Sivil Toplum Örgütleri (Dernekler)

Ülkemizin dünyaya açılması ile birlikte, sivil toplum kuruluşlarının önemi de artmış bulunmaktadır. Oysa tarihimizi incelediğimizde sivil toplum örgütlerinin çok önemli görevler yürüttüğünü görmekteyiz. Tarihimizdeki vakıfları, vakfiyeleri veya bazı toplum örgütlerini burada gündeme getirmiyorum.
Sivil toplum örgütleri amaç ve konuları ile sınırlı olmak üzere çalışmak zorundadır. Amaç ve konuları dışına taşanlar, kapatma dahil bir çok ceza ile karşı karşıya kalırlar. Bu sebepten, dernek kurma ile ilgili bazı maddeleri bu yazımın içine alıyorum.
Yine son zamanlarda, bazı derneklerin sadece ve sadece bazı kişilerin isimleri ile birlikte anılır olduğunu görüyorum. Mesela, dernek isimlerini vermeden bazı kişi isimlerini vermek isterim. İzzet Cengiz, İsmail Bağcı, Rüştü Burlu, Yakup Altınöz gibi.
Ancak, bu isimler sadece ve sadece o dernekteki yaptıkları başarılı hizmetlerle öne çıkmış isimlerdir. Hiç birisi bulundukları sivil toplum örgütünün sahibi değildir. Tarihten gelen kültürümüzle bu derneklerin hizmetkarıdır, motorudur, tetikleyicisidir. Esas bu olduğu halde, bazı sivil toplum örgütlerinde, bazı başkanların o sivil toplum örgütünün sahibi gibi hareket ettiklerini görüyor veya duyuyoruz. Hizmet amaçlı olmanın dışında, hizmet amacı için gayret sarfetmenin dışında hiç kimse, hiçbir sivil toplum örgütünün sahibi değildir. Bunu bilelim.
Yine, dünyaya açılma ile birlikte, dünya çapındaki bazı sivil toplum örgütleri de ülkemizde teşkilatlanmışlar ve örnek hizmetlerde bulunmaya başlamışlardır. Dünya çapında teşkilatlanmış bu sivil toplum örgütlerinde de herhangi bir kimse örgütün sahibi değildir. Bu örgütler de Türk yasalarına tabidir. Türk yasalarının dışında teşkilatlanamazlar ve faaliyet gösteremezler. Önce ülkemiz yasalarına göre hareket edeceklerdir, yurt dışındaki ana örgütün tüzük ve yönetmelikleri ülkemiz yasalarına uygunsa tatbik edilebilir, yoksa bu tüzük ve yönetmelikler tatbik edilemez, tatbik edilmeye çalışılması, uluslararası bu derneklerin tüzük ve yönetmeliklerinin ülkemiz yasalarından üstün olduğunu iddia etmek ve bunları ülkemiz yasalarına rağmen tatbik etmeye çalışmak açıkça suçtur. Hatta bana göre kapatılma sebebidir.
Bu girişten sonra ülkemiz dernekler yasası ve yönetmeliklerinden bazı hükümleri hatırlatmak için yazımıza alıyoruz.
5253 sayılı Dernekler Kanunundan:
Dernek kurma hakkı
Madde 3- Fiil ehliyetine sahip gerçek veya tüzel kişiler, önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir.
Ancak, Türk Silâhlı Kuvvetleri ve kolluk kuvvetleri mensupları ile kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri hakkında özel kanunlarında getirilen kısıtlamalar saklıdır. Onbeş yaşını bitiren ayırt etme gücüne sahip küçükler; toplumsal, ruhsal, ahlakî, bedensel ve zihinsel yetenekleri ile spor, eğitim ve öğretim haklarını, sosyal ve kültürel varlıklarını, aile yapısını ve özel yaşantılarını korumak ve geliştirmek amacıyla yasal temsilcilerinin yazılı izni ile çocuk dernekleri kurabilir veya kurulmuş çocuk derneklerine üye olabilirler.
Oniki yaşını bitiren küçükler yasal temsilcilerinin izni ile çocuk derneklerine üye olabilirler ancak yönetim ve denetim kurullarında görev alamazlar.
Çocuk derneklerine onsekiz yaşından büyükler kurucu veya üye olamazlar.
Dernek tüzüğü
Madde 4- Her derneğin bir tüzüğü bulunur. Bu tüzükte aşağıda gösterilen hususların belirtilmesi zorunludur:
a) Derneğin adı ve merkezi.
b) Derneğin amacı ve bu amacı gerçekleştirmek için dernekçe sürdürülecek çalışma konuları ve çalışma biçimleri ile faaliyet alanı.
c) Derneğe üye olma ve üyelikten çıkmanın şart ve şekilleri.
d) Genel kurulun toplanma şekli ve zamanı.
e) Genel kurulun görevleri, yetkileri, oy kullanma ve karar alma usul ve şekilleri.
f) Yönetim ve denetim kurullarının görev ve yetkileri, ne suretle seçileceği, asıl ve yedek üye sayısı.
g) Derneğin şubesinin bulunup bulunmayacağı, bulunacak ise şubelerin nasıl kurulacağı, görev ve yetkileri ile dernek genel kurulunda nasıl temsil edileceği.
h) Üyelerin ödeyecekleri giriş ve yıllık aidat miktarının belirlenme şekli.
ı) Derneğin borçlanma usulleri.
j) Derneğin iç denetim şekilleri.
k) Tüzüğün ne şekilde değiştirileceği.
l) Derneğin feshi halinde mal varlığının tasfiye şekli.
Yasaklar
Bazı ad ve işaretleri kullanma yasağı
Madde 29- Derneklerin, mevcut veya mahkeme kararıyla kapatılmış veya feshedilmiş bir siyasî partinin, bir sendikanın veya üst kuruluşun, bir derneğin veya üst kuruluşun adını, amblemini, rumuzunu, rozetini ve benzeri işaretleri ya da başka bir ülkeye ve daha önce kurulmuş Türk devletlerine ait bayrak, amblem ve flamaları kullanmaları yasaktır.
Kurulması yasak olan dernekler ve yasak faaliyetler
Madde 30- Dernekler;
a) Tüzüklerinde gösterilen amaç ve bu amacı gerçekleştirmek üzere sürdürüleceği belirtilen çalışma konuları dışında faaliyette bulunamazlar.
b) Anayasa ve kanunlarla açıkça yasaklanan amaçları veya konusu suç teşkil eden fiilleri gerçekleştirmek amacıyla kurulamaz.
c) Askerliğe, millî savunma ve genel kolluk hizmetlerine hazırlayıcı öğretim ve eğitim faaliyetlerinde bulunamaz, bu amaçları gerçekleştirmek üzere kamp veya eğitim yerleri açamazlar. Üyeleri için özel kıyafet veya üniforma kullanamazlar.
Kayıt ve yazışma dili
Madde 31- Dernekler, defterlerinde ve kayıtlarında ve Türkiye Cumhuriyetinin resmi kurumlarıyla yazışmalarında Türkçe kullanırlar.
Dernekler yasasının buraya aldığımız hükümlerine uymak kaydıyla herkes, gerekli izinleri almak ve kuruluş usullerini yani prosedürü yerine getirmek şartıyla dernek kurabilir.

Sayı: 741 - Sayı'nın Kapağı