<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Eko Haber</title>
    <link>https://www.ekohaber.com.tr</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve taraofız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.ekohaber.com.tr/rss/gundem" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 04 Aug 2026 04:15:43 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/rss/gundem"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Enflasyon rakamları açıklandı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/enflasyon-rakamlari-aciklandi-17</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/enflasyon-rakamlari-aciklandi-17" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), temmuzda aylık bazda yüzde 1,78, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yüzde 1,52 artış gösterdi. Yıllık enflasyon, tüketici fiyatlarında yüzde 31,75, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 27,83 olarak kayıtlara geçti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, temmuzda 12 aylık ortalamalar dikkate alındığında, tüketici fiyatları yüzde 31,9, yurt içi üretici fiyatları yüzde 27,54 yükseldi.Aylık bazda TÜFE yüzde 1,78, Yİ-ÜFE yüzde 1,52 artış gösterdi.</p>

<p>TÜFE, temmuzda geçen yılın aralık ayına göre yüzde 19,86, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 31,75 yükseliş kaydetti.</p>

<p>Yİ-ÜFE'de Aralık 2025'e göre yüzde 17,86, geçen yılın temmuz ayına kıyasla yüzde 27,83 artış gerçekleşti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Temmuz ayı enflasyon verilerinin açıklanmasıyla kira artış oranı da belli oldu. Ağustosta ev ve iş yerleri için uygulanacak kira artış oranı yüzde 31,9 olarak belirlendi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/enflasyon-rakamlari-aciklandi-17</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 10:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/thumbs-b-c-4746c7ad269bebad6241669f20de8d63.jpg" type="image/jpeg" length="70865"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa'da şirket sayısında yükseliş]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursada-sirket-sayisinda-yukselis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursada-sirket-sayisinda-yukselis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TOBB'un 2026 yılı Ocak-Haziran dönemi kurulan-kapanan şirket istatistiklerine göre Bursa'da şirketleşme hız kesmedi. Kentte yılın ilk altı ayında kurulan şirket sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 1.769'dan 1.987'ye yükselirken, kapanan şirket sayısı 451'den 412'ye geriledi. Bursa, kurulan şirket sayısında Türkiye genelinde 5'inci sıradaki yerini korudu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BURAK TAŞ</strong></p>

<p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB) açıkladığı 2026 yılı Ocak-Haziran dönemi kurulan ve kapanan şirket istatistikleri, Bursa ekonomisindeki girişimcilik dinamizminin sürdüğünü ortaya koydu. Kentte şirket kuruluşları artarken, kapanan şirket sayısındaki gerileme iş dünyasının üretim ve yatırım potansiyelini koruduğunu gösterdi.</p>

<p>2025 yılının ilk altı ayında Bursa'da 1.769 şirket kurulurken, bu sayı 2026'nın aynı döneminde 1.987'ye çıktı. Böylece kentte kurulan şirket sayısı bir yılda 218 artarak yaklaşık yüzde 12,3'lük yükseliş kaydetti. Bursa, bu performansıyla İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya'nın ardından Türkiye'de en fazla şirket kurulan beşinci il oldu. Türkiye genelinde ise yılın ilk yarısında 38 bin 243 şirket kuruldu. Bursa tek başına bu kuruluşların yaklaşık yüzde 5,2'sini oluştururken, sanayi ve üretim altyapısının girişimcilik üzerindeki etkisini bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p><strong>Kapanan şirketler azaldı</strong></p>

<p>Bursa'da dikkat çeken gelişmelerden biri de kapanan şirket sayısındaki düşüş oldu. 2025 yılının Ocak-Haziran döneminde 451 şirket faaliyetini sonlandırırken, bu sayı 2026'nın aynı döneminde 412'ye geriledi. Yaklaşık yüzde 8,6'lık düşüş, yeni kurulan şirket sayısındaki artışla birlikte değerlendirildiğinde kent ekonomisinin dayanıklılığını ortaya koyan önemli göstergeler arasında yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tasfiye edilen şirket sayısı ise 444'ten 482'ye yükseldi. Bu durum, bazı işletmelerde yeniden yapılanma süreçlerinin devam ettiğini gösterirken, kooperatiflerde farklı bir tablo oluştu. Kurulan kooperatif sayısı 40'tan 31'e inerken, tasfiye edilen kooperatif sayısı 22'den 16'ya, kapanan kooperatif sayısı ise 16'dan 14'e düştü.</p>

<p>Gerçek kişi ticari işletmelerinde ise hareketlilik arttı. Kurulan işletme sayısı 203'ten 249'a yükselirken, kapanan gerçek kişi ticari işletmesi sayısı 148'den 343'e çıktı.</p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1574-d1-tablo1.jpg" width="567" /></p>

<p><strong>Yabancı sermayede Bursa ilk dörtte</strong></p>

<p>Bursa, yabancı sermayeli anonim şirket kuruluşlarında Türkiye'nin en güçlü merkezlerinden biri olmayı sürdürdü. 2026 yılının ilk altı ayında kentte 16 yabancı sermayeli anonim şirket kuruldu. Bu şirketlerin toplam sermayesi 296 milyon 45 bin TL olurken, yabancı ortakların sermaye tutarı 290 milyon 162 bin 300 TL olarak gerçekleşti. Bursa, bu performansıyla İstanbul, Ankara ve İzmir'in ardından Türkiye genelinde 4'üncü sırada yer aldı.</p>

<p>Yabancı sermayeli limited şirketlerde ise Bursa 140 şirket ile Türkiye sıralamasında 10'uncu oldu. Bu şirketlerde toplam sermaye 107 milyon 945 bin TL, yabancı sermaye tutarı ise 90 milyon 900 bin TL olarak kaydedildi.</p>

<p><strong>Suriye’den rekor şirket sayısı</strong></p>

<p>Ülke bazındaki dağılım incelendiğinde Bursa'da en fazla şirket kuruluşunun Suriye sermayesiyle gerçekleştiği görüldü. Yılın ilk altı ayında 91 Suriye ortaklı şirket kuruldu. Almanya ve Suudi Arabistan dokuzar şirketle ikinci sırayı paylaşırken, Mısır ve Rusya üçer şirketle listede yer aldı. Çin, ABD, Avusturya, Bulgaristan, Hollanda, Kırgızistan ve Özbekistan'dan ikişer, Irak'tan ise bir şirket kuruluşu gerçekleşti.</p>

<p><strong>Almanya sermayede öne çıktı</strong></p>

<p>Şirket sayısında Suriye ilk sırada yer alırken, sermaye büyüklüğünde Almanya öne çıktı. Alman ortaklı dokuz şirketin toplam sermayesi 13,1 milyon TL, yabancı sermaye tutarı ise 7,4 milyon TL oldu. Hollanda sermayeli iki şirkette toplam 4,5 milyon TL'lik sermayenin tamamının yabancı ortaklardan oluşması dikkat çekti. Rusya Federasyonu ve Kırgızistan da yüksek sermaye tutarlarıyla öne çıkan ülkeler arasında yer aldı.</p>

<p><img height="459" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1574-d1-tablo3.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Yılın ilk yarısında 147 yabancı şirket</strong></p>

<p>Toplamda Bursa'da yılın ilk yarısında 147 yabancı sermayeli şirket kuruldu. Bu şirketlerin toplam sermayesi 54 milyon 45 bin TL, yabancı ortakların sermaye tutarı ise 36 milyon 417 bin 300 TL olarak gerçekleşti. Veriler, Bursa'nın hem yerli girişimcilik hem de uluslararası yatırımcı açısından cazibesini koruduğunu ve üretim merkezlerinden biri olmayı sürdürdüğünü ortaya koydu.</p>

<p><img height="645" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1574-d1-tablo2.jpg" width="350" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursada-sirket-sayisinda-yukselis</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1574-d1.jpg" type="image/jpeg" length="23839"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BTÜ’den Bursa OSB’lerine deprem çağrısı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/btuden-bursa-osblerine-deprem-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/btuden-bursa-osblerine-deprem-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Teknik Üniversitesinde (BTÜ), Kahramanmaraş depremlerinden çıkarılan derslerin Bursa sanayisine yansımaları ele alındı. Uzmanlar, Bursa'da 500'ün üzerinde sanayi yapısının depremde hasar görebileceğini kaydederek, özellikle Bursa, Kestel, Uludağ, İnegöl ve Mustafakemalpaşa organize sanayi bölgelerinin risk taşıdığına dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde, Japonya Uluslararası İş birliği Ajansı (JICA) ve Bursa Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen "Kahramanmaraş Depreminden İş Sürekliliğine İlişkin Çıkarılan Derslerin Bursa'ya Yansıması" semineri; akademisyenler, kamu kurumları, sanayi temsilcileri ve Japon uzmanları bir araya getirdi. Mimar Sinan Yerleşkesi'nde gerçekleşen seminerde, Kahramanmaraş merkezli depremlerden elde edilen veriler ışığında Bursa organize sanayi bölgelerinin deprem riskleri, iş sürekliliği planlaması ve alınması gereken önlemler değerlendirildi. Programın açılışında konuşan JICA Türkiye Ofisi Program Sorumlusu Aylin Çelik Korkut, Türkiye ile Japonya'nın deprem gerçeğini yaşayan iki ülke olduğunu belirterek, afetlere karşı dirençli kentler oluşturmanın ortak hedefleri olduğunu söyledi.</p>

<p>Korkut, JICA ve Bursa Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle yaklaşık üç yıldır yürütülen “Dirençli Bursa Projesi” kapsamında yalnızca fiziksel altyapının değil, kentin ekonomik sürdürülebilirliği ve yaşam kalitesinin de ele alındığını ifade etti. Bursa'nın Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biri olduğuna dikkat çeken Korkut, "Bursa'da yaşanacak üretim aksaklığı yalnızca kenti değil, tüm Türkiye'yi etkileyecektir. Bu nedenle organize sanayi bölgelerinin afete karşı dirençli olması, deprem sonrasında üretimin devam etmesi, tedarik zincirinin korunması ve iş sürekliliğinin önceden planlanması büyük önem taşıyor” dedi.</p>

<p><strong>Beş yüz yapıda hasar riski </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapılan senaryo analizlerine göre Bursa'da beş yüzün üzerinde sanayi yapısının depremde hasar görebileceğini kaydeden Inoue, özellikle Bursa, Kestel, Uludağ, İnegöl ve Mustafakemalpaşa organize sanayi Bölgelerinin yüksek risk taşıdığına dikkat çekti. Bu çalışmanın eski yapıların güçlendirilmesi ve yenilenmesi açısından önemli bir başlangıç olduğunu vurgulayan Inoue, "İş sürekliliği yalnızca yapısal güvenliği değil, yapısal olmayan tüm riskleri de kapsıyor. Bursa'da iş sürekliliği planlarının yaygınlaştırılması gerekiyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/btuden-bursa-osblerine-deprem-cagrisi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1574-d7.jpg" type="image/jpeg" length="88503"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BUÜ’nün akademik yükselişi devam ediyor]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/buunun-akademik-yukselisi-devam-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/buunun-akademik-yukselisi-devam-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), akademik performansı ve nitelikli yayınlarıyla öne çıkan araştırmacıları "Başarılı Akademisyenlerin Rektör ile Buluşması" etkinliğinin 18’incisinde bir araya getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>BTSO'nun katkılarıyla düzenlenen programda; son bir ayda Q1 yayın yapan akademisyenler, dış kaynaklı proje yürütücüleri ile patent, tasarım veya faydalı model tescili alan araştırmacılar katılım göstererek üniversitenin artan bilimsel performansını ve gelecek hedeflerini değerlendirdi.</p>

<p>BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversitenin hoca başına düşen yayın ortalaması ile yüzde 1 ve yüzde 10’luk dilimdeki nitelikli makale sayılarında önemli bir ivme yakaladığını belirtti. SciVal programı ve Büyük Veri Ofisi’nin çalışmaları sayesinde artık bölüm bazlı akademik kıyaslamalara başladıklarını aktaran Rektör Yılmaz; 2025 yılında 1497 olan toplam yayın sayısının 2026’nın ilk altı ayında 1040’a ulaştığını, yüzde 10’luk dilimdeki yayın sayısının ise şimdiden 233’ü yakaladığını vurguladı. Yılmaz, yıl sonunda hedeflerin yüzde 30 oranında aşılacağını ve Araştırma Üniversiteleri arasında üniversiteler arası iş birliği yayın kategorisindeki liderliğin pekişeceğini ifade etti.</p>

<p><strong>Yayın sayısının artması sevindirici</strong></p>

<p>Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu ise geleneksel hale gelen bu buluşmalara katılımın her geçen dönem artmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Yayın niceliğinin yanı sıra nitelik ve kalitenin de üst seviyelere taşınmasının önemine dikkat çeken Kırıştıoğlu, %1’lik ve %10’luk dilimlerdeki yayınların artık sistemli biçimde takip edilebilir konuma geldiğini kaydetti. Nitelikli yayın artışının önümüzdeki süreçte atıf sayılarına da olumlu yansıyacağını belirten Kırıştıoğlu, üniversitenin akademik vizyonuna sundukları özverili katkılardan ötürü araştırmacılara teşekkür etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ar-Ge Koordinatörü Prof. Dr. Esra Karaca da akademisyenlerin başarılarını görünür kılmak ve disiplinler arası iletişimi artırmak amacıyla yürüttükleri çalışmaların meyvelerini verdiğini söyledi. YÖK’ün Araştırma Üniversitelerini Scopus üzerinden değerlendirme kararıyla birlikte yayın hacminde belirgin bir artış yaşandığını kaydeden Karaca; yılın ilk altı ayında 447 adet Q1 dereceli yayına ulaşılarak 2025 yılının tamamındaki 463 rakamının neredeyse yakalandığını paylaştı. Karaca, bu başarı tablosuna katkı sunan tüm araştırmacılara teşekkür ederek akademik üretim grafiğini daha da yukarılara taşımayı hedeflediklerini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/buunun-akademik-yukselisi-devam-ediyor</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1574-d3.jpg" type="image/jpeg" length="71613"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İntersam Etiket’ten teknoloji ve dijital dönüşüm hamlesi]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/intersam-etiketten-teknoloji-ve-dijital-donusum-hamlesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/intersam-etiketten-teknoloji-ve-dijital-donusum-hamlesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa’da etiket üretimi alanında faaliyet gösteren İntersam Etiket, üretim teknolojilerine yaptığı yatırımlar ve dijital dönüşüm çalışmalarıyla her ölçekten üreticiye aynı kalite standardında hizmet sunmayı sürdürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1998 yılından bu yana faaliyet gösteren İntersam Etiket, güçlü makine parkuru ve entegre yönetim sistemleriyle gıda, içecek, kozmetik, kimya, otomotiv, tekstil ve lojistik başta olmak üzere birçok sektöre yüksek katma değerli etiket çözümleri üretiyor. İntersam Etiket Kurucu Ortağı Volkan Tezelli, etiket üretiminde sipariş büyüklüğünden çok doğru teknoloji ve sürdürülebilir kalite anlayışının belirleyici olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>Her iş için doğru baskı teknolojisi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Her sektörün ve her ürünün farklı ihtiyaçlara sahip olduğunu belirten Tezelli, bu nedenle üretim süreçlerini siparişe özel planladıklarını söyledi. Volkan Tezelli, “Üretimlerimizi en uygun baskı teknolojisiyle gerçekleştiriyoruz. UV flexo, ofset ve serigrafi baskının yanı sıra embos, sıcak ve soğuk yaldız uygulamaları, lak ve özel efekt çözümleriyle müşterilerimizin ürünlerine katma değer kazandırıyoruz. Yapışkanlı ve yapışkansız etiketler ile rulo ve tabaka üretim seçeneklerini aynı çatı altında sunabiliyoruz” dedi.</p>

<p><strong>ERP ve CRM ile üretimde kesintisiz bilgi akışı</strong></p>

<p>Şirketin son dönemde öne çıkan yatırımlarından biri de ERP ve CRM entegrasyonu oldu. İntersam Etiket, sahadan gelen bilgiyi üretim süreçlerine anlık olarak aktarabilen dijital altyapısıyla operasyonlarını daha izlenebilir hale getiriyor. Volkan Tezelli, satış ekiplerinin sahada topladığı tüm verilerin anlık olarak sisteme işlendiğini belirterek şunları söyledi: “Müşteri ziyaretleri, teknik talepler, numune süreçleri, revizyonlar ve yeni projeler doğrudan sistem üzerinden ilgili departmanlara ulaşıyor. Artık bilgi kişiler arasında dolaşmıyor, sistemin içinde dolaşıyor. Bu da hata riskini azaltırken süreçleri hızlandırıyor.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, Şirketler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/intersam-etiketten-teknoloji-ve-dijital-donusum-hamlesi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1574-m4.jpg" type="image/jpeg" length="49684"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kayapa OSB’de hava kalitesine mobil takip]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/kayapa-osbde-hava-kalitesine-mobil-takip</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/kayapa-osbde-hava-kalitesine-mobil-takip" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kayapa Organize Sanayi Bölgesi (Kayapa OSB), çevrenin korunması ve sürdürülebilir sanayi hedefleri doğrultusunda önemli bir uygulamayı hayata geçiriyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yürütülen iş birliği kapsamında Bakanlığa ait Mobil Hava Kalitesi Ölçüm Aracı, bölgede ölçüm çalışmaları gerçekleştirecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sanayi üretimi ile çevresel sürdürülebilirliği birlikte ele alan uygulama kapsamında elde edilecek veriler, bölgedeki hava kalitesinin bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesine katkı sağlayacak. Özellikle Kayapa OSB'nin yerleşim alanlarına yakın konumu nedeniyle yapılacak ölçümler hem sanayi faaliyetlerinin çevreye etkilerinin hem de bölgede yaşayan vatandaşların soluduğu havanın kalitesinin objektif verilerle ortaya konulmasını sağlayacak.</p>

<p>Kayapa OSB Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Toy, çevresel sorumluluk anlayışını güçlendirecek bu çalışmanın önemine dikkat çekerek, "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız ile yürüttüğümüz iş birliği kapsamında bölgemizde gerçekleştirilecek mobil hava kalitesi ölçümleri, çevre yönetimi açısından son derece değerli bilimsel veriler sunacaktır. Sanayi üretiminin çevreyle uyum içinde sürdürülebilmesi ve vatandaşlarımızın yaşam kalitesinin korunması adına bu çalışmayı önemli bir kazanım olarak görüyoruz" dedi.</p>

<p><strong>İnsan odaklı yaklaşım</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ölçüm çalışmaları sonunda elde edilecek verilerin, hava kalitesinin değerlendirilmesi ve gelecekte hayata geçirilecek çevresel iyileştirme çalışmalarına önemli katkılar sunması bekleniyor. Kayapa OSB Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Toy, "Kayapa Organize Sanayi Bölgesi olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın önemli paydaşlarından biri olmanın sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Çevreye duyarlı, sürdürülebilir ve insan odaklı sanayi anlayışını güçlendirecek her türlü projeye destek vermeyi sürdüreceğiz. Üretimin çevreyle uyum içinde gelişmesini sağlamak ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakmak en önemli önceliklerimiz arasında yer alıyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kayapa OSB'nin çevresel sürdürülebilirlik vizyonunu güçlendiren çalışma, sanayi bölgelerinde çevre yönetiminin bilimsel veriler ışığında yürütülmesine yönelik örnek uygulamalardan biri olarak değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/kayapa-osbde-hava-kalitesine-mobil-takip</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1574-m3.jpg" type="image/jpeg" length="18946"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İSO İkinci 500'de Bursa’dan 29 firma]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/iso-ikinci-500de-bursadan-29-firma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/iso-ikinci-500de-bursadan-29-firma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) açıkladığı Türkiye'nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025 araştırmasında Bursa, 29 firmayla Türkiye'nin üretim üslerinden biri olduğunu bir kez daha kanıtladı. Bursalı şirketler yaklaşık 100 milyar TL üretimden satış, 696,7 milyon dolar ihracat ve 11 bin 549 kişilik istihdam performansıyla dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BURAK TAŞ</strong></p>

<p>İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan verilerden derlenen bilgilere göre, "Türkiye'nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025" araştırmasında Bursa, sanayideki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da çok sayıda firmayla listede yer alan Bursa, 29 şirketle Türkiye'nin en güçlü üretim merkezlerinden biri olmayı sürdürdü. Üretimden satışlarda yaklaşık 100 milyar TL'lik hacme ulaşan Bursalı firmalar, 696,7 milyon dolarlık ihracat ve 11 bin 549 kişilik istihdamla kent ekonomisine önemli katkı sağladı.</p>

<p>Üretimden satışlar esas alınarak hazırlanan listede Bursa merkezli firmalar, otomotiv, makine, metal, tekstil, gıda, plastik, çimento ve kimya gibi birçok sektördeki üretim gücüyle dikkat çekti. Liste, Bursa'nın yalnızca otomotivde değil, farklı sektörlerde de güçlü ve sürdürülebilir bir sanayi altyapısına sahip olduğunu bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p>Bursa'nın İSO İkinci 500 listesinde 29 firmayla temsil edilmesi, üretim kabiliyetini ve rekabet gücünü koruduğunu gösterirken, firmaların ekonomik dalgalanmalara rağmen yatırımlarını ve üretim faaliyetlerini sürdürmesi de dikkat çekti. Özellikle yüksek maliyetler, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar ve küresel pazarlardaki belirsizliklere rağmen şirketlerin üretim performanslarını koruması sanayinin dayanıklılığını gösterdi.</p>

<p><strong>100 milyar TL'lik üretim hacmi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İSO İkinci 500 listesinde yer alan Bursa firmalarının toplam üretimden satışları yaklaşık 99,8 milyar TL'ye ulaştı. Aynı şirketlerin toplam ihracatı 696,7 milyon dolar olurken, istihdam rakamı ise 11 bin 549 kişi olarak gerçekleşti. Bu veriler, Bursa'nın hem üretim hem de ihracat odaklı büyümesini sürdürdüğünü gösterirken, sanayinin kent ekonomisindeki belirleyici rolünü de bir kez daha tescilledi.</p>

<p>Sanayi kuruluşlarının üretim kapasitelerini artırmaları, yeni pazarlara açılmaları ve ihracatlarını sürdürmeleri, Bursa'nın Türkiye ekonomisindeki stratejik konumunu güçlendiren en önemli unsurlar arasında yer aldı.</p>

