibi orta ölçekli firmalar bu süreçte çok zorlanmış, hedeflerine ulaşamamış mevcut durumu yönetebilme içgüdüsüyle hareket ederek tedbirlerimizi almış bulunmaktayız. Sanayii üretimine yönelik doğalgaz zammı başta demir çelik sektörünü etkileyecek olup doğal olarak imalat sektörünü de direkt olarak etkilemiştir. Yapılan zamlar ürün maliyetlerimize yansımış ancak yapılan iş sözleşmelerinden dolayı satış fiyatlarına yansıtılamamıştır. Yılın geri kalan kısmında zamlar durağanlaşmış gibi görünse de mevcut durumu kontrol ederek ek tedbirler ile yılı başarılı bir şekilde kapatmak niyetindeyiz. Fiyat ve istikrarın sağlanması için kurun disipline edilmesi, yüksek faiz oranlarının nominal seviyeye getirilmesi gerekmektedir. Bu iki unsur her ne kadar birbirine zıt olarak finansal piyasalarda hareket de etse sayın devlet büyüklerimizin finansal piyasalardaki hızlı değişimi durağan hale getirmesi için acil önlem planları geliştirmesi, imalat sektörünün desteklenmesi gerekmektedir. İmalat sanayiimiz in önemi pandemi döneminde bir kez daha kendini göstermiş, hizmet sektörü bitme noktasına gelmiştir, buradaki farklılık bize üretimin ne kadar önemli bir değer olduğunu göstermiştir.biz makina imalatı yapan bir firma olarak bu dönemde ürün geliştirme ve Ar-Ge faaliyetlerini ihmal etmeden yol a devam ettik. Yeni kurduğumuz İntel Makina firması tam otonom makinalar üretecek ve önümüzdeki yıllarda Avrupa pazarlarında yerini alacaktır. Unutmayalım ki üretimin arkası aydınlıktır. Üretim yapabilme gücü ülkemizin dünyada ki konumunun ifadesidir.

Taner Yılmaz

MAY Fren Genel Müdürü

Artışın ana sebebi pandemi

Üretim maliyetlerindeki artışın ana temelinde yatan konu pandemidir. Dünya genelinde insanlar eve kapandılar ve ciddi kısıtlamalara gittiler. Bu durumda özellikle ham madde üreticileri ve birçok sanayi firmalarının zorunlu ara vermelerine neden oldu. Özellikle hammadde üreticileri tarafında verilen üretim durdurma kararları sonrasında taleplerin artışı ile birlikte arza yetişemez duruma geldiler. Bundan dolayı hammadde fiyatlarında dünya genelinde son 1 yıl içerisinde yüzde 40 varan artışlar söz konusu. Açıkçası bu durumun kısa sürede değişeceğini ön görmüyorum. Pandemi koşulları devam ettiği sürece imalat sanayi ve üreticiler tarafında bu belirsiz durum riskler teşkil ederken hammadde de dalgalanmalar yaşanmaya devam edecektir. Doğalgaza başta olmak üzere enerji maliyetlerine ciddi zamlar geldi. Artan enerji, hammadde ve üretim maliyetlerini bir şekilde istemesekte son tüketiciye yansıtmak zorunda kalıyoruz. Özellikle hammadde de dışarıya olan bağımlılığımızın azaltılması kanaatindeyim. Bunu sağlayamadığımız takdirde ülkemizde her zaman buna benzer türbülanslar olacaktır.

