<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Eko Haber</title>
    <link>https://www.ekohaber.com.tr</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve taraofız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.ekohaber.com.tr/rss/gundem" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 19 Jun 2026 23:59:15 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/rss/gundem"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Ev tekstilinde yenilikçilik zamanı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/ev-tekstilinde-yenilikcilik-zamani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/ev-tekstilinde-yenilikcilik-zamani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa’da tekstil sektörünün öncüleri, yatırımlarıyla dijitalleşme ve yüksek teknoloji hamlesini başlatıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HIDIRCAN KAYA – BURAK TAŞ</strong></p>

<p>Dünya genelinde tüketici alışkanlıkları ve ekonomik dalgalanmalar, ev tekstili sektörünü büyük bir dönüşüme zorluyor. Küresel pazarda ayakta kalmak isteyen Bursa tekstil firmaları sadece geleneksel üretime güvenmeyerek gelişime odaklanıyor. Tüketici beklentilerinin ve teknolojik altyapının baş döndürücü bir hızla değiştiği günümüzde, dijital dönüşümü fabrikanın her aşamasına entegre edebilen yapılar öne çıkıyor. Geleceğin pazar payını, küresel risklere karşı esneklik gösterebilen ve yeni nesil alışkanlıkları doğru analiz eden üreticiler büyütüyor. Bu yeni dönemde modern tüketici artık sadece ürüne değil, o ürünün arkasındaki teknolojiye ve hıza da büyük önem veriyor. Dolayısıyla fabrikalardaki her bir makinenin dijital sistemlerle uyumlu olması kritik bir rol oynuyor. Akıllı üretim altyapısını kuran işletmeler hem zamandan kazanıyor hem de maliyetlerini en az seviyeye indiriyor.</p>

<p><strong>Dönüşüm, kalıcılığın anahtarı</strong></p>

<p>Sektörün en önemli unsurlarının hızlı teslimat, yenilikçi tasarım anlayışı ve yüksek kalite standartları olduğu belirtilirken, üretimin son yıllarda kritik bir dönüşüm sürecinden geçtiğinin de altı çiziliyor. Sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve teknik tekstil gibi başlıkların artık birer tercih değil, küresel pazarda kalıcı olmanın anahtarı olduğunu ifade eden sektör paydaşları, Bursa’nın yatırımlarla tekstilde lider koltuğuna oturacağını düşünüyor.</p>

<p><strong>Geleneksel üretim bitiyor</strong></p>

<p>Küresel pazarda kalıcı olmak isteyen Bursa’nın artık eski usul üretim yöntemleriyle yetinmesi mümkün görünmüyor. Alıcı taleplerinin ve dijital imkanların baş döndüren bir hızla yenilendiği bu çağda, akıllı dönüşümü üretim bantlarının tamamına yayabilen fabrikalar fark yaratacak. Küresel risklere karşı hızlıca yön değiştirebilen ve modern tüketici trendlerini doğru okuyan Bursa geleceği okuyarak ayakta kalabilecek.</p>

<p></p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/ozdilek-holding-logo-2.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Özdilek Holding</strong></p>

<p><strong>Dönüşümü üretime entegre ediyoruz</strong></p>

<p>Dünya, tüketici beklentilerinden teknolojik altyapıya kadar çok hızlı bir değişim içinde. Ev tekstili sektörü de bu değişimden payını alıyor. Gelecekte pazar payını büyütecek ve ayakta kalacak firmalar; sadece geleneksel üretime yaslanmayıp değişen tüketici alışkanlıklarını doğru analiz eden, dijital dönüşümü üretimin her aşamasına entegre edebilen ve küresel pazarda proaktif esneklik gösterebilen yapılar gibi konulara odaklananlar olacaktır. Biz de Özdilek olarak yatırımlarımızı tamamen bu geleceğe yönelik şekillendiriyoruz.</p>

<p>Bunun en somut örneği olarak Bursa Nilüfer’deki TOSAB (Tekstil Boyahaneleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi) bünyesinde yapımı hızla devam eden yeni entegre üretim kompleksi yatırımımızdan bahsedebilirim. Yaklaşık 120 milyon dolarlık dev bir bütçeyle hayata geçirdiğimiz, 106 bin metrekare kapalı alana sahip bu yeni üretim üssümüz, modern sanayi altyapısı ve yüksek teknolojik donanımıyla hem üretim kapasitemizi ciddi oranda artıracak hem de bölge istihdamına çok güçlü bir katkı sağlayacak.</p>

<p>Gelişen teknolojiye ve modern dünyaya bu tarz devasa yatırımlarla ayak uydururken katma değerli üretimi odağımıza alarak hem marka algımızı güçlendirme hem iç piyasadaki hâkimiyetimizi pekiştirme hem de yeni pazarlarda kalıcı başarılar yakalama vizyonumuzla Türk ev tekstilinin dünyaya temsil eden marka konumunu kalıcı kılmak için çalışmaya devam edeceğiz.</p>

<p></p>

<p><img height="167" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/pinar-tasdelen-engin-4.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Pınar Taşdelen Engin</strong></p>

<p><strong>Polyteks Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Yoğun rekabete rağmen güçlüyüz</strong></p>

<p>Türkiye ev tekstili sektörü, dünya pazarlarında kalite, tasarım ve üretim kabiliyetiyle öne çıkan en güçlü sektörlerden biri olmaya devam ediyor. Dünya genelinde yaşanan ekonomik dalgalanmalara, artan maliyetlere ve yoğun rekabet koşullarına rağmen sektörümüz üretim gücünü koruyor. Özellikle hızlı teslimat, esnek üretim yapısı, yenilikçi tasarım anlayışı ve yüksek kalite standartları Türk ev tekstilini rakiplerinden ayrıştıran en önemli unsurlar arasında yer alıyor.</p>

<p>Bununla birlikte sektör, son yıllarda önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Sürdürülebilirlik, dijitalleşme, teknik tekstiller ve katma değerli üretim anlayışı artık sektörün geleceğini şekillendiren temel başlıklar haline gelmiş durumda. Firmalar yalnızca üretim kapasitesiyle değil, tasarım gücü, marka değeri ve inovasyon yetkinlikleriyle de rekabet ediyor.</p>

<p>Küresel pazarlarda yaşanan zorluklara rağmen Türk ev tekstili sektörünün sahip olduğu bilgi birikimi, tecrübesi ve güçlü üretim altyapısıyla bu süreci başarıyla yöneteceğine inanıyoruz. Bursa başta olmak üzere sektörün üretim merkezlerinde faaliyet gösteren firmalarımız, geliştirdikleri yenilikçi ürünlerle dünya pazarlarında önemli başarılara imza atmayı sürdürüyor. Önümüzdeki dönemde de sektörün sürdürülebilir büyümesini devam ettirerek uluslararası pazarlardaki konumunu daha da güçlendireceğini düşünüyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="307" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/onur-kirayoglu-7.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Onur Kırayoğlu</strong></p>

<p><strong>Kırayteks Yönetim Kurulu Üyesi</strong></p>

<p><strong>Yenilikçi üretim önem kazanacak</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ev tekstili sektörünün önümüzdeki dönemde daha fonksiyonel, sürdürülebilir ve teknoloji odaklı bir yapıya evrileceğine inanıyoruz. Tüketici beklentileri artık yalnızca estetik ve tasarım odaklı değil; aynı zamanda konfor, kullanım kolaylığı, çevre duyarlılığı ve yüksek performans gibi unsurları da kapsıyor. Bu nedenle sektörün geleceğinde sürdürülebilir hammaddeler, yenilikçi üretim teknolojileri ve katma değerli ürünler çok daha fazla önem kazanacak.</p>

<p>Dijitalleşme, akıllı tekstiller ve çevre dostu üretim uygulamaları da sektörün dönüşümünü hızlandıran başlıca faktörler arasında yer alıyor. Firmaların değişen tüketici beklentilerine hızlı uyum sağlayabilmesi, tasarım ve Ar-Ge yatırımlarını artırması büyük önem taşıyor.</p>

<p>Aktüel küresel gelişmeler, jeopolitik riskler ve ekonomik dalgalanmalar sektör üzerinde zaman zaman baskı oluştursa da Türk ev tekstili sektörünün sahip olduğu üretim kabiliyeti, kalite anlayışı, tasarım gücü ve esnek üretim yapısıyla dünya pazarlarında önemli bir avantaja sahip olduğunu düşünüyoruz. Türkiye, ev tekstilinde yıllara dayanan tecrübesi ve güçlü üretim altyapısıyla uluslararası pazarlarda güvenilir bir tedarikçi konumunu koruyor. Bu güçlü temeller sayesinde sektörümüzün önümüzdeki dönemde de büyümesini sürdürerek küresel rekabetteki yerini daha da güçlendireceğine inanıyoruz.</p>

<p><img height="245" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/hasan-moral-8.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Hasan Moral</strong></p>

<p><strong>Moral Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Sektörümüzün geleceğine inanıyoruz</strong></p>

<p>Ev tekstili sektörü, son yıllarda değişen tüketici beklentileriyle birlikte önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Özellikle keten ve pamuk gibi doğal elyaflardan üretilen kumaşlara yönelik ilgi her geçen gün artarken, sürdürülebilirlik artık sektörün vazgeçilmez gündemlerinden biri haline geldi. Bunun yanında teknik özellikler taşıyan, yanmaz, güç tutuşur ve dış mekân kullanımına uygun kumaşlara olan talep de yükseliyor. Tüketiciler artık yalnızca şık ve estetik ürünler değil, aynı zamanda fonksiyonel ve uzun ömürlü çözümler arıyor.</p>

<p>Elbette küresel ölçekte yaşanan ekonomik dalgalanmalar ve jeopolitik gelişmeler sektör üzerinde zaman zaman baskı oluşturabiliyor. Ancak Türkiye, ev tekstili alanında güçlü üretim altyapısı, tasarım kabiliyeti ve kaliteli ürünleriyle dünya pazarlarında önemli bir konuma sahip. Türk ev tekstili ürünleri bugün birçok ülkede kalite ve güvenle özdeşleşmiş durumda. Bu nedenle sektörümüzün geleceğine inanıyor, özellikle katma değerli üretim, tasarım ve inovasyon odaklı çalışmalarla önümüzdeki dönemde çok daha güçlü bir noktaya ulaşacağımızı düşünüyoruz.</p>

<p><img height="461" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/irmak-irman-gazioglu-copy-2.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Irmak İrman Gazioğlu</strong></p>

<p><strong>Minteks YK üyesi</strong></p>

<p><strong>Tüketiciyle kurulan bağ önemli</strong></p>

<p>Ev tekstili sektörü artık yalnızca üretim gücüyle değil; tasarım, marka değeri ve tüketiciyle kurduğu duygusal bağla da rekabet ediyor. Bu nedenle son yıllarda üretim altyapımızı, tasarım geliştirme süreçlerimizi ve koleksiyon vizyonumuzu bu dönüşüm doğrultusunda yeniden yapılandırıyoruz. Özellikle ev tekstili ve ev giyiminde sadece trendleri takip eden değil, trend oluşturan, sektöre yön veren ve ürünleriyle bir hikâye anlatabilen güçlü bir marka yapısı oluşturmayı hedefliyoruz.</p>

<p>Günümüzde tüketiciler yalnızca bir ürün satın almıyor; yaşam tarzına, kalite anlayışına ve markanın sunduğu deneyime de yatırım yapıyor. Bu nedenle tasarım odaklı, yenilikçi ve katma değerli üretim anlayışının sektörün geleceğini şekillendireceğine inanıyoruz. Türkiye'nin sahip olduğu üretim tecrübesi, tasarım kabiliyeti ve esnek üretim gücü sayesinde ev tekstili sektörünün küresel pazarda önemli fırsatlar yakalayacağını düşünüyoruz. Biz de bu süreçte markalaşma, inovasyon ve sürdürülebilir büyüme odaklı çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="333" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/arda-irman-copy-3.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Arda İrman</strong></p>

<p><strong>Minteks YK üyesi</strong></p>

<p><strong>Global marka değerimizi güçlendiriyoruz</strong></p>

<p>Türk ev tekstili sektörünün küresel pazardaki gücüne inanıyor ve bu doğrultuda uluslararası büyüme stratejimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Avrupa’dan Amerika’ya, Orta Doğu’dan farklı coğrafyalara uzanan iş birliklerimizle Minteks’in global marka değerini her geçen gün daha da güçlendiriyoruz. Bugün sektörümüzde rekabet yalnızca üretim kapasitesiyle değil; markalaşma, tasarım gücü ve uluslararası pazarlardaki görünürlükle şekilleniyor.</p>

<p>Ev tekstili sektörünün geleceğinin ihracat odaklı büyüme, güçlü marka algısı ve katma değerli üretimden geçtiğine inanıyoruz. Türkiye, kalite, tasarım ve esnek üretim kabiliyetiyle dünya pazarlarında önemli bir avantaja sahip. Biz de tasarım, üretim ve ihracat gücümüzü bir araya getirerek uluslararası pazarlarda daha güçlü, sürdürülebilir ve kalıcı bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde de yeni pazarlara açılarak, Türk ev tekstilinin dünya çapındaki başarısına katkı sunmaya devam edeceğiz.</p>

<p><img height="299" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/sadi-etkeser-4.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Sadi Etkeser</strong></p>

<p><strong>Harput Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Sektörümüz değişime ayak uyduruyor</strong></p>

<p>Ev tekstili sektörü, değişen tüketici beklentileri ve küresel dönüşüm dinamikleri doğrultusunda sürekli yenileniyor. Günümüzde sürdürülebilir üretim anlayışı, çevre dostu malzemeler ve fonksiyonel tasarımlar sektörün en önemli odak noktaları arasında yer alıyor. Tüketiciler artık yalnızca estetik ürünler değil, aynı zamanda çevresel sorumluluk taşıyan ve kullanım avantajı sunan çözümler talep ediyor.</p>

<p>Dünya ticareti dijitalleşmeyle birlikte önemli bir dönüşüm yaşarken, sektörümüz de bu değişime hızla uyum sağlıyor. Ancak tüm bu dijital dönüşüme rağmen üretim gücünü, tasarım kabiliyetini ve yenilikçi yaklaşımını ortaya koyabilen firmalar rekabette öne çıkıyor. Türkiye, tekstil ve ev tekstili alanında sahip olduğu üretim altyapısı, tasarım yetkinliği ve kalite anlayışıyla dünya pazarlarında güçlü bir konuma sahip. Bu avantajların sürdürülebilir büyüme ve katma değerli üretimle desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz.</p>

<p>Harput Tekstil olarak biz de sürdürülebilirlik, inovasyon ve müşteri odaklı ürün geliştirme anlayışıyla sektörümüzdeki dönüşüme öncülük etmeyi hedefliyoruz. Gelecekte ev tekstili sektörünün çok daha yenilikçi, çevreci ve teknoloji odaklı bir yapıya kavuşacağını düşünüyor, bu değişimin aktif bir parçası olmaya devam ediyoruz.</p>

<p><img alt="Emre Şahin Yılmaz1-1" class="detail-photo img-fluid" height="333" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/emre-sahin-yilmaz1-1.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Emre Yılmaz</strong></p>

<p><strong>Marsteks YKB</strong></p>

<p><strong>Ülke ekonomisine büyük katkı sağlıyoruz</strong></p>

<p>Türkiye, ev tekstili sektöründe bugün dünyanın önde gelen üretici ve ihracatçı ülkelerinden biri konumunda bulunuyor. Bursa’dan Denizli’ye uzanan güçlü üretim ekosistemi, sektörün temel taşı olmayı sürdürüyor. Ev tekstili; üretim kapasitesi, tasarım gücü, istihdam yapısı ve ihracat potansiyeliyle ülke ekonomisine önemli katkılar sağlayan stratejik sektörlerden biri.</p>

<p>Ev tekstilinin çok geniş bir ürün yelpazesine sahip olması, sektör paydaşlarının ortak hareket etmesini ve iş birliklerini daha da önemli hale getiriyor. Bu nedenle sektörün gelişimine katkı sağlayan her platform, firmaların yeni pazarlara ulaşması, trendleri takip etmesi ve sektörün ortak vizyonunu güçlendirmesi açısından büyük değer taşıyor.</p>

<p>Türk ev tekstili sektörünün sahip olduğu üretim tecrübesi, kalite anlayışı ve yenilikçi yaklaşımı sayesinde geleceğine büyük bir güven duyuyoruz. Sektörümüzün önümüzdeki dönemde de büyümesini sürdüreceğine, uluslararası pazarlardaki gücünü artıracağına ve çok daha başarılı noktalara ulaşacağına inanıyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="277" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/burak-anil-3.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Burak Anıl</strong></p>

<p><strong>Anılsan Havlu Yönetim Kurulu Üyesi</strong></p>

<p><strong>Gelişim ivmesini korumayı sürdürüyoruz</strong></p>

<p>Küresel ölçekte artan maliyet baskıları ve yoğun rekabet koşullarına rağmen, ev tekstili sektörü dinamizmini ve gelişim ivmesini korumayı sürdürüyor. Sektörümüzün en önemli avantajları arasında hızlı üretim kabiliyeti, müşteri odaklı hizmet anlayışı, yenilikçi ürün geliştirme süreçleri ve yüksek kalite standartlarına sahip üretim altyapısı yer alıyor. Özellikle değişen tüketici beklentilerine hızlı yanıt verebilen firmalar, uluslararası pazarlarda rekabet avantajı elde ediyor.</p>

<p>Günümüzde sürdürülebilirlik, tasarım ve Ar-Ge çalışmaları sektörün geleceğini belirleyen temel unsurlar haline geldi. Çevre dostu üretim anlayışını benimseyen, katma değerli ürünler geliştiren ve teknolojik yatırımlara ağırlık veren markalar ön plana çıkıyor. Ev tekstili sektörünün geleceğinin de bu alanlardaki gelişimle şekilleneceğine inanıyoruz.</p>

<p>Biz de köklü tecrübemizi modern üretim teknolojileriyle birleştirerek hem yurt içi hem de uluslararası pazarlarda güçlü iş birlikleri kurmaya devam ediyoruz. Tasarım gücü, sürdürülebilir üretim anlayışı ve inovasyon odaklı yaklaşımımızla sektörümüzün büyümesine katkı sunmayı ve küresel pazarlardaki konumumuzu daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="388" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/homestar-orhan-boz-copy.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Orhan Boz</strong></p>

<p><strong>Homestar Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Birikimimizi sektöre aktarıyoruz</strong></p>

<p>Türkiye’nin ev tekstili sektöründeki başarısının temelinde köklü üretim kültürü, uzmanlaşma ve kalite odaklı çalışma anlayışı bulunuyor. Biz de yaklaşık 60 yıllık geçmişe sahip bir firma olarak, yarım asrı aşan tecrübemizi havlu ve bornoz üretimindeki uzmanlığımızla birleştiriyoruz. Üretim stratejimizde her zaman odaklanmayı tercih ettik; farklı ürün gruplarına yönelmek yerine tüm bilgi birikimimizi ve yatırımlarımızı kendi uzmanlık alanımıza aktardık.</p>

<p>Günümüzde ev tekstili sektöründe rekabet yalnızca üretim kapasitesiyle değil, kalite, sürdürülebilirlik, tasarım ve marka değeriyle şekilleniyor. Özellikle uluslararası pazarlarda kalıcı başarı elde etmek isteyen firmaların uzmanlık alanlarında derinleşmesi ve katma değerli üretime yönelmesi büyük önem taşıyor. Türk ev tekstili sektörü, sahip olduğu deneyim ve üretim gücü sayesinde dünya pazarlarında güçlü bir konuma sahip olmaya devam ediyor.</p>

<p>Biz de köklü geçmişimizden aldığımız güçle hem yurt içi hem de yurt dışı pazarlarda büyümeyi sürdürürken, kalite standartlarımızı sürekli geliştiriyor ve sektörümüzün geleceğine güvenle bakıyoruz. Havlu ve bornoz üretimindeki uzmanlığımızın, önümüzdeki dönemde de bizi farklılaştıran en önemli değerlerden biri olmaya devam edeceğine inanıyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="373" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/ahmet-curebal-copy-1.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Ahmet Cürebal</strong></p>

<p><strong>Aymina Tekstil İhracat Sorumlusu</strong></p>

<p><strong>Zorlukların üstesinden gelebiliyoruz</strong></p>

<p>Ev tekstili sektörü sürekli yenilenen, trendlerin ve tüketici beklentilerinin hızla değiştiği dinamik bir yapıya sahip. Bu nedenle sektörde kalıcı başarı elde etmenin yolu yenilikçilikten ve tasarım gücünden geçiyor. Biz de her sezon yeni koleksiyonlar geliştirerek müşterilerimize farklı, özgün ve katma değerli ürünler sunmaya odaklanıyoruz. Özellikle fon ve tül perdeler ile proje bazlı tekstil uygulamalarında kalite, estetik ve fonksiyonelliği bir araya getiren çözümler geliştiriyoruz.</p>

<p>Günümüzde teknik özelliklere sahip tekstil ürünleri de sektörün geleceğinde önemli bir yer tutuyor. Güç tutuşur özellikli kumaşlar, otel, proje ve kurumsal uygulamalarda giderek daha fazla tercih edilir hale geliyor. Bu durum, ev tekstili sektörünün sadece dekorasyon değil aynı zamanda teknik performans odaklı bir dönüşüm yaşadığını gösteriyor.</p>

<p>Ev tekstili sektörünün geleceğine ilişkin ise karamsar olmak için bir neden görmüyorum. Küresel ölçekte yaşanan savaşlar, ekonomik dalgalanmalar ve belirsizlikler tüm dünyayı etkiliyor. Ancak Türkiye'deki üreticiler, özellikle de Bursa tekstil sektörü, geçmişten bugüne birçok zorluğun üstesinden gelmeyi başardı. Bu tecrübe bize değişen koşullara uyum sağlama ve mücadele etme gücü kazandırdı. Üretmeye, yatırım yapmaya ve ülkemizin ekonomisine katkı sunmaya devam ettiğimiz sürece sektörümüzün geleceğinin güçlü ve umut verici olduğuna inanıyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="424" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/niyazi-gucyigit-copy-1.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Niyazi Güçyiğit</strong></p>

<p><strong>Farbe Dekor CEO</strong></p>

<p><strong>Uzun vadede sektörden umutluyuz</strong></p>

<p>Ev tekstili ve dekorasyon sektörü, sahip olduğu güçlü üretim altyapısına rağmen son yıllarda küresel rekabet baskısını daha yoğun hissediyor. Özellikle Çin'in maliyet avantajı, dünya genelinde birçok üretim sektöründe olduğu gibi ev tekstilinde de rekabet koşullarını önemli ölçüde değiştirmiş durumda. Kalite, tasarım ve esnek üretim kabiliyeti açısından güçlü olsak da artan genel giderler ve işçilik maliyetleri nedeniyle fiyat rekabetinde zorlandığımız bir gerçek.</p>

<p>Bu durum yalnızca ev tekstili sektörüne özgü değil; mobilyadan farklı üretim alanlarına kadar birçok sektörde benzer sıkıntılar yaşanıyor. Küresel pazarlarda düşük maliyetli üretimin giderek daha fazla öne çıkması, üreticileri katma değerli ürünlere, tasarıma ve markalaşmaya yönlendiriyor. Türkiye'nin de rekabet gücünü koruyabilmesi için bu alanlarda daha fazla güçlenmesi gerektiğine inanıyoruz.</p>

<p>Bunun yanında sektör açısından en önemli sorunlardan biri de belirsizlik ortamı. İş dünyasında yüksek maliyetler kadar, hatta zaman zaman daha fazla, öngörülebilirliğin eksikliği yatırım kararlarını etkiliyor. Firmalar önlerini net göremediklerinde daha temkinli hareket ediyor ve yatırım planlarını erteleyebiliyor. Buna rağmen Türk üreticisinin kriz yönetimi konusunda önemli bir tecrübeye sahip olduğunu düşünüyoruz. Geçmişte olduğu gibi bugün de değişen koşullara uyum sağlayarak üretmeye ve ihracat yapmaya devam edeceğiz.</p>

<p>Kısa vadede küresel ekonomik koşulların sektör üzerinde baskı oluşturmaya devam etmesi beklenebilir. Ancak uzun vadede kalite, tasarım, hızlı hizmet ve yenilikçi üretim anlayışıyla Türk ev tekstili sektörünün dünya pazarlarındaki güçlü konumunu koruyacağına inanıyoruz. Zorluklar devam etse de sektörümüzün sahip olduğu bilgi birikimi ve üretim gücü, geleceğe dair umutlu olmamız için önemli bir neden oluşturuyor.</p>

<p><img height="300" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/basar-sezer-copy-1.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Başar Sezer</strong></p>

<p><strong>Tülart Tekstil Kurucusu</strong></p>

<p><strong>Güçlü bir üretim kültürüne sahibiz</strong></p>

<p>Ev tekstili sektörü, değişen tüketici beklentileri ve tasarım trendleri doğrultusunda sürekli yenilenmeye devam ediyor. Son dönemde özellikle doğal görünüm sunan keten vari kumaşlar, hafif simli dokular ve yarı geçirgen özelliklere sahip ürünler tüketiciler tarafından daha fazla tercih ediliyor. Bu durum üreticileri de tasarım ve ürün geliştirme konusunda daha esnek ve yenilikçi olmaya yönlendiriyor.</p>

<p>Türkiye, ev tekstili alanında güçlü bir üretim kültürüne ve önemli bir tecrübeye sahip. Ancak son dönemde küresel ölçekte yaşanan ekonomik dalgalanmalar, bölgesel gerilimler ve artan rekabet baskısı sektör üzerinde etkisini hissettiriyor. Özellikle ihracat pazarlarında yaşanan daralma ve maliyet baskıları, üreticilerin yeni stratejiler geliştirmesini zorunlu hale getiriyor.</p>

<p>Önümüzdeki dönemde sektörün rekabet gücünü koruyabilmesi için yenilikçi üretim yöntemleri, katma değerli ürünler, tasarım odaklı çalışmalar ve yeni pazarlara yönelik açılımlar büyük önem taşıyor. Türk ev tekstili sektörünün sahip olduğu kalite, üretim esnekliği ve tecrübe sayesinde bu zorlukları aşabilecek güce sahip olduğuna inanıyoruz. Doğru stratejiler ve yeni yaklaşımlarla sektörümüzün yeniden büyüme ivmesi yakalayacağını düşünüyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="297" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/refik-ceylan-copy-1.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Refik Ceylan</strong></p>

<p><strong>Elart Tekstil Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>Özgün ürünlerin önemi artıyor</strong></p>

<p>Ev tekstili sektörü bugün önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Artık rekabet yalnızca üretim yapmakla değil; tasarım geliştirmek, marka değeri oluşturmak, dijitalleşmek ve müşteriye güçlü bir deneyim sunabilmekle şekilleniyor. Tüketici beklentileri de bu doğrultuda değişiyor. İnsanlar artık sadece bir ürün satın almıyor; o ürünün temsil ettiği yaşam tarzını, hikâyeyi ve markanın sunduğu değeri de satın alıyor. Bu nedenle tasarım dili güçlü, özgün ve katma değerli ürünlerin önemi her geçen gün artıyor.</p>

<p>Önümüzdeki dönemde ev tekstili sektörünün kaderini belirleyecek en önemli unsurların tasarım gücü, markalaşma, dijitalleşme, hızlı tedarik yönetimi ve veri odaklı iş modelleri olacağına inanıyoruz. Özellikle e-ticaret kanallarının büyümesi ve yapay zekâ teknolojilerinin iş süreçlerine entegre edilmesi, sektörde köklü değişimlere yol açacak. Üreticilerin yalnızca ürün geliştiren değil, aynı zamanda veriyi doğru kullanan ve müşteri davranışlarını analiz edebilen yapılara dönüşmesi gerekecek.</p>

<p>Elart olarak yaklaşık 40 yıla yaklaşan tecrübemizi yeni nesil vizyonla birleştirerek yolumuza devam ediyoruz. Türkiye'nin üretim gücüne inanıyor, hızlı, esnek ve kaliteli üretimin gelecekte de en önemli rekabet avantajlarından biri olacağını düşünüyoruz. Ekonomik koşulların zorlu olduğu dönemlerde bile güçlü markaların, doğru ürün geliştiren ve müşteri beklentilerini iyi okuyan firmaların büyümeye devam edeceğine inanıyoruz. Bu nedenle sektörümüzün geleceğini; teknoloji, tasarım ve marka odaklı dönüşümle birlikte umut verici görüyoruz."</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/ev-tekstilinde-yenilikcilik-zamani</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/1568-m1.jpg" type="image/jpeg" length="64326"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hayat Sağlık Grubu’ndan Pendik Şifa’ya 30. yıl imzası]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/hayat-saglik-grubundan-pendik-sifaya-30-yil-imzasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/hayat-saglik-grubundan-pendik-sifaya-30-yil-imzasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa’da yarım asra yaklaşan sağlık tecrübesiyle kökleşen Hayat Sağlık Grubu, 2023 yılında bünyesine kattığı İstanbul Pendik Şifa Hastanesinin 30. kuruluş yıl dönümünü kutladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1978 yılında Bursa’da küçük bir poliklinik olarak yolculuğuna başlayan ve bugün Türkiye’nin köklü sağlık markalarından biri haline gelen Hayat Sağlık Grubu, ulusal büyüme vizyonunun en önemli halkası olan Pendik Şifa Hastanesinde gövde gösterisi yaptı. İstanbul Anadolu Yakası’nın ilk özel hastanesi unvanına sahip olan merkezde; açık MR, multislice tomografi, estetik ve saç ekim merkezini kapsayan yeni teknoloji yatırımları törenle hizmete açıldı.</p>

<p><strong>Kalite puanı 94 oldu</strong></p>

<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin’in de katıldığı açılış töreninde konuşan Hayat Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Özkul, Bursa’da edindikleri yarım asırlık kurumsal hafıza ve güven bağını İstanbul’a taşımaktan gurur duyduklarını belirtti. 3 bloktan oluşan sağlık kompleksinin sektörel gücüne dikkat çeken Özkul, "Hayat Şifa Hastanemiz aylık 10 bin, yılda 100 binin üzerinde vatandaşımıza sağlık hizmeti veriyor. Yıllık yaklaşık 6 bin cerrahi işlemin gerçekleştirildiği merkezimizde, 20’yi aşkın branşta 35 uzman doktorumuz ve toplam 140’ın üstünde sağlık profesyonelimizle kesintisiz hizmet sunuyoruz. Yaptığımız son yatırımlarla teknolojik altyapımızı güçlendirirken Sağlık Bakanlığı kalite puanımızı da 94’e yükselttik" dedi.</p>

<p><strong>Hedef sağlık turizmi</strong></p>

<p>Pendik lokasyonunun stratejik önemine vurgu yapılan törende, Türkiye’nin 10 milyar dolarlık sağlık turizmi hedefine katkı sağlama kararlılığı öne çıktı. Hastanenin Sağlık Turizmi Belgesi’ne sahip olduğu hatırlatılarak, Sabiha Gökçen Havalimanı’nın lojistik avantajıyla küresel pazarda daha aktif rol alınacağı belirtildi. Hayat Sağlık Grubu’nun hedef pazarları arasında Balkanlar, İngiltere, Orta Doğu coğrafyası, Türki Cumhuriyetler ve yüksek gelişim potansiyeli taşıyan Afrika pazarının yer aldığı, bu bölgelerde aktif irtibat ofislerinin bulunduğu kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Başarı hikayelerine imza atacağız</strong></p>

<p>Ekonomik koşullara rağmen yatırımları durdurmadıklarını ifade eden Özkul, "Küresel piyasalardaki daralmalara ve maliyet artışlarına rağmen özel sağlık sektörü olarak yatırımlarımızı bir an bile durdurmadık. Özel sağlık sektörü sadece şifa dağıtmaz; ekonomiye can suyu olur, istihdam seferberliğine katkı sağlar, vergi öder ve sağlık turizmiyle ülkeye ciddi döviz girdisi kazandırır. İstihdamı büyüten ve uluslararası alanda ülkemizin bayrağını dalgalandıran bu sektör, devletimiz tarafından daha çok desteklenip teşvik edilirse çok daha büyük başarı hikayelerine imza atacaktır" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, Şirketler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/hayat-saglik-grubundan-pendik-sifaya-30-yil-imzasi</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/1568-m7.jpg" type="image/jpeg" length="69073"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gökçelik 50. yılını Perakende Günleri’nde kutladı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/gokcelik-50-yilini-perakende-gunlerinde-kutladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/gokcelik-50-yilini-perakende-gunlerinde-kutladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin raf ve depo sistemleri alanındaki öncü sanayi kuruluşlarından Gökçelik, 50. kuruluş yılını kutladığı 2026 yılında sektörün en önemli buluşmalarından biri olan Perakende Günleri’nde yerini aldı. Gökçelik Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Aras, etkinlik kapsamında katıldığı oturumda şirketin yarım asırlık başarı hikâyesini ve gelecek vizyonunu katılımcılarla paylaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin en büyük iş dünyası organizasyonlarından ve uluslararası perakende sektörünün en önemli etkinliklerinden biri olan Perakende Günleri 2026, Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşti. Bu yıl 25’incisi düzenlenen organizasyon, “Hızla Değişen Perakende Sektöründe Öncü Olmak” temasıyla sektör profesyonellerini, yatırımcıları ve teknoloji liderlerini bir araya getirdi. 50. kuruluş yıldönümünü kutlayan Gökçelik de etkinlikte yer alarak sektör temsilcileriyle buluştu. Gazeteci ve televizyon programcısı Aslı Şafak’ın moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda konuşan Gökçelik Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Aras, şirketin 1976 yılında Bursa’da başlayan yolculuğundan bugüne uzanan gelişim sürecini anlattı.</p>

<p><strong>Yalçın Aras: “Raf üretiminin ötesine geçtik”</strong></p>

<p>Perakende sektörünün değişen ihtiyaçlarına uyum sağlayabilmek için teknoloji yatırımlarını sürekli artırdıklarını belirten Yalçın Aras, dijitalleşmeyi yalnızca üretim süreçlerinde değil, ürün geliştirme çalışmalarında da merkeze aldıklarını söyledi. Gökçelik’in bugün klasik raf üretiminin ötesine geçen çözümler sunduğunu ifade eden Aras, “Elektronik etiket sistemleri, kasiyersiz kasa uygulamaları, mobil rack çözümleri ve yazılım destekli yeni nesil ürünlerimizle müşterilerimize daha verimli ve sürdürülebilir çözümler sunuyoruz. Artık sadece raf üreten bir şirket değil, perakende sektörünün dönüşümüne katkı sağlayan teknoloji odaklı bir çözüm ortağıyız” dedi.</p>

<p><strong>“Yapay zeka ve robotik yatırımlarımız sürecek”</strong></p>

<p>Teknolojik dönüşümün hızla devam ettiğine dikkat çeken Aras, yapay zeka ve robotik sistemlerin üretim süreçlerinde giderek daha fazla yer aldığını belirterek şunları söyledi: “50 yıllık bilgi birikimimizi yeni nesil teknolojilerle birleştiriyoruz. Hem ürün geliştirme hem de üretim süreçlerimizde yapay zeka ve robotik uygulamalara yönelik yatırımlarımıza devam ediyoruz. Verimliliği artıran, enerji tasarrufu sağlayan ve müşterilerimizin operasyonel süreçlerini kolaylaştıran çözümler geliştirmeyi sürdüreceğiz.”</p>

<p><strong>50. yıl coşkusu Perakende Günleri’ne taşındı</strong></p>

<p>Perakende Günleri 2026 kapsamında kurduğu stantta ziyaretçilerini ağırlayan Gökçelik, 50. kuruluş yılını sektör temsilcileriyle birlikte kutladı. Şirketin yarım asırlık başarı yolculuğunun simgesi olarak düzenlenen kutlama töreninde, perakende sektörünün duayen isimlerinden SOYSAL Eğitim ve Danışmanlık Kurucusu Suat Soysal ile Gökçelik CEO’su Zafer Barış Yazan ve Yönetim Kurulu Üyesi H. Burak Aras tarafından 50. yıl pastası kesildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, Şirketler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/gokcelik-50-yilini-perakende-gunlerinde-kutladi</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/1568-m6.jpg" type="image/jpeg" length="24956"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akıllı fabrika dönüşümü masaya yatırılacak]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/akilli-fabrika-donusumu-masaya-yatirilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/akilli-fabrika-donusumu-masaya-yatirilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İletişim Yazılım tarafından düzenlenecek “Akıllı Fabrika Dönüşümü: MES, BPM ve Yapay Zekâ ile Entegre Çözümler” etkinliği, 17 Haziran 2026 tarihinde Bursa’da sanayi temsilcilerini, akademisyenleri ve teknoloji profesyonellerini bir araya getirecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Podyum Davet’te gerçekleştirilecek etkinlikte; üretimde dijitalleşme, yapay zekâ, Endüstri 4.0, üretim yönetim sistemleri (MES), iş süreçleri yönetimi (BPM), karbon yönetimi ve sürdürülebilirlik gibi sanayinin geleceğini şekillendiren başlıklar ele alınacak. Etkinlik, Bursa sanayisinin dijital ve yeşil dönüşüm yolculuğuna katkı sağlamayı hedefliyor.</p>