<p><strong>Sıralamada dikkat çeken performans</strong></p>

<p>2025 yılı araştırmasının öne çıkan gelişmelerinden biri de bazı Bursa firmalarının listede önemli yükselişler kaydetmesi oldu. Copa Isı Sistemleri, geçen yıl bulunduğu 450'nci sıradan 298'inci sıraya yükselerek Bursa'nın en dikkat çekici performanslarından birine imza attı.</p>

<p>Çelikform Gestamp Otomotiv, Ermetal Otomotiv, Soma Çimento, Formfleks Otomotiv, Kırpart Otomotiv ve B-Plas da üretimden satışlarını artırarak listede üst sıralara yükselen şirketler arasında yer aldı. Firmaların gösterdiği bu performans, Bursa sanayisinin yalnızca mevcut gücünü korumakla kalmadığını, aynı zamanda büyümesini de sürdürdüğünü ortaya koydu.</p>

<p><strong>Yeni firmalar listede</strong></p>

<p>2026’da Bursa için önemli gelişmelerden biri de yeni şirketlerin İSO İkinci 500 listesine dahil olması oldu. Emin Helal Et ve Gıda A.Ş. ile Presimsan Hidrolik Makine Kalıp Yedek Parça San. ve Tic. A.Ş., ilk kez listeye girerek Bursa'nın temsil gücünü artıran firmalar arasında yer aldı.Yeni firmaların listeye katılması, kent sanayisinin yenilenme kabiliyetini ve farklı sektörlerde büyümesini sürdürdüğünü gösterirken, Bursa'nın yatırım çekme potansiyelini de ortaya koydu.</p>

<p><strong>Sanayide çeşitlilik katkı sağlıyor</strong></p>

<p>İSO İkinci 500 sonuçları, Bursa'nın sadece otomotiv üretimiyle öne çıkan bir kent olmadığını bir kez daha gösterdi. Otomotivin yanı sıra tekstil, makine, metal işleme, plastik, gıda, çimento ve kimya sektörlerinde faaliyet gösteren firmaların listede yer alması, üretim çeşitliliğindeki artışın yükseldiğini kanıtladı.Ayrıca farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin üretim kapasitelerini artırması, Bursa sanayisinin olası ekonomik dalgalanmalara karşı daha dirençli bir yapı oluşturmasını sağladı. Bu durum aynı zamanda ihracat pazarlarının çeşitlenmesine ve katma değerli üretimin artmasına da katkı gösterdi.</p>

<p><strong>Bursa üretim üssü konumunda</strong></p>

<p>İSO İkinci 500 araştırmasının sonuçları, Bursa'nın Türkiye'nin en önemli üretim üslerinden biri olma özelliğini koruduğunu bir kez daha ortaya koydu. Küresel ekonomide yaşanan belirsizlikler, finansman maliyetlerindeki artış ve iç piyasadaki yavaşlamaya rağmen Bursalı sanayi kuruluşlarının üretimlerini sürdürmesi, istihdamını koruması ve ihracata katkı sağlaması dikkat çekti.Sanayi temsilcileri, önümüzdeki dönemde teknoloji odaklı yatırımların, dijital dönüşümün, verimlilik artışına yönelik çalışmaların ve katma değerli üretimin Bursa sanayisinin rekabet gücünü daha da artıracağını değerlendiriyor. İSO İkinci 500 listesinde yer alan 29 firma da bu hedef doğrultusunda Bursa'nın üretim, ihracat ve istihdamına katkı sağlamayı sürdürüyor.</p>

<p><img height="625" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1574-m2-tablo.jpg" width="510" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/iso-ikinci-500de-bursadan-29-firma</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1574-m2.jpg" type="image/jpeg" length="61429"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tekstil sektörü toparlanıyor]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/tekstil-sektoru-toparlaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/tekstil-sektoru-toparlaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haziran ayı ihracat rakamlarında gözlenen çift haneli artış tekstil ve hazır giyim sektöründe pozitif bir seyir gösteriyor. Buna karşılık Bursa tekstil firmaları 2026’nın ikinci çeyreği için temkinli bir politika izlenmesi gerektiğine inanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HIDIRCAN KAYA-BURAK TAŞ</strong></p>

<p>Bursa sanayisinin alanlarından tekstil ve hazır giyim sektörü, küresel pazarlardaki talep dalgalanmaları, jeopolitik riskler ve tırmanan yerel üretim maliyetlerinin etkisiyle kritik bir dönemden geçiyor. Sektörde sürdürülebilir bir büyüme ivmesinin yakalanması; döviz kurunda piyasa gerçeklerine dönülmesine, finansmana erişim kolaylığına ve yapısal teşviklerin devreye alınmasına bağlanıyor. Son dönemde ihracat grafiklerine yansıyan çift haneli artışlar piyasaya geçici bir nefes aldırsa da Bursa tekstil öncüleri, bu hareketliliği güçlü bir sıçramadan ziyade temkinli bir normalleşme olarak yorumluyor.</p>

<p>Özellikle ana pazarlar olan Avrupa ve ABD tarafında talebin kademeli olarak canlanması, ihracat seyrinin daha dengeli bir zemine oturabileceğine işaret ediyor. Buna karşın, bölgesel gerilimler ve küresel ölçekteki çatışmalar lojistik hatlar üzerindeki riskleri canlı tutarak kısa vadeli sipariş akışlarını doğrudan etkiliyor. Mevcut ihracat artışının kalıcı bir hale dönüşebilmesi için dış pazarlardaki normalleşmenin süreklilik kazanması, imalatçının üzerindeki maliyet baskısının hafifletilmesi ve yerli tekstilin küresel pazardaki rekabet gücünü koruyacak adımların atılması gerektiği kaydediliyor.</p>

<p><strong>Kur politikasında değişim bekleniyor</strong></p>

<p>Sektörün yeniden güçlü bir büyüme yakalamasının önündeki en belirgin engel üretim maliyetleri ile döviz kuru arasındaki makasın açılması olarak gösteriliyor. Enerji, hammadde ve işçilik maliyetleri hızla yükselirken döviz kurunun aynı ölçüde hareket etmemesi, ihracatçının fiyatlama kabiliyetini ve uluslararası rekabet gücünü zayıflatıyor. Sektör temsilcileri, yapay müdahalelerle döviz artışını durdurmaya çalışan politikalardan ziyade serbest kura geçilmesi gerektiğini savunuyor. Enflasyonla mücadele stratejisinin ihracatçıyı baskılayarak değil, üretimi ve üreticiyi destekleyecek yapısal reformlarla yürütülmesi gerektiğinin altı çiziliyor.</p>

<p><strong>Finansmanda 'yüksek faiz' engeli</strong></p>

<p>İşletmelerin sürdürülebilirliğini tehdit eden bir diğer yapısal sorun ise finansman kanallarındaki daralma olarak öne çıkıyor. Bankaların kredi akışındaki katı tutumu ve faiz oranlarının yüksek seviyelerde seyretmesi, firmaların kârlılıklarını faiz giderlerine harcamasına neden oluyor. Finansmandaki bu sıkışmanın üretim ve satış hacmini doğrudan aşağı çektiği belirtilirken; uygun maliyetli kredi mekanizmalarının güçlendirilmesi, Eximbank desteklerinin kapsamının genişletilmesi ve firmaların öngörülebilir koşullarda nakit akışını yönetebilmesi sektörün acil çözüm bekleyen sorunları arasında yer alıyor.</p>

<p><strong>Veriler saha gerçekleriyle uyuşmuyor</strong></p>

<p>Son iki yılda yaşanan firma kapanışları ve kadro daralmalarının ardından, istatistiklere yansıyan kısmi istihdam artışları saha gerçekleriyle tam olarak örtüşmüyor. İmalat sanayinde kalifiye ve vasıfsız iş gücü bulma noktasında ciddi bir kriz yaşanıyor. İş gücü piyasasındaki beklentilerin değişmesi ve üretim iş kolunun ağır bulunması nedeniyle işletmeler açık kadrolarını doldurmakta zorlanıyor. Bu durum, birçok firmanın sipariş olsa dahi kapasite artıramamasına, aksine küçülmeye giderek iş gücünü azaltmasına yol açıyor.</p>

<p><strong>Yapısal dönüşüm rotası</strong></p>

<p>Kısa vadeli maliyet ve kur desteklerinin yanı sıra, Bursa tekstilinin orta ve uzun vadedeki geleceğini yapısal dönüşüm hamleleri belirleyecek. Türkiye’nin lojistik hız, esneklik ve kalite avantajını koruyabilmesi için verimlilik, otomasyon, dijitalleşme ve Avrupa Yeşil Mutabakatı uyumu gibi alanlara yapılacak yatırımlar, toparlanmanın temel koşulu olarak kabul ediliyor. Sektörün 2026 yılı hedeflerini yakalayabilmesi, ekonomik politikalarda sanayiciyi rahatlatacak adımların atılmasına bağlı görünüyor.</p>

<p></p>

<p><img height="268" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/yusuf-cuman.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Yusuf Çuman </strong></p>

<p><strong>Özdilek Holding Tekstil Operasyonları Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>Kalıcı toparlanma olduğu söylenemez</strong></p>

<p>Haziran ayında ihracatta görülen çift haneli artış sektörümüz açısından sevindirici ve moral verici bir gelişmedir. Ancak tek bir aylık veriye bakarak kalıcı bir toparlanmadan söz etmek için henüz erken olduğunu düşünüyoruz. Mayıs ayındaki resmi tatiller nedeniyle bazı sevkiyatların haziran ayına kaymasının da bu artışta etkisi olduğunu değerlendiriyoruz. ABD-İran gerilimi ve küresel jeopolitik gelişmeler kısa vadede Türkiye'nin yakın tedarik avantajını öne çıkarabilir. Ancak sektörün geleceğini bu tür geçici gelişmelere bağlamak doğru olmaz. Kalıcı büyüme için önümüzdeki aylarda siparişlerin, ihracatın ve kapasite kullanımının istikrarlı şekilde artması gerekiyor.</p>

<p>Son iki yılda sektörümüz hem istihdam hem de firma sayısı açısından önemli kayıplar yaşadı. Son dönemde görülen artış ise uzun süredir beklediğimiz olumlu bir sinyal niteliğindedir. Ancak bu toparlanmanın kalıcı olabilmesi için firmaların düzenli sipariş alması, kârlı üretim yapabilmesi ve finansmana erişiminin kolaylaşması gerekiyor. Aksi halde geçici iyileşmelerin kalıcı hale gelmesi zor olacaktır. Biz umutluyuz ancak süreci temkinli şekilde takip ediyoruz.</p>

<p>Sektörün en önemli sorunu üretim maliyetlerindeki artış ile döviz kuru arasındaki dengenin bozulmuş olmasıdır. İşçilik, enerji ve finansman maliyetleri hızla yükselirken ihracat gelirleri aynı oranda artmadığı için rekabet gücümüz zayıflıyor. Kurun öngörülebilir ve enflasyonla uyumlu bir seviyede ilerlemesi, ihracatçının fiyatlama yapabilmesi açısından büyük önem taşıyor. Bunun yanında uygun maliyetli finansmana erişimin kolaylaştırılması kritik öneme sahiptir. Diğer taraftan sektör olarak sadece destek beklememeli; verimlilik, dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve katma değerli üretime yatırım yapmaya devam etmeliyiz.</p>

<p>Yılın ikinci yarısına ilk altı aya göre daha olumlu bakıyoruz. Avrupa pazarında talebin kademeli olarak toparlanması ve Türkiye'nin hızlı teslimat avantajı siparişlere olumlu yansıyabilir. Bununla birlikte yüksek üretim maliyetleri ve küresel belirsizlikler devam ediyor. Eğer mevcut olumlu eğilim sürer ve ekonomik koşullarda ihracatçıyı destekleyecek iyileşmeler sağlanırsa sektörün yılı beklentilerin üzerinde tamamlama ihtimali bulunmaktadır. Bizim beklentimiz temkinli iyimserlik yönündedir.</p>

<p>Tekstil ve hazır giyim sektörü, Türkiye'nin en önemli üretim ve ihracat alanlarından biridir. Güçlü üretim altyapımız, kaliteli üretim anlayışımız, hızlı teslimat kabiliyetimiz ve yetişmiş insan kaynağımız en büyük avantajlarımızdır. Sektörümüz zor bir dönemden geçti ancak doğru ekonomik politikalar, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve firmaların katma değerli üretime yapacağı yatırımlarla yeniden güçlü bir büyüme dönemine gireceğine inanıyoruz. Türkiye, özellikle kalite, esnek üretim ve güvenilir tedarikçi kimliğiyle küresel pazarda önemli bir konumunu koruyacaktır.</p>

<p><img height="336" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/senol-sankaya-4.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Şenol Şankaya</strong></p>

<p><strong>Yeşim Grup CEO</strong></p>

<p><strong>İstihdamdaki artış temkinli büyümeye işaret</strong></p>

<p>Tek başına kalıcı bir trendin başladığını söylemek için yeterli olmasa da sektör açısından önemli ve moral verici bir toparlanma sinyali olarak değerlendirilebilir. Mevcut tablo, özellikle Avrupa ve ABD tarafında talebin kademeli biçimde toparlanması halinde ihracatta daha dengeli bir seyrin mümkün olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte, jeopolitik gelişmelerin, bölgesel gerilimlerin ve lojistik hatlardaki risklerin kısa vadeli hareketleri etkileyebildiğini de göz ardı etmemek gerekir. O nedenle mevcut artışı yalnızca geçici bir etki olarak okumak da tamamen kalıcı hale geldiğini varsaymak da erken olur.</p>

<p>Kalıcılığı belirleyecek ana unsur, talepteki normalleşmenin sürekliliği, maliyet baskısının hafiflemesi ve sektörün hız, kalite, sürdürülebilirlik ve katma değerli üretim tarafında rekabet gücünü koruyabilmesi. Bugün istihdamda ve şirket sayısında bir toparlanma işareti görülüyorsa bunu güçlü bir sıçramadan çok temkinli bir normalleşme süreci olarak değerlendirmek daha doğru olur. Bu toparlanmanın kalıcı hale gelmesi için yalnızca sipariş artışı yeterli değil.</p>

<p>Bununla beraber maliyet baskısının hafiflemesi, ihracatçıyı destekleyen daha öngörülebilir bir kur dengesi, finansmana erişimin kolaylaşması ve dış talebin daha istikrarlı hale gelmesi gerekir. Bunun yanında verimlilik, otomasyon, dijitalleşme ve katma değerli üretime geçiş gibi yapısal başlıklarda ilerleme sağlanması da sürdürülebilir toparlanmanın temel koşulları arasında yer alıyor. Sektörün yeniden güçlü bir büyüme ivmesi yakalayabilmesi için öncelikle enerji, işçilik, hammadde ve lojistik maliyetlerindeki baskının daha yönetilebilir hale gelmesi gerekiyor.</p>

<p>Son dönemde en belirgin sorunlardan biri, üretim maliyetleri hızla yükselirken döviz kurunun aynı ölçüde artmaması nedeniyle ihracatçıların rekabet gücünün zayıflaması oldu. O nedenle kur politikasının ihracatçının sürdürülebilir rekabet gücünü destekleyecek daha dengeli bir çerçevede ele alınması büyük önem taşıyor. Finansman tarafında ise uygun maliyetli kredi mekanizmalarının güçlendirilmesi, Eximbank desteklerinin kapsamının genişletilmesi ve firmaların öngörülebilir koşullarda finansmana erişebilmesi kritik beklentiler arasında bulunuyor. Bununla birlikte yalnızca kısa vadeli maliyet unsurlarına odaklanmak yeterli değil. Orta ve uzun vadede katma değerli üretim, dijitalleşme, otomasyon, sürdürülebilirlik ve Yeşil Mutabakat uyumu gibi alanlarda yapılacak yatırımlar sektörün rekabet gücünü kalıcı olarak artıracaktır.</p>

<p>2026’nın ikinci yarısına ilişkin beklentimiz temkinli iyimserlik yönünde. Avrupa ve ABD pazarlarında beklenen toparlanma, tedarik zincirlerinin yeniden bölgeselleşmesi ve Türkiye’nin hız, esneklik ve kalite avantajı sektör açısından yeni fırsatlar yaratabilir.</p>

<p>Yeşim Grup olarak biz de büyümeyi daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir zeminde sürdürmeyi, verimlilik ve karlılığı birlikte yöneterek ihracat performansımızı artırmayı hedefliyoruz.</p>

<p>Özellikle ABD pazarında daha güçlü konumlanma ve katma değerli ürünlerle derinleşme stratejik önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bununla birlikte sektörün yıl sonunu hedeflerin üzerinde tamamlaması, küresel talepteki toparlanmanın kalıcılığına, maliyet baskısının ne ölçüde hafifleyeceğine, finansman koşullarına ve jeopolitik risklerin seyrine bağlı olacaktır.</p>

<p>Dolayısıyla en gerçekçi senaryo, yılın ikinci yarısında sipariş akışında kademeli bir iyileşme yaşanması ancak güçlü bir sıçramanın dış koşulların destekleyici olmasına bağlı kalması olacaktır.</p>

<p><img height="251" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/ayhan-denizci-9.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Ayhan Denizci</strong></p>

<p><strong>Ayhan Denizci Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Tedbirler yeterli değil</strong></p>

<p>Haziran ayında ihracatta yaşanan çift haneli artış tekstil sektörü için gelişen bir durum değil. Uzun zamandır yaşanan sıkıntılar ve kriz ABD-İran gerilimi ile tavam yapmıştır. Maalesef bizler bu artışın içinde olmak isterdik ancak bizim sektör her geçen gün büyük bir kan kaybı yaşamaktadır. Diğer sektörler içinde benim fikrim geçici yaşanan etkiden dolayı bir artış yaşanmıştır. Çünkü ülkemizde ihracatı cazip hale getirecek tedbirler ve teşvikler maalesef yapılmamaktadır</p>

<p>Son iki yılda yaşanan istihdam kayıpları ve firma kapanışlarının ardından sektörde yeniden istihdam ve şirket sayısında artış görülmesini gerçekçi bulmuyorum. Burada uyuşmayan bir durum var. Özellikle imalat sanayinde çok ciddi bir eleman sıkıntısı var. Burada birçok şirket gerek kalifiye eleman gerekse vasıfsız eleman bulmakta zorluk çekiyor. Çünkü birçok kişi iş beğenmiyor. Üretim işinde çalışmak bir çok kişiye yorucu ve ağır gibi görünüyor. Böyle bir ortamda istihdamın artması mümkün mü, kesinlikle hayır. Aksine birçok firma küçülmeye giderek eleman işten çıkartmaktadır. Bu sadece tekstil sektörü için değil birçok sektörde yaşana bir durumdur</p>

<p>Tekstil ve hazır giyim sektörünün yeniden güçlü büyüme ivmesi yakalayabilmesi için en acil olarak maliyelerimizin düşürülmesi ve rekabetçi hale gelmesi gerekir. Maalesef bu bir türlü sağlanamamaktadır. Bu sorunlarımızı defalarca yetkililere iletmemize rağmen hiçbir çalışma yapılmamıştır. Bununla birlikte döviz kurunun baskılanması ve olması gereken yerde olmaması özellikle bizim gibi ihracatçı firmaları çok zora sokmaktadır. Bu konuya da ivedilikle çok ciddi bir şekilde eğilmesi gerekiyor. Diğer önemli sorunda finansmana erişim. Maalesef bankalar bu konuda çok katı. Faizler çok yüksek. Tüm kârlılık faize gidiyor. Limit ve kullanım çok sıkıntılı. Finansmandaki daralma üretim ve satışları çok olumsuz etkilemektedir. Ama bunada maalesef kimse çözüm getirmiyor. Dilimizde tüy bitti söylemekten. Biz bıktık aynı şeyleri söylemekten ama maalesef bir kulaktan giriyor diğer kulaktan çıkıyor.2026 yılının ikinci yarısına maalesef çok umutsuz ve kötü giriyoruz. Pazarlardaki daralma ve alım güçlerinin ve sipariş miktarlarının düşmesi bizi çok zora sokmaktadır. Satışlarda ve ihracat ta büyük düşüşlerin olacağını tahmin ediyorum. Sektörün yıl sonunu hedeflerin üzerinde tamamlayabileceğini asla düşünmüyorum. Herkes para derdine düşmüş öncelikle. Elinde siparişi olan maliyelerin sürekli değişmesinden dolayı doğru üretemiyor. Pazar kaybı maalesef kolay oluyor. Böyle devam etmesi durumda daha çok kapanan veya işçi çıkartan firmalar duymaya devam edeceğiz.</p>

<p><img height="335" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/ali-sayin-3.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Ali Sayın</strong></p>

<p><strong>Karkent Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>İlk çeyrekte hedeflerimizi gerçekleştirdik</strong></p>

<p>Çift haneli artış savaş geriliminden kaynaklanmış olsa da kalıcı olması da muhtemel. ABD-İRAN gerilimi dünyaya yön veren ülke ve kuruluşların dünya sosyo-ekonomik yapısına yön verebilme kabiliyetlerinin bir ayağını daha ortaya çıkardı aslında. Bu ülkelerin çıkarına olduğu sürece gerilimin devam etmesi muhtemel olacak ve buna bağlı çift haneli artan bir grafik gözlemleyebiliriz ileriki dönemde de.</p>

<p>Türkiye güçlü bir tekstil ülkesi. Her krizde dalgalanmalar yaşasa da birçok firma finansal olarak dar boğaza girse de ve dahası batsa bile hizmet kalitesi, servis hızı, batıya yakın olma gibi avantajları her zaman olacak ve toparlanma hızı da artarak devam edecektir. Yeniden büyüme ivmesi yakalamanın önündeki en büyük engel kur baskısı olsa gerek. Artan enerji maliyetleri, işçilik ve devlet destekli finansman modellerinin azalması da ivmeyi yavaşlatır ama güven vermeyen ekonomik durum ve kur politikası tüm iş dünyası ve sektörlere zarar vermeye devam edecektir.</p>

