<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Eko Haber</title>
    <link>https://www.ekohaber.com.tr</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve taraofız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.ekohaber.com.tr/rss/gundem" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 15 Aug 2026 09:50:15 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/rss/gundem"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa ihracatta performansını yükseltiyor]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-ihracatta-performansini-yukseltiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursa-ihracatta-performansini-yukseltiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin önemli üretim ve ihracat merkezlerinden Bursa, temmuz ayında küresel piyasalardaki dalgalanmaya rağmen ihracattaki güçlü konumunu korudu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TİM verilerinden derlenen bilgilere göre kentin temmuz ayı ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,6 gerilerken, yılın ilk yedi ayında ise yüzde 5,9 artışla 10 milyar 711,6 milyon dolara ulaştı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre Bursa, 2026 yılının ocak-temmuz döneminde 10 milyar 711,6 milyon dolarlık ihracata imza attı. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,9 artış sağlayan kent, üretim ve ihracat gücünü yılın ilk yedi ayında da korumayı başardı. Temmuz ayında ise Bursa'nın ihracatı 1 milyar 569 milyon dolar olarak gerçekleşirken, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,6'lık sınırlı bir gerileme yaşandı.</p>

<p>2026 yılının ilk yedi ayına ilişkin veriler, Bursa'nın üretim ve ihracat kabiliyetini koruduğunu ortaya koyarken, otomotiv sektörünün kent ekonomisindeki belirleyici rolünü sürdürdüğünü gösterdi. Elektrik-elektronik, iklimlendirme ve çimento sektörlerinde yakalanan güçlü büyüme ihracata önemli katkı sağlarken, hazır giyim başta olmak üzere daralma yaşayan sektörlerde ise rekabet gücünü artıracak yapısal dönüşüm ihtiyacı devam ediyor.</p>

<p><strong>Otomotiv liderliğini sürdürüyor</strong></p>

<p>Bursa ihracatının lokomotifi olmayı sürdüren otomotiv endüstrisi, yılın ilk yedi ayında 5 milyar 767,7 milyon dolarlık ihracata ulaştı. Sektör, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,6 büyüyerek toplam Bursa ihracatının yarısından fazlasını tek başına gerçekleştirdi. Temmuz ayında ise otomotiv ihracatı 770,2 milyon dolar olarak gerçekleşti. Aylık bazda yüzde 6,7'lik düşüş görülmesine rağmen sektör liderliğini korudu.</p>

<p>Makine ve aksamları 763,9 milyon dolar, tekstil ve hammaddeleri 738,1 milyon dolar, hazır giyim ve konfeksiyon 675,9 milyon dolar ve kimyevi maddeler ile mamulleri yaklaşık 496,8 milyon dolarlık ihracatla Bursa'nın en fazla ihracat gerçekleştiren sektörleri arasında yer aldı.</p>

<p><strong>Elektrik, iklimlendirme ve çimento öne çıktı</strong></p>

<p>Yılın ilk yedi aylık döneminde en dikkat çekici artışlardan biri elektrik ve elektronik sektöründe yaşandı. Sektör ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35,8 artış gösterdi. İklimlendirme sanayii yüzde 14'e yaklaşan büyüme performansı sergilerken, çimento, cam, seramik ve toprak ürünleri sektörü de yüzde 27,4'lük artışla güçlü bir ivme yakaladı.</p>

<p>Temmuz ayında da elektrik ve elektronik ihracatı yüzde 24,1, çimento, cam, seramik ve toprak ürünleri yüzde 82,1, tekstil ve hammaddeleri yüzde 13,6, kimyevi maddeler ve mamulleri yüzde 17,7, iklimlendirme sanayii ise yüzde 10,6 artış kaydederek Bursa ihracatına önemli katkı sundu.</p>

<p><strong>Bazı sektörlerde daralma sürdü</strong></p>

<p>Olumlu tabloya karşın bazı sektörlerde gerileme devam etti. Hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı yılın ilk yedi ayında yüzde 19,6 azalırken, mobilya, kâğıt ve orman ürünleri yüzde 6,9, çelik yüzde 5,2, demir ve demir dışı metaller yüzde 3,7, kimyevi maddeler ise sınırlı oranda gerileme gösterdi.</p>

<p>Temmuz ayında da otomotiv, makine ve aksamları, hazır giyim ile mobilya sektörlerinde düşüşler yaşanırken, Bursa'nın ihracat performansı yükseliş gösteren sektörlerin katkısıyla güçlü seyrini büyük ölçüde korudu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="894" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/1576-m3-tablo.jpg" width="620" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-ihracatta-performansini-yukseltiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/1576-m3-1.jpg" type="image/jpeg" length="62858"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TEKNOSAB KOBİ OSB hayata geçiyor]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/teknosab-kobi-osb-hayata-geciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/teknosab-kobi-osb-hayata-geciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa 2030 vizyonu doğrultusunda hazırlanan proje; üretim alanlarından teknoloji yatırımlarına, lojistikten finansmana, sektörel kümelenmeden dış ticarete kadar KOBİ’lerin ihtiyaç duyduğu tüm unsurları aynı ekosistem içerisinde buluşturuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye ekonomisinin lokomotif kenti Bursa’nın üretim ve ticaret hayatında yeni bir dönemin kapıları resmen açıldı. Türkiye’nin yüksek teknolojili üretim ve ihracat hedefleri doğrultusunda faaliyetlerini sürdüren TEKNOSAB bünyesinde hayata geçirilen TEKNOSAB KOBİ OSB projesi ile binlerce firmanın modern üretim altyapısına kavuşması ve uluslararası ölçekte rekabet gücünün artırılması adına tarihi bir adım atıldı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, “Türkiye Yüzyılı’na Bursa imzasını atacak dev projeyi hayata geçirmenin gururunu yaşıyoruz.” dedi</p>

<p>Programda TEKNOSAB KOBİ OSB ve ekosistem içerisinde hayata geçirilecek diğer projelere ilişkin kapsamlı bir sunum gerçekleştiren BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa’nın üretim ve ticaret hayatında yeni bir dönemi başlattıklarını söyledi. Başkan Burkay, “KOBİ’lerimiz için TEKNOSAB ekosistemi içinde devrim niteliğinde projeleri hayata geçirmenin gururunu yaşıyoruz. Türkiye Yüzyılı’na Bursa’nın güçlü imzasını atacak dev bir dönüşüm hamlesini başlattık. KOBİ'lerimize, Bursamıza ve ülkemize hayırlı olsun” dedi.</p>

<p>Bursa’da 8 bini aşkın KOBİ’nin plansız üretim alanlarında faaliyet gösterdiğine dikkati çeken İbrahim Burkay, işletmelerin yüksek maliyetler, yetersiz üretim alanları, lojistik zorluklar ve depolama sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını belirtti. Kapasitesini artırmak, yeni yatırım yapmak, istihdam sağlamak ve ihracatını geliştirmek isteyen firmaların mekân ve altyapı sorunları nedeniyle verimlilik kaybı yaşadığını ifade eden Burkay, “TEKNOSAB’ın genişleme alanında yer alacak ekosistemde firmalarımız artık enerjilerini üretim alanı, altyapı, lojistik ve depolama sorunlarına değil; üretime, ticarete, teknolojiye ve ihracata yönlenecek. KOBİ’lerimizi planlı, nitelikli ve yüksek teknolojili üretim alanlarıyla buluşturuyoruz.” dedi. Başkan Burkay, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum’un ortaya koyduğu irade, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Fatih Kacır’ın destekleri, Valimiz Sayın Erol Ayyıldız’ın liderliğindeki etkili koordinasyon, Büyükşehir Belediyemizin Başkan Vekili Sayın Şahin Biba’nın ve AK Parti İl Başkanımız Sayın Davut Gürkan’ın destekleri, ilgili kurumlarımızın katkıları, yıllardır sürdürdüğümüz mücadeleyi Bursa için büyük bir kazanıma dönüştürdü. Bu vesileyle, sürece katkı sunan tüm kamu kurumlarımıza ve emeği geçen herkese iş dünyamız adına yürekten teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Taşıyıcı sektörler bir arada</strong></p>

<p>BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, TEKNOSAB KOBİ OSB bünyesinde Bursa ekonomisinin üretim ve ihracat kapasitesinde önemli paya sahip sektörler için özel kümelenme alanlarının planlandığını açıkladı. Söz konusu projede kimya, plastik ve ambalaj, makine ve metal, kalıp ve otomotiv yan sanayisi, mobilya, kâğıt ve orman ürünleri, elektrik-elektronik ve otomasyon ile tekstil ve hazır giyim sektörlerinin yer aldığını belirten Burkay, ana sanayi firmalarıyla tedarikçilerin aynı üretim ekosisteminde bir araya gelmesiyle işletmeler arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi, tedarik zincirlerinin daha verimli hale getirilmesi ve firmaların uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün artırılmasının hedeflendiğini söyledi. İbrahim Burkay, KOBİ OSB’de firmalara kesintisiz enerji, fiber internet bağlantısı, ileri arıtma sistemleri, güçlü ulaşım altyapısı, yeşil ve akıllı fabrika imkânları sunulduğunu da ifade etti.</p>

<p><strong>İhtiyaca Göre Modüler Üretim Alanları</strong></p>

<p>TEKNOSAB KOBİ OSB’de firmaların faaliyet alanlarına, üretim kapasitelerine ve büyüme hedeflerine göre farklı büyüklüklerde modüler üretim alanlarının oluşturulacağını açıklayan İbrahim Burkay, şu bilgileri verdi: “İşletmelerimize 500, 1.000, 2.000 ve 3.000 metrekare büyüklüğünde üretim alanı seçenekleri sunuyoruz. Bağımsız bölümler tek katlı veya iki katlı olarak tasarlanabilecek ve her bir üretim biriminin kendisine ait bağımsız girişi bulunacak. Üretim tesislerinde sektörlerin ihtiyaçlarına göre 6, 9 ve 12 metre tavan yüksekliği seçenekleri yer alıyor. Yapılarda yükleme rampaları, tır erişim alanları ve yük asansörleri bulunacak. Akıllı üretim tesisleri, firmaların ihtiyaçlarına göre tek katlı veya çok katlı olarak hayata geçirilecek. Böylece işletmeler, ihtiyaç duydukları alanı daha verimli kullanabilecek ve yatırım maliyetlerini azaltabilecek.”</p>

<p><strong>Yüzde 30 Peşinat, 36 Ay vade</strong></p>

<p>TEKNOSAB KOBİ OSB için yatırımcıların erişebileceği uygun bir finansman modeli oluşturuldu. Kamu bankaları aracılığıyla sağlanması planlanan finansman desteği kapsamında proje bedelinin yüzde 30’u peşin alınacak. Kalan tutar için yatırımcılara 18, 24 ve 36 aylık vade seçenekleri sunulacak. Projenin kamulaştırma süreci Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından yürütülecek. Belirlenen arazi maliyeti yatırımcılara yansıtılacak. İki katlı üretim alanlarında birim başına düşen maliyetin yarıya kadar azaltılması hedeflenecek. TEKNOSAB KOBİ OSB’de ilk teslimatların Aralık 2027’de yapılması, projenin bütününün ise 4 yıl içerisinde tamamlanması planlanıyor.</p>

<p><strong>Organize Ticaret Bölgeleri kuruluyor</strong></p>

<p>TEKNOSAB ekosisteminin önemli bileşenlerinden birini de Organize Ticaret Bölgeleri oluşturuyor. Yapı malzemeleri, makine ve ekipman, elektrik-elektronik ve otomasyon, mobilya ve aksesuarları ile otomotiv yedek parça sektörleri, kendi ihtisas ticaret merkezlerinde faaliyet gösterecek. Organize Ticaret Bölgeleri’nde showroom, ofis, depolama ve lojistik imkanları bir arada sunuluyor. İşletmeler için 200, 300, 500 ve 1.000 metrekare büyüklüğünde modüler alanlar oluşturulacak. Minivan tipi araçların kullanımına uygun tasarlanacak merkezlerde dijital altyapı, modern pazarlama imkanları ve güçlü lojistik bağlantıları yer alacak. Böylece işletmelerin operasyonel maliyetlerinin düşürülmesi ve ticaret hacimlerinin artırılması amaçlanıyor.</p>

<p><strong>GIDA OSB ile tüm süreçler tek merkezde</strong></p>

<p>TEKNOSAB ekosistemi içerisinde Gıda OSB projesi de hayata geçirilecek. Gıda OSB’de üretim, paketleme, soğuk hava depolama, laboratuvar ve sevkiyat birimleri aynı merkezde buluşturulacak. Enerji, su, atık yönetimi, kalite kontrol ve lojistik süreçlerinin tek merkezden yönetilmesiyle ürün güvenliğinin artırılması ve işletmelerin verimliliklerinin geliştirilmesi hedeflenecek. Projeyle Bursa’nın tarım ve gıda alanındaki güçlü potansiyeli modern sanayi altyapısıyla bir araya getirilecek.</p>

<p><strong>Firmalar Defence Hub’da Buluşacak</strong></p>

<p>TEKNOSAB ekosisteminin stratejik projeleri arasında yer alan Defence Hub, savunma ve havacılık sektörlerinde faaliyet gösteren firmaları aynı merkezde buluşturacak. Merkezde yer alan işletmelerin teşvik ve desteklerden daha etkin şekilde yararlanması, Bursalı firmaların yerlileştirme kapasitesinin artırılması, kalite ve sertifikasyon süreçlerinin hızlandırılması hedefleniyor. Ar-Ge, inovasyon ve ileri teknoloji girişimlerinin destekleneceği Defence Hub ile Bursa firmalarının savunma sanayisi projelerinde daha aktif rol üstlenmesi amaçlanıyor.</p>

<p><strong>Lojistik Teknopark yüzde 126 Değer Kazandı</strong></p>

<p>TEKNOSAB ekosisteminde Girişim Sermayesi Yatırım Fonu modeliyle hayata geçirilen Lojistik Teknopark’ın ardından bölgede yine aynı modelle TEKNOSAB Data Center hayata geçiriliyor. Ekosistemin dijital kalbi olarak konumlandırılacak veri merkezi, firmalara güvenli, hızlı ve kesintisiz dijital altyapı sunacak. Fiziksel ve siber güvenlik imkanlarına sahip olacak merkez sayesinde KOBİ’lerin yüksek maliyetli bireysel sunucu yatırımları yapmasına gerek kalmayacak. Veri merkezinin, Bursa sanayisinin yapay zeka, akıllı üretim, veri yönetimi ve dijital dönüşüm kapasitesini geliştirmesi hedefleniyor.</p>

<p><strong>TEKNOSAB’da Serbest Bölge oluşturulacak</strong></p>

<p>Proje kapsamında TEKNOSAB bünyesinde bir serbest bölge de kurulacak. Serbest bölgeyle TEKNOSAB’da üretilen katma değerli ürünlerin küresel pazarlarla daha hızlı ve düşük maliyetle buluşturulması hedeflenecek. Firmalara gümrük, vergi ve mevzuat avantajları sunacak serbest bölge, TEKNOSAB’ın demir yolu, kara yolu, otoyol ve liman bağlantılarıyla entegre biçimde faaliyet gösterecek. Projenin Bursa’nın dış ticaret ve ihracat kapasitesine önemli katkı sunması bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Finansmana erişim tek merkezde</strong></p>

<p>TEKNOSAB ekosisteminde hayata geçirilecek “KOBİ Diyalog” merkeziyle işletmelerin finansmana ve danışmanlık hizmetlerine erişimi tek bir noktadan sağlanacak. Merkezde kamu ve özel bankaların KOBİ şubeleri ile KOSGEB, Kredi Garanti Fonu ve İhracatı Geliştirme AŞ gibi kuruluşların temsilcileri hizmet verecek. KOBİ’lere finansman, teminat, kredi derecelendirmesi, borç yönetimi, vergilendirme ve dijital dönüşüm alanlarında destek sağlanacak. Yapay zeka destekli analizlerin de kullanılacağı merkezde, firmalara mali ve kurumsal yapılarını geliştirmeye yönelik danışmanlık hizmetleri sunulacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/teknosab-kobi-osb-hayata-geciyor</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/1576-m2.jpg" type="image/jpeg" length="78969"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Konut sektörü gelecekten umutlu]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/konut-sektoru-gelecekten-umutlu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/konut-sektoru-gelecekten-umutlu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haziran ayındaki toparlanma ivmesiyle hareketlenen Bursa konut piyasasında satılan 4 bin 231 konutun yüzde 73’ünü ikinci el işlemler oluşturdu. Gelişen bu dinamikler doğrultusunda, Bursa'da artan konut talebinin yukarı yönlü olması bekleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HIDIRCAN KAYA-BURAK TAŞ</strong></p>

<p>​Bursa gayrimenkul sektöründe son dönem verileri, ertelenmiş talebin sınırlı da olsa sahaya yansımaya başladığını gösteriyor. Ancak sanayisi, istihdam gücü ve sürekli göç alan yapısıyla Türkiye ekonomisinin lokomotif kentlerinden biri olan Bursa'da, satış adetlerindeki artışa rağmen yatırım amaçlı alımların durma noktasına geldiği gözlemleniyor. Piyasadaki mevcut canlılık ağırlıklı olarak barınma ihtiyacını karşılamak isteyen rasyonel alıcılardan ve sermayesini korumak isteyen yatırımcılardan kaynaklanıyor. Artan inşaat maliyetleri ve primli sıfır konut fiyatları karşısında alıcıların erişilebilir fiyatlı ikinci el alternatiflere kayması, toplam satışların yaklaşık dörtte üçünün ikinci elde yoğunlaşmasını beraberinde getiriyor.</p>

<p>​Sektörün en büyük gündem maddesini ise yüksek konut kredisi faizleri, bankaların kredi kısıtlamaları ile sürekli tırmanan arsa, işçilik ve malzeme maliyetlerinden oluşan "üçlü baskı" oluşturuyor. Üretici tarafında proje başlangıç maliyetleri yükselirken, alıcı tarafında krediye erişim zorlukları satın alma gücünü kısıtlıyor. Bu durum arz-talep makasını daraltırken üreticileri kâr marjlarından fedakârlık etmeye itiyor. Yaşanan bu dönüşüm karşısında gayrimenkul geliştiricileri, yüzlerce konutluk dev etaplar yerine; daha hızlı tamamlanabilir, likiditesi yüksek, kentsel dönüşüm odaklı ve öz kaynak yapısı güçlü projelere yöneliyor.</p>

<p>​<strong>Esnek ödeme ve güven ön planda</strong></p>

<p>​Konut alıcısının önceliklerinde son yıllarda köklü bir değişim yaşanıyor. Geçmişte geniş metrekareler ve sosyal donatılar ön plandayken, bugün ilk sırada binanın güncel deprem yönetmeliklerine uygunluğu, mühendislik kalitesi ve firmanın güvenilirliği yer alıyor. Tüketiciler artık kullanılmayan geniş alanlar yerine; net-brüt farkı düşük, aidat ve işletme giderleri optimize edilmiş, fonksiyonel 2+1 ve kompakt 3+1 daire tiplerini tercih ediyor. Lokasyon önceliğinde ise Nilüfer gelişme aksı prim potansiyeliyle cazibesini korurken, kent merkezinde depreme dayanıklı kentsel dönüşüm projeleri öne çıkıyor.</p>

<p>​Banka kredilerinin yetersiz kaldığı bu süreçte satışı kapatan en kritik parametre esnek ödeme modelleri haline geldi. Peşinatı düşük tutan, inşaat süresince ara ödeme imkânı veren veya şirket içi senetli taksitlendirme sunan projeler pazarda büyük avantaj sağlıyor.</p>

<p>​<strong>Sınırlı bir hareketlilik bekleniyor</strong></p>

<p>​Önümüzdeki döneme ilişkin beklentiler, faiz oranlarında kalıcı bir düşüş ya da ilk kez ev alacaklara yönelik özel bir finansman modeli gelmediği sürece piyasada dengeli ancak sınırlı bir hareketliliğin süreceği yönünde. Öte yandan, konut üretimindeki yavaşlamanın uzun süre devam etmesi halinde ilerleyen yıllarda arz yetersizliğinin daha da belirginleşeceği, bunun da fiyat ve kira bedellerinde yeni artış baskıları yaratabileceği öngörülüyor. Sektör temsilcileri, Merkez Bankası’nın faiz indirimine gitmesi durumunda ertelenmekte olan güçlü talebin ipotekli satışlar öncülüğünde piyasaya daha hızlı yansıyacağını tahmin ediyor.</p>

<p></p>

<p><img height="317" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/seref-demir-15.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Şeref Demir </strong></p>

<p><strong>İMSİAD Başkanı</strong></p>

<p><strong>Yatırım amaçlı konut alımları düşük </strong></p>

<p>TÜİK’in açıkladığı son konut satış verilerinde görülen hareketliliği, uzun süredir ertelenen talebin kademeli olarak piyasaya yansıması şeklinde değerlendiriyoruz. Ancak sanayisi, üretim gücü ve göç alan yapısıyla Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biri olan Bursa’nın gerçek potansiyeli dikkate alındığında, mevcut satış rakamlarının henüz istenilen seviyeye ulaştığını söylemek mümkün değil. Sahada gözlemlediğimiz tablo oldukça net. Yatırım amaçlı konut alımları büyük ölçüde durmuş durumda. Satın almaların önemli bölümü barınma ihtiyacına yönelik gerçekleşiyor. Satışların ağırlığını ikinci el konutlar oluştururken, birinci el projelerde ise artan üretim maliyetlerinin satış fiyatlarına yansıması nedeniyle süreç daha yavaş ilerliyor.</p>

