GÜNDEM

İhracatçı hedeflere ulaşmakta kararlı

UİB ikinci çeyrek ihracat verileri açıklandı. Sektörlerin ortak gündemini rekabet gücünün korunması, katma değerli üretim, yeşil dönüşüm ve yeni pazarlara açılma hedefi oluşturdu.

Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) bünyesindeki sektörlerin yılın ikinci çeyreği ve ilk altı aylık performanslarına ilişkin değerlendirmeleri, ihracatta üretim gücünün korunduğunu ancak küresel rekabet koşullarının giderek zorlaştığını ortaya koydu. Yılın ilk yarısında otomotiv ihracatını artırırken, tekstil, hazır giyim ile tarım ve gıda sektörleri küresel talep, artan maliyetler ve finansmana erişim sorunlarının gölgesinde üretim ve ihracat faaliyetlerini sürdürdü. Sektörlerin ortak gündemini ise rekabet gücünün korunması, katma değerli üretim, yeşil dönüşüm ve yeni pazarlara açılma hedefi oluşturdu.

Üretim maliyetleri rekabeti zorladı

Bazı sektörlerde, toparlanma görülmesine rağmen küresel rekabet ve yüksek üretim maliyetlerinin etkisini sürdürdü. Bu sektörün öncelikleri arasında finansmana erişimin kolaylaştırılması, ihracatı destekleyecek öngörülebilir ekonomik koşullar ile yeşil dönüşüm, dijitalleşme, tasarım ve markalaşma yatırımlarının hızlandırılması yer aldı.

KOBİ’lerin dönüşümü desteklenecek

Türkiye’nin güvenilir tedarikçi kimliğini daha ileriye taşıyacak en önemli unsurun sürdürülebilir ve yenilikçi üretim anlayışı olduğunu belirten birlik başkanları KOBİ’lerin dönüşümünün desteklenmesi ve ihracatin niteliğinin yükseltilmesi gerektiğini ifade etti. Birlik başkanlarının ortak görüşüne göre KOBİ’lerin kurumsallaşması için yeşil dönüşüme ayak uydurması ve dijital araçları kullanması için devlet destekli teşvik mekanizmalarının ve mentorluk programlarının devreye sokulması gerektiğinin altını çizmektedir. Ancak bu sayede ihracatın niteliği yükseltilebilir ve Türkiye, küresel değer zincirlerinde üst sıralara tırmanabilir.

Kemal Yazıcı

UİB Koordinatör Başkanı ve OİB Yönetim Kurulu Başkanı

İhracattaki liderliğimizi sürdüreceğiz

Otomotiv endüstrisi olarak yılın ikinci çeyreğinde küresel talepteki dalgalanmalara, artan maliyet baskılarına ve yoğun rekabet ortamına rağmen ihracattaki güçlü performansımızı koruduk.

Özellikle Haziran ayında ihracatımızın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,7 artarak 3.8 milyar dolara ulaşması, ikinci çeyreğe güçlü bir kapanış yapmamızı sağladı. İlk altı ayda ise yüzde 4,3 artışla 20,8 milyar dolarlık ihracata ulaştık.

Türkiye ihracatının yüzde 15.2’sini gerçekleştiren sektörümüz, üretim gücü ve tedarik kabiliyetiyle ekonomimizin lokomotifi olmayı sürdürüyor. Ancak önümüzdeki dönemde mevcut başarıyı korumanın ötesinde, katma değerli üretimi artırarak rekabet gücümüzü kalıcı şekilde güçlendirmemiz gerekiyor.

Bunun için ihracatçının üzerindeki maliyet baskısını hafifletecek destek mekanizmalarının güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Otomotiv sektörü olarak ihracatımızın yüzde 85,5 oranını Avrupa ülkelerine yapıyoruz. Maliyetlerimiz ağırlıklı Türk Lirası ama gelirimiz Euro, bu nedenle Euro artışı ile Enflasyon arasında oluşan fark ihracatçılarımızı çok olumsuz etkiliyor.

Sadece otomotiv sektörü değil ihracat yapan tüm sektörler bu farkı yaptıkları proses iyileştirmeleri, verimlilik artışları, teknolojik geliştirmelerle kapatmaya çalıştılar ama mevcut kur politikasının tüm sektörler için büyük bir risk oluşturduğunu ve bir çözüm yolu bulunması gerektiğini söylemek zorundayız. Bir taraftan iyileştirme çalışmalarına devam ederken diğer taraftan sanayicilerin nefes alması için kur tarafında acil önlem alınması gerektiğini, enflasyon ve faiz oranlarının hızla düşürülmesi gerektiğini her platformda dile getirmeye devam edeceğiz.