<p>Birçok firmaya nazaran ilk 6 ay hedeflerimizi yakaladığımızı hatta üstüne çıktığımızı söyleyebiliriz. Entegre bir tesis haline dönüşümüz, hızlı ve etkili servisimiz bunda çok büyük etkendir. Yakaladığımız bu ivme ile yılın ikinci yarısını da hedeflerin üstünde tamamlayacağımıza dair inancımız tam.</p>

<p><img height="313" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/cem-unal-1.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Cem Ünal</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Ünallar Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Üretim maliyetleri yüksek bir ülkeyiz</strong></p>

<p>İhracatta yaşanan bu güzel gelişmeden hazır giyim ve tekstil payını alamamış maalesef yılbaşından bugüne stabil halde aynı rakamlarla devam ediyor. Bu kur politikasıyla da daha olumlu bir sonuç beklenemezdi, biz üretim maliyetlerinin çok yüksek olduğu bir ülkedeyiz. İstihdam kayıpları doğru, bir daha toparlanması imkânsız halde devam ediyor. Firma kapanmaları konkordato ve iflaslar doğru, değerlerimizi kaybediyoruz, olumlu gibi gözüken veriler çelişkili, doğruluğu tartışılır. Uygulanan enflasyonla mücadele politikasından dolayı, finansa erişim mümkün olamayacak. Maliyet artışlarının<strong> </strong>düşmesi gibi bir şey de beklenmiyor. Üç yıldır süren enflasyonun yarısı kadar kur artışı politikası bütün olumsuzlukların ana sebebidir. Acilen çözülmesi gereken bir konudur.2026’nın ikinci yarısında da maalesef umutlu değiliz, işsizliğin, maliyet artışının ve diğer olumsuzlukların devam edeceğine inanıyoruz. Piyasada güven ortamı tekrar tesis edilmeli, sanayide toparlanma sağlanmalı ki hem insani hem de finansal değerlerimizi kaybetmeyelim.</p>

<p></p>

<p><img height="256" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/murat-canik-3.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Murat Canik</strong></p>

<p><strong>Elvin Tekstil Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>Kur politikası değişmelidir</strong></p>

<p>Dönemsel olarak bir artış olduğu doğru. Bu artışın bir sebebi alıcı firmaların zam öncesi stok seviyelerinde bir yükseltme taleplerinden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyorum. Sürdürülebilir bir artış olduğundan emin değilim. Ben bu durumun anlık bir durum olduğunu bu seviyedeki kur ve global belirsizliklerle sürdürülebilir bir büyümenin mümkün olabileceğini düşünmüyorum.</p>

<p>En önemli adım kur politikasının değiştirilmesidir. Suni bir durdurulmuş artış politikasından serbest kur politikasına geçilmeli. Enflasyonla bu şekilde mücadele yerine üretimi artırıcı faiz politikaları ile üretim desteklenirse arz talep dengesi yerine oturabilir ve fiyatlar normalleşebilir. Yüksek bir artış beklemiyorum ortalama bir sipariş dağılımı ile yılı kapatabiliriz tahmini. En hızlı şekilde serbest liberal ekonomiye dönülürse ve faiz politikaları gözden geçirilirse sektörde orta vadede bir toparlanma beklenebilir.</p>

<p></p>

<p><img height="400" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/yavuz-ozdemir.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Yavuz Özdemir</strong></p>

<p><strong>Akrida Tekstil Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>Sektörde umut verici sinyaller var</strong></p>

<p>Tekstil ve hazır giyim sektörü, yaklaşık dört yıldır süren zorlu bir daralma döneminin ardından ilk kez umut verici sinyaller alıyor. Haziran ayında ihracatta yaşanan çift haneli artış, uzun süredir beklediğimiz nefesin geldiğini gösteriyor. Hazır giyim ihracatımız haziranda yüzde 15'in üzerinde artarak 1,4 milyar dolara yaklaşırken, tekstilde artış yüzde 20'yi aşarak 842 milyon dolar seviyesine ulaştı. Bu rakamlar elbette bizi sevindiriyor. Ancak bu artışın tamamının kalıcı bir talep dönüşümünden kaynaklandığını söylemek için henüz erken. Öncelikle artışta bayram kaynaklı takvim etkisinin payı olduğunu biliyoruz. Kurban Bayramı'nın bu yıl mayıs sonuna denk gelmesiyle mayısta çalışılan gün sayısı azaldı, bazı yüklemeler hazirana sarktı. Geçen yıl ise bayram haziran ayındaydı ve baz düşüktü. Ayrıca bölgemizdeki gerilimin oluşturduğu belirsizlik ortamında bazı siparişlerin Türkiye'ye kaymasının da haziran performansında payı var ve bu etki konjonktürel, yani geçici olabilir. Öte yandan tablonun tamamını geçici etkilere bağlamak da doğru olmaz. Yakın coğrafyadan tedarik eğiliminin güçlenmesi, hızlı termin ve kalite avantajımız gibi yapısal unsurlar da bu artışı besliyor. Nitekim takvim etkisinden bağımsız olan nisan ayı istihdam ve işletme verilerindeki dönüş, toparlanmanın yalnızca bir aylık ihracat rakamından ibaret olmadığını gösteriyor. Doğru politikalarla desteklenirse bu ivmenin kalıcı hale getirilmesi mümkündür. Gerçek fotoğrafı ise temmuz ve ağustos verileri netleştireceğini düşünüyoruz.</p>

<p>İstihdam ve firma sayısı cephesinde de benzer bir dönüm noktasındayız. 2022'den bu yana sektörümüz gerçekten ağır bir bedel ödedi. Tekstilde 160 binin, hazır giyimde 210 binin üzerinde istihdam kaybı yaşandı. Binlerce firma kapandı ya da üretimini yurt dışına taşıdı. Bu nedenle nisan ayında işletme ve çalışan sayısının 2022'den bu yana ilk kez aynı anda artıya geçmesini, bir ayda 300'ün üzerinde yeni işyerinin açılıp yaklaşık 18 bin kişinin yeniden istihdama katılmasını son derece kıymetli buluyoruz. Bu, dibin görüldüğüne ve yön değişiminin başladığına işaret ediyor. Ancak bu toparlanmanın sürdürülebilir olması, kaybettiğimiz rekabet gücünü yeniden kazanmamıza bağlı. Tek aylık verilerle yetinmeyip bu eğilimin yılın geri kalanında da korunması gerekiyor. Bunun için de üretim yapan, istihdam sağlayan firmaların önünü görebildiği istikrarlı bir ortam şart.</p>

<p>Sektörün yeniden güçlü bir büyüme ivmesi yakalayabilmesi için en acil çözülmesi gereken başlıkların başında maliyet/kur dengesizliği geliyor. Kurun uzun süre enflasyonun gerisinde kalması, işçilik maliyetlerimizin dolar bazında hızla yükselmesi, bizi Asyalı rakiplerimize karşı ciddi biçimde pahalı hale getirdi. Bu makasın kapanması, kur politikasında enflasyonla uyumlu ve öngörülebilir bir çizginin benimsenmesi en temel beklentimiz. İkinci kritik başlık finansmana erişim. Biz işletme olarak faize dayalı finansman modelini prensip olarak benimsemiyoruz ve bugünkü tablonun köklerinden birinin de tam burada olduğuna inanıyoruz. Bugün ülkemizde parasını faizde tutan çok geniş bir kesim var ve tasarrufların çok büyük bir bölümü mevduatta faiz getirisiyle âtıl biçimde beklerken, üretim yapan, istihdam sağlayan reel sektör kaynağa ulaşamıyor. Açıkça ifade etmek gerekir ki; bu devasa birikim faizden çıkıp yatırıma, ticarete ve üretime, yani gerçek anlamda kullanıma sokulmadıkça piyasaların rahatlaması mümkün değildir. Para üretime değil paradan para kazanmaya yönlendiğinde ne fabrika kurulur ne istihdam artar. Çarşıda, pazarda, sanayide dönmesi gereken para bankada hareketsiz durdukça esnafından sanayicisine herkes bu durgunluğun bedelini ödüyor. Bu nedenle beklentimiz faiz oranlarıyla oynanması değil, tasarrufları doğrudan üretimle buluşturan alternatif modellerin güçlendirilmesidir. Katılım finansmanı ve kâr-zarar ortaklığı esaslı desteklerin yaygınlaştırılması, ihracatçıya yönelik kira sertifikası (sukuk) ve benzeri faizsiz enstrümanların geliştirilmesi, Eximbank ve KGF benzeri mekanizmaların katılım esaslı seçeneklerle üretici ve ihracatçıya öncelikli olarak yönlendirilmesi, ihracat döviz dönüşüm desteğinin Çin gibi yaklaşık %50lere çıkarılamasa bile yüzde 10-15 aralığına getirilmesi ve tahsil edilirken ihracatın önüne çıkan engellerin kaldırılması, vatandaşın birikimini sanayi yatırımlarına ortak eden halka arz ve ortaklık modellerinin teşvik edilmesi, ayrıca istihdam ve prim desteklerinin ayrım yapılmaksızın tüm firmaları kapsayacak şekilde genişletilmesi gerekiyor. Bunlara ek olarak ham madde ithalatındaki ilave vergilerin gözden geçirilmesi ve Avrupa Birliği'nin yeşil dönüşüm, sınırda karbon düzenlemesi gibi yeni mevzuatlarına uyum sürecinde firmalarımıza teknik ve finansal destek sağlanması, orta vadede rekabetçiliğimizin anahtarı olacaktır. Ayrıca GES yatırımcılarını inkisar-ı hayale uğratan "saatlik mahsuplaşma" gibi büyük bir yanlıştan dönülerek, devletin genel olarak iç ve dış yatırımcıyı / müteşebbisi korkutacak, küstürecek, maç başladıktan sonra kural değiştirmek gibi akla ziyan benzeri karar ve uygulamalardan kaçınmaya özellikle dikkat etmesi fevkalade önemlidir.</p>

<p>2026'nın ikinci yarısına ise temkinli bir iyimserlikle bakıyoruz. Sipariş tarafında hareketlilik hissediliyor; özellikle Irak, ABD ve yeni pazarlarda güçlü bir seyir var. Bununla birlikte geleneksel ana pazarımız olan Avrupa'da, Almanya, Fransa ve İtalya başta olmak üzere talep zayıflığı henüz aşılabilmiş değil. Avrupa'daki toparlanmanın hızı, yıl sonu tablosunu belirleyecek en önemli değişken olacak. Maliyet ve finansman tarafındaki beklentilerimizin karşılanması halinde, sektörümüzün yılı hedeflerin üzerinde bir ihracatla kapatması ve yeniden büyüme patikasına oturması bizce mümkündür. Son olarak şunu vurgulamak isterim; Tekstil ve hazır giyim, Türkiye'nin en fazla istihdam sağlayan, Anadolu'nun dört bir yanına yayılmış, net döviz kazandıran stratejik sektörlerinden biridir. Yaşadığımız daralma döneminde dahi sektörümüz tasarım, marka, katma değerli üretim ve sürdürülebilirlik alanlarında önemli bir dönüşüm gerçekleştirdi. Bugün gelen olumlu sinyaller, doğru politikalarla desteklendiği takdirde bu birikimin çok daha büyük bir başarı hikâyesine dönüşebileceğini gösteriyor. Biz üretmeye, istihdam sağlamaya ve ülkemize döviz kazandırmaya kararlıyız. Devletimizden beklentimiz, bu kararlılığı rekabetçi bir zeminle buluşturmasıdır. Bu vesileyle yaklaşmakta olan BTSO seçimlerinin Bursa’mıza hayırlı olmasını diliyor, 12 yıldır proje fabrikası gibi çalışan, Bursa’mıza değer katan, üyelerini vizyonuyla dünya arenasında ihracat oyuncusu yapan, gönül adamlığıyla kalplere taht kuran İbrahim Burkay başkanımızla birlikte bizleri yeni dönemde yeni hizmetlere kavuşturmasını Rabbimden niyaz ediyorum.</p>

<p><img height="373" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/ahmet-curebal-copy-2.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Ahmet Cürebal</strong></p>

<p><strong>Aymina Tekstil İhracat Sorumlusu</strong></p>

<p><strong>Sürecin kalıcı olmasını temenni ediyoruz</strong></p>

<p>Ekonomideki gelişmeleri olumlu karşılamakla birlikte, bu sürecin kalıcı olmasını temenni ediyoruz. Diğer yandan, ABD- İran geriliminin sektöre yansımaları maalesef negatif yönde oluyor. Sürecin sürdürülebilir kılınması adına reel sektöre sağlanan hükümet desteklerinin artırılması büyük önem arz ediyor. Kurun mevcut seviyesi aşağıda kalmıştır ve bir miktar serbest bırakılması gerekmektedir. Finansmana erişim tarafında ise yüksek banka faizleri, sürdürülebilirliğin önündeki en büyük engellerden biridir.</p>

<p>İhracatta beklentimiz daha yüksek seviyelerdedir. Yılın ilk yarısına göre bir ivme yakalasak da, yıl sonu hedeflerimizin yüzde 5 civarında altında kalacağını tahmin ediyorum. Küresel savaşların ve gerilimlerin sona ermesi, dünya ekonomisini rahatlatacaktır. Bu sayede sektörümüz nefes alacak ve yıllık ihracat hedeflerimizi yakalamamız mümkün olacaktır.</p>

<p><img height="288" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/semih-kaynar-5.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Semih Kaynar</strong></p>

<p><strong>Ventsa Tekstil Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>Yakın sürece odaklanmalıyız</strong></p>

<p>Haziran ayında görülen çift haneli ihracat artışı sektör adına moral verici bir gelişme. Ancak tek bir aylık veriye bakarak kalıcı bir toparlanmadan söz etmek için henüz erken olduğunu düşünüyorum. ABD-İran gerilimi nedeniyle bazı siparişlerin Türkiye’ye yönelmiş olması ve baz etkisi bu artışta etkili olmuş olabilir. Buna ilave olarak Mayıs ayında ki uzun bayram tatilinden dolayı ileri tarih sevkli siparişlerin Haziran ayında yapılmasıda buna etken. Asıl önemli olan önümüzdeki yakın süreçte sipariş akışının devam edip etmeyeceğidir.</p>

<p>Türkiye tekstil sektörü kalite, teslim süresi ve esnek üretim kabiliyeti açısından dünyanın en güçlü üreticileri arasında yer alıyor. Ancak rekabet sadece kaliteyle kazanılmıyor. Maliyetlerimiz rakip ülkelerin oldukça üzerine çıkmış durumda. Kalıcı bir ihracat artışı için rekabetçiliğimizi yeniden kazanmamız gerekiyor.</p>

<p>Son dönemde sınırlı da olsa olumlu sinyaller görüyoruz. Ancak bunu güçlü bir toparlanma olarak değerlendirmek için henüz erken. Son iki yılda sektör çok ciddi yara aldı. Binlerce çalışan işini kaybetti, çok sayıda firma üretimini durdurdu veya kapasitesini küçülttü.</p>

<p>Bugün görülen hareketlilik daha çok firmaların yeniden sipariş almaya başlamasıyla ilgili. Eğer siparişler düzenli hale gelir ve finansman koşulları iyileşirse istihdam yeniden artabilir. Ancak mevcut maliyet yapısı devam ettiği sürece bu toparlanmanın kırılgan olacağını düşünüyorum.</p>

<p>Bugün sektörün en büyük sorunu yüksek üretim maliyetleri. İşçilik, enerji, finansman ve diğer işletme giderleri son yıllarda çok hızlı arttı. Buna karşılık döviz kuru aynı hızda artmadığı için ihracatçının rekabet gücü ciddi şekilde zayıfladı. Diğer önemli konu ise finansmana erişim. İhracat yapan üretici firmaların uygun maliyetli krediye ulaşabilmesi gerekiyor. Sipariş alsanız bile işletme sermayesi oluşturamazsanız üretim yapmanız mümkün olmuyor. Kur politikasında ise ani dalgalanmalar yerine öngörülebilir ve ihracatçının rekabet gücünü koruyacak bir dengeye ihtiyaç var. Ayrıca üretim yapan firmalara yönelik desteklerin artırılması, yatırım ve ihracatı teşvik edecek yeni mekanizmaların devreye alınması gerekiyor</p>

<p>Eğer mevcut ekonomik koşullar iyileştirilmezse alınan siparişlerin önemli bir kısmı düşük kârlılıkla gerçekleştirilecek. Yılın ikinci yarısının ilk yarıdan daha iyi geçmesini bekliyorum ancak hedeflerin belirgin şekilde üzerine çıkılması için maliyet baskısının hafiflemesi ve finansman imkanlarının güçlenmesi gerekiyor.</p>

<p><img height="267" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/erman-bukumcu.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Erman Bükümcü </strong></p>

<p><strong>Pakipek Tekstil Pazarlama ve Kurumsal İlişkiler Direktörü </strong></p>

<p><strong>Öngörülebilir yapıya ihtiyacımız var </strong></p>

<p>Haziran ayında ihracatta görülen çift haneli artışı sektör adına olumlu karşılıyorum. Ancak bunun kalıcı olup olmadığını söylemek için henüz erken. Avrupa’daki büyük markalar siparişlerini çok hızlı artırıp aynı hızla azaltabiliyor. Bu da sipariş akışının hâlâ büyük ölçüde alıcıların kontrolünde olduğunu gösteriyor. Kalıcı büyüme için daha istikrarlı ve öngörülebilir bir sipariş yapısına ihtiyaç var.</p>

<p>İstihdamdaki toparlanma sevindirici. Ancak sürdürülebilir olması için firmaların kârlı çalışabilmesi gerekiyor. Bugün birçok tekstil firması yüksek ciroya rağmen artan üretim maliyetleri, finansman giderleri ve işletme sermayesine erişimde yaşanan zorluklar nedeniyle yeterli kâr elde edemiyor.</p>

<p>En önemli başlıklar maliyetler, kur dengesi ve finansmana erişimdir. Özellikle işçilik ve enerji maliyetleri rekabet gücümüzü zorluyor. İhracatçıyı destekleyen dengeli kur politikası ve uygun maliyetli finansman, sektörün yeniden güçlü bir ivme yakalaması için kritik öneme sahip.</p>

<p>Pakipek Tekstil olarak yılın ikinci yarısı için olumlu bir beklenti içerisindeyiz. Avrupa’nın yanı sıra Amerika, Asya ve Orta Doğu gibi farklı pazarlarda aktif olmamız bize önemli bir avantaj sağlıyor. Ayrıca Ar-Ge ve inovasyona yaptığımız yatırımlarla müşterilerimize katma değerli ürünler sunuyor, değişen taleplere hızlı uyum sağlayabiliyoruz. Bu nedenle kendi şirketimiz adına pozitif bir tablo görüyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/tekstil-sektoru-toparlaniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1574-m1.jpg" type="image/jpeg" length="79418"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa iş dünyasının acı kaybı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-is-dunyasinin-aci-kaybi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursa-is-dunyasinin-aci-kaybi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa sanayisinin köklü kuruluşlarından Şahinler Makine A.Ş.’nin ortaklarından Nevin Mandıracılar hayatını kaybetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şahinler Makine A.Ş. kurucularından merhum Orhan Şahin’in kardeşi olan Nevin Mandıracılar’ın vefatı, Bursa iş dünyasında derin üzüntü yarattı.<br />
Nevin Mandıracılar için 24 Temmuz Cuma günü, Hamitler Mezarlığı içerisinde bulunan Celal Karakaş Camii’nde ikindi namazının ardından cenaze namazı kılındı. Mandıracılar’ın naaşı daha sonra Hamitler Mezarlığı’nda toprağa verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-is-dunyasinin-aci-kaybi-1</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 21:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/images-2.jpeg" type="image/jpeg" length="86361"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Merkez Bankası faiz kararını açıkladı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/merkez-bankasi-faiz-kararini-acikladi-3</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/merkez-bankasi-faiz-kararini-acikladi-3" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37'de sabit bıraktı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TCMB'den faiz oranlarına ilişkin yapılan duyuruda, TCMB Başkanı Fatih Karahan başkanlığında toplanan Kurul'un, politika faizinin yüzde 37'de sabit kalmasına karar verdiği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/merkez-bankasi-faiz-kararini-acikladi-3</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 14:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/merkez-bankasi.jpg" type="image/jpeg" length="30754"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İMSİFED'den Bursa için kentsel dönüşüm çağrısı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/imsifedden-bursa-icin-kentsel-donusum-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/imsifedden-bursa-icin-kentsel-donusum-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnşaat Müteahhitleri Sanayicileri ve İş İnsanları Federasyonu (İMSİFED) Yönetim Kurulu, önceki gün İnegöl’de İnegöl Müteahhitler Derneği (İMDER) ev sahipliğinde gerçekleştirdiği son toplantıda inşaat sektörü ve konut piyasasındaki güncel gelişmeleri kapsamlı şekilde değerlendirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Federasyon bünyesindeki derneklerin başkan ve başkan yardımcılarının katıldığı toplantıda, makroekonomik gelişmeler, finansmana erişim, inşaat maliyetleri, kentsel dönüşüm, yapı denetim sistemi, nitelikli iş gücü ve sektörün kurumsal temsiliyeti başta olmak üzere birçok stratejik konu ele alındı. Toplantı sonrasında yapılan değerlendirmede, sektörün mevcut sorunlarının çözümünün ancak kamu kurumları, yerel yönetimler, meslek kuruluşları ve sektör temsilcilerinin ortak aklıyla mümkün olabileceği vurgulanırken, İMSİFED'in çözüm odaklı çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceği ifade edildi.</p>

<p>İMSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Demir, toplantının ardından yaptığı açıklamada, "İnşaat sektörü yalnızca konut üreten bir sektör değildir. Yaklaşık 250 alt sektörü besleyen, yüz binlerce kişiye istihdam sağlayan ve şehirlerimizin geleceğini şekillendiren stratejik bir üretim alanıdır. İMSİFED olarak sorunları dile getirmekle yetinmiyor, çözüm önerilerimizi ilgili kurumlarımızla paylaşarak sektörümüzün ve şehirlerimizin geleceğine katkı sunmayı görev kabul ediyoruz. Özellikle deprem gerçeğiyle yaşayan Bursa'mız için kentsel dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması ve finansman imkânlarının güçlendirilmesi artık ertelenemeyecek bir ihtiyaçtır" dedi.</p>

