Yaşanabilir iller araştırmasının güvenilirliği (2)
CNBC-e Business Dergisi tarafından 81 ilde yapılan "Türkiyenin Yaşanabilir İlleri Araştırmasının 2010 yılına ilişkin genel bulgularını geçen haftaki yazımızda irdelemiş ve bazı eleştirilerde bulunmuştuk. Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonometri Bölümü İstatistik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olarak, araştırmada dikkate alınan kriterlere, verilerin toplanma (derlenme) biçimine ve elde edilen bu bulgulara dayanarak, Yaşanabilir İller Araştırmasının bilimselliğine ve güvenilirliğine ilişkin oldukça ciddi kuşkular taşıdığımı söyleyebilirim.
Araştırmanın eleştirisi
Bu kuşkularımın haklılığını destekleyecek çok basit bir örnek olarak, araştırmada dikkate alınan 37 kritere göre, Bursanın yaşanabilir bir il olarak tüm kriterler bazında 40. sırada olması ve ekonomide 26., eğitimde 45., sağlıkta 30., güvenlikte 64., kent hayatında 37. ve kent hayatında 8. sırada olması verilebilir. Bununla birlikte, 6 kriterden 5inde olması gereken konumda yer almayan Bursa; ekonomide 26. sırada iken, Kocaelinin 3., Artvinin 5., Antalyanın 6., Muğlanın 7., Giresunun 8., Burdurun 9., Eskişehirin 10., ve hatta Yalovanın 20., Rizenin 25. ve Sinopun 27. olması da düşündürücü olup, kabul edilemez.
Oysa, illere göre gayri safi yurt içi hasıla kriteri kullanılmış olsaydı, bu sıralamalar ciddi boyutta değişecektir. Ancak, illere göre gayri safi yurt içi hasıla kriteri 2001 yılından beri yayınlanmadığından kullanılamamış ve bunun yerine kişi başına düşen mevduat miktarı ve kişi başına ödenen vergi miktarı değişkenlerine başvurulmuştur.
Araştırmayı yapan CNBC-e Business Dergisinin ve biz araştırmacıların yaşadığı en önemli sorunlar arasında veri toplama (derleme) ve toplanan verilerin güvenilirliği yer alır. Ne yazık ki, ülkemizde pek çok alanda gerekli verilerin derlenememesi nedeniyle, yapılan araştırmalarda ilgili değişkeni en yakın seviyede temsil eden değişken dikkate alınmaktadır. Bu nedenle, araştırmalar verilerin bulunduğu alanlar (değişkenler) ile sınırlı kalmakta, verilerin toplanmasındaki sorunlar ve dahil edilmeyen kriterler nedeniyle, bu araştırmada olduğu gibi, güvenilir olmayan sonuçlara ulaşılmaktadır.
O halde, Yaşanabilir İller Araştırmasına yapılacak temel eleştiriler arasında, araştırmada kullanılan ana kriterlerin içindeki alt kriterlerin; yaşanabilirliğin veya yaşam kalitesinin ne kadarını temsil ettiği, verilerin ne kadar güvenilir olduğu ve ana ve alt kriter ağırlıklarının (tartılarının) neye göre verildiklerinin tam olarak belirli olmaması vb. konular yer almaktadır.
Güvenlik kriterinin açmazı
Eleştirilere devam edersek, araştırmada yüzde 12,5 ağırlığa sahip olan güvenlik kriterine ilişkin verilerin güvenilir olmaması ve bu kriterde sadece 2 alt kriterin olması nedeniyle, sıralamaların gerçeği yansıtmadığı söylenebilir. Diğer bir deyişle, bu kritere ilişkin verilerin toplanma şeklindeki standardizasyona uyulmaması ve bu kriterin yetersiz ve eksik olan 2 alt kriter ile temsil edilmesi, güvenilir olmayan bulgulara ulaşılmasına neden olmuştur.
Kuşkusuz, güvenlik kategorisinde yer alan ve toplamda yüzde 12,5lik ağırlığa sahip olan asayiş suç oranı ve deprem riski alt kriterlerini içeren güvenlik kriterine göre, en güvenli 10 ilin sırasıyla 1.Çorum, 2.Ağrı, 3.Mardin, 4.Trabzon, 5.Karaman, 6.Şırnak, 7.Şanlıurfa, 8.Rize, 9.Artvin ve 10.Kırklareli; en az güvenli 10 ilin ise sırasıyla 81.Hakkari, 80.Bitlis, 79.Aksaray, 78.Osmaniye, 77.Aydın, 76.Bartın, 75.Çanakkale, 74.Denizli, 73.İzmir ve 72.Düzce olması ve Bursanın güvenlikte 64. sırada olması dikkat çekicidir.
