Söyleşi

Satın almacılıktan Ermetal Şirketler Grubu CEOluğuna

Satın almacılıktan Ermetal Şirketler Grubu CEOluğuna

Satın almacılıktan Ermetal Şirketler Grubu CEOluğuna
Yesari Süalp
Sevgili okurlar, iş dünyasındaki gelişmeleri, deneyimleri
daha yakından yansıtabilmek amacıyla sizlere yeni bir röportaj dizisi sunuyoruz: "Profesyoneller"... "Terzi öldü, dükkan kapandı" devri artık çok gerilerde kaldı. Şirketler hızla
büyüyor, dünya standartlarında iş yapanların sayısı
hızla artıyor. Şirketleri artık patronlar
tek başına yönetmiyor. Ve artık başarının perde arkasındaki kahramanlar profesyoneller. Bu dizi ile önde gelen firmaların başarılı üst düzey yöneticilerinin deneyimlerini, "yoğurt yeme" tarzlarını sizlerle paylaşmaya çalışacağız. Tarzını, deneyimlerini paylaşmak isteyen profesyonelleri sayfalarmıza bekliyoruz. Bilgi ve başarı paylaştıkça büyüyor...
Ermetal Şirketler Grubu'nun Genel Müdür ve CEO'su Yesari Süalp, 21 Mayıs 1954 Mustafakemalpaşa doğumlu. 5-6 yaşlarında babasının öğretmenliği nedeniyle Bursa'ya geldi. İlkokulu 23 Temmuz İlkokulu (Dörtçelik), ortaokulu Çelebi Mehmet'te okuyan Süalp, Erkek Lisesi'ni bitirdikten sonra İstanbul Yıldız Üniversitesi'nden makine mühendisi olarak mezun oldu. Staj ile başladığı TOFAŞ'ta Mayıs 1979'da işe girdi. TOFAŞ'ın Satın Alma bölümünde 24 sene çalıştı ve bölüm müdürü olarak emekli oldu. Kendini TOFAŞ'ta yetiştiren, yaşamını orada kazanan, evlenen, çocuklarını yetiştiren Süalp, otomotiv yan sanayini de orada tanıdı ve öğrendi.
Süalp'in iki çocuğu var. Kızı üniversite mezunu olarak İstanbul'da çalışıyor. Oğlu da Bilkent Üniversitesi'nde öğrenci. TOFAŞ'ta satın alma bölümü yan sanayiciler açısından en hayati bölümdür. Bu bölümün başında görev yapan Kaynak Küçükpınar, Yılmaz Gözne gibi isimler "satın almacılığın" standartlarını yükselten, çığır açan isimler olarak kabul edilir. Yesari Süalp de bu ekolden geliyor.
Süalp, yaklaşık 5 yıldır Ermetal Şirketler Topluluğu'nun CEO'su, Genel Müdürü. Bağlı şirketlerden patrona karşı sorumlu tek isim. Süalp'in anlattıkları, kurumlaşma ile birlikte işlevi giderek artan profesyonel yönetimin işleyişinde gelinen nokta konusunda umut veriyor. İşte Süalp'in sorularımıza verdiği yanıtlar:
EKOhaber: Sayın Süalp makine mühendisinin satın almacı olması nasıl bir şey?
Yesari Süalp: Küçüklüğümden beri işin ticari tarafına ilgi duyardım. Makine mühendisi olarak Kaynak Küçükpınar'ın teklifi üzerine çalışmaya başladım. Satın alma artık teknik bir konu. Bir yığın maliyet, fiyat, kalite analizinin yapılması gerekiyor. Bunun için mühendis bilgisine gerek var. Satın alacağınız parça herhangi bir emtia değil. Hedef cirolar, hedef maliyetler var, yatırımlar var. Bu yatırımların öngörülen maliyetlerde tutulabilmesi için yan sanayicilerle teknik bazda görüşülmesi lazım. Bunu bir işletmeci, iktisatçı yapamaz. Karşınızdaki adam teknik birisidir. Sizin onun dilinden anlamanız gerekir. Şu anda otomotiv yan sanayinde satın almalarda artık teknik elemanlar var. Mühendis kökenli olması bir avantajdır. Ticarete ilgim de olunca benim için çok zevkli bir dönem başladı. Analiz bölümünde göreve başladım. Ardından bütün satın alma departmanlarında çalıştım.
EKOhaber: Kariyer için en iyisi en büyük firma mıdır?