<p><strong>Konuta erişim kolaylaştırılmalı</strong></p>

<p>Yönetim Kurulu toplantısında ilk olarak makroekonomik gelişmeler, inşaat maliyetleri ve bu gelişmelerin konut üretimine etkileri ele alındı. Konut satışları ile yapı izin istatistikleri incelenirken, sektörün sürdürülebilir üretim yapısını koruyabilmesi için kamu ve özel sektörün ortak adımlar atmasının önemine dikkat çekildi.Finansmana erişimin kolaylaştırılmasının hem üreticiler hem de vatandaşlar açısından kritik önem taşıdığı belirtilerek “"Bankaların konut ve ticari kredilerde uyguladığı yüksek faiz oranları, ağır teminat şartları ve krediye erişimde yaşanan zorlukların hafifletilmesi, hem üretimin devamlılığı hem de vatandaşlarımızın güvenli konutlara ulaşabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Finansmana erişim bugün yalnızca sektörümüzün değil, toplumun ortak meselesidir" değerlendirilmesinde bulunuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<h2></h2>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/imsifedden-bursa-icin-kentsel-donusum-cagrisi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1573-d4.jpg" type="image/jpeg" length="94670"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BTÜ’den kırık kemik tedavisine yeni nesil çözüm]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/btuden-kirik-kemik-tedavisine-yeni-nesil-cozum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/btuden-kirik-kemik-tedavisine-yeni-nesil-cozum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), kemik kırıklarının tedavisinde kullanılabilecek yeni nesil kemik sabitleme plakası geliştirecek. Daha hafif, dayanıklı ve insan vücuduyla uyumlu olması hedeflenen malzeme, ortopedik tedavilere alternatif sunacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), sağlık teknolojileri alanındaki bilimsel çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından yürütülen A3 Doktora Öğrencilerine Yönelik Destek Programı kapsamında, BTÜ doktora öğrencisi Elif Pesen’in yürütücülüğünü üstlendiği "Hidroksiapatit Katkılı Hibrit Kompozit Tabanlı Yeni Nesil Kemik Sabitleme Plakası Tasarımı" başlıklı proje desteklenmeye hak kazandı. Projenin danışmanlığını ise BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cihan Kaboğlu üstleniyor. Proje kapsamında, kemik kırıklarının tedavisinde kullanılan metal plakalara alternatif olabilecek yeni nesil bir kemik sabitleme plakası geliştirilecek.</p>

<p><strong>Metalik plakalara alternatif</strong></p>

<p>Bugün kullanılan metal plakalar kemiği sabitlemede başarılı olsa da zaman zaman kemikle tam uyum sağlayamadığı için iyileşme sürecini olumsuz etkileyebiliyor ve bazı hastalarda ikinci bir ameliyat ihtiyacına neden olabiliyor. Daha hafif, kemikle uyumlu ve dayanıklı olması hedeflenen bu yeni plaka, kemik yapısını destekleyen özel katkı maddeleri ile karbon, bazalt ve doğal keten liflerinin bir araya getirildiği yenilikçi bir malzemeden üretilecek. Bu sayede geliştirilecek plakanın hem sağlam hem de çevre dostu ve insan vücuduyla daha uyumlu olması amaçlanıyor.Araştırmada farklı malzemeler bir arada kullanılarak, kemiğin doğal yapısına daha yakın özellikler taşıyan yeni bir kemik plağı tasarlanacak. Böylece hem hastaların tedavi sürecine katkı sağlayacak hem de ortopedik implant teknolojilerine yenilikçi bir çözüm sunabilecek bir ürün ortaya çıkarılması amaçlanıyor.</p>

<p><strong>Sağlık alanındaki araştırmalar güçleniyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, üniversitede sağlık teknolojileri alanında yürütülen araştırmaların her geçen gün daha da güçlendiğini belirterek, "Üniversitemizde geliştirilen her bilimsel çalışma, toplumun, ülkenin, şehrin ya da sektörlerin ihtiyaçlarına çözüm üretme hedefi taşıyor. TÜSEB tarafından desteklenen bu proje de kemik kırıklarının tedavisinde kullanılabilecek yenilikçi malzemelerin geliştirilmesi açısından büyük önem taşıyor. Araştırmacımızı ve danışman akademisyenimizi tebrik ediyor, projelerinin başarılı sonuçlara ulaşmasını diliyorum. BTÜ olarak sağlık, mühendislik ve malzeme teknolojileri alanlarında katma değer üreten araştırmaları desteklemeye devam edeceğiz" dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/btuden-kirik-kemik-tedavisine-yeni-nesil-cozum</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1573-d2.jpg" type="image/jpeg" length="99761"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TOBB’da finansman sorunları ele alındı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/tobbda-finansman-sorunlari-ele-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/tobbda-finansman-sorunlari-ele-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TOBB ev sahipliğinde gerçekleştirilen Reel Sektör-Finans Sektörü Diyalog Güçlendirme Toplantısı'nda oda ve borsa başkanları ile bankacılık sektörünün üst düzey temsilcileri bir araya geldi. Toplantıda, iş dünyasının finansmana erişimde yaşadığı sorunlar ve çözüm önerileri ele alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ev sahipliğinde düzenlenen Reel Sektör-Finans Sektörü Diyalog Güçlendirme Toplantısı, iş dünyası ile bankacılık sektörünün üst düzey temsilcilerini bir araya getirdi. Toplantıya katılan Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, saha ziyaretlerinde üyelerden alınan geri bildirimlerin ve reel sektörün finansmana erişimde yaşadığı sorunların doğrudan muhataplarıyla değerlendirildiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplantının ana gündemini, özellikle üretim, yatırım, ihracat ve istihdamın temelini oluşturan KOBİ'lerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması oluşturdu. Görüşmelerde, kredi süreçlerinde daha etkin çözümler geliştirilmesi, uygun finansman koşullarının oluşturulması ve destek mekanizmalarının güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu.</p>

<p>İbrahim Burkay, iş dünyasının talep ve beklentilerinin karar alma süreçlerine daha güçlü yansımasının, reel sektörün rekabet gücünü artıracağına ve sürdürülebilir büyüme hedeflerine önemli katkılar sağlayacağına inandıklarını ifade etti.</p>

<p>Toplantının, reel sektör ile finans sektörü arasındaki diyaloğun güçlendirilmesi açısından önemli bir platform olduğuna dikkat çeken Burkay, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu başta olmak üzere Türkiye Bankalar Birliği Başkanı ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar, VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, Halkbank Genel Müdürü Süleyman Özdemir ile toplantıya katılan banka yöneticilerine teşekkür etti.</p>

<p><strong>Somut adımlar hayata geçirilmeli</strong></p>

<p>Burkay, kamu ve finans sektörünün iş birliğiyle KOBİ'lerin finansmana erişimini kolaylaştıracak, üretim ve yatırım kapasitesini destekleyecek somut adımların hayata geçirilmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Bu doğrultuda reel sektörün beklentilerinin bankacılık sektörüyle doğrudan paylaşılmasının, ekonomik büyüme ve yatırım ortamının güçlenmesine katkı sağlayacağını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/tobbda-finansman-sorunlari-ele-alindi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1573-d1.jpg" type="image/jpeg" length="21786"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elektroteks ihracat fırsatlarına odaklandı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/elektroteks-ihracat-firsatlarina-odaklandi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/elektroteks-ihracat-firsatlarina-odaklandi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa merkezli Elektroteks, Güney Amerika'nın en önemli mobilya ve ağaç işleme fuarlarından ForMóbile 2026'da yerini aldı. Brezilya'nın São Paulo kentinde düzenlenen fuarda yenilikçi ürünlerini uluslararası sektör profesyonelleriyle buluşturan firma, yeni iş birlikleri ve ihracat fırsatlarına odaklandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>30 Haziran-3 Temmuz tarihleri arasında Brezilya’da gerçekleştirilen ForMóbile Fuarı'nda ziyaretçilerini ağırlayan Elektroteks, Türk sanayisinin üretim gücünü ve mühendislik kabiliyetini Güney Amerika pazarına taşıdı. Mobilya üretim teknolojileri alanındaki çözümlerini sergileyen firma, bölgedeki mevcut iş ortaklarıyla bir araya gelirken yeni ticari bağlantılar kurmayı da hedefliyor. Elektroteks Yönetim Kurulu Başkanı Osman Güler, firmanın ihracat vizyonu doğrultusunda uluslararası fuarların büyük önem taşıdığını belirterek, Güney Amerika pazarında uzun vadeli büyümeyi hedeflediklerini söyledi. Güler, "ForMóbile Fuarı, Güney Amerika pazarını yakından tanımak, mevcut iş ortaklarımızla ilişkilerimizi güçlendirmek ve yeni ticari bağlantılar kurmak açısından bizim için son derece önemli bir organizasyon. Elektroteks olarak geliştirdiğimiz yenilikçi teknolojileri ve yüksek kaliteli ürünlerimizi uluslararası ziyaretçilerle buluşturmanın gururunu yaşıyoruz. Aynı zamanda Türk sanayisinin üretim gücünü ve mühendislik kabiliyetini dünyanın farklı coğrafyalarında başarıyla temsil etmeye devam ediyoruz" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İhracat odaklı büyüme hedefi</strong></p>

<p>Küresel pazarlarda rekabet edebilmenin yolunun teknoloji, kalite ve müşteri odaklı üretimden geçtiğini ifade eden Osman Güler, "Bugün yalnızca ürün ihraç eden değil, aynı zamanda teknoloji ve çözüm sunan bir firmayız ve her geçen gün kendimizi daha ileri taşımaya çalışıyoruz. Güney Amerika, büyüme potansiyeli yüksek ve stratejik öneme sahip bir pazar. Elektroteks olarak halihazırda orda iyi bir konumdayız ancak bu fuarda gerçekleştirdiğimiz görüşmelerin yeni iş birliklerine dönüşeceğine inanarak mevcut pazar payımızı daha da arttırmayı hedefliyoruz. Tüm dünyada ihracat ağımızı genişletmeye, farklı pazarlarda Türk markasının gücünü göstermeye ve ülkemize katma değer sağlamaya devam edeceğiz" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, Şirketler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/elektroteks-ihracat-firsatlarina-odaklandi-1</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1573-m7.jpg" type="image/jpeg" length="90019"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[May Fren, arıza tespit cihazlarıyla küresel büyümesini hızlandırıyor]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/may-fren-ariza-tespit-cihazlariyla-kuresel-buyumesini-hizlandiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/may-fren-ariza-tespit-cihazlariyla-kuresel-buyumesini-hizlandiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa'nın ağır vasıta fren sistemleri alanındaki önemli üreticilerinden May Fren Sistemleri, değişen küresel pazar koşullarına erken yaptığı yatırımlar sayesinde büyümesini sürdürüyor. 70'in üzerinde ülkeye ihracat gerçekleştiren şirket, özellikle kendi geliştirdiği arıza tespit cihazlarıyla satış sonrası hizmet ağını güçlendirirken, Brezilya yatırımıyla Latin Amerika pazarında yeni bir büyüme dönemine hazırlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1980 yılında Bursa'da faaliyete geçen May Fren Sistemleri, ağır vasıta fren sistemleri ve yedek parça üretiminde Türkiye'nin önde gelen firmaları arasında yer alıyor. Güçlü Ar-Ge altyapısı, yüksek üretim kapasitesi ve 70'in üzerinde ülkeye gerçekleştirdiği ihracatla küresel pazarda büyümesini sürdüren şirket, son yıllarda geliştirdiği elektronik çözümler ve arıza tespit cihazlarıyla da satış sonrası hizmetlerde fark yaratıyor. Değişen küresel pazar koşullarını erken okuyarak stratejik yatırımlara yönelen May Fren, özellikle 2018 yılında geliştirmeye başladığı arıza tespit cihazları sayesinde bugün dünya genelinde genişleyen servis ağıyla dikkat çekiyor. May Fren Yönetim Kurulu Başkanı Taner Yılmaz, şirketlerin bugün en büyük sorununun düşük kârlılık olduğuna dikkat çekerek, artan üretim maliyetlerine rağmen döviz bazlı gelirlerin aynı oranda yükselmemesinin tüm ihracatçılar üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi. Yılmaz, “Şirketlerin şu anki en büyük problemi kârlılıklarının düşük olması. Maliyetlerimiz çok arttı ama döviz bazındaki gelirlerimiz azaldı. Şu an dengeye oturttuk. 2026'nın ilk yarısında Euro bazında ciromuzu koruduk. İkinci yarıda da yılı Euro bazında yüzde 10 büyümeyle kapatmayı hedefliyoruz. Genel olarak May Fren adına gidişattan memnunuz” dedi.</p>

<p><strong>“Tamir ekonomisine geçişi yıllar önce öngördük”</strong></p>

<p>May Fren'in son yıllardaki en önemli yatırımlarından birinin arıza tespit cihazları olduğunu belirten Yılmaz, bu alandaki yatırımın şirketin sürdürülebilir büyümesinde kritik rol oynadığını vurguladı. Arıza tespit cihazlarının üretimine 2018 yılında başladıklarını hatırlatan Yılmaz, bugün gelinen noktanın bu yatırımın ne kadar doğru olduğunu ortaya koyduğunu söyledi. Yılmaz, “Dünya genelinde hane halklarının gelir seviyeleri düştükçe insanlar yeni ürün almak yerine mevcut araçlarını tamir ettirmeyi tercih ediyor. Bu nedenle tamir ekonomisi giderek büyüyor. Biz de bu dönüşümü yıllar önce öngörerek yatırım yaptık. Bugün dünya genelindeki servis noktalarımız her geçen gün daha fazla ilgi görüyor. İçinde bulunduğumuz süreçte güçlü olmamızın temelinde 2018 yılında attığımız bu adım yatıyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Servis ağı 140 noktayı aştı</strong></p>

<p>Şirketin geliştirdiği arıza tespit cihazlarıyla oluşturduğu servis ağı da büyümeye devam ediyor. Bugün dünya genelinde 140'ın üzerinde servis noktasına ulaştıklarını belirten Yılmaz, bu ağ sayesinde hem müşterilere daha hızlı hizmet verdiklerini hem de satış sonrası destek konusunda önemli bir rekabet avantajı elde ettiklerini söyledi.</p>

<p><strong>Latin Amerika için Brezilya hamlesi</strong></p>

<p>May Fren'in yeni büyüme stratejisinin merkezinde ise Brezilya yer alıyor. Yaklaşık bir yıllık hazırlık sürecinin ardından Brezilya'daki şirketlerini faaliyete geçirdiklerini açıklayan Taner Yılmaz, bu yatırımın temel amacının Latin Amerika pazarındaki vergi engellerini aşmak olduğunu dile getirdi. Yılmaz, “Latin Amerika ülkeleri kendi aralarında ticaret anlaşmalarına sahip. Bölge dışından gelen ürünlere yüksek vergiler uygulanıyor. Arıza tespit cihazlarımıza bu pazarda ciddi talep olmasına rağmen vergi nedeniyle istediğimiz satış rakamlarına ulaşamıyorduk. Bu nedenle Brezilya'da stratejik bir şirket kurduk. Yerel bir partnerle birlikte cihazlarımızın kasaları burada üretilecek. Yazılımları ise internet üzerinden biz göndereceğiz. Ağustos ayında ilk üretimler başlayacak” açıklamasında bulundu. Yılmaz, bu model sayesinde hem maliyet avantajı sağlayacaklarını hem de Latin Amerika pazarında çok daha hızlı büyüme hedeflediklerini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yeni fabrika devreye giriyor</strong></p>

<p>May Fren, artan üretim kapasitesini desteklemek amacıyla yeni fabrika yatırımında da sona geldi. Temmuz ayı sonunda yapı kullanma iznini almayı planladıklarını belirten Taner Yılmaz, yeni üretim binasının mevcut fabrikanın hemen yanında yer aldığını söyledi. Yeni tesisin devreye alınmasıyla birlikte şirketin toplam kapalı kullanım alanı 17 bin metrekareye ulaşacak. Yeni yatırımın üretim kapasitesini artırmasının yanı sıra şirketin Ar-Ge, ihracat ve satış sonrası hizmetlerdeki büyüme hedeflerine de önemli katkı sağlaması bekleniyor. 1980 yılında kurulan May Fren Sistemleri, bugün ağır vasıta fren sistemleri ve elektronik fren çözümleri alanında geliştirdiği yüksek katma değerli ürünlerle dünyanın birçok ülkesine ihracat gerçekleştirirken, özellikle arıza tespit cihazları ve küresel servis ağıyla satış sonrası hizmetlerde de sektörde fark yaratan şirketler arasında yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, Şirketler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/may-fren-ariza-tespit-cihazlariyla-kuresel-buyumesini-hizlandiriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1573-m6.jpg" type="image/jpeg" length="75029"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Büyükşehir Belediyesi’nden Bursa’ya dönüşüm projeleri]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/buyuksehir-belediyesinden-bursaya-donusum-projeleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/buyuksehir-belediyesinden-bursaya-donusum-projeleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi, Temmuz ayı ikinci oturumunda ‘Bursa Deprem Risk Azaltma ve Önleme Planlama Projesi’ ile ‘Bursa Batı Bölgesi Entegre Katı Atık ve Enerji Üretim Tesisi’ hakkında kapsamlı sunum gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda Kentsel Dönüşüm Dairesi Başkanlığı Deprem ve Zemin İnceleme Şube Müdür Vekili Duygu Yılmaz, JICA iş birliğiyle 2022 yılında başlayan ve Haziran 2026 yılı itibarıyla nihayete eren ‘Bursa Deprem Risk Azaltma ve Önleme Planlama Projesi’ hakkında bilgilendirme sunumu gerçekleştirdi.</p>

<p>Oturumun devamında Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Dr. Ahmet Cihat Kahraman, ‘Bursa Batı Bölgesi Entegre Katı Atık ve Enerji Üretim Tesisi’ hakkında bilgilendirme sunumu yaptı. Sunumda Bursa’nın atık yönetimi hakkında istatistiki veriler paylaşıldı. Bursa’da kişi başı günlük evsel atık miktarının 1,1 kilo olduğunun açıklandığı sunumda kent genelinde günlük yaklaşık 3.500 ton atık oluştuğu vurgulandı. Bu atığın yıllık toplamının 7 stadyumu dolduracak büyüklükte olduğu açıklandı.</p>

<p>Sunumda ayrıca Büyükşehir Belediyesi’nin her gün 13 ton tıbbi atığı tesislerinde bertaraf ettiği belirtildi. Bursa genelinde her gün ilçe belediyelerince toplanan ve 3.500 tonu aşan atığın yüzde 65’inin Yenikent (Hamitler) Katı Atık Düzenli Depolama Alanı’nda, yüzde 35’inin ise Doğu Bölgesi (İnegöl) Entegre Katı Atık Tesisi’nde bertaraf edildiği ifade edildi. Yenikent Katı Atık Düzenli Depolama Alanı’nın yüzde 86 doluluğa eriştiğinin altı çizilen sunumda kalan yüzde 14’lük kısmın 3 yıl içerisinde dolacağının öngörüldüğü dile getirildi. Bu bağlamda yeni bir tesisin Bursa’nın geleceği açısından ertelenmemesi gereken bir zorunluluk olduğunun vurgulandığı sunumda, ‘Bursa Batı Bölgesi Entegre Katı Atık ve Enerji Üretim Tesisi’ yer seçim çalışmaları hakkında da bilgi verildi.</p>

<p><strong>Yer tespitleri yapıldı</strong></p>

<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki İSTAÇ ve Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) iş birliğinde 2014 yılında yer seçim çalışması yapıldığının hatırlatıldığı sunumda çalışmalarda 31 bilimsel kriter katmanı belirlendiğini ve yer tespitinin buna göre yapıldığı açıklandı. Bu bilimsel çalışmalarda 6 farklı alan üzerinde durulduğunu ve en yüksek skoru Kuruçeşme Köyü sahasının aldığını vurgulayan sunumda alternatif yer arayışı kapsamında 2019 ve 2020 yıllarında da benzer araştırmalar yapıldığı duyuruldu.</p>

<p>2019 yılındaki çalışmada Atlas Köyü, Kabulbaba Köyü, Güngören Köyü, Muratlı-Hürriyet Köyü sahalarının; 2020 yılında ise Muratlı Köyü, Çamlıca, Hürriyet, Seçköy, Yeniyörük, Seymen ve Fethiye sahalarının tarandığı belirtildi. Yapılan 3 bilimsel araştırma neticesinde 31 kriter katmanına göre en yüksek skora Kuruçeşme, Muratlı ve Hürriyet sahalarının ulaştığının açıklandığı sunumda bu üç nokta arasında yapılan bilimsel araştırma matrisi neticesinde de Kuruçeşme’nin en uygun saha olarak öne çıktığı ortaya konuldu.</p>

