<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Eko Haber</title>
    <link>https://www.ekohaber.com.tr</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve taraofız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.ekohaber.com.tr/rss/inceleme" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 23 May 2026 11:16:11 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/rss/inceleme"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’nin 2033 hedefi 1500 uçak]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/turkiyenin-2033-hedefi-1500-ucak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/turkiyenin-2033-hedefi-1500-ucak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti’nin yüzyıllık tarihi ekonomik alanda bir çok dar boğaza şahit olmuş, yokluk ve yoksulluklarla dolu yılları birlikte geride bırakmışız. Her alanda ileri milletler seviyesine ulaşmak için kamu ve özel sektörün gayretli yöneticileri ve şirketlerinin sayesinde dünyanın en etkili önemli ekonomileri arasında yer alabilmişiz. Mazisi 1933 yılına kadar giden Türk sivil havacılığının bugün geldiği durum dünya ile yarışacak bir düzeyde olup, bununla ne denli gurur duysak azdır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
<strong>Musa ALİOĞLU (İSTANBUL)</strong></p>

<p>Şöyle bir baktığımızda 81 vilayetin 56’sında havalimanı veya havaalanı var. İstanbul Havalimanı dünyanın en büyüğü olmaya doğru giderken, yanı sıra Sabiha Gökçen ve Antalya’daki havalimanı da Avrupa’nın liderleriyle yarışacak düzeye geldiler. Anadolu meydanlarının birçoğu yolcu sayısı ve uçak trafiği bakımından birçok ülkeyi geride bırakacak seviyeye gelmiştir. Yılın ilk yarısında havayolunu kullanan yolcu sayısının 108,8 milyona çıkması ve bu sayının Avrupa’daki 17 ülkenin toplam nüfusunu geride bırakmasıyla yolcu sayısı yıl bitiminde rahatlıkla 150 milyonu aşacaktır diyebilmekteyiz. Ocak-Haziran arasında üst geçişlerle birlikte uçak trafiğimiz de 1 milyon 134 bin 447 adede ulaşmayı başardı. İşte bu rakamlar bizim gurur sebebimizdir.<br />
Bizlere bu gururu yaşatan başarının arkasında kimler hangi şirketler var diye sorguladığımızda, geçmişte bize büyük katkıları olan, değişik nedenle ticaret sahnesinden uzaklaşan kişi ve şirketlerin de hakkını teslim ederek bu güne gelip bakmakta fayda vardır.<br />
Filolarındaki uçak sayılarına göre en başta THY (Yolcu/Kargo) olmak üzere, Pegasus, Sun Ekspres, A Jet, Corendon, Southwind, BBN (Yolcu/kargo) Free Bird, MNG (Kargo) MGA, Tailwind, ULS (Kargo) ACT (Kargo) ve Anka olmak üzere toplam olarak 14 şirket Türk hava taşıt tesciline kayıtlı.<br />
THY ilk ve kamu ağırlıklı olduğu için bayrak taşıyıcı (Flag carrier) ünvanına sahip olsa da diğer şirketlerimiz de Türk bayrağını gururla taşımaktadır.<br />
Şirketlerden sadece THY ve Pegasus İstanbul Borsası’nda işlem görüyor.<br />
Yabancı ortaklı şirketlerin hisselerinin yüzde 51’ı, 2921 Sayılı Sivil Havacılık Kanunu gereği Türk vatandaşlarının üzerine kayıtlı. Sun Express istisna.<br />
Türkiye gibi önemli stratejik konumu ve sayılı büyük ekonomilerden biri olan bir ülkenin ticari havayolu filosu kaç uçaktan oluşmaktadır hiç merak ettimiz mi? Bu konu satır aralarında kaybolacak bir durum değildir. Çağın en önemli ulaşım aracı olan uçakların sayısı ne kadar artarsa, havacılıkta dünyadaki yerimiz de o denli yükselip daha fazla söz sahibi olabileceğiz.<br />
Şirketlerimizin uçak sayısına bakalım.</p>

<p><br />
<strong>1- TÜRK HAVA YOLLARI A.O<br />
(TURKISH AIRLINES)</strong><br />
Türk Hava Yolları 6 kıtada 130’ü aşkın ülkenin 350’den fazla noktasına uçuş yapıyor. Dünyanın dört yanına yayılı her kademedeki yetkin ve birbirinden liyakatli toplam 96 bin kişilik kadronun bugünkü başarıdaki yeri tartışılmaz. THY’nin bu günkü seviye gelmesinde THY Yönetim Kurulu Üyelerinin, yakın çalışma arkadaşlarıyla çok başarılı ve sonuç odaklı iyi bir yönetim sergileyen Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi’nin Başkanı olan Prof. Dr. Ahmet Bolat’ın sevk ve idare rolü alkışa değerdir.<br />
Her 59 saniyede bir havalanan THY uçakları, her gün ortalama 2 milyon 837 bin 397 kilometre yol kat ediyor.<br />
Dünya etrafında 71 kez dönen THY uçakları, her gün ortalama 3 bin 972 saat havada kalırken, bu sayı tam tamına 165 güne tekabül ediyor.<br />
Uçuşlarda her gün ortalama 2 bin 194 pilot ve 5 bin 466 kabin memuru görev alıyor. THY uçakları günlük ortalama 249 binin üzerinde yolcu ve ortalama 4 bin 761 ton kargo taşıyor. THY, bu başarısını daha da ileri taşımak için stratejik planı kapsamında 2033'te uçak sayısını 813'e yükselterek, yıllık 171 milyon yolcu taşımayı hedefliyor. THY’nin, şu anda, 2025 yılı sonunda 2030 ve THY kuruluşunun 100’üncü yılı olan 2033 yılında filosunda kaç adet uçak olacağına birlikte bakalım.</p>

<p><strong>2- PEGASUS HAVA TAŞIMACILIĞI A.Ş<br />
(PEGASUS AIRLINES)</strong><br />
Pegasus Hava Havayolları’nın şuan filosundaki uçak sayısı 119’a ulaştı.<br />
Şirketin filosunda 9x B737-800, 6x A320ceo, 46x A320neo, 58x A321neo tipi uçak bulunuyor. Şirketin toplam koltuk sayısı da 25.689’e çıkmıştır.<br />
Pegasus filosunun 2025 sonuna kadar 127 uçağa çıkarılması planlanıyor.<br />
Şirket, 2026'da 8 adet, 2027'de 13 adet, 2028'de 11 adet ve 2029'da da 11 adet A321neo uçak teslim alacak. Pegasus 2030 başında toplam 170 uçaklık bir filoya sahip olmayı hedefliyor. Boeing ile yapılan anlaşma kapsamında, ilk Boeing 737-10 tipi uçaklar da 2028 yılından itibaren şirket filosuna katılmaya başlayacak.<br />
<br />
<strong>3- GÜNEŞ EKSPRES HAVACILIK A.Ş<br />
(SUN EXPRESS AIRLINES)</strong><br />
THY-Lufthansa ortaklığı olan şirketin filosunda, 20 adet B737-8 Max, 57 adet B737-800 (NG), 8 adet ACMI - (Uçak, Mürettebat, Bakım ve Sigorta) uçak kiralama: (3 adet A320, 5 adet B737-800 (NG) olmak üzere toplam 85 adet uçak bulunmaktadır. Max 8 ve NG uçakların koltuk sayısı 189 olup 77 uçağın koltuk sayısı 14 bin 553, 8 adet A320’in koltuk sayısıda (8x180: 2 bin 2040) olmak üzere koltuk sayısı 16 bin 584 olarak devam ediyor. Şirketin 2028 hedefi 100, 2033 hedefi 150 ve 2035 hedefi ise 166 uçak olarak planlanmakta.<br />
<br />
<strong>4- AJET HAVA TAŞIMACILIĞI A.Ş<br />
(A JET AIRLINES)</strong><br />
Yüzde yüz THY iştiraki olan Ajet filosunda şu anda operasyona dahil olan 82 uçak bulunuyor<br />
Uçaklardan 53’ü Boeing, 29’’u Airbus A320/21.<br />
Filodaki uçakların koltuk ortalaması uçak başına 192. Şirketin yıl sonu hedefi ise operasyona katılan uçak sayısını 86’ya çıkarmak<br />
Bu uçakların 61’i Boeing, 25’i ise Airbus A320/21 olacak.<br />
2033 yıl sonu itibarıyla şirketin hedefi<br />
toplam 200 adet dar gövdeli yeni nesil uçak uçurabilmek.<br />
(Yeni nesil = Boeing 727 Max ya da Airbus A320/21 Neo)<br />
<br />
<strong>5- TURİSTİK HAVA TAŞIMACILIK A.Ş<br />
(CORENDON AIRLINES)</strong><br />
Şirketin filosunda halen 22 adet B737-800 ve 6 adet de B737-8 MAX tipi olmak üzere toplam 28 uçak bulunuyor. Her biri 189 kişilik olan uçaklardaki toplam koltuk sayısı 5 Bin 292’dır. Şirket yıl sonuna kadar yeni uçak almayacak. 2033 yılı için ise 44 uçaklık bir filo planlanmaktadır.<br />
<br />
<strong>6- CORTEX HAVACILIK TURİZM A.Ş<br />
(SOUTHWIND AIRLINES)</strong><br />
Southwind Havayolları’nın şu anda filosunda 2 adet A330-200 (345Y)<br />
4 adet A321-200. (220Y) 1 adet A321-200NEO. (240Y) 3 adet B737-800MAX. (189Y) 3 adet B777-300. (550Y) ve 1 adet B777-300ER. (531Y) olmak üzere 14 uçak ve 4558 koltuk bulunmakta.<br />
<br />
<strong>7- BBN HAVAYOLLARI TAŞIMACILIK A.Ş </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>(BBN AIRLINES)</strong><br />
Şirketin filosunda halen 7 adet A321 yolcu (1536 koltuk), 2 adet A320 yolcu (360 koltuk), toplam 9 yolcu uçağıyla toplam 1896 koltuk vardır.<br />
Ayrıca 3 adet de A321 tipi kargo (her biri 28t &amp; 200 m3 taşıma kapasiteli) uçağı olmak üzere 12 uçak bulunuyor.<br />
2030 yılı planlaması olarak da filonun 14 adet A321 yolcu, 5 adet A321 kargo ve 5 adet de B777-300 kargo uçağı olacak şekilde düşünülüyor.<br />
<br />
<strong>8- HÜRKUŞ HAVAYOLU TAŞIMACILIK A.Ş </strong></p>

<p><strong>(FREE BİRD AIRLINES)</strong><br />
Şirketin filosunda her biri 180 yolcu alabilen A320 tipi 12 uçak bulunuyor.<br />
Ayrıca, Free Bird Europe (Malta AOC)<br />
filosunda da üç adet A320 tipi olmak üzere toplam 15 uçak bulunmaktadır.<br />
2025 yıl sonu hedefi olarak aynı sayı ile devam edecek olan Free Bird 2030 yılı hedefi olarak 20 uçak planlıyor.<br />
<br />
<strong>9- MNG HAVAYOLLARI TAŞIMACILIK<br />
A.Ş (MNG CARGO AIRLINES</strong><br />
Türkiye’nin en eski şirketlerinden olan MNG Airlines’in filosunda şu anda altı adet A330 (61-65 ton kapasiteli) 3 adet A300 (45 ton kapasiteli) 2 adet de A321 (25 ton kapasiteli) olmak üzere toplam 11 adet uçak bulunuyor. Uçaklarının toplam taşıma kapasitesi 550 tona kadar yükselen MNG Cargo<br />
2025 sonuna kadar filoya bir veya iki uçak daha ilave etmeyi planlamakta.<br />
2030 yılına kadar iki adet ilave genis gövde uçak getirip, filoda bulunan üç adet A300’ü de emekli etmek istiyor.<br />
<br />
<strong>10- MAVİ GÖK HAVACILIK A.Ş<br />
(MGA AIRLINES)</strong><br />
Mavi Gök Havayolları’nın filosunda şu an altı adet B737-800(189Y), bir adet B737-900 ER (213Y), bir adet B777- 300 ER (339Y) olmak üzere 8 adet büyük gövdeli uçak bulunmaktadır. Bu uçaklar 1844 koltuk kapasitesindedir.<br />
Şirketin ayrıca bir adet B737- 700 BBJ(30Y), iki adet B737-800 VIP (60x2:120Y) bir adet Cessna Gran (8Y) olmak üzere koltuk sayıları 158 olan 4 adet de iş jeti bulunmaktadır.<br />
Şirkete 2025 yılı sonunda bir adet de<br />
B777-300 ER tipi bir uçak katılacaktır.<br />
<br />
<strong>11- TAİLWİND HAVAYOLLARI A.Ş<br />
(TAILWIND AIRLINES)</strong><br />
Şirketin filosunda 3 adet B737-400 ve 2 adet de B737-800 tipi olmak üzere beş uçak ve 882 koltuk kapasitesi var.<br />
Şirket, filosunu 2027 ve 2028’de altı adet adet B737-800 ve 2029-2030 yılları içinde 8 adet B737-800 tipi uçak dahil etmeyi planlamakta.<br />
<br />
<strong>12- ULS HAVAYOLLARI TAŞIMACILIK A.Ş<br />
(ULS CARGO AIRLINES)</strong><br />
ULS Cargo Havayolları’nın filosunda<br />
şuan her biri 40 ton taşıma kapasiteli 3 adet A310-308F tipi uçak ve her biri 60 ton taşıma kapasiteli iki adet A330-300P2F tipi uçak olmak üzere 5 uçak ve 240 tonluk kapasitesi var.<br />
2030 yılı hedefi olarak her biri 62 ton kapasiteli 6 adet A330- 300P2F tipi<br />
uçağın filoya katılması planlanmakta.<br />
<br />
<strong>13- ACT HAVAYOLLARI A.Ş<br />
(ACT CARGO AIRLINES)</strong><br />
2004 yılında kurulan ACT Havayolları, Türkiye’de B747-400 tipi kargo uçağı uçuran ilk ve tek Türk şirketidir. Şirketin filosunda her biri 112,5 ton taşıma kapasiteli 2 adet B747-481 SF tipi ve her biri 117 ton kapasiteli olan B747-400 ERT tipi iki uçak olmak üzre toplamda 459 ton taşıma kapasiteli dört adet 747 tipi uçak bulunmakta.<br />
Şirketin 2025 yılı sonuna kadar filoda bir değişikliğe gitmeyecek ve 2030 yılına kadar uçak sayısını artıracak.<br />
<br />
<strong>14- AIR ANKA HAVAYOLLARI A.Ş<br />
(AIR ANKA AIRLINES)</strong><br />
Anka Havayolları’nın 2025 yılı itibarı<br />
filosunda şu an 3 adet A330 tipi uçak bulunmakta. Uçaklar, 351Y/324Y/363Y (fakat Kasım 2025 itibari ile 324Y olan uçak da 350 Yolcu olacak).<br />
Şirket, 2030 yılında 5 adet A330 ve 3 adet A321 uçağı filosuna dahil etmeyi planlıyor. Toplam koltuk 1064 olacak.<br />
<br />
Türk sivil havacılık tesciline kayıtlı 14 havayolu şirketinin filolarındaki uçak sayısı 16 Temmuz 2025 tarihi itibariyle tam 868 adete yükselmiş. Şirketlerin yöneticilerinden aldığım bilgiye göre 2025 yılı sonuna kadar THY filosuna 36, diğer şirket filolarına da 35 uçak olmak üzere toplam 71 uçak daha ilave edecekler ve bu yıl sonunda TC tescilli uçak sayısı 903’e ulaşacak.<br />
Türk Hava Yolları’nın ve Türk sivil havacılığının kuruluşunun 100’üncü yıl dönümü olan 2033 yılında oluşacak filo planlaması hakkında bilgi veren şirketlerin uçak sayısı 1484’e kadar çıkacak, bilgi veremeyenlerle birlikte bu sayının 1500’ü geçmesi bekleniyor.<br />
Filodaki uçak sayısının yükseleceğinin müjdesini veren şirket yöneticileri bazı gelişmelere göre bu sayıların üstüne çıkma ihtimallerinin olacağını ekledi.<br />
Ne diyor büyük şairimiz Namık Kemal;<br />
“Yüksel ki yerin bu yer değildir; dünyaya gelmek hüner değildir.”<br />
Cumhuriyet’in 110’uncu yıldönümünde Türk sivil havacılık filosunun tam 1500 uçağa ulaşmasında emeği geçen tüm vatan sevdalılarına rahmet, minnet ve şükran duygularımızı sunmak bir borç.<br />
Mutlu yarınlar Türkiyem.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNCELEME</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/turkiyenin-2033-hedefi-1500-ucak</guid>
      <pubDate>Tue, 05 Aug 2025 09:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/1522-m5.jpg" type="image/jpeg" length="79307"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa savunmada söz sahibi oluyor]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-savunmada-soz-sahibi-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursa-savunmada-soz-sahibi-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da düzenlenen IDEF 2025 Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı, Türkiye'nin savunma alanındaki yerli ve milli atılımlarını gözler önüne serdi. IDEF 2025, Türkiye'nin savunma sanayisindeki son teknolojik gelişmelerin sergilendiği önemli bir platform olma özelliği taşıyor. Fuara katılan Bursalı firmalar da geliştirdikleri yeni nesil savunma sistemleri ve teknolojileriyle öne çıktılar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>GÖKSEL BAŞARAN – ÖZEL HABER</strong></p>

<p><strong>IDEF’2025’e katılan Bursalı firmalar, yerli ve milli savunma sanayii hamlesine katkı sağlamak amacıyla fuarda yerini aldı. Fuara katılan Bursalı firmaların yetkilileri, "Yeni nesil savunma sistemlerimizle hem yerli ordumuzun ihtiyaçlarını karşılamayı hem de ihracatta rekabet gücümüzü artırmayı hedefliyoruz" dedi. Bursa’nın otomotiv ve makine sektöründeki gücünün savunma sanayisine yansıdığını belirten firma temsilcileri, "Bursa, Türkiye’nin savunma üssü olma yolunda ilerliyor" ifadelerini kullandı.</strong></p>

<p>Milli Savunma Bakanlığı ev sahipliğinde, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı destekleriyle, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı yönetim ve sorumluluğunda ve KFA Fuarcılık AŞ organizatörlüğünde 22-27 Temmuz 2025 tarihleri arasında düzenlenen 17. Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı (IDEF 2025) İstanbul Fuar Merkezi'nde (İFM) gerçekleştirildi.</p>

<p>44 ülkeden gelen katılımcıların stant açtığı IDEF 2025'te 400'ün üzerinde uluslararası firma da ürünlerini sergiledi. Bu yıl ana alan İstanbul Fuar Merkezi'nin yanı sıra Atatürk Havalimanı, Ataköy Marina ve WOW Kongre Merkezi olmak üzere 4 lokasyonda etkinlikler yapıldı. Fuarın deniz araçları kısmında ise muharebe ve destek gemileri, sabit ve döner kanatlı platformlar, insansız su-üstü ve su-altı araçları (İSA) ve komuta, kontrol ve haberleşme sistemleri yer aldı. Yerli SİDA (Silahlı İnsansız Deniz Araçları), Ataköy Marina'da yerini aldı.</p>

<p><img height="283" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/ibrahim-burkay-1-3.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>İbrahim Burkay</strong></p>

<p><strong>BTSO Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Bursa, stratejik dönüşümde merkez şehirlerden biri</strong></p>

<p>Türkiye’nin savunma sanayiinde elde ettiği başarının ardında güçlü irade, vizyoner projeler ve özel sektörün dinamizmi var. Türk savunma sanayii, 11 milyar doları aşan ihracatla dünya sıralamasında ilk 11’e girdi. Bu hedeflere ve sektörün gelişimine baktığımızda hedef bu başarıyı ilk 5’e taşımaktır. Türkiye bu alandaki hedefine hızlı adımlarla ilerlemekte. Biz de Bursa olarak sahip olduğumuz üretim gücümüzü stratejik alanlara adapte etmeyi istiyoruz.</p>

<p>BTSO öncülüğünde kurulan BASDEC’in savunma sanayii projelerinde aktif rol alıyor. 2013 yılında BTSO’da göreve geldiğimizde Bursa’nın sadece mevcut sanayi gücünü değil, geleceğin stratejik sektörlerindeki yerini de planlamaya başladık. Uzay, havacılık ve savunma bu alanların başında geliyordu. Bu vizyonla BASDEC’i kurduk. Bugün geldiğimiz noktada Bursa, bu dönüşümde merkez şehirlerden biri hâline geldi.</p>

<p>Fuarda yer alan firmaların birçok yeni sözleşme ve iş birliğine imza attı. BTSO’nun stratejik sektörlere dönük kümelenme modeliyle birlikte fuarcılık alanında da güçlü bir kurumsal yapı oluşturdu. KFA Fuarcılık’ın bu vizyonun önemli bir parçası. Bir şeyi üretmek kadar, onu doğru anlatmak ve doğru platformlarda sunmak da önemli. KFA’yı bu vizyonla kurduk. Türkiye’nin gerçek üreticilerini dünya piyasalarında öne çıkaracak güçlü adımlar atıyoruz.</p>

<p><img height="335" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/erol-ozkayan.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Erol Özkayan </strong></p>

<p><strong>Ermaksan Yönetim Kurulu Başkanı </strong></p>

<p><strong>Savunma sanayisine yönelik katkılarımız devam edecek</strong></p>

<p>IDEF 2025 bizim için yalnızca bir fuar değil, Türk savunma sanayisinin ulaştığı teknolojik seviyeyi dünyaya gösterebileceğimiz bir platformdur. 60 yıllık mühendislik birikimimizle geliştirdiğimiz yerli ve milli sistemleri, ulusal ve uluslararası savunma sanayii temsilcileriyle buluşturmayı, iş birliklerini geliştirmeyi ve ihracat potansiyelimizi artırmayı hedefliyoruz.</p>

<p>IDEF 2025’te, çift ve tek namlulu THUNDERBOLT 40/70 mm deniz toplarımız, SM-81 KESKİN kamalı havan sistemimiz, yüksek güçlü askeri tip lazerlerimiz, FBG sensör teknolojilerimiz ve ENAVISION serisi metal 3D yazıcılarımız başta olmak üzere savunma sanayiine yönelik ileri çözümlerimizi tanıtacağız. Özellikle THUNDERBOLT çift namlulu milli deniz topumuzun ilk mühimmat atış testlerini başarıyla tamamladıktan hemen sonra sergileniyor olması dikkat çekmektedir.</p>

<p>Savunma sanayimizin kritik ihtiyaçlarını yerli üretimle karşılamak, ithalat bağımlılığını azaltmak ve Türkiye’yi bu alanda bölgesel bir teknoloji üssü haline getirmek başlıca hedeflerimizdir. Önümüzdeki dönemde lazer silahları için geliştirdiğimiz askeri rezonatörlerin güç kapasitelerini artırmak, otonom ve yapay zekâ destekli savunma sistemleri geliştirmek ve NATO ile müttefik ülkelere ihracatı büyütmek önceliklerimiz arasındadır. Ayrıca milli deniz topumuzun farklı varyasyonları üzerinde de çalışmalarımız sürüyor. Özellikle hücum botları gibi daha küçük deniz araçlarında kullanılabilecek, tek namlulu, hafif ve kolay entegrasyona sahip bir model üzerinde Ar-Ge faaliyetlerimiz devam ediyor. Bir sonraki aşamada ise bu sistemi tekerlekli ve/veya paletli kara araçlarına entegre etmeyi planlıyoruz.</p>

<p>Bursa, güçlü sanayi altyapısı ve yetişmiş insan kaynağıyla Türkiye’nin savunma sanayiinde stratejik bir merkezidir. Kentteki köklü üretim kültürü, savunma projelerine hız ve esneklik kazandırıyor. Biz de Bursa’dan çıkan bir firma olarak, bu potansiyeli yüksek teknoloji ürünleriyle küresel ölçekte değerlendirmekten gurur duyuyoruz.</p>

<p>Bursa, makineden otomotive kadar birçok sektöre de olduğu gibi savunma sanayisinde de yerlilik oranını artıran projelerin merkezinde yer almaktadır. Ermaksan olarak Türk Deniz Kuvvetleri için geliştirdiğimiz çift ve tek namlulu deniz topları, Türkiye’nin lazer silahı projelerinde kullanılan yüksek güçlü lazer sistemlerimiz ve 3D yazıcı teknolojilerimiz ve bu teknolojilerle sektörün ihtiyaç duyduğu kritik bileşenlerin üretimi, Bursa’nın ülke savunmasına sağladığı somut katkının en önemli örneklerindendir.</p>

<p><img height="360" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/ufuk-erdogan-1.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Ufuk Erdoğan</strong></p>

<p><strong>Erbab&amp;Comit Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>Geleceğin akıllı savunma teknolojilerinde imzamız olacak</strong></p>

<p>IDEF 2025’te sadece bir katılımcı değil, oyun değiştirici olarak yer alıyoruz. Amacımız; Erbab Otomat’ın iştiraki olan COMİT’in özgün mühendislik vizyonunu, geleceğin savunma teknolojilerine yön verecek çözümlerle sahaya taşımak. Türkiye’nin yerli ve milli teknoloji hamlesinde aktif rol aldığımızı tüm dünyaya göstermek için buradayız!</p>

<p>IDEF 2025’te, COMİT olarak sektöre damga vuran yenilikçi çözümlerimizi sergiliyoruz. Bunların en dikkat çekenlerinden biri, dünyanın en hafif mayın dedektörü. Daha önce farklı organizasyonlarda tanıtılmış olsa da bu üstün teknolojili ürün, fuarda savunma profesyonellerinden hâlâ büyük ilgi görüyor. Sahada görev yapan personelin hareket kabiliyetini artıran ergonomik yapısı, yüksek algılama hassasiyeti ve zorlu arazi koşullarında bile güven veren performansıyla, bu dedektör sınıfında ezber bozuyor.</p>

<p>Buna ek olarak; COMİT olarak Ar-Ge gücümüzü sahaya yansıtan pek çok çalışmayı sürdürüyoruz. Yapay zekâ destekli test ve doğrulama sistemlerinden, otonom kara araçlarına entegre edilecek gelişmiş kontrol ünitelerine kadar birçok projede önemli mesafe kat ettik.</p>

<p>Ancak söyleyebileceklerimiz bununla sınırlı değil. Henüz kamuoyuna açıklanmamış, geliştirme süreci gizlilikle yürütülen bazı kritik projelerimiz de var. Özellikle yüksek çevresel dayanım gerektiren sahalarda kullanılacak özel sistemler ve güvenli haberleşmeye yönelik ileri teknolojiler üzerinde yoğun şekilde çalışıyoruz.</p>

<p>Fuarda sergilediklerimiz sadece görünen kısmı. Yakında savunma sanayii, COMİT imzalı çok daha büyük sürprizlerle tanışacak.</p>

<p>Hedefimiz net: Türkiye’nin savunma sanayiinde sadece kullanıcı değil, teknoloji üreten ve ihraç eden bir güç olmasına katkı sağlamak. COMİT olarak; yüksek mühendislik gücümüz, hızlı prototipleme kabiliyetimiz ve çevik üretim altyapımızla platform bağımsız, entegre sistem çözümleri geliştiriyoruz. Geleceğin akıllı savunma teknolojilerinde COMİT imzası olacak!</p>

<p>Bursa, artık sadece otomotivin değil, savunma teknolojilerinin de başkenti olmaya aday. Yüksek teknolojili üretim kabiliyeti, kalifiye insan kaynağı ve girişimcilik ruhuyla Bursa, Türkiye’nin savunma ekosisteminin yükselen yıldızıdır. Biz de bu yükselişte öncü rol oynamaktan büyük gurur duyuyoruz.</p>

<p>Bursa, yerli ve milli üretimde sadece destekçi değil, lokomotiftir. Türkiye’nin teknolojik bağımsızlığı yolculuğunda; güçlü sanayi altyapısı, Ar-Ge merkezleri ve yenilikçi firmalarıyla Bursa’nın katkısı hayati. COMİT olarak bu vizyonun tam merkezindeyiz. Geliştirdiğimiz her ürün, bu toprakların mühendisliğiyle, bu ülkenin geleceğine hizmet ediyor.</p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/tevfik-sayar-1.JPG" width="238" /></p>

<p><strong>Tevfik Sayar</strong></p>

<p><strong>Nevpa Şirketler Grubu YKÜ</strong></p>

<p><strong>Yerli üretimle savunma sanayisine katkı sağlamaya devam edeceğiz</strong></p>

<p>IDEF 2025’e katılım amacımız, uzun yıllardır farklı ülkelere proje bazlı olarak üretimini yaptığımız komple askeri personel taşıyıcı araçlarımızı tanıtmaktır. Bu kapsamda, fuarda 4 kişilik Pick-Up tarzı askeri aracımız ve 16 kişilik daha büyük taşıyıcı aracımızı sergiliyoruz.</p>

<p>Bu araçların şasesinden sac ve alüminyum kapaklarına, branda sistemlerine kadar tüm üretimini, Bursa OSB’deki fabrikamızda gerçekleştiriyoruz. Üst yapı projelerimizin küresel pazarda daha fazla tanınması ve önemli bir yer edinmesi de hedeflerimiz arasında yer alıyor.</p>

<p>Ayrıca, Bursa’mızın savunma sanayisindeki aktif rolünü görmekten büyük gurur duyuyoruz. Bugün IDEF 2025’te Bursa’dan çok sayıda firmanın katılımını görmek sevindirici; önümüzdeki yıllardaki fuarlarda bu sayının daha da artmasını temenni ediyoruz.</p>

<p>Firma olarak ilk kez katıldığımız IDEF 2025’te, proje bazında ürettiğimiz askeri personel taşıyıcı araçların üst yapılarını komple kit halinde sergiledik ve tanıttık. Savunma sanayisinde yerli üretimin çeşitliliğini artırmak ve bu alanda ihracatımızı büyütmek temel hedeflerimiz arasında yer alıyor. Yerli üretimle savunma sanayisine katkı sağlamaya ve global pazarda Türkiye’yi temsil etmeye devam edeceğiz.</p>

<p>Bursa, Türkiye’nin sanayi ve üretim üssü olarak savunma sanayisinde de kritik bir rol oynamaktadır. Otomotiv, makine ve metal sanayisindeki güçlü altyapısıyla, savunma sektörüne yüksek teknolojili, nitelikli ve yerli çözümler sunmaktadır. Özellikle zırhlı araçlar, askeri taşıyıcı sistemler, elektronik harp ve savunma ekipmanları gibi alanlarda üretim kabiliyetiyle öne çıkmaktadır.</p>

<p>Bursa, sahip olduğu sanayi kültürü, nitelikli iş gücü ve Ar-Ge yatırımlarıyla savunma sanayisinde yerli ve milli üretimin önemli bir merkezi haline gelmiştir. Gelecekte de savunma teknolojilerinde daha fazla katma değerli ürünle Türkiye’nin gücüne güç katacaktır.</p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/selcuk-sunnetcioglu.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Selçuk Sünnetçioğlu</strong></p>

<p><strong>Ons Havacılık Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>Sektörde fark yaratan bir teknoloji firmasıyız </strong></p>

<p>ONS Havacılık olarak IDEF 2025’te, özellikle iniş takımları ve montaj ekipmanları konusundaki mühendislik ve üretim yetkinliklerimizi öne çıkardık. Bu alandaki yüksek hassasiyetli üretim kabiliyetimiz, kalite standartlarımız ve proje yönetimi anlayışımızla; sadece bir alt yüklenici değil, her aşamada güvenilir bir çözüm ortağı ve stratejik iş birliği partneri olduğumuzu tüm paydaşlarımıza göstermeyi hedefledik.</p>

<p>Özellikle iniş takımları ve montaj ekipmanlarındaki yetkinliğimizi tüm paydaşlarımıza anlatarak büyük projelerin ONS Havacılık ile kolaylıkla başarılabileceğini, müşteri-alt yüklenici ilişkisinden çok projelerde partner ve çözüm ortağı kavramıyla yaklaşımımızı sergiledik.</p>

<p>Fuarda sunduğumuz ürün görselleri ve çözümler önerileri:</p>

<p>· İniş Takımı Yapısal Bileşenleri ve Hassas Mekanik Parçaların imalatı,</p>

<p>· Montaj Hatları ve Uçak Parçası Yerleştirme Ekipmanlarının anahtar teslim proje olarak sunumu,</p>

<p>· Test ve Entegrasyon Destek Sistemleri ile sahada çözüm sunma,</p>

<p>Tüm bu alanlardaki yetkinliğimizle, büyük ve karmaşık projelerin ONS Havacılık ile daha hızlı, güvenli ve sürdürülebilir şekilde hayata geçirilebileceğini ortaya koyuyoruz.</p>

<p>Önce yerli ve milli kapsamında ülkemizin ihtiyaçlarına tam cevap verebilecek yapıya bürünerek bu uzun yolda ülkemizin ihtiyaçlarına yardımcı olmak. Sonrasında yurtdışında markamızı bilinirliğini artırarak ülke ihracatına katkıda bulunmaktır. Hem SSB ürünleri üretmek hem de kendi ürünlerimizle uluslararası sektörde yerimiz almak.</p>

<p>ONS Havacılık olarak savunma sanayiindeki temel hedefimiz, öncelikle yerli ve milli üretim gücümüzü artırarak ülkemizin ihtiyaçlarına eksiksiz cevap verebilecek bir yetkinliğe ulaşmaktır.</p>

<p>Bu doğrultuda:</p>

<p>· Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ve bağlı kurumlara yönelik ihtiyaçları karşılamak,</p>

<p>· Mühendislik ve üretim altyapımızı sürekli geliştirerek milli projelerde aktif rol almayı hedefliyoruz.</p>

<p>Uzun vadede ise, yerli başarılarımızı küresel pazarlara taşıyarak:</p>

<p>· ONS Havacılık markasının uluslararası bilinirliğini artırmak,</p>

<p>· Kendi geliştirdiğimiz özgün ürünlerle global savunma sektöründe rekabetçi bir konum edinmek ve</p>

<p>· Türkiye’nin savunma sanayii ihracatına katkı sunmak temel vizyonlarımız arasında yer almaktadır.</p>

<p>ONS Havacılık; hem SSB projelerinde güvenilir bir üretici, hem de kendi ürün ailesiyle sektörde fark yaratan bir teknoloji firması olma yolunda kararlılıkla ilerlemektedir.</p>

<p>Bursa, Türkiye’de otomotiv ve tekstil kenti olarak görülse de Savunma Sanayisi bakış açısını kavramış, hassas imalat yapabilen firma sayısı her geçen gün artırmaktadır. Bu artışla birlikte ana üreticilerin dikkatini çekerek birçok yeni projenin Bursa’ya gelmesine sebep olmaktadır. Bu bakış açısının kazanımında BTSO’nun ve BASDEC’in katkılayı yatsınamaz.</p>

<p>BASDEC ile birlikte Bursalı firmalar olarak ortak katılım sağladığımız IDEF 2025’e alttaki vizyonla katılım gerçekleştirdik;</p>

<p>1. Şirketimizin savunma ve havacılık sektöründeki yetkinliklerini yerli ve yabancı paydaşlara tanıtmak.</p>

<p>2. Markamızın bilinirliğini artırmak ve ONS Havacılık’ı küresel ölçekte konumlandırmak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>3. Yurt içi ve yurt dışındaki kamu ve özel sektör temsilcileriyle iş birliği fırsatlarını değerlendirmek.</p>

<p>4. Potansiyel müşterilerle doğrudan temas kurarak yeni projelerin temellerini atmak.</p>

<p>5. Savunma sanayindeki güncel gelişmeleri, teknolojik trendleri yerinde gözlemlemek.</p>

<p>6. Stratejik ortaklıklar için karar vericilere ulaşmak.</p>

<p><img height="284" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/emel-ozkan-tasyakan-2.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Emel Özkan Taşyakan</strong></p>

<p><strong>BKM Teknoloji YKÜ</strong></p>

<p><strong>Amortisör ve damper ürünlerimiz ile sönümleme sistemlerimizi tanıttık</strong></p>

<p>Havacılık ve savunma alanındaki teknolojik gelişmeleri takip etmek ve ürünlerimizi sergileyerek firmamızı uluslararası platformlarda tanıtmak için bu yıl IDEF’e katıldık. Hassas mekanik parçalarımızı, havacılık sektöründe onaylı amortisör ve damper ürünlerimiz ile sönümleme sistemlerimizi tanıtma fırsatı bulduk. Kendi ürünlerimizin yanı sıra yerli taktik tekerlekli araçlarda kullanılan KALLER hidropnömatik süspansiyon ürünümüzü sergiledik.</p>

<p>IDEF 2025’te yine bir ilk olarak TRIBORING ürünlerimizi sergileyerek yeni kullanım alanları üzerine potansiyel müşteriler ile görüşmeler sağladık.</p>

<p>Yakın zamanda imzalayacağımız seri üretim sözleşmeleri ile uzun yıllardır hem prototip hem de ön seri fazlarındaki sönümleme sistemlerimizi hava platformlarına yerli olarak sunmayı hedefliyoruz.</p>

<p>Tekstil, Otomotiv ve otomotiv yan sanayi sektöründe kendini ispatlamış olan firmalarımızın havacılık ve savunma alanında da oldukça değerli işler yaptığını gözlemledik. Seri üretim mantığını bilen ve kaliteye önem veren firmalarımızın ekosistemdeki yerini her geçen gün sağlamlaştırdığını görmek heyecan verici. Gelecekteki seri üretim projelerinde hak ettiğimiz yeri almak ve sürdürülebilir bir gelecek inşaa etmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz.</p>

<p><img class="" height="246" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/faruk-onan1.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Faruk Onan</strong></p>

<p><strong>Erfa Makine Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Fuar bizim adımıza verimli geçti</strong></p>

<p>IDEF Fuarı bu sene gayet güzel ve verimli geçti. Umduğumuzdan daha güzel bir etkinlik oldu. Yurt dışından önemli heyetleri ağırladık. Güzel sözleşmeler imzaladık. BTSO Başkanı İbrahim Burkay’ın sektörümüz için verdiği çabanın farkındayız. KFA Fuarcılık’a teşekkür ediyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNCELEME</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-savunmada-soz-sahibi-oluyor</guid>
      <pubDate>Tue, 29 Jul 2025 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/1522-m1.jpg" type="image/jpeg" length="73367"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa'da şirketleşme artıyor]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursada-sirketlesme-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursada-sirketlesme-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), kurulan-kapanan şirket istatistiklerini açıkladı. 2024 yılının Ocak ve Haziran ayları ile 2025 yılının aynı ayları arasında kurulan ve kapanan şirketleri analiz ettik. 2024 yılında 1.769 yeni şirket kurulurken, bu sayı 2025'te 1.864'e yükseldi. Kapanan şirketler ise 2024'te 444 iken, 2025'te 462 olarak kaydedildi. Bursa, Türkiye genelinde kurulan şirket sıralamasında 5. sırada yer aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ticaret Bakanlığı verileri, kentte anonim şirketlere yönelik büyük ölçekli yatırımların artarken, limited şirketlerde nispeten daha mütevazı rakamlar kaydedildiğini ortaya koydu. 2025 yılının ilk altı ayında Bursa, yabancı sermayeli şirket kuruluşlarında dikkat çeken bir performans sergiledi. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, kentte 65 yabancı sermayeli şirket kurulurken, toplam sermaye 2,3 milyar TL'yi aştı. Bu şirketlerdeki yabancı ortakların payı ise 1,1 milyar TL olarak kaydedildi.</p>

<p><strong>Kurulan şirket sayısında yükseliş</strong></p>

<p>2024-2025 yıllarının ilk altı ayını kapsayan dönemde Bursa'da kurulan şirket sayısı artarken, kapanan şirketlerde görece dengeli bir seyir izlendi. Bursa, Türkiye genelinde kurulan şirket sıralamasında 5. sırada yer alıyor. Kapanan şirket sayısının nispeten sabit kalması, ekonomik direnci gösteriyor.</p>

<p>Ticaret Bakanlığı verilerine göre, 2024 Ocak-Haziran döneminde 1.769 yeni şirket kurulurken, bu sayı 2025'te 1.864'e yükseldi. Kapanan şirketler ise 2024'te 444 iken, 2025'te 462 olarak kaydedildi. Bu veriler, Bursa'nın iş dünyasındaki canlılığını ve girişimcilik potansiyelini ortaya koyuyor.</p>

<p>Kooperatifleşme ve tasfiye süreçlerinde de dikkat çeken bir artış gözlenirken, Bursa'nın Türkiye genelinde en dinamik iller arasında yer aldığı görülüyor. Özellikle sanayi ve tarım sektörlerindeki yatırımların bu hareketliliğe katkı sağladığı belirtiliyor.</p>

<p></p>

<p><img height="1196" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/1-9.jpg" width="2480" /></p>

<p><strong>Bursa'da yabancı sermaye hareketliliği</strong></p>

<p>2025 yılının ilk altı ayında Bursa, yabancı sermayeli şirketler konusunda ilginç bir tablo sergiledi. Ticaret Bakanlığı verileri, kentte anonim şirketlere yönelik büyük ölçekli yatırımların artarken, limited şirketlerde nispeten daha mütevazı rakamlar kaydedildiğini ortaya koydu.</p>

<p>Bursa, yabancı sermaye açısından iki farklı yüzünü ortaya koydu. Kent, büyük ölçekli yatırımlarda Türkiye'nin önde gelen merkezlerinden biri olma özelliğini sürdürürken, KOBİ düzeyindeki yabancı ilgisini artırmak için yeni teşvik politikalarına ihtiyaç duyuyor. Bu tablo, Bursa'nın ekonomik geleceği açısından hem güçlü yönlerini hem de gelişim alanlarını net biçimde ortaya koyuyor.</p>

<p><strong>Anonim şirketlerde dev atılım</strong></p>

<p>Bursa, yabancı sermayeli anonim şirketlerde 2,2 milyar TL'lik toplam sermaye ile İstanbul'un ardından Türkiye ikincisi oldu. Sadece 11 şirket kurulmasına rağmen, bu şirketlerin ortalama sermaye büyüklüğü 206 milyon TL'yi buldu. Yabancı ortakların payı ise 1,1 milyar TL ile dikkat çekti. Bu veriler, Bursa'nın otomotiv, makine ve ileri teknoloji gibi büyük ölçekli yatırımlar için cazibe merkezi haline geldiğini gösteriyor.</p>

<p></p>

<p><img height="2215" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/3-4.jpg" width="925" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Limited şirketlerde görece mütevazı rakamlar</strong></p>

<p>Buna karşılık, yabancı sermayeli limited şirketlerde Bursa 7. sırada yer aldı. 52 yeni limited şirket kurulurken, toplam sermaye 87,4 milyon TL, yabancı payı ise 62,8 milyon TL olarak kaydedildi. Bu rakamlar, Bursa'daki küçük ve orta ölçekli yabancı yatırımların daha sınırlı kaldığını ortaya koyuyor.</p>

<p><strong>Bursa, yabancı yatırımcıların gözdesi oldu</strong></p>

<p>Bursa, 2025'in ilk yarısında yabancı yatırımcılar için Türkiye'nin önde gelen merkezlerinden biri oldu. Özellikle Alman sermayeli büyük ölçekli yatırımlar, kentin sanayi ve üretim alanındaki gücünü pekiştiriyor. Bu eğilimin devam etmesi halinde Bursa'nın yabancı sermaye açısından İstanbul'dan sonra ikinci büyük merkez olma yolunda ilerlediği söylenebilir.</p>

<p>2025 yılının ilk altı ayında Bursa, yabancı sermayeli şirket kuruluşlarında dikkat çeken bir performans sergiledi. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, kentte 65 yabancı sermayeli şirket kurulurken, toplam sermaye 2,3 milyar TL'yi aştı. Bu şirketlerdeki yabancı ortakların payı ise 1,1 milyar TL olarak kaydedildi.</p>

<p><strong>Alman yatırımcılar öncü oldu</strong></p>

<p>Bursa'ya en büyük yatırımı Alman şirketleri gerçekleştirdi. Sadece 6 Alman şirketi, 2,2 milyar TL'lik toplam sermaye ile kent ekonomisine büyük katkı sağladı. Bu şirketlerdeki Alman sermaye payı 1,1 milyar TL'ye ulaştı. Almanya'yı, Suudi Arabistan 14 milyon TL ve Çin 3,2 milyon TL takip etti.</p>

<p></p>

<p><img height="1204" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/2-9.jpg" width="1112" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNCELEME</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursada-sirketlesme-artiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 29 Jul 2025 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/1522-m6.jpg" type="image/jpeg" length="99258"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa’da OSB’ler rölantide]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursada-osbler-rolantide</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursada-osbler-rolantide" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa'nın ekonomik omurgasını oluşturan Organize Sanayi Bölgeleri (OSB'ler), 2025 yılının ilk altı aylık tüketim verileriyle hem zorlu bir dönemin izlerini hem de verimlilik arayışlarının sonuçlarını gözler önüne serdi. Elektrik ve doğalgaz gibi temel enerji kaynaklarındaki genel düşüş, küresel ekonomik zorluklar ve artan maliyetlerin sanayicinin üzerindeki baskısını yansıtırken, su tüketimindeki farklılaşan tablolar da bölgelere özgü mücadeleleri ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>GÖKSEL BAŞARAN - ÖZEL HABER</strong></p>

<p><strong>Bursa Organize Sanayi Bölgesi (BOSB), Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi (DOSAB), Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi (NOSAB) ve Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi (HOSAB) sanayicilerinin tükettiği elektrik, doğalgaz, su ve atık su verilerini açıkladı. Ekohaber Gazetesi olarak 2025 yılının ilk altı aylık verilerini bir önceki yıla karşılaştırmalı olarak analiz ettik.</strong></p>

<p><strong>Bursa'nın ekonomik lokomotifleri olan Organize Sanayi Bölgeleri (OSB'ler), 2025 yılının ilk altı aylık tüketim verileriyle dikkat çeken bir tablo ortaya koydu. Elektrik ve doğalgaz tüketimlerinde genel bir düşüş yaşanırken, su yönetimi konusunda OSB'ler arasında belirgin farklılıklar göze çarptı. Bu veriler, Bursa sanayisinin artan enerji maliyetlerine karşı aldığı önlemleri ve su kaynaklarının kullanımındaki karmaşık dinamikleri gözler önüne seriyor.</strong></p>

<p><strong>Tüm OSB'lerde enerji tüketimi düşüşte</strong></p>

<p>Bursa'daki sanayi bölgelerinin ortak karnesi, enerji tüketiminde ciddi bir verimlilik artışına işaret ediyor. Elektrik ve doğalgaz verileri incelendiğinde, incelenen dört OSB'nin tamamında 2025'in ilk yarısında bir önceki yıla göre toplam tüketimin azaldığı görülüyor. Bu durum, artan enerji maliyetleri ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda sanayicilerin enerji verimliliğini önceliklendirdiğini ortaya koyuyor. Özellikle tüm OSB’lerde enerji kullanımında düşüşler yaşandı. Ancak bu düşüşler, sadece verimlilik odaklı yatırımların değil, aynı zamanda ekonomide yaşanan sıkıntıların, küresel ekonomik zorlukların ve döviz kurlarındaki dalgalanmalarla artan üretim maliyetlerinin bir sonucu olarak da okunuyor. Sanayicinin ayakta kalma mücadelesinde maliyetleri kısmak zorunda kalması, tüketim verilerine doğrudan yansıdı.</p>

<p><strong>Su kullanımları farklılıklar gösteriyor</strong></p>

<p>Enerji tüketimindeki genel düşüşün aksine, su kullanımı verileri OSB'ler arasında farklı eğilimleri ortaya koydu ve bu da su yönetiminin kendine özgü zorluklarını işaret etti. Bursa OSB ve Demirtaş OSB'nin atık su, proses suyu ve kullanma suyu dahil tüm su kalemlerinde düşüş yaşanması, bu bölgelerde etkin bir su yönetimi ve geri dönüşüm uygulamalarının başarıya ulaştığını gösteriyor. Öte yandan, Nilüfer OSB'de içme suyu tüketiminin artması, Hasanağa OSB'de ise 1. ve 2. kalite su kullanımlarının yükselmesi, bu bölgelerdeki operasyonel büyüme, yeni tesisler veya farklı endüstriyel süreçlerin su talebini artırdığını düşündürüyor. Bu tablo, her bölgenin kendi iç dinamiklerine ve yürüttüğü su yönetimi politikalarına işaret ederken, suyun da tıpkı enerji gibi artan maliyet kalemlerinden biri olması, sanayicileri bu alanda da daha dikkatli olmaya itiyor.</p>

<p><strong>Bursa OSB’de hafif düşüşler yaşandı</strong></p>

<p>Bursa Organize Sanayi Bölgesi (Bursa OSB), 2024 ve 2025 yıllarının ilk yarısına ait kamu hizmeti tüketim verilerini açıkladı. Bu veriler, Türkiye'nin önemli sanayi merkezlerinden birinde kaynak kullanım eğilimlerine dair değerli bir anlık görüntü sunuyor. Elektrik, doğal gaz ve iki kategorideki su tüketimini kapsayan veriler, operasyonel ayarlamaları, verimlilik artışlarını veya daha geniş ekonomik etkileri yansıtan değişimleri ortaya koyuyor.</p>

<p><img height="844" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/b-o-s-b.jpg" width="1424" /></p>

<p><strong>2024 ve 2025'te Kamu Tüketiminin Kapsamlı Bir Görünümü (İlk Altı Ay)</strong></p>

<p><strong>Elektrik Tüketimi (kWh)</strong></p>

<p>Bursa OSB, 2025 yılının ilk altı ayında elektrik tüketiminde 2024 yılının aynı dönemine kıyasla gözle görülür bir düşüş yaşadı. Toplam tüketim, 2024 yılında 741.130.017 kWh iken 2025 yılında 612.883.425 kWh'e düştü (not: Haziran 2025 verileri "AÇIKLANMADI" - Beyan Edilmemiş olduğundan, 2025 yılı toplamı yalnızca Ocak-Mayıs aylarını kapsamaktadır). Bu kısmi veriler, özellikle eksik Haziran rakamı göz önüne alındığında, önemli bir azalmaya işaret etmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>· Ocak, Şubat, Mart ve Mayıs aylarında elektrik kullanımında düşüşler görüldü, en büyük düşüş ise Mart ayında %-9,09 ile yaşandı.</p>

<p>· Bu eğilimin tersine döndüğü tek ay Nisan oldu ve %16,37'lik önemli bir artış görüldü; bu da söz konusu ayda elektrik yoğun faaliyetlerde bir artış olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Haziran ayına ilişkin veriler henüz tam olarak açıklanmamış olsa da genel eğilim, Bursa OSB'de enerji verimliliği önlemlerinin artırılacağını, üretim programlarında değişiklik yapılacağını veya elektriğe bağımlı endüstriyel süreçlerde kısmi bir yavaşlama yaşanacağını güçlü bir şekilde gösteriyor.</p>

<p><strong>Doğalgaz Tüketimi (Standart Metreküp)</strong></p>

<p>Bursa OSB'de doğalgaz tüketimi 2025 yılının ilk yarısında genel olarak % -1,16 oranında hafif bir düşüş gösterdi. Toplam tüketim 2024 yılında 69.408.804 sm³ iken 2025 yılında 68.602.373 sm³'e düştü.</p>

<p>· Ocak, Mart, Mayıs ve Haziran aylarında doğal gaz kullanımında düşüşler kaydedildi; en önemli düşüşler Mart (%-12,16) ve Mayıs (%-16,34) aylarında görüldü.</p>

<p>· Buna karşılık, Şubat (%8,54) ve özellikle Nisan (%32,55) aylarında önemli artışlar yaşandı. Nisan ayındaki keskin artış dikkat çekici olup, mevsimsel taleplerden veya gaza bağımlı sektörlerdeki üretim artışından kaynaklanıyor olabilir.</p>

<p>Marjinal genel düşüş, karmaşık bir tabloya işaret ediyor; bazı aylarda önemli düşüşler yaşanırken, bazılarında bu kazanımlar telafi edildi. Bu, stratejik enerji yönetiminin yanı sıra, mevsimsel veya talebe bağlı olarak dalgalanan belirli operasyonlar için doğal gaza bağımlılığın devam ettiğini de gösterebilir.</p>

<p><strong>1. Kalite Su Tüketimi (m³)</strong></p>

<p>Bursa OSB'de 1. Kalite Su tüketimi, 2025 yılının ilk altı ayında sadece % -0,36'lık minimal bir düşüş göstererek oldukça istikrarlı seyretti. Toplam kullanım, 2024 yılında 1.278.435 m³ iken, 2025 yılında 1.273.822 m³' oldu.</p>

<p>· Çoğu ayda (Ocak, Şubat, Mart, Mayıs ve Haziran) hafif düşüşler kaydedildi; bu da tutarlı, belki biraz daha verimli bir kullanımın göstergesi.</p>

<p>· Nisan ayı, %18,34'lük önemli bir artışla istisna teşkil etti. Bu, Nisan ayında elektrik ve doğal gazda görülen artışla örtüşmekte olup, söz konusu ayda sanayi faaliyetlerinde genel bir canlanma olduğunu göstermektedir.</p>

<p>1. Kalite Su için neredeyse sabit tüketim seviyesi, kritik endüstriyel süreçler için gerekli olan yüksek saflıkta suya olan talebin istikrarlı olduğunu ve verimlilikte küçük iyileştirmeler yapıldığını göstermektedir.</p>

<p><strong>2. Kalite Su Tüketimi (m³)</strong></p>

<p>1. Kalite Su'nun aksine, Bursa OSB'de 2. Kalite Su tüketimi 2025 yılının ilk yarısında % -18,38 oranında önemli bir genel düşüş yaşadı. Toplam kullanım 2024 yılında 4.192.226 m³'ten 2025 yılında 3.421.506 m³'e düştü.</p>

<p>· Ocak ayından Haziran ayına kadar tüm aylarda 2. Kalite Su tüketiminde önemli düşüşler görüldü. En büyük düşüş Mayıs ayında -%28,09 ile kaydedildi, bunu Şubat (-%22,13) ve Mart (-%19,68) ayları izledi.</p>

<p>2. Kalite Su kullanımındaki bu önemli azalma, dikkate değer bir gelişmedir. Bu durum, birkaç olumlu eğilime işaret ediyor olabilir:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Genellikle düşük kaliteli su kullanan proseslerde verimliliğin artması.</li>
 <li>Endüstriyel işletmelerde suyun geri dönüşümü ve yeniden kullanımı artırılarak, yeni 2. kalite su alımına olan ihtiyaç azaltılır.</li>
 <li>2. kalite suyu yoğun olarak kullanan işletmelerin endüstriyel faaliyet türlerinde veya üretim hacimlerinde meydana gelen değişimler.</li>
</ul>

<p><strong>Genel Özet ve Sonuçlar:</strong></p>

<p>Bursa Organize Sanayi Bölgesi'nin 2025 yılı ilk yarısına ilişkin kamu tüketim verileri genel olarak kaynak optimizasyonu ve verimliliği yönünde bir eğilime işaret etmektedir. Tüm bu eğilimler, Bursa OSB'nin kaynak tüketimini daha etkin bir şekilde yönetmek için çaba sarf ettiğini ve bunun hem çevresel sürdürülebilirlik hem de bölge içinde faaliyet gösteren işletmeler için operasyonel maliyetler açısından faydalı olduğunu göstermektedir.</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>Enerji Sektörü:</strong> Hem elektrik hem de doğal gazda genel düşüşler görülüyor; bu da başarılı enerji yönetimi stratejilerine veya genel üretim yoğunluğunda küçük bir ayarlamaya işaret ediyor. Nisan ayında enerji kategorilerindeki artış, o ayki belirli endüstriyel faaliyetlerin daha yakından incelenmesini gerektirebilecek ilginç bir anormallik.</li>
 <li><strong>Su Sektörü:</strong> 1. Kalite Su tüketimi sabit kalırken, 2. Kalite Su tüketimindeki önemli azalma özellikle dikkat çekicidir. Bu durum, potansiyel olarak daha fazla geri dönüşüm veya kritik olmayan uygulamalarda daha verimli kullanım yoluyla, sanayi bölgesinde daha sürdürülebilir su yönetimi uygulamalarına doğru olumlu bir adım olabilir.</li>
</ul>

<p><strong>DOSAB’ta tüketimler azaldı</strong></p>

<p>Bursa Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi (DOSAB), 2024 ve 2025 yıllarının ilk yarısına ait enerji tüketim verilerini açıkladı ve bu veriler, sanayi bölgesinin kaynak yönetimine dair değerli bilgiler sunuyor. Elektrik, doğal gaz, atık su, proses suyu ve evsel suyu kapsayan veriler, üretim, verimlilik girişimleri veya ekonomik koşullardaki değişiklikleri yansıtması muhtemel tüketim modellerindeki değişimleri ortaya koyuyor.</p>

<p><img height="2292" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/d-o-s-a-b.jpg" width="768" /></p>

<p><strong>2024 ve 2025 Tüketim Trendlerinin Detaylı Analizi (İlk Altı Ay)</strong></p>

<p><strong>Elektrik Tüketimi (kWh)</strong></p>

<p>DOSAB, 2025 yılının ilk altı ayında elektrik tüketiminde genel bir düşüş yaşadı. Toplam elektrik tüketimi, 2024 yılında 513.491.585 kWh iken, 2025 yılında 494.699.181 kWh'e düşerek % -3,66 oranında bir azalmaya işaret etti.</p>

<p>· Ocak, Şubat, Mart, Mayıs ve Haziran aylarında elektrik kullanımında düşüşler görüldü, en büyük düşüş ise %12,49 ile Mart ayında yaşandı.</p>

<p>· Nisan, tüketimde %15,51'lik bir artışla artış görülen tek ay oldu. Bu durum, söz konusu ayda yaşanan belirli üretim artışlarına veya operasyonel değişikliklere bağlanabilir.</p>

<p>Genel düşüş, bölgedeki genel endüstriyel faaliyetlerde daha fazla enerji verimliliğine doğru bir gidişi veya potansiyel olarak hafif bir azalmayı gösteriyor.</p>

<p><strong>Doğalgaz Tüketimi (Standart Metreküp)</strong></p>

<p>DOSAB'da doğal gaz tüketimi de ilk altı ayda mütevazı da olsa %3,66 oranında azaldı. Toplam tüketim, 2024'te 65.272.073 Standart Metreküp'ten 2025'te 61.961.748 Standart Metreküp'e düştü.</p>

<p>· Ocak (%-8,34), Mart (%-17,49) ve Mayıs (%-16,66) aylarında önemli düşüşler gözlemlendi. Bu aylarda ısıtma veya proses kaynaklı gaz kullanımında bir azalma olması muhtemeldir.</p>

<p>· Öte yandan, nisan ve haziran aylarında sırasıyla %16,88 ve %7,98 oranında artışlar yaşanarak doğal gaz talebinin daha yüksek olduğu dönemler yaşandı.</p>

<p>· Şubat ayında tüketim, % -0,86'lık hafif bir düşüşle nispeten sabit kaldı.</p>

<p>Doğal gazda da elektrikte olduğu gibi genel eğilim, verimliliğin artmasına veya enerji kaynaklarının yeniden dengelenmesine işaret ediyor.</p>

<p><strong>Atıksu (Atık Su) Tüketimi (Metreküp)</strong></p>

<p>DOSAB'dan atık su deşarjı 2025 yılının ilk yarısında genel olarak <strong>% </strong>-8,38 oranında azaldı ve toplam deşarj 2024 yılında 7.403.345 m³'ten 2025 yılında 6.782.945 m³'e düştü.</p>

<p>· Ocak (-%5,98), Şubat (-%9,88), Mart (-%17,85), Mayıs (-%15,84) ve Haziran (-%2,66) gibi ayların çoğunda atıksu hacminde azalma görüldü.</p>

<p>· Nisan ayında ise %8,10'luk artışla anormal bir durum yaşandı.</p>

<p>Atık su hacmindeki azalma, endüstriyel süreçlerde daha verimli su kullanımı, artan su geri dönüşümü veya önemli miktarda atık su üreten üretimde azalma gibi olumlu bir gösterge olabilir.</p>

<p><strong>Proses Su Tüketimi (Metreküp)</strong></p>

<p>DOSAB'da proses suyu tüketimi de 2025 yılının ilk altı ayında % -5,29 oranında düşüş gösterdi. Toplam kullanım 2024 yılında 5.060.318 m³ iken 2025 yılında 4.792.645 m³'e çıktı.</p>

<p>· Şubat (-%7,21), Mart (-%17,67) ve Mayıs (-%15,35) aylarında proses suyu kullanımında önemli düşüşler yaşandı.</p>

<p>· Ocak (%7,67), Nisan (%7,73) ve Haziran (%0,73) aylarında artışlar görüldü ve bu durum endüstriyel süreçlere bağlı olarak dalgalanan bir talebin varlığını gösteriyor.</p>

<p>Proses suyu kullanımındaki genel azalma, endüstriyel bölge içerisinde su verimliliğinin, muhtemelen teknolojik iyileştirmeler, proses optimizasyonu veya dahili suyun daha fazla yeniden kullanımı yoluyla iyileştiğinin güçlü bir göstergesidir.</p>

<p><strong>Kullanım Suyu Tüketimi (Metreküp)</strong></p>

<p>Genellikle tuvalet, mutfak ve genel tesis kullanımı gibi endüstriyel olmayan amaçlar için kullanılan suyu ifade eden evsel su tüketimi de 2025 yılının ilk yarısında % -7,85 oranında bir düşüş kaydetti. Toplam tüketim 2024 yılında 778.031 m³ iken 2025 yılında 716.959 m³'e düştü.</p>

<p>· Ocak (-%14,78), Şubat (-%10,72), Mart (-%10,17), Mayıs (-%5,26) ve Haziran (-%7,86) aylarında düşüşler görüldü.</p>

<p>· Nisan ayında artış (%3,69) görüldü.</p>

<p>Çoğu ayda evsel su kullanımında görülen istikrarlı düşüş, idari ve destek tesislerinde su tasarrufuna yönelik çabaların veya potansiyel olarak bölgedeki personel sayısında hafif bir azalmanın varlığını göstermektedir.</p>

<p><strong>Çözüm:</strong></p>

<p>Bursa Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi'nin 2025 yılının ilk altı ayına ait tüketim verileri, genel kaynak optimizasyonunun net bir resmini ortaya koymaktadır. Elektrik, doğal gaz, atık su, proses suyu ve evsel su tüketimindeki önemli düşüşler, verimlilik, sürdürülebilirlik ve potansiyel olarak maliyet tasarrufu önlemlerine odaklanma olasılığını göstermektedir. Özellikle Nisan ayında çeşitli kategorilerde aylık dalgalanmalar, özellikle de artışlar görülse de, toplu veriler DOSAB'da kaynak yönetiminde olumlu bir eğilime işaret etmektedir. Bu çabalar yalnızca çevresel sürdürülebilirliğe değil, aynı zamanda sanayi bölgesinin operasyonel verimliliğine ve ekonomik sürdürülebilirliğine de katkıda bulunmaktadır.</p>

<p><strong>NOSAB'ta enerji kullanımı azalırken içme suyu tüketimi arttı</strong></p>

<p>Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi (NOSAB), 2024 ve 2025 yıllarının ilk yarısına ait kamu hizmeti tüketim verilerini yayımlayarak, kaynak yönetimi ve işletme eğilimlerine dair önemli bilgiler sunuyor. Elektrik, doğal gaz, içme suyu ve atık suyu kapsayan veriler, büyük olasılıkla endüstriyel faaliyetlerdeki, verimlilik önlemlerindeki veya çevre bilincindeki değişiklikleri yansıtan tüketim modellerinde belirgin değişimler ortaya koyuyor.</p>

<p><img height="772" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/n-o-s-a-b.jpg" width="1424" /></p>

<p><strong>2024 ve 2025 Yılları Kamu Tüketiminin (İlk Altı Ay) Karşılaştırmalı Analizi</strong></p>

<p><strong>Elektrik Tüketimi (kWh)</strong></p>

<p>NOSAB, 2025 yılının ilk altı ayında elektrik tüketiminde genel bir azalma gösterdi. Toplam elektrik tüketimi % -3,83 oranında azalarak 2024 yılında 164.641.579 kWh'den 2025 yılında 158.334.952 kWh'ye düştü.</p>

<p>· Ocak, Şubat, Mart ve Mayıs aylarında düşüşler kaydedildi; en belirgin düşüş ise Mart ayında -%13,71 ile görüldü. Bu durum, söz konusu aylarda elektrik yoğun sektörlerde potansiyel olarak güçlü verimlilik artışları veya azalan faaliyetlere işaret ediyor.</p>

<p>· Nisan ayında ise %14,61'lik kayda değer bir artış yaşanırken, Haziran ayında %0,27'lik küçük bir artış yaşandı. Nisan ayındaki artış, söz konusu dönemdeki belirli üretim döngülerine veya artan talebe bağlanabilir.</p>

<p>Elektrik kullanımındaki genel düşüş, sanayi bölgesinde enerji verimliliğine yönelik olumlu bir eğilimin göstergesidir.</p>

<p><strong>Doğalgaz Tüketimi (Standart Metreküp)</strong></p>

<p>NOSAB'da doğal gaz tüketimi de 2025 yılının ilk yarısında genel olarak % -1,33 oranında hafif bir düşüş yaşadı. Toplam tüketim 2024 yılında 9.242.311 Standart Metreküp'ten 2025 yılında 9.119.572 Standart Metreküp'e düştü.</p>

<p>· Ocak (-%10,83), Mart (-%14,59), Mayıs (-%8,01) ve Haziran (-%0,16) aylarında doğal gaz kullanımında azalmalar görüldü. Bu ayların daha ılıman hava koşullarından veya iyileştirilmiş proses verimliliğinden faydalandığı tahmin ediliyor.</p>

<p>· Şubat (%5,46) ve özellikle Nisan (%35,90) aylarında önemli artışlar görüldü. Nisan ayındaki önemli artış, aynı aydaki elektrik trendini yansıtarak, daha fazla enerji kaynağı gerektiren yoğun bir endüstriyel faaliyet dönemi fikrini pekiştiriyor.</p>

<p>Aylık dalgalanmalara rağmen doğal gaz tüketimindeki genel marjinal düşüş, talepte dönemsel artışlar yaşansa bile optimizasyon çabalarının devam ettiğini gösteriyor.</p>

<p><strong>İçme Suyu (Metreküp)</strong></p>

<p>NOSAB'da içme suyu tüketimi 2025 yılının ilk altı ayında %3,18 artarak 2024 yılında 403.358 m³'ten 2025 yılında 416.167 m³'e yükseldi.</p>

<p>· Ocak (-%3,13), Şubat (-%2,32) ve Mart (-%0,85) aylarında hafif düşüşler yaşandı ve bu da yılın başlarında bir miktar koruma sağlandığını gösteriyor.</p>

<p>· Ancak Nisan ayında %27,69'luk önemli bir artış görüldü ve bu da genel eğilimi önemli ölçüde etkiledi. Mayıs (%0,60) ve Haziran (%2,69) aylarında da hafif artışlar görüldü.</p>

<p>Nisan ayındaki artışın da etkisiyle içme suyu kullanımındaki genel artış, iş gücünde bir artış, içme suyu gerektiren tesislerin genişlemesi veya belirli süreçler için temiz suya olan talebin artması anlamına gelebilir.</p>

<p><strong>Atık Su (Metreküp) </strong></p>

<p>NOSAB'dan atık su deşarjı, 2025 yılının ilk yarısında genel olarak -%1,36 oranında mütevazı bir düşüş gösterdi. Toplam deşarj, 2024 yılında 89.413 m³'ten 2025 yılında 88.197 m³'e düştü.</p>

<p>· Şubat (-%0,46), Mart (-%9,58), Mayıs (-%11,64) ve Haziran (-%5,50) aylarında atık su hacminde azalmalar kaydedildi ve bu durum bölge içinde su verimliliğinin veya geri dönüşümünün iyileştiğini gösteriyor.</p>

<p>· Buna karşılık, Ocak (%13,64) ve Nisan (%7,60) aylarında atıksu miktarında artışlar yaşandı; bu da daha yüksek su kullanımı ve buna bağlı deşarj dönemlerini gösteriyor.</p>

<p>Atık su miktarındaki genel azalma olumlu bir işaret olup, su yönetimine yönelik çabaların ve potansiyel olarak endüstriyel proseslerdeki su yoğunluğunun azaltılmasının bir göstergesidir.</p>

<p><strong>Genel Özet ve Sonuçlar:</strong></p>

<p>Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi'nin 2025 yılı ilk yarısındaki elektrik tüketim verileri karışık ancak genel olarak istikrarlı bir tablo sunuyor. Sonuç olarak, NOSAB enerji verimliliğinde ilerleme kaydediyor gibi görünüyor; su tüketim modelleri ise içme suyunda hafif bir artış, atık suda ise hafif bir düşüş gösteriyor ve bu da farklı hizmet türleri arasında farklı eğilimlere işaret ediyor. Daha ayrıntılı operasyonel verilerle yapılacak daha detaylı analizler, bu tüketim değişimlerinin ardındaki etkenler hakkında daha derinlemesine bilgiler sağlayabilir.</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>Enerji Tüketimi:</strong> Hem elektrik hem de doğal gazda genel düşüşler görülmekte olup, bu durum enerji verimliliğinin arttığına veya üretimde ayarlamalar yapıldığına işaret etmektedir. Nisan ayında her iki kategoride de enerji tüketimindeki istikrarlı artışlar, o ay endüstriyel faaliyetlerin yoğunlaştığı bir dönemi işaret ettiği için daha fazla araştırmayı gerektirmektedir.</li>
 <li><strong>Su Yönetimi:</strong> İçme suyunda, Nisan ayındaki önemli artışın etkisiyle mütevazı bir artış yaşanırken, atık su deşarjında hafif bir düşüş görüldü. Bu durum, içme suyuna olan talebin bazı dönemlerde artmasına rağmen, atık su oluşumunu yönetme ve potansiyel olarak azaltma yönündeki çabaların devam ettiğini göstermektedir.</li>
</ul>

<p><strong>HOSAB'ta elektrik ve doğalgaz tüketimi düşerken su tüketimleri arttı</strong></p>

<p>Bursa Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi (HOSAB), 2024 ve 2025 yıllarının ilk altı ayına ait elektrik, doğal gaz ve iki kategorideki su tüketim verilerini açıkladı. Bu verilerin detaylı incelenmesi, sanayi bölgesinin kaynak kullanımında ilginç eğilimler ve değişimler ortaya koyuyor.</p>

<p><img height="788" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/h-o-s-a-b-1.jpg" width="1424" /></p>

<p><strong>2024 ve 2025 Tüketim Verilerinin (İlk Altı Ay) Karşılaştırmalı Analizi</strong></p>

<p><strong>Elektrik Tüketimi (kWh)</strong></p>

<p>HOSAB'da elektrik tüketimi, 2025 yılının ilk yarısında 2024 yılının aynı dönemine göre önemli bir düşüş gösterdi. Toplam elektrik tüketimi, 2024 yılında 97.104.445 kWh iken, 2025 yılında <strong>% </strong>-6,33 oranında azalarak 90.956.563 kWh'e geriledi.</p>

<p></p>

<p>· Ocak, Şubat, Mart, Mayıs ve Haziran aylarında elektrik tüketiminde düşüşler yaşandı; en yüksek yüzdelik düşüş Mart ayında (-%14,79) görüldü.</p>

<p>· Elektrik tüketiminde artış görülen tek ay nisan ayı oldu ve %14,06 arttı.</p>

<p>Elektrik kullanımındaki bu genel düşüş, enerji verimliliği önlemlerinin artırılmasına, üretim programlarında bir değişikliğe veya bölgedeki bazı elektrik yoğun endüstriyel faaliyetlerde bir yavaşlamaya işaret ediyor.</p>

<p><strong>Doğalgaz Tüketimi (Standart Metreküp)</strong></p>

<p>HOSAB'da doğal gaz tüketimi, 2025 yılının ilk altı ayında genel olarak %41,20 oranında önemli bir düşüş gösterdi. Toplam tüketim, 2024 yılında 9.755.141,00 Standart Metreküp iken, 2025 yılında 5.736.349,72 Standart Metreküp'e düştü.</p>

<p>· Ocak (-%13,41), Mart (-%10,26) ve Mayıs (-%3,45) aylarında önemli düşüşler görüldü.</p>

<p>· Ancak nisan ayında %69,69'luk önemli bir artış görüldü ve bu da o ay doğal gaza bağımlı operasyonlarda potansiyel bir artışa işaret ediyor.</p>

<p>· Şubat ve haziran aylarında da artışlar yaşandı (%14,28 ve %11,66).</p>

<p>Aylık dalgalanmalara rağmen, doğal gaz tüketimindeki genel düşüş dikkate değer bir gelişme olup, potansiyel olarak alternatif enerji kaynaklarına başarılı bir geçişi, iyileştirilmiş proses verimliliğini veya doğal gaz yoğun sektörlerde azalan üretimi yansıtmaktadır.</p>

<p><strong>1. Kalite Su Tüketimi (m³/ay)</strong></p>

<p>HOSAB’da 1. Kalite Su tüketimi 2025 yılının ilk yarısında %3,85 oranında mütevazı bir artış gösterdi. Toplam tüketim 2024 yılında 237.757,00 m³ iken 2025 yılında 246.908,09 m³’e yükseldi.</p>

<p>· Ocak (%22,93), Şubat (%10,64), Mart (%7,10), Nisan (%24,80) ve Haziran (%6,23) olmak üzere çoğu ayda 1. Kalite Su kullanımında artış görüldü.</p>

<p>· Mayıs ayında ise -26,35% gibi önemli bir düşüş yaşandı.</p>

<p>Genel olarak görülen hafif artış, yüksek kaliteli suya yönelik talebin nispeten istikrarlı veya hafif artan olduğunu, bunun da muhtemelen saf su gerektiren belirli endüstriyel süreçlerle bağlantılı olduğunu gösteriyor.</p>

<p><strong>2. Kalite Su Tüketimi (m³/ay)</strong></p>

<p>1. Kalite Su'nun aksine, 2. Kalite Su tüketimi 2025'in ilk altı ayında %56,31 gibi şaşırtıcı bir oranda artarak büyük bir artış gösterdi. Toplam tüketim 2024'te 38.131,00 m³'ten 2025'te 59.602,56 m³'e yükseldi.</p>

<p>· Hemen hemen tüm aylarda önemli artışlar kaydedildi, Mayıs ayında ise %606,00'lık istisnai bir artış görüldü.</p>

<p>· Nisan (%8,32) ve Mart (%-5,07) aylarında dramatik artışlar görülmedi.</p>

<p>İkinci Kalite Su tüketimindeki bu çarpıcı artış, endüstriyel süreçlerde içilemez veya geri dönüştürülmüş su kullanımına doğru bir geçişin göstergesi olabilir; bu, belki de bir maliyet tasarrufu önlemi olarak veya bu tür suya yoğun olarak bağımlı sektörlerdeki üretim artışından kaynaklanıyor olabilir. Mayıs ayındaki önemli artış özellikle dikkat çekicidir ve daha fazla araştırmayı gerektirmektedir.</p>

