Ticari Sırların Korunması Kanunu Geliyor

Ticari Sırların Korunması Hakkında Kanun Taslağı, Ticaret Bakanlığı tarafından 8 Nisan 2026 tarihinde görüşe açıldı. Ticari sırların korunması hakkında ülkemizde bu konuda tek bir yasal düzenleme yok, daha ziyade çeşitli mevzuat maddelerinde dağıtık şekilde düzenlenen bir husus. Aslında fark etmeden de olsa şirketlerin rekabette en kritik avantajlarından biri, ticari sırlar. Pek çok zaman “bir şey olmaz” düşüncesiyle kontrolsüz yönetilen ticari sırlar ve dolayısıyla bu sırların iş ortakları ve çalışanlarca dağıtılması, ileride şirketlerin başını ağrıtıyor. Açıkçası mevzuattaki mevcut düzenlemeler, yeterli koruma sağlamıyor.

Temel olarak amaçları şöyle sayabiliriz: Mevcutta Türk Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Türk Ceza Kanunu, İş Kanunu ve çeşitli sektörel düzenlemelerde işlenmiş dağınık mevzuatı tek müstakil kanun çatısı altında birleştirmek, AB Gümrük Birliği çerçevesinde mevzuat uyumunu sağlamak; yeni düzenlemelerden biri olan AB Dijital Ürün Pasaportu (DPP) ve nispeten yeni sayabileceğimiz EPREL gibi AB veri tabanlarına erişimi mümkün kılacak "eşdeğer koruma" seviyesini tesis etmek. Bu yüzden, AB mevzuatı ve AB ile entegre ticaretin gelişiminin zorunlu kıldığı bir çözüm olarak Kanun Taslağımız, temelde fikri mülkiyet korumasını işleyen TRIPS Anlaşması’nın 39/2 maddesi ve 2016/943 sayılı AB Yönergesini esas alıyor.

Gelelim içeriğe. Kanun taslağının konusu; ticari sır kavramının tanımının yapılması ve ticari sırların hukuka aykırı yollarla elde edilmesinin, kullanılmasının ve ifşa edilmesinin önlenmesi. Taslak; ticari sırrı nispi gizlilik, ticari değer ve makul tedbirler unsurları üzerinden tanımlıyor. Sır sahibinin haksız rekabeti önlemeye yönelik haklarını (örneğin ihtiyati tedbir, men, haksız durumun ortadan kaldırılması, tazminat) ve bu davaların usullerini belirliyor. Hatta taslak, ticari sırrı ihlal edene hapis cezası dahi getiriyor.

Uygulamada yaygın şekilde gördüğümüz üzere, ticari sırrın tanımını yapmak çok önemli. Ayrıca sırların ihlalinin “zamanında” durdurulması da kritik öneme sahip. Her şey ticari sır değildir, ve bu tanım, tarafların “keyfine” göre sıkça değişmemelidir. Zira kimse, uyuşmazlık doğduktan sonra, kendi aleyhine “ticari sırrın kapsamını” daraltmaz veya genişletmez. Şirket içi politikalar ve bu politikaların takip edildiğine ilişkin somut şirket kayıtları, mevzuata uygun tutulmuş olmak kaydıyla dijital/fiziki erişim kayıtları, ve kanunlara uygun akdedilmiş gizlilik sözleşmeleri; şirketlerin ticari sırlarının korunmasındaki en önemli unsurlar. Bakanlığın hazırladığı Kanun Taslağı da üzerine eklenince, ticari sırların korunması aslında gayet mümkün. Yeter ki şirketler bu konuda istekli olup emek harcasın.

Bahadır Yazıcı - Hukukçu