<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Eko Haber</title>
    <link>https://www.ekohaber.com.tr</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve taraofız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.ekohaber.com.tr/rss/gundem" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 13 May 2026 12:47:54 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/rss/gundem"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Tekstil sektörü inovasyonla gelişiyor]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/tekstil-inovasyona-odaklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/tekstil-inovasyona-odaklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tekstil sektörü, küresel rekabetin etkisiyle köklü bir dönüşüm sürecinden geçerken, dijitalleşme, inovasyon ve sürdürülebilirlik alanlarında atılan adımlar sektörün geleceğini yeniden şekillendiriyor. Geleneksel üretim anlayışının yerini giderek daha fazla teknoloji odaklı sistemler alırken, üretimden tedarik zincirine kadar tüm süreçlerde veri temelli yönetim öne çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle yapay zekâ destekli üretim sistemleri, otomasyon çözümleri ve dijital kalite kontrol mekanizmaları sayesinde üretim hataları minimum seviyeye indirilirken, verimlilik önemli ölçüde artıyor. Kumaş üretiminden boyama süreçlerine kadar pek çok aşamada kullanılan dijital teknolojiler, hem zaman tasarrufu sağlıyor hem de daha istikrarlı kalite standartlarının oluşmasına katkı sunuyor. Akıllı fabrikalar ve entegre yazılım sistemleri, tekstil üretimini daha esnek ve hızlı hale getirerek küresel pazarda rekabet avantajı yaratıyor. Dijitalleşmenin bir diğer önemli etkisi ise izlenebilirlik alanında görülüyor. Ürünlerin ham maddeden nihai tüketiciye kadar olan yolculuğunun kayıt altına alınması, sektörde şeffaflığı artırıyor. Bu durum, özellikle uluslararası pazarlarda faaliyet gösteren firmalar için kritik bir gereklilik haline gelirken, veri yönetimi tekstil üretiminin merkezine yerleşiyor.</p>

<p><strong>Sürdürülebilirlik olmazsa olmaz konuların başında geliyor</strong></p>

<p>Sektördeki dönüşümün bir diğer temel ayağını ise sürdürülebilirlik oluşturuyor. Çevresel etkilerin azaltılması, enerji verimliliğinin artırılması ve su tüketiminin kontrol altına alınması, üretim süreçlerinin vazgeçilmez unsurları arasında yer alıyor. Geri dönüştürülebilir hammaddelerin kullanımı, atık yönetimi ve döngüsel üretim modelleri giderek yaygınlaşırken, karbon ayak izinin düşürülmesi firmalar için önemli bir hedef haline geliyor.</p>

<p><strong>Ar-Ge ile gelişiyor</strong></p>

<p>İnovasyon ise sektörün katma değer üretme kapasitesini artıran en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Teknik tekstiller, fonksiyonel kumaşlar ve akıllı ürünler, tekstil sektörünün sadece üretim odaklı değil, aynı zamanda teknoloji geliştiren bir yapıya dönüşmesini sağlıyor. Tasarım, Ar-Ge ve mühendislik süreçlerinin güçlenmesiyle birlikte tekstil, farklı sektörlerle entegre bir şekilde büyümeye devam ediyor. Tedarik zincirlerinde yaşanan değişimler de tekstil sektörünün dönüşümünü hızlandırıyor. Hızlı teslimat, esnek üretim ve güvenilir tedarik yapısı, üretim merkezlerinin önemini artırırken, dijital altyapı ile desteklenen sistemler bu avantajları daha sürdürülebilir hale getiriyor.</p>

<p><strong>TEXSUM 26 zirvesinde ele alındı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu dönüşüm süreci, sektör paydaşlarını bir araya getiren organizasyonlarda da kendini gösteriyor. TEXSUM 26 Tekstil Zirvesi, Bursa Uludağ Üniversitesi ve Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği iş birliğiyle düzenlenerek tekstilde dijitalleşme, inovasyon ve sürdürülebilirlik başlıklarını gündeme taşıdı. Etkinlikte, sektörün dönüşümüne yön veren teknolojiler, yeni üretim modelleri ve geleceğe dair stratejiler ele alınarak tekstilin değişen dinamiklerine ışık tutuldu.</p>

<p></p>

<p><img height="167" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/utib-baskani-ihsan-ipeker.jpeg" width="250" /></p>

<p></p>

<p><strong>İhsan İpeker </strong></p>

<p><strong>UTİB Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Temel odağımız dijitalleşme ve sürdürülebilirlik</strong></p>

<p>Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği olarak temel odağımız, sektörümüzün sürdürülebilirlik ve dijitalleşme ekseninde evrilmesini sağlamaktır. Özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı ile hayatımıza giren dijital ürün pasaportu, tekstil dünyasında şeffaflığı bir zorunluluk haline getirdi. Bu süreçte sadece üretim yapmak yetmiyor; artık ürünün tarladaki pamuktan son tüketiciye varana kadar olan tüm hikâyesini belgelemek durumundayız. Biz de birliğimiz çatısı altında, firmalarımızın bu yeni standartlara uyum sağlaması için rehberlik ediyor ve gerekli projeleri hayata geçiriyoruz.</p>

<p>Bursa, tarihsel olarak tekstilin kalbi olmasının yanı sıra, bugün teknik tekstil ve inovasyon konusunda da öncü bir rol üstleniyor. Katma değerli üretim yapmadan küresel rekabette kalıcı olmamız mümkün değil. Bu yüzden Ar-Ge merkezlerimizi ve tasarım kapasitemizi sürekli geliştirmeye odaklanıyoruz. Artan enerji ve işçilik maliyetlerini, verimlilik ve kalite odaklı bir yaklaşımla dengelemeye çalışıyoruz.</p>

<p>Pandemi sonrası değişen tedarik zincirinde Türkiye'nin güvenilir bir partner olarak öne çıkması, bize büyük bir avantaj sağladı; biz de bu ivmeyi yeşil dönüşümle birleştirerek kalıcı hale getirmeyi hedefliyoruz. Özellikle hızlı teslimat kapasitesi, üretim esnekliği ve kaliteli üretim altyapımız, Türk tekstil sektörünü rakiplerinden ayrıştıran önemli unsurlar arasında yer alıyor. Ancak bu avantajların sürdürülebilir olması için dijital altyapının güçlendirilmesi ve çevre dostu üretim modellerinin yaygınlaştırılması gerekiyor.</p>

<p>Dünya artık sadece “ne kadar ürettiğinize” değil, “nasıl ürettiğinize” bakıyor. Suyu nasıl kullandığınız, atıklarınızı nasıl yönettiğiniz ve karbon ayak iziniz, ticari başarınızın temel belirleyicileri oldu. Özellikle uluslararası markalar, tedarikçilerinden yalnızca kaliteli ürün değil; aynı zamanda şeffaf, izlenebilir ve sürdürülebilir üretim süreçleri talep ediyor. Bu nedenle sektörümüzün bu dönüşümü doğru okuması büyük önem taşıyor.</p>

<p>Biz de bu bilinçle, üyelerimizin sertifikasyon süreçlerini destekliyor, eğitim programları düzenliyor ve sürdürülebilirliği bir maliyet kalemi değil, geleceğe yapılan stratejik bir yatırım olarak görüyoruz. Dijital dönüşüm, yapay zekâ destekli üretim sistemleri ve çevre dostu uygulamalar sayesinde Türk tekstilinin küresel pazarda daha güçlü bir konuma ulaşacağına inanıyoruz. Türk tekstilini dünyada hak ettiği yüksek segmente taşımak için dijital dönüşüm ve çevre dostu üretim vizyonumuzdan taviz vermeden çalışmaya devam edeceğiz.</p>

<p></p>

<p><img height="167" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/pinar-tasdelen-engin-1.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Pınar Taşdelen Engin</strong></p>

<p><strong>Polyteks Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Genç mühendislerimiz yapay zekaya odaklanmalı</strong></p>

<p>Geleceğin dünyasında var olmak, sadece bir diploma sahibi olmak ya da teknik bir uzmanlık kazanmakla sınırlı değil. Eğer gerçekten fark yaratmak ve sürdürülebilir bir kariyer inşa etmek istiyorsanız, kendinizi mutlaka ama mutlaka yapay zekâ ve yazılım disiplinlerinde donatmalısınız. Şunu çok net görmeliyiz: Yapay zekâ artık sadece mühendislerin veya yazılımcıların çalışma alanına hapsolmuş bir konu değil. Bugün pazarlamadan finansa, insan kaynaklarından üretim bandına kadar hangi departmanda olursanız olun, dijitalleşmeyi işinizin kalbine koymak zorundasınız.</p>

<p>Çünkü dünya artık çok hızlı değişiyor. Dün büyük avantaj sağlayan birçok meslek ve yetkinlik, bugün sıradan hale gelebiliyor. Buna karşılık teknolojiye uyum sağlayabilen, veri okuyabilen, dijital sistemleri anlayabilen ve yapay zekâyı iş süreçlerine entegre edebilen bireyler her geçen gün daha fazla öne çıkıyor. Artık sadece işi yapmak değil, işi daha hızlı, daha verimli ve daha akıllı şekilde yönetebilmek önem kazanıyor.</p>

<p>Önümüzdeki dönemde şirketlerin en çok ihtiyaç duyacağı insan profili; değişime açık, analitik düşünebilen, teknolojiyle birlikte çalışabilen ve sürekli öğrenmeyi hayatının merkezine koyan kişiler olacak. Bu nedenle gençlerin yalnızca kendi bölümlerine odaklanması yeterli değil. Hangi alanda eğitim alıyor olurlarsa olsunlar, yazılımın temel mantığını öğrenmeleri, yapay zekâ araçlarını aktif kullanabilmeleri ve dijital dönüşüm süreçlerine hakim olmaları büyük bir avantaj sağlayacak.</p>

<p>Bugün birçok sektör henüz dönüşümün başında. Ancak çok kısa süre içerisinde yapay zekâ destekli sistemler iş hayatının vazgeçilmez bir parçası haline gelecek. Rutin işler otomasyonla ilerlerken, insanın fark oluşturacağı alan; üretkenlik, yaratıcılık, problem çözme ve stratejik düşünme olacak. Bu yüzden teknolojiye mesafeli duran değil, teknolojiyi doğru kullanan bireyler geleceği şekillendirecek.</p>

<p>Kısacası artık çağın gerekliliklerini takip etmek bir tercih değil, zorunluluk. Kendini geliştiren, yeni teknolojilere adapte olan ve öğrenmeye yatırım yapan herkes için gelecekte çok büyük fırsatlar bulunuyor. Özellikle yapay zekâ ve yazılım alanında edinilecek her bilgi, kişilere yalnızca mesleki değil, aynı zamanda küresel ölçekte rekabet avantajı da sağlayacak.</p>

<p></p>

<p><img height="147" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/turan-goksan.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Tura</strong><strong>n Göksan</strong></p>

<p><strong>ETHİB Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Dijital kontrol sistemleri önemli ihtiyaç haline geldi</strong></p>

<p>Biz Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği olarak kalite kontrol süreçlerimizde de büyük bir değişim yaşıyoruz. Eskiden kumaşın kalitesi, boyası veya deseni mutlaka insan gözüyle kontrol edilirdi. Ancak bir insanın bu işi ne kadar süreyle ve ne kadar kusursuz yapabileceği her zaman bir soru işaretiydi. Şu an bu kontrolleri teknolojiyle yapmak çok kolaylaştı. Bundan 10-15 yıl önce sadece yabancı firmalarda gördüğümüz bu yetkinliklere artık birçok Türk firması da sahip. Hatta bu teknolojileri dünyaya ihraç eder hale geldik.</p>

<p>Bugün yapay zekâ destekli görüntü işleme sistemleri sayesinde kumaş üzerindeki en küçük hata bile anlık olarak tespit edilebiliyor. Bu durum hem kalite standardını yükseltiyor hem de üretim süreçlerinde ciddi bir zaman tasarrufu sağlıyor. İnsan hatasını minimum seviyeye indiren bu sistemler sayesinde üretimde verimlilik artarken, müşteriye sunulan ürün kalitesi de daha sürdürülebilir hale geliyor. Özellikle yüksek hacimli üretim yapan firmalar için dijital kalite kontrol sistemleri artık önemli bir ihtiyaç konumuna geldi.</p>

<p>Lojistik avantajımız ve Avrupa’ya yakınlığımız bize büyük bir güç katıyor ama bu artık tek başına yeterli değil. Müşterilerimiz lojistik hızın yanına mutlaka sürdürülebilirlik kriterlerini de ekliyor. Artık alıcı firmalar sadece ürünün zamanında teslim edilmesine değil, hangi şartlarda üretildiğine, ne kadar enerji tüketildiğine ve çevreye olan etkisine de büyük önem veriyor. Bu nedenle dijitalleşme ile sürdürülebilirlik artık birbirinden ayrılmaz iki başlık haline geldi.</p>

<p>Türkiye’nin özellikle pamuk gibi kritik ham maddelerde güçlü bir üretici olması, değer zincirine en başından sahip olmamızı sağlıyor ve bizi rakiplerimizden ayırıyor. Bu durum, hem üretim esnekliği hem de hızlı tedarik açısından önemli avantajlar sunuyor. Ayrıca güçlü sanayi altyapımız, yetişmiş insan kaynağımız ve üretim kabiliyetimiz sayesinde Avrupa pazarı için stratejik bir konumda bulunuyoruz.</p>

<p>Pandemi dönemi, küresel tedarik zincirleri koptuğunda Türkiye’nin ne kadar güvenilir ve esnek bir partner olduğunu tüm dünyaya kanıtladı. Uzak Doğu merkezli üretim modellerinde yaşanan aksaklıklar sonrasında birçok Avrupalı marka, Türkiye’nin yakın üretim avantajını daha net görmeye başladı. Avrupalı alıcılar için Türkiye, her zaman ilk ve en güvenilir liman olmaya devam ediyor.</p>

<p>Önümüzdeki süreçte ise rekabetin temel belirleyicisi; dijital altyapısını güçlendiren, sürdürülebilir üretime yatırım yapan ve katma değerli ürün geliştirebilen firmalar olacak. Biz de bu dönüşümün bir parçası olarak teknolojiyi üretimin merkezine koymaya ve kalite odaklı büyümeye devam ediyoruz.</p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/muzaffer-turgut-kayhan.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Muzaffer Turgut Kayhan</strong></p>

<p><strong>ETHİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı </strong></p>

<p>​<strong>Sürdürülebilirlik ve dijitalleşme önceliğimiz</strong></p>

<p>Dünya tekstil piyasası çok hızlı bir dönüşümden geçiyor. Özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sürdürülebilirlik kriterleri, bizim en önemli ajanda maddelerimiz. Biz, bölgedeki üreticilerimizin bu dönüşüme ayak uydurması için yoğun bir çaba sarf ediyoruz. Artık sadece üretmek yetmiyor; çevreci, sürdürülebilir ve izlenebilir bir üretim modeli kurmak zorundayız. Dijitalleşme de bu sürecin ayrılmaz bir parçası. Üretim hatlarımızda teknolojiyi ne kadar etkin kullanırsak, verimliliğimizi de o kadar yukarı taşıyoruz. Yapay zekâ ve otomasyon, sadece büyük fabrikaların değil, tüm ekosistemimizin bir parçası olmak durumunda.</p>

<p>Bugün uluslararası pazarlarda rekabet edebilmenin yolu; kaliteli üretimin yanı sıra çevresel standartlara uyum sağlamaktan geçiyor. Özellikle Avrupa pazarı, karbon ayak izi düşük, enerji verimliliği yüksek ve şeffaf üretim süreçlerine sahip firmalarla çalışmayı tercih ediyor. Bu nedenle sektörümüzün sürdürülebilirlik konusunu yalnızca bir zorunluluk olarak değil, aynı zamanda önemli bir rekabet avantajı olarak görmesi gerekiyor.</p>

<p>Dijitalleşme sayesinde üretim süreçleri artık çok daha kontrollü ve verimli şekilde yönetilebiliyor. Yapay zekâ destekli sistemler; kalite kontrolden stok yönetimine, üretim planlamasından enerji kullanımına kadar birçok alanda firmalara önemli katkılar sağlıyor. Bu teknolojiler sayesinde hem maliyetler düşüyor hem de üretim süreçlerinde hata oranları minimum seviyeye indiriliyor. Özellikle veri odaklı üretim anlayışı, sektörün geleceğinde belirleyici bir rol oynayacak.</p>

<p>Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı, coğrafi konumu ve hızlı teslimat kabiliyeti sektörümüz için önemli avantajlar sunuyor. Ancak bu avantajların sürdürülebilir olması için çevre dostu üretim modellerine yatırım yapılması ve dijital altyapının güçlendirilmesi gerekiyor. Dünya artık sadece ürünün kalitesine değil, üretim sürecinin tamamına odaklanıyor. Önümüzdeki dönemde tekstil sektörünün başarısını belirleyecek en önemli unsurlar; sürdürülebilirlik, dijitalleşme, inovasyon ve katma değerli üretim olacak. Biz de sektörümüzün bu dönüşümü doğru yönetebilmesi ve küresel pazarda daha güçlü bir konuma ulaşabilmesi için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="253" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/ali-riza-yildiz.jpeg" width="253" /></p>

<p><strong>Ali Rıza Yıldız</strong></p>

<p><strong>Bursa Uludağ üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı </strong></p>

<p><strong>Tekstilde dijital entegrasyon şart</strong></p>

<p>Yapay zekâ artık çağımızda vazgeçilmez bir hale geldi. Ben de 30 yılını yapay zekâya adamış bir makine mühendisliği hocası olarak, bu teknolojinin ne kadar kritik bir öneme sahip olduğunu bizzat deneyimleyen ve gören biriyim. Geldiğimiz noktada, tekstil sektörünün bu konuya odaklanması artık bir tercih değil, kaçınılmaz bir zorunluluktur. Tekstilin geleceğini, yapay zekânın sektöre entegre edilmesinde ve dijital dönüşümün tam anlamıyla gerçekleştirilmesinde görüyorum. Sektörümüzün rekabet gücünü koruyabilmesi için tüm üretim ve yönetim süreçlerinin bilgisayarla entegre hale getirilmesi gerekiyor. Yapay zekâ destekli bu dönüşüm, tekstil mühendisliğinin yeni rotasını belirleyecektir.</p>

<p>Bugün dünya tekstil sektörü yalnızca üretim kapasitesiyle değil; hız, verimlilik, kalite standardı, sürdürülebilirlik ve veri yönetimiyle rekabet ediyor. Artık klasik üretim anlayışı tek başına yeterli olmuyor. Siparişten üretime, kalite kontrolden lojistik süreçlerine kadar her aşamada dijitalleşmenin etkisini görüyoruz. Yapay zekâ destekli sistemler sayesinde üretim hatalarında ciddi düşüşler sağlanabiliyor, enerji tüketimi optimize edilebiliyor ve müşteri talepleri çok daha hızlı analiz edilerek üretime aktarılabiliyor.</p>

<p>Özellikle tekstil gibi yoğun üretim yapan sektörlerde veri analizi büyük önem taşıyor. Fabrikalarda oluşan milyonlarca verinin doğru okunması ve yorumlanması, işletmelere ciddi avantaj kazandırıyor. Yapay zekâ; arıza tahminlerinden stok yönetimine, kalite analizlerinden üretim planlamasına kadar birçok alanda işletmelere hız ve maliyet avantajı sunuyor. Bu durum hem verimliliği artırıyor hem de uluslararası pazarda rekabet gücünü yukarı taşıyor.</p>

<p>Bunun yanında sürdürülebilir üretim anlayışı da artık sektörün merkezinde yer alıyor. Avrupa başta olmak üzere birçok pazarda karbon ayak izi, enerji verimliliği ve çevresel standartlar her geçen gün daha fazla önem kazanıyor. Dijital sistemlerle desteklenen üretim altyapıları, kaynak kullanımını daha kontrollü hale getirirken israfın azaltılmasına da katkı sağlıyor. Bu nedenle dijital dönüşüm yalnızca teknolojik bir yatırım değil, aynı zamanda çevresel ve ekonomik sürdürülebilirliğin de temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Tekstil mühendisliğinin geleceğinde de artık sadece klasik üretim bilgisi yeterli olmayacak. Yeni nesil mühendislerin; yazılım, veri analizi, otomasyon sistemleri ve yapay zekâ uygulamaları konusunda bilgi sahibi olması gerekiyor. Çünkü geleceğin fabrikaları, insan ve teknolojinin birlikte çalıştığı akıllı üretim merkezlerine dönüşecek. Bu dönüşüme ayak uydurabilen firmalar büyümesini sürdürecek, adapte olamayanlar ise rekabette geride kalacaktır.</p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/dilek-kut.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Dilek Kut</strong></p>

<p><strong>Bursa Uludağ Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölüm Başkanı </strong></p>

<p><strong>Mühendis adaylarımız sürdürülebilirliği özümsemeli</strong></p>

<p>Tekstil mühendisliği, sadece üretim hatlarından ibaret değil; tasarımdan sürdürülebilirliğe, teknik tekstillerden dijitalleşmeye kadar uzanan çok yönlü bir disiplindir. Bursa Uludağ Üniversitesi olarak, öğrencilerimize sadece teknik bilgi aşılamıyor, aynı zamanda onları sektörün dinamiklerine hazırlıyoruz. Bugün dünya tekstil sektörü, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sürdürülebilirlik ekseninde yeniden şekillenirken, mühendis adaylarımızın bu kavramları özümsemiş olması bir tercih değil, zorunluluktur.</p>

