<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Eko Haber</title>
    <link>https://www.ekohaber.com.tr</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve taraofız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.ekohaber.com.tr/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 21 May 2026 02:51:32 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yatak endüstrisinden Güney Afrika atağı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/yatak-endustrisinden-guney-afrika-atagi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/yatak-endustrisinden-guney-afrika-atagi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaklaşık 150 ülkeye 2 milyar doların üzerinde ihracat yapan Türk yatak yan sanayi sektörü rotayı Afrika kıtasına çevirdi. Dünya genelinde yaklaşık 40 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğe sahip yatak üretim sektörünün önemli temsilcilerini bünyesinde buluşturan Uluslararası Yatak Endüstrisi Derneği üyeleri, Afrika pazarındaki yeni iş fırsatlarını değerlendirmek üzere Güney Afrika Cumhuriyeti’ne çıkarma yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türk yatak yan sanayi sektörünün temsilcileri, 7-9 Mayıs 2026 tarihleri arasında Johannesburg’da düzenlenen AFROZUM – Mobilya &amp; Yatak Aksesuarları, Yan Sanayi ve Teknolojileri Fuarı’ndan yeni iş bağlantıları ve olumlu izlenimlerle döndü. Türk yatak yan sanayi sektörünün küresel pazardaki etkinliğini artırmayı hedefleyen organizasyon kapsamında, sektör temsilcileri Güney Afrika pazarında önemli temaslarda bulunurken, fuarın yeni ihracat kapıları açısından güçlü fırsatlar sunduğu belirtildi. Fuarın ardından değerlendirmelerde bulunan ve alternatif pazarlarda büyüme hedefleri doğrultusunda önemli bir organizasyonu başarıyla tamamladıklarını söyleyen Uluslararası Yatak Endüstrisi Derneği (IBIA) Başkanı Osman Güler, yatak yan sanayi olarak 30 bin kişilik istihdam ve 3 milyar dolar düzeyindeki üretim kapasitesi ile yaklaşık 150 ülkeye 2 milyar doların üzerinde ihracat yaptıklarını, sektörün dünyanın dört bir tarafındaki yatak üreticilerine tanıtılması için yurtdışı fuarlar ve toplantılara katılım sağladıklarını kaydetti.</p>

<p><strong>“Afrika da hedef pazar olarak değerlendiriliyor”</strong></p>

<p>IBIA Başkanı Osman Güler, Afrika’nın da hedef pazar olarak değerlendirildiğini belirterek, “Sektörümüzün alternatif pazarlarda büyüme stratejisini hızlandırırken, Güney Afrika bölgesi öne çıkan merkezlerden biri haline gelmişti. Bu hedef doğrultusunda IBIA olarak BİFAŞ Fuarcılık ve Hedef Expo iş birliğinde Güney Afrika Cumhuriyeti’nde önemli bir buluşmayı daha başarıyla tamamladık. Johannesburg’daki Gallagher Convention Centre’da düzenlenen fuarımıza yoğun bir ilgi oldu. Etkinliğimiz boyunca Büyükelçimiz Sayın Kezban Nilvana Darama Yıldırımgeç ve Ticari Ateşemiz Sayın Hayrünnisa Karcı da bizlerle yakından ilgilenerek bizleri yalnız bırakmadı” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Afrika önemli bir potansiyel</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Afrika pazarının Türk yatak yan sanayi sektörü için uzun vadeli ve sürdürülebilir iş birlikleri açısından önemli bir potansiyel taşıdığını vurgulayan Osman Güler, organizasyonun ihracat hedeflerine doğrudan katkı sunduğunu ifade etti.</p>

<p></p>

<p>Güler açıklamasında, “Hem sektörümüzün ihracat hedeflerini büyütmek hem de yeni iş birliklerine imza atmak için Güney Afrika’daki temaslarımız sayesinde kıtada güçlü bir başlangıç yaptık. Ticaret Bakanlığı destekleri kapsamında yer kirası, stant kurulumu ve dekorasyonu ile nakliye giderleri gibi kalemlerin karşılanması, firmalarımız açısından önemli bir avantaj sağladı. Afrika pazarında kalıcı ve sürdürülebilir iş birlikleri kurma adına son derece verimli bir organizasyon gerçekleştirdik. Bu nedenle Ticaret Bakanlığımıza değerli destekleri için teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>IBIA öncülüğünde gerçekleştirilen programın, Türk yatak yan sanayi sektörünün Afrika kıtasındaki görünürlüğünü artırırken, özellikle Güney Afrika üzerinden bölge ülkelerine açılım için önemli bir zemin oluşturduğu değerlendiriliyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Şirketler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/yatak-endustrisinden-guney-afrika-atagi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1564-m7-1.jpg" type="image/jpeg" length="85359"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uludağ Koleji’nden çift dilli eğitimde robotik uygulamalar]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/uludag-kolejinden-cift-dilli-egitimde-robotik-uygulamalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/uludag-kolejinden-cift-dilli-egitimde-robotik-uygulamalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uludağ Koleji, çift dilli eğitim programı kapsamında yürüttüğü robotik uygulamalarla öğrencilerini teknoloji destekli öğrenme modeliyle buluşturmaya devam ediyor. Okul bünyesinde gerçekleştirilen robotik uygulamalar derslerinde, eğitim robotu kullanılarak “saatler” konusu İngilizce olarak işlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ders kapsamında öğrenciler, robot teknolojisiyle etkileşim kurarak hem zamanı öğrenme hem de İngilizce iletişim becerilerini geliştirme fırsatı yakaladı. Uygulamalı eğitim modeli sayesinde öğrencilerin derse aktif katılım gösterdiği etkinlikte, öğrenme sürecinin daha kalıcı ve eğlenceli hale geldiği gözlemlendi. Yetkililer, teknolojinin eğitim süreçlerine entegre edilmesinin öğrencilerin yabancı dil gelişimine önemli katkı sağladığını belirtirken, robotik kodlama destekli uygulamaların çocukların problem çözme, analitik düşünme ve iletişim becerilerini güçlendirdiğine dikkat çekti. Çift dilli eğitim yaklaşımını teknolojiyle destekleyen Uludağ Koleji, çağın gereksinimlerine uygun yenilikçi eğitim modelleriyle öğrencilerini geleceğe hazırlamayı sürdürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Şirketler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/uludag-kolejinden-cift-dilli-egitimde-robotik-uygulamalar</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1564-s5.jpg" type="image/jpeg" length="33067"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Valeo Türkiye’ye İSG Özel Ödülü geldi]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/valeo-turkiyeye-isg-ozel-odulu-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/valeo-turkiyeye-isg-ozel-odulu-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Valeo Türkiye, iş sağlığı ve güvenliği alanındaki çalışmalarıyla önemli bir başarıya daha imza attı. Şirket, MESS tarafından düzenlenen “İş Güvenliği Yıldızları Yarışması”nda, 1500’den fazla çalışanı bulunan işyerleri kategorisinde “İSG Özel Ödülü”ne layık görüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>İş sağlığı ve güvenliği kültürünü üretimin ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini belirten Tuna Arıncı, elde edilen başarının ekip çalışmasının bir sonucu olduğunu söyledi. Arıncı, “Valeo Türkiye olarak çalışanlarımızın güvenliğini her zaman en öncelikli konularımızdan biri olarak görüyoruz. İş sağlığı ve güvenliği alanında oluşturduğumuz farkındalık kültürü, disiplinli çalışma anlayışımız ve ekip ruhumuz sayesinde bu anlamlı ödüle layık görülmekten büyük gurur duyuyoruz. Bu başarıda emeği olan tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum” dedi. Tuna Arıncı, sürdürülebilir üretim anlayışı kapsamında çalışan güvenliğine yönelik yatırımların ve eğitim çalışmalarının artarak devam edeceğini belirtirken, güvenli çalışma kültürünün kurumun temel değerlerinden biri olmaya devam edeceğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Şirketler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/valeo-turkiyeye-isg-ozel-odulu-geldi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1564-s4.jpg" type="image/jpeg" length="90972"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dorukmak’tan otomotiv sanayine çevreci Ar-Ge hamlesi]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/dorukmaktan-otomotiv-sanayine-cevreci-ar-ge-hamlesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/dorukmaktan-otomotiv-sanayine-cevreci-ar-ge-hamlesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki tesisinde otomotiv sektörüne süspansiyon sistemlerinin kritik parçalarından biri olan toz lastikleri üreten Dorukmak Makine, çevre dostu ve sürdürülebilir üretim anlayışı güç kazanıyor. Bu alanda yürüttüğü Ar-Ge çalışmalarıyla dikkat çeken Dorukmak Makina, petrol türevli proses yağlarına alternatif olarak bitkisel bazlı yağların kullanıldığı yeni kauçuk reçeteleri geliştirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Üretiminin yüzde 30’unu 25’i aşkın ülkeye ihraç eden Dorukmak Makine’nin Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Berke Kurtuluş, otomotiv süspansiyon, direksiyon ve aktarma sistemlerinde kullanılan toz lastiklerinin amortisör millerinden rotil mafsallarına, aks kafalarından direksiyon kutusu bağlantılarına kadar tüm kritik noktaları dış ortamın aşındırıcı etkilerinden koruyarak sistem ömrünü ve sürüş güvenliğini doğrudan etkilediğini belirterek, bu parçaların dayanımında elastomer reçete tasarımının belirleyici rol oynadığını vurguladı. Geleneksel üretim süreçlerinde yaygın olarak tercih edilen petrol bazlı proses yağlarının ithalata dayalı olması nedeniyle maliyet dalgalanmaları ve tedarik zinciri riskleri oluşturduğuna dikkat çeken Berke Kurtuluş, “Aynı zamanda karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik küresel hedefler, sektörü alternatif hammaddelere yönelmeye zorluyor. Biz de bu doğrultuda Ar-Ge çalışmalarımızı hızlandırdık” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Karbon ayak izinde düşüş sağlanıyor</strong><br />
Geliştirilen yeni reçetelerde bitkisel bazlı yağların kullanıldığını ifade eden Dorukmak Makina Ar-Ge Sorumlusu Özcan Cura da, bu yağların yenilenebilir kaynaklardan elde edilmesi sayesinde çevresel açıdan önemli avantajlar sunduğunu kaydetti. Yapılan analizlerde, bitkisel yağ kullanımının karbon ayak izini fosil bazlı yağlara kıyasla düşürdüğünün görüldüğünü belirten Cura, “Bu yaklaşım, sürdürülebilir üretim hedeflerimize somut katkı sağlıyor” diye konuştu. Bitkisel yağların yerel ve bölgesel kaynaklardan temin edilebilmesinin, üretim süreçlerinde dışa bağımlılığı azaltan önemli bir unsur olduğuna işaret eden Dorukmak Makine Ar-Ge Özcan Cura, bunun hem maliyet öngörülebilirliği hem de üretim sürekliliği açısından avantaj yarattığını söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Şirketler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/dorukmaktan-otomotiv-sanayine-cevreci-ar-ge-hamlesi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1564-s3.jpg" type="image/jpeg" length="87146"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Bursa Kültür Okulları’ndan Türkiye’de bir ilk]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/ozel-bursa-kultur-okullarindan-turkiyede-bir-ilk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/ozel-bursa-kultur-okullarindan-turkiyede-bir-ilk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurulduğu günden bu yana akademik başarının yanı sıra eğitimde öncü uygulamalara imza atan Özel Bursa Kültür Okulları’nın Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan ‘Gençler Konuşuyor Biz Dinliyoruz’ konulu tersine mentörlük zirvesinde bu kez öğrenciler konuştu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Özel Bursa Kültür Okulları tarafından düzenlenen ‘Gençler Konuşuyor Biz Dinliyoruz’ konulu tersine mentörlük zirvesi yoğun katılımla gerçekleştirildi. Ortaokul ve lise öğrencileri tersine mentörlük yöntemiyle, ailelerinin koydukları kuralların ve yaklaşımlarının kendilerinde yol açtığı duygusal durumları açıklarken, beklentilerini açık yüreklilikle dile getirdiler, “Bizi anlamaya çalışın” mesajı verdiler. Etkinliğin açılışında konuşan Özel Kültür Okulları Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Bulut, çocuklara ve gençlere, “Sizi anlamak istiyoruz” diyen bir yaklaşımla, gençlerin ebeveynlerine, öğretmenlerine ve arkadaşlarına kendilerini ifade edebilme imkânı tanımak istediklerini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İletişim kurabilen bireyler geleceği şekillendiriyor</strong></p>

<p>2002 yılında çıktıkları eğitim yolculuğunda yalnızca akademik başarıyı hedefleyen bir kurum olmadıklarını belirten Bulut, “Elbette öğrencilerimizin sınavlarda elde ettiği başarılarla, Türkiye dereceleriyle, tam puan sonuçlarıyla gurur duyduk. Ancak biz eğitimin sadece sınav sonuçlarından ibaret olmadığına her zaman inandık. Bu nedenle robotik ve yapay zekâ çalışmalarından sosyal sorumluluk projelerine, Kültürlü Çocuk Şenliği’nden Momtalks etkinliklerine kadar çocuklarımızın ve gençlerimizin hayatın her alanında gelişim göstermesi için çalıştık. Çünkü biliyoruz ki geleceği güçlü yapan şey yalnızca bilgi değildir. İletişim kurabilen, kendini ifade edebilen, anlaşılmayı bekleyen ama aynı zamanda anlamayı da bilen bireylerdir. Bir süre önce Yönetim Kurulu Başkan Yardımcımız Sayın Yıldırım Sırakaya ile eğitim üzerine sohbet ederken gençlere yönelik yeni projelerimizi değerlendirdik” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Şirketler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/ozel-bursa-kultur-okullarindan-turkiyede-bir-ilk</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1564-s2.jpg" type="image/jpeg" length="95530"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ermaksan SAHA EXPO’da boy gösterdi]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/ermaksan-saha-expoda-boy-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/ermaksan-saha-expoda-boy-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin önde gelen sanayi ve teknoloji şirketlerinden Ermaksan, savunma sanayiine yönelik geliştirdiği yüksek teknolojili ürünlerini SAHA EXPO 2026’da görücüye çıkardı. Lazer teknolojileri, savunma sistemleri ve eklemeli imalat alanlarında geliştirdiği yerli çözümlerle dikkat çeken firma, fuarda yoğun ilgi gördü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ermaksan, fuar kapsamında özellikle Türkiye’nin ilk çift namlulu deniz topu olan THUNDERBOLT 40/70 T başta olmak üzere THUNDERBOLT 40/70 S tek namlulu deniz topu, askerî lazerler, lazer diyot teknolojileri, FBG sensör çözümleri ile metal 3D yazıcı ve parça üretim kabiliyetlerini sektör profesyonelleriyle buluşturdu. Fuarda hem yurt içinden hem de yurt dışından gelen çok sayıda resmî delegasyon ve askerî heyeti standında ağırlayan firma, ürünleri ve üretim altyapısı hakkında kapsamlı bilgilendirmelerde bulundu. Özellikle deniz sistemleri, lazer teknolojileri ve eklemeli imalat alanlarında gerçekleştirilen görüşmelerin yeni iş birlikleri ve teknik temaslar açısından önemli fırsatlar sunduğu belirtildi.</p>

<p><strong>Özkayan:“Ar-Ge ve üretim yatırımlarını artırarak sürdürüyoruz”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ermaksan Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Ahmet Özkayan, SAHA EXPO’nun Türkiye’nin savunma sanayiindeki üretim gücünü ve teknoloji kapasitesini uluslararası arenada görünür kılan önemli organizasyonlardan biri olduğuna dikkat çekerek, milli savunmaya katkı sağlayacak Ar-Ge ve üretim yatırımlarını artırarak sürdürdüklerini ifade etti. Özkayan, başta 40 mm deniz topu olmak üzere savunma teknolojileri alanındaki çalışmalarına ve yüksek katma değerli üretim yatırımlarına devam edeceğini de ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Şirketler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/ermaksan-saha-expoda-boy-gosterdi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1564-s1.jpg" type="image/jpeg" length="32350"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MHK Makine yeni yatırımlarla büyüyor]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/mhk-makine-yeni-yatirimlarla-buyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/mhk-makine-yeni-yatirimlarla-buyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MHK Makine, 2005 yılında Bursa’da tecrübeli ortaklar tarafından kurularak kalıp, aparat, fikstür, prototip parça imalatı ve endüstriyel üretim alanlarında faaliyet göstermeye başladı. Uzun yıllar otomotiv sektörüne hizmet veren firma, bugün savunma sanayiine yönelik çalışmalara ağırlık vererek vizyonunu genişletti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kuruluşundan bu yana yenilikçi üretim anlayışı, müşteri odaklı yaklaşımı ve mühendislik gücüyle büyümesini sürdüren MHK Makine, bugün savunma sanayiine yönelik yatırımlarıyla dikkat çekiyor. Yaklaşık 7 bin metrekarelik üretim alanında faaliyet gösteren firma, güçlü mühendislik kadrosu ve teknolojik altyapısıyla yüksek hassasiyetli üretim gerçekleştiriyor. Aynı zamanda 2025 yılı için 2 milyon Euro olarak belirlenen yatırım bütçesi, önümüzdeki 5 yıl toplamında 8 milyon Euro seviyesine çıkarıldı. MHK Makine Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Keser ve Genel Müdür Mustafa Erol, firmanın kuruluş sürecinden bugüne kadar önemli bir dönüşüm yaşadığını belirterek, “Firmamızı 2005 yılında 3 ortaklı bir yapı ile kurduk. İlk yıllarda yalnızca bir makine ile başladığımız üretim yolculuğunda yaklaşık 20 yıl boyunca otomotiv sektörüne hizmet verdik. Hazır projeler üzerinde çalışarak tecrübemizi artırdık. O dönemde 2-3 kişilik bir ekipken bugün 75-80 kişilik büyük bir aile haline geldik. Bünyemizde kaynak mühendisleri, makine mühendisleri ve üretim tarafında görev alan uzman ekiplerimizle faaliyetlerimizi sürdürüyoruz” dedi.</p>