Yesari Süalp: Büyük firmalara insanlar belli kriterlerle alındığı, daha seçici olunduğu için benzer pozisyonlarda bir sürü insan var. Bu insanlar arasında yükselmek zor. KOBİ'lerde ise insan kısıtı var. TOFAŞ'ın satın almasında diyelim ki 70 kişi var. 70 kişinin içinden en fazla 3-4 yönetici çıkıyor. Koç, FİAT, kurallar, bunu aşmak zor olabilir, çok fazla maharet ister.
Ama diyelim Ermetal'in satın almasında 10 kişi varsa bu 10 kişinin içinden bir yönetici çıkıyor.
EKOhaber: Patronla yakın çalışma bir handikap mıdır?
Yesari Süalp: Bu patronun anlayışına bağlı. Sonuçta büyük şirketler dışında, kurumsallaşmanın istenen yerde olduğu söylenemez. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bizim şirketimizde ben şirketler grubunun CEO'su olarak, tam yetki ile çalışıyorum. Bu yetki kağıt üzerinde göstermelik bir yetki değil. Yeri gelmişken sayın patronum Fahrettin Gülener'e ve ailesine teşekkür ediyorum. Bu güveni hissederek ve hissettirerek çalışıyorum. 5 yıla yakın süredir de bunu iyi uyguladık.
EKOhaber: Herkesin Fahrettin Bey gibi bir patronu olmayabilir?
Yesari Süalp: Elbette büyük bir şans. Şu anda ben şirketler grubu adına ona karşı sorumluyum. Grup şirketlerinin başındaki arkadaşlar bana karşı sorumlu, ben de Fahrettin Bey'e karşı sorumluyum. Üst düzey kurum kültürü noktasına geldik. İleriki yıllarda Ermetal ailesine, şirketin başında kim olursa olsun bu şirketler tıkır tıkır işleyecektir imajını vermek istiyoruz. İnsanlar, kişiler çok önemlidir. Ama şirketler insanlara bağlı, bağımlı olarak yönetilirse bu özellikle patron ve ailesi için çok büyük bir tehlikedir. Görüyorsunuz, KOÇ Holding'de şirketlerin başındaki kişiler sürekli değişir, ama şirketler sürekli katlanarak büyümeye devam eder. Bir patron her an 'Bu adam giderse bu şirketin durumu ne olur' endişesi ile yaşarsa, o işyerinde huzur olmaz.
Sanayi, ürün, herşey değişiyor. Patron ya patron kimliğini bırakacak, bu değişimi sürekli yaşayacak, burada bir profesyonel gibi çalışacak, ya da bunu yapacak birisini bulacak. Yarım oradan yarım buradan yapmaya kalkarsa bu iş yürümez, yürümüyor zaten. Birçok şirkette bunun yürümediği görülüyor. Değişimi yaşamadan, konsantre olmadan, uzaktan bilgilerle bu iş olmaz. Biz bütün gün heyecan stres ve oluşumu yaşıyoruz. Dışardan bakayım, sonra gelip karar vereyim, olmaz.
EKOhaber: Patronla ilişkilerde ölçüyü nasıl ayarlıyorsunuz?
Yesari Süalp: Birincisi patron yöneticiye inanacak, ama bu onu kontrol etmemesi anlamına gelmez. Fikirlerine riayet edecek. İnanacak. Yeri geldiği zaman profesyonel, patronunu eleştirebilmeli. Patron bundan gocunmamalı. Profesyonel bir şeyi yanlış buluyorsa bunu dikkate almalı kendi arasında konuşacak bir diyalogun, samimiyetin, terbiye sınırları içinde olması lazım. Profesyonelin de yerini korumak kaygısı ile işin sürekli olumlu taraflarını gösteren, olumsuz taraflarını saklayan, sürekli toz pembe tablo sunup patronunu yanıltan bir karakterde olmaması lazım. Yanlış yaptıysa veya yanlış giden bir şey varsa bunu ortaya koymaktan korkmaması lazım. Patron kendisine yalan söylenmediğini bilmeli, profesyonel de aldığı bir kararın patron tarafından bozulmayacağını bilmesi lazım. Ben burada bir karar alır arkadan bu karar bozulursa, yönetim kademesinde birlik beraberlik olmaz. Sonra ben acaba patron ne der demeye başlarım. Çünkü patron patrondur. Bunu yapmakla patronun değeri de küçülmez aslında patron daha da büyür. Tabi patron yöneticileri izleyecek, bilançolarla izleyecek, müşteri ilişkilerinde izleyecek, raporlar isteyecek... İşletme ortada... Yönetici arkasında kendine inanmış bir patron olduğunu düşünürse daha başarılı olur. Kendi açımdan, TOFAŞ'taki bazı kararlar var ki, çalışanların hoşuna gitmeyebilir. Müşterilerin, hatta patronun hoşuna gitmeyebilir. Aldığınız kararın doğru ve sonuç alacağına inanıyorsanız çevrenizdeki insanların ne dediğine bakmadan uygulamanız, taviz vermemeniz lazım. Üst yönetimin kararlılığı denen şey bu. Çalışanı, patronu memnun etmiyor, ama olumlu sonuçları gördüğünüzde patronun da çalışanların da güveni artıyor.