Sektör için önemli konulardan biriside AB ülkelerinin Çin’e karşı kendi sanayisini korumak motivasyonu ile başlattığı “Made in EU” olarak da bilinen IAA – Industrial Accelerator Act denilen yasa tasarısı. Yasa taslağında Türkiye, açıkça “Made in EU” kapsamı dışında tutuluyor. Bu taslağın Türkiye’yi de kapsaması için OİB, OSD ve TAYSAD ile birlikte tek ses olarak çalışma başlattık ve bu durumu değiştirmek üzere yola çıktık. Bir yandan Ticaret Bakanlığımız ile sürekli istişare ediyor, diğer taraftan Brüksel’de yer alan TİM, TÜSİAD, TOBB temsilcileri ve AB nezdindeki daimi temsilciliğimiz ile sürekli temas halinde kalarak en güncel gelişmeleri takip ediyor, neler yapabileceğimizi değerlendiriyoruz.

Türkiye’nin “Made in EU” kapsamına dahil edilmesi için büyük bir çaba gösteriyoruz. Bu amaçla önümüzdeki haftadan itibaren Avrupa’nın ilgili tüm sektörel kurum ve kişileriyle görüşüp tezlerimizi yeniden anlatmaya devam edeceğiz. Nihai kararın 2027 yılı içerisinde alınmasını bekliyoruz. Biz son ana kadar elimizden geleni yapacağız ve süreci olumlu sonuçlandırmaya çalışacağız. Sonrasında alınacak karara göre yol haritamızı belirleyip, yolumuza devam edeceğiz.

Yılın ikinci yarısında mevcut pazarlardaki konumumuzu korurken Kuzey Amerika başta olmak üzere alternatif pazarlarda büyümeye odaklanacağız. Aynı zamanda yeşil dönüşüm, dijitalleşme, yazılım tabanlı mobilite çözümleri ve yerli tedarik altyapısının güçlendirilmesine yönelik çalışmalarımızı devam ettireceğiz.

Otomotiv sanayisinin geleceği yüksek teknoloji, sürdürülebilirlik ve katma değerli üretimden geçiyor. Doğru destek mekanizmalarının devreye alınması halinde sektörümüzün yılın ikinci yarısında da ihracata en güçlü katkıyı sunmaya devam edeceğine inanıyoruz.

İhsan İPEKER

Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) Yönetim Kurulu Başkanı

Yenilikçi üretim anlayışını benimseyeceğiz

Yılın ikinci çeyreğinde siparişlerde kademeli bir hareketlenme yaşansa da sektör açısından zorlu koşullar henüz tamamen geride kalmış değil. Haziran ayında ihracatımızın yüzde 18 artışla 105,9 milyon dolara ulaşması üçüncü çeyrek için moral verirken, ilk altı ay sonunda 615,5 milyon dolarlık ihracat hacmine ulaştık. Bu tablo, tekstil sektörünün tüm maliyet baskılarına rağmen üretimden ve ihracattan vazgeçmediğini, küresel pazarlardaki konumunu korumak için büyük bir direnç gösterdiğini ortaya koyuyor.

Bundan sonraki süreçte en önemli önceliğimiz fiyatla değil, teknoloji ve katma değerle rekabet eden bir üretim yapısını güçlendirmek olmalı. Finansmana erişimin kolaylaştırılması, enerji ve işçilik maliyetlerini dengeleyecek desteklerin artırılması kadar dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve teknik tekstillere yönelik yatırımların teşvik edilmesi de kritik önem taşıyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı'nın getirdiği dönüşümü doğru yöneten firmalarımızın küresel rekabette önemli avantaj elde edeceğine inanıyoruz.

Yılın ikinci yarısında Avrupa'daki güçlü tedarikçi konumumuzu korurken teknik tekstiller başta olmak üzere yüksek katma değerli alanlarda büyümeyi hedefliyoruz. TechXtile Challenge gibi projelerle yenilikçi girişimleri sektörümüzle buluşturmaya, KOBİ'lerimizin dönüşümünü desteklemeye ve ihracatın niteliğini yükseltmeye devam edeceğiz. Türkiye'nin güvenilir tedarikçi kimliğini daha ileri taşıyacak en önemli unsurun, sürdürülebilir ve yenilikçi üretim anlayışı olacağına inanıyoruz.

