TÜRKİYEDE ENFLASYON VE EKONOMİK GELİŞİMLER-3-

Enflasyon hedeflemesi rejimi

Türkiye'de enflasyon hedeflemesi ilk kez 1999'da söz konusu edildi. Merkez bankası başkanı Gazi Erçel ve hazineden sorumlu devlet bakanı Recep Önal'ın imzası ile Uluslararası Para Fonu'na (IMF) 9 Aralık 1999'da sunulan iyi niyet mektubunda enflasyonun hedeflenen değerlere düşürüleceği ifade edildi. Enflasyonun son 25 yıldır Türkiye'nin ekonomik performansını zayıflattığı, Türk lirasına güveni sarsarak yüksek faize neden olduğu ve bu ekonomik durumdan en fazla zarar görenlerin ücret karşılığı çalışan kesim olduğu ifade edilerek enflasyonun düşürülmesinin ekonomik kaynakların eşit ve etkin dağıtılmasını sağlayacağı vurgulandı.

Enflasyonla mücadelede 2000 yılı sonu enflasyon hedefinin tüketici fiyat endeksinde (TÜFE) yüzde 25 (gerçekleşen yüzde 39), toptan eşya fiyat endeksinde (TEFE) yüzde 20 (gerçekleşen yüzde 32.7); 2001 yılı sonu için TÜFE'de yüzde 12 (gerçekleşen yüzde 68.5), TEFE'de yüzde 10 (gerçekleşen yüzde 88.6); 2002 sonunda ise tek haneye düşerek TÜFE'de 7 (gerçekleşen yüzde 29.7), TEFE'de 5 (gerçekleşen yüzde 30.8) olacağı hedeflendi.

İmzalanan 17 Stand-By Anlaşmasına göre 2000-2002 yılları arasındaki üç yıllık dönemin ilk 18 aylık süresinde döviz kuru çapası uygulanarak döviz kurunun sabit tutulacağı, ikinci 18 aylık sürede ise döviz kurlarının serbest bırakılacağı kararlaştırıldı ve enflasyon hedeflemesine geçileceği açık bir şekilde ifade edildi. Buna karşın 2001 yılı ekonomik krizi nedeniyle döviz kurları planlanandan önce serbest bırakılmış ve enflasyon hedefleme stratejisinin uygulanabileceği ekonomik bir ortam kalmamıştır.

2001 Türkiye ekonomik krizi

14 Ocak 1970 tarihli Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kanununa göre kamu açıklarını Banka kaynakları ile karşılama imkânı bulunmaktaydı. Enflasyon hedefleme politikası uygulanabilmesinin ön koşullarından biri Merkez Bankası'nın bağımsız karar alabilme yeterliliğinin olmasıdır. 2001 yılında Merkez Bankası kanununda değişikliğe gidildi ve Banka bağımsızlığının sağlanmasında önemli bir aşama olarak kabul gören 25.04.2001 tarihli düzenleme yapıldı. "...Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. Banka, fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisi belirler..." hükmü eklendi.

19 Şubat 2001 tarihinde beklenmedik bir şekilde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Başbakan Bülent Ecevit arasında anayasa kitapçığı krizi meydana geldi ve kısa süre içinde 2001 Türkiye ekonomik krizi olarak bilinen ekonomik bir krize dönüştü. Çözüm olarak 13 Mart 2001 tarihinde Başbakan Bülent Ecevit tarafından ekonomiden sorumlu devlet bakanlığına Kemal Derviş getirildi ve Dünya Bankası gözetiminde hazırlanan "Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı" kamuoyuna duyuruldu.

Devam edecek…