<p>Günümüzde mühendislik anlayışı yalnızca üretim yapabilen insan yetiştirmekten çok daha öteye geçmiş durumda. Artık çevresel etkileri analiz edebilen, kaynak kullanımını doğru planlayabilen, enerji verimliliğini önemseyen ve sürdürülebilir üretim süreçlerini yönetebilen bireyler ön plana çıkıyor. Tekstil sektörü de bu dönüşümün merkezinde yer alan alanlardan biri haline geldi. Çünkü tekstil üretimi; su tüketimi, enerji kullanımı, karbon emisyonu ve geri dönüşüm süreçleri açısından dünyanın en hassas sektörlerinden biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Bu nedenle geleceğin tekstil mühendislerinin yalnızca teknik üretim süreçlerini değil, aynı zamanda çevresel sorumluluk bilincini de taşıması gerekiyor. Öğrencilerimizin eğitim hayatları boyunca sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi, yeşil üretim ve karbon yönetimi gibi kavramlarla iç içe olması büyük önem taşıyor. Çünkü önümüzdeki dönemde uluslararası pazarlarda rekabet edebilmenin en önemli şartlarından biri sürdürülebilir üretim standartlarına uyum sağlamak olacak.</p>

<p>Özellikle Avrupa pazarında yürürlüğe giren yeni düzenlemeler, üretim süreçlerinin şeffaflığını ve çevresel etkilerini doğrudan gündeme taşıyor. Artık yalnızca kaliteli ürün üretmek yeterli değil; o ürünün hangi şartlarda üretildiği, ne kadar enerji tüketildiği, geri dönüştürülebilir olup olmadığı ve çevreye etkisi de değerlendiriliyor. Bu noktada mühendislerin rolü çok daha stratejik hale geliyor.</p>

<p>Bizler üniversite olarak öğrencilerimizin sadece teorik bilgiyle mezun olmasını değil, aynı zamanda sektörün dönüşümünü okuyabilen bireyler olarak yetişmesini hedefliyoruz. Sanayi iş birlikleri, uygulamalı eğitimler, laboratuvar çalışmaları ve sektör buluşmalarıyla öğrencilerimizi gerçek iş hayatına hazırlamaya çalışıyoruz. Çünkü sektör artık çözüm üreten, yenilik geliştiren ve değişime hızlı adapte olabilen mühendis profillerine ihtiyaç duyuyor.</p>

<p>Bunun yanında dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamaları da tekstil mühendisliğinin ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Veri odaklı üretim sistemleri, akıllı fabrikalar ve otomasyon destekli süreçler, mühendislik bakış açısını yeniden şekillendiriyor. Dolayısıyla öğrencilerimizin hem sürdürülebilirlik hem de dijital dönüşüm alanlarında kendilerini geliştirmesi büyük önem taşıyor.</p>

<p>Geleceğin tekstil sektörü; çevreye duyarlı, teknolojiyle entegre çalışan ve yüksek katma değerli üretim yapabilen firmalar üzerinden şekillenecek. Bu dönüşümün merkezinde ise iyi yetişmiş mühendisler yer alacak. Bu nedenle genç mühendis adaylarımızın sadece bugünün değil, geleceğin ihtiyaçlarını da okuyabilen bir vizyona sahip olması gerekiyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><img height="196" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/fatma-kumsar-uray.PNG" width="210" /></p>

<p><strong>Fatma Kumsar Uray</strong></p>

<p><strong>Altınsu Tekstil Sürdürülebilirlik Müdürü </strong></p>

<p><strong>Doğaya saygılı model yürütüyoruz</strong></p>

<p>Altınsu Tekstil'de edindiğim 8 yıllık sürdürülebilirlik yöneticiliği deneyimimle sabittir ki; geleceğin tekstili, sorgulayan, araştıran ve dijitalleşen bir mühendislik vizyonuyla yükselecektir. Bizim için sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, iş yapış biçimimizin merkezidir. Avrupa Yeşil Mutabakatı gibi küresel düzenlemeler kapımızdayken, ham maddeden enerji kullanımına kadar her aşamada doğaya saygılı bir model yürütüyoruz. Geri dönüştürülmüş elyaflar ve su tasarrufu sağlayan teknolojiler, fabrikamızın üretim standartlarını belirliyor.</p>

<p>Bugün tekstil sektöründe rekabet yalnızca fiyat ve üretim kapasitesiyle ölçülmüyor. Artık markalar; karbon ayak izi düşük, çevre dostu ve izlenebilir üretim yapan firmalarla çalışmayı tercih ediyor. Bu nedenle sürdürülebilirlik anlayışını üretimin her aşamasına entegre etmek büyük önem taşıyor. Enerji verimliliği, atık yönetimi, su tüketiminin azaltılması ve geri dönüşüm süreçleri artık sektörün temel gündem maddeleri arasında yer alıyor. Biz de bu dönüşümü sadece bugünü değil, geleceği planlayarak yönetmeye çalışıyoruz.</p>

<p>Sektörün bir diğer kritik ayağı ise dijital dönüşüm. Üretim süreçlerimizde otomasyonu ve dijital takip sistemlerini kullanarak hata payını minimize ediyor, verimliliğimizi artırıyoruz. Yapay zekâ destekli sistemler sayesinde üretim süreçlerini anlık takip edebiliyor, kalite kontrol mekanizmalarını daha güçlü hale getirebiliyoruz. Özellikle veri analizi ve otomasyon uygulamaları, üretimde hız ve kalite açısından ciddi avantaj sağlıyor. Dijitalleşme sayesinde hem maliyetleri daha kontrollü yönetebiliyor hem de müşterilerimizin beklentilerine daha hızlı yanıt verebiliyoruz.</p>

<p>Ancak teknoloji tek başına yeterli değil; bu teknolojiyi tasarım gücüyle taçlandırmak zorundayız. Katma değerli üretim artık sektörün en önemli başlıklarından biri haline geldi. Sadece üretim yapan değil, trend belirleyen, yenilik geliştiren ve tasarım odaklı düşünebilen firmalar küresel pazarda daha güçlü konuma geliyor. Özellikle teknik tekstiller, fonksiyonel kumaşlar ve sürdürülebilir koleksiyonlar geleceğin en önemli alanları arasında yer alıyor.</p>

<p>Eskiden tekstil mühendisliği dendiğinde akla gelenler ile bugünkü roller arasında büyük bir fark var. Geçmişte tekstil mühendisleri sektörde belki daha kısıtlı alanlarda yer alırken, bugün artık çok daha farklı ve kritik kavramlar işin içine girmiş durumda. Veri analizi, sürdürülebilirlik yönetimi, dijital üretim sistemleri, yapay zekâ uygulamaları ve inovasyon süreçleri mühendisliğin ayrılmaz parçaları haline geldi. Şu an hem mühendislik hem de yönetim kanadında yeni arayışlar ve uzmanlık alanları gelişiyor. Bu değişim ve gelişim süreci biz mühendisler için gerçekten heyecan verici.</p>

<p>Genç arkadaşlarımızın heyecanı, sektörümüzün geleceğine dair umutlarımı artırıyor. Yeni neslin teknolojiye daha yakın olması, sorgulayan ve araştıran bir bakış açısıyla yetişmesi sektör adına önemli bir avantaj sağlıyor. Önümüzdeki dönemde çevreye duyarlı, dijitalleşmiş ve yüksek katma değerli üretim yapan firmaların çok daha güçlü bir konuma ulaşacağına inanıyorum. Türk tekstil sektörü, sahip olduğu üretim altyapısı, insan kaynağı ve dönüşüm potansiyeliyle bu süreci başarıyla yönetebilecek güce sahip.</p>

<p></p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/utku-varol.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Utku Varol</strong></p>

<p><strong>İsko Sürdürülebilirlik Müdürü</strong></p>

<p><strong>Dijitalleşme araç değil amaç olmalı</strong></p>

<p>Sürdürülebilirlik dediğimizde sadece geri dönüştürülmüş malzeme kullanımını anlamamak gerekiyor. Bizim için bu kavram; suyun geri kazanımından enerji verimliliğine, ham maddenin tarladaki izlenebilirliğinden nihai ürünün yaşam döngüsüne kadar uzanan çok geniş bir zinciri kapsıyor. Özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı ile birlikte, bu süreçleri dijital olarak takip edemeyen ve raporlayamayan firmaların küresel pazarda oyun dışı kalacağı bir döneme girdik.</p>

<p>Dijitalleşmeyi sadece bir araç değil, her yere yayılan bir amaç olarak görmeliyiz. Veriyi izlemek, ölçmek ve yönetmek işin temelidir. Dijitalleşme sayesinde işletmenin adeta “MR’ını çekiyor” ve ardından iyileştirme aşamasına geçiyoruz. Çünkü ölçemediğiniz hiçbir süreci sağlıklı şekilde yönetemezsiniz. Bugün artık üretim süreçlerinden enerji tüketimine, su kullanımından karbon emisyonuna kadar her başlık veriyle yönetiliyor. Firmaların sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşabilmesi için önce kendi süreçlerini net şekilde analiz edebilmesi gerekiyor.</p>

<p>Tekstil tedarik zincirinde en büyük çevresel etki ve sera gazı emisyonu yüzde 55-60 oranında boyahanelerden kaynaklanıyor. Özellikle indigo çözgü boyama ve apre işlemlerindeki enerji ve boya tüketimini azaltmak bizim için hayati önem taşıyor. Kendi geliştirdiğimiz teknolojilerle bu flote oranlarını düşürüyor ve kimyasallarımızı çok daha verimli kullanıyoruz. Bu sayede hem çevresel etkiyi azaltıyor hem de maliyet avantajı sağlıyoruz. Önümüzdeki dönemde çevreci üretim tekniklerine yatırım yapmayan firmaların rekabet gücünü koruması giderek zorlaşacak.</p>

<p>Enerji tarafında sadece “çatıya güneş paneli kurduk” demek yeterli değil. Öncelikle enerji ve su kaçaklarımızı ölçmeli, ardından verimlilik artırıcı noktalara odaklanmalıyız. Mühendislik tam da burada devreye giriyor; bir yüzey ısınıyorsa o ısıyı başka bir proseste nasıl kullanabileceğimizi, yani atık ısı geri kazanımını hesaplamalıyız. Fabrika içerisindeki her kaynağın mümkün olan en verimli şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. Çünkü sürdürülebilirlik yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik sürdürülebilirliği de doğrudan etkiliyor.</p>

<p>Su yönetimi ise ülkemiz için en kritik meselelerden biri. Biliyorsunuz ki Türkiye’nin büyük bölümü kurak ve yarı kurak alanlardan oluşuyor. Bu nedenle tekstil sektöründe suyun doğru kullanımı artık stratejik bir konu haline geldi. Sektörümüzde ISO 14046 su verimliliği uygulamaları gibi yeni standartlar giderek yaygınlaşıyor. Büyük markaların koyduğu hedefler doğrultusunda, daha az su tüketen prosesler geliştirmek ve kullanılan suyu geri kazanarak tekrar üretime kazandırmak artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi.</p>

<p>Özellikle yıkama makinelerinden çıkan suyun geri dönüştürülerek yeniden kullanılması hem çevresel etkiyi azaltıyor hem de kaynak verimliliği sağlıyor. Bu yaklaşım artık sadece bir sosyal sorumluluk projesi değil; doğrudan iş modelimizin ve üretim anlayışımızın temel bir parçası haline geldi. Çünkü dünya artık yalnızca ürünün kalitesine değil, o ürünün hangi şartlarda üretildiğine de bakıyor.</p>

<p>Bunun yanında dijital takip sistemleri sayesinde üretim süreçlerindeki kayıpları anlık olarak görebiliyor, hızlı müdahalelerle verimlilik artışı sağlayabiliyoruz. Yapay zekâ destekli analizler, enerji tüketim modelleri ve otomasyon sistemleri üretimin geleceğini şekillendiriyor. Tekstil sektöründe sürdürülebilirliği gerçek anlamda sağlayabilmenin yolu da bu teknolojileri doğru kullanmaktan geçiyor.</p>

<p>Özetle; tek bir anahtar kelimeye veya teknolojiye sığınmak yerine, sürekli iyileştirme kültürünü tüm süreçlerimize yaymalıyız. Sürdürülebilirlik ve dijitalleşme birbirinden bağımsız değil, tam aksine birbirini besleyen iki temel dönüşüm alanıdır. Geleceğin güçlü tekstil firmaları da veriyi doğru yöneten, kaynaklarını verimli kullanan ve değişime hızlı adapte olabilen şirketler olacaktır.</p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/hale-kaya-gurler.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Hale Kaya Gürler</strong></p>

<p><strong>Küçükçalık Tekstil Kalite ve Yönetim Sistemleri Müdürü</strong></p>

<p><strong>Standartların Üzerinde Sürdürülebilirlik Vizyonu</strong></p>

<p>Biz Küçükçalık Tekstil olarak sürdürülebilirlik yaklaşımımızı yalnızca bir hedef değil, tüm üretim ve yatırım süreçlerimizin temel omurgası olarak konumlandırıyoruz. Türkiye’deki tesislerimiz için belirlediğimiz vizyon neyse, aynı kararlılıkla Mısır’daki üretim tesislerimizde de birebir uygulanmaktadır. Bu bütüncül yaklaşım sayesinde, tüm operasyonlarımızda çevresel sorumluluk, kaynak verimliliği ve uzun vadeli sürdürülebilirlik ilkelerini eş zamanlı olarak yönetiyoruz.</p>

<p>Mısır’daki fabrikamız bu vizyonun önemli bir örneğini oluşturmaktadır. Tesisimizin bahçesinde yer alan ve günlük yaklaşık 1500 metreküp su arıtma kapasitesine sahip ileri teknoloji arıtma sistemimiz sayesinde, suyun yeniden kullanımı ve doğaya geri dönüşü konusunda yüksek standartlarda bir döngüsel yapı kurmuş durumdayız. Bununla birlikte, yaklaşık 10 yıldır çatılarımızda aktif olarak çalışan güneş enerji sistemlerimiz sayesinde, enerji ihtiyacımızın önemli bir bölümünü yenilenebilir kaynaklardan karşılıyor, karbon ayak izimizi sürekli olarak azaltıyoruz.</p>

<p>Küresel tedarik zincirinde yer alabilmek için gerekli olan tüm sosyal ve çevresel denetim süreçlerini de en üst düzeyde karşılıyoruz. Dünyanın önde gelen markalarının yılda 10-15 kez gerçekleştirdiği bağımsız denetimlerden yüksek skorlarla geçerek, yalnızca üretim kapasitesiyle değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik performansımızla da güvenilir bir iş ortağı olduğumuzu kanıtlıyoruz.</p>

<p>Geçtiğimiz yıl Sakarya Hendek fabrikamızda devreye aldığımız “T2T” (Textile to Textile) tesisimiz ise bu vizyonun Türkiye’deki en güçlü yansımalarından biridir. Bu sistem sayesinde, aylık yaklaşık 7 milyon metre polyester ve polyester karışımlı kumaş üreten tesisimizden çıkan tüm üretim atıkları yeniden işlenerek ipliğe dönüştürülmektedir. Böylece lineer üretim modeli yerine tamamen döngüsel bir üretim yaklaşımı hayata geçirilmiş, atık kavramı üretim zincirinin dışına taşınarak yeniden değer yaratılan bir kaynağa dönüştürülmüştür.</p>

<p>Sürdürülebilir elyaf gruplarındaki kullanım oranımızı da her geçen yıl artırmaktayız. Halihazırda %10 seviyelerinde olan bu oranı, önümüzdeki dönemde stratejik hedeflerimiz doğrultusunda %60-70 seviyelerine çıkarmayı planlıyoruz. Bu dönüşüm, yalnızca üretim süreçlerimizi değil, aynı zamanda ürün portföyümüzü ve tedarik zinciri yönetimimizi de kapsamlı şekilde yeniden şekillendirmektedir.</p>

<p>Ayrıca geliştirdiğimiz “B-Loop” markamız ile geri dönüştürülmüş iplikleri sektöre sunarak, global tekstil endüstrisinde “pre-consumer” geri dönüşüm modelinin önemli aktörlerinden biri haline geldik. Bu sayede yalnızca kendi üretim süreçlerimizde değil, tüm sektör genelinde sürdürülebilir dönüşüme katkı sağlayan bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz.</p>

<p>Her iki fabrikamızda da temel stratejimiz; uluslararası çevre regülasyonlarına tam uyum sağlamak, küresel marka beklentilerini karşılamak ve sürdürülebilir üretim alanında sürekli gelişim yaklaşımını kararlılıkla sürdürmektir. Bu doğrultuda attığımız her adım, yalnızca bugünün ihtiyaçlarını değil, gelecek nesillerin kaynaklarını da koruma sorumluluğu ile şekillenmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/tekstil-inovasyona-odaklandi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1563-m1.jpg" type="image/jpeg" length="32044"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İran gerilimi kararlılığımızı değiştirmiyor]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/iran-gerilimi-kararliligimizi-degistirmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/iran-gerilimi-kararliligimizi-degistirmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşa ilişkin, "Savaş, dezenflasyon sürecini olumsuz etkilese de kararlılığımızı değiştirmiyor." dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna, TCMB Kanunu gereğince Bankanın faaliyetlerine ilişkin sunum yaptı. Geçen aylarda jeopolitik gelişmelerin belirleyici olduğuna dikkati çeken Karahan, başta enerji ve ulaştırma hizmet fiyatlarında olmak üzere, savaşın etkilerinin hissedildiğini söyledi. Fatih Karahan, şubat sonunda başlayan ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın enerji fiyatlarını kesin şekilde artırdığını, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının küresel enerji arzı açısından risk oluşturduğunu belirterek "Savaş, dezenflasyon sürecini olumsuz etkilese de kararlılığımızı değiştirmiyor. Önümüzdeki dönemde de tüm para politikası araçlarını temel amacımız olan fiyat istikrarı doğrultusunda kullanmaya devam edeceğiz “dedi. Petrol fiyatlarındaki oynaklığın son dönemde azalsa da halen tarihsel ortalamasının üzerinde olduğunu dile getiren Karahan, endüstriyel metal ve tarımsal emtialar kaynaklı olarak enerji dışı fiyatların da arttığını ifade etti. TCMB Başkanı Karahan, enerji fiyatlarına bağlı olarak manşet enflasyonun küresel ölçekte yükseldiğine, bu duruma küresel anlamda para politikalarının ilk tepkisinin sınırlı olduğuna işaret ederek "Gelişmiş ülkelerde daha önce beklenen faiz indirimlerinin ötelendiğini görüyoruz. ABD Merkez Bankasının (Fed) yıl boyunca politika faizini değiştirmeyeceği fiyatlanırken Avrupa Merkez Bankasının (ECB) ise yılın ikinci yarısında politika faizini artırması bekleniyor. Bundan sonraki süreçte savaşın gelişimini enerji nakliyatındaki aksamaların boyutu ve süresi belirleyici olacak" dedi.</p>

<p><strong>Dış ticaret açığı geriledi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fatih Karahan, sıkı para politikalarının hedeflenen sonucu olarak, talep kompozisyonunda dengeli seyrin devam ettiğini bildirerek 2025'te tüketimin büyümeye katkısının 2023'e kıyasla belirgin olarak gerilediğini, yatırımların katkısının ise devam ettiğini söyledi. Türkiye’nin ekonomik göstergelerine ilişkin bilgi veren Karahan, "Küresel ticarette jeopolitik koşullardaki zorluklara rağmen geçen ay ihracatta artış, ithalatta ise azalış gerçekleşti. Yüksek fiyatlar nedeniyle enerji ithalatının artmasına karşın, altın ve enerji hariç ithalatta düşüş gözlendi. Böylelikle dış ticaret açığı nisan ayında ilk çeyreğe kıyasla geriledi." dedi. TCMB Başkanı Karahan, cari açığın yılın ilk çeyreğinde, dış ticaret ve hizmetler dengesindeki görünüme bağlı olarak arttığını, milli gelire oran olarak tarihsel ortalamaların altında kalmayı sürdürdüğünü söyledi. Savaşın enerji fiyatlarında tetiklediği hızlı yükselişin, mart ayındaki enerji ithalatında belirgin artışa neden olduğunu aktaran Karahan, bir önceki çeyreğe göre gerileyen altın ithalatının cari dengeye pozitif katkı verdiğine dikkati çekti. Fatih Karahan, korumacı önlemlerin halihazırda küresel talep üzerinde oluşturduğu aşağı yönlü risklere, jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki artışın faaliyeti sınırlayıcı ikincil etkileri kaynaklı riskler de eklendiğini belirterek, "Bu gelişmeler yılın geri kalanında dış ticaret açığı üzerinde yukarı yönlü baskıyı artırıyor. 2026'da cari açığın milli gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Bununla birlikte jeopolitik gelişmelerin seyri her iki yönde de belirsizlik içeriyor “dedi.<strong> (AA)</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/iran-gerilimi-kararliligimizi-degistirmiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1563-m6.jpg" type="image/jpeg" length="69332"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[IDEF 2027 KFA Fuarcılık’a emanet]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/idef-2027-kfa-fuarcilika-emanet</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/idef-2027-kfa-fuarcilika-emanet" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[BTSO iştiraki KFA fuarcılık 2025 yılındaki başarısını 2027’ye taşıyarak dünyanın en prestijli savunma buluşmalarından birine daha imza atacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin savunma sanayii alanındaki gövde gösterisi niteliğindeki İDEF Uluslararası Savunma Sanayi fuarı 2025 yılının ardından 2027 yılında da Bursa sanayisinin gücünü arkasına alarak kapılarını açacak. <strong>3-9 Mayıs 2027</strong> tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek olan organizasyonun hazırlıkları, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) iştiraki KFA Fuarcılık ve Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) arasındaki stratejik iş birliği ile şimdiden başladı.</p>

<p>Millî Savunma Bakanlığı ev sahipliğinde ve Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı destekleriyle gerçekleştirilecek olan fuar, yerli ve milli projelerin dünya vitrinine çıkacağı en kapsamlı platform olma özelliğini sürdürecek. TSKGV Genel Müdürü Bilal Topçu liderliğinde yürütülen süreçte, IDEF 2027’nin sadece bir sergi alanı değil, aynı zamanda stratejik ortaklıkların kurulduğu ve Türkiye’nin teknoloji odaklı büyüme stratejisinin desteklendiği bir yapıya sahip olması planlanmaktadır.</p>

