Zatürre Olduk Salih Hoca

1971 yılında Bretton Woods’ un yıkılışıyla dünyada sabit kur sistemi sona erdi ve para birimleri dalgalanmaya bırakıldı. Küresel ekonominin karşı karşıya kaldığı kur riskini yönetebilmek için Şikago Borsasında türev piyasası oluşturuldu. Takip eden süreçte 1980’ lerde Londra, Singapur ve Japonya piyasaları da türev işlemlere açıldı.

Türev piyasalar kaldıraçlı işlemlerle küresel piyasalarda önemli hareketlere neden olmaya başlayınca herkesin dikkatini çekti. Basın da buna ilgisiz kalmadı, bu konuda yayınlara başlandı, uzmanlar yazmaya başladı. Türev işlemlerde dünyada en önemli akademisyenlerden birisi de Salih Neftçi’ ydi. ABD ve İsviçre’ de öğretim görevlisi olarak çalışan Neftçi yazılarının bir gün Londra’ dan, bir gün Japonya’ dan yazarken Piyasa Profesyonellerinin” görüş açılarını aktarmaktaydı. Piyasalardaki oynaklıkların arka planını Neftçi ‘ nn kaleminden haber alıyorduk 90 ‘ larda. Akıcı yazılarında hem bilgi paylaşıyor hem de Türkiye’ ye bir vizyon katmaya çalışıyordu.

Neftçi’ nin temel eleştirileri aşağıdaki şekilde özetlenebilir;

"Fasa Fiso" Yaklaşımının Tehlikesi: Küresel piyasalarda yaklaşan dalgalanmaları (likidite daralmaları, faiz artış trendleri) siyasetçilerin hafife almasını en büyük risk olarak görmüştür. Dünyadaki bir hapşırığın Türkiye’de zatürreye yol açabileceğini sıkça vurgulamıştır.

Koordinasyonsuz Bürokrasi ve Atıllık: Ekonomi yönetimindeki kurumların (Merkez Bankası, Hazine, Planlama teşkilatları) birbirinden kopuk çalışmasını ve karar alma mekanizmalarındaki hantallığı sert şekilde eleştirmiştir.

Sıcak Para ve Tüketim Tuzağı: Türkiye’nin üretime ve teknolojiye dayalı yapısal bir büyüme modeli yerine, dışarıdan gelen sıcak parayla finanse edilen ithalata dayalı tüketim modeline sıkışmasını uzun vadeli bir kırılganlık kaynağı olarak tanımlamıştır.

Önerileriyse;

Katı Bütçe Disiplini ve Çapa Politikası: Neftçi’ye göre bütçe disiplini, bir ekonominin en güçlü kalkanıdır. Dış şoklar ne kadar büyük olursa olsun, bütçe dengesi sağlam olan bir ülkenin kur ve likidite ataklarına karşı direnebileceğini savunmuştur.

Veri ve Öncü Göstergelerle Yönetim: Ekonominin algılarla veya temennilerle yönetilemeyeceğini belirterek, TÜSİAD için geliştirdiği "Öncü Göstergeler Endeksi" gibi bilimsel araçların devlet mekanizmasında temel karar kılavuzu olmasını önermiştir.

Asya Tipi Üretim ve İhracat Modeli: Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme için Güney Kore ve Çin örneklerinde olduğu gibi, katma değerli imalat sanayisine, teknolojiye ve net ihracata odaklanan uzun vadeli bir devlet stratejisi geliştirmesi gerektiğini reçete etmiştir.

Kurumsallaşma ve Liyakat: Ekonomi kurumlarının küresel finans dilini konuşabilen, risk yönetimini bilen bağımsız uzmanlarca yönetilmesi gerektiğini defaatle vurgulamıştır.

Türkiye bu teşhis ve tedaviyle ilgili adım atmadığı için hala yerinde saymaktadır. Enflasyon, cari açık, kırılgan ekonomi, sıcak parayla tüketmeye devam etmektedir.

Türkiye bu 40 yıldır aynı noktada cebelleşirken türev piyasalar daha da güçlenmiş ve dünya tarihinin en büyük ekonomik balonunu yaratmıştır. Bugün kafanızı döndüreceği tüm piyasalar gerçeklikten kopmuş, insanların barınma, beslenme gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak seviyeye gelmesine neden olmuştur. İpin ucu kaçmış durumdadır.

Sonuç olarak; son yarım yüzyılda yapmamız gerekenleri yapmadık, diğer taraftan piyasanın geliştirdiği türev enstrümanlarla yaratılan bir canavarla küresel servet transferi gerçekleştirilerek paramız pul oldu.

Merhum Neftçi’ yi rahmetle anıyoruz. Keşke bugün dünyanın bir yerinden durumu analiz eden yazısını kaleme alabilseydi.