<p><strong>“Savunma sanayii ülkemiz açısından önemli”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Otomotiv sektöründe yaşanan değişimlerin ardından savunma sanayiine yönelme kararı aldıklarını ifade eden Hüseyin Keser ve Mustafa Erol, “Savunma sanayiinin ülkemiz açısından stratejik önem taşıması bizi bu alana yatırım yapmaya teşvik etti. Daha önce yabancı olduğumuz bu sektörde kısa sürede ciddi bir altyapı oluşturduk. Gerekli kalite belgelerini aldık, ölçüm cihazlarımızı yeniledik ve sistemimizi yaklaşık bir yıl gibi kısa sürede kurarak aktif şekilde işletmeye başladık. Yeni yatırımlar kapsamında 8 metre ve 4 metre ebatlarında iki büyük tezgâh siparişi verdik. Ayrıca mevcut 4 bin metrekarelik kapalı alanımızı genişleterek yaklaşık 7 bin metrekarelik üretim kapasitesine ulaştık” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“Yerli üretim gücünü artıracak projelerde yer almayı hedefliyoruz”</strong></p>

<p>Firma bünyesinde gerçekleştirilen yeni yatırımlarla birlikte laboratuvarlar, ölçüm merkezleri ve yüksek teknolojili makinelerin kurulum çalışmalarının sürdüğünü belirten Keser ve Erol, savunma sanayiine yönelik yüzey kaplama süreçlerinde de yeni hedefler belirlediklerini söyledi. 2014 yılında kurulan Silber Kimya ile savunma sanayiinde üretilen parçaların dış yüzey kaplama işlemlerini gerçekleştirmeyi hedeflediklerini belirten Hüseyin Keser ve Mustafa Erol, “Amacımız sadece üretim yapmak değil; yüksek kalite standartlarında, sürdürülebilir ve katma değerli çözümler sunabilmek. Savunma sanayiinde yerli üretim gücünü artıracak projelerde yer almayı hedefliyoruz” diye konuştu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Şirketler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/mhk-makine-yeni-yatirimlarla-buyuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1564-m6.jpg" type="image/jpeg" length="98965"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[RUMELİSİAD 20’nci yılını kutladı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/rumelisiad-20nci-yilini-kutladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/rumelisiad-20nci-yilini-kutladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[RUMELİSİAD’ın 20. kuruluş yılı dolayısıyla gerçekleştirilen resepsiyonda, derneğin iş dünyasına, sosyal hayata ve Balkan coğrafyasıyla kurduğu güçlü bağlara sunduğu katkılar ele alındı. Organizasyonda üretim, sanayi ve ekonomik dönüşüm konuları ön plana çıkan başlıklar arasında yer aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>RUMELİSİAD’ın 20. yıl kutlamaları kapsamında düzenlenen resepsiyon, Bursa iş dünyası ile siyaset camiasının önemli temsilcilerini bir araya getirdi. Gece boyunca derneğin geride bıraktığı 20 yıllık süreçte iş dünyasına sunduğu katkılar ile Balkan ülkeleriyle geliştirilen ticari ve ekonomik ilişkiler vurgulandı. Yapılan konuşmalarda, önümüzdeki dönemde de iş birliklerinin daha da güçlendirilerek devam edeceği mesajı verildi. Murat Evke ise konuşmasında, derneğin yalnızca bir iş dünyası kuruluşu olmanın ötesinde, güçlü bir dayanışma ve ortak akıl platformu haline geldiğini ifade etti. Evke, geride kalan 20 yılın emek, mücadele ve üretim kültürünün önemli bir yansıması olduğunu dile getirdi. Programın sonunda ise RUMELİSİAD’ın 20. kuruluş yılı pastası davetlilerin alkışları eşliğinde kesildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>İş Dünyası</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/rumelisiad-20nci-yilini-kutladi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1564-m4.jpg" type="image/jpeg" length="98247"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Otomotiv satış sonrası sektörü fuarda buluşacak]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/otomotiv-satis-sonrasi-sektoru-fuarda-bulusacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/otomotiv-satis-sonrasi-sektoru-fuarda-bulusacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Otomotiv satış sonrası endüstrisinin dünyanın en önemli buluşmaları arasında gösterilen Automechanika İstanbul 2026, 19-22 Mayıs 2026 tarihleri arasında İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde sektör profesyonellerini bir araya getirecek. Türkiye’nin en büyük uluslararası otomotiv ticaret fuarı olarak öne çıkan organizasyon, otomotiv yan sanayiinden servis ekipmanlarına, yedek parçadan mobilite teknolojilerine kadar geniş bir ürün grubunu aynı çatı altında buluşturacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Automechanika Istanbul organizasyonunda gerçekleştirilecek olan fuar, bu yıl da otomotiv sektörünün küresel ticaret hacmine katkı sağlayan en önemli platformlardan biri olacak. Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Asya başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinden profesyonel satın almacılar, distribütörler, üreticiler ve sektör temsilcileri fuarda bir araya gelecek. Organizasyonun, Türk otomotiv sanayisinin üretim kapasitesini ve ihracat gücünü uluslararası arenada daha görünür hale getirmesi hedefleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Fuarda hangi ürünler ön planda olacak?</strong></p>

<p>Fuar kapsamında otomotiv yedek parça sistemleri, bakım ve onarım ekipmanları, servis çözümleri, araç elektroniği, dijital dönüşüm uygulamaları, bağlantılı mobilite teknolojileri, sürdürülebilir ulaşım çözümleri ve elektrikli araç teknolojileri ön plana çıkacak. Özellikle otomotiv sektöründe son yıllarda hız kazanan elektrikli araç dönüşümü, akıllı servis teknolojileri ve çevreci üretim anlayışı organizasyonun ana gündem başlıkları arasında yer alıyor.</p>

<p><strong>Bursa’dan 59 firma katılacak</strong></p>

<p>Otomotiv sektörünün üretim merkezlerinden biri olan Bursa ise fuarda güçlü katılımıyla dikkat çekecek. Süspansiyon sistemleri, kauçuk teknolojileri, amortisör üretimi, otomotiv metal parçaları, filtre sistemleri, otomotiv ekipmanları ve yan sanayi alanlarında faaliyet gösteren yaklaşık 59 Bursalı firma, yeni ürünlerini ve üretim kabiliyetlerini sektör profesyonelleriyle buluşturacak. Bursa’dan katılım sağlayacak firmalar arasında hava süspansiyon sistemlerinden otomotiv kauçuğuna, metal işleme teknolojilerinden otomotiv döşeme çözümlerine kadar geniş bir üretim yelpazesinde faaliyet gösteren şirketler yer alıyor.</p>

<p><strong>İhracat odaklı görüşmeler gerçekleştirilecek</strong></p>

<p>Bursa firmalarının fuarda özellikle ihracat odaklı görüşmeler gerçekleştirmesi, yeni iş birlikleri kurması ve alternatif pazarlara açılması hedefleniyor. Avrupa başta olmak üzere birçok ülkeye üretim gerçekleştiren firmalar, fuarda yüksek katma değerli ürünlerini uluslararası ziyaretçilere tanıtma fırsatı bulacak. Aynı zamanda sektör temsilcileri, fuarın yalnızca ticari bağlantılar açısından değil, yeni teknolojilerin ve küresel trendlerin takip edilmesi açısından da büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Otomotiv yan sanayiinin gücü pekişecek</strong></p>

<p>Automechanika Istanbul, otomotiv satış sonrası sektöründe faaliyet gösteren firmalara yalnızca ürün sergileme fırsatı sunmakla kalmıyor; aynı zamanda sektörün geleceğine yön veren teknolojilerin tartışıldığı önemli bir bilgi ve iş geliştirme platformu olarak öne çıkıyor. Fuarda düzenlenecek paneller, teknoloji sunumları ve iş görüşmeleriyle birlikte sektörün dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve üretim dönüşümü alanındaki yeni yol haritasının da şekillenmesi bekleniyor. Türk otomotiv yan sanayisinin uluslararası pazardaki rekabet gücünü artıran organizasyonlardan biri olarak değerlendirilen Automechanika Istanbul’un, ihracat odaklı büyümeye katkı sunması ve Türkiye’nin otomotiv üretimindeki stratejik konumunu daha da güçlendirmesi bekleniyor. Bursa’dan katılan firmalar da fuar boyunca gerçekleştirecekleri iş görüşmeleriyle hem mevcut pazarlarını büyütmeyi hem de yeni ticaret bağlantıları kurmayı hedefliyor.</p>

<p><img height="451" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1564-m3-liste.jpg" width="250" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/otomotiv-satis-sonrasi-sektoru-fuarda-bulusacak</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1564-m3.jpg" type="image/jpeg" length="33564"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tekstil sektörünün kalbi HOMETEX’te atacak]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/tekstil-sektorunun-kalbi-hometexte-atacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/tekstil-sektorunun-kalbi-hometexte-atacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ev tekstili sektörünün önemli organizasyonlarından HOMETEX 2026, 19-22 Mayıs 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde sektör profesyonellerini buluşturacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>KFA Fuarcılık organizasyonunda gerçekleştirilecek HOMETEX 2026, bu yıl da üretim gücü, tasarım kapasitesi ve ihracat potansiyeliyle Türk ev tekstili sektörünün uluslararası vitrini olacak. Toplam 200 bin metrekarelik dev alanda ve 11 salonda düzenlenecek HOMETEX 2026’da sürdürülebilir üretim, dijitalleşme, inovasyon, teknik tekstiller, akıllı kumaş uygulamaları ve tasarım odaklı koleksiyonlar ön plana çıkacak. Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Amerika’dan Afrika’ya kadar çok sayıda ülkeden profesyonel alım heyetlerinin ziyaret edeceği organizasyon, sektörün küresel ticaret hacmine önemli katkı sunacak. Türkiye’nin ev tekstilindeki üretim merkezlerinden biri olan Bursa ise fuarda geniş katılımıyla dikkat çekecek. Aralarında perde, döşemelik kumaş, havlu, yatak tekstili, dekoratif tekstil, teknik tekstil ve kumaş üretimi alanlarında faaliyet gösteren 174 Bursalı firma, yeni sezon koleksiyonlarını ve üretim kabiliyetlerini dünya pazarına tanıtacak. Bursa’dan katılım sağlayacak firmalar arasında tekstil sektörünün köklü markalarının yanı sıra inovatif üretim yapan yeni nesil şirketler de yer alacak.</p>

<p><strong>Sürdürülebilirlik ön planda olacak</strong></p>

<p>Fuar kapsamında firmalar; sürdürülebilir hammaddeler, geri dönüştürülebilir ürünler, çevre dostu üretim süreçleri ve dijital baskı teknolojileri gibi alanlarda geliştirdikleri yeni çözümleri sergileyecek. Özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı sonrası tekstil sektöründe önem kazanan karbon ayak izi yönetimi, enerji verimliliği ve izlenebilir üretim modelleri de HOMETEX’in öne çıkan başlıkları arasında yer alacak.</p>

<p><strong>Yeni iş birlikleri geliştirilecek</strong></p>

<p>Ev tekstili sektöründe ihracatın geliştirilmesi açısından büyük önem taşıyan fuar, üretici firmalar ile uluslararası satın almacıları doğrudan bir araya getirerek yeni iş birliklerinin kurulmasına da zemin hazırlayacak. Bursa’dan katılım sağlayacak firmalar arasında perde ve dekorasyon tekstilinden teknik tekstile kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren çok sayıda şirket bulunuyor. Fuar boyunca firmaların yeni koleksiyonlarını tanıtmasının yanı sıra ihracat bağlantıları kurması, yeni pazarlara açılması ve mevcut ticaret hacimlerini artırması hedefleniyor. Türkiye’nin tekstil ve ev tekstili alanındaki küresel rekabet gücünü artıran organizasyonlardan biri olarak gösterilen HOMETEX 2026’nın, sektörün üretim, tasarım ve ihracat odaklı büyümesine önemli katkı sağlaması bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="538" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1564-m2-liste-1.jpg" width="250" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/tekstil-sektorunun-kalbi-hometexte-atacak</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1564-m2.jpg" type="image/jpeg" length="71424"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Firmalar dijitalleşiyor  iş dünyası dönüşüyor]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/firmalar-dijitallesiyor-is-dunyasi-donusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/firmalar-dijitallesiyor-is-dunyasi-donusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üretim sahalarından elde edilen anlık verilerin doğru şekilde işlenmesi, modern sanayide sürdürülebilir kârlılığın en temel unsurlarından biri haline geliyor. Yapay zekâ destekli altyapılar ve otomasyon sistemleri sayesinde fabrikaların gizli potansiyelleri ortaya çıkarılırken, sektör temsilcileri küresel pazarda rekabet gücünü koruyabilmek adına dijital dönüşüm yatırımlarını hızlandırıyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Geleneksel üretim yönetimi yöntemlerinin yerini yeni nesil dijital yaklaşımlar alırken, küresel pazardaki ekonomik dalgalanmalar da iş yapış biçimlerini yeniden şekillendiriyor. Verinin kaynağından bozulmadan toplanmasının stratejik önemi, dijitalleşme ile birlikte daha da artmış durumda. Jeopolitik gerilimler, enflasyonist baskılar ve hammadde krizleri karşısında işletmelerin risk senaryolarını nasıl kurgulaması gerektiği de sektörün önemli gündem başlıkları arasında yer alıyor. Uzmanlara göre doğru veri toplanmadığı sürece alınan tüm kararlar tahminden öteye geçemiyor. Üretimde sürdürülebilir verimliliğin ilk şartı ise sağlam bir finansal ve operasyonel veri zemini oluşturmak olarak öne çıkıyor. Dijitalleşme adımlarının temel hedefinin kârlılığı artırmak olduğu vurgulanırken, işletmelerin ancak anlık ve doğru veri akışıyla rekabetçi kalabileceğine dikkat çekiliyor. Ham verinin analiz edilerek karar mekanizmalarına entegre edilmediği durumlarda ise yönetim süreçlerinin öngörüden ibaret kaldığı ve bunun da şirketleri rekabette geriye düşürdüğü ifade ediliyor.</p>

<p><strong>Küresel tehditler dijitalleşmeyi zorunlu kılıyor</strong></p>

<p>Uluslararası ticaret savaşları, enerji krizleri ve gıda arzındaki sorunların oluşturduğu baskılar, küresel ekonomide belirsizlikleri artırıyor. Hem maliyetlerin yükseldiği hem de talep daralmasının yaşandığı mevcut ekonomik konjonktürde, fabrikaların daha esnek, veriye dayalı ve yenilikçi çözümler üretmesi zorunlu hale geliyor. Geleneksel yöntemlerin bu yeni dönemde yetersiz kaldığı, üretim süreçlerinde dijitalleşme ve veri odaklı yönetimin kritik bir gereklilik olduğu ifade ediliyor.</p>

<p><strong>Dijitalleşmede insan kaynağı vurgusu</strong></p>

<p>Dijital çağda yalnızca teknolojiye yatırım yapmanın yeterli olmadığı, sürecin merkezine nitelikli insan kaynağının yerleştirilmesi gerektiği belirtiliyor. Dijital dönüşümün üretim sahasındaki mavi yakalı çalışanlar üzerindeki etkilerinin de dikkatle izlenmesi gerektiği vurgulanıyor. Türkiye’nin küresel dijitalleşme haritasındaki konumunu güçlendirmesi için iş dünyasının ortak bir vizyon etrafında hareket etmesinin önemli olduğu ifade edilirken, devletin de üreticilerin maliyet yükünü hafifletecek stratejik adımlar atmasının kritik rol oynadığı dile getiriliyor.</p>

<p><strong>trex dijitalleşmeye yön veren marka oldu</strong></p>

<p>Dijital üretim alanında öncü firmalardan trex’in ev sahipliğinde Bursa’da düzenlenen “Fabrikanı Keşfet 2026” etkinliği, sanayi temsilcilerinden yoğun ilgi gördü. Üretim yönetiminde yeni nesil teknolojilerin sahadaki somut uygulamalarla ele alındığı organizasyon, sektör profesyonellerini bir araya getirdi.</p>