<p><strong>2030 hedeflerine stratejik ivme</strong><br />
Bursa, savunma ve havacılık alanında Türkiye’nin en önemli üretim kalelerinden biri olma yolunda ilerlerken, IDEF 2027 bu dönüşümün en büyük itici gücü olacak. Bursa Uzay Havacılık Savunma Kümelenmesi (BASDEC) bünyesindeki firmaların fuarda aktif rol almasıyla, kentin havacılık ve savunma alt sistemlerindeki üretim yetkinliklerinin uluslararası pazarlara ihraç edilmesi hedeflenmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/idef-2027-kfa-fuarcilika-emanet</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1563-m3.jpg" type="image/jpeg" length="32208"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Savunma sanayiinde Bursa imzası]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/savunma-sanayiinde-bursa-imzasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/savunma-sanayiinde-bursa-imzasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Savunma, havacılık ve uzay sanayisinin kalbi, 5-9 Mayıs 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde (İFM) düzenlenen SAHA EXPO 2026’da attı. Türkiye’nin yerli ve milli teknoloji vizyonuna ev sahipliği yapan fuarda Bursa’dan 20 firma yer alarak savunma ve ileri teknoloji alanındaki üretim gücünü sergiledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa’nın en büyük sanayi kümelenmesi olan SAHA İstanbul tarafından düzenlenen SAHA EXPO 2026, bu yıl 120’den fazla ülkeden 1.700’ün üzerinde firmayı ve 30 binden fazla sektör profesyonelini bir araya getirerek tarihi bir başarıya imza attı. Türkiye’nin sanayi lokomotifi olan Bursa, fuara 20 firma ile birlikte katılarak savunma sanayisindeki üretim ve mühendislik kabiliyetini dünyaya sergiledi. Otomotiv ve makine sektöründeki deneyimini savunma alanına aktaran Bursalı firmalar; zırhlı araç parçalarından havacılık kompozitlerine, hassas optiklerden ileri mekatronik sistemlere kadar geniş bir yelpazede ürünlerini tanıttı. Bursa, fuar süresince yabancı firmalarla yoğun ikili iş görüşmeleri (B2B) gerçekleştirerek kentin savunma sanayisindeki ihracat payını artıracak önemli ön protokoller imzaladı.</p>

<p><strong>Milli teknolojiler ilk kez görücüye çıktı</strong><br />
Fuarın en çok dikkat çeken unsuru, Türk savunma sanayisinin ulaştığı yeni seviyeyi temsil eden stratejik platformlar oldu. Türkiye’nin ilk kıtalararası balistik füzesi olan Yıldırımhan, 6 bin kilometrelik menzil kapasitesiyle fuarın en çok konuşulan başlığı oldu. Aynı zamanda Baykar’ın yeni nesil kamikaze İHA sistemi K2<strong> </strong>ile mühimmat ailesinin yeni üyeleri olan Mızrak ve Sivrisinek, havacılık meraklılarından tam not aldı. ASELSAN’ın Çelik Kubbe hava savunma sistemine entegre ettiği yeni dijital teknolojiler de savunma kabiliyetlerini üst seviyeye yükseltecek nitelikteydi.</p>

<p><br />
 </p>

<p></p>

<p><img height="357" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/ahmet-ozkayan-yonetim-kurulu-baskan-vekili-ve-genel-mudur-1.jpg" width="250" /></p>

<p></p>

<p><strong>Ahmet Özkayan</strong></p>

<p><strong>Ermaksan Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdür</strong></p>

<p><strong>Ar-ge ve üretim yatırımlarına devam edeceğiz</strong></p>

<p>1965 yılında Bursa’da kurulan Ermaksan, bugün sac işleme teknolojileri başta olmak üzere savunma sistemleri, eklemeli imalat, lazer ve yarı iletken teknolojileri geliştiren ve üreten köklü bir teknoloji firmasıdır. Yüksek hassasiyetli üretim altyapısı, Ar-Ge odaklı yaklaşımı ve nitelikli insan kaynağıyla; savunma alanında deniz topu sistemleri, askerî lazer teknolojileri, fiber tabanlı sensör çözümleri ve metal eklemeli imalat kabiliyetleri ile katma değer üretmektedir. SAHA EXPO 2026 kapsamında savunma sanayine yönelik ürün ve kabiliyetlerimizi ziyaretçilerle buluşturduk. Standımızda özellikle Türkiye’nin ilk çift namlulu deniz topu THUNDERBOLT 40/70 T başta olmak üzere THUNDERBOLT 40/70 T (40 mm Çift Namlulu Deniz Topu),THUNDERBOLT 40/70 S (40 mm Tek Namlulu Deniz Topu), Askerî Lazerler ve Lazer Diyot Teknolojileri,FBG Sensör Çözümleri, Metal 3D Yazıcı ve Parça Üretim Kabiliyetlerini tanıttık. SAHA EXPO 2026, Ermaksan açısından oldukça verimli geçti. Fuarda hem yurt içinden hem yurt dışından gelen çok sayıda resmî delegasyon ve askerî heyeti standımızda ağırladık; ürünlerimiz ve üretim kabiliyetlerimiz hakkında kapsamlı bilgilendirmeler gerçekleştirdik. Özellikle deniz sistemleri, lazer teknolojileri ve eklemeli imalat alanlarında önemli görüşmeler yapıldı; yeni iş birliği fırsatları ve teknik temaslar oluşturuldu. Görüşmelerin bir bölümünü fuar sonrası somut proje değerlendirmelerine dönüştürmek üzere çalışmalarımızı sürdürüyoruz. SAHA EXPO, Türkiye’nin savunma ekosistemindeki üretim gücünü ve teknoloji kapasitesini uluslararası ölçekte görünür kılan önemli bir platform. Ermaksan olarak bu ekosistemin bir parçası olmanın sorumluluğuyla, üretim kabiliyetlerimizi ve Ar-Ge gücümüzü millî savunmaya değer katacak şekilde geliştirmeyi sürdürüyoruz. Bu doğrultuda, THUNDERBOLT ailesi başta olmak üzere savunma teknolojilerinde Ar-Ge ve üretim yatırımlarımıza devam edeceğiz.</p>

<p></p>

<p><img height="375" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/fatih-igrek-10.jpeg" width="250" /></p>

<p></p>

<p><strong>Fatih İğrek</strong></p>

<p><strong>İğrek Makine Ar-Ge Müdürü</strong></p>

<p><strong>Katma değerli teknolojiler geliştiriyoruz</strong></p>

<p>İğrek Makine olarak yeni markamız olan İğrek Takım Tezgahları ile SAHA EXPO 2026 Fuarı’nda yerli ve yüksek teknolojili 5 eksenli CNC tezgâh üretimlerini sektör profesyonelleriyle buluşturduk. Savunma, havacılık ve ileri imalat sanayilerine yönelik geliştirdiğimiz yüksek hassasiyetli işleme merkezlerimizle fuarda dikkat çeken firmalar arasında yerimizi aldık. Biz, fuarın ilk gününden itibaren yoğun ilgi ile karşılaştık.</p>

<p>Türkiye’nin üretim gücünü artıracak yüksek teknolojili takım tezgâhları geliştirmeye odaklanırken aynı zamanda bugün artık sadece üretim yapmak değil, yüksek hassasiyetli ve katma değerli teknolojiler geliştirmenin de büyük önem taşıdığının farkındayız. Biz de mühendislik altyapımız, Ar-Ge yatırımlarımız ve yerli üretim gücümüzle Türkiye’nin takım tezgâhları alanında dışa bağımlılığını azaltmayı hedefliyoruz. Özellikle savunma ve havacılık gibi stratejik sektörlerde yerli ve milli çözümler geliştirmek bizim için büyük bir sorumluluk. Fabrikamızın büyüyen üretim kapasitesiyle birlikte hem iç pazarda hem de ihracat tarafında daha güçlü bir oyuncu olmayı hedefliyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="400" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/sukru-kayaoglu-portre-4.jpg" width="227" /></p>

<p><strong>Dr. Ing. Şükrü Kayaoğlu</strong></p>

<p><strong>Palaz Safety Belts Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Güvenlik ekipmanlarımızı sergiledik</strong></p>

<p>FELSENSOHN ve PLZ şirket markalarımız olarak, araç içi emniyet sistemleri ve yolcu güvenliği alanında faaliyet gösteren bir firmayız. Özellikle engelli erişim sistemleri, tekerlekli sandalye sabitleme sistemleri, emniyet kemeri sistemleri ve özel amaçlı araçlara yönelik güvenlik çözümleri geliştiriyoruz. Avrupa başta olmak üzere birçok ülkede müşterilerimize yüksek kalite standartlarında ürün ve mühendislik desteği sunmaktayız.</p>

<p>SAHA EXPO 2026 Fuarı’nda özellikle savunma sanayi araçları için geliştirdiğimiz 4 noktalı ve 5 noktalı emniyet kemeri sistemlerini sergiledik. Bunun yanı sıra, özel amaçlı araçlara yönelik emniyet kemeri çözümleri ve farklı araç tiplerine uygun güvenlik ekipmanlarımızı ziyaretçilerimizin beğenisine sunduk.</p>

<p>Fuar bizim açımızdan oldukça verimli geçti. Hem mevcut iş ortaklarımızla görüşme fırsatı bulduk hem de yurt içi ve yurt dışından birçok yeni firma ile temas gerçekleştirdik. Özellikle savunma sanayii ve özel araç üretimi alanında faaliyet gösteren firmalarla yeni iş birliği fırsatları değerlendirme imkânı elde ettik. SAHA EXPO’nun uluslararası yapısı sayesinde markamızın bilinirliği açısından da önemli katkılar sağladığını düşünüyoruz.</p>

<p>SAHA EXPO 2026’nın sektör profesyonellerini bir araya getiren önemli bir organizasyon olduğunu düşünüyoruz. Böyle güçlü platformlarda yer almak hem teknolojik gelişmeleri takip etmek hem de yeni iş bağlantıları kurmak açısından büyük önem taşıyor. Organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür eder, önümüzdeki yıllarda da fuarda yer almaktan memnuniyet duyacağımızı belirtmek isteriz.</p>

<p></p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/fatih-mestan.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Fatih Mestan</strong></p>

<p><strong>COMIT Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>Teknolojinin hızla dönüştüğü bir çağdayız</strong></p>

<p>Biz COMIT olarak, aslında kendimizi sadece bir üretici değil, sahadaki personelin güvenliğini teknolojiyle pekiştiren bir çözüm ortağı olarak görüyoruz. Bursa merkezli bir firma olarak, metal mayın dedektörleri üzerine uzmanlaştık. Savunma sanayiinde yazılım ve donanımı bir araya getirerek, ülkemizin mühendislik gücünü hem yerelde hem de küresel pazarda temsil etmek için var gücümüzle çalışıyoruz.</p>

<p>SAHA EXPO’da bizim için oldukça özel bir yere sahip olan ürünlerimizi profesyonellerle buluşturduk. Özellikle <strong>EMI teknolojisinde en üst seviyede olan</strong> ve sahada fark yaratan <strong>Ozan CMT100</strong> ile <strong>CMT100-G</strong> modellerimizi sergiledik. Bu cihazlar, hassasiyet ve güvenilirlik konusundaki iddiamızın birer yansıması niteliğinde.</p>

<p>Açıkçası fuar beklediğimizden çok daha enerjik ve yoğun geçti. Sektördeki dostlarımızla bir araya gelmek, yeni yüzlerle tanışmak bizim için çok kıymetliydi. Özellikle ihracat hedeflerimiz açısından yabancı heyetlerle yaptığımız görüşmeler oldukça umut verici. Yeni iş birliklerinin kapısını araladığımız, fikir alışverişinde bulunduğumuz dolu dolu bir süreci geride bıraktık.</p>

<p>Teknolojinin hızla dönüştüğü bir çağdayız. Biz de COMIT olarak bu hıza ayak uydurmak adına yapay zekâ ve modern yazılım çözümlerini cihazlarımıza entegre etmeye büyük önem veriyoruz. SAHA EXPO gibi organizasyonlar, Türk mühendislerinin neler yapabileceğini dünyaya haykırmak için harika bir platform. Bu başarı hikayesinin bir parçası olmaktan ve bunu sizler aracılığıyla okuyuculara aktarmaktan mutluluk duyuyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="313" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/gul-cicek-zengin-bintas.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Dr. Gül Çiçek Zengin Bintaş</strong></p>

<p><strong>MUBİTEK Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>Dışa bağımlılığı azaltmayı sağlıyoruz</strong></p>

<p>MUBİTEK olarak otomotiv, savunma, havacılık ve makine sektörlerine tasarım ve yazılım geliştiren teknoloji odaklı bir firmayız. Özellikle sac kalıp tasarımı, aparat tasarımı, mühendislik süreç yönetimi ve yerli CAD teknolojileri üzerine çalışıyoruz. Uzun yıllardır üzerinde çalıştığımız en önemli vizyonlarımızdan biri, Türkiye’nin mühendislik yazılımlarında dışa bağımlılığını azaltmak ve kritik mühendislik verilerinin güvenli şekilde yönetilmesini sağlamak. Bu kapsamda geliştirdiğimiz yerli mühendislik çözümleriyle yalnızca bir yazılım üretmiyor; aynı zamanda mühendislikte dijital bağımsızlık altyapısı kurmaya çalışıyoruz. Bugün artık savunma sanayi gibi stratejik sektörlerde, mühendislik verisinin kim tarafından, hangi platformda ve hangi lisans maliyetiyle yönetildiği çok kritik bir konu haline geldi. Biz de bu noktada Türkiye’nin kendi mühendislik ekosistemini güçlendirecek çözümler geliştirmeyi hedefliyoruz.</p>

<p>Bu yıl SAHA 2026’da en çok dikkat çeken ürünümüz, geliştirdiğimiz yerli 3D CAD görüntüleme çözümü olan ÇİZEN Viewer oldu. ÇİZEN Viewer; CATIA, NX (Unigraphics) ve SolidWorks gibi farklı CAD sistemlerinde oluşturulan 3D verilerin, ek CAD lisansı gerektirmeden görüntülenmesini sağlıyor. Yani artık sadece tasarım mühendisleri değil; satın alma, kalite, üretim, proje yönetimi ve üst yönetim ekipleri de mühendislik verisine hızlı şekilde erişebiliyor. Bugün birçok firmada ciddi bir problem var: Tasarım verisi var ama erişim sınırlı. Çünkü her kullanıcı için yüksek maliyetli yabancı lisanslar gerekiyor. ÇİZEN Viewer bu bariyeri ortadan kaldırıyor. Bu sadece maliyet avantajı değil; aynı zamanda süreç hızını, kurum içi iletişimi ve karar alma kabiliyetini artıran stratejik bir dönüşüm. Fuarda ayrıca Flow DM veri ve süreç yönetim platformumuzu da tanıttık. Özellikle mühendislik verilerinin merkezi yönetimi, revizyon takibi, ERP entegrasyonları ve süreç dijitalizasyonu konusunda yoğun ilgi gördü. Açık konuşmak gerekirse; artık dünyada savaşlar sadece sahada değil, veri üzerinde de yaşanıyor. Mühendislik verisini yöneten ülkeler ve firmalar, geleceğin sanayisini de yönetiyor. Bu nedenle geliştirdiğimiz teknolojileri yalnızca ticari ürün olarak değil, stratejik altyapı yatırımı olarak değerlendiriyoruz.</p>

<p>SAHA Expo bizim açımızdan oldukça yoğun ve verimli geçti. Özellikle savunma sanayi kuruluşları, ana yükleniciler, yabancı delegasyonlar ve teknoloji firmalarıyla çok sayıda görüşme gerçekleştirdik. ÇİZEN Viewer’ın lansmanı sonrasında özellikle iki konu çok dikkat çekti: Birincisi, firmaların ciddi lisans maliyetlerinden kurtulma ihtiyacı. İkincisi ise mühendislik verilerinin güvenliği ve erişilebilirliği konusu. Birçok kurum, yabancı menşeili sistemlere alternatif oluşturabilecek yerli çözümlerin artık stratejik zorunluluk haline geldiğini ifade etti. Bu nedenle sadece ticari değil, aynı zamanda teknoloji iş birlikleri ve uzun vadeli entegrasyon görüşmeleri de gerçekleştirdik. Özellikle savunma ve havacılık tarafında, mühendislik verisinin kontrollü paylaşımı, merkezi yönetimi ve dijital bağımsızlık konularında ciddi bir farkındalık oluştuğunu görmek bizim için çok değerliydi.</p>

<p>Türkiye artık sadece üretim yapan değil, kendi mühendislik teknolojisini geliştiren bir ülke olmak zorunda. Çünkü kritik sektörlerde kullanılan mühendislik altyapılarının tamamen dışa bağımlı olması; maliyet, erişim, sürdürülebilirlik ve veri güvenliği açısından önemli riskler oluşturuyor. Bizim hedefimiz yalnızca bir yazılım satmak değil. Türkiye’nin mühendislik hafızasının, mühendislik verisinin ve tasarım yetkinliğinin ülkede kalmasına katkı sağlamak. Bugün savunma sanayinde yerlilik oranı konuşuluyor. Ancak bu yerliliğin yalnızca fiziksel ürünlerde değil; tasarım altyapısında, mühendislik verisinde ve dijital platformlarda da sağlanması gerekiyor.SAHA Expo’da gördüğümüz ilgi bize şunu gösterdi: Türkiye artık kendi mühendislik teknolojilerine daha güçlü şekilde sahip çıkmaya başladı. Bunun önümüzdeki yıllarda çok daha büyük bir dönüşüme dönüşeceğine inanıyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/savunma-sanayiinde-bursa-imzasi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1563-m2.jpg" type="image/jpeg" length="35482"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Makine sektörü sürdürülebilirliğe yöneldi]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/makine-sektoru-surdurulebilirlige-odaklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/makine-sektoru-surdurulebilirlige-odaklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin sanayi üretimindeki öncü kentlerinden Bursa, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm alanında attığı adımlarla dikkat çekiyor. Özellikle makine sanayisinde faaliyet gösteren firmalar, karbon ayak izini azaltan, kaynak verimliliğini artıran ve çevresel sürdürülebilirliği esas alan uygulamaları üretim süreçlerinin merkezine yerleştirerek Bursa’yı yeşil dönüşümün lider şehirlerinden biri haline getirmeyi hedefliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HIDIRCAN KAYA-BURAK TAŞ</strong></p>

<p>Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ve küresel karbon düzenlemeleri doğrultusunda dönüşüm sürecini hızlandıran Bursalı sanayiciler, fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltmak amacıyla yenilenebilir enerji yatırımlarına yöneliyor. Bu kapsamda organize sanayi bölgelerinde bulunan üretim tesislerinin çatılarına kurulan Güneş Enerjisi Santralleri (GES), sanayinin enerji ihtiyacının önemli bölümünü karşılamaya başladı. Makine sektöründe faaliyet gösteren firmalar enerji tüketimini yenilenebilir kaynaklardan sağlayarak hem maliyet avantajı elde ediyor hem de karbon salınımını azaltıyor.</p>

<p><strong>Sıfır atık uygulamaları yaygınlaşıyor</strong></p>

<p>Sürdürülebilirliğin en önemli ayaklarından biri olarak görülen döngüsel ekonomi modeli de Bursa’daki üretim tesislerinde giderek yaygınlaşıyor. Sanayi kuruluşlarında uygulanan sıfır atık yönetim sistemleri sayesinde tonlarca endüstriyel atık geri dönüşüme kazandırılarak yeniden ham madde olarak üretim süreçlerine dahil ediliyor. Enerji tasarrufu ve su verimliliğine yönelik projelerle doğal kaynakların korunmasına katkı sağlanırken, çevresel etkinin azaltılması da hedefleniyor.</p>

<p><strong>Sürdürülebilirlik artık tercih değil zorunluluk</strong></p>

<p>Bursa iş dünyasında sürdürülebilirlik anlayışı artık yalnızca çevresel bir sorumluluk olarak değil, küresel pazarda rekabet edebilmenin temel koşulu olarak değerlendiriliyor. ISO standartlarına uygun karbon emisyon envanterleri hazırlayan ve çevre dostu üretim belgeleri alan firmalar, uluslararası ticaretin değişen kurallarına hızla uyum sağlıyor. Yeşil üretim sertifikalarıyla güçlenen Bursa firmaları, dünya çapındaki tedarik zincirlerinde daha fazla tercih edilen, güvenilir ve çevreci üreticiler arasında yer almayı hedefliyor.</p>

<p></p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/durmazlar-logo-3.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Durmazlar Makine </strong></p>

<p><strong>Sürdürülebilirlikte örnek yaklaşım</strong></p>

<p>Durmazlar Makina, teknolojik liderliğinin yanı sıra çevreye duyarlı üretim politikalarıyla da sektöründe örnek bir yaklaşım sergilemektedir. “Sıfır Atık” uygulamaları kapsamında 3.397 ton atığı geri dönüşüme kazandıran firma, bu sayede yıllık 901 ailenin elektrik tüketimine eşdeğer enerji tasarrufu sağlamıştır. ISO 45001:2018 İş Sağlığı ve Güvenliği Sertifikası ile güvenli çalışma ortamını uluslararası standartlara uygun biçimde destekleyen Durmazlar, sürdürülebilirlik, çalışan sağlığı ve çevre bilincini kurumsal kültürünün ayrılmaz bir parçası olarak görmektedir. Enerji verimliliği, karbon ayak izinin azaltılması ve çevre dostu üretim uygulamaları, şirketin uzun vadeli stratejik öncelikleri arasında yer almaktadır.</p>

<p><img height="235" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/ahmet-ozkayan-13.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Ahmet Özkayan</strong></p>

<p><strong>Ermaksan Makine Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdür</strong></p>

<p><strong>Sürdürülebilirliği stratejik başlık olarak konumlandırıyoruz</strong></p>

<p>Makine sektöründe sürdürülebilirlik, yalnızca üretim tesislerinde atılan adımlarla sınırlı değildir; asıl etki, müşterinin sahasında enerji tüketimini ve kaynak kullanımını azaltan teknolojileri yaygınlaştırmakla oluşur. Ermaksan olarak ürün geliştirme yaklaşımımızı; daha düşük enerji ihtiyacı, daha düşük hidrolik yağ bağımlılığı ve daha sessiz çalışma hedefleri üzerine kuruyor; hibrit ve elektrikli çözümlerimizi portföyümüzde stratejik bir başlık olarak konumlandırıyoruz.</p>