Haluk ÖZKARAKAŞLI

Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (UHKİB) Yönetim Kurulu Başkanı

Öngörülebilir kur yapısı oluşturulmalı

Hazır giyim sektörü açısından yılın ikinci çeyreği, sipariş tarafında temkinli bir toparlanmanın yaşandığı bir dönem oldu. Haziran ayında ihracatımız yüzde 4 artışla 79,2 milyon dolara ulaşırken, ilk altı ayda 421,7 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Mevcut tablo, sektörümüzün zorlaşan küresel rekabet koşullarına rağmen üretim kabiliyetini ve müşteri bağlılığını koruduğunu gösteriyor. Ancak bu direncin sürdürülebilir olması için rekabet şartlarının yeniden dengelenmesi gerekiyor. Hazır giyim emek yoğun bir sektör ve bugün en büyük yükü üretim maliyetleri ile finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar oluşturuyor. İstihdam üzerindeki maliyetlerin hafifletilmesi, Eximbank kaynaklarının ve teminat mekanizmalarının güçlendirilmesi, ihracatçının rekabet gücünü destekleyecek öngörülebilir bir kur yapısı oluşturulması sektörümüz açısından kritik önemde. Bunun yanında yeşil dönüşüm, dijitalleşme, tasarım ve markalaşma yatırımlarını hızlandırarak fiyat odaklı rekabetten uzaklaşıp katma değer odaklı bir üretim modelini daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.

Ömer Faruk Kuşçulu

Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği (UMSMİB) Yönetim Kurulu Başkanı

Kalıcı rekabet gücü hedefliyoruz

Meyve sebze mamulleri sektörü, yılın ikinci çeyreğinde küresel talepteki dalgalanmalara ve maliyet baskısına rağmen üretim ve ihracattaki istikrarını korudu. Haziran ayında 20,8 milyon dolar, yılın ilk altı ayında ise 108,3 milyon dolarlık ihracata ulaştık. Özellikle işlenmiş ve katma değerli gıda ürünlerine yönelik küresel talebin devam etmesi sektörümüz açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Ancak artan enerji, ambalaj ve ham madde maliyetleri kârlılığı ciddi ölçüde baskılıyor.

Yılın ikinci yarısında odağımız, katma değerli ve markalı ürün ihracatını büyütmek olacak. Bunun için ihracatçının uzun vadeli kontratlar yapabilmesini sağlayacak rekabetçi ve öngörülebilir bir kur politikası ile uygun finansman imkanları büyük önem taşıyor. Aynı zamanda yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve sözleşmeli tarım uygulamalarını yaygınlaştırarak hem ham madde arz güvenliğini güçlendirmeyi hem de Türk gıda sanayisinin küresel pazarlardaki rekabet gücünü kalıcı olarak artırmayı hedefliyoruz.

Hamdi TANER

Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB) Yönetim Kurulu Başkanı

Türk ürünlerinin konumunu güçlendireceğiz

Yaş meyve ve sebze sektöründe ikinci çeyrek, zorlu üretim koşullarına rağmen ihracatta yeniden ivme kazandığımız bir dönem oldu. Haziran ayında ihracatımızın yüzde 82,4 artışla 18,9 milyon dolara ulaşması bu toparlanmanın en somut göstergesi olurken, yılın ilk yarısında yüzde 14,7 artışla 77,9 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. İklim kaynaklı riskler, ürün arzındaki dalgalanmalar ve lojistik sorunlarına rağmen ihracatçımız yeni pazarlara yönelerek bu performansı ortaya koymayı başardı.

Bundan sonraki süreçte en önemli önceliğimiz, üreticinin emeğini uluslararası pazarlarda hak ettiği değere dönüştürebilecek bir rekabet ortamının oluşturulmasıdır. Tarımsal girdi maliyetleri, soğuk zincir ve lojistik giderleri hızla yükselirken ihracatçının uygun finansmana erişimi hayati önem taşıyor. Eximbank kaynaklarının artırılması, tarıma özel finansman modellerinin devreye alınması ve rekabetçi bir kur politikası sektörümüzün sürdürülebilir büyümesi açısından kritik başlıklar arasında yer alıyor. Bunun yanında sınır kapılarındaki işlemlerin hızlandırılması ve analiz süreçlerinin kolaylaştırılması, özellikle raf ömrü sınırlı ürünlerde önemli kazanımlar sağlayacaktır.

Yeni dönemde Güney Marmara'nın yaş meyve ve sebze ihracatını daha yüksek katma değerli bir yapıya taşımayı hedefliyoruz. Dijital tarım uygulamalarını, izlenebilirlik sistemlerini ve yeni pazar çalışmalarını ön plana çıkararak Türk ürünlerinin küresel pazarlardaki konumunu güçlendirmeye devam edeceğiz. Amacımız sadece daha fazla ihracat yapmak değil, tarladan sofraya uzanan zincirde verimliliği ve değeri artıran bir ihracat modeli oluşturmaktır.