<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Eko Haber</title>
    <link>https://www.ekohaber.com.tr</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve taraofız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.ekohaber.com.tr/rss/sektorel-haberler" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 14 Apr 2026 13:15:46 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/rss/sektorel-haberler"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Otomotiv ihracatı yüz güldürüyor]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/otomotiv-ihracati-yuz-gulduruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/otomotiv-ihracati-yuz-gulduruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) pazar verilerine göre otomotiv ihracatı, adet bazında yılın ilk 8 ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 7 artışla 682 bin 743'e ulaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>OSD, bu yılın ocak-ağustos dönemine ait üretim ve ihracat adetleri ile pazar verilerini açıkladı. Buna göre, yılın ilk 8 ayında toplam otomotiv üretimi geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4 artışla 908 bin 238'e ulaştı. Otomobil üretimi ise yüzde 1 azalışla 564 bin 482 olarak gerçekleşirken, traktör üretimiyle birlikte toplam üretim ise 928 bin 81 oldu. Söz konusu dönemde ticari araç grubunda üretim yüzde 13 ve hafif ticari araç grubunda yüzde 15 artarken, ağır ticari araç grubunda yüzde 6 geriledi. Bu dönemde, otomotiv sanayisinin toplam kapasite kullanım oranı yüzde 64 olurken, araç grubu bazında kapasite kullanım oranları ise hafif araçlarda (otomobil + hafif ticari araç) yüzde 65, kamyon grubunda yüzde 54, otobüs-midibüs grubunda yüzde 64 ve traktörde yüzde 40 olarak kayıtlara geçti.</p>

<p><strong>8 ayda 26,1 milyar dolarlık ihracat</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Otomotiv ihracatı, yılın ilk 8 aylık döneminde geçen yılın aynı dönemine göre adet bazında yüzde 7 artışla 682 bin 743 olarak gerçekleşti. Bu dönemde otomobil ihracatı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 6 düşüş kaydederken, ticari araç ihracatı ise yüzde 29 arttı. Aynı dönemde, traktör ihracatı ise yüzde 30 azalarak 7 bin 218 oldu. Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, toplam otomotiv sanayi ihracatı, 2025’in 8 aylık döneminde toplam ihracatın yüzde 17’sini oluşturarak sektörel ihracat sıralamasında liderliğini korudu. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre, 8 ayda toplam otomotiv ihracatı 26,1 milyar dolar olarak gerçekleşti. Aynı dönemde otomobil ihracatı ise yüzde 11 artışla 7,5 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bu dönemde, dolar bazında ana sanayi ihracatı yüzde 16, tedarik sanayi ihracatı ise yüzde 7 arttı.</p>

<p><strong>Toplam pazar 8 ayda yüzde 7 artarak 845 bin seviyesine yaklaştı</strong></p>

<p>Bu yılın 8 ayında toplam pazar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7 artarak 844 bin 761 düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde, otomobil pazarı yüzde 8 artış sağlayarak 654 bin 413 oldu. Ticari araç pazarı ise geçen yılın aynı dönemine kıyasla toplamda yüzde 2, hafif ticari araç pazarı ise yüzde 4 büyürken, ağır ticari araç pazarında yüzde 10 gerileme yaşandı. 2025'in ocak-ağustos döneminde otomobil satışlarındaki yerli araç payı yüzde 29, hafif ticari araç pazarında yerli araç payı ise yüzde 20 olarak gerçekleşti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sektörel Haberler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/otomotiv-ihracati-yuz-gulduruyor</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Sep 2025 09:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/09/whatsapp-image-2025-09-17-at-094244.jpeg" type="image/jpeg" length="47797"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hazır yemek sektörü yeni stratejiler arıyor]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/hazir-yemek-sektoru-yeni-stratejiler-ariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/hazir-yemek-sektoru-yeni-stratejiler-ariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa’daki hazır yemek sektörü, gıda enflasyonu, enerji maliyetleri ve işçilik giderlerindeki artışlarla başa çıkmak için stratejilerini güçlendiriyor. Firmalar, maliyetleri kontrol altında tutmak ve hizmet kalitesini sürdürmek amacıyla üreticilerle doğrudan temas kuruyor, uzun vadeli alım anlaşmaları yapıyor ve verimlilik artırıcı önlemler alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HIDIRCAN KAYA – GÖKSEL BAŞARAN</strong></p>

<p><strong>Sektör temsilcileri, merdiven altı üretim tehdidine karşı sıkı denetim ve bilinçlendirme çalışmalarının şart olduğunu, nitelikli personel eksikliğinin ise en büyük sorunlardan biri olduğunu vurguluyor. İş birliği ve dayanışmanın artırılması, dijitalleşme ve sürdürülebilir üretim yöntemlerinin benimsenmesi sektördeki ayakta kalma mücadelesinin merkezinde yer alıyor.</strong></p>

<p>Bursa’da hazır yemek sektörü, son yıllarda gıda fiyatlarındaki sürekli artış ve ekonomik belirsizlikler nedeniyle zor bir dönemden geçiyor. Artan maliyetler, firmaların müşterilerine fiyatları tam olarak yansıtmasını güçleştiriyor ve kâr marjlarını baskı altına alıyor. İşletmeler, hizmet kalitesini korumak ve sürdürülebilirliğini sağlamak için üretim süreçlerinde verimlilik artırıcı önlemler almak zorunda kalıyor. Uzun vadeli alım anlaşmaları, tedarik süreçlerinde istikrar sağlamak ve maliyet dalgalanmalarını minimize etmek için öne çıkan stratejiler arasında. Ayrıca üreticilerle doğrudan temas kurmak, aracılardan kaynaklanan ek maliyetleri azaltarak sektördeki fiyat baskısının kontrol altına alınmasına yardımcı oluyor.</p>

<p><strong>Merdiven altı üretim haksız rekabete neden oluyor</strong></p>

<p>Sektördeki en ciddi sorunlardan biri merdiven altı üretim. Bu durum hem haksız rekabet yaratıyor hem de halk sağlığını tehdit ediyor. Firmalar, etkili ve caydırıcı denetimlerin artırılmasını ve tüketicilerin gıda güvenliği konusunda bilinçlendirilmesini kritik önlem olarak değerlendiriyor. Kayıtlı ve kurallara uygun faaliyet gösteren firmaların teşvik edilmesi, kalite standartlarının yükselmesine katkı sağlıyor.</p>

<p><strong>Nitelikli personel bulunamıyor</strong></p>

<p>Hazır yemek sektörü emek yoğun bir yapıya sahip ve nitelikli personel bulmak giderek zorlaşıyor. Eğitim programları ve mesleki iş birlikleri, sektördeki açığı kapatmak ve hizmet kalitesini artırmak için öne çıkan çözümler arasında. Gençlerin sektöre ilgisinin artırılması, iç eğitim programları ve meslek liseleriyle kurulan iş birlikleri, uzun vadede sektöre yetişmiş iş gücü kazandırmayı hedefliyor.</p>

<p><strong>İsraf azalıyor, dijitalleşme çoğalıyor</strong></p>

<p>Firmalar, maliyetleri kontrol altında tutmak için israfı azaltıyor, yerli ve mevsimsel ürünleri önceliklendiriyor ve üretim süreçlerini optimize ediyor. Dijitalleşme ve modern üretim yöntemleri, sektörde rekabet gücünü korumanın ve operasyonel verimliliği artırmanın anahtarları arasında yer alıyor.</p>

<p><strong>İş birliği ve dayanışma önemli</strong></p>

<p>Sektör temsilcileri, iş birliği ve dayanışmanın güçlendirilmesinin sektörün sürdürülebilirliği için şart olduğunu vurguluyor. Kent ile kırsal arasındaki bağın güçlendirilmesi, üretici ve tüketici ilişkilerinin geliştirilmesi, bilinçlendirme ve eğitim çalışmaları hem ekonomik hem de sosyal sürdürülebilirliğe katkı sağlıyor. Bursa’daki hazır yemek sektörü, artan maliyetler, nitelikli iş gücü eksikliği ve merdiven altı üretim tehdidine rağmen, stratejik tedarik, verimlilik odaklı yönetim ve sürdürülebilir üretim yöntemleriyle ayakta kalma mücadelesini sürdürüyor. Gelecek, maliyet kontrolü, iş birliği, nitelikli personel ve denetim süreçlerindeki gelişmelere bağlı olarak şekillenmeye devam edecek.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="257" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/09/yusuf-bakioglu-6.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Yusuf Bakioğlu</strong></p>

<p><strong>Referans Holding YKB</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Gıda ve arz güvenliği, olmazsa olmazımızdır</strong></p>

<p>Özellikle son yıllardaki gıda ham ve yardımcı maddelerindeki artışın, resmi olarak bildirilen oranın çok daha üzerinde olduğu bilinen bir gerçektir. Firmamız, bu gerçek karşısında kalite ve miktardan ödün vermeden mutlu ve memnun müşteri yaratmak için süreçlerini bilimsel verilerle bilgi ve bilim odaklı yönetmeye ve ayakta durmaya çalışmaktadır.</p>

<p>Müşterilerimizle yaptığımız sözleşmelerde sözleşme revizyon süresi, termine bağlı olduğu için maalesef ham madde, yardımcı madde ile personel zamlarını müşterilerimize birebir yansıtma olanağı bulamıyoruz. Kaliteden de ödün vermeden, yönetebileceğimiz süreçlerde optimizasyon yaparak ticari faaliyetimizi, devam ettirmeye çalışıyoruz. Özellikle de müşterilerimize bu durumu yansıtmadan ticari yükü üzerimizde taşıyarak işlerimizi yönetiyoruz.</p>

<p>Bizim oluşturduğumuz stratejinin temel birinci amacı; ham ve yardımcı maddeyi aracısız veya kaynağından alarak ucuza satın almak değildir. Gıda arz ve güvenliği, bizim olmazsa olmazımız yani kırmızı çizgimizdir. Satın alma, lojistik ve depolamada oluşacak tehlikeleri yok etmek veya kabul sınırlarına çekmek amacıyla kullandığımız ham maddenin %65‘ini kendimiz üretiyor ve olası tehlikeleri kaynağında ortadan kaldırarak fabrikamıza temiz ve hijyenik olarak gelmesini sağlıyoruz.</p>

<p>Ülkemizdeki üretim ve hizmet sektörü için 2025 yılı zorlu bir yıl olacaktır. Enflasyonun tüm çabalara rağmen, istenilen seviyelere getirilememesi, içinde bulunduğumuz coğrafyada ülkeler arası savaşın ve uzantılarının olumsuz yansıması ve ayrıca su başta olmak üzere iklim değişikliklerinin birim ürün hasat rekoltesini düşürmesi, maliyetleri ciddi oranda artırmıştır.</p>

<p>Her ticari faaliyette olduğu kadar catering sektöründe rekabet vardır. Bizim bu konudaki duruşumuz, diğer firmalar ne fiyat vermiş demekten ziyade işin bütçesine ve özel şartlarına bakarak maliyet muhasebemizin titiz çalışmasının çıktısına, üst yönetimimizi vereceği hedef rakamın oluru alınarak işe teklif verip, kısmetse alır ve bütçe kalemleri izlenerek işi yönetiriz. İşin matematiği sürdürülebilirlik için çok önemlidir ancak, sadece bu parametre de birçok kez karar almada tek başına etkili olmayabilir. Sektörümüzde özellikle yetişmiş aşçı, aşçı yardımcısı ve destek personelinin nitelik ve nicelik olarak sayısında yetersizlik vardır. Bu konuda Üniversitelerimiz meslek yüksekokullarına önemli görevler düşmektedir. Günümüz aşçıları ve hatta yardımcıları; yemek pişirme temel görevlerinin dışında; moleküler gastronomi, ısı transferi, besin kayıplarının önlenmesi, sıfır atık, su ve karbon ayak izi, maliyet, yazılım, HACCP ve atık yönetimi gibi konularda en azından Gıda Mühendisinin açıklamasını veya anlatımını anlayacak donanıma ve yeteneğe sahip olmalıdır.</p>

<p></p>

<p><img height="300" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/09/tayfun-kurdal-6.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Tayfun Kurdal</strong></p>

<p><strong>Kayra Yemek Genel Müdürü</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Merdiven altı üretimin önüne geçilmeli</strong></p>

<p>Pandemi boyunca, gıda enflasyonu genel enflasyon oranlarının üzerinde seyretmiştir. Bu durum pandeminin etkisiyle daha da belirgin hale gelmiştir. Gıda maddelerinde yaşanan yüksek fiyat artışları, milyonlarca tüketicinin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürmüştür. Bu fiyat artışları, sadece bireysel bütçeleri zorlamakla kalmayıp, aynı zamanda sektördeki tüm paydaşları da olumsuz yönde etkilemektedir. Sektörümüze yansıyan pandemi sürecinin getirdiği ekonomik belirsizlikler ve iklim değişikliğinin yol açtığı tarımsal zorluklar, gıda ürünlerinin maliyetlerinde artışa neden olmuştur. Tüketiciler arasında satın alma gücünde azalma gözlemlenirken, işletmeler de artan maliyetler ve değişken piyasa koşullarıyla başa çıkmak zorunda kalmaktadır. Bu koşullar altında, gıda sektörü hem kısa vadeli hem de uzun vadeli stratejiler geliştirmek zorundadır.</p>

<p>Artan maliyetler ve sürekli değişen piyasa koşulları karşısında, müşterilerimizin çıkarlarını en iyi şekilde koruyabilmek amacıyla stratejik bir yaklaşım benimsemekteyiz. Tedarik sağlamak ve maliyet belirsizliklerini en aza indirmek için uzun vadeli mal alım anlaşmaları yapmaktayız. Bu strateji, hammadde alım fiyatlarımızı sabitleyerek hem tedarik süreçlerimizdeki istikrarı artırmakta hem de maliyet dalgalanmalarının etkilerini en aza indirmektedir. Kayra Yemek olarak bu stratejiyle müşterilerimize yüksek kaliteli ürün ve hizmet sunmayı desteklerken, aynı zamanda sektördeki maliyet baskılarına karşı dayanıklılığımızı güçlendiriyoruz.</p>

<p>Kayra Yemek olarak sadece fiyat artışlarının yoğun olduğu bu dönemde değil, geçmiş yıllarda da tedarik stratejimizde önemli adımlar attık. Birçok alımımızı doğrudan üreticilerden gerçekleştirmekte ve aracılardan kaçınmaktayız. Bu yaklaşımımız, maliyetleri kontrol altında tutmamıza ve yüksek fiyatların etkilerini minimize etmemize olanak tanıyor. Bunun aksi olduğunda inanın mevcut fiyat aralıklarında yemek sunmamız mümkün olmayacaktır.</p>

<p>2024 ve 2025 yıllarında, sıkı para politikalarının sürdürülmesi yoluyla enflasyon oranlarının düşürülmesi ve ekonomik istikrarın sağlanması en büyük beklentimizdir.</p>

<p>Geçtiğimiz yıl ile karşılaştırıldığında, piyasaların daralma eğiliminde olduğunu ve bu daralmanın önümüzdeki dönemde de devam etmesini beklediğimizi öngörüyoruz. Sektördeki bu daralmanın, ekonomik koşullardaki belirsizlikler nedeniyle bir süre daha sürmesi muhtemel olarak düşünüyoruz.</p>

<p>Sektörümüzün en büyük sorunlarından biri olan merdiven altı üretimin önüne geçmek için etkili ve caydırıcı kamusal denetimlerin uygulanması büyük önem taşımaktadır. Aynı zamanda müşterilerin gıda güvenliği konusunda bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Tüketiciyi bilinçlendirmek, gıda güvenliği konusundaki farkındalıklarının artırılması bununla ilgili temel bir adımdır.</p>

<p>Sürdürülebilir gıda sistemlerinin oluşturulabilmesi için kent ile kırsal, üretici ile tüketici arasındaki bağın güçlenmesi gereklidir. Bu sebeple sektörde yeterince değil sürekli iş birliği ve dayanışma olması gerektiğini düşünüyoruz.</p>

<p>%100 makineleşme veya otomasyonun mümkün olmadığı, emek yoğun bir sektörde faaliyet göstermekteyiz. Bu sebeple nitelikli ve yetişmiş personel eksikliği daima bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Kayra Yemek olarak, meslek öğrenmeye istekli ve heyecanı olan arkadaşlarımızı eğiterek, bu alanda yetişmiş profesyoneller kazandırma çabasındayız. Bu yaklaşımımız hem sektördeki iş gücü açığını kapatmayı hem de iş gücümüzün kalitesini artırmayı amaçlamaktadır.</p>

<p></p>

<p><img height="288" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/09/sakir-ozen-portre-8.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Abidin Şakir Özen</strong></p>

<p><strong>Örnek Yemek Sanayi YKB </strong></p>

<p></p>

<p><strong>Verimli üretim yapısıyla maliyetler aşağıya çekilebilir</strong></p>

<p>Enflasyonu gıda ürünlerinin tetiklediğini hep birlikte görüyoruz. Gıda ürünleri ile alakalı tabii ki çok faktör var. Öncelikle tarımla ilgili olan plansız üretimler ve tarım konusundaki daha iyi planlamayla, daha verimli bir üretim yapısıyla maliyetlerimizi aşağıya çekmek söz konusu. Öte yandan da günümüzde ciddi bir küresel ısınma kaynaklı kuraklık söz konusu. Özellikle tarlalardaki ayçiçeklerinin bu yıl verimsiz olması nedeniyle şu anda bir fiyat artışı ile karşı karşıyayız ve bizim de ana girdimiz hizmet ve gıda olduğu için, özellikle fiyat dengemizdeki yapımızı bozuyor bu konular.</p>

<p>Maliyet artışlarını öncelikle direkt etkilenmemek üzere belli başlı planlamalar yapmaya çalışıyoruz. Özellikle tarla üzerinden bağlantılar ve ürünlerimizi direkt üretme yollarında bazı planlamalar yapıyoruz. Müşteri tarafına bunu direkt yansıtmak kolay olmuyor tabii ki. Malum, diğer sektörlerde de bazı olumsuz durumlar var. Verimlilik esaslı çalışıp ve doğru planlamalar yaparak bu tarz olumsuzluklardan en az şekilde etkilenmenin yollarını arıyoruz.</p>

<p>2025 yılına baktığınız zaman kolay bir yıl değil. Tabii son çeyreğe artık girmiş bulunmaktayız. Finans yönetimi ağırlıklı ve iç verimlilik esaslı geçti bu yıl. Yine aynı şekilde bu planlamalar üzerinde bu yılı tamamlamayı düşünüyoruz.</p>

<p>2024 yılına göre bu yıl biraz daha zor geçti ama yavaş yavaş toparlama sürecine gireceği umudundayız. Belli başlı alınacak önlemler ve beklenen faiz indirimleri ile biraz daha olumlu bir hava gelecek modunu taşıyoruz.</p>

<p>Sektörümüz direkt insan sağlığıyla alakalı bir sektör. Dolayısıyla kim bu sektörde faaliyet gösteriyorsa belli başlı kriterlere uymak zorunda. Bu kriterleri ve hijyen kurallarını yerine getirmeyenler, gerek Tarım İl Müdürlüğü gerek kolluk kuvvetlerimiz tarafından denetlenerek bu tarz mücadeleler devam ediyor.</p>

<p>Sektörümüzde çatı kuruluşumuz olan Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ve sektör temsilcileri ile dayanışma halindeyiz. Buradan özellikle Mutfak Akademi marifetiyle sektörümüze yetişmiş eleman anlamında destek olunuyor. Malum, doğru üretim ve doğru planlama ile iş verimliliği esaslı üretim yapmak zorundayız. Bu konunun çözümü de yetişmiş eleman kaynağı ile olacak.</p>

<p></p>

<p><img height="271" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/09/esra-kuyu-ozturk-mekas-2.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Esra Öztürk </strong></p>

<p><strong>Mekaş Yemek Sanayi Genel Müdür Yardımcısı </strong></p>

<p></p>

<p><strong>Tedarik zincirinde sürdürülebilir çözümler geliştiriyoruz</strong></p>

<p>Gıda enflasyonunun sürekli yükselmesi, maliyetlerimizi öngörülemez hale getirerek hem fiyatlandırma politikalarımızı hem de tedarik planlamamızı ciddi şekilde etkiliyor. Müşterilerimize sürdürülebilir kaliteyi sunabilmek için kâr marjlarımızdan fedakârlık etmek zorunda kalıyoruz. Ayrıca, ani fiyat dalgalanmaları sebebiyle uzun vadeli sözleşmelerde risk yönetimini daha dikkatli yapmak durumundayız. Sektör genelinde yaşanan bu zorluklar, tüm paydaşların daha esnek ve dayanıklı iş modellerine yönelmesini zorunlu kılıyor.</p>

<p>Maliyet artışlarını müşterilerimize tam anlamıyla yansıtmak ne yazık ki her zaman mümkün olmuyor, çünkü hizmet verdiğimiz kurumların bütçeleri de kısıtlı. Bu nedenle verimlilik artırıcı önlemler alıyor, israfı minimize ederek üretim süreçlerimizi optimize ediyoruz. Ayrıca yerli ve mevsimsel ürün kullanımına öncelik vererek tedarik zincirinde daha sürdürülebilir çözümler geliştiriyoruz. Finansal planlamamızı daha sık gözden geçirerek olası dalgalanmalara karşı hazırlıklı olmaya çalışıyoruz.</p>

<p>Aracılardan kaynaklı fiyat artışlarını azaltmak amacıyla, mümkün olduğunca üreticilerle doğrudan temas kurmaya özen gösteriyoruz. Özellikle temel gıda ürünlerinde tedarik zincirimizi sadeleştirerek maliyet avantajı sağlamaya çalışıyoruz. Kendi üretimimizi yapma fikrini ise uzun vadeli stratejik planlarımız arasında değerlendiriyoruz.</p>

<p>Yıl sonuna kadar gıda fiyatlarındaki dalgalanmanın devam etmesini, özellikle kırmızı et ve bakliyat grubunda baskının süreceğini öngörüyoruz. 2025’te ise enflasyonun kademeli olarak dengelenmesi halinde sektörün biraz nefes alabileceğine inanıyoruz. Ancak artan enerji ve işçilik maliyetleri nedeniyle fiyat baskısı sürecek gibi görünüyor. Bu dönemde hem dijitalleşme hem de maliyet verimliliğine odaklanarak rekabet gücümüzü korumayı hedefliyoruz.</p>

<p>2025 yılı, geçen yıla kıyasla maliyet baskılarının daha da arttığı, özellikle hammaddede ve iş gücünde öngörülemez artışların yaşandığı bir dönem oldu. Buna rağmen operasyonel verimliliğimizi artırarak ve kaynaklarımızı daha etkin kullanarak hizmet kalitemizi korumaya odaklandık. Müşteri tarafında ise bütçesel kısıtlar nedeniyle daha hassas bir fiyat değerlendirmesi söz konusu. Zorlu bir yıl olmasına rağmen, esnek yapımız sayesinde istikrarı sürdürmeye çalışıyoruz.</p>