<p>Bugün bu vizyonun somut örnekleri arasında; geleneksel hidrolik sistemlere kıyasla %73’e kadar daha düşük enerji tüketimi ile öne çıkan EVO-III Hibrit Abkant, benchmark koşullarında %65’e kadar enerji tasarrufu sağlayan ve yakın zamanda pazara sunduğumuz EVO-IV Servo Hibrit, düşük enerji tüketimi ve sürdürülebilirlik odağıyla tasarlanan BSCRW Vidalı Milli Elektrikli Abkant Pres ve %69’a kadar enerji tasarrufu sağlayan GREEN PRESS FX Servo Motorlu Elektrikli Abkant Pres yer alıyor. Bu ürünlerle metal imalat sanayinin verimlilik hedeflerini desteklerken, aynı zamanda daha çevreci üretim alışkanlıklarının yaygınlaşmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz.</p>

<p><img height="102" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/sahinler-makina-logo-3.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Şahinler Metal Makine</strong></p>

<p><strong>Sosyal sorumluluk ile sürdürülebilir üretim</strong><br />
Şahinler Metal Makine, çevre dostu üretim vizyonuyla sektördeki öncü konumunu güçlendiriyor. Atık yönetimi, enerji verimliliği ve su tasarrufu konularındaki titiz çalışmalarına, karbon ayak izini düşürmeyi hedefleyen stratejik projelerle devam ediyor. Bu sürdürülebilirlik yolculuğunun en somut adımlarından biri olan Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımı sayesinde, firma üretim tesislerindeki enerji ihtiyacının büyük bir kısmını yenilenebilir kaynaklardan sağlıyor. Fosil yakıt bağımlılığını azaltarak çevresel etkilerini minimize eden Şahinler Metal Makine, bu yaklaşımı sadece teknik bir gereklilik değil, gelecek nesillere karşı bir sosyal sorumluluk bilinciyle yönetiyor.</p>

<p><img height="308" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/levent-akyapak-5.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Levent Akyapak</strong></p>

<p><strong>Akyapak Makine Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Gelecek nesillere en büyük mirasımız yeşil enerji</strong></p>

<p>Akyapak Makine olarak sürdürülebilirliği sadece bir söylem değil, işimizin merkezine koyduğumuz bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu vizyonla 2021 yılında başlattığımız yenilenebilir enerji yatırımımızı 2022 yılında tamamladık ve üretim tesisimizin çatısına kurduğumuz güneş enerjisi santralini (GES) başarıyla devreye aldık.</p>

<p>Bu stratejik adımın meyvelerini bugün gururla topluyoruz; 2024 yılı itibarıyla kirli enerji tüketimimizi yüzde 99 oranında azaltmış durumdayız. Biz stratejimizi; gelecek nesillere yeşil bir dünya bırakma ve geleceğin kaynaklarını riske atmama prensibi üzerine inşa ediyoruz. Onlara bırakacağımız en büyük mirasın, yeşil enerjiye olan sarsılmaz bağlılığımız olduğuna inanıyorum.</p>

<p></p>

<p><img height="245" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/nuri-korustan-6.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Nuri Körüstan </strong></p>

<p><strong>Nuri Körüstan Makine Metal Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Çevreye duyarlı üretim kaçınılmaz zorunluluk</strong></p>

<p>Yeni tesis yatırımımızla birlikte, çevreye duyarlı üretim anlayışımızı çok daha ileri bir seviyeye taşıdık. Bu yeni dönemde enerji verimliliği yüksek makineler, etkin atık yönetimi uygulamaları ve kapsamlı geri dönüşüm çalışmalarıyla karbon ayak izimizi minimuma indirmeyi hedefliyoruz. Şunun altını çizmek isterim ki, çevreci üretim bizim için yalnızca bir tercih değil, sanayinin geleceği ve sürdürülebilirliği açısından kaçınılmaz bir zorunluluktur. Şirketimizi bu vizyon doğrultusunda dönüştürürken, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma sorumluluğuyla hareket ediyoruz.</p>

<p><img height="283" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/osman-guler-12.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Osman Güler</strong></p>

<p><strong>Elektroteks Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Hedefimiz yeşil dönüşüm</strong></p>

<p>Elektroteks olarak, küresel yatak üretim teknolojileri pazarındaki liderliğimizi sadece kapasite artışıyla değil, geleceğe değer katan sürdürülebilir bir üretim felsefesiyle taçlandırıyoruz. Bugün, Görükle Sanayi Bölgesi’nde devreye aldığımız 40 bin metrekarelik yeni tesisimiz ve Kayapa OSB’deki fabrikamızla birlikte toplam 55 bin metrekarelik modern bir üretim ekosistemine ulaşmanın gururunu yaşıyoruz. Büyüme stratejimizin merkezine "Yeşil Dönüşüm" hedeflerimizi yerleştirdik. Tesislerimizin enerji ihtiyacının önemli bir kısmını kendi çatılarımızda kurulu güneş enerjisi sistemlerinden (GES) karşılayarak, karbon ayak izimizi her geçen gün azaltıyoruz. Bu çevreci enerji yaklaşımıyla sadece gezegenimizi korumakla kalmıyor, aynı zamanda operasyonel maliyetlerimizde verimlilik sağlayarak küresel rekabet gücümüzü artırıyoruz.</p>

<p><img height="184" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1-lothbrog-makine-yon-kur-bsk-lutfi-akincioglu-1.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Lütfi Akıncıoğlu</strong></p>

<p><strong>Lothbrog Makine Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Dijital altyapılar ile kesintisiz hizmet</strong></p>

<p>Şirketimizde sürdürülebilirliği yalnızca çevresel boyutlarıyla değil; ekonomik ve sosyal etkileriyle bir bütün olarak ele alıyoruz. Bu vizyon doğrultusunda geliştirdiğimiz dijital altyapılarımız sayesinde; servis takibinden müşteri ilişkilerine kadar tüm operasyonel süreçlerimizi artık tamamen veriye dayalı bir sistemle yönetiyoruz. Benim için kaynakların verimli kullanımı ve süreçlerin kesintisiz iyileştirilmesi, sadece operasyonel bir başarı değil; uzun vadeli ekonomik sürdürülebilirliğimizin de temel taşıdır. Bu süreçte insan kaynağımızı en stratejik değerimiz olarak görüyor; çalışanlarımızın gelişimini destekleyen sürdürülebilir eğitim programlarına ve uzun vadeli kariyer planlamalarına kararlılıkla yatırım yapıyoruz.</p>

<p><img height="285" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/yesari-sualp-8.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Yesari Süalp </strong></p>

<p><strong>Ermetal CEO’su</strong></p>

<p><strong>Sürdürülebilirlikte öncü konumda</strong></p>

<p>Firmamızda sürdürülebilirlik ilkelerini kurumsal stratejimizin merkezine yerleştirmiş durumdayız. Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı çerçevesinde, iklim değişikliği ve sera gazı emisyonlarının azaltılmasını temel stratejimiz olarak belirledik.2014 yılından bu yana gönüllülük esasına dayalı olarak sera gazı emisyon envanterimizi oluşturuyor ve CO₂ emisyonlarımızı KPI hedeflerimiz arasında titizlikle takip ediyoruz. ISO 14064 standardına uygun olarak belgelendirdiğimiz bu çalışmalarımızla, sürdürülebilirlik alanında sektörümüzün öncü firmaları arasında yer alıyoruz.</p>

<p><img height="311" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/oktay-akyildiz2-7.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Oktay Akyıldız</strong></p>

<p><strong>Nukon Lazer Makine Yönetim Kurulu Başkan Vekili</strong></p>

<p><strong>Teknoloji ve inovasyonla şekillenen gelecek</strong></p>

<p>NUKON olarak, Endüstri 4.0’ın sunduğu imkânları ve fiber lazer teknolojilerindeki gelişmeleri yakından takip ederek geleceğin sanayisine yön vermeyi hedefliyoruz. Yeni nesil üretim vizyonumuzda otomasyon ve robotik entegrasyonun, lazer kesim teknolojilerinin geleceğini belirleyen temel unsurlar olacağını öngörüyoruz. Üretim süreçlerimizde sadece teknolojiye değil, aynı zamanda enerji verimliliği ve çevresel sürdürülebilirlik konularına da odaklanıyoruz. Geliştirdiğimiz OPC-UA tabanlı sistemlerle, makinelerimizin performansını anlık olarak izleyebiliyor, sorun giderme süreçlerini optimize ederek müşterilerimizin üretim verimliliğini en üst seviyeye çıkarıyoruz.</p>

<p><img height="336" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/safak-cetiner-8.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Şafak Çetiner</strong></p>

<p><strong>Bekamak Makine Satış Direktörü</strong></p>

<p><strong>Sürdürülebilirlik vizyonuyla güçlenen büyüme</strong></p>

<p>BEKAMAK olarak büyüme stratejimizi sadece kapasite artışı üzerine değil, sürdürülebilirlik odaklı ve çevreye duyarlı yatırımlar üzerine inşa ediyoruz. Bu vizyonumuzun en somut adımlarından biri olarak, 1030 kWp kapasiteli Çatı Güneş Enerji Santrali (GES) yatırımımızı başarıyla hayata geçirdik. Bu yatırımla birlikte üretim süreçlerimizde ihtiyaç duyduğumuz enerjinin yüzde 100’ünü güneşten karşılamaya başladık.<strong> </strong><em>Artık enerjimizin tamamı güneşten geliyor. Bu yatırım bizim için sadece ekonomik bir kazanım değil; karbon ayak izimizi azaltarak gelecek nesillere karşı çevresel sorumluluğumuzu yerine getirmenin en güçlü yoludur.</em></p>

<p><img height="318" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/zarif-alp-10.JPG" width="250" /></p>

<p><em><strong>Zarif Alp</strong></em></p>

<p><em><strong>İzmakpar Genel Müdürü</strong></em></p>

<p><strong>Sürdürülebilirlik bir tercih değil, zorunluluk</strong></p>

<p>Dijitalleşen süreçlerimiz, enerji verimliliği uygulamalarımız, yeşil enerji yatırımlarımız ve sıfır atık politikalarımızla sürdürülebilir üretimi iş modelimizin merkezine alıyoruz. Tüm üretim süreçlerimizi; çevreye, doğaya ve insana saygı ilkelerimiz doğrultusunda şekillendiriyoruz. Sürdürülebilirlik bizim için bir tercih değil, bir zorunluluktur. Bugün attığımız her adım, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma hedefimizin bir parçası. Verimliliğimizi artırırken doğal kaynaklarımızı korumaya ve sanayide yeşil dönüşümün öncüsü olmaya kararlıyız.</p>

<p><img height="115" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/58a57ae7-7d47-4f0b-9841-a5adadff9375.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Mesut Barut – İbrahim Altıparmak</strong></p>

<p><strong>Nümerik Mühendislik ve Oemak Makine Kurucu Ortakları</strong></p>

<p><strong>Sürdürülebilir üretim ön planda</strong></p>

<p>OEMAK Makine &amp; Nümerik Mühendislik olarak, enerji verimliliği yüksek sistemlerimiz, minimum atık prensibimiz ve uzun ömürlü makine tasarımlarımızla sürdürülebilirliği üretim anlayışımızın doğal bir parçası olarak görüyoruz. Bu yaklaşımımızla hem çevresel sorumluluklarımızı yerine getiriyor hem de müşterilerimize toplam sahip olma maliyetini düşüren çok önemli bir avantaj sağlıyoruz. Mühendislik, teknoloji ve üretimi aynı potada eriterek, bugün CNC ahşap işleme makineleri alanında yerli üretimin güçlü temsilcilerinden biri haline geldik. Bursa’dan dünyaya uzanan küresel bir marka olma hedefimizle yolumuza kararlı adımlarla devam ediyoruz. Sanayide sürdürülebilir büyümenin örnek modellerinden biri olarak yerli üretim gücümüzü, teknolojik uzmanlığımızla birleştiriyor ve sektöre değer katmayı sürdürüyoruz.</p>

<p><img height="293" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/mustafa-yildirim-mac-bending-3.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Mustafa Yıldırım</strong></p>

<p><strong>Mac Machines Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Güvenilir üretim, sürdürülebilir büyüme</strong></p>

<p>Bursa merkezli üretim altyapımız ve deneyimli mühendislik kadromuzla, bugün Mac Machines olarak hem iç pazarda güçlü bir oyuncu hem de küresel pazarda yükselen bir marka olmanın gururunu yaşıyoruz. Kurulduğumuz günden bu yana temel motivasyonumuz, yerli üretim gücümüzü ileri mühendislik kabiliyetimizle harmanlayarak sanayimize değer katmak oldu. Ayrıca bizim için büyüme sadece üretim hacmini artırmak anlamına gelmiyor. Mac Machines olarak, nitelikli istihdamı önceliklendiriyor ve sahip olduğumuz teknik bilgi birikimini sürdürülebilir bir kurumsal hafıza haline getirmeyi stratejik bir hedef olarak görüyoruz. Geliştirdiğimiz her projede, mühendislik ekibimizin uzmanlığını sistemli bir yapıya dönüştürerek geleceğin teknolojilerine hazırlanıyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/makine-sektoru-surdurulebilirlige-odaklandi</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1562-m1.jpg" type="image/jpeg" length="40992"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İhracatçılara vergi indirimi, esnafa yeni kredi paketi]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/ihracatcilara-vergi-indirimi-esnafa-yeni-kredi-paketi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/ihracatcilara-vergi-indirimi-esnafa-yeni-kredi-paketi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ı Bursa iş dünyasıyla buluşturdu. Prof. Dr. Bolat, toplantıda ihracatçılara vergi indirimi, esnafa yeni kredi paketi ve finansman desteklerinin artırılması gibi yeni ve güncel düzenlemeleri açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>BTSO’nun Nisan Ayı Meclis Toplantısı, Oda Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Ticaret Bakanı Bolat, özellikle ihracatçıların rekabet gücünü artırmaya yönelik yeni vergi düzenlemeleri ve finansman imkânlarının kısa sürede hayata geçirileceğini belirtti. Prof. Dr. Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imalatçı ihracatçılar için kurumlar vergisinin yüzde 9’a, ticaret yapan ihracatçılar için ise yüzde 14’e düşürüleceğini açıklandığını hatırlatarak, “Söz konusu düzenlemeler kısa süre içinde yasalaşarak yürürlüğe girecek. Bu düzenlemelerin ihracat performansımıza doğrudan destek sağlayacağını düşünüyoruz.” dedi. Transit ticaretin vergiden muaf tutulmasına yönelik çalışmaların da sürdüğünü belirten Bolat, İstanbul Finans Merkezi’nin uluslararası sermaye için daha cazip hale getirilmesinin hedeflendiğini dile getirdi.</p>

<p><strong>Finansman destekleri genişletiliyor</strong></p>

<p>İhracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla sağlanan desteklerin artırıldığını vurgulayan Bolat, Merkez Bankası reeskont kredilerinde limitlerin yükseltilmesi için çalışmaların son aşamaya geldiğini açıkladı. Geçtiğimiz yıl ihracatçılara 870 milyar lira tutarında reeskont kredisi kullandırıldığını hatırlatan Bolat, bu krediler kapsamında 275 milyar liralık faiz desteği sağlandığını belirtti. Günlük kredi limitinin 4,5 milyar liraya ulaştığını ifade eden Bolat, önümüzdeki dönemde bu limitlerin daha da artırılacağını kaydetti. Döviz dönüşüm desteğinin süresinin uzatılmasına yönelik çalışmaların da Ekonomi Koordinasyon Kurulu gündeminde olduğunu aktaran Bolat, destek mekanizmalarının sektörel ihtiyaçlara göre yeniden şekillendirileceğini söyledi.</p>

<p><strong>Bursa esnafına yeni kredi paketi</strong></p>

<p>Bursa’daki esnaf ve sanatkârlara yönelik yeni bir finansman desteğini de duyuran Bakan Bolat, TESKOMB kefaletiyle Halkbank kaynaklarından 200 milyon liralık kredi paketinin kente tahsis edileceğini açıkladı. Geçen yıl Bursa’da esnafa 7 milyar liralık finansman sağlandığını belirten Bolat, bu yıl kredi maliyetlerinin yüzde 20 seviyesine düşürüldüğünü ifade etti. Kentte yaklaşık 88 bin esnafın faaliyet gösterdiğini kaydeden Bolat, desteklerin devam edeceğini dile getirdi.</p>

<p><strong>“Bursa’ya 23 Yılda 785 milyar liralık yatırım”</strong></p>

<p>Son 23 yılda Bursa’ya toplam 785 milyar liralık kamu yatırımı yapıldığını belirten Bolat, ulaşımdan enerjiye, tarımdan sanayiye kadar birçok alanda önemli projelerin hayata geçirildiğini söyledi. Bolat, Bursa’nın hem sanayi hem de tarım üretiminde stratejik bir merkez olduğunu vurgulayarak, kentin Türkiye ekonomisindeki rolünün önümüzdeki dönemde daha da güçleneceğini ifade etti.</p>

<p><strong>“Bursa, Türkiye’nin Üretim ve İhracat Gücünün Merkezinde”</strong></p>

<p>BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa’nın ekonomik performansına dikkat çekerek kentin Türkiye’nin büyüme ve ihracat hedeflerinde kilit rol üstlendiğini söyledi. Başkan Burkay, “20 milyar doların üzerindeki ihracatımız ve 36 milyar dolarlık dış ticaret hacmimizle Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biriyiz. 200’ün üzerinde ülke ve gümrük bölgesine ihracat yapan firmalarımızla küresel ticarette güçlü bir konuma sahibiz.” dedi. Küresel zorluklara rağmen elde edilen bu başarının güçlü bir üretim altyapısı ve girişimcilik ekosisteminin sonucu olduğunu vurgulayan Burkay, tüm zorluklara rağmen bu başarıların altında imzası bulunan iş dünyası temsilcilerine ve destekleri için Ticaret Bakanlığı’na teşekkür etti.</p>

<p><strong>Başkan Burkay iş dünyasının sorunlarını aktardı</strong></p>

<p>Konuşmasında iş dünyasının öncelikli beklentilerini de paylaşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, finansmana erişimin en kritik başlık olmaya devam ettiğini belirtti. İbrahim Burkay, “Eximbank kredilerinde vade yapısının güçlendirilmesi, kredi limitlerinin artırılması ve ihracatçılarımızın KDV alacaklarının teminat olarak kabul edilmesi firmalarımız için büyük önem taşıyor.” dedi. Döviz dönüşüm desteğinin süresinin uzatılmasının da beklentiler arasında yer aldığını ifade eden Burkay, bu desteğin artırılmasının ihracatçılar için önemli bir katkı sağlayacağını söyledi. Organize ticaret bölgeleri, yeni fuar merkezi ve modern lojistik altyapı yatırımlarının Bursa’nın rekabet gücünü artıracağını belirten İbrahim Burkay, bu konuda da yerel yönetimlerin ve bakanlık desteklerinin önemli olduğunu kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/ihracatcilara-vergi-indirimi-esnafa-yeni-kredi-paketi</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1562-m3.jpg" type="image/jpeg" length="28050"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SAHA EXPO’ya Bursa çıkarması]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/saha-expoya-bursa-cikarmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/saha-expoya-bursa-cikarmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin savunma, havacılık ve uzay sanayisindeki en büyük organizasyonlarından biri olan SAHA EXPO 2026, sektörün yerli ve yabancı temsilcilerini İstanbul’da bir araya getirmeye hazırlanıyor. Savunma ve havacılık alanında küresel iş birliklerini artırmayı hedefleyen fuar, sahip olduğu UFI sertifikasıyla uluslararası ölçekteki prestijini de ortaya koyuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>5-9 Mayıs 2026 tarihlerinde düzenlenecek SAHA EXPO 2026’da; yapay zekâ destekli sistemler, insansız hava ve kara araçları, savunma teknolojileri, ileri üretim çözümleri ve yeni nesil mühendislik uygulamaları ön plana çıkacak. Organizasyon kapsamında gerçekleştirilecek B2B görüşmeler ve uluslararası iş birliklerinin, Türk savunma sanayisinin ihracat gücüne önemli katkılar sağlaması bekleniyor.</p>

<p><strong>Bursa’dan 20 firma katılacak</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Savunma sanayisinde son yıllarda önemli bir üretim merkezi haline gelen Bursa da fuarda güçlü şekilde temsil edilecek. SAHA EXPO 2026 katılımcı listesinde Bursa’dan toplam 21 firma yer alırken, kentin özellikle makine, mühendislik, mekatronik ve ileri üretim teknolojilerindeki birikimini fuar aracılığıyla dünya vitrinine taşıması hedefleniyor. Bursalı firmaların fuarda gerçekleştireceği temasların; yeni ihracat bağlantıları, stratejik iş birlikleri ve savunma sanayisine yönelik yeni yatırımlar açısından önemli fırsatlar sunacağı değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/saha-expoya-bursa-cikarmasi</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/05/1562-m2-1.jpg" type="image/jpeg" length="80304"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa Kalite Ödülü bugün sahibini bulacak]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-kalite-odulu-bugun-sahibini-bulacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursa-kalite-odulu-bugun-sahibini-bulacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa’da kalite bilincinin yaygınlaştırılması ve iş mükemmelliğinin teşvik edilmesi amacıyla 1998 yılından bu yana düzenlenen Bursa Kalite Ödülü bugün saat 20.00’de Almira Otel’de düzenlenecek törenin ardından sahibini bulacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HIDIRCAN KAYA </strong></p>

