GÖKSEL BAŞARAN
Bursa’nın köklü üretim altyapısı ve firmaların geleceğe dair umutları, zorlu koşullara rağmen ihracatta direnci artırıyor. İhracatçılar, dijital dönüşüm ve Ar-Ge odaklı stratejilerle rekabet gücünü artırmaya çalışıyor. Uludağ İhracatçılar Birliği Başkanları, "Zorlu koşullara rağmen, inovasyon ve dijitalleşme ile ihracatta sıçrama yapabileceğimize inanıyoruz" mesajını vererek, geleceğe dair umutlu olduklarını ifade etti.
Maliyetler ve küresel belirsizlikler büyümeyi zorlaştırıyor
Birliğin paylaştığı analizlere göre, enerji, hammadde ve işçilik maliyetlerindeki artış, firmaların kârlılığını düşürürken, sürdürülebilir ihracat büyümesine ulaşmak her geçen gün daha da zorlaşıyor. Özellikle kur-enflasyon dengesizliği, ihraç ürünlerinin uluslararası pazarlardaki fiyat avantajını erozyona uğratıyor.
Çözüm yolu: Ar-Ge, inovasyon ve dijitalleşme
Tüm bu zorluklara rağmen, firmalar sürdürülebilirliği sağlamak için dijital dönüşüm, Ar-Ge ve inovasyon odaklı stratejiler geliştiriyor. Teknolojik yatırımlar ve katma değerli üretim modelleri, ihracatçıların rekabette öne çıkmasını sağlayan kritik unsurlar olarak öne çıkıyor.
Umut vadeden gelecek: Bursa'nın güçlü altyapısı
Değerlendirmede, Türkiye'nin güçlü sanayi altyapısı ve köklü üretim geçmişinin, mevcut ekonomik dalgalanmalara karşı direnci artırdığı vurgulandı. Firmalar, uluslararası pazarlarda yerlerini korumak ve büyümek için yeni iş birlikleri ve pazar çeşitlendirmesine yöneliyor.
Baran Çelik
Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Başkanı
İlk 6 aylık hedeflerimize ulaştık
2025 yılı ihracat hedefimizi 39 milyar dolar olarak belirlemiştik ve Ocak-Haziran döneminde %13 artış ile 20 milyar dolarlık ihracata imza attık. Mart ayında 3,5 milyar dolar, nisan ayında da 3,1 milyar dolar ve haziran ayında 3,4 milyar dolar ile aylık bazda yüksek ihracat rakamlarına ulaştık. Mayıs ayında ise yaklaşık 4 milyar dolar ile aylık bazda bugüne kadarki en yüksek ihracata imza attık. Yeni modellerin etkisi ile ana sanayinde çift haneli ihracat artışı devam ediyor. Özellikle ticari araçlar ihracatımızda artış oranları çok yüksek. Tedarik sanayinde ise özellikle aftermarket özelinde önemli artışlar yakaladık. Dolayısıyla ilk 6 aylık dönemde ihracatımız hedeflerimiz doğrultusunda ilerliyor.
Tedarik endüstrisi ihracatı 2025 yılı Ocak-Haziran döneminde geçen yıla göre %6 artarak 7 milyar 679 milyon USD olarak gerçekleşmiştir. Tedarik endüstrisinin tüm otomotiv ihracatından aldığı pay %38,4 olmuştur. Ocak – Haziran döneminde binek otomobiller ihracatı %12, eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar ihracatı %21, otobüs, minibüs, midibüs ihracatı %14,5 çekiciler ihracatı %74 artmıştır
2025 yılı Ocak-Haziran döneminde Türkiye otomotiv ihracatında Almanya 3 milyar 198 milyon USD ile ilk sırada yer almaktadır. Ocak-Haziran 2025 döneminde Almanya’ya %31, İspanya’ya %39, Slovenya’ya %62, Romanya’ya %44, Belçika’ya %35, Portekiz’e %32, Çekya’ya %24, Avusturya’ya %68, Yunanistan’a %41 ihracat artışı, Hollanda’ya %31, Rusya’ya %58, Bulgaristan’a %21 ihracat düşüşü yaşanmıştır.
2025 yılı Ocak-Haziran döneminde AB ülkeleri %72,6 pay ve 14 milyar 514 milyon USD ihracat ile otomotiv ihracatımızda en önemli pazar konumunu korumuştur. Bu dönemde, Diğer Amerikan Ülkelerine %49 ihracat artışı, Bağımsız Devletler Topluluğu Ülkelerine %36, Ortadoğu Ülkelerine %44 ihracat düşüşü yaşanmıştır.