<p><strong>Genel Özet ve Sonuçlar</strong></p>

<p>Bursa Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi'nin 2025 yılı ilk yarısına ilişkin tüketim verileri verimlilik açısından karışık ancak genel olarak olumlu bir tablo ortaya koymaktadır. HOSAB'ın enerji ve potansiyel olarak su tüketim modellerini optimize etmede ilerleme kaydettiği görülmektedir.</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>Enerji Verimliliği Kazanımları:</strong> Hem elektrik hem de doğal gaz tüketimindeki önemli azalmalar, başarılı enerji verimliliği girişimlerine veya daha düşük enerji ayak izine yol açan endüstriyel operasyonlardaki değişikliklere işaret ediyor.</li>
 <li><strong>Su Kullanımındaki Değişiklikler:</strong> Birinci Kalite Su kullanımı nispeten sabit kalırken, İkinci Kalite Su tüketimindeki muazzam artış, uygun endüstriyel uygulamalar için daha düşük kaliteli su kullanımına doğru potansiyel bir stratejik değişime işaret ediyor. Bu, daha fazla işlenmiş suya olan talebi azaltarak olumlu bir çevresel ve ekonomik gelişme olabilir.</li>
</ul>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNCELEME</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursada-osbler-rolantide</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Jul 2025 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/1521-m1.jpg" type="image/jpeg" length="39112"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İSO İkinci 500’de Bursa ağırlığı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/iso-ikinci-500de-bursa-agirligi-2</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/iso-ikinci-500de-bursa-agirligi-2" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) açıkladığı “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” 2024 listesi, Bursa 42 firma ile sanayideki ağırlığını bir kez daha gözler önüne serdi. Otomotiv ve tekstil sektörlerinin öncülüğünde Bursa’dan listeye giren firmalar hem sıralamada yükseliş hem de ihracat artışıyla dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>GÖKSEL BAŞARAN </strong></p>

<p><strong>Bursa’daki firmaların toplam üretimden satışları 101,9 milyar TL, ihracatı ise 736,2 milyon dolar olarak kaydedildi. Türkiye genelinde sanayi üretiminin önemli bir payını elinde tutan Bursa, 2024’te de rekabet gücünü korudu. </strong><strong> </strong></p>

<p><strong>2024 yılında Bursa’dan İSO listesine giren firmalar, özellikle otomotiv ve tekstil sektörlerinde öne çıktı. İhracat performanslarıyla dikkat çeken firmalar, Bursa’nın sanayideki gücünü bir kez daha gösterdi. Yeni giren firmalarla birlikte Bursa’nın sanayi hacmi ve istihdamdaki payı da artış gösterdi. 2025 yılında bu performansın daha da yükseleceği öngörülüyor. </strong></p>

<p>İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) her yıl yayınladığı “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” listesi, sanayinin nabzını tutmaya devam ediyor. 2024 yılı verilerine göre, Bursa’dan listede yer alan 42 firmanın performansları, ihracat artışları ve sıralama değişimleri dikkat çekiyor.</p>

<p>Bursa sanayisi, otomotiv ve tekstildeki gücünü korurken, kimya ve metal sektörlerinde de atağa kalkıyor. Ancak gıda ve yüksek teknoloji alanlarındaki eksiklikler, şehrin sanayi çeşitliliği önünde bir engel olarak duruyor. 2025’te bu sektörlerde yatırımlar artarsa, Bursa Türkiye’nin üretim üssü olma hedefine bir adım daha yaklaşacak.</p>

<p><img height="1643" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/bursa-listesi-1.jpg" width="953" /></p>

<p><strong>İşte 2023 ve 2024 yıllarını karşılaştıran detaylı analiz:</strong></p>

<p><strong>Genel Değerlendirme</strong></p>

<p>Bursa’nın Toplam Üretimden Satışları: 101.997.938.750 TL olarak gerçekleşti.</p>

<p>Bursa’nın Toplam İhracatı: 736.286 bin dolar oldu.</p>

<p>Bursa’nın İstihdamı: 15.722 kişi ile Türkiye genelindeki sanayi istihdamının önemli bir kısmını oluşturdu.</p>

<p></p>

<p><img height="783" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/gerileyenler-1.jpg" width="434" /></p>

<p><img height="642" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/yukselenler-1.jpg" width="425" /></p>

<p><strong>Sıralamada Yükselen Firmalar</strong></p>

<p>Odelo Otomotiv: 2023’te 84. sırada yer alırken, 2024’te 36. sıraya yükseldi. İhracat performansıyla dikkat çeken firma, 75.461 bin dolarlık ihracatıyla Bursa’nın öne çıkan şirketlerinden biri oldu.</p>

<p>Feka Otomotiv: 192. sıradan 64. sıraya yükselerek büyük bir sıçrama yaptı.</p>

<p>Çelikform Gestamp Otomotiv: 470. sıradan 187. sıraya yükselerek en fazla sıra atlayan firmalardan biri oldu.</p>

<p>Gölipik Şeremet Tekstil: 447. sıradan 212. sıraya yükseldi.</p>

<p>Fistaş Fantazi İplik: 410. sıradan 356. sıraya yükselirken, ihracatını 57.769 bin dolara çıkardı.</p>

<p><strong>İhracatta Öne Çıkan Firmalar</strong></p>

<p>Odelo Otomotiv: 75.461 bin dolarlık ihracatıyla Bursa’nın en fazla ihracat yapan firmalarından biri oldu ve genel ihracat sıralamasında 33. sıraya yerleşti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fistaş Fantazi İplik: 57.769 bin dolarlık ihracatıyla genel sıralamada 89. oldu.</p>

<p>Epsan FZ Kimya: 54.088 bin dolarlık ihracatıyla 104. sırada yer aldı.</p>

<p>Ermaksan: 50.396 bin dolarlık ihracatıyla 121. sıraya yükseldi.</p>

<p>Küçükçalık Tekstil: 53.257 bin dolarlık ihracatıyla 107. sırada yer aldı.</p>

<p><strong>İhracat Sıralamasında Yükselen Firmalar</strong></p>

<p>Fistaş Fantazi İplik: İhracat sıralamasında önemli bir yükseliş kaydederek 89. sıraya yerleşti.</p>

<p>Ermaksan: 121. sıraya yükselerek ihracatta öne çıkan firmalardan biri oldu.</p>

<p>Akwel Bursa Turkey Otomotiv: 184. sıradan 38.096 bin dolarlık ihracatla dikkat çekti.</p>

<p>Harput Tekstil: 35.632 bin dolarlık ihracatıyla 200. sıradan yukarı çıktı.</p>

<p><strong>2024 Yılında Listeye Yeni Giren Firmalar</strong></p>

<p>Harput Tekstil: 2023’te listede yer almazken, 2024’te 47. sıraya girdi ve 35.632 bin dolarlık ihracat yaptı.</p>

<p>Durmazlar: İlk kez listeye girerek 122. sırada yer aldı ve 19.312 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi.</p>

<p>Yörsan Süt ve Süt Ürünleri: 222. sırada listeye dahil oldu.</p>

<p>Şem Lastik: 285. sırada ilk kez yer aldı.</p>

<p>Yazaki Wiring Technologies Türkiye: 305. sırada listeye girdi.</p>

<p><img height="402" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/yeni-girenler.jpg" width="503" /></p>

<p><strong>Bursa Sektörel Analizi </strong></p>

<p>İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) 2024 listesi, Bursa’nın sanayi yapısını sektörel bazda net bir şekilde ortaya koyuyor. Otomotiv, tekstil, kimya-plastik ve gıda gibi ana sektörlerde öne çıkan Bursa firmalarının performansını ve sektörel dağılımını detaylıca inceledik.</p>

<p>Bursa’nın en güçlü sektörü olan otomotiv, listede 7 firma ile temsil ediliyor. İhracatta otomotiv firmalarının toplam katkısı yaklaşık 130 milyon $ dolar seviyelerinde iken bunlar liste genelinin %17’sini oluşturuyor. Tekstil ve Hazır Giyim, 8 firma ile listede en fazla temsil edilen ikinci sektör. Toplam tekstil ihracatı yaklaşık 250 milyon $. Bursa’nın ihracatının %34’ü. Kimya ve plastik sektörünün ihracat toplamı yaklaşık 60 milyon $ civarında iken Gıda sektöründe listede yalnızca 2 firma yer alıyor.</p>

<p><strong>NOT: Veriler İSO İkinci 500-2024 listesine dayanmaktadır. Listede isminin açıklanmasını isteyen firmalar ve verilerinin açıklanmasını isteyen bazı firmalar tablolarda (-) işaretli olarak belirtilmiştir. Yapılan analizlerde bu firmaların verileri yer almaktadır. </strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNCELEME</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/iso-ikinci-500de-bursa-agirligi-2</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Jul 2025 10:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/1520-m2.jpg" type="image/jpeg" length="92526"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İhracat için dönüşüm şart]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/ihracat-icin-donusum-sart</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/ihracat-icin-donusum-sart" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uludağ İhracatçılar Birliği’ne bağlı 5 alt birliğin 2025 yılının ilk altı ayına ilişkin değerlendirmeleri, ihracat sektöründeki zorlu ekonomik koşulları bir kez daha gözler önüne serdi. Kur ile enflasyon arasındaki makasın açılması, finansmana erişimdeki zorluklar, yüksek üretim maliyetleri ve küresel ekonomik dalgalanmalar, ihracatçıların rekabet gücünü olumsuz etkiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>GÖKSEL BAŞARAN</strong></p>

<p><strong>Bursa’nın köklü üretim altyapısı ve firmaların geleceğe dair umutları, zorlu koşullara rağmen ihracatta direnci artırıyor. İhracatçılar, dijital dönüşüm ve Ar-Ge odaklı stratejilerle rekabet gücünü artırmaya çalışıyor. Uludağ İhracatçılar Birliği Başkanları, "Zorlu koşullara rağmen, inovasyon ve dijitalleşme ile ihracatta sıçrama yapabileceğimize inanıyoruz" mesajını vererek, geleceğe dair umutlu olduklarını ifade etti.</strong></p>

<p><strong>Maliyetler ve küresel belirsizlikler büyümeyi zorlaştırıyor</strong></p>

<p>Birliğin paylaştığı analizlere göre, enerji, hammadde ve işçilik maliyetlerindeki artış, firmaların kârlılığını düşürürken, sürdürülebilir ihracat büyümesine ulaşmak her geçen gün daha da zorlaşıyor. Özellikle kur-enflasyon dengesizliği, ihraç ürünlerinin uluslararası pazarlardaki fiyat avantajını erozyona uğratıyor.</p>

<p><strong>Çözüm yolu: Ar-Ge, inovasyon ve dijitalleşme</strong></p>

<p>Tüm bu zorluklara rağmen, firmalar sürdürülebilirliği sağlamak için dijital dönüşüm, Ar-Ge ve inovasyon odaklı stratejiler geliştiriyor. Teknolojik yatırımlar ve katma değerli üretim modelleri, ihracatçıların rekabette öne çıkmasını sağlayan kritik unsurlar olarak öne çıkıyor.</p>

<p><strong>Umut vadeden gelecek: Bursa'nın güçlü altyapısı</strong></p>

<p>Değerlendirmede, Türkiye'nin güçlü sanayi altyapısı ve köklü üretim geçmişinin, mevcut ekonomik dalgalanmalara karşı direnci artırdığı vurgulandı. Firmalar, uluslararası pazarlarda yerlerini korumak ve büyümek için yeni iş birlikleri ve pazar çeşitlendirmesine yöneliyor.</p>

<p><img alt="B A R A N C E L I K-6" height="236" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/b-a-r-a-n-c-e-l-i-k-6.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="181" /></p>

<p><strong>Baran Çelik</strong></p>

<p><strong>Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Başkanı</strong></p>

<p><strong>İlk 6 aylık hedeflerimize ulaştık</strong></p>

<p>2025 yılı ihracat hedefimizi 39 milyar dolar olarak belirlemiştik ve Ocak-Haziran döneminde %13 artış ile 20 milyar dolarlık ihracata imza attık. Mart ayında 3,5 milyar dolar, nisan ayında da 3,1 milyar dolar ve haziran ayında 3,4 milyar dolar ile aylık bazda yüksek ihracat rakamlarına ulaştık. Mayıs ayında ise yaklaşık 4 milyar dolar ile aylık bazda bugüne kadarki en yüksek ihracata imza attık. Yeni modellerin etkisi ile ana sanayinde çift haneli ihracat artışı devam ediyor. Özellikle ticari araçlar ihracatımızda artış oranları çok yüksek. Tedarik sanayinde ise özellikle aftermarket özelinde önemli artışlar yakaladık. Dolayısıyla ilk 6 aylık dönemde ihracatımız hedeflerimiz doğrultusunda ilerliyor.</p>

<p>Tedarik endüstrisi ihracatı 2025 yılı Ocak-Haziran döneminde geçen yıla göre %6 artarak 7 milyar 679 milyon USD olarak gerçekleşmiştir. Tedarik endüstrisinin tüm otomotiv ihracatından aldığı pay %38,4 olmuştur. Ocak – Haziran döneminde binek otomobiller ihracatı %12, eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar ihracatı %21, otobüs, minibüs, midibüs ihracatı %14,5 çekiciler ihracatı %74 artmıştır</p>

<p>2025 yılı Ocak-Haziran döneminde Türkiye otomotiv ihracatında Almanya 3 milyar 198 milyon USD ile ilk sırada yer almaktadır. Ocak-Haziran 2025 döneminde Almanya’ya %31, İspanya’ya %39, Slovenya’ya %62, Romanya’ya %44, Belçika’ya %35, Portekiz’e %32, Çekya’ya %24, Avusturya’ya %68, Yunanistan’a %41 ihracat artışı, Hollanda’ya %31, Rusya’ya %58, Bulgaristan’a %21 ihracat düşüşü yaşanmıştır.</p>

<p>2025 yılı Ocak-Haziran döneminde AB ülkeleri %72,6 pay ve 14 milyar 514 milyon USD ihracat ile otomotiv ihracatımızda en önemli pazar konumunu korumuştur. Bu dönemde, Diğer Amerikan Ülkelerine %49 ihracat artışı, Bağımsız Devletler Topluluğu Ülkelerine %36, Ortadoğu Ülkelerine %44 ihracat düşüşü yaşanmıştır.</p>

<p><strong>Sürdürülebilir ihracat artışına ulaşabilmek daha zor hale geliyor</strong></p>

<p>Ancak diğer taraftan kur-enflasyon arasındaki makasın açılması rekabetçiliğimize olumsuz yansıyor. Finansman maliyetlerimiz çok yüksek. Bugün üretim maliyetlerimiz Portekiz, İspanya seviyelerine ulaştı. Bu durum bir taraftan daha yüksek ihracat rakamlarına ulaşmamızı engellerken, diğer taraftan ülkemizin yatırım çekme şansını azaltıyor. Özellikle Fas ve Doğu Avrupa ülkeleri yeni otomotiv yatırımları için daha cazip konumdalar. Otomotivde planlamalar uzun vadeli yapıldığı için şimdilik bir Pazar kaybı söz konusu değil. Biz dünyanın her yerine ihracat yapmaya devam ediyoruz. Ancak sürdürülebilir ihracat artışına ulaşabilmek de her geçen gün daha zor hale geliyor.</p>

<p>Otomotiv Endüstrisi olarak küçük ada ülkeleri dahil dünyadaki tüm ülkelere ihracat yapıyoruz. İhracat yapamadığımız ülke yok diyebiliyoruz. 2024 yılında ihracatımız 37 milyar doları aşmıştı, bu yılki hedefimizi de 39 milyar dolar olarak belirlemiştik ve yılın ilk yarısı itibariyle hedefimizden bir sapma bulunmuyor.</p>

<p><img alt="Pınar Tasdelen Engin 2 2-2" height="257" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/pinar-tasdelen-engin-2-2-2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="192" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Pınar Taşdelen Engin</strong></p>

<p><strong>Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) Başkanı</strong></p>

<p><strong>Sektörümüzün ihracatında düşüş yaşandı</strong></p>

<p>Türkiye tekstil sektörünün, 9,5 milyar dolarlık ihracatla kapattığı 2024 yılında Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB), bu ihracata 1 milyar 272 milyon dolar katkı sağladı. Bu yılın ilk yarısında ise UTİB’in ihracatı geçen yıla göre yüzde 5,5 düşüşle 613 milyon dolar olarak gerçekleşti.</p>

<p>Birliğimiz ABD, Almanya, İspanya, Beyaz Rusya, Mısır, İtalya, Rusya Federasyonu, Fas, Birleşik Krallık başta olmak üzere dünyanın tüm kıtalarında 160'dan fazla ülke ve bölgeye ihracat gerçekleştirmektedir. 2025 yılı Ocak-Haziran döneminde ilk 5 pazar sırasıyla İspanya, Birleşik Devletler, Mısır, Fas ve Almanya oldu. İspanya’ya ihracatımız bu dönemde geçen yıla göre yüzde 6,7 oranında düşüş ile 77 milyon olarak gerçekleşirken Mısır’a yüzde 47 oranında, Fas’a ise yüzde 33 oranında artış yaşandı. Bu dönemde en önemli ihraç kalemleri ise dokuma kumaşlar, suni-sentetik iplikler, örme kumaşlar, dokunmamış kumaşlar ve eşyalar ile pamuk ipliği olmuştur. Ülkemiz için çok önemli olan ABD, Almanya, İtalya, Fransa ve Rusya gibi pazarlara yönelik çalışmalarımızı planlarken, çok güçlü olduğumuz iki ürün grubu olan ev tekstili ve hazır giyim tekstilini dikkate aldık. Birliklerimizin katılımlarıyla ortak organizasyonlarımız ile sektörümüzün tanıtımını farklı mecralarda yapıyoruz. Hem dijital ortamda hem de fiziksel olarak birçok faaliyetimizi kesintisiz sürdürüyoruz.</p>

<p><strong>ekstil sektörü sürdürülebilirliğe odaklandı</strong></p>

<p>Küresel rekabetin hızla arttığı günümüzde, Birliğimiz üyesi tekstil firmaları, sürdürülebilirliği, dijital dönüşümü, Ar-Ge ve inovasyonu merkeze alarak farklılaşma ve öne çıkma stratejileri geliştiriyor. Bursa, köklü tekstil geleneği ve güçlü altyapısıyla bu dönüşümde önemli bir rol üstlenmiş durumda. Tekstil firmalarımız, Avrupa Yeşil Mutabakatına uyum sağlamak ve çevresel etkilerini minimize etmek adına sürdürülebilir üretim süreçlerine yatırım yapmaya devam ediyor. Dijital baskı sistemleri gibi geleneksel tekniklere göre daha az su ve elektrik tüketen teknolojiler kullanılıyor. Atık su geri dönüşüm sistemleri ve enerji verimliliği sağlayan makineler yaygınlık kazanıyor. Organik pamuk ve geri dönüştürülmüş elyaflar gibi çevresel etkileri daha düşük hammaddelerin kullanımı teşvik ediyoruz. Sürdürülebilir kumaşlar ve eko-tasarımlar geliştirilmekte. Karbon ayak izi ölçümü, raporlaması ve azaltımına yönelik yol haritaları oluşturuluyor. Temiz üretim yöntemleri ve sürdürülebilirlikte dijital uygulamalar konularında da çalışmalar devam ediyor. Ürünlerin hizmet kapsamında sunulması, kiralama, ikinci el ve tamirat hizmetleri gibi döngüsel ekonomi prensipleri benimsenerek atık miktarının azaltılmasını hedefliyoruz. Üretimden tasarıma kadar tüm süreçlerde dijitalleşmenin, sektörümüzdeki tekstil firmalarının rekabet gücünü artıracak temel unsurlardan biri olduğunu biliyoruz, bu konuda da uzun zamandır projeleri ve girişimleri destekliyoruz. Üretim süreçlerinde robotik otomasyonlar ve veri analizi sistemleri kullanılarak verimlilik ve kalite artırılabiliyor. Bazı firmalarda anlık izlenebilirlik sağlayan dijital sistemlerle üretim planlaması optimizasyonu sağlanıyor. Kumaş ve iplik kalite kontrolünde yapay zeka destekli hata tespiti, tahmini analizler ile talep öngörüsü ve stok yönetimi gibi alanlarda yapay zeka kullanımı yaygınlaşacak. Dijitalleşme sayesinde firmalar, müşteri taleplerine daha hızlı yanıt verebilir hale geliyor, hızlı ürün hazırlama ve teslimat konseptleriyle küresel pazarda avantaj sağlayabiliyor.</p>

<p><img alt="Nüvit Gündemi̇r (1)-2" height="202" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/nuvit-gundemir-1-2.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="168" /></p>

<p><strong>Nüvit Gündemir</strong></p>

<p><strong>Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (UHKİB) Başkanı</strong></p>

<p><strong>Son 1,5 yıldır sektörümüz açısından zorlu geçiyor</strong></p>

<p>Birliğimiz, Ocak-Haziran döneminde %-4,5 azalış ile 440,2 milyon USD ihracat gerçekleştirdi. Birliğimiz yılın ilk 6 aylık döneminde 139 ülke ve bölgeye ihracat gerçekleştirdi. Birliğimizin bu dönem ihracatında en büyük beş pazar sırasıyla Hollanda, İspanya, Fransa, Almanya ve İngiltere oldu. En önemli ihraç kalemleri ise; bayan dış giyim, bay dış giyim, suni - sentetik ev tekstili, diğer hazır eşya ve giyim aksesuarları olmuştur.</p>

<p>Son bir buçuk yıllık dönem hazır giyim ve konfeksiyon sektörümüz açısından oldukça zorlu geçiyor. Sektörümüz, Türkiye ekonomisi içinde çevik yapısıyla en fazla dış ticaret fazlası ve istihdam sağlayan sektör olsa da küresel ve ulusal ekonomik koşullardan derinden etkilendi. Yüksek enflasyonun getirdiği maliyet artışları, işçilik enerji ve hammadde fiyatları, döviz kurunun geride kalmasıyla birleşerek Asyalı rakiplerimize avantaj sağladı.</p>

<p><strong>Yeni stratejiler geliştiriyoruz</strong></p>

<p>İçinde bulunduğumuz tüm olumsuz koşullara rağmen Türkiye’nin güçlü köklere ve zengin tarihe sahip olan hazır giyim sektörü olarak geleceğe umutla bakıyor ve yeni stratejiler geliştiriyoruz. Özellikle sürdürülebilirlik ve dijitalleşme odaklı yatırımlarla ihracatta katma değer yaratmayı hedefliyoruz. Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde sektörümüzü çevre dostu üretim süreçlerine entegre olması sürecindeyiz. Karbon ayak izimizi azaltmaya yönelik projelere hız verdik, geri dönüştürülebilir ve yenilikçi ürünler geliştirerek küresel pazarlardaki rekabet gücümüzü artırıyoruz. Türkiye’yi tekstil ve konfeksiyon sektöründe trend belirleyen bir ülke konumuna taşımak istiyoruz. Bu hedef doğrultusunda Ar-Ge ve inovasyon yatırımlarımızı artırıyor, tasarım odaklı ürünler geliştiriyoruz. Önümüzdeki dönemde ihracat pazarlarımızı çeşitlendirmek için Kuzey Amerika, Avrupa, Asya ve Afrika’ya yönelik faaliyetlerimize devam edeceğiz. Hedeflerimizden bazıları Kuzey Amerika’da yüksek katma değerli ürünler için tedarikçi olmak Avrupa Birliği pazarında ekolojik ve yeşil mutabakata uygun ürünlerle hızlı stratejik tedarikçi olmak. Hepsinden önemlisi artık sadece üreten değil Çin’in Güney Asya’da yaptığı gibi organize eden yapıları kurgulamamız gerektiği ortaya çıktı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNCELEME</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/ihracat-icin-donusum-sart</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Jul 2025 10:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/1520-m1.jpg" type="image/jpeg" length="31091"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa'nın ihracat gücü artıyor]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursanin-ihracat-gucu-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursanin-ihracat-gucu-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin önemli sanayi ve ticaret merkezlerinden Bursa, 2025'in ilk altı ayında ihracat rakamlarıyla dikkat çekti. Ocak-Haziran döneminde toplam ihracat, geçen yıla göre %6,1 oranında yükselişle 9,3 milyar doları aştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>GÖKSEL BAŞARAN </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Bursa, 2025 yılının ilk yarısında ihracat performansını artırarak ekonomik gücünü bir kez daha gözler önüne serdi. Bu başarıda Otomotiv Endüstrisi lokomotif görevi üstlenirken, makine, tekstil ve hazır giyimde düşüş kaydedildi.</strong></p>

<p></p>

<p><img height="1223" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/1520-d3-liste.jpg" width="1246" /><strong> </strong></p>

<p></p>

<p>Bursa, Türkiye ekonomisinin parlayan yıldızı olmaya devam ediyor. Açıklanan 2025 yılı Ocak-Haziran dönemi sektörel ihracat performans raporuna göre, kentin toplam ihracatı bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %6,1 oranında artarak 9 milyar 310 milyon 265 bin dolar seviyesine ulaştı. Özellikle Otomotiv Endüstrisi'nin yaklaşık %18'lik büyümesiyle genel ihracat artışına önemli katkı sağlanırken, Çimento Cam Seramik ve Toprak Ürünleri sektöründeki %102,7'lik rekor artış sevindirdi. Ancak aynı dönemde Mücevher, Yaş Meyve ve Sebze gibi bazı sektörlerde ise keskin düşüşler gözlendi, bu da sektörel çeşitliliğin ve mevcut dinamiklerin önemini bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p><strong>Otomotiv Sektörü Zirvede</strong></p>

<p>Bursa'nın en büyük ihracat kalemini oluşturan Otomotiv Endüstrisi, 2025'in ilk yarısında 4 milyar 297 milyon 294 bin dolarlık ihracatla liderliğini pekiştirdi. Sektör, 2024'e göre %17,6'lık kayda değer bir artış göstererek genel ihracat büyümesinde lokomotif görevi gördü.</p>

<p><strong>Şampiyon Çimento ve Toprak Ürünleri</strong></p>

<p>Yüzde bazında en çarpıcı yükselişi ise Çimento Cam Seramik ve Toprak Ürünleri sektörü kaydetti. 2024'e göre %102,7'lik devasa bir artışla 39 milyon 737 bin dolar ihracat gerçekleştiren bu sektör, dikkatleri üzerine çekti. Süs Bitkileri ve Mamulleri de %53,2'lik artışla önemli bir yükseliş sergileyen diğer bir alan oldu.</p>

<p><strong>Bazı Sektörlerde Düşüşler Gözlendi</strong></p>

<p>Genel tablodaki olumlu seyre rağmen, bazı sektörlerde düşüşler yaşandığı görüldü. Mücevher sektörü %73,1'lik keskin bir düşüşle 158 bin dolar ihracatta kalırken, Yaş Meyve ve Sebze sektörü %58,1'lik azalışla 12 milyon 414 bin dolara geriledi. Fındık ve Mamulleri ile Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri de sırasıyla %55,6 ve %47,4'lük oranlarla önemli düşüşler yaşayan diğer sektörler oldu.</p>

<p><strong>Sanayide Karmaşık Seyir</strong></p>

<p>Makine ve Aksamları, Hazırgiyim ve Konfeksiyon, Tekstil ve Hammaddeleri gibi Bursa sanayisinin geleneksel güçlü kalemlerinde ise hafif gerilemeler kaydedildi. Makine ve Aksamları %2,5, Hazırgiyim ve Konfeksiyon %7,2 ve Tekstil ve Hammaddeleri %2,2 oranında düşüş yaşadı. Buna karşın, Kimyevi Maddeler ve Mamulleri %9,7, İklimlendirme Sanayii %8,3, Halı %28,1 ve Elektrik ve Elektronik %1,7 artış göstererek sanayi çeşitliliğinin önemini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNCELEME</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursanin-ihracat-gucu-artiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Jul 2025 10:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/1520-d3.jpg" type="image/jpeg" length="47210"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa'dan Türkiye ihracatına büyük katkı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursadan-turkiye-ihracatina-buyuk-katki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursadan-turkiye-ihracatina-buyuk-katki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2025 Ocak-Haziran döneminde Türkiye'nin toplam ihracatı %4,8 artarken, Bursa %5,4'lük büyümeyle ülke genelinden daha güçlü bir performans sergiledi. Aynı dönemlerde Türkiye'nin toplam ihracatı 113,8 milyar dolar olurken Bursa'nın ihracatı 9,3 milyar dolara yükseldi. Bu durum, Bursa'nın ülke ihracatındaki kritik rolünü ve dinamik ekonomik yapısını bir kez daha gözler önüne serdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>GÖKSEL BAŞARAN</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Türkiye ekonomisi 2025 yılının ilk yarısında ihracat odaklı büyümesini sürdürürken, sanayinin kalbi Bursa bu performansa önemli bir katkı sağladı. Kent ekonomisi, özellikle otomotiv sektörünün öncülüğünde Türkiye'nin kalkınmasına katkısını sürdürüyor.</strong></p>

<p>Türkiye ekonomisinin itici güçlerinden ihracat, 2025 yılının ilk yarısında da yükselişini sürdürdü. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Ocak-Haziran döneminde Türkiye'nin toplam ihracatı bir önceki yılın aynı dönemine göre %4,8 artışla 113 milyar 872 milyon 554 bin 48 dolara ulaştı. Bu genel yükselişte, sanayi ve üretim üssü Bursa'nın katkısı ise dikkat çekici bir seviyede gerçekleşti.</p>

<p><img height="336" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/1520-d4-tablo.jpg" width="587" /></p>

<p><strong>Bursa'nın Rolü Büyüyor</strong></p>

<p>Bursa, Türkiye'nin toplam ihracatının yaklaşık %8,1'ini tek başına karşılayarak (9.310.265,89 / 113.872.554,48), ülke ekonomisindeki stratejik konumunu pekiştirdi. Bu durum, kentin güçlü sanayi altyapısı, nitelikli iş gücü ve ihracat odaklı üretim kapasitesinin bir göstergesi olarak ön plana çıkıyor.</p>

<p>Küresel pazarlardaki belirsizliklere rağmen Türkiye ve özellikle Bursa'nın ihracat performansını korumasının, ülke ekonomisinin dayanıklılığı açısından çok önemli. Bursa'nın bu istikrarlı büyümesini sürdürmesi için katma değeri yüksek ürünlerin üretimine odaklanılması, yeni pazarlara açılım ve dijitalleşmeye yatırım yapılması gerekiyor.</p>

<p><strong>Bursa'dan %5,4'lük Artış: Ortalamayı Aştı</strong></p>

<p>Bursa, kendi ihracat rakamlarıyla Türkiye ortalamasını geride bırakarak farkını ortaya koydu. Kentin 2025 yılı Ocak-Haziran dönemindeki toplam ihracatı, 2024'ün aynı dönemine kıyasla %5,4 oranında artarak 9 milyar 310 milyon 265 bin 89 dolara yükseldi. Bu oran, Türkiye'nin genel ihracat artış oranı olan %4,8'in üzerinde seyretti.</p>

<p><strong>Otomotiv Endüstrisi lokomotif olmaya devam ediyor</strong></p>

<p>Bursa'nın bu başarısında, kentin lokomotif sektörü olan Otomotiv Endüstrisi yine başrolü oynadı. Daha önce yayınlanan sektörel raporlara göre, Bursa otomotiv sektörü 2025'in ilk yarısında yaklaşık %18'lik bir büyüme ile tek başına 4,3 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirerek kentin ve dolayısıyla ülkenin genel ihracat performansına önemli katkı sağladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNCELEME</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursadan-turkiye-ihracatina-buyuk-katki</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Jul 2025 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/1520-d4.jpg" type="image/jpeg" length="52379"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa’nın İhracat Şampiyonları]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursanin-ihracat-sampiyonlari-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursanin-ihracat-sampiyonlari-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) 2024 yılı “İlk 1000 İhracatçı Firma” listesine Bursa’dan 57 firma girdi. Listeye yeni giren firmalar ve yükselen ihracat değerleri dikkat çekti. 2023’e kıyasla 2024’te ihracatını artıran birçok Bursa firması, Türkiye genel sıralamasında yükseliş yaşarken bazı büyük firmalarda ise gerileme gözlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) her yıl yayınladığı “İlk 1000 İhracatçı Firma” listesinde 2024 yılı sonuçları açıklandı. Bursa, 57 firmayla listede yer aldı. Otomotiv, tekstil, çelik ve makine sektörleri öne çıkarken bazı firmalar geçen yıla göre sıralamada ciddi yükseliş kaydetti. Listeye bu yıl yeni giren firmalar da dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Otomotiv, tekstil, çelik ve makine sektörlerinde faaliyet gösteren firmalar, ihracat performanslarıyla öne çıktı. 2023’e kıyasla birçok Bursa firması ihracatını artırarak Türkiye genel sıralamasında yükseldi. Öte yandan bazı büyük firmalar ise sıralamada gerileme yaşadı. Bu yıl listeye ilk kez giren yeni firmalar da dikkat çekerken, şehir ihracatında çeşitliliğin arttığı görüldü.</p>

<p><img alt="Bursa Listesi" height="1816" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/bursa-listesi.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="765" /></p>

<p>En yüksek ihracat rakamına ulaşan Bursa firması Oyak-Renault oldu. Firma 2024 yılında 2,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi ancak geçen yıla göre %4,8 oranında düşüşle genel sıralamada 8’incilikten 10’unculuğa geriledi. Onu, ihracatını %7,8 artırarak 1,11 milyar dolara çıkaran Bosch takip etti. Üçüncü sırada yer alan Borçelik, ihracatını %45,6 artırarak 2024’te 385 milyon dolara ulaştı. Bu yükselişle firma, 2023’teki 93. sıradan 2024’te 57. sıraya yükseldi.</p>

<p><strong>Listeye 11 yeni firma girdi</strong></p>

<p>2024 yılında listeye 11 firma dahil oldu. Gemlik Gübre, Coşkunöz Dış Ticaret, Ak-Pres Metal, Rollmech Automotıve, Upk Otomotiv, Çelikform Gestamp Otomotiv, Lima Lojistik firmalarının yanı sıra araştırmaya katılmayan 2 firma ve adının açıklanmasını istemiyen 2 firma daha listede yer aldı.</p>

<p><img alt="Listeye Yeni Girenler-1" height="405" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/listeye-yeni-girenler-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="272" /></p>

<p><strong>İhracatını en çok artıranlar</strong></p>

<p>2023 yılına göre 2024 yılında ihracatını en fazla artıran ilk 5 firma ise Beyçelik Gestamp Otomotiv, Borçelik, Penguen Gıda, Odelo Otomotiv, Şem Otomotiv oldu.</p>

<p><img alt="Ihracatını Arttıranlar" height="305" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/ihracatini-arttiranlar.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="401" /></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNCELEME</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursanin-ihracat-sampiyonlari-1</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Jul 2025 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/07/1519-m1.jpg" type="image/jpeg" length="73168"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa iş dünyası destek bekliyor]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-is-dunyasi-destek-bekliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursa-is-dunyasi-destek-bekliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa iş dünyası temsilcileri, finansmana erişimdeki zorluklar, maliyet artışları ve döviz kurundaki belirsizlikleri gibi engellerin çözümü için kalıcı yapısal adımların şart olduğunu vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Bursa’nın ihracatçı firmaları yüksek finansman maliyetleri, kur belirsizliği ve krediye erişimdeki zorlukların ihracat performansını baskıladığını söylüyor. İş dünyası temsilcileri, çözüm için kalıcı yapısal adımların şart olduğunu vurguluyor.</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İhracatın kalbi Bursa’da iş dünyası, döviz kuru ile enflasyon arasındaki dengesizliğe ve finansmana erişimde yaşanan daralmaya dikkat çekiyor. İş dünyası temsilcileri her alanda acil çözüm beklediklerinin altını çiziyor.</strong></p>

<p style="text-align:justify">İhracatın lokomotif kentlerinden Bursa’da, iş dünyası temsilcileri artan finansman maliyetleri, krediye erişimde yaşanan zorluklar ve döviz kuru belirsizliklerini ihracatın önündeki en büyük engeller olarak görüyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bursa ekonomisinin üretim ve dış ticaret odaklı yapısına dikkat çeken sektör temsilcileri, yüksek maliyetlerin firmaların rekabet gücünü zayıflattığını vurgularken, İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç’in üç maddelik çözüm önerisinin yerinde olduğunu ve hızla hayata geçirilmesi gerektiğini ifade ediyor.</p>

<p style="text-align:justify">Türkiye’nin en fazla ihracat yapan ikinci kenti olan Bursa’da, ihracatçı firmalar son dönemde hem iç hem de dış kaynaklı zorluklarla karşı karşıya. Girdi maliyetlerindeki artış, krediye ulaşımda yaşanan daralma ve döviz kurundaki baskı, özellikle KOBİ ölçekli ihracatçıları zorlarken, sektör temsilcileri bu şartlarda sürdürülebilir büyümenin mümkün olmadığını dile getiriyor.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Şekib Avdagiç" height="272" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/sekib-avdagic.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="218" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Şekib Avdagiç</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İstanbul Ticaret Odası Başkanı</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yatırım yapma kabiliyetimiz geriliyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kısa vadede finansman maliyetlerinin aşağıya doğru çekilmesi, finansmana erişimle ilgili yeni açılımların yapılması ve döviz kuru ile enflasyon arasındaki korelasyonun korunması gerekiyor. Genel anlamda enflasyonun aşağıya çekilmesiyle ilgili bir politika setini baştan beri desteklemeye çalıştık. Buna karşın para politikasında sıkılaşmanın sadece iş dünyası üzerinden yapılmasının doğru olmadığını düşünüyorum. Üretici ve ihracatçı önemli bir ek yük ile mücadele etmek zorunda kaldı. Bir taraftan finansman maliyetleri çok arttı, diğer taraftan finansmana erişim zorlaştı. Türk lirasının aşırı değerlenmesi üreticiyi ve ihracatçıyı zorlarken ithalatçıyı ise sevindiriyor. Dünyanın hiçbir yerinde bir yıllık bir sürede döviz fiyatları ile enflasyon arasındaki makasın bu kadar yüksek bir oranda açıldığı bir süreci yürütmek kolay değildir.</p>

<p style="text-align:justify">İhracatta sınırlı bir artış olmakla beraber, alt gruplarına bakıldığında özellikle emek yoğun sektörlerden başlayarak, bazı önemli sektörlerde daralma yaşanıyor. Mutlaka sektörel alt kırılımları inceleyip, ona göre bu değerlendirmeyi yapmak lazım. Türkiye'deki sektörlerin üçte ikisinin ihracatı azalmış durumda. Türkiye finansal açıdan pahalı bir ülke haline geldi. Yatırım yapma kabiliyetimiz geriliyor. Yurt içindeki rakamlarımız, maliyetlerimiz birçok rakiplerimize göre daha yüksek noktalarda. Bütün bunları bir araya getirdiğiniz zaman, sürdürülebilir bir ihracat yapmak zorlaşıyor. Bunun için 3 temel önerimiz var. Kısa vadede finansman maliyetleri aşağıya doğru çekilmeli. Finansmana erişimle ilgili yeni açılımlar yapılmalı. Döviz kuru ile enflasyon arasındaki korelasyon korunmalı. Tüm sıkıntıları aşacak güce sahibiz. Yeter ki Türkiye'nin yatırım kabiliyetini yukarı doğru çekecek, ihracatta yaşadığımız sıkıntıları kademeli olarak ortadan kaldıracak bir politika setini hızlıca devreye alalım.</p>

<p style="text-align:justify">Tüm sıkıntıları aşacak güce sahibiz. Yeter ki Türkiye'nin yatırım kabiliyetini yukarı doğru çekecek, ihracatta yaşadığımız sıkıntıları kademeli olarak ortadan kaldıracak bir politika setini hızlıca devreye alalım.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Erol Gülmez-1" height="290" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/erol-gulmez-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="239" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Erol Gülmez</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>NOSAB Yönetim Kurulu Başkanı </strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Mali istikrar ve öngörülebilir ekonomi politikaları gerekli</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bursa’da üretim ve ihracat yapan bir sanayici olarak, ihracatın önündeki en büyük engellerin başında yüksek finansman maliyetleri, kur belirsizliği ve ham madde temininde yaşanan zorluklar geldiğini düşünüyorum.</p>

<p style="text-align:justify">Kredi faizlerinin yükselmesi ve finansmana erişimdeki sıkıntılar, özellikle KOBİ ölçeğindeki firmaları doğrudan etkiliyor. Üretim maliyetlerinin her geçen gün artmasına karşın döviz kurunun baskılanması ise ihracatçının rekabet gücünü zayıflatıyor. Bu durum firmaların fiyat tutturmakta zorlanmasına ve dış pazarlarda kan kaybetmesine yol açıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bu engelleri aşmak için ihracatçının finansmana erişiminin kolaylaştırılması, ihracat odaklı teşviklerin artırılması ve döviz kurunda öngörülebilirliğin sağlanması gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">İTO Başkanı Şekip Avdagiç’in önerilerini oldukça yerinde buluyorum. Finansman maliyetlerinin düşürülmesi ve döviz kuru-enflasyon dengesinin korunması, ihracatçının nefes almasını sağlayacak adımlardır.</p>

<p style="text-align:justify">Bursa gibi üretim gücü yüksek şehirlerde ihracatın sürdürülebilirliği için mali istikrar ve öngörülebilir ekonomi politikaları büyük önem taşıyor. Bu süreçte sanayicinin sesine kulak verilmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p style="text-align:justify"><strong><img alt="Yalçın Toy 2025-2" height="238" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/yalcin-toy-2025-2.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="209" /></strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yalçın Toy</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kayapa OSB YKB</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İhracatçı nefes alamıyor, finansman sorunları kronikleşti</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bursa gibi üretim ve ihracat temelli şehirlerde en büyük sorun artık finansmana erişim. Son iki yıldır özellikle KOBİ’ler ne uygun faizli krediye ulaşabiliyor ne de mevcut kur politikasıyla rekabet edebiliyor. Kur-enflasyon makası açıldıkça ihracatçı her geçen gün biraz daha eriyor. Firmalarımızın ihracat performansı da bu nedenlerle ivme kaybediyor. Maliyetlerimiz sürekli artıyor, ancak döviz kuru bu artışı karşılamıyor. Avrupa’daki talep daralması da eklendiğinde birçok firmamız ya ihracatı azaltıyor ya da zararına çalışıyor. Bu sürdürülebilir bir yapı değil.</p>

<p style="text-align:justify">İTO Başkanı Şekib Avdagiç’in ihracatçılar için sunduğu üç maddelik öneriye de tam destek veriyoruz. Finansman maliyetlerinin aşağı çekilmesi, kredi kanallarının yeniden açılması ve kur-enflasyon dengesinin korunması bizim de yıllardır dile getirdiğimiz hayati başlıklar. Bu adımlar atılmadan ihracatta kalıcı başarı mümkün değil. İş dünyası olarak artık günü kurtaran çözümler değil, öngörülebilir ve yapısal reformlar bekliyoruz. Pandemi döneminde olduğu gibi KGF gibi acil can suyuna ihtiyacı var. İhracatçının güvene, desteğe ve istikrara ihtiyacı var. Aksi takdirde üretim ve istihdam riske girer.</p>

<p style="text-align:justify"><strong><img alt="Osman Canik" height="264" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/osman-canik.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="197" /></strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Osman Nuri Canik</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>TOSAB YKB</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Tek kelime ile kötü iki kelime ile çok kötü</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bu slogan politik değil teknik bir gerçekliği ifade ediyor.2+2=4 nasıl bir gerçeklikse bu da öyle. Siz 2023,2024’e 2025’de kur artışını yüzde 15 yapar ve tüm girdilerde döviz basında yüzde 50 yaşarsanız, bu sonuç kaçınılmaz ortaya çıkar.</p>

<p style="text-align:justify">Peki, eleştirmek kolay çözüm ne? Ekonomi yönetimi krediyi milyarlarca doları sıcak sermayeden bulabiliyor ancak. Bu gelen dövizle TL’ye çevriliyor ve yüzde 50 kazanıyor. Dönem sonunda yüzde 15 kayıpla tekrar dövize çevrilip yüzde 35 net döviz kazancıyla gidiyor.</p>

<p style="text-align:justify">İşin doğrusu enflasyon kadar kur artışına izin vermek ama şu an ona imkan yoksa Dünya’nın hiçbir yerinde bu kadar yüksek bir döviz faizi olmadığına göre, tedrici olarak bu makası azaltmak ve sanayiye, tarıma bir nefes aldırmak.</p>

<p style="text-align:justify">Büyük ölçekte tarım yapan büyük çiftçiler, tüm sanayi kuruluşlarının bu cenderede artık dayanma gücü kalmadı. Hepimiz aynı gemideyiz.</p>

<p style="text-align:justify">Politika bir tarafa, sanayici, işveren, işçi, partiler bir araya gelerek bu çözüm için uğraşama zamanı yoksa uçurumdan önceki son çıkıştayız.</p>

<p style="text-align:justify"><strong><img alt="Dosabsi̇ad Başkani Onur Kutlualp" height="271" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/dosabsiad-baskani-onur-kutlualp.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="243" /></strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Onur Kutlualp</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>DOSABSİAD Yönetim Kurulu Başkanı </strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yapısal reformlar hayata geçirilmeli</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bursa, üretim ve ihracat kapasitesiyle ülke ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biri. DOSABSİAD olarak, sanayicilerimizin öncelikli gündeminde üretim maliyetleriyle döviz gelirleri arasındaki dengenin korunması, artan maliyetlerin kârlılığa ve rekabetçiliğe etkisi ile finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar yer alıyor. Özellikle enflasyon nedeniyle yükselen giderler, uluslararası pazarda rekabet gücümüzü zorlayıcı bir unsur haline geliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Üretim ve yatırımların sürdürülebilirliği için finansman maliyetlerinin makul seviyelere çekilmesi, faiz oranlarında kademeli indirim beklentisi ve Eximbank ile KGF gibi desteklerin daha etkin ve ulaşılabilir hale gelmesi büyük önem taşıyor. Sadece maliyetlerin düşürülmesi değil, aynı zamanda sanayicilerin uygun koşullarda finansmana erişiminin sağlanması, yeni projelerin hayata geçirilmesinde kritik bir rol oynuyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bununla birlikte, finansal istikrarı güçlendirecek yapısal reformların hayata geçirilmesi, sanayimizin uzun vadeli rekabet gücünü ve büyüme potansiyelini artıracaktır. Ayrıca, uluslararası pazarlarda güçlü kalabilmek için gelirlerle maliyetler arasında adil bir denge sağlayacak, enflasyonla uyumlu bir kur politikasının uygulanması gerektiğine inanıyoruz. Tüm bu alanlarda atılacak eşgüdümlü ve yapıcı adımlar, hem Bursa sanayisinin hem de ülkemizin ihracat potansiyelinin yeniden sağlıklı bir büyüme sürecine girmesinde anahtar rol oynayacaktır.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Murat Evke-2" height="302" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/murat-evke-2.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="243" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Murat Evke</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>RUMELİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Engelleri firmalarımızın rekabetçiliğini azaltıyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bursa, ihracata dayalı güçlü sanayisi ile ülkemizin gözbebeği konumunda. Ancak günümüzde ihracatçıların önünde birkaç önemli engel var: yüksek finansman maliyetleri, finansmana ulaşmadaki zorluklar ve piyasalardaki dalgalı kur ve yüksek enflasyon başı çekiyor. Buna ek olarak global tedarik zinciri sıkıntıları, enerji fiyatlarındaki artış ve girdi maliyetlerinin yükselmesi de firmalarımızı zorluyor.</p>

<p style="text-align:justify">Tüm bu engeller, Bursa’daki firmalarımızın rekabetçiliğini azaltıyor. Özellikle finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar, yatırımların ertelenmesine ya da iptaline yol açabiliyor. Kur ve enflasyon dengesizliği, ihracatçının maliyet ve fiyatlama hesaplamalarını zora sokuyor. Sonuçta ihracat performansımızda belirgin bir yavaşlama, motivasyonda ise düşüş yaşanıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Öncelikli olarak uygun maliyetli krediye erişim sağlanmalı. Döviz kuru ile enflasyonun oranı arasındaki dengenin korunması olmazsa olmaz. Enerji ve diğer girdi maliyetlerinin kontrolü de büyük önem taşıyor. Ayrıca dijitalleşme, Ar-Ge ve inovasyonu destekleyici devlet teşviklerinin artırılması şehrimizin ihracat kapasitesini güçlendirecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Sayın Avdagiç’in önerileri çok yerinde buluyorum. Kısa vadede finansman maliyetlerinin aşağıya çekilmesi, finansmana erişim konusunda yeni açılımlar yapılması ve döviz kuru ile enflasyon arasındaki korelasyonun korunması gerçekten de ihracatçıların çözüm bekleyen başlıca konuları bunlar. Bu maddelerin uygulamaya geçmesi, ülkemizin ve Bursa’nın ihracat çıtasını çok daha yukarıya taşıyacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Bursa gibi potansiyeli yüksek bir şehir için ihracat olmazsa olmaz. Şehrimizin ihracatçıları, ülkemizi dünya pazarında başarıyla temsil etmeye devam ediyor. Sorunların aşılması ve destekleyici adımların hızla atılması ise hepimizin ortak dileği. Rumelisiad olarak bu süreçlerde üyelerimizin ve kentimizin her zaman yanında olmayı sürdüreceğiz.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="İskender İskenderoğlu-2" height="213" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/iskender-iskenderoglu-2.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="202" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İskender İskenderoğlu</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>BALKANTÜRKSİAD YK Başkanı</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kredi ve teşvik mekanizmaları genişletilmeli</strong></p>

<p style="text-align:justify">İhracatın önündeki engeller arasında ana başlıklar olarak nitelikli iş gücü eksikliği, finansmana erişim sıkıntıları ve tabii ki döviz kurlarındaki dalgalanmalar sıralanabilir. Özellikle dış ticaret konusunda eğitimli, yabancı dil bilen, teknik bilgiye sahip personel bulmakta zorluk çeken firmalar, uluslararası pazarlarda yeterince etkin olamamaktadır. Firmaların finansmana erişiminde yaşadığı güçlükler olarak da KOBİ'ler ihracata yönelik yatırım yapacak kaynaklara ulaşmakta zorlanabilmektedir. Son olarak, döviz kurları üzerindeki baskı ve global ekonomik gelişmeler, ihracat yapan firmalar için büyük bir belirsizlik kaynağı oluşturmaktadır. Bu durum da uzun vadeli planlamayı güçleştirmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu engeller, ihracat performansını etkilemekte ve her şeyden önce firmaların rekabet gücünü ciddi anlamda azaltmaktadır. Finansal kaynaklara erişimde yaşanan sıkıntılar, firmaların üretim kapasitesini artıracak yatırımları hayata geçirmesini geciktirmekte, bu durum doğrudan ihracat hacmini sınırlamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">İhracatın önündeki engelleri aşmak için öncelikle altyapıya yönelik yatırımların artırılması gerekmektedir. Bununla birlikte, dış ticaret alanında eğitimli insan kaynağının yetiştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Finansman konusunda ise ihracatçı firmaların uygun koşullarda krediye ulaşabilmesi için destek ve teşvik mekanizmaları genişletilmelidir.</p>

<p style="text-align:justify">Sonuç olarak belirtmek gerekirse, tabii ki, kısa vadede finansman maliyetlerinin aşağıya doğru çekilmesi ve finansmana erişimle ilgili yeni açılımların yapılması gerekmektedir. Döviz kuru ile ilgili olarak da kur üzerindeki baskı ihracatçıyı zorlamaktadır. Bu nedenle Döviz kuru ile enflasyon arasındaki denge göz önünde bulundurulmalıdır.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Şaki̇r Özen Portre-6" height="272" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/sakir-ozen-portre-6.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="218" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Abidin Şakir Özen</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>BUYSAD Yönetim Kurulu Başkanı </strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Verimlilik çalışmalarına odaklanmalıyız</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bursa, ekonomisi tamamen ihracat ve sanayi üretimine dayalı bir şehir. Sahadaki ihracatçı firmalarımızı dinlediğimizde, artan maliyetler ve kur baskısı nedeniyle uluslararası pazarlarda fiyat rekabeti sağlamakta zorlandıklarını ifade etmekteler. Ancak inanıyorum ki, işletmelerimizin kendi iç verimliliklerini artırması ve üretim süreçlerini daha etkin yönetmesiyle bu engellerin etkisi azaltılabilir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu engeller, şüphesiz şehrimizin ihracat performansını olumsuz etkilerken, aynı zamanda firmaların finansal sağlığını ve yatırım kabiliyetini de geride bırakmaktadır. Bu noktada unutulmaması gereken çok önemli bir bağlantı var: İhracattaki her olumlu gelişmenin, iç piyasayı ve bizim de içinde bulunduğumuz hizmetler sektörünü doğrudan canlandıran bir çarpan etkisi bulunmaktadır. Güçlü ihracat, güçlü bir iç ekonomi demektir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu süreçte biz sanayicilere düşen en büyük görev, kendi içimizdeki verimlilik çalışmalarına odaklanmak ve üretim planlamalarımızı optimize etmektir. Bununla birlikte, ihracatçılarımıza yönelik mevcut desteklerin daha etkin ve ulaşılabilir hale getirilmesi de kritik bir adımdır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu çerçevede, iş dünyası tarafından son dönemde sıkça dile getirilen çözüm önerilerini son derece doğru buluyoruz. Özellikle, finansman maliyetlerinin düşürülerek krediye erişim için yeni kanalların açılması ve döviz kurunun enflasyon karşısında rekabet gücümüzü koruyacak bir dengeye oturtulması gibi adımların atılması, sadece ihracatı değil, bir bütün olarak yurt içi ticareti de canlandıracaktır. Ekonomide başarının anahtarı, bu temel unsurların doğru bir denklemde yönetilmesinden geçmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Son olarak, ekonominin en temel ihtiyaçlarından birinin de moral ve pozitif bir beklenti yönetimi olduğuna inanıyorum. Küresel piyasalardaki havanın biraz daha olumluya dönmesiyle birlikte, inanıyorum ki ticaretimiz de bundan pozitif yönde etkilenecektir.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Mustafa Gümüş-5" height="210" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/mustafa-gumus-5.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="237" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Mustafa Gümüş</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>BUMİAD YKB</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ülke olarak acilen üretime geri dönmeliyiz</strong></p>

<p style="text-align:justify">Şu anda ihracatındaki başındaki en büyük engel düşük kur değerleri ve finansmana erişimdeki güçlüklerdir. Önce tekstil sonra otomotiv ve diğerleri etkilendi. İhracat reel rakamları hızla düşmektedir. Üretim zinciri kopma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Önce kur gerçekçi bir değere yükseltilmeli. Enflasyon korkusuna rağmen iç talep artırılmalı ve üretim çarklarının yeniden hareketlenmesi sağlanmalıdır.</p>

<p style="text-align:justify">*Finansman maliyeti, faizlerin gerçekçi noktaya çekilerek azaltılması</p>

<p style="text-align:justify">*Bankaların finansman verebilir hale getirilmesi ve sınırların kaldırılması.</p>

<p style="text-align:justify">*KGF vb. gibi kurumlarla teminat sorunlarının çözülmesi gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Mutlaka korelasyonun korunması gerekmektedir. Mevcut durum ülkemizi üretemez hale getirmekte.</p>

<p style="text-align:justify">Enflasyonun nedeni halkın alışveriş isteği değil devletin astronomik harcamalarıdır. Devlet halkın alın teriyle ürettiği gelirin yaklaşık yüzde 50’sini vergi, ÖTV, KDV, ceza vb adı altında toplamaktadır. Halk geri kalan yüzde 50’si ile eğitim, sağlık, barınma, beslenme vb giderlerinim karşılamaktadır. Halkın vergileri eskiden olduğu gibi yol, su, elektrik olarak halka geri dönmelidir. Ülke acilen üretime geri dönmeli halkın ve dolayısıyla devletin fakirleşmesi önlenmelidir.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Tolga Papatya-5" height="226" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/tolga-papatya-5.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="229" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Tolga Papatya</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>GESİAD YK Başkanı</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Firmalara finansman destekleri verilmeli</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bursa'da ihracatın önündeki en büyük engeller, döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve yüksek üretim maliyetleridir. Ayrıca, küresel pazarlardaki belirsizlikler ve lojistikte yaşanan aksaklıklar da ihracatçıları zorlamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu engeller, Bursa’daki ve ülke genelindeki firmaların rekabet gücünü azaltarak ihracat siparişlerinde düşüşe ve kârlılıkta azalmaya yol açıyor. Aynı zamanda belirsizlik ortamı, firmaların yatırım ve büyüme planlarını ertelemesine neden olarak ihracat performansını olumsuz etkiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bu engellerin aşılması için öncelikle döviz kuru politikalarında öngörülebilirlik sağlanmalı ve üretim maliyetlerini düşürecek yapısal reformlar uygulanmalıdır. Ayrıca, lojistik altyapısı güçlendirilmeli, ihracatçı firmalara finansman ve pazar çeşitlendirmesi konusunda daha fazla destek verilmelidir.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Şeyda Şençayir-6" height="246" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/seyda-sencayir-6.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="233" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Şeyda Şençayır</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>BUİKAD YKB</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yeni stratejiler oluşturulmalı</strong></p>

<p style="text-align:justify">İhracat, ülke ekonomisi için büyük önem taşırken çeşitli engellerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu engeller temel olarak içsel, dışsal ve pazarlama kaynaklı olmak üzere üç ana başlıkta toplanabilir:</p>

<p style="text-align:justify">1. İçsel (Yapısal) Engeller:</p>

<p style="text-align:justify">Firmaların üretim kapasitesi ve kalite yetersizliği, finansman sorunları, lojistik altyapı eksiklikleri, kurumsallaşma yoksunluğu ve ihracat bilgisinin azlığı gibi faktörler ihracatı zorlaştırmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">2. Dışsal (Uluslararası) Engeller:</p>

<p style="text-align:justify">Gümrük vergileri, ithalat kotaları, teknik standartlar, kültürel ve hukuki farklılıklar ile döviz kuru dalgalanmaları, dış pazarlarda karşılaşılan temel sorunlardır.</p>

<p style="text-align:justify">3. Pazarlama ve Rekabet Engelleri:</p>

<p style="text-align:justify">Marka bilinirliğinin düşük olması, uygun dağıtım kanallarına ulaşamama ve küresel fiyat rekabeti gibi faktörler firmaların pazarda tutunmasını zorlaştırmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu engelleri aşmak için devlet destekleri, dijitalleşme, ihracat eğitimi ve güçlü pazarlama stratejileri büyük önem taşımaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bursa, güçlü üretim altyapısına rağmen ihracatta bazı engellerle karşılaşmaktadır. KOBİ’lerin teknik yeterlilik ve finansman eksikliği, gümrük ve lojistikteki aksaklıklar, dış pazarlara erişim zorlukları ve marka bilinirliğinin düşüklüğü Bursa firmalarının ihracat potansiyelini sınırlandırmaktadır. Kur dalgalanmaları ve küresel rekabet de firmaların kâr marjlarını olumsuz etkilemektedir. Bu nedenlerle, Bursa’nın ihracattaki gücünü sürdürebilmesi için destek mekanizmaları, dijitalleşme ve pazarlama stratejileri büyük önem taşımaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Şekib Avdagiç’in ihracata yönelik 3 çözüm önerisi oldukça yerinde ve ihracatçının kısa vadeli nefes almasını sağlayacak stratejik adımlar içeriyor.</p>

<p style="text-align:justify">*Kısa Vadede Finansman Maliyetlerinin Aşağıya Çekilmesi;</p>

<p style="text-align:justify">Yüksek faizli kredi ortamı, özellikle KOBİ'lerin ihracat siparişlerini karşılamada zorlanmasına neden oluyor. Finansman maliyetleri düştüğünde: Nakit akışı rahatlar, Yatırım ve üretim kapasitesi artar, İhracatçılar fiyat rekabetinde güçlenir. Bu öneri, ihracatın sürdürülebilirliği açısından kritik ve acil öneme sahiptir.</p>

<p style="text-align:justify">*Finansmana Erişimle İlgili Yeni Açılımlar Getirilmesi;</p>

<p style="text-align:justify">Mevcut kredi sistemleri ihracatçıların çoğuna ulaşamıyor. Yeni açılımlar (örneğin; teminatsız krediler, yeşil kredi modelleri, sektöre özel finans paketleri) ihracatçının elini güçlendirir. Özellikle dijital ihracat yapan firmalar veya yeni pazarlara giren işletmeler için farklılaştırılmış finansman modelleri büyük destek sağlar.</p>

<p style="text-align:justify">*Döviz Kuru ile Enflasyon Arasındaki Korelasyonun Korunması;</p>

<p style="text-align:justify">Eğer döviz kuru baskılanırken enflasyon yükselmeye devam ederse Maliyetler artar ama satış fiyatları rekabetçi olamaz. Bu durum ihracatçının kârını eritir. Kurdaki istikrar hem öngörülebilirlik sağlar hem de dış ticaret planlamasında ihracatçının elini güçlendirir.</p>

<p style="text-align:justify">Şekib Avdagiç’in önerileri; Kısa vadeli çözüm odaklı, ihracatçının ihtiyaçlarını doğrudan hedefleyen, ekonomik gerçeklikle uyumlu bir yol haritası sunuyor. Bunların hızla hayata geçirilmesi hem ihracatın güçlenmesini hem de Türkiye ekonomisinin büyüme dinamosunun daha sağlam çalışmasını sağlayacaktır.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Şeref Demi̇r-2" height="338" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/03/seref-demir-2.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="266" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Şeref Demir </strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İMSİAD Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İhracatın güçlenmesi için yeni adımlar şart</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bursa, Türkiye’nin üretim gücünü ihracata dönüştüren en önemli şehirlerinden biri olarak uzun yıllardır dış ticaret dengesine katkı sağlamaktadır. Ancak mevcut ekonomik koşullar, küresel belirsizlikler ve iç piyasa sorunları, ihracatçılarımızın önünü görmekte zorlandığı bir döneme işaret etmektedir. İhracatçı firmalarımız bugün çok boyutlu bir sorun yumağıyla karşı karşıyadır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>İhracatın Önündeki Temel Engeller</strong></p>

<p style="text-align:justify">·Finansmana Erişim: Yüksek faiz oranları ve kısıtlı kredi imkânları firmaların üretim ve ihracat planlarını sekteye uğratmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">·Döviz Kuru ile enflasyon korelasyonunun sağlanmaması fiyat tutturma konusunda ihracatçıyı zora sokmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">· Yüksek Girdi Maliyetleri: Enerji, hammadde ve iş gücü maliyetleri uluslararası rekabet gücünü törpülemektedir.</p>

<p style="text-align:justify">·Rekabet Gücü Eksikliği: Bazı sektörlerde yeterli inovasyon ve teknoloji yatırımı yapılmadığı için Türk ürünleri küresel pazarda geride kalabilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">·Pazar Bağımlılığı: Türkiye’nin ihracatı hâlâ belli başlı pazarlara bağımlıdır; bu da dış kaynaklı krizlerde firmaları savunmasız bırakmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">·Lojistik ve Altyapı Sorunları, Ticaret Engelleri, Sertifikasyon Zorlukları da süreci zorlaştıran diğer önemli başlıklardır.</p>

<p style="text-align:justify">İhracat potansiyeline sahip birçok firmamız ya bu sorunlar nedeniyle ihracata hiç adım atamamakta ya da mevcut ihracat hacmini sürdürememektedir. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler, hem finansal yüklerin hem de idari zorlukların baskısı altında rekabet avantajını kaybetmektedir. Bu durum istihdamı, yatırım iştahını ve şehir ekonomisinin dinamizmini doğrudan etkilemektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu zorlukların aşılması için eşgüdümlü ve katmanlı bir stratejiye ihtiyaç vardır:</p>

<p style="text-align:justify">·Finansmana Erişim Kolaylaştırılmalı: Eximbank destekleri genişletilmeli, kredi kullanım maliyeti ihracatçılar için cazip hale getirilmelidir.</p>

<p style="text-align:justify">·Teşvik ve Destekler Daha Erişilebilir Olmalı: Devlet desteklerinden faydalanma konusunda firmalar bilgilendirilmelidir. Ticaret ve Sanayi Odaları ile OSB’ler bu konuda aktif rol almalı, bilgilendirme toplantıları ve seminerler düzenlemelidir.</p>

<p style="text-align:justify">·Fuar Katılımları Artırılmalı: Yeni pazarlara açılmak isteyen firmalar için yurt dışı fuar katılımları hayati önemdedir. Bu konuda verilen desteklerin tanıtımı daha güçlü yapılmalıdır.</p>

<p style="text-align:justify">·Pazar Araştırması ve Müşavirlik Desteği Yaygınlaştırılmalı: Yeni pazarlara yönelen firmaların, ilgili ülkelerdeki ticaret müşavirlikleriyle daha fazla temas kurması sağlanmalıdır.</p>

<p style="text-align:justify">·İnovasyon ve Teknolojiye Yatırım Artmalı: Uzun vadede kalıcı rekabet avantajı için Ar-Ge teşvikleri artırılmalı, firmalar desteklenmelidir.</p>

<p style="text-align:justify">·Pazarlama ve Güven Ortamı Oluşturulmalı: Müşteri ilişkilerini geliştirmek amacıyla heyet ziyaretleri ve alım heyeti organizasyonları düzenlenmelidir. Bu tür doğrudan temaslar güven oluşturur, iş birliğini derinleştirir.</p>

<p style="text-align:justify">İstanbul Ticaret Odası Başkanı Sayın Şekip Avdagiç’in üç maddelik çözüm önerisini yerinde ve uygulanabilir buluyorum. Kısa vadede finansman maliyetlerinin düşürülmesi, ihracatçı firmaların üretim ve sevkiyat hızını artıracaktır. Finansmana erişimle ilgili yeni enstrümanların devreye alınması, özellikle orta ve küçük ölçekli firmaların nefes almasını sağlayacaktır. Döviz kuru ile enflasyon arasındaki korelasyonun korunması ise ihracatçının fiyatlama risklerini azaltarak, uzun vadeli plan yapmasını mümkün kılacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">İhracat, bir ülkenin dışa dönük üretim ve rekabet kapasitesinin en somut göstergesidir. Bursa gibi sanayi üssü kentlerimizin gücünü artırmak için finansman, bilgi, organizasyon ve güven temelli bir ihracat vizyonu geliştirmek zorundayız. Sektör temsilcileri olarak bizler, üzerimize düşeni yapmaya hazırız; beklentimiz, aynı ciddiyetin politika yapıcılardan ve finansal kurumlardan da gelmesidir.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Sevcan İlici-4" height="227" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/sevcan-ilici-4.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="214" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sevcan İlici</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>YAPİDER YKB</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ulusal ve bölgesel tedbirler bir an önce alınmalı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bursa, Türkiye'nin önemli bir sanayi ve ihracat üssü olmasına rağmen, ihracatçıların karşılaştığı çeşitli engeller bulunuyor. Bu engeller yapısal, ekonomik, küresel ve bölgesel olmak üzere 4 ana başlık olarak dikkat çekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Döviz kuru dalgalanmaları, yüksek üretim maliyetleri ve özellikle finansmana erişim ciddi sorunlar olarak göze çarpıyor. Ayrıca Çin ve Hindistan başta olmak üzere üretim maliyeti düşük ülkelerle rekabet edememek günümüzün maalesef büyük bir problemi. Pandemi sonrası ortaya çıkan arz kesintilerinin halen çözülememesi, Rusya-Ukrayna savaşının bitmemesi ve yakın coğrafyamız Orta Doğu'daki gerilimin olası küresel etkilerinden özellikle otomotiv ve tekstil sanayisi olan şehrimizi olumsuz etkileniyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bu engelleri aşmak için ulusal ve bölgesel tedbirlerin bir an önce alınması gerekiyor. Bursa'nın güçlü sanayi altyapısı ve coğrafi konumu, bu engellerin aşılması için önemli bir potansiyele sahip. Küresel rekabet için katma değerli üretime geçiş, dijitalleşme, pazar çeşitlendirmesi ve nitelikli iş gücü ile destek politikalarının etkin uygulanması ile sorunlara çözüm getirebiliriz.</p>

<p style="text-align:justify">İTO Başkanı Şekip Avgadiç'in çözüm önerileri ihracatçıların küresel pazarlardaki aktörlerle mücadele edebilmesi için oldukça önemli. Ancak bu çözümlerin etkili olabilmesi için sürdürülebilir olması gerekiyor. Ticaret Bakanlığı'nın finansmana erişim, nitelikli eleman yetiştirilmesi ve yeni pazarlar için ülkelerle iş birliklerini geliştirme konularında ihracatçılara destek olması gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Arif Demrören" height="272" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2024/04/arif-demroren.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="218" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Arif Demirören</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>BARSİAD Başkanı </strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Katma değerli üretime yönelik destekler sağlanmalı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bursa, sanayi ve ihracat alanında ülkemize yön veren şehirlerin başında geliyor. Şehrimizin kalkınmasında KOBİ’lerin rolü büyük. Ancak özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler, yüksek finansman maliyetleri ve krediye erişimde yaşadıkları sıkıntılar nedeniyle ihracatta hak ettikleri ivmeyi yakalamakta zorlanıyor. Artan enerji ve işçilik maliyetleri ile yüksek enflasyon da, firmalarımızın maliyetlerini ciddi şekilde etkiliyor. Son dönemde enflasyondaki düşüş ise umut verici bir gelişme.</p>

<p style="text-align:justify">Bu noktada, KOBİ’lerin rekabet gücünü artırmak için markalaşma ve katma değerli üretime yönelik devlet desteklerinin güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Markalaşma kültürünün yaygınlaştırılması, ihracatçı firmalarımızın uluslararası pazarlarda daha kalıcı ve güçlü bir yer edinmesine katkı sağlayacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Finansman maliyetlerinin düşürülmesi, krediye erişimin kolaylaştırılması ve döviz kuru ile enflasyon arasındaki dengenin korunmasına yönelik öneriler son derece kıymetli. BARSİAD olarak, özellikle KOBİ’lerimizin finansmana erişiminin kolaylaştırılması, markalaşma ve inovasyona daha fazla destek verilmesi gerektiğine inanıyor; bu yöndeki tüm adımları destekliyoruz.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="İlker Duran Yeni-5" height="359" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/ilker-duran-yeni-5.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="237" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İlker Duran</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>AFSİAD Bursa YKB</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Finansmana erişim kolaylaştırılmalı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bursa özelinde ve genelde Türkiye'de ihracatın önündeki en büyük engellerin başında yüksek finansman maliyetleri, kur istikrarsızlığı, dış pazarlarda talep daralması ve rekabet gücünü zayıflatan yüksek üretim maliyetleri geliyor. Özellikle KOBİ’lerin ağırlıkta olduğu Bursa gibi üretim şehirlerinde işletme sermayesi yetersizliği, navlun maliyetleri, yurt dışı pazarlarına erişimde yaşanan regülasyon ve lojistik zorluklar da ciddi engel oluşturuyor. Buna ilave olarak son dönemde Avrupa’daki ekonomik yavaşlama, ana pazarlarımızdan biri olan bu bölgedeki ihracatçıyı da olumsuz etkiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Yukarıda sayılan engeller, özellikle küçük ve orta ölçekli firmaların rekabet güçlerini zayıflatıyor, kar marjlarını düşürüyor ve bazı firmaların uluslararası pazarlarda sürdürülebilir olmasını imkânsız hale getiriyor. Kur ve enflasyon arasındaki dengesizlik, ihracat planlaması yapmayı zorlaştırıyor. Finansmana ulaşmakta zorlanan firmalar yeni pazarlara açılmak yerine iç pazarda tutunmaya çalışıyor ne yazık ki. Özellikle otomotiv, tekstil ve makine gibi Bursa’nın güçlü olduğu sektörlerde, ihracatta siparişlerin azalması veya fiyat tutturulamaması, üretim hacmini ve istihdamı da doğrudan etkiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Finansmana erişimin kolaylaştırılması ve maliyetlerin düşürülmesi, özellikle Eximbank gibi ihracatçı desteklerinin daha geniş tabana yayılması şarttır. KGF gibi mekanizmaların daha aktif, dinamik ve hızlı çalışması gerekiyor. Döviz kuru politikası ihracatçının lehine öngörülebilir olmalı. Yeni pazar stratejileri ve dijital ihracat gibi alanlarda firmalar desteklenmeli. Ayrıca belirtmekte fayda var; yeşil dönüşüm, karbon ayak izi gibi konularda farkındalık ve destek artırılmazsa bu alanlar da önümüzdeki yıllarda önemli birer engel haline gelecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Sayın Avdagiç’in önerileri, ihracatçının güncel ihtiyaçlarını net şekilde özetliyor. Kısa vadede finansman maliyetlerinin düşürülmesi, sadece firmaların değil makroekonomik istikrarın da gereği haline gelmiş durumda. Finansmana erişim konusunda yeni açılımlar şart. Örneğin ihracat odaklı özel kredi paketleri veya banka teminatlı ticaret sigortaları gibi çözümlerle desteklenmelidir. Kur-enflasyon korelasyonu ise belirsizliğin azaltılması açısından son derece kritik önem arz ediyor. İhracatçının fiyatlama yapabileceği bir döviz politikası, orta vadeli planlama için hayati önem taşımaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bursa, güçlü sanayi altyapısı ve üretim kültürüyle ülkemizin önemli ihracat üslerinden biri konumundadır. Ancak bu gücün sürdürülebilir olması gerekiyor. Dijitalleşme, yeşil dönüşüm, nitelikli insan kaynağı ve finansmana erişim gibi alanlarda yapılacak reformlar, bu noktada önem arz ediyor. İhracatçı firmaların yalnızca ekonomik değil aynı zamanda dış politika ve ticaret diplomasisi açısından da daha aktif desteklenmesi gerektiği kanaatindeyim.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Alparslan Şenocak-6" height="330" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/alparslan-senocak-6.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="274" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Alparslan Şenocak</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>MÜSİAD Bursa Şube Başkanı</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Faiz indirimi bekliyoruz</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bursa, Türkiye’nin üretim ve ihracatta öncü şehirlerinden biri olarak büyümeye katkı sağlamaya devam ediyor. Ancak ihracatçılarımızın karşısında bugün, yüksek finansman maliyetleri, krediye erişimde yaşanan güçlükler, döviz kuru-enflasyon dengesindeki belirsizlikler, yükselen enerji fiyatları ve artan işçilik maliyetleri gibi önemli engeller bulunuyor. Özellikle yüksek enflasyon ortamı, firmalarımızın maliyet öngörüsünü ve fiyatlama kabiliyetini zayıflatıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Tüm bu zorluklara rağmen, yüzde 80’leri bulan reel enflasyonun bugün yüzde 30’lu-40’lı seviyelere doğru gerilemiş olması, ekonomi yönetimimizin Orta Vadeli Programı’nın (OVP) sonuç verdiğinin açık bir göstergesidir. Bu gelişme, ekonomide istikrar arayışının doğru yönde ilerlediğine dair umut verici bir tablo ortaya koymaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu sorunların aşılması için öncelikle finansman maliyetlerinin düşürülmesi, krediye erişimin kolaylaştırılması ve uygun maliyetli finansman imkanlarının sağlanması gerektiğine inanıyoruz. Ayrıca yapısal reformlar kapsamında, adil ve şeffaf bir vergi sistemi oluşturulmasının yatırım ortamına büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz. Reel sektör olarak, faiz indirimi beklentimizi de bir kez daha vurgulamak isterim. Finansman maliyetlerinin düşürülmesi, yeni finansman modellerinin devreye alınması ve döviz kuru ile enflasyon arasındaki dengenin korunması, ihracatçılarımızın önünü açacaktır. MÜSİAD Bursa olarak, bu adımların atılmasıyla şehrimizin ve ülkemizin ihracat potansiyelinin daha da artacağına inanıyoruz.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Yavuz Kazangil-6" height="252" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/yavuz-kazangil-6.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="263" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yavuz Kazangil</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Tosyöv Bursa YK Başkanı</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İşletmelerimiz uzun vadeli planlar yapmalı</strong></p>