Burada akla şöyle bir soru gelmektedir: Güvenlik problemi olduğu bilinen bazı illerin bu araştırmada güvenlik açısından ilk 10da olması nasıl açıklanabilir? Bize göre bunun açıklaması; ya asayiş suçu kayıtlarının yeterince tutulmaması ya da suç istatistiklerinin Valiliklere bilerek veya bilmeyerek yanlış veya eksik beyan edilmesi şeklindedir. Bu düşüncemizin kanıtı, daha önceki Yaşanabilir İller Araştırmalarında suç oranı kriteri kullanılırken, bu yılki araştırmada asayiş suçu oranının dikkate alınması ile bazı illerin suç oranını, bazılarının ise asayiş suçu oranı veya sayısını beyan etmesidir.
Görüşümüzü tekrarlarsak; bize göre, araştırmada güvenlik kriterinin altında yer alan asayiş suçu oranı kavramı her ilde aynı kullanılmamıştır. Nitekim, Bursa Emniyet Müdürlüğünün Valiliğe belirttiği suç sayısı tüm suçları içerirken, bazı iller sadece asayiş suçlarının sayısını veya sadece kişilere karşı işlenen suçları beyan etmişlerdir. Yine hangi illerin Jandarma bölgesindeki suçları dahil ettiği ve hangilerinin dahil etmediği de belirli değildir.
Bursada işlenen suçlara
ilişkin istatistikler
Bursa Emniyet Müdürlüğünden aldığım verilere göre; kişilere karşı suçlar, mala karşı suçlar, topluma karşı suçlar, millete ve devlete karşı suçlar ve takibi gerektiren suçlar ile kabahatleri de dahil ederek, asayiş suçlarının toplam sayısı 2008-2010 döneminde sırasıyla 37.744, 45.264 ve 57.792 olarak gerçekleşmiştir. Yine aynı dönemdeki narkotik suçlar, mali suçlar, organize suçlar, bilişim suçları, terör suçları, toplumsal olaylar, trafik kaza sayısı olmak üzere, yedi suçun toplamı diğer suç olayları olarak adlandırıldığında, bu olayların toplamı da sırasıyla, 19.270, 12.472 ve 13.787 olarak ortaya çıkmıştır. Böylece, Bursanın asayiş suçları ile diğer suç olaylarını topladığımızda Bursada işlenen bütün suç olayları 2008-2010 döneminde sırasıyla 57.014, 57.736 ve 71.579 olarak gerçekleşmiştir.
Görüldüğü gibi, Bursada 2008 ile 2009 yıllarındaki tüm suçların sayısı yaklaşık olarak eşit (57 bin civarı) iken, 2010da yaklaşık %24 artarak 71.579a çıkmış olması, Bursada suç sayısının arttığı gibi bir görüntü vermektedir. Ancak, bir yılda suç sayısında şok sayılabilecek nitelikte bu kadarlık bir artışın nedenini araştırdığımızda, Ağustos 2009da Jandarma bölgesinden Polis bölgesine devir olduğunu görüyoruz. Bu devir sonucunda Polis merkezine devredilen yerlerin nüfusu 1.303.749dan (241.205 kişi, %18,5 artarak) 1.544.954e ve Polis bölgesine devredilen yerlerin yüzölçümü de 172 km2den (154 km2, %89,5 artarak) 326 km2ye çıkmıştır. Böylece, bu yönde ve/veya büyüklükte bir devir olmayan illere göre, Bursanın suç sayısı göreli olarak artmış gibi görünmektedir. Bu da araştırmanın dikkate almadığı bir diğer eksikliği ve hatası olarak değerlendirilebilir.
Haftaya Yaşanabilir İller Araştırmasında Bursanın 6 ana kriterden 5inde çok düşük sırada yer almasının nedenleri ile hangi kriterlerin eksik oldukları dikkate alınacak, 2007-2010 araştırmalarının bulguları 81 il için irdelenerek ve kriterlerde yapılan değişikliklerin sıralamalar üzerindeki etkisi değerlendirilecektir.