<p><strong>Çevresel kirlilik azalacak</strong></p>

<p>Kuruçeşme’de yapımı planlanan projenin bir çöplük değil modern entegre katı atık ve enerji üretim tesisi olduğunun vurgulandığı sunumda söz konusu tesise en yakın yerleşim yerinin 1.067 metre mesafede olduğu ve söz konusu bölgede halihazırda maden sahaları bulunduğu belirtildi. Tesisin havada, yeraltı ve yüzey sularında herhangi bir çevresel kirliliğe ve kötü koku oluşumuna neden olmayacağının teknik detaylarıyla ortaya konulduğu sunumda tesisin aynı zamanda bölgede ulaşıma ekstra bir yük getirmeyeceği de yapılan modellemelerle anlatıldı. Katı atıkların ayrıştırılarak ekonomiye kazandırılacağı, ortaya çıkan metan ve deponi gazından enerji üretileceği, bu süreçte ortaya çıkan ısının ise bölgeye kurulacak seralarda kullanılacağı paylaşıldı. Tesisin yasaklı bir bölge gibi değil, öğrencilerin ve vatandaşların ziyaretine açık atık yönetimi konusunda bir eğitim merkezi gibi çalışacağının ifade edildiği sunumda tüm süreçlerin şeffaf bir şekilde ilgili kurumlar tarafından denetleneceğini vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, Bursa’da atık yönetiminde vatandaşları da sürecin içine katan çalışmalar planladıklarını belirterek ‘Sıfır Atık’ vurgusu yaptı. Biba, “Bir pilot mahallede kaynağında ayrıştırmaya yönelik çalışma yapacağız. En kısa zamanda da bütün Bursa’da bu çalışmayı yaygınlaştırmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, YEREL YÖNETİMLER</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/buyuksehir-belediyesinden-bursaya-donusum-projeleri</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1573-m3.jpg" type="image/jpeg" length="37147"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa OSB'lerinde üretim rölantide]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-osblerinde-uretim-rolantide</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursa-osblerinde-uretim-rolantide" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa'nın önemli organize sanayi bölgeleri DOSAB, NOSAB ve HOSAB'ın 2026 yılı ilk 6 aylık tüketim verileri, enerji kullanımında tasarruf eğiliminin devam ettiğini ortaya koydu. Elektrik ve doğalgaz tüketiminde genel olarak gerileme yaşanırken, su tüketiminde ise bölgelere göre farklı sonuçlar dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa'nın organize sanayi bölgelerinde 2026 yılının ilk 6 ayında elektrik ve doğalgaz tüketiminde genel olarak düşüş yaşandı. Buna karşın su tüketiminde OSB'ler arasında farklı eğilimler dikkat çekti. Veriler, bölgelerin enerji ve su kullanımındaki değişimi ortaya koydu. Bursa sanayisinin önemli üretim merkezleri olan DOSAB, NOSAB ve HOSAB'ın 2026 yılı ilk 6 aylık tüketim verileri açıklandı. Elektrik tüketimi NOSAB'da yüzde 1,17, HOSAB'da yüzde 0,90 azalırken, DOSAB'da geçen yılın aynı dönemine göre hemen hemen aynı seviyede kaldı ve yüzde 0,04 arttı. Doğalgaz tüketiminde ise üç bölgede de gerileme görüldü. NOSAB'da tüketim yüzde 4,41, DOSAB'da yüzde 0,28, HOSAB'da ise yüzde 15,89 azaldı.</p>

<p><strong>Su tüketiminde farklı görünüm</strong></p>

<p>Su tüketiminde ise OSB'ler farklı bir görünüm sergiledi. 2. kalite su kullanımındaki artış, geri kazanılmış su kullanımının daha fazla tercih edildiğini ortaya koydu. İlk 6 aylık veriler, organize sanayi bölgelerinde enerji tüketiminin kontrollü seyrini koruduğunu gösterirken, su kullanımında ise üretim yapısına bağlı olarak farklı eğilimlerin devam ettiğini ortaya koydu.</p>

<p></p>

<p><img height="613" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/n-o-s-a-b-4.jpg" width="350" /></p>

<p><strong>NOSAB</strong></p>

<p><strong>NOSAB’da su tüketiminde düşüş</strong></p>

<p><strong>Elektrik Tüketimi (kWh)</strong></p>

<p>Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi'nde (NOSAB) 2026 yılının ilk altı ayında elektrik tüketimi, 2025 yılının aynı dönemine göre yüzde 1,17 azalarak 158 milyon 335 bin kWh'den 156 milyon 477 bin kWh'ye geriledi. Toplam tüketimdeki sınırlı düşüş, bölgede enerji kullanımının büyük ölçüde geçen yıl seviyelerinde korunduğunu gösterirken, aylık veriler üretim temposuna bağlı değişimleri de ortaya koydu.</p>

<p>Mayıs ayında yüzde 18,41'lik düşüş yılın en belirgin gerilemesi olarak kaydedildi. Bu durum, dönemsel üretim planlaması ve enerji kullanımındaki kontrollü seyrin tüketim verilerine yansıması olarak değerlendirilebilir. Ocak, şubat ve mart aylarında sırasıyla yüzde 2,75, yüzde 3,99 ve yüzde 1,18 oranında düşüş yaşandı. Nisan ayında yüzde 2,82, haziran ayında ise yüzde 19,87 artış gerçekleşti. Özellikle haziran ayındaki yükseliş, üretim faaliyetlerindeki dönemsel hareketliliğin enerji tüketimine yansıdığına işaret etti.</p>

<p>Genel tablo değerlendirildiğinde, NOSAB'da elektrik tüketiminin yılın ilk yarısında kontrollü bir seyir izlediği görülüyor. Aylık bazda yaşanan dalgalanmalara rağmen toplam tüketimdeki sınırlı gerileme, enerji kullanımındaki dengeli yapının korunduğunu ortaya koyuyor.</p>

<p><strong>Doğalgaz Tüketimi (Standart Metreküp)</strong></p>

<p>Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi'nde (NOSAB) 2026 yılının ilk altı ayında doğalgaz tüketimi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,41 azalarak 9 milyon 120 bin standart metreküpten 8 milyon 717 bin standart metreküpe geriledi. Bu düşüş, ilk yarıda doğalgaz kullanımının geçen yılın altında gerçekleştiğini gösterdi.</p>

<p>Yılın ilk altı ayındaki eğilimler şu şekilde öne çıktı: Şubat ayında yüzde 16,86 ile en yüksek düşüş kaydedildi. Şubat ayında yüzde 16,86 ile en yüksek düşüş kaydedildi. Mayıs ayında yüzde 5,77, nisan ayında yüzde 3,91 ve ocak ayında yüzde 2,63 oranında gerileme yaşandı. Mart ayında yüzde 1,03, haziran ayında ise yüzde 8,88 artış görüldü. Haziran ayındaki yükseliş, üretim faaliyetlerindeki dönemsel artışla ilişkilendirilebilir.</p>

<p>Genel olarak değerlendirildiğinde, NOSAB'da doğalgaz tüketimi ilk altı ayda geçen yılın aynı dönemine göre daha düşük seviyede gerçekleşti. Aylık bazda görülen artış ve azalışlara rağmen toplam tüketimdeki düşüş, doğalgaz kullanımındaki kontrollü yapının sürdüğünü ortaya koydu.</p>

<p><strong>İçme Suyu Tüketimi (Metreküp)</strong></p>

<p>Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi'nde (NOSAB) 2026 yılının ilk altı ayında içme suyu tüketimi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,62 artarak 416 bin 167 metreküpten 431 bin 223 metreküpe yükseldi. Böylece enerji tüketimindeki düşüşe karşın su kullanımında sınırlı bir artış kaydedildi.</p>

<p>Yılın ilk altı ayındaki eğilimler şu şekilde öne çıktı: Mart ayında yüzde 25,58 ile yılın en yüksek artışı gerçekleşti. Şubat ayında yüzde 11,74, haziran ayında yüzde 2,61 artış kaydedildi.</p>

<p>Mayıs ayında yüzde 13,49 düşüş yaşanırken, nisan ayında tüketim geçen yıl seviyesine yakın gerçekleşti. İlk altı aylık veriler, içme suyu tüketiminin dönemsel dalgalanmalara rağmen geçen yılın üzerinde gerçekleştiğini gösteriyor. Özellikle yılın ilk çeyreğindeki artışlar toplam tüketimi yukarı taşıdı.</p>

<p>Genel olarak mevcut veriler, atık su miktarında geçen yılın aynı dönemine göre düşüş yaşandığını ortaya koyuyor. İlk dört aylık tüketim değerleri, su yönetiminde kontrollü bir seyrin sürdüğüne işaret ediyor.</p>

<p><img height="423" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/d-o-s-a-b-3.jpg" width="350" /></p>

<p><strong>DOSAB</strong></p>

<p><strong>DOSAB’tan tüketimde dengeli seyir</strong></p>

<p><strong>Elektrik Tüketimi (kWh)</strong></p>

<p>Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi (DOSAB), 2026 yılının ilk altı ayında elektrik tüketiminde dengeli bir seyir izledi. Bölgedeki toplam elektrik tüketimi, 2025 yılının aynı dönemine göre 494,7 milyon kWh'den 494,9 milyon kWh'ye yükselirken, artış oranı yüzde 0,04 ile sınırlı kaldı. Veriler, enerji tüketiminin geçen yıl seviyesinde korunduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Buna göre; Mayıs ayında yüzde 19,95'lik düşüş yılın en belirgin gerilemesi olarak öne çıktı. Bu düşüş, üretim planlamasındaki dönemsel değişim ve enerji kullanımındaki kontrollü seyirle ilişkilendirilebilir.</p>

<p>Mart ayında tüketim yüzde 1,25, şubat ayında ise yüzde 0,78 gerileyerek yılın ilk çeyreğinde sınırlı bir düşüş eğilimi görüldü. Nisan ayında yüzde 6,54, haziran ayında ise yüzde 25,08 oranında artış yaşandı. Özellikle haziran ayındaki yükseliş, üretim faaliyetlerindeki canlanma ve enerji ihtiyacındaki artışın tüketim verilerine yansıdığını gösterdi.</p>

<p>Yılın ilk altı aylık verileri değerlendirildiğinde, DOSAB'da elektrik tüketiminin büyük ölçüde geçen yıl seviyesinde kaldığı görülüyor. Aylık bazda yaşanan dalgalanmalara rağmen toplam tüketimde önemli bir değişim yaşanmaması, bölgedeki sanayi tesislerinin enerji kullanımını dengeli şekilde yönetmeye devam ettiğini ortaya koyuyor. Üretim süreçlerinde yaşanan dönemsel hareketliliğe rağmen enerji tüketiminin kontrol altında tutulması, kaynak kullanımındaki planlı yaklaşımın sürdüğünü gösteriyor.</p>

<p><strong>Doğalgaz Tüketimi (Sm³)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi (DOSAB), 2026 yılının ilk altı ayında doğalgaz tüketiminde dengeli bir görünüm sergiledi. Bölgedeki toplam doğalgaz tüketimi, 2025 yılının aynı dönemine göre 62 milyon standart metreküpten 61,8 milyon standart metreküpe gerileyerek yüzde 0,28 azaldı. Toplam tüketimdeki sınırlı düşüş, bölgedeki sanayi tesislerinin doğalgaz kullanımını kontrollü şekilde sürdürdüğünü ortaya koydu.</p>

<p>Buna göre; Mayıs ayında yüzde 22,54'lük düşüş, yılın en dikkat çekici gerilemesi olarak öne çıktı. Bu azalış, dönemsel üretim planlaması ve enerji kullanımındaki kontrollü seyrin tüketim verilerine yansıması olarak değerlendirilebilir.</p>

<p>Ocak ayında yüzde 6,84, şubat ayında yüzde 4,31 ve mart ayında yüzde 3,47 oranında düşüş kaydedildi. İlk çeyrekte görülen bu gerileme, doğalgaz tüketiminin geçen yılın altında seyrettiğini gösterdi. Nisan ayında yüzde 4,62, haziran ayında ise yüzde 24,08 oranında artış yaşandı. Özellikle haziran ayındaki yükseliş, üretim faaliyetlerindeki hareketlilik ve enerji ihtiyacındaki dönemsel artışla ilişkilendirilebilir.</p>

<p>İlk altı aylık veriler değerlendirildiğinde, DOSAB'da doğalgaz tüketiminin geçen yılın aynı dönemine göre sınırlı ölçüde azaldığı görülüyor. Aylık bazda yaşanan dalgalanmalara rağmen toplam tüketimde önemli bir değişim yaşanmaması, bölgedeki işletmelerin enerji kullanımını dengeli biçimde yönetmeye devam ettiğini ortaya koyuyor. Üretim faaliyetlerinin seyrine bağlı olarak dönemsel artışlar görülse de ilk yarı genelinde doğalgaz tüketimi kontrollü bir görünüm sergiledi. Bu tablo, sanayi tesislerinin üretim süreçlerini sürdürürken enerji kullanımını planlı şekilde yönettiğini gösteriyor.</p>

<p><img height="315" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/h-o-s-a-b-4.jpg" width="520" /></p>

<p><strong>HOSAB</strong></p>

<p><strong>HOSAB'da enerji tüketimi düşüş gösterdi</strong></p>

<p><strong>Elektrik Tüketimi (kWh)</strong></p>

<p>Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi'nde (HOSAB) 2026 yılının ilk altı ayında elektrik tüketimi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,90 azalarak 92 milyon 156 bin kWh'den 91 milyon 327 bin kWh'ye geriledi. Toplam tüketimdeki sınırlı düşüş, bölgede enerji kullanımının büyük ölçüde geçen yıl seviyesinde korunduğunu gösterirken, aylık veriler üretim temposuna bağlı değişimleri de ortaya koydu.Aylık veriler incelendiğinde; En belirgin düşüş Mayıs ayında yüzde 22,39 ile gerçekleşti. Bu gerileme, dönemsel üretim planlaması ve enerji kullanımındaki kontrollü seyrin tüketim verilerine yansıması olarak değerlendirilebilir.Ocak ve Şubat aylarında da sırasıyla yüzde 1,96 ve yüzde 1,07 oranında sınırlı düşüşler yaşandı.</p>

<p>Mart ve Nisan aylarında elektrik tüketimi yeniden artış gösterdi. Mart ayında yüzde 3,41, Nisan ayında ise yüzde 3,83 artış kaydedildi. Haziran ayında yüzde 14,42'lik artış dikkat çekti. Bu yükseliş, üretim faaliyetlerindeki dönemsel hareketliliğin enerji tüketimine yansıdığına işaret etti.Genel tablo değerlendirildiğinde, HOSAB'da elektrik tüketiminin yılın ilk yarısında dengeli bir görünüm sergilediği görülüyor. Aylık bazda yaşanan dalgalanmalara rağmen toplam tüketimde önemli bir değişim yaşanmaması, enerji kullanımının kontrollü şekilde sürdürüldüğünü ortaya koyuyor.</p>

<p><strong>Doğalgaz Tüketimi (m³)</strong></p>

<p>Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi'nde (HOSAB) 2026 yılının ilk altı aylık verilerine göre doğalgaz tüketimi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15,89 azalarak 5 milyon 736 bin metreküpten 4 milyon 825 bin metreküpe geriledi. Böylece yılın ilk yarısında enerji tüketiminde en belirgin düşüş doğalgaz kullanımında gerçekleşti.</p>

<p>Aylık veriler incelendiğinde; Şubat ayında yüzde 21,21, Mayıs ayında ise yüzde 23,39 ile yılın en yüksek düşüşleri kaydedildi. Ocak ayında yüzde 3,06, Nisan ayında yüzde 3,16 oranında gerileme yaşandı. Buna karşılık Mart ayında yüzde 9,05 artış gerçekleşti. Bu artışın üretim faaliyetlerindeki dönemsel hareketlilikten kaynaklandığı değerlendirilebilir. Genel olarak ilk altı aylık veriler, HOSAB'da doğalgaz tüketiminin geçen yılın aynı dönemine göre daha düşük seviyede gerçekleştiğini gösteriyor. Aylık bazda yaşanan değişimlere rağmen toplam tüketimdeki gerileme, enerji kullanımının kontrollü biçimde sürdürüldüğünü ortaya koyuyor.</p>

<p><strong>1. Kalite Su Tüketimi (m³)</strong></p>

<p>Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi'nde (HOSAB) 2026 yılının ilk altı ayında 1. kalite su tüketimi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23,03 azalarak 246 bin 907 metreküpten 190 bin 32 metreküpe geriledi. Bu düşüş, dört tüketim kalemi arasında en belirgin gerilemenin yaşandığı alan oldu.</p>

<p>Yılın ilk yarısındaki aylık değişimler incelendiğinde; En yüksek düşüş Mayıs ayında yüzde 39,33 olarak gerçekleşti. Ocak ve Şubat aylarında tüketim yaklaşık yüzde 25, Mart ayında yüzde 21,10, Nisan ayında yüzde 17,65 azaldı. Haziran ayında ise düşüş yüzde 8,59 ile daha sınırlı kaldı. İlk altı aylık veriler, 1. kalite su kullanımının yıl boyunca geçen yılın altında seyrettiğini ortaya koyuyor. Özellikle ilk beş ayda kaydedilen gerilemeler, toplam tüketimdeki düşüşün belirleyici unsuru oldu.</p>

<p><strong>2. Kalite Su Tüketimi (m³)</strong></p>

<p>Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi'nde (HOSAB) 2026 yılı verilerine göre 2. kalite su tüketimi, toplamda yüzde 3,18 azalarak 59 bin 601 metreküpten 57 bin 707 metreküpe geriledi. Toplam tüketimde sınırlı bir düşüş görülmesine rağmen, yılın ilk aylarında dikkat çekici artışlar yaşandı.Aylık bazda incelendiğinde; Şubat ayında yüzde 65,27, Mart ayında yüzde 55,37 ve Ocak ayında yüzde 23,14 artış gerçekleşti. Nisan ayında tüketim yüzde 14,99 yükseldi. Mayıs ayında ise yüzde 13,11 oranında gerileme kaydedildi. Veriler, yılın ilk aylarında geri kazanılmış su kullanımının arttığını, mayıs ayında ise bu eğilimin tersine döndüğünü gösteriyor. Mevcut toplam değerlere göre ilk altı aylık dönemde 2. kalite su tüketimi geçen yılın aynı döneminin bir miktar altında kaldı.HOSAB'ın 2026 yılı ilk altı aylık tüketim verileri, enerji ve su kullanımında farklı eğilimlerin öne çıktığı bir tablo ortaya koydu. Elektrik tüketimi yüzde 0,90, doğalgaz tüketimi ise yüzde 15,89 gerilerken, özellikle doğalgaz kullanımındaki düşüş dikkat çekti.</p>

<p>Su tüketiminde ise 1. kalite suda yüzde 23,03'lük belirgin bir azalma yaşanırken, 2. kalite su tüketimi toplamda yüzde 3,18 geriledi. Aylık bazda yaşanan artış ve düşüşlere rağmen ilk altı aylık toplam veriler, HOSAB'da enerji ve su tüketiminin planlı ve kontrollü bir seyir izlediğini ortaya koydu. Üretim faaliyetlerindeki dönemsel değişimler tüketim verilerine yansırken, kaynak kullanımındaki dengeli yapı yılın ilk yarısında da sürdü.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-osblerinde-uretim-rolantide</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1573-m2.jpg" type="image/jpeg" length="14036"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa iş dünyası sanayinin yönünü belirliyor]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-is-dunyasi-sanayinin-yonunu-belirliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursa-is-dunyasi-sanayinin-yonunu-belirliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa iş dünyasını temsilcileri küresel ekonomik dalgalanmaların sektörlere olan etkisini değerlendirdi. Değerlendirmede finansman maliyetlerinin üretimi zorladığı ortak görüşüne yer verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HIDIRCAN KAYA-BURAK TAŞ</strong></p>

<p>Bursa’nın tüm zorluklara rağmen üretim yapısıyla gücünü koruduğunu ifade eden iş dünyası temsilcileri maliyetlerin enflasyon etkisiyle yükselmesine karşılık döviz kurundaki artışın geride kalmasının, ihracat pazarlarındaki rekabet gücünü zayıflattığını ifade etti. Konuyla ilgili olarak yapılan değerlendirmelerde son yıllarda işçilik, enerji, hammadde ve lojistik giderlerinde yaşanan büyük artışlara rağmen kurların aynı ölçüde desteklememesi, yerli üretimi rakip ülkelere kıyasla daha pahalı bir konuma getirdiği ifade edildi. Bursa iş dünyasının temsilcileri ortak görüşüne göre bu durum sanayicilerin kar marjlarını ciddi ölçüde baskılarken, şehirdeki yeni yatırımların ertelenmesine ve önceliğin verimlilik artırıcı, otomasyon odaklı projelere verilmesine yol açıyor.</p>

<p>Bursa sanayisinde öne çıkan en kritik sorunların başında finansmana erişim güçlüğü geliyor. Yüksek faiz oranları ve krediye ulaşmadaki zorluklar, özellikle KOBİ ölçeğindeki firmaların işletme sermayesini yönetmesini zorlaştırıyor. Bunun yanı sıra Bursa gibi güçlü sanayi merkezlerinde nitelikli iş gücü eksikliği temel sorunlardan biri olmaya devam ederken, mesleki eğitimin üretim ihtiyaçlarıyla daha güçlü entegre edilmesi yönündeki beklenti ağırlık kazanıyor.</p>

<p><strong>Düşük enflasyon beklentisi</strong></p>

<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan verilere göre, 2026 yılının ilk 6 aylık enflasyon oranı yüzde 17,76 olarak gerçekleşti. Haziran ayında tüketici fiyat endeksindeki (TÜFE) artışın yüzde 0,99 seviyesinde kalmasıyla birlikte, yıllık enflasyon yüzde 32,11 seviyesine geriledi. Açıklanan bu veriler, temmuz ayı itibarıyla iş yerleri için uygulanacak tavan kira artış oranını da yüzde 32,03 olarak belirledi.</p>

<p>Türkiye'nin üretim ve ihracat lokomotifi Bursa'da, ekonomi verileri iş dünyasının yakın takibinde yer alıyor. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından paylaşılan güncel istatistikler ve raporlar da yerel ekonomideki hareketliliği gözler önüne seriyor. Verilere göre, Bursa'da 2026'nın ilk yarısında açılan yeni firma sayısı bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 25 artarak 2 bin 534’e ulaştı. Dezenflasyon sürecinde maliyet baskısı ve finansmana erişim zorluklarıyla mücadele eden Bursalı sanayiciler ile ihracatçılar, enflasyondaki düşüşün kalıcı hale gelmesini bekliyor. İş dünyası temsilcileri, sürdürülebilir büyüme ve üretim hatlarının korunması için piyasalarda öngörülebilirliğin artması ve finansman maliyetlerinin kademeli olarak gerilemesi gerektiğinin altını çiziyor.</p>

<p><strong>Baskılara rağmen ihracat yükseldi</strong></p>

<p>Maliyet baskılarına rağmen dış pazarda etkili olan Bursa, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre Ocak-Haziran döneminde 9 milyar 144 milyon 719 bin dolarlık ihracata imza attı. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 7,1’lik bir artış yakalayan Bursa, Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 6,72’sini tek başına sırtlayarak ihracat ligindeki güçlü yerini korudu. Sektörel bazda incelendiğinde, Bursa'nın dış satım yükünü yine otomotiv sektörü göğüsledi.</p>