<p style="text-align:justify">İhracatın önündeki en büyük engel yüksek enflasyon ve bu enflasyonun karşısında enflasyona göre hareket etmeyen bir kur ve yüksek faiz tabiki. İhracat rakamlarını tuttura biliyoruz belki ancak bakmamız gereken maliyetler ve işin sonunda elimizde kalan para, ne yazık ki zor bir dönem geçiriyoruz. Ne yazık ki firmalar küçülüyor ve yatırımlarını azaltıyor. Uzun vadede bunların etkilerini fazlasıyla yaşayacağız. Öncelikle kısa vadeli çözümler tabiki gerekli mevcut sanayinin değişime ayak uydurmadan önce ayakta kalması gerekiyor. Uzun vadeli planlar yapılmadan kısa vadeli planlar her zaman bizi yalnızca hayatta tutar geliştirmez. İTO başkanımız kesinlikle net bir şekilde acil kısa vadeli çözümleri dile getirmiş. Odaların Derneklerin devletin desteği ile küçük ve orta ölçekli işletmelerimize işletmelerimizin geleceğini uzun vadeli planlamamız gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Erdi̇nç Acar1-3" height="285" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/erdinc-acar1-3.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="227" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Erdinç Acar</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Arsiyad YKB</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ticaret ağı olumsuz etkileniyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">İhracatın önündeki en büyük engeller; rekabet gücü ve yüksek girdi maliyetleridir. Bu engeller ihracat gücümüzü azaltıp, ihracat yapan firmalarımızı olumsuz yönde etkilemektedir. Öncelikle rekabet gücümüzü arttırmak için inovasyon ve teknolojiye yatırım yapmamız gerekiyor. Enerji, hammadde ve iş gücü maliyetlerinin de düşürülmesi gerekiyor. Finansmana erişim sağlanması ve finansman maliyetlerinin düşürülmesi firmalar için önem arz etmektedir. Ayrıca ülkeler arasında yaşanan savaş ve gerilimler dünyadaki ticaret ağını olumsuz yönde etkilemektedir.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Emre Yıldız-4" height="266" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/emre-yildiz-4.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="258" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Emre Yıldız</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>ASKON Bursa Yönetim Kurulu Başkanı </strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Krediye ulaşım kolaylaştırılmalı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bursa, üretim kabiliyeti ve sanayi gücüyle Türkiye’nin dış ticaretine ciddi katkılar sunan şehirlerden biri. Ancak ihracatçı firmalarımız, finansmana erişimde yaşanan güçlükler ve yüksek maliyetlerle mücadele ediyor. Özellikle KOBİ’ler açısından uygun koşullu kredi kaynaklarının artırılmasının büyük önem taşıdığına inanıyorum Faiz oranlarının makul seviyelere çekilmesi, reel sektörün krediye ulaşımını kolaylaştıracak; bu da yatırımın, üretimin ve istihdamın artmasına doğrudan katkı sağlayacaktır. Küresel ölçekte belirsizliklerin ve krizlerin yoğunlaştığı bu dönemde, üretim altyapısını güçlendirecek KOBİ OSB'lerin yaygınlaştırılması, finansal istikrarı sağlayacak ve dış ticareti güçlendirecek politikaların hızla uygulamaya alınmasını temenni ediyorum.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Sadık Şengül-3" height="210" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/sadik-sengul-3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="237" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sadık Şengül </strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Buttim Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Firmaların mali yapısı zayıflıyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bursa’mız, üretim gücü, sanayi altyapısı ve dış ticaret tecrübesiyle Türkiye’nin ihracatında lokomotif şehirlerden biri olmasına rağmen mevcut ekonomik durum, ihracatçı firmalar üzerinde ciddi baskılar oluşturmaktadır. Özellikle yüksek finansman maliyetleri, kur belirsizliği ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar, firmaların mali yapısını zayıflatmakta, rekabet gücünü düşürmektedir. Bu tablo hem ihracat hacmini sınırlamakta hem de firmaların yatırım ve üretim planlarını olumsuz etkilemektedir. Bu süreci dengelemek adına, kısa vadede finansman maliyetlerinin aşağı çekilmesi büyük önem arz etmektedir. Aynı şekilde, ihracatçının nakit akışını rahatlatacak yeni finansman modellerinin oluşturulması da süreci destekleyecektir. Ayrıca döviz kuru ile enflasyon arasında sağlanacak istikrarlı ilişki, ihracatçının fiyatlama yaparken karşılaştığı riskleri minimize ederek dış pazarlarda daha güçlü bir duruş sergilemesine katkı sunacaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNCELEME</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-is-dunyasi-destek-bekliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Jun 2025 15:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/1518-m1.jpg" type="image/jpeg" length="66672"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadın mühendisler dönüşümde öncü]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/kadin-muhendisler-donusumde-oncu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/kadin-muhendisler-donusumde-oncu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ekohaber Gazetesi olarak bu yıl ana teması "Mühendislikte İş birliği Gücü" olarak belirlenen “Dünya Kadın Mühendisler Günü” nedeniyle bir araştırma haberi hazırladık. Farklı sektörlerde farklı mühendislik becerilerine sahip birçok kadına sorular yönelttik ve kendilerinden aldığımız cevapları sayfalarımıza taşıdık.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>GÖKSEL BAŞARAN - ÖZEL HABER</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kadın mühendisler, empati ve iş birliği odaklı yaklaşımlarıyla mühendislik disiplinlerine farklı bir soluk getiriyor. Bu dönüşüm, sadece iş süreçlerini değil, ekip yapısını da yeniden şekillendiriyor. Toplumsal duyarlılık, sürdürülebilirlik ve dayanışma...Kadın mühendisler, teknik başarıyı insani değerlerle harmanlayarak geleceğin mühendislik anlayışını bugünden kuruyor.</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong> <img alt="Ülfet Öztürk-6" height="247" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/ulfet-ozturk-6.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="227" /></strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ülfet Öztürk </strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>TÜMKAD Kurucu Başkanı</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Endüstri Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendisler bu dönüşümün tam merkezinde duruyor. Çünkü biz kadınların en güçlü yanı çok şapkalı olmamız, empati, sistem bakışı, iletişim gücü ve çoklu görev becerisi gibi özellikler artık mühendisliğin “yeni normları” arasında yer alıyor. Mühendislik artık sadece çözüm üretmek değil, insan ve gezegen odaklı çözümler geliştirmek demek. Kadın mühendisler sadece teknolojiyi dönüştürmüyor artık toplumu da dönüştürüyor.</p>

<p style="text-align:justify">İş birliğini güçlendirmek için etkili ve sağlıklı bir iletişime ihtiyaç var, ayrıca aynı heyecanı yaşayabilmek, önceliklerinizin ortak olması çok önemli. Ayrıca bir ekibin temel ortak değerlerini ortaya koymak ve bu değerleri geliştirmek iş birliğini güçlendirmek için olmaz ise olmazlardan. Rekabet etmediğimizin rekabet olduğumuzun farkında olmak gerekli, ortak bir hedefimiz olduğunu bilmek ve bunu sahiplenmek çok önemli, Her zaman samimi, şeffaf bir iletişimi tercih ediyorum, yüksek bir empati duygusuna sahibim, teşekkür ve taktir etmenin birbirine olan güveni güçlendirdiğini düşünüyorum, çevremdeki tüm kadınların başarısını sahipleniyorum, taktir ediyorum bu enerjinin gücüne çok inanıyorum. </p>

<p style="text-align:justify">TÜMKAD, Kadın mühendislerin oluşturduğu dayanışma ağının en güzel örneği, bizim yola çıkışımız mesleğin cinsiyetleştirilmesinin önüne geçmekti, kadınların her mühendislik dalında başarılı olabileceğini biliyoruz, burada ses veriyoruz, kadının sadece kendi yeteneklerini bilmeye ihtiyacı olduğunu savunuyoruz. TÜMKAD çatısı altında tüm kadın mühendislerimiz bir araya gelerek birlikte güçleniyor, birbirlerine yol açıyorlar. Bu ağlar sadece bireysel başarıları değil, kurumsal kültürleri de değiştiriyor. Dayanışma ağları, kadınların yalnızca görünür olmasını değil, aynı zamanda karar verici ve yönlendirici pozisyonlarda yer almasını sağlıyor.</p>

<p style="text-align:justify">TÜMKAD olarak yola çıktığımızda hepimizin temelde birleştiği duygu tüm çalışmalarımızın sosyal sorumluluk değil, toplumsal zorunluluk olduğudur. 6 yaşımızda komisyonlarımız çoğaldı, Sürdürülebilirlik Komisyonumuz ve Yapay Zeka ve Dijital Dönüşüm Komisyonu aramıza katıldı. Sürdürülebilirlik Eğitimleri ile konusunda uzmanlarla bir araya geldiğimiz projemizi hayata geçirdik, amacımız özellikle üniversiteden mezun olacak gençlerimizin sürdürülebilirlik konusunda ihtiyaçları olan temel bilgiyi onlara aktarmaktı. Türkiye’nin her şehrinden katılımcılarımızla 2,5 ay süren eğitimlerimizi tamamladık, projeyi her yıl yeni fazlar ile hayata geçirmeye devam edeceğiz. Yapay Zeka Komisyonu ile YZ’yı dernek çalışmalarımıza nasıl entegre edeceğimizi çalışıyoruz, yapay zekayı derinlemesine anlamak üzerine komisyonumuz çalışıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bugün mühendislik yalnızca “üreten” değil, “sorumluluk alan” bir meslek haline geldi. Kadın mühendisler olarak bizler, sadece teknolojik değil, sosyal ve insani dönüşümün de öncüsüyüz. İş birliği gücü teması tam da bu yüzden çok kıymetli: Geleceğin mühendisliği, birlikte var olarak güçlenecek. Ve biz kadınlar, bu geleceğin inşasında aktif rol alarak daha adil, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir dünya kuracağız. 23 Haziran Dünya Kadın Mühendisler Günü Konferansımızla da her yıl kadın mühendislerin sesi olmaya, kadın mühendislerin daha iyi bir dünya için yaptıklarını paylaşmaya devam edeceğiz. </p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Neslihan Özkayan Er" height="263" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/neslihan-ozkayan-er.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="185" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Neslihan Özkayan Er</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ermaksan Yönetim Kurulu Üyesi</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Genel Müdür Yardımcısı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Ermaksan olarak mühendisliği yalnızca teknik bir faaliyet değil; aynı zamanda vizyoner düşünce, ekip ruhu ve empati ile bütünleşmiş bir değer üretme süreci olarak görüyoruz. Bu süreçte kadın mühendisler kritik bir rol üstleniyor; çoklu perspektif geliştirme, detaylara gösterilen özen ve iletişimdeki güçlü yönleriyle bu dönüşüme büyük katkı sağlıyorlar. Kadın mühendislerimizin bu süreçteki varlığı hem ekip içi dinamikleri güçlendiriyor hem de geliştirilen projelere farklı bir derinlik ve değer katıyor. Bugün mühendislik yalnızca hesap yapmaktan ibaret değil; anlam üretmek ve topluma katkı sunmakla da ilgili. Bu vizyonun taşıyıcılarından biri de şüphesiz kadın mühendislerdir.</p>

<p style="text-align:justify">İş birliğini güçlendirmek için öncelikle açık iletişim ve karşılıklı güvene dayalı bir ortam oluşturmaya önem veriyorum. Her ekip üyesinin fikrine değer vermek, katılımı teşvik eden bir kültür yaratmak ve birlikte öğrenme yaklaşımını desteklemek bizim için çok önemli. Özellikle kadın mühendislerimizin de dahil olduğu karma ekiplerde farklı bakış açıları bir araya geldiğinde çok daha yaratıcı ve etkili çözümler ortaya çıkıyor. Bu yaklaşım sadece iş kalitesini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda çalışan motivasyonunu ve bağlılığını da güçlendiriyor. Birlikte üreten ekiplerin başarıyı paylaşma motivasyonu da yüksek oluyor.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendislerin oluşturduğu dayanışma ağları hem bireysel güçlenme hem de mesleki görünürlük açısından çok değerli. Bu ağlar sayesinde hem teknik hem de kişisel gelişim alanında bilgi paylaşımı ve deneyim aktarımı gibi süreçler hız kazanarak mesleğe yeni adım atan kadınlara cesaret veriyor. Ayrıca bu dayanışma, toplumsal cinsiyet kalıplarının kırılmasında da önemli bir rol oynuyor. Kadın mühendislerin birlikte hareket etmesi hem sektörde hem de toplumsal algıda olumlu bir değişim yaratıyor. Dayanışma sadece bireyler için değil, mühendislik mesleği için de bir zenginliktir.</p>

<p style="text-align:justify">Sürdürülebilirlik ve toplumsal duyarlılık iş stratejimizin doğal bir parçası. Ermaksan olarak bu bilinci hem Ar-Ge çalışmalarımıza hem de üretim süreçlerimize entegre ediyoruz. Enerji verimli sistemler geliştirerek, kaynak kullanımında minimum israf sağlamak ve çevresel etkimizi azaltmak önceliklerimiz arasında; bu yönde çok sayıda teknolojimizi üretim dünyasına sunduk ve sunmaya devam ediyoruz. Ayrıca toplumsal faydayı önceleyen sosyal sorumluluk projelerine aktif katılım sağlıyoruz. Bu yaklaşım, hem şirketimizin uzun vadeli başarısı hem de sektörün dönüşümü açısından kritik öneme sahip.</p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik; sorgulayan, çözüm üreten ve dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeyi amaçlayan bir meslek. Kadınların bakış açısı, derin sezgileri ve analitik zekası; mühendisliğe yalnızca teknik değil, stratejik ve insan merkezli bir boyut kazandırıyor. Dolayısıyla kadınların bu alandaki varlığını güçlendirmek sadece cinsiyet eşitliği açısından değil, mühendisliğin gelişimi açısından da büyük önem taşıyor. Ben de bir kadın yönetici olarak, bu dönüşümün içinde yer almaktan ve genç kadınlara rol model olabilmekten büyük bir gurur duyuyorum. Dünya Kadın Mühendisler Günü’nün bu konuda farkındalık yaratmasını ve genç kızlara ilham olmasını diliyorum. Unutmayalım, mühendislik yenilikle ilerler; fikirlerin gücüyle derinleşir.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Dilara Korgavuş-1" height="242" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/dilara-korgavus-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="180" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Dilara Korgavuş Sönmez</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ünver Group Fabrika Müdürü</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Endüstri Mühendisi </strong></p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendisler, mühendisliğin evrilen doğasına uyum sağlamakla kalmıyor; bu dönüşümün bizzat yön veren aktörleri arasında yer alıyor. Ben kariyerim boyunca proje satın alma ve sürekli iyileştirme gibi hem stratejik kararların hem de üretim sahasının dinamikleriyle iç içe olan pozisyonlarda çalıştım. Bu pozisyonlar, yalnızca teknik yeterlilik değil; empati, iletişim ve ekipleri ortak bir hedefte buluşturma becerisi gerektiriyor. Kadın mühendislerin detaycılığı, sistem bakışı ve çok yönlü düşünme kabiliyeti, mühendisliğin artık daha bütünsel bir yapıya büründüğü bu çağda çok kıymetli bir avantaj sağlıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Fabrika gibi yüksek tempolu ve çok aktörlü bir ortamda iş birliği en kritik başarı faktörlerinden biri. Bu yüzden ekiplerimizde yatay iletişimi destekleyen, sorumluluğu paylaşan bir sistem kurduk. Hiyerarşiden çok, veriye dayalı karar alma kültürü ve fikirlerin serbestçe paylaşılabildiği bir ortam oluşturmak benim önceliklerim arasında. Bu sayede ekip üyeleri kendilerini değerli hissediyor, işine daha çok sahip çıkıyor. Ortaya çıkan sinerji hem üretkenliğe hem de inovasyona doğrudan katkı sağlıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bu dayanışma ağları, sektörümüzdeki dönüşümün en güçlü dinamiklerinden biri. Kadın mühendislerin kendi deneyimlerini paylaşması, yeni mezunlara yol göstermesi ve mentorluk yapması sadece bireysel gelişim değil, kolektif ilerleme sağlıyor. Her gün yaşadığımız zorlukları, başarıları ve gelişmeleri birbirimizle paylaşarak güçleniyoruz. Bu sayede hem sayımız artıyor hem de etki alanımız büyüyor.</p>

<p style="text-align:justify">Mühendisliğin artık çevresel ve toplumsal sorumluluklarla birlikte düşünülmesi gerektiğine inanıyorum. Fabrikamızda enerji verimliliği, atık yönetimi, geri dönüşüm ve karbon ayak izi takibi gibi sürdürülebilirlik projeleri aktif olarak yürütülüyor. Ayrıca Ünver Akademi ve Sosyal Sorumluluk Komitemiz aracılığıyla yıl boyunca hem çalışan gelişimine hem toplumsal faydaya yönelik planlı çalışmalar hayata geçiriliyor. Kadın istihdamında pozitif ayrımcılık da yine önemsediğimiz başlıklardan biri.</p>

<p style="text-align:justify">Bugün fabrika müdürü olarak görev yapan bir kadın mühendis olarak şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim: Kadınlar artık sadece eşit şartlar talep etmiyor, aynı zamanda bu şartları inşa ediyor. Bu vesileyle tüm kadın mühendislerin Dünya Kadın Mühendisler Günü’nü kutluyor, ilham veren duruşlarının ve sektöre kattıkları değerin artarak devam etmesini diliyorum.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Ayşe Köksal-1" height="214" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/ayse-koksal-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="206" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ayşe Köksal</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Era Alüminyum YK Üyesi</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Makine Mühendisi </strong></p>

<p style="text-align:justify">Günümüz mühendisliği artık, sadece teknik ve matematiksel çözüm üretme pratiği olmaktan çıktı, insan, toplum ve sürdürülebilir dünya odaklı sistemler düşüncesi, disiplinler arası etkileşim, empati ve sosyal etki yönetimi bu alanın ayrılmaz parçaları haline geldi. Kadın mühendisler bu dönüşümde, çok yönlü düşünme, empati, yüksek adaptasyon becerileri ve sistemsel farkındalıkları ile kritik roller üstleniyor. Özellikle sürdürülebilirlik, insan merkezli tasarım, dijitalleşme ve etik teknoloji alanlarında kadın mühendislerin artan varlığı, sadece bir temsiliyet değil, mesleği geleceğe taşıyan stratejik bir gereklilik haline geldi.</p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik ekiplerinde teknik yeterlilik ile birlikte, ekip içerisindeki sinerji de önemli. Hiyerarşik değil, işlevsel olarak birbirini tamamlayan ve açık iletişim kuran bir yapı, herkesin katkısını görünür hale getiriyor. Bu da hem inovasyonu hem de süreçlerin verimliliğini arttırıyor. Mühendislik bireysel uzmanlıktan çok, kollektif zeka üzerine kurulduğunda daha dayanıklı ve çevik projeler, sistemler hayata geçebiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Dayanışma ağları, sadece bir boşluğu doldurmak için değil, geleceğin yapı taşlarını daha sağlam bir araya getirmek için var. Mentorluk programları, deneyim paylaşım grupları ve mesleki örgütlenmeler aracılığıyla bilgi, görünürlük ve fırsat eşitliği alanlarında önemli kazanımlar elde ediliyor. Nitelikli mühendislik çözümleri üretmenin yolu, homojen yapılar değil, çok sesli ve çok yönlü düşünce sistemlerinden geçiyor. Kadın mühendislerin dayanışma amaçlı örgütlenmesi, bu noktada kritik rol üstleniyor.</p>

<p style="text-align:justify">Mühendisliğin geleceği, sadece teknoloji üretmek ya da süreçler kurmak değil, süreçler kurarken, yeni teknolojileri hayata geçirirken aynı zamanda, insan ve dünya üzerindeki uzun vadeli etkilerini de kapsamlı olarak yönetmekten geçiyor. Dolayısıyla mesleğimizde, sürdürülebilirlik ek bir madde olarak ele alınmamalı, refleks sorumluluk haline gelmelidir. Alüminyum gibi enerji yoğun faaliyet gösteren sektörlerde, üretim süreçlerinde karbon ayak izini azaltmaya, enerji verimliliğini arttırmaya ve döngüsel ekonomi ilkelerine uygun sistemler geliştirmek öncelikli olmalı.</p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik mesleği, geleceğin yetkinliklerine yön veren öncü temel disiplinlerden biri olmaya devam edecek. Bu nedenle mühendislik mesleğin de kadınların varlığının daha da artması çok önemli. Dünya Kadın Mühendisler Günü’nde sadece geçmiş başarılarımızı değil, geleceğe dair sorumluluklarımızı da bir kez daha hatırlıyoruz. Bugün aynı zamanda tüm paydaşlarımıza bir çağrı niteliğinde, daha eşitlikçi, daha kapsayıcı, daha sürdürülebilir bir dünyada birlikte daha güçlü olacağız. Günümüz kutlu olsun.</p>

<p style="text-align:justify"><strong><img alt="Nazan Akinci-1" height="190" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/nazan-akinci-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="234" /> </strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Nazan Akıncı</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Akka Kalıp Enjeksiyon YKB – Makine Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik, karmaşık problemleri çözmek ve yenilikçi çözümler üretmek için farklı disiplinlerden gelen uzmanların bir araya gelmesini gerektiren sürekli kendinizi güncel tutmanız gereken bir alan olduğunu 22 yıllık iş hayatımda deneyimlemekteyim. Biz kadın mühendisler, mühendislik alanındaki dönüşümde önemli bir rol oynuyoruz. Çeşitlilik, empati, inovasyon ve iş birliği gibi unsurlar, mühendisliğin geleceğini şekillendirmede kritik öneme sahip olduğunu görüyoruz. Bizler mühendislik alanında daha kapsayıcı ve etkili çözümler üretilmesine olanak sağlıyoruz, bu sayede disiplinin evrimini hızlandıracağımıza inancımız sonsuz. Bununla birlikte toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve kadın mühendislerin görünürlüğünün artırılması, mühendislik alanındaki ilerlemeler için hayati önem taşıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Ekiplerde iş birliğini güçlendirmek, iyi bir ekip lideri olabilmek için; Açık iletişim ve şeffaflık yaklaşımı ile ekip üyeleri arasında açık ve dürüst bir iletişim ortamı sağlamak. Görüşlerin, fikirlerin ve geri bildirimlerin serbestçe paylaşılabileceği bir platform oluşturmak. Rol ve sorumlulukların iyi belirlenmesi, eğitim ve gelişim fırsatları, takım yapısı ve ortak hedefler, geri bildirim kültürü oluşturma, çeşitlilik ve kapsayıcılık gibi dinamiklerin geliştirilmesi hem bireylerin hem de ekiplerin potansiyelini en üst düzeye çıkarmak adına kritik öneme sahiptir.</p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik disiplinlerinde hâlâ erkek egemen bir yapının varlığı, birçok sektörde karşılaşılan bir durumdur. Bu bağlamda, kadın mühendislerin birbirleriyle kurduğu dayanışma ağları, son derece önemli ve değerli bir gelişmedir. Kadın mühendislerin birbirleriyle kurduğu dayanışma ağları, yalnızca kişisel ve mesleki gelişimlerine katkıda bulunmakla kalmaz, aynı zamanda mühendislik alanındaki toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile mücadele açısından da önemli bir rol oynar. Bu tür dayanışmalar, kadın mühendislerin güçlenmesine ve mühendislik disiplinlerinde daha eşit bir temsil sağlanmasına yardımcı olur. Bu nedenle, bu tür ağların desteklenmesi ve yaygınlaştırılması, mühendislik ve teknoloji alanında daha kapsayıcı bir ortam yaratmak için kritik öneme sahiptir.</p>

<p style="text-align:justify">⁠⁠Toplumsal duyarlılık ve sürdürülebilirlik konularını projelere veya iş anlayışına entegre etmek hem etik bir sorumluluk hem de uzun vadeli başarı için gerekliliğine inanıyorum. Toplumsal duyarlılık, sürdürülebilirlik, çeşitlilik ve kapsayıcılık, izleme ve değerlendirme gibi değerleri projelerime ve iş anlayışıma entegre ederek, daha adil ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmayı hedefliyorum. Bu süreçte, mühendislik bilgisi ile toplumsal ihtiyaçları harmanlamak, daha kapsayıcı ve etkili çözümler üretebilmek için kritik bir öneme sahip.</p>

<p style="text-align:justify">Mühendislikte kadın iş birliği gücü, sadece cinsiyet eşitliği sağlamakla kalmaz, aynı zamanda mühendislik alanının daha yenilikçi, kapsayıcı ve sürdürülebilir hale gelmesine katkıda bulunur. Kadın mühendislerin desteklenmesi, mentorluk ağlarının güçlendirilmesi ve kapsayıcı çalışma ortamlarının oluşturulması, mühendislik sektöründe daha dengeli bir temsilin sağlanmasına yardımcı olacaktır. Bu hem topluma hem de mühendislik pratiğine büyük katkılar sağlayacaktır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong> <img alt="Büşra Demiroğlu Okur-3" height="248" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/busra-demiroglu-okur-3.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="240" /></strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Büşra Demiroğlu Okur</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Burçak Metal GM</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Çevre Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendisler, bu dönüşümün tam merkezinde yer almakta. Hem teknik uzmanlıkları hem de empati, iletişim ve toplumsal duyarlılık gibi becerileriyle mühendisliği daha insani, daha dengeli ve daha etkili bir mesleğe dönüştürüyoruz. Gelecekte bu daha görünür hale gelecek.</p>

<p style="text-align:justify">Talaşlı imalat sektörü, yüksek hassasiyet, kalite ve zaman baskısı gerektiren alan. Bu zorlu ortamda ekip içi iş birliğini güçlendirmek için geri bildirim kültürünü kurmak ve vardiyalar arası bilgi devrini standartlaştırmak hem verimliliği artırıyor hem de üretim kalitesini arttırarak organizasyonel başarımızı da arttırmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu yapı içinde kadın mühendislerin birbirleriyle kurduğu dayanışma ağları, sadece bireysel değil, yapısal bir değişimin taşıyıcı haline geliyor. Dayanışma ağları, psikolojik baskıları normalleştirmek yerine paylaşmayı, birlikte başa çıkmayı ve birbirini güçlendirmeyi sağlıyor. Hem bireysel güçlenmeyi hem de sistemsel değişim için sessizliği bozan, deneyimi paylaşan, yeni kuşaklara köprü kuran birer direnç ve dönüşüm alanı sağlıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Artık işlevsel ya da teknik çözümler değil; insana, çevreye ve geleceğe duyarlı çözümler üretmek zorundayız. Burçak Metal olarak artık sadece maliyet ve zaman değil, enerji tüketimi, malzeme kaynağı, karbon ayak izi gibi sürdürülebilirlik kriterlerini değerlendirmeye almak zorundayız ve sürdürülebilirlik çalışmalarına başlamış bulunmaktayız.</p>

<p style="text-align:justify"><strong> <img alt="Lale Yıldız" height="299" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/lale-yildiz.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="211" /></strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Lale Yıldız</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>TTI PHARMA Kurucu Ortağı</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Gıda Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik, uzun süre yalnızca teknik yeterliliğin ön planda olduğu bir alan gibi algılandı. Oysa bugün mühendislik, insanı merkeze alan, sürdürülebilir çözümler üreten, paydaşlarla birlikte düşünen bir yapıya dönüştü. Bu dönüşümün merkezinde kadın mühendislerin çok güçlü bir yeri olduğunu düşünüyorum. Çünkü kadınlar doğaları gereği sadece çözüm üretmekle kalmaz, empati kurar, dinler, birleştirir ve farklı bakış açılarını uyum içinde yönetir. Kadın mühendisler bu yeni dönemin sadece parçası değil; dönüştürücü gücüdür.</p>

<p style="text-align:justify">İş birliği kültürü, sadece “iyi geçinmek” değil; farklı uzmanlıkları bir potada buluşturabilmektir. Kendi ekibimde, herkesin sözünün değerli olduğu bir ortam yaratmaya gayret ediyorum. Teknik yeterlilik kadar iletişimi de önemsiyoruz. Açık diyalog, esneklik ve birlikte düşünme pratiklerini teşvik ediyorum. Bu yaklaşım hem karar alma süreçlerini zenginleştiriyor hem de ekip aidiyetini artırarak verimi yükseltiyor. Başarı, bireysel parlamalardan çok kolektif bir aklın ürünüdür.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendislerin birbirini görünür kılması, yalnız olmadığını bilmesi çok kıymetli. Dayanışma ağları sadece moral kaynağı değil, aynı zamanda bilgi ve deneyim paylaşımı açısından da çok işlevsel. Bu alanlarda yürümüş kadınların birbirine yol göstermesi, karşılaştıkları zorlukları paylaşması ve başkalarına ilham olması geleceği şekillendirir. Ben de kendi meslek hayatımda bu tür ağların içinde olmaya, gerektiğinde destek vermeye ve ihtiyaç duyduğumda da destek almaya büyük özen gösteriyorum.</p>

<p style="text-align:justify">Üretim yaptığımız alan, insan sağlığına doğrudan dokunan bir alan: takviye edici gıdalar. Bu nedenle hem içerik hem ambalaj hem de üretim süreçlerinde sürdürülebilirliği gözetmek bizim için bir seçenek değil, zorunluluktur. Hammadde seçiminden, geri dönüştürülebilir ambalaj tercihlerine kadar her adımda hem çevresel etkileri hem de toplumsal sorumluluğumuzu ön planda tutuyoruz. Ayrıca tarım ve gıda alanında yürüttüğüm sosyal sorumluluk projelerinde de sürdürülebilirlik en temel değerimiz. Doğayı gözetmeyen hiçbir mühendislik çözümünün geleceği olamaz.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendisler olarak karşılaştığımız görünmez eşikler hâlâ var. Ama artık biliyoruz ki, bu eşikler aşılabiliyor hem bireysel azmimizle hem de birbirimize uzattığımız ellerle. Mühendislik, kadın bakışıyla daha dengeli, daha insan odaklı ve daha sürdürülebilir hale geliyor. Bu dönüşümün bir parçası olmaktan büyük gurur duyuyorum.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Nurşen Sanver-1" height="232" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/nursen-sanver-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="187" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Nurşen Sanver</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sanver Mühendislik Kurucu CEO’su</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Elektrik&amp;Elektronik Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendisler, empati ve iletişim becerileriyle bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Farklı bakış açılarıyla ekipleri zenginleştiriyor, sadece çözümler üretmekle kalmayıp sürece insan odaklı bir derinlik katıyorlar.</p>

<p style="text-align:justify">Ekip içi açık iletişim ve karşılıklı güven inşa etmeye özel önem veriyorum. Her bireyin katkısını görünür kılmak hem motivasyonu artırıyor hem de proje sonuçlarını doğrudan olumlu etkiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Dayanışma ağları, kadın mühendislerin mesleki görünürlüğünü artırmak ve karşılaştıkları zorlukları aşmak için kritik önemde. Birbirimizi destekleyerek sadece bireysel değil, kolektif güç de oluşturuyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Projelerimde sürdürülebilirliği teknik bir gereklilik değil, etik bir sorumluluk olarak görüyorum. Malzeme seçiminden enerji verimliliğine kadar her aşamada toplumsal ve çevresel etkileri gözetmeye özen gösteriyorum.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendislerin başarıları sadece bireysel değil, toplumsal dönüşüm açısından da ilham verici. Daha eşitlikçi, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir gelecek için bu görünürlüğün artmasını diliyorum.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Ülkü Küçükkayalar" height="190" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/ulku-kucukkayalar.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="234" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ülkü Küçükkayalar</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ka Yapı Kurucu Ortak</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İnşaat Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Benim tanımlamam ile; yaşamsal sorunların doğru akıl yürütülerek tespiti ve doğru analizlerle çözüm üretme sanatıdır mühendislik. Kadın, yaşam savaşında her daim dinamik ve çözüm odaklı olmak zorundadır. Kadın kendi yaşam alanında var olmayı ve kimliğini koruyabilmeyi zaten doğasından gelen empati gücünden alıyor. Bu doğal güç, mühendislik formasyonu ile birleştiğinde günümüz kadın mühendislerinin üretkenliği ile taçlanıyor. Son yıllarda kadınların mühendislik eğitimine ilgi duymaları bu gelişmenin ve ‘kadın’ duruşunun sonucudur. Kısaca söz ettiğiniz dönüşüm bence doğal bir süreçtir.</p>

<p style="text-align:justify">İş hayatımda girişimci, yönetici ve emekçi olarak kadın inşaat mühendisi sıfatımla yer almaktayım. Firmamızda kadın iş gücüne özellikle mühendis ve/veya yönetici olarak öncelik tanıyoruz. Eşitlikler arası seçimlerimizde kadın iş gücüne pozitif ayrımcılık yapıyoruz. Kadın çalışanlarımızın sosyal çevreleri içinde de yer almaya çalışıyoruz. Kadınlar ile ortak akıl yürütmek daha verimli sonuçlar doğuruyor. Kadının çok yönlü bakış açısını ekip çalışmalarımızda değerlendirmeye gayret ediyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik disiplinlerinde erkek egemen bir yapının varlığından söz etsek de günümüz kadınının toplumsal duruş mücadelesinde ‘eşitlik’ ilkesine bağlı hareket etme çabasını görüyorum. Bazı mühendislik disiplinlerinin artık ‘kadın egemen’ bir yapıya evrildiğini de görebiliriz. Kadın mühendislerin mücadelesinin genel hak ve özgürlük mücadelesinden ayrı tutulamayacağını, toplumsal cinsiyet eşitliği kavramından ayrı tutulamayacağını belirtmek isterim. Kısaca, meslek seçiminde ve mühendislik eğitiminde de kadının artık eşitlik ilkesine tutunduğunu görüyoruz. Kadın mühendislerin kurduğu dayanışma ağlarını, kadın haklarının toplumsal cinsiyet eşitliği çerçevesinde farkındalık yaratması açısından önemsiyorum. Sivil hareketlerin her türlüsü toplumun gelişmesi ve ilerlemesi için kıymetlidir, vazgeçilmezdir.</p>

<p style="text-align:justify">Toplumsal duyarlılık benim aile kültürümden, yetişme tarzımdan, eğitimimden geliyor. Bu farkındalığı da iş yaşamımızda lokomotif projelerimizde uygulama sansı yaratıyoruz. Çalışma alanımız olan Prekast Yapı Teknolojileri ve üretimi, başlı başına sürdürülebilirlik üzerine bir çalışmadır. Kaynakların doğru kullanımı temiz çevre, sürdürülebilir yapı üretimi temel ilkelerimizdendir. </p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong><img alt="Dilara Tekeli Evran" height="213" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/dilara-tekeli-evran.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="175" /></strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Dilara Tekeli Evran</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Bilemsan Elektrik GM</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Elektrik&amp;Elektronik Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik, geleneksel olarak teknik yeterlilikle tanımlanan bir alan olsa da günümüzde çok daha fazla şey ifade ediyor. Örneğin; karmaşık toplumsal sorunları anlayabilme, paydaşlarla etkili iletişim kurma, sürdürülebilir çözümler geliştirme ve insan merkezli tasarım gibi boyutlar artık mühendisliğin temel parçaları. Kadın mühendisler ise bu dönüşümde empati ve insan odaklılıkta güçlü katkılar sağlıyorlar. Farklı bakış açıları, daha sağlam ve yenilikçi mühendislik çözümleri üretmenin anahtarı. Bazı yapılan araştırmalarda, karma ekiplerin ve özellikle kadın mühendislerin yer aldığı projelerin, kullanıcı ihtiyaçlarına daha duyarlı, kapsayıcı ve yaratıcı çözümler ürettiğini gösteriyor. Kadın mühendisler; teknik konuların yanı sıra etik, sosyal etki ve kullanıcı deneyimi gibi konulara daha fazla duyarlılık gösterebiliyorlar. Kadın mühendisler, erkek egemen yapıların dışında yeni düşünce biçimleri getirerek ortak akıl oluşturma sürecine katkıda bulunuyor. Bu sadece cinsiyet temelli değil; farklı yaşam deneyimlerinin mühendislikte değer görmesinin bir sonucu. Aynı zamanda birçok kadın mühendis, mühendisliğin sadece teknik bilgi değil, liderlik, iletişim ve vizyon gerektirdiğini kanıtlayarak genç kadınlara ilham oluyor. Bu da dönüşümün sürdürülebilirliğini sağlıyor. Kadın mühendisler, mühendisliğin yeni çağında yalnızca yer almakla kalmıyor; bu çağın şekillenmesine de öncülük ediyorlar. Onların mühendislik pratiğine getirdiği duyarlılık, çeşitlilik ve insani boyut, bugünün ve yarının mühendislik anlayışının vazgeçilmez parçaları haline geliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendis liderlerin ekip üyelerinin fikirlerini ifade ederken yargılanmayacaklarını bildiği, hata yapmanın öğrenme süreci olarak görüldüğü bir atmosfer kurabilir. Bu, inovasyon ve problem çözme açısından bu güven ortamı, risk alma ve yaratıcı düşünmenin önünü açar. Her ekip üyesinin katkısını değerli bulduğunu açıkça göstermek; teknik bilgi kadar duygu ve düşünceleri de dinlemek ekip ruhunun güçlü kılınabilmesi adına oldukça önemlidir. Bu, sessiz kalan çalışanların bile katılımını artırır; ekip içinde görünmeyen potansiyellerin açığa çıkmasını sağlar. Otoriter değil, ilham veren ve yön gösteren bir liderlik tarzı benimseyebilir. İnsanlar sadece ne yapacaklarını değil neden yapmaları gerektiğini daha iyi anlar ve aidiyet hissi artar. Böylelikle ekip güçlü bir bağ kuracak ve başarı kaçınılmaz olacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendisler arasındaki dayanışma ağları, mühendislik dünyasında yalnızca bireysel bir destek değil, aynı zamanda kolektif bir kültürel değişim aracıdır. Bu ağlar sayesinde kadınlar yükseliyor, lider oluyor ve dönüşüm yaratıyor. Aynı zamanda birbirini destekleyici ve devamlılık sağlayan bir motivasyon kaynağı haline geliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Toplumsal duyarlılık ve sürdürülebilirlik, sadece bir proje çıktısı değil; mühendislik etiğinin ayrılmaz bir parçası. Bu değerleri iş anlayışına entegre etmek hem daha sağlam çözümler üretmeyi hem de içinde yaşadığımız dünyaya karşı sorumluluğumuzu yerine getirmemize imkân sağlıyor. Toplumsal duyarlılık ve sürdürülebilirlik artık birer "ek seçenek" değil; bir mühendislik projesinin başarılı ve etik kabul edilmesinin temel kriterleri.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Berrin Özçelikler-1" height="212" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/berrin-ozcelikler-1.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="191" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Berrin Özçelikler</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Çevre Yapı Arıtma YKÜ</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Orman Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendisler, mühendisliğin bu yeni tanımının odağında bulunuyor. Artık mühendislik; sadece çözüm üretmek değil, bu çözümün topluma, çevreye ve gelecek kuşaklara etkisini de düşünmeyi gerektiriyor. Kadın mühendislerin empati, çok boyutlu düşünme ve iletişim becerileri bu dönüşümün temelini oluşturuyor. Çevre Yapı Arıtma Sistemleri olarak, kadın mühendislerin bu süreçteki gücünü ve katkısını her zaman önemsiyoruz. Kurucumuz Sayın Çağlar Özçelik de kuruluşumuzdan bu yana kadın mühendislerin sektörde daha görünür olması, desteklenmesi ve karar alma süreçlerinde aktif rol alması için bilinçli bir politika izlemektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Çevre Yapı’da ekip çalışması yalnızca bir yöntem değil, iş yapma kültürünün temelidir. Projelerimizde farklı uzmanlık alanlarını aynı masa etrafında toplayarak ortak akla dayalı çözümler üretmeye özen gösteriyoruz. Ekip içinde açık iletişim, karşılıklı saygı ve şeffaflık ilkelerine dayanan bir ortam yaratarak herkesin kendini değerli hissetmesini sağlıyoruz. Bu yaklaşım hem iş birliğini güçlendiriyor hem de proje çıktılarını daha kaliteli ve sürdürülebilir hale getiriyor.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendisler arasındaki dayanışma ağları, özellikle meslek hayatının ilk yıllarında çok kıymetli. Deneyim paylaşımı, rol modellerin görünür olması ve mentorluk ilişkileri sayesinde kadınlar kendilerini daha güçlü hissediyor. Biz de Çevre Yapı bünyesinde kadın mühendislerimizin birbirini desteklediği, bilgi alışverişinde bulunduğu bir yapı oluşturmaya özen gösteriyoruz. Kadın mühendislerin sadece istihdamda değil, liderlik pozisyonlarında da yer almasını teşvik eden bir kurumsal vizyon benimsiyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Sürdürülebilirlik, arıtma sistemleri sektöründe teknik bir gereklilik olmanın ötesinde, ahlaki bir sorumluluk olarak görülmelidir. Çevre Yapı olarak projelerimizin her aşamasında suyun yeniden kullanımı, enerji verimliliği ve çevreye minimum etki ilkelerini ön planda tutuyoruz. Ayrıca hizmet verdiğimiz yerleşim yerlerinde sosyal etki analizleri yaparak, sistemlerin sadece çevresel değil toplumsal anlamda da fayda üretmesini sağlıyoruz. Bu anlayış, işimizin uzun ömürlü ve toplumla uyumlu olmasına katkı sunuyor.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendislerin sektörde daha fazla yer alması yalnızca eşitlik meselesi değil, aynı zamanda verimlilik ve yaratıcılık açısından da büyük bir fırsattır. Mühendislik çözümlerinin çok boyutlu hale geldiği günümüzde, kadınların vizyonu ve disiplinler arası bakış açıları daha da önem kazanmaktadır. Dünya Kadın Mühendisler Günü vesilesiyle, kadın mühendislerin sektörümüzdeki varlığını ve etkisini daha da artırmak için hep birlikte çalışmaya devam etmeliyiz.</p>

<p style="text-align:justify"><strong> <img alt="Esra İnhanli" height="223" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/esra-inhanli.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="197" /></strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Esra İnhanlı</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yapı Denetim Kuruluşları Birliği Derneği Bursa Şubesi YKB</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Makine Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendisler, dönüşümün tam merkezinde yer alma potansiyeline sahip. Çünkü empati ve iletişim yetenekleri, çok yönlü düşünebilme kabiliyetleri ve gelecek nesillere örnek olma çabaları yüzünden bu dönüşümün taşıyıcısı konumundalar.</p>

<p style="text-align:justify">İş birliğini güçlendirmek adına birçok farklı yaklaşımlar var gerçekleştiriyoruz. Öncelikle kendilerine güvenmeleri ve fikirlerini rahatça paylaşabilmeleri için onları hep teşvik ederim. İşlerine olan aidiyet duygusunu pekiştirmek için önemli görev ve sorumluluklar veririm ve süreci tek başlarına yönetip başarılı olduklarında ödüllendiririm. Ve en önemlisi yeni öğrendiğim her bilgiyi onlarla paylaşır aktif ve güncel bilgiye ulaşmalarını sağlarım.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendislerin birbirleriyle kurduğu dayanışma ağlarını çok kıymetli ve gerekli buluyorum. Böylelikle birçok kadın mühendis meslektaşımız bulundukları sektörlerde daha özgüvenli, daha başarılı ve bu dayanışma sayesinde kendi yerini ve kariyerini güçlendirip hedeflerine ulaşmakta ivme alıyorlar.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın Mühendisler iyi ki var. Kadın mühendislerin varlığı, sadece toplumsal cinsiyet eşitliği açısından değil, mühendisliğin kendisinin gelişimi ve insanlık yararına daha kapsayıcı çözümler üretilebilmesi için de hayati önemdedir.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Sevcan İlici-3" height="214" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/sevcan-ilici-3.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="206" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sevcan İlici</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>YAPİDER YK Başkanı</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Gıda Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik, sadece teknik bilgi değil; aynı zamanda stratejik düşünme, analiz yeteneği, çözüm odaklılık ve liderlik becerileridir. Tüm bu yetkinlikleri gayrimenkul pazarlama sektörüne taşıyan bir kadın mühendis olarak, projelerin yalnızca sayılarla değil, insanlarla ve ihtiyaçlarla da şekillendiğini biliyorum.</p>

<p style="text-align:justify">Sahada edindiğimiz mühendislik disipliniyle; detaylara önem veriyor, büyük resmi doğru okuyor, veriye dayalı kararlarla değer yaratıyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Takım çalışmasını güçlendiren, güven ortamını pekiştiren kadın mühendislerin yöneticilik rollerinde daha fazla yer alması; kurumlara sürdürülebilir başarı, sektöre ise vizyon kazandırıyor.</p>

<p style="text-align:justify">23 Haziran’ı kutlarken; teknik bilgiyle empatiyi, hesapla hayali buluşturan tüm kadın meslektaşlarımı yürekten selamlıyorum. Bugün ve her gün üretmeye, dönüştürmeye ve ilham olmaya devam edeceğiz. İyi ki varız.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Ulviye Yahya" height="229" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/ulviye-yahya.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="179" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ulviye Yahya</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Nuy Tekstil Teknik Genel Müdürü</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kimya Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik artık sadece teknik çözümler değil, aynı zamanda ortak akıl ve empati gerekiyor. Kadın mühendisler de yaratılışları gereği empati yeteneklerinin yüksek olması ve olaylara ortak akıl ile çözüm üretmeleri nedeniyle yol gösteren karar veren konumdadırlar.</p>

<p style="text-align:justify">Çalıştığım işletmelerde ekiplerde iş birliği güçlendirme adına öncelikle konu hakkında herkese söz verip görüşlerini alırım. Bu yaklaşım ekibin tüm fertlerini olayın içinde olduğunu hissetmeleri ve daha sonraki olaylara daha samimi yaklaşımlarıyla en ideal çözümü bulmuş oluyorlar.</p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik disiplinlerinde hala erkek egemen bir yapı kırılmakta. Kadın mühendisler birbirleriyle kurdukları dayanışma ağlarıyla bilgiyi kıskanmak yerine bilgi paylaşımıyla zorlukları daha kolay aşabilmektedirler.</p>

<p style="text-align:justify">Toplumsal duyarlılık ve sürdürülebilirlik, günümüz mühendislik projelerinin “olmazsa olmazı “olmak zorundadır. Bu nedenle uzun yıllar iş deneyim ve tecrübelerimi Nuy Tekstil markası olan “ Fl’aura Fragrances “ Tekstil kokusu ürünümüzü tasarlayarak gerçekleştirdim. Sprey formatta olan Fl’Aura kokusu uygulandığı alanlarda kullanım esnasında tekstil ürünlerinde sürtünmeyle veya zemindeki yüzeylere basıldığında mikro kapsüllerin çatlamasıyla ortama ferahlık ve tazelik etkisi verir. Mikro kapsüllerin amacı tekstil ürünlerindeki kötü kokuları absorblayıp kişilere daha kaliteli bir yaşam sağlamaktır. Sadece sürtünme kuvvetiyle aktifleşen mikro kapsüller kullanım anında ferahlık etkisi verdiğinden, klasik kokulara göre çok daha kalıcı etki sağlar. Ayrıca yıkanması zor olan örneğin; ipek- gömlek/elbise, ceket palto, üniforma, yün kazak, bornoz, havlu, banyo paspası, halı, koltuk, perde vb. tekstil ürünlerinde hızlı ve etkili koku ferahlığı sağlar. Kişinin kendi özel parfümünü etkilemeden kumaşlara bağlanıp ferahlık veren özel bir teknolojiyle tasarlanmıştır. Kapalı alanlarda kullanıldığında ise özellikle rahatsız edici hale gelen kötü kokuları absorblayarak o alandaki havanın daha kaliteli duruma gelmesini sağlar. Fl’Aura’nın içeriğinde 7 çeşit koku mevcuttur. Koku teknolojisindeki bilgi doğrultusunda kişi hangi kokuyu seviyorsa Fl’Aura da onu duyar ve ferahlık hisseder. Ürünlerin yüzde 90’ı kirlendiği için değil ter koktuğundan yıkandığı tespit edildi. Yıkama yapmadan sadece birkaç sprey ile tekstilde anında ferahlık sağlandığından sudan, enerjiden ve zamandan tasarruf sağlar.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca yıkama işleminden veya kuru temizlemeden kaynaklanan deformasyonları minimize edeceğinden uzun ömürlü tekstil ürünü kullanımı kazandırır. Artan dünya nüfusuna karşılık su ve enerji kaynakları her geçen gün azaldığından Fl’Aura ürünü ekolojik ve sürdürülebilir özelliğiyle tercih edilmektedir. Fl’Aura ürününün 2013 yılında patenti alınarak resmi olarak satışlara başlanmıştır. Satışlar; oteller ve kurumsal firmalara toptan yapıldığı gibi internet, Instagram ve Trendyol üzerinden perakende olarak yapılmaktadır. Kurumlara özel olarak uzmanlar tarafından ferahlatan koku çözümleri tasarlanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Eli̇f Kuş-1" height="212" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/elif-kus-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="191" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Elif Kuş</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>TÜMKAD Yönetim Kurulu Üyesi</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Endüstri Yüksek Mühendisi </strong></p>

<p style="text-align:justify">Mühendislikte teknik bilgi yanı sıra iletişim ve iş birliği yetkinlikleri öne çıkıyor. Bu konuda mühendis kadınlar dönüşümün öncüsü olmak zorundalar, duracağımız yer öncülük pozisyonu olmalı.</p>

<p style="text-align:justify">İş birliğini sağlamanın en güzel yolu ortak hedefler için birlikte hareket edebilmek. Ekibe bir vizyon göstermek çok önemli, bu vizyon için hem kendimi hem ekibi motive etmek bu işin olmazsa olmazı. O gelecek resmini birlikte çizmek; o fotoğraf içinde kendimizi hayal etmek iş birliğini kolaylaştıran teknikler.  Bir diğer önemli konu ekip içi açık ve güvene dayalı iletişim ortamı oluşturmak. Söylemesi kolay ancak yapması zor, birbirini dinleyen saygı duyan insanlar olmak zorundayız, buradaki ilkem işe sert insana yumuşak davranmaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendislerin birbirleriyle kurduğu dayanışma ağları Kesinlikle çok önemli. Kadınlar genellikle erkek egemen mühendislik disiplinlerinin olduğu ortamlarda yalnız kalıyorlar.  Yalnız kaldıklarında ve işle ilgili bir problem yaşadıklarında problemin kendilerinde olduğunu düşünüyorlar. Bu ağlar sayesinde benzer zorlukları yaşayan kadınlarla iletişim sağlıyor, yalnız olmadıklarını görüyorlar. Bu onlara gem güç hem ilham veriyor.</p>

<p style="text-align:justify">Yaptığımız tüm faaliyetlerde sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda süreci gözden geçiriyoruz. Üçüz Dönüşüm kavramı son zamanlarda gündemimize girdi. Bu kapsamda yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm ve toplumsal dönüşüm her işimizde kendimizi kalibre edeceğimiz 3 temel sac ayağını oluşturuyor.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Gülben Ardahan Çetin-1" height="232" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/gulben-ardahan-cetin-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="187" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Gülben Ardahan Çetin</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>RUMELİSİAD Girişimcilik ve Ekosistem Komitesinden Sorumlu YKÜ</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kadınlar bu dönüşümün sadece bir parçası değil, aynı zamanda taşıyıcısı ve hızlandırıcısı konumunda. Teknik bilgiye sahip olmanın yanı sıra empati kurma, farklı disiplinleri ve bakış açılarını bir araya getirme, ekip içinde uyumu sağlama gibi beceriler bugün mühendislik dünyasının temel ihtiyaçları hâline geldi.</p>

<p style="text-align:justify">Günümüz mühendislik ve üretim dünyası, yalnızca teknik çözümlerle değil; aynı zamanda empati, iletişim ve ortak akılla şekilleniyor. Kadınlar bu noktada dönüşümün merkezinde yer alıyor. Farklı bakış açılarıyla projelere değer katıyor, ekip içi iş birliğini güçlendiriyor ve teknik sorunlara insani bir boyut kazandırıyorlar. Çeşitlilikten beslenen ekiplerin daha yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştirdiğini her geçen gün daha net görüyoruz. Daha önce üretim süreçlerinin iyileştirilmesi ve tasarım geliştirme alanında çalışmış biri olarak, özellikle makina tasarımı gibi hem mekanik hem de görsel boyutların dengeli şekilde ele alınması gereken alanlarda kadınların detaylara verdiği önemle çözümlerin daha rafine, kullanıcı dostu ve işlevsel hâle geldiğine defalarca tanık oldum. Ayrıca kadınların doğası gereği daha temkinli ve uzun vadeli düşünmeye yatkın olması, şirketlerin temellerini sağlamlaştırıyor. Bu yaklaşım hem risk yönetimini güçlendiriyor hem de kurumsallaşma sürecini teşvik ediyor. Anlık çözümler yerine sürdürülebilir yapıların kurulmasına katkı sağlıyorlar. Aile şirketimiz Güldem Soğutma’da proje bazlı çalışan ekiplerle yürüttüğüm üretim ve süreç geliştirme çalışmalarında da kadın bakış açısının, teknik süreçlerin koordinasyonunda ve müşteriyle empatik iletişimde büyük avantaj sağladığını her gün deneyimliyorum. Ayrıca Rumelisiad Girişimcilik Komitesi’nde yer aldığım süreçte, mühendislik ve üretim dünyasını girişimcilik ve sosyal fayda ile buluşturan birçok kadının ortak akıl ve çeşitlilik temelinde nasıl değer yarattığına da birebir tanık oluyorum.</p>

<p style="text-align:justify">Bizim için ekip ruhu, başarının sadece bir parçası değil, temelidir. Her bireyin katkısına değer vermek, farklı görüşleri dikkatle dinlemek ve karar süreçlerine katılımı teşvik etmek en çok özen gösterdiğimiz yaklaşımların başında geliyor. Çünkü fikir çeşitliliğinin, özellikle kadın bakış açılarının da dahil olduğu durumlarda, daha yaratıcı ve uygulanabilir çözümler doğurduğuna defalarca tanık oldum. Benim için ekip yönetimi yalnızca görev paylaşımından ibaret değil; asıl olan karşındaki insanı gerçekten görmek, duyduğunu hissettirmek ve her olumlu katkıyı takdir edebilmektir. Nezaketle kurulan iletişim, en zor anlarda bile köprü kurar. Bu yüzden biz, ekip içinde iletişim kurmayı seçeriz — sadece bilgi paylaşmak değil, anlamaya çalışmak ve birlikte büyümek için. Ayrıca farklı disiplinlerden gelen kişilerle danışmanlık yapıları kurmak, mentorluk süreçlerini teşvik etmek ve teknik ekiplerin birlikte düşünmesini sağlamak hem iletişimi güçlendiriyor hem de projelerin kalitesini artırıyor. Böyle bir ortamda güven duygusu ve aidiyet gelişiyor; bu da ekip arkadaşlarımızın sadece görevlerini değil, birbirlerini de sahiplendikleri bir iş kültürü oluşturuyor.</p>

<p style="text-align:justify">Kadınların iş dünyasında, özellikle teknik ve karar alma pozisyonlarında görünmez engellerle karşılaştığı bir gerçek. Bu “cam tavan”ın varlığı, hâlâ pek çok alanda hissediliyor. Bu noktada, o tavanı aşmayı başarmış bilge kadınların kendi tecrübelerini paylaşarak başka kadınlara yol açma çabasını son derece kıymetli buluyorum. Çünkü kadının başka bir kadının ışığını parlatması, kendi ışığını azaltmaz. Aksine, birlikte daha güçlü bir ışık yaratmak mümkün.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendislerin ve teknik alanlarda çalışan kadınların oluşturduğu dayanışma ağları, bu dönüşümde çok etkili. Dünyanın farklı yerlerinde kurulan kadın mühendis dernekleri, mentorluk programları ve mesleki paylaşım ağları sayesinde kadınlar sadece teknik beceriler açısından değil, duygusal ve stratejik yönlerden de güçleniyor. Özellikle mesleğe yeni adım atan kadınlar için bu ağlar; ilham, güven ve yön bulma imkânı sağlıyor. Ancak dayanışmanın bir diğer önemli boyutu da kadınların sermayeye ve sermayeyi yönetme gücüne erişimini teşvik etmesi. Kadınların yalnızca teknik üretimde değil, finansal karar alma mekanizmalarında da yer almaları gerekiyor. Sermaye ve riski doğru yönetebilme becerisi, bir şirketin geleceğini belirleyen en kritik alanlardan biri. Bu alanda kadınların birbirini cesaretlendirmesi ve bilgi paylaşımını artırması, kurumsal yapıları daha sağlam ve sürdürülebilir hâle getiriyor. Ben bu dayanışmanın yalnızca bireyleri değil, tüm sektörü dönüştürdüğüne inanıyorum. Çeşitlilik, ancak birlikte durulunca gerçek bir güce dönüşüyor. Ayrıca Rumelisiad olarak bu tür birliktelikleri ve kadınların birbirini desteklediği her ortamı gönülden desteklemeye özen gösteriyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Artık projelerimizde “toplumsal fayda” kriteri en az ekonomik ya da teknik çıktı kadar önemli. Çünkü bugün aldığımız kararların yalnız bugünü değil, yarını da şekillendirdiğini çok iyi biliyoruz. Bu nedenle sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluğu, işimizin her adımında göz önünde bulunduruyoruz. Güldem Soğutma olarak doğru kapasite hesaplaması, enerji verimli sistemler ve kaynakların etkin kullanımı konularında hassasiyetle çalışıyoruz. Müşterilerimizin ihtiyaçlarını yalnızca bugünkü talepler üzerinden değil, uzun vadeli çevresel ve toplumsal etkiler doğrultusunda da değerlendiriyoruz. Kadınların, özellikle de kadın mühendislerin bu konudaki duyarlılıklarının projelere büyük değer kattığını gözlemliyorum. Gerek şehirleşme gerekse çevre dostu uygulamalarda, ekiplerimize toplumsal fayda sağlayacak yenilikleri dahil etmeye özen gösteriyoruz. Empati ve sosyal sorumluluk bakış açısı, teknik çözümlerin insani yönünü tamamlıyor. Aynı zamanda kurumlarımızda fırsat eşitliği, kapsayıcılık ve topluma katkı kültürünü güçlendirmek için çeşitli sosyal sorumluluk projelerinde aktif rol almaya gayret ediyoruz. Çünkü sürdürülebilirlik sadece çevresel değil; aynı zamanda ekonomik, sosyal ve kültürel bir bütün olarak ele alınmalı.</p>

<p style="text-align:justify">Kadınların mühendislik ve üretim dünyasında güçlenmesini savunurken, bazen toplumun — ve ne yazık ki bazen başka kadınların da — başarılarımızı “pozitif ayrımcılık”la açıklama eğiliminde olduğunu üzülerek gözlemliyorum. Oysa kadınların zekâsı, çalışkanlığı ve çözüm odaklı bakış açısı her türlü desteğin çok ötesindedir. Kadınların başarısı, kadın oldukları için değil, hak ettikleri için görünür olmalı. Bu konuda daha fazla farkındalık ve öz eleştiri geliştirmemiz gerektiğine inanıyorum. Gerçek eşitlik, emeğin ve liyakatin saygı gördüğü bir ortamda mümkündür. Dünya Kadın Mühendisler Günü vesilesiyle, sektördeki tüm kadınların yollarının açık olmasını diliyor, sürdürülebilir ve adil bir mühendislik dünyası için hep birlikte omuz omuza çalışmanın önemini bir kez daha vurgulamak istiyorum. Ve en önemlisi; her adımda kendimize, ekiplerimize ve topluma şu soruyu sormaya devam edelim: “Biz bunda daha iyi nasıl oluruz?”</p>

<p style="text-align:justify"><strong> <img alt="Eslem Efe-1" height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/eslem-efe-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="203" /></strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Eslem Efe</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Keysan Conta Fabrika Müdürü</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kimya Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Empati kurmadan, karşınızdaki kişiyi anlamadan teknik çözüm üretmenin yeterli olmadığını düşünüyorum. Genelde yaşadığım sorunları olay yerinde, birebir iletişimle, karşılıklı anlayış içinde çözüyorum. Kadın mühendislerin bu dönüşümde çok güçlü bir rolü var çünkü genellikle hem teknik hem duygusal zekâyı birlikte kullanabiliyorlar. Bu da ekip içi uyumu artırıyor.<br />
<br />
Ekip içinde zaman zaman fikir çatışmaları yaşanabiliyor ama bu gayet doğal. Bu durumlarda ilk olarak karşı tarafın neden o şekilde düşündüğünü sormayı tercih ediyorum. Bu yaklaşım, insanların birbirini yargılamadan dinlemesini sağlıyor. Aynı zamanda samimi bir iletişim ortamı kurarak herkesin kendini ifade edebilmesine alan tanıyorum. Bu, sadece mesleki başarıyı değil, ekip bağlılığını da ciddi anlamda artırıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><br />
Kadın mühendislerle birlikte çalıştığım birçok proje oldu. Ama açıkçası özel bir kadın dayanışma ağı içinde bulunmadım. Benim yaklaşımım, kim olduğuna bakmaksızın herkesin ihtiyacı olduğunda destek olmak. Bu anlayışla ilerliyorum. Dayanışma illa ki bir grup kurarak değil, günlük hayatta birbirimize omuz vererek de olabilir.</p>

<p style="text-align:justify"><br />
Biz üretim süreçlerimizde enerji ve malzeme verimliliğine, atık azaltımına ve sürdürülebilir hammadde kullanımına dikkat ediyoruz. Üretim hattımızı verimli hale getirmek, otomasyonla hataları azaltmak ve israfı önlemek gibi uygulamalar hem çevresel sorumluluk hem de kalite açısından önemli kazanımlar sağlıyor. Bu yaklaşım, mühendisliğin sadece teknik değil aynı zamanda toplumsal ve çevresel bir sorumluluk olduğunu gösteriyor.<br />
<br />
Genç kadın mühendislere söylemek istediğim tek şey: Yılmayın! Önünüzde zorlayıcı gibi görünen ama bir o kadar da aydınlık bir yol var. Kendinize inandığınızda ve kararlılıkla ilerlediğinizde hem mesleki hem kişisel olarak çok güçlü bir yere gelebilirsiniz.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Tülin Tezer" height="178" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/tulin-tezer.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="189" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Tülin Tezer</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>SEGER GM</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Makine Mühendisi </strong></p>

<p style="text-align:justify">Kadınlar, gelişmiş empati ve iletişim becerileri, toplumsal duyarlılıkları ile insan ihtiyaçlarını daha derinden anlayarak etkili çözümler geliştirmeye yatkınlar. Bu özelliklerini mühendislik formasyonu ile birleştirdiklerinde, kadın mühendisler iş dünyasında özellikle müşteri beklentilerinin anlaşılması ve kullanıcı deneyiminin ön plana çıktığı teknolojik alanlarda fark yaratıyorlar. Ayrıca, farklı bakış açıları, ortak akıl ve empatik yaklaşımlar ekiplerin yaratıcılıklarını ve problem çözme kapasitelerini arttırır. Bu ekiplerin içinde kadın mühendislerin varlığı şirketlerin verimliklerinin ve yaratıcıklarının artmasına da çok önemli katkılar sağlıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Ekibimdeki arkadaşlarımla, açık ve güvenilir bir iletişim kurmak benim için çok önemlidir. İnsanlara, benimle çekinmeden, samimiyetle fikirlerini paylaşabilecekleri bir iletişim ortamı yaratmaya özen gösteririm. Karşımdaki kişiyi aktif olarak dinlemeye çok dikkat ederim. Ayrıca ortak karar almak benim için önemlidir. Başarısızlıkları, kişilerden bağımsız olarak nedenlerine odaklanır, kişileri de bu başarısızlıkların bir daha olmaması için neler yapılması gerektiğine yönlendiririm. Bu yaklaşımlar, ekip içindeki kişilerin kendilerini güvende hissetmelerini sağlar, motivasyonu ve verimliliği arttırır.</p>

<p style="text-align:justify">Özellikle benim de 35 yıldır içinde bulunduğum otomotiv, erkek egemen bir sektör. Kadın mühendisler birçok şirkette ve akademik alanlarda hala maalesef azınlık durumunda. Kadınların kurduğu dayanışma ağları ve STK’lar, öncelikle kadınların iş dünyasında yaşamış oldukları zorlukları birbiriyle paylaşmaları, bu zorlukları aşmak konusunda birbirlerinin deneyimlerinden feyz almaları ve psikolojik dayanıklılığı arttırmak için çok önemli. Ayrıca bu ağlar; rekabet yerine iş birliği ve dayanışma kültürünün oluşmasına, iş dünyasında cinsiyetçi yaklaşımların fark edilerek toplumsal cinsiyet politikalarının güçlenmesine, alanında başarılı olmuş kadınların genç kızlara rol model olarak görünür olmasıyla toplumsal dönüşüme çok önemli katkılar sağladıklarını düşünüyorum. </p>

<p style="text-align:justify">Günümüzde şirketler sadece “teknik çözümler üretmek “değil, “toplumsal fayda yaratmak ve yaşadığımız gezegeninin geleceğini korumak” zorunda. Biz de şirket olarak bu bakış açısı ile, sürdürülebilirlik sistemini SEGER’de kurduk. Birleşmiş Milletlerin belirlemiş olduğu 17 adet Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları içinden 8 adetini öncelikli hedef olarak belirleyerek, tüm şirket politikalarımızı bu hedeflere uyumlu hale getirdik. Tüm iş süreçlerimizi ve tasarım faaliyetlerimizi sürdürülebilirlik bakış açısı ile gözden geçirerek revize ettik.  Yaşam Döngüsü Analizleri yaparak ürünlerimizin hammaddeden bertaraf edilmesine kadar olan süreçteki çevresel etkilerini hesapladık. Hem kurumsal hem de ürün bazlı karbon ayak izimizi hesaplayarak, 2050 de karbon nötr olabilmek için kısa ve uzun vadeli aksiyon ve stratejilerimizi belirledik.</p>

<p style="text-align:justify"><strong><img alt="Ayben Günak-3" height="257" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/ayben-gunak-3.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="240" /></strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ayben Günak</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>BASE3 TECH CEO </strong></p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik, günümüzde salt problem çözmenin ötesine geçmiş, insanın doğayla ve toplumla kurduğu ilişkiyi yeniden tanımlayan bir alan haline gelmiştir. Bu dönüşüm, “tekniğin etikle buluştuğu yer” olarak da okunabilir. Kadın mühendisler ise bu buluşma noktasında çoğu zaman sezgisel bir hassasiyet, içsel ve sezgisel bir zeka ve toplumsal farkındalık taşıyor. Heidegger’in “teknoloji yalnızca bir araç değil, bir varlık biçimidir” düşüncesiyle yola çıkarsak, kadın mühendisler bu yeni varlık biçiminin anlamını sorgulayan, şekillendiren ve dönüştüren aktörler haline geliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Ekip çalışmalarını bir tür diyalog etiği çerçevesinde ele alıyorum. Ekip içinde her bireyin sesine alan açmak, bilginin ve çözümün kolektif olarak ortaya çıkmasını sağlıyor. Hiyerarşiyi değil, yatay etkileşimi önceleyen bir yaklaşım benimsiyorum. Bu yöntem, yalnızca teknik doğruluğu değil, aynı zamanda daha adil ve bütüncül bir çözüm üretmeyi mümkün kılıyor. Başarı burada, yalnızca sonuçta değil, sürecin niteliğinde gizli.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendislerin kurduğu dayanışma ağlarını geleneksel cam tavanlara karşı güç birliği oluşturmak açısından gerekli bir adım olarak görüyorum. Bana göre, kadınların birbirinin farkındalığını artırarak yalnızca teknik bilgi değil, kimlik inşası bakımından da güçlü bir alan açıyor. Bu dayanışma, sadece direnç noktası değil; aynı zamanda yeni bir mühendislik kültürünün imkanıdır. Paylaşılan deneyimler, ortak hafızalar yaratır — ve bu hafızalar, daha adil bir geleceğin mühendisliğine zemin hazırlar.</p>

<p style="text-align:justify">Teknolojik ilerlemenin ve sanatsal açılımların her projede toplumsal bir yankısı olduğunu düşünüyorum. Sanata özellikle vurgu yapıyorum. Doğaya sadece kaynak değil, ortak bir varoluş alanı olarak bakmak gerekiyor. Sürdürülebilirlik benim için bir zorunluluk değil, bir varlık biçimi. Ekosistemi sadece “korunacak” bir şey değil, birlikte yaşanacak bir ortak olarak görmek, projelere çok daha kapsayıcı bir yaklaşım kazandırıyor. Bu bağlamda mühendislik, artık “nasıl yaparım?” sorusunun yanında “niçin yapmalıyım?” sorusunu da sormalı.</p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik bana göre sadece teknoloji geliştirmek değil, anlamlar inşa etmektir. Her plan, her algoritma, her çizim, bir dünya görüşünün ifadesidir. Ve bu dünyayı inşa ederken kadınların sesi yalnızca duyulmalı değil, aktif biçimde merkezde yer almalıdır. Kadın mühendisin varlığı, mesleğin özündeki etik, estetik ve insani boyutun da bir ifadesi haline gelir. Kısacası, mühendislik sadece köprüler kurmaz; bazen insanlar arasında, bazen de insan ile doğa arasında yeni bir bağ kurar. Bu bağı kurarken kadınların rolü artık tartışmasız bir şekilde yaşamsaldır.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Şule Sağiroğlu" height="229" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/sule-sagiroglu.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="217" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Şule Sağıroğlu </strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İpekiş Mensucat Satış ve Pazarlama Md. Yrd.</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Tekstil Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendisler bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor. Empati, iletişim ve bütüncül düşünme gibi beceriler uzun yıllar geri planda kalmışken, artık mühendisliğin vazgeçilmez unsurları haline geldi. Kadınlar bu becerileri doğallıkla taşıyabildikleri için, ekip dinamiklerinden proje yönetimine kadar birçok alanda pozitif etki yaratıyor. Bu da mühendislikte daha kapsayıcı, daha yaratıcı ve daha sürdürülebilir çözümler doğuruyor.</p>

<p style="text-align:justify">Ekip içi şeffaf iletişimi ve karşılıklı güveni temel alan bir yaklaşımı benimsiyorum. Herkesin fikrinin değerli olduğu bir ortam yaratmak, sadece aidiyet hissini güçlendirmiyor; aynı zamanda daha yaratıcı çözümler ortaya çıkmasını sağlıyor. Özellikle karmaşık projelerde çok seslilik, riskleri daha erken fark etmeye ve daha güçlü sonuçlara ulaşmaya yardımcı oluyor. Bireysellikten çok takım çalışması başarıda en önemli faktör haline gelmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendislerin kurduğu dayanışma ağlarını son derece önemli buluyorum, birbirimizi desteklememiz çok önemli.  Benim de aktif olarak rol aldığım TÜMKAD tüm mühendis kadınlar derneği bu ağı sağlamak ve güçlendirmek için kurulmuş en önemli oluşum ve örnektir. Bu ağlar sadece deneyim paylaşımıyla değil, mentörluk ve motivasyon anlamında da büyük bir destek sağlıyor. Kadınlar arası bu bağlar, yalnızlık hissini azaltıyor ve mesleki özgüveni artırıyor. Ayrıca genç kadın mühendisler için ilham kaynağı oluşturuyor. Dernek olarak da amacımız gelecek nesillerde daha çok mühendis kadınımızın aktif olarak iş hayatında rol almasıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Sürdürülebilirlik, artık bir seçenek değil, bir sorumluluk ve zorunluluktur. Bu yüzden projelere başlarken yalnızca teknik değil; çevresel ve toplumsal etkileri de göz önünde bulunduruyoruz. Malzeme seçiminden üretim süreçlerine kadar, daha az kaynakla daha fazla değer yaratma prensibiyle şirket politikaları içerisinde iyileştirmeler yapılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendislerin mühendislik dünyasında yarattığı farkın daha görünür olması gerektiğini düşünüyorum. Temsil gücümüz arttıkça yalnızca çeşitlilik değil, aynı zamanda kalite de artıyor. Genç kadınları bu alana cesaretle yönlendirmek ve rol model olmak ise hepimizin ortak sorumluluğudur.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Hilal Sevindik-1" height="214" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/hilal-sevindik-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="206" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hilal Sevindik </strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sage Diniz Otomotiv Ticaret Müdürü</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Tekstil Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik artık sadece teknik bilgiyle sınırlı değil; sistemleri, süreçleri ve insanları bir arada düşünebilme yeteneği çok daha öne çıkıyor. Mühendisliğe ilk adım attığımda her şeyin teknik bilgiyle çözüleceğine inanıyordum. Ama sahaya çıktıkça, özellikle otomotiv yan sanayinde çalışmaya başladığımda, şunu çok net fark ettim: Mühendislik aslında insanla ilgili. Süreçleri iyileştirmek, sistemleri kurmak ya da sorun çözmek kadar; ekiplerle sağlıklı iletişim kurmak, dinlemek, anlamak ve ortak bir hedefe insanları inandırmak da en az teknik bilgi kadar önemli. Empati kurabilmek, ekip içi iletişimi yönetebilmek ve farklı bakış açılarını ortak bir akılda buluşturabilmek artık mühendisliğin ayrılmaz parçaları. Kadın mühendisler bu noktada önemli bir denge unsuru oluşturuyor. Gözlem yeteneğimiz, detaycılığımız ve iletişim becerilerimiz, teknik çözüm üretmenin ötesine geçerek ekip dinamiklerine de olumlu katkı sağlıyor. Bu dönüşümün içinde bir kadın mühendis olarak, empati yeteneğimin ve farklı düşünme biçimlerinin değerinin her geçen gün daha çok farkına varıyorum. Bir üretim hattında çalışan bir operatörün kaygısını anlayabilmek, bir tedarikçiyle sadece veriye değil güvene dayalı bir ilişki kurabilmek, aslında mühendisliğin geleceğini şekillendiren unsurlar. Kadın mühendisler olarak bu dönüşümde sadece yer almıyoruz, bu dönüşüme yön veren bir ses de oluyoruz. Özellikle otomotiv yan sanayi gibi hızlı ve sürekli değişen mühendislik yoğun bir sektörde, empatiyle yönetilen teknik süreçlerin daha sürdürülebilir olduğunu gözlemliyorum. Kadın mühendisler olarak bu dönüşümün hem merkezindeyiz hem de taşıyıcı gücüyüz diyebilirim.</p>