<p><strong>Dijital dönüşüm artık bir tercih değil</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Küresel rekabet koşullarının giderek zorlaştığı günümüzde, üretim süreçlerinde dijitalleşme işletmeler için bir tercih olmaktan çıkarak stratejik bir zorunluluk haline geldi. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilecek sunumlarda; işletmelerin operasyonel verimliliğini artıracak teknolojiler, yapay zekâ destekli karar mekanizmaları, veri odaklı yönetim modelleri ve akıllı fabrika uygulamaları katılımcılarla paylaşılacak. Özellikle üretim tesislerinde kullanılan MES sistemleriyle makinelerden gerçek zamanlı veri alınması, üretim performansının anlık izlenmesi, kaynak kullanımının optimize edilmesi ve verimlilik kayıplarının azaltılması gibi konular değerlendirilecek. Bunun yanında BPM çözümleriyle işletmelerin süreçlerini daha etkin yönetmeleri, operasyonel mükemmellik ve kurumsal verimlilik hedeflerine ulaşmaları konusunda örnek uygulamalar aktarılacak.</p>

<p><strong>Dijital dönüşümün tüm boyutları ele alınacak</strong></p>

<p>Etkinlikte alanında uzman akademisyenler ile sektör profesyonelleri konuşmacı olarak yer alacak. Yapay zekâ ve doğal dil işleme teknolojilerinin üretim süreçlerindeki etkileri, süreç mükemmelliği uygulamaları, karbon yönetimi ve sürdürülebilir rekabet gibi güncel konular katılımcılara aktarılacak. Ayrıca Bursa sanayisinin önemli kuruluşlarından Marmarabirlik ve Bekamak da dijital dönüşüm süreçlerinde elde ettikleri deneyimleri ve başarı hikâyelerini paylaşacak. Böylece katılımcılar teorik bilgilerin yanı sıra sahada uygulanmış örnekleri de dinleme fırsatı bulacak.</p>

<p><strong>Program 13.00’te başlayacak</strong></p>

<p>Etkinlik, saat 13.00’te İletişim Yazılım Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu’nun açılış konuşmasıyla başlayacak. Hatunoğlu, dijitalleşmenin üretim sektörüne etkileri, yapay zekânın sanayideki yükselen rolü ve Bursa sanayisinin dönüşüm yolculuğuna ilişkin değerlendirmelerde bulunacak. Programın ilk teknik oturumunda Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Metin Bilgin, “Fabrikaların Dijital Beyni: AI ve NLP” başlıklı sunumuyla katılımcılarla buluşacak. Bilgin, yapay zekâ ve doğal dil işleme teknolojilerinin üretim tesislerinde kullanım alanlarını, karar destek sistemlerini ve geleceğin akıllı fabrikalarındaki rolünü ele alacak.</p>

<p><strong>MES sistemleri ve akıllı fabrikalar gündemde</strong></p>

<p>Saat 13.45’te başlayacak ikinci oturumda İletişim Yazılım Genel Müdürü Selçuk Şen, “Endüstri 4.0’ın Anahtarı: MES ile Akıllı Fabrika ve Yapay Zekâ Çözümlerimiz” başlıklı sunumunu gerçekleştirecek. Şen, üretim yönetim sistemlerinin işletmelere sağladığı verimlilik avantajlarını, dijital üretim yönetiminin firmalara kazandırdığı izlenebilirliği ve yapay zekâ destekli üretim uygulamalarını örneklerle aktaracak.</p>

<p><strong>Süreç mükemmelliği ve EFQM uygulamaları anlatılacak</strong></p>

<p>Saat 15.15’te başlayacak oturumda İletişim Yazılım Satış ve Pazarlama Direktörü Çağla Karayel Şen, “ManageMind BPM ve Process Compass ile EFQM Uygulamaları” konusunu ele alacak.Şen, iş süreçleri yönetimi, süreç optimizasyonu ve EFQM mükemmellik modeli kapsamında gerçekleştirilen uygulamaların kurumların sürdürülebilir başarı yolculuğuna sağladığı katkıları paylaşacak.</p>

<p><strong>Karbon yönetimi ve sürdürülebilir rekabet öne çıkacak</strong></p>

<p>Etkinliğin sürdürülebilirlik başlıklı bölümünde Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Efsun Dindar ile EBTM Proje Yöneticisi Nazlı Z. Şahnaoğlu, “Veriye Dayalı Karbon Yönetimi ile Sürdürülebilir Rekabet” konulu sunum yapacak.</p>

<p>Oturumda karbon ayak izi ölçüm yöntemleri, sürdürülebilir üretim stratejileri, çevresel yönetim sistemleri ve veriye dayalı karbon yönetiminin şirketlerin rekabet gücüne katkıları değerlendirilecek.</p>

<p><strong>Marmarabirlik ve Bekamak başarı hikâyelerini aktaracak</strong></p>

<p>Etkinliğin dikkat çeken bölümlerinden biri de başarı hikâyeleri oturumları olacak.Marmarabirlik Bilgi Teknolojileri Müdürü Ahmet Kurt, kurumun dijital dönüşüm sürecini ve elde edilen kazanımları katılımcılarla paylaşacak.Ardından Bekamak Ar-Ge Uzmanı Yunus Emre Kınacı söz alacak. Kınacı, firmanın teknoloji yatırımları, Ar-Ge çalışmaları ve dijital dönüşüm uygulamalarının üretim süreçlerine sağladığı katkıları anlatacak.Program, saat 17.15’te başlayacak soru-cevap bölümüyle devam edecek. Katılımcılar uzmanlara merak ettikleri soruları yöneltme fırsatı bulacak. Etkinlik, gerçekleştirilecek çekilişin ardından sona erecek.</p>

<p><strong>Bursa sanayisinin geleceğine ışık tutacak</strong></p>

<p>Bursa’nın üretim gücünü yeni nesil teknolojilerle desteklemeyi amaçlayan etkinlik; sanayiciler, fabrika yöneticileri, mühendisler ve teknoloji profesyonelleri için önemli bir bilgi paylaşım platformu olacak.Yapay zekâdan karbon yönetimine, MES sistemlerinden süreç mükemmelliğine kadar uzanan geniş içerik yelpazesiyle organizasyon, işletmelerin dijital dönüşüm yolculuklarına rehberlik edecek önemli bir buluşma olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/akilli-fabrika-donusumu-masaya-yatirilacak</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/1568-m3.jpg" type="image/jpeg" length="85917"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa Busworld 2026’yla uluslararası arenada]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-busworld-2026yla-uluslararasi-arenada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursa-busworld-2026yla-uluslararasi-arenada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da düzenlenecek Busworld Türkiye 2026 Fuarı’na katılan Bursa otobüs üreticileri, tasarımları ve yan sanayi ürünleriyle uluslararası pazara açılıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası otobüs endüstrisinin ve yan sanayisinin küresel ölçekteki en prestijli buluşma noktası olan <u>⁠</u>Busworld Türkiye 2026, 17-19 Haziran tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde (İFM) kapılarını açıyor. HKF Fuarcılık A.Ş. ve Busworld International ortaklığıyla bu yıl 11. kez kapılarını açacak olan fuara Türkiye’nin otomotivde üretim üssü konumundaki Bursa damga vurmaya hazırlanıyor. Bu büyük organizasyonla firmalar yerli mühendislik güçlerini küresel arenada sergilemeye hazırlanıyor. Özellikle küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde, Bursalı üreticilerin sunduğu esnek ve yüksek kaliteli imalat kabiliyeti yabancı yatırımcılar için büyük bir çekim merkezi oluşturuyor. Kentin güçlü sanayi altyapısı, Avrupalı ve Orta Doğulu büyük üreticilerle sürdürülebilir, uzun vadeli ortaklıklar kurulmasına da zemin hazırlıyor. Fuar boyunca atılacak stratejik imzalar, sadece mevcut siparişleri artırmakla kalmayıp yerel firmaların küresel dağıtım ağlarında kalıcı ortaklar haline gelmesini sağlayacak. Sonuç olarak bu dev organizasyon, Bursa'nın yüksek katma değerli ihracat hedeflerine ulaşmasında önemli bir görev üstlenecek.</p>

<p><strong>Sürdürülebilir mobilite hedefi</strong></p>

<p>Sektördeki küresel emisyon hedeflerini ve yeşil dönüşümü yakından takip eden Bursa, sürdürülebilir ulaşım çözümleriyle de fark yaratıyor. Elektrikli ve hidrojen yakıt hücreli yeni nesil otobüslere uyumlu olarak geliştirilen hafifletilmiş gövde elemanları, karbon ayak izini azaltan geri dönüştürülebilir iç trim malzemeleri, yüksek verimliliğe sahip araç içi iklimlendirme sistemleri ve otonom araçlar için geliştirilen akıllı dijital donanımlar fuarın en çok ilgi gören inovasyonları olmaya aday görünüyor. Bursa merkezli firmaların yüksek katma değerle ürettiği bu yenilikçi ürünler, başta Avrupa, Asya, Latin Amerika ve Orta Doğu olmak üzere 90'ı aşkın ülkeden İstanbul'a gelecek olan profesyonel alıcıların dikkatini çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İhracatta ivme artırma planı</strong></p>

<p>Busworld Türkiye’yle Bursa otomotiv devleri yeni ihracat kapılarını sonuna kadar aralayarak fuar süresince ikili iş görüşmeleri (B2B) gerçekleştirecek. İstanbul’daki bu büyük buluşma, yerli üretimin küresel pazardaki gücünü pekiştirirken kentin ekonomisine de çok ciddi bir ihracat ivmesi kazandıracak. Bursa bu sayede sadece Türkiye'nin değil, dünyanın da en güvenilir ve yenilikçi tedarik merkezi olduğunu kanıtlayacak.</p>

<p><strong>50 Bursa firması fuarda</strong></p>

<p>Otomotiv sanayisinde çıtayı yükseltmeye devam eden 50 Bursa firması yüksek mühendislik yeteneklerini, Ar-Ge odaklı çalışmalarını ve yüksek yerlilik oranına sahip parça üretimlerini bu fuarda sergilemeye hazırlanıyor. Önceki dönemlerde 12 binden fazla profesyonel ziyaretçiyi ağırlayan fuarın, bu yıl sergi alanını 11 bin 358 metrekareye çıkarması da Bursalı firmaların geniş stantlarla yerini alması bekleniyor. Bursalı sanayiciler, modern otobüslerin ihtiyaç duyduğu iç dizayndan dış aksama kadar her detayda adeta bir üretim yapmaya hazırlanıyor.</p>

<p><img height="997" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/1568-m2-liste-1.jpg" width="250" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-busworld-2026yla-uluslararasi-arenada</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/1568-m2.jpg" type="image/jpeg" length="73907"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yerel yönetim-OSB güç birliği]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/baskan-sadi-ozdemir-osb-yoneticileriyle-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/baskan-sadi-ozdemir-osb-yoneticileriyle-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Deri İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’ni ziyaret ederek bölge yöneticileri ve sanayicilerle bir araya geldi. Katılımcı yönetim anlayışını vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, Bursa’nın yüksek teknoloji üretiminde önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, sanayicilerle bir araya geldi. Programa Deri İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgesi Başkan Vekili Murat Çağlar, Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi (NOSAB) Başkanı Erol Gülmez, Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi (HOSAB) Başkanı Ömer Faruk Korun, Kayapa Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Yalçın Toy, Bursa Tekstil Boyahaneleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (TOSAB) Başkan Vekili Sami Bilge, Bursa Organize Sanayi Bölgesi (BOSB) Müdür Yardımcısı Onur Onurlu ve bölge temsilcileri ile Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları katıldı. Bölge temsilcileri Deri İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’nin mevcut yapısı ve yürütülen çalışmalar hakkında detaylı bir sunum yaptı.<br />
<br />
Programda konuşan Deri İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkan Vekili Murat Çağlar, bölgenin ham deri işleme kapasitesinin günlük 600 ton olduğunu belirterek, dünyada 3. sırada yer aldıklarını söyledi. Çağlar, Nilüfer’de sürdürülebilir bir sanayiyi desteklemek için arıtma tesisini büyüteceklerini sözlerine ekledi.<br />
<br />
<strong>Kent teknolojik gelişmeye uygun</strong><br />
Nilüfer’in geleceğine dair vizyonunu paylaşan Başkan Şadi Özdemir, Bursa’nın çok güçlü bir potansiyeli barındırdığını ifade etti. Kentin insan kaynağı birikimi ve sermaye birikimine dikkat çeken Başkan Şadi Özdemir, “Yüksek teknoloji geliştirmeye uygun bir altyapısı var” dedi. Yönetim anlayışlarının merkezinde katılımcılığın olduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, “Amacımız herkesin sesinin yansıdığı bir Nilüfer yaratmak. Toplumun her kesiminden insanın kendisini bu kente ait hissetmesini istiyoruz” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, YEREL YÖNETİMLER</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/baskan-sadi-ozdemir-osb-yoneticileriyle-bulustu</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/1568-m4.jpg" type="image/jpeg" length="64892"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Merkez Bankası, politika faizini yüzde 37'de sabit bıraktı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/merkez-bankasi-politika-faizini-yuzde-37de-sabit-birakti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/merkez-bankasi-politika-faizini-yuzde-37de-sabit-birakti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37'de sabit bıraktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), enflasyondaki bu düşüşe rağmen fiyat istikrarını kalıcı hale getirmek için sıkı para politikası duruşunun sürdürüleceğini vurgulamıştır. Banka, küresel çapta yaşanan jeopolitik gelişmelerin ve enerji fiyatlarındaki oynaklığın enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklerini yakından takip etmektedir. Ekonomik faaliyetteki yavaşlama emareleri dikkat çekerken, iç talepteki zayıf seyrin de dezenflasyon sürecine destek vermeye devam ettiği belirtilmiştir. Kurul, kredi piyasaları ve mevduat faizlerinde öngörülenin dışında bir gelişme olması durumunda vakit kaybetmeden ilave makroihtiyati adımların atılacağını duyurmuştur. Son olarak, piyasadaki likidite koşullarının da yakından izlenerek mevcut araçların etkili bir şekilde kullanılacağı kararlılıkla ifade edilmiştir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Finans, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/merkez-bankasi-politika-faizini-yuzde-37de-sabit-birakti</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 14:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/merkez-bankasi.jpg" type="image/jpeg" length="83384"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dijital otomasyonla daha ileriye]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/dijital-otomasyonla-daha-ileriye</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/dijital-otomasyonla-daha-ileriye" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2025 yılında küresel dalgalanmalara rağmen değer bazlı ihracatta rekor kıran Türk makine sanayi, 2026’ya temkinli ama güçlü bir toparlanma beklentisiyle giriyor. Makine imalatının kalbi konumundaki Bursa firmaları, sektörün bu dönüşüm sürecini ve yeni dönem hedeflerini WIN EURASIA 2026 kapsamında gözler önüne sermeye hazırlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BURAK TAŞ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hannover Fairs Turkey organizasyonuyla 10-13 Haziran 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek fuar, makine sanayinin üretimden ihracata uzanan yeni yol haritasının en somut göstergelerinden biri olacak. Endüstride dönüşümün merkezi niteliği taşıyan fuarda; makine imalatı, otomasyon, dijital üretim teknolojileri ve entegre sistem çözümleri birlikte ele alınırken, Bursa firmalarının yüksek katma değerli üretime geçiş süreci de çok boyutlu olarak paylaşılacak.</p>

<p><strong>Kilogram başına 8,1 dolarla tarihi zirve</strong></p>

<p>Türk makine sektörü, 2025 yılını küresel pazarlardaki daralmaya rağmen artıda tamamlamayı başardı. Açıklanan resmi verilere göre, serbest bölgeler de dâhil edildiğinde toplam makine ihracatı %1,9 oranında artış göstererek 28,7 milyar<strong> </strong>dolara ulaştı. Yıl genelinde ihraç edilen ürünlerin toplam tonajında %6,3’lük bir daralma kaydedilmesine rağmen, kilogram başına ihracat fiyatı 8,1 dolara yükselerek tarihi bir rekora imza attı. Bu durum, sektörün katma değerli ürünlere yöneldiğinin en somut göstergesi oldu.</p>

<p><strong>Bursa’dan 22 firma katılacak</strong></p>

<p>Bursa’nın Türk makine sanayisine olan katkısı WIN EURASIA’da artacak.22 firmanın katılacağı fuarda Bursalı üreticilerin ürün ve teknoloji çeşitliliğini, otomasyon ve dijitalleşme alanındaki yetkinliklerini göstermesi hedefleniyor. Bursa firmalarının geliştirdiği takım tezgâhları, işleme merkezleri, robotlu hücreler, savunma, otomotiv ve kalıp sanayinin ihtiyaç duyduğu çok eksenli işleme sistemleri, otomatik paletleme ve esnek üretim hücreleri, yerli yazılım ve kontrol sistemleriyle birlikte sergilenecek. Fuarda sadece ürün değil, hizmet ve platform satan firmaların sayısı artacak.</p>

<p><img height="602" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/1567-m3-liste.jpg" width="250" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/dijital-otomasyonla-daha-ileriye</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/1567-m3.jpg" type="image/jpeg" length="66017"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BTSO 137. yaşını kutladı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/btso-137-yasini-kutladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/btso-137-yasini-kutladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa’nın ticaret ve sanayi hayatına yön vermek, kent ve ülke ekonomisinin kalkınma hedeflerine katkı sağlamak amacıyla 6 Haziran 1889 tarihinde kurulan Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), 137’nci kuruluş yıl dönümünü kutladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Temelleri Kozahan’da, Osman Fevzi Efendi ve arkadaşları öncülüğünde atılan BTSO, bugün 60 bini aşkın üyesiyle Türkiye’nin en büyük ticaret ve sanayi odalarından biri haline geldi. Bursa iş dünyasının çatı kuruluşu BTSO’nun kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Kozahan’da Oda üyelerinin katılımıyla önemli bir buluşma gerçekleştirildi. Programa BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, Önceki Dönem Meclis Başkanlarından Burhan Vatan ve İlhan Parseker, BTSO Yüksek İstişare Kurulu Üyeleri Celal Gökçen ve Faik Çelik, Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Birliği Başkanı İsa Altıkardeş, BTSO Yönetim Kurulu ve Meclis Divanı üyeleri ile meclis ve komite üyeleri katıldı.</p>

<p>BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, 60 bini aşkın üyenin destekleriyle Bursa’nın üretim gücünü, ihracat kapasitesini, teknoloji altyapısını ve rekabetçiliğini artıran 60’ı aşkın projeyi hayata geçirdiklerini belirterek, “Bu anlayışla ortaya koyduğumuz 2030 vizyonumuz, Bursa’yı küresel rekabette çok daha güçlü bir konuma taşıma irademizin ifadesidir. Hayata geçirdiğimiz projelerle üyelerimizin değişen beklentilerine güçlü çözümler üretirken, şehrimizi geleceğin ekonomisine hazırlıyoruz” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Bursa BTSO’yla geleceğe taşınıyor</strong></p>

<p>BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, BTSO’nun 1889 yılında başlayan köklü yolculuğunun bugün 137’nci yılına ulaştığını belirterek, “Kurulduğu günden bu yana üyeleri, şehri ve ülkesi için değer üreten; toplumsal sorumluluklarının bilincinde hareket eden, ilkleri ve örnek projeleri kurumsal kültürünün ayrılmaz bir parçası haline getiren BTSO, Türkiye’nin en güçlü iş dünyası kuruluşlarından biri olmuştur. Bu büyük tarihin özellikle son 13 yılına baktığımızda, Bursa Ticaret ve Sanayi Odamızın gerçek anlamda bir dönüşüm ve atılım dönemine imza attığını görüyoruz. Bu tablo bizlere büyük bir gurur ve memnuniyet yaşatıyor. Önümüzdeki süreci ortak akıl, istişare kültürü ve güçlü iş birliği anlayışıyla şekillendirecek; Bursa’yı ekonomik, teknolojik ve sosyal anlamda çok daha güçlü bir geleceğe taşıyacağımıza inanıyorum. Bu vesileyle başta kurucumuz Osman Fevzi Efendi ve kıymetli yol arkadaşları olmak üzere, Odamızın bugünlere ulaşmasına katkı sağlayan tüm başkanlarımızı, meclis üyelerimizi, yöneticilerimizi ve üyelerimizi saygı, şükran ve minnetle anıyorum.” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/btso-137-yasini-kutladi</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/1567-m4.jpg" type="image/jpeg" length="66723"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa ihracatı ilk 5 ayda yüzde 5,1 arttı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-ihracati-ilk-5-ayda-yuzde-51-artti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursa-ihracati-ilk-5-ayda-yuzde-51-artti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa ekonomisinin ihracat performansı mayıs ayında geçen yılın aynı dönemine göre düşüş gösterirken, yılın ilk 5 aylık döneminde ise artış eğilimini sürdürdü. Verilere göre Bursa'nın toplam ihracatı 2025 yılı mayıs ayında 1 milyar 651 milyon dolar seviyesindeyken, 2026 yılının aynı ayında 1 milyar 551 milyon dolara gerileyerek yüzde 6 oranında azaldı. Buna karşın ocak-mayıs döneminde ihracat yüzde 5,1 artışla 7 milyar 495 milyon dolara ulaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HIDIRCAN KAYA</strong></p>

<p>Bursa ihracatının lokomotifi olan otomotiv endüstrisi, mayıs ayında yüzde 5 artışla 891 milyon dolarlık ihracata imza attı. Sektörün ilk 5 aylık ihracatı ise yüzde 15,2 yükselerek 4 milyar 108 milyon doları aştı. Böylece otomotiv, kent ihracatındaki büyümenin en önemli itici gücü olmayı sürdürdü. Hazır giyim ve konfeksiyon sektörü mayıs ayında yüzde 28,5 düşüş yaşayarak 90 milyon dolarlık ihracatta kalırken, ilk beş aylık dönemdeki kaybı yüzde 24,7 olarak gerçekleşti. Tekstil ve hammaddeleri sektörü de mayıs ayında yüzde 18,1 gerileyerek 94 milyon dolara düştü. Sektörün ocak-mayıs performansı da yüzde 2,6 oranında gerileme gösterdi. Kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatı mayıs ayında yüzde 20,2 düşüşle 67,8 milyon dolar olarak gerçekleşirken, ilk beş aylık dönemde sektör yüzde 7,4 küçüldü. Çelik sektörü de mayısta yüzde 15,3, yılın ilk beş ayında ise yüzde 6 gerileme kaydetti. Öte yandan bazı sektörlerde güçlü büyüme rakamları dikkat çekti. Gemi, yat ve hizmetleri sektörü mayıs ayında yüzde 89,2 artış gösterirken, ilk beş aylık dönemde yüzde 34,6 büyüdü. Kuru meyve ve mamulleri ihracatı mayısta yüzde 38, ihracatın yıldızı olan yaş meyve ve sebze sektörü ise yüzde 55,8 artış kaydetti. İlk beş aylık dönemde yaş meyve ve sebze ihracatındaki artış yüzde 6,7 oldu.</p>

<p><strong>Makine sektörü 5 ayda ihracat hacmini korudu</strong></p>

<p>Makine ve aksamları sektörü mayıs ayında yüzde 27,2 düşüş yaşamasına rağmen yılın ilk beş ayında 539 milyon dolarlık ihracat hacmini korudu. Mobilya, kağıt ve orman ürünleri sektörü ise hem aylık hem de yıllık bazda gerileme göstererek dikkat çekti. Bursa'nın ilk 5 aylık ihracat verileri, küresel talepteki dalgalanmalara rağmen sanayinin üretim gücünü koruduğunu ortaya koyarken, özellikle otomotiv, iklimlendirme sanayi, su ürünleri ve hayvansal mamuller ile gemi-yat sektörlerindeki büyüme performansı kent ihracatına önemli katkı sağladı. Buna karşın tekstil, hazır giyim ve kimya sektörlerinde yaşanan daralma, maliyet baskıları ve uluslararası rekabetin etkilerinin sürdüğüne işaret etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="428" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/1567-m2-tablo-1.jpg" width="550" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-ihracati-ilk-5-ayda-yuzde-51-artti</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/1567-m2.jpg" type="image/jpeg" length="24777"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeni başkanlar ihracatta hedef büyüttü]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/uib-baskanlari-ihracatta-hedef-buyuttu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/uib-baskanlari-ihracatta-hedef-buyuttu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uludağ İhracatçı Birlikleri, küresel ligde kalıcı olmak amacıyla dijitalleşme ve yeşil ekonomi odaklı köklü bir değişim vizyonu yürütüyor. Kentin güçlü olduğu otomotiv tekstil ve makine gibi sektörlerde geleneksel yöntemler bırakılıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HIDIRCAN KAYA-BURAK TAŞ</strong></p>

<p>Birlik yönetiminden yansıyan ticari yaklaşımlar, Türk ihracatçısının sadece mevcut pazarları korumakla yetinmeyeceğini, aynı zamanda da küresel ligde kalıcı olmak için köklü değişime odaklandığını gösteriyor. Özellikle otomotiv, makine, tekstil ve tarım sektörleriyle öne çıkan Bursa’da birlik başkanları risklerin fırsata çevrilmesi ve dönüşümlere ayak uydurulması gerektiğini savunuyor. Geleneksel ticaret kalıplarının yerini dijitalleşme, yeşil ekonomi ve esnek tedarik zinciri yönetimlerine bıraktığı yeni dünya düzeninde, statükoyu korumaya çalışmanın aslında geriye düşmek anlamına geldiği bilinci, ihracatçı birliklerinin yeni dönem vizyonunun temel taşını oluşturuyor.</p>

<p><strong>İlk 4 ayda yüzde 10 büyüme</strong></p>

<p>Yılın ilk dört ayında yüzde 10'luk bir büyüme yakalayarak 14 milyar 351 milyon dolar sınırını aşan Bursa firmaları geriye dönük 12 aylık ihracatını ise 43 milyar doların üzerine taşıyarak Türkiye ekonomisinin can damarı olmayı sürdürdü. Geçtiğimiz yılı yaklaşık 18 milyar dolarlık rekor bir ihracat hacmiyle tamamlayan Bursa, küresel pazarlardaki sıkılaşma politikalarına rağmen sınırları aşmaya devam ediyor.</p>

<p><strong>Otomotiv ve tekstil önde</strong></p>

<p>Bursa verileri incelendiğinde, şehrin genetiğini oluşturan geleneksel sektörlerin gücü net bir biçimde görülüyor. Şehrin en büyük gelir kalemi olmaya devam eden ana ve yan sanayi şirketleri, üretim hatlarını elektrikli araç dönüşümüne entegre ederek ihracattaki payını koruyor. Tekstil sektörü ise katma değerli ve özgün tasarımlı ürün grubuyla Avrupa pazarında daralan talebe rağmen Bursa'nın döviz girdisini destekleyen en kararlı ikinci sektör konumunda. Bursa’nın gelişmiş sanayi altyapısının bir kanıtı olan makine üreticileri, dünya genelinde gerçekleştirdikleri endüstriyel ihracat hacmini genişletiyor.</p>

<p></p>

<p><img height="334" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/kemal-yazici.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Kemal Yazıcı</strong></p>

<p><strong>Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği YKB</strong></p>

<p><strong>Bugüne değil, geleceğe odaklandık</strong></p>

<p>Otomotiv endüstrisi, Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri olmayı sürdürüyor. Bugün Türkiye ihracatının yaklaşık yüzde 17,5'ini tek başına gerçekleştiren sektörümüz, doğrudan 250 bin kişiye ve dolaylı olarak 300 binden fazla kişiye istihdam sağlıyor. Yeni dönemde önceliğimiz, bu güçlü konumu korumanın ötesine geçerek sektörümüzü geleceğin rekabet koşullarına hazırlamak olacak. Bu doğrultuda yönetim kurulu olarak üç ana başlık belirledik. Bunların ilki "<strong>Geleceğe Hazırlanmak ve İhracat Artışı</strong>". Geleceğe hazırlanmak bizim için elektrikli araçlar, batarya teknolojileri, yazılım tabanlı mobilite çözümleri ve dijitalleşme anlamına geliyor. Sektörel risklerin yönetimi, Türk tedarikçilerinin ihraç pazarlarındaki OEM’lere etkin tanıtımı, yurtdışı fuarlara aktif katılım ve ticaret heyetleri bu strateji için öncelik vereceğimiz diğer alanlar. İhracatımızı arttırabilmek için bu alanlara yoğunlaşmaya devam edeceğiz. İkinci önceliğimiz "<strong>Rekabetçi Otomotiv Sanayi</strong>". Artan maliyetler, küresel rekabet ve dönüşen ticaret koşulları karşısında sanayimizin rekabetçiliğini koruyacak adımları desteklemek istiyoruz. Bu başlık altında, yerli hammadde temini, yeni teknolojilerin gerektirdiği parçaların yerli geliştirilip imal edilmesi, çalışan yetkinliklerinin yeni teknolojileri kapsayacak şekilde geliştirilmesi önemli gördüğümüz konular. Tabiki ihracatın arttırılabilmesi için teşviklerin etkin hale getirilmesi ve etkin kullanılmasını sağlamak istiyoruz. Ayrıca Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında ortaya çıkan yeni yükümlülüklere uyum, karbon ayak izinin azaltılması, sürdürülebilir üretim modellerinin yaygınlaştırılması ve yüksek katma değerli ürün ihracatının artırılması da önümüzdeki dönemin öncelikli çalışma alanları arasında yer alacak. Üçüncü başlığımız ise "<strong>Güçlü Birlik ve Üye İlişkileri</strong>". Üyelerimizle daha yakın iletişim kuran, onların ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt veren ve ortak akılla hareket eden bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Diğer taraftan gündemimizdeki en güncel konulardan birisi “Made in Europe” konusu. Türkiye, uzun yıllardır Avrupa otomotiv eko sisteminin güçlü ve entegre bir parçası olarak çalışıyor fakat bu yeni girişim (The Industrial Accelerator Act) Türkiye’de üretilen araç ve parçaların kapsam dışında kalmasını ve bunun sonucunda Avrupa’da ki desteklerden yararlanılamaması riskini doğuruyor. Türkiye’nin dışarıda bırakıldığı bir uygulama yalnızca Türk firmaları için değil, bizimle çok yakın çalışan Avrupa otomotiv sanayisi için de ciddi sorunlar yaratacaktır. Bu girişimin Türk Otomotiv sektörü için oluşturacağı sıkıntıların yanında Avrupa Birliği ülkeleri için yaratacağı sıkıntıları muhataplarımıza anlattık ve bu konuda çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. “Made in Europe” sürecini yakından takip ediyor, Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi onay sürecinde kamu ve özel sektörün işbirliği ile yoğun ticaret diplomasisinin devam ettirilmesi için büyük çaba gösteriyoruz.</p>

<p>Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren otomotiv sektörünün sadece bugünkü ihtiyaçlarına değil, önümüzdeki 10 yıllık dönüşüm sürecine de odaklanan bir yaklaşım benimsedik. Çünkü artık otomotiv sanayisi yalnızca araç üretimiyle değil; yazılım, veri yönetimi, yapay zeka, bağlantılı sistemler ve sürdürülebilirlik başlıklarıyla şekilleniyor. Bu çerçevede ihracatın artırılması kadar ihracatın niteliğinin yükseltilmesini de hedefleyen bir yol haritası oluşturduk. Bir taraftan mevcut pazarlarımızdaki gücümüzü korumaya çalışırken diğer taraftan yeni pazarlara açılmaya yönelik faaliyetlerimizi yoğunlaştırıyoruz. Özellikle Kuzey Amerika, Körfez ülkeleri, Orta Asya, Kuzey Afrika ve Latin Amerika bölgelerinde Türk otomotiv sektörünün görünürlüğünü artırmaya yönelik ticaret heyetleri ve fuar organizasyonları planlıyoruz. Bunun yanında üyelerimizin yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm süreçlerine uyum sağlamalarını desteklemek amacıyla UR-GE projeleri, sürdürülebilirlik eğitimleri ve uluslararası iş birlikleri yürütüyoruz. Elektrikli araç komponentleri, batarya sistemleri, hafif malzeme teknolojileri ve yazılım destekli otomotiv çözümleri gibi alanlarda sektörümüzün yetkinliklerini geliştirmeyi öncelikli görüyoruz. Bu konularda sektörün önemli kurumlarından OSD ve TAYSAD ile birlikte hareket ediyoruz. Amacımız, Türkiye'nin yalnızca üretim gücüyle değil, teknoloji geliştirme kapasitesiyle de küresel otomotiv değer zincirinde daha üst sıralara çıkmasını sağlamak.</p>

<p>2025 yılını yüzde 11,6 artışla 41,5 milyar dolarlık ihracatla tamamladık. Avrupa'daki ekonomik yavaşlamaya, jeopolitik risklere ve küresel ticaretteki belirsizliklere rağmen elde edilen bu sonuç, sektörümüzün ne kadar güçlü ve dayanıklı olduğunu gösteriyor. 2026 yılında hedefimiz bu başarıyı daha ileri taşımak. Bu doğrultuda ihracat hedefimizi 43 milyar dolar olarak belirledik. Ancak sadece rakamsal büyüme değil, nitelikli büyüme anlayışıyla hareket ediyoruz. Yüksek teknolojili ürünlerin, elektrikli araç bileşenlerinin, batarya sistemlerinin ve yazılım tabanlı çözümlerin ihracattaki payını artırmayı amaçlıyoruz. Yılın ilk beş ayında elde ettiğimiz 17 milyar dolarlık ihracat hedeflerimiz açısından olumlu bir tablo ortaya koyuyor. Özellikle Almanya, Fransa, İtalya ve Birleşik Krallık gibi ana pazarlarımızdaki güçlü konumumuzu korurken, ABD başta olmak üzere Kuzey Amerika hattında ve MENA ülkelerinde yeni fırsatlar oluşturmayı hedefliyoruz. 2026 yılını, otomotiv sektörünün yüksek katma değerli dönüşüm yılı olarak görüyoruz. Bu dönüşümün ihracat rakamlarına da olumlu yansıyacağına inanıyoruz.</p>

<p>İhracatçılarımızın karşı karşıya olduğu en önemli konuların başında maliyet baskısı geliyor. Kur-enflasyon dengesizliği, finansmana erişim, yüksek kredi maliyetleri, enerji ve işçilik giderlerindeki artışlar özellikle ihracatçı firmalarımızın rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Biz ihracat yaparak ülkemize döviz getiriyoruz ama enflasyon artışı ile döviz artışı arasındaki fark sanayiciler için olumsuz bir durum ortaya çıkartıyor. Örneğin son 2 yıla bakarsak Ocak 2024 ile Nisan 2026 arasında enflasyon artışı %103 olmasına rağmen €/TL döviz artışı %61 seviyesinde kalmış yani sadece 2 yıllık bir sürede %42 oranında bir fark ihracatçı firmaların çözmesi gereken bir problem olarak ortaya çıkmış. Sadece otomotiv sektörü değil ihracat yapan tüm sektörler bu farkı yaptıkları proses iyileştirmeleri, verimlilik artışları, teknolojik geliştirmelerle kapatmaya çalıştılar ama mevcut kur politikasının tüm sektörler için büyük bir risk oluşturduğunu ve bir çözüm yolu bulunması gerektiğini söylememiz gerekiyor. Bizler Otomotiv sektörü olarak beklemiyoruz ve iyileştirme çalışmalarına aralıksız devam ediyoruz. Bunun yanı sıra küresel ölçekte hızlanan yeşil dönüşüm süreci ve Avrupa Birliği'nin karbon düzenlemeleri de sektörümüz açısından önemli bir gündem oluşturuyor. Avrupa Birliği, 2035 yılı itibarıyla sıfır emisyonlu araçlara geçiş konusunda kararlı bir politika izliyor. Bu durum, Avrupa pazarına yüksek oranda ihracat yapan Türk otomotiv sanayisi için hem fırsat hem de risk anlamına geliyor. Ayrıca ihracatın pazar çeşitliliğinin artırılması da kritik bir konu. Avrupa Birliği ana pazarımız olmaya devam edecek ancak tek bir bölgeye bağımlılığın azaltılması için yeni pazarlara yönelik devlet desteklerinin ve ticaret diplomasisinin daha etkin kullanılması gerektiğine inanıyoruz.</p>