<p>Otomotiv sanayisi yüzde 16,3 artışla yaklaşık 5 milyar dolarlık ihracat yaparak toplam dış ticaretin yarısından fazlasını oluşturdu. Diğer önemli sektörlerden makine ve aksamları 646,7 milyon dolar, tekstil ve hammaddeleri 626,7 milyon dolar, hazır giyim ve konfeksiyon ise 558,3 milyon dolarlık ihracat rakamlarına ulaştı. Kentin en fazla ihracat gerçekleştirdiği ülke yüzde 22'lik artış ve 1,5 milyar doları aşan payıyla yine Almanya olurken; Fransa, İtalya ve İspanya öne çıkan diğer ülkeler oldu. Öne çıkan bu rakamların yanı sıra ihracat odaklı üretim süreçlerinde kritik rol oynayan Bursa Serbest Bölgesi de ilk yarıda 1 milyar 24 milyon dolarlık sınırı aşarak tarihi bir rekor kırdı.</p>

<p></p>

<p><img height="166" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/tuncer-hatunoglu-4.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Tuncer Hatunoğlu</strong></p>

<p><strong>BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Doğru adımlarla güçleneceğiz</strong></p>

<p>İçinde bulunduğumuz dönem riskler kadar fırsatlar da barındırıyor. Bursa iş dünyası ve Türk sanayicisi ise tarih boyunca zorlu koşullarda ayakta kalmayı başarmış, dirençli ve esnek bir yapıya sahip olmuştur. Bugün de aynı dayanıklılığa sahibiz. Ancak bu süreçte iş dünyasının beklentileri de vardır. Özellikle finansa erişim, öngörülebilirlik ve rekabet gücünü destekleyecek regülasyonlar konusunda daha güçlü bir zemine ihtiyaç duyulduğunu düşünüyoruz. Bölgemizde belirsizlikler yaşanırken, Türkiye’nin doğru politikalar ve doğru dönüşüm adımlarıyla çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceğine inanıyoruz.</p>

<p>Önümüzdeki dönemde jeopolitik ve ekonomik dalgalanmaların devam edeceği gerçeğini kabul ederek hareket etmek zorundayız. Özellikle enerji konusunda dışa bağımlı bir ülke olmamız nedeniyle maliyet baskılarını tamamen kontrol edebilmemiz kolay görünmüyor. Bu nedenle çözüm alanlarımızı; verimlilik, dijital dönüşüm, yeni pazarlar, katma değerli üretim ve rekabet gücünü artıracak yapısal dönüşümler olarak görüyoruz. İş dünyası olarak bizler; verimliliğimizi artırmaya, yeni pazarlara ulaşmaya, dönüşüm süreçlerine uyum sağlamaya çalışırken; karar vericilerden de özellikle finansmana erişim, yatırım ortamı ve rekabet gücünü destekleyecek düzenlemeler konusunda destek bekliyoruz. BUSİAD olarak ekonomiyi yalnızca takip eden değil; iş dünyasına yön gösteren, veri üreten, analiz yapan ve ortak akla katkı sağlayan bir yapı olmaya devam edeceğiz.</p>

<p><img height="308" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/rasim-cagan-5.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Rasim Çağan</strong></p>

<p><strong>BOSİAD Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Stratejik konumumuz sektörü korudu</strong></p>

<p>2026 yılının ilk yarısı, şirketler açısından bir önceki yıl yaşanan sorunların daha da derinleştiği zorlu bir dönem oldu. Şirketlerin maliyetleri enflasyon etkisiyle yüzde 17,76 artarken, sepet kurdaki artışın yalnızca yaklaşık yüzde 7 seviyesinde kalması, ihracat pazarlarındaki rekabet gücümüzü zayıflatmaya devam etti.</p>

<p>Finansmana erişimde yaşanan güçlükler, maliyet enflasyonunun yarattığı baskı, kur artışlarının yetersiz kalması ve küresel tüketici talebinin hâlâ pandemi öncesi seviyelere ulaşamaması, şirketlerin faaliyetlerini her zamankinden daha zor koşullar altında sürdürmesine neden oldu.</p>

<p>Bu olumsuz tabloyu en yoğun hisseden sektörlerin başında ise tekstil sektörü geldi. Son üç yıldır devam eden yapısal sorunlarla 2026 yılına giren sektör, yılın ilk yarısında İran-ABD geriliminin küresel ticaret ve enerji maliyetlerine yansıması ile Avrupa pazarındaki talep daralmasının etkilerini de ilave olarak yaşadı.</p>

<p>Buna rağmen Türkiye, sahip olduğu stratejik konum sayesinde rakip ülkelere kıyasla daha sınırlı bir daralma yaşadı. Avrupa’da talep yaklaşık yüzde 12, Amerika’da ise yüzde 9 seviyelerinde gerilerken, Türkiye’deki daralma yılın ilk altı ayında yaklaşık yüzde 2 seviyesinde kaldı.</p>

<p>Bunun en önemli nedeni, Türkiye’nin Avrupa’ya yakınlığı ve hızlı tedarik kabiliyetidir. Üretim maliyetleri açısından Türkiye rakiplerine göre daha pahalı bir konuma gelmiş olsa da, Avrupa’nın uzak coğrafyalardaki tedarikçilerinde yaşanan enerji, lojistik ve teslimat sorunları, Türkiye’nin stratejik avantajını yeniden öne çıkardı. Bu süreçte Avrupalı alıcılar, tedarik zincirlerini daha güvenli ve esnek hale getirmek amacıyla <strong>nearshoring</strong> yaklaşımını yeniden gündemlerine almaya başladı.</p>

<p>Ekonomik krizler aynı zamanda şirketleri daha verimli çalışmaya zorlayan önemli bir dönüşüm süreci de yaratır. İşletmeler sürdürülebilirliklerini koruyabilmek için tüm iş süreçlerini yeniden değerlendirmek, yalınlaşmak, dijitalleşmek ve kaynaklarını daha etkin kullanmak zorundadır. Nitekim son üç yılda birçok şirket operasyonlarını sadeleştirmiş, verimlilik odaklı önemli adımlar atmıştır. Bununla birlikte, 2026 yılının ikinci yarısında da finansmana erişim zorluklarının ve fiyat odaklı küresel rekabetin devam edeceğini öngörüyorum.</p>

<p>2027 yılında ise özellikle Avrupa pazarında talebin kademeli olarak toparlanmasının sektöre olumlu katkı sağlayacağını düşünüyorum. Ancak son üç yılda asgari ücretin yüzde 351, enflasyonun yüzde 216 ve faizin yüzde 241 artmasına karşın döviz kurlarının yalnızca yüzde 144 yükselmesi, Türkiye’nin üretim maliyetlerini rakip ülkelere kıyasla yaklaşık yüzde 60 daha pahalı hale getirmiştir. Bu durumun kısa vadeli değil, yapısal bir sorun olarak değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.</p>

<p>Her ne kadar ekonomik zorluklar şirketleri daha verimli çalışmaya, dijitalleşmeye ve iş süreçlerini gözden geçirmeye yönelterek bir yenilenme fırsatı yaratsa da kabul etmeliyiz ki yüksek katma değeri olmayan ürünleri üretmek artık Türk iş dünyasının iş modelinde olmamalı.</p>

<p><img height="167" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/seref-demir-1-i-m-s-i-a-d.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Şeref Demir </strong></p>

<p><strong>İMSİAD Başkanı</strong></p>

<p><strong>Arsa maliyetleri konut fiyatlarını etkiliyor</strong></p>

<p>2026 yılının ilk yarısı, Bursa iş dünyası açısından temkinli ancak dirençli bir dönem olarak değerlendirilebilir. Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikası ve yüksek finansman maliyetleri, üretim ve yatırım kararlarını önemli ölçüde etkiledi. Buna rağmen Bursa, güçlü sanayi altyapısı, ihracat kabiliyeti ve girişimcilik kültürü sayesinde üretimden kopmadan faaliyetlerini sürdürmeyi başardı.</p>

<p>İnşaat sektörü özelinde ise üyelerimiz, artan maliyetler ve finansmana erişimde yaşanan güçlükler nedeniyle yeni proje geliştirme konusunda daha seçici davranırken, devam eden projelerini tamamlamaya ve güvenli yapı üretimini sürdürmeye odaklandı. Özellikle ilk el konut satışlarının ikinci el satışların gerisinde kalması, yeni konut üretiminin istenilen seviyeye ulaşamadığını göstermektedir.</p>

<p>Buna karşın Bursa'nın deprem gerçeği, kentsel dönüşüm ihtiyacı ve konut talebinin devam etmesi, sektörümüz açısından orta ve uzun vadede güçlü bir potansiyelin varlığını koruduğunu ortaya koymaktadır.</p>

<p>Üyelerimizden aldığımız geri bildirimlerde en önemli sorunların başında finansmana erişim gelmektedir. Yüksek kredi maliyetleri ve finansman imkanlarının sınırlı olması, özellikle yatırım ve yeni proje kararlarını önemli ölçüde yavaşlatmıştır.</p>

<p>Bunun yanında inşaat sektöründe arsa maliyetlerinin ulaştığı seviyeler, yapı maliyetleri üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Bugün birçok projede arsa maliyeti toplam yatırımın yarısına yaklaşmakta, hatta bazı bölgelerde bunun da üzerine çıkmaktadır. Bu durum, uygun fiyatlı konut üretimini zorlaştırmaktadır.</p>

<p>İç talepteki yavaşlama, yüksek faiz ortamı nedeniyle konuta erişimin güçleşmesi ve nitelikli iş gücü teminindeki sıkıntılar da sektörümüzün gündemindeki önemli başlıklardır. Döviz kurunun belirli bir seviyede seyretmesine rağmen maliyetlerdeki artışın devam etmesi ise üretim planlamasını zorlaştırmaktadır.</p>

<p>Ancak sektörümüz bütün bu zorluklara rağmen üretim kapasitesini korumaya, istihdamını sürdürmeye ve ülke ekonomisine katkı vermeye devam etmektedir.</p>

<p>Yılın ikinci yarısında enflasyondaki düşüş eğiliminin güçlenmesiyle birlikte finansman koşullarında kademeli bir iyileşme bekliyoruz. Bunun kredi maliyetlerine yansıması halinde hem sanayi hem de inşaat sektöründe yatırım iştahının yeniden artacağına inanıyoruz.</p>

<p>İnşaat sektörü açısından öncelikli beklentimiz, üretimi destekleyecek finansman modellerinin geliştirilmesi, arsa arzını artıracak planlama politikalarının hayata geçirilmesi ve kentsel dönüşüm süreçlerinin hızlandırılmasıdır. Özellikle deprem riski taşıyan şehirlerde dönüşümün yalnızca bir inşaat faaliyeti değil, aynı zamanda bir kamu güvenliği meselesi olarak ele alınması gerektiğini düşünüyoruz.</p>

<p>Bursa'nın güçlü üretim altyapısı, ihracat potansiyeli ve girişimcilik kültürü sayesinde yeniden yüksek büyüme ivmesi yakalayabilecek kapasiteye sahip olduğuna inanıyoruz. Bunun için kamu ile özel sektör arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi, öngörülebilir ekonomik politikaların sürdürülmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve reel sektörün finansmana erişiminin kolaylaştırılması büyük önem taşımaktadır.</p>

<p>Biz İMSİAD olarak, güvenli yapılaşma, sürdürülebilir şehirleşme ve ekonomik kalkınma hedefleri doğrultusunda üretmeye, istihdam oluşturmaya ve Bursa'nın geleceğine katkı sunmaya devam edeceğiz.</p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/erol-gulmez-nosab.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Erol Gülmez </strong></p>

<p><strong>NOSAB Başkanı</strong></p>

<p><strong>Maliyetler dijitalleşmeyle dengeleniyor</strong></p>

<p>Organize sanayi bölgeleri açısından ilk altı ay, küresel belirsizliklere rağmen üretim disiplininin korunduğu bir dönem oldu. NOSAB'da faaliyet gösteren firmalarımız, ihracat pazarlarında yaşanan dalgalanmalara rağmen üretimlerini sürdürerek istihdamlarını büyük ölçüde muhafaza etti. Yeni yatırım kararlarında ise daha seçici davranıldı. Sanayicimiz, maliyet baskısını verimlilik artırıcı uygulamalar ve dijital üretim teknolojileriyle dengelemeye çalıştı.</p>

<p>Sanayicilerimiz açısından finansman maliyetleri en önemli gündem maddesi oldu. Enerji fiyatları, işçilik giderleri ve üretim girdilerindeki artış da işletmelerin kârlılığını önemli ölçüde etkiledi. Özellikle ihracat yapan firmalar, kur-enflasyon dengesinin rekabet gücünü destekleyecek şekilde oluşmasının önemine dikkat çekiyor. Bunun yanında yeşil dönüşüm sürecinin gerektirdiği yatırımlar için daha güçlü finansman modellerine ihtiyaç duyuluyor.</p>

<p>İkinci yarıda üretim ve ihracat tarafında daha olumlu bir görünüm bekliyoruz. Organize sanayi bölgelerinde enerji verimliliği, yenilenebilir enerji yatırımları ve dijital üretim altyapısını destekleyen teşviklerin artırılması büyük önem taşıyor. Bursa'nın sanayi gücü, doğru destek mekanizmalarıyla yeniden yüksek büyüme performansı yakalayabilecek kapasiteye sahiptir.</p>

<p><img height="373" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/yalcin-toy-2-kayapa-osb.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Yalçın Toy</strong></p>

<p><strong>KAYAPA OSB Başkanı</strong></p>

<p><strong>Yatırımların desteklenmesi gerekiyor</strong></p>

<p>Kayapa Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren sanayicilerimiz açısından ilk altı ay üretim disiplininin korunduğu ancak yatırım kararlarında temkinli davranılan bir dönem oldu. Küresel pazarlardaki talep yavaşlaması ihracatçı firmaları etkilerken, üyelerimiz verimlilik artırıcı yatırımlarla rekabet güçlerini korumaya çalıştı. Özellikle otomotiv yan sanayi, makine ve metal sektörlerinde üretim devam etti ancak yeni kapasite yatırımları daha kontrollü ilerledi.</p>

<p>En önemli sorun yüksek finansman maliyetleri oldu. Bunun yanında enerji fiyatları, işçilik giderleri ve sanayi üretiminde kullanılan girdilerin maliyetlerindeki artış işletmelerimizin kârlılığını önemli ölçüde etkiledi. Döviz kurundaki gelişmeler de ihracatçı firmalar açısından rekabet baskısını artırdı. Ayrıca sanayimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli ara eleman ihtiyacı her geçen gün daha fazla hissediliyor.</p>

<p>Sanayinin yeniden güçlü büyüme ivmesi yakalayabilmesi için yatırım ortamının desteklenmesi gerekiyor. Organize sanayi bölgelerinde enerji verimliliği, dijital dönüşüm ve yeşil üretim yatırımlarına yönelik teşviklerin artırılması büyük önem taşıyor. Aynı zamanda lojistik altyapının güçlendirilmesi ve yatırım süreçlerini hızlandıracak düzenlemeler Bursa sanayisinin rekabet gücünü daha da artıracaktır.</p>

<p></p>

<p><img height="301" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/alparslan-senocak-10.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Alparslan Şenocak</strong></p>

<p><strong>MÜSİAD Bursa Şube Başkanı</strong></p>

<p><strong>Yatırım kararlarında seçici davranılıyor</strong></p>

<p>2026 yılının ilk yarısını, ekonomik dengelenmenin devam ettiği ve firmalarımızın mevcut yapılarını güçlendirmeye odaklandığı bir dönem olarak değerlendiriyoruz. Küresel ticaretteki belirsizlikler, finansman şartları ve iç pazardaki yavaşlamaya rağmen Bursa, güçlü üretim kabiliyeti ve ihracatçı kimliğiyle dirençli bir performans ortaya koydu. Üyelerimizden aldığımız geri bildirimlere göre ihracat ağırlıklı çalışan, pazarlarını çeşitlendiren ve yüksek katma değerli üretime yönelen firmalarımız daha olumlu bir seyir izledi. İç pazara çalışan işletmelerimiz ise talepteki yavaşlama, uzayan tahsilat süreleri ve artan işletme sermayesi ihtiyacı nedeniyle daha temkinli hareket etti. Yatırımlar tamamen durmuş değil ancak firmalarımız yeni kapasite yatırımlarından ziyade verimlilik, enerji tasarrufu, otomasyon, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm alanlarına yöneliyor. Bursa iş dünyasının büyüme isteğini koruduğunu ancak yatırım kararlarında daha seçici davrandığını söyleyebiliriz.</p>

<p>İlk altı ayda iş dünyamızın en fazla zorlandığı konuların başında yüksek maliyetler ve finansmana erişim geldi. Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan politikaların önemini görüyoruz ancak özellikle KOBİ’lerimizin uygun vadeli ve maliyetli krediye erişimi oldukça zorlaştı. Firmalarımız üretimi sürdürmek, istihdamı korumak ve mevcut siparişlerini finanse edebilmek için geçmişe göre daha yüksek işletme sermayesine ihtiyaç duyuyor. Kredi maliyetleri, kısa vadeler ve uzayan tahsilat süreleri, yatırımların yanında günlük üretim faaliyetlerini de etkiliyor. Enerji, işçilik, ham madde, lojistik ve finansman giderlerindeki artışlar rekabet gücümüzü sınırlandırıyor. Maliyetlerdeki yükselişin döviz kuruyla aynı ölçüde dengelenmemesi, ihracatçılarımızın uluslararası pazarlarda fiyat oluşturmasını zorlaştırıyor. Bu durum özellikle emek yoğun sektörlerde daha belirgin hissediliyor. Sanayicimiz finansman, maliyet, kur, iç talep ve nitelikli iş gücü sorunlarının iç içe geçtiği zorlu bir süreçten geçiyor. Üretimin sürdürülebilirliği için ihracat, yatırım ve istihdam sağlayan işletmelere yönelik uzun vadeli ve devlet destekli finansman mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Yılın ikinci yarısına ihtiyatlı bir iyimserlikle bakıyoruz. Enflasyondaki düşüş eğiliminin sürmesi, finansman şartlarının iyileşmesi ve küresel belirsizliklerin azalması hâlinde üretim, yatırım ve iç talepte kademeli bir toparlanma görebiliriz. Kalıcı ve sağlıklı bir büyüme için üretim odaklı politikaların güçlendirilmesi gerekiyor. Yatırım, ihracat ve istihdam oluşturan firmalarımıza uygun maliyetli, uzun vadeli ve öngörülebilir finansman sağlanması büyük önem taşıyor. Bu noktada Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programı ile işletme sermayesine yönelik destekleri kapsayan toplam 1 trilyon liralık finansman imkânını iş dünyamız adına son derece kıymetli buluyoruz. Sanayicilerimizin yatırım ve işletme sermayesi ihtiyaçlarına cevap verecek bu önemli müjde dolayısıyla Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyoruz. Programın hızlı ve etkin şekilde uygulanmasının üretimin, yatırımın ve istihdamın sürdürülebilirliğine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Bununla birlikte iş dünyasının önünü görebilmesi için vergi sisteminin sade ve öngörülebilir bir yapıya kavuşturulması, yatırım teşviklerinin sektörlerin ihtiyaçlarına göre güncellenmesi ve lojistik maliyetlerin azaltılması önem taşıyor. Kur ile enflasyon arasındaki dengenin sağlanması da sanayicimizin maliyet hesabı yapabilmesi ve uluslararası pazarlarda rekabetçi fiyat sunabilmesi açısından kritik önemdedir. Ayrıca Bursa sanayisinin güçlü bir büyüme ivmesi yakalayabilmesi için dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları da desteklenmeli, ihracat pazarlarımız çeşitlendirilmelidir. Avrupa’daki mevcut gücümüzü korurken Afrika, Körfez ülkeleri, Orta Asya ve Amerika kıtasındaki fırsatlara daha fazla odaklanmalıyız. UR-GE projeleri, ticaret heyetleri, fuarlar ve ikili iş görüşmeleriyle firmalarımızın yeni pazarlara ulaşmasını sağlamalıyız. Bursa; sanayi birikimi, girişimci insan kaynağı, üniversiteleri ve güçlü kurumlarıyla bu süreci yönetecek kapasiteye sahiptir. Kamu, özel sektör, üniversiteler ve sivil toplum arasındaki güçlü iş birliğiyle şehrimizin yüksek katma değerli ve sürdürülebilir bir büyüme dönemine gireceğine inanıyoruz.</p>

<p>Bugün temel hedefimiz, Bursa’nın üretim kabiliyetini gelecek yıllara taşıyacak güçlü bir dönüşümü gerçekleştirmektir. Bunun yolu yüksek katma değerli üretimden, nitelikli insan kaynağından, güçlü finansman yapısından ve yeni pazarlardan geçiyor. Bursa iş dünyası geçmişte olduğu gibi bugün de üretimden, yatırımdan ve istihdamdan vazgeçmeden yoluna devam edecektir. Girişimci ruhumuz, azmimiz ve dayanışma anlayışımızla şehrimizin ve ülkemizin kalkınmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Onur Kutlualp</strong></p>

<p><strong>DOSABSİAD Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Yeni yatırımlara karşı seçicilik</strong></p>

<p>2026 yılının ilk yarısı, Bursa iş dünyası açısından fırsatların ve zorlukların bir arada yaşandığı bir dönem oldu. Türkiye genelinde sanayi üretiminin nisan ayında yıllık yüzde 6 artması ve Bursa’nın yılın ilk altı ayında 9,1 milyar doları aşan ihracata ulaşması, üretim ve ihracat cephesinde olumlu göstergeler olarak öne çıktı. Bununla birlikte sektörler ve firmalar arasında farklılaşan bir tabloyla karşı karşıyayız. Üyelerimizin önemli bölümü üretimini ve istihdamını korumayı başarırken, artan maliyetler nedeniyle kârlılık ve işletme sermayesi yönetimi daha fazla önem kazandı. Yeni yatırımlarda ise daha seçici ve temkinli bir yaklaşım öne çıktı.</p>