<p style="text-align:justify">Ekip içinde iş birliğini güçlendirmek için öncelikle herkesin sesinin duyulduğu bir ortam yaratmaya özen gösteriyorum. Bazen bir teknisyen ya da genç bir mühendisin çekinerek söylediği bir fikir, aslında süreci baştan sona değiştirebilecek kadar kıymetli olabiliyor. Bu yüzden önce dinlemek, sonra birlikte düşünmek benim için çok önemli. Teknik konular kadar, insanların nasıl hissettiğine de dikkat etmeye çalışıyorum. Örneğin stresli bir teslimat sürecinde sadece görevi dağıtmak değil, insanların üzerindeki baskıyı fark edip ona göre yaklaşmak ekip ruhunu güçlendiriyor. Yönetmek durumunda kaldığım birçok kriz anı örneğinde, ekip lideri olarak bilgi veren değil de ekibin stresini alan bir konuma çekildiğimde, ekibin sorunu kendi bilgi ve tecrübesi ile hızlıca çözebildiğine şahit oldum. Bu da ekibin hem kendine güvenini hem de kendi içlerinde iş birliğinin gücüne olan inançlarını çok üst seviyelere taşıdı. Ayrıca ekipte farklı kişilikler olduğunu bilerek iletişim dilimi esnetmeye çalışıyorum — kimi için netlik önemli, kimi için destekleyici bir yaklaşım. Bu hassasiyet, sadece iş birliğini değil, ortaya çıkan işin kalitesini de ciddi şekilde etkiliyor. Ekipte güven oluştuğunda, insanlar sorunları gizlemeden paylaşabiliyor, bu da riskleri erken görmemizi ve daha sağlam çözümler üretmemizi sağlıyor. Farklı kişilikler kadar farklı yetkinlikler karması olan bir ekip yönetiyorum ve ekibin her bir üyesinin en güçlü yanlarını ortaya koyarak ortak faydayı arttırmaları için destekliyorum. Bunun için de bir ekip lideri olarak yetkinlik gözlemi konusuna çok önem veriyorum.</p>

<p style="text-align:justify">Mühendisliğin hâlâ erkek egemen bir alan olduğu algısı yaygın ve bu gerçek, kadın mühendislerin mesleki yolculuğunu zaman zaman daha zorlu hale getirebiliyor. Tam da bu noktada kadınlar arasında kurulan dayanışma ağları çok kıymetli hale geliyor. Bu ağlar sadece destek değil, aynı zamanda ilham, cesaret ve güç veriyor. BUİKAD üyesi olarak şunu çok net görüyorum: Birbirimizin deneyimlerini paylaşmak, yalnız olmadığımızı hissettirmek, rol modeller oluşturmak özellikle genç kadın mühendislerin motivasyonunu artırıyor. Ben kendi kariyerimde en çok zorlandığım dönemlerde yine başka bir kadın mühendisin tavsiyesiyle yön bulduğumu, bazen sadece ‘ben de öyle hissetmiştim’ cümlesinin ne kadar iyileştirici olabildiğini gördüm. Bu dayanışma sadece bireysel değil, kurumsal kültürü de dönüştürüyor. Kadınlar birbirini destekledikçe, bu destek çalışma ortamlarına da yansıyor: Daha kapsayıcı, daha adil ve daha empatik ekipler oluşuyor. Birlikte güçlenmenin, rekabetten çok paylaşımın olduğu bir mühendislik kültürü yaratmak mümkün. Biz de bu kültürün taşıyıcılarıyız. BUIKAD çatısı altında üniversite kız öğrencilerine gönüllü koçluk yaptığımız Noktalama Projesi’nde de meslek hayatının başındaki kız öğrencilerimize her zaman içlerindeki bilge rehberin sesini duymalarını, yolculuk zorlu da olsa asla yalnız olmadıklarını hatırlatıyor ve onları bu önemli sürecin başında destekliyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Sürdürülebilirliğin artık bir seçenek değil, bir sorumluluk olduğuna inanıyorum. Mühendis olarak aldığımız her kararın uzun vadeli etkileri olduğunu bilerek hareket etmek gerektiğini sahada da masada da her gün daha fazla hissediyoruz. Çalıştığım şirkette sürdürülebilirlik yalnızca çevresel bir kavram değil; aynı zamanda toplumsal duyarlılık, etik üretim, insan odaklılık ve kapsayıcılık eksenlerinde de şekilleniyor. Bu doğrultuda sürdürülebilirlik manifestomuzu oluşturduk, bir vizyon ve misyon belirledik. Karbon ayak izi hesabı çalışmalarımız için bir danışmanlık firması ile çalışıyoruz. Hedefimiz sadece çevreye duyarlı üretim değil, aynı zamanda insan odaklı ve toplumsal faydayı gözeten bir iş kültürü oluşturmak.</p>

<p style="text-align:justify">Ben de mühendislik bakış açımı bu çerçevede yeniden konumlandırdım. Ana işimiz üretim sektöründe tedarikçi seçiminden üretim süreçlerine kadar enerji verimliliği, atık yönetimi gibi kriterlere dikkat etmemiz gerektiği gibi; kadın emeği, fırsat eşitliği ve genç kızların eğitime teşviki gibi konuları da sosyal sorumluluk projelerimize entegre etmeye çalışıyoruz. Bu anlayışın bir uzantısı olarak yardımseverlik koşularına katılarak, özellikle kız öğrencileri destekleyen STK’lara katkı sunmak benim için çok anlamlı. Çünkü toplumsal dönüşümün sadece söylemle değil, adım adım, örnek olarak ve birlikte hareket ederek mümkün olduğuna inanıyorum. Bu yaklaşım hem bana hem de ekip arkadaşlarıma motivasyon katıyor; işimize olan bağlılığımızı ve sorumluluğumuzu artırıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bu önemli günde kadın mühendislerin sesinin daha çok duyurulması adına bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim. Atatürk önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyetimizin daha nice yüz yıllar var olması için ülke olarak daha fazla yetkin kadın mühendis yetiştirmeli ve meslekte ilerlemiş kadın mühendisler olarak da yolun başındaki hemcinslerimizi daha fazla desteklemeliyiz.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Gülsemin Ayyildiz" height="364" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/gulsemin-ayyildiz.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="200" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Gülsemin Ayyıldız</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>TMMOB Bursa İKK Kadın Çalışma Grubu Temsilcisi </strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Elektronik Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kadının doğasından gelen kapsayıcılık ve empati farkı nedeniyle, global dünyada eğitimli kadın oranı arttıkça dünya kaçınılmaz olarak değişecektir.Üstelik bu kadınlar STEM (Science, Technology, Engineering, Mathematics) temelli eğitim almışlar ise mühendislik hayatın kendisi olacaktır. Mühendis kadınlar üniversite müfredatı nedeniyle zaten STEM eğitimi almaktadırlar. Dolayısıyla ortak akılla, bilgiye rahatlıkla ulaşabilen ve doğası gereği doğaya, canlıya, çalışanlara yüksek empatisi olan kadın meslektaşlarımız hayatın akışını değiştirme işlevini de yine doğal olarak gerçekleştirmektedirler. Yukarıda mühendis kadınların üniversite ve meslek alanlarına katılım oranlarından bir kesit verilmiştir. Gelişmekte olan ülke sonuçlarını göstermesi, yoğun gelenekçi bürokrasi ve mevzuatların yenilenmemesi bakımından iç acıtıcıdır. Oysa ki yeni nesil mesleklerin seçiminde kadınların tercihlerinin arttığını görüyoruz. Yani devletin, kamu kurum ve kuruluşlarının, meslek odalarının ortak akla dahil olduğu ve kadına duyarlı olduğu durumlarda kadın meslektaşlarımızın önü açık olacak; geleceğin inşasında görevini hakkıyla yapabilecek ve iş hayatının tam kalbinde yerini alacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">80’li yıllardan beri gelişen bilgi çağı ile birlikte kadın mühendis sayısında artış hızı artarak devam etmektedir. Günlük işleri teknolojik yeniliklerle kolaylaşan kadın meslektaşlarımız daha uzun süreler meslekte kalabilmektedir. Bu farkındalıkla dijital dönüşüm ve yapay zeka algoritmalarının yoğun kullanıldığı günümüzde profesyonel işlerimizde kalıcı ve seçilebilir olmak amacıyla; tüm mühendislik disiplinlerinden oluşan TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu Kadın Çalışma Grubu olarak yüzümüzü teknolojik yeniliklere çevirmiş durumdayız. Bu ortak konuda hem iş birliği içinde oluyoruz hem de kendi profesyonel alanlarımızda yenileniyor, işlerimizi daha kapsamlı takip etme, fark yaratma şansını yakalıyoruz ayrıca işimizin gelecekteki altyapısını hazırlamış oluyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik disiplinlerinin en eski olanları maden, makina, elektrik, inşaat gibi endüstriyel gelişim dönemlerinin teknolojisine ve mevzuatlarına dair hala ne yazık ki geçerlilikler barındırmaktadır. Yukarıda da belirttiğim gibi devletimizin dijital dönüşümüne ayak uydurulmayan alanlarda sadece kadınlar değil tüm meslek dalları ve çalışanları zarar görmektedir. Ülkemizdeki elektrik kaynaklı yangınlar, maden kazaları, yüksek teknoloji içeremeyen makinalaşma ve depremsel zararlar cinsiyet nedenli meslek seçimlerinden değil zamana uyum sağlayamayan mevzuatlarımız nedenlidir. Dolayısıyla bahsi geçen meslek alanları tüm kamunun doğru kullanacağı şekilde yeniden yapılandırılmalıdır. Mühendislik alanında cinsiyet egemenliği düşünülmesi çağ dışı bir yaklaşımdır. Çünkü mühendislik bilgiyle yapılan bir meslektir. Bilgi sahibi olunca iş deneyimi de kazanılır; STEM eğitimi bu formata kişiyi hazırlar çünkü. Yine de kadın mühendisler olarak bizler gerek ulusal gerekse global kadın dayanışma ağlarına dahil olmaya çalışıyoruz elbette. Ama dediğim gibi bilgi, beceri konusunda paylaşımlar için daha çok. Global bilgi toplumunda bilgi işçisi olarak her gün daha çok veriye ihtiyaç duyulması nedeniyle daha çok deneyime ulaşılması konusunda çabalarımızı arttırıyoruz diyebilirim.</p>

<p style="text-align:justify">Sürdürülebilirlik, empati, toplumsal duyarlılık, ortak akıl toplumumuzun her geçen gün daha çok farkına vardığı kavramlar olması bakımından sevindirici. Gelişmekte olan ülke projelerinin neden çok yaygınlaşamadığı, marka olamadığı vs. hep bu kavramlarda saklı. Gelişmiş ülkelerle aramızdaki farklar da bu nedenle kapanmıyor. Müşteri, toplum, insan duyarlılığı olmayınca; ürünün tanımında hata yapılıyor. “Yaptım, şimdilik bu kadar” anlayışından hızla vazgeçip teknolojik, güncellenebilen, teknik servisi olan, güvenilir üretim anlayışına odaklanmalıyız. Aynı zamanda ve çokça kamu yararını gözetmeli, Cumhuriyetimizin; kadınıyla erkeğiyle birlikte ortak çaba ile kurulan değerlerinden vazgeçmemeliyiz.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Makbule Çetin-1" height="230" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/makbule-cetin-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="237" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Makbule Çetin </strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Mavi Yeşil Danışmanlık</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kimya Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik uzun yıllar boyunca teknik bilgi ve çözüm üretme üzerine kurulu, çoğunlukla erkek egemen bir alan olarak algılandı. Ancak günümüzde mühendislik yalnızca makineleri, yapıları ya da sistemleri değil, aynı zamanda insanları, çevreyi ve toplumu da merkeze alan bir anlayışa evriliyor. Bu dönüşümde empati, iletişim, ekip çalışması ve sosyal etki gibi nitelikler ön plana çıkıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendisler ise bu değişimin tam merkezinde yer alıyor Empati ve İletişim Yetkinlikler, Çeşitlilik ve Yaratıcılık, Sürdürülebilirlik ve Etik Yaklaşımlar Rol Model Olma Gücü gibi özellikleri ile, kadın mühendisler mühendisliğin teknikten topluma evrilen bu yeni çağında sadece bir yerde durmuyor; bu dönüşümün taşıyıcısı, hızlandırıcısı ve ilham kaynağı oluyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bir kadın olarak ekiplerde iş birliğini güçlendirmek için empati, açık iletişim ve kapsayıcılığı önceliklendiriyorum. Her ekip üyesinin fikrine değer veriyor, şeffaflıkla ortak hedefler belirliyor ve güven ortamı yaratmaya özen gösteriyorum. Bu yaklaşımlar sayesinde ekip içinde dayanışma ve aidiyet artıyor, böylece sadece projeler değil, insanlar da birlikte büyüyor. Kadınların sahip olduğu çok yönlü düşünme ve duygusal zekâ, iş birlikçi çalışma kültürünü besleyerek mesleki başarıya önemli katkı sağlıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendislerin birbirleriyle kurduğu dayanışma ağları, erkek egemen mühendislik dünyasında görünür olmanın, güçlenmenin ve kalıcı değişim yaratmanın en etkili yollarından biri haline geldi. Bu ağlar, yalnızca bir destek mekanizması değil; aynı zamanda ilham veren rol modellerin, bilgi paylaşımının ve ortak mücadelenin doğduğu topluluklardır. Kadın mühendisler bu ağlar sayesinde yalnız olmadıklarını hissediyor, benzer deneyimleri paylaşarak hem duygusal güç buluyor hem de mesleki gelişimlerini destekliyorlar.</p>

<p style="text-align:justify">Toplumsal duyarlılık ve sürdürülebilirlik benim için mühendisliğin ayrılmaz bir parçası. Projelerimde sadece teknik başarıya değil, çevresel ve sosyal etkilere de odaklanıyorum. Enerji verimliliği, atık azaltımı ve paydaş katılımı gibi unsurları sürecin içine entegre ediyorum. Kadın mühendis olarak doğaya ve topluma karşı daha duyarlı bir bakış açısıyla, uzun vadeli ve etik çözümler üretmeye özen gösteriyorum.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Cemi̇le Tok" height="247" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/cemile-tok.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="166" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Cemile Tok</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Koçaslanlar Holding Organizasyonel Gelişim ve Eğitim Uzmanı</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Endüstri Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Çalışma hayatımda ve Koçaslanlar Holding İnsan Kaynakları bünyesinde çalıştığım süre zarfında gözlemlediğim en önemli değişimlerden biri, mühendisliğin artık sadece teknik değil, insan merkezli çözümler üretmeyi de odağında tutan bir alan haline gelmesi. Kadın mühendisler de bu dönüşümün kalbinde yer alıyor. Empati, bütünsel bakış açısı ve çok yönlü problem çözme becerileri sayesinde kadınlar, iş dünyasındaki bu yeni mühendislik anlayışına çok değerli katkılar sağlıyorlar diye düşünüyorum. Mesela Endüstri mühendisliği lisans mezuniyetimin verdiği bakış açısı ile iş analizi yaparken hiç zorlanmıyorum, çalışanlar arasındaki farklılıkları özümseyebiliyorum, bu sayede sürece olan katkım artıyor, bu da takdir ediliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Organizasyonlarda iş birliği ve takım çalışmasını güçlendirmek çeşitliliği doğru yönetmekten geçiyor diye düşünüyorum. Bu sebeple Koçaslanlar Holding olarak insanı ana odağımızda tutarak, tüm çalışma arkadaşlarımıza “Sen Olmazsan Olmaz” anlayışıyla yaklaşıyoruz. Tüm işyerlerimizde karşılıklı saygı ve sevginin olduğu bir iş ortamını destekliyoruz. İnsan Kaynakları uygulamalarımızı tüm çalışma arkadaşlarımıza hitap edebilecek şekilde kurgulamaya çalışıyoruz. Çalışma arkadaşlarımızın farklı kültürde olmalarını önemsiyor ve her fikri bir değer olarak görüyoruz. Kapsayıcı yaklaşımımız çalışanlar arasında dengeli, adil ve mesleki gelişime açık bir ortama katkı sağlıyor. İş birliğini güçlendirmek adına şeffaf iletişim, geri bildirim kültürü ve herkesin görüşüne değer verme prensiplerini benimsiyorum. Bu yaklaşımlar sayesinde yalnızca bireysel başarılar değil, ekip başarısı da sürdürülebilir hale geliyor. Her çalışanın katkısına önem vermek, aidiyet ve performansı doğrudan artırıyor. Özellikle Holding çatısı altındaki tüm işyerlerimiz için yürüttüğümüz işe alım süreçlerimizde de otomotiv sektörüne meraklı, soru sormaktan çekinmeyen, sorgulayan ve mesleğinde ilerlemeyi hedefleyen adayları işe almaya özen gösteriyoruz, bu da ilgili iş alanındaki sürece katkıyı, faydayı arttırıyor, işlerin sürdürülebilirliğini destekliyor. Başarıyı elde etmenin en önemli unsuru çalışanların mesleklerini sevmeleri, iş birliği ile dayanışma içerisinde çalışmaları ve organizasyonun ortak iş hedeflerinde buluşmaları diye düşünüyorum. Çalışanların görev/iş dağılımlarının net olması, kariyerleri ile ilgili ne istediklerini biliyor olmaları ve mesleki gelişimleri için çaba harcamaları onları mesleki başarıya götüren diğer unsurlar diyebiliriz. Mesleki bilgi ve becerinin ancak ve ancak yeni deneyimlenecek iş uygulamaları ile pekiştirilip geliştirilebileceğini hepimiz biliyoruz. Bu sebeple başarı için kendimizi ve iş yapış biçimimizi geliştirmemiz şart.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendislerin oluşturduğu dayanışma ağlarını son derece kıymetli buluyorum. Bu ağlar; güven, destek ve paylaşım üzerine kurulu olduğu için mesleki yalnızlığı azaltıyor, özgüveni pekiştiriyor. Deneyim aktarımı, mentorluk ve birlikte üretme motivasyonu, özellikle genç kadın mühendislerin meslekte kalıcılığını artırıyor. Bu nedenle kadın dayanışmasının, sadece bireysel değil sektörel dönüşüm açısından da çok önemli olduğunu düşünüyorum.</p>

<p style="text-align:justify">Endüstri mühendisi olarak süreçleri yalnızca verimlilik odaklı değil; çevresel, toplumsal ve insani değerlerle harmanlanmış şekilde yönetmeye önem veriyorum. Koçaslanlar Holding’te İnsan Kaynakları uygulamalarımızı, çeşitlilik, kapsayıcılık ve sürdürülebilirlik ilkeleriyle şekillendiriyoruz. Mühendisliğin yalnızca üretim değil, aynı zamanda değer ve hizmet yaratma sanatı olduğuna inanıyorum.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Gülnur Algül" height="388" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/gulnur-algul.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="322" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Gülnur Algül</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Baget Gıda Kurucusu  - Gıda Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kadın olmak sürecin daha sağlıklı yürümesi için oldukça kıymetli. Biz kadınlar pek çok şeyi oldukça analitik ve derinsel düşünerek çözüme ulaşmada şirketlerimize kolaylık sağlıyoruz. Bir sorunu çözmek sadece teknik açıdan yeterli olamıyor; sürecin akışında duygu ve hisleri de içine alarak bütünsel ve sorunsuz bir çözümün kalıcı olması çok daha değerli, bu da kadının empati ve ortak akılı şahane kullanabiliyor olması ile mümkünleşiyor. Şirkette çalışanların kendini ait hissetmesi ve daha verimli çalışmak istemesi ile genele de katkı sağlıyor.</p>

<p style="text-align:justify">İş hayatında hepimiz dönen bir çarkın parçalarıyız. Bazen aranıza yeni katılan bir mühendisin size aktardığı taze bilgiler önemli olurken; bazen de alanında daha deneyimli bir ekip arkadaşınızın tecrübesi önemli oluyor. Aslında çalıştığım ekiplerde özellikle dikkat ettiğim samimiyet ve güven duygusu, bunu mutlaka dile getiririm; çünkü iş asıl buradan başlıyor bu nedenle bu samimiyeti ve güveni sağlayamayacağım bir ekip arkadaşım olsun istemem; başarı içimizde inanç ile başlayıp çalışma isteği ve tecrübe ile artarak bizlerin işini kolaylaştırıyor. Ve bu samimiyet oluşmuş ise de iş birliklerimiz güçlenerek çark daha hızlı dönmeye başlıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik kendi dallarına  göre  kadın ve erkek tercihi olarak belki  üniversite bölümü tercihi yapar  iken düşündürücü olabiliyor  ;ancak çalışma hayatında disiplinin oluşması için bu ayırımın olduğunu düşünmüyorum ;önemli olan mesleğini en iyi şekilde sahiplenip, yenilikçi, teknoloji ile çözümcül ve kalıcı üretimler ve fikirler sunabilmek .Kadınların kendi aralarında kurduğu dayanışmayı da önemsiyorum ;mühendis bakış açısı ile olayları incelemek  ayrı bir detay ve bunun da  ayrı bir mühendislik becerisi olduğuna inanıyorum .Bu konuda ülkemizde TÜMKAD Derneğini yakından takip ediyor, başarıları için kendilerini kutluyorum .</p>

<p style="text-align:justify">Fayda sağlamayan ve özellikle topluma faydası olmayan ve en önemlisi sürdürülebilir olmayan projelerin yaşayabilir olması maalesef mümkün olamıyor. Ancak mühendislikte projelerin kalıcı olması öncesi mutlaka defalarca denenmiş modelleri yer alıyor; aslında önemli olan toplumsal duyarlılığın başlangıçta proje ile eş zamanlı yürümesi ve bunun hayatımızın her alanı için önemli olması ile ilk adımda mutlaka yer alması gerekir diye düşünüyorum, boşa harcanmış zaman mühendis için olamayacağı gibi harcanan her zaman aralığı projenin sürdürülebilir olması için basamakların oluşmasında katkı sağlayacaktır. Mühendis her şeyi analiz eder, kendi uzmanlık alanına göre en ince detayı bilmek ister, her düşünce fikir ve proje adımları oldukça önemlidir.</p>

<p style="text-align:justify">Kendi çalışma alanımda da sürdürülebilir bir projenin olmasını bir projenin kazanılmasından daha değerli görüyorum; sürdürülebilir bir proje mutlaka karşımızdaki alıcıya fayda sağlıyor ve bu da toplumun geneline de yansıyor. Mühendislik gıda, elektronik, inşaat, kimya diye ayrılır, cinsiyete göre değil. Tüm meslektaşlarımın 23 Haziran Dünya Kadın Mühendisler gününü kutluyorum.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Zarif Ayça Güler-1" height="230" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/zarif-ayca-guler-1.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="237" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Zarif Ayça Güler</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Uzay Yüzey İşlem</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kimya Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kadın doğuştan gelen özellikleri ile yaşadığı ortamların karmaşık sorunlarını çözebilme kabiliyetine sahiptir. Buna mühendislik disiplin de eklenince tüm problemlerin üstünden gelebilir kabiliyete erişir ve bunu ortak akılla birlikte çalışarak ve üreterek yaşadığı alanın hizmetine sunar.</p>

<p style="text-align:justify">Evet bir mühendis olarak beyin fırtınasına ve esnasında pratiğe dökmeye çok fazla önem veriyorum ve her bir birimin ürettiği çözümcül yaklaşımı değerlendirerek bir mutlak değer alıyorum. Evet çok ciddi bir katkısı var sahadaki herkese mutlaka işin bir parçası ve oyunun bir kurucusu haline getiriyor.</p>

<p style="text-align:justify">Mavi yakada olduğu gibi beyaz yakada da artık kadın mühendisler erkek egemen sahanın daha çok sahibi ve geçmişte kadın mühendis çalıştırmak istemeyen firmalar, şimdi daha stabil ve kontrolcü oldukları için kadın mühendisi tercih edebiliyorlar. Özellikle disiplinli, çekidüzen veren ve ortamın nezaketini koruyan yapıları sebebiyle kadın mühendisler yönetici olarak tercih ediliyorlar.</p>

<p style="text-align:justify">Bu tam bir kadın işi, çünkü bir ürünü (bu toplumsal bir duyarlık olabilir herhangi bir alanda sürdürülebilirlik olabilir nihayetinde bir çıktıdır ve bir üründür) üretebilmek için başlattığınız proseste birkaç üretim aşamasını eş zamanlı kurgulamak zorundasınız, bu entegre iş anlayışı kadın mühendisi sahada daha başarılı kılıyor</p>

<p style="text-align:justify">Çalıştığı işyerinde yeri geldiği zaman bir anne edasıyla, birlikte çalıştığı personeline, öğretici ve koruyucu olan kadın mühendis, başka bir zaman, şirketinin çıkarlarını korumasını iyi bilen bir yönetici olarak karşımıza çıkabiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Ülkemizin geleceğine yön veren, ülkemizin ürettikçe kazanacağına olan inancıyla emeğini esirgemeden çalışan tüm kadın mühendislere ülkem adına sevgi ve saygılarımı sunuyor, minnet duyuyorum.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Melek Hatice Gökcan" height="260" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/melek-hatice-gokcan.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="272" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Melek Hatice Gökcan </strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kayra Yemek Kalite Yöneticisi</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Gıda Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendisler; detaylara verdikleri önem ve çözüm odaklı yaklaşımlarıyla ekipleri daha motive hale getirebiliyor. Empati gücü sayesinde çalışan ihtiyaçlarını daha iyi analiz edebiliyor ve toplumsal fayda yaratan projelerde etkin roller üstlenebiliyorlar. Ayrıca kadınların mühendislikteki varlığı, genç kızlara da ilham kaynağı oluyor; toplam cinsiyet eşitliğini teşvik ederek daha adil ve dengeli bir mesleki ortam oluşturulmasını sağlıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Ekip içi iş birliğini güçlendirmek için öncelikle açık iletişim ve karşılıklı saygıyı temel alan bir yaklaşım geliştirmeye özen gösteriyorum. Her ekip üyesinin fikrini rahatça ifade edebileceği bir ortam oluşturmak, güven duygusunu pekiştiriyor ve yaratıcılığı artırıyor. Ayrıca ekip içinde ortak hedef bilinci oluşturmak ve herkesin sürece aktif katılımını teşvik etmek de önemsediğim bir diğer konu. Bu yaklaşımım sonucunda ekip içindeki sinerji artıyor, sorunlar daha hızlı çözülüyor ve işler daha verimli ilerliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik alanı hâlâ büyük ölçüde erkek egemen bir yapıya sahip olsa da, kadın mühendislerin birbirine el uzatması, yeni gelen nesillere rol model olmalarını sağlarken; mühendislik dünyasında daha kapsayıcı ve dengeli bir yapının oluşmasına da zemin hazırlıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Toplumsal katma değeri olan, çevreye duyarlı ve uzun vadeli etkileri gözeten projeler geliştirmek, sadece mesleki başarıyı değil; aynı zamanda iç huzuru ve sorumluluk bilincini de beraberinde getiriyor. Bu yaklaşımın hem bireysel gelişime hem de daha yaşanabilir bir gelecek inşasına katkı sağladığına inanıyorum.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendisler olarak bizler, yeni gelişen bu mühendislik anlayışına duyarlılık ve farklı bakış açılarıyla çok değerli katkılar sağlıyoruz. Geleceği şekillendiren çözümlerin daha adaletli, kapsamlı ve sürdürülebilir olmasında bizim de güçlü bir katkımız olduğuna inancım sonsuz.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Gülşah Arslan Güngör-1" height="268" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/gulsah-arslan-gungor-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="216" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Gülşah Arslan Güngör</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Erdem Kaya Patent Operasyon Bölüm Müdürü</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yüksek Kimya Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Özellikle son yıllarda mühendislik yalnızca teknik bilgiyle şekillenmiş bir alan olmakla sınırlı değil; aynı zamanda iletişim, takım çalışması, analitik düşünme, bütüncül yaklaşım gibi çok yönlü bakış açılarına da sahip olmayı gerektiren bir alan. Fikri haklar konusunda danışmanlık ve yöneticilik yapan bir kadın mühendis olarak, teknik bilginin yanı sıra iç ve dış paydaşlarımızın yönetiminde empati, iletişim, stratejik düşünme ve çok yönlü analiz becerilerimizi aktif olarak kullanıyor, problemlere çözüm odaklı bir yaklaşım sergiliyoruz. Bu sayede inovasyon kültürünün yaygınlaşmasına katkıda bulunuyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Ekip yönetiminde, sürdürülebilir başarı ve verimli iş birliği için açık iletişim, şeffaf paylaşım ve her şeyden önce insanı merkeze alan bir yaklaşım benimsiyorum. Uzun saatler birlikte çalışan bir ekip olarak, her bir arkadaşımın işe mutlu gelmesi, sadece bir temenni değil, benim için somut bir hedef. Ekip arkadaşlarımın fikirlerini özgürce ifade edebilmeleri için onları yüreklendiriyorum. Karar alma süreçlerinde salt yön göstermiyor, herkesi oyuna dahil ediyorum. Sürekli birlikte “akıl teri döküyor”, ortak üretkenliğin gücünü yaşıyoruz. Bu yaklaşım, müşteri memnuniyetini artırıyor, dosya yönetim kalitesini yükseltiyor ve proaktif çözümler geliştirme becerimizi keskinleştiriyor.</p>

<p style="text-align:justify">Ben bu dayanışmayı çoğu zaman küçük ama etkili aksiyonlarda görüyorum:<br />
Çeşitli dernek ve platformlar vasıtasıyla, genç meslektaşlara mentorluk yapılması, sektör profesyonellerinden ücretsiz eğitim imkânı, başarı hikayelerinin paylaşımı gibi. Bu dayanışma ağlarının içten gelen gücü, sadece bugünün kadın mühendislerini değil; gelecek nesilleri de cesaretlendiren bir yol haritas<strong>ı</strong> çiziyor.</p>

<p style="text-align:justify">Fikri haklar alanında dijitalleşme odaklı projeler yürüterek yalnızca süreç verimliliğini sağlamakla kalmıyoruz; aynı zamanda ekiplerin katma değerli işlere odaklanmasını sağlıyoruz. Rutin işlerin robotik otomasyonu ile, ekip arkadaşlarımız hem mevzuatsal derinliğini artırabiliyor hem de danışanlara daha stratejik katkılar sunabiliyor.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Senem Tanju" height="334" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/senem-tanju.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="311" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Senem Tanju</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sachi Sürdürülebilirlik Danışmanlığı</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Çevre Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendisler, bu dönüşümün taşıyıcı gücü konumunda. Mühendisliğin sadece hesap ve çizimden ibaret olmadığını; aynı zamanda toplumsal fayda, empati ve sürdürülebilirlik odaklı bir bakış açısı gerektirdiğini uzun süredir savunuyorum. Çevresel ve sosyal etkiyi odağına alan projelerde, kadın mühendislerin fark yarattığına inanıyorum.</p>

<p style="text-align:justify">Ekip çalışmalarında herkesin sesi duyulmalı. Çalıştaylar, ortak karar alma mekanizmaları ve disiplinlerarası bakış açısını destekleyen bir ortam yaratmak temel önceliklerim arasında. Bu yaklaşım; veriye dayalı kararlar, yaratıcı çözümler ve aidiyet duygusunu artırarak sürdürülebilir başarıyı mümkün kılıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın dayanışması, mühendislikteki temsil gücümüzü artırmakla kalmıyor, aynı zamanda ilham verici bir dönüşüm alanı yaratıyor. Ben de bu dayanışmayı aktif olarak desteklemeye çalışıyorum. Birbirimize alan açmak, görünürlük kazandırmak ve deneyimlerimizi paylaşmak, mesleki varoluşumuzu daha güçlü kılıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Sürdürülebilirlik benim için bir kavramdan öte, karar alma süreçlerinin tamamına entegre edilmiş bir sorumluluk. Gerek enerji verimliliği gerek atık yönetimi gerekse sosyal etki değerlendirmeleriyle; çalıştığım projelerde hem çevresel hem sosyal sürdürülebilirliği görünür kılmaya ve kurumsal yapıların dönüşümüne katkı sunmaya gayret ediyorum.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendislerin varlığı, sektörleri sadece çeşitlendirmekle kalmaz; aynı zamanda geleceğe dair daha kapsayıcı, dirençli ve duyarlı çözümler üretmenin de önünü açar. Nice genç kadına ilham olacak hikâyelerin çoğalmasını diliyorum.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Elif Çalışkan Özay" height="276" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/elif-caliskan-ozay.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="251" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Elif Çalışkan Özay</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Immagine Allin Kurucusu</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Endüstri Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendisler bu dönüşümün merkezinde, hatta çoğu zaman öncüsü konumunda. Empati, sistem kurma yetisi ve çok yönlü düşünme becerileriyle yalnızca teknik sorunları değil; ekipleri, süreçleri ve toplumsal ihtiyaçları birlikte yöneten yeni bir mühendislik tanımının temsilcileri olarak katkıda bulunuyoruz. Özellikle yapay zekâ ve otomasyon sistemlerinin teknik ve operasyonel işleri devralmasıyla birlikte, sahnede artık farklı bir yetkinlik setleri var: iletişim becerisi, empati, duygusal zekâ, ekip yönetimi ve stratejik düşünme.</p>

<p style="text-align:justify">Bu “soft skills” alanında kadınlar zaten güçlüydü. Özel hayat ve iş hayatı dengesini kurarken geliştirdikleri organizasyon becerileri, ekip içi dengeyi gözetme yetenekleri ve çok yönlü problem çözme pratikleri bugünkü proje yönetiminin temel taşlarını da oluşturuyor. Kadınlar sadece görevleri yöneten değil, insanları yönlendiren, motive eden ve süreçlere anlam katan liderler konumundalar.</p>

<p style="text-align:justify">Bu yeni düzende kadın mühendisler, değişimi yöneten, kurum kültürünü dönüştüren ve teknolojiyle insanı birleştiren köprüler kuruyor.</p>

<p style="text-align:justify">İş birliği artık sadece bir beceri değil, bir sistem meselesi, iş birliği kavramı artık klasik ekip toplantılarının çok ötesine geçti. Bugünün ekipleri; farklı kuşakların bir arada çalıştığı, dijital iletişim araçlarının merkezde olduğu ve anlık veriyle yönlenen bir yapıya evrildi. Bu nedenle ben, ekip içinde önce dijital görünürlüğü ve anlık etkileşimi önceliklendiriyorum. Dijital araçlarla görünür hale getirilmiş süreçler, herkesin katkısını değerli kılıyor. Bu yaklaşım; aidiyeti artırıyor, hatayı değil gelişimi ödüllendiriyor ve en önemlisi, bireysel başarıyı kolektif başarıya dönüştürüyor.</p>

<p style="text-align:justify">Dijital yapay zeka destekli iletişim araçları, sadece mesajlaşma değil, aynı zamanda şeffaflık, hız ve birlikte karar alma kültürü yaratıyor. Özellikle yeni kuşakların bu sistemlere doğal uyumu, ekip içinde inovasyonu ve paylaşımı tetikliyor. Sosyal medyanın iç iletişimde ve marka temsilinde yarattığı dinamik alanlar da ekiplerin “iş dışında birlikte düşünebildiği” bir iklim oluşturuyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bunlara ek olarak; anlık veri yönetimi, süreçlerin sürekli görünür olmasını sağlıyor. Bu da hatayı kişiselleştirmek yerine gelişim fırsatına dönüştürüyor. İş birliği, artık sadece iyi geçinmek değil; birlikte öğrenmek, birlikte yön vermek ve birlikte gelişmek anlamına geliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Benim için bu yaklaşım; çalışan bağlılığını artıran, sorumluluk duygusunu güçlendiren ve sonuçları kalıcı başarıya dönüştüren bir sistem anlayışı demek. Artık başarı, bireysel zaferlerle değil; kolektif zihinle yazılıyor. Ve bu yeni dilin konuşulmasında kadın liderliğinin sezgisel etkisi, süreci yumuşatan ama aynı zamanda stratejik kılan çok güçlü bir katkı sağlıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendislerin oluşturduğu dayanışma ağları artık görünmez destek sistemlerinden çok daha fazlası: bunlar, geleceği dönüştüren stratejik platformlar haline geldi. Kadınların doğal birleştirici gücü, bu ağlarda sinerjiye dönüşüyor. Bu güç; yalnızca duygusal destek değil, aynı zamanda bilgi paylaşımı, görünürlük sağlama, kariyer fırsatları yaratma ve ilham olma gibi çok katmanlı bir etki yaratıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Geleceğe baktığımızda “dijital çağda yetkin insan odaklı liderlik” ihtiyacının ne kadar keskin olduğu ortada. Tam da bu noktada, kadın mühendislerin birleştirici gücüne dijital dönüşümdeki hız ve yetkinlikleri eklendiğinde, bu etki katlanarak artıyor. Sadece teknik başarıya değil, kültürel dönüşüme de yön veren bir rol üstleniyorlar.</p>

<p style="text-align:justify">Bu ağlar sayesinde:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li style="text-align: justify;">Fırsat eşitliği görünür hale geliyor,</li>
 <li style="text-align: justify;">Gelecek nesillere örnek olan kadın mühendis sayısı artıyor,</li>
 <li style="text-align: justify;">Ekonomiye katkı sağlayan yaratıcı çözümler ve sürdürülebilir projeler çoğalıyor,</li>
 <li style="text-align: justify;">Ve en önemlisi, kadınlar sadece bu sistemin parçası olmuyor, sistemin kendisini dönüştüren güce dönüşüyor.</li>
</ul>

<p style="text-align:justify">Bugün hâlâ erkek egemen olarak tanımlanan mühendislik alanı, yarın bu çoklu katkı sayesinde daha dengeli, daha vizyoner ve daha kapsayıcı olacak. Çünkü kadın mühendisler, birbirini yükselterek yalnızca bugünü değil, geleceğin kodlarını da birlikte yazıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Sürdürülebilir gelecek yalnızca teknik kararlarla değil, insana ve gezegene duyarlı bir yaklaşımla mümkün. Bu geleceğin temel kodları ise üç kavramda gizli: uyum, cesaret ve dönüşüm.</p>

<p style="text-align:justify">Projelerime ve iş anlayışıma bu üçlü temel üzerinden yaklaşıyorum. Her şeyden önce bireysel dönüşümün önemini vurguluyorum. Çünkü dönüşüm önce kişinin zihninde başlar. Kurumlar, bireylerin içsel farkındalığıyla evrilir; bu nedenle çalışanların sadece teknik değil, aynı zamanda duyarlı ve farkındalığı yüksek bireyler haline gelmesi için ortam oluşturmak gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Dijital dönüşüm araçları çevreye duyarlı hale geldikçe, yapay zekâ ve otomasyon sistemlerinin de bir vicdan ile tasarlanması gerektiğine inanıyorum. Burada mesele yalnızca veri yönetimi değil; etkiyi ölçmek, sosyal faydayı optimize etmek ve gereksiz kaynak kullanımını önlemektir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu yüzden biz, “herkese aynı çözüm” anlayışını geride bırakıyor; terzi işi, kişiselleştirilmiş yapılandırmalarla çalışıyoruz. Böylece hem bireysel farklılıklara saygı gösteriyor hem de kaynak israfını minimuma indiriyoruz. Sürdürülebilirlik, artık bir sorumluluktan öte; iş yapma şeklimizin ayrılmaz bir parçası haline gelmeli.</p>

<p style="text-align:justify">Duyarlı teknolojiyle, cesur liderlikle ve insana dokunan yapılarla, geleceği gerçekten sürdürülebilir kılabiliriz. Ve bu ancak dönüşümün hem içimizde hem sistemlerimizde başlamasıyla mümkün.</p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik, sadece çözüm üretmek değil; aynı zamanda yeni sorular sormaktır. Bu çağın mühendisi, sadece hesap yapan değil; aynı zamanda yön gösteren, hayal kuran ve harekete geçiren kişidir. Gelecek, duygusal zekâsı yüksek, teknolojiyle insanı birleştirebilen mühendislerin omuzlarında yükselecek. Ve bu geleceğin en güçlü mimarlarından biri kadınlar olacak.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Çiğdem Korkmaz Özlütıraş" height="294" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/cigdem-korkmaz-ozlutiras.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="222" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Çiğdem Korkmaz Özlütıraş</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Bursa Piramit Yapı Denetim</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İnşaat Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Ben inşaat mühendisiyim.  Bizim mesleğimiz her zaman için ortak akıl ve empati gerektirdi. Çünkü bizde ekip çalışması ve uyumu çok önemli ve tabi insanın, ekibin, ortak çalışmanın olduğu bir yerde uyum ve başarı için empati bu işin olmazsa olmazıdır. Kadın mühendisler bu dönüşümün aslında merkezinde diyebiliriz. Çünkü ortak akıl, empati ve uyum her şeyden önce bireylerin birbirlerine karşı olan seviyeli ve saygılı iletişimleri ile ilgili. Özellikle bizim gibi erkek egemen sektörlerde artık kadın mühendislerinde aktif olarak yer alması, bu ilişki dengesini oluşturmak adına ciddi şekilde katkı sağlamıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Herkesin fikrine saygı duyar ve dikkate alırım. Açık iletişime önem verdiğim için herkes fikrini açıkça söyler bu durum iş birliği ve sağlıklı iletişim açısından önemli.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendislerle kurduğumuz iletişim ağı, karşılaştığımız ortak zorluklara karşı hem dayanışma sağlıyor hem de mesleki gelişimimize katkı sunuyor.  Sektörde kadın mühendislerin sayısının artması, iş gücünde çeşitliliği ve kaliteyi de beraberinde getirecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Deprem gerçeği, toplumsal duyarlılığı artırdı ve yapı güvenliğini her zamankinden daha önemli hale getirdi. Güvenli yapılar sadece can kaybını değil, ekonomik kayıpları, psikolojik travmaları ve toplumsal çöküşleri de önler. Bu bilinçle her projede güvenliği önceliklendiriyorum.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Özlem Yi̇ği̇t-1" height="266" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/ozlem-yigit-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="208" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Özlem Yiğit</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Haksan Otomotiv Kalite Güvence Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Endüstri Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendisler, mühendisliğin sadece hesap-kitaptan ibaret olmadığını; insana, çevreye ve sürece dokunan yönlerini de olduğunu en iyi şekilde ortaya koyuyor. Empati yetenekleri, detaylara gösterdikleri özen ve iletişimdeki güçleriyle bu dönüşümün merkezinde yer alıyorlar. Artık mühendislik, ekip çalışmasını ve bütünsel düşünmeyi zorunlu kılıyor ve bu noktada kadınların katkısı giderek daha görünür hale geliyor.</p>

<p style="text-align:justify">İş birliğini güçlendirmek için ekip arkadaşlarımın fikirlerine gerçekten kulak vermeye ve onları sürece dahil etmeye büyük önem veriyorum. Empati ile dinlemek, şeffaf iletişim kurmak ve herkesin güçlü yönlerini keşfetmeye yönelik bir yaklaşım benimsiyorum. Bu da sadece iş verimini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda ekip ruhunu da canlı tutarak daha sürdürülebilir başarılar elde etmemizi sağlıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendislerin birbirine destek olması hem moral hem de motivasyon açısından çok kıymetli. Bu dayanışma, yalnız olmadığımızı bilmemizi sağlıyor. Tecrübelerin paylaşılması, cesaretlendirici örnekler ve mentorluk ilişkileri hem bireysel gelişime katkı sağlıyor hem de sektördeki kadın görünürlüğünü artırıyor. Kadın dayanışmasının yaygınlaşması, mühendislikteki çeşitliliği ve kapsayıcılığı güçlendiriyor.</p>

<p style="text-align:justify">Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, zorunluluk. Ben de bu bilinçle çalıştığım projelerde enerji verimliliği, çevresel etki analizleri ve geri dönüştürülebilir malzeme kullanımı gibi kriterleri ön planda tutuyorum. Ayrıca sadece çevresel değil, toplumsal sürdürülebilirliğe de dikkat ediyor, iş süreçlerinde adalet ve kapsayıcılık ilkelerine bağlı kalmaya özen gösteriyorum.<br />
<br />
Dünya Kadın Mühendisler Günü vesilesiyle kadın mühendislerin sektöre kattığı değerin daha fazla görünür olmasını diliyorum. Rol model olmayı, ilham vermeyi ve daha fazla genç kadının bu mesleği seçmesini teşvik etmeyi çok önemsiyorum. Mühendislikte çeşitlilik sadece eşitlik için değil, daha yaratıcı ve güçlü çözümler için de gerekli.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Hande Turan" height="267" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/hande-turan.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="226" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hande Turan</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>trex Dijital Akıllı Üretim Sistemleri Ürün Yöneticisi</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Endüstri Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Dijital dönüşüm projeleri, özellikle üretim gibi köklü ve dinamik ortamlarda yalnızca yazılım geliştirmekten ibaret değil; bir değişim süreci yönetmek anlamına geliyor. Biz MES yazılımları geliştirirken teknik altyapıyı kurmak kadar, sahadaki kullanıcıları anlamak, dirençle başa çıkmak, farklı disiplinleri ortak bir vizyonda buluşturmak zorundayız. Tam da bu noktada empati, sabır, iletişim ve iş birliği becerileri kritik hale geliyor. Ben bir kadın mühendis ve product owner olarak, teknik bilgi ile insani dinamikler arasında köprü kurduğumu hissediyorum. Üretim planlamacısından bakım teknisyenine, IT uzmanından fabrika müdürüne kadar çok çeşitli profillerle iletişim kurmam, onları dinlemem, ihtiyaçlarını analiz etmem ve aynı hedefe hizalanmalarını sağlamam gerekiyor. Bu çok katmanlı ilişkilerde kadınların doğal olarak geliştirdiği empati gücü, dinleme becerisi ve detaylara gösterdiği özen büyük avantaj sağlıyor. Ayrıca, agile çalışma biçimlerinin yaygınlaştığı bu yeni düzende, liderlik artık sadece yön vermek değil; birlikte düşünmek, açık olmak ve duygusal zekâ ile karar verebilmek anlamına geliyor. Kadın mühendisler olarak bu dönüşümün pasif izleyicileri değil, bizzat taşıyıcılarıyız. Özellikle MES gibi üretim-odaklı dijital sistemlerde, kullanıcı odaklılık ve sahaya inebilme cesareti bu dönüşümün kalbinde yer alıyor. Kısacası, mühendisliğin insanı merkeze alan bu yeni yüzünde kadın mühendisler sadece yer almıyor; yolu açıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Benim için sürdürülebilir iş birliğinin temeli, ekipteki her bireyin kendini geliştirebildiği, değerli hissettiği ve katkı sunabildiği bir çalışma ortamı kurmakla başlıyor. Yani güçlü bir iş birliği kültürü inşa etmek istiyorsak, önce bireyin potansiyeline yatırım yapmamız gerekiyor. Product owner olarak ekip içinde sadece süreçleri değil, insanları da gözeten bir denge kurmaya çalışıyorum. Her bir ekip arkadaşımın güçlü yanlarını ortaya çıkarabileceği görevlerde yer alması, fikirlerini açıkça ifade edebilmesi ve yaptığı işin çıktısını sahiplenmesi için uygun zemini oluşturmaya çalışıyorum. Çünkü biliyorum ki kişi kendi gelişiminden ve katkısından emin olduğunda, ortak başarı için sorumluluk almaktan çekinmiyor. Bu anlayışın temelinde kazan-kazan modeli var. Kendi gelişimini gören ekip üyesi, başkalarının gelişimine katkı sunmayı da doğal bir şekilde benimsiyor. Böylece iş birliği bir “hedef” değil, ortamın doğal bir sonucu haline geliyor. Bu yaklaşım sadece ekip içi uyumu değil, proje çıktılarının kalitesini de doğrudan etkiliyor. Özellikle MES gibi çok paydaşlı ve hızlı değişen dijital dönüşüm projelerinde, iş birliği kültürünün oturmuş olması başarıyla başarısızlık arasındaki farkı belirliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Uzun yıllar boyunca teknoloji, büyük ölçüde erkekler tarafından üretilen ve yine erkekler tarafından şekillendirilen bir alan oldu. Bugün hâlâ bu geçmişin izleri tamamen silinmiş değil; ancak sevindirici olan şu ki artık teknoloji, tıpkı toplumun geri kalanı gibi daha kapsayıcı ve eşitlikçi bir yöne evriliyor. Bu dönüşümde kadın mühendislerin birbirleriyle kurduğu dayanışma ağları çok kıymetli. Bence bu dayanışma, dışsal bir stratejiden çok, kadınların doğasında olan bir içgüdü: birbirini fark etme, destekleme ve birlikte yol alma. Bu içgüdü, doğru ortamda ve bastırılmadan kendini gösterdiğinde yalnızca bireyleri değil, ekosistemi de güçlendiriyor. Ben bu dayanışmayı hem ilham hem güven kaynağı olarak görüyorum. Aynı ortamda bir başka kadın mühendisin varlığını bilmek, tek başına mücadele etmek zorunda olmadığımızı hatırlatıyor. Deneyimlerin paylaşılması, rol modellerin görünür olması ve birbirini yukarı çeken bir kültür yaratılması, sadece kadın mühendislerin değil, tüm ekibin verimliliğine katkı sağlıyor. Kısacası, kadınların dayanışma mekanizmalarının serbestçe çalışmasına izin veren kurumlar, sadece “eşitlik” açısından değil, doğrudan verimlilik, yaratıcılık ve sürdürülebilirlik açısından da ödüllendiriliyor. Dayanışma bir ayrıcalık değil, bir rekabet avantajı haline geliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bence toplumsal duyarlılığın ve sürdürülebilirliğin mühendislik projelerinde daha fazla yer bulmasının en önemli nedenlerinden biri, bu alandaki kadın temsiliyetinin artması. Çünkü sürdürülebilirlik sadece çevreye duyarlılık değil; aynı zamanda insana verilen değer, eşitlik, adalet ve uzun vadeli etkiyi gözetme becerisi de demek. Kadın mühendisler bu insani boyutları daha fazla gündeme taşıyor. Biz projelerimizde sadece bugünün ihtiyaçlarını değil, aynı zamanda gelecekte oluşacak yapıları da dikkate alarak hareket ediyoruz. Yani üretim süreçlerini dijitalleştirirken, sadece teknik performansı değil, çalışan deneyimini, kurum kültürünü ve gelecekteki sürdürülebilirliği birlikte düşünmeye çalışıyoruz. Uzun soluklu çözümler üretmenin yolu buradan geçiyor. Ayrıca teknolojiyi kimlerin ürettiği, o teknolojinin kimlere hitap edeceğini doğrudan etkiliyor. Eğer teknoloji çeşitliliği olan, kapsayıcı ve çatışmasız bir ekipten çıkıyorsa; bu teknoloji de daha geniş kitlelere temas ediyor. Bu yüzden topluluk çeşitliliğine ve değer temelli çalışma kültürüne büyük önem veriyoruz. Kısacası biz dijital dönüşüm projelerine sadece birer yazılım veya süreç optimizasyonu olarak değil, geleceğin kültürünü şekillendiren yapılar olarak bakıyoruz. Bu vizyon hem mühendislik kalitesini hem de toplumsal etkisini güçlendiriyor.</p>

<p style="text-align:justify">“Mühendislikte İş Birliği Gücü” temasını çok anlamlı buluyorum. Çünkü iş birliği, bana göre sadece birlikte çalışmak değil; birlikte büyümek, birlikte öğrenmek ve birbirinin alanını tanımakla mümkün. Bu noktada ben de bir kadın mühendis olarak, özellikle dijital dönüşüm projeleri yürüten bir product owner olarak, disiplinler arası düşünmeyi, ortak aklı ve insan merkezli yaklaşımı temsil etmeye çalışıyorum. TÜMKAD gibi platformların oluşturduğu görünürlük ve dayanışma alanları, sadece bugünün kadın mühendislerine değil; henüz mühendislik yolculuğuna başlamamış genç kızlara da ilham oluyor. Bu röportajla birlikte ben de kendi deneyimlerimi ve bakış açımı paylaşarak bu ilham zincirine küçük ama samimi bir halka eklemek istiyorum. Kadın mühendislerin sadece sayıca değil, düşünce biçimiyle, yaklaşımlarıyla, dönüştürücü güçleriyle mühendisliğe yön verdiği bir dönemdeyiz. Bu sürecin parçası olmak, sesimizin duyulması ve bir arada durduğumuzu hissettirmek çok kıymetli.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Ebru Koçak-2" height="266" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/ebru-kocak-2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="208" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ebru Koçak</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Erkay Maden Ar-Ge Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Jeoloji Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendisler, bu dönüşümün merkezinde duruyor diyebilirim. Özellikle empati, detaycılık ve çok yönlü düşünme gibi yetkinliklerin ön plana çıktığı bu yeni mühendislik anlayışında, kadınların katkısı sadece sayısal değil, niteliksel olarak da çok değerli. Erkek egemen ortamlarda çalışan bir kadın mühendis olarak, çözüm üretirken yalnızca teknik doğruları değil, ekip içi iletişimi, insan faktörünü ve sahadaki gerçekliği de gözetmeye özen gösteriyorum. Bence bu yaklaşım dönüşümün ta kendisi.</p>

<p style="text-align:justify">çık ve net iletişim kurmak, sahadaki en önemli güçlerden biri. Benim önceliğim, herkesin fikrini söyleyebildiği bir ortam yaratmak. Ayrıca saha çalışanlarının bilgi ve tecrübelerine değer verdiğimi hissettirmek, iş birliğini güçlendiriyor. Ar-Ge perspektifiyle yaklaştığım konularda, özellikle sahadan veri toplarken ekip arkadaşlarımla güvene dayalı bir ilişki kurmak, hem veri kalitesini hem de uygulamadaki başarıyı doğrudan etkiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendis sayısının az olduğu alanlarda bu tür dayanışma ağları hem moral kaynağı hem de deneyim paylaşımı açısından çok kıymetli. Ben saha koşullarında tek kadın olarak çalışıyorum ve bu yalnızlaştırıcı olabiliyor. Bu yüzden uzaktanda olsa, diğer kadın mühendislerle kurduğum temaslar bana hem motivasyon hem de perspektif kazandırıyor. Birbirimizi sadece görünür kılmakla kalmıyoruz, aynı zamanda güçlendiriyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Ar-Ge bakış açısıyla sahada çalışmak, sürdürülebilirliğe odaklanmayı gerektiriyor. Bizim için sadece “çıkarılan maden” değil, o alanın uzun vadeli çevresel etkisi de önemli. Doğaya ve yerel topluluklara karşı sorumluluk hissiyle hareket etmek, teknik çözümlere de yansıyor. Projelerimi planlarken minimum müdahale, maksimum verim ve kalıcılık prensiplerini göz önünde bulunduruyorum.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendis olmak bazen yalnız bir yürüyüş gibi hissettirebiliyor. Ben bu yürüyüşe, her adımın benden sonra gelecek kadınlara bir iz bırakacağı bilinciyle devam ediyorum. Krom ocağında, tozun toprağın içinde, bazen en sert zeminlerde bile kararlılıkla yürümek zorundayım. Lakin biliyorum ki her zorluk, bizi daha dayanıklı, daha stratejik ve daha etkili kılıyor. Güçlü olmak zorunda değiliz, ama cesur olabiliriz. Ben cesareti seçtim. Ve inanıyorum ki biz cesaret ettikçe, biz çoğaldıkça, mühendislik dünyası da daha kapsayıcı, daha güçlü bir hale gelecek. Yalnız değiliz. Yol açan da biziz, yön veren de.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Rabia Dalgıç" height="266" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/rabia-dalgic.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="208" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Rabia Dalgıç</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Mekaş Yemek Sanayi</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Gıda Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik artık sadece teknik bilgiye değil; empatiye, sürdürülebilirliğe ve insan odaklı çözümlere de dayanıyor. Bu dönüşümde kadın mühendisler, sadece uzmanlıklarıyla değil; iletişim becerileri, detaycılıkları ve ekip içi uyum yetenekleriyle öne çıkıyor. Kadın mühendisler, çok paydaşlı projelerde farklı bakış açılarını bir araya getirebilen, ortak akıl üretebilen liderler hâline geliyor. Üretim gibi hızlı ve stresli ortamlarda kurdukları güven temelli iletişim hem süreçlerin verimliliğini artırıyor hem de sürdürülebilir başarıyı mümkün kılıyor. Bugün mühendislik, daha fazla dinleyen ve birlikte çözen profesyonellere ihtiyaç duyuyor. Kadın mühendisler bu ihtiyacın merkezinde duruyor ve geleceğe yön veriyor.</p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik sadece doğru sonuçlara ulaşmak değil, o sonuca uzanan yolda farklı sesleri aynı hedefe yönlendirebilmektir. Bir üretim müdürü ve kadın mühendis olarak, ekip içi iş birliğini güçlendirmek için geliştirdiğim en temel yaklaşım “her sesin duyulması” üzerine kurulu. Üretim alanında çalışan herkesin fikrine ve gözlemine değer vermek, sadece iletişimi değil, güveni de besliyor. Usta başından bulaşıkçıya, kalite kontrolcüsünden planlamacıya kadar herkesin sürece katkı sunabileceğine inanıyorum. Bu anlayışla, düzenli geri bildirim toplantıları yapıyor, sorunları birlikte analiz ediyor ve çözümleri ortak akılla belirliyoruz. Bu yaklaşım sadece ekipteki motivasyonu artırmakla kalmıyor; aynı zamanda hataları önleme, verimliliği artırma ve süreçleri iyileştirme açısından da ciddi kazanımlar sağlıyor. Mesleki başarı artık bireysel parlaklıktan çok, birlikte parlayan ekiplerin eseri hâline geliyor. Bu da işin hem en zor hem de en güzel tarafı.</p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik dünyası hâlâ ağırlıklı olarak erkek egemen bir yapıya sahip olsa da bu tabloya karşı sessiz ama etkili bir güç yükseliyor: Kadın dayanışması. Kadın mühendisler, benzer zorluklardan geçmenin verdiği farkındalıkla, birbirlerini destekleyen, motive eden ve görünür kılan bir ağ kuruyor. Bu ağ bazen bir mentorluk sohbetinde, bazen bir iş planı paylaşımında, bazen de “yalnız değilsin” demek için kurulan bir cümlede kendini gösteriyor. Ben de kendi meslek hayatımda bu desteğin hem duygusal gücünü hem de profesyonel etkisini sıkça hissettim. Özellikle üretim gibi stresli ortamlarda, başka bir kadın mühendisin deneyiminden faydalanmak, yalnızlık duygusunu ortadan kaldırmakla kalmıyor; karar verme cesaretini de artırıyor. Kadın mühendislerin bir araya gelip birbirinin sesini çoğaltması, yalnızca bireysel güçlenmeyi değil, mühendislikte daha adil ve eşitlikçi bir geleceği de mümkün kılıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bugün mühendislik sadece teknik başarılarla değil; doğaya, topluma ve insana karşı duyulan sorumlulukla ölçülüyor. Gıda mühendisi ve üretim yöneticisi olarak, sürdürülebilirlik ve toplumsal duyarlılığı işimin temel taşlarından biri hâline getirmeye çalışıyorum. Bizim sektörümüzde israfla mücadele, en önemli sürdürülebilirlik adımlarından biri. Bu nedenle porsiyon planlamalarımızı gramaj bazlı verilerle belirliyor, üretim fazlalarını azaltmak için sürekli analiz yapıyoruz. Aynı zamanda yerel tedarikçilere öncelik vererek hem karbon ayak izini düşürüyor hem de yerel ekonomiye katkı sağlıyoruz. Toplumsal duyarlılığı ise sadece ürünle değil, insanla kuruyoruz. Ekip arkadaşlarımızın iş sağlığı, kadın çalışanların güçlendirilmesi ve genç mühendislerin gelişimi gibi konularda aktif çaba gösteriyoruz. Çünkü mühendislik, sadece sistem kurmak değil; değer üretmek ve iz bırakmak demektir. Mühendislik, artık sadece bireysel uzmanlık alanı değil; dayanışma, eşitlik ve birlikte başarma kültürünün somutlaştığı bir alan hâline geliyor. Bu dönüşümde kadın mühendislerin sesinin daha çok duyulması, sadece kadınlar için değil, tüm meslek camiası için bir kazanımdır. Ben inanıyorum ki biz kadınlar, sadece üretim süreçlerinde değil; karar mekanizmalarında, inovasyon alanlarında ve toplumsal etki yaratmada da var oldukça mühendislik daha insani, daha sürdürülebilir ve daha güçlü bir yapıya kavuşacak. Kadın mühendisler olarak yalnız değiliz. Birlikte güçlüyüz. Ve geleceği birlikte inşa ediyoruz.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Sıla Altun Azman" height="193" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/sila-altun-azman.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="196" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sıla Altun Azman </strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>TÜMKAD Yönetim Kurulu Üyesi</strong></p>

<p style="text-align:justify">TÜMKAD olarak inanıyoruz ki mühendisliğin geleceği yalnızca teknik uzmanlıkla değil; empati, sosyal farkındalık ve ekip içi iletişim gibi insani becerilerle şekilleniyor. Kadın mühendisler bu dönüşümün tam kalbinde yer alıyor. Çok yönlü bakış açıları, detaylara verdikleri önem ve iş birlikçi yaklaşımlarıyla hem süreçleri hem de çıktıları daha sürdürülebilir ve kapsayıcı hale getiriyorlar. Bizler de bu dönüşümde kadınların etkinliğini görünür kılmak ve desteklemek için çalışıyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Farklı disiplinlerden gelen bireylerin görüşlerine alan açmak, karşılıklı saygı ve şeffaf iletişimle beslenen bir ekip ortamı yaratmak bizim için öncelikli. Bu nedenle TÜMKAD olarak iş birliğini yalnızca bir yöntem değil, bir kültür olarak benimsiyoruz. Bu yaklaşım; sadece projelerin teknik başarısını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda çalışan bağlılığını, motivasyonu ve öğrenme hızını da destekliyor. Ekip ruhunu geliştiren her adımın, mühendislikte kalıcı başarıyı beraberinde getirdiğine inanıyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">TÜMKAD’ın kuruluş amaçlarından biri tam da bu noktada anlam kazanıyor. Kadın mühendisler olarak birbirimize omuz vererek görünürlüğümüzü ve etkimiz artırıyoruz. Bu dayanışma ağları sayesinde yalnız olmadığımızı hissediyor, benzer deneyimlerden güç alıyor ve bu gücü hem öğrencilerle hem genç meslektaşlarımızla paylaşıyoruz. Kadının kadına desteği, mühendislik gibi zorlu disiplinlerde sadece bireysel dayanıklılığı değil, sektörel dönüşümü de beraberinde getiriyor.</p>

<p style="text-align:justify">Toplumsal fayda ve sürdürülebilirlik kavramlarını mühendisliğin ayrılmaz bir parçası elbette. Proje üretirken yalnızca teknik gereklilikleri değil, doğaya, insana ve gelecek kuşaklara olan etkilerini de değerlendirmek gerekiyor. Ayrıca bu farkındalığı yalnızca profesyonel dünyada değil, eğitim alanında da yaygınlaştırmak için çeşitli bilinçlendirme çalışmaları da yürütmek bir toplumsal zorunluluk. Çünkü bizce sürdürülebilirlik; sadece sistemlerde değil, düşünme biçimlerinde başlar. TÜMKAD çatısı altında hayata geçirdiğimiz projelerimizin mimarisini sürdürülebilirlik temelleri üzerine kuruyor ve temelleri sağlam bir fayda zinciri oluşturmayı önemsiyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">TÜMKAD olarak şunu çok net biliyoruz: Kadın mühendislerin sektörde daha güçlü şekilde yer alması, yalnızca eşitlik meselesi değil, aynı zamanda toplumsal ilerlemenin ve bilimsel gelişmenin temelidir. Mühendisliğin geleceği; farklı bakış açılarının, eşit fırsatların ve dayanışmanın gücüyle kurulacak. Bu anlamda hem meslektaşlarımızı hem de mühendislik yolculuğuna yeni çıkan genç kadınları desteklemeye, cesaretlendirmeye ve yanlarında olmaya devam edeceğiz. Mühendisliğin, toplumun her kesimine dokunan bir alan olduğunu unutmamalıyız. Kadınların mühendislikte daha görünür ve etkin olması, yalnızca sektör için değil, geleceğin daha adil ve yaratıcı bir dünya olması için de büyük önem taşıyor. TÜMKAD olarak hem sahada hem de ilham verme noktasında bu sorumluluğun farkındayız.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Zeynep Nur Budak" height="239" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/zeynep-nur-budak.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="222" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Zeynep Nur Budak</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Çevre Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendisler bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor bence. Empati, çok boyutlu düşünme ve detaylara gösterilen özen gibi beceriler, mühendislikte artık teknik yetkinlik kadar önemli hale geldi. Kadınların bu dönüşüme doğallıkla ayak uydurduğunu, hatta çoğu zaman bu dönüşümün öncüsü olduğunu düşünüyorum. Bizler artık sadece “kadın mühendis” değil, çözüm ortağı, takım lideri, proje yöneticisi olarak süreçlerin her noktasında varız.<br />
<br />
Açık iletişim ve güven ortamı benim için çok önemli. Özellikle çok disiplinli ekiplerle çalışırken herkesin fikrini rahatça ifade edebildiği bir ortam yaratmaya çalışıyorum. İş birliğini kuvvetlendiren bir diğer unsur da sorumluluğu paylaşmak. Herkesin sürece katkı sunduğunu hissettiği bir ekipte hem motivasyon artıyor hem de sonuçlar daha verimli oluyor. Bu yaklaşım sayesinde ekip içinde sadece görev paylaşımı değil, aynı zamanda ortak hedef bilinci de gelişiyor.<br />
<br />
Kadın mühendisler arasındaki dayanışmayı çok kıymetli buluyorum. Tecrübe paylaşımı, mentorluk, görünürlük sağlama gibi konularda birbirimize destek olmamız hem bireysel olarak güçlendiriyor hem de sektördeki kadın temsiliyetini artırıyor. Bu dayanışma, sadece kadın mühendislerin değil, gelecek nesillerin de daha kapsayıcı bir meslek ortamına kavuşması için önemli bir adım.</p>

<p style="text-align:justify">Çevre mühendisiyim ve bu iki kavram işimin tam kalbinde yer alıyor. Sürdürülebilirliği sadece teknik bir gereklilik değil, bir sorumluluk olarak görüyorum. Projelerde atık yönetiminden karbon ayak izi hesaplamalarına kadar birçok konuda çevresel etkileri azaltacak çözümler geliştiriyoruz. Aynı zamanda çalıştığım firmalara toplumsal farkındalık kazandırmak adına eğitimler, bilgilendirmeler yaparak sadece proje bazında değil, kurumsal kültür olarak da bu anlayışı yaymaya çalışıyorum.</p>

<p style="text-align:justify">Kadınların mühendislikte görünürlüğünün artması, sadece kadınlar için değil, sektörün gelişimi için de çok değerli.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Gülçi̇m Atay-1" height="178" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/gulcim-atay-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="189" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Gülçim Atay</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>TÜMKAD Üyesi</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Makine Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik artık sadece teknik yeterlilikle sınırlılık değil; çözüm üretirken insanı, toplumu ve duyguyu da kapsayan bir alan haline geldi. Bu dönüşümde kadın mühendisler empati yönünün yüksekliği sebebiyle bu konuda önemli bir yapı taşı oluşturuyor. Çünkü biz sadece analiz eden değil, aynı zamanda empati kuran, detayları gören, takım içi iletişimi güçlendiren kişileriz. Kadınların mühendislikteki varlığı, sistemlere sadece teknik katkı değil, aynı zamanda duyarlılık, bütüncül bakış ve sürdürülebilirlik kazandırıyor. Artık mühendislikte yalnızca projeler değil, insanlar, ihtiyaçlar ve duygular da var…Kadın mühendisler de bu değişimin taşıyıcısı olarak değil, tam merkezinde yer alıyor. Bu doğrultuda mühendislik yönümüzde çalışma hayatımızda iş birliğini güçlendirmek için en çok dikkat ettiğim şey, herkesin kendini değerli ve anlaşılmış hissetmesini sağlamaktır. Teknik yeterlilik kadar, insanların fikirlerini rahatça ifade edebileceği bir ortam yaratmanın da ekip başarısını doğrudan etkilediğini düşünüyorum. Bu doğrultuda özellikle dinlemeye, ara noktaları yakalayıp uzlaştırmaya ve ihtiyaç duyulan anda destek olmaya özen gösterilmeli olduğuna inanıyor ve güven oluşturmaya yönelik küçük ama etkili adımlar atmayanın önemini benimsiyorum.  Açık iletişim kurmak, emeği takdir etmek ve sorumluluğu dengeli paylaşmak gibi. Bu yaklaşım sadece ekip içi uyumu artırmakla kalmıyor; aynı zamanda projelerin daha hızlı, daha sağlıklı ve daha yaratıcı şekilde ilerlemesini sağlıyor.” ilkesini benimsiyorum. </p>

<p style="text-align:justify">Bir diğer konumuz mühendislik disiplinlerinde hala erkek egemen yapının hissediliyor olmasıdır. Ama bizler bu yapının içinde yalnız kalmamak için birbirimize omuz vererek ilerliyoruz. Kadınlar arası dayanışmanın çok kıymetli ve dönüştürücü olduğuna inanıyorum. Bu sadece destek olmak değil; ilham vermek, cesaretlendirmek, birbirinin görünürlüğünü artırmak ve birlikte daha güçlü hissetmek anlamına geliyor gözümde. Çünkü sadece teknik zorluklar değil, görünmeyen bariyerlerle de karşılaşıyoruz ister istemez. O noktalarda başka bir kadın mühendisin ‘ben de yaşadım, sen yalnız değilsin’ demesi çok değerli. Bu dayanışma sadece bireysel moral değil, aynı zamanda sistem içinde kalıcı dönüşümler yaratabilecek güçte. Kadın mühendislerin kendi aralarında kurduğu bu ağlar; bilgi paylaşımı, cesaret ve dayanıklılık anlamında mühendislik mesleğine çok büyük katkı sağlıyor ve bunun günden güne geliştiğine inanıyorum. Mühendislik benim için sadece çözüm üretmek değil, aynı zamanda bu çözümün kimin hayatına nasıl dokunduğunu da sorgulamak demek. Bir projeye başlarken artık sadece teknik yeterlilikleri değil; insan, çevre ve toplumsal etki faktörlerini birlikte değerlendiriyorum. Çünkü mühendisliğin nihai çıktısı aslında hayata karışıyor. Bu yüzden yaptığımız her tercihin, kullanılan malzemeden enerji tüketimine, ulaşılabilirlikten güvenliğe kadar daha geniş bir karşılığı olduğunu fark etmek önemli. Toplumsal duyarlılık boyutunda ise projenin erişilebilirliği, kullanıcı güvenliği ve sosyal faydası önceliklerim arasında. Mühendislikteki teknik başarıyı yalnızca sonuçla değil, insanların hayatına ne kattığıyla ölçmeyi önemsiyorum. Ayrıca bu duyarlılığı sadece işin içine değil, ekip kültürüne taşınmasının bir gereklilik olduğunu savunuyorum. Çünkü inanıyorum ki teknik mükemmellik, ancak vicdani farkındalıkla ve beraberlik bakış açısı ile anlam kazanır.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Burcu Korgavuş-1" height="193" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/burcu-korgavus-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="196" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Burcu Korgavuş</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Dialog Concept  Gayrimenkul Danışmanı</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kimya Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendisler, bu dönüşümün merkezinde yer alıyor diyebilirim. Çünkü empati, sabır, çok yönlü düşünme ve detaycılık gibi özellikler, kadınların doğasında olan ve bu dönüşüme büyük katkı sağlayan unsurlar. Teknik yeterlilikle birlikte insan odaklı çözümler üretebilme kabiliyeti, artık mühendislikte vazgeçilmez hale geldi. Kadın mühendisler, bu noktada sadece projelere değil, çalışma ortamlarına da farklı bir denge ve bakış açısı getiriyor.</p>

<p style="text-align:justify">İster mühendislik projelerinde olsun, isterse şimdiki gibi gayrimenkul sektöründe. İş birliğini besleyen en temel unsurun güven ve açık iletişim olduğuna inanıyorum. Ekip içinde herkesin fikrine değer verilen bir ortam yaratmaya, duygusal zekâya dayalı liderlik göstermeye ve çözüm odaklı bir kültür oluşturmaya özen gösteriyorum. Bu yaklaşım, sadece başarıyı değil, sürdürülebilir başarıyı mümkün kılıyor. İnsanlar kendilerini ait hissettiklerinde çok daha üretken oluyorlar.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendislerin kendi aralarında oluşturduğu dayanışma ağları, cesaret verici ve çok değerli. Özellikle genç kadın mühendislerin yalnız hissetmemesi, rol model alabileceği kadınlara ulaşabilmesi açısından bu ağların gücü yadsınamaz. Kadın dayanışması sadece bireysel değil, kolektif başarının da temelini oluşturuyor. Bu tür ağlara daha fazla görünürlük kazandırmak ve kurumsal yapılarla entegre hâle getirmek, kadın mühendislerin sektörde daha güçlü temsil edilmesini sağlayacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Benim için sürdürülebilirlik sadece çevreyle ilgili değil; aynı zamanda toplumsal yapılar, iş ilişkileri ve kaynak yönetimiyle de ilgili. Kimya mühendisliği geçmişim sayesinde, özellikle çevresel etkiler ve sürdürülebilir çözümler konusunda her zaman bilinçli oldum. Bugün gayrimenkul sektöründe çalışırken de bu duyarlılığı korumaya çalışıyorum. Enerji verimliliği yüksek yapılar, uzun ömürlü malzeme kullanımı ve sosyal sorumluluk projelerine destek gibi unsurlar, iş yapış biçimimin ayrılmaz bir parçası.</p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik kadınların da alanı ve bu alanda daha fazla kadının var olması sadece cinsiyet eşitliği açısından değil, aynı zamanda sektörün gelişimi için de hayati öneme sahip. Kadınlar, teknik bilgiyle empatiyi birleştirdiklerinde ortaya gerçekten dönüştürücü sonuçlar çıkıyor. Bu vesileyle, tüm kadın mühendislerin Dünya Kadın Mühendisler Günü’nü kutluyor, cesaretlerinin ve katkılarının çoğalmasını diliyorum.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Beyzanur Gürcan" height="270" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/beyzanur-gurcan.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="193" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Beyzanur Gürcan</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>TÜMKAD Yapay Zeka Ve Dijital Dönüşüm Komisyonu Üyesi</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Bilgisayar Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendisler bu dönüşümün merkezinde yer alıyor bence. Empati, iletişim becerileri ve detaylara gösterilen özen gibi özellikler, artık sadece “soft skill” değil, projenin başarısını belirleyen nitelikler. Kadın mühendisler teknik bilgiyle bu insani yönü çok iyi harmanlayabiliyor. Ortak akılla hareket etmek, farklı seslere kulak vermek ve kapsayıcı çözümler üretmek bizim doğamızda var diyebilirim.</p>