<p><strong>ÖZEL HABER</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KalDer Bursa ve BUSİAD iş birliğinde gerçekleştirilen Bursa Kalite Ödülü bugün sahibini bulacak. EFQM Mükemmellik Modeli esas alınarak yürütülen ve Ulusal Kalite Hareketi kapsamında düzenlenen ödül sürecine, bu yıl BURFAŞ, Arena Eğitim Kurumları ve Şükrü Şankaya Anadolu Lisesi aday oldu. Süreçte, kuruluşların yönetim kalitesi, sürdürülebilirlik yaklaşımı ve performansları detaylı şekilde değerlendiriliyor. Bursa Kalite Ödülü, kent genelinde toplam kalite yönetimi anlayışını yaygınlaştırmayı, iyi uygulamaların paylaşımını teşvik etmeyi ve kurumların ulusal ve uluslararası rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. Aynı zamanda Bursa’nın tanıtımına katkı sağlayan önemli organizasyonlar arasında yer alıyor. Ödülün kazananı, bugün Almira Otel’de düzenlenecek törenle açıklanıyor. İş dünyası, kamu ve eğitim camiasının yakından takip ettiği organizasyonda, finale kalan kurumların performansları ve sonuçlar büyük merak konusu oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-kalite-odulu-bugun-sahibini-bulacak</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/1561-m4.jpg" type="image/jpeg" length="87032"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Techtextil 2026 Fuarı gerçekleştirildi]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/techtextil-2026-fuari-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/techtextil-2026-fuari-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın Frankfurt kentinde 21-24 Nisan 2026 tarihleri arasında düzenlenen Techtextil 2026 Fuarı gerçekleştirildi. Teknik tekstiller ve nonwoven sektörünün en önemli küresel buluşmalarından biri olan organizasyona Bursa’dan 13 firma katılım sağladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Messe Frankfurt tarafından düzenlenen Techtextil Fuarı, teknik tekstillerin tüm değer zincirini bir araya getirerek sektörün küresel ölçekte en önemli ticaret ve iş birliği platformlarından biri olmayı sürdürdü. Organizasyonda otomotiv, sağlık, inşaat, savunma ve endüstriyel üretim gibi farklı alanlara yönelik yenilikçi ürün ve çözümler sergilendi.</p>

<p><strong>Sürdürülebilirlik ön planda</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Techtextil, yalnızca bir fuar olmanın ötesinde; inovasyon, sürdürülebilirlik ve dijital dönüşümün konuşulduğu bir merkez olarak öne çıkıyor. Sürdürülebilir malzemeler, geri dönüşüm teknolojileri ve ileri üretim sistemleri fuarın ana gündem başlıkları arasında yer aldı. Tekstil sektörü açısından büyük önem taşıyan organizasyon, firmalara yeni pazarlara açılma, uluslararası iş birlikleri geliştirme ve küresel trendleri yakından takip etme imkânı sundu. Bursa’dan katılan 13 firma da fuar boyunca gerçekleştirdikleri temaslarla hem Türkiye’yi temsil etti hem de yeni ticari bağlantılar kurma fırsatı elde etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/techtextil-2026-fuari-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/1561-m2.jpg" type="image/jpeg" length="27612"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa yeni nesil lojistiğin merkezi olacak]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-yeni-nesil-lojistigin-merkezi-olacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursa-yeni-nesil-lojistigin-merkezi-olacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TEKNOSAB bünyesinde hayata geçirilen Lojistik Teknopark Projesi, Bursa’yı yeni nesil lojistik altyapısının önemli merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefliyor. Stratejik ulaşım bağlantıları, yüksek teknolojiye dayalı depolama sistemleri ve girişim sermayesi modeliyle kurgulanan proje; klasik lojistik anlayışının ötesine geçerek e-ticaret, veri yönetimi ve akıllı depolama çözümlerini bir araya getiren entegre bir kompleks olarak planlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Projenin yatırım süreci, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası öncülüğünde kurulan TEKNOSAB Lojistik Teknopark Girişim Sermayesi Yatırım Fonu üzerinden yürütülüyor. Türkiye’de örnek bir iş birliği modeli olarak dikkat çeken yapı, kısa sürede önemli bir büyüklüğe ulaşırken geniş yatırımcı profiliyle öne çıkıyor. Lojistik Teknopark, bağlantı yolları, otoyol, demiryolu ve limanlara yakınlığıyla güçlü bir ulaşım altyapısına sahip olacak. Bu yönüyle proje, yalnızca Bursa’nın değil Türkiye’nin de önemli lojistik merkezlerinden biri olma potansiyeli taşıyor. Kurulacak kompleks; antrepolar, soğuk hava depoları, e-ticarete yönelik yapay zekâ destekli akıllı depolama sistemleri ve veri merkezleri gibi birçok farklı fonksiyonu aynı çatı altında toplayacak. Güçlü teknik ve fiziki altyapısı sayesinde yüksek verimlilik sunması planlanan merkezin enerji ihtiyacının da yenilenebilir kaynaklardan karşılanması hedefleniyor.</p>

<p><strong>İnşaat süreci başlıyor</strong></p>

<p>Projede altyapı çalışmalarında sona yaklaşılırken, ihale sürecinin tamamlanmasının ardından inşaat aşamasına geçilmesi planlanıyor. İnşaatın 18 ila 24 ay içerisinde tamamlanarak merkezin faaliyete geçmesi öngörülüyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><img height="397" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/ibrahim-burkay-1-5.jpg" width="350" /></p>

<p><strong>İbrahim Burkay<br />
BTSO Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Türkiye’nin en önemli lojistik merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefliyoruz</strong></p>

<p>TEKNOSAB bünyesinde hayata geçirmeye hazırlandığımız Lojistik Teknopark Projesi ile lojistik alanında Türkiye’nin en önemli yatırımlarından birini gerçekleştiriyoruz. Bu proje, yalnızca Bursa’nın değil, ülkemizin de en büyük ihtiyaçlarından birine cevap verecek nitelikte. Stratejik ulaşım bağlantıları, otoyol, demiryolu ve liman erişimi sayesinde burayı Türkiye’nin en önemli lojistik merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefliyoruz.</p>

<p>Lojistik Teknopark’ı klasik bir depo alanı olarak değil; antrepolardan soğuk hava depolarına, e-ticarete yönelik yapay zekâ destekli akıllı depolama sistemlerinden veri merkezlerine kadar geniş bir yapıyı kapsayan yüksek teknolojili bir kompleks olarak kurguladık. Teknik ve fiziki altyapısı güçlü, fonksiyonel bir yapı inşa ediyoruz. Ayrıca merkezin enerji ihtiyacını yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı planlıyoruz. Projenin yatırım modelini, Türkiye’de örnek bir iş birliği yapısıyla oluşturduğumuz girişim sermayesi yatırım fonu üzerinden yürütüyoruz. KOBİ’lerden büyük sanayi kuruluşlarına kadar geniş bir yatırımcı kitlesini aynı çatı altında buluşturan bu yapı, Türkiye’de benzeri olmayan kapsayıcı bir model sunuyor.</p>

<p>Altyapı çalışmalarında sona yaklaştık. İhale sürecinin ardından inşaat aşamasına geçeceğiz ve projenin 18 ila 24 ay içinde tamamlanmasını hedefliyoruz. E-ticaretteki yeni regülasyonlar doğrultusunda uluslararası markalarla da temas halindeyiz ve bu markaların bölgede yer almasını öngörüyoruz. Yeni ekonomi düzeninde ölçek ekonomisi büyük önem taşıyor. İş dünyasının birlikte hareket ederek vizyon projelere yönelmesi gerekiyor. Lojistik Teknopark da bu anlayışın somut bir örneği. Girişim sermayesi fonları aracılığıyla geliştirdiğimiz bu model, Türkiye’nin 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi ile de örtüşüyor. Bursa, tarih boyunca ticaretin merkezlerinden biri oldu. İpek Yolu üzerindeki güçlü konumunu, yeni dönemde de sürdürecek potansiyele sahip. Lojistik Teknopark ile birlikte şehrimizi yeni ekonomi döneminde daha güçlü bir merkez haline getirmeyi amaçlıyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="336" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/seref-demir-14.JPG" width="350" /></p>

<p><strong><em>Şeref Demir</em></strong></p>

<p><strong><em>İMSİAD Yönetim Kurulu Başkanı: </em></strong></p>

<p></p>

<p><strong><em>Tek bir kesime değil herkese hitap eden bir girişim</em></strong></p>

<p><em>Bu proje, İbrahim Burkay’ın vizyonuyla hayata geçirilen ve Bursa ile Türkiye açısından son derece önemli bir girişim. Aynı zamanda Bursa’nın ve Türkiye’nin en büyük ölçekli fon yatırımlarından biri olma özelliği taşıyor. Bu yönüyle hem şehre değer katacak hem de yeni fonların oluşmasına öncülük edecek. Lojistik merkezin konumu da projeyi öne çıkaran en önemli unsurlardan biri. Bu alandaki ihtiyacın doğru okunmasıyla, öngörülü bir yaklaşımla oluşturulmuş güçlü bir yapı var. Kısa sürede dolar bazında yüzde 86 değer artışı sağlaması da yatırımın ne kadar isabetli olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Projenin en önemli özelliklerinden biri de yalnızca belirli bir kesime değil, geniş bir yatırımcı kitlesine hitap etmesi. Bu kapsayıcı yapı, projeyi daha da değerli kılıyor. Son derece doğru kurgulanmış bir model ve ben bu projenin devamının da geleceğine inanıyorum.</em></p>

<p></p>

<p><img height="471" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/senol-sankaya-3.JPG" width="350" /></p>

<p><strong><em>Şenol Şankaya</em></strong></p>

<p><strong><em>Yeşim Grup Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su </em></strong></p>

<p></p>

<p><strong><em>Projede yer almaktan büyük bir heyecan duyuyoruz</em></strong></p>

<p><em>Dünya genelinde artık ekonomilerin en fazla önem verdiği alanların başında lojistik geliyor. TEKNOSAB’da böyle bir projenin hayata geçirilmesi bizim için gerçekten heyecan verici oldu. Biz tekstil sektöründe üretime yoğunlaşan bir grubuz ama bir yandan da farklı alanlara yatırım yapmayı düşünüyorduk. Bu proje gündeme geldiğinde büyük bir heyecan duyduk ve yatırım yapma kararı aldık. Bugün baktığımızda çok doğru bir adım attığımıza inanıyorum.</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>Lojistik, geleceğin en önemli sektörlerinden biri ve ciddi fırsatlar barındırıyor. 600’den fazla girişimcinin ortak olduğu bu projede ortaya konan vizyon gerçekten çok değerli. Bu yapının çok başarılı olacağına inanıyorum.</em></p>

<p><em>Ayrıca küçük yatırımcıların da projeye dahil edilmesi çok kıymetli. Bu yaklaşım Bursa’nın büyümesine katkı sağlayacak. Bursa büyüdükçe Türkiye de büyür. Projenin e-ticaret tarafında da önemli bir değer oluşturacağını düşünüyorum. Artık ülkeler ithalata sınırlamalar getirirken iç ekonomiyi güçlendirmeye odaklanıyor. Bu noktada Lojistik Teknopark çok önemli bir rol üstlenecek.</em></p>

<p><em>Önümüzdeki süreçte çok sayıda uluslararası firmanın Bursa’ya gelerek burada konumlanacağını düşünüyorum. Bu vizyoner projeyi hayata geçirenlere teşekkür ediyorum.</em></p>

<p><img height="347" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/osman-sonmez.jpg" width="350" /></p>

<p><strong><em>Osman Sönmez<br />
Sönmez Holding Yönetim Kurulu Üyesi</em></strong></p>

<p></p>

<p><strong><em>Doğru zamanda doğru proje</em></strong></p>

<p><em>Bu projeye dahil olmamızdaki en büyük etken, Bursa genelinde sağlanan güçlü birliktelik oldu. Birçok firmanın bir araya gelerek oluşturduğu sinerji bizi gerçekten heyecanlandırdı. Bu yapının sağlıklı ve uzun soluklu olacağına inanıyoruz. Bölgemizde ve ülkemizde lojistik ihtiyacının hızla arttığını net bir şekilde görüyoruz. Bu ihtiyaca doğru zamanda, doğru kişilerle geliştirilen bir projeyle karşılık verildiğini düşünüyoruz. Ortaya konan potansiyel oldukça güçlü. Sanayici de küçük esnaf da bu şehrin ekonomisinin önemli parçaları. Aslında hepimiz aynı zincirin halkalarıyız. Bu anlayışla herkesi kapsayan bir modelin ortaya konması son derece değerli. Özellikle e-ticarette yaşanan hızlı büyüme, güçlü lojistik altyapıları zorunlu kılıyor. Bu proje de tam bu noktada önemli bir rol üstlenecek. Lojistik Teknopark’ın, nüfus ve tüketim yoğunluğunun yüksek olduğu bölgemizde ciddi faydalar sağlayacağına inanıyorum. Lojistik ve ticaret açısından önemli bir köprü noktası olacak. Bu projenin devamının da geleceğini düşünüyoruz. Katılımcı bir anlayışla, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası çatısı altında hayata geçirilmesi projeyi daha da değerli kılıyor. Başarıyla tamamlanarak büyüyeceğine inanıyoruz.</em></p>

<p></p>

<p><img height="549" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/nilufer-cevikel-copy.jpg" width="350" /></p>

<p></p>

<p><strong><em>Nilüfer Çevikel</em></strong></p>

<p><strong><em>Nil-San Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı </em></strong></p>

<p></p>

<p><strong><em>Türkiye’ye örnek bir proje</em></strong></p>

<p><em>Projenin Türkiye’de ilk örneği olan büyük bir çalışma olduğunu düşünüyoruz. Başlangıç olarak oldukça güçlü ve doğru bir proje olduğuna inanıyoruz. Çünkü dünyanın geleceğinde lojistik depolama alanlarının çok önemli bir yer edineceği açık. Jeopolitik konumumuz da bu önemi bizim açımızdan daha da artırıyor.</em></p>

<p><em>İlerleyen dönemde bu girişim fonlarının ne kadar değerli ve doğru projeler olduğu daha net şekilde ortaya çıkacaktır. Bu nedenle doğru bir yatırım olduğuna inanıyoruz. Bursa’da Türkiye’ye örnek olabilecek bir projenin hayata geçirilmesi de son derece önemli. Bu projede yer almaktan dolayı biz de gurur ve mutluluk duyuyoruz.</em></p>

<p></p>

<p><img height="392" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/erol-hatirli.jpg" width="350" /></p>

<p><strong><em>Erol Hatırlı</em></strong></p>

<p><strong><em>Orhangazi Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı</em></strong></p>

<p></p>

<p><strong><em>Bursa’nın projeye sahip çıkması çok anlamlı</em></strong></p>

<p><em>TEKNOSAB Lojistik Teknopark fonunun oluşturulmasını son derece önemli buluyoruz. Güney Marmara, üretim ve ihracat kapasitesi ile limanlara yakınlığı sayesinde çok stratejik bir konumda yer alıyor. Bu potansiyelin çok daha ileri taşınması gerekiyor. Bu nedenle söz konusu proje bizim için büyük önem taşıyor ve biz de bu projeyi destekliyoruz. Ayrıca bu modelin, küçük ve büyük yatırımcıları aynı çatı altında buluşturması çok değerli bir yaklaşım. Bu açıdan bakıldığında, önemli bir iş birliği ve yatırım modeli ortaya konuluyor. Bursalıların da projeye sahip çıkması, ayrı bir anlam taşıyor. Bu vesileyle Sayın İbrahim Burkay’ı da tebrik ediyorum.</em></p>

<p><img height="407" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/fahrettin-arabaci-4.jpeg" width="350" /></p>

<p><strong><em>Fahrettin Arabacı</em></strong></p>

<p><strong><em>ARC Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı </em></strong></p>

<p></p>

<p><strong><em>Stratejik açıdan doğru bir proje</em></strong></p>

<p><em>Bu proje ile BTSO çok büyük bir yatırıma öncülük yapıyor. Çünkü genellikle depoculuk Türkiye’de atıl ve kötü tesislerde yönetiliyor. TEKNOSAB Lojistik Teknopark bu açıdan örnek bir proje olacaktır. İnşallah bu yatırımla birlikte lojistik alanında Bursa önemli bir merkez olacak. Biz de bu süreç içindeyiz. Projeyi memnuniyetle takip ediyoruz. Stratejik açıdan da çok doğru bir yerde olan proje, İbrahim Burkay başkanı tebrik ediyorum. Bursa’ya ve Türkiye’ye örnek bir yatırım sağlandı. Projeyi oldukça olumlu buluyorum. Zaman içerisinde projenin ülkeye sağladığı katma değeri göreceğiz.</em></p>

<p><img height="525" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/15b-hasim-kar-1.jpg" width="350" /></p>

<p><strong><em>Haşim Kar</em></strong></p>

<p><strong><em>Birel Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı </em></strong></p>

<p><strong><em>Başkan Burkay Bursa’ya vizyon kazandırdı</em></strong></p>

<p></p>

<p><em>İbrahim Burkay’ın Bursa’ya önemli bir vizyon kazandırdığını düşünüyoruz. Bizler de bu vizyonun takipçisi olmaya devam ediyoruz. Projeyle birlikte herkesin kendi potansiyeline göre ortak olabildiği bir model oluşturulmuş durumda. Bu yapının, çok sayıda yatırımcının önünü açacağına ve kente önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.</em></p>

<p><img height="350" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/huseyin-onsever.jpg" width="350" /></p>

<p><strong><em>Hüseyin Önsever</em></strong></p>

<p><strong><em>PMS Alüminyum Yönetim Kurulu Başkan Vekili</em></strong></p>

<p></p>

<p><strong><em>Gerçekçi hedeflerle çok hızlı ilerleyen bir proje</em></strong></p>

<p><em>Firma olarak TEKNOSAB’da hayata geçen ilk fabrikalardan biri olmanın gururunu yaşıyoruz. TEKNOSAB ile birlikte Marmara Havzası’nın sanayi açısından sahip olduğu güçlü lojistik avantaj zaten ortaya konmuştu. Bu avantajın raylı sistemler, otomotiv ve savunma sanayine yönelik tedarik yapısıyla birleştirilmesini son derece stratejik ve doğru bir adım olarak görüyorum. Projede ortaya konan vizyonun tüm katılımcılara fayda sağlayacağına inanıyorum. Hedeflerin gerçekçi olması ve sürecin hızlı ilerlemesi de bu güveni pekiştiriyor. Bölgenin uluslararası yatırımcıyı çekme konusunda ciddi bir potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum. Bu proje yalnızca e-ticaret açısından değil, aynı zamanda bölge sanayisi ve üretici firmalar için de önemli katkılar sunacak. Bu vizyonun ortaya konulmasında emeği geçenlere teşekkür ediyorum.</em></p>

<p></p>

<p></p>

<p><img height="419" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/adem-karabas.jpeg" width="350" /></p>

<p><strong><em>Adem Karabaş</em></strong></p>

<p><strong><em>Umurbey Süthanesi sahibi </em></strong></p>

<p></p>

<p><strong><em>Başkan İbrahim Burkay projeyle Türkiye Yüzyılı Projesine destek oluyor</em></strong></p>

<p><em>TEKNOSAB Lojistik Teknopark projesi iyi bir proje. Bursa bu proje ile büyük bir değer kazandı. Projenin değeri önümüzdeki dönemde çok daha iyi anlaşılacak. Başkanımız İbrahim Bey’in vizyonunu çok kıymetli buluyorum. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Yüzyılı projesinin temel taşlarından birisi olarak görüyorum. ‘Bursa Büyürse Türkiye Büyür’ anlayışı ile bu projenin de çok değerli olduğunu düşünüyorum.</em></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-yeni-nesil-lojistigin-merkezi-olacak</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/1561-m1.jpg" type="image/jpeg" length="81101"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BUSİAD’dan tarımın geleceğine yeni vizyon]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/busiaddan-tarimin-gelecegine-yeni-vizyon</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/busiaddan-tarimin-gelecegine-yeni-vizyon" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Sanayicileri ve İş insanları Derneği (BUSİAD) Gıda ve Tarım Uzmanlık Grubu tarafından hazırlanan, Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi ve Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliği ile Bursa Uludağ Üniversitesi Prof. Dr. Mete Cengiz Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Bursa Tarım Kongresi’nde tarımın geleceği masaya yatırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>“Bursa’da Tarımın Dünü, Bugünü ve Geleceği” başlığıyla düzenlenen Kongre’nin açılışında konuşan BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu, “Bugün artık açıkça görüyoruz ki; pandemi, küresel krizler ve savaşlar, tarımsal üretimin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir zorunluluk olduğunu ortaya koymuştur. Gıda güvenliği ve gıda güvencesi, ülkelerin bağımsızlığı kadar kritik bir konu haline gelmiştir. dedi. BUSİAD’ın tarım ve gıdayla ilgisinin yeni olmadığını da kaydeden Hatunoğlu: “BUSİAD olarak biz de bu gerçeklikten hareketle, 2022 yılında “Tarım Yoksa Hayat Yok!” diyerek kapsamlı bir tarım raporu yayımladık. Ardından “Sanayi, Tarım ve Turizm il Gelişen Bursa” vizyonumuzu ortaya koyduk ve bugün bu kongreyle bu süreci daha ileri bir noktaya taşıyoruz. Biliyoruz ki bu vizyonun sürdürülebilirliği, güçlü ve dinamik bir insan kaynağıyla mümkündür ve bu kaynağın en kritik bileşeni gençlerdir. Bu nedenle genç girişimciler için; özel finansman modelleri, uygulamalı eğitimler ve erişilebilir tarım alanları gibi somut adımların hayata geçirilmesini çok önemsiyoruz. aynı şekilde; kooperatifçilikten, Ar-Ge’ye teşvik sisteminden, ihracat stratejilerine kadar tarımın tüm değer zincirinde bütüncül ve yapısal dönüşümlere ihtiyaç olduğunu biliyoruz.” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/busiaddan-tarimin-gelecegine-yeni-vizyon</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/1561-m3.jpg" type="image/jpeg" length="81042"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Faiz oranı sabit kaldı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/faiz-orani-sabit-kaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/faiz-orani-sabit-kaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37'de sabit bıraktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/faiz-orani-sabit-kaldi</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 14:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/tcmb-rezerv-aralik-2025.jpg" type="image/jpeg" length="33429"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa Çınarları 2026 Dergisi’ni okumak için tıklayınız]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-cinarlari-2026-yayinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursa-cinarlari-2026-yayinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa’ya yön veren kurum ve kuruluşlar bu yıl da Ekohaber’in marka yayınında buluştu. Bu yıl 31. yaşını kutlayacak “Bursa’nın ekonomi gazetesi” Ekohaber’in marka yayını “Bursa Çınarları” dergisi yayınlandı.</p>