<p>Merdiven altı üretim yapan firmalar hem halk sağlığı hem de haksız rekabet açısından sektörümüz için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bu nedenle denetimlerin daha sıkı ve etkin hale getirilmesi, caydırıcı yaptırımların artırılması büyük önem taşıyor. Aynı zamanda kayıtlı, kurallara uygun çalışan firmaların teşvik edilmesiyle sektörde kalite standartları yükseltilebilir. Biz de sektör paydaşları olarak bilinçlendirme çalışmalarına destek vererek bu mücadelede aktif rol alıyoruz.</p>

<p>Sektörümüzde iş birliği ve dayanışma ne yazık ki istenen seviyede değil; firmalar genellikle kendi sorunlarını bireysel çabalarla çözmeye çalışıyor. Oysa ortak sorunlara karşı birlikte hareket etmek hem hizmet kalitesini artırır hem de sektörel standartların yükselmesine katkı sağlar. Özellikle haksız rekabet, denetimsizlik ve maliyet baskısı gibi konularda kolektif bir duruşa ihtiyaç var. Bu anlamda sektörümüzde faaliyet gösteren tüm firmaların, MEKAŞ olarak bizim de yönetiminde yer aldığımız kısa adı BUYSAD olan Bursa Yemek Sanayicileri Derneği’ne üye olmaları, toplu yemek almak isteyen firmaların da BUYSAD üyelerinden bu hizmeti almaları önemlidir. Biz MEKAŞ olarak sektörel STK’larla daha fazla iletişim ve iş birliği içinde olmayı önemsiyoruz.</p>

<p>Evet, sektörde özellikle aşçılık, gıda güvenliği ve hijyen konularında yetişmiş, tecrübeli personel bulmak her geçen yıl daha da zorlaşıyor. Gençlerin sektöre ilgisinin düşük olması ve mesleki eğitimin yetersizliği bu sorunu derinleştiriyor. Bu nedenle hem iç eğitim programları geliştiriyor hem de meslek liseleri ve üniversitelerle iş birlikleri kurmaya çalışıyoruz. Sektörün sürdürülebilirliği için insan kaynağına yatırımın kaçınılmaz olduğuna inanıyoruz.</p>

<p>Toplu yemek sektörü, milyonlarca insanın sağlıklı ve dengeli beslenmesine katkı sağlayan stratejik bir alandır. Bu alandaki firmaların sürdürülebilirliğini sağlamak için denetimlerin adil, teşviklerin ise kapsayıcı olması büyük önem taşıyor. Ayrıca nitelikli iş gücü, gıda güvenliği ve kayıt dışılıkla mücadele konularında tüm paydaşların ortak hareket etmesi gerektiğine inanıyoruz. Biz MEKAŞ olarak bu sorumlulukla hareket etmeye ve sektöre değer katmaya devam edeceğiz.</p>

<p></p>

<p><img height="260" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/09/senay-oner.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Şenay Öner</strong></p>

<p><strong>AR Grup YK Üyesi </strong></p>

<p><strong>Yetişmiş personel bulmakta güçlük çekiyoruz</strong></p>

<p>Gıda enflasyonu bizi doğrudan etkileyen en önemli konulardan biri. Çünkü maliyetlerimizin büyük kısmını gıda ürünleri oluşturuyor. Türkiye’de uzun süredir devam eden fiyat artışları, menü planlamasından tedarik süreçlerine kadar her aşamayı yeniden düşünmemizi gerektiriyor. Biz bu süreçte öncelikle müşterilerimize kaliteli ve dengeli yemek sunmaya devam etmek için çaba gösteriyoruz. Bunun için hem yerel tedarikçilerle yakın çalışıyor hem de ürün çeşitliliğini doğru yönetmeye özen gösteriyoruz. Fiyatlar artıyor ama biz maliyet yönetimini daha verimli yapmak, israfı en aza indirmek ve operasyonel süreçleri optimize etmek zorundayız. Kısacası enflasyon, sektörümüzü zorlayıcı bir faktör ama aynı zamanda bizi daha yaratıcı, daha planlı ve daha dayanıklı olmaya teşvik ediyor.</p>

<p>Gıda sektöründe maliyet artışlarını müşteriye birebir yansıtmak mümkün olmuyor. Çünkü hem müşteri memnuniyetini hem de rekabet gücümüzü korumamız gerekiyor. Fiyatları aynı oranda artırırsak bu sefer talepte daralma yaşanabiliyor. Bu nedenle biz daha çok iç süreçlerimize odaklanıyoruz. Menü planlamasında mevsim ürünlerini tercih ederek maliyeti kontrol altına alıyoruz. Tedarikçilerle uzun vadeli anlaşmalar yaparak fiyat dalgalanmalarının etkisini azaltıyoruz. Ayrıca israfı en aza indirmek, porsiyonları dengeli ayarlamak ve operasyonel verimliliği artırmak da önceliklerimiz arasında. Kısacası maliyet baskısı elbette var ama bunu tek başına fiyat artışıyla çözmek yerine, daha sürdürülebilir yöntemlerle yönetmeye çalışıyoruz.</p>

<p>Aracıları azaltıp üreticiyle doğrudan çalışıyoruz. Hedefimiz, stratejik ürünlerde kendi üretimimizi yaparak hem maliyetleri öngörülebilir kılmak hem de gıda ekosisteminde sürdürülebilir bir oyuncu olmak.</p>

<p>Gıda enflasyonunun yıl sonuna kadar yüksek seyrini koruyacağını öngörüyoruz. Bu durum sektörümüzde maliyet baskısını devam ettirecek. 2025 için de çok hızlı bir düzelme beklemiyoruz; dalgalı bir seyir olabilir. Ancak biz firma olarak belirsizliklere rağmen operasyonlarımızı sürdürülebilir şekilde yönetmeye, maliyetleri kontrol altında tutmaya ve müşterilerimize en iyi hizmeti sunmaya odaklanıyoruz. Yani tablo kolay değil ama bu dönemi daha dayanıklı ve daha verimli bir yapıya geçiş için bir fırsat olarak görüyoruz.</p>

<p>Merdiven altı üretim maalesef hem sektörümüzü haksız rekabete zorluyor hem de toplum sağlığını tehdit ediyor. Bu konuda tek başına sektörün yapabilecekleri sınırlı. Bakanlık ve ilgili denetim kuruluşlarının daha sıkı ve düzenli denetimler yapması, kayıt dışı üretime karşı caydırıcı yaptırımlar uygulaması çok kritik. Biz firmalar olarak üzerimize düşeni yapıyoruz; hijyen ve kalite standartlarına uyarak şeffaf bir şekilde üretim ve hizmet veriyoruz. Ancak merdiven altı üretimle mücadele, özel sektör ile kamunun iş birliğiyle başarıya ulaşabilir. Bu iş birliği hem sağlıklı rekabet ortamı oluşturur hem de toplumun güvenilir gıdaya erişimini garanti altına alır.</p>

<p>Sektörümüzde dayanışma kültürü var ama yeterli seviyede olduğunu söylemek zor. Yemek Sanayicileri Derneği’nin uyarıları, sektör dergilerindeki paylaşımlar ve zaman zaman bakanlıktan gelen destekler elbette önemli katkılar sağlıyor. Bu çalışmalar sayesinde hem ortak sorunlarımız gündeme taşınıyor hem de sektör olarak daha görünür hale geliyoruz. Ancak daha güçlü bir birliktelik ve ortak hareket etme kültürüne ihtiyacımız var. Çünkü yaşadığımız sorunlar bireysel olarak çözülebilecek boyutun ötesinde. Özellikle gıda enflasyonu, merdiven altı üretim ve maliyet baskısı gibi konularda sektörün tek ses olması, bakanlıkla daha sürekli bir diyalog kurması gerekiyor. Kısacası dayanışma var ama bunu daha kurumsal ve daha güçlü bir yapıya dönüştürmemiz şart.</p>

<p>Sektörümüzde yetişmiş personel sıkıntısı maalesef ciddi bir sorun. Türkiye’de eğitim sisteminin yön değiştirmesiyle birlikte gençler daha çok üniversitelere yöneliyor, mesleki eğitim ve alaylı yetişme kültürü giderek zayıflıyor. Bu da mutfakta ya da operasyon tarafında çekirdekten yetişmiş personel bulmayı zorlaştırıyor. Alttan gelen kadrolar yeterince oluşmadığı için işletmeler zaman zaman ciddi personel açığı yaşıyor. Bu noktada çözümün sadece okul sıralarında değil, iş yerlerinde de üretilmesi gerekiyor. Bizim sektörde personelin kendi içinde plan, program ve iş birliği yapabilme becerisini geliştirmesi de çok önemli. Yani hem teknik hem de organizasyonel anlamda güçlü kadrolar gerekiyor. Sorunun aşılması için mesleki eğitimin yeniden cazip hale getirilmesi, staj ve uygulamalı eğitimlerin artırılması ve sektör-üniversite iş birliklerinin daha sıkı kurulması şart. Ayrıca firmaların da kendi içlerinde genç personeli yetiştirmeye yatırım yapmaları, sektörün geleceği için kritik.</p>

<p></p>

<p><img height="314" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/09/coskun-donmez-2.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Coşkun Dönmez</strong></p>

<p><strong>Yankı Yemek YKB</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Gıda enflasyonu önceki yıllar gibi zorlamıyor</strong></p>

<p>Gıdada geçmişte çok daha zor dönemler gördüğümüz için mevcut durumu daha ölçülebilir buluyoruz. Mevsimsel dalgalanmaları arındırdığımızda, gıda enflasyonu önceki yıllar kadar bizleri zorlamıyor. Pandemi sonrası 3 ayda bir yapmak zorunda kaldığımız fiyat geçişlerini artık 6 aya kadar uzatabiliyoruz. Ayrıca planlı ve anlaşmalı tarım yapıldığında bu artışlardan minimum düzeyde etkilenmek mümkün oluyor.</p>

<p>Maalesef açıklanan resmi enflasyon ile mutfaktaki reel enflasyon arasında %50’ye varan farklar oluşabiliyor. Müşterilerimiz de bunun farkında. Önceki yıllarda ekonomik çarklar daha sağlıklı döndüğü için anlaşmalar yapmak kolaydı. Ancak bugün ekonomik daralmadan dolayı karşı taraf da farkı bilse bile çoğu zaman aksiyon alamıyor. Yine de aynı gemide olduğumuz için çoğu zaman ortak bir yol buluyoruz; bulamadıklarımızla ise yollarımızı ayırıyoruz.</p>

<p>Genel giderler, işçilik ve nakliye maliyetlerinin hızla arttığı bir dönemdeyiz. Bu artışların önüne geçmek mümkün olmadığında satın almayı daha güçlü ve ekonomik yapmak zorunlu hale geliyor. Bu da üreticiyle doğrudan çalışmayı veya bizim yaptığımız gibi sera yatırımlarına yönelmeyi beraberinde getiriyor. Elbette bunlar tamamen finans gücüyle ilgili. Ne kadar ilk ele giderseniz, o kadar nakit yoğun bir sistemin içine giriyorsunuz.</p>

<p>Endüstriyel gıda sektörü 2025 başından bu yana %25 küçülmüş durumda. İşletmeler, maliyetleri düşürmek adına daha küçük ve riskli firmalarla çalışmaya yöneldiler. Ancak hijyen, gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik sorunları nedeniyle tekrar kurumsal firmalara dönüşler olsa da, bu durum kapasite kaybımızı telafi etmiyor. Ayrıca sektörde personel sayılarındaki azalma ve finansman sorunları, önümüzdeki süreçte meslektaşlarımızı ciddi şekilde zorlayacak.</p>

<p>Az önce de belirttiğim gibi, endüstriyel gıda sektörü bu yıl %25 küçüldü. Yıl sonuna kadar %10 daha daralmasını bekliyorum.</p>

<p>Her sektörde olduğu gibi talep, arzı belirliyor. Talep oldukça alternatif işletmeler ortaya çıkıyor. “Merdiven altı” ifadesini her zaman olumsuz algılamak doğru değil; aralarında imkânları kısıtlı ama işini düzgün yapan işletmeler de var. Ancak bir yanlış, bin doğruyu gölgeliyor. Bu noktada sektör paydaşlarına işimizin toplum sağlığını ne kadar yakından ilgilendirdiğini, tek bir hatanın yaratacağı sonuçları iyi anlatmalıyız. Bunun için İl Sağlık Müdürlükleri ve STK’lar (özellikle BUYSAD) aracılığıyla eğitimler ve sempozyumlar düzenlenmeliyiz. Ne kadar çok meslektaşımızı bilinçlendirirsek hem sektör hem toplum sağlığı için o kadar fayda sağlamış oluruz.</p>

<p>Endüstriyel gıda sektöründe işbirliği ve dayanışma, ancak kaliteyi yükseltmek ve sektörü ileriye taşımak için anlam kazanır. Bu anlamda BUYSAD üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmektedir.</p>

<p>2025 yılında öne çıkan temel sorun istihdam yetersizliği ve ücret dengesizliği oldu. Ekonomik zorluklar, toplumsal dengeleri de bozdu. Sektörel refah sağlanmadan bu sorunu aşmak mümkün görünmüyor. Bu nedenle 2026 yılında gıda fiyatlarının çok daha yüksek oranlarda artacağını öngörüyoruz. Gıda sektörü çalışanlarının da diğer sektörlerdeki çalışanlar gibi sosyal refahı hak ettiğini gösterebilmeliyiz. Çalışma koşullarının ağır olması, özellikle gece mesailerinde istihdamı zorlaştırıyor. Bu nedenle sektörün bir an önce Cook &amp; Chill sistemine (pişir – hızlı soğut – sakla – sevket – ısıt – sunum) geçmesi hem çalışan motivasyonunu artıracak hem de gıda güvenliğini en üst seviyeye çıkaracaktır.</p>

<p>Endüstriyel yemek sektörünün hak ettiği değeri bulabilmesi için tüm paydaşların toplum sağlığını ön planda tutarak faaliyet göstermeleri gerekir. Bu süreçte tüm meslektaşlarımızın BUYSAD’dan destek alabileceklerini bilmelerini isterim.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sektörel Haberler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/hazir-yemek-sektoru-yeni-stratejiler-ariyor</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Sep 2025 10:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/09/1529-m1.jpg" type="image/jpeg" length="39639"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Konut piyasası umutlanıyor]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/konut-piyasasi-umutlaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/konut-piyasasi-umutlaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnşaat sektörü temsilcileri, kredi kısıtlamalarının kaldırılması halinde konut talebinde ciddi bir artış yaşanacağı görüşünde birleşiyor. Uzmanlara göre, son dönemde durgun seyreden konut piyasası, krediye erişimin kolaylaşmasıyla yeniden ivme kazanabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>GÖKSEL BAŞARAN - HIDIRCAN KAYA</strong></p>

<p>Sektörden gelen değerlendirmelere göre kredi serbestisi, kısa vadede %15–20 seviyelerinde, orta vadede ise %40–50’ye varan bir talep artışı yaratabilir. Özellikle kentsel dönüşümün öneminin artmasıyla, beklemede kalan talebin hızla devreye gireceği ifade ediliyor.</p>

<p><strong>Yüksek arsa maliyeti konut fiyatlarını yukarı çekiyor</strong></p>

<p>İnşaat sektörünün temsilcileri, konut fiyatlarının ulaştığı seviyelerde en kritik unsurun yüksek arsa maliyetleri olduğunu vurguluyor. Arsanın konut maliyetinin neredeyse yarısını oluşturduğuna dikkat çekiliyor. Bu noktada, kamunun öncülüğünde geliştirilecek “Uygun Arsa Modeli”nin sektöre önemli bir rahatlama sağlayacağı, maliyetleri düşürerek konutun erişilebilir hale gelmesine katkıda bulunacağı ifade ediliyor.</p>

<p><strong>1’inci el satışları artırmak için yeni modeller</strong></p>

<p>TÜİK verilerine göre 2025’in ilk yarısında 1. el konut satışlarının toplam satışlar içindeki payı %30,8’de kaldı. Sektör temsilcileri, bu oranı yükseltmek için üreticilerin daha küçük metrekareli, uygun fiyatlı projelere yönelmesi, esnek ödeme planları geliştirmesi ve modüler inşaat teknikleriyle maliyetleri azaltması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca enerji verimli projeler ve kira garantili satış modelleri de tüketici güvenini artıracak çözümler arasında gösteriliyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><img alt="Naci Şahin-2" class="detail-photo img-fluid" height="341" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/09/naci-sahin-2.jpg" width="350" /></p>

<p><strong>Naci Şahin</strong></p>

<p><strong>Burçin İnşaat A.Ş.</strong></p>

<p><strong>Yön. Kur. Bşk.</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Durgunluğun nedeni, krediye erişim güçlüğü</strong></p>

<p>Kredi kısıtlarının kaldırılması, konut alıcılarının en büyük engellerinden birinin ortadan kalkması anlamına gelir. Bugün konut talebinde yaşanan durgunluğun en önemli nedenlerinden biri krediye erişim güçlüğüdür. Bu nedenle kredi koşullarının gevşetilmesi, piyasada ciddi bir hareketlilik yaratacaktır. Benim öngörüm, kredi kısıtlamalarının kaldırılmasıyla birlikte konut talebinde en az %15 oranında bir artış yaşanacağı yönündedir. Ayrıca, son yıllarda yaşanan depremler nedeniyle kentsel dönüşümün toplumda daha fazla önem kazanması da talebi artırıcı bir unsur olacaktır. Kentsel dönüşümün yarattığı bu etkiyi de hesaba kattığımızda yaklaşık %10 oranında ek bir talep artışı olacağını düşünüyorum. Dolayısıyla, hem kredi kolaylıkları hem de kentsel dönüşüm dinamikleri birleştiğinde konut talebinde ciddi bir canlanma yaşanacaktır.</p>

<p>Arsa maliyetleri, bugün konut fiyatlarının yükselmesinde en kritik faktörlerden biri haline gelmiştir. Özellikle Bursa özelinde, belediyeler yeni imarlı arsa üretmediği için mevcut arsalar sınırlı kalmakta ve bu da fiyatların olağanüstü şekilde yükselmesine neden olmaktadır. Şu anda piyasada imarlı arsaların fiyatları normal değerlerinin 2 hatta 3 katına çıkmış durumda. Bu durum hem üreticiyi hem de tüketiciyi zor durumda bırakıyor. Dolayısıyla, “Uygun Arsa Modeli” gibi projeler, sektör için çok büyük bir rahatlama sağlayabilir. Belediyelerin arsa üretiminde daha aktif rol alması, özellikle de kentsel dönüşümü destekleyecek şekilde uygun fiyatlı arsa sunması, hem konut maliyetlerini aşağı çeker hem de sektörün önünü açar. Böyle bir modelin hayata geçirilmesi, konut fiyatlarının dengelenmesi ve daha erişilebilir hale gelmesi açısından son derece etkili olacaktır.</p>

<p>1. el konut satışlarının düşük kalmasının en önemli nedenlerinden biri, yeni konutların yüksek maliyetler nedeniyle alıcıya pahalıya mal olmasıdır. Bunun yanında, kentsel dönüşüm projelerinin istenilen hızda ilerlememesi de bu tabloya katkı sağlamaktadır. Üretici olarak bizlerin atması gereken en önemli adım, belediyelerle iş birliği yaparak kentsel dönüşümü daha cazip hale getirmektir. Eski binaların yıkılarak yerine modern, güvenli ve enerji verimli yeni konutlar yapılması hem kent estetiği hem de güvenlik açısından önemlidir.</p>

<p>Enflasyonun yüksek seyretmesi ve faiz oranlarının ciddi şekilde artması, konut alıcılarını olduğu kadar üreticileri de olumsuz etkiliyor. Bugün birçok kişi konut sahibi olmayı ertelemek zorunda kalıyor. Bu da üretim ve yatırım planlarımızda temkinli davranmamıza neden oluyor. Ancak kredi koşullarının iyileşmesi halinde bu tablo tamamen değişebilir. Krediye erişimin kolaylaşması, alıcı tarafında güven ve iştahı artırırken biz üreticilerin de daha cesur adımlar atmasını sağlar. Böyle bir ortamda, sektör genelinde üretim ve yatırım planlarında yaklaşık % 40 oranında bir artış yaşanacağını öngörüyorum. Bu, yalnızca konut satışlarını artırmakla kalmaz, aynı zamanda inşaat sektörünün tüm yan kollarında (malzeme, istihdam, lojistik vb.) bir canlanma yaratır. Sonuç olarak, kredi koşullarının iyileştirilmesi hem arzı hem de talebi aynı anda canlandırarak ekonomiye ciddi bir çarpan etkisi kazandıracaktır.</p>

<p></p>

<p><img alt="Murat Evke-4" class="detail-photo img-fluid" height="436" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/09/murat-evke-4.jpeg" width="350" /></p>

<p><strong>Murat Evke</strong></p>

<p><strong>Evke Yapı</strong></p>

<p><strong>Uygun arsa temini, güçlü bir araçtır</strong></p>

<p></p>

<p>Şunu net olarak ifade edeyim: kredi kısıtlarının azaltılması veya kaldırılması konut talebinde hızlı bir canlanma tetikler; kısa vadede (6–12 ay) %20–40 arası bir talep artışı mümkün görünüyor. Ancak burada önemli bir düzeltme yapmak lazım: yalnızca kredi kısıtlarının kalkması tek başına piyasayı tam anlamıyla eski hareketliliğe ve güven düzeyine geri döndürmez. Piyasadaki genel ekonomik koşulların (enflasyon, istihdam, reel gelir) ve tüketici güveninin/moralinin de belirli bir toparlanma göstermesi gerekir. Bu unsurlar yatırım amaçlı talebi, alım kararlarını ve fiyat beklentilerini doğrudan etkiliyor. Dolayısıyla kredi engelinin kalkması bir katalizör — fakat tam toparlanma için ekonomik istikrar ve alıcı moralinin iyileşmesi gereklidir.</p>

<p>Uygun arsa temini çok güçlü bir araçtır ve maliyetler üzerinde direkt etki yapar. Ancak tek başına “ucuz arsa” çözümün tamamı değildir. Şunu vurgulamak isterim: arsa maliyetlerinin düşürülmesi maliyet tarafında önemli bir avantaj sağlarken, enflasyonist bir ortam sürdüğü sürece inşaat girdileri (çimento, çelik, enerji, işçilik) ve finansman maliyetleri yüksek kalacağından konut fiyatlarının gerçekte düşmesi sınırlı olacaktır. Bu nedenle:</p>