CNBC-e Business Dergisi tarafından 81 ilde yapılan "Türkiyenin Yaşanabilir İlleri Araştırmasının 2010 yılına ilişkin genel bulgularını geçen haftaki yazımızda irdelemiş ve bazı eleştirilerde bulunmuştuk. Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonometri Bölümü İstatistik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olarak, araştırmada dikkate alınan kriterlere, verilerin toplanma (derlenme) biçimine ve elde edilen bu bulgulara dayanarak, Yaşanabilir İller Araştırmasının bilimselliğine ve güvenilirliğine ilişkin oldukça ciddi kuşkular taşıdığımı söyleyebilirim.
Araştırmanın eleştirisi
Bu kuşkularımın haklılığını destekleyecek çok basit bir örnek olarak, araştırmada dikkate alınan 37 kritere göre, Bursanın yaşanabilir bir il olarak tüm kriterler bazında 40. sırada olması ve ekonomide 26., eğitimde 45., sağlıkta 30., güvenlikte 64., kent hayatında 37. ve kent hayatında 8. sırada olması verilebilir. Bununla birlikte, 6 kriterden 5inde olması gereken konumda yer almayan Bursa; ekonomide 26. sırada iken, Kocaelinin 3., Artvinin 5., Antalyanın 6., Muğlanın 7., Giresunun 8., Burdurun 9., Eskişehirin 10., ve hatta Yalovanın 20., Rizenin 25. ve Sinopun 27. olması da düşündürücü olup, kabul edilemez.
Oysa, illere göre gayri safi yurt içi hasıla kriteri kullanılmış olsaydı, bu sıralamalar ciddi boyutta değişecektir. Ancak, illere göre gayri safi yurt içi hasıla kriteri 2001 yılından beri yayınlanmadığından kullanılamamış ve bunun yerine kişi başına düşen mevduat miktarı ve kişi başına ödenen vergi miktarı değişkenlerine başvurulmuştur.
Araştırmayı yapan CNBC-e Business Dergisinin ve biz araştırmacıların yaşadığı en önemli sorunlar arasında veri toplama (derleme) ve toplanan verilerin güvenilirliği yer alır. Ne yazık ki, ülkemizde pek çok alanda gerekli verilerin derlenememesi nedeniyle, yapılan araştırmalarda ilgili değişkeni en yakın seviyede temsil eden değişken dikkate alınmaktadır. Bu nedenle, araştırmalar verilerin bulunduğu alanlar (değişkenler) ile sınırlı kalmakta, verilerin toplanmasındaki sorunlar ve dahil edilmeyen kriterler nedeniyle, bu araştırmada olduğu gibi, güvenilir olmayan sonuçlara ulaşılmaktadır.
O halde, Yaşanabilir İller Araştırmasına yapılacak temel eleştiriler arasında, araştırmada kullanılan ana kriterlerin içindeki alt kriterlerin; yaşanabilirliğin veya yaşam kalitesinin ne kadarını temsil ettiği, verilerin ne kadar güvenilir olduğu ve ana ve alt kriter ağırlıklarının (tartılarının) neye göre verildiklerinin tam olarak belirli olmaması vb. konular yer almaktadır.
Güvenlik kriterinin açmazı
Eleştirilere devam edersek, araştırmada yüzde 12,5 ağırlığa sahip olan güvenlik kriterine ilişkin verilerin güvenilir olmaması ve bu kriterde sadece 2 alt kriterin olması nedeniyle, sıralamaların gerçeği yansıtmadığı söylenebilir. Diğer bir deyişle, bu kritere ilişkin verilerin toplanma şeklindeki standardizasyona uyulmaması ve bu kriterin yetersiz ve eksik olan 2 alt kriter ile temsil edilmesi, güvenilir olmayan bulgulara ulaşılmasına neden olmuştur.
Kuşkusuz, güvenlik kategorisinde yer alan ve toplamda yüzde 12,5lik ağırlığa sahip olan asayiş suç oranı ve deprem riski alt kriterlerini içeren güvenlik kriterine göre, en güvenli 10 ilin sırasıyla 1.Çorum, 2.Ağrı, 3.Mardin, 4.Trabzon, 5.Karaman, 6.Şırnak, 7.Şanlıurfa, 8.Rize, 9.Artvin ve 10.Kırklareli; en az güvenli 10 ilin ise sırasıyla 81.Hakkari, 80.Bitlis, 79.Aksaray, 78.Osmaniye, 77.Aydın, 76.Bartın, 75.Çanakkale, 74.Denizli, 73.İzmir ve 72.Düzce olması ve Bursanın güvenlikte 64. sırada olması dikkat çekicidir.