<p>Dünyada yaşanan ekonomik zorluklara ve iç piyasadaki sorunlara rağmen üretim, istihdam ve ihracat konusundaki kararlı duruşundan vazgeçmeyen Bursa iş dünyasının 2026 yılı ve sonrasına dair çalışmalarının detaylarıyla ele alındığı “Bursa Çınarları 2026” dergisinde iş dünyasından OSB’lere, STK’lardan belediyelere kadar geniş yelpazedeki kurum ve kuruluşların faaliyetleri mercek altına alındı. “Bursa Çınarları 2026” dergisinde başta otomotiv ve yan sanayi, tekstil ve konfeksiyon, makine ve metal, tarım ve gıda, plastik, mobilya, inşaat, finans, enerji, perakende, turizm ve hizmetler olmak üzere Bursa’nın güçlü olduğu tüm sektörlerdeki şirketlerin üretim, ihracat ve istihdam performansları ile yaşadıkları dönüşüm süreci değerlendirildi. Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan firmaların yer aldığı organize sanayi bölgelerinin “Yeşil OSB” yolculuklarının da incelendiği “Bursa Çınarları 2026” dergisinde ayrıca iş dünyasını ekonomik, sosyal ve kültürel alanda bir araya getiren sivil toplum kuruluşlarının hayata geçirdiği projeler ile Bursa’daki belediyelerin yatırımları ve iş yaşamına olan katkıları ele alındı.</p>

<p>Bursa Çınarları Dergisi'nin geçmiş yayınlarını aşağıdaki linklerden inceleyebilirsiniz.</p>

<p>2025 Yılı Dergisi</p>

<p>https://heyzine.com/flip-book/8400d5598e.html</p>

<p></p>

<p>2024 Yılı Dergisi</p>

<p>https://heyzine.com/flip-book/e79fd5a1a2.html</p>

<p>2023 Yılı Dergisi</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>https://fliphtml5.com/qgvsl/kjhr/#google_vignette</p>

<p></p>

<p><strong>Bursa Çınarları 2026 Dergisi’ni okumak için aşağıdaki linki tıklayınız</strong></p>

<p><a href="https://heyzine.com/flip-book/a61c4d9962.html" rel="nofollow">https://heyzine.com/flip-book/a61c4d9962.html</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-cinarlari-2026-yayinda</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 09:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/03/b-c2026-yayinda-web-419x246.jpg" type="image/jpeg" length="28447"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rising City Fuarı kapılarını açıyor]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/rising-city-fuari-kapilarini-aciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/rising-city-fuari-kapilarini-aciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa’nın inşaat ve gayrimenkul alanındaki gücünü uluslararası vitrine taşıyan Rising City & Yapı ve Yaşam Fuarı, 23-26 Nisan 2026 tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırlamaya hazırlanıyor. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası öncülüğünde KFA Fuarcılık organizasyonuyla düzenlenen fuar, sektörün önde gelen firmalarını ve yatırımcılarını aynı çatı altında buluşturacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Uluslararası Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek organizasyon, kentin gelişmiş sanayisi, stratejik konumu ve yatırım potansiyelini gözler önüne sererken, inşaat ve gayrimenkul sektöründe yeni iş birliklerinin kapısını aralayacak. 10 bin metrekarenin üzerindeki alanda düzenlenecek fuarda, hem yerli üreticiler hem de yabancı yatırımcılar bir araya gelerek yeni pazar fırsatlarını değerlendirme imkânı bulacak. Rising City &amp; Yapı ve Yaşam Fuarı kapsamında düzenlenecek söyleşiler, zirveler ve seminerler ile sektörün geleceğine ışık tutulurken teknoloji ve yenilikçi çözümler de katılımcıların beğenisine sunulacak. Fuar, satışa hazır konut projelerinden ticari gayrimenkule, mimarlık hizmetlerinden finans ve danışmanlığa kadar geniş bir yelpazede hizmetleri bir araya getirerek yatırımcılara kapsamlı bir platform sunacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>‘Yükselen şehir’ vizyonu hayata geçiyor</strong></p>

<p>İnşaat, yapı malzemeleri ve teknolojileri alanında faaliyet gösteren firmalar ise fuarda; yapı sistemleri, yalıtım, cephe çözümleri, iklimlendirme, iç mimari ve dekorasyon gibi pek çok başlıkta ürün ve hizmetlerini sergileyecek. Bursa’nın “yükselen şehir” vizyonunu destekleyen fuar, firmaları nitelikli alıcılarla buluştururken, kentin inşaat ve gayrimenkul sektöründeki rekabet gücünü de uluslararası alanda pekiştirmeyi hedefliyor. 23-25 Nisan tarihlerinde 10.00-18.00, 26 Nisan’da ise 10.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek olan Rising City &amp; Yapı ve Yaşam Fuarı’nın, sektörün tüm paydaşlarını Bursa’da buluşturması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/rising-city-fuari-kapilarini-aciyor</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/1560-m4.jpg" type="image/jpeg" length="31078"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[UİB’de seçim süreci tamamlandı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/uibde-secim-sureci-tamamlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/uibde-secim-sureci-tamamlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) bünyesinde faaliyet gösteren iki önemli birlikte gerçekleştirilen genel kurulların ardından seçim süreci tamamlandı. Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nde (UYMSİB) Hamdi Taner göreve gelirken, Uludağ Meyve ve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği’nde (UMSMİB) ise Ömer Faruk Kuşçulu başkanlık görevini devraldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>UYMSİB Genel Kurulu, sektör temsilcilerinin yoğun katılımıyla gerçekleşti. İki listenin yarıştığı seçimde Hamdi Taner, üyelerin oylarıyla birliğin yeni başkanı seçildi. Genel kurulun açılışında konuşan önceki dönem başkanı Prof. Dr. Senih Yazgan, sektörün iklim krizi ve artan maliyetler nedeniyle kritik bir süreçten geçtiğini vurgulayarak, üretim planlaması, katma değerli ürünler ve dijitalleşmenin önemine dikkat çekti. Seçim sonrası birlik mesajı veren Hamdi Taner ise maliyet artışları, pazarlama kanalları, kota ve analiz süreçlerine odaklanacaklarını belirterek, “Seçim geride kaldı, şimdi çalışma zamanı. Tüm üyelerimizin sesi bizim için değerli” dedi. Taner ayrıca, Bursa’nın yaş meyve sebze potansiyelini küresel ölçekte markalaştırmayı hedeflediklerini ifade etti. UMSMİB’in 2025 yılı genel kurulunda ise tek adayla gidilen seçim sonucunda Ömer Faruk Kuşçulu başkanlığa seçildi. Genel kurulda konuşan önceki başkan Özkan Kamiloğlu, küresel ekonomik zorluklara ve bölgesel gerilimlere rağmen ihracatın sürdürüldüğünü belirterek, yeni yönetime başarılar diledi. Görevi devralan Ömer Faruk Kuşçulu ise, tecrübe ve yeni dönemin enerjisiyle hareket edeceklerini vurgulayarak, “Devraldığımız hizmet bayrağını daha yukarılara taşımak için kararlılıkla çalışacağız” dedi.</p>

<p><strong>İhracat odaklı yeni vizyon</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Her iki birlikte de oluşan yeni yönetimlerin, küresel rekabetin arttığı bir dönemde ihracatı güçlendirmeye, yeni pazarlara açılmaya ve sektörün yapısal sorunlarına çözüm üretmeye odaklanması bekleniyor. Yeni dönemde özellikle katma değerli üretim, sürdürülebilirlik ve dijitalleşme başlıklarının ön planda olması öngörülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/uibde-secim-sureci-tamamlandi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/1560-m2.jpg" type="image/jpeg" length="22224"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[NOSAB'da Müteşebbis Heyet’le devam]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/nosabda-mutesebbis-heyetle-devam</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/nosabda-mutesebbis-heyetle-devam" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi’nin (NOSAB) I. Olağan Genel Kurul toplantısı bölge katılımcılarıyla gerçekleştirildi. Oylama sonucunda Müteşebbis Heyet’le devam kararı alınırken yeni Müteşebbis Heyet’te yer alacak üyeler de belirlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet Fikri Ünal’ın Divan Başkanlığında gerçekleştirilen Genel Kurulun açılışında konuşan NOSAB Müteşebbis Heyeti ve NİLSİAD Başkanı Yalçın Aras “Bugün bölgemizin yönetim yapısı açısından önemli bir gündem maddesini değerlendirmek üzere bir aradayız. OSB Uygulama Yönetmeliği kapsamında genel kurul oluşumu için gerekli yasal eşik sağlanmış durumdadır. Ancak bugün burada esas olarak, bölgemizin mevcut yönetim yapısının devamına ilişkin değerlendirmeyi birlikte yapacağız” diyerek katılımcılara Genel Kurul’un amacını açıkladı. Aras sözlerini, “Müteşebbis heyet modeli, bugüne kadar bölgemizde planlı büyümenin, yatırımların koordinasyonunun ve ortak hizmetlerin etkin biçimde yürütülmesinde önemli rol üstlenmiştir. Bugün ortaya konulacak irade; bölgemizin mevcut ihtiyaçları, devam eden projeleri ve geleceğe yönelik hedefleri doğrultusunda yönetim modelimizin nasıl sürdürüleceğine ilişkin ortak kararı ifade edecektir. Amacımız; üretimin, yatırımın, sürdürülebilirliğin ve kurumsal istikrarın en güçlü şekilde devamını sağlamaktır. Alınacak kararın bölgemiz adına hayırlı olmasını diliyorum” diyerek tamamladı. Genel Kurul’da görüşlerini paylaşan NOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Erol Gülmez ise sözlerine “Ne mutlu ki 25. Yılımızda bölgemizin bugününü ve geleceğini konuşmak üzere bir araya geldik. NOSAB, bugün yalnızca üretim yapan bir sanayi bölgesi değil; çevreye duyarlı altyapısı, güçlü sanayi kapasitesi, sosyal yatırımları ve ortak aklı esas alan yönetim anlayışıyla örnek gösterilen bir bölgedir” şeklinde başladı.</p>

<p><strong>Sanayi bölgeleri kamusal sorumluluklarla yönetilir</strong></p>

<p>Gülmez sözlerinin devamında, “Sanayi bölgeleri sadece rutin idari kararlarla değil; uzun vadeli yatırım planları, teknik süreçler ve kamusal sorumluluklarla yönetilir. NOSAB bugün enerji yatırımlarından meslek lisesi hedeflerine, yeşil dönüşümden sosyal projelere kadar yeni bir büyüme dönemindedir. Bu dönemde çoğulcu, katılımcı ve güçlü bir yönetim yapısının bölgemize katkı sağlayacağına inanıyor, yeni döneme ilişkin Genel Kurulumuzun vereceği kararın hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu. Konuşmaların ardından yapılan oylamada Müteşebbis Heyet’e devam kararı alınırken, yeni Müteşebbis Heyet’te yer alacak üyeler de belirlendi. Buna göre, NOSAB’ın yeni yönetimi şöyle:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Müteşebbis Heyet:</p>

<p>Yalçın Aras (Başkan), Mehmet Fikri Ünal (Başkan Vekili), Levent N. Bezmez, Özgür Yıldız, Hakan Gündoğdu, Şükrü Sekmen, Yahya Beyce, Metin Şenyurt, Levent Bilek, Erol Gülmez, H. Burak Aras, Mustafa Dayanıklı, Ahmet Özkılıç, Abidin İzmirli, Hüseyin Zümbülova</p>

<p>Yönetim Kurulu:</p>

<p>Erol Gülmez (Başkan), Levent N. Bezmez (Başkan Vekili), Hakan Gündoğdu, H. Burak Aras, Özgür Yıldız</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/nosabda-mutesebbis-heyetle-devam</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/1560-m3.jpg" type="image/jpeg" length="68000"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[OSB’ler üretim odaklı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/osbler-uretim-odakli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/osbler-uretim-odakli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin organize sanayi bölgeleri (OSB) tüketim verileri, üretim tarafında temkinli bir görünümün öne çıktığını ortaya koydu. Elektrik ve doğalgaz tüketimlerinde genel olarak düşüş ya da yatay seyir dikkat çekerken, su kullanımında ise bölgeler arasında farklılaşan eğilimler gözlemlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Elektrik tüketimi, OSB’lerin büyük bölümünde sınırlı gerileme eğilimi gösterdi. Bazı bölgelerde yüzde 2-3 bandında düşüş yaşanırken, bazı OSB’lerde yılın ilk iki ayındaki gerilemenin mart ayında telafi edilmesiyle dengeli bir tablo oluştu. Genel görünüm, sanayi üretiminde keskin bir daralmadan ziyade kontrollü bir yavaşlamaya işaret etti. Doğalgaz tüketim verileri de benzer bir eğilim ortaya koydu. İlk çeyrek toplamlarında düşüşler dikkat çekerken, özellikle şubat ayında daha belirgin gerilemeler yaşandı. Buna karşın mart ayında birçok OSB’de sınırlı toparlanma görülmesi, üretimde dönemsel bir hareketlenmeye işaret etti. Bu durum, yılın ilk aylarında zayıf seyreden üretimin, çeyrek sonuna doğru kısmen canlandığını gösterdi.</p>

<p><strong>Su kullanımında belirgin düşüşler var</strong></p>

<p>Su tüketiminde ise daha ayrışan bir tablo ortaya çıktı. Bazı OSB’lerde içme suyu kullanımında çift haneli artışlar kaydedilirken, bazı bölgelerde ise hem birinci kalite su hem de genel su tüketiminde belirgin düşüşler görüldü. Bu farklılaşmanın, üretim süreçlerindeki değişim, sektör dağılımı ve su verimliliği uygulamalarından kaynaklandığı değerlendiriliyor. Atıksu tarafında da benzer bir ayrışma dikkat çekti. Bazı OSB’lerde atıksu miktarı düşüş gösterirken, bazı bölgelerde özellikle ikinci kalite su kullanımındaki artışa bağlı olarak yükseliş kaydedildi. Bu durum, üretim kompozisyonundaki değişimlerin çevresel çıktılara da yansıdığını ortaya koydu.</p>

<p><strong>Tasarruf politikalarına yöneldiler</strong></p>

<p>Genel tabloya bakıldığında, OSB’lerde enerji tüketimindeki düşüş eğilimi enerji verimliliği uygulamaları ve maliyet odaklı tasarruf politikalarıyla ilişkilendirilirken, küresel talepteki dalgalanmalar ve ihracat pazarlarındaki gelişmelerin de üretim üzerinde etkili olmaya devam ettiği görülüyor. Önümüzdeki dönemde enerji ve su tüketim verilerinin seyri, sanayi üretiminin yönü açısından önemli bir gösterge olmayı sürdürecek.</p>

<p></p>

<p><img height="405" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/dosab-tablo.jpg" width="450" /></p>

<p><strong>DOSAB’da elektrik tüketimi ilk çeyrekte geriledi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nde (DOSAB) 2026 yılının ilk üç ayına ait elektrik tüketim verileri, sanayi üretiminde sınırlı bir yavaşlamaya işaret etti. 2025 yılına kıyasla değerlendirilen verilerde, toplam tüketimde yüzde 2,26’lık düşüş dikkat çekti.</p>

<p>Ocak ayında elektrik tüketimi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,67 azalarak 85,9 milyon kWh’den 81,9 milyon kWh seviyesine geriledi. Şubat ayında düşüş daha sınırlı kalırken yüzde 0,78’lik azalış yaşandı. Mart ayında ise tüketim yüzde 1,25 gerileyerek düşüş eğilimini sürdürdü. İlk çeyrek toplamında ise 2025 yılında 252,6 milyon kWh olan elektrik tüketimi, 2026’da 246,9 milyon kWh’ye düştü. Bu tablo, üretimdeki kısmi yavaşlama sinyali verirken, enerji verimliliği uygulamalarının da etkili olabileceğine işaret ediyor. Uzmanlar, küresel talepteki dalgalanmalar, maliyet baskıları ve ihracat pazarlarındaki gelişmelerin sanayi üretimi üzerinde belirleyici olmaya devam ettiğini vurgularken, önümüzdeki aylarda elektrik tüketimindeki seyrin üretim performansı açısından önemli bir gösterge olmayı sürdüreceğini ifade ediyor.</p>

<p><strong>Doğalgaz tüketiminde yavaşlama söz konusu</strong></p>

<p>Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nde (DOSAB) 2026 yılının ilk üç ayına ait doğalgaz tüketim verileri, sanayide enerji kullanımında genel bir düşüş eğilimine işaret etti. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla toplam tüketimde yüzde 2,23’lük gerileme kaydedildi.</p>

<p>Ocak ayında doğalgaz tüketimi yüzde 2,36 düşüşle 11,6 milyon standart metreküpten 11,3 milyon seviyesine inerken, Şubat ayında düşüş daha belirgin oldu. Şubat tüketimi yüzde 7,15 azalarak 11,2 milyon standart metreküpe geriledi. Mart ayında ise dikkat çekici bir toparlanma yaşandı. Doğalgaz tüketimi yüzde 3,57 artışla 10,5 milyon standart metreküpten 10,8 milyon seviyesine yükseldi. Bu artış, üretimde kısmi bir hareketlenmeye işaret etti. Toplamda ise 2025 yılının ilk çeyreğinde 34,2 milyon standart metreküp olan tüketim, 2026’da 33,4 milyon seviyesine geriledi. Veriler, yılın ilk iki ayında yaşanan yavaşlamaya rağmen Mart ayında sınırlı bir toparlanma yaşandığını ortaya koydu.</p>

<p></p>

<p><img height="180" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/nosab-tablo.jpg" width="450" /></p>

<p><strong>NOSAB’da elektrik ve doğalgazda düşüş, su kullanımında artış dikkat çekti</strong></p>

<p>Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi (NOSAB), 2026 yılının ilk üç ayına ilişkin elektrik, doğalgaz, içme suyu ve atıksu tüketim verilerini açıkladı. Veriler, sanayide enerji kullanımında düşüş yaşanırken, su tüketiminde ise artış eğiliminin öne çıktığını ortaya koydu.</p>

<p>Elektrik tüketimi 2026 yılının ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,66 azalarak 80,8 milyon kWh’den 78,7 milyon kWh seviyesine geriledi. Aylık bazda ise ocakta yüzde 2,75, şubatta yüzde 3,99 ve martta yüzde 1,18 oranında düşüş kaydedildi. Doğalgaz tüketiminde de benzer bir tablo gözlendi. Toplam tüketim yüzde 6,68 azalarak 5,33 milyon standart metreküpten 4,98 milyon seviyesine düştü. En sert gerileme yüzde 16,86 ile şubat ayında yaşanırken, mart ayında yüzde 1,03’lük sınırlı bir artış dikkat çekti. Buna karşın içme suyu tüketiminde artış yaşandı. İlk üç ayda toplam tüketim yüzde 11,71 yükselerek 199 bin metreküpten 222 bin metreküpe çıktı. Özellikle mart ayında yüzde 25,58’lik artış öne çıkarken, şubat ayında da yüzde 11,74’lük yükseliş kaydedildi. Atıksu miktarında ise düşüş eğilimi sürdü. Toplam atıksu miktarı yüzde 16,46 azalarak 46,5 bin metreküpten 38,8 bin metreküpe geriledi. Aylık bazda en yüksek düşüş yüzde 21,35 ile şubat ayında gerçekleşti.</p>

<p><strong>Enerji verimliliği ön planda</strong></p>

<p>Açıklanan veriler, NOSAB’daki sanayi üretiminde enerji verimliliği ve tasarruf eğiliminin güçlendiğine işaret ederken, su kullanımındaki artış ise üretim süreçlerindeki değişim ya da kapasite kullanımındaki farklılaşmalarla ilişkilendiriliyor.</p>

<p></p>

<p><img height="191" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/hosab-tablo.jpg" width="450" /></p>

<p><strong>HOSAB’da elektrik tüketimi ilk çeyrekte dengeli seyretti</strong></p>

<p>Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi’nde (HOSAB) 2026 yılının ilk üç ayına ait elektrik tüketim verileri, yıl genelinde dengeli bir tabloya işaret etti. 2025 yılı ile karşılaştırıldığında toplam tüketimde değişim yaşanmazken, aylık bazda farklı yönlü hareketler dikkat çekti.</p>

<p>Ocak ayında elektrik tüketimi yüzde 1,96 azalarak 17,5 milyon kWh’den 17,2 milyon kWh seviyesine geriledi. Şubat ayında da benzer bir eğilim sürerken tüketim yüzde 1,07 düşüşle 16,7 milyon kWh’den 16,5 milyon kWh’ye indi. Mart ayında ise tablo tersine döndü. Elektrik tüketimi yüzde 3,41 artışla 15,2 milyon kWh’den 15,8 milyon kWh seviyesine yükseldi.</p>

<p>İlk çeyrek toplamına bakıldığında, 2025 yılında 49,6 milyon kWh olan tüketim, 2026’da da aynı seviyede kalarak değişim göstermedi. Veriler, yılın ilk iki ayında yaşanan düşüşün mart ayında telafi edildiğini ve genel tabloda dengeli bir seyir oluştuğunu ortaya koydu.</p>

<p><strong>Doğalgaz tüketimi geriledi</strong></p>

<p>HOSAB’ın 2025 ve 2026 yılı ilk çeyrek doğalgaz tüketim verileri, sanayi faaliyetlerinde belirgin bir yavaşlamaya işaret ediyor. Açıklanan rakamlara göre toplam tüketim, 2026’nın ilk üç ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla %6,38 oranında düşüş gösterdi.</p>