<p>Talep özellikle daha ulaşılabilir fiyatlı 1+1 ve kompakt 2+1 konutlarda yoğunlaşıyor. Bunun yanında deprem gerçeği, vatandaşlarımızın konut tercihlerini önemli ölçüde değiştirdi. Eski ve riskli yapılardan çıkarak güncel deprem yönetmeliklerine uygun, güvenli ve nitelikli yapılarda yaşamak isteyen ciddi bir talep bulunuyor. Ancak yüksek finansman maliyetleri ve krediye erişimde yaşanan zorluklar, bu talebin satışa dönüşmesini önemli ölçüde sınırlandırıyor.</p>

<p>Bugün sektörümüz adeta üçlü bir cenderenin içinde bulunuyor. Bir tarafta yüksek konut kredisi faizleri, diğer tarafta bankaların kredi kullandırma konusundaki çekingen yaklaşımı, buna ilave olarak da sürekli artan arsa, işçilik ve inşaat girdi maliyetleri üretimi ciddi anlamda zorlaştırıyor. Vatandaş krediye ulaşmakta güçlük çekiyor; kredi kullanabilenler ise yüksek geri ödeme yükü nedeniyle konut sahibi olmayı ertelemek zorunda kalıyor. Üretici açısından bakıldığında ise artan maliyetler yeni proje geliştirmeyi her geçen gün daha riskli hale getiriyor.</p>

<p>Biz İMSİAD ve İMSİFED olarak her platformda ifade ediyoruz; inşaat sektörü yalnızca konut üreten bir sektör değil, 250’den fazla alt sektörü besleyen ve ekonomiyi canlı tutan stratejik bir üretim alanıdır. Bu nedenle üyelerimiz bugün daha kontrollü hareket ediyor. Öz kaynakla ilerleyen, etap etap geliştirilen ve gerçek piyasa talebine uygun projeler ön plana çıkıyor.</p>

<p>Ancak burada önemli bir uyarıda bulunmak isterim. Konut üretimindeki yavaşlama uzun süre devam ederse, önümüzdeki yıllarda arz yetersizliği daha da belirgin hale gelecek; bunun doğal sonucu olarak hem konut fiyatlarında hem de kira bedellerinde yeni artışlarla karşı karşıya kalacağız. Dolayısıyla üretimin sürdürülebilirliği yalnızca sektörün değil, toplumun tamamının ortak meselesidir.</p>

<p>Bursa’da konut alıcısının öncelikleri son yıllarda önemli ölçüde değişti. Eskiden daha büyük metrekareler ve sosyal donatılar ön plandayken, bugün ilk sırada yapı güvenliği ve bütçeye uygunluk yer alıyor. Vatandaş artık daha fonksiyonel, aidat ve işletme giderleri düşük, verimli planlanmış 2+1 ve küçük 3+1 konutları tercih ediyor. Kullanılmayan geniş alanlar yerine yaşam kalitesini artıran, ekonomik ve kullanışlı projeler daha fazla ilgi görüyor.</p>

<p>Lokasyon elbette önemini koruyor. Ancak artık tek başına belirleyici unsur değil. Alıcıların ilk sorguladığı konu, binanın güncel deprem yönetmeliklerine uygun olup olmadığı ve projeyi geliştiren firmanın güvenilirliğidir. Yüklenici firmanın mali gücü, geçmiş projeleri, sektördeki itibarı ve teslim kabiliyeti satın alma kararında her zamankinden daha etkili hale gelmiştir. Vatandaş artık yalnızca bir daire satın almıyor; aynı zamanda güven satın alıyor. Diğer taraftan banka kredilerinin yetersiz kaldığı bu dönemde, alıcıların en çok önem verdiği konuların başında şirket bünyesinde sunulan taksitlendirme seçenekleri, takas imkânları ve esnek ödeme modelleri geliyor.</p>

<p>Yılın ikinci yarısında, faiz oranlarında belirgin bir gerileme ya da ilk kez ev sahibi olacak vatandaşları destekleyecek güçlü bir finansman modeli hayata geçirilmediği sürece piyasada dengeli ancak sınırlı hareketliliğin devam edeceğini öngörüyoruz. Bununla birlikte gayrimenkul, enflasyonist dönemlerde değerini koruyan en önemli yatırım araçlarından biri olmayı sürdürüyor. Bugünkü satış fiyatları, hızla yükselen üretim maliyetleri dikkate alındığında hâlâ önemli ölçüde baskılanmış durumda. Bu nedenle finansman imkânına sahip olan ve uzun vadeli düşünen vatandaşlarımız açısından mevcut dönem, pazarlık imkânlarının yüksek olduğu önemli bir fırsat sunmaktadır.</p>

<p></p>

<p><img height="167" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/barbaros-onulay-4.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Barbaros Onulay</strong></p>

<p><strong>Bursa Çimento ve Bursa Beton Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>Satış adetlerindeki artış sevindirici</strong></p>

<p>Bursa'da konut satışları geçen yılın aynı dönemine göre artış gösterdi. Elbette satış adetlerindeki artış sevindirici. Ancak sektörü sağlıklı analiz edebilmek için yalnızca toplam satış rakamlarına değil; ilk el–ikinci el dağılımına, finansman kaynaklarına ve talebin sürdürülebilirliğine de birlikte bakmak gerekiyor.</p>

<p>Bugün piyasadaki hareketliliğin önemli bir bölümü ikinci el konut satışlarından geliyor. Birinci el satışlarda ise finansman koşullarının etkisi hâlâ hissediliyor. Dolayısıyla mevcut veriler, güçlü bir talep patlamasından ziyade, ertelenmiş talebin kademeli olarak piyasaya dönmeye başladığını gösteriyor.</p>

<p>Bursa özelinde sanayi, ihracat ve istihdam gücü konut talebini destekleyen temel dinamikler olmaya devam ediyor. Özellikle Nilüfer, Osmangazi ve gelişim aksındaki bölgelerde; deprem yönetmeliğine uygun, ulaşım olanakları güçlü ve yaşam maliyetini optimize eden projelere ilginin daha yüksek olduğunu gözlemliyoruz.</p>

<p>Artık tüketici sadece bir konut satın almıyor; güvenli, sürdürülebilir ve uzun vadede değerini koruyacak bir yatırım yapıyor. Bu nedenle kaliteli yapı üretimi her zamankinden daha fazla önem kazanmış durumda.</p>

<p>Son iki yılda sektörün en belirleyici konusu finansman maliyetleri oldu. Bugün hem yatırımcı hem de konut alıcısı karar verirken krediye erişim koşullarını ve finansman maliyetlerini çok daha yakından takip ediyor. Bu durum doğal olarak yeni proje başlangıçlarında daha seçici bir yaklaşımı beraberinde getiriyor.</p>

<p>İnşaat maliyetlerinde artış devam etse de sektörün gündeminde finansmana erişim ve finansman koşulları da önemli bir yer tutuyor. Maliyetleri değerlendirirken yalnızca iç dinamiklere değil, küresel gelişmelere de bakmak gerekiyor. Son dönemde Orta Doğu'da yaşanan jeopolitik gelişmelerin enerji ve petrol fiyatları üzerindeki etkisi de maliyetleri etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. Bununla birlikte sektörümüz, geçmişte olduğu gibi bu tür küresel dalgalanmaları yönetebilecek deneyime sahip. Önümüzdeki dönemde maliyetlerde sağlanacak istikrarın, finansman koşullarındaki iyileşmeyle birlikte sektöre ve konut piyasasına olumlu yansıyacağına inanıyoruz.</p>

<p>Bursa Beton olarak biz konut geliştiricisi değil, yapı sektörünün en önemli çözüm ortaklarından biriyiz. Bu nedenle yatırımlarımızı kısa vadeli piyasa dalgalanmalarına göre değil, sektörün uzun vadeli ihtiyaçlarına göre planlıyoruz. Üretim kapasitemizi, teknoloji yatırımlarımızı ve sürdürülebilir beton çözümlerimizi geliştirmeye devam ediyoruz.</p>

<p>Önümüzdeki dönemde özellikle kentsel dönüşüm, sanayi yatırımları ve kamu altyapı projelerinin sektörün ana lokomotifleri olacağını düşünüyoruz. Dolayısıyla biz de bu alanlara yönelik hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Temkinli olmak elbette önemli ancak Türkiye'nin devam eden yapı ihtiyacı, uzun vadeli bakış açısını zorunlu kılıyor.</p>

<p>Son yıllarda konut alıcısının karar kriterleri önemli ölçüde değişti. Geçmişte metrekare ve fiyat ön plandayken bugün yapı güvenliği, kullanılan malzemenin kalitesi, enerji verimliliği, ulaşım olanakları ve sosyal yaşam gibi unsurlar çok daha belirleyici hale geldi.</p>

<p>Özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından yapı kalitesi konusunda farkındalık belirgin şekilde arttı. Hazır betonun standardı, mühendislik hizmeti ve kullanılan yapı malzemelerinin niteliği artık satın alma kararında daha fazla sorgulanıyor. Bu değişimi sektör adına son derece önemli buluyoruz.</p>

<p>Yılın ikinci yarısına ilişkin beklentimiz ise dengeli bir seyir yönünde. Finansman koşullarında anlamlı bir iyileşme olması durumunda ertelenmiş talebin daha güçlü şekilde devreye girmesi mümkün. Ancak burada belirleyici olan yalnızca konut kredi faiz oranı değil; krediye erişimin kolaylaşması ve tüketicinin geleceğe ilişkin güven duygusunun güçlenmesidir.</p>

<p>Bursa özelinde arz-talep dengesinin büyük ölçüde korunduğunu düşünüyoruz. Kentin sanayi üretimi, istihdam yapısı ve devam eden kentsel dönüşüm ihtiyacı, konut talebini desteklemeye devam edecektir. Bu nedenle kısa vadeli dalgalanmaların ötesinde, Bursa'nın yapı sektörü açısından güçlü potansiyelini koruduğuna inanıyoruz.</p>

<p>Sonuç olarak sektörün sürdürülebilir büyümesi; kaliteli üretim, güvenli yapılaşma ve doğru mühendislik uygulamalarından geçiyor. Bursa Beton olarak biz de bu anlayışla, yapı sektörünün güvenilir çözüm ortağı olmaya ve depreme dayanıklı kentlerin inşasına katkı sunmaya devam edeceğiz.</p>

<p></p>

<p><img height="300" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/yusuf-sehitoglu-yeni-7.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Yusuf Şehitoğlu</strong></p>

<p><strong>Şehitoğlu İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Gayrimenkulde fonksiyonel beklentiler artıyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konut satış rakamları Türkiye'de dönemsel değerlendirilmesi gereken veridir. Sene sonlarında artan satış rakam istatistikleri tapu devirlerinden ya da şirketler tarafında muhasebesel işlemlerden kaynaklanmaktadır. Geçtiğimiz sene 11 ayda 5 bin civarında satış rakamlarında olan Bursa konut satış rakamları aralık ayında 9 binli rakamlara ulaşmıştır. Tek başına veriye baktığımızda talep artmış diyebilirken altındaki tapu devirlerinin yapılması ile etken göz önüne aldığında aslında talebin artmadığını görebiliriz. Diğer taraftan verileri yorumlarken genel tabloyu incelemek gerekiyor. Konut piyasasında verileri doğru yorumlamak için hem senelik toplam verilere hem de geçmiş sene hareketlerine bakmak gerekir. 2025 temmuz ayı rakamlarına göre artış gözükmekte ancak geçmiş temmuz aynında da 5 binli rakamları geçmesi dolayısıyla Ocak-Haziran trendinin üzerine çıkmıştır. Diğer taraftan Türkiye ve Dünya'da altın piyasasında önemli bir sıçrama yaşanmıştır. 2026 yılı başlangıcından itibaren rakamları incelediğimizde altın piyasasındaki hareketliliğin etkisini görebiliyoruz. Genel anlamda piyasadaki hareketliliği altın tarafındaki kazancın realize edilmesiyle ilişkilendiriyorum. Tabi ki tek başına o noktaya bağlayamayız fakat önemli etkisi olduğuna inanıyorum.</p>

<p>Enflasyonu düşürme hedefiyle uygulanan talep yönlü parasal sıkılaşma stratejisinde bankacılık karşılık ve büyüme kısıtlarıyla ilerlemeyi seçiyorlar. Dolayısıyla kredi büyümesi tarafında ciddi anlamda etkiliyor. Gelir enflasyon dengesi geçmiş dönemde ciddi bozulma yaşadığı için 2026 dönemi dengeye gelmeye başladığı dönemdir diyebilirim. Fakat faiz oranlarının yüksekliği toplamda ödenecek borç tarafında psikolojik etki yaratmaktadır. Dolayısıyla bankacılık düzenlemeleri ve para politikası direk etkiliyor. Merkez Bankası verilerinde bankalarda yabancı para ve Türk Lirasi vadeli-vadesiz mevduat büyüklüğü yaklaşık 30 Trilyon TL civarındadır. Dolayısıyla ülkemizde aslında finansman tarafında önemli bir kaynağımız bulunmaktadır. Bu kaynağın ekonomiye dönebilmesinin en önemli faktörü de piyasaya duyulacak güven ile ilgilidir. Tüm bunların ışığında geçmiş dönemlere göre proje başlangıçları daha az olmakla birlikte hiç yok diyemeyiz. Neticede barınma ihtiyacı insanın en temel ihtiyacıdır. Yatırım tarafından da gayrimenkul yatırımı her zaman için enflasyonun üzerinde ve diğer yatırım araçlarının üzerinde kazanç sağlamıştır.</p>

<p>Dünyada tüketici tercihleri her alanda değişiklik gösteriyor. Gayrimenkul tarafında aile yapılarının değişmesi, yeni jenerasyonların beklentilerinin değişmesi, yaşam şekillerinin değişmesi gibi birçok etken ile gayrimenkulde tercihlerde değişmektedir. Pandemi sonrası tüketici yaşam alanlarında daha fazla vakit geçirmek istiyor. Bunun yanında misafir ağırlama kültürü de değişiklik gösteriyor. Yeni jenerasyonlarda sahip olma kültürü değişmekte, fonksiyonel beklentiler artmaktadır. Gayrimenkul yatırımları her zaman için toplumuzda güvenli liman olduğu için tercih unsuru devam edecektir. Ancak eskisi kadar hızlı bir döngü olmamakla birlikte profesyonel yatırım ve yaşam bakış açısıyla süregelecektir.</p>

<p></p>

<p><img height="375" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/murat-evke-9.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Murat Evke</strong></p>

<p><strong>Evke Yapı İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>İkinci yarıda hareketlilik bekliyoruz</strong></p>

<p>Haziran ayında Bursa'da yaklaşık 4 bin 231 konut satışı gerçekleşmesi ve yıllık bazda artış kaydedilmesi, sahadaki canlılığın rakamlara da yansıdığını ortaya koyuyor. Türkiye genelinde de konut satışları, ipotekli satışlar ve ilk el satışlarda artış dikkat çekiyor.</p>

<p>Ancak bu hareketliliği tek başına güçlü bir piyasa olarak değerlendirmek doğru olmaz. Talep daha çok gerçek ihtiyaçtan kaynaklanan alımlarda yoğunlaşıyor. Özellikle orta gelir grubuna hitap eden, ulaşım akslarına yakın, deprem yönetmeliğine uygun, enerji verimliliği yüksek ve ödeme planı esnek projeler daha fazla ilgi görüyor. Lüks segmentte ise alıcı daha seçici davranırken, yatırım amaçlı alımlarda geçmiş yıllara kıyasla daha temkinli bir yaklaşım söz konusu.</p>

<p>Sektörün en büyük gündem maddesi hâlâ finansman maliyetleri ve üretim maliyetleri. Her ne kadar ipotekli satışlarda ciddi bir artış görülse de bu artışın önemli ölçüde baz etkisi ve belirli kredi kampanyalarından kaynaklandığını düşünüyoruz. Kredili satışların artması olumlu bir sinyal olsa da mevcut faiz seviyeleri hem üretici hem de konut alıcısı açısından hâlâ yüksek bir maliyet oluşturuyor.</p>

<p>Diğer taraftan arsa maliyetleri, işçilik giderleri ve inşaat girdilerindeki artış yeni proje geliştirme süreçlerini zorlaştırıyor. Bu nedenle sektör genelinde yatırımlar tamamen durmuyor ancak daha seçici ilerliyor. Talebin güçlü olduğu bölgelerde, doğru fiyatlandırılmış ve finansal fizibilitesi sağlam projeler hayata geçirilmeye devam edecektir. Risk yönetiminin ön planda olduğu, daha kontrollü bir yatırım dönemi yaşayacağımız kanaatindeyim.</p>

<p>Artık konut alıcısı yalnızca metrekareye bakmıyor. Yaşam kalitesi, ulaşım kolaylığı, sosyal donatılar, otopark, yeşil alan, enerji verimliliği ve depreme dayanıklılık gibi kriterler karar sürecinde çok daha belirleyici hale geldi.</p>

<p>Fiyat elbette en önemli unsur olmaya devam ediyor ancak ödeme koşulları da en az fiyat kadar önem kazandı. Uzun vadeli ödeme seçenekleri, kişiye özel finansman modelleri ve üretici destekli kampanyalar satış kararını doğrudan etkiliyor. Özellikle ilk kez ev sahibi olacak kesim için erişilebilir finansman en kritik konu olmaya devam ediyor.</p>

<p>Yılın ikinci yarısında Bursa konut piyasasında dengeli ancak hareketli bir tablo bekliyoruz. Faizlerde aşağı yönlü kalıcı bir iyileşme sağlanması halinde hem ilk el satışların hem de yeni proje yatırımlarının ivme kazanacağını düşünüyoruz. Ancak mevcut finansman koşullarının devam etmesi halinde piyasa tamamen durmaz; daha çok ihtiyaç odaklı, seçici ve fiyat-fayda dengesinin ön plana çıktığı bir yapı korunacaktır.</p>

<p>Bursa, güçlü sanayi altyapısı, sürekli göç alan yapısı ve gelişen ulaşım projeleri sayesinde konut talebini koruyan şehirlerden biri olmaya devam ediyor. Bu nedenle orta ve uzun vadede konut sektörünün potansiyelini koruduğuna inanıyoruz. Burada önemli olan, sektörün sürdürülebilir büyümesini destekleyecek finansman mekanizmalarının güçlendirilmesi ve üretim maliyetlerini dengeleyecek ekonomik ortamın oluşturulmasıdır.</p>

<p></p>

<p><img height="350" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/eyup-ceylan-2.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Eyüp Ceylan</strong></p>

<p><strong>Ceylan Grup Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Maliyetler satın alma kararlarını etkiliyor</strong></p>

<p>TÜİK verileri, konut satışlarında bir hareketlilik olduğunu ortaya koyuyor. Ancak sahadaki tabloya baktığımızda bu artışın henüz tüm segmentlere aynı ölçüde yansıdığını söylemek mümkün değil. Özellikle Bursa’da satış hareketliliği daha çok yatırım amaçlı tercih edilen 1+1 eşyalı dairelerde yoğunlaşıyor. Üniversite öğrencileri, beyaz yakalı çalışanlar ve kiralama potansiyeli yüksek bölgeler nedeniyle bu tip konutlara ilgi devam ediyor.</p>

<p>Buna karşın aile yaşamına yönelik daha büyük metrekareli konutlarda aynı seviyede bir hareketlilik olduğunu söyleyemeyiz. Yüksek kredi maliyetleri ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar nedeniyle birçok alıcı satın alma kararını ertelemeyi tercih ediyor. Dolayısıyla TÜİK verilerindeki artışın sahaya güçlü bir canlılık olarak yansıdığını ifade etmek şu aşamada doğru olmaz.</p>

<p>Önümüzdeki dönemde finansman koşullarının iyileşmesi halinde talebin yalnızca yatırım amaçlı küçük dairelerde değil, aile tipi konutlarda da daha belirgin şekilde artacağını düşünüyoruz.</p>

<p>Yüksek faiz oranları ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar hem üreticiyi hem de konut alıcısını etkiliyor. Özellikle krediye ulaşımın maliyetli olması, ipotekli satışların potansiyelini sınırlayan en önemli unsurlardan biri. Bunun yanında inşaat maliyetlerinde son yıllarda yaşanan artış da yeni proje geliştirme süreçlerinde çok daha dikkatli planlama yapılmasını gerektiriyor.</p>