<p></p>

<p><img height="141" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/prof-dr-emre-alkin.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Prof. Dr. Emre Alkin</strong></p>

<p><strong>Ekonomist-İstanbul Topkapı Üniversitesi Rektörü </strong></p>

<p><strong>Kötü senaryoyu konuşmak istemiyoruz</strong></p>

<p>Gerçekten çok zor bir yılın içinden geçiyoruz. Özellikle İran merkezli jeopolitik gerginliklerin artmasıyla birlikte bu sürecin kısa vadede sona ermeyebileceğini düşünerek hareket etmek ve tüm hesaplarımızı buna göre yapmak zorundayız. Dünya artık çok daha kırılgan bir ekonomik yapıya sahip. Sadece ekonomik göstergeler değil; savaşlar, siyasi gerilimler, enerji fiyatları ve küresel ticaret dengeleri de şirketlerin geleceğini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde iş dünyasının belirsizlikleri yönetme kabiliyeti her zamankinden daha önemli hale gelecek.</p>

<p>trex’in düzenlediği bu organizasyonun da tam olarak bu farkındalığı ortaya koyduğunu düşünüyorum. Çünkü artık hayatımız ve iş yapış şekillerimiz farklı senaryolara göre yeniden şekilleniyor. Açık konuşmak gerekirse kötü senaryoyu konuşmak istemiyoruz ama önümüzde iki temel ihtimal var. Birincisi; maliyetlerin belirli seviyelerde yönetilebilir kaldığı ve şirketlerin bu yükü taşıyarak süreci kontrollü biçimde atlatabildiği senaryo. İkincisi ise maliyetlerin çok daha sert yükseldiği, enerji ve üretim giderlerinin kontrolden çıktığı, bunun sonucunda da enflasyonun faiz artışlarıyla bile kontrol altına alınamayacağı daha ağır bir tablo. Elbette hepimiz ilk senaryonun gerçekleşmesini ve bu süreci daha kontrollü şekilde atlatmayı istiyoruz.</p>

<p>Tarih boyunca yaşanan ekonomik kırılmalara baktığımızda şunu çok net görüyoruz; istikrarlı bir büyüme ortamı oluştuğunda bir kriz, savaş ya da küresel kırılma gelip tüm dengeleri bozuyor ve sonrasında başlayan yeni büyüme dönemi bir önceki seviyenin altında gerçekleşiyor. Maalesef dünya ekonomisinin gerçekliği bu. Şimdi asıl soru şu; buna ne kadar hazırız? İşte bugün burada olmamızın nedeni de tam olarak bu soruya cevap aramak. Çünkü artık eski yöntemlerle, klasik üretim anlayışıyla veya yalnızca daha fazla üretim yaparak eski seviyeleri yakalamak mümkün değil.</p>

<p>Bugünün dünyasında şirketlerin fark yaratabilmesi için daha çarpıcı, daha sıra dışı ve daha akıllı işler yapması gerekiyor. Verimliliği artırmadan, süreçleri optimize etmeden ve veriyi doğru analiz etmeden rekabet avantajı sağlamak mümkün değil. Artık mesele yalnızca üretmek değil; doğru üretmek, doğru zamanda karar verebilmek ve kaynakları en verimli şekilde kullanabilmek. Bunun yolu da veriyi doğru okumaktan geçiyor. Çünkü veri artık şirketler için sadece teknik bir unsur değil, stratejik bir yönetim aracıdır. İşte bugün burada dijitalleşmeyi, veriyi ve üretim süreçlerini konuşmamızın temel nedeni de budur.</p>

<p></p>

<p><img height="375" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/ilhan-ozdemir-copy-6.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>İlhan Özdemir</strong></p>

<p><strong>trex Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Taze olmayan veriyle yönetici sağlıklı karar veremez</strong></p>

<p>2019 yılında başlattığımız ‘Fabrikayı Keşfet’ serüvenine, pandemi nedeniyle verilen aranın ardından bugün yeniden hep birlikte devam edebiliyor olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. trex DCAS olarak 1997 yılından bu yana üretim sahalarının içerisindeyiz. Bugün geldiğimiz noktada 3 kıtada, 23 ülkede edindiğimiz bilgi birikimini ve saha deneyimini sanayicilerle paylaşmaya devam ediyoruz. Çünkü artık üretim dünyasında rekabetin temelini yalnızca makine yatırımları değil, veriyi doğru yönetebilme becerisi oluşturuyor.</p>

<p>Bizim çok temel bir yaklaşımımız var; veri mayonez gibidir. Üretildiği anda toplamazsanız çok hızlı şekilde bozulur. Eğer veriyi kaynağında, yani makinenin başında, sensörde ya da operatörde yakalayamazsanız, elinizdeki bilgi artık taze değildir. Taze olmayan veriyle yönetici sağlıklı karar veremez, yalnızca tahmin yürütür. Bugün birçok işletmede hâlâ kararlar hissiyatla veya geçmiş deneyimlerle alınmaya çalışılıyor. Oysa günümüz rekabet ortamında tahminlerle değil, gerçek zamanlı verilerle hareket etmek zorundayız. Bizim amacımız da şirketleri tahminlerle yönetilen yapılardan çıkarıp, gerçek verilerle yönetilen yapılara dönüştürmek.</p>

<p>Şunu özellikle vurgulamak gerekiyor; dijital dönüşüm yalnızca teknik bir mühendislik projesi ya da IT yatırımı değildir. Bu doğrudan ekonomik bir meseledir, bir bilanço meselesidir. Üretim sahasında takip ettiğimiz OEE gibi teknik görünen veriler aslında şirketlerin kârlılığını, verimliliğini ve rekabet gücünü temsil eder. Örneğin OEE’de sağlanacak yüzde 10’luk bir artışın şirketin finansal tablolarına, üretim maliyetlerine ve teslimat performansına nasıl etki edeceğini düşündüğünüzde dijitalleşmenin gerçek anlamı daha net ortaya çıkıyor. Çünkü dijitalleşme sadece veri toplamak değil, o veriyi kullanarak kayıpları azaltmak, maliyetleri düşürmek ve kârlılığı artırmaktır.</p>

<p>Artık dünya çok farklı bir noktaya gidiyor. Rekabet yalnızca üretmekle değil, daha hızlı karar almakla, hataları daha oluşmadan görebilmekle ve süreçleri anlık yönetebilmekle şekilleniyor. Veri akışı sağlıklı olmayan bir üretim yapısında sürdürülebilir verimlilikten bahsetmek mümkün değil. Bu nedenle üretim sahasında alınan her veri, şirketlerin geleceği açısından stratejik bir değer taşıyor. Biz de trex olarak sanayicilere yalnızca teknoloji sunmuyor, aynı zamanda veriyi anlamlandırarak daha güçlü, daha rekabetçi ve daha sürdürülebilir üretim modelleri oluşturmaları için yol arkadaşlığı yapıyoruz.”</p>

<p><img height="128" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/ahmet-arikan.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Ahmet Arıkan</strong></p>

<p><strong>TAYSAD Dijital Dönüşüm Çalışma Grubu Lideri</strong></p>

<p><strong>Sürdürülebilir üretim yapabilmenin yolu verimlilikten geçiyor.</strong></p>

<p>Biz uzun yıllardır dijital dönüşüm üzerine çalışan bir yapının içindeyiz ve bugün çok net gördüğümüz bir gerçek var; Türkiye’de birçok şirket veri topluyor ancak o veriyi etkin şekilde kullanmayı henüz tam anlamıyla öğrenebilmiş değiliz. Oysa günümüz rekabet koşullarında artık müşteriler sizden fiyat artışı değil, daha yüksek verimlilik bekliyor. Şirketlerin önünde de aslında tek bir çıkış yolu kalıyor; süreçlerini iyileştirmek ve üretimdeki kayıpları minimize etmek. Çünkü mevcut rekabet ortamında maliyetleri kontrol altında tutmanın ve sürdürülebilir üretim yapabilmenin yolu verimlilikten geçiyor.</p>

<p>Bugün milyon euro değerinde makineler yatırımı yapıyoruz ancak bu makineleri çoğu zaman yüzde 50 kapasiteyle çalıştırıyoruz. Asıl problem tam olarak burada başlıyor. Şirketler teknoloji yatırımı yaptıklarını düşünüyor ama o teknolojiden yeterli verimi alamıyor. Biz de kendi şirketimizde dijital sistemleri devreye aldıktan sonra çok önemli bir gerçekle karşılaştık. Aslında makineleri değil, hatalarımızı çalıştırıyormuşuz. Çünkü veri akışı başladığında üretim süreçlerinin içinde görünmeyen pek çok kayıp net şekilde ortaya çıkıyor. Nerede bekleme yaşanıyor, nerede plansız duruş oluşuyor, hangi süreçlerde zaman kaybı var, hangi noktada verimsizlik oluşuyor hepsini anlık olarak görebiliyorsunuz. Veri size işletmenin gerçek fotoğrafını sunuyor.</p>

<p>Bu süreçte çalışanların sisteme bakış açısı da çok önemli. Ben çalışanlarıma açık şekilde şunu söyledim; “Bu sistemi sizi takip etmek için değil, makineleri ve süreçleri anlamak için kuruyorum.” Çünkü dijital dönüşümün doğru anlaşılması gerekiyor. Eğer çalışanlar bunu bir kontrol mekanizması olarak görürse dönüşüm süreci sağlıklı ilerlemiyor. Ancak sistemi süreçleri geliştiren, işleri kolaylaştıran ve kayıpları azaltan bir yapı olarak anlattığınızda çok daha güçlü bir sahiplenme oluşuyor. Biz de bunu sahada net şekilde gördük ve gerçekten büyük fark yarattı.</p>

<p>Benim en çok inandığım konu şu; ölçmeden hiçbir şeyi iyileştiremezsiniz. Ölçemediğiniz bir süreci yönetmeniz, geliştirmeniz ya da verimli hale getirmeniz mümkün değil. Bugün dijital dönüşümün temelinde de aslında bu yaklaşım yatıyor. Önce veriyi doğru toplamak, sonra onu doğru analiz etmek ve ardından süreçleri sürekli iyileştirmek gerekiyor. Artık rekabet yalnızca üretmekle değil, üretimi ne kadar verimli yönettiğinizle belirleniyor.</p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/murat-akyuz-1.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Murat Akyüz</strong></p>

<p><strong>TİAD Başkanı</strong></p>

<p><strong>Üretim tarafında dijital dönüşüm zorunluluk haline geldi</strong></p>

<p>Biz dünyada en çok çalışan toplumların başında geliyoruz; ancak buna rağmen verimlilikte ilk 20 ülke arasına dahi giremiyoruz. Bence bu, üzerinde ciddi şekilde düşünmemiz gereken en önemli sorunlardan biri. Çalışıyoruz ama çalışmanın karşılığını verimlilik olarak yeterince alamıyoruz.</p>

<p>Örneğin Çin’e baktığımızda, üretim verimliliğini çok yüksek seviyelere, hatta yüzde 80’lere kadar çıkarabildiklerini görüyoruz. Biz ise hâlâ bu konuda istediğimiz noktaya ulaşabilmiş değiliz. Aradaki bu farkı kapatmamız gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p>Bunun için özellikle üretim tarafında dijital dönüşüm artık bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir. Makinaların, IoT sistemlerinin ve farklı üretim teknolojilerinin birbirine entegre edilmesi kolay bir süreç değil; teknik olarak da, maliyet açısından da zorlukları var. Ama buna rağmen bunu yapmak zorundayız. Aksi halde rekabet gücümüzü korumamız mümkün olmaz.</p>

<p>Burada önemli bir başka konu da KOBİ’lerdir. Büyük firmalar bir şekilde bu dijital dönüşüm yatırımlarını yapabiliyor, ancak küçük ve orta ölçekli işletmeler çoğu zaman bu sürecin dışında kalıyor. Bence asıl çözmemiz gereken mesele, KOBİ’leri bu dönüşümün içine nasıl dahil edeceğimizdir.</p>

<p>Kendi tecrübelerimden de şunu söyleyebilirim: Dijital sistemler sayesinde makinelerde oluşan sorunları artık çok daha hızlı çözebiliyoruz. Eskiden bir arıza olduğunda mutlaka servis göndermek gerekiyordu ve bu zaman kaybına yol açıyordu. Ama bugün, uzaktan erişim ve dijital takip sistemleri sayesinde birkaç dakika içinde sorunu tespit edip çözüm üretebiliyoruz. Bu da hem üretimi aksatmıyor hem de ciddi bir verimlilik artışı sağlıyor.</p>

<p><img height="356" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/levent-komur.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Levent Kömür</strong></p>

<p><strong>Uludağ İçecek CEO</strong></p>

<p><strong>Veri, geleceği okuyabilen stratejik araçtır</strong></p>

<p>Dijitalleşme kavramı bugün hâlâ birçok şirkette yanlış anlaşılıyor. Çünkü dijitalleşme yalnızca veri toplamak ya da veriyi ekranlarda göstermek değildir. Asıl mesele, o veriyi doğru analiz ederek geleceği öngörebilmek ve karar alma süreçlerinde kullanabilmektir. Örneğin geçmişte sosyal medya verilerini analiz ederek bir ürünün satış performansını yüzde 98 doğruluk oranıyla tahmin edebiliyorduk. İşte gerçek dijitalleşme tam olarak budur. Veri yalnızca depolanan bir unsur değil, geleceği okuyabilen stratejik bir araçtır.</p>

<p>Bugün geldiğimiz noktada şunu net şekilde görüyorum; şirketler veriyi toplamayı başardı ancak o veriden anlam çıkarma, yorum üretme ve doğru karar alma konusunda hâlâ önemli eksikler bulunuyor. Bunun temel sebebi ise dijitalleşmenin uzun yıllar boyunca yalnızca bir IT yatırımı gibi görülmesi oldu. Oysa dijitalleşme sadece teknolojiyle ilgili bir konu değil, aynı zamanda bir kültür dönüşümüdür. Eğer şirketin kültürü değişmiyorsa, yalnızca yazılım yatırımı yapmak gerçek bir dönüşüm sağlamıyor.</p>

<p>Ben şirketleri bu noktada iki farklı yaklaşımla değerlendiriyorum. Bir tarafta tüccar yaklaşımı var; kısa vadeli sonuç isteyen, hızlı kazanç odaklı bir anlayış. Diğer tarafta ise sanayici yaklaşımı bulunuyor; uzun vadeli düşünen, sistem kuran ve sürdürülebilir yapı oluşturmaya çalışan bir yaklaşım. Dijital dönüşüm de ancak ikinci anlayışla başarıya ulaşabiliyor. Çünkü bu süreç sabır, yatırım ve sürdürülebilirlik gerektiriyor.</p>

<p>Burada çok kritik bir fark daha ortaya çıkıyor. Bazı şirketlerde veri bir güç unsuru olarak görülüyor ve paylaşılmıyor. Ancak bazı şirketlerde veri ortak aklın temelini oluşturuyor. Bence doğru yaklaşım ikinci modeldir. Çünkü veri paylaşıldıkça değer üretir. Şirket içindeki tüm departmanların aynı veriyle konuşması, aynı gerçekliği görmesi ve ortak karar mekanizması oluşturması gerekiyor. Aksi halde her departmanın farklı rakamlarla hareket ettiği bir yapıda sağlıklı yönetim mümkün olmaz.</p>

<p>Dijital dönüşümün en önemli başlıklarından biri de insan kaynağıdır. Siz en gelişmiş yazılımı da alsanız, çalışanlarınızı bu dönüşüme hazırlamadan başarı elde edemezsiniz. ‘Yazılımı aldık, artık kullansınlar’ yaklaşımıyla dijitalleşme gerçekleşmez. Öncelikle insanı eğitmek, dönüşümün neden gerekli olduğunu anlatmak ve çalışanları sürecin bir parçası haline getirmek gerekir. Çünkü teknoloji tek başına yeterli değildir; asıl farkı o teknolojiyi doğru kullanan insan kaynağı yaratır.</p>

<p><img height="167" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/mert-yilmaz.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Mert Yılmaz </strong></p>

<p><strong>Ekonomist</strong></p>

<p><strong>Dijital dönüşümü görmezden gelemeyiz</strong></p>

<p>Bugünün ana başlığı hiç şüphesiz dijitalleşmedir. Sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en önemli ve en kritik dönüşüm alanlarından biriyle karşı karşıyayız. Artık geleneksel yöntemlerle rekabetçi kalabilmek, küresel pazarda kalıcı bir yer edinmek ve sürdürülebilir büyüme sağlayabilmek oldukça zor hale geldi. Dünya ekonomisi çok hızlı değişiyor. Teknoloji, üretim biçimlerini, iş yapış modellerini ve hatta şirketlerin yönetim anlayışını yeniden şekillendiriyor. Böyle bir dönemde dijital dönüşümü görmezden gelen şirketlerin rekabet içinde ayakta kalması kolay olmayacak.</p>

