banner8

banner13

banner6

15.02.2021, 20:02

Zorlukları nasıl aşarız?

Dünyadaki bilimsel gelişmelerin baş döndürücü bir hızla ilerlediği bir dönemden geçiyoruz. Her ne kadar Pandemi etkisi biraz sarsıntı yarattıysa da bu defa bu konuda araştırmalar yoğunlaştı.
Bilim insanlarına göre, çok sayıda ülkenin ve firmanın aşı konusunda elde ettikleri sonuç, bilimsel araştırmaları hızlandıran teknolojik imkanlar sayesinde. Gelişmiş cihazlarla analizler, çok hızlı ve çok hassas şekilde yapılabiliyor. Bu analizleri yapacak ve sonuçları değerlendirilecek yetişkin kadrolar var. Bilgiler gizli kalmıyor. Çağdaş iletişim imkanlarıyla hemen değerlendiriliyor. Ürün; modern lojistik imkânlarıyla hızla yerine ulaştırılıyor.
Burada ise; parasal imkanlar, stratejik birliktelikler devreye giriyor. Bu yüzden Afrika kıtası ülkeleri daha az miktarda ve geç zamanda bu imkanlardan yararlanabiliyor. Bu gecikmeler, o kıtadan gelecek pandemi etkisini arttıracağından oraya da destek verilmesi öncelik kazanıyor. Artık dünya ülkeleri olumlu veya olumsuz gelişmelerden birlikte etkileniyorlar. Bir halk deyim olan “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.” sözünün geçerliliği pek kalmadı. Şu veya bu şekilde olaylardan etkilenmemek imkânsız.
Sağlık yatırımlarıyla övünen Avrupa ve A.B.D. pandemiden en çok etkilenen ülkeler oldu. İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri buna çok somut iki örnek. Sürü Bağışıklığı yöntemiyle biz bu sorunu aşarız dediler ama olay facia boyutlarına ulaşınca karantinalar başladı.
Maske, Mesafe, Hijyen önlemleri öne alındı.

Geç kalındığı için bu önlem de istenilen sonucu vermedi.
Bizdeki duruma gelince.
Her konuda olduğu gibi bu konuda da gevşek davranışımızı sürdürüyoruz. Çözümlerimiz, sağlam bir analize dayanmıyor. Her önlemin sonuçları iyi irdelenmiyor. Dünyadaki uygulamaların en iyi sonuç verenini değil de aklımıza yatanı seçiyoruz. Kimse de kararlardan mutlu olmuyor. Üretim düşüyor.
Fiyatlar yükseliyor. Enflasyon artıyor. Neresinden baksanız zor durumdayız. Ufukta iyi bir gelişme de gözükmüyor.
Halbuki ülkemiz pandemi başlangıcında başka ülkelere maske ile destek verecek durumdaydı. Aşı konusunda ise elimizdeki imkânı yakın bir geçmişte kaldırmıştık.
Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü 27 Mayıs 1928’de kurulmuştu. 1931 yılında BCG aşısını, 1932’de serumu, 1933’te Kuduz aşısını 1934›te Çiçek aşısını, 1942’de Tifüs aşısını üretmesinin yanında daha pek çok sağlık sorununa çözüm olacak üretimler, araştırmalar yapmış bir kurumu kaldırmak bize neler kaybettirmiş düşünmeliyiz. Bu bize iyi bir ders olmalı. Kazanımlar kolay elde edilmiyor. Zaman istiyor, kadro istiyor, kaynak istiyor. Cumhuriyetimiz henüz bu imkanlar konusunda pek yetersiz olduğu yıllarda, insan sağlığı söz konusu olunca elinden gelenden fazlasını sağlayarak başarıya ulaştı.
Atalarımız bu yüzden “Kırk ölçüp bir biçmek gerekir” demişler.
Yukarıda sağlık ve ilgili yazdıklarımı tarım için, sanayi için, sosyal ve hukuki konular için de söyleyebiliriz.
Geçmişteki tecrübeleri kolay etmedik. Onlardan yararlanmak bizim kazancımızdır.
Bugün hâlâ güzel hedeflerimiz var. Bu çok olumlu. Ancak bunları gerçekleştirmek için, geçmiş tecrübelerimizi iyi analiz etmek, liyakatli insanlarımızdan yararlanmak lazımdır.
Bunları uygularsak yeni sıçramalar yapmamız mümkün olacaktır. Güzel günler görebilmemiz ümidiyle, hepimiz elimizden gelen katkıyı koyalım diyorum.
Yorumlar (0)
28
açık
Günün Anketi Tümü
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?