<p>Ancak konut ihtiyacı ertelenebilecek bir ihtiyaç değildir. Bu nedenle biz, Ceylan Grup olarak uzun vadeli bakış açımızı koruyor, doğru fizibiliteyle hazırlanan, bulunduğu bölgeye değer katacak projeleri hayata geçirmeye devam ediyoruz. Elbette bugünün şartlarında daha seçici, daha planlı ve daha kontrollü hareket etmek gerekiyor. Kaliteden ödün vermeden, sürdürülebilir projeler üretmeye odaklanıyoruz.</p>

<p>Konut alıcısının beklentileri artık çok daha bilinçli hale geldi. Sadece metrekareye değil; depreme dayanıklı yapı kalitesine, mimariye, enerji verimliliğine, sosyal yaşam alanlarına, otopark ve güvenlik gibi unsurlara da büyük önem veriliyor. Lokasyon hâlâ en belirleyici kriterlerden biri olmayı sürdürürken, ulaşım akslarına yakınlık ve yaşamı kolaylaştıran çevresel olanaklar tercihleri doğrudan etkiliyor.</p>

<p>Ödeme koşulları ise satın alma kararında her zamankinden daha önemli hale geldi. Esnek ödeme modelleri ve üretici tarafından sunulan finansman çözümleri, alıcı açısından ciddi avantaj sağlıyor.</p>

<p>Yılın ikinci yarısında Bursa konut piyasasında hareketliliğin devam edeceğini düşünüyorum. Faizlerde yaşanabilecek olası iyileşmeler, ipotekli satışları daha da artırabilir. Bununla birlikte arzın kontrollü ilerlemesi ve üretim maliyetlerinin yüksek seyretmesi nedeniyle nitelikli konutların değerini koruyacağı kanaatindeyim. Bursa, gelişen ulaşım yatırımları, güçlü sanayisi ve yaşam kalitesiyle hem oturum hem de yatırım amacıyla tercih edilen şehirlerden biri olmayı sürdürecektir. Bu nedenle sektörün orta ve uzun vadede güçlü potansiyelini koruduğuna inanıyorum.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><img height="351" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/ahmet-akin-1.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong> Ahmet Akın</strong></p>

<p><strong>Zeka Mimarlık Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Kontrollü yatırım anlayışı hâkim olacak</strong></p>

<p>Bursa’da konut piyasası yeniden hareketleniyor. Sahada da bunu net şekilde hissediyoruz. Özellikle uzun süredir alım kararını erteleyen yatırımcıların ve oturum amaçlı alıcıların yeniden piyasaya dönmeye başladığını gözlemliyoruz. Talep ağırlıklı olarak ulaşılabilir fiyatlı, aile yaşamına uygun, merkezi ulaşım akslarına yakın ve kaliteli projelerde yoğunlaşıyor. Artık sadece fiyat değil; güvenilir müteahhit, sağlam yapı kalitesi, sosyal donatılar ve projenin uzun vadeli değer kazanma potansiyeli de alıcıların kararında belirleyici oluyor.</p>

<p>Yüksek faiz oranları ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar hem üretici hem de alıcı tarafını doğrudan etkiliyor. Bunun yanında inşaat maliyetleri hâlâ yüksek seviyelerde seyrediyor. Bu nedenle sektörün eskisi kadar kolay proje geliştirebildiğini söylemek mümkün değil. Biz ise kısa vadeli dalgalanmalardan ziyade uzun vadeli bakış açısıyla hareket ediyoruz. Doğru lokasyonda, doğru maliyet hesabıyla ve gerçek piyasa ihtiyacına cevap veren projelere yatırım yapmaya devam edeceğiz. Ancak geçmiş dönemlere göre daha seçici ve daha kontrollü bir yatırım anlayışının tüm sektörde hâkim olacağını düşünüyorum.</p>

<p>Bugünün alıcısı geçmişe göre çok daha bilinçli hareket ediyor. Yalnızca metrekareye veya fiyata bakmıyor; ulaşım kolaylığı, depreme dayanıklılık, enerji verimliliği, yaşam kalitesi ve yatırım potansiyelini birlikte değerlendiriyor. Esnek ödeme seçenekleri de satın alma kararını önemli ölçüde etkiliyor. Bursa, sanayisi, istihdam gücü ve sürekli göç alan yapısıyla konut talebini canlı tutan şehirlerden biri olmaya devam ediyor. Yılın ikinci yarısında, ekonomik koşullarda ilave bir olumsuzluk yaşanmadığı takdirde, özellikle nitelikli projelerde satışların istikrarlı şekilde devam edeceğini düşünüyorum. Konut ihtiyacının sürdüğü bir ortamda, kaliteli üretim yapan ve güven veren firmaların her zaman avantajlı olacağına inanıyorum.</p>

<p>Son olarak gayrimenkul, kısa vadeli al-sat aracı değil; doğru seçildiğinde ailelerin yaşamını güvence altına alan ve uzun vadede değer üreten stratejik bir yatırımdır.</p>

<p></p>

<p><img height="315" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/macid-ilker-2.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Macid İlker</strong></p>

<p><strong>Kıvam Grup İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Finansmana erişim sektörü olumsuz etkiliyor</strong></p>

<p>Sahada özellikle ikinci el konutlarda ve oturma amaçlı orta gelir grubuna hitap eden projelerde daha yoğun bir ilgi gözlemliyoruz. Bunun yanında deprem güvenliği yüksek, ulaşım akslarına yakın ve sosyal donatıları güçlü yeni konut projeleri de alıcıların öncelikli tercihleri arasında yer alıyor. Yüksek kredi faizleri ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar hem üreticiyi hem de konut alıcısını zorlamaya devam ederken, artan inşaat maliyetleri yeni proje geliştirme süreçlerinde daha dikkatli hareket etmeyi gerektiriyor. Buna rağmen Bursa'nın güçlü nüfus artışı ve devam eden konut ihtiyacı nedeniyle doğru lokasyonlarda ve doğru fiyat politikasıyla geliştirilen projelere yatırım yapmayı sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde kontrollü ancak nitelikli projelerle üretime devam eden, maliyet ve talep dengesini gözeten bir yaklaşımın sektörde ağırlık kazanacağını düşünüyoruz.</p>

<p>Artık konut alıcısı yalnızca fiyat odaklı değil, depreme dayanıklılık, enerji verimliliği, ulaşım kolaylığı ve esnek ödeme seçeneklerini birlikte değerlendirerek karar veriyor. Geniş metrekare yerine fonksiyonel yaşam alanları, merkezi lokasyonlar ve bütçeyi zorlamayan ödeme planları daha fazla önem kazanmış durumda. Yılın ikinci yarısında faizlerde yaşanabilecek olası iyileşmelerin de etkisiyle Bursa'da konut talebinin kademeli olarak artacağını, özellikle markalı ve güven veren projelerde satış ivmesinin güçleneceğini öngörüyoruz.</p>

<p><img height="201" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/bayram-toktas.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Bayram Toktaş</strong></p>

<p><strong>BT Grup Yapı İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Yatırımdan vazgeçen anlayışta değiliz</strong></p>

<p>Bursa’da son aylarda konut satışlarında gözle görülür bir hareketlilik var. Ancak bu hareketliliği sadece “piyasa canlandı” şeklinde yorumlamak doğru olmaz. İnsanlar uzun süredir bekledikleri alım kararlarını artık yavaş yavaş hayata geçiriyor.</p>

<p>Özellikle oturum amaçlı alınan, ulaşımı kolay, sosyal donatıları bulunan ve fiyatı ulaşılabilir seviyedeki 2+1 ve 3+1 dairelere talep daha yüksek. Lüks segmentte ise hareket var ancak daha seçici bir alıcı profili görüyoruz. Yatırımcılar artık sadece prim beklentisiyle değil, kira getirisi ve bulunduğu bölgenin geleceğini de dikkate alarak karar veriyor. Bursa gelişmeye devam eden bir şehir. Sanayi, göç ve nüfus artışı konut ihtiyacını canlı tutuyor. Bu nedenle doğru lokasyonda geliştirilen kaliteli projeler her dönem alıcısını bulmaya devam ediyor.</p>

<p>Bugün sektörün en büyük problemi talep eksikliği değil, finansmana erişimdir. Faiz oranlarının yüksek olması hem konut almak isteyen vatandaşı hem de üretici firmaları zorlayan en önemli unsur haline geldi. Bunun yanında inşaat maliyetleri son yıllarda ciddi şekilde yükseldi. Arsa, işçilik ve malzeme maliyetleri artmaya devam ediyor. Bu da yeni proje geliştirirken çok daha detaylı hesap yapmayı zorunlu hale getiriyor. Biz yatırım yapmaktan vazgeçen bir anlayışta değiliz. Ancak artık her projeye aynı gözle bakmak mümkün değil. Doğru lokasyon, doğru maliyet hesabı ve gerçekçi satış planı olmayan projelerin başarılı olması giderek zorlaşıyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde yatırım yapmaya devam edeceğiz fakat daha planlı, daha kontrollü ve piyasa dinamiklerini dikkate alan bir süreç izleyeceğiz.</p>

<p>Eskiden alıcılar daha çok metrekareye odaklanırken bugün yaşam kalitesini ön plana çıkarıyor. Depreme dayanıklılık, ulaşım kolaylığı, otopark, yeşil alan, enerji verimliliği ve sosyal yaşam alanları artık karar sürecinde çok daha belirleyici hale geldi. Fiyat elbette hâlâ en önemli kriterlerden biri. Ancak ödeme koşulları da en az fiyat kadar önem taşıyor. Uygun vade seçenekleri sunabilen projeler alıcı açısından daha cazip hale geliyor. İnsanlar artık bütçelerini zorlayacak riskler almak yerine ödeme planını uzun vadede yönetebilecekleri projeleri tercih ediyor.</p>

<p>Yılın ikinci yarısında Bursa’da konut piyasasının tamamen duracağını düşünmüyorum. Aksine doğru fiyatlanan ve kaliteli projelerde satışların devam edeceğine inanıyorum. Faizlerde yaşanabilecek olası iyileşmeler piyasaya ilave bir hareket kazandıracaktır. Bursa üretmeye, büyümeye ve göç almaya devam eden güçlü şehirlerden biri. Bu nedenle orta ve uzun vadede konut ihtiyacının süreceğini ve sektörün sağlam temeller üzerinde ilerlemeye devam edeceğini düşünüyorum.</p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/kenan-taskopru.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Kenan Taşköprü </strong></p>

<p><strong>Ekip İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Doğru planlanmış projeler alıcı bulur</strong></p>

<p>Konut sektöründe son dönemde satış rakamlarında bir hareketlilik görülse de bunun kalıcı bir canlanmaya dönüştüğünü söylemek için henüz erken. Özellikle sıfır konut üreticileri açısından artan arsa, işçilik ve inşaat maliyetleri fiyatlar üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Finansmana erişimin hâlâ zor olması da hem üreticiyi hem de konut alıcısını temkinli davranmaya yönlendiriyor. Bursa gibi sürekli göç alan ve nüfusu artan bir şehirde konuta olan ihtiyaç devam ediyor. Ancak bu ihtiyacın karşılanabilmesi için üretim maliyetlerini dengeleyecek ve konut kredilerine erişimi kolaylaştıracak adımların atılması gerekiyor. Önümüzdeki dönemde faizlerde yaşanabilecek olası iyileşmelerin sektöre olumlu yansıyacağını düşünüyoruz. Doğru planlanmış, ulaşılabilir fiyatlı ve nitelikli konut projeleri her zaman alıcı bulacaktır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/konut-sektoru-gelecekten-umutlu</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/1576-m1.jpg" type="image/jpeg" length="93471"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BTSO’nun hizmet kalitesine 7 yıldızlı tescil]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/btsonun-hizmet-kalitesine-7-yildizli-tescil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/btsonun-hizmet-kalitesine-7-yildizli-tescil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) yenilenen Akreditasyon Sistemi kapsamında en üst seviye olan 7 yıldızlı akreditasyon belgesini almaya hak kazandı. TOBB 2026 Akreditasyon Sertifika Töreni, TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın katılımıyla Ankara’daki TOBB İkiz Kuleler Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yenilenen sistem kapsamında Türkiye’de ilk kez verilmeye başlanan 7 yıldızlı akreditasyon belgesini almaya hak kazanan 4 oda ve borsadan biri olan BTSO, 60 bini aşkın üyesine sunduğu hizmetlerin kalitesini ve kurumsal gelişim anlayışını en üst seviyede tescilledi.BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, törende yaptığı değerlendirmede, 7 yıldızlı akreditasyon belgesini almaktan büyük gurur duyduklarını belirtti. Başarının 2013 yılından bu yana kararlılıkla sürdürdükleri dönüşüm çalışmalarının sonucu olduğunu ifade eden Burkay, şunları kaydetti: “Yenilenen TOBB Akreditasyon Sistemi kapsamında en üst seviye olan 7 yıldızlı akreditasyonu almaya hak kazanan 4 oda ve borsadan biri olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu başarı, 2013 yılından bu yana kararlılıkla sürdürdüğümüz dönüşüm yolculuğunun, üyelerimizi merkeze alan hizmet anlayışımızın, yenilikçi projelerimizin ve kurumsal gelişim vizyonumuzun güçlü bir sonucudur.”</p>

<p>Burkay, elde edilen başarıda emeği bulunan BTSO çalışanlarını tebrik ederek, belgenin 60 bini aşkın BTSO üyesi ve Bursa iş dünyası için hayırlı olmasını diledi. Türkiye’deki oda ve borsa sisteminin gelişimine öncülük eden TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’na da teşekkür eden Burkay, akreditasyon sisteminin uluslararası ölçekte örnek gösterilen bir yapıya dönüşmesinde Hisarcıklıoğlu’nun ortaya koyduğu vizyonun önemli rol oynadığını vurguladı.</p>

<p>TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu da törende yaptığı konuşmada, 11’i ilk kez olmak üzere 73 oda ve borsaya akreditasyon sertifikası verildiğini söyledi. Akreditasyon sisteminin oda ve borsaların kurumsal dönüşümünde temel bir rol üstlendiğini belirten Hisarcıklıoğlu, sistem sayesinde kurumların kendilerini geliştirdiğini, yeni projeler ürettiğini ve uluslararası iş birlikleri kurduğunu ifade etti. Oda ve borsaların bugüne kadar 2 bin 750 projeyi hayata geçirdiğini aktaran Hisarcıklıoğlu, 30’dan fazla ülkedeki oda ve borsalarla ortak çalışmalar yürütüldüğünü bildirdi.</p>

<p>Hisarcıklıoğlu, oda ve borsaların uluslararası yarışmalarda ödüller kazandığına işaret ederek, şöyle konuştu: “Akreditasyon sistemi sayesinde oda ve borsalarımız kendilerini dönüştürüyor ve geliştiriyor, proje üretiyor, yurt dışına açılıyor, illerine ve ilçelerine kaynak sağlıyor. Yaptıkları projelerle dünyadaki oda ve borsaların katıldığı yarışmalarda ödül alıyorlar, dünya şampiyonu oluyorlar. Oda ve borsalarımız, girişimcilerimize en iyi şekilde hizmet üreten ve sunan merkezler haline geldi.” Şehirlerin markalaşma sürecinde oda ve borsalara önemli sorumluluklar düştüğünü vurgulayan Hisarcıklıoğlu, “İlin ve ilçenin kanaat önderleri sizlersiniz. Şehrinizi marka yapmak için liderliği de sizler üstleneceksiniz. Camiamıza ve girişimcilerimize rehberlik edeceksiniz” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Akreditasyon sistemine yeni standartlar</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hisarcıklıoğlu, değişen ekonomik ve ticari şartlara uyum sağlanması amacıyla TOBB Akreditasyon Sistemi’nin standartlarının yenilendiğini belirtti. Yeni sistemde e-ticaret, tedarik zinciri, AR-GE faaliyetleri, sosyal sorumluluk, yerel değerlerin tanıtımı, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm gibi alanların değerlendirme kapsamına alındığını bildiren Hisarcıklıoğlu, daha önce kullanılan A, B ve C sınıfı kategorilerinin yerine 4, 5, 6 ve 7 yıldızlı puanlama sistemine geçildiğini kaydetti.</p>

<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise TOBB tarafından yürütülen akreditasyon çalışmalarının, Türkiye genelindeki oda ve borsaların hizmet kalitesini ve çalışma disiplinini geliştirmeyi hedeflediğini söyledi. Akreditasyon sisteminin meslek kuruluşlarının kurumsal kapasitesini güçlendirdiğini belirten Bolat, modelin Türkiye sınırlarını aşarak İslam ülkelerindeki ticaret odaları tarafından da örnek alınmaya başladığını ifade etti. Küresel ekonomide korumacılık eğilimlerinin arttığına ve dijital dönüşümün rekabet koşullarını değiştirdiğine dikkati çeken Bolat, Türk sanayisinin üretim ve ihracat gücünün korunmasının büyük önem taşıdığını dile getirdi. Bolat, Türkiye’nin ticari diplomasi faaliyetleri ile uluslararası ticaret müzakerelerini TOBB ve özel sektör kuruluşlarıyla yakın iş birliği içinde sürdürdüğünü belirterek, oda ve borsaların iş dünyasına rehberlik eden güçlü kurumlar haline gelmesinin Türkiye ekonomisine önemli katkılar sunduğunu kaydetti.</p>

<p><strong>Sunulan hizmetler tescillendi</strong></p>

<p>TOBB Akreditasyon Kurulu Başkanı Faik Yavuz’un da akreditasyon sisteminin oda ve borsaların kurumsal kapasitesine sağladığı katkılara ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu programın sonunda, belge almaya hak kazanan kurumlara sertifikaları takdim edildi.Toplam 289 oda ve borsanın akreditasyon sürecini tamamladığı sistemde BTSO, en üst seviye olan 7 yıldızlı akreditasyon belgesiyle Bursa iş dünyasına sunduğu hizmetlerin kalitesini bir kez daha ulusal ölçekte tescillemiş oldu.BTSO’nun elde ettiği 7 yıldızlı akreditasyon; üyelerini merkeze alan hizmet yaklaşımının, kurumsal gelişim çalışmalarının, yenilikçi projelerinin ve sürdürülebilir dönüşüm vizyonunun önemli bir göstergesi olarak değerlendirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/btsonun-hizmet-kalitesine-7-yildizli-tescil</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/1575-m3.jpg" type="image/jpeg" length="15674"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa Serbest Bölgesi’nden ihracatta yüksek performans]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-serbest-bolgesinden-ihracatta-yuksek-performans</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursa-serbest-bolgesinden-ihracatta-yuksek-performans" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Otomotiv, makine, metal, elektrik-elektronik ve ileri teknoloji üretiminde güçlü altyapıya sahip Bursa Serbest Bölgesi, küresel pazarlardaki talep artışını ihracata dönüştürmeyi başardı. Özellikle ihracatçı firmaların yeni pazarlara açılması ve serbest bölgelerin sunduğu lojistik avantajlar bölgenin performansına olumlu yansıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BURAK TAŞ</strong></p>

<p>Türkiye'nin sanayi ve ihracat merkezlerinden Bursa, serbest bölge performansıyla 2026 yılına damga vurdu. Ticaret Bakanlığı’ndan derlenen verilere göre Bursa Serbest Bölgesi'nin ihracatı Ocak-Haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33 artarak 1 milyar 25 milyon dolara ulaştı. Bu sonuç, bölgenin ilk altı ay sonunda ilk kez 1 milyar dolar seviyesini aşmasını sağladı. Bu performans yalnızca Bursa açısından değil, Türkiye serbest bölgeleri açısından da dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Aynı dönemde 19 serbest bölgenin toplam ihracatı yüzde 6,2 artışla 6,6 milyar dolara yükselerek tarihinin en yüksek ilk altı aylık ihracatına ulaştı.</p>

<p><strong>Üretim gücü ihracata yansıdı</strong></p>

<p>Bursa Serbest Bölgesi, sadece ihracat rakamlarıyla değil, üretim odaklı yapısıyla da Türkiye'nin rekabet gücüne katkı sağlayan merkezlerden biri olmayı sürdürüyor. Serbest bölgelerde gerçekleştirilen ihracatın önemli bölümünü orta-ileri ve yüksek teknoloji ürünleri oluşturuyor.</p>

<p>2026'nın ilk yarısında bu ürünlerin toplam ihracattaki payı yüzde 58,9'a yükseldi. Bu oran, serbest bölgelerin Türkiye'nin yüksek katma değerli üretim hedeflerine sağladığı katkıyı ortaya koyuyor. Bursa Serbest Bölgesi'nin özellikle otomotiv yan sanayi, makine imalatı ve metal işleme sektörlerindeki güçlü üretim altyapısı, bu başarıda belirleyici rol oynuyor.</p>

<p><img height="462" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/1575-m2-tablo1.jpg" width="500" /></p>

<p><strong>İstihdamda güçlü yapı</strong></p>

<p>2026 yılının ilk yarısı itibarıyla Türkiye'deki 19 serbest bölgede bin 942 firma faaliyet gösterirken doğrudan istihdam 86 bin 909 kişiye ulaştı. Üretim konulu faaliyet ruhsatlarının toplam ruhsatlar içindeki payı yüzde 44,6'ya yükseldi. 2025 yılı sonu verilerine göre ise Bursa Serbest Bölgesi yaklaşık 12 bin 967 kişiye doğrudan istihdam sağladı ve Türkiye'nin en büyük serbest bölge istihdam merkezlerinden biri oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2025’in ardından yeni rekor</strong></p>

