Akrida Tekstil Genel Müdürü Yavuz Özdemir, şirketin bugün geldiği noktayı değerlendirirken, bilgi birikimini doğru zamanda yatırıma dönüştürdüklerini belirtti. Özdemir, “Bilgi birikimimizi, sektörün boşluğunu gördüğümüz anda sermayeye dönüştürdük. Bugün ürün çeşitliliğinde kendi kulvarımızın en güçlü oyuncularından biriyiz” dedi.
Akrida Tekstil, medikal tekstil ve klasik iş elbisesi kumaşıyla başladığı üretim yolculuğunu; outdoor performans kumaşlarına, askeri şartnamelere, kurumsal üniformalara ve mont-kaban gruplarına kadar genişletti. Türkiye'nin büyük akaryakıt zincirlerinin personel kıyafetlerinde kullanılan kumaşların önemli bir bölümünü üreten şirket, aynı zamanda Türkiye'deki ulusal ve uluslararası birçok dev sanayi kuruluşunun çalışan kıyafetlerinde kullanılan kumaşları da üretiyor. Bunun yanında farklı ülkelerin kamu, savunma ve özel sektör kurumlarına yönelik özel üretim gerçekleştirerek "niş ihracatçı" kimliğini güçlendiriyor.
“Rekabetin yeni para birimi Ar-Ge”
Yavuz Özdemir, Akrida Tekstil'i rakiplerinden ayıran en önemli unsurun maliyet olmadığını, akıl yatırımı olduğunu söyledi. Özdemir, “Ar-Ge bizim için gider kalemi değil, sermaye kalemidir. Sürekli eğitim, yeni ürün geliştirme ve teknik altyapıya yaptığımız her yatırım, yarının pazar payını bugünden satın almaktır” diye konuştu. Geniş stok yapısının şirkete önemli bir hız avantajı sağladığını belirten Özdemir, tekstil sektöründe hızın en değerli unsurlardan biri olduğuna dikkat çekerek, “Hız, bu sektörde en pahalı hammaddedir ve biz bunu en verimli kullananlardan biriyiz” dedi.
60'tan fazla ülkeye ihracat
Akrida Tekstil, İstanbul Merter'deki showroomu ve güçlü dış ticaret ağıyla ihracat odaklı büyümesini sürdürüyor. Özdemir, “Parsiyel de olsa 60’tan fazla ülkeye ihracat yaparak küresel ölçekte ihracat hinterlandımızı genişletmeye devam ediyoruz” şeklinde konuştu. Özdemir, küresel pazarlarda kurdukları güçlü ilişkilerin marka açısından en önemli stratejik değerlerden biri olduğunu ifade etti.
Maliyet enflasyonu ve kur makası sektörü zorluyor
Türk tekstil sektörünün son dönemde "çifte makas" arasında sıkıştığını belirten Özdemir, sektörün en önemli sorunlarından birinin maliyet artışları olduğunu söyledi. Özdemir, şunları söyledi: “Yakın zamana kadar Türkiye'de 300-400 dolar asgari ücret alan çalışanın toplam maliyeti, bugün sigorta, yol ve yemek dahil bin 100 doların üzerine çıktı. Buna karşın döviz kurundaki yatay seyir, ihracatçının fiyatlama gücünü eritti. Üretim maliyetimiz dolarla artarken, satış gelirimiz aynı yerde sayıyor.”
GES düzenlemesi sanayiciyi etkiledi
Özdemir, enerji tarafında yapılan yeni uygulamaların da sanayiciyi zorladığını belirterek, GES yatırımlarında uygulanan saatlik mahsuplaşma sisteminin yatırım geri dönüş sürelerini olumsuz etkilediğini söyledi. Özdemir, “Sanayici rekabet gücünü korumak için GES yatırımı yaptı. Fakat saatlik mahsuplaşma düzenlemesiyle güneşin batmasıyla yatırımın geri dönüşü de battı. Santrallerimiz gece üretmiyor ama fabrikalarımız 24 saat çalışıyor, nefes alıyor. Bu yeni sistem, kesintisiz üretim yapan sanayi için ek bir maliyet kalemi oluşturdu” dedi.