Ali Güzeldağ

AG Mensucat YKB

Navlun fiyatları üç kat arttı

Fiyatlar, özellikle ham maddelerde endüstrinin genelinde oluşan arz zinciri baskısı nedeniyle yükseliyor. Ayrıca tüketici ve üreticilerin gelecekte fiyatların yükselmeye devam edeceği yönündeki beklentileri, mal ve hizmet fiyatlarının hızlıca artmasına neden oldu. Tekstil sektöründe ise ağırlıklı petrole dayalı üretim olduğu için bazı ham madde fiyatlarında yüzde 100’lere varan anormal yükselişler yaşanırken, yakıt zamları ile lojistikte ve konteyner sıkıntısı nedeniyle de navlun fiyatlarında 3 katına kadar artışlar yaşandı. Enerjide yaşanan fiyat artışları direkt olarak maliyetlerinde başrol oynadığı için fiyatlara olumsuz yansıdı ve enflasyonun artışına kısmen neden oldu. Yılbaşından beri elektrikte 7 kez yapılan zamların, döviz artışları nedeniyle de fiyat artışlarının devamı kaçınılmaz görünmektedir. Hem fiyat istikrarı hem finansal istikrarın sağlanması esasen Merkez Bankasının asli görevidir. Finansal sistemin tamamına ulaşabilecek riskleri belirlemek, izlemek ve azaltmak için tedbirleri almaları gerekmektedir. Hükümetimizin Para ve maliye politikaları arasındaki eşgüdümü gözetmek suretiyle fiyat istikrarını sağlamak için yapısal politika önerileri geliştirerek bir an önce kalıcı bir çözüm bulması gerekir.

Melih İyigüllü

AKİŞ Boya

Yapısal ekonomik tedbir şart

Ham madde, lojistik ve enerji maliyetlerimizde yüzde 25 ile yüzde 400 arasında değişen oranlarda artışlar oldu. Bunun birçok nedeni var. Global pandemiye tepki olarak basılan karşılıksız paraların yarattığı enflasyon ve değişen iş ortamı ile hayat tarzı alışkanlıkları.

Üreticilere yönelik yapılan son doğalgaz zammı fiyatlarımıza olumsuz yansıyacaktır. Ancak ben yılın geri kalanında büyük artışlar beklemiyorum.

Bu sıkıntıların çözülmesi için yıllardır dillendirilen yapısal ekonomik tedbirlerin alınması şart. Bunların kısa vadede memleketimize acı bir faturası olacağı açık ama sonunda daha istikrarlı bir ekonomiye kavuşacağımızdan eminim

Dr. Şükrü Kayaoğlu

Palaz Safety Belts CEO

Fiyatlar 2022’de makul seviyelere gelecek

Üretim maliyetlerinde yaşanan artışın temel sebebi olarak başta pandemi kaynaklı global hammadde üretimindeki azalmanın neden olduğunu düşünmekle birlikte arz ve talep dengesinin bozulmasının en büyük etken olmasıdır. Bir üretici olarak yüksek miktarlarda kullanmakta olduğumuz sac hammaddesinin yüzde 100 artış göstermesi bizleri ciddi şekilde etkilemiştir ve aynı zamanda ürün tedariğinde de zorluklar yaşanması üretim zincirini sekteye uğratmıştır. Otomotiv sektöründe çalışmakta olduğumuz birçok müşterimize etkilendiğimiz fiyat artışı yansıtma fırsatımız olmadığı gibi tedarik sorunları nedeniyle ürün vermekte bile zorlandığımız zamanlar olmuştur. Ülkemiz şartlarında ortaya çıkan diğer faktörler ve doğalgaza getirilen yüzde 15’lik zamda bizlere ayrıca yük getireceği ve maliyet dengemizi daha da zor bir sürece iteceği şüphesizdir. Finansal istikrarın kalıcı olması için hammadde üretimindeki artışlarla beraber arz talep dengesinin düzelmesini beklemekteyiz. Sonrasında büyük ölçüde iki katına çıkan fiyat artışların kademeli olarak geri çekilmesi biz üreticilerin tekrardan rekabetçi olmasını sağlayacağını düşünüyoruz. Mevcut konjonktürde oluşan fırsatları değerlendirmeye yönelik yatırım ve atılım çalışmalarımız ülkemize büyük katma değer katmaya devam edecektir. Bu yıl sonuna kadar dengelerin tekrar oluşacağı ve 2022 itibariyle maliyetlerin makul seviyelere gelmesiyle birlikte, üretimlerin artması ve piyasaların olumlu yönde canlanacağını ön görmekteyiz.

Yorumlar (0)
banner14
15
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?