<p>Bursa Serbest Bölgesi, 2025 yılında da başarılı bir performans sergileyerek ihracatını yüzde 12,5 artırmış ve yıllık 1,67 milyar dolara ulaştırmıştı. Aynı yıl Türkiye'deki serbest bölgelerin toplam ihracatı yüzde 4 artışla 12,5 milyar dolara yükselmiş, toplam ticaret hacmi ise 28,6 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. 2026'nın ilk yarısında yakalanan yüzde 33'lük büyüme, Bursa'nın bu ivmeyi daha da güçlendirdiğini ortaya koyuyor.</p>

<p><strong>Yeni yatırımlar büyümeyi destekliyor</strong></p>

<p>Sanayiciler, bölgedeki yeni yatırımların, kapasite artırımlarının ve teknoloji odaklı üretim projelerinin ihracata olumlu yansıdığını ifade ediyor. Elektrikli araçlar, otomotiv yan sanayi, makine ekipmanları ve ileri imalat alanlarındaki yatırımların önümüzdeki dönemde Bursa Serbest Bölgesi'nin ihracat performansını daha da yukarı taşıması bekleniyor.</p>

<p><img height="459" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/1575-m2-tablo2.jpg" width="500" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-serbest-bolgesinden-ihracatta-yuksek-performans</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/1575-m2.jpg" type="image/jpeg" length="47434"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Makine sektörü ikinci yarıdan umutlu]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/makine-sektoru-ikinci-yaridan-umutlu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/makine-sektoru-ikinci-yaridan-umutlu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa makine sektörünün önde gelen temsilcileri, yılın ikinci yarısında ihracatın tamamen durmasını beklemediklerini ancak Avrupa pazarındaki durgunluk, yüksek üretim maliyetleri, finansmana erişim güçlüğü ve kur baskısı nedeniyle daha temkinli hareket edeceklerini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HIDIRCAN KAYA-BURAK TAŞ</strong></p>

<p>Makine sektörü temsilcileri, 2026 yılının ikinci yarısına ilişkin beklentilerini değerlendirirken, küresel ekonomideki belirsizliklerin ve Avrupa pazarındaki talep daralmasının ihracat üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiğine dikkat çekti. Buna karşın sektörün üretim kabiliyeti, mühendislik altyapısı ve yeni pazarlara açılma stratejileri sayesinde ihracatta direncini koruyabileceği ifade edildi. Sektörün en önemli gündem maddeleri arasında finansmana erişim, yüksek faiz oranları, artan enerji ve işçilik maliyetleri ile kur politikası yer aldı. Sanayiciler, uygun maliyetli yatırım kredilerinin yaygınlaştırılması ve ihracatçının rekabet gücünü destekleyecek öngörülebilir ekonomik politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Güçlü konum hedefleniyor</strong></p>

<p>Bursa makine sektörü temsilcileri, rekabetin artık yalnızca fiyatla değil teknolojiyle kazanıldığına dikkat çekerek, otomasyon sistemleri, yapay zekâ destekli üretim, Endüstri 4.0 uygulamaları, dijitalleşme ve enerji verimli makinelerin yatırımların odağında yer aldığını belirtti. Firmalar, Ar-Ge yatırımlarını artırırken yüksek katma değerli ürünlerin payını büyütmeyi ve yeni pazarlarda daha güçlü bir konum elde etmeyi hedefliyor.</p>

<p><strong>Teşvikler sektör için önemli</strong></p>

<p>Sektör temsilcilerinin ortak mesajı ise, makine sektörünün Türkiye'nin sanayi ve ihracat hedefleri açısından stratejik önemini koruduğu yönünde oldu. Kamu desteklerinin artırılması, finansman koşullarının iyileştirilmesi ve teknoloji yatırımlarının teşvik edilmesi halinde Türk makine sektörünün küresel pazarlarda daha güçlü bir konuma ulaşabileceği değerlendirildi.</p>

<p></p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/ahmet-ozkayan-15.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Ahmet Özkayan</strong></p>

<p><strong>Ermaksan Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>Dengeli görünüm bekliyoruz</strong></p>

<p>2026 yılının ilk yarısında daha seçici ve pazar odaklı bir büyüme yaklaşımı benimsedik. Avrupa’da mevcut müşteri ilişkilerimizi güçlendirmeye odaklanırken; Kuzey Amerika, Güneydoğu Asya ve Kuzey Afrika gibi pazarlarda yeni fırsatları yakından takip ettik. Sanayici açısından oldukça zorlu geçen bu dönemde, hedeflerimizin büyük bölümünde planladığımız çizgiye yakın ilerliyoruz. Yılın ikinci yarısında ise özellikle fuar katılımları, yeni ürün lansmanları ve bölgesel risklerin azalması halinde oluşabilecek olumlu havanın katkısıyla daha dengeli bir görünüm bekliyoruz.</p>

<p>Son birkaç yılda sanayicinin en temel gündemi öngörülebilirlik oldu. Küresel konjonktürdeki dalgalanmalar; hammadde maliyetlerinden işletme sermayesine, yatırım iştahından ihracat fiyatlamasına kadar birçok başlığı etkiledi. Özellikle uzun vadeli üretim yapan, yüksek teknoloji geliştiren ve global pazarlarda rekabet eden firmalar için bu süreç kârlılık yönetimini daha hassas hale getirdi.</p>

<p>Biz bu dönemi yalnızca maliyet baskısı olarak değil, aynı zamanda iş modelimizi yeniden güçlendirme fırsatı olarak da okuduk. Verimlilik, dijitalleşme, enerji tasarrufu, stok yönetimi, ürün standardizasyonu ve satış sonrası hizmetler gibi başlıklarda daha disiplinli bir yapı kurduk. Kârlılığı korumanın artık sadece fiyat artırarak değil; süreçleri daha akıllı yöneterek, daha yüksek teknoloji içeren ürünlere yönelerek ve pazarlarda doğru segmentlere odaklanarak mümkün olduğunu görüyoruz.</p>

<p>Yılın geri kalanında finansman koşullarında kademeli bir normalleşme ve yatırım iştahında sınırlı da olsa toparlanma bekliyoruz. Ancak planlarımızı tek bir senaryoya göre yapmıyoruz. İç pazarda riskleri gözeten dengeli bir büyüme stratejisi izlerken, ihracatta potansiyeli yüksek pazarlara daha güçlü şekilde odaklanacağız. Önümüzdeki yıllarda hedefimiz; ciromuz içinde yüksek katma değerli ürünlerin payını artırmak, teknolojik ürünlerden elde ettiğimiz geliri büyütmek ve kârlılığı sürdürülebilir biçimde güçlendirmek olacak.</p>

<p>İhracatta rekabetin artık yalnızca fiyat üzerinden yürütülemeyeceğini çok net görüyoruz. Özellikle Uzak Doğulu üreticilerin agresif fiyat politikaları, birçok pazarda rekabet koşullarını zorlaştırıyor. Bu nedenle Ermaksan olarak rekabet stratejimizi fiyat avantajından çok teknoloji, kalite, güvenilirlik, satış sonrası hizmet ve müşteri özelinde çözüm geliştirme kabiliyeti üzerine kuruyoruz. Bununla birlikte, sunduğumuz çözümleri daha maliyet etkin hale getirmek için tasarım, üretim ve tedarik süreçlerimizi sürekli gözden geçiriyoruz.</p>

<p>Müşterilerimizin yalnızca makine değil, üretim verimliliği satın aldığının farkındayız. Bu nedenle lazer kesimden büküm teknolojilerine, otomasyondan yazılıma kadar bütüncül çözümler sunuyoruz. Müşteri ihtiyacına özel konfigürasyonlar, robotik entegrasyon, yapay zekâ üretim çözümleri, Endüstri 4.0 uyumlu yazılım altyapıları ve enerji verimli makineler rekabet gücümüzün önemli parçaları haline geldi.</p>

<p>Ayrıca satış sonrası hizmetler ihracatta en az ürün kalitesi kadar belirleyici. Global bayi ağımız, ABD’de ERMAKUSA ve Almanya’daki Ermak Deutschland GmbH yapılanmamız sayesinde müşterilerimize daha yakın duruyoruz. Bu yapılanma, yalnızca satış değil; servis, yedek parça, teknik destek ve marka güveni açısından da bizi güçlendiriyor.</p>

<p>Bir diğer stratejimiz de her pazara aynı ürün ve aynı söylemle gitmemek. Avrupa’da enerji verimliliği ve otomasyon öne çıkarken, gelişmekte olan pazarlarda dayanıklılık, servis kolaylığı ve yatırım geri dönüş süresi daha kritik olabiliyor. Biz de ihracat stratejimizi bu farklı beklentilere göre şekillendiriyoruz.</p>

<p>Avrupa pazarı, tarihsel olarak sahip olduğu gücü son dönemde bir miktar ivne kaybetsede hala önemini koruyor. Bununla birlikte son dönemde Kuzey Amerika, Güney Amerika, Orta Doğu ve Asya-Pasifik bölgelerinde önemli fırsatlar görüyoruz. Ortadoğu’da ateşkes süreciyle birlikte Körfez ülkeleri ve Afrika’nın sanayileşen pazarları önümüzdeki dönem için radarımızda olacak pazarlar arasında.</p>

<p>Yeni pazarlarda yalnızca makine satışı hedeflemiyoruz. Teknoloji transferi, satış sonrası hizmet yapılanması, yerel iş birlikleri ve bazı stratejik ürün gruplarında uzun vadeli çözüm ortaklıkları kurmak istiyoruz. Özellikle savunma sanayii, eklemeli imalat, optoelektronik ve yüksek güçlü lazer teknolojileri, Ermaksan’ın yeni pazarlarda daha farklı bir konuma taşınmasını sağlayacak alanlar olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Bugün Ermaksan olarak ürün ve teknolojilerimizi 120’den fazla ülkeye ulaştırıyoruz. Global pazarda uzun yıllara dayanan güçlü bir bayi ağımız ve doğrudan yapılanmalarımız bulunuyor. Üretimimizin önemli bir bölümü ihracata yönelik gerçekleşiyor. Bu oranın yaklaşık yüzde 80-85 bandında olduğunu söyleyebiliriz.</p>

<p>Avrupa pazarı, tarihsel olarak sahip olduğu gücü son dönemde bir miktar ivme kaybetse de hâlâ önemini koruyor. Bununla birlikte Kuzey Amerika, Güney Amerika, Orta Doğu ve Asya-Pasifik bölgelerinde önemli fırsatlar görüyoruz. Orta Doğu’da bölgesel risklerin azalması ve ticari hareketliliğin yeniden güçlenmesi halinde Körfez ülkeleri ile Afrika’nın sanayileşen pazarları önümüzdeki dönem için radarımızda olacak bölgeler arasında yer alıyor.</p>

<p>Yeni pazarlarda yalnızca makine satışı hedeflemiyoruz. Satış sonrası hizmet yapılanması, yerel iş birlikleri ve bazı stratejik ürün gruplarında uzun vadeli çözüm ortaklıkları kurmak istiyoruz. Özellikle savunma sanayii, eklemeli imalat, optoelektronik ve yüksek güçlü lazer teknolojileri, Ermaksan’ın yeni pazarlarda daha farklı bir konuma taşınmasını sağlayacak alanlar olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Ermaksan’ın üretim yolculuğu 1965 yılında Bursa’da küçük bir atölyede başladı. Bugün ise toplam 100.000 metrekare kapalı alana sahip üç modern üretim tesisinde faaliyet gösteren, yüksek teknoloji odaklı bir sanayi şirketi konumundayız.</p>

<p>Ürün gamımız oldukça geniş. Sac işleme makineleri alanında lazer kesim makineleri, abkant presler, giyotin makaslar, plazma kesim sistemleri ve otomasyon çözümleri geliştiriyoruz. Bunun yanında metal 3D yazıcılar, talebe özel eklemeli imalat çözümleri, optoelektronik ve yarı iletken sistemler, fiber lazer rezonatörleri, CNC kontrol üniteleri ve endüstriyel yazılımlar üretiyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son yıllarda savunma sanayii de stratejik odak alanlarımızdan biri haline geldi. Tamamen yerli mühendislik kabiliyetimizle geliştirdiğimiz THUNDERBOLT deniz topu sistemleri, yüksek güçlü askeri tip lazer kaynakları, FBG sensör teknolojileri ve savunma sanayiine yönelik metal 3D üretim çözümleriyle, Türkiye'nin kritik teknolojilerde dışa bağımlılığını azaltmaya katkı sağlıyoruz. Savunma alanındaki çalışmalarımızı yalnızca ürün geliştirmekle sınırlı görmüyor; aynı zamanda yüksek katma değerli teknolojiler üreterek ülkemizin teknoloji ekosistemine katkı sunan uzun vadeli bir yatırım olarak değerlendiriyoruz.</p>

<p>Ermaksan’ı klasik bir makine üreticisinden ayıran en önemli unsur ise kritik teknolojileri kendi bünyesinde geliştirme yaklaşımıdır. Lazer teknolojilerinden yazılıma, metal 3D yazıcılardan savunma sistemlerine kadar birçok alanda kendi Ar-Ge ve mühendislik gücümüzle ilerliyoruz. İstihdam tarafında ise mühendislik, Ar-Ge, üretim, satış sonrası hizmetler ve global satış ekiplerimizi nitelikli insan kaynağıyla güçlendirmeye devam ediyoruz.</p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/isitan-logo-2.png" width="250" /></p>

<p><strong>ISITAN MAKİNE</strong></p>

<p><strong>Isıtan Makine’den ihracatta yeni hedefler</strong></p>

<p>Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'nin toplam ihracatı yılın ilk altı ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,6 artış göstererek 136 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Bu tablo da bize gösterdiği üzere ihracatta sürdürülebilir büyümenin devam ettiğine işaret etmektedir.</p>

<p>Avrupa pazarında ekonomik toparlanmanın kademeli şekilde devam etmesinin yanında ihracatı destekleyen politikaların sürdürülmesi halinde, yılın ikinci yarısında da makine sektörünün büyümesini öngörmekteyiz. Döviz kurunun ihracatçı için önemi büyük olmakla birlikte artan ürün çeşitliliği ile pazarda gücü korumak ve taleplere doğru cevaplar vermek çok önemlidir. Bu sebepledir ki Isıtan Makine her geçen yıl müşterilerinin beklentilerine cevap niteliğindeki ar-ge çalışmalarını yürütmekte, bunun meyvesi olarak da sektörde yeni ürünlerle ürün çeşitliliği ve sürdürülebilir kalite politikasıyla üreterek taleplere cevap vermektedir. Yeni ürün olarak, Lazer kesim gibi teknolojik makinaların kesme işlemlerinden sonra kesilen parçanın tamamen düzleştirilmesini (malzeme üzerindeki atıklığın giderilmesi) ve malzeme üzerindeki gerilimin alınmasını sağlayan Düzleştirme ve Gerilim Giderme Makinasını söyleyebiliriz.</p>

<p>Makine sektörü uzun vadeli yatırım ve yüksek teknoloji gerektiren bir sektör olduğu için uygun maliyetli finansmana erişim büyük önem taşımaktadır. Bunun yanında üretim maliyetleri, özellikle enerji, işçilik ve finansman giderleri açısından sektörün rekabetçiliğini doğrudan etkilemektedir.</p>

<p>İhracatın sürdürülebilir şekilde artması için finansmana erişimin kolaylaştırılması, yatırım ve ihracat desteklerinin güçlendirilmesi ile üretim maliyetlerini dengeleyici politikaların devam etmesi sektör açısından önem taşımaktadır. Kur politikası açısından da değerlendirildiğinde, ihracatçının temel beklentisi, öngörülebilir ve rekabetçiliği destekleyen bir kur yapısının korunmasıdır.</p>

<p>Makine sektöründe rekabet artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil, teknoloji seviyesi ve katma değer ile belirlenmektedir. Bu nedenle şirketimiz de yatırımlarını dijitalleşme, otomasyon, akıllı üretim sistemleri ve yüksek verimlilik sağlayan teknolojiler doğrultusunda sürdürmektedir.Yapay zekâ destekli tasarım, üretim planlama, kalite kontrol ve satış süreçlerinde kullanılan dijital uygulamalar; üretim verimliliğini artırırken teslim sürelerini kısaltmakta ve müşteri taleplerine daha hızlı cevap verilmesini sağlamaktadır. Bunun sonucunda ihracatta hem rekabet gücü hem de yüksek katma değerli ürün oranı artmaktadır.</p>

<p>MAİB verilerinde kilogram başına ihracat değerinin 8,7 dolara yükselmesi de sektörün giderek daha yüksek teknoloji içeren ürünlere yöneldiğini ortaya koymaktadır.Türk makine sektörü, üretim altyapısı, mühendislik kabiliyeti ve ihracat tecrübesiyle dünya pazarlarında güçlü konumunu geliştirmeye devam etmektedir.Önümüzdeki dönemde devlet desteklerin sürdürülmesi, yüksek katma değerli üretim ve yeni pazarlara açılma hedeflerini daha da güçlendirecektir. Kamu ve özel sektörün ortak vizyonla hareket etmesi sayesinde Türk makine sektörünün küresel pazarlardaki payını artırmaya devam edeceğine yönelik beklentilerimiz yüksektir.</p>

<p><img height="274" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/1-lothbrog-makine-yon-kur-bsk-lutfi-akincioglu-2.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Lütfi Akıncıoğlu </strong></p>

<p><strong>Lothbrog Makine Yönetim Kurulu Başkanı </strong></p>

<p><strong>Zorlu bir sınavdan geçiyoruz</strong></p>

<p>Sektörümüz, makroekonomik belirsizliklerin gölgesinde zorlu bir sınavdan geçiyor. MAKFED'in 2025 Değerlendirme Raporu'nda da açıkça ifade edildiği üzere; sektörümüz 2015-2023 yıllarında kümülatif yüzde 78 büyüdükten sonra, 2024 yılında imalat sektörü senaryosu, ülke ekonomisinden negatif yönde ayrışmaya başlamıştır. 2025'in ilk 10 ayında daralma durağan seviyede gerçekleşmiştir. Bununla birlikte, sanayi genelinde kapasite kullanım oranlarının uzun dönem ortalaması olan yüzde 80 bandından yüzde 65 seviyelerine gerilediği, iç ve dış pazarda genel bir talep sıkılaşmasının yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. 2026'da sanayicilerimizin ileri teknoloji, otomasyon ve verimlilik odaklı makine yatırımlarına yönelmesi, küresel pazarın en yenilikçi çözümlerini Türkiye'ye kazandıran firmalar için güçlü bir fırsat alanı yaratıyor. Lothbrog Makine olarak, sanayimizin bu dönüşüm sürecinde ihtiyaç duyduğu ileri teknoloji makineleri temin ederek imalatçılarımızın rekabet gücünü artırmaya devam ediyoruz. Talep tarafındaki en belirgin değişim ise "nicelikten niteliğe" geçiştir. Artan enerji ve iş gücü maliyetleri karşısında sanayicilerimiz artık sadece üretim kapasitesini artıracak standart yatırımlardan ziyade; enerji verimliliği sağlayan, <strong>birim üretim maliyetini düşüren, hassas işleme kabiliyeti ve fire oranlarını minimuma indiren</strong> "verimlilik ve maliyet optimizasyonu" odaklı ileri teknoloji çözümlere yönelmektedir.</p>

<p>Yüksek faiz ortamı ve krediye erişimdeki kısıtlar, sanayicilerimizin sermaye maliyetini yükseltmekte ve yatırım kararlarındaki geri dönüş süresi beklentilerini çok daha sıkı bir analiz sürecine zorlamaktadır. Müşterilerimizin yatırım tercihlerindeki ana yaklaşım iki başlıkta öne çıkıyor, birincisi toplam Sahip Olma Maliyeti ve Amortisman Hızı<strong>, </strong>Sanayici artık yatırım yaparken makine fiyatından ziyade, makinenin sunduğu enerji tasarrufuna, birim parça başı üretim hızına ve arıza duruş süresinin azlığına bakıyor. İkincisi ise Kapasite Genişletme Yerine Teknoloji Yenileme,<strong> </strong>Mevcut tesis alanı genişletilmeden, daha yüksek hassasiyetli ve otomatik makine yatırımlarıyla birim zamandaki verimlilik artırılmaya çalışılıyor.</p>

<p>Lothbrog Makine olarak bu dönemi bir çözümsüzlük değil<strong>, doğru finansal yönlendirme ile banka anlaşmaları ve teknik destek dönemi olarak görüyoruz. Alternatif finansman opsiyonları, sunmuş olduğumuz kampanyalarımız ve amortisman süresi en kısa olan yüksek verimli makine modellerimizi sunarak Türk sanayicisinin yatırımlarını aksatmadan sürdürmesini sağlıyoruz</strong>.</p>