<p>Tam da bu nedenle dijitalleşme konusunun yalnızca teoride konuşulması yeterli değil. Bu sürecin sahada nasıl yönetildiğini, üretime nasıl entegre edildiğini ve işletmelere nasıl değer kattığını bizzat uygulayıcılarından dinlemek büyük önem taşıyor. Çünkü dijital dönüşüm artık yalnızca teknoloji şirketlerinin ya da yazılım departmanlarının konusu değil; üretimden finansa, insan kaynağından tedarik zincirine kadar tüm şirket yapısını etkileyen stratejik bir dönüşüm süreci haline geldi.</p>

<p>Bugün burada gerçekleştirdiğimiz panelde de iş dünyasının dijitalleşmeye bakışını çok yönlü şekilde değerlendirdik. Aslında hepimizin zihninde aynı temel sorular var. Türkiye bu dönüşüm sürecinin tam olarak neresinde? Şirketlerimiz teknolojiyi ne kadar içselleştirebildi? Hangi alanlarda eksik kalıyoruz? Bundan sonraki süreçte hangi adımların hızla atılması gerekiyor ve bizi nasıl bir gelecek bekliyor? Tüm bu sorulara birlikte cevap arayacağız. Çünkü artık mesele yalnızca teknolojiye yatırım yapmak değil; o teknolojiyi doğru kullanabilmek, süreçlere entegre edebilmek ve bundan gerçek bir verimlilik sağlayabilmek.</p>

<p>Tabii dijital dönüşümün yalnızca teknolojik tarafı yok. İşin çok önemli bir insani ve operasyonel boyutu da bulunuyor. Biz bu dönüşümü sadece yazılım yatırımları veya otomasyon sistemleri olarak değerlendirmiyoruz. Dijitalleşmenin özellikle üretim süreçleri üzerindeki etkilerini, verimlilik artışını ve bunun çalışan yapısına nasıl yansıyacağını da konuşmak gerekiyor. Özellikle üretimin bel kemiğini oluşturan mavi yakalı çalışanlarımızın bu yeni döneme nasıl adapte olacağı son derece önemli bir konu. Otomasyon sistemleri ve dijital araçlar iş yapış biçimlerini değiştirirken, insan kaynağının da bu dönüşüme hazırlanması gerekiyor.</p>

<p>Önümüzdeki dönemde şirketler için en büyük avantaj, teknolojiyi insan kaynağıyla birlikte doğru şekilde yönetebilmek olacak. Çünkü dijital dönüşüm yalnızca makinelerin değil, kurum kültürünün de dönüşümüdür. Eğitimden organizasyon yapısına kadar birçok alanın yeniden şekillenmesi gerekiyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><img height="273" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/semavi-yorgancilar.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Semavi Yorgancılar</strong></p>

<p><strong>Yorglass YKB</strong></p>

<p><strong>Şirketler dijitalleşmeyi merkeze koymalıdır</strong></p>

<p>Bugün dünya gerçekten çok tuhaf bir yere gidiyor. Artık eskisi gibi uzun vadeli planlar yapmak neredeyse imkânsız hale geldi. Eskiden 5 yıllık stratejik planlar yapar, hedefler koyar ve bu hedeflere nasıl ulaşacağımızı detaylı şekilde planlardık. Ama bugün geldiğimiz noktada, yaptığımız planların bir yıl sonra bile geçerliliğini korumadığını görüyoruz. Çünkü dünya çok hızlı değişiyor; siyasi kararlar, savaşlar, ekonomik gelişmeler ve küresel dalgalanmalar şirketlerin tüm dengelerini bir anda değiştirebiliyor.</p>

<p>Bu yüzden artık belirsizlik içinde yönetim yapmak zorundayız. Bu belirsizliği yönetebilen şirketler ayakta kalacak, yönetemeyenler ise ne yazık ki piyasadan silinecek. Rekabet koşulları da tamamen değişmiş durumda. Eskiden maliyetleri daha net hesaplayabiliyorduk. Ancak bugün özellikle Çin gibi ülkelerle rekabet ettiğimizde çok ciddi farklar ortaya çıkıyor. Bizim 30 milyon euroya kurduğumuz bir fabrikayı, onlar 6 milyon dolara ve çok daha kısa sürede kurabiliyor. Bu da doğal olarak rekabet şartlarını kökten değiştiriyor.</p>

<p>Böyle bir ortamda ayakta kalabilmek için farklı düşünmek zorundayız. Burada en kritik konu ise ölçmek. Eskiden “90 dakika durduk” der geçerdik. Ama artık bu yeterli değil. Asıl sormamız gereken soru şu: Bu 90 dakika bize ne kadara mal oldu? Eğer bunu ölçmüyorsak, gerçek anlamda bir dönüşümden de bahsedemeyiz.</p>

<p>Şirketlerde gördüğüm en büyük sorunlardan biri, bilgi teknolojilerinin hâlâ bir destek birimi gibi görülmesi. Oysa benim bakış açıma göre bilgi teknolojileri şirketin sinir sistemidir. Eğer bunu merkeze koymazsanız, dijital dönüşümü gerçekleştiremezsiniz. Bunun yanında şirketlerin “CEO şeklinde” yani parçalı ve kopuk bir yapıyla çalışması da ciddi bir verimsizlik yaratıyor. Satın alma, üretim, satış gibi birimler birbirinden bağımsız hareket ettiğinde, aynı işlerin tekrar tekrar yapılması kaçınılmaz oluyor. Bu da hem zaman hem kaynak kaybı demek. Bu yüzden süreçlerin bütünsel ele alınması, tekrar eden işlerin otomatikleştirilmesi ve insan kaynağının katma değerli işlere yönlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Eskiden raporları ayın ortasında alır, günlerce tartışırdık. Ama o süreçte zarar zaten oluşmuş olurdu. Bugün buna tahammül yok, çünkü kâr marjları çok düştü. Artık benim benimsediğim yaklaşım şu: maliyet oluşurken yok edilmelidir. Yani sorun ortaya çıktığı anda fark edilmeli ve anında müdahale edilmelidir. Aksi halde geç kalınır ve zarar büyür.</p>

<p>Bugünün rekabet ortamında hatayı sonradan analiz etmek değil, anında müdahale etmek gerekiyor. Bu bir yolculuk ve kısa sürede tamamlanacak bir dönüşüm değil. Ancak Türkiye’de insan kaynağı var. Sorun insan değil, bakış açısıdır. Dünkü anlayışla bugünün işlerini yapmak mümkün değil. Bu yüzden mevcut insan kaynağını geliştirmek, eğitmek ve yeni dünyaya adapte etmek zorundayız. Ancak bu şekilde rekabet edebilir ve ayakta kalabiliriz.</p>

<p></p>

<p><img height="206" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/gokhan-eksi.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Gökhan Ekşi</strong></p>

<p><strong>ODE Yalıtım IT&amp; Dijital Dönüşüm Direktörü</strong></p>

<p><strong>Dijital dönüşümü kademeli yönettik</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Biz ODE Yalıtım olarak 40 yılı geride bırakmış, 6 kıtada 80 ülkeye ihracat yapan ve 4 binden fazla ürün çeşidiyle sektörüne yön veren bir yapıya sahibiz. Dijital dönüşüm yolculuğuna çıkarken kendimize ilk sorduğumuz soru şuydu: “Biz şu an tam olarak neredeyiz ve yarın nerede olmak istiyoruz?” Çünkü 40 yıllık üretim tecrübesinin kıymetli olduğunu biliyoruz, ancak artık kararları yalnızca alışkanlıklarla ya da hissiyatla değil, tamamen somut verilerle vermemiz gerektiğinin de farkındaydık. Bizim için bu süreçte temel yaklaşım çok netti: “Ölçemediğimiz şeyi yönetemeyiz.” Bu anlayışla yola çıkarak MES sistemi kurulumunu sadece bir yazılım projesi olarak değil, aynı zamanda köklü bir üretim kültürü dönüşümü olarak ele aldık.</p>

<p>Bu noktada trex ekibini de sadece bir teknoloji tedarikçisi olarak görmedik. Onları bizimle aynı hedefe koşan bir yol arkadaşı olarak konumlandırdık. Sistemi masa başında, Excel listeleriyle tasarlamak yerine sahaya indik. Operatörlerimizle, formenlerimizle birebir konuşarak onların ihtiyaçlarını merkeze aldık. “Sahibi biziz ama yol arkadaşımız sizsiniz” diyerek kurduğumuz bu iş birliği sayesinde, fabrikadaki en küçük sensörden gelen veriyi bile çok kısa sürede yönetim kurulu ekranına analiz olarak düşürebilir hale geldik. Artık Excel’de pivot tablolarla zaman kaybettiğimiz bir yapıdan çıkıp, çok daha çevik ve algoritmalarla çalışan bir sisteme geçtik.</p>

<p>Dönüşümü de kademeli bir şekilde yönettik. İlk olarak Çorlu Isıpan tesisimizde başladık ve 21 haftalık bir süreçte ilk uygulamayı hayata geçirdik. Bu bizim için hem bir öğrenme hem de altyapıyı olgunlaştırma süreci oldu. Ardından Eskişehir’deki Reflex ve Membran tesislerimizde edindiğimiz tecrübeyle 24 haftada süreci tamamladık. Son olarak da operasyonel açıdan en karmaşık yapı olan Çorlu’daki büyük tesisimizi 22 haftada sisteme dahil ederek, toplamda 6 tesisimizin tamamını tek bir dilde konuşur hale getirdik.</p>

<p>Bugün geldiğimiz noktada 7/24 üretim yaparken aynı anda kalite kontrolü de eş zamanlı gerçekleştirebiliyoruz. Ayrıca reçetelerimizi gelen verilere göre anlık olarak revize edebiliyoruz. Gelecek vizyonumuzda ise bu veri havuzunu yapay zekâ modelleriyle birleştirerek süreçlerimizi çok daha ileri bir seviyeye taşımayı hedefliyoruz.</p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/ergun-altay.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Ergün Altay </strong></p>

<p><strong>TT Cable Fabrika Müdürü</strong></p>

<p><strong>Hedefimiz, hatayı en aza indirmek</strong></p>

<p>Biz TT Cable olarak Güneydoğu Avrupa’nın önde gelen alçak gerilim kablo üreticilerinden biriyiz. 10 farklı ülkede operasyon yürütüyor, 50’den fazla ülkeye ihracat yapıyor ve toplam 5 fabrikayla büyük bir üretim ağına sahibiz. Bu yapının içinde üretim süreçlerimizi de adım adım geleceğe taşımaya çalışıyoruz.</p>

<p>Dijitalleşme yolculuğumuzda fabrikalarımızı 0’dan 5’e kadar bir olgunluk seviyesiyle değerlendiriyoruz. Eğer sahadan veri toplanamıyorsa, o tesisi seviye 0 olarak kabul ediyoruz. Bugün geldiğimiz noktada Kuzey Makedonya tesisimiz seviye 4’e ulaşmış durumda. Yani sistem bize artık sadece veri sunmuyor; aynı zamanda kök neden analizi yapıyor ve çözüm önerileri de üretebiliyor.</p>

<p>Bosna-Hersek’te bulunan orta ve yüksek gerilim tesislerimiz seviye 3 seviyesinde ilerliyor. Yeni devreye aldığımız Hırvatistan fabrikamızda ise sürece seviye 1’den başladık ve kademeli olarak ilerliyoruz. Nihai hedefimiz ise tüm tesislerde seviye 5’e ulaşmak; yani hatayı daha oluşmadan engelleyebilen, tamamen önleyici (preventive) yapay zekâ destekli bir üretim yapısına geçmek.</p>

<p>Kablo üretiminde dijitalleşmeyi sadece bir destek unsur olarak değil, operasyonlarımızın merkezine koyuyoruz. Örneğin üretim hatlarımızda “anormal durum yönetimi” sistemi kullanıyoruz. Çap ölçer, lam dedektörü ya da spark test cihazlarında tolerans dışı bir sapma olduğunda sistem otomatik olarak devreye giriyor; kalite kontrol ekibine e-posta gönderiyor, SMS ile uyarı veriyor ve sahadaki ilgili birimleri anında bilgilendiriyor.</p>

<p>Bunun yanında, üretim sahasında oldukça basit ama hata riski yüksek olan etiketleme sürecini tamamen dijitalleştirdik. Operatörler artık manuel form doldurmakla vakit kaybetmiyor; panel üzerinden işlemi onayladıkları anda etiket otomatik olarak basılıyor. Bu da hem hız kazandırıyor hem de veri giriş hatalarını ortadan kaldırıyor.</p>

<p>En önemli konulardan biri de operasyon yönetimi ve OEE (Toplam Ekipman Etkinliği) takibi. Biz şuna inanıyoruz: fabrikaların gerçek gizli kapasitesi duruşların içinde saklıdır. Kâğıt üzerinde ne kadar iyi görünürse görünsün, makineyi durduran her süreç – planlı olsa bile – aslında bir kayıptır.</p>

<p>Bu nedenle akıllı raporlama altyapımız ve yapay zekâ destekli sistemlerimizle duruşların gerçek kök nedenlerini şeffaf bir şekilde analiz ediyoruz. Amacımız sadece veri toplamak değil, bu veriyi doğru zamanda doğru kararları aldıran stratejik bir güce dönüştürmek.</p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/ramazan-cevik.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Ramazan Çevik </strong></p>

<p><strong>Aunde Teknik Bilgi Teknolojileri Müdürü</strong></p>

<p><strong>Veriyi film gibi izleyebilmeyi hedefliyoruz</strong></p>

<p>Biz Aunde Teknik olarak veriyi hiçbir şekilde manipüle edilmeden, doğrudan ham haliyle sisteme aktarıp, sonrasında tüm analiz süreçlerini bu veri üzerinden yürütmek amacıyla yola çıktık. Bizim bakış açımıza göre Excel’de hazırlanan raporlar aslında bir fotoğraf gibidir; size sadece anlık bir görüntü sunar. Oysa canlı veri bizim için bir film niteliğindedir. Yani sadece bir kareye bakmak değil, süreci baştan sona izleyebilmek ve yönetebilmek gerekir. Bizim ulaşmak istediğimiz nokta da tam olarak budur: veriyi film gibi izleyebilmek ve bu akışı yönetebilmek.</p>

<p>Verinin sisteme giriş aşamasında tekilleştirme konusu bizim için kritik bir noktadır. Burada sadece fiziksel anlamda veri tekrarının önlenmesinden ya da veri tabanında daha az yer kaplamasından bahsetmiyorum. Elbette bu da önemli bir konu, özellikle çok sayıda makineden veri alındığında ciddi bir veri hacmi oluşuyor. Ancak asıl vurgulamak istediğim nokta, tüm işletmenin aynı veri seti üzerinde konuşabilmesidir. Yani finans bölümüne sorduğumda bir cevap, muhasebeye sorduğumda başka bir cevap, satışa sorduğumda tamamen farklı bir veri olmamalıdır. Tüm birimlerin aynı gerçeklikten beslenmesi ve aynı veri üzerinden karar alması gerekir. Bizim dijital dönüşüm motivasyonumuzun temelinde de bu anlayış yatıyor. Tüm organizasyonun tek bir doğru veri setiyle çalışması ve yönetilmesi</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/firmalar-dijitallesiyor-is-dunyasi-donusuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1564-m1.jpg" type="image/jpeg" length="30468"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Osmangazi Yeni Modern Pazar Alanına Kavuşmak için Gün Sayıyor]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/osmangazi-yeni-modern-pazar-alanina-kavusmak-icin-gun-sayiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/osmangazi-yeni-modern-pazar-alanina-kavusmak-icin-gun-sayiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Osmangazi Belediyesi tarafından geçtiğimiz aylarda temeli atılan ve yapımında sona gelinen Demirtaş Sakarya Mahallesi Kapalı Pazar Alanı’nı ziyaret eden Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, çalışmaların planlandığı şekilde ilerlediğini belirterek pazar alanının söz verdikleri tarihte hizmete açılacağının müjdesini verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, vatandaşların daha rahat ve konforlu bir ortamda alışveriş yapabilmesi amacıyla modern kapalı pazar alanı yatırımlarını sürdürüyor. Bu kapsamda geçtiğimiz aylarda temeli atılan ve yapımında sona yaklaşılan Demirtaş Sakarya Mahallesi Pazar Alanı’nı, Başkan Erkan Aydın, Bursa Pazarcılar Odası Başkanı Refik Aksu, Demirtaş Sakarya Mahallesi Muhtarı Mümin Dündar ile birlikte ziyaret ederek çalışmalardaki son durum hakkında bilgi aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İncelemelerin ardından Demirtaş Merkez Camii’nde cuma namazını kılan Başkan Aydın, namaz sonrası mahalle sakinleriyle bir araya geldi. Vatandaşların talep ve önerilerini dinleyen Aydın, ihtiyaç duyulan hizmetlerin en kısa sürede yerine getirileceğini ifade etti.</p>

<p><strong>“Pazar Alanını 2-3 Ay İçinde Vatandaşlarımızın Hizmetine Sunacağız”</strong></p>