<p>Üyelerimizden aldığımız geri bildirimlerde finansmana erişim ve yüksek finansman maliyetleri ilk sırada yer alıyor. TCMB’nin de işaret ettiği sıkı finansal koşullar, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek olan sanayi kuruluşlarının hareket alanını sınırlıyor. Enerji, ham madde, işçilik ve lojistik giderlerindeki yükseliş; firmaların fiyatlama, nakit akışı ve rekabetçilik dengelerini zorlaştırıyor. Döviz kurunun maliyet artışlarını yeterince karşılamaması ihracatçı firmalarımızın rekabet gücünü etkilerken, nitelikli iş gücüne erişim de sanayimizin yapısal sorunlarından biri olmayı sürdürüyor. İç talepteki temkinli seyir ise satış performansının sektörler arasında farklılaşmasına neden oluyor.</p>

<p>Yılın ikinci yarısına ihtiyatlı bir iyimserlikle yaklaşıyoruz. Bursa sanayisinin yeniden güçlü ve sürdürülebilir bir büyüme ivmesi yakalayabilmesi için üretimi, ihracatı ve istihdamı destekleyen politikaların güçlendirilmesi gerekiyor. Özellikle üretici firmalara uygun koşullu ve uzun vadeli finansman imkânları sunulması, ihracat desteklerinin artırılması ve ekonomik öngörülebilirliğin güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Bunun yanında dijital dönüşüm, enerji verimliliği, yeşil üretim ve katma değerli ihracata yönelik yatırımların teşvik edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Mesleki eğitimin sanayinin ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilmesi de nitelikli iş gücü sorununun çözümüne katkı sağlayacaktır.</p>

<p>Bursa; güçlü sanayi altyapısı, ihracat tecrübesi ve girişimci iş dünyasıyla Türkiye ekonomisinin en önemli üretim merkezlerinden biridir. DOSABSİAD olarak üyelerimizin rekabet gücünü geliştiren eğitim, iş birliği ve bilgilendirme çalışmalarımıza devam edeceğiz. Kamu, özel sektör, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları arasındaki güçlü iş birliğinin, karşı karşıya olduğumuz zorlukları aşmamızda ve Bursa sanayisinin geleceğe hazırlanmasında belirleyici olacağına inanıyoruz.</p>

<p></p>

<p><img height="278" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/murat-evke-8.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Murat Evke</strong></p>

<p><strong>RUMELİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı </strong></p>

<p><strong>Yüksek faiz sermaye yönetimini etkiledi</strong></p>

<p>2026 yılının ilk altı ayı, Bursa iş dünyası açısından temkinli yönetilmesi gereken, belirsizliklerin yoğun hissedildiği bir dönem oldu. Bursa, Türkiye'nin üretim ve ihracat üssü olma özelliğini korumaya devam etse de özellikle sanayi kuruluşlarımız artan maliyet baskıları ve finansman koşullarının etkisiyle daha kontrollü hareket etmek zorunda kaldı. RUMELİSİAD üyelerimizin önemli bir bölümü üretimlerini korumayı başardı ancak kapasite kullanım oranlarında sektörlere göre farklılaşmalar yaşandı. Özellikle otomotiv yan sanayi, makine, tekstil ve metal sektörlerinde ihracat pazarlarını koruma çabası öne çıkarken, iç pazardaki talep daralması satış performansını olumsuz etkiledi. İhracat yapan firmalarımız uluslararası pazarlardaki rekabet güçlerini muhafaza etmeye çalışırken, kur politikaları ve yükselen üretim maliyetleri fiyat tutturmayı zorlaştırdı. Yatırım tarafında ise tamamen durma söz konusu değil; ancak yeni yatırımların büyük bölümünün ertelendiğini, firmaların daha çok verimlilik artırıcı, dijital dönüşüm ve otomasyon odaklı yatırımlara yöneldiğini gözlemliyoruz. Bugün iş dünyasının temel refleksi büyümekten önce mevcut kapasitesini ve istihdamını korumak üzerine şekilleniyor.</p>

<p>Üyelerimizden aldığımız geri bildirimlerde beş temel konu öne çıkıyor. Bunların ilki finansmana erişimdir. Yüksek faiz oranları ve krediye ulaşmadaki güçlükler özellikle KOBİ ölçeğindeki firmalarımızın işletme sermayesini yönetmesini zorlaştırıyor. Üretim yapmak isteyen işletmelerin uygun maliyetli finansmana erişebilmesi artık stratejik bir ihtiyaç haline gelmiştir. İkinci önemli konu üretim maliyetleridir. Enerji, işçilik, hammadde ve lojistik giderlerinde yaşanan artışlar firmaların kârlılıklarını ciddi ölçüde baskılıyor. Birçok işletme artan maliyetleri satış fiyatlarına aynı oranda yansıtamadığı için marjlar daralmaktadır. Üçüncü başlık nitelikli iş gücü eksikliğidir. Bursa gibi güçlü sanayi şehirlerinde artık mesele iş bulmak değil, nitelikli çalışan bulabilmektir. Mesleki eğitimin sanayinin ihtiyaçlarıyla daha güçlü entegre edilmesi gerektiğini uzun süredir dile getiriyoruz. Dördüncü konu döviz kurudur. İhracatçı firmalar açısından kurun öngörülebilir ve enflasyonla uyumlu bir denge içerisinde seyretmesi rekabet gücü açısından büyük önem taşıyor. Maliyetlerin yüksek enflasyonla arttığı ancak kurun aynı ölçüde desteklemediği dönemlerde ihracatçıların rekabet avantajı zayıflıyor. Son olarak iç talepte yaşanan yavaşlama özellikle iç piyasaya çalışan sektörlerde belirgin şekilde hissediliyor. Tüketicinin alım gücündeki gerileme birçok sektörde siparişlerin yavaşlamasına neden oluyor.</p>

<p>Yılın ikinci yarısında küresel gelişmelerin yanı sıra ekonomi yönetiminin atacağı adımlar belirleyici olacaktır. Biz iş dünyası olarak kontrollü bir iyimserlik içerisindeyiz. Bursa üretim kültürü güçlü, girişimcilik refleksi yüksek ve ihracat deneyimi çok gelişmiş bir şehir. Doğru ekonomik iklim oluşturulduğunda çok kısa sürede yeniden güçlü büyüme performansı sergileyebilecek kapasiteye sahibiz. Bunun için öncelikle üretimi destekleyen finansman mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekiyor. İhracatçıların rekabet gücünü artıracak kur politikaları, yatırım iştahını destekleyecek öngörülebilir ekonomik ortam ve sanayicinin üzerindeki maliyet baskısını azaltacak yapısal düzenlemeler büyük önem taşıyor. Bunun yanında dijital dönüşüm, yapay zekâ uygulamaları, yeşil dönüşüm ve yüksek katma değerli üretim artık tercih değil zorunluluktur. Bursa'nın geleneksel üretim gücünü yeni nesil teknolojilerle buluşturması önümüzdeki dönemin en kritik konusu olacaktır. Üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi, mesleki eğitim reformlarının hızlandırılması ve ihracatta yeni pazarlara yönelik devlet desteklerinin artırılması da sürdürülebilir büyüme açısından önemli katkılar sağlayacaktır.</p>

<p>Türkiye ekonomisinin en büyük gücü üretim yapan, istihdam sağlayan ve ihracat gerçekleştiren reel sektördür. İş dünyamız bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemizin kalkınması için üretmeye, yatırım yapmaya ve istihdam oluşturmaya devam edecektir. Ancak unutulmamalıdır ki güçlü ekonomi ancak güçlü üretim ekosistemiyle mümkündür. Kamu, özel sektör, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının ortak akıl anlayışıyla hareket etmesi büyük önem taşımaktadır. RUMELİSİAD olarak bizler sadece üyelerimizin değil, Bursa'nın ve ülkemizin ekonomik gelişimine katkı sunmayı temel görev kabul ediyoruz. Girişimciliği destekleyen, gençleri üretime kazandıran, kadınların ekonomide daha fazla yer aldığı, teknolojiyi merkeze alan ve uluslararası rekabet gücünü artıran her çalışmanın yanında olmaya devam edeceğiz. Biz inanıyoruz ki Bursa, sahip olduğu sanayi altyapısı, yetişmiş insan kaynağı ve üretim kültürüyle Türkiye'nin büyüme hikâyesinin lokomotif şehirlerinden biri olmayı sürdürecektir.</p>

<p><img height="265" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/iskender-iskenderoglu-7.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>İskender İskenderoğlu</strong></p>

<p><strong>BALKANTÜRKSİAD Başkanı</strong></p>

<p><strong>Esnek üretim yapısı, başarılı yönetim </strong></p>

<p>İlk altı ay, küresel ekonomideki yavaşlamanın etkilerinin hissedildiği ancak Bursa iş dünyasının esnek üretim yapısıyla bu süreci başarıyla yönettiği bir dönem oldu. Üyelerimiz özellikle Balkan ülkeleriyle ticari ilişkilerini güçlendirerek yeni ihracat fırsatları oluşturmaya çalıştı. Avrupa pazarındaki durağanlığa rağmen yakın coğrafyalara yönelen firmalarımız pazar çeşitliliğini artırarak risklerini azaltmayı başardı. Üretimde süreklilik korunurken yatırımlarda daha temkinli bir yaklaşım benimsendi.</p>

<p>Yüksek finansman maliyetleri üyelerimizin ortak gündeminin ilk sırasında yer aldı. Bunun yanında üretim maliyetlerindeki artış ve kur seviyesinin ihracatçının rekabet gücünü destekleyecek düzeyde olmaması da önemli başlıklardı. Avrupa ekonomisindeki yavaşlama siparişlerde dönemsel daralmalara neden olurken, firmalarımız alternatif pazarlara yönelerek bu etkiyi azaltmaya çalıştı. Nitelikli iş gücü ihtiyacı ise çözüm bekleyen yapısal sorunlardan biri olmaya devam ediyor.</p>

<p>İkinci yarıda özellikle Balkan coğrafyasıyla ekonomik ilişkilerin daha da gelişeceğine inanıyoruz. Türkiye'nin üretim kabiliyeti ve Bursa'nın sanayi gücü yeni ihracat fırsatları oluşturacaktır. Bunun için ihracat finansmanının güçlendirilmesi, lojistik altyapısının geliştirilmesi, dış ticaret süreçlerinin kolaylaştırılması ve uluslararası iş birliklerini artıracak destek programlarının yaygınlaştırılması gerekiyor.</p>

<p></p>

<p><img height="300" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/erdinc-acar-1-arsiyad.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Erdinç Acar</strong></p>

<p><strong>ARSİYAD Başkanı</strong></p>

<p><strong>Sanayiciler maliyet yönetimine odaklı</strong></p>

<p>2026 yılının ilk yarısı, iş dünyasının ekonomik dengelenme sürecine uyum sağlamaya çalıştığı bir dönem olarak geçti. Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikası, iç talepte belirgin bir yavaşlamaya neden olurken, sanayicilerimiz üretimlerini koruyabilmek için verimlilik ve maliyet yönetimine odaklandı. ARSİYAD üyeleri, özellikle Ar-Ge, dijital dönüşüm ve katma değerli üretim yatırımlarından vazgeçmeyerek kısa vadeli dalgalanmalara rağmen uzun vadeli rekabet gücünü korumayı hedefledi. Bursa'nın güçlü sanayi altyapısı sayesinde üretim ve ihracatta önemli bir direnç sergilendi ancak yatırım kararlarında daha seçici bir yaklaşım benimsendi.</p>

<p>En çok dile getirilen konu hiç kuşkusuz finansmana erişim oldu. Yüksek faiz ortamı özellikle yatırım kredilerinin kullanımını zorlaştırırken, işletme sermayesinin yönetimi de KOBİ'ler açısından önemli bir sorun haline geldi. Bunun yanında enerji, işçilik ve hammadde maliyetlerindeki artış firmaların kârlılığını baskıladı. Döviz kurunun maliyet artışlarının gerisinde kalması ihracatçıların rekabet gücünü sınırlandırdı. Üyelerimiz ayrıca nitelikli insan kaynağına ulaşma konusunda da ciddi zorluklar yaşandığını ifade ediyor.</p>

<p>Yılın ikinci yarısında ekonomik istikrarın daha da güçlenmesini ve finansal koşulların kademeli olarak iyileşmesini bekliyoruz. Bunun yatırım kararlarını olumlu etkileyeceğine inanıyoruz. Bursa sanayisinin yeniden güçlü bir ivme yakalayabilmesi için yüksek katma değerli üretimi destekleyen teşviklerin artırılması, Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarının daha güçlü desteklenmesi, ihracatçının finansmana daha kolay ulaşabilmesi ve yeşil dönüşüm sürecine yönelik yeni mekanizmaların devreye alınması büyük önem taşıyor.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="167" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/mehmet-bayezit-beksiad.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Mehmet Bayezit </strong></p>

<p><strong>BEKSİAD Başkanı</strong></p>

<p><strong>Yeni pazarlara ulaşmaya odaklandık</strong></p>

<p>2026 yılının ilk yarısı, Bursa iş dünyası ve özellikle bebe-çocuk konfeksiyonu sektörü açısından kolay geçmedi. Vişne Ticaret Bölgesi'nde faaliyet gösteren üyelerimiz, bir yandan küresel ekonomik dalgalanmaların, diğer yandan artan üretim maliyetlerinin etkisini yoğun şekilde hissetti. Avrupa pazarındaki talep daralması ihracat siparişlerini olumsuz etkilerken, firmalarımız üretim kabiliyetlerini koruyarak yeni pazarlara yönelmeye çalıştı.</p>

<p>BEKSİAD olarak bu süreçte üyelerimizin yalnızca mevcut pazarlarını korumasına değil, yeni pazarlara ulaşmasına da odaklandık. Düzenlediğimiz yurt dışı ticaret heyetleri, ikili iş görüşmeleri ve uluslararası fuar organizasyonlarıyla firmalarımızın ihracat ağını genişletmeye yönelik önemli çalışmalar gerçekleştirdik. Kısa vadeli zorluklara rağmen üyelerimizin üretimden kopmaması ve ihracat odaklı çalışmalarını sürdürmesi, sektörümüz adına en önemli kazanımlardan biri olmuştur.</p>

<p>Üyelerimizden aldığımız geri bildirimlere göre en önemli sorunların başında üretim maliyetlerindeki hızlı artış geliyor. İşçilik, enerji, hammadde ve finansman maliyetleri her geçen gün yükselirken, döviz kurunun aynı oranda artmaması ihracatçı firmaların rekabet gücünü ciddi şekilde zayıflatıyor.</p>

<p>Bunun yanında finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar işletmelerimizin yatırım iştahını azaltıyor. İç piyasadaki talep daralması ve küresel pazarlarda fiyat odaklı rekabetin artması da sektörümüz üzerinde önemli bir baskı oluşturuyor. Özellikle Uzak Doğu üreticilerinin düşük maliyet avantajı karşısında, Türk üreticisinin kalite ve hızlı teslimat gücü tek başına yeterli olmuyor. Ayrıca nitelikli ara eleman bulmakta yaşanan zorluk da üretim süreçlerini olumsuz etkileyen önemli sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor.</p>

<p>Yılın ikinci yarısında küresel piyasalardaki belirsizliklerin azalmasıyla birlikte özellikle Avrupa ve yakın coğrafyadaki pazarlarda talebin yeniden canlanmasını bekliyoruz. Ancak sektör olarak yalnızca mevcut pazarlara bağlı kalmadan Afrika, Körfez ülkeleri ve Orta Asya gibi gelişmekte olan pazarlarda daha etkin olmamız gerektiğine inanıyoruz. BEKSİAD olarak bu doğrultuda yeni ticaret heyetleri ve uluslararası iş birlikleri oluşturmaya devam edeceğiz.</p>

<p>Bursa'nın üretim gücünü yeniden yukarı taşıyabilmesi için ihracatçının rekabetçiliğini artıracak finansman modellerinin geliştirilmesi, üretim maliyetlerini azaltacak desteklerin artırılması ve özellikle emek yoğun sektörler için ilave teşvik mekanizmalarının devreye alınması büyük önem taşıyor. Bunun yanında markalaşma, tasarım, dijital dönüşüm ve sürdürülebilir üretim yatırımlarına sağlanacak destekler, Türk bebe ve çocuk konfeksiyonu sektörünü uluslararası pazarda çok daha güçlü bir konuma taşıyacaktır.</p>

<p>Biz BEKSİAD olarak, Bursa'nın ve Vişne Ticaret Bölgesi'nin üretim gücüne güveniyoruz. Doğru politikalar ve güçlü iş birlikleriyle sektörümüzün yeniden büyüme ivmesi yakalayacağına inanıyoruz.</p>

<p><img height="309" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/zuhal-asli-saka-buikad.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Zuhal Aslı Saka </strong></p>

<p><strong>BUİKAD Başkanı</strong></p>

<p><strong>Yatırımların yeniden artacağına inanıyoruz</strong></p>

<p>2026'nın ilk yarısı kadın girişimciler açısından zorluklarla birlikte yeni fırsatların da ortaya çıktığı bir dönem oldu. İç talepteki yavaşlama birçok işletmeyi daha temkinli hareket etmeye yöneltirken, üyelerimiz dijitalleşme, e-ticaret ve uluslararası pazarlara açılma konusunda önemli adımlar attı. Kadın yöneticilerimizin kriz dönemlerinde sergilediği esnek yönetim anlayışı işletmelerimizin dayanıklılığını artırdı.</p>

<p>Kadın girişimciler için en önemli konu finansmana erişimin kolaylaştırılması. Özellikle yeni yatırım yapmak isteyen işletmeler yüksek kredi maliyetleri nedeniyle daha temkinli davranıyor. Bunun yanında nitelikli çalışan bulma, artan işletme maliyetleri ve iç pazardaki talep daralması üyelerimizin en sık dile getirdiği konular arasında yer alıyor. Kadın girişimcilerin uluslararası pazarlara erişimini kolaylaştıracak mekanizmalara da ihtiyaç duyuluyor.</p>

<p>Ekonomide öngörülebilirliğin güçlenmesiyle birlikte yatırım iştahının yeniden artacağına inanıyoruz. Kadın girişimciliğini destekleyen finansman modellerinin geliştirilmesi, ihracat yapan kadın işletmelerine yönelik teşviklerin artırılması ve teknoloji odaklı girişimlerin desteklenmesi hem Bursa ekonomisine hem de ülkemizin sürdürülebilir büyümesine önemli katkı sağlayacaktır.</p>

<p><img height="167" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-20-at-142054.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Mustafa Gümüş</strong></p>

<p><strong>BUMİAD Başkanı</strong></p>

<p><strong>Yüksek teknolojiyle geleceğe hazırlanıyoruz</strong></p>

<p>İmalat sanayisi ve mühendislik hizmetleri açısından ilk altı ay, üretim kapasitesini korumaya odaklanılan bir dönem oldu. İç pazardaki yavaşlamaya rağmen ihracat yapan firmalarımız yeni pazarlara yönelerek faaliyetlerini sürdürdü. Bursa, yüksek mühendislik kabiliyeti sayesinde küresel rekabette güçlü konumunu koruyor. Üyelerimiz özellikle otomasyon, dijital üretim ve yüksek teknolojili makine yatırımlarına devam ederek geleceğe hazırlanıyor.</p>

<p>Üreticiler açısından yüksek finansman maliyetleri yatırım kararlarını doğrudan etkileyen en önemli unsur oldu. Bunun yanında ithal girdilerdeki maliyet artışı, enerji fiyatları ve nitelikli teknik personel ihtiyacı sektörümüzün temel gündemini oluşturdu. İhracat yapan firmalarımız kur politikalarının rekabet gücünü destekleyecek şekilde şekillenmesini bekliyor.</p>

<p>İmalat sanayi ve mühendislik hizmetleri Türkiye'nin sanayileşme hedeflerinde stratejik bir konuma sahip. Bu nedenle yatırım kredilerinin daha erişilebilir hale gelmesi, yüksek teknolojili üretime yönelik teşviklerin artırılması ve Ar-Ge merkezlerinin desteklenmesi gerekiyor. Ayrıca yapay zekâ destekli üretim sistemleri ve Endüstri 4.0 uygulamalarına yapılacak yatırımlar Bursa'nın küresel rekabet gücünü daha da artıracaktır.</p>

<p><img height="212" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/osman-guler-14.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Osman Güler </strong></p>

<p><strong>KIRCAALİSİAD Başkanı</strong></p>

<p><strong>Nitelikli iş gücü önemli sorunlardan biri</strong></p>

<p>2026'nın ilk yarısında iş dünyası, küresel ekonomideki yavaşlama ve iç piyasadaki dengelenme sürecini aynı anda yönetmek zorunda kaldı. KIRCAALİSİAD üyeleri ağırlıklı olarak üretim, ticaret ve ihracat alanlarında faaliyet gösteriyor. Bu süreçte firmalarımız, mevcut pazarlarını korumanın yanı sıra özellikle Bulgaristan ile ticari ilişkilerini geliştirmeye odaklandı. Üretim tarafında büyük bir kırılma yaşanmadı ancak yatırım kararlarında doğal olarak daha temkinli davranıldı. İş dünyamızın en önemli başarısı, belirsizliklere rağmen üretim ve istihdamını koruma iradesini sürdürmesi oldu.</p>

<p>Üyelerimizden aldığımız geri bildirimlerde ilk sırayı finansmana erişim alıyor. Yüksek kredi maliyetleri özellikle KOBİ'lerin işletme sermayesi yönetimini zorlaştırdı. Bunun yanında enerji, işçilik ve lojistik maliyetlerindeki artış üretim maliyetlerini yükseltti. Döviz kurunun enflasyon karşısındaki seyri ihracat yapan firmalarımızın fiyat rekabetini olumsuz etkilerken, iç talepteki yavaşlama da ticaret hacmini sınırladı. Ayrıca nitelikli iş gücüne erişim konusu çözüm bekleyen yapısal sorunlardan biri olmaya devam ediyor.</p>

<p>Ekonomide öngörülebilirliğin artmasıyla birlikte yatırım ortamının güçleneceğine inanıyoruz. Özellikle KOBİ'lere yönelik uygun maliyetli finansman modellerinin geliştirilmesi, ihracat desteklerinin artırılması ve Bulgaristan ile ticari iş birliklerini kolaylaştıracak yeni adımların atılması Bursa iş dünyasına önemli katkılar sağlayacaktır. Üretim, ihracat ve girişimcilik odaklı politikaların kararlılıkla sürdürülmesi halinde ikinci yarıda daha olumlu bir tablo görebileceğimizi düşünüyoruz.</p>