<p>Türk otomotiv endüstrisi bugün yalnızca üretim kapasitesiyle değil, kalite standartları, tedarik kabiliyeti ve mühendislik gücüyle de dünyanın sayılı otomotiv merkezlerinden biri haline gelmiş durumda. 41,5 milyar dolarlık ihracat hacmi ve küresel değer zincirindeki güçlü konumumuz bunun en önemli göstergesi. Önümüzdeki dönemde sektörümüzü bekleyen en büyük dönüşüm elektrikli mobilite, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ekseninde yaşanacak. Bu dönüşümü doğru yönetebilirsek Türkiye, sadece üretim üssü değil aynı zamanda yeni nesil otomotiv teknolojilerinin geliştirildiği stratejik bir merkez haline gelebilir. Bu noktada sektörümüzün uzun dönemli stratejileri netleştirmesi, tüm paydaşlarının ortak hareket etmesi büyük önem taşıyor. Kamu, özel sektör, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte hareket ederek otomotiv endüstrimizin küresel rekabet gücünü daha da yukarı taşıyacağımıza inanıyorum. OİB olarak biz de sektörümüzün geleceğini şekillendirecek her adımda ihracatçılarımızın yanında olmaya devam edeceğiz.</p>

<p></p>

<p><img height="334" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/ihsan-ipeker.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>İhsan İpeker</strong></p>

<p><strong>Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği YKB </strong></p>

<p><strong>Dönüşümün oyun kurucularından olacağız</strong></p>

<p>Tekstil sektörü uzun yıllardır Türkiye ekonomisinin üretim, istihdam ve ihracat açısından en stratejik alanlarından biri konumunda bulunuyor. Ancak artık küresel rekabetin kuralları değişiyor. Dünya, geleneksel üretim anlayışından uzaklaşırken sürdürülebilirlik, teknoloji ve katma değer odaklı yeni bir döneme giriyor. Biz de UTİB olarak yeni dönemde çalışmalarımızı bu dönüşüm ekseninde şekillendiriyoruz. Öncelikli hedefimiz, sektörümüzün rekabet gücünü korurken aynı zamanda geleceğe hazırlanmasını sağlamak. Bunun yolu da daha yüksek katma değerli üretimden, teknik tekstillerden, dijital dönüşümden ve sürdürülebilir üretim modellerinden geçiyor. Türkiye'nin sahip olduğu güçlü üretim altyapısını teknolojiyle desteklediğimiz takdirde küresel pazarlarda çok daha güçlü bir konuma ulaşacağımıza inanıyoruz. Özellikle teknik tekstiller alanında önemli fırsatlar görüyoruz. Avrupa'da büyüklüğü 40 milyar dolara yaklaşan teknik tekstil pazarından daha fazla pay almak istiyoruz. Bunun yanında sektörümüzün yeşil dönüşüm sürecine uyumunu hızlandırmak, ekotasarım ve döngüsel ekonomi uygulamalarını yaygınlaştırmak da önceliklerimiz arasında yer alıyor. Yeni dönemde yalnızca mevcut sorunlara çözüm üreten değil, sektörün geleceğini şekillendiren projeler geliştirmeye devam edeceğiz. Amacımız, Türk tekstil sektörünü küresel dönüşümün gerisinde kalan değil, dönüşüme yön veren sektörlerden biri haline getirmektir.</p>

<p>Göreve gelirken temel yaklaşımımız, sektörümüzün yaşadığı mevcut sorunlarla ilgilenirken aynı zamanda geleceğin ihtiyaçlarını da bugünden gündeme taşımak oldu. Çünkü tekstil sektörü bugün yalnızca maliyet baskılarıyla değil, aynı zamanda köklü bir dönüşüm süreciyle karşı karşıya bulunuyor. Bu nedenle çalışmalarımızı üreticilerimizin rekabet gücünü artıracak ve onları geleceğe hazırlayacak alanlarda yoğunlaştırıyoruz. Katma değerli üretimin artırılması, teknik tekstillerin geliştirilmesi, sürdürülebilirlik uygulamalarının yaygınlaştırılması ve dijitalleşme süreçlerinin hızlandırılması öncelikli çalışma alanlarımız arasında bulunuyor. Birlik olarak sektörün dönüşümüne katkı sağlayacak projeleri destekliyoruz. TechXtile Challenge programımız bunun en önemli örneklerinden biri. Girişimcileri, teknoloji geliştiricileri ve sanayicileri aynı platformda buluşturarak tekstilin geleceğine yönelik yenilikçi çözümler ortaya çıkmasını hedefliyoruz. Akıllı üretim sistemlerinden verimlilik artırıcı uygulamalara kadar birçok alanda yeni fikirlerin sektörle buluşmasına aracılık ediyoruz. Ayrıca Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde ortaya çıkan yeni yükümlülükleri yakından takip ediyoruz. Üyelerimizin bu sürece uyum sağlayabilmesi için eğitimler, bilgilendirme faaliyetleri ve sektörel projeler yürütüyoruz. Çünkü önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, uluslararası ticaretin temel şartlarından biri olacak. Biz UTİB olarak dönüşümün sadece takipçisi olmayı değil, sektörümüz adına bu dönüşümün oyun kurucularından biri olmayı hedefliyoruz.</p>

<p>Son yıllarda küresel ekonomide yaşanan yavaşlama, artan maliyetler ve finansman koşullarındaki zorluklar tekstil sektörünü doğrudan etkiledi. Buna rağmen sektörümüz üretim gücünü korumayı başardı. UTİB olarak geçen yıl 1,22 milyar dolar seviyesinde ihracat gerçekleştirdik. Bu tablo, ihracatçılarımızın tüm olumsuz koşullara rağmen üretmeye ve dış pazarlarda varlık göstermeye devam ettiğini ortaya koydu. 2026 yılına yönelik hedefimiz, yalnızca ihracat hacmini artırmak değil, ihracatın niteliğini de geliştirmek. Daha yüksek katma değer üreten ürünlere yönelmek, teknik tekstillerde daha güçlü bir oyuncu olmak ve sürdürülebilir üretim kabiliyetlerimizi artırmak istiyoruz. Türkiye'nin Avrupa tekstil tedarik zincirindeki stratejik konumunu koruması büyük önem taşıyor. Bu nedenle mevcut pazarlarımızdaki gücümüzü sürdürürken yeni iş birlikleri ve yeni ürün segmentleriyle ihracatımızı çeşitlendirmeyi hedefliyoruz. Ekonomik koşulların üretim ve ihracatı destekleyici bir yapıya kavuşması halinde sektörümüzün yeniden güçlü bir büyüme ivmesi yakalayacağına inanıyoruz. 2026 yılını, dönüşüm yatırımlarının ihracata daha fazla yansımaya başladığı bir dönem olarak görüyoruz.</p>

<p>Bugün tekstil ihracatçılarının en önemli gündem maddesi rekabetçilik sorunudur. Yüksek enflasyon, enerji maliyetleri, işçilik giderleri ve kur politikaları nedeniyle üretim maliyetlerimiz rakip ülkelere kıyasla önemli ölçüde yükselmiş durumda. Bu durum ihracatçılarımızın fiyat tutturmasını ve yeni sipariş almasını zorlaştırıyor. Özellikle Avrupa pazarında Asyalı üreticiler ve MENA bölgesindeki rakip ülkelerle yoğun bir rekabet yaşanıyor. Avrupalı markaların alternatif tedarik merkezlerine yönelmesi sektörümüz açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme. Avrupa Birliği'nin bölgedeki yeni üretim üslerine yönelik politikaları da uzun vadede yakından takip edilmesi gereken başlıklar arasında yer alıyor. Diğer önemli sorun ise finansmana erişim. Özellikle KOBİ ölçeğindeki firmalarımızın uygun maliyetli finansman kaynaklarına ulaşabilmesi üretimin ve ihracatın sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahip. Çözüm tarafında ise üretim odaklı politikaların güçlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Kur politikasının ihracatçının rekabet gücünü destekleyecek şekilde ele alınması, enerji ve işçilik maliyetlerini hafifletecek mekanizmaların geliştirilmesi, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve dönüşüm yatırımlarının teşvik edilmesi sektörümüz açısından büyük önem taşıyor. Ancak uzun vadede asıl rekabet avantajını teknoloji, verimlilik ve sürdürülebilirlik yatırımlarının sağlayacağını da biliyoruz. Bu nedenle sektörümüzün dönüşüm sürecinin desteklenmesi stratejik bir gereklilik olarak karşımızda duruyor.</p>

<p>Tekstil sektörü, Türkiye'nin üretim kültürünün en önemli temsilcilerinden biridir. Bugün yaşadığımız zorluklara rağmen sektörümüz güçlü altyapısı, yetişmiş insan kaynağı ve ihracat tecrübesiyle önemli bir potansiyele sahip. Önümüzdeki dönemde başarının anahtarı; daha fazla üretmekten çok daha akıllı, daha verimli ve daha sürdürülebilir üretmek olacak. Teknik tekstillerden döngüsel ekonomiye, dijitalleşmeden ekotasarıma kadar birçok yeni başlık artık sektörümüzün geleceğini belirliyor. UTİB olarak tüm çalışmalarımızı bu anlayışla sürdürüyoruz. Hedefimiz yalnızca mevcut ihracat seviyelerini korumak değil; Türk tekstil sektörünü daha yenilikçi, daha katma değerli ve küresel ölçekte daha güçlü bir yapıya taşımaktır. Türkiye'nin Avrupa'nın güvenilir ve vazgeçilmez tekstil tedarikçisi konumunu güçlendirerek sürdürmesi için sektörümüzün tüm paydaşlarıyla birlikte çalışmaya devam edeceğiz.</p>

<p><img height="334" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/haluk-ozkarakasli.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Haluk Özkarakaşlı</strong></p>

<p><strong>Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği YKB</strong></p>

<p><strong>İhracatın niteliğini arttırmayı hedefliyoruz</strong></p>

<p>Hazır giyim ve konfeksiyon sektörü bugün sadece üretim kapasitesiyle değil; tasarım gücü, sürdürülebilirlik performansı ve teknolojik altyapısıyla rekabet ediyor. Bu nedenle yeni dönemde önceliğimiz, sektörümüzü küresel rekabetin yeni kurallarına hazırlamak olacak. Türkiye yıllardır Avrupa'nın en önemli tedarikçilerinden biri konumunda. Ancak artık yalnızca hızlı üretim yapabilen bir ülke olmak yeterli değil. Daha yüksek katma değer üreten, tasarım geliştiren, markalaşan ve sürdürülebilir üretim standartlarını benimseyen bir yapıya geçmemiz gerekiyor. Bu kapsamda üyelerimizin Avrupa Yeşil Mutabakatı'na uyum süreçlerini desteklemeye, dijital dönüşüm çalışmalarını hızlandırmaya ve tasarım odaklı üretim modellerini yaygınlaştırmaya devam edeceğiz. Kilogram başına ihracat değerini yükseltecek projeleri önceliklendireceğiz.</p>

<p>Aynı zamanda sektörümüzün geleceğini şekillendirecek genç tasarımcıları, girişimcileri ve nitelikli insan kaynağını destekleyen projelere daha fazla ağırlık vereceğiz. Hedefimiz, ihracatçı şirketlerimizin hazır giyim sektöründeki üretim gücünü yenilikçilikle birleştirerek daha güçlü bir ihracat yapısı oluşturmaktır.</p>

<p>Göreve gelirken temel yaklaşımımız, geçmiş dönemde başarıyla yürütülen çalışmaları daha ileri taşımak ve sektörün değişen ihtiyaçlarına uygun yeni projeler geliştirmek oldu. Bugün hazır giyim sektörünün karşı karşıya olduğu tabloyu çok net görüyoruz. Küresel talepteki yavaşlama, düşük maliyetli ülkelerin artan rekabeti, finansmana erişimde yaşanan sorunlar ve maliyet baskıları mevcut üretim modelimizi yeniden değerlendirmemizi zorunlu hale getiriyor. Bu nedenle sektörün geleceğini yalnızca ihracat rakamları üzerinden değil, dönüşüm kapasitesi üzerinden okumamız gerektiğine inanıyoruz. Yol haritamızın merkezinde sürdürülebilirlik, dijitalleşme, tasarım ve inovasyon yer alıyor. Bir yandan firmalarımızın yeşil dönüşüm süreçlerine katkı sağlayan UR-GE projeleri yürütürken, diğer yandan eğitim programlarıyla nitelikli iş gücünü destekliyoruz. TechXtile Challenge gibi platformlarla girişimcilik ekosistemini güçlendirmeye, genç yetenekleri sektörle buluşturmaya devam ediyoruz. Amacımız, sektörümüzün yalnızca bugünkü sorunlarına çözüm üretmek değil, önümüzdeki on yılın rekabet koşullarına da hazırlıklı olmasını sağlamaktır.</p>

<p>2025 yılı sektörümüz açısından kolay geçmedi. Küresel talepteki daralma ve maliyet baskıları ihracat performansını olumsuz etkiledi. Buna rağmen üretim kabiliyetimizi ve ihracat altyapımızı korumayı başardık. 2026 yılına ise daha farklı bir perspektifle bakıyoruz. Bu yılı sadece rakamsal büyüme yılı olarak değil, aynı zamanda sektörün yeniden konumlandığı bir dönüşüm dönemi olarak değerlendiriyoruz. İhracat hedefimiz mevcut pazarlardaki gücümüzü korurken yeni müşteri ve yeni ürün gruplarıyla büyümeyi sağlamak. Avrupa Birliği pazarındaki güçlü konumumuzu sürdürürken, teknik tekstiller, fonksiyonel ürünler ve tasarım odaklı koleksiyonlarla daha yüksek katma değer yaratmayı amaçlıyoruz. Özellikle sürdürülebilir ve çevre dostu üretim anlayışını benimseyen firmalarımızın uluslararası pazarlarda daha güçlü bir konuma ulaşacağına inanıyoruz. Bu doğrultuda hem ihracat hacmimizi hem de ihracatın niteliğini artırmayı hedefliyoruz.</p>

<p>Sektörümüzün en önemli sorunu rekabetçilik baskısıdır. Son yıllarda artan üretim maliyetleri, yüksek enflasyon, kur dengesizliği ve finansmana erişim güçlüğü ihracatçılarımızın hareket alanını önemli ölçüde daralttı. Bunun yanında Asya ülkelerinin düşük maliyetli üretim avantajı ve küresel pazarlardaki talep daralması da fiyat rekabetini zorlaştırıyor. Bugün birçok firmamız kapasitesini korumak ve mevcut müşterilerini elde tutabilmek için ciddi bir mücadele veriyor. Bu nedenle ihracatçının uygun maliyetli finansmana erişiminin kolaylaştırılması, enerji ve işçilik maliyetlerine yönelik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Ancak uzun vadede yalnızca maliyet avantajıyla rekabet etmek mümkün değil. Türkiye'nin asıl gücü tasarım, kalite, esnek üretim kabiliyeti ve hızlı teslimat kapasitesidir. Bu nedenle Ar-Ge, dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve markalaşma yatırımlarının desteklenmesi sektörümüzün geleceği açısından kritik öneme sahiptir.</p>

<p>Hazır giyim sektörü, Türkiye'nin sanayileşme hikâyesinin en önemli aktörlerinden biridir. Bugün de yüz binlerce kişiye istihdam sağlayan, yüksek ihracat kapasitesiyle ekonomiye değer üreten stratejik bir sektörden söz ediyoruz. Ancak dünya artık farklı bir döneme giriyor. Hızlı moda anlayışının yerini daha akıllı, daha sürdürülebilir ve daha teknolojik üretim modelleri alıyor. Bu değişimi doğru okuyan ülkeler ve şirketler geleceğin kazananları olacak. Biz de UHKİB olarak sektörümüzün bu dönüşümün gerisinde kalmaması için çalışıyoruz. Türkiye'nin hazır giyimde sadece üretim yapan değil; tasarım geliştiren, trend belirleyen ve yüksek katma değer yaratan bir ülke konumuna ulaşacağına inanıyoruz. Bu hedefe ulaşmak için tüm paydaşlarımızla çalışmaya, sektörümüzün rekabet gücünü artıracak projeleri hayata geçirmeye ve ihracatçılarımızın yanında olmaya devam edeceğiz.</p>

<p></p>

<p><img height="334" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/hamdi-taner.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Hamdi Taner</strong></p>

<p><strong>Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği YKB</strong></p>

<p><strong>Üretimin gücü sürdürülebilirlik olacak</strong></p>

<p>UYMSİB olarak yeni dönemde en önemli hedefimiz, Bursa ve Güney Marmara'nın sahip olduğu tarımsal üretim gücünü uluslararası pazarlarda daha yüksek katma değerle temsil etmek olacak. Yaş meyve ve sebze sektöründe artık yalnızca üretmek yeterli değil; doğru ürünü, doğru pazara, doğru zamanda ve doğru kalite standartlarıyla ulaştırabilmek gerekiyor. Bu doğrultuda ihracatımızı artırırken aynı zamanda ürünlerimizin marka değerini yükseltmeye odaklanacağız. Özellikle Bursa Siyah İnciri, kiraz, şeftali-nektarin, armut ve zeytin gibi bölgemizin öne çıkan ürünlerini küresel pazarlarda daha güçlü bir konuma taşımayı hedefliyoruz. Bir diğer önceliğimiz üretici ile ihracatçı arasındaki bağı daha da güçlendirmek olacak. Tarla ile pazar arasındaki koordinasyon ne kadar güçlü olursa ihracatta elde edeceğimiz başarı da o kadar kalıcı olur. Bu nedenle eğitim programları, saha çalışmaları ve sektör paydaşlarını bir araya getiren projelerle üretimden ihracata uzanan zinciri daha sağlam hale getirmek istiyoruz. Ayrıca sürdürülebilir tarım uygulamaları, gıda güvenliği, pestisit yönetimi ve uluslararası standartlara uyum gibi konular da yeni dönemin önemli çalışma alanları arasında yer alacak. Amacımız yalnızca daha fazla ihracat yapmak değil, Türk yaş meyve ve sebze sektörünü küresel ölçekte daha güçlü ve daha güvenilir bir marka haline getirmektir.</p>

<p>Göreve gelirken sektörün içinden gelen, sahayı bilen ve ihracatçının yaşadığı sorunları yakından takip eden bir ekip olarak hareket ettik. Önceliğimiz, zorlu koşullarda üretmeye ve ihracat yapmaya devam eden firmalarımızın yanında olmak oldu. Bugün yaş meyve ve sebze sektörünün karşı karşıya olduğu sorunlar yalnızca ticaretle sınırlı değil. İklim değişikliğinden üretim planlamasına, iş gücü sorunlarından maliyet baskılarına kadar geniş bir alanda mücadele veriyoruz. Bu nedenle yol haritamızı kısa vadeli çözümlerle sınırlı tutmadık. Bir taraftan ihracatçılarımızın mevcut pazarlardaki rekabet gücünü korumaya çalışırken diğer taraftan yeni pazarlara erişim imkanlarını artıracak girişimlere ağırlık veriyoruz. Özellikle Uzak Doğu ülkeleri başta olmak üzere yeni ihracat kapılarının açılması için yürütülen zirai karantina süreçlerini yakından takip ediyoruz. Diğer taraftan üretim kalitesini yükselten uygulamaların yaygınlaşmasını önemsiyoruz. "Tarladan Sofraya Güvenilir Gıda" anlayışıyla hareket ediyor, üreticilerimizin uluslararası standartlarda üretim yapabilmeleri için teknik destek ve eğitim faaliyetleri yürütüyoruz. Çünkü gelecekte pazarları belirleyecek unsur yalnızca fiyat değil; kalite, izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik olacak.</p>

<p>2026 yılında da geçen yılki performansımızı sürdürüyoruz. Türkiye genelinde yaş meyve ve sebze ihracatı yılın ilk dört ayında yüzde 2,1 artışla 1,6 milyar dolara ulaşırken, biz de UYSMİB olarak yüzde 2,3 artışla 48,2 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Yılın geri kalanın da daha iyi bir artış oranına ulaşacağımızı öngörüyoruz. Avrupa Birliği pazarındaki güçlü konumumuzu korurken, Rusya pazarında yeniden büyüme sağlamak ve Suudi Arabistan, Polonya, Çin, Hindistan, Malezya ve Singapur gibi pazarlarda daha etkin bir rol üstlenmek istiyoruz. Önümüzdeki dönemde özellikle yaz meyveleri sezonundan önemli beklentilerimiz bulunuyor. Bursa Siyah İnciri, kiraz, şeftali-nektarin ve armut gibi ürünlerimizin ihracata güçlü katkı sağlayacağına inanıyoruz. Ancak bizim hedefimiz sadece ihracat miktarını artırmak değil. Daha kaliteli, daha markalı ve daha yüksek katma değerli ürünlerle ihracat gelirlerimizi yükseltmek istiyoruz. Bursa'nın meyve ve sebzecilikte sahip olduğu marka gücünü dünya pazarlarında daha görünür hale getirmek önümüzdeki dönemin en önemli hedeflerinden biri olacak.</p>

<p>Sektörümüz bugün çok boyutlu bir mücadele veriyor. İklim değişikliği kaynaklı kuraklık, düzensiz yağışlar ve don olayları üretim süreçlerini doğrudan etkiliyor. Bunun yanında mazot, gübre, enerji ve işçilik maliyetlerindeki artışlar üreticilerimizin üzerindeki baskıyı artırıyor. İhracat tarafında ise kur politikası, lojistik maliyetleri ve uluslararası pazarlardaki yoğun rekabet önemli başlıklar arasında yer alıyor. Ayrıca bazı ülkelerle tamamlanamayan zirai karantina süreçleri de sektörümüzün önündeki büyüme fırsatlarını sınırlandırıyor. Bir diğer önemli konu ise tarımsal üretimin planlı hale getirilmesi. Üretimden ihracata kadar tüm sürecin ortak akıl ve koordinasyon içinde yönetilmesi gerekiyor. Tarım artık yalnızca bir üretim meselesi değil; aynı zamanda stratejik bir güvenlik ve sürdürülebilirlik konusu haline gelmiş durumda. Bu nedenle üretici, ihracatçı ve kamu kurumlarının birlikte hareket ettiği uzun vadeli bir yaklaşımın gerekli olduğuna inanıyoruz. Tarımın geleceğini güvence altına almak için adeta bir milli seferberlik anlayışıyla hareket edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.</p>

<p>Türkiye yaş meyve ve sebze üretiminde dünyanın en güçlü ülkelerinden biri. Sahip olduğumuz iklim avantajı, ürün çeşitliliği ve üretim tecrübesi bize önemli fırsatlar sunuyor. Ancak önümüzdeki dönemde başarıyı belirleyecek olan unsur, bu üretim gücünü markalaşma ve sürdürülebilirlikle destekleyebilmek olacak. Dünya artık sadece ürün satın almıyor; güvenilir üretim hikâyesi, kalite güvencesi ve sürdürülebilirlik satın alıyor. Bu nedenle sektörümüzün geleceğini bu anlayışla şekillendirmemiz gerekiyor. UYMSİB olarak hedefimiz, Bursa'yı yalnızca kaliteli ürünlerin yetiştiği bir bölge olarak değil, dünya pazarlarının güven duyduğu güçlü bir tarım ve ihracat merkezi olarak konumlandırmak. Bursa markasını küresel bir meyve-sebze ambarı haline getirmek ve üreticimizin emeğini uluslararası pazarlarda hak ettiği değere ulaştırmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.</p>

<p></p>

<p><img height="334" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/omer-faruk-kusculu.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Ömer Faruk Kuşçulu</strong></p>

<p><strong>Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçılar Birliği YKB</strong></p>

<p><strong>Katma değeri yüksek ürünlere odaklanıyoruz</strong></p>

<p>Meyve ve sebze mamulleri sektörü, tarımsal üretimi katma değerli ihracata dönüştüren stratejik sektörlerden biri konumunda. Yeni dönemde önceliğimiz, bu katma değeri daha da artıracak çalışmalara odaklanmak olacak. Göreve gelirken sektörümüzün bugüne kadar oluşturduğu güçlü altyapıyı daha ileriye taşıma sorumluluğunu devraldık. Amacımız yalnızca ihracat rakamlarını büyütmek değil, firmalarımızın küresel pazarlardaki rekabet gücünü artıracak projeler geliştirmek. Bu kapsamda teknoloji odaklı üretim modellerini desteklemeyi, firmalarımızın dijitalleşme süreçlerine katkı sağlamayı, Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarını teşvik etmeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda yeni pazarlara erişim, markalaşma ve ürün çeşitliliğinin artırılması da öncelikli çalışma alanlarımız arasında yer alacak.</p>

<p>Dünya gıda ticareti artık sadece üretim kapasitesine değil; kaliteye, izlenebilirliğe, teknoloji kullanımına ve sürdürülebilirliğe odaklanıyor. Biz de yeni dönemde sektörümüzü bu dönüşüme hazırlayan bir anlayışla hareket ediyoruz. Önümüzdeki süreçte üretimden ihracata kadar tüm zincirde verimliliği artıracak çalışmalara ağırlık vereceğiz. Otomasyon sistemleri, dijital üretim uygulamaları, kalite standartlarının yükseltilmesi ve ürün izlenebilirliğinin güçlendirilmesi sektörümüzün geleceği açısından kritik önemde. Birlik olarak eğitim faaliyetlerini artırmayı, üniversite-sanayi iş birliklerini güçlendirmeyi ve firmalarımızın katma değerli üretime yönelmesini desteklemeyi planlıyoruz. Çünkü gelecekte rekabet avantajı sağlayacak unsur yalnızca daha fazla üretmek değil, daha nitelikli ve daha yüksek katma değerli ürünler üretebilmek olacak. 2025 yılı küresel ekonomide yaşanan belirsizliklere rağmen sektörümüz açısından önemli bir dayanıklılık testi oldu. Firmalarımızın ortaya koyduğu performans, sektörümüzün güçlü üretim kapasitesini bir kez daha ortaya koydu. 2026 yılında hedefimiz mevcut pazarlardaki konumumuzu güçlendirirken yeni pazarlara açılımı hızlandırmak olacak. Avrupa Birliği ve ABD gibi güçlü pazarlardaki varlığımızı artırırken, farklı coğrafyalarda da yeni fırsatları değerlendirmeyi amaçlıyoruz. Özellikle katma değeri yüksek, markalı ve yenilikçi ürünlerin ihracattaki payını artırmak istiyoruz. Sadece miktar bazlı büyüme değil, birim ihracat değerini yükselten bir ihracat yapısı oluşturmayı önemsiyoruz.</p>

<p>Bugün sektörümüzün karşı karşıya olduğu en önemli sorunların başında maliyet baskısı geliyor. Enerji, hammadde ve işçilik giderlerindeki artışlar üretim maliyetlerini yükseltirken, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar da firmalarımızın yatırım kabiliyetini sınırlandırıyor. Döviz kurunun rekabetçiliği destekleyecek seviyelerde olmaması da ihracatçılarımız açısından önemli bir başlık. Küresel pazarlarda fiyat rekabetinin giderek arttığı bir dönemde bu durum firmalarımızın hareket alanını daraltabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle ihracatçının uygun maliyetli finansmana erişiminin kolaylaştırılması, üretim maliyetlerini azaltacak desteklerin artırılması ve ihracat odaklı teşvik mekanizmalarının güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Bunun yanında uzun vadede teknoloji yatırımları, verimlilik artışı ve markalaşma çalışmalarının desteklenmesi sektörümüzün sürdürülebilir büyümesi açısından kritik olacaktır.</p>

<p>Türkiye, tarımsal üretim kapasitesi açısından dünyanın en önemli ülkelerinden biri. Meyve ve sebze mamulleri sektörü ise bu üretim gücünü yüksek katma değerli ihracata dönüştüren en önemli halkalardan biri durumunda. Önümüzdeki dönemde küresel gıda ticaretinde kalite, güvenilirlik, sürdürülebilirlik ve marka değeri çok daha fazla önem kazanacak. Biz de UMSMİB olarak sektörümüzün bu dönüşümün dışında kalmaması için çalışacağız. Hedefimiz, Türkiye'nin meyve ve sebze mamulleri sektöründe yalnızca üretim yapan değil; teknoloji kullanan, marka oluşturan ve dünya pazarlarında daha yüksek katma değer üreten ülkeler arasında yer almasına katkı sağlamaktır. Bu doğrultuda tüm paydaşlarımızla birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/uib-baskanlari-ihracatta-hedef-buyuttu</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/1567-m1.jpg" type="image/jpeg" length="38007"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sanayide hedef: Yüksek teknoloji]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/sanayide-hedef-yuksek-teknoloji</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/sanayide-hedef-yuksek-teknoloji" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa, endüstriyel Ar-Ge ve ileri teknoloji mühendislik yatırımlarıyla küresel pazarlarda tam üstünlük hedefliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HIDIRCAN KAYA-BURAK TAŞ</strong></p>

<p>Bursa genelindeki Ar-Ge merkezleri, tasarım ofisleri ve teknoparklar, üretim altyapısını geleceğe taşıyacak büyük bir teknoloji hamlesi yürütüyor. Küresel pazardaki maliyet baskılarına ve zorlu rekabet koşullarına karşı en güçlü kalkanı yüksek teknoloji ve inovasyon olarak belirleyen kent sanayisi, katma değerli üretime odaklanıyor. Mühendislik odaklı bu dönüşüm, ihracat rakamlarına da doğrudan yansıyor. İnovasyon yetkinliğini artıran stratejik sektörler, ihracat hacimleriyle pazardaki sarsılmaz yerini koruyor. Kent genelinde yatırımlar artık sadece standart makine parkurlarına değil, bu sistemleri tasarlayacak ve geliştirecek ileri Ar-Ge mühendisliğine aktarılıyor.</p>

<p><strong>Üretim hatlarında tam dijitalleşme </strong></p>

<p>Küresel pazarlarda liderliği korumanın yolu, Bursa’daki üretim hatlarında ileri teknoloji ve otonom entegrasyondan geçiyor. Küresel pazarla rekabet eden Bursa sanayisi, ileri otomasyon teknolojilerini kullanarak operasyonel süreçlerin ana omurgası haline geliyor. Finansmana erişim ve üretim maliyetleri gibi küresel yapısal zorluklar, tam zamanlı dijital otomasyon çözümleriyle aşılıyor. Teknoloji odaklı yeni nesil planlamalar, operasyonel esnekliği artırırken kent sanayisine küresel arenada çok büyük bir hız ve verimlilik avantajı kazandırıyor.</p>

<p><strong>İnovasyonda küresel üstünlük</strong></p>

<p>Bursa merkezli yürütülen inovasyon projeleri, dünya pazarlarındaki teknik bariyerleri gelişmiş yerli teknolojiyle aşıyor. Ar-Ge laboratuvarlarında artık sadece üretim hacmini artırmaya değil, yazılım odaklı inovasyonlar geliştirmeye odaklanılıyor. Bu mühendislik yatırımları, Bursa'da üretilen teknolojik çözümlerin dünya pazarındaki prestijini en üst seviyeye çıkarıyor. Küresel rakiplerine karşı teknolojik ve inovatif üstünlük elde etmek isteyen sanayi tesisleri, bütçelerinin öncelikli kısmını eğitim, Ar-Ge ve inovasyon projelerine ayırıyor. Geliştirilen her yeni yazılım ve ileri teknoloji donanımı, Bursa’yı geleceğin küresel teknoloji üssü yapma vizyonunu adım adım gerçeğe dönüştürüyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><img height="89" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/durmazlar-logo-4.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Durmazlar Makine</strong></p>

<p><strong>Sektörün ilk Ar-Ge merkeziyle dönüşüm</strong></p>

<p>Teknoloji ve inovasyonu iş modelinin merkezine alan Durmazlar Makina, Endüstri 4.0’a erken adapte olan sanayi kuruluşları arasında yer almaktadır. Bulut tabanlı iletişim altyapısına sahip makineler sayesinde ekipmanlar arası veri paylaşımı mümkün hale gelmekte, üretim süreçleri gerçek zamanlı olarak izlenebilmektedir. Panel Bender büküm operasyonlarında kullanılan Edge AI (uç yapay zekâ) destekli dijital operatör sistemleri, verimliliği yeniden tanımlamaktadır. Bu sistemler, operatörlere sahada anlık ve akıllı karar desteği sunarak hata payını minimize etmekte; deneyim seviyesi düşük çalışanların dahi kısa sürede uzman yetkinliğine ulaşmasını sağlamaktadır. Durmazlar tarafından geliştirilen D-MOBILE uygulaması, kullanıcıların makinelerini her an ve her yerden izleyebilmesine olanak tanımaktadır. Gerçek zamanlı takip, anlık bildirimler ve geçmiş verilerin hızlı analizi sayesinde üretim süreçleri kesintisiz ve verimli şekilde yönetilebilmektedir. Firmanın yeni nesil makinelerinde kullanılan Durma Cloud 2.0 teknolojisi, makine verilerinin güvenli biçimde depolanması, analiz edilmesi ve performans takibi açısından önemli avantajlar sunmaktadır. Ayrıca Durmazlar’ın geliştirdiği Brilase lazer sistemi, düşük lazer sapma açısı ve yüksek hassasiyet özellikleriyle metal işleme alanında fark yaratmaktadır. Makine sektöründe Türkiye’nin ilk Ar-Ge merkezini kuran Durmazlar Makina, her yıl yerli patent başvurularında ilk 10’da yer alarak teknoloji üretme gücünü somut biçimde ortaya koymaktadır. Lazer teknolojileri, sac işleme çözümleri ve Endüstri 4.0 entegrasyonları, bu merkezde geliştirilen yenilikçi projelerin başında gelmektedir. Şirket, Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında yürüttüğü ultra hızlı ve tek modlu lazer projeleriyle ileri teknoloji yatırımlarına kesintisiz biçimde devam etmektedir. Bu stratejik yaklaşım, Durmazlar’ın küresel ölçekte rekabet gücünü artırırken, yerli ve milli teknolojilerin gelişimine de önemli katkılar sağlamaktadır.</p>

<p><img height="102" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/sahinler-makina-logo-4.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Şahinler Metal Makine</strong></p>

<p><strong>Ar-Ge Şahinler Metal’in DNA’sı</strong></p>

<p>Ar-Ge çalışmaları, Şahinler Metal Makine’nin kurumsal DNA’sının temelini oluşturuyor. Bünyesindeki Ar-Ge birimi ile sac işleme teknolojilerinde yeni nesil çözümler geliştiren firma, üretimin her aşamasında dijitalleşme ve verimlilik odaklı bir mühendislik anlayışı benimsiyor. CNC torna, freze, borwerk, dik işlem ve üniversal tezgâhlarla desteklenen üretim altyapısı, yüksek hassasiyet ve enerji verimliliğini mümkün kılıyor. Şahinler Metal Makine, çevreye duyarlı üretim anlayışıyla sektörde fark yaratmaya devam ediyor. Atık yönetimi, enerji verimliliği ve su tasarrufu alanlarında hayata geçirilen uygulamaların yanı sıra, karbon ayak izini azaltmaya yönelik projeler de kararlılıkla sürdürülüyor. Bu kapsamda firma, yenilenebilir enerji yatırımlarına da özel bir önem veriyor. Üretim tesislerinde devreye alınan Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımlarıyla enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü temiz ve sürdürülebilir kaynaklardan karşılayan Şahinler Metal Makine, fosil yakıt kullanımını azaltarak çevresel etkilerini en aza indirmeyi hedefliyor. Firma, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir zorunluluk olarak değil; aynı zamanda gelecek nesillere karşı üstlenilen sosyal bir sorumluluk olarak ele alıyor.</p>

<p><img height="235" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/ahmet-ozkayan-14.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Ahmet Özkayan</strong></p>

<p><strong>Ermaksan YKB</strong></p>

<p><strong>Ar-Ge yatırımlarından taviz vermedik</strong></p>

<p>Ermaksan olarak, yenilikçi çözümlerle endüstriyel hayatı dönüştürmek ve bu dönüşümün güvenilir teknoloji ortağı olmak vizyonuyla hareket ediyoruz. Kuruluşumuzdan bu yana hedefimiz yalnızca üretmek değil, mühendislik kabiliyetimizi yüksek katma değerli teknolojilere dönüştürmek oldu. Günümüzde üretim gücünün tek başına yeterli olmadığının bilinciyle; fark yaratan unsurun dijitalleşme, otomasyon ve sürdürülebilirlik odaklı teknolojiler geliştirebilmek olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda, verimlilik ve rekabetçilik stratejimizde yapay zekâ, robotik otomasyon ve Endüstri 4.0 uyumlu sistemlere büyük bir ağırlık veriyoruz. Lazer kesim ve abkant büküm makinelerimizde robotik kol ve kule otomasyon entegrasyonlarıyla üretkenliği artırırken, akıllı sensörler ve yapay zekâ algoritmalarıyla proses takibi ve enerji verimliliğini üst seviyeye taşıyoruz. Bu yaklaşımımızın en somut örneklerinden biri olan FIBERMAK GEN<strong>-5</strong> modelimiz, yapay zekâ destekli ERAI asistanı ve gelişmiş görüntü işleme teknolojileriyle dikkat çekiyor.</p>