<p>Demirtaş Sakarya Mahallesi Kapalı Pazar Alanı’nda çalışmaların iyi gittiğini belirten Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın yaptığı açıklamada şunları söyledi:</p>

<p>“Bursa Pazarcılar Odası Başkanı Refik Aksu, Demirtaş Sakarya Mahallesi Muhtarı Mümin Dündar ve ilgili müdürlerimiz de süreci yakından takip ediyor. Söz verdiğimiz gibi 6 ay içinde burayı vatandaşlarımızın hizmetine sunmayı hedefliyoruz. Yağmur suyunun depolandığı, günümüz şartlarına uygun, modern ve tasarruf sağlayan bir pazar alanı olacak. İnşallah 2-3 ay içerisinde açılışını yapmak nasip olur.”</p>

<p>Demirtaş sakinleri ise yaptığı hizmetlerden dolayı Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>YEREL YÖNETİMLER</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/osmangazi-yeni-modern-pazar-alanina-kavusmak-icin-gun-sayiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/6a07349fc876e884334355.jpeg" type="image/jpeg" length="21161"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tekstil sektörü inovasyonla gelişiyor]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/tekstil-inovasyona-odaklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/tekstil-inovasyona-odaklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tekstil sektörü, küresel rekabetin etkisiyle köklü bir dönüşüm sürecinden geçerken, dijitalleşme, inovasyon ve sürdürülebilirlik alanlarında atılan adımlar sektörün geleceğini yeniden şekillendiriyor. Geleneksel üretim anlayışının yerini giderek daha fazla teknoloji odaklı sistemler alırken, üretimden tedarik zincirine kadar tüm süreçlerde veri temelli yönetim öne çıkıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Özellikle yapay zekâ destekli üretim sistemleri, otomasyon çözümleri ve dijital kalite kontrol mekanizmaları sayesinde üretim hataları minimum seviyeye indirilirken, verimlilik önemli ölçüde artıyor. Kumaş üretiminden boyama süreçlerine kadar pek çok aşamada kullanılan dijital teknolojiler, hem zaman tasarrufu sağlıyor hem de daha istikrarlı kalite standartlarının oluşmasına katkı sunuyor. Akıllı fabrikalar ve entegre yazılım sistemleri, tekstil üretimini daha esnek ve hızlı hale getirerek küresel pazarda rekabet avantajı yaratıyor. Dijitalleşmenin bir diğer önemli etkisi ise izlenebilirlik alanında görülüyor. Ürünlerin ham maddeden nihai tüketiciye kadar olan yolculuğunun kayıt altına alınması, sektörde şeffaflığı artırıyor. Bu durum, özellikle uluslararası pazarlarda faaliyet gösteren firmalar için kritik bir gereklilik haline gelirken, veri yönetimi tekstil üretiminin merkezine yerleşiyor.</p>

<p><strong>Sürdürülebilirlik olmazsa olmaz konuların başında geliyor</strong></p>

<p>Sektördeki dönüşümün bir diğer temel ayağını ise sürdürülebilirlik oluşturuyor. Çevresel etkilerin azaltılması, enerji verimliliğinin artırılması ve su tüketiminin kontrol altına alınması, üretim süreçlerinin vazgeçilmez unsurları arasında yer alıyor. Geri dönüştürülebilir hammaddelerin kullanımı, atık yönetimi ve döngüsel üretim modelleri giderek yaygınlaşırken, karbon ayak izinin düşürülmesi firmalar için önemli bir hedef haline geliyor.</p>

<p><strong>Ar-Ge ile gelişiyor</strong></p>

<p>İnovasyon ise sektörün katma değer üretme kapasitesini artıran en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Teknik tekstiller, fonksiyonel kumaşlar ve akıllı ürünler, tekstil sektörünün sadece üretim odaklı değil, aynı zamanda teknoloji geliştiren bir yapıya dönüşmesini sağlıyor. Tasarım, Ar-Ge ve mühendislik süreçlerinin güçlenmesiyle birlikte tekstil, farklı sektörlerle entegre bir şekilde büyümeye devam ediyor. Tedarik zincirlerinde yaşanan değişimler de tekstil sektörünün dönüşümünü hızlandırıyor. Hızlı teslimat, esnek üretim ve güvenilir tedarik yapısı, üretim merkezlerinin önemini artırırken, dijital altyapı ile desteklenen sistemler bu avantajları daha sürdürülebilir hale getiriyor.</p>

<p><strong>TEXSUM 26 zirvesinde ele alındı</strong></p>

<p>Bu dönüşüm süreci, sektör paydaşlarını bir araya getiren organizasyonlarda da kendini gösteriyor. TEXSUM 26 Tekstil Zirvesi, Bursa Uludağ Üniversitesi ve Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği iş birliğiyle düzenlenerek tekstilde dijitalleşme, inovasyon ve sürdürülebilirlik başlıklarını gündeme taşıdı. Etkinlikte, sektörün dönüşümüne yön veren teknolojiler, yeni üretim modelleri ve geleceğe dair stratejiler ele alınarak tekstilin değişen dinamiklerine ışık tutuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><img height="167" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/utib-baskani-ihsan-ipeker.jpeg" width="250" /></p>

<p></p>

<p><strong>İhsan İpeker </strong></p>

<p><strong>UTİB Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Temel odağımız dijitalleşme ve sürdürülebilirlik</strong></p>

<p>Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği olarak temel odağımız, sektörümüzün sürdürülebilirlik ve dijitalleşme ekseninde evrilmesini sağlamaktır. Özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı ile hayatımıza giren dijital ürün pasaportu, tekstil dünyasında şeffaflığı bir zorunluluk haline getirdi. Bu süreçte sadece üretim yapmak yetmiyor; artık ürünün tarladaki pamuktan son tüketiciye varana kadar olan tüm hikâyesini belgelemek durumundayız. Biz de birliğimiz çatısı altında, firmalarımızın bu yeni standartlara uyum sağlaması için rehberlik ediyor ve gerekli projeleri hayata geçiriyoruz.</p>

<p>Bursa, tarihsel olarak tekstilin kalbi olmasının yanı sıra, bugün teknik tekstil ve inovasyon konusunda da öncü bir rol üstleniyor. Katma değerli üretim yapmadan küresel rekabette kalıcı olmamız mümkün değil. Bu yüzden Ar-Ge merkezlerimizi ve tasarım kapasitemizi sürekli geliştirmeye odaklanıyoruz. Artan enerji ve işçilik maliyetlerini, verimlilik ve kalite odaklı bir yaklaşımla dengelemeye çalışıyoruz.</p>

<p>Pandemi sonrası değişen tedarik zincirinde Türkiye'nin güvenilir bir partner olarak öne çıkması, bize büyük bir avantaj sağladı; biz de bu ivmeyi yeşil dönüşümle birleştirerek kalıcı hale getirmeyi hedefliyoruz. Özellikle hızlı teslimat kapasitesi, üretim esnekliği ve kaliteli üretim altyapımız, Türk tekstil sektörünü rakiplerinden ayrıştıran önemli unsurlar arasında yer alıyor. Ancak bu avantajların sürdürülebilir olması için dijital altyapının güçlendirilmesi ve çevre dostu üretim modellerinin yaygınlaştırılması gerekiyor.</p>

<p>Dünya artık sadece “ne kadar ürettiğinize” değil, “nasıl ürettiğinize” bakıyor. Suyu nasıl kullandığınız, atıklarınızı nasıl yönettiğiniz ve karbon ayak iziniz, ticari başarınızın temel belirleyicileri oldu. Özellikle uluslararası markalar, tedarikçilerinden yalnızca kaliteli ürün değil; aynı zamanda şeffaf, izlenebilir ve sürdürülebilir üretim süreçleri talep ediyor. Bu nedenle sektörümüzün bu dönüşümü doğru okuması büyük önem taşıyor.</p>

<p>Biz de bu bilinçle, üyelerimizin sertifikasyon süreçlerini destekliyor, eğitim programları düzenliyor ve sürdürülebilirliği bir maliyet kalemi değil, geleceğe yapılan stratejik bir yatırım olarak görüyoruz. Dijital dönüşüm, yapay zekâ destekli üretim sistemleri ve çevre dostu uygulamalar sayesinde Türk tekstilinin küresel pazarda daha güçlü bir konuma ulaşacağına inanıyoruz. Türk tekstilini dünyada hak ettiği yüksek segmente taşımak için dijital dönüşüm ve çevre dostu üretim vizyonumuzdan taviz vermeden çalışmaya devam edeceğiz.</p>

<p></p>

<p><img height="167" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/pinar-tasdelen-engin-1.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Pınar Taşdelen Engin</strong></p>

<p><strong>Polyteks Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Genç mühendislerimiz yapay zekaya odaklanmalı</strong></p>

<p>Geleceğin dünyasında var olmak, sadece bir diploma sahibi olmak ya da teknik bir uzmanlık kazanmakla sınırlı değil. Eğer gerçekten fark yaratmak ve sürdürülebilir bir kariyer inşa etmek istiyorsanız, kendinizi mutlaka ama mutlaka yapay zekâ ve yazılım disiplinlerinde donatmalısınız. Şunu çok net görmeliyiz: Yapay zekâ artık sadece mühendislerin veya yazılımcıların çalışma alanına hapsolmuş bir konu değil. Bugün pazarlamadan finansa, insan kaynaklarından üretim bandına kadar hangi departmanda olursanız olun, dijitalleşmeyi işinizin kalbine koymak zorundasınız.</p>

<p>Çünkü dünya artık çok hızlı değişiyor. Dün büyük avantaj sağlayan birçok meslek ve yetkinlik, bugün sıradan hale gelebiliyor. Buna karşılık teknolojiye uyum sağlayabilen, veri okuyabilen, dijital sistemleri anlayabilen ve yapay zekâyı iş süreçlerine entegre edebilen bireyler her geçen gün daha fazla öne çıkıyor. Artık sadece işi yapmak değil, işi daha hızlı, daha verimli ve daha akıllı şekilde yönetebilmek önem kazanıyor.</p>

<p>Önümüzdeki dönemde şirketlerin en çok ihtiyaç duyacağı insan profili; değişime açık, analitik düşünebilen, teknolojiyle birlikte çalışabilen ve sürekli öğrenmeyi hayatının merkezine koyan kişiler olacak. Bu nedenle gençlerin yalnızca kendi bölümlerine odaklanması yeterli değil. Hangi alanda eğitim alıyor olurlarsa olsunlar, yazılımın temel mantığını öğrenmeleri, yapay zekâ araçlarını aktif kullanabilmeleri ve dijital dönüşüm süreçlerine hakim olmaları büyük bir avantaj sağlayacak.</p>

<p>Bugün birçok sektör henüz dönüşümün başında. Ancak çok kısa süre içerisinde yapay zekâ destekli sistemler iş hayatının vazgeçilmez bir parçası haline gelecek. Rutin işler otomasyonla ilerlerken, insanın fark oluşturacağı alan; üretkenlik, yaratıcılık, problem çözme ve stratejik düşünme olacak. Bu yüzden teknolojiye mesafeli duran değil, teknolojiyi doğru kullanan bireyler geleceği şekillendirecek.</p>

<p>Kısacası artık çağın gerekliliklerini takip etmek bir tercih değil, zorunluluk. Kendini geliştiren, yeni teknolojilere adapte olan ve öğrenmeye yatırım yapan herkes için gelecekte çok büyük fırsatlar bulunuyor. Özellikle yapay zekâ ve yazılım alanında edinilecek her bilgi, kişilere yalnızca mesleki değil, aynı zamanda küresel ölçekte rekabet avantajı da sağlayacak.</p>

<p></p>

<p><img height="147" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/turan-goksan.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Tura</strong><strong>n Göksan</strong></p>

<p><strong>ETHİB Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Dijital kontrol sistemleri önemli ihtiyaç haline geldi</strong></p>

<p>Biz Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği olarak kalite kontrol süreçlerimizde de büyük bir değişim yaşıyoruz. Eskiden kumaşın kalitesi, boyası veya deseni mutlaka insan gözüyle kontrol edilirdi. Ancak bir insanın bu işi ne kadar süreyle ve ne kadar kusursuz yapabileceği her zaman bir soru işaretiydi. Şu an bu kontrolleri teknolojiyle yapmak çok kolaylaştı. Bundan 10-15 yıl önce sadece yabancı firmalarda gördüğümüz bu yetkinliklere artık birçok Türk firması da sahip. Hatta bu teknolojileri dünyaya ihraç eder hale geldik.</p>

<p>Bugün yapay zekâ destekli görüntü işleme sistemleri sayesinde kumaş üzerindeki en küçük hata bile anlık olarak tespit edilebiliyor. Bu durum hem kalite standardını yükseltiyor hem de üretim süreçlerinde ciddi bir zaman tasarrufu sağlıyor. İnsan hatasını minimum seviyeye indiren bu sistemler sayesinde üretimde verimlilik artarken, müşteriye sunulan ürün kalitesi de daha sürdürülebilir hale geliyor. Özellikle yüksek hacimli üretim yapan firmalar için dijital kalite kontrol sistemleri artık önemli bir ihtiyaç konumuna geldi.</p>

<p>Lojistik avantajımız ve Avrupa’ya yakınlığımız bize büyük bir güç katıyor ama bu artık tek başına yeterli değil. Müşterilerimiz lojistik hızın yanına mutlaka sürdürülebilirlik kriterlerini de ekliyor. Artık alıcı firmalar sadece ürünün zamanında teslim edilmesine değil, hangi şartlarda üretildiğine, ne kadar enerji tüketildiğine ve çevreye olan etkisine de büyük önem veriyor. Bu nedenle dijitalleşme ile sürdürülebilirlik artık birbirinden ayrılmaz iki başlık haline geldi.</p>

<p>Türkiye’nin özellikle pamuk gibi kritik ham maddelerde güçlü bir üretici olması, değer zincirine en başından sahip olmamızı sağlıyor ve bizi rakiplerimizden ayırıyor. Bu durum, hem üretim esnekliği hem de hızlı tedarik açısından önemli avantajlar sunuyor. Ayrıca güçlü sanayi altyapımız, yetişmiş insan kaynağımız ve üretim kabiliyetimiz sayesinde Avrupa pazarı için stratejik bir konumda bulunuyoruz.</p>

<p>Pandemi dönemi, küresel tedarik zincirleri koptuğunda Türkiye’nin ne kadar güvenilir ve esnek bir partner olduğunu tüm dünyaya kanıtladı. Uzak Doğu merkezli üretim modellerinde yaşanan aksaklıklar sonrasında birçok Avrupalı marka, Türkiye’nin yakın üretim avantajını daha net görmeye başladı. Avrupalı alıcılar için Türkiye, her zaman ilk ve en güvenilir liman olmaya devam ediyor.</p>

<p>Önümüzdeki süreçte ise rekabetin temel belirleyicisi; dijital altyapısını güçlendiren, sürdürülebilir üretime yatırım yapan ve katma değerli ürün geliştirebilen firmalar olacak. Biz de bu dönüşümün bir parçası olarak teknolojiyi üretimin merkezine koymaya ve kalite odaklı büyümeye devam ediyoruz.</p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/muzaffer-turgut-kayhan.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Muzaffer Turgut Kayhan</strong></p>

<p><strong>ETHİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı </strong></p>

<p>​<strong>Sürdürülebilirlik ve dijitalleşme önceliğimiz</strong></p>

<p>Dünya tekstil piyasası çok hızlı bir dönüşümden geçiyor. Özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sürdürülebilirlik kriterleri, bizim en önemli ajanda maddelerimiz. Biz, bölgedeki üreticilerimizin bu dönüşüme ayak uydurması için yoğun bir çaba sarf ediyoruz. Artık sadece üretmek yetmiyor; çevreci, sürdürülebilir ve izlenebilir bir üretim modeli kurmak zorundayız. Dijitalleşme de bu sürecin ayrılmaz bir parçası. Üretim hatlarımızda teknolojiyi ne kadar etkin kullanırsak, verimliliğimizi de o kadar yukarı taşıyoruz. Yapay zekâ ve otomasyon, sadece büyük fabrikaların değil, tüm ekosistemimizin bir parçası olmak durumunda.</p>

<p>Bugün uluslararası pazarlarda rekabet edebilmenin yolu; kaliteli üretimin yanı sıra çevresel standartlara uyum sağlamaktan geçiyor. Özellikle Avrupa pazarı, karbon ayak izi düşük, enerji verimliliği yüksek ve şeffaf üretim süreçlerine sahip firmalarla çalışmayı tercih ediyor. Bu nedenle sektörümüzün sürdürülebilirlik konusunu yalnızca bir zorunluluk olarak değil, aynı zamanda önemli bir rekabet avantajı olarak görmesi gerekiyor.</p>