<p style="text-align:justify">Ekip içinde güven ortamı oluşturmak benim için en önemli konu. İnsanların kendini ifade edebildiği, hata yapmaktan korkmadığı bir ortamda gerçekten yaratıcı ve etkili işler çıkıyor. Ben genellikle ekip toplantılarında herkesin fikrini duymaya özen gösteririm. Yeni başlayanlara alan tanımak, tecrübeli olanlarla birlikte üretmelerini sağlamak gibi küçük ama etkili yöntemler uyguluyorum. Bu yaklaşım hem ekibi güçlendiriyor hem de projelere farklı bakış açıları katıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bu dayanışma ağları hem moral hem de motivasyon açısından çok kıymetli. Ben üniversite yıllarında kadın yazılımcılarla ilgili kulüplerde aktif rol aldım, şimdi de kadın mühendis topluluklarında yer alıyorum. Birbirimize mentorluk yapmak, deneyim paylaşmak, hatta bazen sadece “yalnız değilsin” demek bile çok büyük bir destek sağlıyor. Bu ağlar sayesinde birçok kadın meslektaşımın daha güçlü adımlar attığını görmek beni çok motive ediyor.</p>

<p style="text-align:justify">Ben bir bilgisayar mühendisi olarak yazılım projelerinde çevresel ve toplumsal etkileri hep göz önünde bulundurmaya çalışıyorum. Örneğin, geliştirdiğimiz bir uygulamanın veri kullanımı, enerji tüketimi ya da erişilebilirliği konusunda hep sorular soruyorum: “Bu sistem herkes için erişilebilir mi? Gereksiz kaynak tüketiyor mu? Toplumsal fayda sağlayabilir mi?” Küçük detaylar gibi görünüyor ama uzun vadede ciddi bir fark yaratabiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendislerin görünürlüğü arttıkça ilham verdiğimiz kişi sayısı da artıyor. Bu yüzden TÜMKAD tarafından düzenlenen 23 Haziran Dünya Mühendis Kadınlar günü konferansını özel ve çok değerli buluyorum. Hem kutlama hem de farkındalık için güzel bir fırsat. Ben de kendi meslek yolculuğumda karşılaştığım zorlukları, başarıları ve öğrenimleri paylaşarak başka genç kadınlara ilham olmak istiyorum.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Ezgi Yıldız" height="290" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/ezgi-yildiz.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="237" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ezgi Yıldız</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Elsa Yazılım Proje Yöneticisi</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Bilgisayar Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik anlayışı dönüşürken, kadın mühendisler bu değişimin merkezinde yer alıyor. Empati kurma, paydaşlarla sağlıklı iletişim kurma ve kullanıcı ihtiyaçlarını anlama gibi yetkinliklerimiz, yeni nesil mühendislik anlayışında belirleyici rol oynuyor. Sadece teknik çözümler üretmekle kalmıyor, ekip içi uyumu artırıyor, süreçlere ortak akıl ve sistematik düşünceyi entegre edebiliyoruz. Bu dönüşümde aktif rol alarak mühendisliği daha kapsayıcı, sürdürülebilir ve insan odaklı bir hale getiriyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Proje yöneticisi olarak çalıştığım ekiplerde iş birliğini güçlendirmek adına özellikle empati kurmaya ve ekip içindeki dengeyi sağlamaya özen gösteriyorum. Herkesin kendi sorumluluğunu sahiplenebileceği bir alan yaratmak hem özerk hem de uyumlu bir çalışma ortamı oluşturuyor. Disiplini korurken bireysel katkıyı teşvik etmek, ekip motivasyonunu artırıyor ve projenin daha verimli ilerlemesini sağlıyor. Bu yaklaşım hem takım içindeki güveni pekiştiriyor hem de mesleki başarıya doğrudan katkı sunuyor.</p>

<p style="text-align:justify">Üniversite yıllarımda mühendisliğin hâlâ “erkek işi” olarak görülmesinden rahatsızlık duyuyordum. Zamanla bu alanda kendimi geliştirip bugün geldiğim noktaya baktığımda, bu algıya rağmen ilerlemiş ve başarılı olmuş bir kadın mühendis olmanın gururunu yaşıyorum. Başta kendimi kanıtlama ihtiyacı hissetmek zorunda kalmak üzücüydü; ancak zamanla bu sözlerin ne kadar yersiz olduğunu göstermek içimi rahatlatan bir güç kaynağına dönüştü. Kadın mühendisler olarak birbirimize destek olmamızın ne kadar değerli olduğunu her geçen gün daha iyi anlıyorum. Etkinliklerde, projelerde hâlâ kadın-erkek dengesini farkında olmadan sayıyor olmam bile bu yapının etkisinin sürdüğünü gösteriyor. Ancak bu denge değişiyor ve bizler bu dönüşümün aktif birer parçasıyız. Başarılı kadın meslektaşlarımın sayısının arttığını görmek bana umut veriyor ve dayanışmanın bu değişimde ne kadar etkili olduğunu gösteriyor.<br />
<br />
Aslında biz mühendisler, yaptığımız her projeyle topluma, çevreye ve geleceğe yatırım yapıyoruz. Ürettiğimiz çözümler, doğrudan insanların hayatına dokunuyor ve toplumun ilerlemesine katkı sağlıyor. Bu yüzden projelere başlarken kendimi ihtiyacı olan insanların yerine koyuyor, onların gözünden bakmaya çalışıyorum. Empatiyle düşünmek, sadece teknik değil, insani açıdan da güçlü sonuçlar doğuruyor. Ortaya çıkan çözüm hem toplumu memnun ediyor hem de yaptığım işin gerçekten bir anlamı olduğunu hissettiriyor.</p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik alanındaki dönüşüm, farklı bakış açıları ve çeşitlilikle güçleniyor. Kadın mühendisler olarak, teknik bilgiyle birlikte empati, iş birliği ve sorumluluk bilincini birleştirdiğimizde, daha yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler üretebileceğimize inanıyorum. Bu nedenle, cinsiyet çeşitliliğinin mühendislik ekiplerinde desteklenmesi ve teşvik edilmesi, sektörün geleceği için kritik önemde. Sorularınız için çok teşekkürler.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Asli Güler-1" height="364" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/asli-guler-1.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="200" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Aslı Güler</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Endüstri Mühendisi </strong></p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendisler teknik bilgileri ile beraber duygusal zekâları ile de ön plana çıkıyorlar. Ayrıca aynı anda birçok işi yapabilme becerileri, detaycılık kadınları bu dönüşümün merkezi haline getirmektedir.<br />
<br />
Herkesin fikrini dikkatle dinlemeye ve başarılarını takdir etmeye özen gösteririm. Çünkü dinlenmemek değersizlik hissi yaratıp aidiyet duygusunu yok ettiği gibi ekip içindeki iş birliğini de zayıflatmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Gerçekçi olmak gerekirse kadınlar kadın meslektaşlarına karşı daha acımasız ve hırslılar. Elbette bu her kadın için geçerli değil ancak iş hayatımdaki en büyük tekmeleri kadınlardan yemişimdir. Herkesin tecrübesi kendine özel ve farklıdır ancak erkek egemen bir yapı içinde dişli olmak, ben de buradayım diyebilmek önemli çünkü fikirlerinize önem verilmiyor ve gösterdiğiniz kibarlığınız zayıflık olarak görülüyor. Bu durumu düzeltebilmek için herkesten daha çok çalışmaya çalışmak, ciddiye alınabilmek için kendinizi kanıtlamak maalesef büyük önem taşıyor. Dayanışma ise başta beklememeliyiz. Çalıştığım her bölümde kaynak kullanımını minimumda tutmaya çalışarak bulunduğum proje parçalarının dayanımına ve işlevine dikkat etmeye çalıştım. Çünkü sürdürülebilirliği de beraberinde getirecekti. Atıl durumdaki ürünleri de değerlendirebileceğimiz farklı bölümlere odaklandım. İş anlayışımda da boşa israf pek yer almamaktadır. Hızlı tüketimi olmayacak ve kullanılmayacak parçalarda yüksek stok bulundurmamaya dikkat ettim.</p>

<p style="text-align:justify">Çoğu zaman teknik bilgim, önerilerim sorgulandı, göz ardı edildi. Karar alma süreçlerinde yeterince ciddiye alınmadım. Birçok eşitlik barındırmayan davranışa maruz kaldım. Sahada ve ofiste yaptığım işler değer görmüyordu. Bu durum tabi zamanla özgüvenimi zedeledi. Bunun üstesinden daha çok çalışarak her alanda elimden gelenin fazlasını yaparak geldim ve kendimi kanıtladım. Hem bir kadın hem de mühendis olarak da saygısızlıklara boyun eğmemeyi kendime bir amaç edindim. Tüm meslektaşlarıma da buradan değerli ve önemli olduklarını söylemek isterim.</p>

<p style="text-align:justify">Herkesin dünya kadın mühendisler gününü kutlarım ve herkese çok özel ve değerli olduklarını da hatırlatmak isterim.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Demet Çınar" height="230" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/demet-cinar.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="237" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Demet Çınar</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Özerdem Mensucat</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kalite Güvence Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Artık kadın erkek diye bir ayrım yapılması çok ilkel olur. Bu çağda cinsiyetlerin değil insanlığın yapay zeka ile karşılaştırılması gerekir. İş birliğini köstekleyen sorunları ortadan kaldırdığınızda birlik bilinci kendiliğinden geliyor. Bu konular hem bireysel hem de kurumsal olabiliyor. Yaygın sorunlar, iletişim, güvensiz rekabet ortamı, belirsiz görevler, liderlik eksiklikleri, ödüllendirme sisteminin yanlış kurgulanması diyebiliriz. Çözüm için en doğru anahtar ise eğitim. Erkeğin egemen olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. Bazı noktalarda ön planda olmayı kadınlar tercih etmiyor olabilir mi? Bu konular ülkemizde müşteri gereklilikleri ile gündeme geliyor maalesef. Ancak bu konuların içselleştirilmesi ve şirketin kültürü haline gelmesi için sürekli olarak eğitimlerde toplantılarda gündeme getirerek, ödül öneri sistemine dahil ederek, tedarikçilerimizden beklentilerimize bu konuları da dahil ederek tüm paydaşlarımızı bu sürece dahil etmeye çalışıyoruz.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Şehnaz Uysaltürk" height="257" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/sehnaz-uysalturk.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="240" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Şehnaz Uysaltürk</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>TÜMKAD YKÜ</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Malzeme Bilimi ve Mühendisi</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong> </strong>Mühendislik, artık sadece teknik çözümler değil; aynı zamanda ortak akıl ve empati gerektiren bir alan haline geliyor. Sizce kadın mühendisler bu dönüşümün neresinde duruyor?</p>

<p style="text-align:justify">Mühendislik artık sadece sayılarla, makinelerle veya çizimlerle sınırlı bir alan değil. Bugün bizden beklenen şey, karmaşık sorunlara sadece teknik değil, aynı zamanda insan odaklı çözümler geliştirmemiz. Kadın mühendisler olarak bu dönüşümün tam merkezindeyiz. Çünkü biz, tarih boyunca duyulmamış seslerin taşıyıcısı, görünmeyeni görünür kılmanın temsilcisi olduk. Empati, çok sesliliğe açık olmak, detaylara duyarlılık gibi beceriler artık mühendislikte birer “soft skill” değil, kritik başarı kriterleri. Kadınlar bu yetkinlikleri zaten doğalarından taşıyor ve mühendislik mesleğini daha kapsayıcı, daha vizyoner bir çizgiye taşıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Çalıştığınız ekiplerde iş birliğini güçlendirmek adına özel olarak dikkat ettiğiniz veya geliştirdiğiniz yaklaşımlar var mı? Bu yaklaşımlar mesleki başarıya nasıl katkı sağlıyor?</p>

<p style="text-align:justify">İş birliğinin sürdürülebilir olabilmesi için ekipte önce güven ortamının kurulması gerektiğine inanıyorum. Güven, sadece insanlar arası ilişkileri kolaylaştırmaz; aynı zamanda risk almayı, yaratıcı düşünmeyi ve açık iletişimi mümkün kılar. Ekibin her bir üyesi kendini güvende hissettiğinde, fikirlerini daha rahat ifade eder, katkı sunmaktan çekinmez ve sorumluluk almaktan korkmaz. Bu da birlikte üretmenin önünü açar. Ancak güven tek başına yeterli değil. Bu güven ortamının net hedeflerle, ölçülebilir sonuçlarla ve karşılıklı hesap verebilirlikle desteklenmesi gerekiyor. Ekibin odak noktasını sadece "iyi geçinmeye" değil, birlikte sonuç üretmeye yönlendirdiğimizde; iş birliği, soyut bir kavram olmaktan çıkıp somut başarılarla kendini gösteriyor. Ben ekip içinde hem insan ilişkilerini beslemeye hem de iş hedeflerine ortak akılla ulaşmaya öncelik veriyorum. Bu yaklaşım, projelerde hem daha verimli sonuçlar elde etmemizi sağlıyor hem de herkesin sürece sahip çıktığı, sorumluluğu paylaştığı bir çalışma kültürü yaratıyor. Sonuçta başarı, sadece işi bitirmek değil, birlikte gelişerek başarmak oluyor.</p>

<p style="text-align:justify">Kadın mühendislerin dayanışma ağları artık sadece bir ihtiyaç değil; bir dönüşüm gücü. TÜMKAD çatısı altında bunu her gün yaşıyoruz. Bilgi paylaşımı, mentorluk, deneyim aktarımı ve sadece “yanında durmak” bile bazen bir meslek hayatını değiştirebiliyor. Bu ağlar, yalnızca destek sunmakla kalmıyor; aynı zamanda görünürlüğümüzü artırıyor, karar verici konumlara daha fazla kadın mühendis taşımamıza katkı sağlıyor. Bireysel başarıların kolektif kazanıma dönüşmesi için bu tür dayanışma kültürlerine çok ihtiyacımız var ve biz bunu adım adım inşa ediyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Benim için sürdürülebilirlik sadece çevresel bir başlık değil; bir düşünce biçimi, bir karar alma refleksi. Hangi sektörde olursak olalım, mühendislik artık sadece “çalışan sistemler” üretme işi değil; bu sistemlerin insanlar, toplumlar ve gelecek kuşaklar üzerindeki etkisini de gözetme sorumluluğu taşıyor. Bu yüzden her projeye başlarken sorduğum temel sorular var:</p>

<p style="text-align:justify">Bu çözüm, sadece bugün için mi anlamlı? Topluma ne tür bir etki bırakıyor? Daha kapsayıcı, daha adil bir sistem kurmaya katkı sağlıyor mu?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bu sorular ışığında teknik çözümleri daha geniş bir çerçeveden değerlendiriyoruz. Sadece verimli çalışması değil, etik üretim süreçleri, sosyal etki ve erişilebilirlik gibi unsurlar da kararlarımızda etkili oluyor. Örneğin bir otomasyon projesinde sadece enerji verimliliğini değil, iş gücüne olan etkisini de masaya yatırıyoruz. Çalışanların adaptasyonu için eğitim süreçleri planlıyor, topluma katkı sağlayacak yan çıktılar yaratmaya çalışıyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca bireysel olarak da şuna inanıyorum: Kurumsal sürdürülebilirlik, bireysel duyarlılıkla başlar. Günün sonunda; yaptığımız her mühendislik müdahalesi, sistemde bir iz bırakıyor. Bu izin dönüştürücü ve kapsayıcı olması için sadece teknik bilgi değil, vicdani sorumlulukla da hareket etmemiz gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNCELEME</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/kadin-muhendisler-donusumde-oncu</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Jun 2025 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/1517-m1.jpg" type="image/jpeg" length="36490"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Automechanika Istanbul’da Bursa ağırlığı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/automechanika-istanbulda-bursa-agirligi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/automechanika-istanbulda-bursa-agirligi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Automechanika İstanbul Fuarı’na yaklaşık 676'sı Türkiye'den olmak üzere 1.500 firma katıldı. Bursa’dan 72 firma ile güçlü bir katılım gerçekleşirken üreticiler, son teknoloji ürünlerini tanıtarak adeta gövde gösterisi yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>GÖKSEL BAŞARAN</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>12-15 Haziran tarihleri arasında İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Automechanika Istanbul 2025</strong>, otomotiv satış sonrası pazarının en büyük buluşmalarından biri olarak başarıyla gerçekleştirildi. Fuar, bu yıl da hem ulusal hem uluslararası sektör temsilcilerini bir araya getirerek otomotiv endüstrisinin nabzını tuttu.</p>

<p style="text-align:justify">Toplam <strong>15 salonda</strong> düzenlenen fuarda; parça ve sistem endüstrisinden bakım-onarım servislerine, mobilite çözümlerinden yedek parça hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede ürün ve çözümler sergilendi. Fuar, bu yıl “<strong>İnovasyon, Sürdürülebilirlik, Değişim, Eğitim, İstihdam, Bağlılık ve Yüksek Teknoloji</strong>” temalarıyla öne çıktı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sürdürülebilir ve yenilikçi çözümler</strong></p>

<p style="text-align:justify">Automechanika Istanbul 2025’te elektrikli ve hibrit araç teknolojileri, yapay zeka destekli oto servis çözümleri, yeşil üretim uygulamaları ve alternatif yakıt sistemleri gibi <strong>sürdürülebilir ve yenilikçi çözümler</strong> büyük ilgi gördü. Fuar süresince düzenlenen paneller, yarışmalar ve networking etkinlikleri, katılımcılara sektördeki son gelişmeleri yakından izleme ve yeni iş fırsatları yakalama olanağı sundu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Avrupa, Afrika, Orta Doğu ve Kuzey Karadeniz</strong> gibi dört farklı bölgeden gelen sektör profesyonelleriyle fuar, Türkiye’nin en değerli B2B etkinliklerinden biri olma konumunu bir kez daha pekiştirdi. 1.400’ün üzerinde firma ve binlerce ziyaretçiyi ağırlayan organizasyon, iş hacmi açısından da önemli sonuçlar doğurdu.</p>

<p style="text-align:justify">Fuar kapsamında gerçekleştirilen <strong>Automechanika Academy panelleri</strong>, <strong>dijitalleşme ve yapay zeka oturumları</strong> ile <strong>geleceğin teknolojileri sergileri</strong>, katılımcılar tarafından yoğun ilgiyle takip edildi. Ayrıca bu yıl ilk kez düzenlenen <strong>Automechanika Istanbul Ödül Töreni</strong>nde, sürdürülebilirlik, istihdam ve inovasyon alanlarında başarı gösteren firmalar ödüllendirildi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Bursa’dan fuara 72 firma katıldı</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Bursa’dan 72 firma</strong> ile güçlü bir katılım gerçekleşti. Bursalı üreticiler, son teknoloji ürünlerini tanıtarak uluslararası iş birliklerine zemin hazırladı ve yeni ticari bağlantılar kurarak ihracat potansiyellerini artırmayı hedefledi.</p>

<p style="text-align:justify">Automechanika Istanbul 2025, sektör profesyonellerine sadece bir ticaret alanı değil, aynı zamanda geleceği birlikte tasarlama fırsatı sundu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong><img alt="Baran Celik-1" height="199" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2024/12/baran-celik-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="166" /></strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Baran Çelik</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>OİB Yönetim Kurulu Başkanı </strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Tüm tedarik zincirimiz için güçlü iş bağlantıları sunuyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği'nin (OİB) desteklediği ve sektöründe dünyanın en önemli fuarlarından olan Automechanika İstanbul, Türkiye ve dünyadan otomotiv firmaları yeni iş ve proje bağlantıları için buluşturdu. Otomotiv satış sonrası değer zincirinin tamamını bir araya getiren ender fuarlardan biri olan Automechanika, sektörümüzdeki en son yenilikleri keşfetmek, yeni iş bağlantıları kurmak, distribütörlük ve bayilik fırsatlarını değerlendirmek ve pazardaki güncel eğilimleri takip etmek için eşsiz bir platform sunuyor. Automechanika’nın bu yıl da üretim, dağıtım, bakım ve onarım da dahil olmak üzere tüm tedarik zincirimiz için güçlü iş bağlantıları ve en güncel teknolojik bilgi alışverişi sağlayacağına inanıyoruz.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Hüseyi̇n Tuncer-1" height="175" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/huseyin-tuncer-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="154" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hüseyin Tuncer</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Pega Otomotiv YKB</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sektör arafta, kartlar yeniden karılacak</strong></p>

<p style="text-align:justify">Automechanika Istanbul’a katılmaktaki öncelikli amacımız, mevcut müşterilerimizle olan ilişkilerimizi pekiştirmek ve yeni müşteri kazanımları sağlamaktı. Aynı zamanda sektördeki gelişmeleri yakından takip etmek istedik. Katılımın İstanbul’da daha kolay olması nedeniyle, firma ve ziyaretçi açısından yoğunluk bekliyorduk; nitekim öyle de oldu.</p>

<p style="text-align:justify">Fuar kapsamında, hava süspansiyon sistemleri alanındaki yeni ürünlerimizi pazara sunduk. Bu ürünler, Ar-Ge yatırımlarımızın bir sonucu olarak ortaya çıktı ve oldukça ilgi gördü.</p>

<p style="text-align:justify">Bursa, otomotiv yan sanayisinde kalite ile özdeşleşmiş bir şehir. Biz de bu avantajı en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz. Ancak sektör olarak karşılaştığımız en büyük zorluk, sadece Çin gibi devlerle rekabet değil; aynı zamanda yerli üreticiler arasında yaşanan yoğun rekabet. Ne yazık ki bu durum, zaman zaman firmaların birbirini aşağıya çekmesine neden olabiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Genel olarak otomotiv sektörünün şu an bir bekleme sürecinde, adeta bir 'araf'ta olduğunu düşünüyorum. Belirsizlikler oldukça fazla. Bu süreçte Pega Otomotiv olarak finansal yapımızı daima güçlü tutmaya özen gösteriyoruz. Bu sayede sektördeki etkinliğimizi sürdürebiliyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Öyle bir dönemden geçiyoruz ki; kırılan kırılacak, dökülen dökülecek... Sonrasında ise kartlar yeniden karılacak. Biz bu dönüşüm sürecine hazırız.</p>

<p style="text-align:justify"><strong><img alt="Taner Yilmaz May Fren-6" height="242" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/taner-yilmaz-may-fren-6.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="172" /></strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Taner Yılmaz</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>May Fren YKB</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yerli teknolojiyle küresel rekabette yeni bir sayfa açıyoruz</strong></p>

<p style="text-align:justify">Automechanika Istanbul Fuarı’nda firmamızın geliştirdiği arıza tespit cihazının en yeni versiyonunu sergileme fırsatı bulduk. Bu yıl özellikle cihazımıza entegre ettiğimiz yeni özelliklerle, dünya genelinde tamiri yapılamayan elektromekanik valflerin tamirini mümkün kılacak bir teknoloji sunduk. Bu yetkinlik, hem yurt içi hem de yurt dışı pazarlarda büyük ilgi gördü. Böylece sadece yerli değil, küresel ölçekte de rekabet edebilen bir ürün geliştirmiş olmanın haklı gururunu yaşıyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Otomotiv yan sanayi, Türkiye’nin küresel pazarlara açılan en güçlü sektörlerinden biri. Ancak son yıllarda iç piyasa dinamiklerinde yaşanan maliyet artışları, firmalarımızın rekabet gücünü ciddi şekilde zayıflatmış durumda. Özellikle Bursa gibi otomotiv üretiminin kalbi olan şehirlerimiz için bu durum, dikkatle ele alınması gereken büyük bir tehdit oluşturuyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bugünün şartlarında rekabette öne geçmenin yolu, teknolojik dönüşümden geçiyor. Bu nedenle, Endüstri 4.0’a daha hızlı ve daha kararlı bir geçiş yapmak zorundayız. Artan işçilik maliyetlerine karşı tek çıkış yolumuz, üretim süreçlerimizi dijitalleştirmek ve otomasyona entegre olmaktır. Biz de May Fren olarak, şirket içinde dijital dönüşümle ilgili potansiyel alanlarımızı belirledik ve bu doğrultuda somut yatırımlar yapmaya hazırlanıyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Amacımız, hem ulusal hem de uluslararası pazarlarda güçlü bir oyuncu olmak. Bunu da ancak yenilikçi çözümler, teknolojik yatırımlar ve sürdürülebilir üretim anlayışıyla başarabileceğimize inanıyoruz.</p>

<p style="text-align:justify"><strong><img alt="İsmail Tatar-3" height="242" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/03/ismail-tatar-3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="172" /></strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İsmail Tatar</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İbraş Genel Müdürü</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Oldukça yoğun ve nitelikli bir fuar oldu</strong></p>

<p style="text-align:justify">Fuar bu yıl da oldukça yoğun ve nitelikli bir ziyaretçi profiline sahipti. Özellikle nokta atışı diyebileceğimiz, doğrudan alım yapabilecek müşterilerle görüşmeler gerçekleştirdik. Her yıl prestiji biraz daha artan Automechanika İstanbul’un bu başarısında, Türk sanayicisinin üretim kabiliyeti ve teknolojik yetkinliği büyük rol oynuyor. Biz de İbraş Kauçuk olarak bu dinamizmin bir parçası olmaktan gurur duyuyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Bu yıl da fuarda akışkan transfer sistemleri başlığı altında, radyatör hortumları, kalorifer hortumları, turbo hortumları ve benzin hortumları gibi ürün gruplarımızı sergiledik. Bunun yanında, sistemimize dahil ettiğimiz yeni ürün gruplarıyla da ziyaretçilerimizin ilgisini çektik. Özellikle elektrikli araçlara yönelik komponentler üzerine Ar-Ge yatırımlarımızı artırmış durumdayız.</p>

<p style="text-align:justify">Bursa, Türkiye’nin otomotiv başkenti konumunda. Yan sanayi açısından da oldukça güçlü bir altyapıya sahip. Kalifiye iş gücü, gelişmiş tedarik zinciri ve ihracat kapasitesiyle öne çıkıyor. Ancak sektörün geleceği için nitelikli üretimi ve dijital dönüşümü hızlandırmamız gerekiyor. Bu açıdan Bursa’nın mevcut potansiyeli doğru yönlendirilirse çok daha büyük başarılara imza atabilir.</p>

<p style="text-align:justify">Elektrikli araçlar, sektörün önümüzdeki yıllarda dönüşeceği en önemli alan. Ancak bu dönüşüm sanıldığı kadar hızlı değil. Batı Avrupa dışında, Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Amerika gibi pazarlarda içten yanmalı motorların hâlâ uzun süre kullanılacağını görüyoruz. Bu da hibrit bir süreci beraberinde getiriyor. Biz de bu değişime hazırlıklı olmak adına hem mevcut ürünlerdeki uzmanlığımızı koruyor hem de elektrikli araçlara özel sistemler üzerinde çalışıyoruz.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Hi̇kmet Sami̇ Bi̇lgi̇ç-2" height="208" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/hikmet-sami-bilgic-2.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="181" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hikmet Sami Bilgiç</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Turkar Amortisör YKÜ</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Dijitalleşme ve sürdürülebilirlik artık kaçınılmaz</strong></p>

<p style="text-align:justify">Automechanika İstanbul Fuarı’na uzun yıllardır katılan bir firma olarak, bu organizasyonu sadece ürün tanıtımı değil, aynı zamanda sektörle buluşma, iş birliklerini güçlendirme ve markamızı global ölçekte ifade etme alanı olarak görüyoruz. Bu yıl da fuarda, başta gazlı amortisörler olmak üzere geniş ürün yelpazemizi sergiliyoruz. Özellikle farklı sektörlerin ihtiyaçlarına uygun, daha dayanıklı ve uzun ömürlü ürünlerimiz dikkat çekiyor. Bursa, otomotiv yan sanayisinde güçlü bir konuma sahip; üretim altyapısı ve tecrübeli insan kaynağıyla büyük avantajlar sunuyor.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak artan maliyetler, nitelikli personel sıkıntısı ve global piyasalardaki belirsizlikler gibi zorluklarla da karşı karşıyayız. Otomotiv sektörü hızla dönüşüyor; elektrikli araçlar, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik artık kaçınılmaz başlıklar. Biz de bu değişime hem üretim süreçlerimiz hem de ürün geliştirme çalışmalarımızla hazırlık yapıyoruz. Automechanika İstanbul ise bu dönüşümde kendimizi doğru ifade edebildiğimiz, vizyonumuzu paylaşabildiğimiz önemli bir platform olarak bizim için değer taşıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Tevfik Sayar" height="218" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/tevfik-sayar.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="207" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Tevfik Sayar</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Nevpa Şirketler Grubu YKÜ</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Fuar oldukça verimli geçti</strong></p>

<p style="text-align:justify">Nevpa Otomotiv olarak Automechanika İstanbul 2025 Fuarı’nda yeni üretim hatlarımızı, geniş ürün portföyümüzü ve distribütörlüğünü üstlendiğimiz global markaları tanıttık. Bu yıl özellikle yeni yatırımlarımızı tanıtmak ve iş ortaklarıyla birebir iletişim kurmak açısından fuar oldukça verimli geçti. Automechanika, hem mevcut müşterilerimizle ilişkilerimizi güçlendirmek hem de yeni iş ortaklıkları kurmak adına bizim için oldukça önemli bir etkinlik. Bu yıl özellikle Bursa’daki yeni fabrikamızda devreye aldığımız üretim hatlarını ve ürün gruplarımızı tanıtma fırsatı yakaladık. Ayrıca distribütörlüğünü yürüttüğümüz Knorr-Bremse EBS sistemleri, Aspöck aydınlatma çözümleri ve Emco Wheaton tanker dolum sistemlerini de detaylı şekilde ziyaretçilere sunduk.</p>

<p style="text-align:justify">Bu yıl üretim süreçlerimize entegre edilen yeni teknolojik yatırımlar oldu. Özellikle kataforez kaplama tesisi ve rollform toz boya hatlarının devreye alınmasıyla, kalite artışı ve Avrupa pazarında maliyet avantajı sağlıyor. Yeni yatırımlarımız sayesinde üretim süreçlerimiz çok daha verimli hale geldi. Bu da bizi Avrupa’daki rakiplerimize karşı hem kalite hem maliyet anlamında avantajlı bir konuma taşıdı. Bu fuar, tüm bu gelişmeleri paylaşmak için doğru bir platform oldu.</p>

<p style="text-align:justify">Otomotiv sanayisi döviz kuru ve üretim maliyetleri nedeniyle zorlu bir süreçten geçiyor. Türk Lirası bazında artan maliyetler, dövizin yeterince değerlenmemesi nedeniyle sektörümüzde kârlılığın azaldığı ve üretim adetlerinin düştüğü bir dönemdeyiz. Ancak biz firma olarak bu tabloya rağmen üretim gücümüze ve ihracat potansiyelimize güveniyoruz. Bursa sanayisinin dayanıklılığı ile yatırımlarımıza devam ediyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Bursa’nın otomotiv yan sanayindeki gücü yadsınamaz durumda. Bölgedeki firmaların dinamik yapısı sektördeki dönüşüme ayak uydurabilir durumda. Özellikle dijitalleşme, sürdürülebilir üretim ve global entegrasyon konularında atılacak adımlarla Bursa'nın daha da öne çıkacaktır.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Berk Karen" height="239" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/berk-karen.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="202" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Berk Karen</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Polteks YKÜ</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Automechanika ile geleceğe hazırlanıyoruz</strong></p>

<p style="text-align:justify">Automechanika Istanbul, bizim için sadece bir fuar değil, aynı zamanda markamızı küresel pazarda konumlandırmak adına önemli bir vitrin. Bu platformda yer alarak hem satış ağımızı genişletmeyi hem de sektördeki görünürlüğümüzü artırmayı hedefliyoruz. Her yıl olduğu gibi bu yıl da fuar, sektör profesyonelleriyle doğrudan temas kurmamıza ve yeni iş bağlantıları geliştirmemize olanak sağladı.</p>

<p style="text-align:justify">Fuar kapsamında binek araçlar, ağır vasıtalar ve asansör sistemleri için geliştirdiğimiz süspansiyon takozu (shock absorber) ürün grubumuzu sergiledik. Yenilikçi ve güvenilir çözümlerimiz, ziyaretçilerden ve potansiyel müşterilerden yoğun ilgi gördü.</p>

<p style="text-align:justify">Bursa merkezli bir firma olarak, bulunduğumuz lokasyonun ve bölgenin otomotiv üretimindeki köklü tecrübesinin bize önemli avantajlar sağladığını söyleyebilirim. Bu sayede hem ana sanayiye hem de yurt dışındaki pazarlara hızlı ve etkin şekilde ulaşabiliyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Otomotiv sektöründe yaşanan dönüşüm sürecini dikkatle izliyoruz. Önümüzdeki dönemde özellikle elektrikli ve bağlantılı araç teknolojilerinde yaşanacak değişimlerin, sektörde büyük bir ivme yaratacağını düşünüyorum. Ayrıca Türkiye’ye yönelik yabancı yatırım ilgisinin de artmasıyla birlikte otomotiv sektörünün yeniden hız kazanacağına inanıyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Polteks olarak biz de bu dönüşüme inovasyon odaklı üretim anlayışımızla hazırız. Ar-Ge’ye verdiğimiz önem ve esnek üretim kabiliyetimiz sayesinde sektördeki değişimlere hızlıca adapte olabiliyoruz. Önümüzdeki dönemde ürün portföyümüzü daha da geliştirerek hem yurt içinde hem de uluslararası pazarda büyümeye devam edeceğiz.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Vecibe Kaplan Arslan-2" height="218" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/vecibe-kaplan-arslan-2.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="207" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Vecibe Kaplan Arslan</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Maysan Mando Satış ve İş Gel. Md.</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz</strong></p>

<p style="text-align:justify">Otomotiv satış sonrası sektörünü bir araya getiren dünyadaki en önemli fuarlardan biri olan Automechanika İstanbul Fuarı, sektördeki en yeni teknolojileri keşfetmek, yeni iş bağlantıları kurmak ve pazardaki güncel trendleri takip etmek için sektör profesyonellerine önemli fırsatlar sunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bu fuara katılımımızın temel amacı, yenilikçi ürünlerimizi uluslararası pazara tanıtmak, yeni iş birlikleri geliştirmek ve sektördeki son trendleri yakından takip etmek.</p>

<p style="text-align:justify">Fuar kapsamında, dünyanın dört bir yanından gelen sektör profesyonelleriyle bir araya gelerek, ihracat ağımızı genişletmeyi ve teknolojimizin rekabet gücünü vurgulamayı hedefledik.</p>

<p style="text-align:justify">Dolayısıyla Automechanika İstanbul Fuarı, bu vizyonumuzu paydaşlarımızla buluşturmak için önemli bir fırsat sunuyor.</p>

<p style="text-align:justify">Geçmiş yıllarda olduğu gibi, bu fuarın bize yeni pazarlara erişim, stratejik ortaklıklar ve marka bilinirliğini artırma konularında önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Diğer yandan Bursa, “Türkiye’nin otomotiv başkenti” olarak, yarım asrı aşkın tecrübesi, nitelikli iş gücü ve güçlü tedarik zinciriyle sektörün lokomotifi konumunda yer alıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Maysan Mando olarak, Bursa’nın bu altyapısı sayesinde hem yerel hem de küresel pazarda rekabetçi kalabiliyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Geldiğimiz noktada küresel otomotiv sektörü köklü bir dönüşüm yaşıyor. Tedarik sektörü olarak bizler de bu değişime ayak uydurmak için teknoloji yatırımlarımızı ve Ar-Ge çalışmalarımızı artırıyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi Maysan Mando olarak, sektörde 50 yılı aşkın tecrübemizle otomotiv yan sanayisinin geleceğini şekillendiriyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Bursa’nın üretim gücü ve inovasyon kabiliyetinden aldığımız güçle, ülkemizi küresel arenada bir adım öne taşımaya devam edeceğiz.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Deni̇z Alagöz-5" height="199" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/deniz-alagoz-5.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="166" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Deniz Alagöz</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>TŞT Amortisör Dış Ticaret Md.</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Katılımcı ve ziyaretçi sayısının yüksek olmasından memnunuz</strong></p>

<p style="text-align:justify">Firmamız, otomotiv sektöründe tüm araç gruplarına yönelik gazlı amortisör üretimi yapmaktadır. Yenilikçi yaklaşımımız sayesinde, piyasaya sunulan tüm yeni modellerin amortisörlerini bünyemize katarak hızla üretime geçiyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Automechanika Istanbul Fuarı’na gelince... Artık uluslararası düzeyde güçlü ve oturmuş bir organizasyon haline geldi. Katılımcı ve ziyaretçi sayısının yüksek olması bizleri memnun ediyor. Hedefimiz, yalnızca yurt dışı pazarlara değil, yurt içindeki potansiyel müşterilere de daha etkin şekilde ulaşmak. Bu bağlamda, fuarın sunduğu fırsatlardan oldukça memnunuz. Yurt dışından gelen katılımcı sayısının da fazlalığı, fuarın ne denli saygın ve etkili bir platform haline geldiğini gösteriyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bursa, özellikle Marmara Bölgesi’nde yedek parça ve OEM alanında faaliyet gösteren firmaların yoğunlaştığı bir merkez. Fuarda da Bursa’dan pek çok firmanın yer alması bunu kanıtlar nitelikte.</p>

<p style="text-align:justify">Otomotiv sektörü, global krizlere rağmen hala ekonominin lokomotif sektörlerinden biri olmayı sürdürüyor. Diğer sektörler ciddi sorunlarla karşı karşıya kalırken, otomotiv sektörü bu dalgalanmalardan daha az etkileniyor. Değişime ayak uyduran, teknolojiyi yakından takip eden, maliyetlerini düşürürken kalitesinden ödün vermeyen firmaların güçlenerek yoluna devam edeceğine inanıyorum.</p>

<p style="text-align:justify">TŞT Amortisör olarak en büyük hedefimiz, kaliteli ürünü en uygun maliyetle üretmektir. Bu doğrultuda teknolojiye dayalı tüm süreçleri yakından takip ediyor, sürekli gelişim odaklı çalışmalar yürütüyoruz. Amacımız, sektörde güvenilirliğimizi ve rekabet gücümüzü her geçen gün artırmak.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Adnan Numan-3" height="199" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/adnan-numan-3.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="166" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Adnan Numan</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Cappafe YKB</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yabancı katılımcı sayısı oldukça düşüktü</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yeni müşterilerle iş bağlantıları kurmak ve potansiyel alıcılarla birebir tanışmak amacıyla fuarda yer aldık. Amacımız, mevcut ihracat potansiyelimizi yeni müşterilerle artırmaktı. Pazar ve rakip analizi yaparak güven ve itibar kazanmayı hedefliyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Sektörümüz otomotiv aksesuarları olduğu için sürekli gelişim içinde. Bu durum, bir yandan avantaj sağlarken diğer yandan model değişimlerinde ortaya çıkan kalıp maliyetleri nedeniyle zorluklara yol açıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Ticaret, D2C modele (doğrudan tüketiciye satış) doğru dönüşüm gösteriyor; aracılar ortadan kalkıyor ve yapı ihracat temelli hale geliyor. Biz de bu doğrultuda e-ihracat konusunda adımlar atıyoruz. Ayrıca elektrikli araçların artışı, aksesuar tarafında ürün çeşitliliğine yol açıyor. Yeni araçlara yönelik tasarım çalışmaları sürdürülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Önceki yıllardaki tecrübelerimize dayanarak, bu yıl fuara katılımcı sayısının oldukça düşük kaldığını gözlemledik. Fuara yaptığımız yatırım düşünüldüğünde, süreç ticari açıdan kârlı olmamıştır. Bu nedenle, yurt dışı fuar pazarlamasının zayıf kaldığını düşünüyoruz. Bu yıl yabancı katılımcı sayısı oldukça düşüktü. Fuara ayırdığımız bütçeyle yurt dışı pazar ziyaretleri gerçekleştirerek satışlarımızı daha fazla artırabilirdik.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Behçet Murat Turan" height="208" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/behcet-murat-turan.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="181" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Behcet Murat Turhan </strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>KCS Dış Ticaret GM</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Donanım ve yazılımla yarını inşa ediyoruz</strong></p>

<p style="text-align:justify">Koçaslanlar Holding bünyesinde yer alan KCS Dış Ticaret olarak Automechanika İstanbul’a beş yıldır aralıksız katılıyoruz. Bu süre zarfında en büyük gelişimi, uluslararası müşteri edinimi -kısaca dış ticaret alanında- ve yerli ile yabancı tedarik imkanlarının çeşitlendirilmesi noktasında yaşadık. Ticari ve son dönemde yaşanan siyasi konjonktür, İstanbul Automechanika’yı dünyanın en önemli fuarlarından biri olarak ön plana çıkardı. KCS Dış Ticaret olarak bu gelişen ticari atmosferden maksimum seviyede yararlanmak istiyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">2025 yılında iki farklı ürün grubunu KCS Dış Ticaret olarak ön plana çıkarıyoruz. Birincisi, PAKCS markası altında sunduğumuz, Türk malı; dünya genelinde mali mesuliyet sigortasına sahip, kaliteli ve rekabetçi fiyatlarla öne çıkan muadil ürünlerimiz. İkincisi ise e-mobility’nin gereği olan, en küçük AC ünitelerden en yüksek güce sahip DC sistemlere kadar genişleyen EV Charger ürün grubumuz. Her iki ürün grubunun da hem bugüne hem de sektörümüzün geleceğine hitap ettiğini söyleyebiliriz.</p>

<p style="text-align:justify">Bursa, yalnızca bir otomotiv yan sanayisine sahip değil; üzerine sürekli gelişim koyan ve dünya çapında tanınan bir kültür temsilcisi. Dolayısıyla KCS olarak içinde bulunduğumuz Bursa otomotiv yan sanayi şirketleriyle gurur duyuyoruz. Bursa’mızın, kültür elçiliğini artırarak dünya çapında sürdüreceğine inancımız tam.</p>

<p style="text-align:justify">KCS Dış Ticaret olarak müşterilerimizin hem günümüz ihtiyaçlarını karşılamaya gayret ediyor hem de e-mobility gibi gelişmekte olan ve özellikle ticari araçlar için kaçınılmaz bir geleceği temsil eden yeni teknolojilere ve yazılımlara yatırım yapıyoruz. Bu sebeple Koçaslanlar Holding bünyesinde, geleceğe yönelik yazılım yatırımlarını da KBT şirketimizle gerçekleştiriyoruz. Donanım ve yazılımda yarınları hedefliyoruz.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Berk Burhan Kurt" height="191" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/berk-burhan-kurt.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="191" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Berk Burhan Kurt</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hann Auto Parts &amp; Solutions YKB Yrd.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Automechanika İstanbul, HANN Otomotiv olarak global marka olma hedefimize ulaşmak için stratejik bir platform. Bu fuara katılımımızla, sadece ürünlerimizi sergilemeyi değil; aynı zamanda kaliteye, teknolojiye ve müşteri memnuniyetine verdiğimiz önemi dünya genelindeki paydaşlarımıza doğrudan aktarmayı amaçlıyoruz. Hedefimiz, HANN markasını yalnızca Türkiye’de değil, tüm Dünyada birçok ülkede güçlü ve güvenilir bir marka haline getirmek. Automechanika İstanbul, bu vizyonumuzu destekleyen önemli bir buluşma noktası. Fuar sayesinde hem yeni iş ortaklıkları kurabiliyor hem de mevcut müşterilerimizle ilişkilerimizi daha da derinleştiriyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Fuarda ağır vasıta grubu için ürettiğimiz hava süspansiyon körükleri ve amortisörlerimizi sergiledik. Üretim gücümüzü, teknolojik altyapımızı ve esnek üretim yapımızı fuar ziyaretçilerine birebir tanıtma fırsatı buluyoruz. 2024 yılı itibarıyla tam otomasyonlu yeni üretim tesisimizle birlikte, daha hızlı sevkiyat, müşteri ihtiyaçlarına özel ürün geliştirme ve düşük adetli esnek üretim kabiliyetiyle öne çıkıyoruz. Ayrıca, ürün geliştirme süreçlerimizde yapay zekâ destekli test ve analiz sistemlerini devreye alarak, pazara çok daha hızlı ve doğru şekilde cevap verebilen bir yapıya kavuştuk. Bu da hem müşterilerimizle daha yakın çalışmamıza hem de değişen pazar taleplerine daha çevik yanıt vermemize olanak tanıyor.<br />
<br />
Bursa, Türkiye’nin otomotiv başkenti olarak, yan sanayinin kalbi konumundadır. Hem nitelikli iş gücü hem de gelişmiş tedarik zinciri altyapısıyla firmalara büyük avantaj sağlamaktadır. Ancak sektörün en büyük zorlukları arasında hammadde tedarikindeki küresel dalgalanmalar, döviz kurlarındaki oynaklık ve yüksek enerji maliyetleri yer alıyor. Yine de Bursa’nın adaptasyon kabiliyeti ve sanayicilerin iş birliği kültürü, bu zorlukların aşılmasını kolaylaştırmaktadır.<br />
<br />
Sektör, dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve elektrikli araç teknolojileri gibi alanlarda köklü bir dönüşüm sürecinde. Bu değişimle birlikte hem üretim süreçlerinin verimliliği hem de ürünlerin fonksiyonları yeniden tanımlanıyor. HANN Otomotiv olarak bu dönüşüme yalnızca uyum sağlamakla kalmıyor, öncülük etmeyi hedefliyoruz. Yeni fabrikamızda üretim hatlarımızı tam otomasyona geçirdik ve süreçlerimize yapay zekâ destekli kalite kontrol sistemleri entegre ettik. Bu sayede ürünlerimizde hata oranını minimize ederken, üretim verimliliğini ve izlenebilirliği önemli ölçüde artırdık. Ayrıca, pazar ihtiyaçlarını önceden analiz edebilen veri odaklı sistemlerle, her ülkeye özel çözümler üretebilen çevik bir yapıya kavuştuk. HANN olarak dönüşümün bir parçası değil, yön vereni olma vizyonuyla hareket ediyoruz.<br />
<br />
HANN Otomotiv olarak “Değer Katan Çözümler” mottosuyla çıktığımız yolda, her zaman müşteri odaklı çalışmayı ilke edindik. Ürün kalitemiz kadar, verdiğimiz hizmetin hızı ve tutarlılığıyla da fark yaratmayı hedefliyoruz. Bugün 5 kıtada, 25 ülkeye ihracat yapıyor, her pazarda uzun vadeli iş birlikleri kurmak için çalışıyoruz.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Ertuğrul Gültepe-1" height="239" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/ertugrul-gultepe-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="202" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ertuğrul Gültepe</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Gasan Gazlı Amortisör GM Yrd. </strong></p>

<p style="text-align:justify">Her ne kadar otomotiv sektörü mevcut konjonktürde bazı zorluklarla karşı karşıya olsa da, Automechanika İstanbul gibi uluslararası fuarların düzenlenmesi ve bu platformlarda yer almak sektör adına oldukça değerli. Biz GASAN olarak, bu fuara katılımı sadece bir tanıtım değil, aynı zamanda markamızın gücünü ve istikrarını yansıtan önemli bir prestij göstergesi olarak görüyoruz. Mevcut müşterilerimizle bağlarımızı güçlendirirken, yeni iş birlikleri için de güçlü bir zemin oluşturduğuna inanıyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Bu yıl fuarda, otomotiv, endüstriyel ekipmanlar, mobilya ve medikal sektörlerine yönelik standart ve özel gazlı amortisör çözümlerimizi sunduk. Lift, kilitli amortisör ve damper gruplarımızla farklı sektörlerin ihtiyaçlarına cevap veriyoruz. Bu yılın odağında ürün çeşitliliği ile birlikte üretim kapasitemizi ve kalite standartlarımızı artırmaya yönelik otomasyon yatırımlarımız yer alıyor. Bu sayede daha hızlı, tutarlı ve verimli üretim süreçleriyle müşterilerimize daha yüksek kalite</p>

<p style="text-align:justify">Bursa, Türkiye otomotiv yan sanayisinin kalbi konumundadır. Gerek coğrafi konumu, gerekse sektörel bilgi birikimi ve nitelikli iş gücü ile ciddi bir üretim ve ihracat potansiyeline sahiptir. En büyük avantajlarımızdan biri, yerli ve yabancı ana sanayi üreticilerine yakınlık ve esnek üretim kabiliyetimizdir. Öte yandan, global rekabetin artması, hammadde maliyetlerinin dalgalanması ve nitelikli iş gücü bulmadaki zorluklar sektörün karşılaştığı başlıca sorunlar arasında yer alıyor. Bu zorlukları aşmak adına otomasyon, dijitalleşme, eğitim ve inovasyon odaklı yatırımlar kritik önemdedir.</p>

<p style="text-align:justify">Otomotiv yan sanayisi, elektrikli araçlar, hafif malzeme kullanımı, dijitalleşme ve sürdürülebilir üretim gibi alanlarda büyük bir dönüşüm içerisinde. Bu süreçte firmalar; çevreye duyarlı, enerji verimli ve teknolojik altyapısı güçlü ürün ve sistemler geliştirmek zorunda. GASAN olarak bu dönüşüme, Ar-Ge’ye yaptığımız yatırımlar, üretim süreçlerimizin otomasyon sistemleriyle entegre edilmesi ve yenilenebilir enerji kullanımı gibi adımlarla hazırlık yapıyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">GASAN olarak, Türkiye’nin mühendislik gücünü ve üretim kalitesini dünyaya tanıtan bir firma olmanın sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Katıldığımız her fuar, bu vizyonumuzu bir adım ileriye taşıma imkânı sunuyor. Yerli ve milli üretim anlayışımızla, global standartlarda rekabet edebilen ürünler geliştirmeye ve ülkemizi sektörde en iyi şekilde temsil etmeye devam edeceğiz.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNCELEME</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/automechanika-istanbulda-bursa-agirligi-1</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Jun 2025 13:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/1516-m1.jpg" type="image/jpeg" length="91319"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[GES’e trafo yetersizliği]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/gese-trafo-yetersizligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/gese-trafo-yetersizligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin GES potansiyeli yüksek olsa da, altyapı ve mevzuat eksiklikleri sektörü yavaşlatıyor. Uzmanlar, acilen trafo yatırımlarının artırılması, teşviklerin genişletilmesi ve bürokrasinin azaltılması çağrısında bulundu.

Karbon emisyon hedeflerinin tutturulması için yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlanması gerekiyor. Sektör oyuncuları, "Bugün vermemiz gereken teşvikler, yarın ödeyeceğimiz karbon cezalarından çok daha küçük" dediler.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AYDIN DAĞTEKİN- GÖKSEL BAŞARAN</strong></p>

<p>Türkiye’de güneş enerjisi santralleri (GES) ve diğer yenilenebilir enerji yatırımları, altyapı yetersizliği ve bürokratik engeller nedeniyle sekteye uğruyor. Sektör temsilcileri, trafo kapasitelerinin dolduğunu, başvuru süreçlerinin uzun sürdüğünü ve devlet desteğinin yetersiz kaldığını belirtti.</p>

<p>Enerji yatırımcıları, GES projelerini hayata geçiremiyor çünkü birçok bölgede trafo kapasiteleri tükenmiş durumda. Bir yatırımcı, "Başvuruyoruz ancak trafo yok. Bu durum hem yatırımcıyı hem de yeşil enerji dönüşümünü engelliyor" dedi.</p>

<p><strong>Karbon hedefleri risk altında</strong></p>

<p>2030 ve 2035 karbon emisyon hedeflerinin tutturulması için yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlanması gerekiyor. Ancak mevcut altyapı sorunları, Türkiye’nin bu hedeflere ulaşmasını zorlaştırıyor. Sektör oyuncuları, "Bugün vermemiz gereken teşvikler, yarın ödeyeceğimiz karbon cezalarından çok daha küçük" uyarısında bulundu.</p>

<p>Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte şarj istasyonlarındaki güvenlik ve altyapı sorunları da öne çıkıyor. "Ehliyetsiz kişilerce kurulan şarj üniteleri yangın riski taşıyor. Bu konuda yetkilendirme şart" uyarısında bulunuldu.</p>

<p>GES sektöründe prosedürlerin uzun sürmesi, yatırımcıları zorluyor. Bir firma yetkilisi, "Kurulum izinleri 2-3 ay sürüyor. Bu sürede döviz dalgalanmaları maliyetleri artırıyor" ifadesini kullandı. Çözüm olarak; trafo kapasitelerinin acilen artırılması, KDV muafiyeti gibi teşviklerin genişletilmesi, bürokratik süreçlerin dijitalleştirilip hızlandırılması öneriliyor.</p>

<p>Bu arada yenilenebilir enerji sistemlerinde yapay zeka ve uzaktan kontrol gibi teknolojiler yaygınlaşıyor. Bir şirket temsilcisi, "Tek bir uygulamayla GES’leri yönetiyoruz. Ancak daha fazla dijital altyapı yatırımı gerekiyor" dedi.</p>

<p><strong><img alt="Erol Dağlıoğlu" height="226" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/03/erol-daglioglu.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="229" /></strong></p>

<p><strong>Erol Dağlıoğlu </strong></p>

<p><strong>Dağlıoğlu Group YKB</strong></p>

<p><strong>Yetersiz altyapı nedeniyle sorun yaşıyoruz</strong></p>

<p>Uzun yıllardır enerji sektörünün her alanında çalışan grup şirketlerimiz, en kaliteli hizmeti vermeye devam ediyor. GES yatırımlarında trafo kapasite yetersizliği, önümüzdeki en büyük engel. Altyapı yatırımlarının bir an önce yapılması, şebeke altyapısının güçlendirilmesi yalnız GES'ler için değil, dijitalleşen dünyada ve artan enerji kullanımında da öncelikli. Ayrıca GES'ten kendi ürettiği elektriği kendi tüketen, şebekeye yük olmayacak santrallerin kurulumunda yapılan düzenlemelerin de bir an önce hayata geçmesi gerekiyor. Yenilenebilir enerji projeleriyle ilgili izin süreçleri hem bizi hem de yatırımcıyı çok fazla zorluyor. Bu süreçler hem dijitalleşmeyle hem de mevzuatı sadeleştirmeyle çok hızlı düzeltilebilir ve süreler kısaltılabilir.</p>

<p>Türkiye, hidrokarbon yatakları bakımından maalesef zengin bir ülke değil, bunu defalarca belirtmiştim. Biz güneş enerjisinde çalışan bir firmayız. Güneş enerjisinin ülkede ne kadar güçlü olduğunu da sektörün içinde olduğumuz için biliyoruz. Sürdürülebilirlik ve daha temiz bir dünya için GES yatırımlarının ülkemiz için çok önemli olduğunun farkındayız. Kaldırılan teşviklerin artırılarak geri getirilmesi, piyasada daha rekabetçi olacaktır. GES'lerde çalıştığımız gibi aynı zamanda Arsima markasıyla elektrikli şarj istasyonları ağına sahip lisanslı bir şirketiz. Güvenlik standartlarından ziyade, yine şebeke altyapısına takılıyoruz. Şebeke altyapısı maalesef yeterli olmadığı için çok problemler yaşanıyor. Elektrikli araçların daha da yaygınlaşabilmesi adına şebeke altyapısının yeterli hale getirilmesi gerekiyor. Türkiye'nin ekonomik olarak kurtulması için en önemli hamlelerden bir tanesi, yenilenebilir enerji kaynaklarının verimli kullanılmasından geçiyor.</p>

<p><strong><img alt="Ömer Annaç-4" height="218" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/omer-annac-4.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="218" /></strong></p>

<p><strong>Ömer Annaç</strong></p>

<p><strong>ANR Enerji YKB</strong></p>

<p><strong>GES yatırımlarının önünü açılmalı</strong></p>

<p>Trafo kapasite yetersizliği, bugün güneş enerjisi santrali (GES) yatırımlarının önündeki en yapısal engellerden biri hâline gelmiş durumda. Özellikle belirli bölgelerde şebeke doygunluğuna ulaşılması, yeni yatırımların önünü tıkamakta ve ülkemizin yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşmasını doğrudan tehdit etmektedir. Bu sorunun çözümü çok boyutlu bir yaklaşım gerektiriyor. Kısa vadede atılması gereken en acil adım, öz tüketime dayalı GES projelerinin önündeki mevzuat engellerinin kaldırılmasıdır. Bu sayede, yatırımcılar şebekeye ek yük bindirmeden kendi enerjisini üretebilir hâle gelir. Bu model, kapasite problemi yaşanan bölgelerde dahi yatırım yapılabilmesini mümkün kılar. Orta ve uzun vadede ise trafo ve iletim altyapısına yönelik yatırımların hızlandırılması şart. TEİAŞ ve dağıtım şirketlerinin, bölgesel enerji projeksiyonlarını baz alarak kapasite artırımı planlarını öne çekmesi ve bu yatırımların kamu-özel sektör iş birlikleriyle finanse edilebilmesi kritik öneme sahiptir. Bu kapsamda, trafo merkezlerinin modernizasyonu, çift yönlü enerji akışına uygun altyapıların kurulması ve akıllı şebeke teknolojilerine geçiş önceliklendirilmelidir. Sektörel iş birliği modeli açısından ise enerji üreticileri, dağıtım şirketleri, regülasyon kurumları ve yerel yönetimler arasında daha koordineli bir yapı oluşturulmalı. Bölgesel yatırım planları, kapasite tahsisleri ve altyapı geliştirme süreçleri tek elden değil, çok paydaşlı ve şeffaf mekanizmalarla yürütülmelidir. Ayrıca, bir ulusal “kapasite haritası”nın dijital ortamda, güncel ve erişilebilir biçimde yayımlanması, yatırımcıların daha rasyonel kararlar almasını sağlayarak kaynakların daha verimli kullanılmasına katkı sunar. Özetle, bu sorunun çözümü teknik olduğu kadar stratejik bir meseledir. Enerji dönüşümünün sürdürülebilirliği için altyapı eksikliklerini giderecek yapısal reformlar ve sektörel dayanışma en az finansman kadar hayati hâle gelmiştir.Yenilenebilir enerji projelerinde izin süreçlerinin uzaması, yalnızca zaman kaybı değil, aynı zamanda doğrudan maliyet artışı ve yatırım iştahında azalma anlamına geliyor. Bir projede kurulum süresi ne kadar kısa olursa olsun, bürokratik süreçler nedeniyle sahaya geç başlanıyorsa, yatırımın geri dönüş süresi uzar ve ekonomik verimlilik düşer. Özellikle fotovoltaik sistemlerde yatırımın cazibesi, zamanında devreye alınabilmesine bağlıdır.</p>

<p>Bugün tipik bir çatı GES projesinde, proje çizimi, çağrı mektubu süreci, kurum onayları, bağlantı anlaşmaları ve sistem kabul süreçleriyle birlikte izin aşaması 2-3 ayı bulabiliyor. Bu süre zarfında yatırımcı yalnızca beklemekle kalmıyor, aynı zamanda döviz kuru ve ekipman fiyatlarındaki olası artışlara karşı da risk taşıyor. Ayrıca sistemin geç devreye girmesi, planlanan üretimin gecikmesi anlamına geliyor ki bu da doğrudan gelir kaybıdır.</p>

<p>Bu süreci dijitalleştirmek ve hızlandırmak için uygulanabilir bazı somut önerilerimiz şunlardır:</p>

<p>1. Başvurularda evrak değerlendirme süreçleri aylık yerine haftalık olarak yapılabilir.</p>

<p>2. Eksik evrak ve hatalı başvurunun önüne geçmek için çeşitli mekanizmalar geliştirilebilir.</p>

<p>3. Proje kontrolleri için yapay zekâ temelli sistemler kurulabilir.</p>

<p>4. Kabul ve onay süreçlerinde atamalar hızlandırılıp eğer eksik personel istihdamı var ise ek istihdam sağlanabilir.</p>

<p>5. Kapasite raporları daha kısa vadeli olarak paylaşılabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu adımlar sadece süreci kısaltmakla kalmaz, aynı zamanda yatırımcının güvenini artırır, öngörülebilirliği yükseltir ve sektörün genel dinamizmini destekler. Unutmamak gerekir ki, zamanında devreye alınmayan bir yenilenebilir enerji projesi hem yatırımcı hem de ülke ekonomisi için kaybedilmiş potansiyeldir.</p>

<p>Türkiye’nin 2030 ve 2035 yılları için belirlediği karbon azaltım hedeflerine ulaşabilmesi, yenilenebilir enerji yatırımlarının — özellikle de güneş enerjisi santrallerinin (GES) — ölçekli ve sürdürülebilir biçimde artmasına bağlı. Bu noktada, devletin sunduğu teşvik mekanizmaları önemli bir rol oynasa da, mevcut yapının hem kapsam hem de etki açısından gözden geçirilmesi gerektiği kanaatindeyiz.</p>

<p>Son yıllarda finansal teşviklerde yaşanan daralma, yatırımcıların özellikle küçük ve orta ölçekli projelerde zorlanmasına neden oldu. Yerli üretimi teşvik eden bazı adımlar atılmış olsa da, yerli hücre ve panel üretiminin henüz istenen ölçekte olmaması, maliyet açısından yatırımcıyı ithal ürünlere yönlendirmekte. Bu durum da yerli ürün kullanımına dayalı teşviklerin etkisini sınırlıyor.</p>

<p>GES yatırımlarının önünü açmak için önerilebilecek bazı ek teşvik mekanizmaları şunlardır:</p>

<p>1. Vergisel Teşviklerin Yeniden Düzenlenmesi: KDV muafiyeti, gümrük vergisi indirimi ve amortisman kolaylıkları gibi mali avantajların kapsamı genişletilmeli, özellikle depolama entegrasyonu olan projeler öncelikli olarak desteklenmelidir.</p>

<p>2. Yeşil Finansman Paketleri: Kamu bankaları aracılığıyla düşük faizli ve uzun vadeli “yeşil kredi” ürünleri geliştirilerek GES projelerine özel finansman kaynakları oluşturulmalı. Aynı zamanda, sigorta ve teminat mekanizmalarıyla yatırım riskleri azaltılmalı.</p>

<p>3. Karbon Kredisi Piyasasına Erişim: GES projelerinin karbon piyasasına entegre olabilmesi için gerekli altyapı sağlanmalı; böylece yatırımcılar yalnızca elektrik satışından değil, karbon emisyonu azaltımı üzerinden de gelir elde edebilmeli.</p>

<p>4. Öz Tüketime Yönelik Destek Paketleri: Sanayi tesisleri, oteller ve büyük ticari işletmelerin öz tüketime dayalı GES yatırımları için doğrudan destek ve öncelikli kapasite tahsisi sağlanmalı.</p>

<p>5. Üretim Sınırının Esnetilmesi ve Alım Garantisi Mekanizması: Güncel düzenlemelere göre, yatırımcı yalnızca yıllık tüketiminin iki katı kadar enerji üretebiliyor; bu sınırın üzerindeki üretim ise devlete bedelsiz devrediliyor. Bu durum, yatırım yapılabilir kapasiteyi ciddi biçimde sınırlıyor. Oysa bu fazla üretimin, piyasa fiyatlarının altında ama belirli bir oranla devlet tarafından satın alınması, hem yatırım iştahını artırır hem de ülkenin enerji maliyetlerini aşağı çeker.</p>

<p>6. Kamusal GES Yatırımlarıyla Enerji Dönüşümünün Hızlandırılması: Devletin doğrudan GES santralleri kurarak, kömür ve doğal gaz gibi fosil yakıtlı santrallerin sayısını kademeli olarak azaltması, yenilenebilir enerji dönüşümünü hızlandıracaktır. Bu yaklaşım, yalnızca karbon salımını azaltmakla kalmaz, aynı zamanda enerji arz güvenliğini de artırır.</p>

<p>Sonuç olarak, Türkiye’nin karbon nötr hedeflerine ulaşabilmesi için yalnızca GES yatırımlarını nicelik olarak artırmak yeterli değil; aynı zamanda bu yatırımların önünü açacak finansal, mevzuatsal ve teknik ekosistemin de güçlendirilmesi gerekiyor. Teşvik mekanizmalarının sadece destekleyici değil, yönlendirici ve stratejik hâle getirilmesi, sektörün önünü açacak en önemli kaldıraçlardan biridir.</p>

<p>Elektrikli araç (EV) şarj altyapısının hızlı gelişimi, beraberinde bazı önemli güvenlik ve standart sorunlarını da getiriyor. Bugün Türkiye’de EV şarj istasyonlarının sayısı hızla artarken, bu tesislerin altyapısal yeterliliği ve güvenlik standartları ne yazık ki aynı hızda gelişemiyor. Bu durum, hem kullanıcı güvenliği hem de enerji altyapısının sürdürülebilirliği açısından ciddi riskler barındırıyor.</p>

<p>Sektörün karşılaştığı temel sorunların başında standart eksikliği geliyor. Farklı markalara ve sistemlere sahip şarj ünitelerinin ortak bir altyapıda çalışması için gerekli olan teknik ve yazılımsal standartlar henüz tam anlamıyla oturmuş değil. Bu da özellikle kırsal bölgelerde kurulan istasyonlarda enerji kesintileri, aşırı ısınma, yangın riski ve uyumsuzluk gibi sorunlara yol açabiliyor.</p>

<p>İkinci önemli konu, denetim ve bakım süreçlerinin yeterince sistematik yürütülememesi. Özellikle bireysel kullanıma dayalı şarj istasyonu sadece ilk kurulum aşamasında kontrol ediliyor, ancak düzenli denetim ve sertifikasyon uygulamaları eksik kalıyor. Ayrıca, altyapı yatırımları çoğu zaman enerji dağıtım kapasitesi göz önünde bulundurulmadan yapılıyor, bu da trafolarda aşırı yüklenmeye ve bölgesel enerji kesintilerine neden olabiliyor.</p>

<p>Bu alanda sağlıklı ve güvenli bir büyüme için mutlaka kapsamlı bir düzenleme ve yetkilendirme modeli hayata geçirilmeli. Şarj istasyonu kurmak isteyen firmaların; teknik yeterlilik, güvenlik standartları ve altyapı uygunluğu açısından sertifikalandırılması şart olmalı. Aynı zamanda bu alandaki teknik personelin de belirli bir eğitim ve lisanslama sürecinden geçmesi, sistemin sürdürülebilirliği için kritik öneme sahip.</p>

<p>Ayrıca, şehir planlamalarında şarj altyapısının entegrasyonu artık bir lüks değil, zorunluluk olarak ele alınmalı. Belediyeler, dağıtım şirketleri, özel sektör ve regülasyon kurumları arasında çok paydaşlı bir koordinasyon ve denetim yapısı kurulmadan, bu alandaki büyüme ne yazık ki sağlıklı olmayacaktır.</p>

<p>Türkiye'nin enerji dönüşüm süreci, yalnızca teknik bir modernizasyon değil; aynı zamanda ekonomik, çevresel ve toplumsal bir değişim sürecidir. Güneş enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir kaynaklara yapılacak her yatırım, dışa bağımlılığımızı azaltmakla kalmaz, aynı zamanda daha temiz, yaşanabilir ve sürdürülebilir bir gelecek için önemli bir adımdır.</p>

<p>Ancak bu dönüşümün hız kazanması için kamu, özel sektör, finans kuruluşları ve sivil toplum arasında daha güçlü bir iş birliği kültürüne ihtiyaç var. Mevzuatın sadeleştiği, süreçlerin dijitalleştiği, kapasite sorununun çözüldüğü bir ortamda Türkiye’nin potansiyeli çok daha büyük başarılara ulaşacaktır.</p>

<p><img alt="Orhan Özcü1" height="246" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/03/orhan-ozcu1.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="164" /></p>

<p><strong>Orhan Özcü </strong></p>

<p><strong>Sisina Enerji YKB </strong></p>

<p><strong>Yatırımların sürmesi, kapasitelerin artırılmasına bağlı</strong></p>

<p>Ülkemizin enerji ihtiyacının karşılanması ve ekonomiye olan katkısı sebebiyle önemli bir yatırım hâlini alan güneş enerji santralleri (GES), öncelikle işletmelerimiz olmak üzere tüm elektrik tüketicilerimize önemli katkılar sağlamaktadır. Bu doğrultuda yatırımların ilerlemesi için en önemli unsur, trafo merkezlerindeki yenilenebilir enerji kapasiteleridir. Bu durumun yönetilmesi idari, teknik ve finansal düzeyde çok boyutlu adımların atılmasıyla mümkün olacaktır. Öncelikli olarak trafo merkezlerinin güç artırım planlamaları yapılıp hızlı bir şekilde hayata geçirilmelidir; ayrıca eskimiş trafo merkezleri yenilenip geliştirilerek kısa vadede kapasite açığı azaltılabilecektir.</p>

<p>Ayrıca 2024 yılında gündeme gelen ve sektör paydaşları tarafından geliştirilip sunduğumuz; tamamı öz tüketim amaçlı, üretilen enerjinin şebekeye verilmeden doğrudan işletmede kullanıldığı ve mahsuplaşmanın olmadığı bağlantı şekli olan 5.1.j bağlantı şeklinin bir an önce değerlendirilip uygulamaya geçmesi bu konuyla ilgili hızlı ve doğru bir adım olacaktır.</p>

<p>Yine bir diğer önemli adım olarak, bölgesel enerji sistemleri olan mikro şebekeler geliştirilerek yerel olarak yönetilen akıllı dağıtım sistemleriyle GES’te üretilen enerji fazlasının belirli bir bölgede sınırlandırılarak kullanıma sunulması uzun vadeli çözüm sunacaktır.</p>

<p>Ayrıca sektörel iş birliğinin giderek artırılması gerekmektedir. Ortak trafo yatırım modeli gibi projelerle bir bölgede birden fazla yatırımcı ve ilgili kurumlarımızın desteğiyle ortak trafo merkezi yapılması kapasite yetersizliğinin çözümüne destek sunacaktır.</p>

<p>İlave olarak yenilenebilir enerji ve GES süreçlerine doğrudan ya da dolaylı olarak etkisi olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız, EPDK, TEİAŞ, ilgili dağıtım firmaları gibi kamu kurum ve kuruluşların temsilcileriyle beraber sektörümüzle ilgili olan sanayicilerimiz, yatırımcı derneklerimiz, sanayi ve akademik odalarımız, üniversitelerimizin bir arada olduğu yenilenebilir enerji kurulları oluşturularak sektörel gelişmelerin ve sorunların ortak akılla değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>

<p>Yenilenebilir enerji projelerinin izin süreçlerinin uzun olması yatırım sürecini doğrudan etkilemektedir. Bu geçen sürede oluşan döviz hareketliliği ve fiyat değişiklikleri yatırımı olumsuz etkilemenin yanı sıra, başvuru sırasında yeterli olan trafo kapasitesi başvuru sonuçlanana kadar yetersiz hâle gelebilmektedir. Geçtiğimiz sene sonu itibarıyla dijitalleşme için önemli çalışmalar yapıldı, başvuruların tamamı ilgili dağıtım firması web sitesi üzerinde çevrimiçi başvuru hâline geldi. Süreçlerin hızlı ve şeffaflığı açısından iyi bir adım olan bu sistem geliştirilerek başvuru sürecinin yanı sıra proje devam etme ve GES’in devreye alınması sürecini de kapsayan çevrimiçi sistemler yatırımın sonuçlanmasını daha da hızlandıracaktır.</p>

<p>Türkiye’nin 2030-2035 karbon emisyonu azaltım hedeflerine ulaşabilmesi için yenilenebilir enerji yatırımlarının, özellikle de güneş enerjisi santrallerinin büyük ölçekli ve hızlı biçimde yaygınlaştırılması kritik bir gerekliliktir. Bu dönüşümde etkili ve sürdürülebilir teşvik mekanizmaları sürece doğrudan katkı sağlayacaktır. Devletimiz tarafından sağlanan teşvik ve desteklere ilave ve yenilikler getirilmesi gerekmektedir. Teşvik ve destekler çoğunlukla yatırımın kurulum süreciyle ilgili olup, buna ilave olarak yenilenebilir enerji üretimi faaliyetine devam ettiği sürece ilave gelir getirecek kalemler oluşturulmalıdır. Üretilen enerji başına ek ödeme yapılması ve daha da önemlisi Emisyon Ticareti Sistemine dâhil olunması yenilenebilir enerjiye olan ilgiyi daha da artıracaktır. Ayrıca GES projelerine entegre depolama sistemleri için de hibe, uygun maliyetli kredi, vergi indirimleri gibi destekler de dikkate alınmalıdır.</p>

<p>Ayrıca 2035-2052 karbon hedeflerine ulaşmada büyük ölçekli projelerin yanı sıra küçük ölçekli ve konut tipi GES projeleri de önemli katkılar sunacaktır. Bu doğrultuda küçük ölçekli projeler için düşük maliyetli krediler, hibe desteği programları açıklanmalı ve mahsuplaşmadaki güncellemelerle geri dönüş sürelerini kısaltıcı adımlar atılmalıdır.</p>

<p>Elektrikli araç şarj istasyonları Türkiye’de hızla yaygınlaşmakta, ancak bu büyüme altyapı ve güvenlik standartlarındaki boşluklar nedeniyle önemli riskler barındırmaktadır. İstasyonlarda kullanılan ürünlerin standartları net bir şekilde belirlenmeli, uluslararası güvenlik sertifikalarına uygun olmalı ve denetime tabi olmalıdır. Özellikle bireysel ya da küçük ölçekli şarj istasyonlarının kurulum noktası en kolay nasıl olacak ise o şekilde yapılmakta, ancak bu nokta belirlenirken altyapı, trafik güvenliği ve yangın riski açısından detaylıca değerlendirilip yine izin ve denetime tabi şekilde uygulanmalıdır. Bu gerekliliklerin sağlanması da öncelikli olarak yetkilendirilmiş montaj sertifikasyonu yöntemiyle mümkündür.</p>

<p><img alt="Erdal Aktuğ" height="218" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/erdal-aktug.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="218" /></p>

<p><strong>Erdal AKTUĞ</strong></p>

<p><strong>YG Trafo Ltd.Şti ve Aktuğ GES AŞ. Sahibi</strong></p>

<p><strong> GES kuramıyoruz çünkü trafo kapasitesi yetersiz.</strong></p>

<p>Sürdürülebilirlik, yapay zeka, teşvikler, insan kaynağını doğru kullanma, robotlaşma gibi kavramlar yenilenebilir enerji sektörüne de girmiş durumda. Enerji sektöründe en büyük sıkıntımız, yatırımlarla ilgili insanların destek bulamaması, önlerinin açılmaması, bürokrasinin önlerini kapatması.</p>