<p>Bugün küresel ölçekte rekabetin anahtarı; yapay zekâ destekli dönüşüm, otomasyon ve ikiz dönüşümdür, artan maliyetler karşısında hız, esneklik ve kalite avantajı otomasyon çözümleri, sanayimizin temel dönüşüm araçları haline gelmiştir. Son dönemde özellikle şu teknoloji gruplarına talep yoğunlaşmıştır, çok eksenli ve tam otomatik yükleme boşaltma, Tek kurulumda çok sayıda işlemi tamamlayan yükleme üniteleriyle kesintisiz çalışabilen sistemler. Makinelerin anlık verimliliklerini takip eden, uzaktan kontrol imkânı sunan akıllı yazılım entegrasyonları. Otomasyon çözümlere olan ilgi artık bir tercih değil, sanayicimiz için bir zorunluluk seviyesindedir. Portföyümüzde yer verdiğimiz yenilikçi <strong>ve yüksek hassasiyetli teknolojilerle, Türk imalat sektörünün katma değerli üretim yapabilmeleri ve hedeflerine ulaşmalarında katkı sunmaya devam edeceğiz.</strong></p>

<p></p>

<p><img height="167" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/mesut-altiparmak.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Mesut Barut – İbrahim Altıparmak</strong></p>

<p><strong>Nümerik Mühendislik&amp;Oemak Kurucu Ortakları</strong></p>

<p><strong>Maliyetleri optimize ediyoruz</strong></p>

<p>Sektörümüz yılın ilk yarısında tüm zorluklara rağmen ihracat kanadında dirençli bir duruş sergiledi. Yılın ilk yarısında yakaladığımız ihracat ivmesini korumak istiyoruz. İç piyasadaki enflasyon ile döviz kuru arasındaki dengesizlik, uluslararası pazarda fiyat rekabetimizi zorlaştırıyor. OEMAK Makine olarak bu süreci pazar çeşitliliğimizi artırarak ve birim maliyetlerimizi optimize ederek yönetiyoruz. Kısa süre önce yeni fabrikamıza taşınarak üretim alanımızı yüzde 50 oranında artırdık. Bu yatırım sayesinde termin sürelerimizi kısaltarak, alıcıların pahalı Avrupalı rakipler yerine daha kaliteli ve hızlı teslimat sunan alternatif arayışına tam yanıt veriyoruz.</p>

<p>Özellikle yatırım ve ihracat finansmanına uygun maliyetlerle ulaşabilmek büyük önem taşıyor. Yüksek faiz ortamı ve krediye erişimdeki kısıtlar hem üreticilerin hem de yurt içindeki müşterilerin alım kararlarını baskılıyor. Makine gibi sermaye yoğun sektörlerde uzun vadeli yatırım kredileri hayati önem taşıyor. Bunun yanında enerji, işçilik ve hammadde maliyetlerindeki artış üreticiler üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Firmaların sürdürülebilir büyüme sağlayabilmesi için rekabet gücünü destekleyen, öngörülebilir ekonomik politikaların devam etmesini bekliyoruz. Uzun vadeli plan yapabilmek, yatırım kararlarının en önemli unsurudur.</p>

<p>Şirket olarak yatırımlarımızın önemli bölümünü otomasyon teknolojileri, endüstriyel yazılım ve akıllı sistemlere yönlendiriyoruz. Makinelerimizin uzaktan izlenebilmesi, veri analizlerinin yapılabilmesi, arıza teşhis süreçlerinin hızlandırılması ve üretim performansının anlık takip edilebilmesi üzerine çalışmalar yürütüyoruz. Bakım süreçlerini öngörülebilir hale getirerek müşterilerimizin plansız duruş sürelerini azaltmayı hedefliyoruz. Ayrıca kullanıcı dostu yazılım arayüzleri geliştirerek operatörlerin makineleri daha kolay ve verimli kullanmasını sağlıyoruz. Bu yetkinlikler, makinelerimizi sıradan birer donanım olmaktan çıkarıp uçtan uca akıllı birer üretim çözümüne dönüştürüyor ve ihracatta bize güçlü bir ayrıcalık kazandırıyor. Geleceğin fabrikaları tamamen otonom ve yazılım tabanlı çalışacak. Geleceğin makine üreticileri de yalnızca mekanik tasarım yapan firmalar değil; aynı zamanda yazılım geliştiren, veri üreten ve dijital çözümler sunan teknoloji şirketleri olacaktır. Biz de bu dönüşümün bir parçası olarak Ar-Ge, otomasyon, yapay zekâ ve dijitalleşme yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. OEMAK Makine olarak vizyonumuz; Türk mühendisliğinin gücünü küresel yazılım ve otomasyon trendleriyle harmanlayarak dünya çapında akıllı üretim makineleri sunmaktır.</p>

<p></p>

<p><img height="293" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/mustafa-yildirim-mac-bending-6.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Mustaf</strong><strong>a Yıldırım</strong></p>

<p><strong>Mac Machines Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Sektörümüzün dayanıklılığı yüksek</strong></p>

<p>Makine sektörü, küresel ekonomide yaşanan belirsizliklere rağmen Türkiye'nin en güçlü ihracatçı sektörlerinden biri olmayı sürdürüyor. Yılın ilk yarısında yakalanan ivmenin, ikinci yarıda da temkinli bir iyimserlikle devam edeceğini öngörüyoruz. Özellikle yüksek katma değerli ürünlere olan talebin artması ve alternatif pazarlarda ortaya çıkan yeni fırsatlar, sektörümüz açısından olumlu bir görünüm sunuyor. Bununla birlikte Avrupa pazarı, ihracatımız açısından en önemli destinasyon olmayı sürdürüyor. Bölgedeki ekonomik yavaşlama ve yatırım kararlarının ertelenmesi sipariş süreçlerini zaman zaman etkileyebiliyor. Buna rağmen katma değerli ürünlere yönelimin artması ve firmaların yeni pazarlara açılma stratejileri sektörün dayanıklılığını güçlendiriyor. Biz Mac Machines olarak yalnızca Avrupa pazarına odaklanmak yerine Amerika, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya gibi gelişen pazarlardaki etkinliğimizi artırmayı stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Diğer taraftan döviz kuru ile üretim maliyetleri arasındaki dengenin korunması, ihracatçı açısından kritik önem taşımaya devam ediyor. Kurun enflasyon ve maliyet artışlarının gerisinde kalması uluslararası pazarlarda fiyat rekabetini zorlaştırabiliyor. Sürdürülebilir ihracat artışının sağlanabilmesi için rekabetçiliği destekleyen, öngörülebilir ve istikrarlı bir ekonomik ortamın büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz.Makine sektörü, uzun vadeli yatırım gerektiren, yüksek teknoloji ve sermaye yoğunluğu bulunan stratejik bir sektördür. Bu nedenle en önemli önceliklerimizin başında uygun maliyetli finansmana erişim geliyor. Özellikle yatırım, ihracat ve teknoloji odaklı kredilerin daha erişilebilir hâle gelmesi sektörün büyümesini önemli ölçüde destekleyecektir.</p>

<p>Mac Machines yerli üretici olarak biz de yatırımcıların, süreçlerini kolaylaştırmak amacıyla leasing ve esnek vadeli ödeme çözümleri sunuyoruz. Sanayicinin yatırım yapabilmesini desteklemenin yalnızca firmalara değil, aynı zamanda ülkemizin üretim kapasitesine, istihdamına ve ekonomik büyümesine de katkı sağladığına inanıyoruz. Bunun yanında enerji, işçilik, hammadde ve lojistik maliyetlerindeki artış firmaların rekabet gücü üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Verimlilik odaklı yatırımlar bu baskıyı azaltmaya yardımcı olsa da maliyetlerin öngörülebilir seviyelerde seyretmesi büyük önem taşıyor. Biz de müşterilerimize düşek maliyetle, zaman, enerji ve iş gücü tasarrufu sağlayan yenilikçi teknolojileri geliştirmeyi ve yatırımlarımızı bu doğrultuda sürdürmeyi önceliklendiriyoruz. Kur politikası açısından da beklentimiz ise ihracatçının rekabet gücünü koruyacak, ekonomik istikrarı destekleyecek ve sanayicinin uzun vadeli planlama yapabilmesine imkân sağlayacak öngörülebilir bir yapının oluşturulmasıdır.</p>

<p>Şirket olarak büyüme stratejimizi yalnızca kapasite artışı üzerine değil, katma değeri yüksek teknoloji odaklı üretim anlayışı üzerine inşa ediyoruz. Kendi ürünlerimizde Endüstri 4.0 ve Endüstri 5.0'ın sunduğu imkânlardan yararlanarak üretim süreçlerini daha verimli, daha izlenebilir ve daha sürdürülebilir hâle getirecek teknolojileri yakından takip ediyoruz. Önümüzdeki dönemde Ar-Ge, Ür-Ge, otomasyon sistemleri ve dijital üretim altyapısına yönelik yatırımlarımızı artırmayı hedefliyoruz. Amacımız, müşterilerimize yüksek verimlilik sağlayan, enerji tüketimini optimize eden ve katma değeri yüksek çözümler sunmaktır. Üretim süreçlerimizde dijitalleşme ve otomasyonu yaygınlaştırırken, yapay zekâ destekli uygulamalardan kalite kontrol, kestirimci bakım, üretim planlama ve süreç optimizasyonu gibi alanlarda faydalanıyoruz. Bu uygulamalar üretim verimliliğini artırırken hata oranlarını azaltıyor, teslim sürelerini kısaltıyor ve global pazardaki müşterilerimizin beklentilerine daha hızlı cevap vermemizi sağlıyor. Günümüzde ihracatta yalnızca kaliteli ürün üretmek yeterli değil; hızlı teslimat, sürdürülebilir üretim, dijital izlenebilirlik ve güçlü satış sonrası hizmet de önemli rekabet unsurları hâline geldi. Bu nedenle teknoloji yatırımlarımızı yalnızca üretimimizin değil, ihracat stratejimizin de temel unsurlarından biri olarak görüyoruz.</p>

<p>Makine sektörü, Türkiye'nin sanayileşmesi, teknolojik dönüşümü ve sürdürülebilir büyümesi açısından stratejik öneme sahip, Avrupa’nın son kalelerinden biridir. Türkiye, güçlü üretim altyapısı, yetişmiş insan kaynağı ve jeostratejik konumuyla Avrupa'nın en önemli üretim merkezlerinden biri olma potansiyelini her geçen gün daha da güçlendiriyor. Önümüzdeki dönemde yüksek teknolojiye, Ar-Ge'ye, dijital dönüşüme ve nitelikli insan kaynağına yapılacak yatırımların sektörümüzün küresel rekabet gücünü daha da artıracağına inanıyoruz. Kamu, üniversite ve özel sektör iş birliğinin güçlendirilmesi, ihracat ve yatırım odaklı destek mekanizmalarının geliştirilmesiyle Türk makine sektörünün dünya pazarlarındaki konumunu daha da ileri taşıyacağına inanıyoruz. Mac Machines olarak biz de yenilikçi teknolojiler geliştirmeye, müşterilerimizin rekabet gücünü artıracak çözümler üretmeye ve ülkemizin sanayi ile ihracat hedeflerine katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.</p>

<p></p>

<p><img height="317" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/zarif-alp-12.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Zarif Alp </strong></p>

<p><strong>İzmakpar Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>Döviz kuru mevcut yapıyı zayıflatıyor</strong></p>

<p>Türkiye üretim sanayisi, küresel rekabet koşullarının giderek zorlaşmasıyla birlikte her geçen gün daha büyük zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır. Özellikle son iki yılda döviz bazında yaşanan ciddi maliyet artışları, firmaların gelecek planlarını oluşturmasını, yatırım kararları almasını ve yeni projeler geliştirmesini önemli ölçüde zorlaştırmaktadır. Bunun doğal sonucu olarak kapasite kullanım oranlarının, sektör fark etmeksizin üretim sanayisinin genelinde düşüş eğiliminde olduğu gözlemlenmektedir.</p>

<p>2021 yılından bu yana Türkiye'de işçilik maliyetleri, özellikle asgari ücret artışlarının etkisiyle döviz bazında yaklaşık yüzde 85 oranında yükselmiştir. Buna karşın döviz kurundaki artışın aynı seviyede gerçekleşmemesi, üretim maliyetleri ile kur arasındaki dengenin bozulmasına neden olmuş ve Türk üreticisinin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü önemli ölçüde zayıflatmıştır. Özellikle Avrupa pazarında rekabet etmek her geçen gün daha güç hale gelmekte olup, mevcut koşulların devam etmesi durumunda Türk sanayisinin önümüzdeki yıllarda olumsuz etkilenmesi kaçınılmaz görünmektedir.</p>

<p>Günümüzde firmaların yalnızca finansmana erişiminin kolaylaştırılması tek başına yeterli bir çözüm değildir. Finansmana erişimin iyileştirilmesi ve vergi yüklerinin azaltılması önemli destek unsurları olmakla birlikte, işletmeler sürdürülebilir şekilde kârlılık sağlayamadığı sürece bu uygulamaların kalıcı bir çözüm üretmesi mümkün değildir.</p>

<p>Katma değerli ve yüksek teknolojili üretime geçiş, Türkiye sanayisinin temel hedeflerinden biridir. Ancak bu dönüşüm kısa vadede gerçekleştirilebilecek bir süreç değildir. Firmaların bu alanda yatırım yapabilmeleri için öncelikle finansal açıdan güçlü, sürdürülebilir kârlılığa sahip ve yatırım yapabilecek bir yapıya kavuşmaları gerekmektedir.</p>

<p>Bu çerçevede, ihracatta rekabet gücünün korunması ve artırılması adına en önemli başlıklardan biri kur politikasının yeniden değerlendirilmesidir. Döviz kurunun üretim maliyetlerini karşılayabilecek ve ihracatçının rekabetçiliğini destekleyecek seviyeye getirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bununla birlikte, ihracatçılara sağlanan %3 oranındaki döviz dönüşüm desteğinin artırılarak en az %8-10 seviyelerine çıkarılması, ihracatın sürdürülebilirliği açısından önemli katkı sağlayacaktır.</p>

<p>Sonuç olarak, katma değerli ve teknoloji odaklı üretim tüm sanayi kuruluşlarının ortak hedefidir. Ancak bu hedefe ulaşabilmek için işletmelerin öncelikle kârlılıklarını koruyabilecekleri, yatırım yapabilecekleri ve uluslararası pazarlarda rekabet edebilecekleri ekonomik koşulların oluşturulması gerekmektedir. Türk sanayisi, rekabet gücünün korunması ve sürdürülebilir büyümenin sağlanabilmesi adına bu konularda acil ve kalıcı politika adımlarının hayata geçirilmesini beklemektedir.</p>

<p><img height="276" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/gurkan-topuz-1.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Gürkan TOPUZ </strong></p>

<p><strong>Rentoya Makine Kurucu Ortağı</strong></p>

<p><strong>Sipariş süreçlerinde seçici olmalıyız</strong></p>

<p>"Sektör olarak yılın ilk yarısında gösterdiğimiz ihracat performansını değerli bulmakla birlikte, ikinci yarıda daha temkinli ve stratejik adımlar atılması gereken bir dönemdeyiz. Ana pazarımız konumundaki Avrupa’daki talep durgunluğu ve küresel durgunluk sinyalleri, sipariş süreçlerinde daha seçici olunmasını gerektiriyor.</p>

<p>​Öte yandan, iç piyasadaki enflasyonist maliyet artışları ile döviz kurunun seyri arasındaki dengesizlik, ihracatçının fiyatlandırma ve rekabet gücünü baskılamaktadır. Rentoya Makine olarak bu durumu; pazarları çeşitlendirerek, pazar payımızı yüksek katma değerli ürünlerle koruyarak ve operasyonel verimliliğimizi artırarak aşmayı hedefliyoruz."</p>

<p>"Sektörümüzün uluslararası arenada gücünü koruyabilmesi için çözülmesi gereken üç temel sacayağı bulunmaktadır: Finansmana uygun maliyetli erişim, öngörülebilir bir kur politikası ve üretim maliyetlerinin kontrolü.</p>

<p>​Sanayicinin uzun vadeli yatırımlara soyunabilmesi ve küresel rakipleriyle eşit şartlarda rekabet edebilmesi için reeskont kredileri ve uygun ödemeli yatırım finansman imkânlarının genişletilmesi şarttır. Ayrıca, döviz kurunun reel maliyet enflasyonunu yansıtacak biçimde, ihracatçının rekabetçiliğini destekleyen öngörülebilir bir dengede seyretmesi, önümüzdeki döneme dair planlama yapabilmemiz açısından kritik önem taşımaktadır."</p>

<p>​"Rentoya Makine olarak gelecek vizyonumuzun merkezine 'akıllı üretim' ve 'sürdürülebilirlik' kavramlarını yerleştirdik. Klasik makine imalatının ötesine geçerek; dijitalleşme, otomasyon ve yapay zekâ entegrasyonuna sahip yüksek katma değerli sistemler geliştirmeye odaklanıyoruz.</p>

<p>​Üretim süreçlerimize entegre ettiğimiz otomasyon ve yazılım çözümleri, ürünlerimizin hata payını minimuma indirirken enerji verimliliğini ve operasyonel hızı maksimuma çıkarıyor. İhracat pazarlarında bizi öne geçiren en temel unsur, müşterilerimize sadece bir makine değil; yapay zekâ destekli, verimliliği yüksek bütünsel bir mühendislik çözümü sunabilmemizdir."</p>

<p>​"Türk makine sektörü, mühendislik kabiliyeti, esnek üretim yapısı ve kalite standartlarıyla rüştünü ispatlamış stratejik bir sektördür. Mevcut ekonomik konjonktürün getirdiği zorluklara rağmen, nitelikli insan kaynağımıza ve teknolojik dönüşüme yatırımlarımızı sürdüreceğiz. Kamu desteği ve doğru finansal enstrümanlarla birleştiğinde, sektörümüzün küresel ölçekteki pazar payını artıracağına inancımız tamdır."</p>

<p><img height="293" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/hasan-torun-10.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Hasan Torun</strong></p>

<p><strong>Teslamak Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>Üretim azmimiz kırılıyor</strong></p>

<p>Sac işleme makineleri sektöründe bizim hissedebildiğimiz bir büyüme yok ne yazık ki dolayısıyla bunun ikinci yarıda devam edip edemeyeceği konusunda bir beklentimiz yok. Son yıllarda yaşanan jeopolitik gelişmeler Avrupa pazarını da olumsuz etkilemiştir. Bunun yanında iç piyasadaki ekonomik daralma ve kur baskısı hem üretim yapma azmimizi kırıyor hem de ayakta durma imkanlarımızı zorlaştırıyor.</p>

<p>Rekabet edebilmek için öncelikle sektör bazlı standartların acilen belirlenmesi ve rekabete konu olan her ne ürün ise bu standartlara tabi olması lazım. Bu standartları (güvenlik, ürün kalitesi vb.) sağlayamayan ürünlerin ülkeye girişini zorlaştırmak gerekiyor. Üreticiler üzerindeki vergi yükünü azaltmak ve içerideki özellikle işçilik maliyetlerine ait yükünü azaltmak gerekir. Üretim yapan, ihracat yapan firmalara uygun koşullarda üretim tesisleri yapma imkânı sağlayarak üretici üzerindeki kira yükünü hafifletmesi gerekir. Yoksa finansmana erişimin bu kadar zor, içerideki yüksek üretim maliyetleri ile beraber kar marjlarının oldukça düşük seviyelerde olduğu bir ortamda fiyat konusunda rekabet etme şansımız ne yazık ki olmayacak.</p>

<p>Gelişen teknoloji ile beraber insanlar istedikleri bir şeye çok kolay ulaşabilir hale gelmiştir. Dolayısıyla çağın gerisinde kalmamak insanların ihtiyaçlarına daha kolay ulaşabilmesini sağlamak için firmamızda bazı yatırım kararları alındı ve uygulamaya geçildi. Bununla üretim faaliyetlerimizi kontrol altında tutmak, müşterilerimizin ürünlerimiz ile ilgili hızlı bir şekilde fiyat teklifi almasını sağlayacak, satış sonrası müşterilerimizin sorunlarına hızlı cevap verip ihtiyaçlarını gidermek için çeşitli uygulamaları firmamızın bünyesine katıyoruz katmaya devam edeceğiz.</p>

<p>Ülkemiz sınırları dışında cereyan eden savaşların bir an önce bitmesini, ticaretin rahat bir ortamda yapılmasını, herkesin mutlu huzurlu bir şekilde işine gidip çalıştığı, emeğinin karşılığını alarak ailesinin geçimini rahatlıkla sağladığı günlerin geri gelmesini temenni ediyorum.</p>

<p></p>

<p><img height="327" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/huseyin-keser.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Hüseyin Keser</strong></p>

<p><strong>MHK Makine Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Yüksek teknoloji üretime odaklanmalıyız</strong></p>

<p>Yılın ikinci yarısında makine sektörü ihracatında yakalanan büyüme ivmesinin, Avrupa pazarındaki talep durgunluğu ve içerideki yüksek üretim maliyetleri karşısında baskılanan döviz kuru nedeniyle daha temkinli bir seyir izleyeceğini öngörüyoruz. Bugün sanayicimizin önündeki en büyük engeller; finansmana erişim zorlukları, artan maliyetler ve rekabetçi gücümüzü zayıflatan kur politikasıdır. Bu zorlu dönemi aşmanın tek yolu ise katma değerli, yüksek teknolojili üretime odaklanmaktır.</p>

