(Geçen haftadan devam)
YEREVAN’DA REHBERLİK
İlk gün Cumhuriyet Meydanı’na gider gitmez dostlarımın büyük beğenisine şahit oldum. Bu kadar geniş ve anıtsal binalarla çevrili bir meydan İstanbul’da dahi yoktu. Orada bulunan halk çeşmelerinden (bılbılag) su içmek de İstanbul’da artık unutulan bir alışkanlıktı. Adeta evini gururla gezdiren bir ev sahibi gibiydim. Arkadaşlarımla meydandan ilerleyerek heybetli Opera binasına gittik, hemen ertesi gün için operadan bilet almak (Anuş Operası) farz olmuştu. Modern sanat eserleriyle süslenmiş bir nevi açık hava müzesi olan Kaskad’a çıktık. Dostlarımın isteği, Ararat’ı (Ağrı Dağı) bir de Ermenistan tarafından görmekti. Maalesef sisli ve yağmurlu hava buna izin vermedi. Bu da ne mutlu ki, Ararat’ın en güzel göründüğü Khor Virap’a gitmemize vesile oldu. Ardından Sevan Gölü ve Dilican’a günlük tur aldık.
Gezi boyunca Ermenice’den Türkçe’ye tercüme işi tümüyle üstümdeydi. Bu beni biraz yorsa da hoşuma giden bir görev oldu. Geçtiğimiz yerler sadece tarihsel ya da turistik duraklar değil, aynı zamanda farklı hafızaların, farklı anlatıların kesiştiği yerlerdi. Hemen her yerde Türkçe konuşan insanlara özellikle gençlere rastlamak ayrı bir sürprizdi bizim için. Halep’ten gelen Ermeniler büyüklerinden duydukları Türkçe’yle pekâlâ konuşabiliyorlardı ancak bunun dışında da Türkçe konuşan gençlerle karşılaştık. Dil, her durumda siyasetin kuramadığı köprüleri hızla kuruyor, buna hiç şüphe yok. Yerevan’ın otantik hediyelik açık pazarı Vernisaj, 1700 kişilik Aziz Krikor Lusavoriç Kilisesi ve Parajanov Müzesi gezimizin ilk ziyaret noktaları oldular. Khor Virap dönüşü Echmiadzin, gezinin çok ilginç bir durağıydı. Ana kilisede o sırada din adamlarınca yapılan koro provası benim kadar dostlarım için de etkileyici bir sahneydi. Hele yol üzerinde “merhaba” demek için kapısını çaldığımız hemşerim Vartkes’in, taksi şoförümüz dahil bizi ısrarla eve davet etmesi, anılarımızda unutulmaz bir hoşluk olarak kalacak. Yerevan’ın Soykırım Müzesi’ni de Yerevan’daki tek İslami mabed olan Gök Camii’yi de beraberce ziyaret etmek anlamlıydı. Gezi günlerimizin Ermenistan Ressamlar Birliği’ndeki Ayvazovsky için hazırlanmış animasyon gösterimine de denk gelmesi bir şanstı (Halepli arkadaşım Zepür’ün hatırlatmasıyla yakaladık). El yazmaları müzesi olan Madenataran’da Şurişka İncili’ni görmek de Agos Radyo’ya her hafta bağlanan Norayr Daduryan’ın hatırlatmasıyla mümkün oldu. Yerevan’da kaldığımız son gün Ermeni Yazarlar Birliği’ndeki Dünya Şiir Günü kutlamasına katılmak, benim için son bir hediyeydi. Bu da şair dostum Hermine Navasartyan’ın katkısıydı gezimize.
GÖKYÜZÜ VE YERYÜZÜ MESAFESİ
Günler birer birer geçti gitti. Ağzına kadar dolu Airbus 321 uçağıyla gece yarısından sonra uçağa binip döndük. Yerevan’a gitmek kadar İstanbul’a dönmek de bir o kadar keyifliydi.
Yerevan’da geçirdiğimiz 10 gün boyunca, daha önce defalarca gördüğüm yerleri yeniden dolaştım, öte yandan dostlarımın gözünden şehre ve ülkeye yeniden baktım. Onlarla Yerevan’da olmak benim için farklı bir tecrübeydi. Fotoğraflara sabitlenen hatıralarla, içimize işleyen iyi duygularla kazasız belasız, mahcup olmadan yurda döndük.
Bizim çok yakınımızdaki amansız ve anlamsız savaş devam ederken böyle bir seferin imkânlı olması bizim için olduğu kadar havaalanında rastladığımız İranlılar için de hayırlı bir durumdu bana kalırsa. THY’nin bu uçuşlara başlaması ilk olumlu meyvelerini vermişti bile.
İstanbul-Yerevan arasındaki uçuşlar THY tarafından başlatılmadı, zaten özel operatörler tarafından direkt uçuşlar yıllardır yapılageliyor. Bu uçuşların Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi kurumu sayılan Türk Hava Yolları tarafından da başlatılması, Yerevan’a uçakla gitmekten daha büyük bir anlam taşıyor. Bundan benim umduğum, iyi niyettir, normalleşme çabasıdır, bir elin dostane uzatılmasıdır. Bu tarihin yeni bir sürecin başlangıcı olduğunu düşünüyorum. Gökyüzünde mesafeler her zaman daha kısadır. Asıl mesele, yeryüzünde o mesafeleri kısaltabilmekte. Bunun da zamanla gerçekleşeceğine geçmişten daha çok inanıyorum. Umarım, İstanbul’dan Yerevan’a, Yerevan’dan İstanbul’a THY tarafından yapılacak uçuşlar sayesinde iki ülke arasındaki barış, dostluk, komşuluk ilmekleri daha sıkı atılır. Böylesi bir bağ geçmişin acılarını elbette hükümsüz kılmayacak ancak gelecek için yeni yaralara meydan bırakmamasını ve mevcutlar içinse şifalı bir rol oynamasını gönülden diliyorum.”