EKOhaber: CEO gündelik işlerde son kararı veren kişidir. Sizde karar verme süreci nasıl işliyor? Patron veya aile bireyleri ne ölçüde karışıyor?
Yesari Süalp: Patron ailesiyle bir bütündür. Baba böyle konuşuyor, kızı şunu diyor olayına girilirse o zaman sorun olur. Patron ya baştan şu şu konularda karar alma, o kararı birlikte alalım, diyebilir, ya da sen gerekli gördüğün konularda karar al, ben kabul ederim diyebilir. Bu biraz da doğaçlamadır. Önemli yatırım, büyüme vs. şirketin geleceği ile ilgili veya gerek duyduğum her konuda danışıyorum. Sınır yok. Yönetim Kurulu ve aile arasında çok güzel bir uzlaşma var. Ben bir karar aldığımda, 'vardır bir bildiği' denme güvencesi var bende. Fahrettin Bey patron olmasına rağmen, örneğin bir işe almada, bana bilgi vermeden, kararımı beklemeden kimseye bir şey demiyor. Verdiğim kararlar için de bugüne kadar ne darıldı, ne gücendi.
EKOhaber: Günlük mesaide en çok neyle uğraşıyorsunuz?
Yesari Süalp: Şirketlerin hepsinin yönetimi var. Ben daha ziyade şirketin geleceği ile ilgili konulara zaman ayırıyorum. Ama gün geliyor bir sacın peşinden koşuyoruz, bir Bürosit bayiin malının gecikmesinde seferber oluyoruz. Genel olarak günü saati belli olan toplantılar var. Pazartesi, Çarşamba, Cuma. Bütün şirket yöneticileri sabah günaydın toplantısında yarım saat bir araya geliriz. Haftanın üç günü bütün müdürler grupta ne olup bittiğini öğrenir. Ayrıca Fahrettin Bey'in başkanlığında aylık genel değerlendirme toplantısı yaparız.
EKOhaber: Çalışma prensipleriniz?
Yesari Süalp: En çok dikkat ettiğim nokta zamanında işinin başında olmaktır. Bir mesai saati varsa ona önce tepe yöneticinin uyması lazım. Yabileceğim şeye söz veririm. Sözümü tutamazsam çalışanın gözünde kredim kalmaz. Adaletli davranma, hak yememe... Ayrıca her türlü bilgiyi paylaşırım. Herkesin seviyesine göre.. Oturalım, tartışalım. Ama ortak bir karar çıktıktan sonra bu hepimizin ortak kararı olsun. Burada karar verilip aşağı indikten sonra 'Genel Müdürü böyle istiyor, yapalım da görsün gününü' gibi şeylere tahammülüm yok.
EKOhaber: Ne kadar profesyonelsiniz?
Yesari Süalp: Her şeyi profesyonelce düşünerek yapmaya kalkmamak lazım. Her firmanın kendine göre yapısı var. Bu yapıyı sevip onunla özdeşleşeceksin. Mesela bir Noel'de hiçbir Avrupalı yöneticiyi getiremezsin. Ben profesyonelim der. Ama biz bayramlarda yurt dışına gideriz, profesyonelim, bayramda gitmem demem. EKOhaber: CEO'lar milyon dolar maaş mı alır?
Yesari Süalp: Bence insanların aldığı paranın konuşulmaması lazım. Şirket kazanıyorsa verir. Üç memnuniyetin bir arada olması lazım, çalışanın, müşterinin ve patronun memnuniyeti. Bunları bir araya getiremediyseniz sürmez.

Sayı: 598 - Sayı'nın Kapağı