<p>Biz de firma olarak bu vizyon doğrultusunda, süreçlerimizi optimize edecek 2.500 metrekarelik yeni tesis yatırımımızla ve çok eksenli ileri imalat teknolojileriyle altyapımızı güçlendiriyoruz. Savunma ve havacılık sanayisine yönelik hassas üretim kabiliyetlerimiz ve yakın zamanda tamamlamayı hedeflediğimiz AS9100 havacılık kalifikasyonuyla, uluslararası pazarlardaki gücümüzü artırıyoruz. Dijitalleşme ve otomasyon yatırımları, ihracattaki hata payımızı sıfırlayarak küresel rekabette bizi bir adım öne taşıyor. Sanayicimizin finansal olarak desteklenmesi halinde, Türkiye makine sektörünün küresel tedarik zincirinde kalıcı bir güç olmaya devam edeceğine inancım tamdır. İyi çalışmalar dilerim."</p>

<p><img height="332" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/musfik-yadigar.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Müşfik Yadigar</strong></p>

<p><strong>MGG Makina Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>Rekabet için tedbirlerimizi aldık</strong></p>

<p>Biz firma bazında ikinci yarı planlarımızı yaptık. Büyümenin devam edeceği beklentisi ile hazırlıklarımızı yapıyoruz. Rekabetçiliğimizi korumak için gereken tüm tedbirleri almaya çalışıyoruz</p>

<p>Finansmana erişim yüksek üretim maliyetleri ve kur politikası birbirinden bağımsız düşünülebilecek sorunlar değiller. Finansmana ulaşabiliyor olsak bile mevcut faiz oranlarından fonlama yapmak maliyetlerimizi yönetmenizde problem yaşamamıza sebep oluyor. İhracatçı firmalar özellikle kamu kaynaklı uygun fonlara ulaşmak zorundalar. İşçilik enerji maliyetleri de ele alındığındına rekabetçiliği koruyabilmek için hayli gayret sarf etmek gerekiyor Burada kamu inisiyatifi mutlaka artırılmalı. ⁠Maliyet yönetiminde faydası olabileceğini düşündüğümüz her türlü yatırım çalışması yapıyor bütçelemeye çalışıyoruz. Rekabetçilik çerçevesinde bu çalışmanın ve bu yatırımların elzem olduğunu düşünüyoruz.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/makine-sektoru-ikinci-yaridan-umutlu</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/1575-m1-1.jpg" type="image/jpeg" length="65024"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Enflasyon rakamları açıklandı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/enflasyon-rakamlari-aciklandi-17</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/enflasyon-rakamlari-aciklandi-17" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), temmuzda aylık bazda yüzde 1,78, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yüzde 1,52 artış gösterdi. Yıllık enflasyon, tüketici fiyatlarında yüzde 31,75, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 27,83 olarak kayıtlara geçti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, temmuzda 12 aylık ortalamalar dikkate alındığında, tüketici fiyatları yüzde 31,9, yurt içi üretici fiyatları yüzde 27,54 yükseldi.Aylık bazda TÜFE yüzde 1,78, Yİ-ÜFE yüzde 1,52 artış gösterdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TÜFE, temmuzda geçen yılın aralık ayına göre yüzde 19,86, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 31,75 yükseliş kaydetti.</p>

<p>Yİ-ÜFE'de Aralık 2025'e göre yüzde 17,86, geçen yılın temmuz ayına kıyasla yüzde 27,83 artış gerçekleşti.</p>

<p>Temmuz ayı enflasyon verilerinin açıklanmasıyla kira artış oranı da belli oldu. Ağustosta ev ve iş yerleri için uygulanacak kira artış oranı yüzde 31,9 olarak belirlendi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/enflasyon-rakamlari-aciklandi-17</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 10:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/08/thumbs-b-c-4746c7ad269bebad6241669f20de8d63.jpg" type="image/jpeg" length="16467"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa'da şirket sayısında yükseliş]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursada-sirket-sayisinda-yukselis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursada-sirket-sayisinda-yukselis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TOBB'un 2026 yılı Ocak-Haziran dönemi kurulan-kapanan şirket istatistiklerine göre Bursa'da şirketleşme hız kesmedi. Kentte yılın ilk altı ayında kurulan şirket sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 1.769'dan 1.987'ye yükselirken, kapanan şirket sayısı 451'den 412'ye geriledi. Bursa, kurulan şirket sayısında Türkiye genelinde 5'inci sıradaki yerini korudu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BURAK TAŞ</strong></p>

<p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB) açıkladığı 2026 yılı Ocak-Haziran dönemi kurulan ve kapanan şirket istatistikleri, Bursa ekonomisindeki girişimcilik dinamizminin sürdüğünü ortaya koydu. Kentte şirket kuruluşları artarken, kapanan şirket sayısındaki gerileme iş dünyasının üretim ve yatırım potansiyelini koruduğunu gösterdi.</p>

<p>2025 yılının ilk altı ayında Bursa'da 1.769 şirket kurulurken, bu sayı 2026'nın aynı döneminde 1.987'ye çıktı. Böylece kentte kurulan şirket sayısı bir yılda 218 artarak yaklaşık yüzde 12,3'lük yükseliş kaydetti. Bursa, bu performansıyla İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya'nın ardından Türkiye'de en fazla şirket kurulan beşinci il oldu. Türkiye genelinde ise yılın ilk yarısında 38 bin 243 şirket kuruldu. Bursa tek başına bu kuruluşların yaklaşık yüzde 5,2'sini oluştururken, sanayi ve üretim altyapısının girişimcilik üzerindeki etkisini bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p><strong>Kapanan şirketler azaldı</strong></p>

<p>Bursa'da dikkat çeken gelişmelerden biri de kapanan şirket sayısındaki düşüş oldu. 2025 yılının Ocak-Haziran döneminde 451 şirket faaliyetini sonlandırırken, bu sayı 2026'nın aynı döneminde 412'ye geriledi. Yaklaşık yüzde 8,6'lık düşüş, yeni kurulan şirket sayısındaki artışla birlikte değerlendirildiğinde kent ekonomisinin dayanıklılığını ortaya koyan önemli göstergeler arasında yer aldı.</p>

<p>Tasfiye edilen şirket sayısı ise 444'ten 482'ye yükseldi. Bu durum, bazı işletmelerde yeniden yapılanma süreçlerinin devam ettiğini gösterirken, kooperatiflerde farklı bir tablo oluştu. Kurulan kooperatif sayısı 40'tan 31'e inerken, tasfiye edilen kooperatif sayısı 22'den 16'ya, kapanan kooperatif sayısı ise 16'dan 14'e düştü.</p>

<p>Gerçek kişi ticari işletmelerinde ise hareketlilik arttı. Kurulan işletme sayısı 203'ten 249'a yükselirken, kapanan gerçek kişi ticari işletmesi sayısı 148'den 343'e çıktı.</p>

<p><img height="250" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1574-d1-tablo1.jpg" width="567" /></p>

<p><strong>Yabancı sermayede Bursa ilk dörtte</strong></p>

<p>Bursa, yabancı sermayeli anonim şirket kuruluşlarında Türkiye'nin en güçlü merkezlerinden biri olmayı sürdürdü. 2026 yılının ilk altı ayında kentte 16 yabancı sermayeli anonim şirket kuruldu. Bu şirketlerin toplam sermayesi 296 milyon 45 bin TL olurken, yabancı ortakların sermaye tutarı 290 milyon 162 bin 300 TL olarak gerçekleşti. Bursa, bu performansıyla İstanbul, Ankara ve İzmir'in ardından Türkiye genelinde 4'üncü sırada yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yabancı sermayeli limited şirketlerde ise Bursa 140 şirket ile Türkiye sıralamasında 10'uncu oldu. Bu şirketlerde toplam sermaye 107 milyon 945 bin TL, yabancı sermaye tutarı ise 90 milyon 900 bin TL olarak kaydedildi.</p>

<p><strong>Suriye’den rekor şirket sayısı</strong></p>

<p>Ülke bazındaki dağılım incelendiğinde Bursa'da en fazla şirket kuruluşunun Suriye sermayesiyle gerçekleştiği görüldü. Yılın ilk altı ayında 91 Suriye ortaklı şirket kuruldu. Almanya ve Suudi Arabistan dokuzar şirketle ikinci sırayı paylaşırken, Mısır ve Rusya üçer şirketle listede yer aldı. Çin, ABD, Avusturya, Bulgaristan, Hollanda, Kırgızistan ve Özbekistan'dan ikişer, Irak'tan ise bir şirket kuruluşu gerçekleşti.</p>

<p><strong>Almanya sermayede öne çıktı</strong></p>

<p>Şirket sayısında Suriye ilk sırada yer alırken, sermaye büyüklüğünde Almanya öne çıktı. Alman ortaklı dokuz şirketin toplam sermayesi 13,1 milyon TL, yabancı sermaye tutarı ise 7,4 milyon TL oldu. Hollanda sermayeli iki şirkette toplam 4,5 milyon TL'lik sermayenin tamamının yabancı ortaklardan oluşması dikkat çekti. Rusya Federasyonu ve Kırgızistan da yüksek sermaye tutarlarıyla öne çıkan ülkeler arasında yer aldı.</p>

<p><img height="459" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1574-d1-tablo3.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Yılın ilk yarısında 147 yabancı şirket</strong></p>

<p>Toplamda Bursa'da yılın ilk yarısında 147 yabancı sermayeli şirket kuruldu. Bu şirketlerin toplam sermayesi 54 milyon 45 bin TL, yabancı ortakların sermaye tutarı ise 36 milyon 417 bin 300 TL olarak gerçekleşti. Veriler, Bursa'nın hem yerli girişimcilik hem de uluslararası yatırımcı açısından cazibesini koruduğunu ve üretim merkezlerinden biri olmayı sürdürdüğünü ortaya koydu.</p>

<p><img height="645" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1574-d1-tablo2.jpg" width="350" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursada-sirket-sayisinda-yukselis</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1574-d1.jpg" type="image/jpeg" length="99772"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BTÜ’den Bursa OSB’lerine deprem çağrısı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/btuden-bursa-osblerine-deprem-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/btuden-bursa-osblerine-deprem-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Teknik Üniversitesinde (BTÜ), Kahramanmaraş depremlerinden çıkarılan derslerin Bursa sanayisine yansımaları ele alındı. Uzmanlar, Bursa'da 500'ün üzerinde sanayi yapısının depremde hasar görebileceğini kaydederek, özellikle Bursa, Kestel, Uludağ, İnegöl ve Mustafakemalpaşa organize sanayi bölgelerinin risk taşıdığına dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde, Japonya Uluslararası İş birliği Ajansı (JICA) ve Bursa Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen "Kahramanmaraş Depreminden İş Sürekliliğine İlişkin Çıkarılan Derslerin Bursa'ya Yansıması" semineri; akademisyenler, kamu kurumları, sanayi temsilcileri ve Japon uzmanları bir araya getirdi. Mimar Sinan Yerleşkesi'nde gerçekleşen seminerde, Kahramanmaraş merkezli depremlerden elde edilen veriler ışığında Bursa organize sanayi bölgelerinin deprem riskleri, iş sürekliliği planlaması ve alınması gereken önlemler değerlendirildi. Programın açılışında konuşan JICA Türkiye Ofisi Program Sorumlusu Aylin Çelik Korkut, Türkiye ile Japonya'nın deprem gerçeğini yaşayan iki ülke olduğunu belirterek, afetlere karşı dirençli kentler oluşturmanın ortak hedefleri olduğunu söyledi.</p>

<p>Korkut, JICA ve Bursa Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle yaklaşık üç yıldır yürütülen “Dirençli Bursa Projesi” kapsamında yalnızca fiziksel altyapının değil, kentin ekonomik sürdürülebilirliği ve yaşam kalitesinin de ele alındığını ifade etti. Bursa'nın Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biri olduğuna dikkat çeken Korkut, "Bursa'da yaşanacak üretim aksaklığı yalnızca kenti değil, tüm Türkiye'yi etkileyecektir. Bu nedenle organize sanayi bölgelerinin afete karşı dirençli olması, deprem sonrasında üretimin devam etmesi, tedarik zincirinin korunması ve iş sürekliliğinin önceden planlanması büyük önem taşıyor” dedi.</p>

<p><strong>Beş yüz yapıda hasar riski </strong></p>

<p>Yapılan senaryo analizlerine göre Bursa'da beş yüzün üzerinde sanayi yapısının depremde hasar görebileceğini kaydeden Inoue, özellikle Bursa, Kestel, Uludağ, İnegöl ve Mustafakemalpaşa organize sanayi Bölgelerinin yüksek risk taşıdığına dikkat çekti. Bu çalışmanın eski yapıların güçlendirilmesi ve yenilenmesi açısından önemli bir başlangıç olduğunu vurgulayan Inoue, "İş sürekliliği yalnızca yapısal güvenliği değil, yapısal olmayan tüm riskleri de kapsıyor. Bursa'da iş sürekliliği planlarının yaygınlaştırılması gerekiyor" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/btuden-bursa-osblerine-deprem-cagrisi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1574-d7.jpg" type="image/jpeg" length="81662"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BUÜ’nün akademik yükselişi devam ediyor]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/buunun-akademik-yukselisi-devam-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/buunun-akademik-yukselisi-devam-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), akademik performansı ve nitelikli yayınlarıyla öne çıkan araştırmacıları "Başarılı Akademisyenlerin Rektör ile Buluşması" etkinliğinin 18’incisinde bir araya getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>BTSO'nun katkılarıyla düzenlenen programda; son bir ayda Q1 yayın yapan akademisyenler, dış kaynaklı proje yürütücüleri ile patent, tasarım veya faydalı model tescili alan araştırmacılar katılım göstererek üniversitenin artan bilimsel performansını ve gelecek hedeflerini değerlendirdi.</p>

<p>BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversitenin hoca başına düşen yayın ortalaması ile yüzde 1 ve yüzde 10’luk dilimdeki nitelikli makale sayılarında önemli bir ivme yakaladığını belirtti. SciVal programı ve Büyük Veri Ofisi’nin çalışmaları sayesinde artık bölüm bazlı akademik kıyaslamalara başladıklarını aktaran Rektör Yılmaz; 2025 yılında 1497 olan toplam yayın sayısının 2026’nın ilk altı ayında 1040’a ulaştığını, yüzde 10’luk dilimdeki yayın sayısının ise şimdiden 233’ü yakaladığını vurguladı. Yılmaz, yıl sonunda hedeflerin yüzde 30 oranında aşılacağını ve Araştırma Üniversiteleri arasında üniversiteler arası iş birliği yayın kategorisindeki liderliğin pekişeceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yayın sayısının artması sevindirici</strong></p>

<p>Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu ise geleneksel hale gelen bu buluşmalara katılımın her geçen dönem artmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Yayın niceliğinin yanı sıra nitelik ve kalitenin de üst seviyelere taşınmasının önemine dikkat çeken Kırıştıoğlu, %1’lik ve %10’luk dilimlerdeki yayınların artık sistemli biçimde takip edilebilir konuma geldiğini kaydetti. Nitelikli yayın artışının önümüzdeki süreçte atıf sayılarına da olumlu yansıyacağını belirten Kırıştıoğlu, üniversitenin akademik vizyonuna sundukları özverili katkılardan ötürü araştırmacılara teşekkür etti.</p>

<p>Ar-Ge Koordinatörü Prof. Dr. Esra Karaca da akademisyenlerin başarılarını görünür kılmak ve disiplinler arası iletişimi artırmak amacıyla yürüttükleri çalışmaların meyvelerini verdiğini söyledi. YÖK’ün Araştırma Üniversitelerini Scopus üzerinden değerlendirme kararıyla birlikte yayın hacminde belirgin bir artış yaşandığını kaydeden Karaca; yılın ilk altı ayında 447 adet Q1 dereceli yayına ulaşılarak 2025 yılının tamamındaki 463 rakamının neredeyse yakalandığını paylaştı. Karaca, bu başarı tablosuna katkı sunan tüm araştırmacılara teşekkür ederek akademik üretim grafiğini daha da yukarılara taşımayı hedeflediklerini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/buunun-akademik-yukselisi-devam-ediyor</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1574-d3.jpg" type="image/jpeg" length="74951"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İntersam Etiket’ten teknoloji ve dijital dönüşüm hamlesi]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/intersam-etiketten-teknoloji-ve-dijital-donusum-hamlesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/intersam-etiketten-teknoloji-ve-dijital-donusum-hamlesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa’da etiket üretimi alanında faaliyet gösteren İntersam Etiket, üretim teknolojilerine yaptığı yatırımlar ve dijital dönüşüm çalışmalarıyla her ölçekten üreticiye aynı kalite standardında hizmet sunmayı sürdürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1998 yılından bu yana faaliyet gösteren İntersam Etiket, güçlü makine parkuru ve entegre yönetim sistemleriyle gıda, içecek, kozmetik, kimya, otomotiv, tekstil ve lojistik başta olmak üzere birçok sektöre yüksek katma değerli etiket çözümleri üretiyor. İntersam Etiket Kurucu Ortağı Volkan Tezelli, etiket üretiminde sipariş büyüklüğünden çok doğru teknoloji ve sürdürülebilir kalite anlayışının belirleyici olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>Her iş için doğru baskı teknolojisi</strong></p>

<p>Her sektörün ve her ürünün farklı ihtiyaçlara sahip olduğunu belirten Tezelli, bu nedenle üretim süreçlerini siparişe özel planladıklarını söyledi. Volkan Tezelli, “Üretimlerimizi en uygun baskı teknolojisiyle gerçekleştiriyoruz. UV flexo, ofset ve serigrafi baskının yanı sıra embos, sıcak ve soğuk yaldız uygulamaları, lak ve özel efekt çözümleriyle müşterilerimizin ürünlerine katma değer kazandırıyoruz. Yapışkanlı ve yapışkansız etiketler ile rulo ve tabaka üretim seçeneklerini aynı çatı altında sunabiliyoruz” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ERP ve CRM ile üretimde kesintisiz bilgi akışı</strong></p>

<p>Şirketin son dönemde öne çıkan yatırımlarından biri de ERP ve CRM entegrasyonu oldu. İntersam Etiket, sahadan gelen bilgiyi üretim süreçlerine anlık olarak aktarabilen dijital altyapısıyla operasyonlarını daha izlenebilir hale getiriyor. Volkan Tezelli, satış ekiplerinin sahada topladığı tüm verilerin anlık olarak sisteme işlendiğini belirterek şunları söyledi: “Müşteri ziyaretleri, teknik talepler, numune süreçleri, revizyonlar ve yeni projeler doğrudan sistem üzerinden ilgili departmanlara ulaşıyor. Artık bilgi kişiler arasında dolaşmıyor, sistemin içinde dolaşıyor. Bu da hata riskini azaltırken süreçleri hızlandırıyor.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, Şirketler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/intersam-etiketten-teknoloji-ve-dijital-donusum-hamlesi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1574-m4.jpg" type="image/jpeg" length="93301"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kayapa OSB’de hava kalitesine mobil takip]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/kayapa-osbde-hava-kalitesine-mobil-takip</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/kayapa-osbde-hava-kalitesine-mobil-takip" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kayapa Organize Sanayi Bölgesi (Kayapa OSB), çevrenin korunması ve sürdürülebilir sanayi hedefleri doğrultusunda önemli bir uygulamayı hayata geçiriyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yürütülen iş birliği kapsamında Bakanlığa ait Mobil Hava Kalitesi Ölçüm Aracı, bölgede ölçüm çalışmaları gerçekleştirecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sanayi üretimi ile çevresel sürdürülebilirliği birlikte ele alan uygulama kapsamında elde edilecek veriler, bölgedeki hava kalitesinin bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesine katkı sağlayacak. Özellikle Kayapa OSB'nin yerleşim alanlarına yakın konumu nedeniyle yapılacak ölçümler hem sanayi faaliyetlerinin çevreye etkilerinin hem de bölgede yaşayan vatandaşların soluduğu havanın kalitesinin objektif verilerle ortaya konulmasını sağlayacak.</p>

<p>Kayapa OSB Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Toy, çevresel sorumluluk anlayışını güçlendirecek bu çalışmanın önemine dikkat çekerek, "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız ile yürüttüğümüz iş birliği kapsamında bölgemizde gerçekleştirilecek mobil hava kalitesi ölçümleri, çevre yönetimi açısından son derece değerli bilimsel veriler sunacaktır. Sanayi üretiminin çevreyle uyum içinde sürdürülebilmesi ve vatandaşlarımızın yaşam kalitesinin korunması adına bu çalışmayı önemli bir kazanım olarak görüyoruz" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İnsan odaklı yaklaşım</strong></p>