Sürdürülebilir ihracat artışına ulaşabilmek daha zor hale geliyor
Ancak diğer taraftan kur-enflasyon arasındaki makasın açılması rekabetçiliğimize olumsuz yansıyor. Finansman maliyetlerimiz çok yüksek. Bugün üretim maliyetlerimiz Portekiz, İspanya seviyelerine ulaştı. Bu durum bir taraftan daha yüksek ihracat rakamlarına ulaşmamızı engellerken, diğer taraftan ülkemizin yatırım çekme şansını azaltıyor. Özellikle Fas ve Doğu Avrupa ülkeleri yeni otomotiv yatırımları için daha cazip konumdalar. Otomotivde planlamalar uzun vadeli yapıldığı için şimdilik bir Pazar kaybı söz konusu değil. Biz dünyanın her yerine ihracat yapmaya devam ediyoruz. Ancak sürdürülebilir ihracat artışına ulaşabilmek de her geçen gün daha zor hale geliyor.
Otomotiv Endüstrisi olarak küçük ada ülkeleri dahil dünyadaki tüm ülkelere ihracat yapıyoruz. İhracat yapamadığımız ülke yok diyebiliyoruz. 2024 yılında ihracatımız 37 milyar doları aşmıştı, bu yılki hedefimizi de 39 milyar dolar olarak belirlemiştik ve yılın ilk yarısı itibariyle hedefimizden bir sapma bulunmuyor.
Pınar Taşdelen Engin
Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) Başkanı
Sektörümüzün ihracatında düşüş yaşandı
Türkiye tekstil sektörünün, 9,5 milyar dolarlık ihracatla kapattığı 2024 yılında Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB), bu ihracata 1 milyar 272 milyon dolar katkı sağladı. Bu yılın ilk yarısında ise UTİB’in ihracatı geçen yıla göre yüzde 5,5 düşüşle 613 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Birliğimiz ABD, Almanya, İspanya, Beyaz Rusya, Mısır, İtalya, Rusya Federasyonu, Fas, Birleşik Krallık başta olmak üzere dünyanın tüm kıtalarında 160'dan fazla ülke ve bölgeye ihracat gerçekleştirmektedir. 2025 yılı Ocak-Haziran döneminde ilk 5 pazar sırasıyla İspanya, Birleşik Devletler, Mısır, Fas ve Almanya oldu. İspanya’ya ihracatımız bu dönemde geçen yıla göre yüzde 6,7 oranında düşüş ile 77 milyon olarak gerçekleşirken Mısır’a yüzde 47 oranında, Fas’a ise yüzde 33 oranında artış yaşandı. Bu dönemde en önemli ihraç kalemleri ise dokuma kumaşlar, suni-sentetik iplikler, örme kumaşlar, dokunmamış kumaşlar ve eşyalar ile pamuk ipliği olmuştur. Ülkemiz için çok önemli olan ABD, Almanya, İtalya, Fransa ve Rusya gibi pazarlara yönelik çalışmalarımızı planlarken, çok güçlü olduğumuz iki ürün grubu olan ev tekstili ve hazır giyim tekstilini dikkate aldık. Birliklerimizin katılımlarıyla ortak organizasyonlarımız ile sektörümüzün tanıtımını farklı mecralarda yapıyoruz. Hem dijital ortamda hem de fiziksel olarak birçok faaliyetimizi kesintisiz sürdürüyoruz.