<p>Uygun arsa + enflasyonu kontrol altına alma politikaları + tedarik zinciri maliyetlerinin stabil hale getirilmesi bir arada uygulanmalı.</p>

<p>Kamunun altyapı katkısı, uzun vadeli imar tahsisleri, parsel bazlı teşvikler ve şeffaf süreçlerle desteklenirse etki katlanır.</p>

<p>Kısacası; uygun arsa modelinin etkinliği yüksek ama etkinliği maksimize etmek için makroekonomik istikrar ve maliyet kontrolü de şarttır.</p>

<p>Benim bakış açıma göre üretici olarak atmamız gereken adımlar daha geniş bir strateji gerektiriyor. Sizin de belirttiğiniz gibi farklı tasarım projeleri üretmek ve Türkiye piyasasına uygun ekonomik projelere odaklanmak kritik. Buna ek olarak:</p>

<p>Konut tipolojilerini çeşitlendirmek: Daha küçük metrekareli, fonksiyonel, uygun fiyatlı konut üniteleri; esnek planlar; ortak kullanım alanlarıyla maliyet-etkin çözümler.</p>

<p>Seri üretim ve modüler inşaat teknikleri kullanarak maliyet ve süreyi azaltmak.</p>

<p>Yerel pazara uygun proje paketleri: Farklı gelir gruplarına yönelik ödeme planları, devlet desteklerine uygun projeler ve kira-satın alma modelleri.</p>

<p>Müşteri güvenini artıracak garanti, şeffaf sözleşme, net metrekare bilgisi ve güçlü satış sonrası hizmetleri sunmak.</p>

<p>Kamu-özel sektör iş birlikleri ile uygun arsa temini sağlamak ve imar süreçlerini hızlandırmak.</p>

<p>Bu kombinasyon, 1. el satışların payını artırmada etkili olacaktır.</p>

<p>Kredi koşullarında anlamlı bir iyileşme üretimi, yatırıma ve proje ölçeğine doğrudan olumlu yansır. Ancak verilerin (enflasyon, faiz, ekonomik büyüme göstergeleri) sürdürülebilir şekilde iyileşmesi de bizim yatırım iştahımızı ve risk alma kapasitemizi büyütecektir. Beklentilerim şunlardır:</p>

<p>Kısa vadede stok erimesi hızlanır; bekleyen projeler hızla hayata geçirilir.</p>

<p>Orta/uzun vadede daha büyük ölçekli projelere (kentsel dönüşüm, karma kullanım, işyeri projeleri) yatırım yapılır.</p>

<p>Finansman yapısını daha uzun vadeli, sabit maliyetli borçlandırma lehine yeniden düzenleyebiliriz.</p>

<p>İstihdam ve tedarikçi ağında canlanma olur; tedarik zinciri yatırımları artar.</p>

<p>Özetle, kredi koşullarının iyileşmesi katalizör; ancak sürdürülebilir büyüme için makro verilerin stabil ve olumlu seyretmesi gerekir. Bu şartlar altında biz de daha cesur yatırım kararları alır, büyük ölçekli ve toplumsal fayda sağlayan projeleri uygulamaya koyarız.</p>

<p></p>

<p><img alt="Sertaçkaraalp (3)-5" class="detail-photo img-fluid" height="366" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/09/sertackaraalp-3-5.JPG" width="350" /></p>

<p><strong>Sertaç Karaalp</strong></p>

<p><strong>Alpiş Holding Yönetim Kurulu Başkanı </strong></p>

<p><strong>Doğru lokasyonda doğru proje yapılmalı</strong></p>

<p>Kredi kısıtlarının kalkması konut piyasasının canlanmasına elbette katkı sunar. Ancak gözden kaçırılmaması gereken birkaç nokta daha var. Kredi kısıtlarının kaldırılmasının yanı sıra konut kredi faiz oranlarının da düşmesi gerekiyor. Konut kredi faiz oranları şu an 2,60 ila 3,20 aralığında. Bir kere önce bu oranın 2’nin altına inmesi lazım.</p>

<p>Bir de üretici tarafı var. Kredi dışında vatandaşın ihtiyacına göre konut üretmek de lazım. Şurada bir yanılgıya düşmeyelim. İkinci el satışların yüzde 50’den fazlası ihtiyaçtan dolayı gerçekleşiyor. Vatandaşın, esnafın, tüccarın kendi ihtiyaçlarını karşılamak, işini yürümek için sattığı konutlar. O yüzden konut alım iştahının çok canlı olduğunu söyleyemeyiz.</p>

<p>Sıfır konutların satışlarının artması için kredi kısıtlarının ve faiz oranlarının revize edilmesinin yanı sıra üreticinin de doğru lokasyonda doğru proje yapması gerekiyor.</p>

<p>Özetle; üreticiler nitelikli projeleri hayata geçirmeli, kredi kısıtlaması kalkmalı, ve de konut faizleri 2‘nin altına inmeli.</p>

<p></p>

<p><img height="336" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/09/seref-demir-10.JPG" width="350" /></p>

<p><strong>Şeref Demir </strong></p>

<p><strong>İMSİAD YKB</strong></p>

<p><strong>Konut piyasasında canlanmanın anahtarı: Finansman ve uygun arsa üretimi</strong></p>

<p>Konut sektörü uzun süredir yüksek enflasyon, faiz oranları ve kredi kısıtlamalarıyla boğuşuyor. Krediye erişimdeki zorluklar vatandaşların konut alım iştahını frenlerken, üreticileri de yeni projeler konusunda temkinli davranmaya zorluyor. Bugün gelinen noktada, sektörün yeniden ivme kazanabilmesi için hem finansman koşullarının iyileştirilmesi hem de uygun maliyetli arsa üretiminin öncelikli gündem olması gerekiyor.</p>

<p>Konut piyasasında kredi, özellikle orta gelir grubu için vazgeçilmez bir unsur. Son dönemde krediye erişimdeki sınırlamalar, talebin önemli ölçüde ötelenmesine yol açtı. Kısıtlamaların kaldırılması halinde piyasaya girmeyi bekleyen bu kitlenin devreye girmesiyle, kısa vadede %30-40 arasında bir talep artışı yaşanması öngörülüyor. Özellikle büyükşehirlerde, bekleyen talep stoğu düşünüldüğünde bu artış daha yüksek oranlara ulaşabilir. Konut fiyatlarının ulaştığı seviyelerde en büyük etkenlerden biri yüksek arsa maliyetleri. Bugün arsanın, konut maliyetinin neredeyse yarısını oluşturduğu görülüyor. Bu durum, uygun fiyatlı konut üretimini imkânsız hale getiriyor. Bu noktada gündeme gelen “Uygun Arsa Modeli”, sektör açısından kritik bir çözüm aracı olabilir.</p>

<p>• Kamu arazilerinin konut üretimine açılması,</p>

<p>• Belediyeler öncülüğünde arsa üretim stratejileri geliştirilmesi,</p>

<p>• Uzun vadeli planlarla arsa arzının artırılması,</p>

<p>• Arsanın rant aracı olmasının önüne geçilerek, arsa stokçuluğu önlenmeli</p>

<p>konut fiyatlarını erişilebilir seviyelere çekebilecek en etkili yöntemler arasında yer alıyor.</p>

<p>TÜİK verilerine göre, 2025’in ilk yarısında 1. el konut satışlarının toplam içindeki payı %30,8’de kaldı. Bu oran, üretimin cazibesini yitirdiğinin açık göstergesi. Vatandaş, krediye ulaşamadığı ve fiyatlar yüksek kaldığı için ikinci el konutlara yöneliyor. Bu tablonun tersine çevrilebilmesi için üreticilerin de adımlar atması şart. Daha küçük metrekareli ve erişilebilir fiyatlı projelere yönelmek, güven ortamını pekiştirecek tamamlama sigortası gibi sistemleri hayata geçirmek, ayrıca Gayrimenkul Yatırım Fonları (GYF) ve BES benzeri finansman modelleri ile yeni çözümler geliştirmek sektör için kaçınılmaz görünüyor. Enflasyon ve yüksek faizler hem vatandaşın alım gücünü daraltıyor hem de üreticinin yatırım iştahını azaltıyor. Bugün birçok firma yeni proje lansmanlarını ötelemek zorunda kalıyor. Ancak kredi koşullarının iyileşmesi halinde:</p>

<p>• Yeni projeler hızla devreye girer,</p>

<p>• Üretim artışıyla birlikte istihdam genişler,</p>

<p>• 250 yan sektörlerde ciddi bir hareketlilik yaşanır,</p>

<p>• Reel ekonominin tamamına olumlu katkı sağlanır.</p>

<p>• En önemlisi riskli yapı stoğunu dönüşümü azaltılmış olacak.</p>

<p>Konut sektörünün sürdürülebilir bir şekilde büyüyebilmesi hem krediye erişimin kolaylaşmasına hem de arsa maliyetlerinin düşürülmesine bağlı. Kredi kısıtlarının kaldırılması piyasaya kısa vadede canlılık kazandırırken, “Uygun Arsa Modeli” ile sağlanacak yapısal çözüm, uzun vadede erişilebilir konut üretiminin kapısını aralayacaktır.?</p>

<p>Türkiye ekonomisinin lokomotiflerinden biri olan inşaat sektörünün yeniden güçlü bir ivme kazanabilmesi için bu iki adımın bir an önce atılması hem sektör temsilcilerinin hem de toplumun ortak beklentisi durumunda.</p>

<p></p>

<p><img height="349" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/09/yusuf-sehitoglu-yeni-3.jpg" width="350" /></p>

<p></p>

<p><strong>Yusuf Şehitoğlu</strong></p>

<p><strong>Şehitoğlu İnşaat YKB</strong></p>

<p><strong>Sektör, finansman baskısı altındadır</strong></p>

<p>Gayrimenkul sektörü birinci derecede kredili duyarlı bir alandır. Konut sahipliğiyle ilgili bir kısıtın olması açıkçası çok mantıklı değil. Tüm dünyada gayrimenkul kullanım amacından gelir getirici ve kazanç sağlayıcı, enflasyona karşı en korumacı finansal yatırım araçlarının başında gelmektedir. Kısıtın kalkması ve faiz düşüşü üzerine marjinal değer ölçümlemesi olmasa da önemli bir artış yaşanacaktır.</p>

<p>Uygun arsa modeli etkili olmasına olur ancak şehirlerin yeni nesil planlamaya ihtiyaçları vardır. Özellikle eski planlarla ilerleyen şehirlerde arazi maliyetlerini çok daha fazla yaşıyoruz. Konya gibi, Gaziantep gibi, Kayseri gibi yeni nesil planların olduğu, ölçek olarak bütünsel planların yapıldığı şehirlerde daha az yaşanmaktadır. Bu çerçevede hem kentsel dönüşümün bütünsel şehir planının hem de imar planlarının bütünsel revizyonu gerekmektedir.</p>

<p>İlk olarak bankaların ve yeni nesil finansal enstrümanların kullanılması gerekmektedir. Geleneksel kredi araçlarının dışında, fonlar, kitlesel fonlar, tokenizasyon, paylaşımlı mülkiyet, gayrimenkul kira sertifikaları gibi araçlarla ürün çeşitlenmesine gidilmelidir. Bu noktada mevzuat tarafında çok hızlı düzenlemelere ihtiyaç vardır.</p>

<p>Tüm sektör finansman baskısı altındadır. Hem üretici hem de tüketici tarafı bunu yakından hissetmekte ve hatta tedarikçileri de buna ilave edebiliriz. Finansmana ulaşım imkanı ve koşullarının üretici ve tüketici için uygun hale gelmesi her alanda ivmeyi arttıracaktır.</p>

<p></p>

<p><img height="525" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/09/mustafa-altin-3.jpg" width="350" /></p>

<p></p>

<p><strong>Mustafa Altın</strong></p>

<p><strong>Makaza Altın İnşaat YKB</strong></p>

<p><strong>Arsa bedeli çok fazla</strong></p>

<p>Konut alımlarında kredi kullanımı en önemli belirleyici unsurlardan biridir. Şu an krediye erişimdeki kısıtlar nedeniyle birçok hane konut talebini ötelemektedir. Kısıtların kaldırılması ve kredi faizlerinin erişilebilir seviyelere inmesi durumunda konut talebinde ilk 6 ay içerisinde %25-30 seviyelerinde bir artış öngörüyoruz. Özellikle orta gelir grubunun beklemede kalan talebi devreye girecektir.</p>

<p>Konut maliyetlerinin yaklaşık %40-50’sini arsa bedeli oluşturmaktadır. Bu oran dünya ortalamasının oldukça üzerindedir. Kamu eliyle geliştirilecek “Uygun Arsa Modeli”, sektörde üretim maliyetlerini düşürerek hem arzı artırır hem de fiyatların dengelenmesine katkı sağlar. Özellikle şehir merkezlerine yakın, altyapısı hazır arsaların üreticiye sunulması halinde konut fiyatlarında % 15-20 oranında bir iyileşme sağlanabilir. Bu model, dar ve orta gelirli vatandaşların erişilebilir konuta ulaşması açısından da kritik öneme sahiptir.</p>

<p>1.el konutların düşük payının temel nedeni fiyatların yüksekliği ve krediye erişim zorluklarıdır. Üretici olarak bu oranı artırmak için:</p>

<p>• Esnek ödeme planları (peşinat erteleme, ara ödemesiz uzun vadeler) sunmak,</p>

<p>• Müşteriye kira garantili satış veya farklı finansman modelleri geliştirmek,</p>

<p>• Enerji verimli ve düşük aidatlı projeler üretmek,</p>

<p>• Tüketicinin güvenini artıracak şeffaf teslim süreçleri ve garanti sistemleri uygulamak,</p>

<p>önceliklerimiz arasında olacaktır. Bu adımlar, 1. el konutun tercih edilirliğini artıracaktır.</p>

<p>Kredi koşullarının iyileşmesiyle birlikte konut talebinin artacağı öngörülmektedir. Bu durumda sektör olarak:</p>

<p>• Yeni projelerin lansmanlarını hızlandırır, ertelenmiş yatırımları devreye alırız.</p>

<p>• Üretim planlarında özellikle orta gelir grubuna yönelik erişilebilir konut projelerine ağırlık veririz.</p>

<p>• İstihdam kapasitesi genişler, yan sektörlerde de (demir, çimento, mobilya, beyaz eşya) ciddi hareketlilik olur.</p>

<p>• Yatırımcı güveni artar ve yabancı yatırımcıların da Türkiye konut pazarına ilgisi yükselir.</p>

<p></p>

<p><img height="523" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/09/macid-ilker.jpeg" width="350" /></p>

<p><strong>Macid İlker</strong></p>

<p><strong>Kıvam Grup YKB</strong></p>

<p><strong>Kredi koşulları iyileşmeli</strong></p>

<p>Mevcut ekonomik koşullar ve bastırılmış konut talebi göz önüne alındığında, kredi kısıtlamalarının kaldırılması durumunda, konut talebinde 3-6 ay süreli kısa vadede yüzde 20-30, 6-12 ay süreli orta vadede ise yüzde 40-50 civarında bir artış yaşanması öngörülebilir. Ve bu artış ilk defa konut sahibi olacaklar ile özellikle yatırımcılar için de piyasada hareketlilikler yaşanabilir.</p>

<p>Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, konut maliyetlerinin yüzde 40-50’sini arsa maliyetleri oluşturmaktadır. Bu oran büyükşehirlerde daha da yüksek olmaktadır. Yüksek arsa maliyetlerini düşürmeye yönelik ‘Uygun Arsa Modeli’, konut üretim maliyetlerini azaltarak fiyatların dengelenmesine ve erişilebilir konut arzının artmasına önemli katkı sağlar.</p>

<p>Bu model, özellikle alt ve orta gelir grubu için konut talebini karşılamada sektör açısından etkili bir çözüm olabilir.</p>

<p>Böyle bir model uygulanabilirse konut fiyatları yüzde 20-25 oranında kendiliğinden azalmış olur ve böylece orta gelir grubunun konut alabilmesini rahatlatır.</p>

<p>Kamu arazileri yapılaşmaya açılmalı ve büyük şehirlerde imar planı yaparken şeffaf ve dengeli olmasının da göz önüne bulundurulmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Önce kaliteli ve düzenli, depreme dayanıklı, enerji verimliliği yüksek sürdürülebilir konutlar inşa edilmelidir.</p>

<p>Maliyetleri optimize eden yenilikçi inşaat tekniklerine yönelerek daha ulaşılabilir fiyatlarla konut üretmek ve alıcıya cazip ödeme seçenekleri sunmak gerekir. Ayrıca, hedef kitleye yönelik doğru lokasyon ve konut tipi seçimleriyle talep odaklı projeler geliştirmek de kritik öneme sahiptir.</p>

<p>Konut sahibi olmak isteyenlere esnek ödeme planları sunulabilmeli, diğer taraftan bankalar da uzun vadeli krediler açabilmeli. Ayrıca, düşük faizli konut kredisi kampanyaları düzenlenebilmelidir.</p>

<p>Bir kere üretim hızlı ve seri olmalı. Yatırım alanı sadece büyükşehirlerde değil Anadolu’da da yatırımların planlanması lazım. Anadolu’daki şehirlere de planlama yapılabilmeli. Maliyet yönetimi yapmalı ki, işte o zaman konut fiyatları düşer.</p>

<p>Kredi koşullarının iyileşmesi, talebi canlandırarak konut satışlarını artıracağından, sektör üretim kapasitesini genişletmeye ve yeni projelere daha hızlı başlamaya yönelecektir. Bu durum, yatırım planlarının öne çekilmesine ve özellikle alt ve orta gelir grubuna yönelik projelere ağırlık verilmesine neden olabilir. Aynı zamanda, artan talep öngörüsüyle birlikte arsa yatırımları ve iş gücü planlamasında da ölçek büyütme eğilimi görülebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sektörel Haberler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/konut-piyasasi-umutlaniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Sep 2025 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/09/1527-m1.jpg" type="image/jpeg" length="57075"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Makine ihracatı 16 milyar dolara yükseldi]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/makine-ihracati-16-milyar-dolara-yukseldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/makine-ihracati-16-milyar-dolara-yukseldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de ocak-temmuz döneminde serbest bölgeler dahil toplam makine ihracatı yüzde 0,9 artışla 16,2 milyar dolara ulaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Makine İhracatçıları Birliğinden (MAİB) yapılan açıklamada, ocak-temmuz dönemi makine imalat sektörü verileri paylaşıldı. Verilere göre, söz konusu dönemde serbest bölgeler dahil toplam makine ihracatı yüzde 0,9 artışla 16,2 milyar dolara ulaştı. İhracatı miktar bazında yüzde 6,1 azalan sektör, ortalama kilogram fiyatlarını yüzde 6,7 artışla 7,9 dolara yükseltti. Temmuzda aylık bazda yüzde 4,4'lük yükseliş kaydeden sektörün, yıllıklandırılmış verilere göre ihracatı ise yüzde 0,6 artışla 28,4 milyar dolar oldu. İhracatçı Birlikleri kayıtlarına bakıldığında geçen ay pozitife dönen Almanya'ya makine ihracatı, 7 aylık dönemde yüzde 1,7 yükseldi. Söz konusu dönemde 1,8 milyar dolarlık ihracatın gerçekleştiği Almanya'nın ardından, 1 milyar dolarla ABD ikinci sırada yer aldı. ABD'ye aylık bazda yüzde 9,2'lik dikkati çekici bir ihracat artışı kaydedilen temmuzda, Kazakistan'a ihracat yüzde 46, Fas'a ise yüzde 37 yükseldi. Rusya'dan sonra en fazla daralma yaşanan pazar Polonya oldu. Temmuzda ambalaj makineleri ile ısıtıcı ve fırınların ihracatında yüzde 40'ın üzerinde artışlar görülürken, aylık bazda en fazla düşüş rulmanlar ile kauçuk ve plastik işleme makinelerinde yaşandı. 7 aylık dönemde en büyük ihracat kalemi yüzde 4,7 artışla evsel ve endüstriyel soğutma makineleri oldu. Açıklamada görüşlerine yer verilen Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu, ABD-AB gümrük anlaşmasının güç dengelerinde yeni bir mimarinin sancılı doğumu olduğunu ifade etti. Karavelioğlu, Rusya ile anlaşamadıkları takdirde bu ülke ile ticaret yapan ülkelere ikincil tarifeler uygulayacağı tehdidini sürdüren Trump'ın, bu itibarla Hindistan'ın gümrük vergisini yüzde 50'ye yükseltmesinin vergi silahını çekinmeden kullanmaya devam edeceğini gösterdiğini kaydetti. Süreci el yükselterek açan ama müzakere masasında ABD’nin baskılarına boyun eğen AB'nin belirsizliğin maliyetine katlanmaktansa zaten yüksek olan kazancından fedakarlık etmeyi kabullenerek pragmatik bir yaklaşım sergilediğine işaret eden Karavelioğlu, şunları aktardı: "Transatlantik ticareti iyileştirmek gayesine dayandırdığı tavizler, ticari entegrasyonumuzun en fazla olduğu bu kıtanın sanayi ve imalat sektörüne yüksek mali külfetler getireceğinden bizim gibi ana tedarikçilerini de etkileyecek. Fakat yapılan anlaşmanın, makine ihracatımız için kritik önemdeki Almanya'yı göreli olarak koruduğunu düşünüyor ve bu ülkeye ihracatımızda yakın vadede olumsuz bir tablo yaşanmayacağını öngörüyoruz."</p>

<p><strong>"Kısıtsız ve uygun finansmana erişim sektörün kaldığı yerden devamı için elzem"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Karavelioğlu, makine ithalatında son 12 aydaki gerilemenin, son 3 ayda görülen ivmelenme ve özellikle haziran ayında kaydedilen yüzde 15,4'lük artışla yeniden yükseliş trendine girdiğine dikkati çekti. Yılın ilk yarısında Çin'den makine ithalatındaki yüzde 18,1'lik artışın Türkiye'nin küresel değer ve tedarik zincirinde Batı'nın önlem almaya çalıştığı bu ülkeye olan bağımlılığını güçlendirdiğini ifade eden Karavelioğlu, "Bu tablo, korumacılığın hızla arttığı ve tarifelerin ticaret rotalarını saptırdığı bir dönemde Türkiye'nin ithalat politikasındaki göreli esnekliği ortaya koyuyor. Pazar dengelerini yerli üreticiler aleyhine sarsan bu durum, sanayi ve ticaret politikalarının uyumunda hassas ayarın önemine de işaret ediyor. Özellikle teknolojik derinliği yüksek ürünlerde ithalatın yapısal bağımlılığa dönüşmemesi için yatırım ve üretim kapasitesini artıracak uzun vadeli stratejilerin hızla devreye alınması kritik önem taşıyor." ifadelerini kullandı. <strong>(AA)</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sektörel Haberler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/makine-ihracati-16-milyar-dolara-yukseldi</guid>
      <pubDate>Tue, 26 Aug 2025 10:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/08/1526-m2.jpg" type="image/jpeg" length="98818"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Otomotiv yan sanayi patinaj yapıyor]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/otomotiv-yan-sanayi-patinaj-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/otomotiv-yan-sanayi-patinaj-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de otomotiv sanayisi, son yıllarda artan üretim maliyetleri ve finansal zorluklarla mücadele ediyor. Özellikle yüksek iş gücü maliyetleri, sektörün uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü zedeliyor ve kârlılık marjlarını daraltıyor. Bununla birlikte firmalar, ayakta kalabilmek ve maliyetleri dengeleyebilmek için otomasyon ve dijitalleşme gibi verimlilik artırıcı projelere yöneliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>GÖKSEL BAŞARAN - HIDIRCAN KAYA</strong></p>

