TAKUNYA VE HAMAM

Siz hiç takunya imalathanesi gördünüz mü?

Hiç yapılırken izlediniz mi?

Benim çocukluğumda takunyacılık diye bir meslek vardı. Gerçi şimdi de Anadolu’nun bazı yerlerinde devam edenler vardır.

Bunlar daha ziyade süs eşyası, hediyelik eşya tarzında imalat yapan yerler ve ustalardır.

Ben küçükken takunyacının önünde durur, izlerdim.

Takunya ustası önceden kesilip takoz hâline getirilmiş tahta parçasını önündeki kütüğün üzerine koyar; yardımcısı (çırak ya da kalfası) o takozun üzerine karton bir şablon kullanarak kurşun kalemle ayak tabanı çizerdi. Usta da o şekle göre keserini büyük bir hünerle sallamaya başlardı. Çok kısa bir zamanda takunya ortaya çıkıverirdi.

Takunyada terlik ve ayakkabı gibi sağ-sol tek yoktur. Nasıl denk gelirse öyle giyilir; çünkü ona göre tasarlanmıştır. Ortaya çıkan takunyalar süslemeciye gönderilirdi. Takunyanın kenarlarına ve üstüne yakarak süslemeler yapılırdı.

Süslemecilerde her türlü ahşap malzemeye süs yapılırdı. O bambaşka bir el sanatıdır. Oklavalar, sofra tahtaları, tahta kaşıklar, nihaleler, semer tutamakları, tahta tabaklar, çanaklar, çerezlikler, saklama kapları, havanlar, havan tokmakları, mücevher kutuları, kalem kutuları, tahta bardaklar, su fıçıları, maşrapalar, ekmek tahtaları, hayvan bibloları, yelpazeler, hatta insan portreleri ve manzaralar…

Süslemeciden gelen takunyalara lastik kemerler karabaşlı çivilerle tutturulurdu. Bu işi hızlandırmak için takunyacılar bir avuç karabaşlı çiviyi ağzına atar, ağzını kolay ulaşılacak bir depo gibi kullanırdı. Çiviyi ağzından aldığı gibi çakarken diliyle yeni bir çiviyi seçer, iki dudağının arasına hazır ederdi. Tabii yutkunurken çivi yutma vakaları da olurdu.

***

Gösterişçiler bir yerde durmaz. Tabii ki hamamda da…

Atlarken kafasını mermere çarpanlar, koşarken kayıp düşenler olurdu. Bana en ilginç gelen, görmediğim ama babamdan duyduğum bir gösterişçi hikâyesidir:

“İki grubun iki güçlü gösterişçisi iddiaya girer. Kazanan bir yıllık hamam parasını bedavaya getirecektir. İki iddiacı, bir çift takunyanın arasına ters olarak koydukları bakır hamam tasını bir yumrukta yamultmanın da ötesine geçip parçalamaya kalkışırlar. Bunun için üç çift takunyayı üst üste koyup hamam tasını ortasına yerleştirirler.

Birinci ‘Ya bismillah’ deyip vurur yumruğu. Hamam tası kayar, yumruk mermere çarpar. ‘Yandım anam’ diye yankılanır hamam. Ama yarışma bitmemiştir.

İkinci iddiacı bu kez üç takunyayı ikiye indirip öyle koyar tası. İki arkadaşına da yanlardan tutmasını söyler. Seyircilerin meraklı bakışları altında ‘Allah!’ deyip vurur yumruğu.

Bir anda her yer kıpkırmızı kana kesiliverir. Gösterişçinin kolu bilezik gibi geçer hamam tasına. İki iddiacıyı da hastaneye zor yetiştirirler.”

Ne zaman elime hamam tası alsam aklıma bu hikâye gelir…