<p>Dijitalleşme sayesinde üretim süreçleri artık çok daha kontrollü ve verimli şekilde yönetilebiliyor. Yapay zekâ destekli sistemler; kalite kontrolden stok yönetimine, üretim planlamasından enerji kullanımına kadar birçok alanda firmalara önemli katkılar sağlıyor. Bu teknolojiler sayesinde hem maliyetler düşüyor hem de üretim süreçlerinde hata oranları minimum seviyeye indiriliyor. Özellikle veri odaklı üretim anlayışı, sektörün geleceğinde belirleyici bir rol oynayacak.</p>

<p>Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı, coğrafi konumu ve hızlı teslimat kabiliyeti sektörümüz için önemli avantajlar sunuyor. Ancak bu avantajların sürdürülebilir olması için çevre dostu üretim modellerine yatırım yapılması ve dijital altyapının güçlendirilmesi gerekiyor. Dünya artık sadece ürünün kalitesine değil, üretim sürecinin tamamına odaklanıyor. Önümüzdeki dönemde tekstil sektörünün başarısını belirleyecek en önemli unsurlar; sürdürülebilirlik, dijitalleşme, inovasyon ve katma değerli üretim olacak. Biz de sektörümüzün bu dönüşümü doğru yönetebilmesi ve küresel pazarda daha güçlü bir konuma ulaşabilmesi için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="253" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/ali-riza-yildiz.jpeg" width="253" /></p>

<p><strong>Ali Rıza Yıldız</strong></p>

<p><strong>Bursa Uludağ üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı </strong></p>

<p><strong>Tekstilde dijital entegrasyon şart</strong></p>

<p>Yapay zekâ artık çağımızda vazgeçilmez bir hale geldi. Ben de 30 yılını yapay zekâya adamış bir makine mühendisliği hocası olarak, bu teknolojinin ne kadar kritik bir öneme sahip olduğunu bizzat deneyimleyen ve gören biriyim. Geldiğimiz noktada, tekstil sektörünün bu konuya odaklanması artık bir tercih değil, kaçınılmaz bir zorunluluktur. Tekstilin geleceğini, yapay zekânın sektöre entegre edilmesinde ve dijital dönüşümün tam anlamıyla gerçekleştirilmesinde görüyorum. Sektörümüzün rekabet gücünü koruyabilmesi için tüm üretim ve yönetim süreçlerinin bilgisayarla entegre hale getirilmesi gerekiyor. Yapay zekâ destekli bu dönüşüm, tekstil mühendisliğinin yeni rotasını belirleyecektir.</p>

<p>Bugün dünya tekstil sektörü yalnızca üretim kapasitesiyle değil; hız, verimlilik, kalite standardı, sürdürülebilirlik ve veri yönetimiyle rekabet ediyor. Artık klasik üretim anlayışı tek başına yeterli olmuyor. Siparişten üretime, kalite kontrolden lojistik süreçlerine kadar her aşamada dijitalleşmenin etkisini görüyoruz. Yapay zekâ destekli sistemler sayesinde üretim hatalarında ciddi düşüşler sağlanabiliyor, enerji tüketimi optimize edilebiliyor ve müşteri talepleri çok daha hızlı analiz edilerek üretime aktarılabiliyor.</p>

<p>Özellikle tekstil gibi yoğun üretim yapan sektörlerde veri analizi büyük önem taşıyor. Fabrikalarda oluşan milyonlarca verinin doğru okunması ve yorumlanması, işletmelere ciddi avantaj kazandırıyor. Yapay zekâ; arıza tahminlerinden stok yönetimine, kalite analizlerinden üretim planlamasına kadar birçok alanda işletmelere hız ve maliyet avantajı sunuyor. Bu durum hem verimliliği artırıyor hem de uluslararası pazarda rekabet gücünü yukarı taşıyor.</p>

<p>Bunun yanında sürdürülebilir üretim anlayışı da artık sektörün merkezinde yer alıyor. Avrupa başta olmak üzere birçok pazarda karbon ayak izi, enerji verimliliği ve çevresel standartlar her geçen gün daha fazla önem kazanıyor. Dijital sistemlerle desteklenen üretim altyapıları, kaynak kullanımını daha kontrollü hale getirirken israfın azaltılmasına da katkı sağlıyor. Bu nedenle dijital dönüşüm yalnızca teknolojik bir yatırım değil, aynı zamanda çevresel ve ekonomik sürdürülebilirliğin de temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Tekstil mühendisliğinin geleceğinde de artık sadece klasik üretim bilgisi yeterli olmayacak. Yeni nesil mühendislerin; yazılım, veri analizi, otomasyon sistemleri ve yapay zekâ uygulamaları konusunda bilgi sahibi olması gerekiyor. Çünkü geleceğin fabrikaları, insan ve teknolojinin birlikte çalıştığı akıllı üretim merkezlerine dönüşecek. Bu dönüşüme ayak uydurabilen firmalar büyümesini sürdürecek, adapte olamayanlar ise rekabette geride kalacaktır.</p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/dilek-kut.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Dilek Kut</strong></p>

<p><strong>Bursa Uludağ Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölüm Başkanı </strong></p>

<p><strong>Mühendis adaylarımız sürdürülebilirliği özümsemeli</strong></p>

<p>Tekstil mühendisliği, sadece üretim hatlarından ibaret değil; tasarımdan sürdürülebilirliğe, teknik tekstillerden dijitalleşmeye kadar uzanan çok yönlü bir disiplindir. Bursa Uludağ Üniversitesi olarak, öğrencilerimize sadece teknik bilgi aşılamıyor, aynı zamanda onları sektörün dinamiklerine hazırlıyoruz. Bugün dünya tekstil sektörü, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sürdürülebilirlik ekseninde yeniden şekillenirken, mühendis adaylarımızın bu kavramları özümsemiş olması bir tercih değil, zorunluluktur.</p>

<p>Günümüzde mühendislik anlayışı yalnızca üretim yapabilen insan yetiştirmekten çok daha öteye geçmiş durumda. Artık çevresel etkileri analiz edebilen, kaynak kullanımını doğru planlayabilen, enerji verimliliğini önemseyen ve sürdürülebilir üretim süreçlerini yönetebilen bireyler ön plana çıkıyor. Tekstil sektörü de bu dönüşümün merkezinde yer alan alanlardan biri haline geldi. Çünkü tekstil üretimi; su tüketimi, enerji kullanımı, karbon emisyonu ve geri dönüşüm süreçleri açısından dünyanın en hassas sektörlerinden biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Bu nedenle geleceğin tekstil mühendislerinin yalnızca teknik üretim süreçlerini değil, aynı zamanda çevresel sorumluluk bilincini de taşıması gerekiyor. Öğrencilerimizin eğitim hayatları boyunca sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi, yeşil üretim ve karbon yönetimi gibi kavramlarla iç içe olması büyük önem taşıyor. Çünkü önümüzdeki dönemde uluslararası pazarlarda rekabet edebilmenin en önemli şartlarından biri sürdürülebilir üretim standartlarına uyum sağlamak olacak.</p>

<p>Özellikle Avrupa pazarında yürürlüğe giren yeni düzenlemeler, üretim süreçlerinin şeffaflığını ve çevresel etkilerini doğrudan gündeme taşıyor. Artık yalnızca kaliteli ürün üretmek yeterli değil; o ürünün hangi şartlarda üretildiği, ne kadar enerji tüketildiği, geri dönüştürülebilir olup olmadığı ve çevreye etkisi de değerlendiriliyor. Bu noktada mühendislerin rolü çok daha stratejik hale geliyor.</p>

<p>Bizler üniversite olarak öğrencilerimizin sadece teorik bilgiyle mezun olmasını değil, aynı zamanda sektörün dönüşümünü okuyabilen bireyler olarak yetişmesini hedefliyoruz. Sanayi iş birlikleri, uygulamalı eğitimler, laboratuvar çalışmaları ve sektör buluşmalarıyla öğrencilerimizi gerçek iş hayatına hazırlamaya çalışıyoruz. Çünkü sektör artık çözüm üreten, yenilik geliştiren ve değişime hızlı adapte olabilen mühendis profillerine ihtiyaç duyuyor.</p>

<p>Bunun yanında dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamaları da tekstil mühendisliğinin ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Veri odaklı üretim sistemleri, akıllı fabrikalar ve otomasyon destekli süreçler, mühendislik bakış açısını yeniden şekillendiriyor. Dolayısıyla öğrencilerimizin hem sürdürülebilirlik hem de dijital dönüşüm alanlarında kendilerini geliştirmesi büyük önem taşıyor.</p>

<p>Geleceğin tekstil sektörü; çevreye duyarlı, teknolojiyle entegre çalışan ve yüksek katma değerli üretim yapabilen firmalar üzerinden şekillenecek. Bu dönüşümün merkezinde ise iyi yetişmiş mühendisler yer alacak. Bu nedenle genç mühendis adaylarımızın sadece bugünün değil, geleceğin ihtiyaçlarını da okuyabilen bir vizyona sahip olması gerekiyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><img height="196" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/fatma-kumsar-uray.PNG" width="210" /></p>

<p><strong>Fatma Kumsar Uray</strong></p>

<p><strong>Altınsu Tekstil Sürdürülebilirlik Müdürü </strong></p>

<p><strong>Doğaya saygılı model yürütüyoruz</strong></p>

<p>Altınsu Tekstil'de edindiğim 8 yıllık sürdürülebilirlik yöneticiliği deneyimimle sabittir ki; geleceğin tekstili, sorgulayan, araştıran ve dijitalleşen bir mühendislik vizyonuyla yükselecektir. Bizim için sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, iş yapış biçimimizin merkezidir. Avrupa Yeşil Mutabakatı gibi küresel düzenlemeler kapımızdayken, ham maddeden enerji kullanımına kadar her aşamada doğaya saygılı bir model yürütüyoruz. Geri dönüştürülmüş elyaflar ve su tasarrufu sağlayan teknolojiler, fabrikamızın üretim standartlarını belirliyor.</p>

<p>Bugün tekstil sektöründe rekabet yalnızca fiyat ve üretim kapasitesiyle ölçülmüyor. Artık markalar; karbon ayak izi düşük, çevre dostu ve izlenebilir üretim yapan firmalarla çalışmayı tercih ediyor. Bu nedenle sürdürülebilirlik anlayışını üretimin her aşamasına entegre etmek büyük önem taşıyor. Enerji verimliliği, atık yönetimi, su tüketiminin azaltılması ve geri dönüşüm süreçleri artık sektörün temel gündem maddeleri arasında yer alıyor. Biz de bu dönüşümü sadece bugünü değil, geleceği planlayarak yönetmeye çalışıyoruz.</p>

<p>Sektörün bir diğer kritik ayağı ise dijital dönüşüm. Üretim süreçlerimizde otomasyonu ve dijital takip sistemlerini kullanarak hata payını minimize ediyor, verimliliğimizi artırıyoruz. Yapay zekâ destekli sistemler sayesinde üretim süreçlerini anlık takip edebiliyor, kalite kontrol mekanizmalarını daha güçlü hale getirebiliyoruz. Özellikle veri analizi ve otomasyon uygulamaları, üretimde hız ve kalite açısından ciddi avantaj sağlıyor. Dijitalleşme sayesinde hem maliyetleri daha kontrollü yönetebiliyor hem de müşterilerimizin beklentilerine daha hızlı yanıt verebiliyoruz.</p>

<p>Ancak teknoloji tek başına yeterli değil; bu teknolojiyi tasarım gücüyle taçlandırmak zorundayız. Katma değerli üretim artık sektörün en önemli başlıklarından biri haline geldi. Sadece üretim yapan değil, trend belirleyen, yenilik geliştiren ve tasarım odaklı düşünebilen firmalar küresel pazarda daha güçlü konuma geliyor. Özellikle teknik tekstiller, fonksiyonel kumaşlar ve sürdürülebilir koleksiyonlar geleceğin en önemli alanları arasında yer alıyor.</p>

<p>Eskiden tekstil mühendisliği dendiğinde akla gelenler ile bugünkü roller arasında büyük bir fark var. Geçmişte tekstil mühendisleri sektörde belki daha kısıtlı alanlarda yer alırken, bugün artık çok daha farklı ve kritik kavramlar işin içine girmiş durumda. Veri analizi, sürdürülebilirlik yönetimi, dijital üretim sistemleri, yapay zekâ uygulamaları ve inovasyon süreçleri mühendisliğin ayrılmaz parçaları haline geldi. Şu an hem mühendislik hem de yönetim kanadında yeni arayışlar ve uzmanlık alanları gelişiyor. Bu değişim ve gelişim süreci biz mühendisler için gerçekten heyecan verici.</p>

<p>Genç arkadaşlarımızın heyecanı, sektörümüzün geleceğine dair umutlarımı artırıyor. Yeni neslin teknolojiye daha yakın olması, sorgulayan ve araştıran bir bakış açısıyla yetişmesi sektör adına önemli bir avantaj sağlıyor. Önümüzdeki dönemde çevreye duyarlı, dijitalleşmiş ve yüksek katma değerli üretim yapan firmaların çok daha güçlü bir konuma ulaşacağına inanıyorum. Türk tekstil sektörü, sahip olduğu üretim altyapısı, insan kaynağı ve dönüşüm potansiyeliyle bu süreci başarıyla yönetebilecek güce sahip.</p>

<p></p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/utku-varol.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Utku Varol</strong></p>

<p><strong>İsko Sürdürülebilirlik Müdürü</strong></p>

<p><strong>Dijitalleşme araç değil amaç olmalı</strong></p>

<p>Sürdürülebilirlik dediğimizde sadece geri dönüştürülmüş malzeme kullanımını anlamamak gerekiyor. Bizim için bu kavram; suyun geri kazanımından enerji verimliliğine, ham maddenin tarladaki izlenebilirliğinden nihai ürünün yaşam döngüsüne kadar uzanan çok geniş bir zinciri kapsıyor. Özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı ile birlikte, bu süreçleri dijital olarak takip edemeyen ve raporlayamayan firmaların küresel pazarda oyun dışı kalacağı bir döneme girdik.</p>

<p>Dijitalleşmeyi sadece bir araç değil, her yere yayılan bir amaç olarak görmeliyiz. Veriyi izlemek, ölçmek ve yönetmek işin temelidir. Dijitalleşme sayesinde işletmenin adeta “MR’ını çekiyor” ve ardından iyileştirme aşamasına geçiyoruz. Çünkü ölçemediğiniz hiçbir süreci sağlıklı şekilde yönetemezsiniz. Bugün artık üretim süreçlerinden enerji tüketimine, su kullanımından karbon emisyonuna kadar her başlık veriyle yönetiliyor. Firmaların sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşabilmesi için önce kendi süreçlerini net şekilde analiz edebilmesi gerekiyor.</p>

<p>Tekstil tedarik zincirinde en büyük çevresel etki ve sera gazı emisyonu yüzde 55-60 oranında boyahanelerden kaynaklanıyor. Özellikle indigo çözgü boyama ve apre işlemlerindeki enerji ve boya tüketimini azaltmak bizim için hayati önem taşıyor. Kendi geliştirdiğimiz teknolojilerle bu flote oranlarını düşürüyor ve kimyasallarımızı çok daha verimli kullanıyoruz. Bu sayede hem çevresel etkiyi azaltıyor hem de maliyet avantajı sağlıyoruz. Önümüzdeki dönemde çevreci üretim tekniklerine yatırım yapmayan firmaların rekabet gücünü koruması giderek zorlaşacak.</p>

<p>Enerji tarafında sadece “çatıya güneş paneli kurduk” demek yeterli değil. Öncelikle enerji ve su kaçaklarımızı ölçmeli, ardından verimlilik artırıcı noktalara odaklanmalıyız. Mühendislik tam da burada devreye giriyor; bir yüzey ısınıyorsa o ısıyı başka bir proseste nasıl kullanabileceğimizi, yani atık ısı geri kazanımını hesaplamalıyız. Fabrika içerisindeki her kaynağın mümkün olan en verimli şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. Çünkü sürdürülebilirlik yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik sürdürülebilirliği de doğrudan etkiliyor.</p>

<p>Su yönetimi ise ülkemiz için en kritik meselelerden biri. Biliyorsunuz ki Türkiye’nin büyük bölümü kurak ve yarı kurak alanlardan oluşuyor. Bu nedenle tekstil sektöründe suyun doğru kullanımı artık stratejik bir konu haline geldi. Sektörümüzde ISO 14046 su verimliliği uygulamaları gibi yeni standartlar giderek yaygınlaşıyor. Büyük markaların koyduğu hedefler doğrultusunda, daha az su tüketen prosesler geliştirmek ve kullanılan suyu geri kazanarak tekrar üretime kazandırmak artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi.</p>

<p>Özellikle yıkama makinelerinden çıkan suyun geri dönüştürülerek yeniden kullanılması hem çevresel etkiyi azaltıyor hem de kaynak verimliliği sağlıyor. Bu yaklaşım artık sadece bir sosyal sorumluluk projesi değil; doğrudan iş modelimizin ve üretim anlayışımızın temel bir parçası haline geldi. Çünkü dünya artık yalnızca ürünün kalitesine değil, o ürünün hangi şartlarda üretildiğine de bakıyor.</p>