<p>Otomotiv sektörünün temsilcilerinin ortak görüşüne göre, firmaların yatırım planlarını ertelemesinin arkasındaki temel nedenler arasında döviz kurlarındaki dalgalanmalar öne çıkıyor. Döviz kurundaki baskılanma ve yüksek faiz oranları, iş yapma maliyetlerini katlanarak artırıyor. Firmalar, finansman ihtiyacını karşılamak için Eximbank kredileri ve İGE kefaletleri gibi alternatif yollara yöneliyor.</p>

<p>Türk otomotiv sektörü, yüksek iş gücü ve genel üretim giderlerindeki artışlar nedeniyle zor bir dönemden geçiyor. Üretim maliyetlerinin Portekiz ve İspanya seviyelerine ulaşması, sektörün rekabet gücünü olumsuz etkiliyor. Özellikle Fas, Mısır ve Doğu Avrupa ülkeleri yeni otomotiv yatırımları için daha cazip hale gelmiş durumda.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><img height="301" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/08/baran-celik-8.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Baran Çelik</strong></p>

<p><strong>OİB Başkanı</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Nitelikli iş gücü ihtiyacı artıyor</strong></p>

<p>Bugün üretim maliyetlerimiz Portekiz, İspanya seviyelerine ulaştı. Bu durum bir taraftan daha yüksek ihracat rakamlarına ulaşmamızı engellerken diğer taraftan ülkemizin yatırım çekme şansını azaltıyor. Özellikle Fas ve Doğu Avrupa ülkeleri yeni otomotiv yatırımları için daha cazip konumdalar. Otomotivde planlamalar uzun vadeli yapıldığı için şimdilik bir pazar kaybı söz konusu değil. Biz dünyanın her yerine ihracat yapmaya devam ediyoruz. Ancak sürdürülebilir ihracat artışına ulaşabilmek de her geçen gün daha zor hale geliyor. Diğer taraftan; yeni teknolojiler ve dijitalleşme süreçleriyle birlikte sektörde nitelikli iş gücü ihtiyacı da hızla artıyor. Gerek iş gücü maliyetlerindeki artışlar nedeniyle kaybedilen iş gücü gerekse eğitimli iş gücü arzındaki yetersizlik bu talebi karşılamakta zorluk yaratıyor. Bu nedenle nitelikli iş gücü istihdamını artırmak için, özellikle genç mühendis ve teknisyen gibi yüksek vasıflı çalışanları istihdam eden firmalara, iş gücü maliyetlerini azaltıcı vergi teşvikleri sunulması, belirli bir süre boyunca, nitelikli iş gücü istihdam eden firmalar için gelir vergisi ve SGK prim indirimleri yapılması, iş gücü maliyetlerinin yüksek olduğu ilk yıllarda bu indirimlerin daha yoğun olması sağlanarak firmaların bu yükünün hafifletilmesi gibi taleplerimiz bulunuyor.</p>

<p>Fas, Mısır gibi ülkeler zaten bize göre avantajlıydı. Son dönemde bu avantajlarını birkaç kat artırdılar. Diğer taraftan Romanya, Bulgaristan, Macaristan, Polonya gibi ülkeler de maliyet açısından bizden daha avantajlı konuma geldi. Bu durum yeni projelerin ülkemize gelme şansını azaltıyor. Şu anda ihracat artışını sürükleyen projeler ortalama olarak 3-4 yıl önce planlanan ve bugün devreye alınan projeler. Ancak bu şekilde maliyet dezavantajımız devam ederse, yeni projeleri alma şansımız giderek azalır, bu durum da ihracatımıza olumsuz yansır. Bugün itibariyle pek çok ihracatçı firmanın öncelikleri arasında yeni yatırımların bulunmadığını söyleyebiliyoruz. Çin otomotiv endüstrisinde rekabet edilmesi çok zor bir ülke. Bu sadece bizim için geçerli değil, geleneksel olarak otomotiv endüstrisinin merkezi konumundaki AB ve ABD için de geçerli. Özellikle ABD’nin Trump sonrası dönemde izlediği agresif ve korumacı ticaret politikası temel olarak Çin ile rekabete dayanıyor. Ancak Çin özellikle elektrikli araçlarda rekabet etmesi çok zor bir ülke haline geldi. Diğer ülkeler de yüksek gümrük vergileri ile kendi üreticilerini korumaya çalışıyorlar. Biz de benzer bir yol izliyoruz. Çin'den binek otomobil ithalatımız 2021 yılında 111 milyon dolar, 2022 yılında 178 milyon dolarken 2023 yılında 1 milyar 264 milyon dolara yükselmiştir. 2024 yılında 1 milyar 455 milyon dolar olurken, 2025 yılı ilk altı aylık dönemde 964 milyon dolar olarak gerçekleşmişti.<strong> </strong> 8 Haziran 2024 tarihli Resmi Gazete'de yer alan 8639 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Çin'den ithal edilen binek otomobiller için ilave gümrük vergisinin kapsamının genişletilmesine rağmen talep odaklı ithalat özellikle elektrikli otomobiller için devam ediyor. Yine de 2022 yılı sonrasında çok hızlı bir şekilde artan Çin’den ithalatın bir miktar dengelendiğini ve ithalat artış hızının yavaşladığını görebiliyoruz. Bunda yapılan düzenlemelerin etkisinin olduğu yadsınamaz. Yapılan düzenlemeler ayrıca ülkemizde üretilen araçların rekabetçiliğini artıracak, yerli üretimi teşvik edecek düzenlemeler. Nitekim son dönemde Çinli firmaların ülkemize yönelik artan yatırım ilgisi de dikkat çekiyor. Fosil yakıtlı araç üretimine son verilmesinin sektörümüzün en önemli gündemi olduğu bir dönemde Çinli firmaların ülkemize yeni nesil araç yatırımı yapması endüstrimizi birkaç adım ileriye götürebilir. Yeni OEM yatırımları hem yeni tedarikçileri ülkemize çekecek hem de mevcut tedarik sanayicilerimize yeni kapılar da açacaktır. Burada yeni yatırımlarda yerlilik oranlarına önem vererek, aksam ve parçaların mümkün olduğunca yurt içinden temin edilmesinin önemini de vurgulamak gerekiyor. Yeni yatırımlar yerlilik oranlarımızı düşürüp, tedarik sanayi ithalatımızı artırmamalı. İhracat ile ilgili temel sorunlar aslında uzunca bir süredir tüm sanayici ve ihracatçılarımızın dile getirdiği sorunlardan oluşuyor. Döviz kurları-enflasyon arasındaki makasın açılması rekabetçiliğimize olumsuz yansıyor. Finansman maliyetlerimiz çok yükseldi. İhracatçılar olarak; kısa vadede finansman maliyetlerinin aşağıya doğru çekilmesi, finansmana erişimle ilgili yeni açılımların yapılması, döviz kuru ile enflasyon arasındaki korelasyonun korunması taleplerimiz geçerliliğini koruyor. Diğer taraftan Yeni Yatırım Teşvik Sisteminde finansman ve istihdam desteklerinin artırılması, stratejik ve yüksek katma değerli yatırımların önceliklendirilmesi önemli adımlar. Finansman maliyetlerinin çok yüksek olduğu bir dönemde Eximbank destekleri ihracatçı firmalarımız için hayati önem taşıyor. 1 Mart 2022’de faaliyete geçen İhracatı Geliştirme Anonim Şirketi de böylesine zor bir dönemde ihracatın finansmanında önemli rol üstleniyor. İhracat odaklı bir büyüme modeli izleyen ülkemizde özellikle küçük ve orta ölçekli firmalarımızın finansmana erişimi, ihracatın tabana yayılması, sürdürülebilir ihracat artışı sağlanabilmesi için İGE önemli bir rol üstleniyor. Son olarak 112 yıllık tarihiyle Türkiye'nin ilk özel sermayeli milli bankası olma özelliğini taşıyan Türk Ticaret Bankası, yenilenen yapısıyla faaliyetlerine yeniden başladı. Türk Ticaret Bankası sadece kredi veren bir kurum olmanın ötesinde ihracatçının finansmana erişimini kolaylaştıran, teminat sorunlarına alternatif çözümler sunan bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Finansman maliyetlerinin yüksek olduğu, finansmana erişimin her zamankinden daha önemli olduğu bu dönemde ihracatçı firmalarımızı ihracat desteklerinden daha fazla faydalanmaya davet ediyoruz.</p>

<p><img height="303" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/08/erol-gulmez-3.jpg" width="250" /></p>

<p></p>

<p><strong>Erol Gülmez</strong></p>

<p><strong>E.G. Pres Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Finansmana ulaşılamaması yatırımları etkiliyor</strong></p>

<p>Otomotiv sektörü yüksek iş gücü maliyetlerinden doğrudan etkileniyor. Bu durum, firmaların hem rekabetçi fiyat verme hem de kârlılığı koruma konusunda zorlanmasına neden oluyor. NOSAB bünyesindeki firmalardan finansmanı olmayanlar mecburen çalışan ve vardiya sayısını azaltıyor. Bu da üretim kapasitesinin düşmesine neden oluyor. Finansmanı olanlar ise bu maliyetleri dengelemek için verimliliği artıran teknolojilere yöneliyor, otomasyon ve dijitalleşme yatırımlarını hızlandırıyor. Ancak yatırım planlayanların sayısı çok yüksek değil. Yatırım planlamayan firmaların oranının yüksek olmasının başlıca sebepleri; döviz kurlarındaki dalgalanmalar, finansmana ulaşmada yaşanan zorluklar ve küresel tedarik zincirindeki belirsizlikler. Bu belirsizlikler, firmaların risk algısını yükseltiyor ve uzun vadeli yatırımların ertelenmesine yol açıyor. Çin’den artan ithalata karşı yerli üretimin rekabet gücünü artırmak için teknoloji geliştirme, kalite standartlarını yükseltme ve maliyetleri düşürme çalışmalarına hız verilmesi gerekiyor. Ar-Ge yatırımları artırılmalı, yerli tedarik zincirini güçlendirecek iş birlikleri teşvik edilmeli. Devlet destekli teşviklerin çeşitlendirilmesi, gümrük ve vergi politikalarının yerli üreticiyi koruyacak şekilde dengelenmesi de büyük önem taşıyor. Tüm bu adımlar, firmaların hem iç pazarda hem de uluslararası arenada daha güçlü konumlanmasını sağlayacaktır. Döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve yüksek faiz oranları, özellikle ithal hammadde ve ara mallarında maliyetleri ciddi şekilde artırıyor. Bu da üretim planlarının sık sık değişmesine neden oluyor. Finansmana ulaşmada yaşanan sıkışıklık, yatırımların ertelenmesine yol açabiliyor. Bu noktada Eximbank kredileri, ihracatçı firmalar için önemli bir çözüm olabilir. Ayrıca devletin, ihracatçıyı ve yerli üreticiyi koruyacak politikalar geliştirmesi gerekiyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><img height="265" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/08/osman-aslav-3.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Osman Aşlav</strong></p>

<p><strong>Demircioğlu Group Genel Müdürü</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Yerli üreticiler dönüşüm geçirmeli</strong></p>

<p></p>

<p>Yüksek iş gücü maliyetleri, özellikle katma değeri yüksek ancak fiyat rekabeti yoğun olan otomotiv yan sanayinde kârlılık marjlarını daraltmaktadır. Bu durum, uluslararası pazarlarda rekabet gücümüzü doğrudan etkiliyor. Biz firma olarak bu maliyet baskısını dengelemek için üretim verimliliğini artıracak otomasyon yatırımlarına öncelik veriyoruz. Ayrıca, çalışanlarımızın çoklu yetkinlik kazanmasını sağlayan eğitim programlarıyla iş gücü esnekliğini yükseltiyor, enerji verimliliği projeleri ve dijitalleşme uygulamalarıyla operasyonel giderleri düşürmeyi hedefliyoruz. Belirsiz ekonomik ortam, yüksek finans maliyetleri, talepteki dalgalanmalar ve öngörülemeyen döviz kuru ile değişen ekonomik şartlara rağmen uzun vadeli rekabet gücümüzü korumak için daha önceden planlanmış yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde hem üretim kapasitemizi hem de Ar-Ge yetkinliklerimizi güçlendirecek yatırımlarız var. Özellikle yapay zekâ destekli üretim sistemleri ve sürdürülebilir üretim teknolojileri alanına odaklanıyoruz. Çin’den gelen ürünlerin fiyat avantajına karşı koyabilmek için yerli üreticilerin teknoloji ve kalite odaklı bir dönüşüm geçirmesi gerekiyor. Devlet desteklerinin yalnızca yatırım değil, teknoloji geliştirme ve markalaşma süreçlerini de kapsaması önemli. Bizim önerimiz, yerli tedarik zincirinin güçlendirilmesi, kritik hammaddelerde dışa bağımlılığın azaltılarak maliyetlerin uygun hale getirilmesi ve ihracat odaklı üretimin teşvik edilmesidir. Ayrıca, üniversite-sanayi iş birlikleriyle yeni malzeme teknolojileri ve hafifletilmiş komponentler gibi inovatif ürünlerin geliştirilmesi rekabet gücünü artıracaktır. Baskılanan döviz kuru ihracat gelirlerimizin reel değerini azaltırken, yüksek faiz oranları, işçilik maliyetlerindeki artışlarımız, yatırım ve işletme sermayesi finansmanını zorlaştırıyor. Bu durum, özellikle global tedarik zincirlerinde yer alan firmalar için maliyet dengesini olumsuz etkiliyor. Biz alternatif olarak, uzun vadeli satış stratejileri ile döviz bazlı nakit akışımızı güvence altına alıyor, finans kuruluşlarının sağladığı düşük faizli yatırım kredilerine yöneliyoruz. Türk otomotiv sanayinin geleceği, teknolojiyi hızla adapte eden, maliyet baskısından kurtulabileceğimiz programlarla verimlilik ve kaliteyi odağına alan, küresel pazarda marka değerini yükselten bir üretim ekosisteminden geçiyor. Biz Demircioğlu Group olarak bu dönüşümün öncülerinden biri olmayı hedefliyoruz. Şirket olarak ana mottomuz “Otomotivde Rekabet Edebilme Gücü Sürdürülebilir Teknoloji, Hız, Kalite ve Verimlilikten Geçecek</p>

<p></p>

<p><img alt="Ümit Okyay Yamas-1" class="detail-photo img-fluid" height="232" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/08/umit-okyay-yamas-1.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Ümit Okyay</strong></p>

<p><strong>YAMAS YKB</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Üretim maliyetlerindeki artış her geçen gün zorluyor</strong></p>

<p>Son yıllarda özellikle son 2 yılda biz üreticileri ve ihracatçıları en çok zorlayan şey “yüksek iş gücü maliyeti ve genel üretim giderlerindeki” artış oldu. Artan enflasyona karşılık döviz kurunda yeterli artış olmaması ve ana pazarımız olan yurtdışı müşterilerin satış fiyatında artışları kabul etmemesi, Türkiye’de üretim yapan bizleri, müşteri ve yüksek iş gücü maliyetleri arasında ezilmesine sebep oldu. Sadece iş gücü değil, genel üretim maliyetlerindeki artış bizleri dünya ile rekabet edemez hale getirdi.</p>

<p>Enflasyon ile artan faizler, paranın maliyetini de artırınca yatırım düşünülemez hale geldi, yatırımın geri dönüşü imkansız hale geldiği gibi, artan finansal risk ortamı zaten üretimden gelen karsızlığı yönetmeye çalışan firmaların yatırım yapmama kararı almasına sebep oldu.</p>

<p>Çin’den artan ithalat konusuna gelecek olursak, bu konunun çok hassas ve çok yönlü değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum çünkü rekabet gücünü yitiren Türk üreticinin,</p>

<p>maliyetlerini dengeleyebilmesi için yapabileceği birkaç alternatif çözümden bir tanesi, Çin’den özellikle hammadde ve yarı mamül kaynakları kullanabilmesi, eğer bu yol kapanırsa Türk ihracatçı Avrupa pazarını kaybedebilir. Artan ithalatın cari açığa dolayısı ile ülkemize verdiği zarar çok açıktır ancak öncelikle enflasyonun düşürülmesi sürecinde Çin’in yaratacağı pozitif etki gözden kaçırılmamalıdır.</p>

<p>Enflasyon ile savaşın bir an önce kazanılması, düşen enflasyon ile banka faizlerinin tekrar dünya ile rekabet edebileceği hale gelmesi en büyük beklentimizdir, finansmana erişimin sorun olmasından ziyade paranın maliyetinin yüksek olmasından ötürü uzun yıllar sonunda oluşan firma sermayelerinin yok olması uzun vadede firmaların tekrar gelişmesi ve ülkemizin büyümesi için en büyük tehlikedir.</p>

<p></p>

<p><img height="351" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/08/taner-yilmaz-may-fren-8.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Taner Yılmaz</strong></p>

<p><strong>May Fren YKB</strong></p>

<p><strong>Yatırımları tekrar gözden geçiriyoruz</strong></p>

<p>Yüksek iş gücü maliyetleri özellikle dünya piyasalarında rekabet gücümüzü ciddi şekilde aşağıya çekti. Son 2 yılda enflasyon doğrultusunda işçiye yapılan zamlar ve enerji maliyetlerindeki artışlardan kaynaklı fiyatlarımız, maliyetlerimiz ciddi şekilde yükseldi ve bunlar da bizim dünya pazarlarındaki rekabet gücümüzü aşağıya çekmiş durumda. Bu konuda rekabet gücümüzü artırabilmek adına ve yükselen maliyetlerimizi müşteriye yansıtmama adına şirket içerisindeki verimlilik çalışmalarına, maliyet indirme çalışmalarına daha fazla ağırlık vererek bu süreci yönetmeye çalışıyoruz. Enerji maliyetindeki artışı da dengelemek adına mevcut GES projemize ilave olarak 360 kW’lık ikinci GES projemizi devreye alarak toplamda kurulu GES gücümüzü 700 kW civarına çıkartarak enerji ihtiyacımızın yüzde 80’ini GES projesinden karşılamaya yönelik yatırımlar yaptık. Yatırım planlamayan şirketlerin oranının bu kadar yüksek olmasının sebebi, birçok sektörde artan maliyetler dolayısıyla rekabet gücümüzü kaybetmiş olmamıza bağlıyoruz. Biz de şirket olarak bu yıl ilave olarak yaptığımız bina yatırımımızın tamamlanması sonucu diğer makine yatırımlarımızı durağana almayı planlamaktayız. Dünya projeksiyonuna göre önümüzdeki 2026’nın ikinci yarısında yatırımları tekrar gözden geçirmeyi düşünmekteyiz. Çin’den ithalatın artmasına yönelik yapılacak şeyler; öncelikli olarak üreticinin uzun vadeli, düşük faizli kredilere ulaşmasını sağlamamız gerekiyor. İkincisi, artan işçilik maliyetlerimizi, enerji maliyetlerimizi ve diğer hammadde maliyetlerinin aşağıya çekilmesine yönelik adımlar atılması gerekiyor. Döviz kurunda da daha rekabetçi olabilecek döviz kuruna oranla gelinmesi şartıyla Çin’deki yapılan ithalata karşı yerli üreticiyi kollayabilmek, ancak bu şekilde mümkün olur. Bizim veya birçok sektördeki üreticilerin çok daha temkinli adım atmalarına neden olduğunu düşünüyoruz. Çünkü özellikle uygun faizli ve uzun vadeli krediye erişememek, üreticilerin yapacağı yatırımlar konusunda da isteksiz olmasına neden olmaktadır. Artan finansman kaynakları açısından baktığımızda da şu an Türkiye’nin projeksiyonunda maalesef alternatif bir finansmana erişim kaynağını biz görememekteyiz. Şu an bu projeksiyona göre de yapacağımız yatırımlarımızı ertelemek zorunda kaldık.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><img height="312" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/08/ibras-genel-muduru-ismail-tatar.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>İsmail Tatar</strong></p>

<p><strong>İbraş Kauçuk Genel Müdürü</strong></p>

<p></p>

<p><strong>İş gücü maliyetlerindeki artış rekabetçiliği etkiliyor</strong></p>

<p>Son iki yılda iş gücü maliyetlerindeki artış, üretim maliyetlerimiz içinde önemli bir paya ulaşmıştır. Bu durum, özellikle uluslararası pazarlarda rekabetçiliğimizi doğrudan etkilemektedir. Maliyet baskısını dengelemek amacıyla; üretim süreçlerimizde otomasyon ve dijitalleşmeye yatırım yapıyor, yalın üretim prensipleriyle verimliliği artırıyoruz. Ayrıca enerji verimliliği projeleri ve tedarik zinciri optimizasyonu ile işletme giderlerini kontrol altında tutmayı hedefliyoruz. Firmaların yatırım planlarını ertelemesinin başlıca nedenleri; döviz kuru dalgalanmaları, yüksek finansman maliyetleri, küresel talep belirsizlikleri ve iç pazardaki daralma riskleridir. Yüksek faiz oranları, yatırımların geri dönüş sürelerini uzatarak karar süreçlerini olumsuz etkilemektedir. Biz İbraş olarak, mevcut koşullarda büyük ölçekli yatırımları temkinli şekilde değerlendiriyoruz. Ancak verimlilik, kalite ve sürdürülebilirlik odaklı, geri dönüş süresi kısa olan teknolojik yatırımlarımıza kesintisiz devam ediyoruz.</p>

<p>Yerli üretimin rekabet gücünü artırmak için üç temel alanda gelişim sağlanması kritik önem taşımaktadır:</p>

<p>- Ar-Ge ve inovasyon teşvikleri ile yüksek katma değerli ürünlerin geliştirilmesi,</p>

<p>- Enerji ve girdi maliyetlerinin uluslararası rekabet seviyelerine çekilmesi,</p>

<p>- Yerli tedarikçi ekosisteminin güçlendirilmesi ve yerli üretime öncelik verilmesi.</p>