<p>Biz, müşterilerimize yalnızca makine değil, dijital kabiliyetlerle desteklenmiş bütüncül üretim sistemleri sunuyoruz. Bugün ileri üretim teknolojilerinden savunma sanayine kadar geniş bir alanda, teknolojiyi merkeze alan bu büyüme anlayışımızı tüm ürünlerimize ve projelerimize kararlılıkla yansıtıyoruz. Dalgalı piyasa koşullarına rağmen Ar-Ge yatırımlarımızdan ve teknoloji odağımızdan taviz vermedik. Özellikle lazer sistemleri, ileri sac işleme teknolojileri ve savunma sanayine yönelik çözümlerimizle yüksek katma değerli projelere odaklandık. Sürdürülebilirliği iş stratejisinin ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini belirten Özkayan, Enerji verimliliği yüksek teknolojiler geliştirerek hem kendi üretim süreçlerimizde hem de müşterilerimizin operasyonlarında çevresel etkiyi azaltmayı hedefliyoruz.</p>

<p><img height="287" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/yalcin-aras-7.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Yalçın Aras</strong></p>

<p><strong>Gökçelik A.Ş YKB</strong></p>

<p><strong>Ar-Ge inovasyon ve dijitalleşme ana stratejimiz</strong></p>

<p>Gökçelik olarak, sürdürülebilir büyüme stratejimizin merkezine Ar-Ge, inovasyon ve dijitalleşmeyi koyuyoruz. Bugün lojistik ihtiyaçlar hızla değişiyor, depolama verimliliği beklentileri artıyor ve dijital dönüşüm süreçleri tüm iş yapış biçimlerimizi şekillendiriyor. Biz de bu dinamikleri yakından takip ederek ürün gamımızı sürekli geliştiriyoruz. Tasarımlarımızda dayanıklılık, esneklik ve güvenlik kriterlerini her zaman ön planda tutuyor, sektörde fark yaratan çözümlere imza atıyoruz. Gökçelik’in 50. kuruluş yıl dönümünü kutladığımız bu özel dönemde, önümüzdeki döneme yönelik stratejik planlamalarımızı teknoloji odaklı ürün geliştirme ve dijital dönüşüm alanında yoğunlaştırmış durumdayız. Ar-Ge bölümümüz tarafından geliştirilen; radyo frekans kontrollü, uzaktan arıza tespiti ve performans izleme özelliklerine sahip, LIFO ve FIFO projelerine uyumlu, çarpışma önleyici sensör donanımları, lityum iyon pil teknolojisi ve 1,5 tona kadar taşıma kapasitesi ile pazarda büyük beğeni toplayan “Mekik Raf Sistemimiz Gökçelik Depo Sistemlerinin yeni nesil teknoloji ürünü olarak öne çıkıyor. Yine Ar-Ge bölümümüz tarafından geliştirilen ve uygulandığı alanlarda yüzde 100 kapasite artışı sağlayan “Mobil Rack” sistemimiz ise sektörde fark yaratan çözümlerimiz arasında yerini almayı başarıyor. Perakende alanındaki dijital dönüşüme de öncülük ediyor, yapay zekâ destekli “Okut-Paketle-Öde” prensibiyle çalışan Kasiyersiz Kasa sistemimizle kullanıcı deneyimini ileriye taşıyoruz; elektronik etiket (ESL) çözümleriyle entegre yapısı sayesinde fiyat yönetimi, operasyonel verimlilik ve anlık güncelleme kabiliyetini müşterilerimize bir arada sunuyoruz. Rekabetin bu denli yoğun olduğu bir sektörde, Ar-Ge ve inovasyon yatırımlarının artık bir tercih değil, zorunluluk olduğuna inanıyoruz. Gökçelik olarak ürünlerimizi sadece bugünün ihtiyaçlarına göre değil, geleceğin dünyasını da öngörerek tasarlıyoruz. Mühendislik gücümüzü sürekli geliştiriyor, yenilikçi çözümlerle müşterilerimize katma değer sağlıyoruz. Şirketimiz bünyesindeki Ar-Ge ekiplerimiz; yeni nesil raf sistemleri, yüksek taşıma kapasiteli çözümler ve farklı sektörlere özel tasarımlar üzerinde çalışmalarını kesintisiz sürdürüyor. Bu çalışmalar, pazardaki rekabet gücünü artırırken, müşterilerimize de uzun vadeli ve verimli çözümler sunmamızı sağlıyor. Dijitalleşmeyi sadece üretim süreçleriyle sınırlı görmeyerek, tüm iş yapış biçimlerimize entegre eden bir yaklaşım benimsiyoruz. Üretimden lojistiğe, projelendirmeden satış sonrası hizmetlere kadar birçok alanda dijital çözümleri devreye alıyoruz. Endüstri 4.0 uygulamaları, otomasyon sistemleri ve veri odaklı yönetim anlayışı, operasyonel verimliliğimizi artıran en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Teknolojiye yatırım yapmak, bizim için geleceğe yatırım yapmak anlamına geliyor. Dijitalleşme sayesinde hem üretim kalitemizi artırıyor hem de müşterilerimize daha hızlı ve doğru çözümler sunabiliyoruz. Önümüzdeki dönemde de bu alandaki yatırımlarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Modern makine parkurumuz ve dijital altyapımızla, yüksek kalite standartlarında üretim yaparken, hatasız ve zamanında teslimat konusunda da sektör ortalamasının üzerinde bir performans sergiliyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="292" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/yusuf-bakioglu-12.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Yusuf Bakioğlu</strong></p>

<p><strong>Referans Holding YKB</strong></p>

<p><strong>Dijitalleşme ile gelen şeffaflık</strong></p>

<p>Referans Holding olarak operasyonel mükemmelliğimizi güçlendirdiğimiz ve kurumsal altyapımızı çok daha ileri bir seviyeye taşıdığımız stratejik bir dönem geçirdik. Bu süreçte dijitalleşme uygulamalarımızı yaygınlaştırarak veri temelli izlenebilirlik sistemlerini devreye aldık ve üretim kontrol mekanizmalarımızı en yeni teknolojik altyapılarla destekleyerek operasyonel verimliliğimizi önemli ölçüde artırdık. Teknolojik gelişmeleri bizim için yalnızca bir uyum süreci değil, aynı zamanda çok önemli bir rekabet avantajı alanı olarak görüyoruz. Dijital izlenebilirlik sistemlerimiz, elektronik kayıt ve dokümantasyon altyapılarımız sayesinde üretim, kalite ve operasyon süreçlerimizi tamamen entegre bir yapıya kavuşturduk. Verimliliğimizi en üst seviyeye çıkarmak amacıyla veri analitiği ve yapay zekâ destekli üretim izleme sistemlerini, otomatik kalite kontrol mekanizmalarını ve karbon ayak izi takip yazılımlarını başarıyla hayata geçirdik. Bu sayede hem operasyonel performans hem de çevresel sürdürülebilirlik açısından ölçülebilir kazanımlar elde ederken; karar alma süreçlerimizi çok daha analitik, hızlı ve şeffaf bir yapıya ulaştırdık.</p>

<p>Sürdürülebilirlik yaklaşımımızı; çevresel, sosyal ve ekonomik sorumlulukların dengeli biçimde yönetilmesi esasına dayandırıyor ve stratejimizin tam merkezinde konumlandırıyoruz. Doğal kaynakların verimli kullanımı, enerji ve su tasarrufu, atık azaltımı ve etkin atık yönetimi bizim temel önceliklerimiz arasında yer alıyor. Çevreci üretim anlayışımızı destekleyen dijital sistemlerimiz sayesinde kâğıt israfını en aza indirirken, çok daha büyük ve somut yeşil enerji adımları da atıyoruz. Bu kapsamda fabrikamızın çatısına kurduğumuz 420 adet güneş enerjisi paneli ile yıllık yaklaşık 340 bin kWh elektrik üretimi sağlıyor ve karbon ayak izimizin azaltılmasına doğrudan katkı sunuyoruz. Ayrıca lojistik operasyonlarımızda emisyon kontrolünü sıkı tutuyor, çevreci araçları tercih ediyor ve binek araç filomuzun bir bölümünü elektrikli araçlara dönüştürerek sürdürülebilirlik vizyonumuzu kararlılıkla uyguluyoruz.</p>

<p>Artan maliyet baskılarına ve ekonomik dalgalanmalara rağmen, güçlü stratejik planlama yaklaşımımız sayesinde operasyonel sürekliliğimizi korumayı başardık. Aynı zamanda insan kaynağımıza yönelik eğitim programları, süreç iyileştirme çalışmaları ve risk yönetimi uygulamalarıyla kurumsal dayanıklılığımızı daha da güçlendirerek, sürdürülebilir büyüme hedeflerimiz doğrultusunda istikrarlı ve güçlü bir performans sergilemeye devam ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="245" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/nuri-korustan-7.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Nuri Körüstan</strong></p>

<p><strong>Nuri Körüstan Makina Metal YKB</strong></p>

<p><strong>Teknolojiyle, taleplere hızlı dönüş</strong></p>

<p>Nuri Körüstan Makina Metal olarak, büküm, doğrultma ve testere kesim alanlarında yüksek kapasitemizle hizmet veriyoruz. Bünyemizde bulunan 7 adet CNC hidrolik abkant tezgâhı ile 6.000 mm boyunda ve 40 ile 600 ton arasında değişen kapasitede standart ve özel büküm işlemleri gerçekleştiriyoruz. Stres alma ve doğrultma işlemleri için kullandığımız leveling tezgâhı ile birlikte 150–600 ton aralığındaki 6 adet doğrultma presimiz, malzemelerin düzgün ve rijit şekilde işlenmesini sağlıyor. Testere kesim bölümümüzde ise 6 adet CNC testere tezgâhı ile 700 mm kalınlığa kadar olan malzemeleri 1.600 x 2.000 mm ölçülerine kadar kesebiliyoruz. Bu hizmetimizi de tıpkı diğer üretim süreçlerimizde olduğu gibi 7/24 esasına göre sunuyoruz. Levha sac, boru ve profil ürünleri, aşınmaya dayanıklı çelikler, köşebentler, lama ve kare ürünler, kreyn rayları ile özel profiller başta olmak üzere oldukça geniş bir ürün gamıyla faaliyet gösteriyoruz. Sahip olduğumuz güçlü makine parkuru sayesinde müşterilerimizin farklı ve özel taleplerine çok hızlı şekilde yanıt verebiliyoruz. Bu teknolojik altyapı firmamıza büyük bir esneklik kazandırırken, hizmet kalitemizi de doğrudan yükseltiyor. Yeni tesis yatırımımızla birlikte, çevreye duyarlı üretim anlayışımızı daha ileri bir seviyeye taşıdık. Enerji verimliliği yüksek makinelerimiz, atık yönetimi uygulamalarımız ve geri dönüşüm çalışmalarımızla karbon ayak izimizi azaltmayı hedefliyoruz. Bizim için çevreci üretim yalnızca bir tercih değil, sanayinin geleceği açısından bir zorunluluktur.</p>

<p><img height="308" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/levent-akyapak-6.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Levent Akyapak</strong></p>

<p><strong>Akyapak Makine Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Ar-Ge ve dijitalleşme israfı azaltıyor</strong></p>

<p>Akyapak Makine firması olarak biz Ar-Ge’ye verdiğimiz önemle sürdürülebilir enerjiden ulaşıma, sağlık altyapısından büyük endüstriyel projeleriyle pek çok alanda, makinelerin israfını azaltıyor ve güvenliği en üst seviyeye çıkarıyoruz. Hedeflerimiz doğrultusunda otomotivden savunma sanayine, enerjiden gemi inşasına kadar geniş bir yelpazede hizmet sunuyoruz. Osmangazi Köprüsü, Dubai Eye, Nef Stadyumu, İstanbul Havalimanı, Yüksek Hızlı Tren Projesi ve Bakü-Ceyhan Boru Hattı gibi birçok prestijli projede Akyapak imzası bulunuyor. Kendi makinelerimizi ithalata ihtiyaç duymadan üretebilen dünyadaki sayılı firmaların başında olarak yerli tasarımın ve yazılımın hem firmaya hem de ülke ekonomisine büyük katkısını sağlıyoruz. Proje bazlı üretimin güçlü bir inovasyon kültürü gerektirdiğine inanarak Ar-Ge yatırımlarının bu anlayış doğrultusunda şekillendiriyoruz. Bugüne kadar 20 tescilli patent, 8 endüstriyel tasarım ve TÜBİTAK destekli 16 Ar-Ge projesine imza atan firmamızla her özel siparişi yeni bir mühendislik çözümü olarak ele alıyoruz. Akyapak Makine olarak Ar-Ge çalışmalarının yanı sıra şirket içi süreçlerde de kapsamlı bir dijital dönüşüm yürütüyoruz. En ileri teknolojileri hem üretim hem de yönetim süreçlerine entegre eden firmamız, müşteri deneyimini sürekli iyileştirmeyi hedefliyor.</p>

<p></p>

<p><img height="257" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/ahmet-ozkul2.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Uzm. Dr. Ahmet Özkul</strong></p>

<p><strong>Hayat Hastanesi YKB</strong></p>

<p><strong>Dijitalleşmeye yatırım yapıyoruz</strong></p>

<p>Bursa, nüfus büyüklüğü ve ekonomik gücüyle ülkemizin en önemli şehirlerinden biri olmakla birlikte, tarih boyunca şifa dağıtan bir kent kimliğine de sahiptir. Kamu ve özel sektör tarafından yapılan sağlık yatırımlarıyla Bursa’nın, Türkiye’nin sağlık üssü olma yolunda hızla ilerlediğini görüyor ve biz de Özel Hayat Hastanesi olarak 47 yıldır bu büyük gelişime katkı sunmaktan gurur duyuyoruz. Kuruluşumuzdan bu yana insan odaklı, etik değerlere bağlı ve nitelikli sağlık hizmeti anlayışımızdan ödün vermeden yolumuza devam ediyoruz. Sağlık alanındaki vizyonumuzu ileriye taşımak adına ortopedi alanında yaşanan teknolojik gelişmeleri yakından takip ediyor; diz ve kalça protezi ameliyatlarında hasta konforunu ve cerrahi başarıyı önemli ölçüde artıran robotik cerrahi teknolojisini hastanemizde aktif olarak kullanıyoruz. Diz ve total kalça protezi ameliyatlarında bu teknolojiyi devreye alarak ortopedi cerrahisinde yeni bir dönemi başlattık; hastaya özel planlama, yüksek hassasiyet ve hızlı iyileşme avantajları sunan robotik cerrahi yöntemiyle protez ameliyatlarında çok daha başarılı sonuçlar elde ediyoruz. Ameliyat öncesi planlama ve ameliyat sırasındaki uygulama süreçlerinde ileri teknoloji robotik sistemleri kullandığımız bu yöntem sayesinde cerrahlarımız, hastanın anatomik yapısını bilgisayarlı tomografi çekimleriyle üç boyutlu olarak değerlendirerek kişiye özel en uygun protezi belirliyor ve yerleştirme sürecini milimetrik hassasiyetle kontrol edebiliyor. Sağlıkta ileri teknolojinin yanı sıra sürdürülebilirlik alanında da çok önemli adımlar atıyor, lisanssız Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımımızı hayata geçirmiş bulunuyoruz. Bu yatırımımız sayesinde yılda 4,4 milyon kWh enerji üretiyor ve Hayat Hastanesi’nin enerji ihtiyacının tamamını yenilenebilir kaynaklardan karşılıyoruz. Yaklaşık 1.617 hanenin yıllık elektrik ihtiyacına denk gelen bu yerli ve yeşil enerji kapasitemizin yanı sıra su ve doğalgaz tüketimini azaltmaya yönelik çevre dostu projelerimizi de kararlılıkla sürdürüyoruz; dijitalleşme ve enerji verimliliği, önümüzdeki dönemde de öncelikli yatırım alanlarımız arasında yer almaya devam edecektir.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><img height="251" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/muzaffer-cilek-6.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Muzaffer Çilek</strong></p>

<p><strong>Çilek Mobilya YKB</strong></p>

<p><strong>Ar-Ge ile ürün kapasitemizi güçlendiriyoruz</strong></p>

<p>Çilek markası olarak Bursa için önemli bir sanayi aktörü olduğumuzun bilincindeyiz. Şehrimizde istihdam, üretim ve ihracat odaklı yapımızla Bursa ekonomisine yüksek katma değer sağlıyoruz. Güçlü tedarik ekosistemimizle birlikte hem bölgesel kalkınmaya hem de sanayinin sürdürülebilir gelişimine öncülük ediyoruz.</p>

<p>Tasarımı, çocuk sağlığı ve güvenliğiyle birlikte ele alan özgün üretim anlayışımız, bugüne kadar birçok ulusal ve uluslararası prestijli ödülle taçlandırıldı. Son olarak 2025 yılında, dünyanın en prestijli tasarım ödüllerinden Good Design Award’da üç farklı tasarımımızla üç büyük ödül birden kazanmanın gururunu yaşadık. Bugün 5 kıtada, 50’den fazla ülkede ve 500’ü aşkın satış noktasında dünya çocuklarının hayallerine dokunmaya, onlar için güvenli alanlar inşa etmeye kararlılıkla devam ediyoruz. Önümüzdeki döneme ait yol haritamızda net hedeflerle ilerliyoruz. İçinde bulunduğumuz 2026 yılında temel odak noktalarımız; üretimde verimliliği ve kaliteyi daha da ileri taşımak, dijital dönüşüm projelerimizi tüm süreçlerimize yaygınlaştırmak olacaktır. Aynı zamanda Ar-Ge yatırımlarımızla ürün ve süreç geliştirme kapasitemizi güçlendirmeyi, ihracat pazarlarımızda ise çok daha derin ve etkin bir yönetim modeli kurmayı amaçlıyoruz. Verimliliğimizi ve küresel rekabet gücümüzü artırmak adına uzun süredir yalın üretim yaklaşımını benimsiyoruz. 2008 yılından bu yana yürüttüğümüz yalın üretim süreçleriyle israfı azaltan, kaliteyi artıran ve işlem sürelerini kısaltan kalıcı iyileştirmeler yapıyoruz. Bu noktada teknolojinin rolü de yadsınamaz. Gerçekleştirdiğimiz dijital dönüşüm hamleleri; üretim kalitemizi standardize etmeyi, hataları en aza indirmeyi ve rekabette bize büyük bir hız kazandırmayı mümkün kılıyor.</p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/nurcan-ozdemir-10.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Nurcan Özdemir</strong></p>

<p><strong>EPSA YKB</strong></p>

<p><strong>Kalitemizden ödün vermiyoruz</strong></p>

<p>EPSA olarak, yapı kimyasalları alanındaki yenilikçi yaklaşımımızı QUADROFLEX markamızla daha ileri bir noktaya taşıdık. Özellikle su yalıtımı, bina güçlendirme ve endüstriyel zemin kaplamaları alanında geliştirdiğimiz ürünlerle inşaat sektörüne daha dayanıklı ve uzun ömürlü çözümler sunuyoruz. QUADROFLEX ile yapıların daha sağlam ve sürdürülebilir olmasına katkı sağlıyoruz; bu marka, teknik disiplin ve kalite anlayışımızın sahadaki güçlü yansımasıdır.</p>

<p>Bunun yanı sıra Eskişehir’deki üretim tesisimiz, özellikle EPS bazlı ambalaj çözümleriyle dikkat çekiyor. Üretimimizin önemli bir bölümünü beyaz eşya ve tekstil sektörüne yönelik darbe dayanımlı, hafif ve yüksek koruma sağlayan ambalaj elemanları oluşturuyor. Bu alandaki üretim hacmimizle Türkiye’de ilk üç üretici arasında yer almanın gururunu yaşıyoruz. Tekstil sektörüne özel geliştirdiğimiz EPS separatör çözümlerimiz ise hem maliyet avantajı hem de çevre dostu yapısıyla ihracatçı firmalar için stratejik bir çözüm sunuyor.</p>

<p>TEKNOSAB’daki en önemli yatırımlarımızdan biri olan EPP (Expanded Polypropylene) üretim hattımız ile ileri mühendislik hamlemizi gerçekleştirdik. Tam otomatik kalıplama sistemleri, çok eksenli CNC kesim hattı ve yüksek kapasiteli buhar teknolojileriyle donattığımız tesisimiz sayesinde; EPP’nin hafiflik, yüksek darbe dayanımı, enerji absorpsiyonu ve geri dönüştürülebilirlik gibi avantajlarını yüksek hassasiyetle işleyebiliyoruz. Bu yatırım, mühendislik kapasitemizi geleceğe taşıyan stratejik bir adımdır. Mobilite dünyasında elektrikli araçların artan rolünü dikkate alarak, batarya güvenliği ve enerji absorpsiyonu sağlayan çözümler geliştirmeye odaklandık. Bu sayede otomotiv, elektrikli araç, savunma sanayi, lojistik ve beyaz eşya sektörleri için proje bazlı mühendislik parçaları üretme kabiliyetine ulaştık. Özellikle elektrikli araçlara yönelik batarya koruma modülleri ve darbe emici komponentler, yeni nesil ürün gamımızda öne çıkıyor. EPSA olarak, mevcut güçlü iç pazar konumumuzu korurken ihracatta daha kalıcı ve dengeli bir büyüme stratejisi izliyoruz. Afrika ve Orta Doğu pazarlarında attığımız adımların üzerine koymayı hedefliyor; hızlı büyümeden ziyade sürdürülebilir ve uzun vadeli iş birliklerine odaklanıyoruz. 2025 yılını yalnızca kapasite artışı değil, aynı zamanda kurumsal dönüşüm yılımız olarak değerlendiriyoruz. Bu doğrultuda yapı kimyasalları, EPS ve EPP üretimimizi entegre bir mühendislik vizyonuyla birleştirerek, çok sektörlü bir sanayi grubuna dönüşme yolunda kararlılıkla ilerliyoruz. Modern ve verimli üretim altyapımızla hem mevcut gücümüzü artırdık hem de yeni alanlara açıldık. Müşterilerimizle yalnızca ürün tedarikçisi değil, çözüm ortağı olarak çalışmaya devam edeceğiz.</p>

<p></p>

<p><img height="285" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/yesari-sualp-9.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Yesari Süralp</strong></p>

<p><strong>Ermetal Şirketler Grubu CEO</strong></p>

<p><strong>Teknolojiye liderlik ediyoruz</strong></p>

<p>Ermetal olarak, sürdürülebilirliği, Ar-Ge'yi ve dijital dönüşümü kurumsal stratejimizin merkezine yerleştirerek geleceğe emin adımlarla ilerliyoruz.Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı çerçevesinde, 'İklim Değişikliği ve Sera Gazı Emisyonlarının Azaltılması' konusunu temel stratejimiz olarak belirledik. 2014 yılından bu yana gönüllülük esasına dayalı olarak sera gazı emisyon envanterimizi oluşturuyor, CO₂ emisyonlarımızı KPI hedeflerimiz arasında titizlikle takip ediyoruz. ISO 14064 standardına uygun olarak belgelendirdiğimiz bu çalışmalarımızla, sürdürülebilirlik alanında sektörümüzün öncü firmaları arasında yer alıyoruz. Nitekim uluslararası değerlendirme kuruluşu EcoVadis tarafından karbon yönetimi alanında 'ileri seviye tedarikçi' olarak sınıflandırılmaktan ve geçtiğimiz yıl (2025'te) Ford Otosan tarafından bu alandaki performansımız nedeniyle ödüle layık görülmekten büyük gurur duyuyoruz. Geleceği şekillendirmenin yolunun inovasyondan geçtiğini biliyoruz. Bu doğrultuda, 2011 yılından bu yana Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı olarak faaliyet gösteren Ar-Ge merkezimizde, yaklaşık 60 mühendis ve teknisyenimizle güçlü projelere imza atıyoruz. Ar-Ge bütçemizi, ciromuzun yüzde 3,5–4,5’i gibi yüksek bir oranda tutarak; uluslararası iş birlikleri, patent/faydalı model çalışmaları, bilimsel yayınlar ve TÜBİTAK–TEYDEB destekli projelerle inovasyon yaklaşımımızı besliyoruz. Aynı şekilde Plasmot bünyesindeki Ar-Ge çalışmalarımızı da başarıyla sürdürüyoruz. Tüm bu süreçleri taçlandıran dijital dönüşümü ise yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil, bütüncül bir yönetim modeli olarak ele alıyoruz. Gelişmiş ERP altyapımız sayesinde uçtan uca dijital süreç yönetimi sağlarken; üretim ve lojistik planlamamızı otomatik sistemlerle yürütüyoruz. IoT, dijital ikiz, yapay zekâ, makine öğrenmesi ve robotik süreç otomasyonu gibi geleceğin teknolojilerinde Ar-Ge projeleri geliştiriyoruz. Elbette dijitalleşmenin temel unsurlarından biri olan bilgi güvenliğini de unutmuyoruz; ISO 27001 sertifikasıyla desteklenen altyapımız sayesinde siber güvenlik alanında ileri seviye koruma sağlıyoruz.</p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/turkay-eyrice-eyrice-dental-grup-yk-baskani-10.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Türkay Eyrice</strong></p>

<p><strong>Eyrice Dental Grubu YKB</strong></p>

<p><strong>Kalitemizi teknolojiyle arttırıyoruz</strong></p>

<p>Eyrice Dental Grubu olarak, çeyrek asrı aşan tecrübemizle Bursa’dan dünyaya açılırken, TEKNOSAB’daki yeni tesisimizle hem Türkiye ekonomisine hem de küresel diş protezi endüstrisine yön vermeye hazırlanıyoruz. Dijitalleşme ve yapay zekâ destekli üretim sistemleriyle donatacağımız bu yeni tesisimiz; enerji verimliliği yüksek, kendi enerjisini üreten ve tıbbi atıklarını kendi bünyesinde bertaraf edebilen çevreci bir modelle tasarlandı. Fabrikamız, bu yönüyle Türkiye’de diş protezi üretiminde bir ilk olacak. Diş protezi tamamen kişiye özel bir üründür; seri üretimi ya da stoklanması mümkün değildir. Her protez, hastadan alınan ölçülere göre birebir üretilir. Bu nedenle üretimde en üst düzey hassasiyetle çalışıyor, yapay zekâ destekli sistemlerle kalite standartlarımızı daha da yukarı taşıyoruz. Bizim için bu yeni fabrika yalnızca bir üretim alanı değil, aynı zamanda bir eğitim merkezi olacak. Üniversitelerle gerçekleştireceğimiz iş birlikleri sayesinde sektöre nitelikli insan kaynağı kazandırmayı hedefliyoruz. Endüstri 4.0 altyapısına sahip üretim hatlarının yer alacağı tesiste yaklaşık bin kişiye yeni istihdam sağlayacağız. Gençlerimizin son teknolojiyle donatılmış bir ortamda yetişmesini çok önemsiyoruz; bu tesis hem üretim hem de eğitim anlamında sektörümüz için örnek bir yapı olacak. TEKNOSAB’daki bu yatırımımız, ülkemiz açısından da stratejik bir eşiktir. Fabrikamız tamamlandığında Türkiye; ABD, Hindistan ve Çin’in ardından son teknolojiyle diş protezi üreten dünyadaki dördüncü ülke konumuna yükselecek. Bu hem sektörümüz hem de ülkemiz adına tarihi bir adımdır. Üretimdeki bu gücümüzü, sağlık hizmetleri alanındaki entegre yapımızla destekliyoruz. Grup bünyemizde faaliyet gösteren Eyrice Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi (ADSM), Bursa’nın ilk A Grubu Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi olma özelliğini taşıyor. Modern altyapısı, uzman hekim kadrosu ve entegre diş protez laboratuvarıyla hizmet veren merkezimizde; ameliyathane, sedasyon ünitesi, çocuk kliniği ve engelli hasta birimlerimizle hasta konforunu her zaman ön planda tutuyoruz.</p>

<p><img height="184" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/lutfi-akincioglu-5.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Lütfi Akıncıoğlu</strong></p>

<p><strong>Lothbrog Makine YKB</strong></p>

<p><strong>Ciromuzun yüzde 15’ini Ar-Ge’ye ayırıyoruz</strong></p>

<p>Alanında dünya lideri olan Gweike tarafından üretilen fiber lazer teknolojilerini ülkemize kazandıran bir şirket olarak, firmaların tasarımsal özgürlüklerini genişletmelerine ve üretim vizyonlarını ileriye taşımalarına katkı sağlıyoruz. Lothbrog Makine olarak sektörde yalnızca sunduğumuz ileri teknoloji çözümleriyle değil; kalite anlayışımız, güçlü satış sonrası hizmet yapımız, yaygın teknik servis ağımız ve müşteri memnuniyeti odaklı yaklaşımımızla da ayrışan bir konumda yer alıyoruz. Satış sonrası süreçleri bizim için bir hizmetten öte, uzun soluklu bir iş ortaklığıdır; bu nedenle müşterilerimizin üretim sürekliliğini ve verimliliğini her zaman ön planda tutuyoruz. Öte yandan temsil ettiğimiz Gweike markasının cirosunun yüzde 15’ini Ar-Ge’ye ayırması, ülkemize sunduğumuz teknolojinin sürekli güncel kalmasını sağlıyor; çünkü bizim için teknoloji durağan değildir ve biz de bu dinamizmi müşterilerimize doğrudan yansıtıyoruz. Bu yenilikçi vizyonumuzu sergilemek, verimliliğimizi ve rekabet gücümüzü artırmak amacıyla ulusal ve uluslararası fuarlara yaklaşık 500 metrekarelik büyük stantlarla aktif katılım sağlıyoruz. İleri teknolojiye sahip lazer kesim makinelerimizi ve entegre üretim çözümlerini ziyaretçilerle buluşturduğumuz bu fuarlar sayesinde, hem mevcut müşterilerimizle birebir temas kurma hem de yeni iş birlikleri geliştirme imkânı elde ediyoruz; sektörel beklentileri doğrudan analiz ederek operasyonel süreçlerimizi daha verimli ve rekabetçi hâle getiriyoruz. Fuar katılımlarımızın yanı sıra, teknik ekiplerimiz için düzenlediğimiz sürekli eğitim programları sayesinde servis kalitemizi de her geçen gün yükseltiyoruz. Şirket olarak sürdürülebilirliği yalnızca çevresel değil; ekonomik ve sosyal boyutlarıyla da bütünsel olarak ele alıyoruz. Geliştirdiğimiz dijital altyapılar sayesinde servis takibi, müşteri ilişkileri ve operasyonel süreçlerimizi tamamen veriye dayalı olarak yönetiyoruz. Kaynakların verimli kullanımı ve süreçlerin sürekli iyileştirilmesiyle uzun vadeli ekonomik sürdürülebilirliği desteklerken, insan kaynağını stratejik bir değer olarak konumlandırıyoruz. Bu doğrultuda, uzun vadeli insan kaynağı planlaması yapıyor, çalışanlarımızın gelişimini destekleyen sürdürülebilir eğitim programlarına yatırım yapıyoruz; tüm bu çalışmalarımızla, makine sektöründe yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin gerekliliklerine de yanıt veren güçlü ve kalıcı bir yapılanma oluşturmayı hedefliyoruz.</p>

<p><img height="293" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/erol-kilic-5.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Dr. Erol Kılıç</strong></p>

<p><strong>BURTOM YKB</strong></p>

<p><strong>Sağlık sistemi dijitalleşmeyle güçlenecek</strong></p>

<p>BURTOM Sağlık Grubu olarak, yapay zekâyı geleceğin değil, bugünün sağlık teknolojisi olarak konumlandırıyoruz. Grubumuz bünyesindeki yapay zekâ destekli MR ve Bilgisayarlı Tomografi (BT) cihazlarımız sayesinde daha kısa çekim süreleri, daha net görüntüler ve daha düşük radyasyon dozları sunuyoruz. Bu teknoloji; küçük lezyonların tespiti, hareket artefaktlarının azaltılması ve radyologlarımıza karar destek mekanizması sunması açısından tanı süreçlerimize çok önemli katkılar sağlıyor. Yapay zekâyı hekimlerimizin yerine geçen bir sistem olarak değil, onların kararlarını güçlendiren güçlü bir yardımcı olarak görüyoruz. Bu yatırımlarımızla hasta güvenliğini ve klinik başarımızı en üst seviyeye çıkarıyoruz. Sağlık hizmetini yalnızca insan sağlığıyla sınırlı görmüyor, çevresel sürdürülebilirliği de kurumsal sorumluluğumuzun asli bir parçası olarak ele alıyoruz. Bu kapsamda İnegöl’de hayata geçirdiğimiz Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımımızla, grubumuzun elektrik ihtiyacının yüzde 100’ünü yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılıyoruz. Toplam 27 bin metrekare alana kurulu santralimiz sayesinde yılda 2.236 MWh elektrik üretiyor ve 983 ton CO₂ salımının önüne geçiyoruz. Bu yatırımla hem doğaya hem de ülke ekonomisine katma değer sağlamanın gururunu yaşıyoruz. Gelecek vizyonumuzu yalnızca niceliksel bir büyüme üzerine değil; verimlilik, kalite ve uzmanlaşma üzerine kuruyoruz. İçinde bulunduğumuz 2026 yılı itibarıyla mevcut merkezlerimizde teknolojik kapasitemizin artırılması, nitelikli insan kaynağına dayalı istihdam politikalarımız ve stratejik yeni yatırımlarımız öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Uzun vadeli amacımız; BURTOM’u sadece hizmet sunan bir sağlık grubu değil, entegre sağlık çözümleri üreten dev bir ekosistem haline getirmektir. Sağlık turizmi, yaşlı bakımı, geriatri, sağlıklı yaşam ve bütüncül tıp alanlarındaki öncü uygulamalarımızla hem ulusal hem de uluslararası ölçekte değer üretmeyi hedefliyoruz. 32 yıllık kurumsal hafızamız, güçlü teknolojik altyapımız ve etik değerlerden ödün vermeyen yaklaşımımızla, geleceğin sağlık hizmetlerini bugünden inşa etmeye kararlılıkla devam edeceğiz.</p>

<p><img height="283" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/osman-guler-13.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Osman Güler</strong></p>

<p><strong>Elektroteks YKB</strong></p>

<p><strong>Gelecek vizyonumuzda dijitalleşme var</strong></p>

<p>Elektroteks olarak büyümemizi yalnızca kapasite artışıyla değil, sürdürülebilir üretim anlayışıyla destekliyoruz. Görükle Sanayi Bölgesi’nde devreye aldığımız 40 bin metrekarelik yeni üretim tesisimiz ve Kayapa OSB’deki fabrikamızla birlikte toplam 55 bin metrekarelik üretim alanına ulaştık. Enerji ihtiyacımızın önemli bir bölümünü güneş enerjisinden karşılıyor, çevreci enerji kullanımıyla karbon ayak izimizi azaltırken maliyet verimliliği de sağlıyoruz. Bunun yanı sıra, kadın istihdamını artırmaya yönelik projelerimizle özellikle imalat ve otomasyon bölümlerimizde kadın çalışan sayımızı yükseltmeyi hedefliyoruz. Gelecek vizyonumuzda robotik üretim ve dijitalleşme çok önemli bir yer tutuyor. Yatak üretiminde kullanılan malzemelerin esnekliği robot entegrasyonunu zorlaştırsa da uzun süredir bu alanda çalışıyoruz. Hedefimiz, dünya genelinde robotik sistemlerle donatılmış ‘karanlık fabrikalar’ kurmaktır. ERP ve CRM sistemlerimizle üretim ve müşteri yönetimimizi dijital ortama taşırken, Ar-Ge merkezimizde her ay yeni projeler geliştirerek teknolojik üstünlüğümüzü sürdürüyoruz. Bursa merkezli üretim gücümüz, entegre çözümlerimiz ve teknoloji odaklı vizyonumuzla; yatak ve sünger üretim teknolojilerinde dünya liderliği hedefimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Türkiye’nin makine ihracatında öncü markalarından biri olarak hem sektörümüze yön veriyor hem de ülke ekonomisine katma değer sağlamaya devam ediyoruz.</p>

<p><img height="375" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/murat-tarakcioglu-img-0045-scaled.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Murat Tarakçıoğlu</strong></p>