<p>Ülkemizin de imzalamış olduğu bazı anlaşmalar ve protokoller ile 2035 yılında karbon emisyonu, yeşil mutabakat ve sınırda karbon düzenlemesi gibi konuların hayata geçmesi gerekiyor. Bunun içinde karbon salınımının azaltılması gerekmektedir. Bunu da en çabuk ve kolay şekilde Yenilenebilir enerji kaynakları ve özellikle de GES’ler ile sağlayabiliriz. Ancak gelinen noktada gerekli kolaylıklar ve teşvikler sağlanmadığı gibi yatırımların da önü kapanmış durumda. Şu an itibariyle 2034 sınırda karbon hedeflerini tutturmamız mümkün değil. Çünkü, yapmamız gerekeni yapamadık, yapamıyoruz. Ülke olarak tıkandık, bir an önce sektörün önünü açacak düzenlemeleri yapmamız, adımları atmamız gerekiyor. Bunun için de Ülke olarak yapmamız gerekenleri yapamadığımızda imzaladığımız protokol ve anlaşmalar gereği yiyeceğimiz ceza, şu anda vereceğimiz teşviklerin yanında çok daha büyük olacak.</p>

<p>Son yıllarda hem temiz ve yeşil olmasından hem yatırım geri dönüş sürelerinin kısa olmasından dolayı hem de sürdürülebilirlik konusunda çok kolay ve hızlı tesis edilebilmesinden dolayı GES sektörünün adından çok söz edilir oldu.</p>

<p>Ama bu kadar katma değeri fazla olan bu GES yatırımı yapılamıyor veya durdu denecek kadar azaldı. Yeni GES’ler kuramıyoruz. Bunun birçok nedeni var. Ama en başta kapasite sorunu geliyor yani yeterli trafo kapasitesi yok. Belirli Güçlerin altında Rüzgar ve güneşle ilgili teşvikler de kapandı. Teşvik alabilenlerde yerli hücre şartı getirilerek tek firmaya mecbur bırakıldı. Zaten Ekonominin durumu ortada, insanlar yatırım yapamıyor, rekabeti de ortadan kaldırınca GES yatırımları da durdu. Sektörde neredeyse yaprak kımıldamıyor.  </p>

<p>Ayrıca herkes bu işlere (GES, Şarj istasyonu kurulumu vb ) girdi, yetkili yetkisiz ,bilen bilmeyen… Bu, yarın öbür gün çok büyük facialara sebep olabilir. Bu Yetkilendirme konusunda da acilen yeni önlemler alınmalı mevzuatlar ile düzenlenmelidir.  </p>

<p>Bu arada çok hızlı bir şekilde Elektrikli araçlar da hayatımıza girdi. Buna bağlı olarak AC/DC şarj istasyonları kurulumu da hızla artmaktadır. Yani bu da elektrik tüketiminin artması demek, yeni enerji alt yapılarının gerekli olması demek. Yukarıda GES konusunda değindiğimiz gibi Trafo Kapasite ihtiyacı demek, aynı zamanda can mal güvenliği demek, yangın riski demek.  Yetkili, Ehil olmayan kişi ve kurumlara şarj istasyonları kurdurursanız hem kendinizi hem çevrenizi çok büyük riske atmış olursunuz. Bu konuda acilen yeni düzenlemeler ile beraber yetkili montaj ve kurulum sertifikasyonu olan firma şartı getirilmelidir.</p>

<p>GES, RES sistemleri, Elektrikli araçlar, şarj istasyonları yarın öbür gün hepsi farklı yazılımlar ile yapay zeka destekli çalışacak, robotik sistemlerle desteklenecek. Enerji yönetimi, yapay zeka, robotik sistemler, Elektrik yüksek gerilim sistemi yan yana geldiği zaman bunları doğru yönetemezseniz her şey olabilir. Bunu Nisan ayında ülkemizin de bağlı olduğu Enterkonnekte şebekeye bağlı   İspanya başta olmak üzere Portekiz ve Fransa’yı da etkileyen Elektrik kesinti ile Avrupa yaşadı. Hayat neredeyse durdu. Bu olaydan herkes bir ders çıkarmalı ve gerekli önlemler şimdiden acilen alınmalıdır. Önlemek Ödemekten Daha Kolay ve Ucuzdur.</p>

<p>İşin Özü Firmaların karlılıkları düştü, Zarar ediyorlar hatta şalter indiriyor fabrikalarını kapatıyorlar. Kapatmamaları ve Dünya ile rekabet edebilmeleri için giderlerini azaltmaları ya da verimliliği arttırmaları gerekiyor. Üretimde en büyük gider kalemleri Personel gideri, Vergiler ve Enerji. Emek ve insan gücünü düşüremiyorsun, vergiler zaten malum düşmediği gibi artıyor, Geriye enerji maliyeti kalıyor. Ve GES sistemleri kendini 4/5 yılda amorti ediyor. Üstelik tamamen yeşil, temiz ve doğa dostu.</p>

<p>Fabrika ve ticari işletmeler dışında Müstakil Evlerde ve toplu konutlarda da yenilenebilir enerjiye yeni teşvikler ve bürokratik kolaylıklar getirilmesi lazım. Elektrikli araçla birlikte bu artık daha büyük bir ihtiyaç. Bunun için de Konutlarda kurulacak Şarj İstasyonları, Evsel Enerji GES ve Depolama sistemlerine KDV muafiyetinin getirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Başta Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığımız olmak üzere Enerji sektöründeki tüm kurumların (Özel Dağıtım Şirketleri Dahil) bakanlık ve EPDK gibi ilgili kurumların desteğiyle mevzuatları düzenlemeleri, bürokrasiyi azaltmaları, altyapıları iyileştirmeleri, Trafo kapasitelerini artırmaları, geliştirmeleri ve gerekli teşvik mekanizmalarını çalıştırarak sektörün önünü açmaları gerekiyor.</p>

<p></p>

<p><strong><img alt="Serkan Yavaş1 Copy" height="269" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/serkan-yavas1-copy.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="240" /></strong></p>

<p><strong>Serkan Yavaş</strong></p>

<p><strong>Sunvital Satış Direktörü</strong></p>

<p><strong>İşlemler çok uzun sürüyor, süreçler hızlandırılmalı</strong></p>

<p>Güneş enerjisi sektörü yaklaşık 1,5 senedir biraz sıkıntıya girdi. Yatırım maliyetleri zorlaştı, kredi bulmakta zorlanan firmalar GES kurmaktan vazgeçtiler. Ekonomik şartlar birebir etkiledi. Ama esas sorun, çoğu yerde trafo kapasiteleri bitmek üzere. Hatta çoğu yerde sıfırlandı. Dolayısıyla GES fikri ve buna finansal kabiliyeti olan firmalar, isteseler bile bu sistemi kuracak yer bulmakta bile zorlanıyorlar. Çünkü o yerin trafo kapasitesinin olması lazım. Sorunun çözümü ve sektörün önünün açılması için trafo kapasitelerinin artırılması lazım. Bu da bir maliyet. Güneş verimliliğimiz ülke olarak çok yüksek ama Almanya’nın 6’da biri kadar GES santralimiz var. İkinci olarak, yeni bir madde bekliyoruz mevzuata. Bu da yapılırsa, sektöre biraz nefes aldırır, sektörün önünü açar. Sonuçta Avrupa bunu gereklilik haline getiriyor, ihracatçıya soracak, sen yeşil enerji kullanıyor musun diye. Mevcut durum, ihracatçının önüne taş koyuyor.</p>

<p>Kendini 5 senede amorti eden, 25 sene devam edecek bir sistem GES ve bu durum, bu sektörün hiçbir zaman bitmeyeceğini gösteriyor. Kazancı yüksek bir sektör firmalar açısından. Enerjiyi ucuza tüketiyorlar yani. Rekabet açısından çok önemli firmalar için. Bu anlamda sektörün önü çok açık.</p>

<p>Sektörümüzün diğer bir sorunu, prosedürler çok uzun sürüyor. Bir firma ben GES kuracağım dediği andan itibaren minimum 2-3 ay geçiyor. Kur da stabil kalmadığı için, finansal bir risk de oluşuyor. İşlemlerin hızlandırılmasını bekliyoruz bu açıdan.</p>

<p><img alt="Olgun Karabi̇ber" height="205" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/olgun-karabiber.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="168" /></p>

<p><strong>Olgun Karabiber</strong></p>

<p><strong>LimaDEM YKB</strong></p>

<p><strong>Trafoların yetersiz olması, darboğaza dönüştü</strong></p>

<p>Trafo kapasite yetersizliği, GES yatırımlarının hayata geçmesini ciddi şekilde geciktiren bir darboğaz haline gelmiştir. Bu sorunun çözümü için öncelikle şebeke altyapısının bölgesel ihtiyaçlara göre yeniden planlanması, TEİAŞ ve dağıtım şirketlerinin koordinasyonuyla mevcut trafo merkezlerinin modernize edilmesi ve yeni trafo merkezlerinin yatırım planlarına alınması gerekmektedir.</p>

<p>Acil çözüm olarak ise; lisanssız üretim projelerine özel, mikro trafo merkezleri ya da hibrit sistemleri destekleyecek modüler çözümlerin devreye alınması ile mümkündür. Sektörel iş birliği ise; yatırımcılar, mühendislik firmaları ve kamu kurumları arasında oluşturulacak bölgesel koordinasyon kurulları ile mümkün olabilir. Bu kurullar, yatırım yoğunluğu olan bölgelerde kapasite yönetimini optimize edecek ve yatırım planlarının daha sağlıklı yapılmasını sağlayacaktır.</p>

<p>Sektör olarak bir diğer sorunumuz ise uzayan bürokratik işlemlerdir. İzin süreçlerinin uzaması, yatırımcılar için zaman kaybı, finansman maliyeti artışı ve yatırım iştahının düşmesi gibi olumsuz sonuçlar doğuruyor. Bu durum, özellikle KOBİ ölçeğindeki yatırımcıları piyasadan uzaklaştırabiliyor.</p>

<p>Bu sürecin hızlandırılması için tek bir dijital platform üzerinden tüm izin süreçlerinin yürütülebileceği bir “Yenilenebilir Enerji Proje Takip Sistemi” kurulmalıdır. Bu sistem sayesinde yatırımcı başvurusunu yapar yapmaz tüm ilgili kurumlar (Çevre, Tarım, Enerji, Belediye vb.) entegre olarak çalışabilir ve eş zamanlı olarak görüş verebilir. Ayrıca, standart başvuru dosyaları ve e-imza ile işlem yapılabilmesi süreci büyük ölçüde hızlandıracaktır.</p>

<p>Çözüm önerileri</p>

<p>Mevcut teşvikler özellikle lisanssız projeler için kısmen yeterli görünse de, büyük ölçekli ve çatı GES yatırımlarında maliyetleri karşılamakta yetersiz kalabiliyor. Devletin sağladığı KDV muafiyeti, amortisman kolaylıkları ve yerli ürün kullanımına yönelik destekler olumlu olmakla birlikte daha kapsayıcı hale getirilmelidir.</p>

<p>Ek teşvik olarak;</p>

<p>- Yeşil finansman fonlarının artırılması ve düşük faizli kredi imkanlarının sağlanması,<br />
- Çatı GES projelerine yönelik vergi indirimi ya da gelir garantisi modeli,<br />
- Belediyelerin kamu binaları ve boş çatıları GES'e açmasına dair düzenlemeler,<br />
- GES projelerine yerli AR-GE kullanımı halinde ekstra teşvik puanları verilmesi,<br />
sektörün büyümesini ciddi şekilde hızlandırabilir.</p>

<p>EV şarj istasyonlarında özellikle yangın riski, topraklama ve enerji kesintilerine karşı önlem eksikliği en sık karşılaşılan sorunlardır. Ayrıca mevcut trafo kapasitesinin ve altyapının yeterli olmaması da bu sistemlerin sağlıklı çalışmasını engelliyor.<br />
Bu alanda mutlaka teknik şartnamelere dayalı, ulusal bir güvenlik standardı oluşturulmalı ve denetim mekanizması güçlendirilmelidir. Şarj istasyonu kuracak firmalara yönelik sertifikasyon ve yeterlilik kriterleri belirlenmeli, bu alanda yetkilendirilmiş mühendislik firmalarıyla çalışılması zorunlu hale getirilmelidir. Aynı zamanda, enerji dağıtım şirketleriyle koordineli çalışan bir ruhsatlandırma modeli sektöre güven kazandıracaktır.</p>

<p>Türkiye'nin enerji dönüşümünde GES yatırımları büyük rol oynamaktadır. Ancak bu dönüşüm yalnızca kurulumla değil, bakım, izleme ve veri analizi gibi konularla da desteklenmelidir. Yerli teknolojinin geliştirilmesi, mühendislik kabiliyetlerinin artırılması ve sektör çalışanlarının sürekli eğitimi, uzun vadede dışa bağımlılığı azaltacak ve daha sürdürülebilir bir enerji altyapısının önünü açacaktır. Ayrıca, kadın mühendislerin ve genç girişimcilerin sektöre dahil edilmesini sağlayacak politikalar da GES alanında sosyal sürdürülebilirliği destekleyecektir.</p>

<p><img alt="Alperen Elmalı Copy" height="316" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/alperen-elmali-copy.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="238" /></p>

<p><strong>Alperen Elmalı</strong></p>

<p><strong>CW Enerji Bursa Bayi Yetkilisi</strong></p>

<p><strong>Tek bir uygulamayla kontrol edilebilecek GES sistemlerini kuruyoruz</strong></p>

<p>Dijital dönüşüm konusuna çok önem veriyoruz. Tek bir uygulamayla kontrol edilebilecek GES sistemlerini kuruyoruz firma olarak. Ama herkesin güneş enerjisini evinde üretip, depolayıp, elektrikli aracını şarj edebilmesi, ısı pompası ile ısıtma – soğutmasını gerçekleştirebilmesi gerekiyor. Biz tüm bunları tek bir aplikasyonla sağlayabilen bir firmayız. Yapay zekayı da sisteme entegre etmek için iyileştirme ve gelişmeler sürüyor.</p>

<p>Enerjinin üretim kaynağını yenilenebilir enerji olarak yaptığınız zaman, bir kere siz piyasada diğer rakiplerinize göre maliyet anlamında çok önde başlıyorsunuz. Elektrik fiyatları çok hızlı değişkenlik gösterebiliyor. Herkes için bu böyle. Çok geniş ürün yelpazemiz var bu anlamda.</p>

<p>Şu anda tahsis edilen kapasiteler, yenilenebilir enerjiye dair, dolu durumda. Bu konuda yönetmelikte bir revizyon bekliyoruz. En azından bu insanların iç tüketimlerini karşılayacak kapasiteye dahil olmadan, olabildiğince insanların yatırım yapması ve yenilenebilir enerjinin desteklenmesi adına insanların önlerinin açılması lazım. Dağıtım şirketleri para kazanmak istiyor. Özelleştirme sırasında amaç, onların perakende elektrik satıp para kazanmak değildi. Onlar olayı en başından beri yanlış anlamışlar. Onlar yatırım yaptıklarında, devletten karşılığını alıyorlar zaten. Elektrik satacaklar tabi ki, ama kamu hizmeti de yapıyorlar bir yönüyle. Özelleşmiş bile olsa, böyle bir firma kamunun çıkarlarına aykırı hareket edemez. Bu vatandaş, ülke ve milli sermaye için çok kıymetli.</p>

<p></p>

<p>Trafo kapasiteleri artırılmalı</p>

<p>Bizim çok müşterimiz var. Başvuruyoruz, cevabını alamıyoruz. Bu yatırımcı ihracat yapıyor, rekabet etmek, maliyetlerini düşürmek istiyor. Çatısı da müsait. Ama kapasiteye takılıyor. Gereken düzenlemeler yapılmazsa, devlet TEİAŞ tarafında daha büyük yatırım yapmak zorunda kalacak.</p>

<p><img alt="Yusuf Türkoğlu" height="221" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/yusuf-turkoglu.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="171" /></p>

<p><strong>Yusuf Türkoğlu</strong></p>

<p><strong>MYT Enerji YKB</strong></p>

<p><strong>Sıfır Geri Besleme projesi hayata geçerse sektör rahatlar</strong></p>

<p>Güneş enerjisi santralleri, temiz enerji üretimi ve sürdürülebilirlik açısından giderek daha fazla tercih edilmektedir. Ancak, trafo merkezlerindeki kapasite sınırlamaları nedeniyle, yatırımcılar yalnızca kendi tüketimlerini karşılayacak kadar GES kurulumuna yönelebilmektedir. Güneş enerjisi santrali kurulumunda doğru hesaplamalar yapmak, kapasite problemine elbette aktif çözümler sunar. Yanlış hesaplamalar, üretimde istenmeyen pikler nedeni ile kar kaybına sebep olur. Elektrik üretimi ve tüketim değerleri arasındaki farklar güneş enerjisi santralinin amacı olan yatırım verimliliğini olumsuz etkiler. TEİAŞ tarafından geliştirilen ve GES üretiminin şebekeye geri beslenmeden kullanılmasını hedefleyen “Sıfır Geri Besleme” (Zero Feed-in) projesini yakından takip ediyor ve destekliyoruz. Bu projenin hızlı şekilde hayata geçirilmesi, hem yatırımcıyı hem de sektörü ciddi anlamda rahatlatacaktır.</p>

<p>Güneş enerjisi santralinde yatırımcıların ve sektörde bulunan firmaların izin sürecinde birçok yerden ayrı ayrı izin almak zorunda kalıyor. Farklı kurum ve kuruluşlardan izin alma durumu da 2-3 ay ve bazı dönemlerde daha uzun zaman dilimlerine denk düşüyor. En akılcı çözüm, izin süreçlerinin merkezi bir platformda toplanarak tüm başvuruların tek bir kanal üzerinden yürütülmesidir. Uzun izin süreçlerinin yatırımcıya ve sektörde bulunan firmaya maliyet ve emek kaybı yaşatacaktır. GES projelerinde en önemli teşvik de izin alma sürecine çözüm bulmaktır. İzin süreçlerinin dijital ortama taşınması, örneğin e-devlet üzerinden entegre izin başvuru modüllerinin geliştirilmesi hem süreyi kısaltacak hem de başvuru sahiplerinin iş yükünü azaltacaktır. İlgili kurum veya kuruluşlarındaki muhatapların ve çalışan sayısının artırılması kısa süreli de olsa çözüm sunacaktır.</p>

<p>Bu arada Türkiye’nin 2030- 2035 karbon hedefine ulaşabilmesi için elbette birçok madde bulunmaktadır, fakat konumuz ile ilgili olan madde ise ‘’Elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının payının yüzde 75’e çıkarılması’’ maddesidir. Bu maddedeki beklenti elbette yüksektir. Bu hedefe ulaşabilmek için mevcut teşviklerin artırılması ve çeşitlendirilmesi gerekmektedir. İlgili kurum ve kuruluşların özellikle teşvik konusunda meclise sunması gereken konuların olması gerektiğini düşünüyoruz. Onaydan geçen her ek teşvik elbette sektörün büyümesine ve yatırımcıların talep etmesine sebebiyet verecektir.</p>

<p>Öte yandan Elektrikli araç şarj istasyonlarının yaygınlaşmamasının en büyük sebeplerinden biri altyapı eksikliğidir. Şarj istasyonlarının yeterli sayıda bulunması gerekmektedir. Yeterli sayıda şarj istasyonunun kurulması ve mevcut şarj noktalarının iyileştirilmesi, elektrikli araç kullanımını teşvik etmektedir. Şarj istasyonlarının güç altyapısı sorunları da göz ardı edilmeyecek şekildedir. Elektrikli araçlar kısa sürede yüksek miktarda enerjiye ihtiyaç duyduğundan, hızlı şarj altyapısı güçlü ve güvenli bir elektrik altyapısı gerektirmektedir. Mevcut elektrik şebekeleri bu talebi karşılamakta zorlanmaktadır. Bu sorunu çözmek için güç altyapısının güncellenmesi ve şarj istasyonlarının daha fazla enerji sağlayabilmesi önemlidir. Ayrıca şarj istasyonlarının yangın, kaçak akım ve kullanıcı güvenliği konularında sertifikalı donanımlar ile donatılması, standartların belirlenmesi ve denetlenmesi büyük önem taşımaktadır.</p>

<p>Yenilenebilir enerji ve e-mobilite alanında atılacak her adım, sadece bugünün değil geleceğin de enerji altyapısını şekillendirecektir. Sektör oyuncularının, kamu kurumlarının ve yatırımcıların ortak akılla hareket etmesi, sürdürülebilir ve güçlü bir enerji dönüşümünü mümkün kılacaktır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNCELEME</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/gese-trafo-yetersizligi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Jun 2025 17:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/1515-m1.jpg" type="image/jpeg" length="60637"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa sanayisi dijitalleşme ile verimliliği artırıyor]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-sanayisi-dijitallesme-ile-verimliligi-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursa-sanayisi-dijitallesme-ile-verimliligi-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa’da sanayiciler, artan rekabet baskısı ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda dijitalleşme, otomasyon ve yapay zekâya dayalı dönüşümleri hızlandırıyor. Katma değerli üretim, verimlilik artışı ve karbon ayak izinin azaltılması odaklı yatırımlar öne çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AYDIN DAĞTEKİN- GÖKSEL BAŞARAN</p>

<p>Otomasyon uygulamalarında yüzde 10’luk iyileşmenin ciroya yüzde 20 katkı sağladığına dikkat çekilirken, firmalar, yazılım ve veri tabanlı sistemlerle israfları minimize etmeye odaklanıyor. Bazı fabrikalarda üretim hatları uzaktan izlenip yönetilebiliyor, makineler arası iletişimle 7/24 verimli üretim sağlanıyor.</p>

<p>Dijital olgunluk seviyesinin halen düşük olması, sanayi–üniversite iş birliklerinin önemini ortaya koyuyor. Sektör temsilcileri, teknolojiyi yalnızca ithal etmenin yeterli olmadığını, yerli üretim ve adil vergi politikalarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguluyor.</p>

<p><strong><img alt="Buğra Küçükkayalar" height="245" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/03/bugra-kucukkayalar.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="186" /></strong></p>

<p><strong>Buğra Küçükkayalar</strong></p>

<p><strong>BUSİAD YKB</strong></p>

<p><strong>Dijitalleşmeyi yapay zeka ile buluşturmamız lazım</strong></p>

<p>BUSİAD olarak bizim bir vizyon çalışmamız vardı. Bu çalışma Bursa’nın, Bursa sanayisinin ve ülkemizin geleceği için çok önemli. Orada sloganımız şöyleydi; Sanayi, tarım ve turizmle gelişen Bursa. Ama sonra baktık ki bu slogan Türkiye için de geçerli bir slogan. Hepsi de Türkiye, Bursa için çok önemli. Ama bütün bunların gelecekte önem kazanması için, ülkemizin daha kalkınması için bir şeyler yapmak lazım.</p>

<p>Üçlü dönüşüm lazım gelecek için. Bir tanesi, dijital dönüşüm. Bundan kastettiğimiz, katma değerli üretim yapmaktır. Türkiye’de bir çip fabrikası yok ama pandemi döneminde çip anlamında dünyada krize girdik biz. Herkes Tayvan’ın peşinden koşar oldu. Ve Tayvan’ın bu konuda uzman olduğunu öğrendik. Dolayısıyla katma değerli ürün ve hizmetleri iş dünyası ile buluşturmak, BUSİAD’ın görevlerinden bir tanesidir.</p>

<p>318 üyemiz var bizim. 250 küsur firmayı temsil ediyor. Bizim görevimiz de, bu çalışmaları yapan, sunan kurumları, gerek bünyemizde çalışarak, onların katkılarını öğrenip iş insanlarımıza aktararak, onları raporlaştırarak ve o raporların sonucunda da ülkemizin sathına yayarak, ülkemize katkıda bulunmasını sağlamaktır.</p>

<p>Endüstri 1, 2, 3, 4 diyoruz biz. Endüstri 2,5 civarındadır bizim işletmeler, öyle söylerler. Yakalamak zor ama onu yakalayabiliriz. Dijitalleşmeyi mutlaka ön plana çıkarmak ve yapay zeka ile buluşturmak lazım. Bunu yapabilecek de insandır. Önemli olan makinayı yapmak değil, o makinayı yapacak beyni burada yapmaktır. Bunun için de toplumsal dönüşüm gerekir. Bu amaçla gençlerimizi olabildiğince ülkemizde tutmak gerekir. Yurt dışına giden gençler için de bir şey söylemek istiyorum; Onlar için yurt dışı deneyimdir. Orada bulunmaları bizim için bir kazançtır.</p>

<p>Drone ile tarım yapan üyemiz var</p>

<p>Dijital dönüşüme salt sanayi diye de bakmamak lazım. Tarımda, turizmde de bu olmalı. Hepsinde katma değerli üretimi sağlamamız lazım. Bursa’da drone’la tarım uygulaması yapan üyemiz de var bizim. Bu çok önemli bir konu, pek bilinen bir konu değil. Yine kullanılabilir suyun yüzde 70’ini tarımda heba ediyoruz. Dolayısıyla tarımda verimli sulama için dijital dönüşümden de yararlanmamız gerekiyor.</p>

<p><img alt="" src="nılufer" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /><img alt="Ni̇lüfer Çevi̇kel-9" height="262" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/nilufer-cevikel-9.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="247" /></p>

<p><strong>Nilüfer Çevikel</strong></p>

<p><strong>DOSABSİAD YKB</strong></p>

<p><strong>Çin’den 30 yıl gerideyiz, teknoloji üretmeliyiz</strong></p>

<p>Çin gibi devlet tarafından desteklenen sanayiciyle bizim rekabet etmemiz, özellikle işçilik ve enerji konusunda, pek mümkün değil. Bu bağlamda enerji yatırımları kritik önem taşıyor. Bunu yapmıyorsanız, devam etmeniz söz konusu olmadığı gibi, maliyet açısından bir de son dönemde gelen yeşil dönüşüm, karbon ayak izi gibi çeşitli öncü firmaların da uygulamış olduğu kriterlerin de sağlanmasının başında, bu geri dönüştürülebilir ve yenilenebilir enerjiyi kullanım geliyor. Bizim zaten seneler önce sanayide devreye aldığımız konular. Birçoğu enerji yatırımlarında 5’inci senesini doldurdu.</p>

<p>Gümrüksüz ürün girişi engellenmeli</p>

<p>Sınırda karbon düzenlemesi, dünyada bir kaos. Donald Trump, “Ben bunu tanımıyorum” dedi. Bu önemli. Dünyanın en büyük alıcısı ABD. Çarkların bir dişlisi bozuluyor dolayısıyla. Bu durumda diğerleri de mutlaka bunu aşmaya çalışacaktır. Şu anda çok ciddi şekilde uygulandığını düşünmüyorum. Türkiye’ye bu kriterler uygulanmadan, Uzakdoğu ülkelerinden, üçüncü dünya ülkelerinden Türkiye’ye çok net bir şekilde gümrüksüz ürün giriyor. Ve biz maliyetleri yükselttiğimiz halde bizi de zarar ettiriyor, bu da haksız rekabete neden oluyor. Bunun önünde sonunda uygulanması söz konusu ama uygulanması konusunda Türkiye’ye adil olunması gerekiyor. Eğer Türkiye’den bu kriterler isteniyorsa, o zaman Türkiye’ye giren ürünlerin de aynı kriterlerde olması gerekiyor. Öncelikle buna odaklanmamız lazım. Çünkü şu anda sanayicimiz, ileri düzeyde, yeşil teknolojiye uygun ürün üretebilecek durumda. Gerekli yatırımları da yaptık ama daha sakin davranmalıyız. Çünkü geçmişte de bazı kriterler, belgeler hep uygulanacak dendi, Türkiye bunlara hep uydu ama son anda hep gol yedi. O nedenle sakin bir şekilde takip etmek ve dünyayı incelemek gerekiyor.</p>

<p>Türkiye, ürünlerinin yüzde 60’ını doğrudan Avrupa’ya ihraç ediyor. Avrupa uygularız diyor ama dünyanın en büyük alıcısı ABD uygulamazsa, Türkiye mutlaka zarar görecektir bundan.</p>

<p>Akıllı fabrikalar, robotlaşma, yapay zeka konusunda en iyi örnek Çin. Çin şu anda bizden 30 yıl ileride. Ama bizim dönüşmemiz o kadar kolay değil, gerçekçi olmak gerekiyor. Bunun için teknoloji üretmek gerekiyor. Hala teknoloji ithal eden konumdayız. Birçok sektör için bu böyle. Taşıma suyla değirmen dönmez derler ya, ona benziyor. Aksi taktirde birileri getirip koyar teknolojiyi, sonra onlar yeni teknolojiye geçer, siz yine geride kalırsınız.</p>

<p>Verimli çalışmak da tamamen siparişle, rekabetle, maliyetle alakalı. Yeterli işçi olmadığı için fabrika kapatan işverenler var.</p>

<p><img alt="Şinasi Güneş-2" height="203" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/sinasi-gunes-2.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="218" /></p>

<p><strong>Şinasi Güneş</strong></p>

<p><strong>Bemis Teknik Elektrik YKB</strong></p>

<p><strong>Kalıpları revize edip, maliyetleri yüzde 25 düşürdük</strong></p>

<p>Geçtiğimiz dört yıl önce, gelecekte güçlü, sürdürülebilir olmak için en önemli konunun maliyetlerin düşürülmesi, rekabet gücünün artırılması gerektiğini gördük, tüm kalıplarımızı revize ettik, göz sayılarını artırdık. Bu şekilde maliyetlerimizi yüzde 25 düşürdük, süreyi de kısalttık. Rakiplerimizden yüzde 15 daha ucuza veriyoruz, fakat onlardan daha çok kazanıyoruz. Firmayı güncellemek çok önemli ama yetmiyor. Teknoloji o kadar hızlı ilerliyor ki, görmemek, bunlara uyum sağlamamak, firmanın önünde en büyük engeli oluşturuyor. Maalesef birçok firma bu hatayı yapıyor. Firma gelişmek istiyor ama en büyük engel, firmanın sahibi. Değişim ve dönüşüme direniyor, ayak uydurmak istemiyor.</p>

<p>Değişimi, teknolojiyi seviyorum. Bu bakış açısıyla geçtiğimiz yıl, elektrikli araçların şarj cihazlarının üretimine başladık. Sektörü şaşırtacak şekilde, sektörü domine edecek bir firma haline geldik. Tercih edilen bir markayız. Bu şekilde zaten olayı bitirmiş oluyorsunuz. Kadronuz, ekibiniz iyi olduğu zaman daha iyi işler çıkarabiliyorsunuz.</p>

<p>Otomasyona ciddi yatırım yaptık</p>

<p>Otomasyon konusunda da son iki yılda çok ciddi yatırımlar yaptık. 5 kişinin ürettiği 2 bin ürünü, yeni bir otomasyon makinasıyla 2 kişinin çalışmasıyla 5 bin adet üretim yapabiliyorsunuz. Ama o iki kişiyi de çıkarırsanız, 100 bin dolarlık makine oluyor 500 bin dolar. Biz diyoruz ki, 500 bin dolarlık makinayla el değmeden üretim yapacağımıza, 5 kişinin yaptığı işi 2 kişiyle zaten iki katına çıkarıyoruz. O iki kişi kalsın diyoruz. 500 bin dolar yerine, 100 bin dolara üretim yapıyoruz. Böyle istihdamı da koruyan bir ara geçiş mantığıyla otomasyon yatırımlarına başladık. Bu açıdan da verimliliğimizi ciddi şekilde iyileştirmiş durumdayız. Bazı birimlerimizde endüstri 4,0 denebilecek seviyede üretimlerimiz var. 24 saat çalışıyor, bir kişi duruyor başında, o da yatıyor. Karanlıkta çalışan, birbiriyle haberleşen, tamamen bitmiş bir şekilde ürünü üretiyor.</p>

<p>Üretim alanlarında da teknolojik yatırımların yapılması, rekabet gücünün artırılması çok önemli. İhracatta başka türlü şansınız olmaz. Yüzde 30 vergi uygulanan ülkelerde bile fiyat tutturabilen bir firmayız. Dış pazarlarda taleplerimiz giderek artıyor. Döviz kurlarının düşük olduğu bu dönemde, Avrupa’ya mal satabiliyoruz. Kaliteyi de tutturabiliyoruz.</p>

<p>Karbon ayak izi konusuna gelince… Şu anda mevcut fabrikamızda yağmur suyu geri kazanımı, tüm aydınlatmaların LED olması, tüm muslukların tasarruflu olması, tüm hammaddelerin geri dönüşümlü olması, sıfır atıkla çalışan, enerjiyi en az tüketen, tükettiği enerjiyi de çatıdan GES santralinden karşılayan, karbon ayak izini neredeyse sıfıra indirmiş bir firmayız. Bu konuda örnek olmaya çalışıyoruz. Avrupalı müşterilerimizin hayranlığını kazanıyoruz bu konuda. Yeni yapacağımız GES santralimizle de, tükettiğimiz enerjinin fazlasını devlete satmayı planlıyoruz. Bu konuda da öncü firmalardan biriyiz.</p>

<p></p>

<p><img alt="İlhan Özdemir Copy-1" height="231" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/ilhan-ozdemir-copy-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="202" /></p>

<p><strong>İlhan Özdemir</strong></p>

<p><strong>trex Dijital Akıllı Üretim Sistemleri YKB</strong></p>

<p><strong>Otomasyonda yüzde 10’luk iyileşme, ciroyu yüzde 20 artırıyor</strong></p>

<p>Biz firma olarak yazılım ve elektronik bütünleşik çözümler üretiyoruz. İşletmelerin karlılık oranları düşük. Maliyet kalemleri belli; enerji, hammadde ve işçilik maliyetleri. Hiçbir işveren bunları düşüremez. Tek yapacağı şey, israfları azaltmak. Bizim ürettiğimiz ürünler, işletmelerdeki israf noktalarını en ince ayrıntısına kadar, kılcal damarlarına kadar bulup, onları açığa çıkarmak için geliştirilmiş teknolojik ürünlerdir. Bu ürünleri yapay zeka destekli de üretiyoruz ve sunuyoruz. Özetle işletmelerin karlılıklarını artırmaları için, yeni yatırım yapmadan, mevcut kaynaklarıyla daha fazla üretim yapmalarını sağlayacak, israflarını azaltmalarını sağlayacak teknolojik ürünler üretiyoruz.</p>

<p>Almanlar’ın yaptığı araştırmalar, en kötü otomasyonun yüzde 7 verimlilik artışını sağladığını ortaya koyuyor. Burada sağlanacak yüzde 10’luk iyileşme, cironun yüzde 20 artması demektir. Bu kadar etkili. Kayıplarınızı yüzde 10 iyileştirirseniz yani, cironuz yüzde 20 artıyor.</p>

<p>Dijital dönüşüm yatırımları, geri dönüşü çok kolay olan yatırımlardır ama dikkatli olmak lazım. MacKenzie’nin araştırmasına göre, bu tür yatırımların yüzde 30’u başarılı oluyor. Burada böyle bir tehlike var. Hatta büyük, hantal işletmelerde yüzde 16’sı başarılı oluyor. Dolayısıyla çok akıllı, stratejik, iyi ekiplerle, mutlaka işinde uzman kişilerle çalışıyor olmanız şart. Sadece sistemi de kurmanız yetmiyor. Özetle, dijital dönüşüme yapılan yatırımlar başarılı olduğunda, karlılık oranlarını çarpanlı bir şekilde artırıyor.</p>

<p>Bursa’nın dijital olgunluk seviyesi 2,7</p>

<p>Yapılan araştırmalar, Bursa’nın dijital olgunluk seviyesinin 2,7’de olduğunu söylüyor. 250 firmayla yapılan detaylı bir araştırma, bize bu sonucu verdi. Türkiye ortalaması ise 2,5. Maalesef henüz yapılması gerekenlerin çok başındayız, raporlar bunu gösteriyor.</p>

<p>Bundan 7 yıl önce trex Akademi’yi kurduk. Eğer işletmeler bu konuda iyileşme, ilerleme sağlamak istiyorlarsa, üniversiteler ile gerçek ilişkiler kurmalılar. Kağıt üzerinde değil. İnsan kaynağı, daha üniversiteden mezun olmadan bu işleri öğrenmiş olmalı. Bunun yolu gerçek anlamda üniversite – sanayi iş birliğini tesis etmekten geçiyor. Biz henüz o noktada değiliz. Kağıt üzerinde herkes konuşuyor. Gidin Almanya’ya, Volkswagen’in Dresden Üniversitesi’nin içinde kendi fabrikası diyebileceğimiz oluşumları var. Başarılar kolay elde edilmedi. Benzerlerini Çin’de görüyoruz bugün. Acil bir şekilde üniversite – sanayi iş birlikleri gerçek anlamda tesis edilmeli. İşletmelerde, üniversitelerde bu konuda değerli isimler, hocalar var ama takım olamıyoruz.</p>

<p>Teşvikle bu iş olmaz, adil vergilendirme şart</p>

<p>Bu arada vergi düzenlemesi şart. Acilen adil bir vergi düzenine geçilmeli, teşvik sistemiyle bu iş yürümez, görünüyor. Ben 22 yıldır teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteriyorum, yerinde Ar-Ge merkeziyim. Ama teşvik sistemleriyle bu işler yürümez, net artık. Taşıma suyla değirmen dönmez.</p>

<p><img alt="Zafer Barış Yazan" height="232" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/zafer-baris-yazan.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="212" /></p>

<p><strong>Zafer Barış Yazan</strong></p>

<p><strong>Gökçelik CEO’su</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Fabrikadaki makinalara uzaktan erişip, kontrol edebiliyoruz</strong></p>

<p>GES denildiğinde herkesin aklına, elektrik enerjisinden tasarruf, elektriği bağımsız bir kaynaktan elde etme geliyor. Oysa ki ticari olarak baktığımızda, şirketlerin buradan çok fazla endirekt kazançları oluyor. Öncelikle sıfır karbon, ihracatçı firmalar için zorunluluk haline gelecek. Avrupa Birliği, 2050 yılında sıfır karbon emisyonuna sahip ilk kıta olmayı hedefliyor. 2026 yılı itibariyle de çok ciddi karbon sınırlamaları getiriyor. Nötürleyemediğiniz her karbon tonu için yaklaşık 45 dolar vergi alacak. Bunu dönüşümü yaparsanız, ekstra teşvik ve vergi indirimleri söz konusu olacak. Bu tür yatırımların imaj yönünden katkıları da çok yüksek. Halkla ilişkilerden insan kaynaklarına kadar dolaylı katkıları var. Örneğin, müşterileriniz, çalışanlarınız çevreye daha duyarlı firmalardan alışveriş yapmak istiyor.</p>

<p>Dijital dönüşüm konusunda ise… Biz kendi GES santralımızın verilerini online olarak alıyoruz. Dolayısıyla ne kadar tasarruf ettiğimizi, ne kadar karbon nötr ettiğimizi her an görebiliyoruz. Onun dışın da teknoloji 4,0 doğrultusunda hem robotlaşma, hem de tüm üretimi dijital yönetim sistemleriyle yönetme konusunda çok ciddi bir çalışmamız söz konusu. Üretim olarak SAP sistemi kullanıyoruz. Bunu veri alma sistemleriyle destekliyoruz. Dolayısıyla işin ucu yine verimliliğe geliyor. Ne kadar verimli üretirseniz, dünyaya o kadar tasarruf bırakmış oluyorsunuz.</p>

<p>Ürettiğimiz karbonun yüzde 18’ini, GES’le tekrar nötr hale getirebiliyoruz. Biz önce insanız, sonra yönetici ve sanayiciyiz. Olaya sadece kapital açısından değil, insani değerler açısından yaklaşıyoruz.</p>

<p>Bizim Gökçelik olarak beş fabrikamız var. Yönetici her arkadaş, bu fabrikalardaki her makineye anında ulaşıp, o makinanın ne ürettiğini, ne kadar enerji kullandığını, hangi verimlilikte çalıştığını görebiliyor ve müdahalede bulunabiliyor. Ürettiğini, tükettiğini, stokladığını net olarak, veri olarak kullanabiliyorsan, bu pek çok alanda tasarruf ve verimlilik sağlıyor.</p>

<p><img alt="Yavuz Kazangil-5" height="218" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/yavuz-kazangil-5.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="228" /></p>

<p><strong>Yavuz Kazangil</strong></p>

<p><strong>C Motortech Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>Rekabet için inovatif ürünlere geçmemiz şart</strong></p>

<p>Dünyada ciddi bir ekonomik sıkıntı var. Rekabet artıyor, maliyetler yükseliyor. Bu durumda yapmanız gereken, daha inovatif ürünlere geçmek. Fason ya da talaşlı üretim değil, katma değerli ürünlere yönelmek gerekiyor. Biz de bunu yapmaya çalışıyoruz. Bu noktada verimlilik artık yeterli gelmiyor, sınıra dayandık. Bu arada 10 yıldan fazla bir süredir dijital sistemleri kullanıyor. Bu alana çok ciddi emek sarf ettik. Burada önemli olan doğru veri. Aksi taktirde sonuç alamazsınız. Yanlış verilerle doğru sonuçlara ulaşamazsınız.</p>

<p>Karbon emisyonuyla ilgili GES projemizi tamamladık çatılarımızda. Daha verimli, yeni tezgahlara geçtik. Aslında bu bir çeşit vergilendirme. İşin gerçeği bu. Avrupa kendini belli bir seviyeye kadar geliştirdi ve artık daha aşağı segmentteki, doğaya sürdürülebilirlik anlamında negatif etkili veren ülkelere bir nevi ambargo uyguluyor karbon emisyonuyla. Aslında kendi fiyatına eşitlemeye çalışıyor, diğer ülkelerin fiyatlarını. Haklılar mı, haklılar. Avrupa bunun için yapılması gereken şeyleri de ötelemeye başladı. Çünkü bu bir para harcama yöntemi. Çünkü karbon emisyonu ciddi maliyetler getiriyor. Analizini yapmak bile ciddi bir emek ve maliyet demektir.</p>

<p><img alt="Anıl Işık" height="198" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/anil-isik.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="182" /></p>

<p><strong>Anıl Işık</strong></p>

<p><strong>Valf Yüksekte Çalışma Çözümleri Satış Müdürü</strong></p>

<p><strong>Düşük maliyetli ve çevreci üretime odaklandık</strong></p>

<p>Bizler üretim alanında daha çok dijitalleşmeye önem veriyoruz. Daha az maliyetle, daha çevreci, daha kaliteli nasıl yaparız, bunlarla ilgili çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Aynı zamanda GES’le ilgili çalışmalarda, personellerin hayatta kalmalarını sağlayacak sistemler kuruluyoruz. Yüksekte, çatılarda kurulan GES’lerde, oraya çıkan personelin, oradan tekrar sağlam bir şekilde inmesini sağlayan sistemler üretiyoruz. Bursa firmasıyız. 13 yıldır bu işle uğraşıyoruz. Şu anda kendi üretimini yapan bu alanda tek firmayız. Bursa’nın yüzde 90’ına hitap ediyoruz. Çatısında GES olan birçok firmaya hizmet veriyoruz.</p>

<p>Panel temizliği ve montajı için yükseğe çıkan personele gerekli malzemeleri sağlıyoruz, bir de eğitim veriyoruz bununla ilgili. Tüm sistemlerle ilgili A’dan Z’ye destek sağlıyoruz firmalara. Yüksekte çalışmalarda yaşam hattı kurmak, gerekli önlemleri almak zorunlu ancak denetimler yetersiz. Denetlemeler olmadığı zaman, bu sistemleri kurmak firmalar için büyük bir maliyet. Denetimlerin artmasını bekliyoruz bu anlamda.</p>

<p>Üretim maliyetlerini, enerji maliyetlerini düşürmek adına biz de tesisimizin çatısına GES kurduk. Kullandığımız enerjinin yüzde 60’ını buradan sağlıyoruz. Ar-Ge çalışmamız devamlı yapılıyor. Sistemleri nasıl daha iyileştirebiliriz diye sürekli çalışıyoruz.</p>

<p>İhracatımız da var. Katar, Macaristan, İngiltere gibi ülkelere ihracat yapıyoruz. Romanya tesisimiz de mayıs sonu, haziran başı gibi aktif hale gelecek.</p>

<p>Bizim sektörümüzde maliyetler aşağı yukarı aynı. Ürünlerimizi yerli olarak üretip, doğrudan biz müşteriye sunuyoruz. Arada başka bir satıcı yok.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNCELEME</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-sanayisi-dijitallesme-ile-verimliligi-artiriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Jun 2025 13:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/06/1514-m1.jpg" type="image/jpeg" length="18906"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ev tekstilinden gövde gösterisi]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/ev-tekstilinden-govde-gosterisi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/ev-tekstilinden-govde-gosterisi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın önde gelen ev tekstili organizasyonlarından HOMETEX 2025, İstanbul Fuar Merkezi’nde 200 bin metrekarelik alanda düzenlendi. 20- 23 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen fuar, 700'e yakın katılımcı firmayla sektörü küresel vitrine taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AYDIN DAĞTEKİN – GÖKSEL BAŞARAN</strong></p>

<p>Ev tekstili sektörünün dünyadaki en prestijli organizasyonlarından biri olan HOMETEX 2025, İstanbul Fuar Merkezi’nde 200 bin metrekarelik alanda düzenlendi.</p>

<p>Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TETSİAD) öncülüğünde, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) iştiraki KFA Fuarcılık organizasyonuyla 20- 23 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen fuar, 700'e yakın katılımcı firmayla sektörü küresel vitrine taşıdı.</p>

<p>Fuarın açılış törenine Ticaret Bakanı Ömer Bolat, TİM Başkanı Mustafa Gültepe, BTSO ve KFA Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, TETSİAD Başkanı Hasan Hüseyin Bayram ile çok sayıda sektör temsilcisi katıldı.</p>

<p>Bursa’dan 202 firma katıldı</p>

<p>Fuara, ev tekstilinde oldukça güçlü olan Bursa’dan da 202 firma katılarak, yeni iş birlikleri ve anlaşmaların yollarını aradı. Bursalı firmalar, böylece bir kez daha HOMETEX’e çıkarma yapmış oldular. Fuara geçen yıl Bursa’dan 219 firma katılarak, ürünlerini sergilemişti.</p>

<p>Fuarda bu yıl Fransa, İtalya, Hollanda, ABD, Pakistan ve Türk Cumhuriyetleri başta olmak üzere birçok ülkeden alıcı yer aldı. Zincir mağazalar, otel grupları, mimarlar ve tasarımcılar, katılımcı firmalarla yeni iş birliklerine imza attı. Alım heyeti programları kapsamında gerçekleşen B2B görüşmeler, firmalara yeni ihracat fırsatları sundu.</p>

<p>Toplam 11 salonda düzenlenen HOMETEX 2025, bu yıl da sektörün inovatif yüzünü sergileyerek hem Türkiye ekonomisine katkı sundu hem de katılımcılara küresel ölçekte iş geliştirme olanağı sağladı. Organizasyonun başarısı, Türkiye’nin üretim gücünü uluslararası pazarda daha güçlü konumlandırma hedefinin bir yansıması olarak değerlendirildi.</p>

<p></p>

<p><img height="213" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/ticaret-bakani-omer-bolat-1-1.JPG" width="200" /></p>

<p><strong>Ömer Bolat</strong></p>

<p><strong>Ticaret Bakanı</strong></p>

<p><strong>Türkiye, fuar merkezine dönüştü</strong></p>

<p>HOMETEX 2025 Fuarı, Türkiye'nin fuarcılıkta geldiği noktayı gözler önüne seriyor. 32 yıldır düzenlenen HOMETEX, 200 bin metrekarelik alanda, 11 salonda gerçekleştiriliyor. Avrupa'da bilinen ev tekstili fuarları vardı ama şu anda Türkiye'miz adeta fuarcılığın merkezi konumuna geldi. Giyim, tekstil, seramik, kuyumculuk, mobilya ve halı fuarlarımız kendi içinde dünya markası haline geldi. Bu, Türkiye'nin nereden nereye geldiğinin en güzel özetidir.</p>

<p>Türkiye ev tekstilinde dünyada dördüncü, Avrupa Birliği'nin tedarikçileri arasında da üçüncü sırada. Türkiye’nin ev tekstili sektörü ihracatı 2024 yılında 2,9 milyar dolara yaklaştı, 2025 yılının ilk dört ayında ise ev tekstili ihracatı yüzde 2,1 artışla 950 milyon dolara ulaştı. Bu yılı yaklaşık 3 milyar dolar bandında tamamlamayı hedefliyoruz.</p>

<p><img height="235" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/rifat-hisarciklioglu-1.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Rifat Hisarcıklıoğlu</strong></p>

<p><strong>TOBB Başkanı </strong></p>

<p><strong>Artık yabancı firmalar bizden yer istiyor</strong></p>

<p>Ev tekstili sektörünün dünya çapındaki en önemli buluşmalarından HOMETEX Fuarı, bu yıl da ziyaretçilerini ağırladı ve fuar sayesinde yeni ticaret köprüleri kuruldu. HOMETEX artık uluslararası bir marka haline geldi, organizasyonun çıtası her geçen yıl yükseliyor.</p>

<p>Geçmiş yıllarda İtalya, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerindeki fuarlardan yer arardık. Gelinen noktada, tekstil denince akla İstanbul fuarı geliyor ve yabancı firmalar bizden yer istiyor. Bu, müthiş bir gelişme. Bu başarıda Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TETSİAD) ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nın (BTSO) büyük katkısı var. TETSİAD'ı, tekstil sektörüne yatırım yapan tüm firmalarımızı ve BTSO Başkanımız İbrahim Burkay'ı bu katkılarından dolayı kutluyorum. Denizli de tekstilde önde gelen şehirlerimizden biri olarak, Babadağ'dan başlayan köklü bir geleneği temsil ediyor. Fuarımızın sektöre önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.</p>

<p><img height="214" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/tim-baskani-mustafa-gultepe-2.JPG" width="200" /></p>

<p><strong>Mustafa Gültepe</strong></p>

<p><strong>TİM Başkanı </strong></p>

<p><strong>Çift haneli büyüme için doğru politika şart</strong></p>

<p>Türkiye’nin ihracatta çift haneli büyümeyi yakalaması için rekabetçiliği artıracak ekonomi politikalarına ihtiyaç var. 2028 için belirlenen 375 milyar dolarlık mal ve 200 milyar dolarlık hizmet ihracatı hedeflerine ulaşmada ev tekstili sektörünün katkısının büyük olacak.</p>

<p><img height="227" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/ibrahim-burkay-1-2.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>İbrahim Burkay</strong></p>

<p><strong>BTSO YKB</strong></p>

<p><strong>Bu fuar buralara kolay gelmedi</strong></p>

<p>HOMETEX Fuarı, metrekare ve katılımcı açısından dünyanın en büyük buluşma merkezleri arasında. Bu fuar buralara kolay gelmedi. Bir otel salonunda, birkaç firmanın katılımıyla başlayan bir yolculuk, bugün dünyanın en büyük buluşmalarından biri haline geldi. Sürdürülebilirlik, burada ete kemiğe bürünmüş durumda. Sektör temsilcilerimiz modayı, trendleri, tasarımı belirleyen küresel aktörler haline geldiler.</p>

<p>Türkiye'nin 190'dan fazla ülkeye ihracat gerçekleştirdiği ev tekstili sektörü, kilogram başı ihracat değeri açısından da ülke ekonomisine yüksek katma değer sağlıyor. Ev tekstili sektörü her ne kadar teknoloji yoğun bir alan olarak görülmese de içinde tasarımı, markayı, kaliteyi ve inovasyonu barındırıyor. Kilogram başına 8 doların üzerindeki ihracat değeriyle, Türkiye'nin en yüksek katma değerli sektörlerinden biriyiz.</p>

<p>KFA Fuarcılık da, zor bir dönemde aldığı sorumluluğu başarıyla taşıdı. Bugün Türkiye'nin en güçlü fuarcılık markalarından biri haline geldi. Yakında savunma sanayinde IDEF ve yük mühendisliği fuarımız LESEXPO gibi kendi alanlarında yine dünyanın en büyük fuarları İstanbul'da KFA Fuarcılık organizasyonuyla gerçekleşecek.</p>

<p><img height="224" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/tetsiad-baskani-hasan-huseyin-bayram-2.JPG" width="200" /></p>

<p><strong>Hasan Hüseyin Bayram</strong></p>

<p><strong>TETSİAD Başkanı</strong></p>

<p><strong>Dünya pazarında saygın bir konumdayız</strong></p>

<p>HOMETEX Fuarı, 32 yıldır devam eden serüveninde dünyanın en önemli fuarlarından biri haline geldi. Türk ev tekstili sektörü, tarihsel mirasını çağdaş üretim kabiliyetiyle birleştirerek dünya pazarlarında saygın bir konuma ulaştı. “Made in Türkiye" etiketi, kalite ve güvenin sembolü haline geldi.</p>

<p>TETSİAD olarak klasik bir sivil toplum kuruluşu olmanın dışında, yeniliklere ayak uyduran ve teknolojik gelişmeleri yakından takip eden bir kurum olmayı misyon edindik.</p>

<p>Bu kapsamda geliştirdiğimiz hometex.org dijital platformuyla sınırları ortadan kaldırmayı ve 7/24 ürünlerini hedef kitlelere sunmayı hedefliyoruz. Avrupa Birliği, 1 Ocak 2026 itibarıyla tekstil başta olmak üzere ithal edilecek tüm ürünlerde karbon ayak izinin ölçülmesini ve çevreye salınan her bir ton başına karbon vergisi salınmasını şart koşuyor. Türkiye gibi AB ile ticaret yapan ülkelerin hızlı bir şekilde gerekli düzenlemeleri yapması gerekiyor.</p>

<p><img height="241" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/nilufer-cevikel-8.jpeg" width="200" /></p>

<p><strong>Nilüfer Çevikel</strong></p>

<p><strong>DOSABSİAD YKB</strong></p>

<p><strong>Sektörümüzün dinamizmini ve potansiyelini bir kez daha sergiledik</strong></p>

<p>Ev tekstili sektörümüzün önemli buluşma noktası HOMETEX 2025 Fuarı’nı başarıyla tamamladık. Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi Sanayici ve İşadamları Derneği, (DOSABSİAD) olarak, 60 üye firmamızla fuarda güçlü bir varlık göstererek sektörümüzün dinamizmini ve potansiyelini bir kez daha sergiledik. İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşen bu büyük organizasyon, sektörümüz için yeni ufuklar açtı. Fuar boyunca iş dünyamızın değerli isimleriyle üye firmalarımızın stantlarını ziyaret ettik. Üyelerimizin yenilikçi ürünleri, özgün tasarımları ve özellikle sürdürülebilir çözümleri, yerli ve yabancı ziyaretçilerden büyük beğeni topladı. Bu ilgi, bölgemizin ve ülkemizin üretimdeki yetkinliğini ve tasarımdaki gücünü açıkça ortaya koydu. HOMETEX, ihracat başarılarımızı perçinleyen, dünyaya açılan stratejik bir kapıdır.</p>

<p>Genel tekstil piyasalarındaki hareketliliğe rağmen, ev tekstili sektörümüz istikrarlı ve umut verici bir performans sergilemektedir. Türkiye, ev tekstilinde dünyanın önde gelen oyuncularından biri konumundadır ve sektörümüz, önemli ihracat hedeflerine emin adımlarla ilerlemektedir. Bu başarı, doğru stratejiler ve güçlü iş birliklerinin somut bir sonucudur.</p>

<p>Sektör olarak yeşil dönüşüm konusundaki kararlılığımız tam. Üye firmalarımız, sürdürülebilir ham maddeler, enerji verimliliği ve döngüsel ekonomi prensiplerine dayalı yenilikçi ürünleriyle bu dönüşümde aktif rol almaktadır. Bu çabalar, küresel rekabet gücümüzü artırırken, çevreye duyarlı üretim anlayışımızı da pekiştirmektedir.</p>

<p>HOMETEX gibi uluslararası fuarlar, sektörümüzün sürdürülebilir büyümesi ve katma değerli üretimini artırması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu başarılı organizasyonda emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür ediyorum. DOSABSIAD olarak, üyelerimizin bu tür platformlarda daha etkin yer alması ve sektörümüzün gelişimine katkı sunması için çalışmalarımıza devam edeceğiz.</p>

<p></p>

<p><img height="267" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/ufuk-ocak-1.jpg" width="200" /></p>

<p></p>

<p><strong>Ufuk Ocak, TETSİAD Başkanlığı için kolları sıvadı</strong></p>

<p><strong>TETSİAD Başkan Yardımcısı, Bursalı tekstilci Ufuk Ocak, dernek yönetimi tarafından yeni dönem için başkanlığa aday gösterildi. HOMETEX benzeri fuarları dünyanın her yerinde düzenlemeyi hedeflediklerini açıklayan Ocak, "Amacımız, Türk ev tekstilini dünyada hak ettiği yere taşımak" dedi.</strong></p>

<p><strong> </strong></p>

<p><strong>EKOHABER ÖZEL</strong></p>

<p><strong>Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TETSİAD) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ufuk Ocak, derneğin yeni başkanı olmaya hazırlanıyor. Bursa’da faaliyet gösteren Güleser Tekstil’in Yönetim Kurulu Başkanı da olan Ocak, "Yıllardır bu sektörün her aşamasında emek verdim. Şu anda tek liste olmasa da yönetim kurulumuzun kararı ve üyelerimizin desteğiyle bu göreve talip olduk" dedi. Ocak, birlik içinde hareket ederek istişarelerle ilerleyeceklerini vurgularken, "Ev tekstilinde İstanbul fuarıyla sınırlı kalmayıp, Afrika ve Amerika dahil dünyanın her yerinde organizasyonlar düzenlemeyi hedefliyoruz" açıklamasını yaptı.</strong></p>

<p><strong>1991'de kurulan TETSİAD, Türkiye'nin ev tekstili sektöründeki en büyük çatı kuruluşu olarak faaliyet gösteriyor. Derneğin düzenlediği Uluslararası Ev Tekstili Fuarı (HOMETEX), dünyanın en büyük iki ev tekstili fuarından biri olarak kabul ediliyor. 200.000 m² alanda, 11 holde düzenlenen fuar, yılda yaklaşık 170.000 ziyaretçiye ev sahipliği yaparak sektörün küresel çapta tanınmasını sağlıyor.</strong></p>

<p><strong>Ufuk Ocak, sektörün ihracat potansiyelini artırmak için yurt dışından gelen teklifleri de değerlendireceklerini belirterek, "Amacımız, Türk ev tekstilini dünyada hak ettiği yere taşımak" ifadelerini kullandı. </strong></p>

<p><strong> </strong></p>

<p><strong>Amaç, rekabet gücünü artırmak</strong></p>

<p><strong>Türkiye'nin ihracatında önemli bir paya sahip olan ev tekstili sektörü, her yıl üretim ve tasarım yatırımlarıyla büyümeye devam ediyor. TETSİAD'ın yeni döneminde, sektörün küresel rekabet gücünün artırılması ve fuarların dünya çapında yaygınlaştırılması hedefleniyor.</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong> </strong></p>

<p><strong> </strong><img height="191" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/murat-zumbulyuva2-2.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Murat Zümbülyuva</strong></p>

<p><strong>Akarca Tekstil YKB</strong></p>

<p><strong>Firmalar uzun ömürlü, sürdürülebilir ürünlere yöneliyor</strong></p>

<p>Genel anlamda tüm dünyada fuar trendlerinin düşüş eğilimi gösterdiğini söyleyebiliriz. Son yıllarda bu düşüş eğilimini destekleyen birçok unsur da ortaya çıkmıştır. Bu düşüşün ana sebeplerinden biri olarak ekonomik zorlukları gösterebiliriz. Gerek katılımcı gerekse de ziyaretçi firmalar açısından fuarların fayda-maliyet oranının olumsuz yönde seyretmesi, fuarlara olan talebi yüksek oranda azaltmıştır.</p>

<p>Bu göstergeler doğrultusunda bu seneki HOMETEX Fuarı'ndan bizlerin de çok büyük beklentileri yoktu. Gözlemlerimiz odur ki bu beklenti, düşüncemiz bizleri çok yanıltmadı. Ziyaretçi sayımızın az olmasına karşın umut veren en önemli nokta; az sayıda gelen ziyaretçilerimizin iş potansiyeli yaratma çabası olmuştur.</p>

<p>Sektörümüzün olmazsa olmaz unsurlarından en önemlisi yeniliktir. Yenilik olmadan var olmak bizler için imkânsız bir denklemdir. Fakat geldiğimiz noktada kaliteli hammadde temini ve stoklama maliyetleri firmalarımızı zorlar durumdadır. Bu da yenilik yapma konusunda büyük engel teşkil etmektedir.</p>

<p>Bu bilgiler ışığında bu yıl da birçok firmanın talebi; daha uzun yıllar modası geçmeyecek tarzda, daha düz, daha doğal ve satılabilirliği uzun yıllar sürecek ürünlere yöneldiği görülmüştür. Bizim de çizgimiz tamamen bu yolda olmuştur.</p>

<p>Ev tekstili konusunda da diğer tekstil sektörlerinde olduğu gibi ciddi oranda bir düşüş gözlenmektedir. Bu düşüşün ana sebebi, ülkemizde oluşan özellikle işçilik maliyetleri başta olmak üzere diğer tüm maliyet unsurlarının yüksek oranda artmasıdır. Bu da daha ucuz tekstil üretimi yapan ülkelere karşı rekabet gücümüzü azaltmıştır. Rekabet gücünün bu denli kırılması yakın zamanda onarılması zor sonuçlar doğuracağından dolayı, içinde bulunduğumuz senenin sektörümüz açısından kolay seyretmeyeceği şimdiden gözlenmektedir.</p>

<p>Sektörümüzün yeşil dönüşüme hazır olduğunu düşünmekle beraber, devletimizin de bu dönüşüm için daha fazla destek vermesi kanısındayız. Bir insanın yaşadığı doğada tertemiz ve sağlıklı bir nefes almaya ne kadar ihtiyacı varsa, üretim yapan firmalarımızın da bir o kadar bu sağlıklı ortamı koruyup sürdürebilmeleri için gerek bilgi kaynağı gerekse de mali açıdan devletin desteğine ihtiyacı vardır.</p>

<p>Bizler de firmamız olarak yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik konularında birçok çalışma yapmış bulunmaktayız. Bunun için üretimimiz esnasında kullandığımız iplikten paketleme unsurlarına kadar geri dönüşümlü ürünler kullanmakta, sağlığa ve doğaya zararlı ham ve kimyevi maddeler kullanmamakta ve ihtiyacımız olan enerji için yenilenebilir güneş enerji sistemleri kullanmaktayız.</p>

<p>Tüm dünyada üretim yapmanın çok zorlaştığı bu yıllarda, bu zorluğu ülkemiz tekstil üreticileri olarak bir nebze daha sert hissettiğimizi düşünmekteyiz. Ülkemizin genel ihracat rakamlarına bakıldığında tekstil sektörü belki de bazı sektörlerin epeyce gerisinde seyrediyor olabilir. Fakat unutulmamalıdır ki sektörümüzün ülkemize sağladığı iş gücünü sübvanse gücü birçok sektörün çok çok üstünde seyretmektedir. Devletimizin "insanı yaşat ki devlet yaşasın" düsturu ile "üretimi yaşat ki hem insan hem devlet yaşasın" anlayışı ile bizlerin üzerinden elini ve desteğini hiçbir zaman çekmemesi, hatta daha da artırması beklentilerimizin başındadır.</p>

<p><strong> </strong><img height="272" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/seda-yilmaz-1.jpeg" width="200" /></p>

<p><strong>Seda Yılmaz</strong></p>

<p><strong>Prestige Mensucat YKB Yrd.</strong></p>

<p><strong>Yenilikçi koleksiyonları öne çıkardık</strong></p>

<p>Prestige Mensucat olarak bu yıl da Hometex fuarında Ar-Ge ekibimizin yenilikçi tasarımlarıyla hazırladığımız koleksiyonlarımızı ziyaretçilerimizin beğenisine sunduk. Kadife ve jakarlı döşemelik grubumuzda öne çıkan trend renkler, dokular ve doğadan ilham alan tasarımlarımızı standımızda sergileme fırsatı bulduk. Küresel ekonomideki belirgin yavaşlama, tekstil sektöründe de pazar paylarını düşürüyor. Enerji ve işçilik maliyetlerindeki önemli artışlar ile uygulanan kur politikaları, ihracatçılar için yurt dışı pazarlarında rekabeti zorlaştırıyor. Sektörde küresel pazarlardaki rekabet gücümüzü artırmak için Ar-Ge ve inovasyona önem vererek katma değeri yüksek ürün gamıyla üretimde sürdürülebilirliği sağlamalıyız. Firma olarak geçen yıl fabrikamız bünyesinde GES enerji yatırımımızı devreye alarak verimliliğimizi artırmayı hedefledik.</p>

<p><strong> </strong><img height="245" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/irmak-irman-gazioglu-4.jpeg" width="200" /></p>

<p><strong>Irmak İrman Gazioğlu</strong></p>

<p><strong>Minteks YKÜ</strong></p>

<p><strong>Tasarım, bir yaşam diline dönüşüyor</strong></p>

<p>Hometex bizim için yalnızca bir fuar değil; her yıl kendimizi yeniden tanımladığımız, markamızın geleceğe dönük vizyonunu somutlaştırdığımız önemli bir vitrin. 2025 koleksiyonlarımız, değişen yaşam biçimlerine, bireysel tercihlere ve çağın estetik anlayışına yanıt verecek şekilde tasarlandı. Zamansız, çok yönlü ve modern yaşamın ihtiyaçlarına cevap veren tasarımlar, ev tekstilinden hazır giyime, gündelik konfordan lüks detaylara kadar geniş bir yelpazede sunuldu. Minteks standını ziyaret edenler, stil, işlevsellik ve estetiği bir araya getiren yenilikçi ürünlerle benzersiz bir deneyim yaşadı. Minteks olarak tasarımı yalnızca bir biçim değil, bir yaşam dili olarak görüyoruz. Bu dili geleceğin ihtiyaçlarıyla uyumlu hale getirerek, ev tekstilini dönüştüren bir anlayışla hareket ediyoruz. Tasarım artık sadece estetik değil; aynı zamanda bir duruş, bir kimlik ve bir yaşam biçimi. Biz de bu duruşu sahipleniyor, her koleksiyonumuzda bu vizyonu yeniden inşa ediyoruz.</p>

<p><strong> </strong><img height="282" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/arda-irman-3.jpeg" width="200" /></p>

<p><strong>Arda İrman</strong></p>

<p><strong>Minteks YKÜ</strong></p>

<p><strong>Daha cesur ve özgün çizgi sunduk</strong></p>

<p>Minteks, 30 yılı aşkın köklü geçmişinden aldığı güçle yoluna kararlılıkla devam ediyor. Hometex, bizim için her zaman yeni bir vitrin olma özelliği taşıyor. Bu yıl fuarda hem iç piyasadan hem de uluslararası ziyaretçilerden yoğun ilgi gördük. Özellikle Avrupa ve Orta Doğu’dan gelen profesyonellerin dikkatini çeken koleksiyonlarımızla, daha cesur ve daha özgün bir çizgi sunduk. Minteks standı, yalnızca ürünlerin sergilendiği bir alan değil; aynı zamanda ilham veren bir deneyim alanı olarak tasarlandı. Doğal dokularla şekillenen bu özel alanda, sürdürülebilir malzemeler kullanılarak doğaya saygılı bir yaklaşım benimsendi. Ev tekstilinde ve hazır giyimde sınırları zorlamaya, sektöre yön vermeye devam ediyoruz. Minteks, geçmişin deneyimi ile geleceğin tasarım vizyonunu bir araya getirerek fark yaratmayı sürdürecek.</p>

<p><strong> </strong><img height="221" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/ali-guzeldag-7.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Ali Güzeldağ</strong></p>

<p><strong>AG Mensucat YKB</strong></p>

<p><strong>Fuarlarda artık nitelikli alıcılar öne çıkıyor</strong></p>

<p>Aslında dünya genelinde fuarlar artık yoğun ziyaretçilerin dışında, nitelikli alıcılara hizmet eder duruma gelmiştir. Bu nedenle, bu fuar sürecinde inovasyonu ve Ar-Ge çalışmaları güncel olan firmaların memnun kaldığını düşünüyorum.</p>

<p>Bizim açımızdan ise HOMETEX Fuarı'nda mevcut müşterilerimize yenilerini ekledik; genel anlamıyla memnunuz. Türkiye olarak ev tekstilinde katma değeri yüksek ürün grubuyla minimum siparişler alabilen firmalar ancak bu şekilde dünya ile rekabet edebilir. Biz de ürün çeşitliliğine önem verdik. Özellikle kendi Ar-Ge'mizle ürettiğimiz iplik çeşitliliği ile farklı dokunuşlar kazandırarak yeni ürünler sergiledik.</p>

<p>Tabii ki bölgesel krizler ve dünyadaki savaşlar, her sektördeki gibi ev tekstilini de olumsuz etkiledi. Bu sürecin geçici olduğunu düşünüyorum. İnsanoğlu var oldukça kumaşla her daim iç içedir. Bugün olmazsa mutlaka yarın ev tekstili ürünlerine talep olacaktır. O nedenle her zaman hazır olmak gerekir.</p>

<p>Türkiye, ev tekstilinde altyapısı ve ürün çeşitliliği olarak dünyada güçlü bir konumdadır. Yüksek maliyet problemini, ürünlerde kalitemizi yükselterek aşma yolunu bulmalıyız. Böylece sektördeki bu yavaşlamanın belli bir noktadan sonra olumlu bir şekilde değişeceğine inanıyorum.</p>

<p>Yeşil dönüşüm konusu da kesinleşmiş bir yol haritası olduğu halde, küresel sorunlardan kaynaklı zamanlamada değişkenlik göstermektedir. Her şeye rağmen bu konu, Bursa'daki tüm sanayi bölgelerimizde BTSO tarafından yapılan eğitimler ve tatbikatlar sonucunda güncelliğini korumaktadır. Firmalar bu konuyu eksiksiz tatbik ederek sürece hazır duruma gelmelidir.</p>

<p>Artık Türkiye’de ev tekstili, geçmişi sağlam olan Ar-Ge odaklı üretici firmaların ön planda olacağı bir döneme girmiştir. Kolay üretim döneminin azalacağı bilinciyle ve yerini hizmet odaklı yeni iş modelleriyle sektörde varlık göstermek zorundayız. Bu anlayışla çalışmalarımızı planlamalıyız.</p>

<p><img height="231" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/onur-kirayoglu-kirayteks-2.JPG" width="200" /></p>

<p><strong>Onur Kırayoğlu</strong></p>

<p><strong>Kırayteks YKÜ</strong></p>

<p><strong>Geri dönüştürülmüş, sürdürülebilir ürünler tasarlıyoruz</strong></p>

<p>Kırayteks olarak sürdürülebilirliğe büyük önem veriyoruz. Ürünlerimizi geri dönüştürülmüş malzemelerle, çevre dostu şekilde tasarlıyoruz. HOMETEX Fuarı’nda da bu vizyonumuzu yansıtan, “stor perde” ve “güneşten koruma kumaşları” gibi mekanizmalı sistemler için olan çözümlerimizi sergiledik. Polyester ağırlıklı olan bu ürünlerde geri dönüştürülmüş hammaddeler kullanıyoruz. Aynı şekilde üretim süreçlerimizde de geri dönüştürülmüş su ve enerjiden yararlanıyoruz. Bu yaklaşım artık sadece bir trend değil, bir zorunluluk haline geldi ve gelecekte de bu yönde devam edecek gibi görünüyor.</p>

<p>Tüm sektörlerde olduğu gibi ev tekstili sektöründe de çeşitli zorluklar yaşanıyor. Global piyasalarda belirsizlik sürüyor. Yüksek faiz ortamı sermayeyi faize yönlendiriyor, ticaret, üretim ve sanayi bu durumdan olumsuz etkileniyor. Faiz politikaları değişmedikçe tablo da değişmeyecek gibi duruyor.</p>

<p>Satışlarımızda ciddi bir sorun yaşamıyoruz; ancak enerji ve işçilik maliyetlerindeki artış kârlılıklarımızı neredeyse sıfıra indirmiş durumda. Döviz kurlarının durumu ve mevcut para politikaları, sanayici ve üretici için süreci oldukça zorlaştırıyor.</p>

<p>Buna rağmen iş süreçlerimizi daha verimli hale getirmek adına teknolojiden yoğun şekilde faydalanıyoruz. Özellikle tasarım alanında yapay zeka kullanımı işlerimizi büyük ölçüde hızlandırdı. Genel iş akışlarımıza da yapay zekayı entegre etmeye başladık ve bu sayede ciddi bir verimlilik artışı sağladık.</p>

<p><img height="228" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/tangun-ocak-1.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Tangün Ocak</strong></p>

<p><strong>Güleser Tekstil YKÜ</strong></p>

<p><strong>Plastiğin 480 günde doğada yok olmasına dair proje geliştirdik</strong></p>

<p>Biz ağırlıklı olarak döşemelik kumaş ve fonluk perde yapan bir firmayız. Üretimimizin yüzde 80’ini ihraç ediyoruz, bunun da yüzde 65’ini İngiltere’ye gerçekleştiriyoruz. Sürdürülebilirlik adına, üretim kapasitelerinin artması, maliyetlerin global olarak aşağı düşmesi bizi biraz daha nitelikle işler yapmaya itiyor ister istemez.</p>

<p>Bundan kaynaklı Güleserbio adını koyduğumuz proje ortaya koyduk. Normalde plastik ürünler doğada 1000 yıla kadar doğada kalabiliyor, ancak biz Amerikalı bir firmayla ortaklık yaptık ve plastik ürünler doğaya atıldığı zaman 480 günde eriyebilir ve kaybolabilir şekilde proje geliştirdik. Şimdi bunu ön plana çıkarıyoruz. Bununla ilgili İngiltere ve Amerika’da satışlarımızı yapıyoruz. Bunu ilk yapan firma biziz Türkiye’de ve karşılığını da almaya başladık. Satışlarımızın, karlılığımızın artması için bu tarz ürünler geliştirmemiz gerekiyor. Bizim gibi işletmelerin markalaşması lazım ki, ilerleyen süreçlerde yerimizi koruyabilelim.</p>

<p>Tüm dünyada uzun yıllardır globalizasyon diye bir kavram vardı. Trump tarifeleriyle beraber, bu biraz daha kırılmaya başladı. Nitelikli, farklı ürünler ortaya koymamız lazım sektör olarak. Fiyat olarak rekabetçi olmamız giderek zorlaşıyor çünkü. Döviz kurunun sabit kalması ise bizim gibi firmalar için avantaj.</p>

<p>Bunun yanı sıra vize problemleri de yaşıyoruz, çevremizdeki sanayici arkadaşlarımız, dostlarımız da yaşıyor. Bu sorunun bir an önce çözüme kavuşması gerektiğini düşünüyoruz. Fuarlara gidiyoruz, elemanlarımız vize alamıyor, yeri geliyor firma sahipleri vize alamıyor.</p>

<p><img height="278" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/serife-faidelibas-1.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Şerife Faidelibaş</strong></p>

<p><strong>Safaş Tekstil YKÜ</strong></p>

<p><strong>Yanlış rekabet anlayışı, sektörü geriye götürüyor</strong></p>

<p>Firmamız ev tekstili sektöründe 30 yıldır perdelik kumaş üretimi yapmakta ve butik olarak çalışmaktadır. Üretimimizin yüzde 99’unu ihraç etmekteyiz. İç piyasa, üretimimizin sadece yüzde 1’lik kısmını oluşturmaktadır.</p>