<p><img height="247" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/tolga-papatya-11.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Tolga Papatya </strong></p>

<p><strong>GESİAD Başkanı</strong></p>

<p><strong>Teknoloji tabanlı gelişimler desteklenmeli</strong></p>

<p>Genç iş insanları açısından yılın ilk yarısı, ekonomik şartlara uyum sağlama ve değişimi fırsata dönüştürme dönemi oldu. Üyelerimiz özellikle teknoloji, yazılım, dijital hizmetler ve yenilikçi üretim modellerine yatırım yapmaya devam etti. Geleneksel sektörlerde faaliyet gösteren firmalarımız ise maliyet yönetimine ve verimlilik artışına odaklandı. Bursa'nın girişimcilik kültürü sayesinde genç iş insanlarımız ekonomik belirsizliklere rağmen yeni projeler üretmeyi sürdürdü.</p>

<p>Genç girişimciler açısından en önemli sorun finansmana erişim ve yatırım sermayesine ulaşabilmek oldu. Özellikle büyüme aşamasındaki işletmeler yüksek kredi maliyetlerinden olumsuz etkilendi. Bunun yanında nitelikli yazılım geliştiricisi ve teknik personel bulmakta yaşanan güçlükler de üyelerimizin sıkça dile getirdiği konular arasında yer aldı. İç pazardaki talep yavaşlaması ise özellikle yeni kurulan işletmeler üzerinde baskı oluşturdu.</p>

<p>Türkiye'nin sürdürülebilir büyümesi için teknoloji tabanlı girişimlerin daha fazla desteklenmesi gerekiyor. Girişim sermayesi fonlarının yaygınlaştırılması, genç girişimcilere yönelik yatırım desteklerinin artırılması ve üniversite-sanayi iş birliklerinin güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Bursa'nın teknoloji üretiminde öncü şehirlerden biri olabilecek potansiyele sahip olduğuna inanıyoruz.</p>

<p><img height="375" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-20-at-142300.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Ali Haydar Zeydanlı </strong></p>

<p><strong>NİLTİMDER Başkanı</strong></p>

<p><strong>Döviz kuru tedarik sektörünü zorluyor</strong></p>

<p>Tedarik sektörü açısından yılın ilk altı ayı oldukça zorlu geçti. Avrupa pazarındaki talep daralması ve küresel fiyat rekabeti sipariş hacimlerini etkilerken, üyelerimiz kaliteli üretim ve hızlı teslimat avantajlarını koruyarak mevcut müşterileriyle ilişkilerini güçlendirmeye çalıştı. Bursa'nın tedarik alanındaki güçlü üretim altyapısı sektörümüzün en önemli avantajı olmaya devam ediyor. Firmalarımız aynı zamanda sürdürülebilir üretim ve dijitalleşme yatırımlarını da sürdürdü.</p>

<p>Tedarik sektöründe döviz kurunun maliyet artışlarını karşılayacak seviyede olmaması, ihracatçı işletmelerimizin fiyatlama stratejilerini olumsuz etkiledi. İç pazardaki talep daralması da sektörün karşı karşıya olduğu önemli sorunlardan biri oldu. Bunun yanında, üretim zincirinin bel kemiğini oluşturan mikro ve orta ölçekli iç tedarik firmalarının uygun maliyetli finansmana erişimde yaşadığı sıkıntılar, üretim kapasitesi ve rekabet gücü üzerinde önemli bir baskı oluşturdu.</p>

<p>Yılın ikinci yarısında özellikle Avrupa pazarında beklenen toparlanmanın sektörümüze olumlu yansıyacağını düşünüyoruz. Katma değerli teknik tekstiller, tasarım odaklı üretim ve markalaşmaya yönelik yatırımların desteklenmesi sektörümüzün rekabet gücünü artıracaktır. Ayrıca yalnızca ihracatçı firmaların değil, üretim ekosisteminin ayrılmaz bir parçası olan mikro ve orta ölçekli iç tedarik firmalarının da düşük maliyetli kredi desteklerine kolay erişiminin sağlanması büyük önem taşıyor. Finansmana erişimin kolaylaştırılması ve yeşil dönüşüm yatırımlarının teşvik edilmesi, Bursa tedarik sektörünün sürdürülebilir büyümesi ve uluslararası rekabet gücünün korunması açısından kritik bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor.</p>

<p><img height="300" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/osman-akin-marsifed-ykb-7.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Osman Akın </strong></p>

<p><strong>MARSİFED Başkanı</strong></p>

<p><strong>Yatırım kararlarında ihtiyatlılık hâkim</strong></p>

<p>2026'nın ilk yarısı, Marmara Bölgesi'nin üretim ve ihracat odaklı ekonomisinin küresel gelişmelerden doğrudan etkilendiği bir dönem oldu. Federasyonumuza bağlı derneklerden aldığımız değerlendirmeler, firmaların üretim kabiliyetlerini korumayı başardığını ancak yatırım kararlarında daha ihtiyatlı davrandığını gösteriyor. İç talepteki yavaşlamaya rağmen ihracatın üretimi desteklemeye devam etmesi önemli bir kazanım oldu. Özellikle katma değerli üretime yönelen işletmelerin bu süreci daha başarılı yönettiğini gözlemliyoruz.</p>

<p>Üyelerimizin ortak gündeminde finansmana erişim ilk sırada yer aldı. Bunun yanı sıra yüksek üretim maliyetleri, enerji giderleri ve nitelikli iş gücü ihtiyacı da işletmelerin rekabet gücünü etkileyen başlıca unsurlar oldu. Avrupa ekonomisindeki yavaşlama bazı sektörlerde siparişleri sınırlandırırken, döviz kurunun maliyet artışlarını tam olarak telafi edememesi ihracatçı firmalar üzerinde ilave baskı oluşturdu. Buna rağmen firmalarımız yeni pazarlara yönelerek risklerini çeşitlendirmeye çalıştı.</p>

<p>İkinci yarıda ekonomik öngörülebilirliğin artmasıyla birlikte yatırım iştahının yeniden güçleneceğini düşünüyoruz. Bursa ve Marmara Bölgesi'nin üretim gücünü artırabilmesi için yüksek teknoloji yatırımlarının teşvik edilmesi, ihracat finansmanının güçlendirilmesi ve yeşil dönüşüm süreçlerine yönelik desteklerin artırılması gerekiyor. Ayrıca mesleki eğitim ile sanayinin ihtiyaç duyduğu insan kaynağının daha güçlü buluşturulması rekabet gücümüze önemli katkı sağlayacaktır.</p>

<p><img height="140" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/ahmet-er-batisiad.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Ahmet Er </strong></p>

<p><strong>BATISİAD Başkanı</strong></p>

<p><strong>KOBİ’lerin önündeki baskılar hafifletilmeli</strong></p>

<p>Küçük ve orta ölçekli işletmeler, Türkiye ekonomisinin üretim, istihdam ve ihracat açısından en önemli dinamiklerinden biri olmayı sürdürüyor. Yılın ilk yarısında yüksek finansman maliyetleri, krediye erişimde yaşanan sorunlar ve iç piyasadaki talep daralmasına rağmen üyelerimiz üretimlerini, yatırımlarını ve istihdamlarını korumak adına büyük bir özveriyle çalışmalarını sürdürdü. Özellikle teknolojik değişim, verimlilik artırıcı uygulamalar ve yeni pazarlara açılma çabaları, işletmelerimizin rekabet gücünü artıran önemli başlıklar arasında yer aldı.</p>

<p>Ancak artan girdi maliyetleri, yüksek faiz ortamı, krediye erişimde yaşanan güçlükler ve nitelikli iş gücü ihtiyacı, KOBİ'lerimizin en fazla dile getirdiği sorunlar olmaya devam ediyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin uygun koşullarda finansmana erişiminin kolaylaştırılması, üretim ve yatırım iştahının yeniden güçlenmesi açısından kritik önem taşıyor. Bunun yanında dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve ihracata yönelik destek mekanizmalarının artırılması da işletmelerimizin sürdürülebilir büyümesine önemli katkı sağlayacaktır.</p>

<p>Yılın ikinci yarısında enflasyonda ve finansal piyasalarda öngörülebilirliğin artmasıyla birlikte ekonomide daha dengeli bir görünüm oluşmasını bekliyoruz. Üretimi, yatırımı ve ihracatı önceleyen politikaların güçlendirilmesi, KOBİ'lerin üzerindeki maliyet baskısını hafifletecek adımların atılması ve finansman kanallarının yeniden etkin hale getirilmesi, iş dünyasına önemli bir ivme kazandıracaktır. Çünkü KOBİ'lerimizin güçlenmesi, yalnızca işletmelerimizin değil, aynı zamanda Bursa'nın ve Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesinin de temel şartıdır.</p>

<p><img height="348" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/ulfet-ozturk-tumkad.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Ülfet Öztürk </strong></p>

<p><strong>TÜMKAD Başkanı</strong></p>

<p><strong>Birikimimiz sanayiyi koruyor</strong></p>

<p>Teknoloji ve mühendislik odaklı sektörlerde faaliyet gösteren üyelerimiz açısından ilk altı ay, ekonomik koşulların yanında teknolojik dönüşümün de hız kazandığı bir dönem oldu. Kadın mühendisler ve teknik uzmanlar üretimin her alanında daha fazla sorumluluk üstlenirken, firmalar dijitalleşme ve otomasyon yatırımlarına devam etti. Bursa'nın mühendislik birikimi, sanayimizin rekabet gücünü artıran en önemli unsurlardan biri olmayı sürdürüyor.</p>

<p>Nitelikli mühendis ve teknik personel ihtiyacı giderek büyüyor. Bunun yanında Ar-Ge yatırımlarının finansmanı, teknoloji odaklı projelerin yüksek maliyetleri ve finansmana erişim üyelerimizin en sık dile getirdiği konular arasında yer alıyor. Özellikle kadın mühendislerin yönetim kademelerinde daha fazla yer almasını destekleyecek uygulamalara ihtiyaç duyulduğunu düşünüyoruz.</p>

<p>Türkiye'nin küresel rekabette öne çıkabilmesi için yüksek katma değerli üretimi destekleyen insan kaynağına yatırım yapması gerekiyor. STEM eğitiminin güçlendirilmesi, kadınların mühendislik ve teknoloji alanlarında daha fazla desteklenmesi, üniversite-sanayi iş birliklerinin yaygınlaştırılması ve Ar-Ge yatırımlarının teşvik edilmesi Bursa'nın teknoloji üreten kent kimliğini daha da güçlendirecektir.</p>

<p><img height="265" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/sevcan-ilici-8.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Sevcan İlici </strong></p>

<p><strong>YAPİDER Başkanı</strong></p>

<p><strong>Gayrimenkul yatırımı güvenli</strong></p>

<p>2026 yılının ilk yarısı, gayrimenkul sektörü açısından temkinli ancak dengelenmenin hissedilmeye başladığı bir dönem oldu. Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikası ve yüksek faiz oranları, özellikle konut satışlarında beklenen hareketliliğin oluşmasını geciktirdi. Buna rağmen Bursa, güçlü sanayi yapısı, sürekli göç alan yapısı ve gelişen yaşam alanlarıyla yatırımcıların ilgisini koruyan şehirlerden biri olmayı sürdürdü.</p>

<p>Üyelerimizden aldığımız geri bildirimler, yatırım amaçlı alımlarda bekleme eğiliminin öne çıktığını, buna karşın oturum amaçlı konut talebinin tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor. Özellikle nitelikli konut projeleri, ticari gayrimenkuller ve gelişim potansiyeli bulunan bölgelerde satışlar belirli bir seviyede devam etti. Gayrimenkul, uzun vadede güvenli yatırım aracı olma özelliğini koruyor.</p>

<p>Sektörümüzün en önemli gündemi finansmana erişim oldu. Konut kredisi faizlerinin yüksek seyretmesi hem alıcıların hem de yatırımcıların kararlarını ertelemesine neden oldu. Bunun yanında inşaat maliyetlerindeki artış, yeni konut fiyatlarını yukarı taşırken, alım gücündeki zayıflama satış hızını olumsuz etkiledi.</p>

<p>Emlak sektöründe faaliyet gösteren üyelerimiz ayrıca piyasanın daha öngörülebilir bir yapıya kavuşmasını bekliyor. Gayrimenkul alım satımında güven ortamının güçlenmesi, krediye erişimin kolaylaşması ve yatırımcı beklentilerinin netleşmesi sektörün yeniden ivme kazanması açısından büyük önem taşıyor. Bununla birlikte dijital pazarlama, kurumsal danışmanlık ve profesyonel hizmet anlayışına yatırım yapan firmaların bu süreçten daha güçlü çıktığını da görüyoruz.</p>

<p>Yılın ikinci yarısında en büyük beklentimiz, finansal koşulların kademeli olarak normalleşmesiyle birlikte gayrimenkul piyasasında ertelenen talebin yeniden devreye girmesidir. Faiz oranlarında yaşanabilecek iyileşmenin hem konut satışlarına hem de ticari gayrimenkul yatırımlarına olumlu yansıyacağını düşünüyoruz.</p>

<p>Bursa'nın planlı kentleşme anlayışıyla büyümesi, ulaşım yatırımlarıyla yeni gelişim bölgelerinin oluşturulması ve kentsel dönüşüm projelerinin hız kazanması gayrimenkul sektörünü de doğrudan destekleyecektir. Bunun yanında tapu ve satış süreçlerinde dijitalleşmenin yaygınlaştırılması, konut finansmanına yönelik yeni modeller geliştirilmesi ve yatırımcı güvenini artıracak istikrarlı ekonomik politikaların sürdürülmesi, sektörümüzün yeniden güçlü bir büyüme sürecine girmesine önemli katkı sağlayacaktır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-is-dunyasi-sanayinin-yonunu-belirliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1573-m1.jpg" type="image/jpeg" length="57226"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Referans Holding'e uluslararası ödül]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/referans-holdinge-uluslararasi-odul</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/referans-holdinge-uluslararasi-odul" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Referans Holding, Londra'da düzenlenen RoSPA Health & Safety Awards 2026'da Bronze Award kazanarak iş sağlığı ve güvenliği alanındaki sürdürülebilir yaklaşımını uluslararası platformda tescilledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Referans Holding</strong>, iş sağlığı ve güvenliği alanındaki başarılı uygulamalarıyla, dünyanın en saygın ödül programlarından biri olarak kabul edilen <strong>RoSPA (Royal Society for the Prevention of Accidents) Health &amp; Safety Awards 2026</strong> kapsamında <strong>Bronze Award</strong> almaya hak kazandı. Yaklaşık 2.000 başvurunun değerlendirildiği ve 60'a yakın ülkeden kurumun yer aldığı organizasyonda elde edilen bu başarı, Referans Holding'in güvenli çalışma kültürüne verdiği önemin uluslararası düzeyde takdir edildiğini ortaya koydu. Londra'da düzenlenen ödül töreninde ödül, <strong>Referans Holding Genel Müdürü Feray Uzunçayır</strong> ile <strong>Yönetim Kurulu Üyesi Begüm Bakioğlu</strong> tarafından teslim alındı. Törenin ardından gerçekleştirilen gala organizasyonunda şirket yöneticileri, dünyanın farklı ülkelerinden iş sağlığı ve güvenliği profesyonelleri, sektör temsilcileri ve iş dünyasının önde gelen isimleriyle bir araya gelerek iyi uygulamalar ve sektördeki güncel gelişmeler üzerine görüş alışverişinde bulundu. Dünyanın dört bir yanındaki prestijli şirketlere verilen ödüller kapsamında, 2026 yılında Türkiye'den ödül almaya hak kazanan kuruluşlar arasında <strong>Türkiye Garanti Bankası, Pegasus, <strong>Watsons Türkiye, Sanko Enerji</strong></strong>, <strong>Çayeli Bakır</strong>, <strong>Anadolu Efes</strong> gibi kuruluşlar da yer aldı. Bu seçkin kurumlarla birlikte RoSPA ödülleri arasında yer almak, Referans Holding'in iş sağlığı ve güvenliği alanındaki sürdürülebilir yaklaşımının uluslararası platformda tescillendiğini bir kez daha gösterdi.</p>

<p><strong>“Çalışanlarımızın sağlığını ve güvenliğini önceliklendiriyoruz”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Referans Holding Genel Müdürü <strong>Feray Uzunçayır</strong>, ödüle ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: <i>"RoSPA Bronze Award ile uluslararası düzeyde ödüllendirilmek, Referans Holding olarak benimsediğimiz güvenli çalışma kültürünün ve sürdürülebilir yönetim anlayışımızın önemli bir göstergesidir. Bizim için iş sağlığı ve güvenliği; yalnızca yasal yükümlülüklerin yerine getirildiği bir süreç değil, çalışanlarımızın yaşamına değer veren ve tüm faaliyetlerimizin merkezinde yer alan temel bir kurum kültürüdür.</i> <i>Bu ödül; sahada görev yapan ekiplerimizden yöneticilerimize kadar güvenliği ortak sorumluluk olarak benimseyen tüm çalışma arkadaşlarımızın özverili çalışmalarının bir sonucudur. Süreçlerimizi uluslararası standartlar doğrultusunda sürekli geliştiriyor, çalışanlarımızın sağlığını, güvenliğini ve refahını her koşulda önceliklendiriyoruz.</i> <i>Uluslararası ölçekte böylesine saygın bir organizasyonda ödüle layık görülmek, doğru yolda ilerlediğimizin önemli bir göstergesi olmasının yanı sıra geleceğe yönelik sorumluluğumuzu da artırıyor. Bu başarıda emeği bulunan tüm çalışma arkadaşlarımıza ve iş ortaklarımıza teşekkür ediyor; daha güvenli, daha sürdürülebilir ve daha güçlü bir gelecek için aynı kararlılıkla çalışmaya devam edeceğimizi vurgulamak istiyorum." </i>İş sağlığı ve güvenliğini kurumsal sürdürülebilirliğin temel unsurlarından biri olarak gören Referans Holding, çalışan odaklı yönetim anlayışıyla uluslararası standartlarda uygulamalar geliştirmeye, güvenli çalışma kültürünü güçlendirmeye ve sektöre değer katan örnek uygulamaları hayata geçirmeye devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/referans-holdinge-uluslararasi-odul</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1572-m6.jpg" type="image/jpeg" length="87155"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İntersam Etiket'te dijital dönüşüm üretimin merkezinde]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/intersam-etikette-dijital-donusum-uretimin-merkezinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/intersam-etikette-dijital-donusum-uretimin-merkezinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[28 yıllık sanayi tecrübesini yapay zekâ ve yerli yazılımla buluşturan İntersam Etiket, Sanayi 4.0 uygulamalarıyla etiket sektöründe verimlilik, kalite ve izlenebilirliği aynı çatı altında topluyor. Bursa merkezli firma, geliştirdiği dijital üretim altyapısıyla hem iç pazarda hem de ihracatta rekabet gücünü artırıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1998 yılında Bursa'da kurulan İntersam Etiket, etiket üretiminde yalnızca kapasitesini büyüten bir firma olmanın ötesine geçerek üretim süreçlerini dijital teknolojilerle yeniden şekillendiriyor. Yaklaşık 30 yıla yaklaşan sektör deneyimini güçlü makine parkuru, yerli yazılım altyapısı ve yapay zekâ destekli üretim modeliyle birleştiren şirket, Sanayi 4.0 uygulamalarını üretimin her aşamasına entegre ediyor. Günümüzde üretim sektöründe rekabetin yalnızca makine yatırımlarıyla değil, veriyi doğru yönetebilme kabiliyetiyle şekillendiğine dikkat çeken firma, tüm süreçlerini dijital olarak yöneterek kalite, hız ve müşteri memnuniyetini aynı anda artırmayı hedefliyor.</p>

<p><strong>Güçlü makine parkuruyla esnek üretim</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İntersam Etiket, bünyesindeki 9 renk ve 5 renk flexo baskı makineleri, çok renkli ofset baskı sistemleri, serigrafi, embos, sıcak ve soğuk yaldız uygulamaları ile farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik üretim gerçekleştiriyor. Geniş sonlandırma ve kesim parkuru sayesinde hem yüksek hacimli endüstriyel siparişlere hem de özel tasarım gerektiren premium etiket çözümlerine hızlı şekilde cevap verebiliyor. Şirket, farklı baskı teknolojilerini aynı üretim çatısı altında buluşturarak müşterilerine esnek, kaliteli ve yüksek katma değerli çözümler sunuyor.</p>

<p><strong>Yapay zekâ üretim süreçlerine yön veriyor</strong></p>

<p>İntersam Etiket'in dijital dönüşüm stratejisinin önemli parçalarından birini de yapay zekâ uygulamaları oluşturuyor. ERP sistemine entegre edilen yapay zekâ modülleri; baskı öncesi teknik kontrolleri gerçekleştiriyor, tasarımlardaki olası hataları analiz ediyor, üretim planlamasını destekliyor ve makine performanslarını değerlendirerek yönetime karar desteği sağlıyor. Şirket, yapay zekâyı yalnızca teknolojik bir yatırım olarak değil, üretim süreçlerinde görev alan dijital bir ekip arkadaşı olarak konumlandırıyor.</p>

<p><strong>Volkan Tezelli: "Asıl gücümüz makineleri sistemle yönetebilmek"</strong></p>

<p>İntersam Etiket Ortağı Volkan Tezelli, dijital dönüşümün yalnızca yeni makine yatırımı anlamına gelmediğini belirterek şunları söyledi: "Makine parkurumuz güçlü ancak bizi farklılaştıran asıl unsur bu parkuru tamamen dijital sistemlerle yönetebilmemizdir. ERP altyapımızı yaklaşık 10 yıldır kendi yazılım ekibimizle geliştiriyoruz. Yapay zekâyı şirketimizin dijital çalışanı olarak görüyoruz. Siparişten sevkiyata kadar tüm süreçleri ölçülebilir ve izlenebilir hale getirdik. Müşteri memnuniyeti bizim için ulaşılması gereken bir hedef değil, üretim anlayışımızın temelini oluşturan vazgeçilmez bir prensiptir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, Şirketler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/intersam-etikette-dijital-donusum-uretimin-merkezinde</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1572-m7.jpg" type="image/jpeg" length="90209"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
