Sanayici yatırım yaparken yalnızca bugünü hesaplamaz. Önündeki beş yılı, on yılı düşünür. Kuracağı fabrikanın, alacağı makinenin, yetiştireceği insan kaynağının karşılığını uzun yıllar içinde alacağını bilir.
Bu nedenle üretimin en büyük sermayesi sadece para değildir. Güvendir.
Bir ülkede yatırımcı geleceği görebiliyorsa cesaretle yatırım yapar. Önünü göremiyorsa beklemeyi tercih eder. Bekleyen yatırım ise üretimi yavaşlatır, istihdamı azaltır ve büyümeyi geciktirir.
Ekonomide güven; istikrarlı kurallar, öngörülebilir ekonomi politikaları ve uzun vadeli planlama ile oluşur. Sanayici her gün değişen şartlara değil, değişmeyen ilkelere ihtiyaç duyar. Çünkü üretim günlük değil, yıllarca süren bir yolculuktur.
Bugün Türk sanayicisi dünyanın en zor pazarlarında mücadele ediyor. Kalitesiyle, çalışkanlığıyla ve girişimciliğiyle birçok rakibini geride bırakıyor. Ancak artık sadece çalışmak yetmiyor. Rakip ülkeler üreticilerine uygun finansman sağlıyor, ihracatı destekliyor ve yatırım ortamını güçlendiriyor. Bizim de en büyük avantajımız olan üretim gücümüzü aynı kararlılıkla desteklememiz gerekiyor.
Moral de ekonominin görünmeyen ama en değerli sermayelerinden biridir. Umudunu kaybeden girişimci yatırım yapmaz. Yatırım yapılmayan yerde yeni istihdam oluşmaz. Oysa geleceğe güvenle bakan sanayici, en zor dönemlerde bile üretmeye devam eder.
Türkiye’nin girişimci ruhu güçlüdür. Geçmişte yaşanan krizlerden her defasında daha da güçlenerek çıkmayı başaran sanayicimiz, bugün de aynı azim ve kararlılığa sahiptir. İhtiyaç duyduğu şey, güven veren bir ekonomik iklim ve uzun vadeli bir bakış açısıdır.
Üreten kazanır. Üreten ülke büyür.
Saygılarımla
Yalçın Aras