Burada akla şöyle bir soru gelmektedir: Güvenlik problemi olduğu bilinen bazı illerin bu araştırmada güvenlik açısından ilk 10da olması nasıl açıklanabilir? Bize göre bunun açıklaması; ya asayiş suçu kayıtlarının yeterince tutulmaması ya da suç istatistiklerinin Valiliklere bilerek veya bilmeyerek yanlış veya eksik beyan edilmesi şeklindedir. Bu düşüncemizin kanıtı, daha önceki Yaşanabilir İller Araştırmalarında suç oranı kriteri kullanılırken, bu yılki araştırmada asayiş suçu oranının dikkate alınması ile bazı illerin suç oranını, bazılarının ise asayiş suçu oranı veya sayısını beyan etmesidir.
Görüşümüzü tekrarlarsak; bize göre, araştırmada güvenlik kriterinin altında yer alan asayiş suçu oranı kavramı her ilde aynı kullanılmamıştır. Nitekim, Bursa Emniyet Müdürlüğünün Valiliğe belirttiği suç sayısı tüm suçları içerirken, bazı iller sadece asayiş suçlarının sayısını veya sadece kişilere karşı işlenen suçları beyan etmişlerdir. Yine hangi illerin Jandarma bölgesindeki suçları dahil ettiği ve hangilerinin dahil etmediği de belirli değildir.
Bursada işlenen suçlara
ilişkin istatistikler
Bursa Emniyet Müdürlüğünden aldığım verilere göre; kişilere karşı suçlar, mala karşı suçlar, topluma karşı suçlar, millete ve devlete karşı suçlar ve takibi gerektiren suçlar ile kabahatleri de dahil ederek, asayiş suçlarının toplam sayısı 2008-2010 döneminde sırasıyla 37.744, 45.264 ve 57.792 olarak gerçekleşmiştir. Yine aynı dönemdeki narkotik suçlar, mali suçlar, organize suçlar, bilişim suçları, terör suçları, toplumsal olaylar, trafik kaza sayısı olmak üzere, yedi suçun toplamı diğer suç olayları olarak adlandırıldığında, bu olayların toplamı da sırasıyla, 19.270, 12.472 ve 13.787 olarak ortaya çıkmıştır. Böylece, Bursanın asayiş suçları ile diğer suç olaylarını topladığımızda Bursada işlenen bütün suç olayları 2008-2010 döneminde sırasıyla 57.014, 57.736 ve 71.579 olarak gerçekleşmiştir.
Görüldüğü gibi, Bursada 2008 ile 2009 yıllarındaki tüm suçların sayısı yaklaşık olarak eşit (57 bin civarı) iken, 2010da yaklaşık %24 artarak 71.579a çıkmış olması, Bursada suç sayısının arttığı gibi bir görüntü vermektedir. Ancak, bir yılda suç sayısında şok sayılabilecek nitelikte bu kadarlık bir artışın nedenini araştırdığımızda, Ağustos 2009da Jandarma bölgesinden Polis bölgesine devir olduğunu görüyoruz. Bu devir sonucunda Polis merkezine devredilen yerlerin nüfusu 1.303.749dan (241.205 kişi, %18,5 artarak) 1.544.954e ve Polis bölgesine devredilen yerlerin yüzölçümü de 172 km2den (154 km2, %89,5 artarak) 326 km2ye çıkmıştır. Böylece, bu yönde ve/veya büyüklükte bir devir olmayan illere göre, Bursanın suç sayısı göreli olarak artmış gibi görünmektedir. Bu da araştırmanın dikkate almadığı bir diğer eksikliği ve hatası olarak değerlendirilebilir.
Haftaya Yaşanabilir İller Araştırmasında Bursanın 6 ana kriterden 5inde çok düşük sırada yer almasının nedenleri ile hangi kriterlerin eksik oldukları dikkate alınacak, 2007-2010 araştırmalarının bulguları 81 il için irdelenerek ve kriterlerde yapılan değişikliklerin sıralamalar üzerindeki etkisi değerlendirilecektir.
Sayı: 803 - Sayı'nın Kapağı