<p><strong>Cargill Gıda YKB</strong></p>

<p><strong>Tarımın merkezinde inovasyon var</strong></p>

<p>Cargill Gıda olarak, Türkiye tarımının dijitalleşmesinde gerçek bir başarı hikayesine dönüşen "1000 Çiftçi 1000 Bereket" programımızla gurur duyuyoruz. Yedinci yılında 27 ilde 7.000’in üzerinde mısır, ayçiçeği, kanola ve zeytin üreticisine ulaşan bu programımızla, bugün 1 milyon dekarı aşkın bir alanda güçlü bir etki yaratmaya devam ediyoruz. Çiftçilerimize sunduğumuz ücretsiz tarımsal eğitim, dijital tarım araçlarına erişim ve tarlaya özel danışmanlık hizmetleriyle 2019’dan bu yana verimlilikte yüzde 20’ye, karlılıkta ise yüzde 39’a varan artışlar sağladık. Üstelik programımızın, yatırılan her 1 TL’ye karşılık 3,72 TL sosyal fayda yaratması, projemizin başarısını tescilleyen en somut göstergelerden biri oldu. Tarımsal üretimde kadınların gücünü görünür kılmak amacıyla 2024 yılında programımıza eklediğimiz Kadın Çiftçi Modülü ile bu etkiyi daha da güçlendirdik.2025 yılında yakaladığımız bu güçlü ivmeyi, içinde bulunduğumuz 2026 yılında da kararlılıkla sürdürmeyi hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde en büyük önceliğimiz, Türkiye’nin geleceğine olan inancımızın bir göstergesi olarak ülkemiz için katma değer üretmeye devam etmek olacaktır. Bu doğrultuda sürdürülebilirlik ve inovasyon, tüm faaliyetlerimizin merkezinde yer alacaktır. Tarımda verimliliği ve çiftçi refahını artıran "1000 Çiftçi 1000 Bereket" gibi başarılı programlarımızı yaygınlaştırmak, su kaynaklarının korunması gibi kritik çevresel konularda sorumluluk üstlenmek ve faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde toplumsal fayda yaratmak, 2026 ajandamızın temel başlıklarını oluşturmaktadır. Cargill olarak, Türkiye’nin ekonomik büyümesine paralel bir şekilde sosyal ve çevresel refahına da katkı sağlama hedefimizi daha da ileriye taşıyacak, ülkemizin sürdürülebilir geleceğinin inşasında aktif rol oynamaya devam edeceğiz.</p>

<p><img height="311" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/oktay-akyildiz2-8.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Oktay Akyıldız</strong></p>

<p><strong>NUKON Lazer Makine YKB Vekili</strong></p>

<p><strong>Ar-Ge ile sektörde hızla yükseliyoruz</strong></p>

<p>NUKON olarak, sektörün geleceğini şekillendiren temel dinamiklerin bilinciyle hareket ediyor; dijitalleşme, enerji verimliliği ve otomasyon–yapay zekâ entegrasyonunu stratejik önceliğimiz olarak görüyoruz. Bizim için dijitalleşme artık bir tercihten öte, tamamen bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu dönüşümün merkezinde yer alan lazer kesim makinelerimizde; OPC-UA tabanlı haberleşme altyapısı, uzaktan izleme ve hata analizi sistemleri, yapay zekâ destekli kesim optimizasyonu, veri analitiği ve robotik yükleme–boşaltma çözümlerini standart olarak sunuyoruz. Geliştirdiğimiz bu sistemler sayesinde makine performansını anlık olarak izliyor, sorun giderme süreçlerini optimize ederek üretim verimliliğini artırıyor ve müşterilerimizin ERP sistemleriyle tam uyum sağlıyoruz. Yapay zekâ ve veri analitiğiyle desteklediğimiz bu altyapı sayesinde, üretim süreçlerinde maksimum verim hedefini destekliyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sektördeki hızlı yükselişimizin temelinde, üretim gücümüz kadar Ar-Ge’ye verdiğimiz büyük önem bulunuyor. Rekabet avantajının yalnızca makine üretmekle sınırlı kalmadığının; yazılım, elektronik ve performans algoritmalarının sürekli geliştirilmesiyle sürdürülebilir hale geldiğinin farkındayız. Bu nedenle Ar-Ge çalışmalarımızı; daha hızlı kesim, düşük enerji tüketimi, yüksek dayanıklılık, üstün yüzey kalitesi ve akıllı makine davranışları üzerine yoğunlaştırıyoruz. Fiber lazer kesim teknolojilerindeki güçlü altyapımızı sürekli geliştirerek; güvenilir, dayanıklı ve özelleştirilebilir çözümlerle sektörün ihtiyaçlarına yanıt vermeyi amaçlıyoruz. Bu yaklaşımımızla, endüstriyel verimliliğin artırılmasında kritik bir rol oynuyoruz.</p>

<p>Endüstri 4.0’ın sunduğu imkânları ve fiber lazer teknolojilerindeki gelişmeleri yakından takip ederek geleceğin sanayisine yön vermeyi hedefliyoruz. Otomasyon ve robotik entegrasyonun, lazer kesim teknolojilerinin geleceğini belirleyen başlıca unsurlar olacağını öngörürken; enerji verimliliği ve çevresel sürdürülebilirlik konularının da üretim süreçlerinde giderek daha fazla önem kazandığına dikkat çekiyoruz. Bugün üretim hacmimiz, ihracat performansımız ve Ar-Ge kapasitemizle, lazer kesim makineleri alanında Türkiye’nin küresel rekabet gücünü temsil eden firmalar arasında yer alıyoruz. Sektörün geleceğinin hız, hassasiyet, enerji verimliliği ve dijitalleşme üzerine kurulu olduğunun bilinciyle, bu dönüşümün itici gücü olma kararlılığımızı sürdürüyoruz.</p>

<p><img height="336" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/safak-cetiner-9.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Şafak Çetiner</strong></p>

<p><strong>Bekamak Makine Satış Direktörü</strong></p>

<p><strong>Teknolojik yetkinliğimiz Ar-Ge ile gerçekleşiyor</strong></p>

<p>Sürekli gelişim ve yenilikçi üretim felsefesini temel alan şirketimiz BEKAMAK, 2019 yılında kurduğumuz tescilli Ar-Ge merkezimiz ile teknolojik yetkinliğini daha da ileri taşıdı. Bugün 210 kişilik uzman kadromuz ve 22 bin 500 metrekarelik üretim alanımız ile metal sektörüne yüksek katma değerli çözümler sunuyor, sahip olduğumuz mühendislik birikimini global rekabete başarıyla yansıtıyoruz. Büyüme stratejimizi yalnızca kapasite artışıyla değil, sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarla şekillendiriyoruz. Bu doğrultuda hayata geçirdiğimiz 1030 kWp kapasiteli Çatı GES yatırımımız, çevreye duyarlı üretim yaklaşımımızın somut göstergelerinden biri oldu. Devreye aldığımız bu yatırımla birlikte, artık tüm enerji ihtiyacımızı güneşten karşılar hale geldik. Enerjimizin yüzde 100’ünün güneşten gelmesi sadece ekonomik bir kazanım değil, karbon ayak izimizi azaltarak çevresel sorumluluğumuzu yerine getirmenin de bir yoludur. Geleceğe yönelik adımlarımızı da şimdiden planlıyoruz. 2030 yılına kadar mevcut üretim alanımızı genişleterek 40.000 metrekareye çıkarmayı ve istihdam kapasitemizi artırmayı hedefliyoruz. Bu büyüme planı hem üretim gücümüzü artırmayı hem de BEKAMAK’ın sektördeki lider konumunu uzun vadede güvence altına almayı amaçlıyor. BEKAMAK olarak, dijitalleşme ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarımızla da sektörde örnek gösterilen firmalar arasında yer alıyoruz. TÜBİTAK 1711 Yapay Zekâ Ekosistem Çağrısı kapsamında destek almaya hak kazanan ‘Metal Kesim Makineleri için Büyük Dil Modeli Tabanlı Akıllı Asistan’ projemiz, bu alandaki vizyonumuzu net bir şekilde ortaya koyuyor. BEKAMIND alt markamız altında yürüttüğümüz bu çalışmalarla; kestirimci bakım, arıza öncesi uyarılar, üretim optimizasyonu ve operatörlerimize doğal dilde destek gibi özellikler sunarak makinelerimizi “öğrenen” sistemlere dönüştürüyoruz. Süreci dijital ikiz, parametre optimizasyonu ve kullanıcı destek sistemleriyle de güçlendiriyoruz. Geleceği teknoloji, sürdürülebilirlik ve insan odaklı yatırımlarımızla inşa etmeye devam edeceğiz.</p>

<p><img height="280" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/barbaros-onulay-3.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Barbaros Onulay</strong></p>

<p><strong>Bursa Beton Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>Uzun ömürlülük Ar-Ge öncülüğünde oluyor</strong></p>

<p>Bursa Beton olarak; Bursa, Kütahya, Yalova, Bandırma ve Kocaeli’de faaliyet gösteren 20 tesisimizle, günlük 22 bin 800 metreküp üretim kapasitesine sahibiz. Tam otomasyonlu beton santrallerimiz, güçlü araç filomuz, agrega üretim ve kırma-eleme tesislerimizle entegre bir üretim modeli benimsiyoruz. Kaliteli ve kontrollü hammadde kullanımı, üretim anlayışımızın temelini oluşturuyor. Ar-Ge çalışmalarımızla uzun ömürlü, dayanıklı ve yüksek performanslı beton üretimine odaklanıyoruz. Müşterilerimize yalnızca ürün değil, aynı zamanda güvenilir ve sürdürülebilir çözümler sunmayı hedefliyoruz. Beton kalitesini sürekli kontrol altında tutuyor, ulusal ve uluslararası standartlara tam uyum sağlıyoruz. Çevre dostu üretim anlayışımız, tüm faaliyetlerimizin merkezinde yer alıyor. Sürdürülebilirlik ve bütün faaliyetlerimizde çevresel etkileri azaltmak ve çevrenin korunmasına katkı sağlamak temel prensiplerimizdendir. Uçucu kül kullanımıyla karbon ayak izimizi azaltıyor, geri kazanım ünitelerinde toplanan agregayı yeniden üretim sürecine dahil ederek doğal kaynakların korunmasına katkı sağlıyoruz. Ayrıca tesislerimizde geri kazanım suyu ve yağmur sularını değerlendiriyoruz. Bu çevreci yaklaşımımızın Yeşil Nokta Çevre Ödülü gibi prestijli ödüllerle tescillenmiş olmasından da gurur duyuyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="265" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/osman-aslav-8.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Osman Aşlav</strong></p>

<p><strong>Demircioğlu Grup YKB</strong></p>

<p><strong>Dijitalleşmeyi yakından takip ediyoruz</strong></p>

<p>Demircioğlu Grup olarak üretim vizyonumuzu; yüksek kaliteyi düşük maliyetle, doğru zamanda ve istenen miktarda sunma prensibi üzerine kuruyoruz. Kanuni yükümlülüklere tam uyum sağlayarak, kalite yönetim sistemini tüm çalışanlarımızın ortak sorumluluğu olarak görüyoruz. Modern teknoloji yatırımlarımız ve eğitimli personel yapımızla süreçlerimizi sürekli iyileştiriyor, “sürekli gelişme” anlayışını üretim kültürümüzün merkezine yerleştiriyoruz. Bizim için kalite bir sonuç değil, bir süreçtir. Üretimin her aşamasında verimlilik, standartlaşma ve kontrol mekanizmalarını titizlikle uyguluyoruz. Hedefimiz, bugüne kadar yakaladığımız kalite seviyesini daha da yukarı taşımak ve müşteri memnuniyetini kalıcı hale getirmektir. Grubumuz, otomotiv endüstrisine yönelik süspansiyon elemanları ve şase bileşenleri üretiminde uzmanlaşmış güçlü bir yapıya sahiptir. Ürün portföyümüzde; profil şase sistemleri, körük taşıyıcı traversler, viraj denge çubukları, körük alt pistonları, üst pleytler ile otobüs, kamyon ve dorse grubu şase bileşenleri yer alıyor. Gelişmiş makine parkurumuz, hassas üretim tekniklerimiz ve kalite kontrol süreçlerimiz sayesinde, ağır vasıta sektörünün ihtiyaç duyduğu dayanıklılık ve güvenlik standartlarını en üst düzeyde karşılıyoruz. Üretim süreçlerimizde modern teknolojiyi etkin biçimde kullanan Demircioğlu Şase markamızla hem dayanıklılığı hem de maliyet etkinliğini her zaman ön planda tutuyoruz. Misyonumuz; müşteri memnuniyetini en önde tutan, teknolojiyi kesintisiz takip eden, hem müşterilerimize hem de ülke ekonomisine yüksek katma değer sağlayan bir firma olmaktır. Çevreye saygılı üretim anlayışını benimseyerek, sürdürülebilir büyümeyi stratejik hedeflerimizin merkezinde görüyoruz. Vizyonumuzu ise yurt içi ve yurt dışında otomotiv endüstrisi için süspansiyon elemanları üretimi grubunda lider firmalardan biri olmak şeklinde tanımlıyoruz. Küresel pazarda daha güçlü bir marka olma hedefiyle yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da üretimde, yönetimde ve kalitede öncü olma ilkemizle hareket edeceğiz. Hedefimiz, Demircioğlu Şase’yi uluslararası pazarda çok daha güçlü bir oyuncu haline getirmektir. Yarım asrı aşan tecrübemiz, üretim gücümüz ve kalite odaklı yaklaşımımızla, Bursa’dan Türkiye’ye ve dünyaya uzanan bu başarı hikâyesini kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.</p>

<p></p>

<p><img height="319" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/erdi-altintas-7.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Erdi Altıntaş</strong></p>

<p><strong>ESA Lojistik YKB</strong></p>

<p><strong>Lojistiği dijitalleştiriyoruz</strong></p>

<p>ESA Lojistik olarak, uluslararası karayolu taşımacılığından parsiyel çözümlere, minivan hizmetlerinden hava ve denizyolu taşımacılığına kadar uzanan oldukça geniş bir yelpazede katma değerli hizmetler sunuyoruz. Avrupa genelindeki güçlü lojistik ağımız ve kapıdan kapıya teslimat modelimizle müşterilerimizin operasyonel verimliliğini artırırken, çevre dostu uygulamalarımız sayesinde karbon ayak izimizi azaltacak adımları kararlılıkla atıyoruz. Pandemi süreci, lojistik sektörünün küresel ve yerel düzeyde ne kadar kritik bir rol üstlendiğini hepimize çok net bir şekilde gösterdi. Bizim vizyonumuza göre lojistik; yalnızca bir taşımacılık faaliyeti değil, ekonomik ve sosyal hayatın sürdürülebilirliği açısından temel bir can damarıdır. Türkiye; Avrupa, Orta Doğu, Türk Cumhuriyetleri ve Afrika arasında çok önemli, stratejik bir köprü konumunda yer alıyor. Bu benzersiz avantajı çok daha güçlü kılabilmemiz için ülke genelinde lojistik altyapı yatırımlarının hız kesmeden artırılması gerektiğine inanıyorum. İhracatımızdaki güçlü artışla paralel olarak; karayolunda sürücü kalitemizin yükseltilmesi, gümrük süreçlerinin sadeleştirilmesi ve navlun fiyatlarına standart getirilmesi sektörümüzün geleceği için büyük önem taşıyor. Ayrıca denizyolu yatırımlarına ağırlık verilerek konteyner hacminde çok daha büyük ivmeler yakalayabiliriz. Müşterilerimize finansal ve operasyonel kolaylık sağlamak adına depolama hizmetlerimizde de esnek iş modelleri geliştirdik. Firmalar komple bir depo kiralamak yerine, kendi güncel ihtiyaçlarına göre palet ya da metrekare bazlı alan kiralayabiliyorlar. En üst düzey güvenlik sistemleri ve sigorta güvencesiyle korunan depolarımızla, kısa ve uzun vadeli çözümler sunarak iş ortaklarımızın maliyetlerini optimize ediyoruz. Bunun yanı sıra, özellikle Bursa–İstanbul hattında gerçekleştirdiğimiz düzenli günlük parsiyel taşımalarla bölgedeki ticari mobilitenin en güçlü destekçilerinden biriyiz. ESA Lojistik olarak teknolojiyi işimizin kalbine koyuyor ve gelirimizin yüzde 20’sini doğrudan Ar-Ge çalışmalarımıza ayırarak dijitalleşmeye dev yatırımlar yapıyoruz. Gelişmiş araç takip sistemlerimiz ve uçtan uca entegre müşteri yönetim altyapımız sayesinde, tüm operasyonel süreçleri anlık ve şeffaf olarak izleyebiliyoruz. Dijitalleşmenin en temel yapı taşını ise bilgi güvenliği olarak görüyoruz; ISO 27001 sertifikalı altyapımızla siber güvenlik alanında en üst seviyede koruma sağlıyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="167" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/anil-aliriza-sohoglu-evo-grup-6.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Anıl Alirıza Şohoğlu</strong></p>

<p><strong>EVO Mühendislik YKB</strong></p>

<p><strong>Rekabetin yolu Ar-Ge ve inovasyon</strong></p>

<p>EVO Mühendislik olarak; fabrikalar, alışveriş merkezleri, hastaneler, iş merkezleri ve kamu tesisleri başta olmak üzere insan yaşamının ve üretimin olduğu her alanda nitelikli mekanik sistem çözümleri sunuyoruz. Buhar tesisatları, gaz hatları, endüstriyel ve genel havalandırma sistemleri, yangın koruma ve söndürme sistemleri, ısıtma-soğutma sistemleri, sıhhi tesisatlar ve komple mekanik tesisat taahhüt işlerindeki uzmanlığımızla sektörde güçlü referanslara sahibiz. Projelerimizin tasarım aşamasından uygulamaya kadar tüm süreçlerini, yürürlükteki mevzuatlar ve uluslararası teknik standartlar doğrultusunda titizlikle yürütüyoruz.</p>

<p>Sektörümüzde rekabet avantajı elde etmenin yolunun inovasyon ve Ar-Ge yatırımlarından geçtiğine inanıyoruz. Bu doğrultuda, özellikle enerji ve mekanik taahhüt alanlarında yeni teknolojilere yönelik kapsamlı çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Proje süreçlerimizde dijitalleşmeyi merkeze alırken, teknik kapasitemizi artıracak yazılım ve sistem yatırımlarımızı da hız kesmeden sürdürüyoruz. Taahhüt projelerimizi artık dijital platformlarda anlık olarak takip ediyoruz. Dijital proje takibi ve anlık veri akışı sayesinde süreç yönetiminde verimliliğimizi artırırken, hata oranlarımızı minimize ediyoruz. Bu yaklaşımımız hem zaman yönetimini hem de kalite kontrolünü bizim için çok daha etkin hale getiriyor. Bu sayede iş ortaklarımıza daha verimli, daha güvenli ve daha sürdürülebilir projeler üretiyoruz.</p>

<p>Mühendislik birikimimizi enerji sektörüne de taşıyarak yenilenebilir enerji yatırımlarına güçlü bir şekilde yönelmiş durumdayız. Adıyaman’da kurduğumuz güneş enerjisi santrali (GES) ve Sivas’ta hayata geçirdiğimiz biyometanizasyon tesisi, sürdürülebilir enerji vizyonumuzun en somut örnekleri arasında yer alıyor. Geleceğimizi korumak ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak adına sürdürülebilir enerji kaynaklarına yönelmeyi bir tercih değil, bir zorunluluk olarak görüyoruz. Bu doğrultuda; çevresel yükümlülüklere tam uyum, önleyici risk yönetimi, etkin kaynak kullanımı ve enerji verimliliği ilkeleriyle hareket ediyoruz. Çevresel riskleri minimize etmeyi ve sürekli iyileştirme anlayışını kurumsal kültürümüzün ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><img height="166" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/mustafa-gumus-11.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Mustafa Gümüş</strong></p>

<p><strong>Gümüş Enerji YKB</strong></p>

<p><strong>Yeni teknolojilere Ar-Ge ile adapteyiz</strong></p>

<p>Gümüş Enerji olarak, Self Silver Steamer, Infrared, Arı, Külhan, prosese özel fırın fırınlarımız ve Gold Flame proses yakıcılarımız gibi geniş ürün yelpazemizle farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik yüksek verimli ısıtma çözümleri sunuyoruz. Küresel ölçekte enerji verimliliğine katkı sunmayı amaçlıyor, sürdürülebilir bir gelecek için çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Geliştirdiğimiz makineler yalnızca Türkiye’de değil; Avrupa, Orta Doğu ve Asya başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde güvenle kullanılıyor. Uluslararası fuarlarda aldığımız ödüllerle başarımızı kanıtlamaya devam ederken, Self Silver Steamer ürünümüzle EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuarı’nda ödüle layık görülmenin gururunu yaşıyoruz. Çevreye duyarlı üretim anlayışımızla karbon ayak izini azaltmayı hedefliyor, Ar-Ge çalışmalarımıza büyük önem vererek yeni teknolojileri yakından takip ediyoruz. Bu vizyonla, TÜBİTAK’ın “Sanayide Yeşil Dönüşüm Çağrısı” kapsamında destek almaya hak kazanan Q TERM projemizde tek bir makineyle açık en düz boya tüm kumaş ve boyar maddelerin kullanılabildiği yenilikçi bir sistem geliştirdik. Projemiz sayesinde boya fiskeleme sürecinde hem boyar madde hem de su kullanımı ciddi oranda azalıyor; kumaşta kullanılan boyar madde miktarı düştüğü için yıkama sürecini hava destekli olarak tamamlıyoruz. Daha önce geliştirdiğimiz makinelerle entegre edilen bu sistemimiz, işletmelere yaklaşık yüzde 75 oranında verimlilik sağlıyor. Tekstilden dondurarak kurutmaya uzanan yenilikçi hamlelerimiz kapsamında, mevcut sistemlerde uzun süren ve yüksek enerji tüketen süreçleri inceleyerek daha kısa sürede, daha düşük enerjiyle çalışan bir proses hattı geliştirdik; böylece üretim maliyetlerini düşürerek ürünlerin daha geniş kitlelere ulaşmasını hedefliyoruz. Gümüş Enerji olarak, grup bünyemizdeki Safira Tekstil, Utku Isı Sistemleri, Envira Çevre ve Argent Kimya gibi şirketlerimizle de enerji, çevre ve sanayi alanlarında entegre çözümler sunmaya kararlılıkla devam ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="190" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/sinan-turel-1.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Sinan Türel</strong></p>

<p><strong>Lima Logistics Kurucu Ortağı</strong></p>

<p><strong>Temel odağımız teknoloji ve sürdürülebilirlik</strong></p>

<p>Oldukça geniş ve entegre bir hizmet ağına sahip bir şirket olarak; havayolu, karayolu, denizyolu ve intermodal taşımacılığın yanı sıra ekspres kurye, fuar lojistiği ve proje taşımacılığı gibi uzmanlık gerektiren alanlarda da uluslararası ölçekte hizmet sunuyoruz. Lima Logistics olarak en önemli farkımız, standart çözümler yerine her yükü kendi dinamikleri içinde değerlendirerek müşterilerimize ihtiyaca özel planlamalar sunmamızdır. Uluslararası büyüme yolculuğumuzda önemli bir adımı Hollanda merkezli Lima Europe ile attık ve Avrupa’daki operasyonel gücümüzü her geçen gün artırıyoruz; orta vadede Romanya’daki yapılanmamızı güçlendirmeyi hedeflerken, Almanya ve Amerika’da planladığımız yeni yatırımlarla global ağımızı adım adım, sağlam ve sürdürülebilir bir yapı üzerine kurmayı hedefliyoruz. Bu küresel büyüme vizyonumuzun yanı sıra, 2026 ajandamızda odağımıza üç temel başlığı aldık: insan, teknoloji ve sürdürülebilirlik. Müşteri odaklılığımızı daha da derinleştirerek hizmet kalitemizi ve çözüm esnekliğimizi artırıyor; dijitalleşme ve yapay zekâ yatırımlarımızla iş süreçlerimizi daha verimli, hızlı ve akıllı hale getiriyoruz. Sürdürülebilirliği tüm iş yapış biçimimize entegre ederek çevresel ve toplumsal fayda üretmeye odaklanıyor; bu dönüşümü desteklemek için yeni bir eğitim platformunu devreye alıyor, performans sistemlerimizi yeniliyor ve toplantı kültürümüzü daha verimli bir yapıya dönüştürüyoruz. Şirket kültürümüzdeki bu gelişimle birlikte, artık çalışanlarımızı yalnızca yaptıkları iş kadar değil, işe kattıkları değer üzerinden değerlendiren modern bir modele geçiş yapıyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="293" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/mustafa-yildirim-mac-bending-4.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Mustafa Yıldırım</strong></p>

<p><strong>Mac Machines YKB</strong></p>

<p><strong>Ar-Ge şirketlerin varlık sebebi</strong></p>

<p>Mac Machines olarak operasyonel yaklaşımımızın merkezinde verimlilik yer alıyor ve tüm süreçlerimizi yalın üretim prensipleri doğrultusunda optimize ederek mühendislikten kalite kontrole kadar her aşamayı entegre bir sistemle yönetiyoruz. Sürekli eğitimlerle desteklediğimiz insan kaynağımız, küresel pazardaki rekabet gücümüzü artıran en temel unsurumuzdur. Ar-Ge çalışmalarımızı müşteri geri bildirimleri ve teknolojik gelişmeler doğrultusunda şekillendiriyor; performansı artıran, bakım süreçlerini kolaylaştıran ve kullanıcı deneyimini iyileştiren yenilikçi çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Dijital dönüşümü stratejik bir gereklilik olarak gördüğümüz için üretim planlama, kalite kontrol ve satış sonrası süreçlerimizde dijital sistemlerden aktif olarak faydalanıyoruz; çünkü teknolojik dönüşüme hızlı adapte olamayan firmaların rekabet gücünün zayıfladığının bilincindeyiz ve bu nedenle dijitalleşmeyi ve Ar-Ge’yi basit bir yatırım kalemi değil, şirketimizin varlık sebebi olarak kabul ediyoruz. İhracatta güçlü bir marka konumu elde ettiğimiz bu süreçte, 2026 vizyonumuz doğrultusunda ihracat pazarlarımızı genişletmeyi, Ar-Ge yatırımlarımızı daha da artırmayı ve otomasyon seviyesi yüksek, katma değerli makine çözümlerine odaklanmayı sürdürüyoruz. Yeni makine serilerimiz ve kapasite artırıcı yatırımlarımızla en büyük hedefimiz, Mac Machines’i uluslararası pazarlarda referans gösterilen bir Türk sanayi markası haline getirmek ve yerli üretimin gücünü dünyaya çok daha güçlü şekilde taşımaktır. Bursa’nın güçlü sanayi ekosisteminin aktif bir parçası olarak, yarattığımız istihdam, yerel tedarik zinciri iş birliklerimiz ve ihracat yoluyla sağladığımız döviz girdisiyle kent ekonomisine doğrudan katkı sunmanın gururunu yaşıyoruz. Ticari başarılarımızın yanı sıra, genç mühendislerin sektöre kazandırılması ve teknik bilginin paylaşılması gibi sosyal sorumluluk alanlarına da büyük önem veriyoruz; metal işleme teknolojilerinde mühendislik odaklı yaklaşımımız, sürdürülebilir büyüme vizyonumuz ve küresel ihracat hedeflerimizle, Bursa’dan dünyaya uzanan güçlü bir sanayi markası olarak yolumuza emin adımlarla devam ediyoruz.</p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/meltem-yildiz.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Meltem Yıldız</strong></p>

<p><strong>Norkven YKB Yardımcısı</strong></p>

<p><strong>Verimlilik üzerine Ar-Ge çalışmaları yapıyoruz</strong></p>

<p>Norkven olarak, enerji sektöründe faaliyet göstermenin beraberinde getirdiği çok önemli sorumlulukların bilinciyle hareket ediyoruz. Bizim için çevre dostu ve verimli sistemler artık bir tercih değil, tamamen bir zorunluluktur. Bu doğrultuda, verimli enerji sistemleri, uzun ömürlü ürün tasarımları ve minimum karbon ayak izi hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özellikle enerji izleme ve verimlilik çözümleri üzerine yoğun Ar-Ge yatırımları yapıyoruz. Sürdürülebilirlik yaklaşımımız hem üretim süreçlerimizde hem de tasarladığımız projelerde belirleyici bir unsur olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Bunun yanı sıra dijital dönüşüm çalışmaları şirket kültürümüzün çok önemli bir parçası hâline geldi. Yapay zekâ destekli satış yönetimi, ERP altyapısı ve servis planlama sistemleri sayesinde hem iç süreçlerimizde büyük bir hız kazandık hem de müşteri memnuniyetimizi ciddi oranda artırdık.</p>

<p>Toplumsal katkı başlığında ise en çok nitelikli insan kaynağına yatırım yapmaya önem veriyoruz. Genç mühendislerin sektöre kazandırılması, teknik eğitim programlarıyla bilgi paylaşımı ve yerel kalkınmaya katkı sağlayan projeler her zaman önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bursa merkezli bir firma olarak; üretim, istihdam, ihracat ve yan sanayi iş birliklerimizle bölge ekonomisine değer katmaya devam ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>İbrahim Can Altıparmak</strong></p>

<p><strong>Nümerik Ve Oemak Makine Kurucu Ortakları</strong></p>

<p><strong>Ar-Ge şirket kültürümüz</strong></p>

<p>OEMAK Makine olarak, Nümerik Mühendislik’in metal sektöründe edindiği güçlü otomasyon tecrübesini ahşap işleme teknolojilerine taşıyor ve sektörümüzde güçlü bir yerli alternatif oluşturuyoruz.CNC ahşap torna ve CNC freze makineleri üretiminde uzmanlaşan bir firma olarak, özellikle yurt dışından ithal edilen 5 eksen CNC ahşap makinelerine karşı dünya standartlarında, kullanıcı dostu ve tamamen yerli çözümler sunuyoruz. Geliştirdiğimiz bu ileri teknolojik altyapı sayesinde kullanıcılarımızın yüksek teknolojiye erişimini kolaylaştırmakla kalmıyor; aynı zamanda ülkemizin bu alandaki dışa bağımlılığının azaltılmasına da çok ciddi bir katkı sağlıyoruz. Geniş ürün gamımız, güçlü satış sonrası hizmetlerimiz ve kesintisiz teknik destek altyapımızla ahşap işleme sektöründe güvenilir ve yenilikçi bir marka olarak konumlanıyoruz. Bizim için Ar-Ge, sadece ayrı bir birim olmanın çok ötesinde, şirket kültürümüzün tam merkezinde yer alıyor. Sahadan ve müşterilerimizden gelen her geri bildirimi ürün geliştirme süreçlerimize hızla entegre ediyor; yeni nesil kontrol sistemleri, otomasyon çözümleri ve yazılım güncellemeleriyle makinelerimizi sürekli olarak yeniliyoruz. Bu çevik ve dinamik yapımız, değişen pazar koşullarına anında uyum sağlamamıza olanak tanıyor. Yerli mühendislik gücümüzü yazılım ve üretim kabiliyetimizle birleştirerek, sadece bugünün değil yarının ihtiyaçlarına da cevap verebilecek makineler geliştirmeyi hedefliyoruz. Geleceğe yatırımın en önemli ayağını insan kaynağı olarak görüyoruz. Bu doğrultuda üniversiteler ve meslek okullarıyla kurduğumuz güçlü iş birlikleri sayesinde, genç mühendis ve teknisyenlerimizin sektöre kazandırılmasına katkı sunuyoruz. Sahip olduğumuz eğitimli iş gücü, üretim kalitemizi ve yenilikçi bakış açımızı besleyen en temel unsur olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p>

<p><img height="238" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/yagmur-ertoksoz-10.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Yağmur Ertoksöz</strong></p>

<p><strong>Oktay Holding Dış Ticaret Sorumlusu</strong></p>

<p><strong>Teknoloji ve Ar-Ge ile yenilikçi ürünler</strong></p>

<p>Oktay Holding olarak, çatımız altında yer alan Heinz Parts ve Heinz Linear markalarımızla, yedek parça tedarikinden elektromanyetik sistemlere kadar uzanan geniş bir alanda yüksek teknolojili ve uluslararası kalite standartlarında çözümler sunuyoruz. Yedek parça tedarik alanında faaliyet gösteren markamız Heinz Parts ile liman araçları başta olmak üzere tel, kablo, filtre ve lastik ürün gruplarında güvenilir bir ortak olarak öne çıkıyoruz. Sektördeki konumumuzu rekabetçi fiyat politikamız ve kısa termin sürelerimizle her geçen gün daha da güçlendiriyoruz. Diğer yandan elektromanyetik sistemler ve elektrostatik toz boya alanında uzmanlaşan markamız Heinz Linear ile otomotiv ve çelik sanayine yönelik manyetik tutucular, ayırıcılar, tamburlar ve özel üretim çözümler geliştiriyoruz. Ayrıca mimari, endüstriyel, otomotiv ve beyaz eşya boyalarından oluşan geniş ürün yelpazemizle çok farklı sektörlerdeki müşterilerimize hitap ediyoruz. Hertz Motor ve Heinz Linear bünyesinde yürüttüğümüz Ar-Ge çalışmalarıyla CNC, otomotiv ve çelik sanayine yönelik yenilikçi ürünler geliştirmeyi sürdürüyoruz. Sadece teknolojiye değil, gezegenimizin geleceğine de odaklanarak çevre dostu üretim anlayışıyla karbon ayak izimizi azaltmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda yeniden kullanılabilir ambalajları ve sürdürülebilir üretim süreçlerini operasyonlarımızın merkezinde tutuyoruz. Holding olarak, dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamalarını iş süreçlerimizin ayrılmaz bir parçası haline getiriyoruz. Bizim için teknoloji, tüm iş süreçlerimizi geliştirirken insan odaklı yaklaşımımızı her adımda destekleyen ve bizi geleceğe taşıyan en güçlü araçtır.</p>

<p></p>

<p><img height="308" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/osman-yildiz-4.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Osman Yıldız</strong></p>

<p><strong>Oytaş Yıldız İnşaat YKB</strong></p>

<p><strong>İnovasyon iş modelimiz</strong></p>

<p>Oytaş Yıldız İnşaat olarak, Bursa’nın sanayideki yeni merkezlerinden biri olan Bursa Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi (TEKNOSAB)’nde üstlendiğimiz projelerle öne çıkıyoruz. TEKNOSAB’da global firmalara yönelik fabrika inşaatlarının yanı sıra altyapı ve mevcut tesis güçlendirme çalışmalarını da titizlikle yürütüyor, bu yatırımlarımızla Bursa sanayisinin geleceğine doğrudan katkı sunuyoruz. Hem bölgemiz hem de ülke ekonomimiz açısından stratejik önem taşıyan bu projelerde, sürdürülebilirlik ve inovasyonu iş modelimizin merkezine alıyoruz. Yeşil bina konsepti doğrultusunda çevresel etkileri en aza indiren projeler geliştiriyor; enerji verimliliği sağlayan sistemler, geri dönüştürülebilir malzemeler ve çevre dostu uygulamalarla yatırımcılarımıza uzun vadeli ekonomik avantajlar sunarak gelecek odaklı yapı anlayışımızla sektörde fark yaratıyoruz. Ülkemizin en büyük gerçeklerinden biri olan deprem bilinciyle hareket ediyor, tüm projelerimizde ileri mühendislik çözümleri ve titiz denetim süreçleri uyguluyoruz. Müşteri güvenliği bizim her zaman en temel önceliğimizdir. Bu nedenle her projemizde statik hesaplamaları, beton kalitesini ve mühendislik detaylarını en ince ayrıntısına kadar denetliyoruz. Özellikle fabrika güçlendirme alanında üst seviyede bir uzmanlığa ve ciddi bir bilgi birikimine sahibiz. Statik hesaplamalar ve yüksek beton kalitesi kontrolleriyle yapı güvenliğini her zaman en üst seviyede tutuyoruz.</p>

<p>Sektörel deneyimimizi genç nesillere aktarmayı da kurumsal bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu kapsamda Bursa Teknik Üniversitesi ile yürüttüğümüz güçlü iş birliği sayesinde öğrencilere staj imkânı sunuyor, teorik bilgilerin sahada pratiğe dönüşmesine katkı sağlıyoruz. Sektörümüzün geleceği açısından genç mühendislerin en iyi şekilde yetişmesine büyük bir önem veriyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="308" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/rasim-cagan-4.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Rasim Çağan</strong></p>

<p><strong>Rudolf Duraner Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>Operasyonel verimlilik teknoloji ile artıyor</strong></p>