<p>Ana pazarlarımızı İtalya, İspanya, Portekiz gibi Avrupa ülkeleri oluşturmaktadır. Bunun dışında da yine Amerika, Kanada gibi dünyanın birçok ülkesine ve kıtasına satış yapmaktayız.</p>

<p>Sektörümüzün genel sorunları ise rekabet anlayışımızın bizi daha iyi bir yere taşımak yerine, maalesef daha geriye götürmesi başlıca sorunlar arasında. Benzer ürünlerin ülkemize değer katacak fiyat aralığında olması gerekirken, maalesef bizlerin değil, müşterilerimizin yararına dönüşen fiyat teklifleri verilmesi sektörümüzü her geçen gün daha geriye götürmektedir.</p>

<p>Yine artan maliyetlerle birlikte dış ülkelerle olan rekabetimiz de başka bir sorun elbette. Bu noktada devlet teşvikleri artırılması ve denetimlerin daha dikkatli yapılması gerektiği inancındayız. Bu denetimler doğru yapılmadığı takdirde, bizlere bir faydası olmadığı gibi ülke ekonomisine de zarar verecektir.</p>

<p>Son olarak, bizlerin katma değeri yüksek ürünler yaparak, devletin artan denetimli teşvikleriyle beraber, içinden geçmiş olduğumuz bu zor günleri çok yakında atlatacağımız kanaatindeyiz.</p>

<p><img height="196" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/hasan-moral-4.JPG" width="200" /></p>

<p><strong>Hasan Moral</strong></p>

<p><strong>Moral Tekstil YKB</strong></p>

<p><strong>Ziyaretçi azaldı ancak beklentimiz karşılandı</strong></p>

<p>HOMETEX fuarı, sektörün ana fuarlarından bir tanesi. Global pazarlarda yaşanan ekonomik daralmadan dolayı bu sene yurtdışı ziyaretçilerimizde beklentilerimiz dahilinde düşüş yaşandı ancak genel olarak fuar beklentimizi karşıladı.</p>

<p>Bu sene fuarda doğal elyaflı ve modern desenler üzerine yoğunlaştık. Koleksiyonunuzu da bu yönde hazırladık.</p>

<p>Bu arada sadece tekstil sektöründe değil ekonomik olarak bir durgunluk söz konusu. Bundan en çok etkilenen sektörlerden bir tanesi maalesef tekstil sektörü. Özellikle ülkemizde uygulanan ekonomi politikaları, rakiplerimiz karşısında bizlere dezavantaj oluşturmakta ve pazar kaybına yol açmakta. Bu yıl için çok farklı bir beklentimiz yok. İnşallah önümüzdeki dönemde uygulanan ekonomik programda üreticilerimiz göz ardı edilmez.</p>

<p>Öte yandan yeşil dönüşüm ülkemizde ve dünyada sürdürülebilirlik için çok önemli. Biz firma olarak 2024 yılında yeşil dönüşüm alanında tüm yatırımlarımızı tamamladık ve üretim tesisimizi tamamen yeniledik.</p>

<p><img height="220" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/fatma-ayyildiz-1.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Fatma Ayyıldız</strong></p>

<p><strong>Befase Tekstil YKB</strong></p>

<p><strong>Sürdürülebilir, sağlıklı hammaddeler kullanıyoruz</strong></p>

<p>Biz son iki yılda sürdürülebilir ürünlere yöneldik. Kutularda, ambalajlarda da bu yönde tercihimizi yapıyoruz. Bambu, pamuk gibi insan sağlığını olumsuz etkilemeyen, sağlıklı, doğal ürünler kullanıyoruz ürünlerimizde. Nevresim takımları, yatak örtüsü v.s gibi ürünler üretiyoruz. Masa örtüsü olarak bambuyu kullandık. Çok özel bir ürün oldu bu bizim için.</p>

<p>İpliklerde de sürdürülebilir olanları tercih etmeye çalışıyoruz. Bu da bizim gelecekte işlerimizin önde olmasını sağlayacak. Hayatı sürdürülebilir hale getirebilirsek, firmamız da sürdürülebilir hale gelecek.</p>

<p>Bunun haricinde pamuk havlu grubunda gramajı biraz daha yükseltip hem dekorasyon hem de kullanım amaçlısına geçtik. Şık dursun ve uzun süreli kullanılsın istedik. Bebek kreasyonlarımız ise daha 1,5 yıllık, Finezza’nın yavrusu olan bir grup. Bu ürünlerimizde de çocuk ürünlerinde kullanılabilecek pamuğa çok ağırlık verdik.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu arada sürdürülebilir uygulamaları, firmaya entegre etmek öyle çok kolay değil. Bu konuda mücadele ediyoruz. Bize uyanları hemen uyguluyoruz. Bu konuda önce kendim eğitim alıyorum.</p>

<p>Sektörde de işler zorlaştı ancak biz bu sürecin geçici olduğunu düşünüyoruz. Sorunları aşabilmek için de karlarımızı minimumda tutup, firmamızı ayakta tutmaya çalışıyoruz. Ben kendi adıma bunu yapıyorum, birçok arkadaşımız da bunu yapıyor. İşlerin hızlandığı geleceği ümit ediyoruz. Ancak kurların böyle olması bize çok zarar veriyor. 38 değil, 40’un üzerinde olması lazım. Sektörün ayakta kalması için… Ancak bu bir süreç, bunun da farkındayız. Devletimize, ayakta durduğumuzu göstermek için, minimum karlılıkla nasıl ayakta kalırız, onun mücadelesini veriyoruz.</p>

<p>Kredi faizleri çok yüksek, finansmana erişmek zor. Bu da diğer önemli bir sorunumuz.</p>

<p>Şu an yok ama bir süre sonra yurt dışında üretim yapmayı da düşünüyorum. Artan maliyetlerden kaynaklı, ayakta kalmak adına bunu düşünüyorum.</p>

<p>Öte yandan kadın girişimcilerimiz, ev tekstilinde çok az. Kadınlar bu işi yapabilir. İstediği zaman, istediği işi yapabilir kadın. Ancak pes etmeden, çok çalışmak gerekiyor. Kadın girişimcilerin sayısının artması için eğitimler veriliyor, teşvikler veriliyor. Onlardan yararlanmaları lazım kadın girişimcilerin.</p>

<p><img height="195" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/ali-can-tutar-3.jpeg" width="200" /></p>

<p><strong>Ali Can Tutar</strong></p>

<p><strong>Harput Tekstil Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>HOMETEX beklentilerimizi karşıladı</strong></p>

<p>HOMETEX Fuarı bu sene oldukça yoğun ve başarılı geçti. Ziyaretçi sayısı ve çeşitliliği olarak beklentilerimizin karşılandığını söyleyebiliriz.</p>

<p>Global gelişmeler doğal olarak ev tekstilini de etkiliyor, bu durumda pazarda daralma yaşanıyor kısa sürede bir iyileşme beklemiyoruz. Özellikle Ukrayna savaşının kısa vadede bitmesini umuyoruz. Bu durumun tüm Avrupa ülkelerinde ticarette canlanma etkisi göstermesini bekliyoruz</p>

<p>Son yıllarda çevre dostu ürünler ve geç tutuşur ürünlere ilgi arttı koleksiyonlarımızı bu doğrultuda hazırladık ve müşterilerimize sunduk. Üretim proseslerinde daha az su tüketen makinelere yatırım yapıyoruz ayrıca tüm fabrikalarımızda Solar enerjiye yatırım yaptık Karbon ayak izimizi azaltacak çalışmalar yapıyoruz.</p>

<p><img height="201" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/ayhan-denizci-5.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Ayhan Denizci</strong></p>

<p><strong>Ayhan Denizci Tekstil YKB</strong></p>

<p><strong>Polyester perdelik ürünlerimizi sergiledik</strong></p>

<p>Sürdürülebilir, çevreci ürünler konusunda henüz tam anlamıyla bir çalışma yapamadık. Çünkü, çok ciddi Ar-Ge çalışmaları yapılması gerekiyor bu konuda. Bu tür ürünler de, ülkeden ülkeye değişkenlik gösteriyor. Her ülkeye aynı standartta ürün olmuyor. O bakımdan biz şu anda halen araştırma aşamasındayız. Ama tabi ki bununla ilgili üretim yapmayı düşünüyoruz.</p>

<p>Bu yıl HOMETEX’te yüzde 100 polyester perdelik kumaş ürünlerimizi müşterilerimizin beğenisine sunduk. Bunun yanı sıra özellikle proje işlerinde kullanılan, yanmazlığı olan ürünlerimiz var. Antibakteriyel, su itici özelliği olan ürünlerimiz var.</p>

<p>Bu arada sektörümüzdeki durum iyi değil. Sektörümüz kan ağlıyor. En büyük sıkıntımız, rekabet gücümüzün olmaması. Bunun da nedenleri, yüksek maliyetler ve düşük kur. En büyük rakibimiz Çin. Teknolojilerini ilerlettiler, kaliteli mal yapıyorlar, fiyatları da çok ucuz. Birçok ülkede de depo açtılar. Yarı fiyatına ürün veriyorlar müşteriye. Desen konusunda ise biz öndeyiz. Ancak fiyat politikasını düzeltemezsek, elimizdeki müşterileri de kaybedebiliriz.</p>

<p>Sorunlarımız hep sektör kurumlarına ve hükümet yetkililerine iletiyoruz, ancak maalesef çözüm bulunamıyor. Faizler yüksek, finansmana erişemiyoruz. Karlılık çok düşük. Bunlar düzelmezse, işçi çıkarmalar, fabrika kapatmalar gündeme gelebilir ki, başladı aslında.</p>

<p><img class="" height="212" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/sule-sagiroglu-3.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Şule Sağıroğlu</strong></p>

<p><strong>İpekiş Mensucat Satış ve Pazarlama Md. Yrd.  </strong></p>

<p><strong>Fuar bizim için verimli geçti</strong></p>

<p>HOMETEX fuarında beklentimiz, proje işi yapan, fonksiyonel ve katma değerli ürün arayan yurt içi ve yurtdışı firmalarla bir araya gelmekti. Hedef kitleyle bir araya gelmek adına verimli bir fuar olmuştur ve aktif geçmiştir.</p>

<p>Fuarda bizi farklı kılan güç tutuşur, akustik, yüksek dayanımlı, antistatik, klimatik, antistres özellikli doğal elyaf olan yün karışımlı keçe dokuma ürünlerimiz, dış mekan en yüksek UV dayanımlı akrilik ürünlerimiz ve iç&amp;dış mekan kumaş dediğimiz hem ev içi hem de dış mekana uygun katma değerli ürünlerimiz olmuştur.</p>

<p>Hedef pazarımız kontrat projeler, özellikle otel, ofis, konut, banka&amp;kamu kuruluşları vb. alanların yapımı ve renovasyon çalışmaları devam ettikçe aktifliğini sürdüren ve artacak bir alandır. Amacımız bu pazarlara hizmet edecek fonksiyonel ürünleri üretmektir. Özellikle yün konusunda dünyada sayılı üreticilerden biri olarak bu gücümüzü kullanmayı hedefliyoruz. Basic, daha rekabetçi ürün üretenlerin dönemi son dönemde Mısır ve Uzakdoğu etkisiyle sona ermiştir.</p>

<p>Sektör global markaların getirdiği zorunluluklardan dolayı yakın gelecekte mecburen yeşil dönüşümü gerçekleştirmek durumundadır. Biz de bunun sürdürülebilirlik noktasında bütün çalışma ve sertifikasyon süreçlerini gerçekleştiriyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong> </strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNCELEME</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/ev-tekstilinden-govde-gosterisi-1</guid>
      <pubDate>Mon, 26 May 2025 22:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/1513-m1-1.jpg" type="image/jpeg" length="67400"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İmalat sanayisi WIN EURASIA’da buluşacak]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/imalat-sanayisi-win-eurasiada-bulusacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/imalat-sanayisi-win-eurasiada-bulusacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrasya Bölgesi’nin lider endüstri fuarı WIN EURASIA, 28-31 Mayıs 2025 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde 31. kez kapılarını açacak. “Odağımız Otomasyon” temasıyla kurgulanan fuar, endüstriyel dönüşümde teknolojinin rolünü bir kez daha gözler önüne serecek. Fuara, Bursa’dan 19 firma katılacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>EKOHABER ÖZEL</p>

<p>Geleceğin teknolojileriyle bugünün üretimini şekillendiren WIN EURASIA 2025, bu yıl da otomasyonun merkezde yer aldığı yenilikçi çözümleriyle dikkat çekiyor. Elektrik, elektronik, enerji otomasyonu, endüstriyel ve fabrika otomasyonu, robotik ve dijital fabrika teknolojileri gibi birçok alanda faaliyet gösteren yüzlerce firma, fuarda en yeni ürün ve sistemlerini sergileyecek.</p>

<p>65.000 m² alanda düzenlenecek organizasyonda 7 salonda ziyaretçiler, makinelerin geleceğini deneyimleme fırsatı bulacak. Robotik kaynak sistemlerinden dijital dönüşüm çözümlerine kadar birçok başlık altında inovasyonun nabzı atacak.</p>

<p>2024 yılında 19 ülkeden 750 katılımcı firma ve 90 ülkeden 41.554 sektör profesyonelini bir araya getiren WIN EURASIA, 2025’te bu çıtayı daha da yukarıya taşımayı hedefliyor. Geçtiğimiz yıl düzenlenen fuarda 700’ün üzerinde B2B görüşme gerçekleştirilmiş, 200 VIP satın almacı ile milyonlarca dolarlık iş hacmi yaratılmıştı.</p>

<p>Fuar, yalnızca yeni ürün ve teknolojilerin sergilendiği bir alan değil, aynı zamanda sektörlerin iş birliği ağlarını genişlettiği küresel bir ticaret platformu olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p>

<p>Dönüşüme devlet desteği</p>

<p>Ticaret Bakanlığı’nın ‘Sektörel Nitelikli Uluslararası Yurt İçi Fuarlar’ destek kapsamına aldığı WIN EURASIA, Metal İşleme, Otomasyon, Elektrik ve Elektronik Teknolojileri gibi alanlarda faaliyet gösteren firmalara yüzde 50 oranında, 303.563 TL’ye kadar destek sağlıyor. Yer kirası ve stant masraflarını kapsayan bu destek, katılımcılar için önemli bir teşvik niteliği taşıyor.</p>

<p>“Odağımız Otomasyon” mottosuyla öne çıkan fuar, yalnızca makinelerin değil, üretimin kültürel dönüşümüne de ışık tutmayı hedefliyor. Bu vizyon doğrultusunda sürdürülebilir çözümler, yeşil üretim teknolojileri ve verimlilik odaklı sistemlerin entegre edildiği uygulamalar fuarda öne çıkacak.</p>

<p>Endüstrinin geleceğini şekillendiren WIN EURASIA, 31. yılında yalnızca Türkiye için değil, Avrasya coğrafyasındaki tüm üreticiler için stratejik bir buluşma noktası olacak. Fuarın bu yılki içeriği, katılımcı firmaların Ar-Ge gücünü ve rekabet avantajlarını gözler önüne sermeyi amaçlıyor.</p>

<p></p>

<p>19 Bursalı firma stant açacak</p>

<p>Fuara, Bursa’dan 19 firma katılacak ve en son teknoloji ürünlerini sergileyecek. Bursalı firmalar, yapacakları görüşmelerle yeni iş birliklerinin temellerini atmaya çalışacak.</p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td width="315">
   <p align="center"><strong>WIN EURASIA 2025'E<br />
   KATILAN BURSA FİRMALARI </strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td nowrap="nowrap" width="315">
   <p>APRA MÜHENDİSLİK</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td nowrap="nowrap" width="315">
   <p>ATİK ENDÜSTRİYEL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td nowrap="nowrap" width="315">
   <p>BURTEK KAYIŞ ÜRETİM</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td nowrap="nowrap" width="315">
   <p>COMPONENT MONTAJ SİSTEMLERİ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td nowrap="nowrap" width="315">
   <p>D.M.T. MAKİNA</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td nowrap="nowrap" width="315">
   <p>EMKO ELEKTRONİK</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td nowrap="nowrap" width="315">
   <p>HİD-TEK MAKİNA</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td nowrap="nowrap" width="315">
   <p>KOSMEK</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td nowrap="nowrap" width="315">
   <p>MASTER METAL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td nowrap="nowrap" width="315">
   <p>MAXPHOTONICS</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td nowrap="nowrap" width="315">
   <p>OACON ENDÜSTRİ TEKNOLOJİLERİ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td nowrap="nowrap" width="315">
   <p>PODİM</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td nowrap="nowrap" width="315">
   <p>RETA OTOMASYON</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td nowrap="nowrap" width="315">
   <p>ROBORAA</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td nowrap="nowrap" width="315">
   <p>SAĞLAMLAR PUNTA</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td nowrap="nowrap" width="315">
   <p>SİFF ELEKTROMEKANİK</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td nowrap="nowrap" width="315">
   <p>UTC TEKNİK</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td nowrap="nowrap" width="315">
   <p>ÜLKÜ ELEKTRONİK KABLO</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td nowrap="nowrap" width="315">
   <p>VİAS ENDÜSTRİYEL ÇÖZÜMLER</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td nowrap="nowrap" valign="bottom" width="315"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td nowrap="nowrap" width="315">
   <p>*Alfabetik sıraya göre verilmiştir.</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNCELEME</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/imalat-sanayisi-win-eurasiada-bulusacak</guid>
      <pubDate>Mon, 26 May 2025 16:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/1513-d1.jpg" type="image/jpeg" length="32680"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa firmaları Interzum’a çıkarma yaptı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-firmalari-interzuma-cikarma-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursa-firmalari-interzuma-cikarma-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mobilya tedarik fuarı Interzum, Almanya’nın Köln kentinde gerçekleştirildi. 20-23 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen fuara bu yıl 21’i Bursalı olmak üzere Türkiye’den 144 firma katıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>EKOHABER ÖZEL</p>

<p>Dünyanın önde gelen mobilya tedarik fuarlarından Interzum 2025, Almanya’nın Köln kentinde düzenlendi. 20-23 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşen fuar, uluslararası mobilya ve ahşap işçiliği sektörünün en önemli aktörlerini bir araya getirirken, bu yıl Türkiye’den 144 firma katılım gösterdi. Bu firmalardan 21’ini ise Bursalı üreticiler oluşturdu.</p>

<p>Bu yıl “Kaynakları Yeniden Düşünmek: Döngüsel ve Biyobazlı Çözümler” temasıyla düzenlenen fuarda, sürdürülebilir mobilya üretimi ön plana çıktı. Doğa dostu malzemeler ve çevreci tasarımlar, ziyaretçilerin büyük ilgisini çekti. Interzum 2025, yeni yaşam ve çalışma alanlarının nasıl şekilleneceğine dair ipuçları verirken, sektöre yön verecek teknolojileri de tanıttı.</p>

<p>Interzum’a katılan Bursalı firmalar arasında Elektroteks, Durak Tekstil, Akan Ahşap Mobilya, Nano Yay Sanayi, Lande Metal, Turkuaz Yatak ve Turan Metal gibi sektörün öncüsü firmalar yer aldı. Tekstil, makine, mobilya ve yan sanayi alanlarında faaliyet gösteren bu firmalar, son teknoloji ürünlerini uluslararası alıcılarla buluşturarak ihracatlarını artırmayı hedefliyor. Fuarda özellikle yatak ve döşemelik kumaş, amortisör, paketleme ve makine sistemlerinde yenilikçi çözümler öne çıktı.</p>

<p></p>

<p>Türkiye’nin mobilya tedarik gücü</p>

<p></p>

<p>Interzum 2025, üreticilerle alıcılar arasında doğrudan temas kurulmasını sağlayarak yeni iş birliklerinin kapısını araladı. Avrupa, Amerika, Orta Doğu ve Asya pazarlarından gelen alıcılar için ideal bir buluşma noktası olan fuar, aynı zamanda Türkiye’nin mobilya tedarik gücünü de gözler önüne serdi.</p>

<p></p>

<p><img height="227" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/osman-guler-5.JPG" width="200" /></p>

<p><strong>Osman Güler</strong></p>

<p><strong>Elektroteks YKB</strong></p>

<p><strong>Fuar genel olarak beklentimizi karşıladı</strong></p>

<p>İnterzum, mobilya ve yatak üreticilerine teknoloji ve komponent sağlayan firmaları müşterileri ile buluşturan bir fuardır. İki yılda bir gerçekleştirilen bu fuar sadece Avrupa’dan değil tüm dünyadan yatak üreticilerini ağırlamaktadır. Interzum sektörümüz için oldukça fazla önem taşımaktadır.</p>

<p>Fuar için firma olarak iyi hazırlandık, dünyanın dört bir yanından kendi müşterimizi fuarda yeni teknolojilerimizi görmek adına davet ettik. Elektroteks olarak 750 metrekarelik bir alanda Mammut olarak da 450 metrekarelik alanda hem mevcut hem de yeni müşterimizle karşılaşma şansı yakaladık. Biz fuarın genel olarak beklentilerimizi karşıladığını söyleyebiliriz. Bir önceki Interzum’a kıyasla bu yıl yaklaşık 2 katı daha fazla müşterimizi ağırlamış olduk.</p>

<p>Elektroteks olarak yaklaşık 140 ülkeye ihracatımız bulunmakla beraber fuarın ihracat hacmimizi daha da arttıracağını düşünüyoruz.</p>

<p>Biz hem Elektroteks olarak hem de Mammut olarak sürekli kendimizi iyileştirme çabasındayız ve katıldığımız her fuara yeni teknolojilerimizi de getiriyoruz. Elektroteks olarak 2024 yılında 78 adet yeni makine Ar-Ge’si gerçekleştirerek bunları hayata geçirdik. Elektroteks standımızda da hem yatak hem de sünger sektörüne hitaben en yeni makinalarımızı sergiledik. Rollpack modelimizi daha üst bir modele taşıyarak müşterimizin üretmiş oldukları yatak çapını 24 cm’e düşürdük. Ayrıca Tufting makinasını da ilk kez bu fuarda ziyaretçilerimizle buluşturduk. Bu makinanın gelen talepler doğrultusunda farklı versiyonlarının da üretim planımızda yer aldığını da belirtmek isteriz.</p>

<p>Bu yıl ağırlığı sünger sektörüne vererek blok sünger dikey ve yatay kesim makinalarımız olan ONYX, PRIAM ve ARES modellerimizi ilk kez burada tanıttık.</p>

<p>Mammut markamızda da kısa sürede hızlı bir giriş yaparak VM7 modelimizi 1600’den 2000 devire çıkardık. Hemming makinesini de 10 cm kalınlığa kadar dikebilecek bir hale dönüştürdük. Çift kafa kapitone makinesini de 2500’den 3500 devire çıkardık ve tüm bu yenilikleri ilk kez Interzum 2025 ‘te ziyaretçilerle paylaştık. Mammut standını ziyaret eden müşterimiz markanın ne kadar doğru bir firmaya devrolduğunu ifade ettiler.</p>

<p>Biz Elektroteks olarak yatak makinaları sektöründe açık ara en büyüğüz, ister hacim, ister makine çeşidi, ister üretim alanı büyüklüğü ister de çalışan sayısı baz alınsın biz hepsinde lider konumdayız. Yaklaşık 3 yıldır sünger sektöründe de olmamıza karşın burada da dünya çapında ilk üç firmadan biri haline geldik.</p>

<p>İlave olarak şunu da belirtmek isterim: Türkiye’den toplam fuara katılan firma sayısı 144 olup bunlardan 37 tanesi IBIA üyesidir. Katılımcı dernek üyelerimizden 8’i de Bursalı firmalardan oluşmaktadır. Tüm dernek üyeleri ile yaptığım görüşmelerde de fuardan memnun olarak ayrıldıklarını ve bir önceki Interzum’a kıyasla daha başarılı geçtiğini belirttiler.</p>

<p><img height="236" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/yigit-durak-4.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Yiğit Durak</strong></p>

<p><strong>Durak Tekstil YKB Yrd. </strong></p>

<p><strong>Yeni iş birliklerine ilişkin önemli görüşmeler sağladık</strong></p>

<p>Interzum 2025 fuarı mobilya, iç dekorasyon ve ev tekstilleri sektörleri açısından uluslararası öneme sahip bir fuardır. Bu fuarda tedarik zincirinin bütün halkalarından üreticiler, ürün ve hizmet sağlayıcıları ile yan sanayi paydaşları bir araya geldi. Yenil ürünler ve koleksiyonların yanı sıra yenilikçi çözümler ve konseptler de fuarda dikkat çekti. Durak Tekstil olarak düzenli katılım sağladığımız Interzum Fuarı, bizlere hedef pazarlardan profesyoneller ve yatırımcılarla buluşmak için önemli bir platform sağlıyor. Ürün portföyümüz bağlamında mobilya, yatak ve ev tekstilleri öncelikli segmentlerimiz arasında öne çıkıyor ve bu alanda daha da güçlenmeyi sürdürüyoruz.</p>

<p>Fuar beklentilerimizi karşılayan bir ziyaretçi yoğunluğu yakaladı. Avrupa’nın özellikle tekstilin yeniden canlandığı Doğu ve Orta Avrupa bölgelerinden ziyaretçilerin gelmesi bizleri memnun etti. Bunun yanı sıra, marka ve pazarlamanın öne çıktığı İtalya, Fransa ve İngiltere gibi bölgelerden gelen ziyaretçiler de kayda değerdi. Durak Tekstil ihracat odaklı stratejik büyüme hamlesini artık daha net olarak gözler önüne seriyor. Fuar boyunca gerçekleştirdiğimiz görüşmeler de, doğru yolda ilerlediğimizi gösteriyor. Her biri kendi alanında markalaşmış ipliklerimiz ve bunlarla elde edilen uygulama avantajları nedeniyle üreticiler Durak Tekstil’i tercih ediyor. Interzum boyunca gelecek dönemdeki yeni iş birliklerine ilişkin önemli görüşmeler sağladık. Dikiş ve nakış ipliklerimiz, fonksiyonel özellikleri ve kişiselleştirilebilir renk özellikleriyle ihracat pazarlarında payını artıracaktır.</p>

<p>Interzum 2025’teki standımızda yenilikçi çözümlerini küresel sektörle paylaştık. Mobilya, ev tekstilleri ve yatak endüstrisine dönük zengin portföyümüzün yanı sıra, teknik ipliklerimizle de birçok farklı sektöre hitap ediyoruz. Duma, Duraless, Bug Safe, Fire Safe ve Silver Pro iplikleri teknik üstünlükleri, yüksek dayanıklılıkları ve gelişmiş verimlilik özellikleriyle öne çıkıyor. Standart ipliklere kıyasla 3 kata kadar daha fazla iplik kapasitesi sağlayan Durak Duma® masura ipliği ve dikiş makinelerinde herhangi bir masurada rahatlıkla kullanılabilen Durak Duraless® alt dikiş ipliği Interzum fuarının kapsadığı bütün segmentler için ideal çözümlerdir. Kullanıcılar dikiş ve nakış uygulamalarında hem daha fazla dayanıklık hem de daha fazla performans elde edebiliyor. Bunun yanı sıra özellikle Durak Bug Safe® ipliğimiz ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Yatak, mobilya ve ev tekstil ürünlerinde oluşabilen akar (mit) ve tahtakurusu gibi haşere sorunlarını engelleyen bu yenilikçi ipliğimiz, tekstilcilere daha fazla olanak tanırken, insan sağlığına ve konforuna ciddi katkı sağlıyor. Ayrıca Durak Fire Safe P-Aramid® ve Durak Fire Safe M-Aramid® ipliklerimiz de ateşe karşı yüksek dirençli yapıları ile ev tekstil ürünlerinde yangınlara karşı adeta bir kalkan görevi görüyor. Yangının daha geç ve zor yayılmasını sağlayan bu ipliklerimizle yangına müdahale için daha fazla zaman fırsatı elde ediliyor. Hızla yaygınlaşan akıllı tekstillere yönelik yenilikçi teknik ipliklerimizle fuar boyunca büyük ilgi gördük. Durak SilverPro 12 ve Durak SilverPro 40 iletken ipliklerimiz ev tekstil ürünlerinden otomotive, modadan güvenlik kıyafetlerine kadar birçok farklı akıllı tekstil ve giyilebilir teknoloji çalışmalarında güvenle kullanılabiliyor. Bununla birlikte ziyaretçilerimize zengin ürün portföyümüz hakkında detaylı bilgiler verdik.</p>

<p>Tekstil sektörünün içinde bulunduğu durum konusunda ise şunları söyleyebiliriz. Türk tekstil sektörünün rakipleriyle fiyat bazlı rekabetten kalite, esneklik ve hızlı servis konularında farklılaşarak öne çıktığını söyleyebiliriz. Küresel pazarda güçlü bir Çin etkisi yaşanıyor, ancak uzak pazarların kısa süreli taleplerinin karşılanmasında avantajlarını kaybediyorlar. Bu nedenle bir parçası olduğumuz Türk tekstil endüstrisi esnek üretim gücü, yüksek kalifiyede üretkenliği ve hızlı üretim-pazarlama takvimi ile kendisine daha fazla alan açabilir. Küresel pazarda henüz istediğimiz noktada değiliz, bu büyük bir potansiyelin bizi beklediği anlamına geliyor. Standartlarımızdan ödün vermeden, hacimden çok niteliğe odaklanarak kazanacağımız her bir müşteri bize yeni bir pazar kapısı açacaktır. Bunun için öncelikle Türk tekstil endüstrisinin kendi iç yapısını güçlendirmesi, eksiklerini gidermesi ve daha fazla AR-GE’ye odaklanmasının yararlı olacağı kanaatindeyiz.</p>

<p><img height="236" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/emre-sahin-yilmaz-3.JPG" width="200" /></p>

<p><strong>Emre Şahin Yılmaz </strong></p>

<p><strong>Marsteks Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>Fuar oldukça başarılı geçti</strong></p>

<p>Interzum Fuarı, mobilya ve yatak endüstrisi açısından dünyanın en prestijli ve kapsamlı fuarlarından biri. Bu fuar, sektörün global oyuncularını bir araya getirmesi açısından hem yenilikleri takip etmek hem de dünya genelindeki gelişmeleri yerinde görmek için büyük bir fırsat sunuyor. Yatak kumaşı sektöründe faaliyet gösteren bir firma olarak tasarım trendlerini, teknolojik gelişmeleri ve müşteri beklentilerini doğrudan gözlemleme şansı buluyoruz. Ayrıca firmamızı uluslararası arenada doğru konumlandırmak ve markamızı güçlendirmek adına bu fuarın katkısı büyük.</p>

<p>Fuarda, sürdürülebilirlik odaklı ve teknik özellikleri ön planda olan yeni nesil yatak kumaşlarımızı tanıttık.</p>

<p>Bu yılki fuar, ziyaretçi yoğunluğu ve niteliği bakımından oldukça başarılı geçti. Özellikle Avrupa ve Balkan pazarından gelen ziyaretçilerle verimli görüşmeler gerçekleştirdik. Var olan iş birliklerimizi pekiştirmenin yanı sıra, yeni iş birlikleri için de güçlü temeller attık. Kısa ve orta vadede bu temasların ihracatımıza doğrudan katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Özellikle sürdürülebilir ve doğallığa yönelik ürünlerimize ilgi oldukça yüksekti. Bu da globalde artan çevre duyarlılığına uygun çözümler sunduğumuzun bir göstergesi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye, yatak kumaşı üretimi konusunda dünya ile rekabet edebilecek seviyeye gelmiş durumda. Gerek üretim kapasitesi gerek teknik altyapı ve tasarım yetkinliği açısından güçlü bir konumdayız.</p>

<p><img height="178" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/munir-gultepe.jpeg" width="200" /></p>

<p><strong>Münir Gültepe</strong></p>

<p><strong>Gasan Gazlı Amortisör GM</strong></p>

<p><strong>Aldığımız geri bildirimler olumlu, ihracatımıza katkı sağlar</strong></p>

<p>Interzum, bizim sektör için gerçekten önemli bir fuar. Hem mevcut müşterilerimizle bir araya gelme fırsatı sunuyor, hem de yeni iş bağlantıları kurmak açısından çok verimli geçiyor. Uluslararası pazarı yakından görmek ve kendimizi doğru şekilde anlatmak için güzel bir ortam.</p>

<p>Fuar oldukça yoğun ve verimli geçti. Birçok farklı ülkeden firmayla birebir görüşmeler yaptık. Amortisör sektörü hem geniş bir pazar, hem de ciddi anlamda rekabetin olduğu bir alan. Bu nedenle burada bulunmak bizim için önemliydi. Şu ana kadar aldığımız geri bildirimler olumlu, bu temasların önümüzdeki süreçte ihracatımıza katkı sağlayacağını düşünüyoruz.</p>

<p>Bu yıl yeni bir ürün lansmanımız olmadı ancak mevcut ürün gamımızı uygulama örnekleriyle birlikte detaylı şekilde sergiledik. Özellikle özel tasarım kitlenebilir amortisörlerimiz dikkat çekti. Hem fonksiyonel özellikleri hem de kullanıcı konforunu artıran yapıları sayesinde ziyaretçilerden güzel geri dönüşler aldık.</p>

<p>Açık olmak gerekirse, bazı rakip ülkeler üretim maliyetleri açısından bizden daha avantajlı. Ancak biz bu farkı; hızlı sevkiyat, kaliteli ürün ve güvenilir hizmetle kapatmaya çalışıyoruz. Türkiye, son yıllarda üretim kalitesi, esnek üretim yapısı ve müşteri odaklı yaklaşımıyla bu alanda daha çok öne çıkmaya başladı.</p>

<p>Böyle büyük fuarlarda yer almak hem firma hem de sektör adına çok kıymetli. Bu tarz organizasyonların ihracatımıza ve global pazardaki görünürlüğümüze katkı sağladığına inanıyoruz.</p>

<p><img height="235" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/deniz-alagoz-4.JPG" width="200" /></p>

<p><strong>Deniz Alagöz</strong></p>

<p><strong>TŞT Amortisör Ticaret Müdürü</strong></p>

<p><strong>Çinlilerin düşük fiyat politikası sektörü zorluyor</strong></p>

<p>TŞT Amortisör olarak, 2000 yılında faaliyete başladık ve dalımızda lider bir kuruluşuz. Şirketimiz, her türlü gazlı amortisör imalatının yanı sıra, mobilya sektöründe baza üretiminde kullanılan tüm ürünlerin imalatını da bünyesine almış bulunmaktadır.</p>

<p>Firma olarak müşterilerimizin numune taleplerine özel önem vermekteyiz. Teknik departmanımız, taleplerinize en uygun (standart ve standart dışı) gazlı amortisör imalatı yaparak, müşteriye özel numuneyi en kısa zamanda tüm testleri yapılmış olarak hazırlayıp sunar.</p>

<p>Kaliteye verdiğimiz önem, sadece "belge" sahibi olmak değil, müşterilerimizin memnuniyetini en yüksek standartlarda sağlamaktır. Bize göre; kaliteli üretim, terminlerimize sadakat, istenilen ürünü zamanında müşterilerimize ulaştırmak, yeni sipariş ve memnun müşteri demektir.</p>

<p>Almanya’daki Interzum Fuarı’na gelince… Genel anlamda olduğu gibi Interzum Fuarı'nda da bir düşüş gözlemledik. Ekonomik krizden dolayı gerek katılımcı gerekse ziyaretçi sayısında azalma var. Fuar maliyetlerinin ve fiyatlarının yüksek olması da bunda etkili.</p>

<p>Bizler TŞT Amortisör olarak bazalarda kullanılan amortisör ve mekanizmaların üretimini yapıyoruz. Dünya genelinde pek çok sektörde olduğu gibi, Çin firmaları bu alanda da etkili ve fuarda yoğunluklarını gözlemledik. Çok fazla Çinli firma fuara katıldı ve fiyatları çok çok düşük. Bizim maliyetlerimizin altında fiyat verebiliyorlar müşterilerine. Dünyanın tamamını sarmışlar adeta. Kalite konusunda bir fikrimiz yok ama fiyat politikaları aşırı derecede düşük.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNCELEME</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-firmalari-interzuma-cikarma-yapti</guid>
      <pubDate>Mon, 26 May 2025 15:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/1513-d3.jpg" type="image/jpeg" length="80195"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursalı sanayici yatırım atağında]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursali-sanayici-yatirim-ataginda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursali-sanayici-yatirim-ataginda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ekonomideki zorluklara rağmen Bursa'daki dev şirketler, üretim kapasitelerini artırmak, teknolojik altyapılarını güçlendirmek ve yeni sektörlere açılmak amacıyla önemli yatırımlar yapıyor. Firmalar, yeni fabrika yatırımları, modernizasyon projeleri ve Ar-Ge çalışmalarıyla büyümelerini sürdürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Otomotiv, makine, tekstil, çimento, enerji ve sağlık gibi çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren firmalar için özellikle TEKNOSAB (Bursa Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi) yeni yatırımların merkezi haline gelmiş durumda. Bursalı firmalar, üretimlerini buraya taşıyarak kapasitelerini artırmayı hedefliyor.</p>

<p><img height="241" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/baran-celik-5.jpeg" width="200" /></p>

<p><strong>Baran Çelik</strong></p>

<p><strong>Beyçelik Holding CEO'su</strong></p>

<h3><strong>Beyçelik Holding, otomotiv ve geri dönüşüme odaklanacak</strong></h3>

<p>Beyçelik Holding, 2024 yılında yeni bir sektöre giriş yaparak yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Holding CEO'su Baran Çelik, hurda metal geri dönüşüm alanında Gestamp Turkey’nin yüzde 50 hissesini devralarak bu sektörde faaliyet göstermeye başladıklarını açıkladı. Çelik, bu alandaki çalışmalarını Gestamp Desarrollo SLU ortaklığıyla sürdürdüklerini belirterek, “Sanayi şirketlerinin metal ve metal dışı hurdalarını satın alarak ayrıştırıyor ve geri dönüşüme hazır hale getiriyoruz. Özellikle otomotiv sektöründeki büyük şirketler için atık yönetimi hizmeti sunuyoruz” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2025 yılı yatırım planlarına da değinen Baran Çelik, farklı bir sektöre giriş düşünmediklerini, mevcut faaliyet alanlarında yatırımların süreceğini belirtti. Çelik, otomotiv sektöründeki yatırımların yanı sıra, holdingin enerji alanındaki iştiraki olan Bewen Enerji’nin projelerinde kapasite artışına yönelik yatırımların 2025’te devam edeceğini vurguladı.</p>

<h3><strong> </strong><img height="188" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/ahmet-ozkayan-5.jpg" width="200" /></h3>

<p><strong>Ahmet Özkayan</strong></p>

<p><strong>Ermaksan YKB Vekili ve GM</strong></p>

<h3><strong>Ermaksan’dan TEKNOSAB'da 100 milyon Euro’luk yeni fabrika</strong></h3>

<p>Makine imalat sektörünün öncü firmalarından Ermaksan, Bursa Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi’nde (TEKNOSAB) hayata geçireceği yeni yatırımını duyurdu. Ermaksan Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Ahmet Özkayan, 2025 yılında 100 bin metrekare kapalı alana sahip modern bir fabrika kuracaklarını açıkladı. 100 milyon Euro yatırım bedeline sahip olacak bu yeni tesisin, şirketin üretim kapasitesini artırmasının yanı sıra teknolojik altyapısını da önemli ölçüde güçlendirmesi hedefleniyor.</p>

<p>Özkayan, fabrikanın en son teknolojiyle donatılacağını ve yatırımın, Ermaksan’ın faaliyet gösterdiği alanlardaki iş hacmini büyütmeye hizmet edeceğini belirtti. Ahmet Özkayan, söz konusu yatırımın, şirketin sektördeki liderliğini pekiştirmek adına stratejik önemde olduğunu ifade etti.</p>

<p><img height="246" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/levent-akyapak.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Levent Akyapak</strong></p>

<p><strong>Akyapak Makine YKB</strong></p>

<p><strong>TEKNOSAB teknoloji üssüne dönecek</strong></p>

<p>Bursa’nın köklü sanayi firmalarından Akyapak Makine, büyüme planları doğrultusunda yeni bir yatırım kararı aldı. Akyapak Makine Yönetim Kurulu Başkanı Levent Akyapak, firmanın Bursa Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi'nde (TEKNOSAB) yeni bir tesis kurmak için çalışmalar yürüttüğünü duyurdu. Yeni tesisin, sadece üretim değil aynı zamanda yazılım entegrasyonunu da içeren bir teknoloji üssü olacağı belirtildi.</p>

<p>Levent Akyapak, yeni tesisin şirketin üretim kapasitesini artıracağı gibi, ileri teknoloji makinelerin geliştirilmesine olanak sağlayacağını ifade etti. Bu yatırımın, firmanın küresel rekabet gücünü artırmada önemli bir adım olacağı değerlendiriliyor.</p>

<h3><strong> </strong><img height="163" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/arzu-isik-1.JPG" width="200" /></h3>

<p><strong>Arzu Işık</strong></p>

<p><strong>Işıksoy Tekstil YKÜ</strong></p>

<h3><strong>Işıksoy Tekstil kapasitesini artırıyor</strong></h3>

<p>1954 yılında kurulan ve entegre üretim gücüyle tekstil sektörünün önde gelen firmalarından biri olan Işıksoy Tekstil, yatırım hamlelerine devam ediyor. Şirketin Yönetim Kurulu Üyesi Arzu Işık, Şanlıurfa’da inşası tamamlanan Viskon Vorteks Üretim Tesisi ile üretim kapasitelerini önemli ölçüde artırdıklarını belirtti. Bu tesis, Işıksoy’un iplik üretim alanındaki gücünü daha da ileri taşıyor.</p>

<p>Yeni yatırımla birlikte şirketin hem yurt içindeki hem de uluslararası pazarlardaki talebe daha hızlı yanıt verebilir hale geldiği vurgulandı. Firma, kadın giyime yönelik ürün tedariki konusunda da bu yeni tesisle ürün çeşitliliğini artırmayı hedefliyor.</p>

<p><img height="196" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/nuri-korustan-2.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Nuri Körüstan</strong></p>

<p><strong>Nuri Körüstan Makina Metal YKB</strong></p>

<p><strong>Nuri Körüstan Makine, TEKNOSAB’a taşındı</strong></p>

<p>Metal işleme sektörünün köklü firmalarından Nuri Körüstan Makina Metal, üretimini Bursa OSB’den TEKNOSAB’a taşıyarak önemli bir büyüme hamlesi yaptı. 100 bin metrekarelik alanda kurulan yeni tesisle birlikte firma, üretim kapasitesini yüzde 200 oranında artırdı. Yeni yerleşkesinde daha modern bir üretim altyapısına kavuşan firma, çelik hizmetlerinde verimliliği ve kaliteyi üst seviyeye taşıdı. Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Körüstan, “TEKNOSAB’daki yeni tesisimiz, sadece üretim hacmi açısından değil, teknolojik altyapı ve sürdürülebilirlik hedeflerimiz açısından da büyük bir dönüm noktası oldu. Yeni nesil çelik hizmet anlayışımızı burada daha güçlü şekilde sürdüreceğiz” diye konuştu. Firma, ihracat odaklı üretimini artırarak global pazarda da etkinliğini büyütmeyi amaçlıyor.</p>

<p><img height="248" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/ozkan-irman-1.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Özkan İrman</strong></p>

<p><strong>Minteks Şirketler Grubu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Minteks’ten perakende ve enerji hamlesi</strong></p>

<p>Ev tekstilinin önde gelen markalarından Minteks, 2025 yılına perakende ve enerji yatırımlarıyla hızlı bir giriş yaptı. Ana mağazasını modern bir konsepte taşıyan firma, Özlüce Şubesi’ndeki cafe &amp; restaurant alanını da “Minteks Kitchen” markasıyla yenileyerek farklı bir deneyim alanı oluşturdu. Diğer yandan, İzmir Yolu üzerindeki akaryakıt istasyonu da yeniden yapılandırılarak daha işlevsel bir hale getiriliyor. Minteks Şirketler Grubu Başkanı Özkan İrman, “Müşteri memnuniyetini önceliğimize aldık. Hem mağazacılıkta hem de enerji sektöründe yenilikçi adımlar atıyoruz. Yatırımlarımızın temel amacı, hizmet kalitemizi artırmak ve marka deneyimini çeşitlendirmek” dedi. Şirket, gelecek dönemde farklı şehirlerde mağaza sayısını artırmayı da hedefliyor.</p>

<p><strong> </strong><img height="227" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/osman-guler-4.JPG" width="200" /></p>

<p><strong>Osman Güler</strong></p>

<p><strong>Elektroteks YKB</strong></p>

<p><strong>Elektroteks, Mammut’u satın aldı</strong></p>

<p>Yatak makineleri üretiminde dünyanın sayılı firmaları arasında yer alan Elektroteks, Alman kapitone makine üreticisi Mammut’u satın alarak global pazardaki gücünü artırdı. 152 yıllık geçmişe sahip olan Mammut’un yüzde 100 hissesini bünyesine katan firma, Avrupa’daki üretim ağını genişletti. Elektroteks Yönetim Kurulu Başkanı Osman Güler, “Mammut, kalite ve gelenek açısından çok değerli bir marka. Bu satın alma ile Avrupa’daki etkinliğimizi artırırken, teknolojik birikimimizi de daha ileriye taşıyacağız” dedi. Bursa’daki 40 bin m²’lik modern tesisi ve Köln’deki üretim noktasıyla birlikte Elektroteks, toplam 55 bin m²’lik bir üretim altyapısına ulaştı. Osman Güler, iki ülkedeki faaliyetlerin eş zamanlı sürdürüleceğini belirtti.</p>

<p><img height="200" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/omer-annac-4.jpeg" width="200" /></p>

<p><strong>Ömer Annaç</strong></p>

<p><strong>AN Solar YKB</strong></p>

<p><strong>AN Solar’dan Bursa’ya enerji katacak dev tesis</strong></p>

<p>Dayland Grup şirketlerinden AN Solar, Bursa’nın ilk güneş paneli üretim tesisini TEKNOSAB’da kuruyor. 15.611 metrekare kapalı, 5.000 metrekare açık alanda inşa edilen yeni tesisin yıllık 500 MW üretim kapasitesine sahip olması hedefleniyor. Tesis faaliyete geçtiğinde yılda 720.000 adet güneş paneli üretilecek. AN Solar Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Annaç, “Bu yatırım sadece firmamız için değil, Bursa için de önemli bir adım. Hücresi hariç bir panelin tüm parçalarını burada üreteceğiz. Türkiye’nin güneş enerjisi üretiminde dışa bağımlılığını azaltmak istiyoruz” diye konuştu. Yatırımla birlikte bölgedeki istihdama ve yenilenebilir enerji sanayisine güçlü bir katkı sunulması bekleniyor.</p>

<p><img height="226" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/ayhan-korgavus-3.JPG" width="200" /></p>

<p><strong>Ayhan Korgavuş</strong></p>

<p><strong>Ünver Group YKB</strong></p>

<p><strong>Ünver Group'tan yeni üretim tesisi</strong></p>

<p>Ünver Group, üretim kapasitesini artırmak ve otomotiv sektöründeki konumunu güçlendirmek amacıyla önemli bir yatırım gerçekleştirdi. Şirket, 2023 yılında Badırga Karma OSB'de ikinci üretim tesisini faaliyete geçirerek tam otomasyonlu kauçuk karışım hattını devreye aldı. Bu yeni tesis, şirketin elektrikli ve hidrojen yakıtlı araçlar (EV/FCEV) için kritik bileşen üretimine yönelik stratejik hedeflerine ulaşmasında önemli bir rol oynayacak.</p>

<p>Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Korgavuş, yeni tesisin devreye girmesiyle birlikte üretim kapasitelerinde artış sağlandığını belirtti. Korgavuş, "Bu yatırım, pazardaki rekabet gücümüzü artırmanın yanı sıra, müşterilerimize daha yenilikçi ve kaliteli ürünler sunmamıza olanak tanıyacak" dedi. Şirketin hedefleri arasında, otomotiv sektöründe işbirlikçi bir konum elde etmek ve sürdürülebilir mobilite çözümlerine katkıda bulunmak yer alıyor.</p>

<p>Ünver Group'un bu yatırımı, şirketin büyüme stratejisinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Şirket, yeni tesiste son teknoloji üretim ekipmanları kullanarak, üretim süreçlerini daha verimli hale getirmeyi ve ürün kalitesini en üst düzeye çıkarmayı hedefliyor. Bu yatırımın, şirketin hem yurt içinde hem de yurt dışında büyümesine katkı sağlaması bekleniyor.</p>

<p><img height="214" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/fatih-igrek-1.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Fatih İğrek</strong></p>

<p><strong>İğrek Makine Ar-Ge Müdürü</strong></p>

<p><strong>İğrek Makine'den yeni fabrika</strong></p>

<p>İğrek Makine, üretim kapasitesini artırmak ve pazardaki konumunu güçlendirmek amacıyla Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesinde yeni bir fabrika yatırımı yapıyor. Şirketin büyüme stratejisinde kilit rol oynayan bu yeni tesisin inşaatında sona gelindi.</p>

<p>150 bin metrekarelik alana yayılan yeni fabrika, 5 dev endüksiyon ocağı ile 190 ton maden biriktirme kapasitesine sahip olacak. Bu yatırım, şirketin döküm ve CNC tezgah üretim kapasitesini artırmasının yanı sıra, rüzgar enerjisi türbinlerine yönelik döküm tedariğinde dünya çapında bir aktör olma hedefini destekleyecek.</p>

<p>Ar-Ge Müdürü Fatih İğrek, yeni fabrikanın faaliyete geçmesiyle birlikte yerli otomobil üreticilerinin ana kalıp dökümü ihtiyaçlarını da karşılayacaklarını belirtti. İğrek, "Bu yatırım ile makine üretim sayılarımızı ve çeşitliliğimizi artıracağız. Sektördeki liderliğimizi pekiştirecek önemli bir adım olacak" dedi.</p>

<p>İğrek Makine'nin bu yatırımı, şirketin üretim kapasitesini ve rekabet gücünü önemli ölçüde artıracak. Yeni fabrika, şirketin pazardaki konumunu güçlendirmesine ve sektördeki liderliğini pekiştirmesine yardımcı olacak.</p>

<p><img height="193" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/oktay-akyildiz2-1.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Oktay Akyıldız</strong></p>

<p><strong>NUKON Lazer Makina YKB Vekili</strong></p>

<p><strong>NUKON’dan TEKNOSAB’a yeni tesis</strong></p>

<p>Lazer kesim makineleri üretiminde Türkiye’nin lider firmalarından NUKON Lazer Makina, üretimini Bursa OSB’den TEKNOSAB’a taşıdı. 100 bin metrekarelik dev tesiste üretime başlayan şirket, kapasitesini artırarak hem iç piyasadaki taleplere daha hızlı yanıt vermeyi hem de ihracatta büyümeyi hedefliyor. NUKON Yönetim Kurulu Başkan Vekili Oktay Akyıldız, “TEKNOSAB’daki yeni tesisimizle dünya pazarlarına daha güçlü bir şekilde ulaşmak istiyoruz. Bu yatırım sadece kapasiteyi değil, teknoloji ve istihdamı da büyütecek” dedi. NUKON, yeni yatırımıyla birlikte Avrupa ve Amerika pazarlarında daha rekabetçi olmayı planlıyor.</p>

<p><img height="268" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/safak-cetiner-1.JPG" width="200" /></p>

<p><strong>Şafak Çetiner</strong></p>

<p><strong>BEKAMAK Satış Direktörü</strong></p>

<p><strong>BEKAMAK üretim alanını genişletiyor</strong></p>

<p>Testere makinesi üretiminde Türkiye'nin önde gelen firmalarından BEKAMAK, büyüme stratejisi doğrultusunda önemli bir yatırım kararı aldı. Şirket, 2024 yılında kapalı üretim alanını 20.000 m²'ye çıkararak üretim kapasitesini artırdı. Bu yatırım ile birlikte BEKAMAK, çalışan sayısını da artırarak istihdama katkı sağlayacak.</p>

<p>Şirketin 2030 yılına kadar üretim alanını mevcut yerinde genişleterek 40.000 m²'ye çıkarmayı hedeflediğini belirten Satış Direktörü Şafak Çetiner, "Bu yatırım, hem üretim kapasitemizi artırmamızı hem de sektördeki lider konumumuzu güçlendirmemizi sağlayacak" dedi. BEKAMAK, bu stratejik büyüme planı doğrultusunda, üretim kapasitesini artırmanın yanı sıra, yeni teknolojilere ve Ar-Ge'ye de yatırım yapmayı planlıyor.</p>

<p>Bekamak, sürdürülebilirlik vizyonuyla da önemli bir hamle daha yaptı. 85 ülkeye gerçekleştirdiği ihracatla küresel ölçekte güçlü bir oyuncu haline gelen firma, 1030 kWp kapasiteli Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımını devreye alarak tüm enerji ihtiyacını güneşten karşılamaya başladı.</p>

<p></p>

<p><strong>Isıtan Makine büyümeyi sürdürecek</strong></p>

<p>Isıtan Makine, üretim kapasitesini artırmak ve teknolojik altyapısını güçlendirmek amacıyla yeni bir yatırım yapıyor. Şirket, üretim hattına yeni CNC tezgahları dahil ederek, üretim süreçlerini daha verimli hale getirmeyi ve ürün kalitesini yükseltmeyi hedefliyor.</p>

<p>2024 yılında zorlu ekonomik koşullara rağmen üretim ve satış hedeflerini başarıyla gerçekleştiren şirket, 2025 yılında da büyümeyi sürdürmeyi hedefliyor. Bu doğrultuda, yeni CNC tezgahları yatırımıyla birlikte, üretim kapasitesini artırmayı ve teknolojik altyapısını güçlendirmeyi planlıyor.</p>

<p>Şirket yetkilileri, bu yatırımın, Isıtan Makine'nin sektördeki rekabet gücünü artıracağını ve müşterilerine daha iyi hizmet sunmasını sağlayacağını belirtti. Isıtan Makine, yeni yatırımlarıyla birlikte, sektördeki güçlü konumunu korumayı ve gelecekteki büyüme hedeflerine ulaşmayı hedefliyor.</p>

<p><img height="204" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/ozgur-orakci-1.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Özgür Orakçı</strong></p>

<p><strong>Orakçı Grubu YKB</strong></p>

<p><strong>Yeni üretim alanlarına yatırım yapacağız</strong></p>

<p>Orakçı Grubu, yatırımları ve yenilikçi stratejileriyle, faaliyet gösterdiği sektörlerdeki etkinliğini artırmaya ve Türkiye’yi uluslararası platformlarda temsil etmeye kararlılıkla devam ediyor. 47. yılını kutlayan Orakçı Grubu, 1978 yılında altyapı inşaatlarıyla başlayan yolculuğunu bugün otomotiv, makine, inşaat, hizmet ve gıda sektörlerinde faaliyet gösteren markalarıyla sürdürüyor. Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Orakçı, grubun başarı hikayesinin temelinde çok yönlü yapıları ve sürekli gelişim anlayışlarının yattığını vurguladı. Orakçı, şunları kaydetti:</p>

<p>“Ulusal ve küresel piyasalardaki zorluklara rağmen grubumuz 2024 yılında hedeflerini gerçekleştirdi. Elde ettiğimiz cironun yüzde 68’i ihracattan geldi. Geçen yıl, zorlukların yanı sıra bizim için dayanışma ve yenilenme yılı oldu. Maliyet artışları ve ekonomik daralma gibi engellerle karşılaşsak da çalışma arkadaşlarımızın azmi ve inancı sayesinde bu engelleri aşmayı başardık.”</p>

<p>2025 yılı için grubun öncelikli hedeflerinin yeni üretim alanlarına yatırım yapmak ve büyüme odaklı adımlar atmak olduğunu belirten Orakçı, “Grubumuzun 47 yıllık yolculuğunda, yaşadığımız her zorlu süreç bize daha güçlü bir yapı inşa etmek için fırsatlar sundu. Önümüzdeki dönemde de özverili ve kararlı bir şekilde çalışarak geleceğe sağlam adımlarla ilerleyeceğiz” dedi.</p>

<p><img height="228" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/yesari-sualp-3.JPG" width="200" /></p>

<p><strong>Yesari Süalp</strong></p>

<p><strong>Ermetal Şirketler Grubu CEO'su</strong></p>

<h3><strong>Ermetal, yeni yatırımlarla büyüyor</strong></h3>

<p>Ermetal Şirketler Grubu, otomotiv sektörü başta olmak üzere birçok alanda yürüttüğü projeler doğrultusunda yatırımlarına hız verdi. Grup CEO’su Yesari Süalp, 2025 ve 2026 yıllarını kapsayan dönemde şirketin yatırımlarının artarak süreceğini belirtti. Süalp, pres hatlarında kapasite artışı sağlayacak yatırımların tamamlanmak üzere olduğunu açıkladı.</p>

<p>Ayrıca grup bünyesindeki PLASMOT firmasında yeni projelere yönelik olarak geçtiğimiz yıl bir adet 1400 tonluk ve bir adet çift enjeksiyonlu 530 tonluk enjeksiyon makinesi yatırımı tamamlandı. Süalp, bu yeni ekipmanlarla birlikte ürün gamının genişleyeceğini ve bu sayede yeni iş fırsatlarının da artacağını kaydetti.</p>

<p><img height="224" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/barbaros-onulay.JPG" width="200" /></p>

<p><strong>Barbaros Onulay</strong></p>

<p><strong>Bursa Çimento Genel Müdürü</strong></p>

<h3><strong>Bursa Çimento’dan modernizasyon yatırımı</strong></h3>

<p>Bursa Çimento, sektördeki konumunu daha da güçlendirmek adına “Modernizasyon Yatırımı Projesi”ne başladı. Şirketin Genel Müdürü Barbaros Onulay, yeni yatırımın üretim süreçlerini modernize ederek fabrikanın genel verimliliğini artırmayı hedeflediğini belirtti. Modernizasyon kapsamında daha az ekipmanla, daha az enerji ve su tüketimiyle üretim yapılması amaçlanıyor.</p>

<p>Yatırımın, şirketin üretim maliyetlerini düşürmenin yanı sıra ileri teknolojilere geçişi de sağlayacağını kaydeden Onulay, ayrıca fabrikanın stok alanlarının artırılacağını ve üretim esnekliğinin artacağını söyledi. Onulay, yatırım sayesinde Bursa Çimento’nun üretim altyapısının yenileneceğini ve fabrikanın sektörde daha rekabetçi hale geleceğini ifade etti.</p>

<p><img height="186" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/ildem-dogan-2.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>İldem Doğan</strong></p>

<p><strong>GOTEC-G Türkiye Genel Koordinatörü</strong></p>

<p><strong>GOTEC-G Türkiye kapasite artırıyor</strong></p>

<p>Kauçuk-metal/plastik parçaların yüzey işlemleri konusunda uzmanlaşmış olan GOTEC-G Türkiye, üretim kapasitesini artırmak ve pazardaki gücüne güç katmak amacıyla yatırım yapıyor. Şirket, 2018 yılında HOSAB'daki kendi tesisine taşınarak önemli bir büyüme kaydetmiş ve bu büyümesini sürdürmek için yeni yatırımlar yapmaya devam ediyor.</p>

<p>Genel Koordinatör İldem Doğan, şirketin her yıl ihracatını yüzde 10-15 oranında artırmayı hedeflediğini belirterek, "Bu doğrultuda, mevcut pazarlarımızdaki etkimizi artırmanın yanı sıra yeni pazarlara açılmayı da stratejik bir öncelik olarak belirledik" dedi. 2024 yılında üretim kapasitesi, satış ve ihracat rakamlarında yüzde 20 oranında artış sağladıklarını ifade eden Doğan, bu büyümenin yeni yatırımlarla desteklendiğini vurguladı.</p>

<p>GOTEC-G Türkiye'nin bu yatırımları, şirketin pazardaki rekabet gücünü artıracak ve sektördeki konumunu güçlendirecek. Şirket, yeni yatırımlarıyla birlikte, müşterilerine daha yenilikçi ve kaliteli hizmetler sunmayı hedefliyor.</p>

<p><img height="254" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/zarif-alp-3.JPG" width="200" /></p>

<p><strong>Zarif Alp</strong></p>

<p><strong>İzmakpar Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>İzmakpar yeni tesis kuracak</strong></p>

<p>Otomasyon sektöründe faaliyet gösteren İzmakpar, büyüme stratejisi doğrultusunda yeni bir üretim tesisi yatırımı yapıyor. Şirket, Bursa'da toplam 50 bin metrekarelik alanda üretim yaparken, tüm üretimini tek çatı altında toplamak amacıyla yeni bir tesis kurmayı hedefliyor.</p>

<p>Genel Müdür Zarif Alp, şirketin yatırım hedefleriyle ilgili olarak, "Makine parkurumuzu sürekli güncelliyor ve bu makineleri en verimli şekilde kullanacak nitelikli iş gücü istihdam ediyoruz. Bu sayede hem verimliliği artırıyor hem de rekabette öne çıkıyoruz" ifadelerini kullandı. İzmakpar, yeni üretim tesisiyle birlikte, üretim kapasitesini artırmayı, lojistik süreçlerini iyileştirmeyi ve müşterilerine daha iyi hizmet sunmayı amaçlıyor.</p>

<p>Alp, Bursa'da büyüme hedefleyen KOBİ'ler için yeni arsaların tahsis edilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Araziye harcanacak parayı üretime, istihdama ve yatırıma aktararak ülkemize katma değer sağlamak istiyoruz" şeklinde konuştu. İzmakpar'ın bu yatırımı, şirketin sektördeki konumunu güçlendirecek ve büyüme hedeflerine ulaşmasına yardımcı olacak.</p>

<p><img height="271" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/turkay-eyrice-eyrice-dental-grup-yk-baskani-6.JPG" width="200" /></p>

<p><strong>Türkay Eyrice</strong></p>

<p><strong>Eyrice Dental Grubu YKB</strong></p>

<p><strong>Eyrice Dental Grubu'ndan yeni fabrika ve hastane</strong></p>

<p>Eyrice Dental Grubu, büyüme stratejisi doğrultusunda hem üretim hem de sağlık hizmetleri alanında yatırımlar yapıyor. Şirket, Bursa Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi'nde (TEKNOSAB) 15 milyon dolarlık yatırımla yeni bir fabrika inşa ederken, aynı zamanda Bursa'ya yeni bir diş hastanesi kazandırmak için de çalışmalarını sürdürüyor.</p>

<p>2026 yılında faaliyete geçecek olan yeni fabrika, son teknolojiyle donatılacak ve yıllık 5 milyon diş protezi üretim kapasitesine sahip olacak. Yönetim Kurulu Başkanı Türkay Eyrice, bu yatırımın Türkiye'yi diş protezi üretiminde dünyanın lider ülkeleri arasına taşıyacağını belirtti. Yeni tesisle birlikte Eyrice Dental Grubu, yıllık üretim kapasitesini artırmayı ve ihracat hacmini yükseltmeyi hedefliyor.</p>

<p>Ayrıca, şirket, Bursa'ya yeni bir diş hastanesi kazandırmak için de hazırlık yapıyor. Mudanya Yolu üzerinde kurulacak olan yeni hastane, bölgenin sağlık turizmi potansiyeline de katkı sağlayacak. Eyrice Dental Grubu'nun bu yatırımları, şirketin hem üretim kapasitesini hem de sağlık hizmetleri alanındaki hizmetlerini güçlendirecek.</p>

<p><img height="213" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/ilkay-yildirim-3.jpeg" width="200" /></p>

<p><strong>İlkay Yıldırım</strong></p>

<p><strong>BURPOL Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>Burpol Africa, Fas’ta faaliyete geçti</strong></p>

<p>Bursa Kayapa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikasında, plastik atıkları işleyerek granül ham madde halinde yeniden ekonomiye kazandıran Burpol Polimer Plastik, global bir şirket olma hedefi doğrultusunda dikkat çeken hamleler yapıyor. 2024’ün ilk aylarında Romanya’da Burpol Europe SRL firmasını faaliyete geçiren Burpol Polimer Plastik, şimdi de Kuzey Afrika ülkesi Fas’ta Burpol Africa’yı kurarak globalleşme yolunda önemli bir adım daha attı.</p>

<p>Burpol Polimer Plastik Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü İlkay Yıldırım, katıldıkları uluslararası fuarlarda gördükleri yoğun ilgi üzerine yurtdışında şirketleşmeye gitme kararı aldıklarını, bu kapsamda ilk olarak 2024’ün başında Romanya’nın başkenti Bükreş’te Burpol Europe SRL firmasını kurduklarını belirtti. Bükreş’te kurdukları Burpol Europe SRL firmasıyla Avrupa’nın önde gelen otomotiv, beyaz eşya ve diğer sektör firmalarına uluslararası standartlara sahip hammadde sunduklarını, bu sayede ihracatlarının arttığını söyleyen Yıldırım, globalleşme kapsamında ikinci şirketleri olan Burpol Africa’nın da Fas’ta faaliyete geçtiğini bildirdi.</p>

<p>Yatırımcılara sunduğu avantajlarla Fas'ın son dönemde büyük ilgi gördüğünü dile getiren Yıldırım, ülkenin ABD ve AB dahil geniş bir Serbest Ticaret Anlaşması ağına sahip olması nedeniyle yurtdışındaki ikinci şirketlerini Fas’ta açtıklarını kaydetti.</p>

<p><img height="192" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/ahmet-ozkul-1.jpeg" width="200" /></p>

<p><strong>Dr. Ahmet Özkul</strong></p>

<p><strong>Özel Hayat Hastanesi YKB</strong></p>

<p><strong>Özel Hayat Hastanesi'nden yeni hastane yatırımı</strong></p>

<p>Bursa'nın köklü sağlık kuruluşlarından Özel Hayat Hastanesi, büyümeye devam ederek şehrin batısında yeni bir hastane yapıyor. Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ahmet Özkul, İzmir Yolu üzerinde inşa edilecek olan 12 katlı yeni hastanenin akıllı bina teknolojisiyle hizmet vereceğini açıkladı.</p>

<p>Yeni hastane, 39 bin m2 kapalı alana sahip olacak ve 10 ameliyathane salonu, 3 doğumhane, 50 yoğun bakım yatağı, 90 poliklinik odası ve 200 hasta odası gibi modern tıbbi donanımlara sahip olacak. Bu yatırım tamamlandığında, Hayat Sağlık Grubu'nun hizmet kapasitesi ve kalitesi daha da artacak.</p>

<p>Dr. Özkul, yeni hastanenin Bursa'nın sağlık altyapısını güçlendireceğini ve bölgedeki hastalara daha kapsamlı ve kaliteli sağlık hizmetleri sunacağını belirtti. Özel Hayat Hastanesi'nin bu yatırımı, şirketin liderliğini pekiştirecek ve sağlık sektöründeki büyümesine katkı sağlayacak.</p>

<p><img height="193" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/kagan-gunes-1.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Kağan Güneş</strong></p>

<p><strong>Bemis Teknik Elektrik YKÜ</strong></p>

<p><strong>Bemis Teknik Elektrik'ten elektrikli araç şarj sistemleri</strong></p>

<p>Bemis Teknik Elektrik, elektrikli araç (EV) teknolojisinin yaygınlaşmasıyla birlikte bu alandaki konumunu güçlendirmek amacıyla önemli bir yatırım yaptı. Şirket, Bemis EV Charge alt markasıyla elektrikli araç şarj sistemleri üretimine başladı.</p>

<p>Yönetim Kurulu Üyesi Kağan Güneş, şirketin bu yeni yatarımı ile ilgili olarak şunları söyledi:</p>

<p>"Dünyada akaryakıtlı araçlardan elektrikli ve yeşil enerji ile çalışan araçlara doğru büyük bir dönüşüm yaşanıyor. Türkiye'de de bu dönüşüm hızla gerçekleşiyor. Sürdürülebilir bir gelecek için üzerimize düşeni yapmak amacıyla elektrikli araç ekipmanları üretimine başladık."</p>

<p>Güneş, Bemis EV Charge markası altında geliştirilen ürünlerin yerli tasarım ve üretim olduğunu vurgulayarak, "Şarj ünitesi tarafında, anakart yazılımından dizilimine kadar her şeyi yerli olarak tasarladık. Son derece güvenli, tam donanımlı ve prestijli bir ürün geliştirdik" dedi. Şirket, şu ana kadar 20'nin üzerinde bayilik vererek satışlara başladı ve gelen talepleri karşılamak için çalışmalarını sürdürüyor.</p>

<p>Bemis Teknik Elektrik, mobil şarj cihazlarından 22 kW'a kadar çeşitli şarj üniteleri üretiyor. Ayrıca, 30 kilovat DC şarj üniteleri için Ar-Ge çalışmalarını sürdürüyor ve bu ürünleri AVM gibi ortak alanlarda kullanıma sunmayı hedefliyor. Şirket, elektrikli araçların enerji depolama kapasitesini kullanarak piknik alanları gibi elektriğin olmadığı yerlerde enerji ihtiyacını karşılayan mini adaptörler de üretiyor. Kağan Güneş, bu ürünün Türkiye'de bir ilk olduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p><strong>Abidin Şakir Özen</strong></p>

<p><strong>Örnek Yemek Sanayi YKB</strong></p>

<p><strong>Örnek Yemek Sanayi kapasitesini yükseltecek</strong></p>

<p>Örnek Yemek Sanayi, büyüyen iş hacmini karşılamak amacıyla üretim kapasitesini artırmaya yönelik yatırımlar yapıyor. Şirket, günlük 30.000 kişiye yemek hizmeti sunarken, bu rakamı daha da artırmayı hedefliyor.</p>

<p>Yönetim Kurulu Başkanı Abidin Şakir Özen, şirketin büyüme stratejisiyle ilgili olarak, "2024 yılında yemek sayımızı artırırken, bunu istihdamımıza da yansıttık. Şu anda 360 çalışanımız var ve personelimizin yüzde 40'ı kadın. Mutfak, kadınların elleriyle daha da lezzetleniyor" dedi. Örnek Yemek, Bursa dışındaki illerde de hizmet vermeye başlayarak büyümesini sürdürüyor.</p>

<p>Şirket, yeni yatırımlarıyla birlikte hem üretim kapasitesini artırmayı hem de daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşmayı hedefliyor. Abidin Şakir Özen, kaliteli hizmet anlayışlarını koruyarak sektördeki durumlarını güçlendireceklerini belirtti.</p>

<p><strong> </strong><img height="260" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/taner-yilmaz-may-fren-5.jpeg" width="200" /></p>

<p><strong>Taner Yılmaz</strong></p>

<p><strong>May Fren YKB</strong></p>

<p><strong>May Fren'den yeni fabrika </strong></p>

<p>May Fren, büyüme hedefleri doğrultusunda yeni bir fabrika yatırımı yapıyor. Şirket, 2024 yılında Euro bazında yüzde 20 büyüme kaydederken, 2025 yılı için de yüzde 20'nin üzerinde bir büyüme hedefliyor.</p>

<p>Yönetim Kurulu Başkanı Taner Yılmaz, yeni fabrika yatırımıyla ilgili olarak, "2024 yılında başladığımız fabrika inşaatını 2025'in ikinci çeyreği sonunda tamamlayarak faaliyete almayı planlıyoruz. Ayrıca, alüminyum enjeksiyon döküm hattı yatırımımızı da devreye alarak üretim kapasitemizi artıracağız" dedi. May Fren, bu yatırımlarla birlikte üretim kapasitesini artırmayı ve pazardaki rekabet gücünü yükseltmeyi hedefliyor.</p>

<p>Şirket, yeni fabrikasında son teknoloji üretim ekipmanları kullanarak, üretim süreçlerini daha verimli hale getirmeyi ve ürün kalitesini en üst düzeye çıkarmayı planlıyor. Yılmaz, bu yatırımın şirketin büyüme hedeflerine ulaşmasında önemli bir rol oynayacağını vurguladı.</p>

<p><img height="194" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/ceyhun-yalcin.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Ceyhun Yalçın</strong></p>

<p><strong>Yalçın Elektrik YKB</strong></p>

<p><strong>ACK Polimer’i büyüteceğiz</strong></p>

<p>Yalçın Elektrik, geri dönüşüm sektöründe büyümek amacıyla ACK Polimer şirketine yatırım yapıyor. Şirket, bu yatırımla birlikte sektöründeki gücünü artırmayı ve pazarda daha güçlü bir oyuncu olmayı hedefliyor.</p>

<p>Yönetim Kurulu Başkanı Ceyhun Yalçın, ACK Polimer'in hedefleriyle ilgili olarak, "ACK olarak, Türkiye ve dünya çapında yükselmeyi ve örnek olmayı amaçlıyoruz. Nersel'deki hedefimiz gibi ACK Polimer'i de global bir marka haline getirmek için kararlıyız" şeklinde konuştu. Şirket, laboratuvar ve ısıl işlemle çalışan makine parkuru sayesinde kapasitesini sürekli artırıyor.</p>

<p>Yalçın Elektrik'in bu yatırımı, şirketin geri dönüşüm sektöründeki güçlendirecek ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasına yardımcı olacak. Şirket, yeni yatırımlarıyla birlikte, çevreye duyarlı üretim süreçlerini hayata geçirmeyi ve pazarda lider olmayı hedefliyor.</p>

<p><img height="211" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/deniz-kahyaoglu-6.JPG" width="200" /></p>

<p><strong>Deniz Kahyaoğlu</strong></p>

<p><strong>Kamsan Makine Satış ve Pazarlama Direktörü</strong></p>

<p><strong>Kamsan Makine’den üretimi artıracak yatırım</strong></p>

<p>Kamsan Makine, üretim kapasitesini artırmak ve pazardaki konumunu güçlendirmek amacıyla yeni bir yatırım yapıyor. Şirket, 2024 yılında ürün yelpazesine iki yeni model ekleyerek üretim kapasitesini 600'e çıkardı ve yüzde 20 oranında büyüme kaydetti.</p>

<p>Satış ve Pazarlama Direktörü Deniz Kahyaoğlu, şirketin büyüme stratejisiyle ilgili olarak, "2023 yılında yıllık 450 üretim kapasitesine ulaşan firmamız, 2024'te bu rakamı 600'e çıkardı. Önümüzdeki dönemde ihracat hacmimizi artırmayı ve yeni pazarlara açılmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Kamsan, özellikle Knuth, Ferro, Öztiryakiler ve Merih Asansör gibi prestijli markalara hizmet vererek sektördeki konumunu güçlendiriyor.</p>

<p>Kamsan Makine'nin bu yatırımı, şirketin üretim kapasitesini ve rekabet gücünü artıracak. Şirket, yeni yatırımlarıyla birlikte, müşterilerine daha kaliteli ve yenilikçi ürünler sunmayı ve pazarda iyi bir noktaya yükselmeyi amaçlıyor.</p>

<p><img height="209" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/sertackaraalp-3-4.JPG" width="200" /></p>