<p>İbraş olarak biz de ürün geliştirme süreçlerimizi hızlandırmak, yerli tedarikçilerle uzun vadeli stratejik iş birlikleri kurmak ve dijitalleşme yoluyla maliyet avantajı yaratmak üzerine yoğunlaşıyoruz.</p>

<p>Baskılanan döviz kurları ve yüksek faiz oranları, özellikle ithal girdi kullanan firmalar için maliyet öngörülerini zorlaştırmakta ve finansal planlama süreçlerini belirsiz hale getirmektedir. Bu ortamda, finansmana erişim için alternatif yollar olarak; ihracat gelirlerini teminat göstererek Eximbank kredilerinden yararlanmak, yatırımlarımızda leasing imkanlarını değerlendirmek, tedarikçilerimizle stratejik ortaklık ile iş birlikleri geliştirmek gibi seçenekler üzerinde çalışıyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="264" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/08/musfik-yadigar-2-1.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Müşfik Yadigar</strong></p>

<p><strong>MGG Makina Genel Müdürü</strong></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Firmalarımız krediye ulaşmada sıkıntı yaşıyor</strong></p>

<p>Yükselen iş gücü maliyetleri, kurlardaki artışın üzerinde gerçekleştiği için maliyetlerimizi ve kar marjlarımızı elbette etkilemekte. Özellikle ihracat projelerinde rekabetçi fiyat vermemizi zorlaştırmaktadır. Bunun yanında yüksek iş gücü maliyetleri yurtdışında iş yapan rakiplerimizi ciddi anlamda öne geçirmektedir. Özellikle Macaristan, Polonya, Çekya ve Hırvatistan gibi ülkelerde yerleşik rakipler ile mücadelemizi sürdürmeye çalışmaktayız. Firmamız yatırım konusunda agresifliğini elbette yitirdi. Ortalama yüzde 40+ ile işletme sermayesi fonladığımız bir piyasada, yatırım kredileri de buna mütenasip oranlarla gerçekleşmektedir. Yatırımın başa baş süresi uzamaktadır. Dolayısı ile firmamız bu zedeleyici fonlama maliyetlerinin olduğu bir ortamda sadece gerçekten çok elzem durumlarda makina yatırımı yapmaktadır. Firmaların rekabetçi maliyet konusunda ellerinin kanun koyucu tarafından desteklenmesi gerekmektedir. İhracatçı için tüm maliyetler şu ortamda kurdaki artışın üzerinde artmaktadır. Bunun rekabetçiliği zedelediği ortadadır. Biz firma olarak Çin ithalatına gümrükler üzerinden bir sınırlama önermeyiz. Onlara sağlanan şartların bir kısmı bize sağlanırsa Türk firmaları kalite olarak ülkede de ülke dışında da her firma ile rekabet edecek güce sahiptir. Döviz kuru politikaları ve yüksek faiz politikası enflasyonla mücadele için elbette yapılması gereken şeyler ancak ülkenin kalbi olan KOBİ'lerin varlığı ve istikrarını etkilememelidir. İhracatçı firmalar olarak kur primi ve uygun fiyatlı Eximbank ve TCMB Reeskont kredilerinin varlığı maliyet ortalamamızı düşürüyor ancak burada IGE kefaletlerinin bir miktar daha agresif olması gerekiyor. Kendi firmamızda kontrol etmeye çalışıyoruz ancak sektördeki finansal tablolarda ciddi bir erozyon var bu da firmaların krediye ulaşmasında ciddi sorun yaratmakta. Özellikle son dönemde Konkordato ilan eden firmaların sayısının artması bankaların risk iştahında ciddi bir azalma yaratmakta. Burada kamu bankalarının market maker ve düzenleyici olarak kamu görevi yapmasının tüm sektör olarak çok önemli olduğunu belirtmek isterim. Yüksek fonlama maliyetleri bilançoları eritiyor, bilanço eridiği için bankalar çekingen davranıyor kısırdöngüsüne hapsolmamak için faizlerin kontrol altına alınması bir şart haline gelmiştir. Ülke KOBİ’lerinin her şeyi kendi özkaynakları ile fonlama olanağının olmadığını sağlıklı bir banka firma ilişkisinin çok önemli bir şart olduğunu bir kere daha belirtmek isterim.</p>

<p></p>

<p><img height="296" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/08/rengin-eren-6.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Rengin Eren</strong></p>

<p><strong>Erener Otomotiv YKÜ</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Geleceği planlayan adımlar atılmalı</strong></p>

<p>Türkiye’nin ihracat şampiyonu olan stratejik bir öneme sahip olan otomotiv sektörü, sadece döviz kazandıran değil; istihdam yaratan, teknoloji geliştiren ve yan sanayiyle birlikte binlerce işletmeyi ayakta tutan bir ekosistemi temsil ediyor. Ancak bugün bu ekosistemin dengesi, tarihsel olarak eşi benzeri görülmemiş bir maliyet ve belirsizlik sarmalı içinde ciddi biçimde zorlanıyor. Yüzde 92’lere varan iş gücü maliyet artışı, üretim süreçlerinin tamamında verimliliği zorlayan bir unsur haline gelirken; baskılanan döviz kuru ihracatçı firmaların rekabet gücünü kırıyor. Diğer yandan yüksek faiz oranları ve finansmana erişimde yaşanan daralma, sanayicinin yatırım yapma iradesini büyük ölçüde sınırlamış durumda. TAYSAD Başkanı Sn. Yakup Birinci’nin de ifade ettiği gibi bugün her dört otomotiv firmasından üçünün bu ortamda yeni yatırım planlamıyor oluşu yalnızca bir ekonomik duraksama değil, aynı zamanda ülke olarak teknolojiye, dönüşüme ve ihracata dayalı büyüme hedeflerimizin de ötelenmesi anlamına geliyor. Öte yandan Çin’den yapılan ithalattaki büyük artış, Türk otomotiv sanayisi için sadece dışsal bir rekabet değil, aynı zamanda ciddi bir yapısal tehdit haline gelmiştir. Ölçek ekonomileri, agresif fiyatlama ve devlet destekli teşviklerle pazara giren Çinli üreticiler hem ana sanayiyi hem de yan sanayi zincirini baskı altına almaktadır. Bu noktada artık günü kurtaran değil, geleceği planlayan stratejik adımların atılması şarttır. Yerli üretimin rekabetçiliğini artıracak, teknolojiye dayalı katma değerli üretimi teşvik edecek, stratejik ürünlerde tedarik bağımsızlığını sağlayacak politikalar bir tercih değil, zorunluluktur. Ayrıca ithalatı dengeleyecek ticaret önlemleri, üreticiye nefes aldıracak finansman destekleri ve yatırım iştahını canlandıracak makro istikrar zemini ivedilikle sağlanmalıdır. Tüm bu tabloya rağmen sektörümüz, dönüşümün merkezinde yer almayı sürdürüyor. Karbon nötr hedeflerine uyumlu üretim modelleri, dijital fabrikalar, otonom ve elektrikli araçlara yönelik Ar-Ge faaliyetleriyle Türkiye otomotiv sanayisi, küresel rekabetteki yerini korumaya çalışıyor. Ancak bu çaba, sadece özel sektörün omuzlarına bırakılmamalıdır. Sürdürülebilir bir büyüme için, özel sektör ile kamunun daha güçlü bir iş birliği içinde hareket etmesi kaçınılmazdır. Bu süreci salt kriz yönetimi olarak değil, bir sanayi politikası inşası olarak görmek gerekir. Çünkü otomotiv sanayisi sadece bugünün değil, Türkiye’nin gelecekteki rekabet gücünün de omurgasıdır.</p>

<p></p>

<p><img height="285" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/08/yesari-sualp-6.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Yesari Süalp</strong></p>

<p><strong>Ermetal Group CEO</strong></p>

<p></p>

<p><strong>En önemli konu, yüksek faiz</strong></p>

<p>Son 2 yılda TÜİK’İN açıklamış olduğu enflasyon değerlerinin çok üzerinde gerçekleşen işçilik ücretleri kur baskısına da maruz kalınca maliyet içeresindeki payı doğal olarak çok yükseldi.</p>

<p>Bununla birlikte üretim rakamlarının da özellikle bazı OEM’ler de istenilen seviyelerde olmaması sonucunda kapasiteyi tam kullanamama sorunuyla birleşince maliyetler daha da olumsuz etkilendi. Bu olumsuz koşullar sonucu artan maliyetlerin satış fiyatlarına yansıtılmaya çalışılması sonrasında kur artışının bu değerlerin çok altında kalması ile birleşince rekabetçilik yönünden tüm şirketler çok etkilendi. Bilindiği gibi ülkemizde üretilen araçların yaklaşık yüzde 70 oranında ihraç edildiğinden cari fiyatlar üzerinde ciddi bir sorun oluştururken aynı zamanda gelecek projeleri kaybetme riskine sebep oldu. Bunun sonucunda yakın tarihte başlaması gereken bazı projeler ileri tarihlere ertelendi. Şirket bünyesinde artan maliyetlere önlem olarak yıllardır uyguladığımız sürekli iyileştirme çalışmalarına devam ediyoruz. İş verimin artırarak gerek emekli gerekse başka sebeplerle aramızdan ayrılan arkadaşların yerine aynı sayıda eleman almayarak tasarruf yapmaya odaklanıyoruz. Genel giderlerimizi tekrar gözden geçirerek maksimum tasarrufu yapmak için çalışmalarımız oluyor. Ancak tüm bu çalışmaları yapmamıza rağmen istenilen seviyelerde maliyetlerimizi maalesef sağlayamıyoruz. Yukarıda kısaca anlatmaya çalıştığım sebepler yatırımın önünde en büyük engel olarak söylenebilir. Ayrıca kurulu kapasiteler genel anlamda bugünkü üretim rakamlarını karşıladığı ve yeni bir proje olmadığı için yatırımın önündeki diğer bir engel olarak belirtebiliriz. Diğer bir önemli etken ise krediye son erişimin hemen hemen imkânsız olması ve kredi maliyetlerinin yüzde 60-65 seviyelerine kadar çıkmasını gösterebiliriz. Şirket olarak verimliliğe yönelik maliyeti çok büyük olmayan yatırımları her zaman olduğu gibi kendi imkanlarımızla yapmaya devam ediyoruz. Öncelikle maliyetlerin bir dengeye gelerek rekabetçiliğimizi kazanmamamız gerekiyor. Bugüne kadar belirli bir seviyede olan metal parçaların kalıp yapımlarının Çin’e kayması ve yakın zamanda başlayacak yeni bir proje olmaması Türkiye’deki kalıpçılık sektörünü maalesef bitirme aşamasına kadar getirdi ki bu, ülkemiz adına son derece üzücü bir durum. Çin’in gerek ölçek ekonomisi gerekse devletin üreticilere verdiği destekler sonucu hemen hemen tüm sektörlerde gerek ülkemiz gerekse tüm dünya için rekabet edemez bir durumu oluşturuyor. Bu sorunu kısa vadede tamamen çözmek mümkün olmasa da istikrarlı bir ekonomi politikası, yüksek enflasyon ve faiz sarmalından kurtulma ve yatırımlara verilecek desteklerle daha rekabet edebilir hale gelebiliriz. Ülkemizin gündeminin en önemli konularından biri olan yüksek faiz&amp;krediye erişim konusundaki sorunlar tüm mali göstergelerimizi olumsuz etkilemeye devam ediyor. Koşulların bir an önce normalleşmesini bekliyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="371" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/08/ozgur-yildiz-5.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Özgür Yıldız</strong></p>

<p><strong>Siff Elektromekanik Genel Direktörü</strong></p>

<p><strong>Yıkıcı inovasyon sürecinden geçiyoruz</strong></p>

<p>Siff Elektromekanik olarak, 30 yılı aşkın bir süredir otomotiv ara sanayi ve yan sanayiinin önde gelen firmalarına, anahtar teslim projeler üreten, tasarlayan, mühendislik ve üretim desteği veren bir firmayız. Yüksek iş gücü maliyetleri, özellikle son 3 yılda ülkemizde hep birlikte takip ettiğimiz ve hatalı olduğunu düşündüğümüz ücret politikaları nedeniyle sürekli olarak artmaktadır. Bu, yurtiçi projelerin ilk yatırım maliyetlerine ve haliyle de üretim maliyetlerini ciddi bir şekilde artırırken kendi sektörümüz açısından baktığımızda da yurtdışı projelerde rekabet şansımızı ciddi şekilde etkileyen ve ülkemizdeki köklü üreticilerin yurtdışındaki rekabet şansının düşmesi nedeniyle projeler alamamasına neden olan ciddi bir süreç. Biz bu sürecin önlemini personel çıkararak ya da üretim maliyetlerini düşürmek için kaliteden feragat ederek gerçekleştirmedik. Geçtiğimiz yıl içerisinde başlattığımız verimlilik projeleri sayesinde üretimde verimliliğin artması, adım sayılarının azaltılması daha verimli, daha etkin, daha efektif üretim yapılması, üretimde çıkabilecek hata ve eksikleri en başında proaktif şekilde belirlenmesi ve giderilmesi sayesinde verimlilik artışını yüzde 30 ila yüzde 43 arasında artırdık ve bunları da fiyatlarımıza yansıtarak rekabet şansımızı artırma yolunu seçtik. Yatırım planlamayan firmaların oranlarının bu kadar yüksek olmasının sebebi maliyetlerin çok yüksek olmasıdır. Bu firmaların da rekabet imkanının yavaş yavaş kalmamaya başlaması. Biz Siff Elektromekanik olarak yatırımlarımızı artırmaya devam ediyoruz ve bunun arkasındaki en temel sebep, son 2 yılda aldığımız önlem ve çalışmalarla verimlilik oranlarımızın ciddi şekilde artmasıdır. Hem kalitemizin hem de teknolojimizin bir üst seviyeye çıkmasına rağmen üretimdeki maliyetlerimizin birkaç kademe altına inmemizdir. Şu an içerisinde bulunduğumuz global krizin en önemli temeli, maliyet ya da ekonomi değil. Yıkıcı inovasyon sürecinden geçiyoruz. Dünya, özellikle otomotiv sektöründe ardından da havacılık, makine, enerji gibi sektörlerde bir dönüşüm içerisinde. Bu dönüşüm ilk başlarda Endüstri 4.0 dönüşümü ile açıklanmaya çalıştı ancak bu dönüşümde özellikle otomotivde, içten yanmalı motorlardan elektrik motorlarına geçilmesi ve köklü otomotiv üreticileri karşısında Çin’in büyük üreticilerinin geçmişe dayalı patent ve lisans hakları gibi korumak zorunda oldukları haklar bulunmaması nedeniyle adeta bir start-up gibi hareket etmeleri, onların bütün dünyada hem düşük maliyetli hem inovatif hem de maliyet açısından ve teknoloji açısından etkin ürünler ortaya koymasına sebep oldu. Bu, kısaca şu anlama geliyor, 2030’larda, 2040’larda yaşamayı ön gördüğümüz planlı değişim, 2020’li yıllarda çok ani ve çok hızlı bir şekilde ve piyasada yıkıcı etki bırakacak bir şekilde bir inovasyona sebep oldu. Burada atmamız gereken adımlar, öncelikle verimliliğimizi artırmak, rekabet şansımızı yükseltmek, sadece bölgemizde değil, tüm dünyada teknolojiyi çok yakından takip etmek ve teknolojiyi kendi içimizde etkin ve düşük maliyetler üretmeyi başarmaktır. Biz üreticiler olarak yüksek kur politikasını savunmuyoruz. Burada toplumun genelinde ve kamuoyunda hatalı bir imaj çiziliyor. Sanayicinin ve ihracatçının istediği şey, reel şekilde fiyatlanmış döviz ve düşük enflasyondur. Eğer enflasyon düşük olursa ve döviz piyasa şartlarına göre reel şekilde fiyatlandırılırsa zaten maliyet anlamında da işçilik anlamında da genel giderler anlamında da bir sorunumuz kalmayacaktır. Finansmana erişimle ilgili Türkiye’de uzun süredir devam eden ciddi sorunlar var. Bu sorunlar, iş yapma sürecinde borçlanarak iş yapan firmaları çok ciddi anlamda etkilemiş durumda. Bunun da çözümü, devletin sağlayacağı suni teşvikler değil, doğru regüle edilmiş, para ve maliye politikasıyla desteklenen doğru finansman ve bankacılık servisleridir.</p>

<p></p>

<p><img height="274" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/08/senol-alagoz-portre.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Şenol Alagöz</strong></p>

<p><strong>TŞT Amortisör Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Döviz kurlarındaki değişimler maliyeti etkiliyor</strong></p>

<p>Gazlı Amortisörler özel ekipmanlar ve hassas mühendislik tasarımları gerektirmektedir. Dolayısıyla, üretim süreci genellikle daha fazla iş gücü ve daha fazla uzmanlık gerektirir. Nitelikli çalışanın iş gücü maliyetini dengelemek için otomasyon ve robotik teknolojilerin kullanımını arttırıyoruz. Özellikle montaj ve test aşamalarında üretime uygun özel tasarlanmış otomatik makineler kullanarak verimliliği arttırıp maliyetlerimizi düşürme yoluna gidiyoruz. Ürünlerimiz hassas montajlar ve basınç testleri gerektirdiği için iş gücünün sürekli eğitim programları ile desteklenmesi, güncel teknolojilere adapte olması uzun vadeli maliyet yönetimi açısından bizim için çok önemlidir. Başta teknoloji olmak üzere ham madde ve kurulum ekipmanlarında büyük ölçüde dışa bağımlı kalmak yatırım maliyetlerini oldukça yukarı çekmiş durumda. Ekonomik belirsizliklerin olduğu dönemlerde bu yüksek maliyetler yatırımcıyı çekimser kılıyor. T.Ş.T. Lift Amortisör olarak Ar-Ge ve inovasyona yatırımlarımız her zaman devam edecektir. Verimlilik arttırıcı yeni tasarımlar, çevre dostu üretim süreçleri üzerine çalışmalarımızı hızlandırarak sektörümüzde rekabetçi kalmayı hedefliyoruz. Çin’den artan ithalat karşısında rekabetçi olabilmek için, teknolojik yeniliklere sahip olmak, verimli tedarik zinciri, yüksek kalite düşük maliyet planını uygulayabilmemiz gerekir. Bunun için öncesinde bahsettiğimiz yatırım şartlarının sağlanması, ekonomik programlar ile desteklenmesi gerekir. Üretimimizde kullanılan bazı bileşenler ve teknolojiler ithal temin edilmektedir. Bu sebeple döviz kurlarında değişimler, faizlerin yüksek olması gibi faktörler üretim maliyetlerimizi doğrudan etkiliyor. Bu konularda istikrarın sağlanması rekabetçi olmak adına bizim için çok büyük önem arz ediyor. Yatırım ve AR-GE destekleri bizim gibi öz sermayesi ile yatırım yapan firmalar için oldukça değerli. Üretimi arttırmaya yönelik mali desteklerin artması sektördeki firmaların finansmana ulaşmasını kolaylaştıracaktır.</p>

<p></p>

<p><img height="381" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/08/sukru-kayaoglu-2.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Dr. Ing. Şükrü Kayaoğlu</strong></p>

<p><strong>Palaz Safety Belts YKB</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Rekabet gücümüz tamamen bitti</strong></p>

<p>Son yıllarda daralan pazar ve yüksek rekabet ve aynı zamanda ülkemizde artan iş gücü maliyetleri bizleri çok ciddi şekilde etkiledi, ihtiyacımız olan iş gücünü şirketimize katmak ve büyümek yerine mevcut personelimizi bile korumakta zorlanmaktayız. Önlem olarak gider kalemlerimizi en aza indirmeye gayret etmek ve kısmen küçülmeye gitmekle başarmaya çalışmaktayız. Yatırım yapmak için paraya ulaşım olmadığından küçülmek veya sabit kalmak artık en büyük başarılardan biri oldu. Biz şirket olarak yatırım yapmaya en çok ihtiyacı olan bir konumdayız, son yıllardaki yaptığımız yatırımlarla ciddi büyüme sağlarken şu an durağan bir seyir içindeyiz. Ülkemizde yatırım yapmak yerine yurt dışındaki imkanları değerlendirme durumunda kalmaktayız. Ülkemizde üretimi olan ürünlerin kullanıcılar tarafından tercih edilmesi için plan ve programların düzenlenmesi gerekli, bu konuda bilincin artırılması ve özellikle devlet desteklerinin artırılması çok önemli. Çin ile rekabet edebilir adımlar atmaktan başka çaremiz olmadığı gibi mevcut fırsatlar acısından çok önem arz etmektedir. İhracat yapan bir şirket olarak dövizin baskılanması en çok bizleri etkiledi, rekabet gücümüz nerdeyse tamamen bitti, zaten pazarda çok ciddi tahsilat sıkıntısı bulunmakta, yüksek faiz ve krediye ulaşım zorlukları şirketlerimizin ayakta kalmasını çok zorlamaktadır. Finansman ihtiyacımızı mevcut varlıkların satılması ve benzeri yollarla sağlamaya çalışarak en azından bu süreci atlatmaya gayret göstermekteyiz ancak her şeye rağmen bu imkanlara sahip olamayan şirketlerin iflası veya küçülmeye gitmesi de son zamanlarda süreklilik göstermekte. Genel olarak bazı afların ve ötelemelerin çıkması birçok şirketi destekleyebilir.</p>

<p></p>

<p><img height="377" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/08/ugur-akin-1.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Uğur Akın</strong></p>

<p><strong>Ümay Otomotiv Genel Müdürü</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Planlanan yatırımları ileri tarihe erteledik</strong></p>

<p>Yüksek iş gücü maliyetleri tabii ki satışlarımıza ve kârlılığımıza büyük etken olmaktadır. Bu durumu dengelemek için katma değerli ürünlere yönelip gelirlerimizi arttırmaya çalışıp eskiye nazaran stoklu çalışmayı azaltarak giderleri az da olsa düşürmeye çalışıyoruz. Yatırım planlamayan firmaların yüksek olması bu süreçte tabii ki normal çünkü işletmeler zor döndürülür bir konumda. Bu ortamda yatırım yapmaları mümkün olmuyor. Ayakta kalan firmalar günü kurtarmanın hesabını yapmakta. Biz de Ümay Otomotiv olarak yapmayı planladığımız yatırımları ileri bir tarihe erteledik. Kredilerin yüksek olması, enerji ve işçi maliyetleri ve son olarak vergiler bizlere hareket alanı bırakmıyor. Çin’den artan ithalat karşısında devletin önlem almadığı sürece bizlerin yapacak çok fazla hamlesi kalmıyor. Yurtdışına satmak için sadece kârdan feragat edip ticaret olsun mantığı ile çok düşük kârlarla ürün satmaya çalışıyoruz Çin hükümeti ihracat yapan üreticilerine %20 destek verirken bizde maalesef böyle bir uygulama yok. İlk yapılacak hamle Çin ürünlerinin iç pazarda önümüze geçmemesi için vergi artırımı şart. Döviz kuru politikaları ve yüksek faiz iş yapma sürecimizi tabii ki ciddi etkiliyor. Dövizdeki ani artışlar stok maliyetlerini yükseltiyor. Uzun vadeli sözleşmelerde kâr marjı riskini arttırıyor. Banka kredilerinin ciddi artışları işletmeleri borçlanmak yerine faaliyetlerini kısmak zorunda kalıyorlar. İç pazar satışları TL üzerinden olsa bile hammadde alışları döviz üzerinden olduğundan kur farkı nakit akışını bozuyor.</p>