<p>Bunun yanında dijital takip sistemleri sayesinde üretim süreçlerindeki kayıpları anlık olarak görebiliyor, hızlı müdahalelerle verimlilik artışı sağlayabiliyoruz. Yapay zekâ destekli analizler, enerji tüketim modelleri ve otomasyon sistemleri üretimin geleceğini şekillendiriyor. Tekstil sektöründe sürdürülebilirliği gerçek anlamda sağlayabilmenin yolu da bu teknolojileri doğru kullanmaktan geçiyor.</p>

<p>Özetle; tek bir anahtar kelimeye veya teknolojiye sığınmak yerine, sürekli iyileştirme kültürünü tüm süreçlerimize yaymalıyız. Sürdürülebilirlik ve dijitalleşme birbirinden bağımsız değil, tam aksine birbirini besleyen iki temel dönüşüm alanıdır. Geleceğin güçlü tekstil firmaları da veriyi doğru yöneten, kaynaklarını verimli kullanan ve değişime hızlı adapte olabilen şirketler olacaktır.</p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/hale-kaya-gurler.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Hale Kaya Gürler</strong></p>

<p><strong>Küçükçalık Tekstil Kalite ve Yönetim Sistemleri Müdürü</strong></p>

<p><strong>Standartların Üzerinde Sürdürülebilirlik Vizyonu</strong></p>

<p>Biz Küçükçalık Tekstil olarak sürdürülebilirlik yaklaşımımızı yalnızca bir hedef değil, tüm üretim ve yatırım süreçlerimizin temel omurgası olarak konumlandırıyoruz. Türkiye’deki tesislerimiz için belirlediğimiz vizyon neyse, aynı kararlılıkla Mısır’daki üretim tesislerimizde de birebir uygulanmaktadır. Bu bütüncül yaklaşım sayesinde, tüm operasyonlarımızda çevresel sorumluluk, kaynak verimliliği ve uzun vadeli sürdürülebilirlik ilkelerini eş zamanlı olarak yönetiyoruz.</p>

<p>Mısır’daki fabrikamız bu vizyonun önemli bir örneğini oluşturmaktadır. Tesisimizin bahçesinde yer alan ve günlük yaklaşık 1500 metreküp su arıtma kapasitesine sahip ileri teknoloji arıtma sistemimiz sayesinde, suyun yeniden kullanımı ve doğaya geri dönüşü konusunda yüksek standartlarda bir döngüsel yapı kurmuş durumdayız. Bununla birlikte, yaklaşık 10 yıldır çatılarımızda aktif olarak çalışan güneş enerji sistemlerimiz sayesinde, enerji ihtiyacımızın önemli bir bölümünü yenilenebilir kaynaklardan karşılıyor, karbon ayak izimizi sürekli olarak azaltıyoruz.</p>

<p>Küresel tedarik zincirinde yer alabilmek için gerekli olan tüm sosyal ve çevresel denetim süreçlerini de en üst düzeyde karşılıyoruz. Dünyanın önde gelen markalarının yılda 10-15 kez gerçekleştirdiği bağımsız denetimlerden yüksek skorlarla geçerek, yalnızca üretim kapasitesiyle değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik performansımızla da güvenilir bir iş ortağı olduğumuzu kanıtlıyoruz.</p>

<p>Geçtiğimiz yıl Sakarya Hendek fabrikamızda devreye aldığımız “T2T” (Textile to Textile) tesisimiz ise bu vizyonun Türkiye’deki en güçlü yansımalarından biridir. Bu sistem sayesinde, aylık yaklaşık 7 milyon metre polyester ve polyester karışımlı kumaş üreten tesisimizden çıkan tüm üretim atıkları yeniden işlenerek ipliğe dönüştürülmektedir. Böylece lineer üretim modeli yerine tamamen döngüsel bir üretim yaklaşımı hayata geçirilmiş, atık kavramı üretim zincirinin dışına taşınarak yeniden değer yaratılan bir kaynağa dönüştürülmüştür.</p>

<p>Sürdürülebilir elyaf gruplarındaki kullanım oranımızı da her geçen yıl artırmaktayız. Halihazırda %10 seviyelerinde olan bu oranı, önümüzdeki dönemde stratejik hedeflerimiz doğrultusunda %60-70 seviyelerine çıkarmayı planlıyoruz. Bu dönüşüm, yalnızca üretim süreçlerimizi değil, aynı zamanda ürün portföyümüzü ve tedarik zinciri yönetimimizi de kapsamlı şekilde yeniden şekillendirmektedir.</p>

<p>Ayrıca geliştirdiğimiz “B-Loop” markamız ile geri dönüştürülmüş iplikleri sektöre sunarak, global tekstil endüstrisinde “pre-consumer” geri dönüşüm modelinin önemli aktörlerinden biri haline geldik. Bu sayede yalnızca kendi üretim süreçlerimizde değil, tüm sektör genelinde sürdürülebilir dönüşüme katkı sağlayan bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz.</p>

<p>Her iki fabrikamızda da temel stratejimiz; uluslararası çevre regülasyonlarına tam uyum sağlamak, küresel marka beklentilerini karşılamak ve sürdürülebilir üretim alanında sürekli gelişim yaklaşımını kararlılıkla sürdürmektir. Bu doğrultuda attığımız her adım, yalnızca bugünün ihtiyaçlarını değil, gelecek nesillerin kaynaklarını da koruma sorumluluğu ile şekillenmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/tekstil-inovasyona-odaklandi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1563-m1.jpg" type="image/jpeg" length="70466"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bursa BUSADER’de Özgür Bolat rüzgarı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-busaderde-ozgur-bolat-ruzgari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursa-busaderde-ozgur-bolat-ruzgari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Eğitim ve Sağlık Gönüllüleri Derneği (Bursa BUSADER) tarafından Doç. Dr. Özgür Bolat’ın katılımıyla ‘Başarının ve Mutluluğun Prensipleri’ isimli seminer gerçekleştirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bursa BUSADER Başkanı Op. Dr. Fatma Akalp açılış konuşmasında, “Biz inanıyoruz ki iyilik paylaştıkça büyür. Bu yüzden bizler için her katkı, sadece bir destek değil; bir hayatın yönünü değiştirecek güçlü bir adımdır. Şuna yürekten inanıyoruz: Bir çocuğa sunulan imkan sadece onun hayatını değil, toplumumuzu olumlu yönde etkiler” ifadelerini kullandı. Bursa’daki sivil toplum kuruluşlarının başkanları ile yöneticilerinin de iştirak ettiği etkinliğin gerçekleşmesine katkı sağlayanlara teşekkür eden Op. Dr. Fatma Akalp, “Bu akşamki etkinlik sayesinde iki evladımız hayati önem arz eden sağlık cihazlarına kavuşabilecek. Bu nedenle bu akşam sadece dinleyici olarak değil, çok büyük bir iyiliğin paydaşları olarak bulunuyorsunuz. Katılımınız, desteğiniz ve duyarlılığınız için her birinize yürekten teşekkür ediyorum. Bu akşamki sunumda, gerçek başarının ulaşılan sonuçlardan çok mutlu yaşanabilen hayatlarla ölçüldüğünü göreceğiz. Dilerim bu notları hayatımıza da uyarlayabiliriz” şeklinde konuştu. Özgeçmişi katılımcılarla paylaşıldıktan sonra Doç. Dr. Özgür Bolat sahneye çıktı. Doç. Dr. Özgür Bolat, “Çocukların hisleri ve sahte kimlik gelişiminin önüne geçebilmek çok önemli. Çocukların, annesi ve babasının sevgisini almak için çabalamamalı. Bu bilinçle hareket ettiği takdirde çocuğun inşa edilmiş bir özgüvenle birazdan bahsedeceğimiz sorunların üstesinden gelmesi çok daha kolay olacak” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>İş Dünyası</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-busaderde-ozgur-bolat-ruzgari</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1563-d4.jpg" type="image/jpeg" length="70986"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Küresel ekonomide riskler ve fırsatlar bir arada]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/kuresel-ekonomide-riskler-ve-firsatlar-bir-arada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/kuresel-ekonomide-riskler-ve-firsatlar-bir-arada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (BUSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu, küresel ve jeoekonomik etkiler nedeniyle Türkiye’nin riskler kadar fırsatları da barındıran bir döneme girdiğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>BUSİAD Başkanı Hatunoğlu, BUSİAD Ekonomi Platformu tarafından ilki gerçekleştirilen ve 4 ayda bir tekrarlanacak olan “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu” sunumun sonunda yaptığı değerlendirmede, “Yalnızca Türkiye değil, tüm dünya ekonomik, siyasi ve jeoekonomik açıdan oldukça kırılgan bir dönemden geçiyor. Belirsizliklerin arttığı bu süreçte, değişimi doğru okuyabilmek her zamankinden daha önemli hale geliyor” dedi. BUSİAD Başkanı Hatunoğlu şöyle devam etti: “İçinde bulunduğumuz dönem riskler kadar fırsatlar da barındırıyor. Bursa iş dünyası ve Türk sanayicisi ise tarih boyunca zorlu koşullarda ayakta kalmayı başarmış, dirençli ve esnek bir yapıya sahip olmuştur. Bugün de aynı dayanıklılığa sahibiz. Ancak bu süreçte iş dünyasının beklentileri de vardır. Özellikle finansa erişim, öngörülebilirlik ve rekabet gücünü destekleyecek regülasyonlar konusunda daha güçlü bir zemine ihtiyaç duyulduğunu düşünüyoruz. Bölgemizde belirsizlikler yaşanırken, Türkiye’nin doğru politikalar ve doğru dönüşüm adımlarıyla çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceğine inanıyoruz.” Hatunoğlu, BUSİAD’ın yaklaşımının net olduğunu ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı: “Önümüzdeki dönemde jeopolitik ve ekonomik dalgalanmaların devam edeceği gerçeğini kabul ederek hareket etmek zorundayız. Özellikle enerji konusunda dışa bağımlı bir ülke olmamız nedeniyle maliyet baskılarını tamamen kontrol edebilmemiz kolay görünmüyor. Bu nedenle çözüm alanlarımızı; verimlilik, dijital dönüşüm, yeni pazarlar, katma değerli üretim ve rekabet gücünü artıracak yapısal dönüşümler olarak görüyoruz. İş dünyası olarak bizler; verimliliğimizi artırmaya, yeni pazarlara ulaşmaya, dönüşüm süreçlerine uyum sağlamaya çalışırken; karar vericilerden de özellikle finansmana erişim, yatırım ortamı ve rekabet gücünü destekleyecek düzenlemeler konusunda destek bekliyoruz. BUSİAD olarak ekonomiyi yalnızca takip eden değil; iş dünyasına yön gösteren, veri üreten, analiz yapan ve ortak akla katkı sağlayan bir yapı olmaya devam edeceğiz.”</p>

<p>Derya Hekim, dünya ve Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durumu özetledi</p>

<p>BUSİAD Ekonomi Danışmanlarından Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Hekim, “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu” sunumuyla dünya ve Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durumu özetledi. Doç. Dr. Hekim, 2026 yılının ilk çeyreğinin, küresel ekonomik düzeni eş zamanlı ve birbirini besleyen üç büyük şokun yeniden şekillendirdiği bir dönem olduğunu ifade ederken bunları; Orta Doğu'da patlak veren savaş ve Hürmüz Boğazı krizi, ABD'nin tarife politikasındaki köklü dönüşüm ve Avrupa'nın ticaret ile sanayi politikasında korumacı bir eksenle yeniden konumlanması olarak tanımladı. Doç. Dr. Hekim, “Bu üç gelişme birlikte, Türkiye ekonomisi için hem tarihsel ölçekte risk hem de stratejik fırsat barındıran olağan dışı bir konjonktür ortaya çıkarmıştır” diye konuştu. Petrol ve ham madde girdilerindeki artışın küresel ekonomide yavaşlamaya neden olabileceğini de kaydeden Doç. Dr. Hekim, “Türkiye'nin enerji ithalatına yüksek bağımlılığı, Hürmüz krizinin ekonomik maliyetini emsallerine kıyasla daha belirgin kılmaktadır. Enerji faturasındaki artışın cari açığı IMF'nin Ekim 2025 tahmininin iki katından fazla bir düzeye, GSYİH'nin yüzde 2.8'ine taşıması beklenmektedir. Bu baskı, hem döviz kurunu hem de enflasyon patikasını doğrudan zorlamaktadır” dedi. Merkez Bankası’nın savaşın yarattığı belirsizlik ortamında faiz indirimini gerçekleştirme kapasitesinin sınırlı olduğunu da kaydeden Doç. Dr. Hekim, sektörel bazlı değerlendirmesinde ise şunları kaydetti: “Otomotiv sektörü, AB tedarik zinciriyle entegrasyonunu ve ticari araç üretimindeki liderlik pozisyonunu 41.5 milyar dolarlık rekor ihracat performansıyla pekiştirmiştir. Tarım sektörü ise değer açısından rekor ihracat gerçekleştirirken, don ve kuraklık nedeniyle üretim tarafında son yılların en ağır darlığını yaşamıştır. Sektörün önümüzdeki çeyreklerdeki en kritik sınavı, küresel gübre kıtlığının 2026 yılı ekim sezonu ve verim düzeyleri üzerindeki yansımalarını yönetme kapasitesi olacaktır. Tekstil ve hazır giyim sektöründe ise yapısal kriz derinleşmektedir; iki yılda yüzde 230'u aşan konkordato artışı ve 380 bini aşkın istihdam kaybı, sektörün salt konjonktürel değil yapısal bir dönüşüm kıskacında olduğuna işaret etmektedir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Türkiye için fırsat penceresi olarak görülebilir”</p>

<p>2026'nın ilk çeyreğinin, Türkiye ekonomisi açısından risklerin yönetilemez değil, ancak yönetilmesi güç bir boyuta ulaştığı bir eşik olarak tanımlayan Doç. Dr. Hekim, Türkiye için fırsat penceresini de şöyle dile getirdi: “Irak-Türkiye Boru Hattı üzerinden Ceyhan'a yönelik artan transit akışlar, Hürmüz krizinin ekonomik yükünü kısmen dengeleyici bir işlev görmektedir. Boru hatlarının Avrupa enerji çeşitlendirmesindeki artan stratejik önemi, diplomatik denge kapasitesi ve IAA kapsamında "güvenilir ortak" statüsünün yarattığı potansiyel; bu dönemde Türkiye'nin elinde bulundurduğu yapısal avantajlardır.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>İş Dünyası</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/kuresel-ekonomide-riskler-ve-firsatlar-bir-arada</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1563-d1.jpg" type="image/jpeg" length="27619"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran gerilimi kararlılığımızı değiştirmiyor]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/iran-gerilimi-kararliligimizi-degistirmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/iran-gerilimi-kararliligimizi-degistirmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşa ilişkin, "Savaş, dezenflasyon sürecini olumsuz etkilese de kararlılığımızı değiştirmiyor." dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna, TCMB Kanunu gereğince Bankanın faaliyetlerine ilişkin sunum yaptı. Geçen aylarda jeopolitik gelişmelerin belirleyici olduğuna dikkati çeken Karahan, başta enerji ve ulaştırma hizmet fiyatlarında olmak üzere, savaşın etkilerinin hissedildiğini söyledi. Fatih Karahan, şubat sonunda başlayan ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın enerji fiyatlarını kesin şekilde artırdığını, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının küresel enerji arzı açısından risk oluşturduğunu belirterek "Savaş, dezenflasyon sürecini olumsuz etkilese de kararlılığımızı değiştirmiyor. Önümüzdeki dönemde de tüm para politikası araçlarını temel amacımız olan fiyat istikrarı doğrultusunda kullanmaya devam edeceğiz “dedi. Petrol fiyatlarındaki oynaklığın son dönemde azalsa da halen tarihsel ortalamasının üzerinde olduğunu dile getiren Karahan, endüstriyel metal ve tarımsal emtialar kaynaklı olarak enerji dışı fiyatların da arttığını ifade etti. TCMB Başkanı Karahan, enerji fiyatlarına bağlı olarak manşet enflasyonun küresel ölçekte yükseldiğine, bu duruma küresel anlamda para politikalarının ilk tepkisinin sınırlı olduğuna işaret ederek "Gelişmiş ülkelerde daha önce beklenen faiz indirimlerinin ötelendiğini görüyoruz. ABD Merkez Bankasının (Fed) yıl boyunca politika faizini değiştirmeyeceği fiyatlanırken Avrupa Merkez Bankasının (ECB) ise yılın ikinci yarısında politika faizini artırması bekleniyor. Bundan sonraki süreçte savaşın gelişimini enerji nakliyatındaki aksamaların boyutu ve süresi belirleyici olacak" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Dış ticaret açığı geriledi</strong></p>