ekstil sektörü sürdürülebilirliğe odaklandı
Küresel rekabetin hızla arttığı günümüzde, Birliğimiz üyesi tekstil firmaları, sürdürülebilirliği, dijital dönüşümü, Ar-Ge ve inovasyonu merkeze alarak farklılaşma ve öne çıkma stratejileri geliştiriyor. Bursa, köklü tekstil geleneği ve güçlü altyapısıyla bu dönüşümde önemli bir rol üstlenmiş durumda. Tekstil firmalarımız, Avrupa Yeşil Mutabakatına uyum sağlamak ve çevresel etkilerini minimize etmek adına sürdürülebilir üretim süreçlerine yatırım yapmaya devam ediyor. Dijital baskı sistemleri gibi geleneksel tekniklere göre daha az su ve elektrik tüketen teknolojiler kullanılıyor. Atık su geri dönüşüm sistemleri ve enerji verimliliği sağlayan makineler yaygınlık kazanıyor. Organik pamuk ve geri dönüştürülmüş elyaflar gibi çevresel etkileri daha düşük hammaddelerin kullanımı teşvik ediyoruz. Sürdürülebilir kumaşlar ve eko-tasarımlar geliştirilmekte. Karbon ayak izi ölçümü, raporlaması ve azaltımına yönelik yol haritaları oluşturuluyor. Temiz üretim yöntemleri ve sürdürülebilirlikte dijital uygulamalar konularında da çalışmalar devam ediyor. Ürünlerin hizmet kapsamında sunulması, kiralama, ikinci el ve tamirat hizmetleri gibi döngüsel ekonomi prensipleri benimsenerek atık miktarının azaltılmasını hedefliyoruz. Üretimden tasarıma kadar tüm süreçlerde dijitalleşmenin, sektörümüzdeki tekstil firmalarının rekabet gücünü artıracak temel unsurlardan biri olduğunu biliyoruz, bu konuda da uzun zamandır projeleri ve girişimleri destekliyoruz. Üretim süreçlerinde robotik otomasyonlar ve veri analizi sistemleri kullanılarak verimlilik ve kalite artırılabiliyor. Bazı firmalarda anlık izlenebilirlik sağlayan dijital sistemlerle üretim planlaması optimizasyonu sağlanıyor. Kumaş ve iplik kalite kontrolünde yapay zeka destekli hata tespiti, tahmini analizler ile talep öngörüsü ve stok yönetimi gibi alanlarda yapay zeka kullanımı yaygınlaşacak. Dijitalleşme sayesinde firmalar, müşteri taleplerine daha hızlı yanıt verebilir hale geliyor, hızlı ürün hazırlama ve teslimat konseptleriyle küresel pazarda avantaj sağlayabiliyor.
Nüvit Gündemir
Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (UHKİB) Başkanı
Son 1,5 yıldır sektörümüz açısından zorlu geçiyor
Birliğimiz, Ocak-Haziran döneminde %-4,5 azalış ile 440,2 milyon USD ihracat gerçekleştirdi. Birliğimiz yılın ilk 6 aylık döneminde 139 ülke ve bölgeye ihracat gerçekleştirdi. Birliğimizin bu dönem ihracatında en büyük beş pazar sırasıyla Hollanda, İspanya, Fransa, Almanya ve İngiltere oldu. En önemli ihraç kalemleri ise; bayan dış giyim, bay dış giyim, suni - sentetik ev tekstili, diğer hazır eşya ve giyim aksesuarları olmuştur.
Son bir buçuk yıllık dönem hazır giyim ve konfeksiyon sektörümüz açısından oldukça zorlu geçiyor. Sektörümüz, Türkiye ekonomisi içinde çevik yapısıyla en fazla dış ticaret fazlası ve istihdam sağlayan sektör olsa da küresel ve ulusal ekonomik koşullardan derinden etkilendi. Yüksek enflasyonun getirdiği maliyet artışları, işçilik enerji ve hammadde fiyatları, döviz kurunun geride kalmasıyla birleşerek Asyalı rakiplerimize avantaj sağladı.
Yeni stratejiler geliştiriyoruz
İçinde bulunduğumuz tüm olumsuz koşullara rağmen Türkiye’nin güçlü köklere ve zengin tarihe sahip olan hazır giyim sektörü olarak geleceğe umutla bakıyor ve yeni stratejiler geliştiriyoruz. Özellikle sürdürülebilirlik ve dijitalleşme odaklı yatırımlarla ihracatta katma değer yaratmayı hedefliyoruz. Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde sektörümüzü çevre dostu üretim süreçlerine entegre olması sürecindeyiz. Karbon ayak izimizi azaltmaya yönelik projelere hız verdik, geri dönüştürülebilir ve yenilikçi ürünler geliştirerek küresel pazarlardaki rekabet gücümüzü artırıyoruz. Türkiye’yi tekstil ve konfeksiyon sektöründe trend belirleyen bir ülke konumuna taşımak istiyoruz. Bu hedef doğrultusunda Ar-Ge ve inovasyon yatırımlarımızı artırıyor, tasarım odaklı ürünler geliştiriyoruz. Önümüzdeki dönemde ihracat pazarlarımızı çeşitlendirmek için Kuzey Amerika, Avrupa, Asya ve Afrika’ya yönelik faaliyetlerimize devam edeceğiz. Hedeflerimizden bazıları Kuzey Amerika’da yüksek katma değerli ürünler için tedarikçi olmak Avrupa Birliği pazarında ekolojik ve yeşil mutabakata uygun ürünlerle hızlı stratejik tedarikçi olmak. Hepsinden önemlisi artık sadece üreten değil Çin’in Güney Asya’da yaptığı gibi organize eden yapıları kurgulamamız gerektiği ortaya çıktı.