<p>Rudolf Duraner olarak, tekstil sektöründe rekabetçiliğimizi korumak ve geleceği şekillendirmek adına dijitalleşmeyi, verimliliği ve katma değerli üretimi stratejimizin merkezine koyuyoruz<strong>.</strong> Sektörümüzde verimliliğin artık bir zorunluluk haline geldiğinin bilinciyle, manuel ve verimsiz proseslerin hızla dijitalleşmesi gerektiğine inanıyoruz. Üretim süreçlerini dijitalleştirmek, küresel pazarda güçlü kalmamız için şarttır. Bu doğrultuda, kendi bünyemizde geliştirdiğimiz dijital platformlar sayesinde müşterilerimizin üretim süreçlerini en ince ayrıntısına kadar analiz ediyoruz. Gerçekleştirdiğimiz bu analizler ışığında proses iyileştirmeleri yapıyor; böylece müşterilerimizin operasyonel verimliliklerini artırırken, üretim maliyetlerini ciddi oranda düşürmelerine doğrudan katkı sağlıyoruz. Yalnızca bugünü değil, geleceği de titizlikle planlayan bir anlayışla faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Müşterilerimizin hizmet ettiği pazarları, küresel tüketici trendlerini ve beklentilerin nasıl değiştiğini yakından analiz ediyoruz. Bu sayede pazarın ihtiyaçlarını henüz oluşmadan önceden öngörüyor, müşterilerimizin ürettikleri ürünlerin katma değerini artırmalarına güçlü bir şekilde destek oluyoruz. Türk tekstil sektörünün geleceğinin artık sadece ham üretim gücüyle ayakta kalamayacağının farkındayız; bu doğrultuda sektörümüzün küresel arenada liderliğini sürdürebilmesi için tasarım gücünü, yüksek kalite anlayışını ve güçlü marka olma vizyonunu her adımda destekliyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="276" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/sinan-oktem.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Sinan Öktem</strong></p>

<p><strong>Uludağ Enerji CEO’su</strong></p>

<p><strong>Yol haritamızı dijitalleşmeyle şekillendiriyoruz</strong></p>

<p>Uludağ Enerji olarak, sürdürülebilirlik yaklaşımımızı tüm stratejik kararlarımızın temeli haline getiriyor; finansal performansımızın ötesinde toplumsal katkıyı da büyümemizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz<strong>.</strong> Bizim için enerji sektörünün geleceği, çevresel sorumlulukla ekonomik büyümeyi tam anlamıyla birlikte ele almayı gerektiriyor. Bu doğrultuda yatırımlarımızı yalnızca bugünün ihtiyaçlarına göre değil, yarının iklim ve kaynak gerçekliğini gözeterek planlıyoruz. İklim değişikliğiyle mücadele, dijitalleşme, müşteri memnuniyeti ve toplumsal etki başlıkları altında şekillendirdiğimiz yol haritamız; teknik kayıplarımızın azaltılması, uzaktan müdahale kapasitemizin artırılması ve kaynak verimliliğimizin yükseltilmesi gibi son derece somut hedefler içeriyor. Hayata geçirdiğimiz dijitalleşme ve verimlilik odaklı projelerimiz sayesinde hem karbon ayak izimizi her geçen gün daha da azaltıyor hem de hizmet kalitemizi sürekli olarak artırıyoruz. Çevresel sorumluluğumuzu somut bir katkıya dönüştürmek amacıyla yürüttüğümüz "Yeşil Dönüşüm Ormanları" projemiz kapsamında ise tam 80 bin metrekarelik yeşil alan oluşturmanın gururunu yaşıyoruz.</p>

<p>Toplumsal fayda sağlamayı ve sosyal sorumlulukta öncü olmayı kurumsal misyonumuz olarak benimsiyoruz. Erken yaşta enerji tasarrufu ve güvenliği bilincini kazandırmayı hedeflediğimiz "Enerjini Geleceğe Taşı" projemizle geçtiğimiz yıl tam 41 bin çocuğumuza ulaştık. "Trafolar Konuşuyor" projemiz aracılığıyla kan bağışı, kadına yönelik şiddet ve toplumsal farkındalık gibi hayati konuları sokaklardaki trafolarımıza taşıyarak toplumsal bilinci destekliyoruz. Sanat ve enerjiyi uluslararası ölçekte buluşturan "Şehrin Işıkları" fotoğraf yarışmamızla kültürel gelişime katkı sunarken; her yıl Ekim ayında yürüttüğümüz "Pembe Lambalar" ve "Pembe Faturalar" projelerimizle meme kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çekiyoruz. Geleceğe yatırım yapma vizyonumuzla, toplumumuza ve çevreye değer katmaya kararlılıkla devam ediyoruz.</p>

<p><img height="283" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/ayhan-korgavus-8.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Ayhan Korgavuş</strong></p>

<p><strong>Ünver Group Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Ar-Ge ile müşteri taleplerine hızlı dönüş</strong></p>

<p>Ünver Group olarak, otomotiv sektöründeki küresel dönüşümün hız kazandığı bu dönemde, özellikle elektrikli araç projelerini şirket stratejimizin tam merkezine koyuyoruz<strong>.</strong> Elektrikli araçlarla birlikte batarya ve termal yönetim sistemlerinin çok daha kritik hâle geldiğinin bilinciyle, Ar-Ge ve üretim altyapımızı bu büyük dönüşüme en uygun şekilde yapılandırıyoruz. İçinde bulunduğumuz 2026 yılında elektrikli araç projelerindeki payımızı daha da artırmayı hedefliyoruz. 2017 yılından bu yana resmi Ar-Ge merkezi statüsünde olan şirketimizde; müşterilerimizin özel taleplerine yönelik ürün geliştirme, kalıp tasarımı ve performans testlerini oldukça kapsamlı bir laboratuvar altyapısıyla yürütüyoruz. Teknolojik gücümüzü artırmak adına, bu yıl laboratuvar altyapımıza yeni bir test makinesi yatırımı yapmayı da planlıyoruz.2026 yılına ilişkin küresel planlamalarımız kapsamında bizim için çok önemli bir eşik olan harika bir gelişmeyi paylaşmanın gururunu yaşıyoruz. İngiltere’ye, dünyanın en prestijli markalarından biri olan McLaren’ın bir modeline yönelik doğrudan ürün sevkiyatımıza başlıyoruz. Premium segmentte yer alan böyle global bir markanın doğrudan tedarikçisi olmak; yüksek teknik yeterliliğimizin, ödün vermediğimiz kalite disiplinimizin ve sürdürülebilir üretim anlayışımızın en somut göstergesidir. Bu prestijli projenin, küresel tedarik zincirindeki konumumuzu çok daha güçlü bir seviyeye taşıyacağına inanıyoruz.</p>

<p><img height="243" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/ceyhun-yalcin-2.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Ceyhun Yalçın</strong></p>

<p><strong>Yalçın Elektrik Grubu Kurucusu </strong></p>

<p><strong>Teknoloji ile markamız doğdu</strong></p>

<p>Yalçın Elektrik Grubu olarak, başarımızın arkasında birbirini tamamlayan ve stratejik olarak konumlandırdığımız güçlü faaliyet alanlarımız yer alıyor.</p>

<p>Sürdürülebilir büyümenin, uzmanlaşmış ama aynı zamanda birbirini besleyen yapılar kurmaktan geçtiğine inanıyoruz. Bu nedenle her yatırımımızı stratejik bir bütünün parçası olarak ele alıyoruz. Grup bünyemizde; Yalçın Elektrik ile endüstriyel elektrik taahhüt projeleri yürütüyor, Bursa Şalt Merkezi ile elektrik malzemeleri tedariki sağlıyor, Neser Sac İşleme Merkezi ile sac işleme ve endüstriyel üretim operasyonlarımızı gerçekleştiriyoruz. Ayrıca BEY PANO markamızla modüler ve boş pano üretimi yaparken, ACK Geri Dönüşüm markamızla da plastik geri dönüşüm ve çevresel sürdürülebilirlik alanlarında aktif olarak faaliyet gösteriyoruz.</p>

<p>Üretim tarafındaki en dikkat çekici dönüşümlerimizden birini Neser Sac İşleme Merkezi ile gerçekleştirdik. 2010 yılında yerel ihtiyaçlara cevap vermek amacıyla kurduğumuz Neser'i, 2021 yılında yaptığımız makine, altyapı ve insan kaynağı yatırımlarıyla bambaşka bir noktaya taşıdık. Bu büyük dönüşümle birlikte modüler pano üretimine geçiş yaptık. Üretim kapasitemizi ve kalite standardımızı artırınca, bizim için markalaşma ve ihracat kaçınılmaz bir hale geldi. Bu stratejik sürecin doğal ve başarılı bir sonucu olarak da BEY PANO markamızı doğurmuş olduk.</p>

<p><img height="216" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/gorkem-varlik.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Görkem Varlık</strong></p>

<p><strong>İNOKSAN CEO</strong></p>

<p><strong>Teknolojiyle gelen performans</strong></p>

<p>İNOKSAN olarak, 45 yıllık köklü geçmişimizi güçlü bir dönüşüm iradesiyle birleştiriyor; yenilikçi bakış açımızla sektörde yön belirleyen marka konumumuzu pekiştiriyoruz. İçinde bulunduğumuz 2026 yılında amacımız yalnızca büyümek değil; değer üreten, kârlılığı sürdürülebilir kılan ve sektörde yön belirleyen bir İNOKSAN inşa etmektir. Organizasyonumuzu, süreçlerimizi ve stratejik önceliklerimizi yeniden yapılandırdığımız bu büyük dönüşümde temel hedefimiz; ürün kalitemiz, teknolojimiz, proje uzmanlığımız ve sektör vizyonumuzla hem Türkiye'de hem de dünyada belirleyici markalar arasındaki yerimizi daha da güçlendirmektir. Bu kararlılığımızı sadece organizasyonel bir yapılanmayla sınırlı tutmuyor, kurum kültürümüzün tamamına yayıyoruz. Bu doğrultuda çalışan deneyimini güçlendiren, yetkinlik gelişimini önceleyen ve performans odaklı bir yönetim anlayışını benimsiyoruz. İnsan kaynağımızı en stratejik değerimiz olarak konumlandırarak; teknik uzmanlığı artıran eğitim programları, liderlik gelişim süreçleri ve veri temelli performans sistemleri ile kurumsal kapasitemizi çok daha ileriye taşıyoruz. Yeni dönemimizde müşteri deneyimini de dönüşüm ajandamızın tam merkezine alıyoruz. Proje bazlı üretim kabiliyetimizi, satış sonrası hizmet altyapımızı ve çözüm odaklı mühendislik yaklaşımımızı daha da güçlendirerek, müşterilerimize yalnızca ürün değil, uçtan uca entegre çözümler sunmayı amaçlıyoruz. Özellikle büyük ölçekli otel, hastane, zincir restoran ve endüstriyel tesis projelerinde çözüm ortağı kimliğimizi çok daha görünür hale getirmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda, teknik servis ağımızı yaygınlaştırıyor ve dijital servis takip sistemlerimizi hızla devreye alıyoruz.</p>

<p>Attığımız tüm bu adımlarla, 45 yıllık köklü deneyimimizi yalnızca geçmişin bir birikimi olarak değil, geleceğimizin en stratejik gücü olarak değerlendiriyoruz. "Geleceği Üreten Dönüşüm" vizyonumuz doğrultusunda, daha çevik, daha rekabetçi ve daha yenilikçi bir kurum yapısı inşa ediyoruz. Değişen küresel dinamikler karşısında proaktif bir yaklaşım benimseyerek, endüstriyel mutfak sektöründe yalnızca takip eden değil, dünya standartlarını belirleyen bir oyuncu olma kararlılığıyla yolumuza devam ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="309" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/ilker-oral-3.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>İlker Oral</strong></p>

<p><strong>Sinta YKB Vekili</strong></p>

<p><strong>Teknolojiye ve dijitalleşmeye hızlı uyum</strong></p>

<p>SİNTA olarak, rekabet gücümüzü artıran en temel unsurlardan birinin teknolojiye gösterdiğimiz hızlı uyum olduğunun bilinciyle hareket ediyor; dijital dönüşümü yalnızca üretimde değil, tüm yönetim süreçlerimizde de hayata geçiriyoruz<strong>.</strong></p>

<p>İş süreçlerimizde yapay zekâ, siber güvenlik ve robotik süreç otomasyonları gibi en ileri dijital çözümlerden aktif olarak yararlanıyoruz. Dijital dönüşüm çalışmalarımız; maliyetlerimizi kontrol altına almamıza, operasyonel verimliliğimizi artırmamıza ve projelerimizi çok daha etkin bir şekilde yönetmemize olanak sağlıyor.</p>

<p>Verimlilik politikalarımız kapsamında kalifiye insan kaynağımıza yatırım yapmayı, sürekli iyileştirme süreçlerini uygulamayı, kalite yönetim sistemlerini güçlendirmeyi ve çalışan motivasyonuna yönelik adımları her zaman ön planda tutuyoruz. SİNTA güvencesiyle ürettiğimiz tüm yapı elemanlarını düzenli olarak TSE denetimlerinden geçirerek, yüksek kalite sürekliliğimizi her zaman garanti altına alıyoruz.</p>

<p><img height="318" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/zarif-alp-11.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Zarif Alp</strong></p>

<p><strong>İzmakpar Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>Dijitalleşme bizim kaldıracımız</strong></p>

<p>İzmakpar olarak, tüm üretim süreçlerini kendi bünyesinde yürüten entegre yapımızla sektörde fark yaratıyoruz. Progresif kalıplardan kaynak, montaj, işleme ve kontrol fikstürlerine kadar tüm sistemlerimizi CAD/CAM destekli 3D tasarımlarla geliştiriyor; 3D CMM ve robotik ölçüm sistemlerimizin yanı sıra gelişmiş laboratuvarlarımızla kaliteyi en üst seviyede tutuyoruz. Bugün CNC işleme, lazer kesim, abkant ve boru bükme ile kumlama gibi geniş bir proses çeşitliliğiyle farklı sektörlere hizmet sunarken, 950 tona kadar ulaşan pres kapasitemizle seri ve yüksek kaliteli üretime imza atıyoruz. Manuel ve robotik kaynak işlemlerimizin yanı sıra boya ve kaplama süreçlerini de kendi çatımız altında yürüterek tam kontrol sağlıyoruz.</p>

<p>Bu güçlü altyapımız sayesinde, üretimimizin önemli bir bölümünü doğrudan otomotiv ana sanayisine ihraç ediyor ve özellikle Avrupa pazarındaki konumumuzu her geçen yıl daha da güçlendiriyoruz. Küresel belirsizliklerin yaşandığı dönemlerde dahi verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı anlayışımızla büyüme hedeflerimizden taviz vermiyoruz. 2000’li yıllardan itibaren otomasyona yaptığımız yatırımlarla makine parkurumuzu sürekli yeniliyor, nitelikli insan kaynağımızı en son teknolojiyle buluşturarak toplam kalite bilinciyle hareket ediyoruz. Bizim için en kritik nokta şu; makine yatırımlarımızı, bu teknolojileri en verimli şekilde kullanacak insan kaynağımızla birlikte planlıyoruz. Bu sayede verimliliğimizi artırırken küresel rekabette de öne çıkıyoruz ve dijitalleşmeyi şirketimiz için stratejik bir kaldıraç olarak görüyoruz. Tüm bu büyüme yolculuğunda sürdürülebilirliği bir tercih değil, kaçınılmaz bir zorunluluk olarak kabul ediyoruz. Dijitalleşen süreçlerimiz, enerji verimliliği uygulamalarımız, yeşil enerji yatırımlarımız ve sıfır atık politikalarımızla sürdürülebilir üretimi iş modelimizin tam merkezine yerleştirdik. Üretimimizin her aşamasını çevreye, doğaya ve insana saygı ilkeleri doğrultusunda şekillendiriyoruz; çünkü attığımız her adımın, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma hedefimizin bir parçası olduğunun bilincindeyiz.</p>

<p></p>

<p><img height="264" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/ozer-matli.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Özer Matlı</strong></p>

<p><strong>Bursa Ticaret Borsası YKB</strong></p>

<p><strong>Dijital dönüşüm tarımın vizyonu</strong></p>

<p>Bursa Ticaret Borsası olarak başarımızı yalnızca işlem hacmindeki artışla sınırlı görmüyoruz. Tarım ticaretinin geleceğini fiziki pazarların ötesine taşıyan dijital bir dönüşüm vizyonuyla hareket ediyoruz. Türkiye Ürün İhtisas Borsası’nın A grubu büyük hissedarları arasında yer alan kurumumuzda, dijitalleşmeyi bir araç değil, ticaretin yeni omurgası olarak konumlandırıyoruz. Bu vizyonumuzun en somut örneklerinden biri, kurucu ortakları arasında yer aldığımız Marmara Ürün Piyasası Aracı Kurumu’dur (Marmara ÜPAK). Ocak ayında başlayan işlemlerle birlikte Marmara ÜPAK’ta 637 milyon TL’yi aşan bir işlem hacmine ulaştık. 22 borsanın yer aldığı bu platformda Bursa’mızın üst sıralarda konumlanması, kentimizin tarım ticaretinde dijitalleşmenin öncü merkezlerinden biri haline geldiğini açıkça gösteriyor. Üretilen değerin doğru pazarlara taşınmasının sürdürülebilirliğin temel şartı olduğuna inanıyoruz. Ticaret Bakanlığı destekleriyle yürüttüğümüz Gıda UR-GE Projesi ile firmalarımızın küresel rekabet gücünü artırmayı hedefliyoruz. 2025 yılında Romanya ve Bulgaristan’da gerçekleştirdiğimiz B2B organizasyonları, Bursa gıda sektörüne yeni pazarların kapısını aralarken aynı zamanda yeni bir ticaret disiplini kazandırdı. Bu süreç, Bursa gıda sektörümüzün güçlü ve rekabetçi yapısını net biçimde ortaya koydu.</p>

<p>Küresel ligde kalıcı olmanın yolu ölçek büyütmekten geçiyor. İçinde bulunduğumuz 2026 yılında ise rotamızı Japonya başta olmak üzere Asya pazarlarına çeviriyoruz. Amacımız kısa vadeli kazançlar değil, uzun vadeli ve sürdürülebilir ticari ilişkiler kurmaktır.</p>

<p></p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/tuncer-hatunoglu-2.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Fatih Tuncer Hatunoğlu</strong></p>

<p><strong>BUSİAD YKB</strong></p>

<p><strong>Dijitalleşme verimliliği arttırıyor</strong></p>

<p>BUSİAD olarak dönüşüm vizyonumuzu; yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm ve toplumsal dönüşüm olmak üzere üç temel başlık üzerine kuruyoruz. Bu üç başlık arasında bizim için toplumsal dönüşümün yeri her zaman önceliklidir. Çünkü dijital ve yeşil dönüşüm; ancak kentli olma bilincini içselleştirmiş, üretimin sadece ekonomik değil toplumsal fayda yarattığının farkında olan bireylerle mümkündür. Bizler, işte böyle bir kent ve dünya hayalinin peşinden koşuyoruz. Bursa’mız geçmişte sanayileşmede her zaman öncü bir rol üstlendi. Nasıl ki bundan 65 yıl önce sanayiye pilotluk yapmış bir kent isek, bugün de dönüşüme pilotluk yapmaya ve yeni bir hikâye yazmaya kararlıyız. Gelişme hayalimizdeki Bursa, tam olarak bu yoldan geçiyor. Bu hedef doğrultusunda; eğitim, tarım ve gıda, dijital dönüşüm, yenilikçilik ve yaratıcılık, sürdürülebilirlik ve enerji gibi alanlarda uzmanlık gruplarımızla çok önemli çalışmalar yürütüyoruz. Şunun altını çizmek isterim ki; tarımsız, turizmsiz ve sanayisiz bir Bursa düşünülmesi imkânsızdır. Kendi uzmanlık alanım olan dijital dönüşüm, yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak görülmemelidir. Dijital dönüşüm; yoğunluk artışını kontrol altına almayı, üretim hatalarını azaltmayı ve verimliliği artırmayı mümkün kılan stratejik bir süreçtir. Yapay zekâ, robotlaşma ve karanlık fabrikalar gibi kavramların merkezde olduğu bu yeni dönemde, BUSİAD olarak dijitalleşme alanındaki çalışmalarımızı işlerimiz, kentimiz ve ülkemiz için kararlılıkla sürdüreceğiz.</p>

<p><img height="202" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/levent-eski-4.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Levent Eski</strong></p>

<p><strong>DOSAB YKB</strong></p>

<p><strong>Sürdürülebilirliğe ve dijitalleşmeye öncülük ediyoruz</strong></p>

<p>DOSAB olarak, sanayicilerimize uluslararası rekabette büyük avantaj sağlayacak dijital altyapı yatırımlarına aralıksız devam ediyoruz. Bölge genelinde hayata geçirdiğimiz “Haberleşme Projesi” kapsamında fiber optik altyapımız üzerinden internet, telefon, metro ethernet, veri merkezi, endüstriyel bulut, güvenlik duvarı ve yedekli bağlantı hizmetlerini tek bir çatı altında sunuyoruz. Bölgemizin kendi teknik ekibiyle sunduğu bu hizmetler sayesinde sanayicilerimizin farklı firmalardan ayrı ayrı hizmet almak yerine, OSB bünyesinde daha hızlı, güvenli ve ekonomik çözümlere ulaşmasını sağlıyoruz. Fiber altyapımız sayesinde yalnızca iletişim değil; DDoS atak önleme, 5651 log yönetimi ve yangın ihbar sistemleri gibi yüksek katma değerli güvenlik hizmetlerini de bizzat sağlıyoruz. Bölgemizi yalnızca bir üretim alanı değil, aynı zamanda modern bir çalışma ve yaşam alanı haline getirmek hedefiyle sosyal projelere de ağırlık veriyoruz. DOSAB'a kazandıracağımız hizmet adası projemiz kapsamında; konferans salonu, banka şubeleri, sergi alanları ve cami gibi birçok sosyal donatıyı hayata geçiriyoruz. Ayrıca sanayi bölgemizdeki araçların akaryakıt ihtiyacını karşılamak üzere ihalesini tamamladığımız akaryakıt istasyonumuzu, ana cadde üzerinde önümüzdeki aylarda hizmete açıyoruz. Bu yatırımın, sanayicilerimizin günlük operasyonlarını ve lojistik süreçlerini ciddi şekilde kolaylaştıracağına inanıyoruz. Ulaşım ve lojistik alanında da çok kritik adımlar attık. Bölge içi trafiği rahatlatmak amacıyla Mustafa Karaer Caddesi’nde kavşak ve bölünmüş yol düzenlemelerini tamamladık. En önemlisi, otoyol bağlantı projemizle DOSAB, Bursa’da otoyola doğrudan erişim sağlayan ilk OSB olma özelliğini kazandı. Lojistik süreçleri desteklemek amacıyla DOSAB Antrepomuzun kapalı alanını 6 bin metrekareden 18 bin metrekareye çıkararak, firmalarımıza çok daha geniş ve verimli depolama alanları sunduk. Enerji maliyetlerini azaltmak, sanayicimizin rekabet gücünü korumak adına kendi elektrik ticaretini yürüten sayılı OSB’ler arasında yer alıyoruz. Geçmiş dönemde gerçekleştirdiğimiz enerji ticareti sayesinde sanayicilerimize yaklaşık 70 milyon liralık doğrudan bir tasarruf sağladık. Yeşil enerji yatırımlarımız kapsamında ise mevcut GES kurulu gücümüz olan 55,8 MW kapasiteyi, devam eden projelerimizle içinde bulunduğumuz yılın sonuna kadar 80 MW’a çıkarmayı hedefliyoruz. Çevreci yatırımlarımızın en somut ve gurur verici nişanesi olan Atıksu Arıtma ve Geri Kazanım Tesisimizle Türkiye’ye örnek olmaya devam ediyoruz. 11 hektarlık dev bir alana kurulu tesisimiz, günlük 82.500 metreküp atıksu arıtma kapasitesine sahip. Geri kazanım ünitemiz sayesinde günlük 25 bin metreküp suyu yeniden sanayide ve üretimde kullanıyor, bu sayede yılda yaklaşık 4 milyon metreküp su tasarrufu sağlıyoruz. Bugüne kadar “En Çevreci OSB” ve “En İyi Uygulama Ödülü” gibi birçok prestijli ödülle taçlandırılan bu çevreci vizyonumuzla, DOSAB'ı geleceğe taşımaya kararlılıkla devam edeceğiz.</p>

<p></p>

<p><img height="278" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/onur-kutlualp-2.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Onur Kutlualp</strong></p>

<p><strong>DOSABSİAD YKB</strong></p>

<p><strong>Küresel ligin yolu dijitalleşme</strong></p>

<p>DOSABSİAD olarak öncelikli çalışma alanlarımızı; yapay zekâ ve dijitalleşmenin üretime entegrasyonu, Yeşil Mutabakat uyumu, enerji verimliliği ve sürdürülebilir büyüme olarak belirliyoruz. Bu başlıklarda yürüttüğümüz projelerle siz değerli üyelerimizin hem maliyet baskılarına karşı dayanıklılığını artırmayı hem de Avrupa başta olmak üzere küresel pazarlardaki rekabet gücünü korumayı hedefliyoruz. Geride bıraktığımız 2025 yılı boyunca, katma değerin ancak bilgi ve teknolojiyle mümkün olduğu anlayışıyla hareket ettik; sizlere küresel trendleri öngörme ve stratejik karar alma imkânı sunan projelere ağırlık verdik. Bu kapsamda, dünyanın önde gelen trend analiz kuruluşlarından WGSN ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği sayesinde, 2026 ve sonrası tüketici beklentilerini bugünden analiz edebilmenize olanak sağladık. Teknoloji alanında ise AIT iş birliğiyle düzenlediğimiz yapay zekâ eğitimleriyle, dijital araçların üretimde nasıl verimlilik sağladığını uygulamalı şekilde siz sanayicilerimizle buluşturduk. BUTEKOM ile Ar-Ge odaklı temaslarımızı artırırken, Türk Eximbank yetkilileriyle gerçekleştirdiğimiz toplantılarda ihracatın finansmanı ve alacak sigortası gibi kritik başlıklarda üyelerimize rehberlik ettik.</p>

<p>Bugün sanayicimizin içinde bulunduğu zorlu ekonomik koşulların hepimiz farkındayız. Yüksek enflasyon, finansmana erişim güçlüğü ve nitelikli insan kaynağı açığı sanayicimizin en önemli sınavları olarak karşımızda duruyor. Biz DOSABSİAD olarak, üyelerimizin bu süreçten güçlenerek çıkabilmesi için yalnızca sorun tespiti yapan değil, çözüm üreten ve yol gösteren bir yapı olmayı önemsiyoruz. Artık ucuz iş gücüyle rekabet etme dönemi tamamen kapanmıştır. Bursa sanayisinin küresel ligde kalmasının yolu; bilgiyi ürüne dönüştürmekten, dijitalleşmeden ve sürdürülebilirlikten geçiyor. Biz de dernek olarak tüm projelerimizi ve gelecek adımlarımızı tam olarak bu vizyonla hayata geçiriyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="146" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/ozkan-kamiloglu-66.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Özkan Kamiloğlu</strong></p>

<p><strong>UMSMİB Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Ar-Ge ve inovasyon ile ihracatçıya destek</strong></p>

<p>2025 yılında özellikle ABD ve Avrupa pazarlarında yakaladığımız büyüme, doğru stratejilerle rekabet gücümüzün sürdürülebilir olduğunu açıkça gösterdi. Yılın son ayı olan aralık ayında 22 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirirken, yılı 290 milyon doları aşan bir hacimle kapatmayı başardık. Ortaya çıkan bu tablo, sektörümüzün küresel pazarlardaki dayanıklılığının ve esnekliğinin en net göstergesidir. Ancak mevcut başarımızı kalıcı hale getirebilmemiz için önümüzdeki yapısal sorunları hızla çözüme kavuşturmamız gerekiyor. Özellikle üretim maliyetlerindeki artış, baskılanmış döviz kuru ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar ihracatçılarımızın üzerindeki yükü her geçen gün daha da artırıyor. İşte tam da bu nedenle; dijitalleşme, otomasyon ve katma değerli üretim artık bizler için bir tercih değil, sürdürülebilir bir gelecek için mutlak bir zorunluluktur. UMSMİB olarak, üyelerimizin ve sektörümüzün bu dönüşümü en sağlıklı şekilde gerçekleştirebilmesi adına eğitim, Ar-Ge ve inovasyon odaklı projelerimizle ihracatçılarımızı kesintisiz bir şekilde desteklemeyi sürdürüyoruz.</p>

<p><img height="247" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/tolga-papatya-10.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Tolga Papatya</strong></p>

<p><strong>GESİAD Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Ar-Ge ve dijitalleşmeyle firmalar bilinçleniyor</strong></p>

<p>GESİAD olarak, 34 yıllık köklü geçmişimizden aldığımız güçle, genç iş insanlarının sesi olmaya, Bursa ekonomisine katkı sağlamaya ve aramızdaki ortak akıl mekanizmasını her geçen gün daha da güçlendirmeye kararlılıkla devam ediyoruz.</p>

<p>Çağın gerekliliklerine uyum sağlamak amacıyla üyelerimizin rekabet gücünü artıracak adımlar atıyoruz. Bu doğrultuda; Ar-Ge, e-ticaret ve dijitalleşme başlıklarında üyelerimizi bilinçlendirmeye yönelik çok yönlü çalışmalar yürütüyoruz. Dernek merkezimizde düzenleyeceğimiz finansal okuryazarlık seminerleriyle başlayacak eğitim programlarımızı, e-ticaret ve e-ihracat konulu stratejik etkinliklerle devam ettirmeyi planlıyoruz. Ekonomik faaliyetlerimizin yanı sıra, sosyal ve kültürel organizasyonlarla da üyelerimiz arasındaki güçlü dayanışma kültürünü besliyoruz. Siyaset, spor, bilim ve teknoloji gibi farklı alanlarda uzman konukları ağırladığımız Sinerji Toplantılarımızla vizyonumuzu genişletirken; geleneksel iftar programlarımız ve özel organizasyonlarımızla iş dünyasını ve kent dinamiklerini aynı masada buluşturuyoruz. Bursa’daki genç girişimcileri aynı çatı altında topladığımız derneğimizde, geleneksel hale getirdiğimiz 'Oktober Fest' etkinliğimizin ikincisinde bir araya gelmekten ve katılan tüm üyelerimizle misafirlerimizi ağırlamaktan büyük mutluluk duyduk. Bu özel gecenin asıl sürprizi ise derneğimizin dijital vizyonunu yansıtan yeni GESİAD aplikasyonu oldu. Hem Android hem de Apple telefonlarla uyumlu olan bu online uygulama sayesinde, derneğimizle ilgili tüm bilgilere anında ulaşabileceksiniz. Üyelerimizin ve firmalarımızın bilgilerinin yer aldığı bu platform üzerinden, gerçekleştireceğimiz tüm organizasyonların müracaatları ve ödemeleri de kolayca yapılabilecek.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/sanayide-hedef-yuksek-teknoloji</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/06/1566-m1.jpg" type="image/jpeg" length="54979"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SİVİLAY ödülleri sahiplerini buldu]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/sivilay-odulleri-sahiplerini-buldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/sivilay-odulleri-sahiplerini-buldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Sivil Toplum Derneği (SİVİLAY), 2025 Kente Katkı Ödülleri töreninde 7 dalda 9 kişi ve kurumu ödüllendirdi. Nilüfer Belediyesi Pancar Deposu'nda gerçekleşen etkinlikte, Bursa'ya katkı sağlayan projeler ve kişiler onurlandırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Sivil Toplum Derneğinin (SİVİLAY) 2025 Kente Katkı Ödülleri sahiplerini buldu. 7 dalda 9 kişi ve kurumun ödüllendirildiği törende konuşan SİVİLAY Başkanı Sibel Bağcı Uzun, SİVİLAY'ın Bursa için düşünenlerin, sorgulayanların ve sorumluluk alanların ortak iradesi olduğunu söyledi. SİVİLAY'ın geleneksel ödül töreni Nilüfer Belediyesi Pancar Deposu'nda gerçekleştirildi. Çok sayıda seçkin konuğun katıldığı törenin açılışında konuşan SİVİLAY Başkanı Sibel Bağcı Uzun, "Bugün burada yalnızca bir ödül töreninde değil, Bursa'ya gönül veren insanların ortak vicdanında bir araya gelmiş bulunuyoruz." diyerek, derneğin 21 yıl önce merhum Murat Gülez başkanlığında, Bursa'nın önde gelen 53 isminin bir araya gelmesiyle kurulduğunu hatırlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'Bursa'da yaşamak değil Bursa'yı yaşatmak'</strong></p>

<p>Kuruluşunda yalnızca bir dernek değil, bir kent idealinin olduğunu söyleyen Uzun, “O idealin adı 'Bursacılık'tı. Bursacılık; bu kente sadece aidiyet duymak değil, sorumluluk duymaktır. Bu şehirden almak değil, bu şehre vermektir. Bursa'da yaşamak değil, Bursa'yı yaşatmaktır. SİVİLAY yalnızca bir dernek değildir. SİVİLAY; Bursa için düşünenlerin, sorgulayanların ve sorumluluk alanların ortak iradesidir” dedi.</p>

<p><strong>'Bursa hepimizin ortak evidir'</strong></p>

<p>SİVİLAY'da bugüne dek başkanlık görevini yapan Ceyhun İrgil, Sena Kaleli, Nihat Sapan, Sabri Erdem ve Okan Aras'a da teşekkür eden Uzun, "6 Ekim 2025 itibarıyla yeni yönetimimizle birlikte bu emaneti devraldık. Bizler de aynı inançla çalışıyoruz. Çünkü biliyoruz ki Bursa hızla değişiyor. Ve bu şehirde aklı, vicdanı ve sorumluluk duygusu olan sivil yapılara her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Gerçek Bursalı olmanın, Bursa'yı ve ülkesini sevmekten geçtiğine inanıyoruz. Bu nedenle bugün buradan tüm Bursa sevdalılarına bir çağrıda bulunmak istiyorum: Gelin, Bursa için birlikte üretelim. Kentimizin geleceğine birlikte sahip çıkalım. Çünkü Bursa hepimizin ortak evidir." dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/sivilay-odulleri-sahiplerini-buldu</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1565-d7.jpg" type="image/jpeg" length="19594"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarım ve gıda ihracatının devleri ödüllerini aldı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/tarim-ve-gida-ihracatinin-devleri-odullerini-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/tarim-ve-gida-ihracatinin-devleri-odullerini-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin üretim ve ihracat lokomotiflerinden Bursa’da, tarım ve gıda sektörlerinde faaliyet gösteren başarılı firmalar taçlandırıldı. Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği (UMSMİB) ve Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB) tarafından düzenlenen ortak törende, 2025 yılının ihracat şampiyonları ile Altın, Gümüş ve Bronz kategorinde ödül alan firmalar ilan edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kamu ve özel sektörün omuz omuza verdiği törende, Bursa’nın küresel krizleri fırsata çevirme kabiliyeti ve "güç birliği" vurgusu ön plana çıktı. Yaş Meyve Sebze Sektöründe İhracatın Yıldızı Marmarabirlik olurken, Meyve Sebze Mamulleri İhracatının şampiyonu ise Penguen Gıda oldu. Törenin açılış konuşmasını yapan UYMSİB Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Taner, 2025 yılında yaşanan don felaketinin tarımsal üretimi ve rekolteyi olumsuz etkilediğini belirterek, bu zorlu şartlara rağmen, birliğimize bağlı ihracatçılarımızla yaklaşık 189 milyon dolarlık yaş meyve ve sebze ihracatı gerçekleştirmeyi başardık. Son dönemdeki yoğun yağışlar belli bölgelerdeki rekolteleri etkilese de genel anlamda bu yıl yüksek bir üretim bekliyoruz" dedi. UYMSİB’in 2026 yılındaki ihracat hedefini 250 milyon dolar olarak belirten Taner, “Bununla da yetinmeyip, önümüzdeki 4 yıllık süreçte birlik bünyesinde yıllık en az 500 milyon dolarlık yaş meyve ve sebze ihracatı seviyesine ulaşmayı hedefliyoruz. Nisan ayında göreve geldiğimizden bu yana finansal çözümlere ve dijitalleşmeye odaklandık." diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Meyve ve Sebzeye Teknoloji Katarak Endüstriyel Ürüne Dönüştürüyoruz"</strong></p>