<p>Ocak ayında tüketim 1,18 milyon metreküpten 1,14 milyon metreküpe gerileyerek %3,06’lık sınırlı bir düşüş kaydetti. Ancak asıl dikkat çekici gerileme Şubat ayında yaşandı. 2025’te 1,35 milyon metreküp olan tüketim, 2026’da 1,07 milyon metreküpe düşerek %21,21’lik sert bir daralma gösterdi. Mart ayında ise tablo tersine döndü; tüketim %9,05 artarak 1,05 milyon metreküpten 1,15 milyon metreküpe yükseldi.</p>

<p>Enerji tüketimi, organize sanayi bölgelerinde ekonomik aktivitenin önemli bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Bu çerçevede HOSAB verileri, 2026’nın başında sanayi üretiminde dalgalı ancak genel olarak zayıf bir seyir yaşandığını gösteriyor. Önümüzdeki aylarda özellikle üretim siparişleri ve ihracat performansına bağlı olarak doğalgaz tüketiminde daha net bir yön oluşması bekleniyor.</p>

<p><strong>Su tasarrufu ön planda</strong></p>

<p>HOSAB’ın 2025 ve 2026 yılı ilk çeyrek 1. kalite su tüketim verileri, sanayi kullanımında belirgin bir düşüş yaşandığını ortaya koydu. Açıklanan rakamlara göre toplam tüketim, 2026’nın ilk üç ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla %23,76 oranında azaldı.</p>

<p>Ocak ayında tüketim 41,8 bin metreküpten 31,3 bin metreküpe gerileyerek %25,10’luk düşüş kaydetti. Şubat ayında da benzer bir tablo görüldü; tüketim 39,7 bin metreküpten 29,7 bin metreküpe inerek yine %25,10 oranında azaldı. Mart ayında ise düşüş bir miktar sınırlı kalsa da devam etti. 40,7 bin metreküpten 32,1 bin metreküpe gerileyen tüketim, %21,10’luk azalış gösterdi. Üç ay boyunca kesintisiz şekilde aşağı yönlü seyreden tüketim verileri, 1. kalite su kullanımında genel bir daralmaya işaret ederken, aylar arasında anlamlı bir toparlanma görülmemesi dikkat çekti. İlk çeyrek toplamındaki güçlü gerileme, su tüketiminde yılın başından itibaren süregelen zayıf eğilimi ortaya koydu.</p>

<p><strong>Atıksu kullanımında artış var</strong></p>

<p>HOSAB’ın 2025 ve 2026 yılı ilk çeyrek 2. kalite su tüketim verileri, kullanımda dikkat çekici bir artış yaşandığını ortaya koydu. Toplam tüketim, 2026’nın ilk üç ayında geçen yılın aynı dönemine göre %45,55 yükseldi.</p>

<p>Ocak ayında tüketim 9,9 bin metreküpten 12,2 bin metreküpe çıkarak %23,14 artış gösterdi. Şubat ayında artış daha da hızlandı; 7,2 bin metreküpten 11,9 bin metreküpe yükselen tüketim %65,27 oranında büyüdü. Mart ayında da yukarı yönlü seyir sürdü ve tüketim 8,2 bin metreküpten 12,7 bin metreküpe çıkarak %55,37 arttı. 3 ay boyunca kesintisiz devam eden artış eğilimi, 2. kalite su kullanımında güçlü bir yükselişe işaret etti. Özellikle Şubat ve Mart aylarında kaydedilen yüksek oranlı artışlar, ilk çeyrek toplamındaki belirgin büyümenin ana belirleyicisi oldu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/osbler-uretim-odakli</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/1560-m1.jpg" type="image/jpeg" length="29058"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[UİB’DE SEÇİM ZAMANI]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/uibde-secim-zamani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/uibde-secim-zamani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) bünyesinde faaliyet gösteren birliklerde gerçekleştirilen genel kurullarla birlikte OİB Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Kemal Yazıcı, UTİB Yönetim Kurulu Başkanlığı’na İhsan İpeker ve UHKİB Yönetim Kurulu Başkanlığı’na ise Haluk Özkarakaşlı seçilerek göreve başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) bünyesinde faaliyet gösteren birliklerde gerçekleştirilen genel kurullarla birlikte başkanlık görevlerinde değişim yaşandı. Tekstil, hazır giyim ve otomotiv sektörlerini temsil eden üç önemli birlikte yapılan seçimlerin ardından yeni başkanlar belirlenirken, sektörlerde yeni bir dönem başladı. Gerçekleşen değişim, Bursa’nın ihracat odaklı üretim gücünde dönüşüm, sürdürülebilirlik ve küresel rekabet başlıklarının daha da ön plana çıkacağı bir sürece işaret ediyor.</p>

<p><strong>UTİB’de bayrak İpeker’e geçti</strong></p>

<p>Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) Seçimli Olağan Genel Kurulu, sektör temsilcilerinin yoğun katılımıyla UİB Genel Sekreterlik binasında gerçekleştirildi. Tek liste ile gidilen seçimlerde, 8 yıldır başkanlık görevini yürüten Pınar Taşdelen Engin, görevini İhsan İpeker’e devretti. Genel kurulda konuşan Engin, görev süresi boyunca pandemi, küresel krizler ve ekonomik dalgalanmalara rağmen sektör adına önemli projelere imza attıklarını belirterek, tekstil sektörünün ihracattaki güçlü konumunu koruduğunu vurguladı. Sektörün 2025 yılını güçlü bir performansla kapattığını ifade eden Engin, UTİB’in ihracatının 1,22 milyar dolara ulaştığını ve kilogram başına ihracat değerinde artış sağlandığını dile getirdi. Engin, yalnızca ihracat rakamlarıyla değil, tasarım yarışmaları, UR-GE projeleri, eğitim programları ve uluslararası organizasyonlarla sektörün gelişimine katkı sunduklarını belirtti. Yeni Başkan İhsan İpeker ise konuşmasında birlik, devamlılık ve dönüşüm vurgusu yaparak, geçmiş dönemde hayata geçirilen projelerin üzerine yenilerini ekleyeceklerini söyledi. Küresel rekabetin değişen dinamiklerine dikkat çeken İpeker, tekstil sektörünün artık sadece üretimle değil; sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve katma değerli üretimle öne çıkması gerektiğini ifade etti. Teknik tekstillerden döngüsel ekonomiye kadar geniş bir dönüşüm sürecine işaret eden İpeker, bu süreçte aktif rol üstleneceklerini belirtti.</p>

<p><strong>UHKİB’de Özkarakaşlı dönemi</strong></p>

<p>Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nde (UHKİB) gerçekleştirilen genel kurulda ise Haluk Özkarakaşlı, üyelerin tamamının oylarını alarak başkanlığa seçildi. Toplantının açılışında konuşan önceki dönem başkanı Nüvit Gündemir, hazır giyim sektörünün son yıllarda küresel daralma ve ekonomik dalgalanmalar nedeniyle zorlu bir süreçten geçtiğini ifade etti. 2022 yılında 1 milyar doların üzerinde olan ihracatın 847 milyon dolar seviyelerine gerilediğini hatırlatan Gündemir, özellikle kur politikaları ve maliyet artışlarının sektör üzerinde baskı oluşturduğunu dile getirdi. Sektörün rekabet gücünü koruyabilmesi için destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Yeni Başkan Haluk Özkarakaşlı ise görevi bir bayrak yarışı olarak gördüklerini belirterek, sektörü daha ileriye taşıma hedefiyle yola çıktıklarını söyledi. Hazır giyim sektörünün yalnızca üretim değil, aynı zamanda tasarım, marka ve sürdürülebilirlik alanlarında da güçlenmesi gerektiğine dikkat çeken Özkarakaşlı, Avrupa Yeşil Mutabakatı başta olmak üzere çevreci üretim standartlarına uyumun öncelikli gündemleri arasında yer alacağını ifade etti. Dijitalleşmenin üretimden pazarlamaya kadar tüm süreçlere entegre edilmesi gerektiğini belirten Özkarakaşlı, katma değerli üretimi artıracak tasarım odaklı projelere ağırlık vereceklerini dile getirdi.</p>

<p><strong>OİB’de yeni başkan Kemal Yazıcı</strong></p>

<p>Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) 2025 yılı Genel Kurulu da UİB Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Tek liste ile gidilen seçimlerin sonucunda Ecoplas Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, üyelerin tamamının oylarını alarak OİB Yönetim Kurulu Başkanlığına seçildi. Görev süresi sona eren Baran Çelik, açılış konuşmasında otomotiv sektörünün son yıllarda önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirterek, 2018 yılında 31,5 milyar dolar olan ihracatın 2025 yılında 41,5 milyar dolara ulaştığını söyledi. Çelik, sektörün yalnızca ihracat rakamlarıyla değil, yürütülen projeler ve uluslararası faaliyetlerle de güç kazandığını ifade etti. Yeni Başkan Kemal Yazıcı ise otomotiv sektörünün Türkiye ekonomisinin en önemli lokomotiflerinden biri olduğuna dikkat çekerek, ihracatı artırmaya yönelik üç temel başlıkta çalışmalar yürüteceklerini açıkladı. Yazıcı, “Geleceğe hazırlanmak ve ihracat artışı”, “rekabetçi otomotiv sanayi” ve “güçlü birlik ve üye ilişkileri” başlıklarına odaklanacaklarını belirtti. Avrupa Birliği’nin sıfır emisyonlu araçlara geçiş hedefinin sektör için kritik bir dönüm noktası olduğunu ifade eden Yazıcı, bu dönüşüme hızlı uyum sağlanmasının zorunluluk haline geldiğini dile getirdi.</p>

<p><strong>Yeni dönemde ortak hedef: Dönüşüm ve rekabet gücü</strong></p>

<p>UİB bünyesindeki üç önemli birlikte yaşanan yönetim değişimleri, Bursa ihracat ekosisteminde yeni bir dönemin kapılarını araladı. Tekstil, hazır giyim ve otomotiv gibi Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinde görev alan yeni yönetimlerin; sürdürülebilirlik, dijitalleşme, inovasyon ve katma değerli üretim başlıklarında daha güçlü adımlar atması bekleniyor. Gerçekleştirilen genel kurullar, yalnızca bir görev değişimini değil, aynı zamanda küresel rekabetin hız kazandığı yeni döneme uyum sağlayacak stratejik bir dönüşüm sürecinin de başlangıcı olarak değerlendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>UMSMİB ve UYMSMİB’de seçim 16 Nisan’da yapılacak</strong></p>

<p>Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği (UMSMİB) Genel Kurulu, <strong>16 Nisan Perşembe</strong> günü gerçekleştirilecek. Aynı gün içerisinde Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB) üyeleri de sandık başına gidecek. UYMSİB Genel Kurulu’nun ise <strong>16 Nisan 2026 Perşembe günü saat 14.00-17.00 arasında</strong> yapılacağı bildirildi. Gerçekleştirilecek genel kurullarla birlikte, Bursa’nın ihracatında önemli paya sahip olan yaş meyve-sebze ve mamulleri sektörlerinde de yeni yönetimlerin belirlenmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/uibde-secim-zamani</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/1559-m2.jpg" type="image/jpeg" length="32075"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa Kalite Ödülü sahibini buluyor]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-kalite-odulu-sahibini-bekliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursa-kalite-odulu-sahibini-bekliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa’da kalite bilincinin yaygınlaştırılması ve iş mükemmelliğinin teşvik edilmesi amacıyla 1998 yılından bu yana düzenlenen Bursa Kalite Ödülü’nde heyecan doruğa ulaştı. KalDer ve BUSİAD iş birliğinde gerçekleştirilen organizasyonda bu yıl üç kurum ödül için yarışacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HIDIRCAN KAYA</strong></p>

<p>EFQM Mükemmellik Modeli esas alınarak yürütülen ve Ulusal Kalite Hareketi kapsamında düzenlenen ödül sürecine, bu yıl BURFAŞ, Arena Eğitim Kurumları ve Şükrü Şankaya Anadolu Lisesi aday oldu. Süreçte, kuruluşların yönetim kalitesi, sürdürülebilirlik yaklaşımı ve performansları detaylı şekilde değerlendiriliyor. Bursa Kalite Ödülü, kent genelinde toplam kalite yönetimi anlayışını yaygınlaştırmayı, iyi uygulamaların paylaşımını teşvik etmeyi ve kurumların ulusal ve uluslararası rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. Aynı zamanda Bursa’nın tanıtımına katkı sağlayan önemli organizasyonlar arasında yer alıyor. Ödülün kazananı, 28 Nisan Salı akşamı Almira Otel’de düzenlenecek törenle açıklanacak. İş dünyası, kamu ve eğitim camiasının yakından takip ettiği organizasyonda, finale kalan kurumların performansları ve sonuçlar büyük merak konusu oldu.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><img height="167" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-13-at-151456.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Muhammet Erhan PINAR</strong></p>

<p><strong>BURFAŞ Genel Müdürü</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Kalite, BURFAŞ için bir sonuç değil, bir yönetim biçimidir</strong></p>

<p>BURFAŞ, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki olarak, kent yaşamına değer katmak ve vatandaşlara kaliteli, erişilebilir hizmet sunmak amacıyla kurulmuştur. Kuruluşundan itibaren yalnızca bir hizmet sağlayıcı değil, aynı zamanda sosyal fayda üreten bir yapı olarak konumlanmıştır. Zaman içerisinde BURFAŞ; sosyal tesisler, restoranlar, B Kafeler ve çeşitli hizmet noktalarıyla Bursa’nın günlük yaşamının önemli bir parçası haline gelmiştir. Ancak bu büyüme beraberinde daha sistematik bir yönetim ihtiyacını da getirmiştir. Bu noktada EFQM çalışmalarıyla birlikte kurum kimliği daha net tanımlanmış; “kamu yararı ve toplumsal fayda” ile “sürdürülebilirlik ve çevresel sorumluluk” kurumun temel değerleri arasında yer almıştır. Bugün BURFAŞ; hizmet üreten değil, hizmetini yöneten ve geliştiren bir kurum olma yolunda ilerlemektedir.</p>

<p>Kalite, BURFAŞ için bir sonuç değil, bir yönetim biçimidir. Geçmişte kalite daha çok hizmetin iyi olması ile ilişkilendirilirken, bugün kaliteyi süreçlerin tanımlı olması, standartların belirlenmesi, ölçüm ve geri bildirim mekanizmalarının kurulması, sürekli iyileştirme yapılması olarak ele alıyoruz. EFQM süreciyle birlikte kalite kültürü daha sistematik hale gelmiştir. Örneğin çalışanların teknik ve davranışsal yetkinlikleri tanımlanmış, bu yetkinlikler eğitim, işe alım ve gelişim süreçlerine entegre edilmiştir. Ayrıca ilk kez paydaş algı anketleri, kurumsal geri bildirim sistemleri kurulmuştur. Bugün kalite bizim için “aynı işi herkesin aynı standartta yapabilmesi” anlamına gelmektedir.</p>

<p>EFQM Modeli’ne başlama sürecimiz, kurumun büyümesiyle birlikte ortaya çıkan “yönetimsel olgunluk” ihtiyacından doğdu. Amaçlarımız; kurumsal yapıyı sistematik hale getirmek, süreçleri görünür kılmak, paydaşları daha etkin yönetmek, veriye dayalı karar alma kültürünü geliştirmek olarak sıralanabilir. EFQM ile birlikte önemli değişimler yaşandı, paydaş yönetimi gelişti, BURFAŞ için toplum tanımı açık şekilde tanımlandı. Ölçüm sistemleri kuruldu ve ilk kez kurumsal algı ve memnuniyet ölçümleri yapılmaya başlandı. Denetim mekanizmaları güçlendi, aylık saha denetimleri ve 3 aylık mali kontroller sistematik hale getirildi. Yönetim kültürü değişti, kararlar artık sezgiyle değil, veri ile alınmaya başlandı. En önemli kazanım olarak; BURFAŞ, operasyon odaklı yapıdan yönetim odaklı yapıya geçiş yaptı.</p>

<p>BURFAŞ Bursa Kalite Ödülü sürecine 2016 yılında katılım sağladı. BURFAŞ için bu süreç bir ilk olmamakla birlikte, aslında uzun süredir yürütülen kurumsal gelişim çalışmalarının doğal bir sonucudur. Bu başvuru; bir hedefin başlangıcı değil, bir dönüşümün çıktısıdır.</p>

<p>Bu süreçteki en büyük motivasyonumuz Bursa halkına daha iyi hizmet sunmaktı. İlham kaynağımız ise sahadaki gerçek deneyimler, misafir geri bildirimleri ve çalışanlarımızın çok değerli katkıları oldu. EFQM ile birlikte bu unsurlar ölçülebilir hale getirildi. Örneğin, paydaş algı anketleri ve iş birliği değerlendirmeleri kurumda ilk kez uygulanmaya başlandı. Bu da motivasyonumuzu daha somut ve yönetilebilir hale getirdi.</p>

<p>Hazırlık süreci BURFAŞ için bir raporlama değil, kurumsal gelişim süreci olarak ilerlemektedir. Ortak liderlik kültürü oluşturulmuş olup yöneticilere yönelik gelişim çalışmaları yapılmaktadır. Çalışan yetkinlikleri tanımlanmış, eğitim ve gelişim süreçleri yapılandırılmıştır. Paydaş modeli oluşturulmuş, algı ve memnuniyet ölçümleri başlatılmıştır. BURFAŞ için toplum tanımı ilk kez açık şekilde tanımlanmış ve yönetilen bir paydaş haline gelmiştir. Aylık saha denetimleri, 3 aylık mali kontroller, sürekli iyileştirme mekanizmaları aktif hale getirilmiştir.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kalitenin gelişmesi adına bizim için en önemli konu kaliteyi proje değil, sistem olarak görmek. Vereceğimiz tavsiyeler olarak, süreçler tanımlanmalı, ölçüm yapılmalı, liderlik sahiplenmeli ve alışan katılımı sağlanmalı diyebiliriz. Bursa ise sanayi ve kurumsal altyapısı sayesinde kalite kültürüne oldukça açık ve güçlü bir potansiyele sahip bir kenttir.</p>

<p>Bu süreç kurum içinde ciddi bir farkındalık oluşturdu. Çalışanların süreçlere olan katılımları arttı. Çalışan aidiyet güçlendi. Gelişim odaklı bir bakış açısı oluştu. Paydaşlar kapsamında ise kuruma güven arttı. Geri bildirim mekanizmaları güçlendi ve iş birlikleri daha sistematik hale geldi. Bu süreçte en önemli kazanımımız “ölçmeden yönetemeyiz” gerçeği oldu. Ayrıca, paydaş yönetimi yaklaşımı, veri odaklı karar alma ve süreç bazlı düşünme kurum içinde yeni bir bakış açısı oluşturdu.</p>

<p>Bizim için ödül bir amaç değil, bir sonuçtur. Bu süreçteki asıl hedefimiz daha iyi bir kurum olmak, daha kaliteli hizmet sunmak ve sürdürülebilir bir yapı kurmaktır. KalDer bu süreçte BURFAŞ için önemli bir rehber oldu. EFQM modelini doğru anlamamızı sağladı, kuruma öz değerlendirme bakış açısı kazandırdı ve süreci daha sistematik hale getirmemize katkı sağladı. Başlamak için mükemmel olmak gerekmez, ama başlamak, gelişmenin ilk adımıdır. EFQM bir proje değil, bir yolculuktur.</p>

<p></p>

<p><img height="167" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-13-at-151640.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Yeşim ÖMEROĞLU ÜNLÜ</strong></p>

<p><strong>Şükrü Şankaya Anadolu Lisesi</strong></p>

<p><strong>Okul Müdürü</strong></p>

<p></p>

<p><strong>En büyük motivasyonumuz, öğrencilerimiz oldu</strong></p>

<p>Şükrü Şankaya Anadolu Lisesi, hayırsever iş insanı merhum Şükrü Şankaya tarafından eğitim dünyasına kazandırılmıştır. Okulumuz, Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğüne bağlı olarak eğitim-öğretim hizmeti veren bir kamu kurumu olup, Bursa’da sınavla öğrenci alan 3. Anadolu Lisesi olarak eğitim hayatına başlamıştır. Bugün ise Şükrü Şankaya Anadolu Lisesi; sahip olduğu köklü geçmişi, güçlü kurumsal yapısı ve nitelikli eğitim anlayışıyla, Bursa’nın seçkin proje okulları arasında en çok tercih edilen okullarından biri olarak eğitim-öğretim yolculuğunu başarıyla sürdürmektedir. Okulumuz, “Sürekli gelişen, yenilikçi ve öncü…” bir dünya okulu vizyonuyla; öğrencilerini yalnızca akademik başarıya değil, aynı zamanda değişen ve dönüşen dünyanın gerektirdiği becerilerle donatılmış bireyler olarak yetiştirmeyi hedeflemektedir. Bu vizyon doğrultusunda okulumuz, Uluslararası Bakalorya Diploma Programı (IB DP) uygulayan bir IB Dünya Okulu olarak, öğrencilerine hem ulusal hem de uluslararası ölçekte güçlü bir akademik perspektif sunmaktadır. Böylece ŞŞAL, öğrencilerini yalnızca Türkiye’deki yükseköğretim hedeflerine değil; aynı zamanda küresel ölçekte düşünen, sorgulayan, araştıran, sorumluluk sahibi ve çok yönlü bireyler olarak geleceğe hazırlamaktadır. ŞŞAL’da öğrencilerimiz; asırlık çam ve köknar ağaçlarının bulunduğu ve bu ağaçlarda sincapların yaşadığı kampüs alanında, şehrin gürültüsünden uzakta, huzurlu ve ayrıcalıklı bir dört yıl geçirmektedir. Okulumuz; 12.000 m²’lik bahçe alanı içerisinde yer alan tam donanımlı 27 dersliği, bilgisayar, fizik, kimya ve biyoloji laboratuvarları; müzik, görsel sanatlar, inovasyon, teknoloji ve drama atölyeleri; müzik stüdyosu, zengin içerikli kütüphanesi, spor salonu ve çok amaçlı salonuyla paydaşlarına çağdaş ve konforlu bir eğitim ortamı sunmaktadır. Ayrıca günlük yemeklerin kendi mutfağında hazırlandığı yemekhanesiyle sağlıklı beslenme imkânı sağlamakta; geniş ve nitelikli kantin alanıyla öğrencilerinin günlük yaşam kalitesini artırmaktadır.</p>