<p>Ölçüm çalışmaları sonunda elde edilecek verilerin, hava kalitesinin değerlendirilmesi ve gelecekte hayata geçirilecek çevresel iyileştirme çalışmalarına önemli katkılar sunması bekleniyor. Kayapa OSB Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Toy, "Kayapa Organize Sanayi Bölgesi olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın önemli paydaşlarından biri olmanın sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Çevreye duyarlı, sürdürülebilir ve insan odaklı sanayi anlayışını güçlendirecek her türlü projeye destek vermeyi sürdüreceğiz. Üretimin çevreyle uyum içinde gelişmesini sağlamak ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakmak en önemli önceliklerimiz arasında yer alıyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kayapa OSB'nin çevresel sürdürülebilirlik vizyonunu güçlendiren çalışma, sanayi bölgelerinde çevre yönetiminin bilimsel veriler ışığında yürütülmesine yönelik örnek uygulamalardan biri olarak değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/kayapa-osbde-hava-kalitesine-mobil-takip</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1574-m3.jpg" type="image/jpeg" length="91282"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İSO İkinci 500'de Bursa’dan 29 firma]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/iso-ikinci-500de-bursadan-29-firma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/iso-ikinci-500de-bursadan-29-firma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) açıkladığı Türkiye'nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025 araştırmasında Bursa, 29 firmayla Türkiye'nin üretim üslerinden biri olduğunu bir kez daha kanıtladı. Bursalı şirketler yaklaşık 100 milyar TL üretimden satış, 696,7 milyon dolar ihracat ve 11 bin 549 kişilik istihdam performansıyla dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BURAK TAŞ</strong></p>

<p>İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan verilerden derlenen bilgilere göre, "Türkiye'nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025" araştırmasında Bursa, sanayideki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da çok sayıda firmayla listede yer alan Bursa, 29 şirketle Türkiye'nin en güçlü üretim merkezlerinden biri olmayı sürdürdü. Üretimden satışlarda yaklaşık 100 milyar TL'lik hacme ulaşan Bursalı firmalar, 696,7 milyon dolarlık ihracat ve 11 bin 549 kişilik istihdamla kent ekonomisine önemli katkı sağladı.</p>

<p>Üretimden satışlar esas alınarak hazırlanan listede Bursa merkezli firmalar, otomotiv, makine, metal, tekstil, gıda, plastik, çimento ve kimya gibi birçok sektördeki üretim gücüyle dikkat çekti. Liste, Bursa'nın yalnızca otomotivde değil, farklı sektörlerde de güçlü ve sürdürülebilir bir sanayi altyapısına sahip olduğunu bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p>Bursa'nın İSO İkinci 500 listesinde 29 firmayla temsil edilmesi, üretim kabiliyetini ve rekabet gücünü koruduğunu gösterirken, firmaların ekonomik dalgalanmalara rağmen yatırımlarını ve üretim faaliyetlerini sürdürmesi de dikkat çekti. Özellikle yüksek maliyetler, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar ve küresel pazarlardaki belirsizliklere rağmen şirketlerin üretim performanslarını koruması sanayinin dayanıklılığını gösterdi.</p>

<p><strong>100 milyar TL'lik üretim hacmi</strong></p>

<p>İSO İkinci 500 listesinde yer alan Bursa firmalarının toplam üretimden satışları yaklaşık 99,8 milyar TL'ye ulaştı. Aynı şirketlerin toplam ihracatı 696,7 milyon dolar olurken, istihdam rakamı ise 11 bin 549 kişi olarak gerçekleşti. Bu veriler, Bursa'nın hem üretim hem de ihracat odaklı büyümesini sürdürdüğünü gösterirken, sanayinin kent ekonomisindeki belirleyici rolünü de bir kez daha tescilledi.</p>

<p>Sanayi kuruluşlarının üretim kapasitelerini artırmaları, yeni pazarlara açılmaları ve ihracatlarını sürdürmeleri, Bursa'nın Türkiye ekonomisindeki stratejik konumunu güçlendiren en önemli unsurlar arasında yer aldı.</p>

<p><strong>Sıralamada dikkat çeken performans</strong></p>

<p>2025 yılı araştırmasının öne çıkan gelişmelerinden biri de bazı Bursa firmalarının listede önemli yükselişler kaydetmesi oldu. Copa Isı Sistemleri, geçen yıl bulunduğu 450'nci sıradan 298'inci sıraya yükselerek Bursa'nın en dikkat çekici performanslarından birine imza attı.</p>

<p>Çelikform Gestamp Otomotiv, Ermetal Otomotiv, Soma Çimento, Formfleks Otomotiv, Kırpart Otomotiv ve B-Plas da üretimden satışlarını artırarak listede üst sıralara yükselen şirketler arasında yer aldı. Firmaların gösterdiği bu performans, Bursa sanayisinin yalnızca mevcut gücünü korumakla kalmadığını, aynı zamanda büyümesini de sürdürdüğünü ortaya koydu.</p>

<p><strong>Yeni firmalar listede</strong></p>

<p>2026’da Bursa için önemli gelişmelerden biri de yeni şirketlerin İSO İkinci 500 listesine dahil olması oldu. Emin Helal Et ve Gıda A.Ş. ile Presimsan Hidrolik Makine Kalıp Yedek Parça San. ve Tic. A.Ş., ilk kez listeye girerek Bursa'nın temsil gücünü artıran firmalar arasında yer aldı.Yeni firmaların listeye katılması, kent sanayisinin yenilenme kabiliyetini ve farklı sektörlerde büyümesini sürdürdüğünü gösterirken, Bursa'nın yatırım çekme potansiyelini de ortaya koydu.</p>

<p><strong>Sanayide çeşitlilik katkı sağlıyor</strong></p>

<p>İSO İkinci 500 sonuçları, Bursa'nın sadece otomotiv üretimiyle öne çıkan bir kent olmadığını bir kez daha gösterdi. Otomotivin yanı sıra tekstil, makine, metal işleme, plastik, gıda, çimento ve kimya sektörlerinde faaliyet gösteren firmaların listede yer alması, üretim çeşitliliğindeki artışın yükseldiğini kanıtladı.Ayrıca farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin üretim kapasitelerini artırması, Bursa sanayisinin olası ekonomik dalgalanmalara karşı daha dirençli bir yapı oluşturmasını sağladı. Bu durum aynı zamanda ihracat pazarlarının çeşitlenmesine ve katma değerli üretimin artmasına da katkı gösterdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Bursa üretim üssü konumunda</strong></p>

<p>İSO İkinci 500 araştırmasının sonuçları, Bursa'nın Türkiye'nin en önemli üretim üslerinden biri olma özelliğini koruduğunu bir kez daha ortaya koydu. Küresel ekonomide yaşanan belirsizlikler, finansman maliyetlerindeki artış ve iç piyasadaki yavaşlamaya rağmen Bursalı sanayi kuruluşlarının üretimlerini sürdürmesi, istihdamını koruması ve ihracata katkı sağlaması dikkat çekti.Sanayi temsilcileri, önümüzdeki dönemde teknoloji odaklı yatırımların, dijital dönüşümün, verimlilik artışına yönelik çalışmaların ve katma değerli üretimin Bursa sanayisinin rekabet gücünü daha da artıracağını değerlendiriyor. İSO İkinci 500 listesinde yer alan 29 firma da bu hedef doğrultusunda Bursa'nın üretim, ihracat ve istihdamına katkı sağlamayı sürdürüyor.</p>

<p><img height="625" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1574-m2-tablo.jpg" width="510" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/iso-ikinci-500de-bursadan-29-firma</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1574-m2.jpg" type="image/jpeg" length="50585"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tekstil sektörü toparlanıyor]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/tekstil-sektoru-toparlaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/tekstil-sektoru-toparlaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haziran ayı ihracat rakamlarında gözlenen çift haneli artış tekstil ve hazır giyim sektöründe pozitif bir seyir gösteriyor. Buna karşılık Bursa tekstil firmaları 2026’nın ikinci çeyreği için temkinli bir politika izlenmesi gerektiğine inanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HIDIRCAN KAYA-BURAK TAŞ</strong></p>

<p>Bursa sanayisinin alanlarından tekstil ve hazır giyim sektörü, küresel pazarlardaki talep dalgalanmaları, jeopolitik riskler ve tırmanan yerel üretim maliyetlerinin etkisiyle kritik bir dönemden geçiyor. Sektörde sürdürülebilir bir büyüme ivmesinin yakalanması; döviz kurunda piyasa gerçeklerine dönülmesine, finansmana erişim kolaylığına ve yapısal teşviklerin devreye alınmasına bağlanıyor. Son dönemde ihracat grafiklerine yansıyan çift haneli artışlar piyasaya geçici bir nefes aldırsa da Bursa tekstil öncüleri, bu hareketliliği güçlü bir sıçramadan ziyade temkinli bir normalleşme olarak yorumluyor.</p>

<p>Özellikle ana pazarlar olan Avrupa ve ABD tarafında talebin kademeli olarak canlanması, ihracat seyrinin daha dengeli bir zemine oturabileceğine işaret ediyor. Buna karşın, bölgesel gerilimler ve küresel ölçekteki çatışmalar lojistik hatlar üzerindeki riskleri canlı tutarak kısa vadeli sipariş akışlarını doğrudan etkiliyor. Mevcut ihracat artışının kalıcı bir hale dönüşebilmesi için dış pazarlardaki normalleşmenin süreklilik kazanması, imalatçının üzerindeki maliyet baskısının hafifletilmesi ve yerli tekstilin küresel pazardaki rekabet gücünü koruyacak adımların atılması gerektiği kaydediliyor.</p>

<p><strong>Kur politikasında değişim bekleniyor</strong></p>

<p>Sektörün yeniden güçlü bir büyüme yakalamasının önündeki en belirgin engel üretim maliyetleri ile döviz kuru arasındaki makasın açılması olarak gösteriliyor. Enerji, hammadde ve işçilik maliyetleri hızla yükselirken döviz kurunun aynı ölçüde hareket etmemesi, ihracatçının fiyatlama kabiliyetini ve uluslararası rekabet gücünü zayıflatıyor. Sektör temsilcileri, yapay müdahalelerle döviz artışını durdurmaya çalışan politikalardan ziyade serbest kura geçilmesi gerektiğini savunuyor. Enflasyonla mücadele stratejisinin ihracatçıyı baskılayarak değil, üretimi ve üreticiyi destekleyecek yapısal reformlarla yürütülmesi gerektiğinin altı çiziliyor.</p>

<p><strong>Finansmanda 'yüksek faiz' engeli</strong></p>

<p>İşletmelerin sürdürülebilirliğini tehdit eden bir diğer yapısal sorun ise finansman kanallarındaki daralma olarak öne çıkıyor. Bankaların kredi akışındaki katı tutumu ve faiz oranlarının yüksek seviyelerde seyretmesi, firmaların kârlılıklarını faiz giderlerine harcamasına neden oluyor. Finansmandaki bu sıkışmanın üretim ve satış hacmini doğrudan aşağı çektiği belirtilirken; uygun maliyetli kredi mekanizmalarının güçlendirilmesi, Eximbank desteklerinin kapsamının genişletilmesi ve firmaların öngörülebilir koşullarda nakit akışını yönetebilmesi sektörün acil çözüm bekleyen sorunları arasında yer alıyor.</p>

<p><strong>Veriler saha gerçekleriyle uyuşmuyor</strong></p>

<p>Son iki yılda yaşanan firma kapanışları ve kadro daralmalarının ardından, istatistiklere yansıyan kısmi istihdam artışları saha gerçekleriyle tam olarak örtüşmüyor. İmalat sanayinde kalifiye ve vasıfsız iş gücü bulma noktasında ciddi bir kriz yaşanıyor. İş gücü piyasasındaki beklentilerin değişmesi ve üretim iş kolunun ağır bulunması nedeniyle işletmeler açık kadrolarını doldurmakta zorlanıyor. Bu durum, birçok firmanın sipariş olsa dahi kapasite artıramamasına, aksine küçülmeye giderek iş gücünü azaltmasına yol açıyor.</p>

<p><strong>Yapısal dönüşüm rotası</strong></p>

<p>Kısa vadeli maliyet ve kur desteklerinin yanı sıra, Bursa tekstilinin orta ve uzun vadedeki geleceğini yapısal dönüşüm hamleleri belirleyecek. Türkiye’nin lojistik hız, esneklik ve kalite avantajını koruyabilmesi için verimlilik, otomasyon, dijitalleşme ve Avrupa Yeşil Mutabakatı uyumu gibi alanlara yapılacak yatırımlar, toparlanmanın temel koşulu olarak kabul ediliyor. Sektörün 2026 yılı hedeflerini yakalayabilmesi, ekonomik politikalarda sanayiciyi rahatlatacak adımların atılmasına bağlı görünüyor.</p>

<p></p>

<p><img height="268" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/yusuf-cuman.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Yusuf Çuman </strong></p>

<p><strong>Özdilek Holding Tekstil Operasyonları Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>Kalıcı toparlanma olduğu söylenemez</strong></p>

<p>Haziran ayında ihracatta görülen çift haneli artış sektörümüz açısından sevindirici ve moral verici bir gelişmedir. Ancak tek bir aylık veriye bakarak kalıcı bir toparlanmadan söz etmek için henüz erken olduğunu düşünüyoruz. Mayıs ayındaki resmi tatiller nedeniyle bazı sevkiyatların haziran ayına kaymasının da bu artışta etkisi olduğunu değerlendiriyoruz. ABD-İran gerilimi ve küresel jeopolitik gelişmeler kısa vadede Türkiye'nin yakın tedarik avantajını öne çıkarabilir. Ancak sektörün geleceğini bu tür geçici gelişmelere bağlamak doğru olmaz. Kalıcı büyüme için önümüzdeki aylarda siparişlerin, ihracatın ve kapasite kullanımının istikrarlı şekilde artması gerekiyor.</p>

<p>Son iki yılda sektörümüz hem istihdam hem de firma sayısı açısından önemli kayıplar yaşadı. Son dönemde görülen artış ise uzun süredir beklediğimiz olumlu bir sinyal niteliğindedir. Ancak bu toparlanmanın kalıcı olabilmesi için firmaların düzenli sipariş alması, kârlı üretim yapabilmesi ve finansmana erişiminin kolaylaşması gerekiyor. Aksi halde geçici iyileşmelerin kalıcı hale gelmesi zor olacaktır. Biz umutluyuz ancak süreci temkinli şekilde takip ediyoruz.</p>

<p>Sektörün en önemli sorunu üretim maliyetlerindeki artış ile döviz kuru arasındaki dengenin bozulmuş olmasıdır. İşçilik, enerji ve finansman maliyetleri hızla yükselirken ihracat gelirleri aynı oranda artmadığı için rekabet gücümüz zayıflıyor. Kurun öngörülebilir ve enflasyonla uyumlu bir seviyede ilerlemesi, ihracatçının fiyatlama yapabilmesi açısından büyük önem taşıyor. Bunun yanında uygun maliyetli finansmana erişimin kolaylaştırılması kritik öneme sahiptir. Diğer taraftan sektör olarak sadece destek beklememeli; verimlilik, dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve katma değerli üretime yatırım yapmaya devam etmeliyiz.</p>

<p>Yılın ikinci yarısına ilk altı aya göre daha olumlu bakıyoruz. Avrupa pazarında talebin kademeli olarak toparlanması ve Türkiye'nin hızlı teslimat avantajı siparişlere olumlu yansıyabilir. Bununla birlikte yüksek üretim maliyetleri ve küresel belirsizlikler devam ediyor. Eğer mevcut olumlu eğilim sürer ve ekonomik koşullarda ihracatçıyı destekleyecek iyileşmeler sağlanırsa sektörün yılı beklentilerin üzerinde tamamlama ihtimali bulunmaktadır. Bizim beklentimiz temkinli iyimserlik yönündedir.</p>

<p>Tekstil ve hazır giyim sektörü, Türkiye'nin en önemli üretim ve ihracat alanlarından biridir. Güçlü üretim altyapımız, kaliteli üretim anlayışımız, hızlı teslimat kabiliyetimiz ve yetişmiş insan kaynağımız en büyük avantajlarımızdır. Sektörümüz zor bir dönemden geçti ancak doğru ekonomik politikalar, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve firmaların katma değerli üretime yapacağı yatırımlarla yeniden güçlü bir büyüme dönemine gireceğine inanıyoruz. Türkiye, özellikle kalite, esnek üretim ve güvenilir tedarikçi kimliğiyle küresel pazarda önemli bir konumunu koruyacaktır.</p>

<p><img height="336" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/senol-sankaya-4.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Şenol Şankaya</strong></p>

<p><strong>Yeşim Grup CEO</strong></p>

<p><strong>İstihdamdaki artış temkinli büyümeye işaret</strong></p>

<p>Tek başına kalıcı bir trendin başladığını söylemek için yeterli olmasa da sektör açısından önemli ve moral verici bir toparlanma sinyali olarak değerlendirilebilir. Mevcut tablo, özellikle Avrupa ve ABD tarafında talebin kademeli biçimde toparlanması halinde ihracatta daha dengeli bir seyrin mümkün olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte, jeopolitik gelişmelerin, bölgesel gerilimlerin ve lojistik hatlardaki risklerin kısa vadeli hareketleri etkileyebildiğini de göz ardı etmemek gerekir. O nedenle mevcut artışı yalnızca geçici bir etki olarak okumak da tamamen kalıcı hale geldiğini varsaymak da erken olur.</p>

<p>Kalıcılığı belirleyecek ana unsur, talepteki normalleşmenin sürekliliği, maliyet baskısının hafiflemesi ve sektörün hız, kalite, sürdürülebilirlik ve katma değerli üretim tarafında rekabet gücünü koruyabilmesi. Bugün istihdamda ve şirket sayısında bir toparlanma işareti görülüyorsa bunu güçlü bir sıçramadan çok temkinli bir normalleşme süreci olarak değerlendirmek daha doğru olur. Bu toparlanmanın kalıcı hale gelmesi için yalnızca sipariş artışı yeterli değil.</p>

<p>Bununla beraber maliyet baskısının hafiflemesi, ihracatçıyı destekleyen daha öngörülebilir bir kur dengesi, finansmana erişimin kolaylaşması ve dış talebin daha istikrarlı hale gelmesi gerekir. Bunun yanında verimlilik, otomasyon, dijitalleşme ve katma değerli üretime geçiş gibi yapısal başlıklarda ilerleme sağlanması da sürdürülebilir toparlanmanın temel koşulları arasında yer alıyor. Sektörün yeniden güçlü bir büyüme ivmesi yakalayabilmesi için öncelikle enerji, işçilik, hammadde ve lojistik maliyetlerindeki baskının daha yönetilebilir hale gelmesi gerekiyor.</p>

<p>Son dönemde en belirgin sorunlardan biri, üretim maliyetleri hızla yükselirken döviz kurunun aynı ölçüde artmaması nedeniyle ihracatçıların rekabet gücünün zayıflaması oldu. O nedenle kur politikasının ihracatçının sürdürülebilir rekabet gücünü destekleyecek daha dengeli bir çerçevede ele alınması büyük önem taşıyor. Finansman tarafında ise uygun maliyetli kredi mekanizmalarının güçlendirilmesi, Eximbank desteklerinin kapsamının genişletilmesi ve firmaların öngörülebilir koşullarda finansmana erişebilmesi kritik beklentiler arasında bulunuyor. Bununla birlikte yalnızca kısa vadeli maliyet unsurlarına odaklanmak yeterli değil. Orta ve uzun vadede katma değerli üretim, dijitalleşme, otomasyon, sürdürülebilirlik ve Yeşil Mutabakat uyumu gibi alanlarda yapılacak yatırımlar sektörün rekabet gücünü kalıcı olarak artıracaktır.</p>

<p>2026’nın ikinci yarısına ilişkin beklentimiz temkinli iyimserlik yönünde. Avrupa ve ABD pazarlarında beklenen toparlanma, tedarik zincirlerinin yeniden bölgeselleşmesi ve Türkiye’nin hız, esneklik ve kalite avantajı sektör açısından yeni fırsatlar yaratabilir.</p>

<p>Yeşim Grup olarak biz de büyümeyi daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir zeminde sürdürmeyi, verimlilik ve karlılığı birlikte yöneterek ihracat performansımızı artırmayı hedefliyoruz.</p>

<p>Özellikle ABD pazarında daha güçlü konumlanma ve katma değerli ürünlerle derinleşme stratejik önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bununla birlikte sektörün yıl sonunu hedeflerin üzerinde tamamlaması, küresel talepteki toparlanmanın kalıcılığına, maliyet baskısının ne ölçüde hafifleyeceğine, finansman koşullarına ve jeopolitik risklerin seyrine bağlı olacaktır.</p>

<p>Dolayısıyla en gerçekçi senaryo, yılın ikinci yarısında sipariş akışında kademeli bir iyileşme yaşanması ancak güçlü bir sıçramanın dış koşulların destekleyici olmasına bağlı kalması olacaktır.</p>

<p><img height="251" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/ayhan-denizci-9.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Ayhan Denizci</strong></p>

<p><strong>Ayhan Denizci Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Tedbirler yeterli değil</strong></p>