<p>UMSMİB Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Kuşçulu ise 2025 yılını 291 milyon dolar ihracat rakamıyla kapatan birliğin 2026 yılının ilk Ocak-Nisan döneminde 70 milyon dolarlık ihracat seviyesine ulaştığına dikkat çekti. “Bizler sadece hammadde değil; meyve ve sebzeye teknoloji ve inovasyon katarak onları endüstriyel ürünlere dönüştürüyoruz" diyen Kuşçulu şöyle devam etti: Sektörün; başta enerji, hammadde ve ambalaj olmak üzere artan girdi maliyetleri karşısında zorlandığını belirterek, finansal ve lojistik taleplerini sıralayan Kuşçulu, "Küresel pazarda rekabet gücümüzü koruyabilmek için güçlü destek mekanizmalarına ihtiyacımız var. Düşük maliyetli ve uzun vadeli kredi imkanlarının genişletilmesi ile enerji maliyetlerinde düzenleme yapılması konusunda hükümetimizden beklentilerimiz bulunuyor. Ayrıca Bursa'da kurulması planlanan lojistik merkez projesinin tamamlanmasıyla ihracat sevkiyatlarında çok daha efektif bir yapıya kavuşacağız” dedi.</p>

<p><img height="1030" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1565-m3-liste.jpg" width="500" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/tarim-ve-gida-ihracatinin-devleri-odullerini-aldi</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/images-1.jpeg" type="image/jpeg" length="74894"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alzheimer Derneği Bursa Şubesi yeni yönetimiyle yeni döneme hazır]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/alzheimer-dernegi-bursa-subesi-yeni-yonetimiyle-yeni-doneme-hazir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/alzheimer-dernegi-bursa-subesi-yeni-yonetimiyle-yeni-doneme-hazir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Türkiye Alzheimer Derneği Bursa Şubesi, gerçekleştirilen genel kurulun ardından yeni yönetim kurulunu belirledi. Yeni dönemde dernek; Alzheimer hastalığına yönelik toplumsal farkındalığı artırmak, hasta yakınlarına destek olmak, koruyucu bilinçlendirme çalışmaları yürütmek ve Bursa’ya yeni bir Alzheimer Yaşam Evi kazandırmak amacıyla kapsamlı projeleri hayata geçirmeye hazırlanıyor. Nilüfer Belediyesi ile Lions kulüplerinin katkılarıyla hizmet veren ve önemli bir sosyal sorumluluk modeli haline gelen Ercan Dikencik Alzheimer Evi benzeri yeni bir merkezin daha Bursa’ya kazandırılması hedefleniyor. Yeni projede iş insanlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve yerel yönetimlerin desteğiyle Alzheimer hastalarının güvenli, sosyal ve destekleyici bir yaşam alanına kavuşması amaçlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/alzheimer-dernegi-bursa-subesi-yeni-yonetimiyle-yeni-doneme-hazir</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1565-d9.jpg" type="image/jpeg" length="58547"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BUÜ’lü genç araştırmacıdan büyük başarı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/buulu-genc-arastirmacidan-buyuk-basari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/buulu-genc-arastirmacidan-buyuk-basari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), bilimsel araştırma vizyonu doğrultusunda genç akademisyenlerin projeleriyle adından söz ettirmeye devam ediyor. Son olarak Tıp Fakültesi’nde Araştırma Görevlisi olarak çalışan Dr. Berkcan Doğan, hazırladığı proje ile TÜBİTAK desteği almaya hak kazandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>BUÜ Tıp Fakültesi Arş. Gör. Dr. Berkcan Doğan’ın yürütücülüğünü üstlendiği “Farklı Vücut Sıvılarında Eksozomal ve Serbest Dolaşan miRNA Gruplarını Ayırt Etmeye Yönelik Endojen miRNA İndikatörlerinin Araştırılması” başlıklı TÜBİTAK 1001 projesinin tanıtım toplantısı, üniversite yönetimi ve akademisyenlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantının açılışında konuşan<strong> </strong>Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, üniversite bünyesinde yürütülen bilimsel araştırmaları her koşulda desteklemeye gayret ettiklerini vurgulayarak, bu projenin kurum adına büyük bir değer taşıdığını ifade etti. Genç akademisyenlerin nitelikli projelerle bilimsel gelişime katkı sunmasının üniversitenin araştırma vizyonunu daha da güçlendirdiğini belirten Çiftçi, TÜBİTAK 1001 programının kurumun en prestijli desteklerinden biri olduğunu ve bu başarının hem proje ekibi hem de üniversite adına önemli bir gurur kaynağı olduğunu vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/buulu-genc-arastirmacidan-buyuk-basari</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1565-d3.jpg" type="image/jpeg" length="90308"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Meyve Sebze Mamulleri Sektör Kurulu’nda yeni dönem]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/meyve-sebze-mamulleri-sektor-kurulunda-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/meyve-sebze-mamulleri-sektor-kurulunda-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ege İhracatçı Birlikleri koordinasyonunda gerçekleştirilen Türkiye Meyve Sebze Mamulleri Sektör Kurulu yapılanmasında yeni dönem görev dağılımı belli oldu. Yapılan seçim sonucunda Sektör Kurulu Başkanlığı görevine Hayrettin Uçak seçilirken, Birlik Başkanı Ömer Faruk Kuşçulu ile İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Melisa Tokgöz Mutlu Başkan Yardımcılığı görevine getirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Türkiye’ye 2025 yılında 2,5 milyar dolar döviz kazandıran meyve sebze mamulleri sektöründe oluşturulan yeni yönetim yapısının, sektörün sürdürülebilir büyümesine katkı sağlaması hedefleniyor. Yeni dönemde özellikle kalite standartlarının yükseltilmesi, gıda güvenliğinin güçlendirilmesi, pestisit sorunlarının çözümü ve ihracatın artırılmasına yönelik çalışmaların öncelikli gündem maddeleri arasında yer alacağı ifade edildi. Sektör temsilcileri, küresel pazarlarda rekabet gücünün artırılması için ortak akıl ve iş birliği anlayışıyla hareket edilmesinin önemine dikkat çekerken, yeni yönetimin sektörün sorunlarına çözüm üretme noktasında önemli bir rol üstleneceği belirtiliyor. Göreve seçilen başkan ve başkan yardımcıları için yapılan açıklamada, sektörün gelişimine katkı sağlayacak projelerin yeni dönemde hız kazanmasının beklendiği vurgulanırken, “Başkanlarımızı tebrik ediyor, yeni görevlerinde başarılar diliyoruz” ifadelerine yer verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/meyve-sebze-mamulleri-sektor-kurulunda-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1565-d1.jpg" type="image/jpeg" length="50664"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kemal Yazıcı, UİB Koordinatör Başkanı oldu]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/kemal-yazici-uib-koordinator-baskani-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/kemal-yazici-uib-koordinator-baskani-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Başkanı Kemal Yazıcı, Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) Koordinatör Başkanlığı görevine başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzun yıllara dayanan sanayi ve otomotiv tecrübesiyle sektörün önemli isimleri arasında yer alan Kemal Yazıcı, ihracat odaklı çalışmaları ve sanayi yönetimindeki deneyimiyle dikkat çekiyor. Yazıcı, İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi Uçak Mühendisliği Bölümü’nden 1982 yılında mezun oldu. İş hayatına aynı yıl TUSAŞ Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş.’de proje mühendisi olarak başlayan Yazıcı, 1994 yılına kadar uçak üretiminde farklı görev ve sorumluluklar üstlendi. 1995 yılında otomotiv sektörüne geçiş yapan Kemal Yazıcı, 1995-2006 yılları arasında Toyota Türkiye ve Toyota Avrupa’da üst düzey yöneticilik görevlerinde bulundu. Ardından 2006-2011 yılları arasında Tofaş Türk Otomobil Fabrikası A.Ş.’de üst düzey yönetici olarak görev yaptı. Kariyeri boyunca Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), İstanbul Sanayi Odası (ISO) ve Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) bünyesinde çeşitli görevler üstlenerek sektöre katkı sağladı. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği’nde 2018-2026 yılları arasında Denetim Kurulu Üyesi olarak görev yapan Yazıcı, 2026 yılı Nisan ayından itibaren OİB Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütmeye başladı. 21 Mayıs 2026 tarihi itibarıyla ise Uludağ İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanlığı görevini üstlendi. Hâlen Ecoplas Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.’de şirket ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı olarak iş hayatını sürdüren Kemal Yazıcı, otomotiv sektöründe faaliyet gösteren dört ayrı firmada da Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapıyor. Yeni dönemde UİB koordinasyonunda ihracatın geliştirilmesi, sektörler arası iş birliğinin artırılması ve Türkiye’nin küresel pazarlardaki rekabet gücünün güçlendirilmesine yönelik çalışmaların öncelikli gündem maddeleri arasında yer alması bekleniyor. UİB bünyesindeki yeni görev dağılımında, UTİB Başkanı G. İhsan İpeker ile UHKİB Başkanı Haluk Özkarakaşlı da koordinatör başkan yardımcıları olarak görev aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/kemal-yazici-uib-koordinator-baskani-oldu</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1565-m4.jpg" type="image/jpeg" length="69717"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Otomotiv devleri Automechanika'da buluştu]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/otomotiv-devleri-automechanikada-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/otomotiv-devleri-automechanikada-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Otomotiv satış sonrası endüstrisinin bölgedeki en büyük uluslararası ticaret platformu olan Automechanika İstanbul 2026, çeyrek asırlık geçmişini kutladığı 25. yılında kapılarını açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HIDIRCAN KAYA – BURAK TAŞ </strong></p>

<p>19-22 Mayıs 2026 tarihleri arasında İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen dev organizasyona, Türkiye otomotiv endüstrisinin kalbi konumundaki Bursa, lider üreticileri ve dev stantları ile adeta çıkarma yaptı. Türkiye’nin 14 milyar dolara ulaşan araç yedek parça ihracatını küresel pazarlarla buluşturan fuarda, Bursalı firmaların sergilediği yeni nesil e-mobilite teknolojileri, otonom sürüş komponentleri ve sürdürülebilir üretim çözümleri yabancı satın almacıların en çok ziyaret ettiği alanlar oldu. Toplam 14 salonda ve 40 bin metrekarelik alanda gerçekleştirilen fuarda, global arenada söz sahibi olan Bursalı otomotiv devleri gövde gösterisi yaptı.</p>

<p><strong>9 Milyar dolarlık ihracat</strong></p>

<p>Otomotiv Satış Sonrası Ürün ve Hizmetler Derneği (OSS) yetkilileri, sektörün 2026 yılının ilk çeyreğini 9 milyar dolarlık rekor bir ihracat rakamıyla kapattığını vurguladı. Bursa’nın bu ihracat hacmindeki aslan payına sahip olduğunu belirten yetkililer, Automechanika İstanbul süresince yapılan yeni iş bağlantılarının, yılın ikinci yarısında Bursa’daki fabrikaların üretim bantlarında tam kapasite artışı getireceğini ifade etti.</p>

<p><strong>Bursa, konumuyla ön planda</strong></p>

<p>Mısır, Orta Doğu, Polonya ve Almanya’dan gelen nitelikli satın almacıların Bursa firmalarına gösterdiği yoğun ilgi, kentin küresel tedarik zincirindeki jeopolitik gücünü bir kez daha teyit etti. 25. yıla özel deneyim alanları, e-mobilite test sürüş parkurları ve geleceğin tamirhane çözümleriyle Automechanika İstanbul 2026, TÜYAP’ta küresel otomotiv endüstrisine yön verdi.</p>

<p><strong>Automechanica’ya uluslararası ilgi</strong></p>

<p>Fuarda yüzde 55’i aşan uluslararası katılımcı oranı dikkat çekerken, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Çin ve Fas başta olmak üzere onlarca ülkeden gelen heyetler ikili iş görüşmelerine (B2B) imza attı. Bunun yanı sıra, fuarın stratejik ortakları arasında yer alan servislerin dijitalleşmesi ve elektrikli araç bakım altyapıları konularında Bursa ve çevre illerdeki sanayi odalarıyla ortak projelerini duyurdu.</p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><img height="351" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/taner-yilmaz-may-fren-11.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Taner Yılmaz</strong></p>

<p><strong>May Fren Sistemleri YKB</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Yeni cihazımızla servisimizi genişletiyoruz</strong></p>

<p>MAY Fren Sistemleri olarak, 3 yıl önce lansmanını gerçekleştirdiğimiz TKC9 test cihazımızın artık satış aşamasına gelmesi vesilesiyle bu fuarda resmi tanıtımını yaptık. Fuar sonrasındaki süreçte de aktif olarak satış işlemlerine başlayacağız. TKC9, geleneksel sistemlerden çok daha akıllı ve teknolojik bir altyapıya sahip. Sistemde yaşanan problemleri doğrudan noktasal olarak tespit edip müşteriye bildirebiliyor. Bu özelliği sayesinde operatörün üzerindeki iş yükünü ve sorumluluğu ciddi oranda azaltıyor. Yeni cihazımızın sunduğu bu avantajlarla birlikte, dünya genelinde halihazırda bulunan servis noktası ağımızı daha da genişletmeyi ve güçlendirmeyi planlıyoruz. Fuarın genel gidişatını ve sektörel durumu değerlendirecek olursak; küresel ve genel coğrafi riskleri göz önünde bulundurduğumuzda, organizasyondaki ziyaretçi sayısının önceki fuarlara kıyasla daha az olduğunu söyleyebilirim. Ancak bu durum bizim standımıza yansımadı; firmamız açısından son derece yoğun, hareketli ve yüksek tempolu geçen bir fuar süreci yaşıyoruz. Bunun yanı sıra, şirketimizin büyüme hedefleri doğrultusunda hayata geçirdiğimiz yeni fabrika yatırımımızda artık son aşamaya gelmiş bulunmaktayız. Yeni üretim binamızı Ağustos 2026 sonu itibarıyla resmen faaliyete açacağız. Bu yatırımın tamamlanıp binamızın devreye alınmasıyla birlikte, toplam kapalı alan üretim kapasitemizi 18.000 metrekareye çıkarma şansını elde etmiş olacağız.</p>

<p></p>

<p><img height="318" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/huseyin-oruc-portre-1.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Hüseyin Oruç</strong></p>

<p><strong>Üçel Kauçuk YKB Vekili ve Genel Müdürü </strong></p>

<p></p>

<p><strong>Yeni ürün gruplarımızı müşterilerimizle buluşturduk</strong></p>

<p>Automechanika İstanbul, bizim sektörümüz açısından sadece bir fuar değil; aynı zamanda mevcut iş birliklerini güçlendirdiğimiz, yeni trendleri takip ettiğimiz ve uluslararası pazarlardaki gelişmeleri yakından gözlemlediğimiz çok önemli bir platform. Üçel Kauçuk olarak uzun yıllardır bu organizasyonda yer alıyoruz ve her yıl sektördeki dönüşümü burada daha net görme fırsatı buluyoruz.</p>

<p>Bu yıl fuarda özellikle aftermarket alanındaki güçlü ürün gamımızı ve AR-GE çalışmalarımız sonucunda geliştirdiğimiz yeni ürün gruplarını müşterilerimizle buluşturduk. Mevcut iş ortaklarımızla bir araya gelmek, uzun yıllardır devam eden ticari ilişkilerimizi daha da güçlendirmek bizim için çok kıymetliydi. Aynı zamanda farklı ülkelerden gelen sektör temsilcileriyle de oldukça verimli görüşmeler gerçekleştirdik.</p>

<p>Otomotiv sektöründe yaşanan teknolojik dönüşüm aftermarket tarafını da doğrudan etkiliyor. Özellikle elektrikli araçlar, bağlantılı sistemler ve yeni nesil mobilite çözümleri artık ürün geliştirme süreçlerinde belirleyici hale geldi. Bugün yalnızca üretim yapmak yeterli değil; kalite, mühendislik gücü, sürdürülebilirlik ve hızlı tedarik kabiliyeti küresel rekabette çok daha önemli bir noktaya geldi. Biz de Üçel Kauçuk olarak değişen sektör dinamiklerine uyum sağlayan üretim anlayışımızla yatırımlarımıza devam ediyoruz.</p>

<p>Şu anda 60’tan fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Özellikle motor ve şanzıman takozları ile süspansiyon parçaları alanında aftermarket sektörüne yönelik geniş bir ürün yelpazemiz bulunuyor. Türk otomotiv yan sanayisinin küresel pazardaki konumunun her geçen yıl daha da güçlendiğini düşünüyorum. Üretim kalitesi, mühendislik altyapısı ve esnek üretim kabiliyeti açısından Türkiye çok önemli bir noktada.</p>

<p>Tabii bu yıl fuar özelinde bazı farklı dinamikler de vardı. Organizasyonun Kurban Bayramı öncesine denk gelmesi ve küresel ölçekte devam eden jeopolitik gelişmeler özellikle bazı bölgelerden gelen ziyaretçi yoğunluğunu etkiledi. Özellikle Orta Doğu pazarında bunun yansımalarını gördük. Ancak buna rağmen Automechanika İstanbul uluslararası niteliğini korumaya devam ediyor. Avrupa başta olmak üzere farklı pazarlardan gelen sektör temsilcilerinin ilgisinin sürdüğünü gözlemledik.</p>

<p>Genel olarak baktığımızda, Automechanika İstanbul’un sektörümüz açısından önemini koruyan güçlü bir organizasyon olduğunu düşünüyorum. Biz de Üçel Kauçuk olarak üretim, ihracat ve mühendislik gücümüzle hem Türkiye’de hem uluslararası pazarlarda büyümeye devam etmeyi hedefliyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="377" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/ugur-akin-4.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Uğur Akın</strong></p>

<p><strong>Ümay Otomotiv Genel Müdürü</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Talepler ürün çeşitliliğini arttırıyor</strong></p>

<p>Firmamızın temelleri 1976 yılında, Murat Akın tarafından ufak bir kaporta imalat atölyesi olarak atıldı. O dönem Türkiye’de yaşanan yedek parça sıkıntıları karşısında babam, kendi emeğiyle birkaç parça üreterek işe başladı ve ardından arkası çorap söküğü gibi geldi. 80’li yıllarda basit makineleşmelerle ufak çaplı seri üretime, 90’lı yıllarda ise yarı makineleşmeye geçerek ürün çeşitliliğimizi artırdık. Ben ise bu serüvene 2000 yılının başında dahil oldum. Türkiye’nin o dönemdeki ticari ivmesini de arkamıza alarak 2004-2005 yıllarında daha da ileriye doğru büyük bir atılım gerçekleştirdik. 2009 yılında imza yetkisini devraldıktan sonra, 2010 yılında ani ama radikal bir kararla babamın kurduğu mevcut düzeni tamamen değiştirdim. 2012 yılında kapasite artırımı kararı alarak yeni tesisimizin inşaatına başladık ve 2016 yılında şu an üretim yaptığımız modern fabrikamıza taşındık; kapalı alan metrajımızı da sürekli büyüterek yola devam ettik döneme kadar sadece tek bir markanın ticari araç grubu üzerine çalışıyorduk. Ancak katıldığımız yurt içi ve yurt dışı fuarlarda tek bir markaya bağlı kalmanın bizi dünyaya açma noktasında verimli kılmayacağını fark ettik. Küresel pazarda kalıcı olmak için her markanın bünyemizde olması gerekiyordu. "Ford’un olmadığı dünyada hangi ticari araç daha yoğun?" diye araştırdığımızda karşımıza Mercedes Sprinter çıktı. Türkiye’de o güne kadar kimsenin cesaret edip yapmadığı bu alana ani bir kararla girdik. Piyasada Çin ve Tayvan ürünlerine karşı oluşmuş yerleşik tabuları ve algıları kırarak büyük bir başarı elde ettik; ithalatın önünü keserek kendi ürettiğimiz parçaları satmaya başladık. Ardından Renault, Dacia, Fiat ve Volkswagen gruplarını da bünyemize kattık. Bir dönem BMW’ye de girdik ancak 4-5 üründe kalıp verim alamayacağımızı görünce hemen durdurduk. Son dönemde ise dünyada "ortak platform" olarak üretilen Fiat Doblo, Peugeot Partner, Citroen Berlingo, Toyota Proace ve Opel Combo gibi beş farklı markanın, metal aksamları aynı olan ürünlerinin üretimine girdik. Çok geniş bir yelpazeye hitap ettiğimiz için biz ürettikçe markalar da adeta üzerimize gelmeye, yeni talepler sunmaya başladı. Katıldığımız bu fuarda bile "Şunu da yapın, bunu da üretin" diye yoğun bir taleple karşılaşıyoruz. Dünyada da Türkiye’de de metal kaporta üreticisi sayısı çok az; çünkü metal üretimi zor, geri dönüşümü zahmetli ve ciddi bir alttan yetişme ustalık gerektiriyor. Bizim buradaki en büyük gücümüz ve başarımız, bu işi çekirdekten, babamdan öğrenerek devralmış olmamızdır. Üretimimizi sadece kaporta ile de sınırlamadık. Ümay Otomotiv olarak şu an 700’ün üzerinde kendi imalatımız olan ürün çeşidimiz var. Çamurluk, kaput, tampon demiri, iç ve dış sac aksamların yanı sıra yaklaşık 1,5 yıl önce enjeksiyon tesisimizle plastik üretimine de adım attık ve plastik ürünlerimizi AKN markası adı altında panjur aksamlarıyla birlikte piyasaya sunduk. Son 6 aydır ise Türkiye’de arzın talebe yetişemediği motor yağ karteri ve zincir kapakları sektörüne dahil olduk. Yoğun kalıp talebini karşılayabilmek için kendi atölyelerimizin yanı sıra Pakistan da dahil olmak üzere yurt dışında 5 farklı kalıp firmasıyla koordineli çalışıyoruz. Sektörümüzün geleceğine değinecek olursak; kalıcı ve sürdürülebilir bir devlet politikası doğru bir şekilde yürütülürse Türkiye’nin önü son derece açık, daha önce maliyet kaygılarıyla Mısır’a kaçan üreticiler, orada yaşanan su, doğalgaz ve elektrik gibi altyapı sıkıntıları nedeniyle şimdi bize geri geliyorlar. Kısacası ülkemiz aslında bir üretim cenneti, ancak tek eksiğimiz üreticinin doğru politikalarla yönlendirilememesi ve desteklenememesidir. Bu yapısal sorunlar çözüldüğü takdirde, Türk otomotiv yan sanayisinin dünyada sırtı yere gelmeyecektir.</p>

<p></p>

<p><img height="607" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/fikrek-orman.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Fikret Orman</strong></p>

<p><strong>Alton Air Springs YKB</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Dinamik bir sektörün içindeyiz</strong></p>

<p>Otomotiv yan sanayi sektörünün en önemli buluşma noktalarından biri olan Automechanica Fuarı’nda, Alton Air Springs olarak biz de yerimizi aldık. Fuar süresince standımızda fren sistemleri, süspansiyon sistemleri ve hidrolik sistemler olmak üzere üç ana ürün grubumuzun tamamını sergiledik ve ürünlerimiz yoğun bir ilgiyle karşılaştı. Genel olarak kalabalık bir fuar atmosferi olsa da standımıza gelen ziyaretçi kitlesinin büyük bir kısmını, önceki yıllarda olduğu gibi yine mevcut ve sadık müşterilerimiz oluşturdu. Elbette yeni iş birlikleri geliştirmek de önemli ancak uzun yıllardır birlikte yol yürüdüğümüz eski dostlarımızla, iş ortaklarımızla burada yeniden bir araya gelmek, bağlarımızı tazelemek bizim için çok hoş ve memnuniyet verici bir deneyim oldu. Normalde fuarlara çok sık katılan biri değilim, bu yıl da yalnızca iki günlüğüne buradaydım ama bu atmosferde bulunmaktan mutluluk duydum. Sektörümüzün geleceğine değinecek olursam; otomotiv yan sanayinin sürekli büyüyen, dinamik bir sektör olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Günümüzde artık araba bir lüks değil, herkes için temel bir ihtiyaç haline geldi ve bu da sektörel büyümeyi sürekli kılıyor. Ancak madalyonun bir de Türkiye tarafı var ki bizi oldukça zorluyor. Sektörümüz büyüyor büyümesine ama özellikle ülkemizdeki yüksek girdi maliyetleri nedeniyle ciddi bir baskı altındayız. Girdi maliyetlerimiz bu denli yüksek seyrettikçe, küresel pazardaki rekabet şansımız ne yazık ki her geçen gün daha da azalıyor. Sektörün geleceğinde kalıcı ve güçlü bir yer edinebilmemiz için bu maliyet sorunlarının ve rekabet şartlarının mutlaka dengelenmesi gerekiyor.</p>

<p></p>

<p><img height="229" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/kadri-ozturk.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Kadri Öztürk</strong></p>

<p><strong>Orjin Otomotiv YKB</strong></p>

<p><strong>Sektöre yön veren marka olacağız</strong></p>

<p>Firmamız, 1998 yılından bu yana otomotiv yedek parça sektöründe üretim ve satış faaliyetlerini sürdürmektedir. 2016 yılı itibarıyla, 15.000 metrekare kapalı alana sahip modern üretim tesisimizle Bursa Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet göstermeye devam etmekteyiz. Başlıca üretim kalemlerimiz; ön süspansiyon grubunda yer alan sac salıncak, rotil, rot başı, Z-rot ve rot millerinden oluşmaktadır. Üretim süreçlerimizde kalite, dayanıklılık ve sürdürülebilirlik öncelikli yaklaşımımızdır. Fuarın bayram dönemi öncesine denk gelmesine rağmen, beklentilerimizin üzerinde bir ilgiyle karşılaştık. Gerçekleştirdiğimiz görüşmeler ve kurduğumuz yeni iş bağlantıları doğrultusunda, hedeflerimize ulaştığımız verimli bir fuar süreci geçirdik. Otomotiv yedek parça sektöründe rekabetin her geçen gün arttığı ve son kullanıcı beklentilerinin daha da yükseldiği bir döneme giriyoruz. Önümüzdeki yıllarda gerçekleştireceğimiz yatırımlar, üretim kapasitesi ve teknoloji odaklı çalışmalarımızla sektörün geleceğine yön veren markalar arasında yer almayı hedefliyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/otomotiv-devleri-automechanikada-bulustu</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1565-m2.jpg" type="image/jpeg" length="38341"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ev tekstili sektöründen gövde gösterisi]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/ev-tekstili-sektorunden-govde-gosterisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/ev-tekstili-sektorunden-govde-gosterisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ev tekstili sektörünün dünyadaki en önemli buluşmalarından biri olan HOMETEX 2026, İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirildi. 19-22 Mayıs 2026 tarihleri arasında düzenlenen organizasyon, üretim gücü, tasarım kapasitesi ve ihracat vizyonuyla Türk tekstil sektörünün adeta gövde gösterisine sahne oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KFA Fuarcılık organizasyonunda düzenlenen HOMETEX 2026, toplam 200 bin metrekarelik alanda ve 11 salonda sektör profesyonellerini buluşturdu. Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Amerika’dan Afrika’ya kadar çok sayıda ülkeden alım heyetlerinin ziyaret ettiği fuarda; sürdürülebilir üretim, dijitalleşme, inovasyon, teknik tekstiller, akıllı kumaş uygulamaları ve tasarım odaklı koleksiyonlar ön plana çıktı.</p>

<p><strong>Bursa’dan güçlü katılım</strong></p>

<p>Türkiye’nin ev tekstilindeki en güçlü üretim merkezlerinden biri olan Bursa ise fuarda geniş katılımıyla dikkat çekti. Aralarında perde, döşemelik kumaş, havlu, yatak tekstili, dekoratif tekstil, teknik tekstil ve kumaş üretimi alanlarında faaliyet gösteren 174 Bursalı firma, yeni sezon koleksiyonlarını ve üretim kabiliyetlerini dünya pazarına sundu. Bursa’dan katılım sağlayan firmalar arasında sektörün köklü markalarının yanı sıra yenilikçi üretim anlayışıyla öne çıkan yeni nesil şirketler de yer aldı.</p>

<p><strong>Sürdürülebilirlik odaklı çözümler ilgi gördü</strong></p>

<p>Fuarda sürdürülebilirlik odaklı çözümler büyük ilgi gördü. Firmalar; geri dönüştürülebilir ürünler, çevre dostu üretim süreçleri, sürdürülebilir hammaddeler ve dijital baskı teknolojileri alanındaki yeni uygulamalarını ziyaretçilerle buluşturdu. Avrupa Yeşil Mutabakatı sonrası tekstil sektöründe daha da önem kazanan karbon ayak izi yönetimi, enerji verimliliği ve izlenebilir üretim modelleri de HOMETEX 2026’nın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.</p>

<p><strong>İhracata büyük katkı</strong></p>

<p>Ev tekstili sektöründe ihracatın geliştirilmesi açısından stratejik önem taşıyan organizasyon, üretici firmalar ile uluslararası satın almacıları doğrudan bir araya getirerek yeni iş birliklerinin kurulmasına da zemin hazırladı. Bursa’dan katılan firmaların fuar boyunca yeni koleksiyonlarını tanıtmasının yanı sıra yeni pazarlara açılması, ihracat bağlantıları kurması ve mevcut ticaret hacimlerini artırması hedeflendi.</p>

<p></p>

<p><img height="167" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/omer-bolat.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Ömer Bolat</strong></p>

<p><strong>Ticaret Bakanı</strong></p>

<p><strong>Güven veren ülke konumundayız</strong></p>

<p>HOMETEX, 33 yıllık geçmişiyle dünyanın önde gelen uluslararası fuar organizasyonlarından biri haline geldi. Geçmişte sektör Frankfurt’a giderdi, bugün ise Türkiye uluslararası ticaretin ve fuarcılığın önemli merkezlerinden biri konumuna ulaştı. HOMETEX de bu dönüşümün en güçlü örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Tekstil ve konfeksiyon sektörü, ülkemiz ekonomisi açısından stratejik öneme sahip. Türkiye bugün bu alanda 211 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Tekstil ve konfeksiyon ihracatında dünyada 7’nci, Avrupa Birliği’nde ise 3’üncü sıradayız. Ev tekstili sektöründe ise Avrupa lideri, dünyada 5’inci konumdayız.</p>

<p>HOMETEX’i prestijli fuar kapsamına aldık ve destek miktarlarını artırdık. Ticaret Bakanlığı olarak alım heyetlerinden UR-GE projelerine, fuar desteklerinden marka programlarına kadar sektörümüzün yanında olmaya devam ediyoruz. Küresel ticarette yaşanan tüm zorluklara rağmen Türkiye; üretim gücü, tedarik kabiliyeti ve lojistik avantajıyla güven veren bir ülke olmayı sürdürüyor. Kriz dönemlerinde uluslararası müşterilerin ilk yöneldiği adres yine Türkiye oluyor.</p>

<p></p>

<p><img height="268" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/tim-baskani-mustafa-gultepe-3.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Mustafa Gültepe</strong></p>

<p><strong>TİM Başkanı</strong></p>

<p><strong>Sadece üretmek yeterli değil</strong></p>

<p>Fuarlar, ticaret heyetleri ve alım heyetleri ihracatta yaşanan kayıpların telafi edilmesi açısından büyük önem taşıyor. Türkiye olarak mal ihracatımızı 273 milyar dolardan 282 milyar dolara çıkarmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Tekstil sektörümüz 2025 yılında 9,4 milyar dolar, hazır giyim sektörümüz ise 16,8 milyar dolar ihracat gerçekleştirdi.</p>

<p>Türk ev tekstili sektörü; kalite, tasarım ve güven konusunda dünyada güçlü bir marka altyapısına sahip. Ancak küresel rekabet her geçen gün daha sert hale geliyor. Artık sadece üretmek yeterli değil. Daha verimli üretmek, daha yenilikçi olmak, daha güçlü markalar oluşturmak ve katma değerli ihracatımızı büyütmek zorundayız.</p>

<p></p>

<p><img height="283" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/ibrahim-burkay-1-6.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>İbrahim Burkay</strong></p>

<p><strong>Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Vizyonumuzu dünyaya gösteriyoruz</strong></p>

<p>HOMETEX, Türkiye’de fuarcılık kültürünün gelişmesine önemli katkılar sunan köklü organizasyonlardan biridir. Tekstil ve konfeksiyon sektörü, 30 milyar dolara yaklaşan ihracatıyla Türkiye ekonomisinin lokomotif alanları arasında yer alıyor. Türkiye son yıllarda üretim, ihracat ve teknoloji alanlarında önemli atılımlar gerçekleştirdi. Bu dönüşüm sürecinde özel sektörümüz de güçlü bir sorumluluk üstlendi.</p>

<p>Türkiye bugün ev tekstilinde trendlerin belirlendiği önemli merkezlerden biri haline geldi. Ev tekstili sektörümüz, 3 milyar doların üzerindeki ihracatıyla tekstil ve konfeksiyonun en güçlü ürün gruplarından birini oluşturuyor. HOMETEX’te firmalarımız yeni koleksiyonlarını dünyanın dört bir yanından gelen alıcılarla buluşturuyor. Bu fuar, sektörümüzün tasarım kabiliyetini, üretim kalitesini ve ihracat vizyonunu dünyaya gösteren güçlü bir vitrindir.</p>

<p>KFA Fuarcılık olarak HOMETEX başta olmak üzere uluslararası ölçekte önemli organizasyonlara imza atıyoruz. Ticaret Bakanlığı’nın prestijli fuar destekleri sektörümüz açısından büyük önem taşıyor. Bakanlık destekleriyle gerçekleştirilen alım heyetleri sektörümüze yeni ticaret kapıları açıyor. 600’e yakın firmamızın katıldığı bu organizasyonun üretimimize, ihracatımıza ve ülke ekonomimize önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Destekleri için Ticaret Bakanımız Sayın Ömer Bolat’a ve bakanlık bürokratlarımıza teşekkür ediyorum.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><img height="309" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/murat-sahinler.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Murat Şahinler</strong></p>

<p><strong>TETSİAD Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Dijital ekosistemle buluşuyoruz</strong></p>

<p>HOMETEX, Türk ev tekstili sektörünün üretim kapasitesini, tasarım vizyonunu, ihracat gücünü ve küresel rekabet yetkinliğini dünyaya gösteren çok önemli bir organizasyon haline geldi. HOMETEX artık sektörümüzün dünyaya verdiği güçlü bir mesajdır. Yakın coğrafyamızdaki savaşlara ve küresel ekonomide yaşanan kırılmalara rağmen fuarımız katılım gücünü korumayı başarmıştır.</p>

<p>Bu yıl fuarımızı 11 holde, yaklaşık 200 bin metrekarelik alanda ve 600’e yakın katılımcı firmayla gerçekleştiriyoruz. Ayrıca 45 ülkeden 250’den fazla iş insanını alım heyeti kapsamında firmalarımızla buluşturuyoruz. Bu tablo, sektörümüzün uluslararası pazardaki gücünü net şekilde ortaya koyuyor.</p>

<p>Ev tekstili sektörünün geleceğinde dijitalleşme, yapay zekâ, sürdürülebilirlik ve tasarım odaklı üretim belirleyici olacak. Biz de bu doğrultuda HomeTex.org platformunu hayata geçirdik. Bu platform ile üreticileri, markaları, tasarımcıları ve global alıcıları aynı dijital ekosistemde buluşturmayı hedefliyoruz. Firmalarımız burada kendilerini dünyaya tanıtma ve profesyonel alıcılarla 7/24 iletişim kurma imkanına sahip olacak.</p>

<p>Ev tekstili sektörüne verdikleri desteklerden dolayı Ticaret Bakanımız Prof. Dr. Ömer Bolat’a da teşekkür ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="280" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/bursa-tb-yon-krl-bsk-ozer-matli-2.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Özer Matlı </strong></p>

<p><strong>Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Kentin gücünü ortaya koyuyoruz</strong></p>

<p>HOMETEX, Türk ev tekstili sektörünün uluslararası pazarlardaki gücünü ortaya koyan çok önemli bir organizasyon. Sektör temsilcilerimizin yeni koleksiyonlarını, üretim kabiliyetlerini ve tasarım güçlerini dünyanın dört bir yanından gelen alıcılarla buluşturması açısından büyük değer taşıyor. Özellikle ihracat odaklı büyüme hedefleyen firmalarımız için HOMETEX sadece bir fuar değil, aynı zamanda yeni iş birliklerinin ve ticari bağlantıların kurulduğu stratejik bir platform niteliğinde. Türkiye’nin ev tekstilindeki kalite algısını güçlendiren bu organizasyonun ihracat hedeflerimize önemli katkılar sunduğunu düşünüyorum.</p>

<p>Bursa, tekstil ve ev tekstili alanında üretim kültürü, teknik altyapısı ve ihracat tecrübesiyle Türkiye’nin en güçlü şehirlerinden biri. HOMETEX gibi uluslararası ölçekte ses getiren organizasyonlar da Bursa’nın bu gücünü daha görünür hale getiriyor. Fuara katılan firmalarımız hem yeni pazarlara açılma fırsatı yakalıyor hem de mevcut ticari ilişkilerini güçlendiriyor. Bunun yanında fuar; konaklama, ulaşım, lojistik ve hizmet sektörleri başta olmak üzere kent ekonomisine çok yönlü bir hareketlilik sağlıyor. Bursa’nın üretim ve ihracat merkezi kimliğini pekiştiren önemli bir organizasyon olduğunu düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><img height="278" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/dosabsiad-baskani-onur-kutlualp-2.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Onur Kutlualp</strong></p>