<p>Şükrü Şankaya Anadolu Lisesi olarak öğrencilerimizi akademik açıdan güçlü bireyler olarak yetiştirmenin yanında, bunun tek başına yeterli olmadığının bilinciyle hareket etmekteyiz. Bu nedenle öğrencilerimizin sosyal, sportif, kültürel, bilimsel ve toplumsal alanlarda da donanımlı bireyler olarak gelişmelerini önemsiyor; onları 21. yüzyıl becerileriyle donatmayı temel önceliklerimiz arasında görüyoruz. Stratejilerimizi bu anlayışla oluşturuyor; öğrencilerimizi yarının dünyasında söz sahibi olacak bireyler olarak yetiştirmeyi hedefliyoruz. ŞŞAL, LGS’ de %1– %3’lük dilim aralığından aldığı öğrencilerinin önemli bir bölümünü YKS’de %1’lik dilime yerleştirme başarısı gösteren, güçlü ve istekli öğretim kadrosuyla dikkat çeken bir eğitim kurumudur. Bu yönüyle okulumuz; öğrencilerinin potansiyelini en üst düzeyde geliştiren, akademik başarıyı yaşam becerileriyle bütünleştiren ve her geçen gün yükselen başarı grafiğiyle fark yaratan bir eğitim yuvası olmaya devam etmektedir</p>

<p>Kalite, kurumumuz için yalnızca bir sonuç değil; sürdürülebilir gelişimi, kurumsal öğrenmeyi ve tüm paydaşlar için değer üretmeyi esas alan bir yönetim anlayışıdır. Şükrü Şankaya Anadolu Lisesi olarak kaliteyi; sürekli iyileştirmeyi, veriye dayalı karar almayı ve stratejik hedeflerle bütünleşik çalışmayı temel alan bir kurum kültürü olarak görüyoruz. Okulumuzda kalite kültürü, 2018 yılında EFQM Mükemmellik Modeli’nin benimsenmesiyle sistematik bir yapıya kavuşmuştur. Bu tarihten itibaren EFQM yaklaşımı; liderlik anlayışımızdan stratejik planlamaya, süreç yönetiminden performans izleme ve değerlendirme çalışmalarına kadar tüm kurumsal işleyişimize entegre edilmiştir. Bugün kalite anlayışı, okulumuzun yalnızca yönetim süreçlerinde değil; okul ekosistemimizin tamamında içselleştirilmiş, tüm paydaşlarımız tarafından benimsenmiş ve sürekli gelişimi destekleyen güçlü bir kurum kültürüne dönüşmüştür</p>

<p>Okulumuzda EFQM yolculuğu, 2018 yılında okul müdürü olarak göreve başlamamla birlikte, kurumsal gelişimi daha sistematik ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturma anlayışıyla başlamıştır. 2005 yılından bu yana görev yaptığım tüm kurumlarda EFQM’i yalnızca bir uygulama aracı olarak değil, kurumsal gelişimi yönlendiren bir yönetim anlayışı olarak benimsedim ve uyguladım. Şükrü Şankaya Anadolu Lisesi olarak, değişen dünyaya uyum sağlamanın, mevcut başarıyı korumanın ve geleceği güçlü şekilde inşa etmenin ancak sürekli gelişimle mümkün olduğuna inandık. EFQM Modeli’ni; öğrenci ve veli beklentilerini daha iyi anlamak, süreçlerimizi daha sistematik ve ölçülebilir hale getirmek, çalışanlarımız arasında iş birliği ve aidiyet kültürünü güçlendirmek, yenilikçi düşünceleri desteklemek, güçlü iş birlikleri kurmak ve tüm paydaşlarımız için daha fazla değer üretmek amacıyla benimsedik. 2018 yılından bu yana EFQM yaklaşımı; liderlik anlayışımızdan stratejik planlamamıza, süreç yönetimimizden performans izleme ve değerlendirme çalışmalarımıza kadar tüm kurumsal işleyişimize entegre edilmiştir. Bu süreç; iyileştirmeye açık alanlarımızı daha net görmemizi, güçlü yönlerimizi daha bilinçli yönetmemizi, veriye dayalı karar alma kültürümüzü geliştirmemizi ve okul ekosistemimizde kalite anlayışını daha güçlü biçimde içselleştirmemizi sağlamıştır. Bugün geldiğimiz noktada EFQM, okulumuzda yalnızca bir model değil; sürekli gelişimi, ekip ruhunu, kuruma bağlılığı ve sürdürülebilir başarıyı destekleyen güçlü bir kurum kültürüne dönüşmüştür. Çünkü biz biliyoruz ki başarı; şansın değil, sistematik ve kararlı çalışmanın sonucudur</p>

<p>Okulumuz daha önce de Bursa Kalite Ödülü sürecinde yer almıştır. 2020 yılında KalDer Bursa Kalite Ödülü sürecine katılarak, Başarı Ödülü almaya hak kazanmış olmanın mutluluğunu ve gururunu yaşamıştır.</p>

<p>Bu sürece başvururken en büyük motivasyonumuz ve ilham kaynağımız, her zaman öğrencilerimiz; yani yarınlarımız olmuştur. Çünkü biz eğitimciler olarak yalnızca bugünü değil, geleceği de inşa ettiğimize inanıyoruz. Bizim hata yapma lüksümüz yok. Her bir öğrencimizin potansiyelini en üst düzeyde geliştirebilmesi, kendini gerçekleştirebilmesi ve hayata güçlü, donanımlı, değer üreten bireyler olarak hazırlanabilmesi bizim en temel ilham kaynağımızdır. Bununla birlikte, yalnızca okulumuza değil; ülkemize değer katan, sorumluluk sahibi, düşünen, üreten ve çözüm geliştiren gençler yetiştirmek en güçlü motivasyonlarımızdan biridir. Çünkü inanıyoruz ki eğitimde ortaya koyduğumuz her nitelikli adım, yalnızca bir kuruma değil, toplumun ve ülkenin geleceğine de katkı sunmaktadır. Daha büyük ölçekte ise hedefimiz; öğrencilerimizi dünyayı anlayan, değişime uyum sağlayan, evrensel değerlere açık ve dünyaya da değer katabilecek bireyler olarak yetiştirmektir. Bu nedenle kalite yolculuğumuzu yalnızca kurumsal gelişim için değil; öğrencilerimizden başlayarak ülkemize ve dünyaya uzanan daha büyük bir etki alanı oluşturmak için sürdürüyoruz.</p>

<p>Hazırlık sürecimiz, yalnızca bir başvuru dönemi olarak değil; kurumumuzda zaten var olan kalite kültürünü daha görünür, daha sistematik ve daha bütüncül hale getirdiğimiz bir gelişim süreci olarak ilerlemektedir. Bu süreçte temel yaklaşımımız; tüm paydaşlarımızın görüşlerini dikkate alan, veriye dayalı değerlendirmelerle gelişim alanlarını belirleyen ve sürekli iyileştirmeyi esas alan bir anlayış olmuştur. Öğrenci ve veli memnuniyeti kapsamında; geri bildirim mekanizmalarımızı daha etkin kullanarak beklenti ve ihtiyaçları daha yakından izlemeye, iletişim süreçlerimizi güçlendirmeye ve memnuniyet düzeyini artırmaya yönelik çalışmalar yürütmekteyiz. Liderlik boyutunda ise; katılımcı, yön gösteren, güven veren ve gelişimi destekleyen bir yönetim anlayışını güçlendirmeye odaklanıyoruz. Kurumsal hedeflerimizin tüm paydaşlar tarafından daha net anlaşılması, ortak amaç etrafında birlik oluşması ve stratejik bakış açısının yaygınlaşması bu süreçte önceliklerimiz arasında yer almaktadır. Çalışan memnuniyeti açısından; öğretmenlerimiz ve tüm çalışanlarımızın görüşlerine değer veren, iş birliğini ve aidiyet duygusunu güçlendiren, güvenli ve destekleyici bir çalışma ortamını koruyan uygulamalarımıza devam ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki güçlü kurum kültürü, mutlu ve bağlı çalışanlarla mümkündür. Kurumsal sosyal sorumluluk alanında ise öğrencilerimizin ve çalışanlarımızın toplumsal duyarlılıklarını geliştiren, sosyal fayda üretmeyi önceleyen projelerimizi sürdürmekte; okulumuzun yalnızca akademik başarı üreten değil, aynı zamanda topluma değer katan bir kurum olmasına önem vermekteyiz. Ayrıca kalite kültürünü yalnızca okul içinde değil; iş birliği içinde olduğumuz paydaşlara, tedarikçilerimize ve topluma da yansıtan bir anlayışla hareket ediyor, açık iletişim, iş birliği ve ortak gelişim yaklaşımını yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Kısacası bu hazırlık süreci, bizim için bir değerlendirmeye hazırlanmanın ötesinde; güçlü yönlerimizi daha görünür kılma, gelişime açık alanlarımızı daha net görme ve kurumsal olgunluğumuzu bir üst seviyeye taşıma fırsatı sunmaktadır</p>

<p>Kalite anlayışının hem eğitim sektöründe hem de ülkemizde daha güçlü biçimde gelişebilmesi için, öncelikle kalitenin bir belge, bir ödül ya da dönemsel bir çalışma değil; bir kurum kültürü ve yönetim anlayışı olarak görülmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü kalite, ancak günlük işleyişin, karar alma süreçlerinin ve insan ilişkilerinin doğal bir parçası haline geldiğinde gerçek anlamda değer üretir. Kurumların önce “Neyi neden yaptığını?” netleştirmesi, ardından tüm süreçlerini bu amaç doğrultusunda ölçülebilir, izlenebilir ve geliştirilebilir hale getirmesi gerekmektedir.. Eğitim kurumlarında kalite; yalnızca sınav başarısıyla değil, öğrencinin akademik, sosyal, duygusal ve ahlaki gelişimiyle birlikte ele alınmalıdır. Çünkü eğitimde gerçek kalite, yalnızca başarılı öğrenciler değil; iyi insan, iyi vatandaş ve geleceğe yön verebilecek bireyler yetiştirebilmektir. Kalitenin gelişebilmesi için kurumlarda güven, iş birliği, katılım ve aidiyet kültürünün mutlaka güçlendirilmesi gerekir. Öğretmenlerin, çalışanların, öğrencilerin ve velilerin sürece katılmadığı bir yerde kalite kalıcı hale gelemez. İnsan kaynağına değer veren, çalışanını dinleyen, gelişime açık alanlarını cesaretle görebilen ve geri bildirimi tehdit değil fırsat olarak değerlendiren kurumlar, kalite yolculuğunda çok daha güçlü ilerler. Bir diğer önemli husus ise, kurumların kıyaslamaktan, öğrenmekten ve paylaşmaktan çekinmemesidir. İyi uygulamaların görünür olması, kurumlar arasında deneyim paylaşımının artması ve ortak gelişim kültürünün yaygınlaşması, ülkemizde kalite anlayışının gelişimine büyük katkı sağlayacaktır. Çünkü kalite, rekabet kadar birlikte gelişme bilinciyle de güçlenir. Ben özellikle eğitim alanında şuna yürekten inanıyorum: Bir ülkede kalite kültürü, okullarda başlar. Çünkü okullar yalnızca bilgi aktaran kurumlar değil; aynı zamanda toplumun gelecekteki insan kaynağını, çalışma kültürünü, değer anlayışını ve üretim gücünü şekillendiren yapılardır. Eğer biz okullarımızda kaliteyi, sürekli gelişimi, sorumluluğu, iş birliğini ve en iyiyi arama çabasını çocuklarımıza yaşatabilirsek; bu anlayış zamanla topluma, kurumlara ve ülkenin tamamına yayılır. Bu nedenle tavsiyem şudur: Kaliteyi sonuçlarda değil, önce zihniyette başlatmalıyız. Çünkü doğru bir kalite kültürü oluştuğunda; başarı, güven, sürdürülebilirlik ve toplumsal değer zaten onun doğal sonucu olacaktır.</p>

<p>Bursa’yı kalite çalışmaları açısından oldukça başarılı bir noktada görüyorum. Sanayi, eğitim ve kurumsallaşma kültürü güçlü olan şehrimizin, kalite anlayışını her geçen gün daha da yaygınlaştırdığını düşünüyorum. Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yürütülen kalite çalışmalarının diğer illerle kıyaslandığında kapsamı, yöntemi, etkileme düzeyi bakımından Türkiye’de öncü konumda yer aldığını düşünüyorum. Ayrıca, bu gelişimde Bursa KalDer’in çok önemli bir etkisi ve katkısı olduğunu biliyorum, kurumlarda kalite kültürünün oluşmasına, gelişmesine ve yaygınlaşmasına etkin rehberlik etmektedir.</p>

<p>Ödül sürecinde yer almamız, tüm paydaşlarımız tarafından büyük bir heyecan ve sahiplenme duygusuyla karşılandı. Çalışanlarımız, öğrencilerimiz, velilerimiz ve mezunlarımız aynı hedef etrafında birleşti ve kurumumuzda güçlü bir motivasyon ve ortak amaç duygusu oluştu. Saha ziyareti hazırlıklarını da bu ortak ruh ve yüksek motivasyonla yürüttük ve oldukça verimli, keyifli bir saha ziyareti gerçekleştirdik. Bu süreç, kurumumuzda güçlü bir sinerji oluşturarak ekip ruhunu, iş birliğini ve kuruma bağlılığı daha da pekiştirmiştir. Aynı zamanda farklı bakış açılarıyla tanışmamıza, iyi uygulamaları daha yakından görmemize ve kurumsal gelişimimize yeni katkılar sağlamamıza önemli fırsatlar sunmuştur</p>

<p>Bizim için ödül hiçbir zaman tek başına bir amaç değildir; asıl amaç, sürekli gelişen, öğrenen ve değer üreten bir kurum olabilmektir. Ödül ise bu yolculukta kurumları motive eden, emeklerini görünür kılan ve doğru yolda ilerlediklerini hissettiren kıymetli bir araçtır. Önemli olan, ödüle giden süreçte kurumun kendini ne kadar tanıdığı ne kadar geliştiği ve ne kadar dönüşebildiğidir. Bu nedenle biz, ödülü bir sonuçtan çok; kurumsal gelişimi hızlandıran, kalite kültürünü güçlendiren ve daha iyisini yapma isteğini besleyen bir araç olarak görüyoruz. Bizim için asıl değerli olan; bu süreç sonunda kurumumuza yön verecek öğrenmeleri, farkındalıkları ve gelişim alanlarını kazanmış olmaktır. Çünkü kalıcı başarı, ödülden değil; o ödüle giderken oluşan kültürden, emekten ve sistematik gelişim anlayışından doğar.</p>

<p>KalDer’in çalışmaları, kurumumuzun kalite kültürünü güçlendirmesi, sürekli gelişim anlayışını derinleştirmesi ve kurumsal bakış açımızı zenginleştirmesi açısından çok kıymetli katkılar sağlamaktadır. Özellikle hem Bursa KalDer’in yerelde sunduğu rehberlik ve yakın desteği, hem de Türkiye KalDer’in kalite alanındaki birikimi ve vizyoner yaklaşımı; kurumların gelişim yolculuğuna önemli ölçüde yön vermektedir. Bu vesileyle, kalite kültürünün ülkemizde yaygınlaşmasına sundukları değerli katkılar için Tüm KalDer Ailesine teşekkür ediyor, çalışmalarını çok kıymetli buluyoruz. Ve bu ailenin bir parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz</p>

<p>EFQM sürecine henüz başlamamış kurumlara en içten tavsiyem, bu yolculuğu ertelememeleridir. Çünkü EFQM, kurumların kendilerini daha iyi tanımalarını, güçlü yönlerini fark etmelerini ve gelişime açık alanlarını sistematik biçimde görmelerini sağlayan çok değerli bir rehberdir.</p>

<p>Başlangıçta yoğun görünse de süreç ilerledikçe kuruma büyük bir farkındalık, düzen, motivasyon ve gelişim kültürü kazandırmaktadır. Kısacası EFQM, kurumlara yalnızca daha iyi sonuçlar değil; daha güçlü bir gelecek de kazandırır.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><img height="375" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-13-at-151749.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Celal ARSLAN</strong></p>

<p><strong>Arena Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Görev ve sorumlulukları şeffaf hale getirdik</strong></p>

<p>Eğitimde belirli bir seviyeye ulaşmanın tek başına yeterli olmadığına inanıyoruz; asıl önemli olan, o seviyeyi sürdürülebilir kılabilmek ve her yıl üzerine koyarak ilerleyebilmek. Biz de bu noktada kendimize çok net bir soru sorduk: “Yaptığımız işleri ne kadar sistemli, ne kadar ölçülebilir ve ne kadar geliştirilebilir bir yapıya oturtabiliyoruz?” Bu sorgulama bizi EFQM modeliyle tanıştırdı. EFQM sürecine girme kararımız bir zorunluluktan değil, daha iyisini yapma irademizden doğdu. Kendi kendimizi objektif bir çerçevede değerlendirmek, güçlü yönlerimizi netleştirmek ve gelişime açık alanlarımızı cesaretle görmek istedik.</p>

<p>Bu süreç bize şunu çok net gösterdi: Kurum olarak iyi işler yapmak önemli ama bu işleri sürdürülebilir sistemlere dönüştürmek çok daha değerli. EFQM ile birlikte süreçlerimizi daha açık tanımladık, görev ve sorumlulukları daha şeffaf hale getirdik ve ölçme-değerlendirme kültürümüzü güçlendirdik. Artık sadece sonuçlara değil, o sonuçlara nasıl ulaştığımıza da odaklanan bir yapıya sahibiz. En önemli kazanımlarımızdan biri de ekip içindeki ortak dilin güçlenmesi oldu. Öğretmenlerimizden idari kadromuza kadar herkesin aynı hedefler doğrultusunda, aynı anlayışla hareket etmesi kurum içi verimliliği ve güveni ciddi anlamda artırdı.</p>

<p>EFQM sürecini hiçbir zaman bir denetim olarak görmedik. Bizim için bu süreç bir gelişim yolculuğu oldu. Eksiklerimizi gizlemek yerine üzerine gittik, güçlü yönlerimizi ise daha sistemli hale getirdik. Bu noktada en çok önem verdiğimiz şey samimiyetti. Çünkü biliyoruz ki gerçek gelişim ancak gerçek verilerle ve dürüst değerlendirmelerle mümkündür. Süreç içerisinde bizi en çok zorlayan konu alışkanlıkları değiştirmek oldu; ancak aynı zamanda en büyük kazanımımız da bu dönüşüm oldu. Artık anlık çözümler yerine sürdürülebilir sistemler kurmaya odaklanan bir anlayışla hareket ediyoruz.</p>

<p>Bugün geldiğimiz noktada EFQM’i bir belge ya da unvan olarak değil, kurum kültürümüzün bir parçası olarak görüyoruz. Kaliteyi kontrol eden değil, kaliteyi sistemin içine yerleştiren bir yönetim anlayışını benimsiyoruz. Bu sürecin bize kazandırdığı en önemli şeylerden biri de sürekli gelişim bilinci oldu. Artık her adımımızı daha planlı, daha veriye dayalı ve daha bilinçli atıyoruz. Çünkü bize sadece ne yaptığımızı değil, nasıl yaptığımızı da sorgulatan bir bakış açısı kazandırdı. Bu da bir eğitim kurumu için en kıymetli şeylerden biri.</p>

<p>Açıkça ifade etmek gerekirse, EFQM sürecine girme kararımız kurumumuz adına aldığımız en doğru ve en stratejik kararlardan biridir. Çünkü bu süreç sadece bugünü değil, geleceği de inşa etmemizi sağladı. Eğitimde fark oluşturmak istiyorsanız, bunu sadece söylemle değil, sistemle desteklemek zorundasınız. EFQM de tam olarak bunu sağlıyor: Güçlü bir sistem, sürdürülebilir bir kalite ve sürekli gelişen bir kurum yapısı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-kalite-odulu-sahibini-bekliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/1559-m4.jpg" type="image/jpeg" length="69295"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sanayinin kalbi Hannover’de atacak]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/sanayinin-kalbi-hannoverde-atacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/sanayinin-kalbi-hannoverde-atacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın en büyük ve en prestijli sanayi fuarlarından biri olan Hannover Messe, küresel endüstriyel dönüşümün en önemli buluşma noktalarından biri olarak öne çıkıyor. Her yıl binlerce firma ve yüz binlerce ziyaretçiyi ağırlayan fuar, üretim teknolojilerinden dijitalleşmeye kadar sanayinin geleceğine yön veren gelişmelerin sergilendiği stratejik bir platform niteliği taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>20-24 Nisan 2026 tarihleri arasında Almanya’nın Hannover kentinde düzenlenecek fuarın bu yılki teması “Think Tech Forward” olarak belirlenirken, yapay zekâ, otomasyon ve dijital dönüşüm odağında “geleceğin fabrikası” vizyonu ele alınacak. Hannover Messe 2026’da Türkiye de güçlü bir katılım sergilemeye hazırlanırken, Bursa iş dünyası da fuarda yerini alacak. Bursa’dan 6 firma fuara katılım sağlayacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Küresel sanayinin vitrini</strong></p>

<p>Her yıl 4 binden fazla firmanın katıldığı Hannover Messe, üretim teknolojileri, enerji sistemleri, endüstriyel otomasyon ve dijital ekosistemler gibi birçok alanda yeniliklerin sergilendiği dev bir organizasyon olarak dikkat çekiyor. Fuar; şirketlere yeni pazarlara açılma, uluslararası iş birlikleri kurma ve teknolojik gelişmeleri yakından takip etme fırsatı sunarken, aynı zamanda küresel tedarik zincirlerinde daha güçlü bir konum elde etmek isteyen firmalar için önemli bir vitrin işlevi görüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/sanayinin-kalbi-hannoverde-atacak</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/04/1559-m5.jpg" type="image/jpeg" length="37410"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