<p><strong>Sertaç Karaalp</strong></p>

<p><strong>Alpiş İnşaat YKB</strong></p>

<p><strong>2025 yılında iki yeni proje</strong></p>

<p>Alpiş İnşaat, 2025 yılında iki yeni projeye başlamayı planlıyor. Şirket, Türkiye ekonomisinde beklenen olumlu gelişmelerle birlikte büyüme ivmesini artırmayı hedefliyor.</p>

<p>Yönetim Kurulu Başkanı Sertaç Karaalp, şirketin 2025 hedefleriyle ilgili olarak, "Ne olursa olsun şehrimiz ve ülkemiz adına durmaksızın çalışmayı sürdürüyoruz. 2025 stratejimiz hazır. Çok özel 2 tane proje düşünüyoruz. Şu an planlama aşamasındayız" dedi. Alpiş İnşaat, aynı zamanda devam eden Laden House projesinin ve bitmek üzere olan Lenera House projesinin teslimlerini de gerçekleştirecek.</p>

<p>Karaalp, şirketin 30 yıllık birikimi ve deneyimiyle Bursa'da sektörün önde gelen temsilcilerinden biri olduğunu vurgulayarak, "Binlerce aileyi mutlu yuvalarına kavuşturduk. Biz, 30 yıllık birikimimize, marka değerimize, güçlü sermayemize ve kendimize güveniyoruz. Bu tutku ile hayallerimizin peşinden gitmeye ve sadece bina değil, yaşam ve gelecek inşa etmeye devam ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><img height="220" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/nurcan-ozdemir-3.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Nurcan Özdemir</strong></p>

<p><strong>EPSA Yalıtım YKB</strong></p>

<p><strong>EPSA Yalıtım'dan TEKNOSAB’a yatırım</strong></p>

<p>EPSA Yalıtım, üretim kapasitesini artırmak ve sektördeki konumunu güçlendirmek amacıyla Bursa Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi'nde (TEKNOSAB) yeni bir üretim tesisi kurdu. Şirket, bu yatırımla birlikte toplam üretim alanını 27.000 metrekare kapalı ve 30.000 metrekareye çıkardı.</p>

<p>Yönetim Kurulu Başkanı Nurcan Özdemir, yeni üretim tesisiyle ilgili olarak, "TEKNOSAB'daki tesisimizle kapasitemizi artırırken, teknoloji ve sürdürülebilirlik odaklı üretim anlayışını benimsiyoruz. Burada çözüm odaklı, teknik özellikleri yüksek, katma değerli ürünler üreteceğiz" dedi. EPSA, özellikle binaları korozyondan koruyacak, depreme dayanıklılığını artıracak ve inşaat süreçlerini hızlandıracak ürünler geliştirmeye odaklanıyor.</p>

<p>Özdemir, yeni üretim tesisinde enerji verimli sistemler ve çevre dostu hammaddeler kullanarak sektördeki yeşil dönüşüme öncülük etmeyi hedeflediklerini belirtti. Şirket, Türkiye'de inşaat sektöründe kullanılan tüm malzemelerin sertifikalı ve garantili olması gerektiğine inanıyor.</p>

<p><img height="202" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/vedat-celik.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Vedat Çelik</strong></p>

<p><strong>Lima Logistics Kurucu Ortağı</strong></p>

<p><strong>2025’te de yatırımlara devam edeceğiz</strong></p>

<p>2013 yılında Bursa merkezli olarak kurulan Lima Logistics, kısa sürede Türkiye’nin ve Avrupa’nın önde gelen lojistik şirketlerinden biri haline geldi. Kuruluşundan bu yana yurt genelinde İstanbul, Eskişehir, Balıkesir, İz mir, Denizli, Ankara, Adana ve Mersin gibi Türkiye’nin önemli şehirlerinde; yurtdışında ise Romanya, İtalya ve Hollanda’da hizmet ağını genişleterek uluslararası bir lojistik ağı oluşturdu. Lima Logistics, geniş hizmet yelpazesiyle müşterilerine entegre lojistik çözümler sunuyor. Firma havayolu, karayolu, denizyolu, demiryolu, intermodal taşımacılık, ekspres kurye, fuar ve etkinlik lojistiği, bozulabilir kargo taşımacılığı ve proje taşımacılığı gibi alanlarda uzmanlaştı. Özellikle Avrupa’ya yönelik minivan taşımacılığıyla 48 ila 72 saat arasında hızlı teslimatlar gerçekleştiriyor ve bu alanda haftalık orta lama 40 ihracat sevkiyatı yapıyor. İthalat ve ihracatta yoğunlaştığı ülkeler arasında İtalya, Almanya, İspanya, Polonya, Çekya ve Romanya yer alıyor.</p>

<p>2024 yılının lojistik sektörü için zorlu bir yıl olmasına rağmen, Lima Logistics olarak stratejik yatırımlar ve yenilikçi projeler sayesinde ön plana çıktığının altını çizen Lima Logistics kurucu ortağı Vedat Çelik, “Özellikle İstanbul ve Bursa’da gerçekleştirdiği depo yatırımlarımızla operasyonel verimliliğimiz arttı. Hollanda’da başlattığımız Lima Europe yapılanmasıyla Avrupa pazarındaki varlığımızı güçlendirdik. 2025 yılında da sektördeki değişkenlere rağmen daha güçlü bir büyüme hedefliyoruz” dedi.</p>

<p><img height="233" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/fahrettin-arabaci.jpeg" width="200" /></p>

<p><strong>Fahrettin Arabacı</strong></p>

<p><strong>ARCLOG Lojistik YKB</strong></p>

<p><strong>ARCLOG Lojistik'ten 100 çekici ve iki yeni şube</strong></p>

<p>ARCLOG Lojistik, uluslararası karayolu taşımacılığı alanındaki konumunu güçlendirmek amacıyla filosunu genişletiyor. Şirket, Renault Trucks ile yaptığı iş birliği kapsamında 100 adet yeni Renault Trucks T 480 çekici teslim aldı.</p>

<p>Yönetim Kurulu Başkanı Fahrettin Arabacı, yeni araç yatırımıyla ilgili olarak, "Özmal filomuzu düzenli olarak yeniliyoruz. Filomuzda araç yaşımızı neredeyse 2 yıla düşürdük. Bu sayede iş gücü, maliyet ve zaman tasarrufu sağlıyoruz" dedi. Arabacı, Renault Trucks'ın satış sonrası hizmetlerinin ve iş ortaklarının desteğinin bu süreçte önemli bir rol oynadığını vurguladı.</p>

<p>ARCLOG Lojistik, bu yatırımla birlikte Avrupa'daki taşımacılık faaliyetlerini genişletmeyi ve müşterilerine daha kaliteli hizmetler sunmayı hedefliyor. Şirket, uluslararası karayolu taşımacılığı başta olmak üzere çeşitli lojistik hizmetler sunarak sektördeki konumunu güçlendiriyor. İstanbul’da ikinci şubesini ve Edirne’de yeni şubesini hizmete sunan firma, Avrupa’da Çek Cumhuriyeti, Polonya, Macaristan ve Slovakya gibi ülkelerdeki taşımacılık faaliyetlerini de genişletti.</p>

<p><img height="172" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/indirxx.jpg" width="291" /></p>

<p><strong>Cihangir Gençoğlu</strong></p>

<p><strong>UEDAŞ Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>UEDAŞ’tan 6.3 milyar liralık yatırım</strong></p>

<p>UEDAŞ, Güney Marmara Bölgesi'nde artan elektrik talebini karşılamak ve hizmet kalitesini artırmak amacıyla 6,3 milyar liralık bir yatırım yapıyor. Şirket, hem teknolojik altyapısını güçlendiriyor hem de sürdürülebilirliğe yönelik adımlar atıyor.</p>

<p>Genel Müdür Cihangir Gençoğlu, şirketin yatırım hedefleriyle ilgili olarak, "2025 yılında 6,3 milyar liralık kaynağımızı yatırıma ayırdık. UEDAŞ olarak son 5 yılda dağıtım şirketleri arasında en düşük kayıp-kaçak oranına sahibiz. Bu bizim için gurur verici bir başarıdır" diye konuştu. UEDAŞ, SCADA ve Arıza Yönetim Sistemi gibi dijital sistemlerle elektrik kesintilerini minimum seviyeye indirmeyi ve müşteri memnuniyetini en üst düzeye çıkarmayı hedefliyor.</p>

<p>UEDAŞ'ın bu yatırımı, bölgedeki sanayi ve nüfusun artan elektrik ihtiyacını karşılayacak ve şirketin hizmet kalitesini artıracak. Şirket, altyapı yatırımlarıyla birlikte, müşterilerine kesintisiz ve güvenilir enerji sağlamayı hedefliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Ramazan Çelik</strong></p>

<p><strong>MTK Teknik Kaplama YKB</strong></p>

<p><strong>MTK Teknik Kaplama, teknolojik altyapısını güçlendirecek</strong></p>

<p>MTK Teknik Kaplama, büyüme stratejisi doğrultusunda üretim kapasitesini artırmak ve müşteri portföyünü genişletmek amacıyla yeni bir yatırım yapıyor. Şirket, 2024 yılında yüzde 100'ün üzerinde büyüme kaydederek önemli bir başarı elde etti.</p>

<p>Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Çelik, şirketin büyüme stratejisiyle ilgili olarak, "300 m²’lik küçük bir alanda 4 kişilik bir ekiple başladığımız bu yolculukta, bugün deneyimli bir kadroyla tüm Türkiye’ye hizmet veriyoruz. Müşteri memnuniyeti ve kalite, her zaman önceliğimiz oldu" dedi. Çelik, şirketin bu başarısını müşteri odaklı yaklaşımına ve teknolojik altyapısına yaptıkları yatırımlara bağladı.</p>

<p>MTK Teknik Kaplama, yeni yatırımlarıyla birlikte, müşterilerine daha hızlı ve kaliteli hizmetler sunmayı ve sektördeki konumunu güçlendirmeyi hedefliyor. Şirket, teknolojik altyapısını sürekli yenileyerek, rekabet gücünü artırmayı planlıyor.</p>

<p><img height="235" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/lutfi-akincioglu-1.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Lütfi Akıncıoğlu</strong></p>

<p><strong>Lothbrog Makine YKB</strong></p>

<p><strong>Lothbrog Makine'den yeni tesis</strong></p>

<p>Lothbrog Makine, büyüme hedefleri doğrultusunda yeni bir fabrika yatırımı yapıyor. Şirket, Bursa'nın Nilüfer ilçesinde 2850 metrekarelik taban alanına sahip toplamda 4800 metrekare kullanım alanı olan yeni tesisinde hizmet kalitesini artırmayı hedefliyor.</p>

<p>Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Akıncıoğlu, şirketin yatırım hedefleriyle ilgili olarak, "2025 yılında mevcut ekonomik belirsizliklere rağmen yeni stratejilerle hedeflerimizi genişletmeyi planlıyoruz. Yeni fabrika yatırımımızla birlikte, müşterilerimize daha iyi hizmet sunmayı ve sektördeki konumumuzu güçlendirmeyi amaçlıyoruz" açıklamasını yaptı. Lothbrog Makine, GWEIKE Laser ile iş birliği yaparak Ar-Ge faaliyetlerine büyük önem veriyor ve sektöre yön veriyor.</p>

<p>Lothbrog Makine'nin bu yatırımı, şirketin üretim kapasitesini ve rekabet gücünü artıracak. Şirket, yeni yatırımlarıyla birlikte, müşterilerine daha kaliteli ve yenilikçi ürünler sunmayı ve pazarda lider olmayı hedefliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNCELEME</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursali-sanayici-yatirim-ataginda</guid>
      <pubDate>Mon, 19 May 2025 22:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/1512-m1-1.jpg" type="image/jpeg" length="72940"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa’dan üç firmaya verimlilik ödülü]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursadan-uc-firmaya-verimlilik-odulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursadan-uc-firmaya-verimlilik-odulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[10. Verimlilik Proje Ödülleri’nde, Bursa’nın önde gelen şirketleri Korteks, Çilek Mobilya ve Burçelik, yenilikçi projeleriyle ödüle layık görüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>EKOHABER ÖZEL</p>

<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından düzenlenen 10. Verimlilik Proje Ödülleri’nde Bursa’nın önde gelen firmaları Korteks, Çilek Mobilya ve Burçelik, yenilikçi projeleriyle ödül aldı. Türkiye genelinde 57 ilden 613 projenin başvurduğu yarışmada, 11 kategoride 33 proje ödüle layık görüldü. Bursa’nın sanayi alanındaki başarısını bir kez daha kanıtlayan bu ödüller, şehrin üretim ve inovasyon potansiyelini gözler önüne serdi.</p>

<p></p>

<p>10. Verimlilik Proje Ödülleri Töreni, Türkiye'nin dört bir yanından başarılı projeleri ve firmaları bir araya getirdi. Bu yılki törende, Bursa'dan üç önemli firma, verimlilik alanındaki üstün çalışmalarıyla ödüle layık görüldü. Korteks, Çilek Mobilya ve Burçelik Bursa Çelik Döküm Sanayii A.Ş., geliştirdikleri projelerle hem kendi sektörlerinde fark yarattılar hem de Bursa'nın adını Türkiye genelinde duyurdular.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Bakan Kacır'dan verimlilik vurgusu</strong></p>

<p>Törende konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, verimliliğin Türkiye ekonomisinin büyümesi ve kalkınması için kritik bir öneme sahip olduğunu belirtti. Bakan Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, firmaların verimlilik odaklı dönüşümünü hızlandırmak amacıyla birçok adım attıklarını ve bu yöndeki desteklerin artarak devam edeceğini ifade etti. Özellikle yeşil ve dijital dönüşümün, verimlilik ve rekabetçiliği artırmada önemli bir fırsat sunduğunu vurgulayan Kacır, bu alanlardaki yatırımları öncelikli olarak desteklediklerini dile getirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Bursa firmalarının öne çıkan projeleri</strong></p>

<p>Bursa'dan ödül alan firmalar, geliştirdikleri projelerle üretim süreçlerinde önemli iyileştirmeler sağlayarak verimliliklerini artırdılar.</p>

<p>İşte, bu başarılı projeler ve firmaların öne çıkan özellikleri:</p>

<p>·         <strong>Korteks - Lojistikte Mükemmellik:</strong> Korteks, "Lojistikte Mükemmellik: Depolama ve Sevkiyat Süreçlerinde Yenilikçi Çözümler" projesiyle Süreç İyileştirme kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü. Proje, depolama ve sevkiyat süreçlerinde dijital dönüşüm, makine öğrenmesi, yenilikçi yazılımlar ve süreç optimizasyonu gibi unsurları içeriyor. Bu sayede, maliyetler düşürülürken verimlilik en üst düzeye çıkarıldı. Korteks'in bu projesi, şirketin sürdürülebilir rekabet avantajı elde etmesine ve operasyonel mükemmellik yolculuğunda önemli bir adım atmasına katkı sağladı.</p>

<p></p>

<p>·         <strong>Çilek Mobilya - Yalın Üretim Başarısı:</strong> Çilek Mobilya, "Çocuk Karyolalarına Ait Parçaların Üretim Proseslerindeki İsrafların Yalın Üretim Uygulamalarıyla Azaltılması" projesiyle Süreç İyileştirme kategorisinde üçüncülük ödülü kazandı. Proje kapsamında, üretim süreçlerindeki israflar detaylı bir şekilde analiz edilerek yalın üretim teknikleri uygulandı. Bu sayede, üretim süreçleri daha çevik, sistematik ve sürdürülebilir hale getirildi. Çilek Mobilya, bu proje ile sadece maliyet avantajı sağlamakla kalmadı, aynı zamanda çalışan katılımını artırdı, problem çözme kültürünü geliştirdi ve organizasyonel çevikliğini güçlendirdi.</p>

<p></p>

<p>·         <strong>Burçelik Bursa Çelik Döküm Sanayii A.Ş. - Endüstri 4.0 Tabanlı Kırıcı Kontrol Sistemi: Burçelik</strong>, "Konkasör Tesislerde Endüstri 4.0 Tabanlı Kırıcı Kontrol Sistemi ile Verimliliğin Arttırılması" projesiyle Orta Ölçekli İşletmeler kategorisinde ikincilik ödülünün sahibi oldu. Bu proje, Endüstri 4.0 teknolojilerini kullanarak kırıcı kontrol sistemlerini optimize etmeyi ve tesislerdeki verimliliği artırmayı hedefliyor. Burçelik'in bu başarısı, şirketin yenilikçi yaklaşımını ve teknolojiye verdiği önemi bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p></p>

<p><strong>Bursa'nın verimlilikteki rolü</strong></p>

<p>Bursa, Türkiye'nin önemli sanayi kentlerinden biri olarak, verimlilik odaklı projelere ve çalışmalara ev sahipliği yapıyor. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) da bu süreçte önemli bir rol üstlenerek, firmaların verimliliklerini artırmaları için çeşitli projeler ve destekler sunuyor. BTSO'nun hayata geçirdiği Bursa Model Fabrika ve Enerji Verimliliği Merkezi gibi projeler, üretimde verimliliği artırmayı, dijitalleşme süreçlerini hızlandırmayı ve sanayinin geleceğine yön veren örnek bir dönüşüm modeli oluşturmayı amaçlıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNCELEME</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursadan-uc-firmaya-verimlilik-odulu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 May 2025 22:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/1511-m1a.jpg" type="image/jpeg" length="82967"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa sanayisinin yeni yüzü: TEKNOSAB]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-sanayisinin-yeni-yuzu-teknosab</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursa-sanayisinin-yeni-yuzu-teknosab" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi (TEKNOSAB), sadece Bursa’da değil, ülke genelinde de parmakla gösterilen bir OSB haline gelmiş durumda. Bölgede yatırım yapan Bursalı sanayiciler, TEKNOSAB hakkındaki görüşlerini dile getirirken, benzer projelerin devamının gelmesi gerektiğinin altını çiziyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sanayiciler, TEKNOSAB'ı Bursa'nın sanayi geleceği için kritik bir adım olarak görüyor. Bursalı sanayiciler, “TEKNOSAB bizim için bir şans oldu. Bursa'nın çarpık sanayi yapısına çözüm getiriyor. Bölge sayesinde kapasitemiz artacak. Büyümemiz, insan gücü ve altyapıyla mümkün” şeklinde görüş belirttiler.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>AYDIN DAĞTEKİN- GÖKSEL BAŞARAN</strong></p>

<p>Türkiye'nin sanayi üretiminde yüksek teknolojiye geçişini hızlandırmak amacıyla kurulan Bursa Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi (TEKNOSAB), sadece Bursa’da değil, ülke genelinde de parmakla gösterilen örnek bir OSB haline geldi.</p>

<p>Bölge, özellikle ileri teknolojiye dayalı üretim yapan firmaları bünyesinde barındırarak, Türkiye'nin sanayide dönüşümünü destekleyecek şekilde kurgulandı. TEKNOSAB’da özellikle otomotiv, makine, elektronik, savunma sanayi ve yenilenebilir enerji gibi sektörlerde faaliyet gösteren firmalar yer alıyor. Bu sayede, Türkiye'nin sanayi üretiminde katma değeri yüksek ürünlerin payının artırılması hedefleniyor.</p>

<p>TEKNOSAB, vizyonu ile Türkiye’yi Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi kavramı ile tanıştırarak; Bursa’nın bilgi ve inovasyona dayalı üretiminde de rekabet gücünü artırması yönünde planlanmış yeni nesil bir Organize Sanayi Bölgesi olarak dikkatleri üzerine çekti. Ar-Ge ve Mükemmeliyet Merkezleri, BTSO Teknoloji Üniversitesi, güçlü fiber optik altyapısı ve tam entegre lojistik köyü ile teknoloji, inovasyon, lojistik ve sürdürülebilir enerjiyi bir araya getirerek Bursa’nın, Türkiye’nin lider sektörlerinin kümelendiği merkez olma konumunu güçlendirecek. Akıllı altyapısı ve fabrika binaları, yenilenebilir enerji kaynakları ile verimli üretim yapılmasına olanak tanırken; otoyol, demiryolu ve liman bağlantıları sayesinde sanayicilere lojistik kolaylıklar sağlıyor.</p>

<p>Yerli, Yenilikçi, Yeşil ilkesi ile kurulan TEKNOSAB’da kuruluş protokolü gereği, otomotiv ve taşıt tekniği sanayii, makine sanayii, teknik tekstil ve nano teknoloji sanayii, ilaç türevleri ve kimya Sanayii, elektrik elektronik sanayii, yenilenebilir enerji sanayii, uzay ve havacılık sanayi, raylı sistemler teknolojisi, kompozit malzemeler sanayi ve savunma sanayii alanlarında faaliyet gösteriliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Stratejik bir konumda</strong></p>

<p>TEKNOSAB konum olarak; Bursa kent merkezinin yaklaşık 30 km. batısında, Bursa-Karacabey Karayolunun yaklaşık 2,5 km kuzeyinde, İstanbul-İzmir Otoyolunun güneyine teğet, Zetinbağı-Mudanya il yolu üzerinde, yapım sürecinde olan ve sadece yolcu taşıyabilen YHT hatlarının yanı sıra yük ve yolcu taşımacılığının birlikte yapılabildiği 200 km/h hıza uygun çift hatlı Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli Hızlı Tren Projesi’nin hemen güneyinde, yük ve yolcu istasyonuna bitişik konumda, Bandırma Limanına 74 km ve Gemlik Limanına 50 km mesafede yer alıyor.</p>

<p>2019 yılında altyapı çalışmalarına da başlanan, 2021 yılında fabrikaların faaliyete geçmeye başladığı TEKNOSAB’da altyapı betonarme galeri sistemi ile yapıldı. Bölgenin elektrik ihtiyacının çok önemli bir kısmının, rüzgar ve güneş başta olmak üzere çeşitli yenilenebilir enerji kaynakları kullanılarak yeşil enerjiden karşılanması hedefleniyor.</p>

<p></p>

<p><img height="227" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/ibrahim-burkay-1.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>İbrahim Burkay</strong></p>

<p><strong>BTSO YKB</strong></p>

<p><strong>Bölgede üretim yapacak firma sayısı 34’e çıkacak</strong></p>

<p>Türkiye’nin en hızlı gelişen organize sanayi bölgesi olan TEKNOSAB’da şu anda 15 fabrikada üretim yapılıyor ve toplamda 5.500 kişi istihdam ediliyor. Ülkemizin yüksek teknolojili en önemli üretim ve ihracat üssü olan TEKNOSAB’da bugüne kadar 25 milyar TL’lik yatırımla 15 firmamız faaliyete başlarken, bu firmalarımızın toplam istihdamı ise 5 bin 500’e ulaştı. Yeni yılın ikinci çeyreğinde üretime başlayan firmalarımızın sayısı 34’e, çalışan sayımız 15 bine, toplam yatırım bedelimiz de inşallah 50 milyar TL’ye yükselecek.</p>

<p><img height="211" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/faik-celik-2.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Faik Çelik</strong></p>

<p><strong>Beyçelik Holding Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Bütün tesislerimizi TEKNOSAB’da toplayacağız</strong></p>

<p>Ben öncelikle TEKNOSAB'a katkıları olan başta sayın Cumhurbaşkanımıza, Sanayi Bakanlığı'mıza, BTSO yönetimine çok teşekkür ediyorum. İbrahim Burkay, başkan olduktan sonra devamlı istişare ediyorduk. Sıfırdan, uygun maliyetli yeni bir sanayi bölgesi lazım diye. Avrupa'da sanayi arsaları çok pahalı değil ancak ülkemizde haddinden fazla pahalı. Sanayici yatırım mı yapsın, arsa mı alsın? Başkanımız ve yerel yönetimlerin desteğiyle TEKNOSAB hayata geçti. Çok hızlı bir şekilde hareket ettiler, 4-5 ayda kamulaştırma, yer satın almalar bitti. Gerçekten yatırım yapacak insanlara orada arsalar tahsis edildi. Bölgeye ilk yatırım yapanlardan biri de Beyçelik oldu. Tabi bizim için çok önemli bir projeydi, o yere de ihtiyacımız vardı. En büyük projeyi de biz yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. TEKNOSAB, Türkiye'nin en güzel sanayi bölgesi olmaya aday bir bölge. Herşey mükemmel.</p>

<p>Başkanımızın önderliğinde TEKNOSAB'ı kurduk. Biz Beyçelik olarak bütün tesislerimizi, çalışanlarımızı o bölgeye toplayacağız, Bursa'da başka bir bölgede işletmemiz olmayacak. Şehir içinde bütün sanayi bölgeleri sıkışmış vaziyette, bizim burası da öyle. Türk insanı girişimci. Yeni TEKNOSAB'lara ve daha fazla KOBİ'lere ihtiyaç var. KOBİ'lerle ingili de başkanımız mücadele ediyor, inşallah onlarla ilgili de adım atılır. Amaç, Bursa'ya nefes aldırmak.</p>

<p>TEKNOSAB'da TOGG'un ana gövdesini biz yapıyoruz ve üretimini tamamen TEKNOSAB'da gerçekleştiriyoruz. Bu da bize ayrıca gurur veriyor.</p>

<p><img height="188" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/ahmet-ozkayan-4.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Ahmet Özkayan</strong></p>

<p><strong>ERMAKSAN Yönetim Kurulu Başkanı </strong></p>

<p><strong>100 bin metrekare kapalı alan projesine başladık</strong></p>

<p>Sanayicilikte belli bir ölçeğe gelebilmek için mutlak surette düzenli organize sanayi bölgelerinde büyümek gerekiyor. Yatırımları oralarda yapabilirsek asıl gerçek, sağlıklı, sürdürülebilir büyümenin tabi ki organize sanayide olması gerekiyor.</p>

<p>TEKNOSAB, Bursa için büyük bir fırsat oldu ve zamanlaması da çok iyi oldu. Bursa Organize Sanayi Bölgesi'nin kuruluşu gibi tarih nasıl orada yazıydıysa, bu organize sanayi bölgesi Bursa'yı nasıl etkilediyse, TEKNOSAB da yine Bursa'mızı o derecede etkileyecek ve ileriki yıllarda bunu çok daha iyi anlayacağız. Çünkü oradaki yatırımlar, ciddi metrekarelerde. Yani firmalar orada rahat bir yatırımla büyük hacimlere ulaşabiliyor. Zaten birçok yatırım başladı, birçoğu bitti. Dolayısıyla bizim de böyle bir yatırımımız olacak. Biz de 100 bin metrekare kapalı alan projesine başladık. Bizim için önemli bir yatırım ve sağlıklı, sürdürülebilir büyümeyi ciddi şekilde destekleyecek bir yatırım olacak bizim için de.</p>

<p>Şirketimizin yüksek teknolojiyle ilgili çalışmaları ve yatırımları var. Özellikle lazer sistemleriyle ilgili olarak. Türkiye'de bu alanda özel sektör olarak çip üretebilen tek tesisiz ve lazer ışın kaynaklarını da yine burada üretiyoruz. Dolayısıyla TEKNOSAB'da da bunun farklı boyut va hacimlerde üretimini düşünüyoruz. Oradaki yatırımımızı ona göre planlayıp projelendireceğiz. TEKNOSAB'ı tercih etmemizin bir sebebi de, orada teknolojinin konuşulacak olması. Teknolojiyle ilgili altyapının -üniversite olabilir, Ar-Ge merkezleri olabilir, enstitü olabilir-  bu seviyelerdeki altyapının, araştırma ve bilim merkezlerinin bu bölgeye yakın, hatta içinde olması bizi teşvik etti açıkçası.</p>

<p>BTSO vasıtasıyla bilgiler geldi projeyle ilgili olarak ve yazışmalar yapıldı. Sonrasında başvuru yaptık. Toplantıları yakından takip ettik. Böyle bir yatırımın burada çok hızlı yapılacağını da anladık ve biz de o süreçte hızlıca başvurduk. Tam da zamanında aslında Bursa için, tekrar söylüyorum; çok önemli bir zamanlama. Bursa'nın, Bursa'nın sanayisinin ve katma değerli üretiminin geleceği TEKNOSAB'da saklıdır ve bunu yakın zamanda göreceğiz. Geri dönüşü mutlaka çok hızlı olacaktır.</p>

<p>Keşke alanımız daha geniş olsa, daha fazla firmamız orada olsa ama ben inanıyorum ki, BTSO bu konuda yine büyük çalışmalar yapacak, yapıyor, uğraşıyorlar. Daha fazla firmanın da katılımını sağlayacaklar diye düşünüyorum.</p>

<p>Bursa'nın yeni sanayi alanlarına ihtiyacı var, sadece Bursa olarak da görmemek lazım. Türkiye'miz büyümek, üretmek zorunda. Nasıl yapacak? Katma değerli üretecek. Bu, organize sanayilerden geçiyor. Fabrikalardan zarar gelmez. Keşke geçmişte daha az bina yapıp birazını fabrikalara kaydırsaydık, bugün Türkiye cari açığı biraz daha yönetilir halde olabilirdi. Ancak hiçbir şey için geç değil. Sanayi, endüstri, bilim demek, toplumu sürekli belli bir seviyeye getiren olgu demek. Yani bunu bir eğitim olarak da görmek lazım. Türkiye'de artık katma değerli üretimin farkına varıldı. Sıradan, ucuz işçiliklerden çıkılıyor, daha katma değerli, daha bilim- eğitim gerektiren işler üretiliyor. Türkiye'nin önü açık bu anlamda. TEKNOSAB'la ilgili çok güzel fikirlerimiz var. Orada çok modern, dünya çapında bir fabrika yapmayı düşünüyoruz. Sloganımız da; Cumhuriyet'in 100. Yılında 100 Bin Metrekare Teknolojik Bir Fabrika.</p>

<p><img height="241" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/baran-celik-4.jpeg" width="200" /></p>

<p><strong>Baran Çelik</strong></p>

<p><strong>Beyçelik Holding CEO'su </strong></p>

<p><strong>Bursa sanayi ekosistemine can suyu oldu</strong></p>

<p>TEKNOSAB, Bursa sanayi ekosistemine can suyu olan bir proje. Türkiye, büyüme, kalkınma modelini üretime, ihracata dayalı konuşlandırmış bir ülke. Bu çerçevede üç yıl önce 169 milyar dolarlık ihracat rakamı, geçtiğimiz yıl (2023) 255 milyar dolara ulaştı. Bursa'nın toplam ihracattaki payına bakarsanız, her geçen gün azalmakta. Bunun ana sebebi, özellikle ihracata yönelik üretim yapacak sanayi bölgelerinin mekansal planlamalarının durmuş olması. Bu çerçevede TEKNOSAB önemli bir hamle. Yeterli mi diye soracak olursanız, ben ihracatçı bir sanayici olarak bunun yeterli olduğunu düşünmüyorum. Türkiye'de Bursa yaklaşık 15 yıl boyunca, İstanbul'dan sonra en büyük ihracatçı şehirdi. Maalesef iki-üç yıldır üçüncü sıraya (2024 yılı rakamlarına göre dördüncü) düşmüş durumda. İller arasında bu anlamda tatlı bir rekabet var ve Gaziantep, Konya gibi şehirlerde inanılmaz sanayi bölgeleri yatırımları var. Bursa'nın bu konuda geri kalmamamı lazım. Bursa her şeyiyle, tarihi, kültürü, tarımıyla ön planda olmalı ama sanayisini de geri plana atmamalı. Bursa'nın sanayisiyle, ihracatıyla, özellikle otomotiv sektöründe başkent olma özelliğini korumaya devam etmesi için yeni sanayi bölgelerine, yeni mekansal planlamalara ihtiyacı var.</p>

<p>Beş, altı yıl önce bu fikir İbrahim Burkay başkanın öncülüğünde ortaya çıktı. Bizler de sanayiciler olarak Bunu destekledik. Bursa'da çok sayıda sanayi bölgeleri var ama hepsi şehrin içinde kalmış, küçük alanlar. TEKNOSAB bu anlamda bir devrim oldu. Bursa sanayisi tarihinde en önemli OSB yatırımı TEKNOSAB olacak bundan sonra ve devamında da genişlemesi bunu sürdürülebilir kılacak.</p>

<p>İki ayrı şirketimizin yatırımı devam ediyor TEKNOSAB'da. Birinde 50 bin metrekare kapalı alana ulaştık. Beyçelik Gestamp'ta. Grubumuzun bir diğer şirketi Warmhaus'un da şu anda 45 bin metrekarelik üretim alanı var. Özellikle otomotiv sektörüne faaliyet gösteren şirketimiz Beyçelik Gestamp'ın buradaki fabrikası, TEKNOSAB'da ilk faaliyete geçen fabrika oldu. Orada yüksek teknolojiyi otomobil parça kalıplarını ve ekipmanlarını üretiyoruz. Aynı zamanda TOGG'un birçok parçaları da Bursalı firmalar tarafından üretiliyor, bizler de onun özellikle iskelet ve şasi parçalarını üretiyoruz ve bu üretim de TEKNOSAB'da konuşlandı. Orada ikinci yaptığımız 10 bin metrekare kapalı alanı sadece TOGG'a ayırdık. Şu anda TOGG'un önemli parçaları TEKNOSAB'da üretiliyor.</p>

<p>Proje, faz faz ilerliyor. Beyçelik Gestamp buradaki yatırımını tamamladığında toplamda 150 bin metrekare bir alana ulaşacak ve toplam çalışan sayısının yüzde 60'ı burada olacak. Farklı lokasyonlarımızı orada topluyoruz. Yeni aldığımız tüm projeleri orada yapıyoruz. Bu çerçevede de Beyçelik Gestamp'ın önümüzdeki 10, 20 yıllık geleceğine şekil verecek bir bölge oldu TEKNOSAB.</p>

<p>TEKNOSAB, Türkiye'nin en planlı, en organize bölgesi. Çevreci bir bakış açısı var, yenilenebilir enerji yatırımı yapıyor TEKNOSAB. Oradaki fabrikalar, yeşil işletme modeliyle ilerliyor. O açıdan Türkiye'ye örnek olacak bir fabrikalar bölgesi olacak. Orta ve yüksek teknolojide Türkiye'nin koymuş olduğu hedeflere, bu amaca hizmet edecek bir sanayi bölgesi. Bence hem Bursa, hem Türkiye için bir mihenk taşı olarak tarihe adını yazdıracak ve buradaki fabrikalar Türkiye'nin kalkınmasına, ülkemizin ekonomik seviyesinin artışına çok büyük hizmet edecek.</p>

<p><img height="270" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/ibrahim-gulmez-haksan-otomotiv.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>İbrahim Gülmez</strong></p>

<p><strong>HAKSAN Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı </strong></p>

<p><strong>TEKNOSAB gibi düzenli sanayi bölgeleri kurulmalı</strong></p>

<p>Firma olarak kauçuk ve plastik parça üretiyoruz. Otomotiv ve beyaz eşya ana sanayisine çalışıyoruz, onların tedarikçisiyiz. Yaptığımız ürünler, nitelikli ürün grubuna giriyor.</p>

<p>TEKNOSAB gibi büyük bir organizasyon yapıldığında, biz de dedik ki, "Bu dönüşümden bizim de yararlanmamız lazım." Yer işimiz çözüldüğü için bizim için büyük motivasyon kaynağı oldu, yatırımlarımıza da devam ediyoruz şu anda. TEKNOSAB'daki yatırımımız şu anda bitmek üzere. Bölgede 30 bin metrekare kapalı alan hedefimiz var. Bölgenin ruhuna da uygun şekilde, elimizdeki teknolojinin tamamını rekabetçi olacak şekilde yenilemeye karar verdik. Nisan 2025'ten itibaren de üretime başlayacağız.</p>

<p>17 OSB içinde ilki Bursa OSB, ikinci de TEKNOSAB gelişmiş planlı ve programlı olarak. Onun dışındaki bütün bölgeler, bir oluşumun OSB'ye devşirilmesiyle olmuş. TEKNOSAB belli bir ihtiyacı çözecek ama Bursa'nın ihtiyacı, TEKNOSAB'dan daha fazlası. Yatırımlar bu şekilde düzenli yapıldığı zaman, orada yer alacak firmalar da hesaplarını kitaplarını ona göre yapacaklar. Daha planlı, öngörülü ve uzun vadeli olarak yapacaklar planlarını.</p>

<p>Dünya çok rekabetçi hale geldi, çok hızlı değişimler yaşanıyor. Üretim ve ihracatı artırabilmemiz ve rekabetçiliğimizi sürdürebilmemiz için, 15-20 yıllık planları yapmamız lazım. TEKNOSAB da farklı değerlerin oluştuğu bir bölgeye dönüşüyor. Bursa üreten bir şehir. Böyle bir şehrin yeni nesil OSB'ye ihtiyacı var. Sadece Bursa'da değil, Türkiye'de yok böyle bir bölge.</p>

<p>Yurtdışından bir müşterim, görünce şok oldu. "Türkiye kriz içinde deniyor. Siz nasıl bir milletsiniz, dev bir sanayi bölgesi kurmuşsunuz" dedi. "Bu cesaretten dolayı sizi tebrik ederim" dedi. Bunun gibi iki bölge olsa, yine talep olur.</p>

<p>Bursa'yı daha ileri taşımanın yolu, üretimi, yatırımı ve ihracatı artırmaktan geçiyor. Siz düzenli sanayi alanları yapıp, işletmeleri yer probleminden kurtardığınız zaman, işletmeler bunun karşılığını verir. Şehrin içinde kalan, yangın riskinin olduğu işletmelerin düzenli, yeni OSB'lere taşınması ve bu anlamda yeniden bir planlamanın yapılması gerekiyor. Başkanımız (İbrahim Burkay) proje yapmayı seviyor, biz de o tempoya ayak uydurmaya çalışıyoruz.</p>

<p>TEKNOSAB gibi bölgede daha nitelikli, yüksek teknolojik ve daha fazla üretim yapmamız gerekiyor. Böylesi bölgeler oldukça Türkiye çok daha farklı noktalara gidecek. İhracat, ithalattan 1 dolar fazla olsun. Benim en büyük hayalim bu mesela. Bunun için de TEKNOSAB gibi düzenli sanayi bölgelerin kurulması gerekiyor.</p>

<p><img height="206" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/suleyman-onsever.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Süleyman Önsever</strong></p>

<p><strong>PMS Yönetim Kurulu Başkanı </strong></p>

<p><strong>Cankurtaran gibi Bursa'nın imdadına yetişti</strong></p>

<p>Üretimi yapabilmeniz için altyapısı tamamlanmış arazinin olmaması, herkesi çok zor duruma sokuyordu. Kapasite artışıyla birlikte alan kalmadığı için artık yollara, sokaklara malzemelerimizi koymak zorunda kalıyorduk. TEKNOSAB bu anlamda Bursa'nın gerçekten ihtiyacıydı. Bu ihtiyaçla beraber bence Bursa'nın ve ülkemizin önünü açacak hem teknolojide, hem de işgücü açısından büyük potansiyeli olan bir bölge oldu. Yatırım yapmamız gerekiyor, özellikle savunma sanayi ve elektrikli araçlar için. Bilgimiz, işgücü var ama yer yok. Bu yer de cankurtaran gibi Bursa'nın imdadına yetişti. Biz de hızlıca yatırımımızı bitirdik ve şu anda üretim yapıyoruz. TEKNOSAB'daki fabrikamızda 267 insanımız çalışıyor. Bunlardan çoğunun kadın olmasından da son derece mutluyum gerçekten de. TEKNOSAB'da emeği geçen herkese çok çok teşekkür ediyorum. Burası özel bir bölge ve ülkeye katma değer yaratacak. Özellikle teknolojide ilerlemiş ürünler için yatırım yapacak firmalara özel olarak hazırlandı. Ruhsatı alır almaz, biz firma olarak inşaata başladık. Bunu yaptık ve şu anda ülkemize katkı da sağlıyoruz. Doğalgazımız, petrolümüz yok, yer altı zenginliklerimiz zaten bize yetmiyor. Cari açığı azaltmak için ne yapmamız lazım? Katma değerli ürünleri uygun maliyetlerle üretip ihraç etmemiz lazım. Ancak bu şekilde cari açıktan cari fazlaya geçebiliriz.</p>

<p>TEKNOSAB'da üstyapıdan çok altyapıya ne kadar önem verildiğini, nelerin yapıldığını biz biliyoruz. Bunun üzerine binaları yapmak, üretim yapmak o kadar kolay ki. Tek tek orada burada üretim yaptığınızı düşünün. Hem verimli olmazsınız, hem de bundan sonra Avrupa ve dünya piyasasına ürün satabilmeniz için sizi onaylıyor zaten. Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerde şu anda üretim yapılıyor, binlerce insan çalışıyor. Bu işi yapan, organize eden, ülke ekonomisine sunan insanlara gerçekten de çok teşekkür ediyorum. Burayı alayım rant elde edeyim, böyle bir şey yok. Üretim yapıyoruz biz şu anda. Kimin için yapıyoruz bunu? Şahsım için yapmıyorum ki, ülkem için yapıyorum yani. Aselsan'a, elektrikli araçlara parça üretiyoruz. Gencecik, pırıl pırıl insanlarımız, kadınlarımız çalışıyor orada. Bende bu kadar, bir sürü fabrika var orada. Gelir elde ediyorlar, refah seviyeleri artıyor. Bunun ülkeye zararı olmaz. Her alanda üretim yapmalıyız. Buna en ufak bir katkım olduğu için de son derece mutluyum. Birilerinin yatırım yapması, birilerinin bu babayiğitliği yapması lazım. İbrahim Burkay ve yönetim kurulu, bu babayiğitliği yaptı diye düşünüyorum. TEKNOSAB çok önemli bir proje, bunun yüzlerce, binlerce olması gerekiyor.</p>

<p><img height="207" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/ersan-ozsoy.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Halil Ersan Özsoy</strong></p>

<p><strong>Polyteks Yönetim Kurulu Başkanı </strong></p>

<p><strong>İhracatın artması için böylesi bölgelere ihtiyaç var</strong></p>

<p>Türkiye'de ve Bursa'da ilk düzenli OSB, Bursa OSB ile başladı. Kuruluşundan itibaren OSB olan ilk bölgedir Bursa OSB. TEKNOSAB'ı duyunca biz, çok heyecanlandık açıkçası. Şehrin içindeki OSB'ler tıkandığı için Bursa'nın mutlaka yeni üretim yapılabilecek sanayi bölgelerine ihtiyacı var. TEKNOSAB da bu anlamda bir ilk ve mutlaka bunun arkasının gelmesi lazım. Tarıma uygun olmayan bölgelerde yeni sanayi bölgeleri kurulması, Bursa'nın bundan sonraki hedefi olmak zorunda. Yoksa Türkiye'nin ihracatının katlanması, mevcut tesislerle çok olası gözükmüyor. Yeni alanların yaratılması gerekiyor. Bu konuda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, yerel yönetimler ve BTSO bir araya gelerek ortak akılla bir işbirliği yapmak durumunda.</p>

<p>TEKNOSAB, Bursa'ya vizyon katacak. Bursa'nın güçlü olduğu sanayi kollarının her dalında planlı, programlı yatırımlar dolayısıyla ufkunu açacak. Bursa'nın o zamanda katma değerli ürünü ve kilogram başına düşen ihracat rakamı çok daha yukarı çıkacak. Biz buna inanıyoruz. Bursa'nın daha çok TEKNOSAB'lara ihtiyacı var.</p>

<p><img height="218" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/suhendam-urbay1.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Sühendam Urbay</strong></p>

<p><strong>Sun Group Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Tüm tesislerimizi TEKNOSAB'da toplayacağız</strong></p>

<p>Bursa ticari anlamında, üretim anlamında tarihe mal olmuş bir şehir. İlk OSB burada. İnşallah TEKNOSAB sayesinde ülke ekonomisine ve ihracata katkı sağlayacağımıza inanıyorum.</p>

<p>Biz Türkiye'de bir ilk ilke imza attık. Çok iyi bir Ar-Ge'miz var. Bu Ar-Ge sayesinde savunma sanayisine gireceğiz, kısmetse yatırımlarımızı da TEKNOSAB'da yapacağız. Savunma sanayisiyle yolumuza devam edeceğiz.</p>

<p>TEKNOSAB, coğrafi konum itibariyle, otoyol bağlantısıyla, altyapı sistemiyle ve en önemlisi bizim gibi farklı lokasyonlarda üretim yapan firmalara çok büyük bir alanda, tek çatı altında üretim yapma şansı verdi. Bu da bizi dünya liginde daha rekabetçi olmamızı, maliyetleri geriye çekmemizi ve yabancı firmalarla rekabet edebilmemizi sağladı. Önümüzdeki 50, 100 yıl planlı, programlı yapacağımız yatırımlarımızın, geleceğimizin ilk imzasını TEKNOSAB'ın attığını düşünüyorum. Ülke olarak kalkınabilmemiz için en büyük ihtiyacımız, üretmektir. Bu da altyapısı sağlam, düzenli, yenilenebilir, yenilikçi, yeşil OSB'lerle ancak mümkün olur. Dolayısıyla bizim yeni organize sanayi bölgelerine ihtiyacımız var.</p>

<p>TEKNOSAB, dört yıl gibi çok kısa bir sürede, ortak akılla, büyük bir koordinasyonla BTSO Başkanımız sayın İbrahim Burkay'ın önderliğinde uzun soluklu bir projeyi çok kısa bir sürede devreye aldı. Çok büyük bir başarıdır bu. Sadece Bursa'nın değil, Türkiye'nin bu şekilde planlı, programlı, altyapılı sanayi bölgelerine ihtiyacı var. Türkiye'nin dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisine girmesi için iki şeye ihtiyacımız var; Bunlardan birisi üretmek, diğeri de katma değerli üretmek ve ihraç etmek. TEKNOSAB bu açıdan önemli bir altyapıyı sağlayarak bizlerin hizmetine sundu.</p>

<p>Dikkat ederseniz, ihracatımızda katma değerimiz çok az, 1 doların altında. Bunu en az 4-5 dolara çıkarmamız lazım. Bu da ancak teknolojik ve katma değeri yüksek ürünleri üretmekten geçiyor.</p>

<p>Bizim gibi farklı lokasyonlarda üretim firmaları bir araya toplayarak, zaten inanılmaz bir maliyet avantajı sağlıyor. Altyapının doğruluğu, yerli ve yenilikçi olması, arıtma sularının çok büyük tonajlarda olması, otoyollara bağlantısı... Tüm bunları düşündüğünüzde bu şartlarda üretim yapabilmek, dünya liginde rekabetçi olmamızı sağlıyor. Biz de kısmet olursa tüm tesislerimizi TEKNOSAB'da toplayarak daha rebabetçi hale geleceğiz. TEKNOSAB, bundan sonraki 50-100 yıl içinde yapılan planlı, programlı bir projedir ve bence ilk projedir. Bu anlamda öncüdür. Sadece Bursa'da değil, Türkiye'de de öncü.</p>

<p><img height="188" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/alim-yurek.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Alim Yürek</strong></p>

<p><strong>Yürek Tekstil Yönetim Kurulu Üyesi </strong></p>

<p><strong>TEKNOSAB olmasaydı şehir dışına çıkacaktık</strong></p>

<p>Sanayi kuruluşları geliştikçe bir sermaye oluşumu oldu ve yapılaşmaya müsait yeni alanlara ihtiyaç oldu. Bireysel olarak bir şey yapmak çok mümkün değil. Bu noktada BTSO öncülüğünde girişim başlatıldı.</p>

<p>TEKNOSAB'ın alanı seçilirken, çok büyük istişareler yapıldı. Şehrin içinden işletmeleri alarak, hem halkı kurtarıyor, hem de nakliyecileri kurtarıyor.</p>

<p>Yeni yatırımımızla Yürek polimer olarak Türkiye'de ihtiyacın olduğunu düşündüğümüz yarı mamul, hammaddeye yakın, Türkiye'nin bugün net ithalatçı olduğu bir alanda ithalatı azaltmak için kurulmuş yeni bir şirketimiz. Bunun yatırımı için de tercih ettiğimiz bölge TEKNOSAB. Bu projede cips ve poy dediğimiz yarı mamul iplik üretimimiz olacak. Bu iki kalemde bugün hala Türkiye'deki kullanımının yüzde 80'i yurt dışından ithal gelen ürünler. Biz de bu ithalatı azaltmak için bu tarz bir yatırıma geçtik. Bu da tabi bizim için gurur kaynağı.</p>

<p>Bursa'da her ne kadar sanayi çokmuş gibi gözükse de, Bursa'da toprak alanının çok cüzi bir alanında sanayi yatırımı var. Sanayi arazilerini verimsiz, çorak, kullanım dışı kalmış alanlarda çok rahat gerçekleştirebiliyoruz. Yeni açılacak yerler Bursa'ya güç ve değer katacaktır.</p>

<p>Projenin başlarında Bursa'da yer bulamadığımız için değişik şehirlerde arazi ve yer baktık. TEKNOSAB olmasaydı biz de şehir dışına çıkmak zorunda kalacaktık. Bursa'daki bilgi birikimini ve sermayeyi, başka bir şehre transfer etmek zorunda kalacaktık. TEKNOSAB'ın bu kadar hızlı realize olacağını bilseydik, şehir dışında arazi bakmayacaktık. Şimdi de projemizi finalize etmeye, üretime geçmeye çalışıyoruz.</p>

<p><img height="300" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/yusuf-ates.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Yusuf Ateş</strong></p>

<p><strong>Mayfil Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı </strong></p>

<p><strong>60 milyon Euro civarında daha yatırımımız olacak</strong></p>

<p>TEKNOSAB'da ilk temeli atan ve üretime geçen firmalardan biriyiz. İlk yatırımımız 25 milyon Euro civarındaydı ama ikinci ve üçüncü etapta 60 milyon Euro civarında yatırımımız olacak. Önümüzdeki yıllarda bunu da gerçekleştireceğiz.</p>

<p>Çok kısa sürede, 4-5 yılda kazma vurulabilecek hale geldi. Bu haliyle Türkiye'nin en hızlı hayata geçirilen sanayi bölgelerinden biri. Bursa için, ülkemiz için kazanılmış bir proje ve bu tabi ihracatımıza ve istihdamımıza da olumlu anlamda etki edecek.</p>

<p>Potansiyeli yüksek bir firmayız. Yapmak istediğimiz yatırımları yapamıyorduk, bekliyorduk. Böyle bir sanayi bölgesi olmadığı için. En azından bu yatırımımızı gerçekleştirme imkanını bulduk. Getirdiğimiz makinalar da TEKNOSAB'ın mantalitesine, yapılış gayesine uygun bir şekilde çok otomasyonu yüksek makinalar kurduk. Yani aslında TEKNOSAB'da biz hayallerimizi gerçekleştiriyoruz ve çok mutluyuz.</p>

<p>TEKNOSAB'ın gerçekleşmesinde BTSO'nun, tabi başkan İbrahim Burkay'ın çok büyük katkısı, çabası var. Ona da Bursa sanayisi adına çok teşekkür ediyorum.</p>

<p><strong> </strong><img height="200" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/omer-annac-3.jpeg" width="200" /></p>

<p><strong>Ömer Annaç</strong></p>

<p><strong>ANR Enerji Yönetim Kurulu Başkanı </strong></p>

<p><strong>Bursa’nın ilk güneş paneli üretim tesisi olacak</strong></p>

<p>AN Solar olarak Türkiye’nin önde gelen güneş enerjisi firmalarından biriyiz. Bursa’nın ilk güneş paneli üretim tesisini Bursa Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi’nde (TEKNOSAB) hayata geçirmeye hazırlanıyoruz. Yıllık 500 MW üretim kapasitesine sahip olacak tesis, bu yıl içinde faaliyete başlayacak. Yeni tesis Türkiye’nin yenilenebilir enerji hedeflerine önemli bir katkı sağlayacağına inanıyorum. AN Solar, TEKNOSAB’da 15.611 metrekare kapalı ve 5.000 metrekare açık alanda kurulacak. Firma olarak bu tesisle yılda 720.000 adet güneş paneli üretmeyi hedefliyoruz. 2018 yılında TEKNOSAB projesinin başlamasıyla birlikte bu yatırımı planladık. 2023 yılında temelini attığımız tesis, yakın zamanda üretime başlayacak. Bu tesis, Bursa’nın ilk güneş paneli üretim tesisi olacak. Tesis tam kapasiteyle çalışmaya başladığında Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki ithalat bağımlılığını azaltacağına inanıyorum. Hedefimiz, hücresi hariç bir güneş panelinin tüm aksamını burada üretmek. Bu, teknoloji üretimi anlamına geliyor. TEKNOSAB, düzenli elektrik, doğalgaz ve su altyapısı, limana yakınlık ve otoyol bağlantısı, bu bölgeyi cazip kılıyor. Ayrıca, çevre yönetmeliklerine uygun bir sanayi bölgesi olması da önemli bir avantaj. TEKNOSAB’ın Bursa’nın sanayi potansiyelini artıracak. Sanayi bölgeleri ne kadar gelişirse, üretim kapasitemiz ve yurt dışındaki rekabet gücümüz de o kadar artar. Bu projenin hayata geçmesinde emeği olan başta BTSO Başkanı İbrahim Burkay’a ve tüm ekibine teşekkür ederim.</p>

<p><img height="220" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/nurcan-ozdemir-2.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Nurcan Özdemir</strong></p>

<p><strong>EPSA Yönetim Kurulu Başkanı </strong></p>

<p><strong>Bu vizyonda bir OSB’yi ben de düşünemedim</strong></p>

<p>EPSA Yalıtım üç ana dalda iş yapıyor. İlk olarak yan sanayiye ambalaj malzemeleri üretiyoruz. İkinci bölümde inşaat sektörüne ısı yalıtım levhaları üretiyoruz. Diğer bölümde ise tamamen yapı kimyasalları üretiyoruz.</p>

<p>Geçmişte ilk OSB, Bursa'da kuruldu. İlk teknoloji sanayi bölgesinin temeli de yine Bursa'da atıldı. Bursa OSB, DOSAB şehrin içinde. Bence artık OSB'lerin şehirlerden uzak, altyapı ve üstyapılarıyla doğru bir yerde yapılması en doğrusu. TEKNOSAB bu anlamda Türkiye ve dünyada örnek gösterilen bir OSB oluyor. Şanslı olduğumu düşünüyorum. Yatırımlarımı yaparken, OSB'nin koyduğu kurallara göre kendimi şekillendiriyorum, daha doğru yatırımlar yapabiliyoruz böylece.</p>

<p>Ülkemizin büyümesi için üretmesi, ürettiğini de ihraç etmesi lazım. İşletmeler bu anlamda büyümek istiyor ancak yatırım yapabilecek, hareket edebilecek alan bulamıyor. Böylece işletmeler mecburen içeride farklı şekilde büyümenin yollarına giriyor ve bu da verimli bir yatırım olmuyor. Bursa'da sanayi arsası üretilebilecek alan da yok. Böylesi bir OSB'ye ihtiyaç vardı, ancak bu vizyonda ortaya konulacağını ben de bilmiyordum.</p>

<p>TEKNOSAB'da asıl yapacağımız iş, tamamıyla ithalatını yaptığımız ürünleri biz kendimiz orada üreteceğiz. Burada yapı, inşaat sektöründe kullanılan her türlü malzemeyi kastediyorum. Yapıştırıcıdan, su yalıtım ürünlerine kadar. Yeni yerde üretime başlayarak ihracat da ağırlık vereceğiz. Bölgenin Bursa'mıza ve ülkemize güzel katkı sağlayacağına gönülden inanıyorum. Bu sürecin de bu kadar hızlı biteceğini ben tahmin etmiyordum. BTSO yönetimi bu anlamda Bursa sanayisi için çok çalıştı, kendilerine teşekkür ediyorum. Ankara ayağı, kamulaştırma v.s çok hızlı bir şekilde tamamlandı. Çok hızlı bir şekilde altyapısı yapıldı.</p>

<p>Ben bir yatırımcı, sanayici ve Bursalı olarak şanslı olduğumu düşünüyorum. Oradaki altyapı ve üstyapı, Türkiye'nin hiçbir sanayi bölgesinde yok. Altyapı ve üstyapı sanayicinin ihtiyacına göre yapıldığı için bence bu sanayi bölgesi çok uzun süre sanayicinin işini çözecek diye düşünüyorum ben. Verimsiz bir alanda yapılmış olması da, Bursa'yı seven biri olarak benim için önemliydi. Ayrıca bölgedeki fabrikaların çatısına GES panellerinin konulması zorunlu. Bu çok önemli. Ben isterdim ki, Türkiye'deki tüm sanayi bölgelerinde bu zorunlu olsun. Güneşten gelen bedava enerjiyi biz niye kullanmayalım ki? Bunun yanı sıra sevkıyat, lojistik de çok önemli. Altyapının ona göre yapılmış olması, limana, her tarafa yakın olması demiryolunu, otobana yakın olması... Bunların hepsi bizim için çok önemli.</p>

<p>Mevcut sanayilerin şehrin içinden taşınması gerekiyor. KOBİ'lerin de çok ihtiyacı var böyle bölgelere. Onlar için de OSB kurulması gerekir diye düşünüyorum.</p>

<p>Sanayici için en önemli faktör, yer sıkıntısı. Yer sıkıntısını çözdükten sonra diğer sorunlar çözülüyor zaten. Bu da bizim için gerçekten büyük bir sorundu. Türkiye'ye örnek bir bölge oldu. İbrahim Burkay başkana ve BTSO yönetimine çok teşekkür ediyorum. Belki işlerinden, çocuklarından, ailelerinden vakit ayırarak Bursa'ya değer katan bir OSB oluşturdular. Çok kolay olmadığını anlayabiliyorum. Bursa için çok önemli bir değer ve 50 yıl sonra da konuşulacak bir değer. Bursa'yı 50, 100 yıl ileri götürecek bir değer.</p>

<p><img height="209" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/hasan-sazcilar.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Hasan Sazcılar</strong></p>

<p><strong>Sazcılar Yönetim Kurulu Başkan Vekili</strong></p>

<p><strong>TEKNOSAB çok doğru bir adım, bizim için şans oldu</strong></p>

<p>Kapasiteyi artırabilmemiz ve beş lokasyonun en az dördünü bir araya getirebilmemiz için bir atılım yapmamız gerekiyordu. Gerçi zorlu bir süreçten geçiyoruz ama biz de artık buna soyunduk ve inşallah bunu yapmak için gayret ediyoruz.</p>

<p>Bizim emek yoğun bir işimiz var ve çok fazla üretim alanına ihtiyacımız var. TEKNOSAB, bize iyi bir imkan sağlayacak. Çünkü bizim büyümemiz insan gücü ve yerle oluyor. TEKNOSAB bizim için bir şans oldu ve biz de bu şansı değerlendirerek, ismimize yakışır bir şekilde bir şeyler yapmaya çalışıyoruz.</p>

<p>Sanayicilik gerçekten zor, emek yoğun çalışan firmalar için çok çok daha zor. Biz Bursa'da dört, Adapazarı'nda bir olmak üzere toplamda beş lokasyonda üretim yapıyoruz. Bursa bir sanayi şehri ve ciddi anlamda bir yan sanayi var. Ama çok ciddi anlamda da Bursa'nın zorlukları var. Bursa'da artık yeterli anlamda sanayi yok, yerler gerçekten çok pahalı, bulamıyorsunuz, ulaşamıyorsunuz. Bunun sıkıntılarını ciddi anlamda yaşıyoruz. Bizler de kapasiteyi artırmak için muhakkak yatırım yapmak zorundayız. TEKNOSAB da bu anlamda bizim için şans oldu, biz de Allah muvaffak ederse layıkıyla yapmak için gayret edeceğiz.</p>

<p>Türkiye ciddi anlamda gelişen bir ülke ve söz sahibi de oluyor. Üretim anlamında, kalite anlamında, pazara zamanında ürününü verme zamanında olsun, zaten ana sanayilerin baktığı en önemli konular bunlardır. Ben hiçbir zaman hiçbir şeyin yeteceğini zannetmiyorum. Evet, TEKNOSAB yapılıyor, fabrikalar yapılmaya başlandı ama Türkiye kendini kabul ettirdiği müddetçe, bence TEKNOSAB da yetmez. Şu anda bildiğim kadarıyla üçüncü bölge görüşmeleri var. İnşallah daha da büyür.</p>

<p>Burada en büyük katkı, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nındır. Özellikle İbrahim (Burkay) beyin. Bunları hayata geçirmek için çok ciddi anlamda emek sarfetmek lazım. Benim düşüncem, işin peşinden ciddi anlamda gidildi ve kararlılıkla bu adımlar atıldı diye düşünüyorum.</p>

<p>TEKNOSAB çok doğru bir proje. Türkiye gelişen ve büyüyen bir ülke, kendine göre hedefleri var. Bizler de bu hedefleri iteliyoruz, bu hedeflere yetişmek için çaba sarf ediyoruz. Çok doğru bir karar, çünkü sanayicinin buna ihtiyacı var. Üretmeye, kapasite artırmaya, ihracat yapmaya ihtiyacı var. Bence çok doğru bir adım oldu TEKNOSAB.</p>

<p><img height="205" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/ibrahim-parladi.jpg" width="200" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İbrahim Parladı</strong></p>

<p><strong>MİPAR Metal Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Kapasitemiz yaklaşık dört kat artacak</strong></p>

<p>Aşağı yukarı 26-27 senedir sanayinin içindeyim. Bursa sanayisi ile hasbihalim. Bursa'da biraz çarpık sanayi yapılaşması söz konusu. Ankara ve İzmir Yolu gibi güzergahlarda yol boyu uzanan ve belli bir içeriye doğru yapılaşma söz konusu. Organize sanayi bölgelerinin yetersizliği günümüzde mevcut, belediyelerle bu iş bir şekilde çözülmeye çalışılıyor ama hem istenilen ölçeklerde bir planlama olmadığı için, hem de yapılaşması, altyapısı sanayiye uygun olmadığı için birçok sıkıntı çıkıyor ve bu Bursa sanayisinin gelişmesine engel oluyor. Dolayısıyla ülkemizin gelişmesine de engel oluyor. Bursa'ya büyük ölçekli, Bursa'nın ihracatını ve katma değerini ön plana çıkaracak büyük ölçekli sanayi yapılaşmaları şart ve geç kalınmış durumda. Onun haricinde küçük ölçekli işletmeler için de, şehrin içinde çarpık küçük işletme yapısı mevcut. Bunlar için de toplu bir şekilde, yine uygun ölçeklendirmeyle bir yapılaşma olması çok acil bir durum. Bu şartlar eğer kısa vadede Bursa'da planlanmazsa, Bursa'nın önü bu anlamda tıkanacak ve Bursa'daki işgücü başka yerlere kaymak zorunda kalacak. TEKNOSAB, gerek altyapısıyla, ölçeklendirmesiyle, parselleriyle, lokasyonuyla Bursa'nın acil bir ihtiyacıydı. BTSO bu ihtiyacı gördü ve gerekli kamulaştırma v.s gibi adımları atarak burayı tamamladılar.</p>

<p>TEKNOSAB'da bizim 50 bin metrekare yerimiz var. 40 bin metrekare kapalı alanımız mevcut. Kapasitemizi yaklaşık dört kat artıracağız. Yıllık 400 bin ton kapasiteli bir çelik servis merkezi kuruyoruz. Tüm altyapısını buna göre inşa ediyoruz. Onun haricinde ilave yatırımlarımız da olacak. Yine çelik üzerinde bir yatırımımız olacak. Bu şekilde bölgede çalışmayı düşünüyoruz. Bölgedeki yatırımlarla personel sayımız üçe katlanacak ve yaklaşık 250 kişi daha ilave olacak mevcut istihdamımıza. Bu tip sanayi bölgeleri istihdam konusunda Türkiye'nin önünü açacak, işsizlik sorunu diye bir şey kalmaz. TEKNOSAB, örnek bir sanayi bölgesi oluyor bence. Gerek çevre planlamasıyla, gerek ölçeklendirilmesiyle, gerek yollarıyla ve planlamasıyla örnek bir sanayi bölgesi olacak. Bunu diğer organize sanayilerin örnek alarak uygulayacaklarını zannediyorum. Endüstriyel üretimlerde artık yeşil enerji ve yeşil sanayiden bahsediliyor. Dolayısıyla TEKNOSAB da buna bir örnek. Çatılara güneş enerji panelleri kurularak kendi elektriğini kendi üretecek ve diğer fabrikaların enerji ihtiyacını da ciddi oranda karşılayacak bir yatırım. Bizim MİPAR olarak bulunduğumuz, çalıştığımız fabrika üç lokasyondan oluşuyor, dağınık bir yapılaşmamız var. Dolayısıyla TEKNOSAB'da bir bütün halinde çalışmaya başlayacağız, bizim için en önemlisi bu. İkinci önemli kazancımız, ölçeklendirmeden kaynaklı ilave bir yer kazancımız oldu. TEKNOSAB'a geçtiğimizde daha ihracat odaklı ve katma değerli ürün yapısına kavuşacağız. O doğrultuda yatırımlarımızı yapacağız. TEKNOSAB'ın bize katkıları bunlar. Ayrıca lokasyon olarak otoban bağlantısının olması, limanlara yakın olması bize çok büyük avantaj sağlıyor. Çünkü lojistiğimiz çok kuvvetli, lojistik hareketliliğimiz çok fazla. TEKNOSAB'ın bize böyle artıları olacak.</p>

<p><img height="181" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/sabri-deniz-1.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Sabri Deniz</strong></p>

<p><strong>Atılımcı Group Yönetim Kurulu Başkanı </strong></p>

<p><strong>Daha büyük, yeni yerlere ihtiyacımız var</strong></p>

<p>Firmamızın 40 yıla dayanan bir hikayesi var. Otomotiv sektörüne hizmet vermekteyiz. Parça taşıma kasaları ve çelik rulolar işliyoruz. Önümüzdeki yıllarda hedefimiz, ihracat rakamlarımızı daha ileriye taşımak.</p>

<p>Bursa bir sanayi kenti, sanayinin başkenti. Yeni sanayi bölgelerine gerçekten çok ihtiyaç vardı. Bu anlamda TEKNOSAB fikri ortaya atıldı ve iş dünyası bunu çok sahiplendi. Kısa sürede de çok güzel şeyler oldu. Ruhsatımızı aldık, önümüzdeki ay inşaatımız başlayacak.</p>

<p>TEKNOSAB gerçekten çok katma değerli bir bölge. Sürdürülebilirlik konusunda da ciddi çalışmalar var.</p>

<p>TEKNOSAB'da bundan sonraki hedefimiz, yeni nesil sacların, ürünlerin üretimi. Dünyanın da gündeminde olan yeşil enerji, karbon ayak izi bizim de gündemimizde. Avrupa'ya ürün satabilmemiz için burada işlediğimiz ürünlerin karbon azalımını sağlayan ve nitelikli ürünleri işlemek için yeni nesil makinalarla burada yatırımlarımıza devam edeceğiz.</p>

<p>Şu anda dört lokasyonda faaliyetlerimiz devam ediyor. Dört yerde de kiracıyım. Gerçekten çok büyük bir ihtiyaçtı TEKNOSAB. İnşallah kendi yerimize geçtiğimizde hem kira giderlerinden kurtulacağız, hem de müşterilerimize daha kaliteli, verimli hizmet vereceğiz. Böyle büyük bir projeyi bize kazandırdığı için İbrahim Burkay ve ekibine minnettarız.</p>

<p>Türkiye'nin büyümesi devam ediyor. Böyle yerlere ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Burası Bursa'ya da yeterli gelmeyecek. Daha büyük, yeni yerlere ihtiyacımız var.</p>

<p><img height="186" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/umit-okyay-yamas.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Ümit Okyay</strong></p>

<p><strong>YAMAS Yönetim Kurulu Başkanı </strong></p>

<p><strong>Şimdiden yeni TEKNOSAB’lar planlanmalı</strong></p>

<p>Basında yeni bir sanayi bölgesi kurulacağıyla ilgili bir haber okudum. Duyurusu yapıldığı zaman hemen başvuru yaptım.</p>

<p>Biz bölgede toplamda 25 bin metrekarelik bir alandayız. 15 bin metrekaremiz var ama biz katlı yaptığımız için 21 bin metrekare kapalı alanımız var. Altyapısı, çevresel duyarlılığıyla bizim çok hayal ettiğimiz, yapmaya özendiğimiz bir işi başarmış olduk. Bölge, Türkiye ve yapacağımız işler adına çok daha hevesliyiz.</p>

<p>Türkiye'deki sanayi bölgelerinin, en azından rekabet ettiğimiz ülkelerle aynı donanımda, hatta daha iyi olması gerekiyor. Biz TEKNOSAB'dan çok memnunuz, çok hızlı bir şekilde altyapısı tamamlandı. Bölgeye gelen ilk fabrikayız.</p>

<p>Bursa çok büyük bir sanayi şehri. Çok büyük firmalar var. Bursa'ya inanmış yurtdışında çok fazla firma var. Yapılan ihracat rakamlarına, göstergelere baktığımızda Bursa, bundan daha fazlasını yapma potansiyeli olan, bunun da altyapısı oluşmuş bir şehir. O yüzden de TEKNOSAB, gecikmiş çok değerli bir açığı kapattı. Çok değerli sanayi bölgelerimiz var ama biliyoruz ki oralarda büyüyen fabrikalar için alanlar yoktu. Büyük sanayiciler, Bursa'da yeterli alan olmadığı için Bursa dışı ya da yurt dışında yatırım yapmak zorunda kaldılar. TEKNOSAB'da en küçük parsel 25 bin metrekare. TEKNOSAB'dan önce OSB'lerde bu ölçekte bir yatırım yapmak için alan yoktu. Çok önemli bir açığı kapattı.</p>

<p>Şimdiden önümüzdeki dönemlerde yeni TEKNOSAB'lar nerelerde yapmak gerekir, bunlarla ilgili çalışmalara başlamak gerekiyor. Sanayi uzun soluklu bir iş. Türkiye'nin buna ihtiyacı var. Bir gün bu firmalar 200-300 bin metrekarelik alanlara ihtiyaç duyacak. Bunun bugünden planlanması çok önemli.</p>

<p>TEKNOSAB olmasaydı, YAMAS da belki şehir ya da ülke dışına gitmek zorunda kalacaktı.</p>

<p><img height="271" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/turkay-eyrice-eyrice-dental-grup-yk-baskani-5.JPG" width="200" /></p>

<p><strong>Türkay Eyrice</strong></p>

<p><strong>Eyrice Dental Yönetim Kurulu Başkanı </strong></p>

<p><strong>Diş protezi üretip dünyaya ihraç edeceğiz</strong></p>

<p>Sağlık alanında üretim yapan bir sanayiciyim. BTSO'nun yayınlarını da sürekli takip ederim. TEKNOSAB'dan da bu şekilde haberim oldu benim. Müracaat ettik biz de.</p>

<p>Diş protezi çok butik bir alan aslında. Gelişen teknoloji ile dijital diş hekimliği sayesinde biz artık dünyaya hizmet edecek konuma geldik. Dolayısıyla TEKNOSAB'da olmak istememizin sebebi de buydu. Buradan dünyaya üretim yapma, diş protezi ihraç etme hayaliyle TEKNOSAB'dan yer istedik ve biz ek bir müracaat yaparak, çok detaylı bir rapor sunarak BTSO yönetimine... Bu işin dünyada yıllık 500 milyar dolar bütçesinin olduğunu, kilogram katma değerinin 5 bin dolar olduğunu hazırladığımız raporda yazdık. Ben kendilerine teşekkür ediyorum; projemize inandıkları ve bize burada yer tahsis ettikleri için. Bursa'mızı, ülkemizi mahcup etmeyeceğiz, çok özel bir proje olacak. Düşünün, dünyanın dört bir yanındaki insanların diş protezlerini biz üretmiş olacağız. Bu çok önemli bir şey.</p>

<p>Ben TEKNOSAB'ı şöyle tanımlıyorum; Bursa'nın sanayi tarihinde tek seferde yapılmış en büyük yatırım. Bu kadar kıymetli. Türkiye'nin son yılında yapılmış en önemli projelerinden biri. Yeterli mi, değil. Daha çok projelere ihtiyaç var bu çapta. Daha nitelikli sanayi alanlarına ihtiyaç var.</p>

<p>TEKNOSAB, Bursa'ya bir cesaret verdi. Bu işin liderliğini yapan İbrahim Burkay ve yönetimine ben bu anlamda teşekkür ediyorum.</p>

<p>Bölge çok özelliği olan bir proje, sıradan bir proje değil. Dört yıl gibi kısa bir sürede altyapı tamamlanıp, üretim yapılabilir hale geldi bölge. Bu çok daha güven verdi bana. TEKNOSAB'ın hem nitelik olarak çok özel bir yer olduğu, hem de bu kadar kısa sürede olması takdire şayan bir durum.</p>

<p>Bölgede inovatif, teknolojik, katma değeri yüksek üretim yaparak, Bursa ve ülkemize ciddi katkı sağlayacağız. Rakiplerimizden daha avantajlı konuma geleceğiz. Bursa'nın üretim gücünü geleceğe taşıma gücüne sahibiz. TEKNOSAB gibi özel projelerin, Bursa ve ülkemizin önümüzdeki 50 yıllık gücünü şekillendireceğine inanıyoruz.</p>

<p><img height="186" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/esra-yildirim1.jpg" width="200" /></p>

<p><strong>Esra Yıldırım</strong></p>

<p><strong>ILESBUS Genel Müdürü </strong></p>

<p><strong>TEKNOSAB gibi birçok sanayi bölgesi olmalı</strong></p>

<p>TEKNOSAB'dan önce küçük bir yerdeydik, sonraki aşamada buraya geldik. Bir firma açısından işler yolundaysa ve kapasite artışı gerekiyorsa, mecbursunuz büyümek durumundasınız. Biz de o aşamalardan geçiyoruz, sürekli bir değişim gelişim içindeyiz. Herkes sıkışmış durumda OSB'lerde. Binaların hepsi eski, yeni bir yatırım yapmanız söz konusu değil, her yer dolu, boş arsa, toprak yok. Firma olarak hacimli iş yapıyoruz ve büyük yere ihtiyaç duyuyorduk. Bursa'da bakmadığımız yer kalmadı. TEKNOSAB bu anlamda konum ve zamanlama olarak güzel oldu. Çok da hızlı gelişti, bu kadarını düşünemiyorduk. Bu 3-5 yıllık bir mesele olamaz diye düşünüyorduk. İsterseniz yerinizi alıp fabrika inşaatına başlayabilirsiniz denildiğinde, inanamamıştık.</p>

<p>BTSO'nun yayınlarını sürekli takip ediyorduk. Öyle haberimizi oldu, başvurduk. İkinci bölgede olabilir ancak dediler. Çok kısa sürede geri dönüş yaptılar, bu hıza şaşırdık açıkçası.</p>

<p>Bence TEKNOSAB gibi birçok sanayi bölgesi olmalı. Sanayi bölgeleri çok sıkıştı. Madem işlerimizde iyiyiz, yeni sanayi bölgeleri kurulmalı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNCELEME</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-sanayisinin-yeni-yuzu-teknosab</guid>
      <pubDate>Mon, 05 May 2025 22:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2025/05/1510-m1.jpg" type="image/jpeg" length="39002"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