<p></p>

<p><img height="273" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/08/ersel-tas-portre.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Taha Ersel Taş</strong></p>

<p><strong>Yeşilova Otomotiv İş Geliştirme Müdürü </strong></p>

<p></p>

<p><strong>Verimliliğe odaklanıyoruz</strong></p>

<p>Yüksek işçilik maliyetleri Türkiye’de bütün sektör ve endüstri işletmelerinin ortak problemi. Ancak özellikle örgütlü sendika faaliyetlerinin yoğun olduğu otomotiv yan sanayinde bu problem daha yoğun hissediliyor. Sonuç olarak, ortalama 2000 dolar/ay işçilik maliyetleri, neredeyse Orta Avrupa maliyetlerine yakın ve Doğu Avrupa gibi rakiplerimizin olduğu bölgelerden yüksek kalmaktadır. Bunun tabii ki en önemli sebeplerinden biri döviz kurunun adil değeri dediğimiz enflasyon ile değerlenen döviz kuru 1 USD=50 TL civarı olması gerekirken, mevcut durumda 1 USD= 40 TL dolayında olmasıdır. Yani TL yaklaşık yüzde 26 değerlidir diyebiliriz. Tüm bunlara karşılık rekabetçiliğimizi koruyabilmek için işçilik maliyetlerimizde ve üretim proseslerimizde verimliliğe odaklanıyoruz.</p>

<p>Bizler de sektördeki rakip ve paydaşlarımızda olduğu gibi yatırım planlarımızı erteledik. Bunun ana sebebi finansman maliyetlerinin oldukça yüksek olduğu bir ortamda, bu yatırım finansmanı ile elde edilmesi beklenen kâr seviyelerinin maliyete kıyasla düşük kalmasıdır.</p>

<p>Bir kere teşhisi doğru ortaya koymak gerekiyor; kapasite fazlalığı olan ve ihracatta sıfır faizli finansmana erişim fırsatı olan Çinli rakipler ile Çin’den Türkiye ve Avrupa’ya navlun maliyetleri ile dahi rekabet edebilmek mümkün değil. Buna bir de ortalama 300 USD/ay işçilik maliyetleri eklendiğinde burada eşitsizlik üreten bir denklem söz konusu. Hükümetin atabileceği adımlar, problemi belki geçici olarak korumacı gümrük politikaları ile çözebilir ancak kalıcı çözüm, rekabetçi makro ekonomik şartların sağlanmasından geçiyor, aksi halde bugün Çin’de olan rakiplerimiz, yarın yanımızda olacak. Bununla birlikte, Türk otomotiv yan sanayisi de otomotiv endüstrisinin yeni enerjili araçlar ile dönüşümden geçtiği bir dönemde, katma değerli ürünler ve sistemlerin üretime odaklanarak dönüşümden geçmesi gerekmektedir. Örneğin, klasik presli imalat yerine Hot Stamping gibi, Rollforming gibi yüksek mukavemetli saclar ile BIW komponentlerin üretimine odaklanmak gibi.</p>

<p>Döviz kuru, yüksek faiz ve finansmana erişim konularından yukarıda söz etmiştik, politika yapıcıların öncelikle döviz kurunun enflasyon ile değerlenen adil değerine getirmesi gerekmektedir. Ardından rekabetçiliği koruyabilmek için ucuz finansmana erişim fırsatları özellikle ihracatçı firmalar için artırılarak uygulamaya alınmalıdır. Burada TAYSAD Başkanı Sayın Yakup Birinci’nin önerisi, bizce de uygulanabilir ve gerçekçi bir yaklaşım sunmaktadır. Bizler de şirket olarak avantajlı Eximbank kredilerinden daha fazla faydalanabilmek için ihracatımızı artırmaya odaklandık.</p>

<p></p>

<p><img height="266" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/08/vecibe-kaplan-arslan-portre.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Vecibe Kaplan Arslan</strong></p>

<p><strong>Maysan Mando Satış ve İş Geliştirme Müdürü</strong></p>

<p></p>

<p><strong>2025 yılı zorlu geçiyor</strong></p>

<p>İçerisinde bulunduğumuz dönemdeki belirsiz ekonomik koşullar, yüksek enflasyon ve döviz kuru dalgalanmaları gibi çeşitli faktörler, firmaları yatırım konusunda temkinli davranmaya itiyor.</p>

<p>Son dönemdeki yüksek iş gücü maliyetleri, özellikle otomotiv tedarikçileri için üretim maliyetlerini doğrudan artırırken, rekabet gücümüzü de olumsuz yönde etkiliyor.</p>

<p>Bu yıl, toplu iş sözleşme görüşmeleri de olacağı için mevcut süreç maliyetleri daha da yukarı çekme riski taşıyor.</p>

<p>Sektörde birçok firma, son dönemdeki maliyet artışları nedeniyle üretimi yurtdışına kaydırıyor. Örneğin, bazı OEM işlerimiz Fas’a taşındı. Eğer bu trend devam ederse, yerel üretim daha da zorlaşacak.</p>

<p>Sektörün bu krizden çıkabilmesi için devlet, sanayi ve finans kuruluşlarının acil ve somut adımlar atması gerekiyor. Aksi takdirde, daha fazla iş kaybı ve üretimin yurtdışına kaçma riski söz konusu olacak.</p>

<p>Çin’den gelen ucuz ve yoğun ithalat da yerli üreticiler için büyük bir tehdit oluşturuyor. Özellikle yedek parça pazarında ciddi bir resesyon var.</p>

<p>Paranın pahalı olması ve bankaların limitli kredi vermesi, yurt içindeki bayilerimizi ürüne yatırım yapmaktansa paralarını faizde tutmaya yönlendiriyor, bu da bizlere satış kaybı olarak yansıyor.</p>

<p>Bu açıdan bakıldığında, 2025 yılı hiç olmadığı kadar zorlu geçiyor ve her gün farklı bir firmanın konkordato haberi gündeme düşüyor.</p>

<p>Yaşanan bu zorlu durumla mücadele için yerli tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi, devlet teşvikleri ve sanayi-üniversite iş birlikleriyle, kritik teknolojilerin yerelleştirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Türkiye'nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi Maysan Mando olarak, Güney Koreli HL Mando ve Çukurova Holding ortaklığında faaliyetlerini sürdüren bir firmayız.</p>

<p>Sektörde yaşanan bu zorlu süreç, kuşkusuz bizim de iş süreçlerimizi yakından etkiliyor.</p>

<p>Maysan Mando olarak, bu baskıyı hafifletmek için otomasyon ve verimlilik artırıcı projelere yöneliyoruz ancak yatırım maliyetleri de ayrı bir yük getiriyor.</p>

<p>Güçlü küresel ağımız ve Ar-Ge kabiliyetlerimizle ayakta kalmaya çalışıyoruz. Uzun vadede rekabetçi kalabilmek için Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarını sürdürmek zorundayız.</p>

<p>50’ye yakın ülkeye ihracat yaparak, ihracat satışlarımızı artırmaya çalışıyoruz ancak iç pazardaki daralma ve maliyet baskıları büyük bir risk oluşturuyor.</p>

<p>Döviz kuru ve faiz politikaları, iş yapma maliyetlerimizi katlanarak artırıyor. Kredilerin pahalı ve limitli olması da yatırımları önemli ölçüde etkiliyor. Dolayısıyla finansmana erişim için alternatif kaynaklar ararken, farklı ülke ve bölgelere yönelik pazar arayışlarımız hızla devam ediyor.</p>

<p></p>

<p><img height="232" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/08/ildem-dogan-5.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>İldem Doğan</strong></p>

<p><strong>Gotec-G</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Yüksek finansman maliyetleri yatırımları zorlaştırıyor</strong></p>

<p>Artan iş gücü maliyetlerini dengelemek için dijitalleşme ve otomasyona yöneliyoruz ancak yüksek maliyetler nedeniyle esas olarak kendi bünyemizde sürekli iyileştirme çalışmaları yapıyoruz. Bütçemiz el verdiği ölçüde yatırım yaparken, haftalık planlamalar ve detaylı öngörülerle maliyetleri daha etkin yönetmeye çalışıyoruz. Sanayi 4.0 kapsamında, otomasyon sistemleri, IoT çözümleri ve yapay zeka teknolojilerine yatırımlarımızı artırıyoruz. Üretim süreçlerini dijitalleştirerek verimliliği artırıyor, veri analitiğiyle daha hızlı kararlar alıyoruz</p>

<p>Belirsiz ekonomik koşullar ve yüksek finansman maliyetleri yatırımları zorlaştırıyor. Şirketlerin zorluklarına biraz kulak verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Üretim varsa ülke olarak verimli olabiliriz. Burada sanayicilerin sıkıntılarının dinlenmesini ve çözüm getirilmesi önem arz ediyor.</p>

<p>Biz ise dijitalleşme alanlarında yatırımlarımızı mümkün olduğu sürece global olarak sürdürmeyi planlıyoruz ancak kademeli ve daha dikkatli adımlarla.</p>

<p>Çin’den artan ithalata karşı yerli üretimin gücünü, Ar-Ge, yerlileşme ve verimlilik odaklı çalışmalarla artırmalıyız. Maliyetler gözden geçirilmeli. Bu şekilde Çin ile aynı seviyede olamayız. Ekonomi tamamen kontrol edilir hale gelmeli.</p>

<p>Döviz kuru ve yüksek faiz politikaları maliyetlerimizi artırıyor, finansmana erişimi zorlaştırıyor. Bu nedenle öz kaynaklarımızı güçlendiriyor, ayrıca alternatif finansman modelleri ve yabancı iş birlikleri üzerinde çalışıyoruz. Fakat burada yabancıların Türkiye’ye olan bakış açıları maalesef negatif gözlenmemektedir. Türkiye’nin AB kadar çok pahalı olması, yabancıların AB ülkelerini tercih etmesi ile sonuçlanıyor. Türkiye devre dışı kalıyor.</p>

<p></p>

<p><img height="203" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/08/nazan-akinci-2.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong><em>Nazan Akıncı</em></strong></p>

<p></p>

<p><strong><em>Akka Kalıp Enjeksiyon YKB</em></strong></p>

<p>Yüksek iş gücü maliyetleri bizler için gerçekten önemli bir zorluk. Bugünkü şartlarda eğer yapılabilirse, doğru stratejiler ve önlemlerle bu maliyetleri dengelemek ve kontrol altında tutmak mümkün olabilir. Verimlilik artırıcı yöntemler, teknolojik yatırımlar ve kontrollü çalışma modelleri gibi uygulamalar ise, işletmelerimizin rekabet gücünü korumasına ve maliyetlerimizi minimize etmemize yardımcı olacaktır.</p>

<p>Takdir edilmelidir ki yatırım planlaması, bir firmanın gelecekteki büyüme ve başarısını şekillendiren önemli bir unsurdur. Piyasa belirsizlikleri, ekonomik koşullardaki belirsizlikler veya politik riskler ise, firmalarımızı haklı olarak yatırım yapmaktan alıkoyabilmektedir. Bu sebeplerden dolayı firmalar kısa vadede yatırım planlaması yapamıyor.</p>

<p>Firma olarak biz kısa, orta ve uzun vadede yapacağımız yatırımlar konusunda, detaylı araştırmalar sonucunda ve uzun vadeli stratejiler doğrultusunda karar veriyoruz. Bu nedenle yatırım planlamasının bir parçası olarak karar verilmesi gereken belirli kriterleri ve süreçleri inceleyerek, yapacağımız yatırımların geri dönüşünü, risk analizlerini göz önünde bulundurarak gerekli yatırımı yapıyoruz ve orta uzun vadede yatırım planımız mevcut.</p>

<p>Çin'den artan ithalat karşısında yerli üretimin rekabet gücünü artırmak için atılması gereken adımların başında, yerli üreticilere destek verilmesi gelmektedir. Bu destekler arasında vergi avantajları, kredi kolaylıkları, eğitim ve Ar-Ge desteği sağlanması önemlidir. Ayrıca, yerli üreticilerin rekabet gücünü artırmak adına teknolojik yeniliklere ve verimliliği artırıcı süreçlere yatırım yapmaları teşvik edilmeli ve desteklenmelidir. Tüm bu adımların bir arada uygulanması, yerli üretimin rekabet gücünü artırarak Çin'den gelen ithalata karşı daha etkili bir şekilde rekabet etmemizi sağlayacaktır. Bu sayede ekonomimiz güçlenebilir, istihdam artar ve yerli üreticiler uluslararası alanda daha güçlü bir konuma yükselebilir.</p>

<p>Döviz kuru politikaları, yüksek faiz oranı ve krediye erişim sorunu, iş yapma süreçlerimizi olumsuz etkiliyor. Yüksek faiz oranları, sıkı kredi ve döviz kuru politikaları ise işletmelerimiz için finansmana erişimi kısıtlıyor, büyümemizi engelliyor.</p>

<p>Alternatif finansman yaratma yolları, sermaye artırımı yaparak yeni yatırımcılarla iş birliği yapmak olabilir. Bu sayede işletme finansmanını güçlendirip büyüme fırsatlarını artırabilir. Bir diğer alternatif ise devlet desteklerinden faydalanmaktır. Bunun için öncelikle devlet destek politikaları artırılmalı. İşletmeler olarak devletin sunduğu teşviklerden yararlanarak maliyetleri düşürebilir ve finansman ihtiyaçlarımızı karşılayabiliriz.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sektörel Haberler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/otomotiv-yan-sanayi-patinaj-yapiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 26 Aug 2025 09:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/08/1526-m1.jpg" type="image/jpeg" length="29563"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hibrit ve Elektrikli Taşıtlar Teknolojisindeki İstihdama BUTGEM Desteği]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/hibrit-ve-elektrikli-tasitlar-teknolojisindeki-istihdama-butgem-destegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/hibrit-ve-elektrikli-tasitlar-teknolojisindeki-istihdama-butgem-destegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de hibrit ve elektrikli araç teknolojilerinin hızla yaygınlaşmasıyla birlikte, bu alanda nitelikli personel ihtiyacı da artıyor. Bu noktada Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Eğitim Vakfı bünyesinde faaliyet gösteren ‘Yeni Nesil Araç Teknolojileri Sektörel Mesleki Eğitim Yetkinlik Geliştirme ve Mükemmeliyet Merkezi’ otomotiv sektöründe yaşanan dönüşüme nitelikli eğitim programlarıyla destek veriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin otomotiv üretim üssü Bursa’ya kazandırılan Mükemmeliyet Merkezi, yeni nesil motorlu araçlara yönelik eğitim altyapısı için öncü bir rol üstleniyor. BUTGEM çatısı altında sektöre yönelik yeni bir eğitim programı daha düzenlendi. Bursa başta olmak üzere farklı şehirlerden gelen kursiyerler Hibrit ve Elektrikli Taşıtlar Temel Elektrik-Elektronik ve Bakım-Servis-Diagnostik Eğitimlerini tamamladı. Kursiyerler, BTSO BUTGEM onaylı sertifikalarını almaya hak kazanırken, eğitim elektrik-elektronik temellerinden yüksek voltaj sistem güvenliğine, motor yönetiminden arıza teşhisine kadar birçok konuyu kapsadı. Katılımcılar ayrıca, sektörde kullanılan diagnostik cihazlarla uygulamalı eğitim alarak pratik becerilerini geliştirme fırsatı buldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sektörel Haberler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/hibrit-ve-elektrikli-tasitlar-teknolojisindeki-istihdama-butgem-destegi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Aug 2025 10:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/08/1524-d2.jpg" type="image/jpeg" length="54212"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TÜBİTAK’tan BUÜ’nün projelerine destek]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/tubitaktan-buunun-projelerine-destek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/tubitaktan-buunun-projelerine-destek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜBİTAK 1001- Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında, 2025 yılı 1. dönem değerlendirme sonuçları açıklandı. 117 üniversitenin yer aldığı sıralamada Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), araştırma üniversiteleri arasında en fazla desteklenen 10 yükseköğretim kurumu olmayı başardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yürüttüğü faaliyetler ile bilimsel üretimi en üst seviyeye çıkarmaya gayret eden BUÜ, çabalarının karşılığını almaya devam ediyor. Bugüne kadar TÜBİTAK’ın desteklediği çok sayıda proje üreten BUÜ, son yıllardaki rekorunu kırarak tek seferde 10 projesine destek almayı başardı. BUÜ, açıklanan listede araştırma üniversiteleri arasında da en fazla kabul alan ilk 10 yükseköğretim kurumu arasında gösterildi. TÜBİTAK’ın destek verdiği toplam 473 projenin 10’u BUÜ’den çıktı. Üniversitede görev yapan akademisyenlerin hazırladığı 49 projenin 10’u desteklenmeye değer bulundu. Önceki yıllarda yüzde 18 destek alma başarısı gösteren BUÜ, bu oranı yüzde 20,4’e çıkararak TÜBİTAK’ın destek ortalamasını da aşmış oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>REKTÖR YILMAZ: ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ!</strong></p>

<p>Destek almaya hak kazanan tüm akademisyenleri tebrik eden BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, çalışmaların çeşitlendirilmesi ve daha fazla projenin TÜBİTAK desteği alması için girişimlerini sürdürdüklerini söyledi. Bu sene 50. kuruluş yıldönümlerini kutladıklarına işaret eden Prof. Dr. Ferudun Yılmaz; “Türkiye’nin seçilmiş 23 Araştırma Üniversitesi arasında bulunuyoruz. Bu unvan bizlere birçok anlamda avantaj getiriyor. Araştırma Üniversiteleri liginde kalıcı olmak ve çok daha üst sıralara tırmanabilmek için bilime, projeye ve Ar-Ge’ye odaklanmalıyız. Bunu da hep birlikte başarabiliriz. Daha fazla akademisyenimizin proje üretmesi ve bunlara destek almasını istiyoruz. Bu yönde de yeni teşvik edici girişimler üzerinde çalışıyoruz. El birliğiyle üniversitemizi hak ettiği noktalara taşımaya gayret edeceğiz ve bunun için çok daha fazla proje üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sektörel Haberler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/tubitaktan-buunun-projelerine-destek</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Aug 2025 09:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/08/1524-d1.jpg" type="image/jpeg" length="79495"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa YMMO’da İhsan Akar yeniden başkan]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-ymmoda-ihsan-akar-yeniden-baskan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursa-ymmoda-ihsan-akar-yeniden-baskan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Yeminli Mali Müşavirler Odası, 26. Olağan Genel Kurul Toplantısı’nı Bursa Akademik Odalar Birliği’nde gerçekleştirdi. Seçimlere katılan 162 üye, oy kullanarak yeni başkanlarını belirledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mevcut başkan ve A Grubu adayı İhsan Akar, Bursa YMM Dostlar Grubu’nun adayı Ali Kahve ile kıyasıya bir mücadele verdi. Seçim sonuçlarına göre, Ali Kahve 56 oy alırken, İhsan Akar 106 oy alarak ikinci kez başkanlık koltuğuna oturmayı başardı.</p>

<p>Seçimin ardından konuşan İhsan Akar, üyelerin kendisine gösterdiği güven için teşekkür ederek, “Bursa YMM Odası’nın gelişimi ve meslektaşlarımızın hakları için çalışmalarımızı aynı kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni dönemde, mesleki eğitimler, sektörle ilgili yasal düzenlemeler ve üyelerin sorunlarına çözüm odaklı çalışmaların öncelikli gündem maddeleri arasında yer alacağı belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sektörel Haberler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-ymmoda-ihsan-akar-yeniden-baskan</guid>
      <pubDate>Mon, 26 May 2025 15:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/1513-d9.jpg" type="image/jpeg" length="11731"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HOMETEX 2025 Fuarı kapılarını açtı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/hometex-2025-fuari-kapilarini-acti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/hometex-2025-fuari-kapilarini-acti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[HOMETEX 2025, İstanbul Fuar Merkezi’nde ziyarete açıldı. TETSİAD ve BTSO iştiraki olan KFA Fuarcılık iş birliğiyle düzenlenen fuar, ev tekstili sektörü için en önemli organizasyonlardan biri konumunda.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fuar, 20-23 Mayıs 2025 tarihleri arasında sektörün önde gelen firmalarını, alıcıları ve tasarımcıları bir araya getiriyor. 700’ü aşkın firmanın stant açtığı HOMETEX’e, Bursa’dan da 202 firma katılıyor.</p>

<p></p>

<p>AYDIN DAĞTEKİN- GÖKSEL BAŞARAN</p>

<p>Ev tekstili sektörünün dünyadaki en önemli buluşma noktaları arasında yer alan HOMETEX 2025, İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını ziyaretçilerine açtı. Avrupa, ABD, Orta Doğu ve Afrika’nın en büyük ev tekstili fuarı olan HOMETEX, sektörün yerli ve yabancı devlerini 23 Mayıs’a kadar aynı çatı altında buluşturuyor.</p>

<p>Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TETSİAD) ev sahipliğinde, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) iştiraki olan KFA Fuarcılık organizasyonuyla düzenlenen fuar, Türkiye’nin dünya ev tekstili pazarındaki liderliğini daha da pekiştirmeyi hedefliyor.</p>

<p></p>

<p>80 ülkeden binlerce profesyonel</p>

<p>HOMETEX 2025, geçtiğimiz yıl büyük ses getiren başarılı organizasyonunun ardından bu yıl da rekorlara göz dikiyor. 2024 yılında 5 günde 175 binden fazla yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlayan fuar, bu yıl da 700’ü aşkın katılımcı firma ile ev tekstiline dair her şeyi tek çatı altında sunuyor. Fuar, yalnızca ürünlerin tanıtıldığı bir platform değil; aynı zamanda yüz yüze ticaretin, yeni iş birliklerinin ve uluslararası anlaşmaların temellerinin atıldığı bir merkez olarak konumlanıyor.</p>

<p>İthalatçılar, ihracatçılar, perakendeciler, toptancılar, zincir mağazalar, otel ve hastane yöneticileri, iç mimarlar ve tasarım ofisleri gibi çok geniş bir ziyaretçi profili, 4 gün boyunca fuar alanında yeni koleksiyonları, yenilikçi teknolojileri ve tekstildeki tasarım trendlerini yakından inceleme fırsatı bulacak.</p>