<p><strong>DOSABSİAD Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Teknolojiyle Bursa öncü oluyor</strong></p>

<p>HOMETEX Ev Tekstili Fuarı’nda DOSABSİAD üyesi firmalarımızın stantlarını ziyaret ederek sektör temsilcilerimizle bir araya geldik. Bugün sektörümüzün en önemli gündemleri arasında artan üretim maliyetleri, finansmana erişim, nitelikli iş gücü ihtiyacı ve küresel pazarlarda rekabet gücünü koruma çabası yer alıyor. Bu süreçte verimlilik, tasarım, markalaşma ve katma değerli üretim firmalarımız açısından çok daha kritik hale gelmiş durumda.</p>

<p>Fuarda özellikle dijital baskı teknolojileri, sürdürülebilir kumaşlar, çevre dostu üretim yaklaşımları ve tasarım odaklı koleksiyonlar dikkat çekici. Ev tekstilinde rekabet artık üretim kapasitesinin ötesine geçerek yenilikçi, esnek ve yüksek katma değerli ürünler geliştirme kabiliyetiyle şekilleniyor.</p>

<p>Bursa; köklü tekstil birikimi, güçlü sanayi altyapısı, organize sanayi bölgeleri, lojistik avantajları ve yetişmiş insan kaynağıyla Türkiye’nin ev tekstili ihracatında önemli bir güce sahip. DOSABSİAD üyelerimizin HOMETEX’te ortaya koyduğu başarılı temsil de Bursa’nın üretim kalitesini ve ihracat vizyonunu bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p></p>

<p><img height="283" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/buttim-yonetim-kurulu-baskani-gulten-demir-varol.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Gülten Demir Varol</strong></p>

<p><strong>BUTTİM Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>BUTTİM’İ uluslararası pazara açacağız</strong></p>

<p>HOMETEX Ev Tekstili Fuarı’nı, BUTTİM Ticaret Merkezi’ni ve bünyemizde faaliyet gösteren firmalarımızı dünyaya açmak adına çok önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Bu tür uluslararası organizasyonlar, firmalarımızın küresel ölçekte görünürlüğünü artırırken aynı zamanda yeni ticaret kapılarının açılmasına da önemli katkılar sağlıyor.</p>

<p>Hedefimiz, BUTTİM’i yalnızca bölgesel ölçekte değil, uluslararası alanda da güçlü bir ticaret merkezi haline getirmek. Bu önemli organizasyonun gerçekleşmesinde emeği bulunan başta BTSO ve TETSİAD olmak üzere KFA Fuarcılık’a teşekkür ediyoruz. Sektörümüzün gelişimi ve ihracat gücümüzün artması adına bu tür iş birliklerini son derece kıymetli buluyoruz.</p>

<p>Tüm sektör temsilcilerini, iş dünyasını ve uluslararası ziyaretçilerimizi standımızda ağırlamaktan büyük memnuniyet duyacağız. BUTTİM olarak kapımız herkese açık. Yeni iş birlikleri, güçlü bağlantılar ve verimli görüşmeler için tüm ziyaretçilerimizi standımıza davet ediyoruz.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/ozdilek-holding-logo.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Özdilek Holding’den sınırları aşan yenilik</strong></p>

<p></p>

<p>Özdilek, yarım asrı aşan köklü geçmişiyle Türkiye’de ev tekstili denince akla gelen ilk ve en güvenilir markaların başında yer alıyor. Bursa’da başlayan yolculuğumuz, bugün bizi banyo ve yatak odası tekstili gruplarında hem yurt içinde hem de küresel pazarda çok önemli bir noktaya taşıdı. Yıllık üretim kapasitemiz ve ödün vermediğimiz kalite anlayışımızla sadece bir üretici değil, ev tekstili trendlerini belirleyen öncü bir firma konumundayız. Hem Ar-Ge yatırımlarımızla yenilikçi ürünler geliştiriyor hem de entegre üretim gücümüzle Türk tekstilinin dünyadaki imajını başarıyla temsil ediyoruz.</p>

<p>Bu yıl HOMETEX’te, Özdilek’in tasarım gücünü ve geniş üretim yelpazesini yansıtan çok özel bir seçkiyle yer aldık. Ev tekstili alanında üretimini gerçekleştirdiğimiz tüm markalarımızın ürünlerini tek bir çatı altında ziyaretçilerimizle buluşturduk. Standımızda hem ilkbahar - yaz koleksiyonumuzun dinamik parçalarına hem de önümüzdeki sezonun trendlerini belirleyecek sonbahar - kış koleksiyonu ürünlerimize geniş yer ayırdık. Ayrıca büyük ilgi gören lisanslı ürün gruplarımız da standımızın öne çıkanları arasındaydı.</p>

<p>Bunların yanı sıra fuar alanlarının fiziksel sınırlarını aşan bir yeniliğe imza attık. Standımıza entegre ettiğimiz VR gözlük (Sanal Gerçeklik) uygulaması sayesinde, misafirlerimize alanda fiziki olarak sergileyemediğimiz diğer desenlerimizi de üç boyutlu olarak deneyimleme fırsatı sunduk. Böylece tekstildeki üretim gücümüzü modern teknolojinin imkânlarıyla birleştirdik.</p>

<p>Genel olarak fuarlardaki katılımcı ve ziyaretçi sayıları küresel maliyetlerin etkisiyle değişkenlik gösterse de HOMETEX bizim adımıza oldukça verimli ve hareketli geçti. Standımızı ziyaret eden yerli ve yabancı alıcı kitlesinin bilinçli ve sonuç odaklı olması, doğrudan iş birliğine yönelik nokta atışı görüşmeler gerçekleştirmemizi sağladı. Fuar boyunca kurduğumuz bu nitelikli temasların, önümüzdeki süreçte güçlü ticari ortaklıklara ve sıcak satış başarısına dönüşeceği konusunda ümitliyiz. Markalarımıza olan ilginin katlanarak artması, doğru yolda olduğumuzu bir kez daha teyit etti.</p>

<p></p>

<p><img height="167" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/pinar-tasdelen-engin-2.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Pınar Taşdelen Engin</strong></p>

<p><strong>Polyteks Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Ziyaretçilerin ilgisi beklentimizi karşıladı</strong></p>

<p>Polyteks 1986 yılında Bursa Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi'nde kuruldu. Sentetik iplik konusunda uzmanlaşan ve kurulduğu günden bu yana kaliteli üretim yapmayı hedefleyen firmamız , her geçen gün kapasitesini yükseltmiş ve müşteri talepleri doğrultusunda ürün çeşitliliğini artırmıştır.</p>

<p>Güçlü finansal yapısıyla faaliyetlerini bugün, 40.000m² üzerinde kurulu modern üretim tesislerinde sürdürmektedir. Ayda 3.600 tonu aşan POY, ekru ve renkli FDY, tekstüre, gipe ve bükümlü iplik üretimi bulunmaktadır. Özellikle ev tekstili, giyimlik (outdoor, iç giyim, çorap vb.), döşemelik, halı sektörü, otomotiv vb.birçok farklı alana yönelik hem standart hem de fonksiyonel özellikli polyester iplikleri 20 denyeden 4.000 denyeyekadar üreterek hizmet vermektedir.</p>

<p>Sektörü, pazarı ve müşteri isteklerini analiz eden; teknolojiyi ve yenilikleri takip eden; insana ve doğaya önem veren firma olmak her zaman hedefleri arasında yer almıştır.</p>

<p>Doğaya önem veren üretim teknikleri ile sürdürülebilirlik bilincini ön plana çıkaran ürünleri ile sektörde önemli yer edinmektedir.</p>

<p>Sürdürebilirlik tüm dünyanın olduğu gibi Polyteks’in de öncelikli gündem maddesi. Son 5 senede sektörün talepleri doğrultusunda sürdürülebilir ürün satışlarımızı 5 kat arttırdık. Geri dönüşümlü ipliklerin yanı sıra doğada çözülebilen biodegradable ipliklerin üretimine başladık. Bu iplikler doğada çözünür ve gübreleşebilir özelliktedir, böylece tamamen doğaya geri dönebilmektedirler. POLY-Bio markası altında üretimini yaptığımız bu ipliklerin yakın gelecekte oldukça başarılı olacağına inanmaktayız. Sürdürülebilir üretim motivasyonuz, gelecek nesillere yaşamaya değer bir dünya bırakmak konusundaki kararlılığımızdır. Fuar süresince hem uzun yıllardı iş birliği yaptığımız firmalarla hem de yeni firmalarla görüşme şansımız oldu. Ürünlerimizi sektörün taleplerine göre şekillendirdiğimiz ve buna uygun çözümler sunduğumuz için ziyaretçilerin ilgisi beklentilerimizi karşıladığını söyleyebiliriz</p>

<p></p>

<p><img height="245" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/hasan-moral-6.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Hasan Moral</strong></p>

<p><strong>Moral Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Güçlü imajımızla iyi noktalara ulaşacağız</strong></p>

<p>Moral Tekstil olarak, ev tekstili alanında perdelik ve döşemelik kumaş üretimi gerçekleştiriyoruz. Bursa merkezli firmamızda, üretimimizin büyük bir kısmını dış pazara yönlendirerek 70’in üzerinde ülkeye ihracat yapıyoruz. Kurulduğu ilk günden bu yana katılımcısı olduğumuz bu fuarın, firmamızın büyümesinde ve global bağlar kurmasında her zaman çok büyük faydasını gördük. Bu yılki fuarda da özellikle keten ve pamuk gibi doğal elyaflar üzerine yoğunlaştığımız yeni koleksiyonlarımızı sektör profesyonellerinin beğenisine sunduk. Bunun yanı sıra otel ve kontrat projelerine yönelik olarak geliştirdiğimiz; yanmaz ve güç tutuşur özellikli teknik kumaşlarımız ile dış mekân (outdoor) kumaş gruplarımız da bu seneki fuar hazırlığımızın en güçlü parçalarını oluşturuyor. Açıkçası küresel ölçekte yaşanan savaşlar ve uluslararası taraftaki mevcut konjonktür nedeniyle bu yıl fuardan çok büyük bir beklentimiz yoktu; nitekim ziyaretçi sayılarında da ister istemez bir azalma ve yavaşlama hissediliyor. Ancak fuar, tam olarak bizim beklentilerimiz doğrultusunda bir seyir izliyor. Her şeye rağmen burası bizim fuarımız ve önümüzdeki yıllarda organizasyonun çok daha güçlü ve canlı geçeceğine inanıyoruz. Türkiye, ev tekstili alanında son derece güçlü ve köklü bir üretim altyapısına sahip. Bugün dünyada Türk ev tekstili ürünleri kalitesiyle ve tasarımlarıyla artık net bir şekilde markalaşmış durumdadır. Bu güçlü imaj ve potansiyel sayesinde sektörümüzün geleceğini çok parlak görüyor, ilerleyen süreçte çok daha iyi noktalara ulaşacağımızı düşünüyoruz.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><img height="461" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/irmak-irman-gazioglu-copy.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Irmak İrman Gazioğlu</strong></p>

<p><strong>Minteks YK üyesi</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Güçlü yapı inşa ediyoruz</strong></p>

<p>Hometex 2026, markamız adına son derece stratejik bir platform niteliği taşıyor. Bugün yalnızca ürün geliştiren bir marka değil; tasarım, üretim ve global marka yönetimini aynı vizyon altında buluşturan güçlü bir yapı inşa ediyoruz.</p>

<p>Global pazarlarda sürdürülebilir büyümenin artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil; tasarım gücü, koleksiyon hikâyesi, marka kimliği ve değişen yaşam kültürünü doğru okuyabilme yetkinliğiyle mümkün olduğuna inanıyoruz.</p>

<p>Minteks olarak son yıllarda üretim altyapımızı, tasarım geliştirme süreçlerimizi ve koleksiyon vizyonumuzu bu dönüşüm doğrultusunda yeniden yapılandırıyoruz. Özellikle ev tekstili ve ev giyiminde yalnızca trendleri takip eden değil; trend oluşturan, sektöre yön veren ve hikâye anlatabilen güçlü bir marka yapısı oluşturmayı hedefliyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="333" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/arda-irman-copy.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Arda İrman</strong></p>

<p><strong>Minteks YK üyesi</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Yeni pazarlara açılma hedefimiz açısından verimli geçti</strong></p>

<p>Avrupa’dan Amerika’ya, Orta Doğu’dan farklı uluslararası pazarlara uzanan iş birlikleriyle Minteks’in global marka değerini daha da güçlendirmeye devam ediyoruz.</p>

<p>2025 yılının son çeyreğinde Moskova Crocus Expo IEC’de düzenlenen Hometextile &amp; Design Fuarı ile başlayan uluslararası fuar sürecimizi; 2026 yılında Almanya Heimtextil Frankfurt ve IFCO Istanbul Fashion Connection fuarlarıyla sürdürdük. Hometex 2026 ile birlikte yıl içerisindeki dördüncü büyük uluslararası buluşmamızı gerçekleştirmiş olduk.</p>

<p>Hometex 2026, mevcut iş birliklerimizi güçlendirmenin yanı sıra yeni pazarlara açılma hedeflerimiz açısından da oldukça verimli geçti. Önümüzdeki dönemde de tasarım, üretim ve ihracat gücümüzü bir araya getirerek uluslararası pazarda daha güçlü, sürdürülebilir ve kalıcı bir yapı kurmaya devam edeceğiz.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><img height="299" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/sadi-etkeser-2.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Sadi Etkeser</strong></p>

<p><strong>Harput Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Müşteri memnuniyetini odağımıza alıyoruz</strong></p>

<p>Harput Tekstil olarak, 1980 yılında Bursa’da üretim odaklı yatırımlarla faaliyetlerimize başladık ve köklü geçmişimizle büyümemizi istikrarlı şekilde günümüze kadar sürdürdük. 1995 yılında Demirtaş’ta ilk dokuma makinelerimizi devreye alarak üretim gücümüzü önemli ölçüde artırdık. Bugün ise modern tesislerimiz ve güçlü markalarımızla sektörün öncü oyuncularından biri konumundayız.</p>

<p>Harput Holding’in amiral gemisi olarak; iplikten dokumaya, boya, baskı ve apre süreçlerine uzanan entegre üretim altyapımızla müşterilerimize uçtan uca çözümler sunuyoruz.</p>

<p>Müşteri memnuniyetini her zaman odağımıza alarak hem yurtiçinde hem de uluslararası pazarlarda güçlü ve sürdürülebilir bir marka olma yolunda ilerlemeye devam ediyoruz.</p>

<p>Şirket olarak, ev tekstili alanında estetik ve işlevselliği bir araya getiren ürünlerimizi fuar ziyaretçileriyle buluşturduk. Tül ve fon perdelerden, çarşaflık kumaşlara uzanan geniş ürün yelpazemiz, yaşam alanlarına şıklık ve konfor katarken, yüksek kalite standartlarımızla da dikkat çekmektedir.</p>

<p>Aynı zamanda, hem tasarım hem de kumaş kalitesi açısından fark yaratan koleksiyonlarımız, ziyaretçilerimizden yoğun ilgi gördü.</p>

<p>Bunun yanı sıra Harput Tekstil, kaplamalı kumaş üretiminde de kalite ve fonksiyonelliği bir araya getirmektedir. Stor ve zebra perdeye özel olarak geliştirdiğimiz kumaşlar; ışık kontrolü, dayanıklılık ve estetik görünümüyle modern yaşam alanlarına yenilikçi çözümler sunmaktadır.</p>

<p>Fuarı değerlendiren Harput Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sadi Etkeser, organizasyona ilişkin görüşlerini şu sözlerle paylaştı:</p>

<p>“Dünya ticareti dijitalleşme ile birlikte dönüşürken, fuarlar sektörün ortak akıl geliştirdiği ve yeni iş birliklerinin şekillendiği önemli merkezler olmaya devam ediyor. HOMETEX de bu anlamda sektörümüzün en önemli buluşma noktalarından biri olmayı sürdürüyor.</p>

<p>Türkiye’nin tekstildeki üretim gücünü, tasarım kabiliyetini ve sürdürülebilirlik vizyonunu küresel ölçekte daha güçlü konumlandırmak ise hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi.<br />
Ev tekstili sektörü, değişen tüketici beklentileriyle birlikte sürekli dönüşüyor. Özellikle sürdürülebilir üretim, çevre dostu malzemeler ve fonksiyonel tasarımlar ön plana çıkıyor. Biz de Harput Tekstil olarak bu dönüşüme öncülük etmeyi ve yenilikçi çözümler sunmayı sürdüreceğiz.</p>

<p></p>

<p><img height="312" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/emre-sahin-yilmaz1-copy.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Emre Yılmaz</strong></p>

<p><strong>Marsteks YKB</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sektörümüzün geleceği parlak</strong></p>

<p>Katıldığımız Hometex Fuarı’nda, grup şirketlerimizden Yılsay Tekstil ve Marsteks olarak yerimizi aldık. Fuar genelinde katılımımızı bu iki güçlü firmamızla sağladığımız için değerlendirmelerimizi de bu eksende paylaşmak isterim. Yılsay Tekstil olarak, Belette markamız altında döşemelik kumaş ve dokuma üretimi gerçekleştiriyoruz; Marsteks tarafında ise raşel örme ile yuvarlak örme yatak kumaşı imalatına odaklanıyoruz. Bu yılki fuarda özellikle raşel örmelerimizi ve dokuma döşemelik kumaşlarımızı ziyaretçilerimizin beğenisine sunduk. Fuar standımızda hem dokuma hem de raşel örme grubundaki yeni koleksiyonlarımızı sergiledik. Bu süreçte Ar-Ge ekibimiz gerçekten çok yoğun ve başarılı bir çalışma yürüttü. Şunu gururla ifade edebilirim ki; standımızda gördüğünüz tüm ürünlerin tamamı, sırf bu fuar için özel olarak tasarlanan ve üretilen özel koleksiyonlardan oluşuyor. Hometex'te bu yıl tamamen döşemelik kumaş üstünlüğümüzü ön plana çıkaran bir stratejiyle ilerliyoruz. Fuar bizim açımızdan son derece verimli ve güzel geçti. Standımızda hem halihazırda birlikte çalıştığımız mevcut müşterilerimizi hem de ihracat kanadında devamlı irtibat halinde olduğumuz potansiyel iş ortaklarımızı ağırladık. Hometex Fuarı bizi bu yıl da yanıltmadı. Her yıl olduğu gibi yine bizim açımızdan çok başarılı bir organizasyon oldu. Hatta açık konuşmak gerekirse, bizim de katıldığımız Almanya'daki Heimtextil Fuarı'nı bu sene Hometex'in geçtiğini söyleyebilirim. Kendi deneyimlerimizden yola çıkarak, Hometex’ten çok daha fazla verim aldığımızı net bir şekilde ifade edebilirim. Türkiye, bugün ev tekstili sektöründe dünyada öncü ve lider ülkelerden biri konumunda yer alıyor. Bu topraklarda ev tekstili sektörü asla bitmez. Bursa'dan Denizli'ye kadar pek çok şehrimiz bu üretimin lokomotifi durumunda. Ev tekstili çok geniş çaplı bir sektör olduğu için bu tarz fuarlar bizler için çok bağlayıcı ve büyük önem taşıyor. Sektörümüzün geleceğini çok parlak ve açık görüyorum.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><img height="277" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/burak-anil-2.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Burak Anıl</strong></p>

<p><strong>Anılsan Havlu Yönetim Kurulu Üyesi</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Ev tekstili sektörü dinamizmini korumaktadır</strong></p>

<p>Firmamız, 1975 yılından bu yana havlu, bornoz ve otel tekstili alanında entegre üretim anlayışıyla faaliyet göstermekte olup, kalite ve sürdürülebilir üretim prensiplerinden ödün vermeden sektörün gelişimine katkı sunmaktadır. Bu yıl katılım sağladığımız fuarda, yenilikçi koleksiyonlarımızı ve modern tasarım anlayışımızı sektör profesyonelleriyle buluşturmanın memnuniyetini yaşadık. Fuarın yoğun ve hareketli geçmesi, Türk ev tekstili sektörünün uluslararası pazardaki güçlü konumunu bir kez daha göstermektedir.</p>

<p>Küresel ölçekte artan maliyet baskıları ve rekabet koşullarına rağmen, ev tekstili sektörü dinamizmini korumaya devam etmektedir. Özellikle hızlı üretim kabiliyeti, müşteri odaklı hizmet anlayışı, inovatif ürün geliştirme süreçleri ve kaliteli üretim altyapısı sektörümüzün en önemli avantajları arasında yer almaktadır. Firmamız da bu doğrultuda Ar-Ge yatırımlarını, tasarım gücünü ve sürdürülebilir üretim yaklaşımını ön planda tutarak müşterilerine yüksek katma değerli ürünler sunmayı sürdürmektedir.</p>

<p>Bugün geldiğimiz noktada; değişen tüketici beklentilerine hızlı uyum sağlayabilen, çevre dostu üretim anlayışını benimseyen ve global pazarlarda rekabet gücünü artıran markaların ön plana çıktığını görmekteyiz. Biz de köklü tecrübemizi modern üretim teknolojileriyle birleştirerek hem yurt içi hem de uluslararası pazarlarda güçlü iş birlikleri kurmaya devam ediyoruz.</p>

<p>Fuarda sergilediğimiz yeni koleksiyonlarımızın gördüğü ilgi, doğru yolda ilerlediğimizin önemli bir göstergesi olmuştur. Önümüzdeki dönemde de kalite, güven ve yenilik odaklı yaklaşımımızla sektörümüze değer katmayı sürdüreceğiz.</p>

<p></p>

<p><img height="307" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/onur-kirayoglu-5.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Onur Kırayoğlu</strong></p>

<p><strong>Kırayteks Yönetim Kurulu Üyesi</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Ürünlerimize olan ilgi memnuniyet vericiydi</strong></p>

<p>Kırayteks Technical Textiles olarak teknik tekstil ve fonksiyonel kumaş üretimi alanında faaliyet gösteriyoruz. Özellikle sistem perdeleri, güneş koruma kumaşları ve farklı kullanım alanlarına yönelik yenilikçi tekstil çözümleri geliştiriyoruz. Üretim gücümüzü sürdürülebilirlik ve teknoloji yatırımlarıyla destekleyerek global pazarlarda faaliyet göstermekteyiz. Fuarda teknik tekstil grubumuz altında özellikle dekoratif dış mekan kumaşları ve karartma, screen ve yanmazlık özellikli perde kumaşlarımızı sergiledik. Bunun yanında sürdürülebilirlik odaklı, geri dönüştürülebilir ve yüksek performanslı yeni nesil ürünlerimiz de ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Fuar bizim açımızdan oldukça verimli geçti. Hem mevcut iş ortaklarımızla bir araya gelme hem de yeni müşterilerle bağlantılar kurma fırsatı yakaladık. Özellikle yenilikçi ve fonksiyonel ürün gruplarımıza olan ilgi memnuniyet vericiydi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><img height="373" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/ahmet-curebal-copy.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Ahmet Cürebal</strong></p>

<p><strong>Aymina Tekstil İhracat Sorumlusu</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Şehrimiz için üretiyoruz</strong></p>

<p>Bursa tekstil sektörünün köklü üreticilerinden Aymina Dokuma Tekstil Limited Şirketi olarak, Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’ndeki tesislerimizde perdelik, fon, tül ve masa örtüsü üretimimize aralıksız devam ediyoruz. Firma olarak küresel pazardaki gücümüzü korumak adına yılda iki büyük fuara katılım sağlıyoruz; bunlardan biri Almanya Frankfurt’taki Heimtextil, diğeri ise İstanbul’da düzenlenen HomeTex Fuarı. Yılda iki kez katıldığımız bu organizasyonlar, firmamızın vizyonunu sergilemek adına bizim için oldukça yeterli ve verimli geçiyor. Bu yıl katıldığımız 2026 HomeTex Fuarı da bizim için gayet başarılı ve hareketli başladı. Fuarın henüz ikinci gününde olmamıza rağmen ilk günden itibaren yakaladığımız sirkülasyon, başlangıçtaki beklentilerimizin oldukça üzerine çıktı ve gelecek adına ümitlerimizi tazeledi. Sektör temsilcileri olarak hacmi çok büyük alıcıların yanı sıra, küçük ölçekli alıcıların da fuara ilgi göstermesini pazardaki dinamizmin korunması açısından oldukça sevindirici ve gelecek vaat eden bir gelişme olarak görüyoruz. Aymina Tekstil olarak yenilikçiliği merkeze alıyor ve senede iki kez özel kreasyon hazırlıyoruz. Her fuar için ayrı bir koleksiyon geliştirerek müşterilerimizin karşısına çıkıyoruz. Bu fuarda da ağırlıklı olarak tül ve fon perdelerimizi sergiledik. Bunun yanı sıra özellikle proje bazlı çalışmalara odaklandığımız masa örtüsü grubumuzla da öne çıkıyoruz. Fon, perde ve masa örtüsü ürün gruplarımızın tamamında, iplikten özel olarak üretilen FR (güç tutuşur) kalitesindeki koleksiyon kitaplarımızı müşterilerimizin beğenisine sunduk. Ev tekstili sektörünün geleceğini değerlendirirken hiçbir zaman karamsarlığa kapılmamamız gerektiğine inanıyorum. Küresel ölçekte yaşanan savaşlar ve bunların tetiklediği ekonomik krizler dünya genelinde hissediliyor. Ancak biz Türkiye'deki ve Bursa'daki üreticiler olarak bu tür krizlerle mücadele etmeyi, zorluklar karşısında esneklik kazanmayı öğrendik. Karşılaştığımız her zorluğa rağmen üretimimizi ve mücadelemizi sürdüreceğiz. Hem firmamızın hem tekstilin kalbi olan Bursa’mızın hem de ülkemizin ekonomik kalkınmasına katkı sağlamak için elimizden gelenin en iyisini yapmaya kararlılıkla devam edeceğiz.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><img height="424" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/niyazi-gucyigit-copy.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Niya</strong><strong>zi Güçyiğit</strong></p>

<p><strong>Farbe Dekor CEO</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Yeni nesil ürünler ön planda</strong></p>

<p>Biz Farbe Dekor olarak Bursa’da üretim yapan köklü bir firmayız. Aslında dördüncü kuşak mobilyacı bir geçmişten geliyoruz. Ancak 1980 yılından bu yana perde sektörüne yönelik dekoratif ürünler ve aksesuarlar üretiyoruz. Faaliyet alanımız tamamen perdecilere yönelik; perdenin bağlandığı tüm aksesuarları ve tamamlayıcı ürünleri üretiyoruz.</p>

<p>Sektörümüzde yıllar içinde ürün trendleri de ciddi şekilde değişti. Eskiden “rustik” dediğimiz halkalı sistemler çok daha yoğun talep görürdü. Bu ürünler hâlâ satılıyor ancak bugün artık raylı sistemler ve motorlu çözümler çok daha fazla ön plana çıkmış durumda. Biz de her yıl ürünlerimizin üzerine yenilik koymaya, değişen taleplere ve teknolojiye ayak uydurmaya çalışıyoruz.</p>

<p>Fakat açık konuşmak gerekirse, pandemiden sonraki son 3-4 yıldır fuarlarda her geçen yıl daha belirgin bir gerileme yaşanıyor. Geçen yıl nispeten daha iyi geçtiğini düşünerek umutlanmıştık ancak bu yıl şu ana kadar ciddi bir hareketlilik göremiyoruz. Bu fuarda standımızın dekorasyonunu tamamen kendimiz yapmamıza rağmen yaklaşık 600-700 bin lira civarında önemli bir maliyet oluştu. Buna rağmen henüz somut bir sipariş alabilmiş değiliz. Açıkçası bu maliyetin karşılığını çıkarıp çıkaramayacağımızı şu an kestiremiyoruz.</p>

<p>Elbette uzun vadeli düşündüğünüzde fuarlara katılmak marka değeri açısından önemlidir. İnsanlar sizi görüyor, bilinirliğiniz artıyor. Ancak günün sonunda satış yapabilmeniz ve harcadığınız bütçenin karşılığını alabilmeniz gerekiyor. Sonuç alamayınca da “fuar iyidir” algısı üretici açısından sorgulanmaya başlıyor çünkü harcanan maliyetler artık ciddi boyutlara ulaştı.</p>

<p>Bugün aynı bütçeyi farklı bir kanala, örneğin sosyal medya reklamlarına yönlendirdiğinizde çok daha hızlı ve aktif geri dönüş alabiliyorsunuz. Bana göre geleneksel fuarcılık anlayışı artık eski etkisini kaybetmeye başladı ve kendini yenilemek zorunda. Artık insanlar oturdukları yerden bile sosyal medyayı doğru kullanarak kendilerini çok büyük ve güçlü bir marka gibi gösterebiliyor. Dijital dünyada oluşturulan algının etkisi her geçen gün daha da büyüyor.</p>

<p>Öte yandan ev tekstili ve dekorasyon sektöründe küresel rekabet baskısı da ciddi şekilde hissediliyor. Özellikle Çin üretimi fiyat avantajıyla piyasada çok güçlü bir konuma geldi. Kaliteyi bir kenara bıraksanız bile maliyet açısından ciddi bir üstünlükleri var. Eskiden otomotiv sektöründe aynı başarıyı gösteremiyorlardı ancak bugün baktığınızda dünyanın birçok alanında çok hızlı ilerliyorlar. Çok disiplinli ve yoğun çalışıyorlar ve son birkaç yıldır bunun küresel sonuçlarını almaya başladılar.</p>

<p>Bu durum yalnızca bizim sektörümüzde değil, mobilya dahil birçok üretim alanında hissediliyor. Geçtiğimiz günlerde mobilya sektöründeki üreticilerle de görüştük; onlar da aynı şekilde Çin’in düşük maliyetli üretiminden ve rekabet baskısından şikâyet ediyor. Türkiye’de ise yüksek genel giderler ve artan işçilik maliyetleri nedeniyle ne üretirsek üretelim pahalı kalıyoruz.</p>

<p>Açıkçası bana göre bu yıl piyasalar daha da zorlaşacak ve önümüzdeki süreçte de bu sıkıntılı tablo devam edecek gibi görünüyor. İşletmeler artık çoğu zaman sadece ayakta kalmaya çalışıyor. Ancak bir işveren için en zorlayıcı konu yüksek maliyetlerden bile önce belirsizliktir. Çünkü önünüzü göremediğiniz zaman yatırım yapmak da yapmamak da risk haline geliyor. İnsanlar doğal olarak temkinli davranıyor ve yatırımlarını erteliyor.</p>

<p>Belirsizlik ortamı gerçekten karanlıkta yürümeye benziyor. Nereye basacağınızı bilemediğiniz için herkes çok daha ürkek ve kontrollü hareket ediyor. Yakın zamana kadar Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle fuara gelemeyen müşteriler vardı. Sonrasında İranlı ve Azeri müşterilerde hareketlilik görüyorduk, şimdi onların da ciddi şekilde azaldığını görüyoruz. Piyasada ne eski alıcı yoğunluğu ne de ziyaretçi trafiği kaldı.</p>

<p>Tüm bunlara rağmen yine de iyimser olmaya çalışıyoruz. Ancak mevcut piyasa koşullarında biraz da gerçekçi olmak gerekiyor. Şu an sektörün genel havası maalesef çok parlak görünmüyor.</p>

<p></p>

<p><img height="357" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/basar-sezer-copy.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Başar Sezer</strong></p>

<p><strong>Tülart Tekstil Kurucusu</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Geniş ürün yelpazesine sahibiz</strong></p>

<p>Firmamız Tülart Tekstil, 2019 yılında Bursa merkezli olarak kuruldu. Aslına bakarsanız biz çok daha öncesinden beri bu sektörün içindeyiz; daha önce "Mufate Brode" adı altında brode üretimi yapıyorduk. 2019 yılında ise ayrı bir firma kurarak dokuma alanına da adım attık ve dokuma tezgâhları satın aldık. Tülart Tekstil olarak yolumuza devam ederken makine sayımızı artırdık ve parkurumuzu güncelledik. Şu anda halihazırda 20 adet armürlü dokuma tezgâhımız bulunuyor. Aylık ortalama 180 bin ile 200 bin metre arasında bir üretim kapasitesine sahibiz. Üretimimizin yüzde 30 ile yüzde 40 arasındaki kısmını ihracata yönlendirirken, yüzde 60-70 oranında ise yerli piyasaya, yani iç pazara çalışıyoruz. İç piyasada ayrıca yaklaşık 45 başlıktan oluşan bir setimiz var; bu setle kesim hizmeti ve toptan hizmet de sunuyoruz. Bu dönemde öne çıkan ürünlerimize baktığımızda, ağırlıklı olarak armür grubunun dikkat çektiğini söyleyebilirim. Müşterilerimizin talepleri doğrultusunda; keten vari ürünler, hafif simli ve yarı geçirgen özelliğe sahip kumaşlar biraz daha ön plana çıkmış durumda. Sektör olarak son gerilimler sebebiyle piyasada bir daralma gözüküyor. Yurt dışıyla daha iyi rekabet edebilmemiz için yeni yöntemlere ihtiyacımız var.</p>

<p></p>

<p><img height="297" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/refik-ceylan-copy.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Refik Ceylan</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Elart Tekstil Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>Yerli üretim değeri önemli</strong></p>

<p>Elart olarak yaklaşık 40 yıla yaklaşan tecrübemizle ev tekstili sektöründe faaliyet gösteriyoruz. Yatak örtüsü, nevresim takımı, pike, battaniye, dekoratif tekstil ve çeyiz gruplarında üretim ve satış yapıyoruz. Türkiye genelindeki bayi ağımız, mağazalarımız ve e-ticaret kanallarımızla geniş bir müşteri kitlesine ulaşıyoruz. Bizim en büyük hedefimiz sadece ürün satmak değil; bu topraklardan çıkan güçlü bir dünya markası oluşturmak. Bu yüzden son yıllarda özellikle tasarım, marka kimliği, dijitalleşme, yapay zekâ destekli dönüşüm ve müşteri deneyimi konularına ciddi yatırım yapıyoruz. Türkiye’de üretimin değerine inanıyoruz. Değişen dünya düzeninde hem hızlı hem esnek hem de kaliteli üretim yapabilmenin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Elart olarak geçmişten gelen tecrübemizi, yeni nesil vizyonla birleştirerek yolumuza devam ediyoruz. Fuarda özellikle 2026 yeni koleksiyonlarımızı ve yeni sezon konsept ürünlerimizi ön plana çıkardık. Modern çizgiler taşıyan günlük kullanım ürünleri, yeni nesil çeyiz grupları, kombin setler ve özel kampanya ürünleri ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi gördü. Ayrıca fuara özel hazırladığımız avantajlı kampanya ürünleri ve sınırlı stok fırsatları da vardı. Hem yurtiçi hem yurtdışı müşterilerimizin ihtiyaçlarına yönelik farklı segmentlerde ürünler sunduk. Bu yıl özellikle tasarım dili daha güçlü, daha sade ama daha premium algısı oluşturan koleksiyonlar üzerinde yoğunlaştık. Müşteri artık sadece ürün değil; hikâye, konsept ve yaşam tarzı satın alıyor. Biz de koleksiyonlarımızı bu anlayışla hazırladık. Genel olarak verimli ve umut verici bir fuar geçirdiğimizi söyleyebilirim. Sektörün mevcut ekonomik şartları kolay değil. Hem Türkiye’de hem dünyada maliyet baskıları, finansman giderleri ve talep daralmaları yaşanıyor. Buna rağmen fuarda müşterilerin yeni ürünlere ve doğru fiyatlı koleksiyonlara ciddi ilgisi olduğunu gördük. Özellikle bayi tarafında yeni sezon için sipariş isteğinin yeniden canlanmaya başladığını hissettik. İnsanlar artık sadece uygun fiyat değil; hızlı teslimat, güvenilir marka ve sürdürülebilir iş ortaklığı arıyor. Biz de Elart olarak fuarı sadece satış yapılan bir alan değil, aynı zamanda sektörü okumak, müşteri beklentisini anlamak ve geleceği analiz etmek için önemli bir platform olarak görüyoruz. Bu açıdan bizim için oldukça değerli geçti. Ev tekstili sektörü dönüşümün tam ortasında. Artık eski alışkanlıklarla büyümek çok zor. Önümüzdeki dönemde tasarım gücü, marka değeri, dijitalleşme, hızlı tedarik ve veri yönetimi sektörün kaderini belirleyecek. Özellikle e-ticaretin ve yapay zekanın sektörü ciddi şekilde değiştireceğini düşünüyorum.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/ev-tekstili-sektorunden-govde-gosterisi</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1565-m1.jpg" type="image/jpeg" length="15182"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