<p>Fatih Karahan, sıkı para politikalarının hedeflenen sonucu olarak, talep kompozisyonunda dengeli seyrin devam ettiğini bildirerek 2025'te tüketimin büyümeye katkısının 2023'e kıyasla belirgin olarak gerilediğini, yatırımların katkısının ise devam ettiğini söyledi. Türkiye’nin ekonomik göstergelerine ilişkin bilgi veren Karahan, "Küresel ticarette jeopolitik koşullardaki zorluklara rağmen geçen ay ihracatta artış, ithalatta ise azalış gerçekleşti. Yüksek fiyatlar nedeniyle enerji ithalatının artmasına karşın, altın ve enerji hariç ithalatta düşüş gözlendi. Böylelikle dış ticaret açığı nisan ayında ilk çeyreğe kıyasla geriledi." dedi. TCMB Başkanı Karahan, cari açığın yılın ilk çeyreğinde, dış ticaret ve hizmetler dengesindeki görünüme bağlı olarak arttığını, milli gelire oran olarak tarihsel ortalamaların altında kalmayı sürdürdüğünü söyledi. Savaşın enerji fiyatlarında tetiklediği hızlı yükselişin, mart ayındaki enerji ithalatında belirgin artışa neden olduğunu aktaran Karahan, bir önceki çeyreğe göre gerileyen altın ithalatının cari dengeye pozitif katkı verdiğine dikkati çekti. Fatih Karahan, korumacı önlemlerin halihazırda küresel talep üzerinde oluşturduğu aşağı yönlü risklere, jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki artışın faaliyeti sınırlayıcı ikincil etkileri kaynaklı riskler de eklendiğini belirterek, "Bu gelişmeler yılın geri kalanında dış ticaret açığı üzerinde yukarı yönlü baskıyı artırıyor. 2026'da cari açığın milli gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Bununla birlikte jeopolitik gelişmelerin seyri her iki yönde de belirsizlik içeriyor “dedi.<strong> (AA)</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/iran-gerilimi-kararliligimizi-degistirmiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1563-m6.jpg" type="image/jpeg" length="15545"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çilek’in uyku arkadaşım serisine yeni bir dost eklendi]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/cilekin-uyku-arkadasim-serisine-yeni-bir-dost-eklendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/cilekin-uyku-arkadasim-serisine-yeni-bir-dost-eklendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çilek’in çocukların uyku rutinlerini daha huzurlu, güvenli ve keyifli hale getirmek amacıyla tasarladığı “Uyku Arkadaşım” serisi, Teddy ve Panda’nın ardından şimdi Bunny ile büyüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çocukların kendi yataklarına alışma sürecini destekleyen seri, yatağı yalnızca bir uyku alanı olmaktan çıkararak çocuğun bağ kurabileceği sevimli bir yol arkadaşına dönüştürüyor. Özellikle ebeveyn yanında uyuma alışkanlığından kendi odasına ve kendi yatağına geçiş döneminde, çocukların kendilerini daha güvende hissetmelerine yardımcı oluyor. Serinin yeni üyesi Bunny Tavşan Yatak; sevimli tavşan formu, yumuşak dokusu ve sakin tasarım diliyle çocuk odalarında sıcak bir atmosfer oluşturuyor. Çocukların hayal dünyasına dokunan Bunny, uykuya geçişi daha rahat ve doğal bir deneyime dönüştürürken ebeveynlerin konfor, güven ve işlevsellik beklentilerine de yanıt veriyor. Bunny, yalnızca bir yatak değil çocukların odasında kendini iyi hissetmesini sağlayan, uyku öncesi rutinlerine eşlik eden özel bir arkadaş olarak kurgulanıyor. Bu yaklaşımıyla “Uyku Arkadaşım” serisi, çocukların odalarını yalnızca dinlendikleri bir alan değil kendilerini en rahat hissettikleri özel bir dünyaya dönüştürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Şirketler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/cilekin-uyku-arkadasim-serisine-yeni-bir-dost-eklendi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/images/haberler/no_headline.png" type="image/jpeg" length="21532"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ÜÇEL Kauçuk’un GES santrali  devrede, üretim başladı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/ucel-kaucukun-ges-santrali-devrede-uretim-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/ucel-kaucukun-ges-santrali-devrede-uretim-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa’da üretim yapan ÜÇEL Kauçuk’un Nevşehir Ürgüp’te kurduğu 2 MWp’lik GES devreye alınarak elektrik üretimine başlandı. Otomotiv yan sanayinde, premium araçlar dahil geniş bir yelpazede aftermarket parça üreten şirket, GES yatırımını üretime taşıdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p><img height="152" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/g-e-s-1.jpg" width="250" /></p>

<p>Bursa merkezli ÜÇEL Kauçuk, karbon regülasyonları ve artan enerji maliyetlerine karşı hayata geçirdiği GES yatırımını devreye alarak şebekeye elektrik vermeye başladı. Şirket, bu adımla birlikte sürdürülebilir üretim altyapısını sahada aktif hale getirdi.</p>

<p><img height="167" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/huseyin-oruc.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Üretim başladı, maliyet ve karbon dengesi hedefleniyor</strong></p>

<p>Devreye alınan santralle birlikte yenilenebilir kaynaklı elektrik üretimi fiilen başlarken, şirketin enerji maliyetlerini dengeleme ve karbon yükümlülüklerini azaltma hedefleri de uygulamaya geçti. ÜÇEL Kauçuk Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Hüseyin Oruç, enerji yatırımlarında en kritik aşamanın üretimin başlaması olduğuna dikkat çekerek, GES’in devreye alınmasının şirketin dönüşüm sürecinde önemli bir eşik olduğunu ifade etti.</p>

<p></p>

<p><strong>“Rekabet artık karbon performansıyla ölçülüyor”</strong></p>

<p>Hüseyin Oruç, otomotiv yan sanayinde rekabetin yalnızca üretim kapasitesiyle değil, enerji verimliliği ve karbon performansıyla da şekillendiğini belirterek, söz konusu yatırımın maliyet yönetimi ve uluslararası rekabet açısından stratejik bir rol üstlendiğini dile getirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Enerji stratejisinde yeni faz</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ÜÇEL Kauçuk, GES’in devreye alınmasıyla birlikte yenilenebilir enerji kullanımını üretim stratejisinin merkezine almayı sürdürürken, önümüzdeki dönemde enerji verimliliği ve karbon yönetimi odaklı yeni adımlar atmayı planlıyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Şirketler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/ucel-kaucukun-ges-santrali-devrede-uretim-basladi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1563-s7-1.jpg" type="image/jpeg" length="96955"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sigorta acenteleri Medicabil’de buluştu]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/sigorta-acenteleri-medicabilde-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/sigorta-acenteleri-medicabilde-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi, Bursa’daki sigorta şirketlerinin yöneticileriyle acentelerin yetkililerini ağırladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Medicabil Sağlık Grubu’nun hizmetleri hakkında bilgilendirmelerin yapıldığı toplantıda konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, “Hastanemiz kurulduğu 2011 yılından itibaren, sektör içerisinde kendisine yer bulmuş bir yapı. 2016 yılında başlayan ‘Yalın Hastane’ şiarıyla yola çıkan Medicabil Sağlık Grubu, sektörün öncü kuruluşlarından biri olmayı başarmış durumda. Bu yönetim şeklini hem kendi hastanemizde bir gelenek olarak devam ettirirken aynı zamanda farklı şehirlerde ve ülkelerde de konuyla alakalı olarak çeşitli eğitimler veriyoruz” diyerek, farklı bakış açısına sahip olduklarını vurguladı. Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen özellikle yerel bir marka olan Medicabil Sağlık Grubu olarak, yerel sigorta acenteleriyle işbirliği halinde çalışmayı devam etmek istediklerini belirtti. Daha sonra konuklara sunum yapan Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Aysun Yılmazlar hastanenin kurulduktan bu güne kadar geldiği noktayı anlattı. Prof. Dr. Aysun Yılmazlar, “Medicabil Sağlık Grubu olarak hasta-doktor ilişkileri konusunda oldukça nitelikli bir yapıya sahibiz. Bunu memnuniyet anketlerinde açıkça görüyoruz. Alanında uzman çok sayıda hekime ev sahipliği yaparken klasik özel hastane mantığının dışında hareket ediyoruz. Çözümlerin hepsinin hastaya sunulduğu ve ticari kaygıdan çok mesleki ahlakın ön plana çıktığı bir yapıyı hedefliyoruz ” şeklinde konuştu. Aynı toplantıda konuşan Özel Medicabil Sağlık Grubu Yıldırım Hastanesi Süreç İyileştirme Yöneticisi Dr. Ayşe Yıldırım, Özel Medicabil Yıldırım Hastanesi’nin özelliklerini detaylı şekilde anlattı. Bursa’daki sigorta şirketlerinin yöneticileri ve acentelerin yetkililerinin katıldığı toplantı soru cevap bölümüyle tamamlandıktan sonra, konuklara hastanenin bölümleri gezdirilerek bilgiler verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Şirketler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/sigorta-acenteleri-medicabilde-bulustu</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1563-s9.jpg" type="image/jpeg" length="12104"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[GES projelerinde doğru kapasite ile doğru yönetenler kazanacak]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/ges-projelerinde-dogru-kapasite-ile-dogru-yonetenler-kazanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/ges-projelerinde-dogru-kapasite-ile-dogru-yonetenler-kazanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[EPDK’nın lisanssız elektrik üretiminde saatlik mahsuplaşma uygulamasına son şeklini vermesini değerlendiren Tek Enerji Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Şahintaş, yeni dönemde plansız fazla üretim anlayışının geride kalacağını belirterek, “Artık kazananlar yalnızca üretim yapanlar değil, üretimini doğru yönetenler olacak” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (EPDK) lisanssız elektrik üretiminde “saatlik mahsuplaşma” uygulamasını güncellemesiyle birlikte güneş enerjisi yatırımlarında da yeni bir dönem başladı. 1 Haziran 2026 itibariyle yürürlülüğe girecek yeni düzenleme ile sistemin temel yapısı korunurken, mahsuplaşma yöntemi aylık bazdan saatlik baza taşınıyor. Böylece lisanssız üretimde tüketicilerin kendi elektrik ihtiyacını karşılamasına odaklanan, daha dinamik ve veri temelli bir yapı hayata geçiriliyor. Yeni modele göre tüketiciler, bir önceki yılki tüketimlerinin en fazla iki katı kadar üretim yapabilecek. Tüketici, bu sınır dahilinde yaptığı üretimin kullanmadığı kısmının satışından gelir elde edebilecek. Belirlenen sınırın üzerindeki üretim ise Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması kapsamında sisteme aktarılacak.</p>

<p><strong>Tüketim-üretim optimizasyonu kritik hale geliyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Düzenlemeyi değerlendiren Tek Enerji Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Şahintaş, saatlik mahsuplaşma uygulamasının GES yatırımlarında planlama, takip ve yönetim süreçlerini çok daha önemli hale getirdiğini söyledi. Şahintaş, “Yeni düzenleme, lisanssız elektrik üretiminde önemli bir dönemin başlangıcıdır. Artık bir tesisin ne kadar elektrik ürettiği kadar, bu elektriğin hangi saatlerde üretildiği ve tüketildiği ile ihtiyaç fazlası üretimin nasıl yönetildiği de belirleyici olacak. Bu nedenle plansız fazla üretim dönemi geride kalıyor. GES yatırımlarında doğru kapasite, doğru tüketim analizi ve doğru yönetim modeli öne çıkıyor” dedi. Saatlik mahsuplaşma uygulamasıyla birlikte özellikle sanayi tesisleri ve yüksek elektrik tüketimine sahip işletmeler için saatlik tüketim profilinin artık yatırım kararlarının merkezinde yer alacağını ifade eden Şahintaş, “Yeni dönemde kazananlar üretimini, tüketimini, tedarik anlaşmasını ve fazla enerji yönetimini birlikte ele alanlar olacaktır.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Takip altyapısı olan firmalar avantaj sağlayacak</strong></p>

<p>Yeni düzenlemenin veri yönetimi, dijital izleme ve performans takibi altyapısını daha stratejik hale getirdiğini kaydeden Şahintaş, GES yatırımlarında satış sonrası izleme süreçlerinin yatırımcı açısından kritik önem taşıyacağını belirtti. Şahintaş, “Santral kurulduktan sonra süreç bitmiyor; aksine asıl değer, üretimin doğru izlenmesi, performansın takip edilmesi ve tüketimle uyumlu şekilde yönetilmesiyle ortaya çıkıyor. Tek Enerji olarak mühendislik, kurulum, izleme, raporlama ve danışmanlık süreçlerini bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz. Bu süreçte plansız kapasite artışı yerine, işletmenin gerçek ihtiyacına uygun, finansal geri dönüşü doğru hesaplanmış ve enerji yönetimiyle desteklenmiş projeler önem kazanacaktır. Tek Enerji olarak biz de yatırımcılarımızın yalnızca bugünkü enerji ihtiyacını değil, gelecekteki enerji yönetimini de dikkate alan çözümler geliştirmeyi sürdürmeye devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Şirketler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/ges-projelerinde-dogru-kapasite-ile-dogru-yonetenler-kazanacak</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1563-s6.jpg" type="image/jpeg" length="56294"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MEEXX 2025'i okumak için tıklayın]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/meexx-2025-fuari-ozel-calismasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/meexx-2025-fuari-ozel-calismasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>MEEXX FUARI ÖZEL ÇALIŞMASI</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/meexx-2025-fuari-ozel-calismasi</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Dec 2025 10:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/12/web-860x504-2.jpg" type="image/jpeg" length="57774"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[30. YIL ÖZEL SAYISI]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/30-yil-ozel-sayisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/30-yil-ozel-sayisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Giydirme Kapak 1" height="3543" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/04/giydirme-kapak-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2520" /></p>

<p><img alt="Giydirme Kapak 3" height="3543" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/04/giydirme-kapak-3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2520" /></p>

<p><img alt="Giydirme Kapak 2" height="3543" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/04/giydirme-kapak-2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2520" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><img alt="Giydirme Kapak 4" height="3543" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/04/giydirme-kapak-4.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2520" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>30'UNCU YIL ÖZEL SAYISI</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/30-yil-ozel-sayisi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Mar 2025 15:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/04/giydirme-kapak-1.jpg" type="image/jpeg" length="88343"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BUMATECH 2024 FUARI ÖZEL ÇALIŞMASI]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/bumatech-2024-fuari-ozel-calismasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/bumatech-2024-fuari-ozel-calismasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BUMATECH 2024 ÖZEL EKİ</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/bumatech-2024-fuari-ozel-calismasi</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 22:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2024/11/web-860x504-1.jpg" type="image/jpeg" length="20051"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MAKTEK AVRASYA 2024 FUARI ÖZEL ÇALIŞMASI]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/maktek-avrasya-2024-fuari-ozel-calismasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/maktek-avrasya-2024-fuari-ozel-calismasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><img alt="Maktek Avrasya 2024 1" class="detail-photo img-fluid" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2024/10/maktek-avrasya-2024-1.jpg" / width="2520" height="3543"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKTEK AVRASYA 2024 FUARI ÖZEL ÇALIŞMASI</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/maktek-avrasya-2024-fuari-ozel-calismasi</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 18:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2024/10/maktek-avrasya-2024-1.jpg" type="image/jpeg" length="90513"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BURSA SİAD'LARI ÖZEL EKİ]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/bursa-siadlari-ozel-eki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/bursa-siadlari-ozel-eki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BURSA SİAD'LARI ÖZEL EKİ</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/bursa-siadlari-ozel-eki</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Jun 2024 17:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2024/06/bursa-siadlari.jpg" type="image/jpeg" length="15222"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CUMHURİYET EKİ 2023]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/cumhuriyet-eki-2023</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/cumhuriyet-eki-2023" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÖZEL CUMHURİYET EKİ</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/cumhuriyet-eki-2023</guid>
      <pubDate>Thu, 02 May 2024 20:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2024/05/sayfa-1.jpg" type="image/jpeg" length="99982"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BUMATECH 2023 FUARI ÖZEL ÇALIŞMASI]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/bumatech-2023-fuari-ozel-calismasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/bumatech-2023-fuari-ozel-calismasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BUMATECH 2023 FUARI ÖZEL ÇALIŞMASI</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/bumatech-2023-fuari-ozel-calismasi</guid>
      <pubDate>Wed, 20 Dec 2023 14:18:09 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/images/album/SAYFA-1_1.jpg" type="image/jpeg" length="60847"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BUMATECH 2022 FUARI ÖZEL ÇALIŞMASI]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/bumatech-2022-fuari-ozel-calismasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/bumatech-2022-fuari-ozel-calismasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BUMATECH 2022 FUARI ÖZEL ÇALIŞMASI</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/bumatech-2022-fuari-ozel-calismasi</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Dec 2022 10:56:20 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/images/album/SAYFA-1.jpg" type="image/jpeg" length="68476"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BUMATECH 2021 ÖZEL ÇALIŞMASI]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/bumatech-2021-ozel-calismasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/bumatech-2021-ozel-calismasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BUMATECH 2021 ÖZEL ÇALIŞMASI</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/foto-galeri/bumatech-2021-ozel-calismasi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Oct 2022 18:05:23 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/images/album/BUMATECH2022_gazete_reklam.jpg" type="image/jpeg" length="43151"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