<p></p>

<p>Stratejik konum, küresel hedef</p>

<p>HOMETEX, Türkiye’nin küresel pazarlara açılan kapısı olma özelliğini sürdürüyor. Avrupa, Körfez ülkeleri, Rusya, BDT, Orta Doğu ve Afrika bölgelerine üç saatlik uçuş mesafesinde bulunan İstanbul, ev tekstili sektörü için stratejik bir ticaret üssü olma avantajını bu fuar aracılığıyla bir kez daha gösteriyor.</p>

<p>Fuar, hem ihracatçılar için yeni bağlantılar kurma, hem de Türkiye’nin yüksek kaliteli üretim gücünü ve hızlı tedarik avantajını dünyaya tanıtma fırsatı sunuyor. Katılımcı firmalar, inovatif ürünler ve çevreci çözümlerle sadece ticaret değil, aynı zamanda sürdürülebilirliğe dayalı bir marka imajı da yaratmayı hedefliyor.</p>

<p></p>

<p>İş bağlantıları kurulacak</p>

<p>Ev tekstili denilince Türkiye’de ilk akla gelen kentlerden biri olan Bursa, HOMETEX 2025’te yine güçlü bir şekilde yer alıyor. Geçtiğimiz yıl 219 firmayla fuarda yer alan Bursa, bu yıl 202 firmayla temsil ediliyor. Bursalı firmalar; perde, yatak örtüsü, havlu, döşemelik kumaş ve teknik tekstiller başta olmak üzere en yeni koleksiyonlarını sergileyerek hem iç pazarda konumunu güçlendirmeyi hem de uluslararası pazarlarda yeni iş bağlantıları kurmayı hedefliyor. BTSO yetkilileri, "Bursa, ev tekstilinde kalite ve tasarımın merkezi. HOMETEX’te yer alan firmalarımız, yurt dışından gelen alıcılarla önemli iş bağlantıları kuruyor" açıklamasını yaptı.</p>

<p></p>

<p>Yenilikçi, çevre dostu kumaşlar</p>

<p>Fuar boyunca yenilikçi kumaşlar, fonksiyonel tasarımlar, çevre dostu çözümler ve dijital üretim teknolojileri ön planda olacak. Özellikle sürdürülebilir malzemelerle üretilmiş ürünler ve akıllı tekstil uygulamaları, ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekiyor.</p>

<p>Katılımcılar, HOMETEX aracılığıyla müşteri portföylerini genişletirken, ziyaretçiler ise pazar araştırması yapma, tedarikçi belirleme ve koleksiyonlarına yön verme açısından eşsiz bir platformda bulunmanın avantajını yaşıyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Fuarda öne çıkan trendler ve yenilikler</p>

<p>Sürdürülebilir ve Organik Ürünler: Geri dönüştürülmüş kumaşlar ve çevre dostu üretim teknikleri ön planda.</p>

<p>Akıllı Tekstiller: Isı yalıtımlı kumaşlar, nem kontrolü sağlayan yatak örtüleri gibi teknolojik ürünler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Minimalist ve Fonksiyonel Tasarımlar: Şık ve pratik ev dekorasyon ürünleri.</p>

<p>Lüks Otel ve Konaklama Ürünleri: Yüksek kaliteli otel tekstilleri.</p>

<p>Kişiselleştirilmiş Ürünler: Müşteri taleplerine göre özelleştirilebilen kumaş ve dekorasyon çözümleri.</p>

<p></p>

<p>HOMETEX’te iş dünyasına yönelik fırsatlar</p>

<p>✔ Küresel Alıcılarla Doğrudan Görüşme: ABD, Avrupa ve Orta Doğu’dan gelen perakende zincirleriyle iş birliği fırsatı.</p>

<p>✔ Yeni Pazarlara Açılma: Özellikle Afrika ve BDT ülkelerine ihracat imkanı.</p>

<p>✔ Tasarım ve İnovasyon Paylaşımları: Sektörün önde gelen tasarımcılarından trend analizleri.</p>

<p>✔ E-Ticaret Entegrasyonu: Dijital pazarlama ve online satış stratejileri üzerine seminerler.</p>

<p><img class="" height="2844" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/1512-m2-liste.jpg" width="1624" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sektörel Haberler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/hometex-2025-fuari-kapilarini-acti</guid>
      <pubDate>Mon, 19 May 2025 22:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/1512-m2.jpg" type="image/jpeg" length="55353"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa TB ile Avrupa’da ihracat hamlesi]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-tb-ile-avrupada-ihracat-hamlesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursa-tb-ile-avrupada-ihracat-hamlesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gıda UR-GE Projesi kapsamında Romanya ve Bulgaristan’da B2B görüşmeleri düzenlendi. Programda, Balkan ülkelerindeki alıcılarla doğrudan ticari bağlantılar kuruldu.</p>

<p></p>

<p>Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB), Ticaret Bakanlığı’nın desteklediği Gıda UR-GE Projesi kapsamında Romanya ve Bulgaristan’da B2B görüşmeleri düzenledi. 12 firma ve 18 temsilcinin katıldığı programda, Balkan ülkelerindeki alıcılarla doğrudan ticari bağlantılar kuruldu.</p>

<p>Bursa TB, daha önce Dubai’de gerçekleştirdiği başarılı B2B etkinliğinin ardından bu kez Balkan pazarına odaklandı. Romanya’nın başkenti Bükreş ve Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da düzenlenen görüşmelerde, zeytin, zeytinyağı, dondurulmuş gıda, sebze-meyve ve turşu gibi ürünler tanıtıldı. Firmalar, Avrupa pazarına açılmak için somut ihracat anlaşmaları imzaladı.</p>

<p>Heyet, Romanya’da Türkiye Büyükelçisi Özgür Kıvanç Altan ve Romanya Türk İş Adamları Derneği (TIAD) yetkilileriyle bir araya geldi. İki ülke arasındaki ticaretin artırılması ve gıda sektöründeki iş birlikleri masaya yatırıldı.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sürdürülebilir ihracat için kritik</p>

<p>Gıda UR-GE Heyet Başkanı Emrah Silmez, Bursa’nın Romanya ve Bulgaristan ile ticaret hacminin 1 milyar doların üzerinde olduğunu belirterek, "Firmalarımızın Avrupa’da daha görünür olması için çalışıyoruz. Bu etkinlikler, sürdürülebilir ihracat için kritik önem taşıyor" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sektörel Haberler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-tb-ile-avrupada-ihracat-hamlesi</guid>
      <pubDate>Mon, 19 May 2025 22:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/1512-d5.jpg" type="image/jpeg" length="48924"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KKTC'de Ekonomi, Yatırım ve Sinerji Zirvesi]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/kktcde-ekonomi-yatirim-ve-sinerji-zirvesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/kktcde-ekonomi-yatirim-ve-sinerji-zirvesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Ekonomi, Yatırım ve Sinerji Zirvesi", 9-11 Mayıs tarihlerinde Lefkoşa'da yapıldı. Programda resmi temasların yanı sıra, ekonomik iş birliği olanakları da masaya yatırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Balkan Rumeli Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (BALKANTÜRKSİAD) ile Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından ortaklaşa düzenlenen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) "Ekonomi, Yatırım ve Sinerji Zirvesi", 9-11 Mayıs tarihlerinde Lefkoşa'da gerçekleştirildi.</p>

<p>Zirveye Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ve belediye heyeti ile BALKANTÜRKSİAD Başkanı İskender İskenderoğlu, yönetim kurulu üyeleri ve dernek üyeleri katıldı. Programda resmi temasların yanı sıra ekonomik iş birliği olanakları da masaya yatırıldı.</p>

<p>Heyet, Cyprus Constructions Yönetim Kurulu Başkanı Salih Kayım'ın da katılımıyla KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ı ziyaret ederek programı başlattı. Ardından Bursa'nın kardeş şehri Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mehmet Harmancı makamında ziyaret edildi. Cyprus Constructions'un ev sahipliğinde düzenlenen program kapsamında Girne'deki yatırım olanakları da yerinde incelendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>BALKANTÜRKSİAD Başkanı İskenderoğlu</p>

<p>Zirveyi değerlendiren BALKANTÜRKSİAD Başkanı İskender İskenderoğlu, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, stratejik konumu ve ekonomik potansiyeliyle iş dünyamız için önemli fırsatlar sunuyor. Bu zirve sayesinde hem ikili ilişkilerimizi geliştirme hem de yeni iş birliklerinin temelini atma imkanı bulduk. Amacımız, ortak akıl ve karşılıklı güven çerçevesinde bölgemiz ve ülkemiz için kalıcı ve verimli yatırımların önünü açmaktır" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sektörel Haberler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/kktcde-ekonomi-yatirim-ve-sinerji-zirvesi</guid>
      <pubDate>Mon, 19 May 2025 22:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/1512-d6.jpg" type="image/jpeg" length="26471"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Interzum’da Bursa rüzgarı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/interzumda-bursa-ruzgari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/interzumda-bursa-ruzgari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mobilya tedarik fuarı Interzum, Almanya’nın Köln kentinde kapılarını açtı. 20-23 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen fuara bu yıl 21’i Bursalı olmak üzere Türkiye’den 144 firma katılıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>EKOHABER ÖZEL</p>

<p>Dünyanın önde gelen mobilya tedarik fuarlarından Interzum 2025, Almanya’nın Köln kentinde kapılarını açtı. 20-23 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşen fuar, uluslararası mobilya ve ahşap işçiliği sektörünün en önemli aktörlerini bir araya getirirken, bu yıl Türkiye’den 144 firma katılım gösterdi. Bu firmalardan 21’ini ise Bursalı üreticiler oluşturdu.</p>

<p>Bu yıl “Kaynakları Yeniden Düşünmek: Döngüsel ve Biyobazlı Çözümler” temasıyla düzenlenen fuarda, sürdürülebilir mobilya üretimi ön planda. Doğa dostu malzemeler ve çevreci tasarımlar, ziyaretçilerin büyük ilgisini çekiyor. Interzum 2025, yeni yaşam ve çalışma alanlarının nasıl şekilleneceğine dair ipuçları verirken, sektöre yön verecek teknolojileri de tanıtıyor.</p>

<p>Interzum’a katılan Bursalı firmalar arasında Elektroteks, Durak Tekstil, Akan Ahşap Mobilya, Nano Yay Sanayi, Lande Metal, Turkuaz Yatak ve Turan Metal gibi sektörün öncüsü firmalar yer alıyor. Tekstil, makine, mobilya ve yan sanayi alanlarında faaliyet gösteren bu firmalar, son teknoloji ürünlerini uluslararası alıcılarla buluşturarak ihracatlarını artırmayı hedefliyor. Özellikle yatak ve döşemelik kumaş, amortisör, paketleme ve makine sistemlerinde yenilikçi çözümler öne çıkıyor.</p>

<p></p>

<p>Yeni iş birlikleri için fırsat</p>

<p>Interzum 2025, üreticilerle alıcılar arasında doğrudan temas kurulmasını sağlayarak yeni iş birliklerinin kapısını aralıyor. Avrupa, Amerika, Orta Doğu ve Asya pazarlarından gelen alıcılar için ideal bir buluşma noktası olan fuar, aynı zamanda Türkiye’nin mobilya tedarik gücünü de gözler önüne seriyor.</p>

<p></p>

<p><strong>FUARDA STANT AÇAN BURSALI FİRMALAR</strong></p>

<p>AKAN AHŞAP MOBİLYA</p>

<p>Albatur Endüstri</p>

<p>Durak Tekstil</p>

<p>EDDA PAKETLEME MAKİNELERİ</p>

<p>Elektroteks</p>

<p>ERC ENDÜSTRİYEL</p>

<p>FERZAN MENSUCAT</p>

<p>GASAN Gazlı Amortisör</p>

<p>Hema Koltuk Mobilya</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İnegöl Saçsan Metal</p>

<p>İNOTEKNİK MAKİNA</p>

<p>Lande Metal Mob.</p>

<p>Marsteks Döşemelik Kumaş</p>

<p>MOSSWOOD MAKİNA VE AHŞAP</p>

<p>Nano Yay San.</p>

<p>Papelex Orman Ürünleri</p>

<p>REALMAK BIÇAK MAKİNA</p>

<p>Rubateks Tekstil</p>

<p>Sevdehan Pls. Metal</p>

<p>TURAN METAL</p>

<p>Turkuaz Yatak Baza</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sektörel Haberler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/interzumda-bursa-ruzgari</guid>
      <pubDate>Mon, 19 May 2025 22:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/1512-d7.jpg" type="image/jpeg" length="39699"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Otofest’te milli teknoloji rüzgarı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/otofestte-milli-teknoloji-ruzgari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/otofestte-milli-teknoloji-ruzgari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[OİB Bursa Otomotiv Lisesi’nin geleneksel hale getirdiği Otofest – Otomotiv Lisesi – Kariyer Günleri Etkinliğinin 8’incisi, bu yıl ‘Milli Teknoloji Hamlesi’ teması ile düzenlendi. OİB Başkanı Çelik, “Yenilikçi gençlere her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Bursa Otomotiv Lisesi’nin geleneksel hale getirdiği Otofest – Otomotiv Lisesi – Kariyer Günleri Etkinliğinin 8’incisi, bu yıl ‘Milli Teknoloji Hamlesi’ teması ile düzenlendi. Etkinliğin açılışına Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Ahmet Alireisoğlu, OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik ve sektörün önde gelen temsilcileri katıldı.</p>

<p>OİB Başkanı Baran Çelik, açılış konuşmasında otomotiv lisesinin Türkiye'de bir ilk olduğunu ve sektörün nitelikli eleman ihtiyacını karşılamada kritik rol oynadığını vurguladı. "Bu okul, OİB'nin en gurur duyduğu projelerinden biridir" diyen Çelik, lisenin mesleki eğitimde model olduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye'nin ihracat şampiyonu olan otomotiv sektörünün performansına da değinen Çelik, "Geçen yıl 37.2 milyar dolarlık rekor ihracata imza attık. 2025'in ilk dört ayında ise yüzde 6.5 büyümeyle 12.6 milyar dolara ulaştık. Nisan ayı ihracatımız 3.1 milyar dolar oldu. Bu yılki hedefimiz 39 milyar dolar" açıklamasını yaptı.</p>

<p>Avrupa Birliği'nin Yeşil Mutabakat sürecine dikkat çeken Baran Çelik, "Otomotiv sanayimizin yeşil ve dijital dönüşüme hızla adapte olması gerekiyor. Bu nedenle yenilikçi gençlere her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var" dedi.</p>

<p></p>

<p>Bursa, Türkiye'ye örnek</p>

<p>Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Ahmet Alireisoğlu ise Bursa'nın mesleki eğitimde Türkiye'ye örnek olduğunu belirterek, "Öğretmenlerimizin azmi ve sanayicilerimizin desteğiyle güçlü bir eğitim-istihdam köprüsü kurduk" ifadelerini kullandı.</p>

<p>OİB Bursa Otomotiv Lisesi Müdürü Güray Köken, Otofest'in 8 yılda 17 firmadan 38 firmaya ulaşan bir organizasyona dönüştüğünü kaydetti. Köken, "Bu etkinlik, sektörle öğrencilerimizi buluşturan önemli bir platform haline geldi" diye konuştu.</p>

<p>Açılış konuşmalarının ardından protokol üyeleri, stantları gezerek öğrencilerin teknoloji projelerini inceledi ve sektör temsilcilerinden bilgi aldı. Otomotiv sektörünün gelecek vizyonuna ışık tutan etkinlik, genç yeteneklerin ilham verici çalışmalarıyla dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sektörel Haberler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/otofestte-milli-teknoloji-ruzgari</guid>
      <pubDate>Mon, 19 May 2025 22:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/1512-d8.jpg" type="image/jpeg" length="89798"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[MİB’de İğrek dönemi]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/mibde-igrek-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/mibde-igrek-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Makina ve aksamı imalat sektörünü temsil eden en güçlü sivil toplum kuruluşlarından biri olan Makina İmalatçıları Birliği (MİB), 17 Mayıs 2025 tarihinde gerçekleştirdiği Genel Kurul ile yeni yönetimini belirledi. Delegelerin oy birliğiyle seçilen yeni yönetim kurulu, İğrek Makina temsilcisi Fatih İğrek başkanlığında göreve başladı.</p>

<p>Yeni yönetimde, sektörün önde gelen firmalarının temsilcileri yer aldı. Abdullah Böyet, Cemal Dener, Esat Kütükçü, Fatih Kar, Hakkı Gözlüklü, İlhan Cem Mirzaoğlu, İlknur Cantürk, Merve Torbalı Durukan, Oktay Büyükdede ve Sabit Tekirdağ, yönetim kurulu üyeleri olarak görev alacak.</p>

<p>Yeni Başkan Fatih İğrek, önceki dönem MİB Başkanlığı görevini yürüten EMAK temsilcisi S. Emre Gencer’e katkılarından dolayı teşekkür ederek, sektör adına önemli hizmetlerde bulunan Gencer’in bundan böyle Yüksek İstişare Kurulu’nda görevine devam edeceğini duyurdu.</p>

<p><strong>MİB, makine sektörünün çatı kuruluşu</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Makina İmalatçıları Birliği, 200’e yakın üye firmasıyla makine ve aksam imalatının tüm alt sektörlerinde faaliyet gösteriyor. Sektörün tanıtımı, yerli üreticilerin desteklenmesi, yurtiçi ve yurtdışı fuarlara katılım, kamu ile temas ve mevzuat çalışmaları gibi birçok alanda aktif rol üstleniyor.</p>

<p>Avrupa’nın en büyük birliklerinden CECIMO’nun asil üyesi olan MİB, aynı zamanda EUROTRANS, PNEUROP gibi önemli kuruluşlara da üye. Türkiye’de ise MAKFED’in kurucu üyeleri arasında yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sektörel Haberler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/mibde-igrek-donemi</guid>
      <pubDate>Mon, 19 May 2025 22:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/1512-d11.jpg" type="image/jpeg" length="34692"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Makinecilerden İtalya Çıkarması]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/makinecilerden-italya-cikarmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/makinecilerden-italya-cikarmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası Sac Metal Şekillendirme ve Kesme Teknolojileri Fuarı LAMIERA, İtalya’nın Milano kentinde 23’üncü kez düzenlendi. Endüstrinin buluşma noktalarından olan fuara Buırsa’dan çıkarma yapan Bursa Ermaksan, Nukon, Akyapak, Baykal ve Lasersonic, yeni teknolojini gözler önüne serdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>EKOHABER ÖZEL</strong></p>

<p>İtalya’nın Milano şehrinde 6-9 Mayıs 2025 tarihleri arasında düzenlenen 23. Uluslararası Sac Metal Şekillendirme ve Kesme Teknolojileri Fuarı LAMIERA, sektörün önde gelen isimlerini bir araya getirdi. CEU-CENTRO ESPOSIZIONI UCIMU SPA tarafından organize edilen ve UCIMU-SISTEMI PER PRODURRE tarafından desteklenen fuar, sac metal endüstrisinin en önemli buluşma noktalarından biri olma özelliğini bir kez daha kanıtladı.</p>

<p></p>

<p>Fuar bu yıl "Metal Şekillendirmenin Parlak Yönü" sloganıyla kapılarını açtı. Sac metal, boru, profil, tel ve yapısal metal imalatı için makineler, tesisler, ekipmanlar ve yenilikçi çözümler fuarın ana odak noktalarını oluşturdu. Özellikle presler, kalıplar, yüzey işlemleri ve sonlandırma teknolojileri alanındaki son gelişmeler büyük ilgi gördü.</p>

<p></p>

<p>LAMIERA 2025, bu yıl ilk kez "Yenileme ve Yenileme" adı altında özel bir bölüme ev sahipliği yaptı. Bu bölümde, yeni işlevlerle donatılmış ve yeterli düzeyde yenilenmiş makine ve tesisler sergilendi. Endüstri 4.0 ve 5.0 teşviklerinin de etkisiyle, çevre üzerindeki etkileri azaltılmış teknolojiler fuarda öne çıkan konular arasındaydı.</p>

<p></p>

<p><strong>Uluslararası katılım</strong></p>

<p>ICE-İtalyan Ticaret Ajansı'nın desteğiyle düzenlenen fuara, seçkin yabancı son kullanıcılar ve sektör temsilcilerinden oluşan heyetler katıldı. Fuarda ayrıca ITA-İtalyan Ticaret Ajansı ve Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı MAECI işbirliğiyle gerçekleştirilen B2B görüşmeleri, uluslararası iş bağlantıları için önemli bir platform oluşturdu.</p>

<p>2025-2027 döneminde büyümesi beklenen pazar eğilimleri, fuarda en çok konuşulan konular arasındaydı. Özellikle dijital dönüşüm, otomasyon ve sürdürülebilir üretim teknolojileri fuarın öne çıkan temaları oldu. Katılımcılar, Endüstri 4.0 ve 5.0 teşviklerinin sektör üzerindeki etkilerini detaylı bir şekilde ele aldı.</p>

<p></p>

<p><strong>Bursalı firmalar yeni ürünlerini sergiledi</strong></p>

<p>Fuara Türkiye genelinde olduğu gibi, sektörün güçlü merkezlerinden Bursa’dan da firmalar iştirak etti. LAMIERA 2025’te stant açan Bursalı Ermaksan, Nukon, Akyapak, Baykal ve Lasersonic gibi firmalar, son teknoloji ürünlerini vitrine koydu. Firmalar ayrıca yaptıkları görüşmelerle yeni iş bağlantıları ve iş birliklerinin temellerini attı.</p>

<p>Bu arada LAMIERA'nın bir sonraki edisyonu için hazırlıklar şimdiden başladı. Sac metal endüstrisinin profesyonelleri, sektördeki son gelişmeleri takip etmek ve yeni iş bağlantıları kurmak için bir sonraki LAMIERA fuarında buluşacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>FUARA BURSA’DAN KATILAN FİRMALAR</p>

<p>● ERMAKSAN</p>

<p>● NUKON</p>

<p>● AKYAPAK</p>

<p>● BAYKAL</p>

<p>● LOTHBROG</p>

<p>● LASERSONIC</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sektörel Haberler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/makinecilerden-italya-cikarmasi</guid>
      <pubDate>Mon, 12 May 2025 22:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/1511-m3.jpg" type="image/jpeg" length="53369"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa nisanda gaza bastı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-nisanda-gaza-basti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursa-nisanda-gaza-basti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nisan 2025'te 1.349 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren Bursa, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12.2'lik artışa imza attı. Bu yükselişin lokomotifi ise 687.1 milyon dolarlık ihracat ve yüzde 27.3'lük büyümeyle otomotiv sektörü oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AYDIN DAĞTEKİN</p>

<p>Türkiye'nin önemli sanayi merkezlerinden Bursa, 2025 yılına damga vuran ihracat performansıyla göz dolduruyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verileri, kentin hem Nisan ayında hem de yılın ilk dört ayında önemli başarılara imza attığını ortaya koydu. Nisan 2025'te 1.349 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren Bursa, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12.2'lik etkileyici bir büyüme yakaladı.</p>

<p>Bu yükselişin en parlak yıldızı ise 687.1 milyon dolarlık ihracat ve yüzde 27.3'lük büyümeyle otomotiv sektörü oldu. Bursa sanayisinin lokomotifi konumundaki otomotiv sektörü, yılın ilk dört ayında da performansını sürdürerek 2.716 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaştı. Bu, geçen yıla göre yüzde 15.2'lik bir artış anlamına geliyor.</p>

<p></p>

<p>Hazır giyimde yüzde 12,3 düşüş</p>

<p>Kimyevi maddeler sektörü yüzde 13.9'luk artışla 60.1 milyon dolara, iklimlendirme sanayii yüzde 19.9'luk büyümeyle 44.8 milyon dolara ulaşırken, demir ve demir dışı metaller sektörü de yüzde 13.4'lük artışla 53.5 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.</p>

<p>Ancak tablo her sektör için aynı parlaklıkta değil. Hazırgiyim ve konfeksiyon sektörü yüzde 12.3'lük düşüşle 104.9 milyon dolara gerilerken, su ürünleri ve hayvansal mamuller yüzde 47'lik sert düşüşle 7.6 milyon dolarda kaldı. Meyve sebze mamulleri ise yüzde 35.3'lük gerilemeyle 13.1 milyon dolarlık ihracat yapabildi.</p>

<p></p>

<p>Ocak-Nisan dönemi</p>

<p>Yılın ilk dört ayında ise Bursa, 5.48 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşarak yüzde 3.5'lik bir büyüme kaydetti. Çimento, cam, seramik ve toprak ürünleri sektörü yüzde 123.8'lik inanılmaz artışla 28 milyon dolara ulaşırken, süs bitkileri ve mamulleri yüzde 49.1'lik büyümeyle 7.1 milyon dolara, kuru meyve ve mamulleri de yüzde 9.9'luk artışla 955 bin dolara yükseldi.</p>

<p>Öte yandan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü yüzde 56.6'lık sert düşüşle 29 milyon dolara geriledi. Çelik sektörü yüzde 20.6'lık azalışla 265.4 milyon dolarda kalırken, elektrik ve elektronik sektörü de yüzde 9'luk düşüşle 72.6 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.</p>

<p></p>

<p>Uzmanlar ne diyor?</p>

<p>Bursa'nın bu performansı, kentin sanayi çeşitliliğini ve potansiyelini bir kez daha gözler önüne serdi. Otomotivdeki başarı hikayesi devam ederken, bazı geleneksel sektörlerde yaşanan düşüşler, küresel piyasa koşulları ve rekabetin sertliğini yansıtıyor. Önümüzdeki dönemde Bursa'nın, güçlü olduğu alanlardaki avantajını korurken, düşüş yaşayan sektörler için yenilikçi stratejiler geliştirmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sanayi kenti Bursa, ihracatta gösterdiği genel performansla Türkiye ekonomisine katkı sağlamaya devam ediyor. Ancak sektörel bazdaki dengesiz büyüme, özellikle geleneksel sektörlerde atılması gereken adımların önemini ortaya koyuyor. Uzmanlar, Bursa'nın mevcut güçlü sektörlerini korurken, gerileyen alanlarda da dönüşüm ve yenilenme sürecini hızlandırması gerektiğine dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sektörel Haberler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-nisanda-gaza-basti</guid>
      <pubDate>Mon, 12 May 2025 22:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/1511-d2.jpg" type="image/jpeg" length="25551"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursalı gıdacılardan İngiltere’ye ihracat atağı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursali-gidacilardan-ingiltereye-ihracat-atagi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursali-gidacilardan-ingiltereye-ihracat-atagi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), İşlenmiş Gıda UR-GE Projesi kapsamında 15 firmadan 27 temsilciyle İngiltere’nin başkenti Londra’ya çıkarma yaptı. Ticaret Bakanlığı destekli programda, Türk firmaları İngiltere pazarındaki önemli gıda tedarikçileriyle temas kurma fırsatı buldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Programda Gima UK, Star Impex ve Aytac Foods gibi toptancı firmalara teknik ziyaretler yapılarak depolar yerinde incelendi. İngiltere pazar yapısı, Türk ürünlerinin konumu ve tüketici tercihleri hakkında kapsamlı bilgiler edinildi.</p>

<p>Londra’da düzenlenen B2B görüşmelerde, Türk firmaları İngiltere’den 46 firma ve 56 temsilciyle bir araya geldi. Yeni iş birlikleri ve ihracat bağlantıları için önemli adımlar atıldı. Program, perakende sektörüne yönelik pazar ve mağaza ziyaretleriyle tamamlandı.</p>

<p>BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Haşim Kılıç, “Yüksek satın alma gücüne sahip İngiltere pazarı sektörümüz için önemli fırsatlar sunuyor. Bu temasların Bursa’nın ihracatına katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>BTSO Gıda Konseyi Başkanı Burhan Sayılgan ise, İngiltere’nin stratejik bir eşik olduğunu belirterek, “Londra’daki görüşmeler, güçlü markalarımızla bu pazarda daha da büyüyebileceğimizi gösterdi” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sektörel Haberler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursali-gidacilardan-ingiltereye-ihracat-atagi</guid>
      <pubDate>Mon, 12 May 2025 22:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/1511-d7.jpg" type="image/jpeg" length="71785"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa tekstilinde ihracat hamlesi]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-tekstilinde-ihracat-hamlesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursa-tekstilinde-ihracat-hamlesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[BTSO’nun öncülüğünde 28- 30 Nisan 2025 tarihleri arasında düzenlenen Turkish Fashion Fabrics Show, 50’ye yakın ülkeden alıcıları Bursa’da buluşturdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AYDIN DAĞTEKİN- GÖKSEL BAŞARAN</strong></p>

<p>Bursa tekstil sektörünün gücünü ve tasarım potansiyelini dünyaya tanıtmak amacıyla Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) öncülüğünde, KFA Fuarcılık organizasyonuyla hayata geçirilen Turkish Fashion Fabrics Show Giysilik Kumaş ve Aksesuarları Fuarı, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Fuar, 28- 30 Nisan 2025 tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırladı.</p>

<p>Kumaş, iplik ve tekstil aksesuarları alanında faaliyet gösteren yerli üreticileri alıcılarla buluşturan fuar, bu yıl 50’ye yakın ülkeden gelen 200’ü aşkın yabancı profesyoneli ev sahipliği yaptı. Fuarda, 2026 ilkbahar-yaz sezonuna yön verecek kumaş koleksiyonları "Değişime Giden Yol" temasıyla sergilendi. Döngüsel moda, akıllı tekstiller ve tekstilde dijital sanat gibi yenilikçi konuların ele alındığı seminerler de organizasyona akademik ve sektörel derinlik kattı.</p>

<p></p>

<p><strong>Sektör nefes alacak</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fuarı ziyaret eden BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Kuş, tekstil sektörünün zorlu bir dönemden geçtiğini belirterek, bu süreçte ihracatın önemine dikkat çekti. Kuş, “Tekstil üreticilerimizi ve yabancı alıcıları bir araya getirerek, sektörün dış ticaretini canlandırmayı hedefliyoruz. Bu fuar sayesinde firmalarımıza nefes aldıracak yeni ihracat kapılarının açılacağına inanıyorum” dedi.</p>

<p>BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur da yaptığı açıklamada, tekstilin Bursa’nın lokomotif sektörlerinden biri olduğunu vurgulayarak, “BTSO olarak üyelerimizin küresel pazarlarda daha güçlü şekilde yer almalarını istiyoruz. Bu fuar, uluslararası alıcıların katılımıyla firmalarımızın ihracatına katkı sağlayacak ve Bursa’nın tekstildeki gücünü bir kez daha gösterecek” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p><strong>İş odaklı platform</strong></p>

<p>Turkish Fashion Fabrics Show, bir fuar olmanın ötesinde, ziyaretçilere tasarım ve trendlerin ön planda olduğu iş odaklı bir deneyim sunuyor. Fuar süresince gerçekleştirilecek trend alanları, seminerler ve defile organizasyonları, katılımcı ve ziyaretçilere ilham kaynağı oluyor. Yurt içi ve yurt dışından gelen nitelikli alıcılarla birebir görüşmeler, sektörde iş birliklerinin gelişmesine zemin hazırlıyor.</p>

<p>Asırlardır tekstil üretimiyle öne çıkan Bursa, bugün geldiği noktada dünyanın tekstil üretim merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor. Gelişmiş üretim altyapısı, güçlü sanayi yapısı, kültürel zenginliği ve stratejik konumuyla Bursa, uluslararası alıcılar için cazip bir merkez olma konumunu sürdürüyor. İstanbul’a yalnızca 1 saat, dünyanın önemli pazarlarına ise 3 saatlik uçuş mesafesiyle ulaşılabilen şehir, global tekstil ticaretinde stratejik bir üs olarak dikkat çekiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>İsmail Kuş</strong></p>

<p><strong>BTSO Başkan Yardımcısı</strong></p>

<p><strong>200’den fazla yabancı ikili iş görüşmesi</strong></p>

<p>Turkish Fashion Fabrics Show’un 13.’sünü gerçekleştirdik. Zor bir dönemden geçen tekstil sektörünün ihracatının artırılması yönünde BTSO tarafından önemli çalışmalar yürütüyoruz. Üyelerimizin dış ticaret hacmini artırmaya yönelik farklı organizasyonlarla devam ediyoruz. Tekstil alanındaki üreticilerimizi ve yabancı alıcıları fuarımızda bir araya getirdik. Fuara 50’ye yakın ülkeden 200’ü aşkın yabancı alıcı ziyaret etti. Önümüzdeki dönemde fuardaki görüşmelerin firmalarımıza yeni ihracat kapıları açacağına ve nefes aldıracağına inanıyorum.</p>

<p><img height="300" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/ali-ugur-3.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Ali Uğur</strong></p>

<p><strong>BTSO Meclis Başkanı</strong></p>

<p><strong>Tekstilde Bursa önemli bir güce sahip</strong></p>

<p>Tekstil sektörü Bursa’nın en güçlü olduğu alanlardan birisi. BTSO üyesi firmalarımızın ihracat pazarlarını güçlendirmesi ve dış ticaretini artırması büyük önem taşıyor. Bursa Textile Show olarak bildiğiniz fuarımız artık Turkish Fashion Fabrics Show kısa adıyla TFF Show markasıyla yoluna devam ediyor. Önemli alıcıları ağırlayan fuarımızın sektörümüzün ihracatına güç katacağına inanıyorum.</p>

<p><img height="244" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/yavuz-ozdemir-akrida-tekstil-3.JPG" width="200" /></p>

<p><strong>Yavuz Özdemir</strong></p>

<p><strong>Akrida Tekstil YKB</strong></p>

<p><strong>Fonksiyonel kumaşlar ve teknik tekstil ürünlerimizi tanıttık</strong></p>

<p>Bir fuarı daha başarıyla tamamlamanın memnuniyetini yaşıyoruz. Akrida Tekstil olarak, UR-GE projesi kapsamında düzenlenen Turkish Fashion Fabric Show’da her dönemde olduğu gibi bu yıl da yerimizi aldık. Fuarda iş kıyafeti kumaşları, outdoor kumaşları, fonksiyonel kumaşlar ve teknik tekstil ürün gruplarımızı sektör profesyonellerine sunduk.</p>

<p>Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de tekstil sektörü son dönemde önemli zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır. Enerji ve iş gücü maliyetlerindeki artış, üretim kapasitelerinde daralma ve bunun sonucunda ihracatta yaşanan düşüş, sektörümüzün rekabet gücünü olumsuz etkilemektedir. Bu süreçte bazı firmaların üretimlerini başta Mısır olmak üzere yurt dışına kaydırmaları, sektörümüzde yaşanan yapısal sorunları daha da görünür kılmaktadır. Bu zorlukların üstesinden ancak dijital dönüşüm, yenilikçi çözümler ve devlet destekli stratejik programlarla gelinebileceğine inanıyoruz.</p>

<p>Turkish Fashion Fabric Show, yeni müşteri portföyleri oluşturmak ve farklı pazarlara açılmak adına oldukça verimli bir fuar oldu. Özellikle Avrupa, Orta Asya ve Körfez ülkelerinden gelen firma temsilcileriyle gerçekleştirdiğimiz görüşmelerin siparişe dönüşecek iş birliklerine temel oluşturmasını bekliyoruz.</p>

<p>Bursa, 1500 yılı aşan tekstil geçmişi, İpek Yolu üzerindeki stratejik konumu ve güçlü üretim altyapısıyla sektörümüzün kalbinde yer almaktadır. 18 organize sanayi bölgesi ve 1 serbest bölgeye sahip olan Bursa, 100.000’den fazla kişiye istihdam sağlamaktadır. Aynı zamanda sürdürülebilir tekstil uygulamalarıyla da sektöre örnek teşkil etmektedir.</p>

<p>Devletimizin ihracatçı firmaları desteklemeye yönelik attığı adımlar büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda yürütülen UR-GE projelerinin artırılarak devam ettirilmesi, Türk tekstil sektörünün küresel pazarlarda daha güçlü bir şekilde konumlanmasına katkı sağlayacaktır.</p>

<p><img height="222" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/ali-serdar-kukrer-3.JPG" width="200" /></p>

<p><strong>Ali Serdar Kükrer</strong></p>

<p><strong>Kükrer Tekstil YKB</strong></p>

<p><strong>İş bağlantılarımızı güçlendirdik</strong></p>

<p>Fuara ilk günden beri katılıyoruz. Fuarda Bursa’yı ve Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmeye çalıştık. Fuar organizasyonları Türkiye’nin ihracat potansiyelini artırmak ve tanıtımını yapmak açısından çok önemli. Avrupa ülkeleri, İngiltere, Rusya ve Arap ülkelerinden hem yeni hem de uzun süredir çalıştığımız alıcıları burada görmek güzel. İş bağlantılarımızı güçlendirmeye devam ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Ertan Er</strong></p>

<p><strong>Erşat Tekstil Firma Yetkilisi</strong></p>

<p><strong>Verimli bir organizasyon oldu</strong></p>

<p>Verimli bir fuar organizasyonu geçirdik. Ağırlıklı olarak Rusya ve Fas’tan gelen alıcılarla iletişime geçtik. Bunun yanında iç pazardan da çok sayıda alıcımızla iletişim kurduk. Biz fuarda uzun zamandır aktif olarak yer aldığımız için zaten oturmuş bir müşteri grubumuz var. Ancak burada da yeni alıcılarla tanışarak firmamız adına önemli görüşmeler gerçekleştirdik.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sektörel Haberler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-tekstilinde-ihracat-hamlesi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 May 2025 21:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/1510-d5.jpg" type="image/jpeg" length="36551"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[UİB'den Nisan ayında ihracat atağı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/uibden-nisan-ayinda-ihracat-atagi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/uibden-nisan-ayinda-ihracat-atagi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[UİB, Nisan ayında ihracatını bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15 oranında artırarak 3,2 milyar dolara çıkardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uludağ İhracatçı Birlikleri'nin (UİB) 2025 yılı Nisan ayı ihracatı, 3 milyar 244 milyon 375 bin dolar olarak gerçekleşti. Türkiye'nin genel sekreterlik bazında en fazla ihracat yapan ikinci birliği olan UİB, Nisan ayında ihracatını bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15 oranında artırarak 3,2 milyar dolara ulaştı. UİB'in yılın ilk dört ayındaki toplam ihracatı ise 13 milyar 65 milyon 358 bin dolar olarak gerçekleşti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>UİB Koordinatör Başkanı Baran Çelik, ihracat rakamlarını değerlendirerek, "Global ekonomideki gelişmeler, ihracatçılarımızın daha dikkatli ve stratejik hareket etmelerini gerektiriyor. Buna rağmen, üyelerimizin özverili çalışmalarıyla UİB olarak ihracatımızı artırmaya devam ediyoruz" dedi.</p>

<p></p>

<p>Birliklerin performansı</p>

<p>Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB): Nisan ayı ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16 artarak 2 milyar 754 milyon 997 bin dolar oldu. Yılın ilk dört ayındaki toplam ihracat ise yüzde 8,5'lik artışla 11 milyar 112 milyon 842 bin dolara ulaştı.</p>

<p>Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB): Nisan ayı ihracatı 98 milyon 610 bin dolar olarak gerçekleşti. UTİB'in yılın ilk dört aylık ihracatı ise 408 milyon 22 bin dolar oldu.</p>

<p>Uludağ Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (UHKİB): Nisan ayı ihracatı 69 milyon 568 bin dolar olurken, Ocak-Nisan dönemi ihracatı toplamı 272 milyon 997 bin dolar olarak gerçekleşti.</p>

<p>Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği (UMSMİB): Nisan ayı ihracatı 23 milyon 752 bin dolar oldu. UMSMİB'in yılın dört aylık dönemindeki ihracatı ise 92 milyon 637 bin dolar düzeyinde gerçekleşti.</p>

<p>Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB): Nisan ayı ihracatı 7 milyon 984 bin dolar olurken, dört aylık dönemdeki toplam ihracat 47 milyon 112 bin dolar oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sektörel Haberler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/uibden-nisan-ayinda-ihracat-atagi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 May 2025 21:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/1510-d7.jpg" type="image/jpeg" length="52979"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İMO: BİLİMSEL YAKLAŞIM ŞART]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/imo-bilimsel-yaklasim-sart</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/imo-bilimsel-yaklasim-sart" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İMO Bursa Şubesi, kentin ulaşım sorunlarına çözüm arayışına katkı sağlamak amacıyla "Ulaşım Paneli" düzenledi. Panelde, Bursa'nın ulaşım geleceği, kent içi ulaşımın mevcut sorunları ve çözüm önerileri bilimsel ve teknik bir yaklaşımla ele alındı.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Bursa Şubesi, şehir içi ulaşım sorunlarını masaya yatırmak amacıyla “Ulaşım Paneli” düzenledi. BAOB Yerleşkesi’nde gerçekleştirilen etkinlikte, akademik çevreler ve yerel yönetim temsilcileri bir araya geldi. Panelde, Bursa'nın yıllardır çözüm bekleyen ulaşım sorunlarına bilimsel ve teknik perspektiflerden yaklaşılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>İMO Bursa Şube Başkanı Serdar Atilla Erdem, panelin açılışında yaptığı konuşmada, ulaşımın yalnızca teknik bir mesele değil, çevresel, toplumsal ve ekonomik yönleriyle bütüncül bir kent problemi olduğunu belirtti. “Ulaşım, bir kentin damar sistemidir” diyen Erdem, plansız büyüme, entegre olmayan ulaşım ağları ve toplu taşımadaki yetersizliklerin yaşam kalitesini düşürdüğünü ifade etti.</p>

<p>Başkan Erdem, “Bursa, tarihsel ve ekonomik birikimiyle Türkiye’nin en önemli kentlerinden biri. Ancak ulaşım altyapısındaki eksiklikler bu potansiyelin önünde büyük bir engel” dedi. Toplu taşımanın geliştirilmesi, akıllı ulaşım sistemleri ve sürdürülebilir ulaşım politikaları gibi çağdaş yaklaşımların artık birer zorunluluk olduğunun altını çizdi.</p>

<p></p>

<p>İş birliği vurgusu</p>

<p>Ulaşım planlamasında entegrasyonun önemine dikkat çeken Erdem, planların yalnızca teknik değil, sosyal adalet açısından da değerlendirilmeye muhtaç olduğunu belirtti ve “Ulaşım planlaması, konut, iş, eğitim ve kamusal alanlarla uyumlu şekilde yürütülmelidir. Aksi hâlde mekânsal eşitsizlik derinleşir” diye ekledi.</p>

<p>1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı ile eş zamanlı olarak yeni bir Ulaşım Ana Planı hazırlanması gerektiğini dile getiren İMO Başkanı Erdem, bu süreçte bilimsel veri ve modellemelerin temel alınması gerektiğini dile getirirken, “Kısa vadeli çözümler, uzun vadeli sorunlar doğurur. O nedenle bilimsel bilgi karar süreçlerine entegre edilmeli” dedi.</p>

<p></p>

<p>Raylı sistem, mikro mobilite ve y0eşil ulaşım</p>

<p>Panelde raylı sistemlerin yaygınlaştırılması, yaya ve bisiklet yollarının planlı biçimde artırılması ve trafik yönetiminin veri temelli yapılması gerektiği vurgulandı. Ulaşım altyapısı, mikro mobilite, yeşil ulaşım ve erişilebilirlik konuları, akademisyenlerin ve kamu temsilcilerinin sunumlarıyla derinlemesine ele alındı.</p>

<p>Başkan Erdem, ulaşım planlamasının yalnızca merkez ilçeleri değil tüm Bursa’yı kapsaması gerektiğini belirtti:</p>

<p>“Nilüfer’deki bir aksaklık, Yıldırım’ı da etkiler. Bu nedenle çözüm parçalı değil, bütüncül olmalı.”</p>

<p></p>

<p>Yerel yönetimlerden ve akademiden destek</p>

<p>Panele katılan Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, kent planlamasının öngörüyle ve yerel ihtiyaçlara göre yapılması gerektiğini söyledi. Eski Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Erdem Saker ise aktarmalı ulaşım modelinin teşvik edilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Altyapı Yatırımları Genel Müdür Yardımcısı Enver Mamur, merakla beklenen Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli Hızlı Tren Projesi'nin Bursa-Osmaneli kesiminin bu yıl tamamlanacağını duyurdu. Ayrıca tramvay hattının da yıl içinde hizmete alınmasının planlandığını belirtti.</p>

<p>Panelin kapanışında konuşan İMO Başkanı Serdar Atilla Erdem, Bursa’nın diğer büyükşehirlere kıyasla ulaşım yatırımlarında geri planda kaldığını dile getirdi. “Ülke ekonomisine katkısı bu kadar büyük olan bir şehrin, ulaşıma dair hak ettiği yatırımları artık alması gerekiyor” dedi. Erdem, konuşmasını şu çağrıyla sonlandırdı:</p>

<p>“Bursa’nın tüm dinamiklerini, gelecek nesillere yaşanabilir bir şehir bırakmak amacıyla ortak akılla şekillendirmeliyiz. Bu panelin çıktılarının Bursa’nın ulaşım politikalarına yön vereceğine inanıyoruz.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sektörel Haberler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/imo-bilimsel-yaklasim-sart</guid>
      <pubDate>Mon, 05 May 2025 21:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/1510-d8.jpg" type="image/jpeg" length="94849"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