<p>Haziran ayında ihracatta yaşanan çift haneli artış tekstil sektörü için gelişen bir durum değil. Uzun zamandır yaşanan sıkıntılar ve kriz ABD-İran gerilimi ile tavam yapmıştır. Maalesef bizler bu artışın içinde olmak isterdik ancak bizim sektör her geçen gün büyük bir kan kaybı yaşamaktadır. Diğer sektörler içinde benim fikrim geçici yaşanan etkiden dolayı bir artış yaşanmıştır. Çünkü ülkemizde ihracatı cazip hale getirecek tedbirler ve teşvikler maalesef yapılmamaktadır</p>

<p>Son iki yılda yaşanan istihdam kayıpları ve firma kapanışlarının ardından sektörde yeniden istihdam ve şirket sayısında artış görülmesini gerçekçi bulmuyorum. Burada uyuşmayan bir durum var. Özellikle imalat sanayinde çok ciddi bir eleman sıkıntısı var. Burada birçok şirket gerek kalifiye eleman gerekse vasıfsız eleman bulmakta zorluk çekiyor. Çünkü birçok kişi iş beğenmiyor. Üretim işinde çalışmak bir çok kişiye yorucu ve ağır gibi görünüyor. Böyle bir ortamda istihdamın artması mümkün mü, kesinlikle hayır. Aksine birçok firma küçülmeye giderek eleman işten çıkartmaktadır. Bu sadece tekstil sektörü için değil birçok sektörde yaşana bir durumdur</p>

<p>Tekstil ve hazır giyim sektörünün yeniden güçlü büyüme ivmesi yakalayabilmesi için en acil olarak maliyelerimizin düşürülmesi ve rekabetçi hale gelmesi gerekir. Maalesef bu bir türlü sağlanamamaktadır. Bu sorunlarımızı defalarca yetkililere iletmemize rağmen hiçbir çalışma yapılmamıştır. Bununla birlikte döviz kurunun baskılanması ve olması gereken yerde olmaması özellikle bizim gibi ihracatçı firmaları çok zora sokmaktadır. Bu konuya da ivedilikle çok ciddi bir şekilde eğilmesi gerekiyor. Diğer önemli sorunda finansmana erişim. Maalesef bankalar bu konuda çok katı. Faizler çok yüksek. Tüm kârlılık faize gidiyor. Limit ve kullanım çok sıkıntılı. Finansmandaki daralma üretim ve satışları çok olumsuz etkilemektedir. Ama bunada maalesef kimse çözüm getirmiyor. Dilimizde tüy bitti söylemekten. Biz bıktık aynı şeyleri söylemekten ama maalesef bir kulaktan giriyor diğer kulaktan çıkıyor.2026 yılının ikinci yarısına maalesef çok umutsuz ve kötü giriyoruz. Pazarlardaki daralma ve alım güçlerinin ve sipariş miktarlarının düşmesi bizi çok zora sokmaktadır. Satışlarda ve ihracat ta büyük düşüşlerin olacağını tahmin ediyorum. Sektörün yıl sonunu hedeflerin üzerinde tamamlayabileceğini asla düşünmüyorum. Herkes para derdine düşmüş öncelikle. Elinde siparişi olan maliyelerin sürekli değişmesinden dolayı doğru üretemiyor. Pazar kaybı maalesef kolay oluyor. Böyle devam etmesi durumda daha çok kapanan veya işçi çıkartan firmalar duymaya devam edeceğiz.</p>

<p><img height="335" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/ali-sayin-3.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Ali Sayın</strong></p>

<p><strong>Karkent Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>İlk çeyrekte hedeflerimizi gerçekleştirdik</strong></p>

<p>Çift haneli artış savaş geriliminden kaynaklanmış olsa da kalıcı olması da muhtemel. ABD-İRAN gerilimi dünyaya yön veren ülke ve kuruluşların dünya sosyo-ekonomik yapısına yön verebilme kabiliyetlerinin bir ayağını daha ortaya çıkardı aslında. Bu ülkelerin çıkarına olduğu sürece gerilimin devam etmesi muhtemel olacak ve buna bağlı çift haneli artan bir grafik gözlemleyebiliriz ileriki dönemde de.</p>

<p>Türkiye güçlü bir tekstil ülkesi. Her krizde dalgalanmalar yaşasa da birçok firma finansal olarak dar boğaza girse de ve dahası batsa bile hizmet kalitesi, servis hızı, batıya yakın olma gibi avantajları her zaman olacak ve toparlanma hızı da artarak devam edecektir. Yeniden büyüme ivmesi yakalamanın önündeki en büyük engel kur baskısı olsa gerek. Artan enerji maliyetleri, işçilik ve devlet destekli finansman modellerinin azalması da ivmeyi yavaşlatır ama güven vermeyen ekonomik durum ve kur politikası tüm iş dünyası ve sektörlere zarar vermeye devam edecektir.</p>

<p>Birçok firmaya nazaran ilk 6 ay hedeflerimizi yakaladığımızı hatta üstüne çıktığımızı söyleyebiliriz. Entegre bir tesis haline dönüşümüz, hızlı ve etkili servisimiz bunda çok büyük etkendir. Yakaladığımız bu ivme ile yılın ikinci yarısını da hedeflerin üstünde tamamlayacağımıza dair inancımız tam.</p>

<p><img height="313" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/cem-unal-1.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Cem Ünal</strong></p>

<p><strong>Ünallar Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>

<p><strong>Üretim maliyetleri yüksek bir ülkeyiz</strong></p>

<p>İhracatta yaşanan bu güzel gelişmeden hazır giyim ve tekstil payını alamamış maalesef yılbaşından bugüne stabil halde aynı rakamlarla devam ediyor. Bu kur politikasıyla da daha olumlu bir sonuç beklenemezdi, biz üretim maliyetlerinin çok yüksek olduğu bir ülkedeyiz. İstihdam kayıpları doğru, bir daha toparlanması imkânsız halde devam ediyor. Firma kapanmaları konkordato ve iflaslar doğru, değerlerimizi kaybediyoruz, olumlu gibi gözüken veriler çelişkili, doğruluğu tartışılır. Uygulanan enflasyonla mücadele politikasından dolayı, finansa erişim mümkün olamayacak. Maliyet artışlarının<strong> </strong>düşmesi gibi bir şey de beklenmiyor. Üç yıldır süren enflasyonun yarısı kadar kur artışı politikası bütün olumsuzlukların ana sebebidir. Acilen çözülmesi gereken bir konudur.2026’nın ikinci yarısında da maalesef umutlu değiliz, işsizliğin, maliyet artışının ve diğer olumsuzlukların devam edeceğine inanıyoruz. Piyasada güven ortamı tekrar tesis edilmeli, sanayide toparlanma sağlanmalı ki hem insani hem de finansal değerlerimizi kaybetmeyelim.</p>

<p></p>

<p><img height="256" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/murat-canik-3.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Murat Canik</strong></p>

<p><strong>Elvin Tekstil Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>Kur politikası değişmelidir</strong></p>

<p>Dönemsel olarak bir artış olduğu doğru. Bu artışın bir sebebi alıcı firmaların zam öncesi stok seviyelerinde bir yükseltme taleplerinden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyorum. Sürdürülebilir bir artış olduğundan emin değilim. Ben bu durumun anlık bir durum olduğunu bu seviyedeki kur ve global belirsizliklerle sürdürülebilir bir büyümenin mümkün olabileceğini düşünmüyorum.</p>

<p>En önemli adım kur politikasının değiştirilmesidir. Suni bir durdurulmuş artış politikasından serbest kur politikasına geçilmeli. Enflasyonla bu şekilde mücadele yerine üretimi artırıcı faiz politikaları ile üretim desteklenirse arz talep dengesi yerine oturabilir ve fiyatlar normalleşebilir. Yüksek bir artış beklemiyorum ortalama bir sipariş dağılımı ile yılı kapatabiliriz tahmini. En hızlı şekilde serbest liberal ekonomiye dönülürse ve faiz politikaları gözden geçirilirse sektörde orta vadede bir toparlanma beklenebilir.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="400" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/yavuz-ozdemir.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Yavuz Özdemir</strong></p>

<p><strong>Akrida Tekstil Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>Sektörde umut verici sinyaller var</strong></p>

<p>Tekstil ve hazır giyim sektörü, yaklaşık dört yıldır süren zorlu bir daralma döneminin ardından ilk kez umut verici sinyaller alıyor. Haziran ayında ihracatta yaşanan çift haneli artış, uzun süredir beklediğimiz nefesin geldiğini gösteriyor. Hazır giyim ihracatımız haziranda yüzde 15'in üzerinde artarak 1,4 milyar dolara yaklaşırken, tekstilde artış yüzde 20'yi aşarak 842 milyon dolar seviyesine ulaştı. Bu rakamlar elbette bizi sevindiriyor. Ancak bu artışın tamamının kalıcı bir talep dönüşümünden kaynaklandığını söylemek için henüz erken. Öncelikle artışta bayram kaynaklı takvim etkisinin payı olduğunu biliyoruz. Kurban Bayramı'nın bu yıl mayıs sonuna denk gelmesiyle mayısta çalışılan gün sayısı azaldı, bazı yüklemeler hazirana sarktı. Geçen yıl ise bayram haziran ayındaydı ve baz düşüktü. Ayrıca bölgemizdeki gerilimin oluşturduğu belirsizlik ortamında bazı siparişlerin Türkiye'ye kaymasının da haziran performansında payı var ve bu etki konjonktürel, yani geçici olabilir. Öte yandan tablonun tamamını geçici etkilere bağlamak da doğru olmaz. Yakın coğrafyadan tedarik eğiliminin güçlenmesi, hızlı termin ve kalite avantajımız gibi yapısal unsurlar da bu artışı besliyor. Nitekim takvim etkisinden bağımsız olan nisan ayı istihdam ve işletme verilerindeki dönüş, toparlanmanın yalnızca bir aylık ihracat rakamından ibaret olmadığını gösteriyor. Doğru politikalarla desteklenirse bu ivmenin kalıcı hale getirilmesi mümkündür. Gerçek fotoğrafı ise temmuz ve ağustos verileri netleştireceğini düşünüyoruz.</p>

<p>İstihdam ve firma sayısı cephesinde de benzer bir dönüm noktasındayız. 2022'den bu yana sektörümüz gerçekten ağır bir bedel ödedi. Tekstilde 160 binin, hazır giyimde 210 binin üzerinde istihdam kaybı yaşandı. Binlerce firma kapandı ya da üretimini yurt dışına taşıdı. Bu nedenle nisan ayında işletme ve çalışan sayısının 2022'den bu yana ilk kez aynı anda artıya geçmesini, bir ayda 300'ün üzerinde yeni işyerinin açılıp yaklaşık 18 bin kişinin yeniden istihdama katılmasını son derece kıymetli buluyoruz. Bu, dibin görüldüğüne ve yön değişiminin başladığına işaret ediyor. Ancak bu toparlanmanın sürdürülebilir olması, kaybettiğimiz rekabet gücünü yeniden kazanmamıza bağlı. Tek aylık verilerle yetinmeyip bu eğilimin yılın geri kalanında da korunması gerekiyor. Bunun için de üretim yapan, istihdam sağlayan firmaların önünü görebildiği istikrarlı bir ortam şart.</p>

<p>Sektörün yeniden güçlü bir büyüme ivmesi yakalayabilmesi için en acil çözülmesi gereken başlıkların başında maliyet/kur dengesizliği geliyor. Kurun uzun süre enflasyonun gerisinde kalması, işçilik maliyetlerimizin dolar bazında hızla yükselmesi, bizi Asyalı rakiplerimize karşı ciddi biçimde pahalı hale getirdi. Bu makasın kapanması, kur politikasında enflasyonla uyumlu ve öngörülebilir bir çizginin benimsenmesi en temel beklentimiz. İkinci kritik başlık finansmana erişim. Biz işletme olarak faize dayalı finansman modelini prensip olarak benimsemiyoruz ve bugünkü tablonun köklerinden birinin de tam burada olduğuna inanıyoruz. Bugün ülkemizde parasını faizde tutan çok geniş bir kesim var ve tasarrufların çok büyük bir bölümü mevduatta faiz getirisiyle âtıl biçimde beklerken, üretim yapan, istihdam sağlayan reel sektör kaynağa ulaşamıyor. Açıkça ifade etmek gerekir ki; bu devasa birikim faizden çıkıp yatırıma, ticarete ve üretime, yani gerçek anlamda kullanıma sokulmadıkça piyasaların rahatlaması mümkün değildir. Para üretime değil paradan para kazanmaya yönlendiğinde ne fabrika kurulur ne istihdam artar. Çarşıda, pazarda, sanayide dönmesi gereken para bankada hareketsiz durdukça esnafından sanayicisine herkes bu durgunluğun bedelini ödüyor. Bu nedenle beklentimiz faiz oranlarıyla oynanması değil, tasarrufları doğrudan üretimle buluşturan alternatif modellerin güçlendirilmesidir. Katılım finansmanı ve kâr-zarar ortaklığı esaslı desteklerin yaygınlaştırılması, ihracatçıya yönelik kira sertifikası (sukuk) ve benzeri faizsiz enstrümanların geliştirilmesi, Eximbank ve KGF benzeri mekanizmaların katılım esaslı seçeneklerle üretici ve ihracatçıya öncelikli olarak yönlendirilmesi, ihracat döviz dönüşüm desteğinin Çin gibi yaklaşık %50lere çıkarılamasa bile yüzde 10-15 aralığına getirilmesi ve tahsil edilirken ihracatın önüne çıkan engellerin kaldırılması, vatandaşın birikimini sanayi yatırımlarına ortak eden halka arz ve ortaklık modellerinin teşvik edilmesi, ayrıca istihdam ve prim desteklerinin ayrım yapılmaksızın tüm firmaları kapsayacak şekilde genişletilmesi gerekiyor. Bunlara ek olarak ham madde ithalatındaki ilave vergilerin gözden geçirilmesi ve Avrupa Birliği'nin yeşil dönüşüm, sınırda karbon düzenlemesi gibi yeni mevzuatlarına uyum sürecinde firmalarımıza teknik ve finansal destek sağlanması, orta vadede rekabetçiliğimizin anahtarı olacaktır. Ayrıca GES yatırımcılarını inkisar-ı hayale uğratan "saatlik mahsuplaşma" gibi büyük bir yanlıştan dönülerek, devletin genel olarak iç ve dış yatırımcıyı / müteşebbisi korkutacak, küstürecek, maç başladıktan sonra kural değiştirmek gibi akla ziyan benzeri karar ve uygulamalardan kaçınmaya özellikle dikkat etmesi fevkalade önemlidir.</p>

<p>2026'nın ikinci yarısına ise temkinli bir iyimserlikle bakıyoruz. Sipariş tarafında hareketlilik hissediliyor; özellikle Irak, ABD ve yeni pazarlarda güçlü bir seyir var. Bununla birlikte geleneksel ana pazarımız olan Avrupa'da, Almanya, Fransa ve İtalya başta olmak üzere talep zayıflığı henüz aşılabilmiş değil. Avrupa'daki toparlanmanın hızı, yıl sonu tablosunu belirleyecek en önemli değişken olacak. Maliyet ve finansman tarafındaki beklentilerimizin karşılanması halinde, sektörümüzün yılı hedeflerin üzerinde bir ihracatla kapatması ve yeniden büyüme patikasına oturması bizce mümkündür. Son olarak şunu vurgulamak isterim; Tekstil ve hazır giyim, Türkiye'nin en fazla istihdam sağlayan, Anadolu'nun dört bir yanına yayılmış, net döviz kazandıran stratejik sektörlerinden biridir. Yaşadığımız daralma döneminde dahi sektörümüz tasarım, marka, katma değerli üretim ve sürdürülebilirlik alanlarında önemli bir dönüşüm gerçekleştirdi. Bugün gelen olumlu sinyaller, doğru politikalarla desteklendiği takdirde bu birikimin çok daha büyük bir başarı hikâyesine dönüşebileceğini gösteriyor. Biz üretmeye, istihdam sağlamaya ve ülkemize döviz kazandırmaya kararlıyız. Devletimizden beklentimiz, bu kararlılığı rekabetçi bir zeminle buluşturmasıdır. Bu vesileyle yaklaşmakta olan BTSO seçimlerinin Bursa’mıza hayırlı olmasını diliyor, 12 yıldır proje fabrikası gibi çalışan, Bursa’mıza değer katan, üyelerini vizyonuyla dünya arenasında ihracat oyuncusu yapan, gönül adamlığıyla kalplere taht kuran İbrahim Burkay başkanımızla birlikte bizleri yeni dönemde yeni hizmetlere kavuşturmasını Rabbimden niyaz ediyorum.</p>

<p><img height="373" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/ahmet-curebal-copy-2.jpg" width="250" /></p>

<p><strong>Ahmet Cürebal</strong></p>

<p><strong>Aymina Tekstil İhracat Sorumlusu</strong></p>

<p><strong>Sürecin kalıcı olmasını temenni ediyoruz</strong></p>

<p>Ekonomideki gelişmeleri olumlu karşılamakla birlikte, bu sürecin kalıcı olmasını temenni ediyoruz. Diğer yandan, ABD- İran geriliminin sektöre yansımaları maalesef negatif yönde oluyor. Sürecin sürdürülebilir kılınması adına reel sektöre sağlanan hükümet desteklerinin artırılması büyük önem arz ediyor. Kurun mevcut seviyesi aşağıda kalmıştır ve bir miktar serbest bırakılması gerekmektedir. Finansmana erişim tarafında ise yüksek banka faizleri, sürdürülebilirliğin önündeki en büyük engellerden biridir.</p>

<p>İhracatta beklentimiz daha yüksek seviyelerdedir. Yılın ilk yarısına göre bir ivme yakalasak da, yıl sonu hedeflerimizin yüzde 5 civarında altında kalacağını tahmin ediyorum. Küresel savaşların ve gerilimlerin sona ermesi, dünya ekonomisini rahatlatacaktır. Bu sayede sektörümüz nefes alacak ve yıllık ihracat hedeflerimizi yakalamamız mümkün olacaktır.</p>

<p><img height="288" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/semih-kaynar-5.JPG" width="250" /></p>

<p><strong>Semih Kaynar</strong></p>

<p><strong>Ventsa Tekstil Genel Müdürü</strong></p>

<p><strong>Yakın sürece odaklanmalıyız</strong></p>

<p>Haziran ayında görülen çift haneli ihracat artışı sektör adına moral verici bir gelişme. Ancak tek bir aylık veriye bakarak kalıcı bir toparlanmadan söz etmek için henüz erken olduğunu düşünüyorum. ABD-İran gerilimi nedeniyle bazı siparişlerin Türkiye’ye yönelmiş olması ve baz etkisi bu artışta etkili olmuş olabilir. Buna ilave olarak Mayıs ayında ki uzun bayram tatilinden dolayı ileri tarih sevkli siparişlerin Haziran ayında yapılmasıda buna etken. Asıl önemli olan önümüzdeki yakın süreçte sipariş akışının devam edip etmeyeceğidir.</p>

<p>Türkiye tekstil sektörü kalite, teslim süresi ve esnek üretim kabiliyeti açısından dünyanın en güçlü üreticileri arasında yer alıyor. Ancak rekabet sadece kaliteyle kazanılmıyor. Maliyetlerimiz rakip ülkelerin oldukça üzerine çıkmış durumda. Kalıcı bir ihracat artışı için rekabetçiliğimizi yeniden kazanmamız gerekiyor.</p>

<p>Son dönemde sınırlı da olsa olumlu sinyaller görüyoruz. Ancak bunu güçlü bir toparlanma olarak değerlendirmek için henüz erken. Son iki yılda sektör çok ciddi yara aldı. Binlerce çalışan işini kaybetti, çok sayıda firma üretimini durdurdu veya kapasitesini küçülttü.</p>

<p>Bugün görülen hareketlilik daha çok firmaların yeniden sipariş almaya başlamasıyla ilgili. Eğer siparişler düzenli hale gelir ve finansman koşulları iyileşirse istihdam yeniden artabilir. Ancak mevcut maliyet yapısı devam ettiği sürece bu toparlanmanın kırılgan olacağını düşünüyorum.</p>

<p>Bugün sektörün en büyük sorunu yüksek üretim maliyetleri. İşçilik, enerji, finansman ve diğer işletme giderleri son yıllarda çok hızlı arttı. Buna karşılık döviz kuru aynı hızda artmadığı için ihracatçının rekabet gücü ciddi şekilde zayıfladı. Diğer önemli konu ise finansmana erişim. İhracat yapan üretici firmaların uygun maliyetli krediye ulaşabilmesi gerekiyor. Sipariş alsanız bile işletme sermayesi oluşturamazsanız üretim yapmanız mümkün olmuyor. Kur politikasında ise ani dalgalanmalar yerine öngörülebilir ve ihracatçının rekabet gücünü koruyacak bir dengeye ihtiyaç var. Ayrıca üretim yapan firmalara yönelik desteklerin artırılması, yatırım ve ihracatı teşvik edecek yeni mekanizmaların devreye alınması gerekiyor</p>

<p>Eğer mevcut ekonomik koşullar iyileştirilmezse alınan siparişlerin önemli bir kısmı düşük kârlılıkla gerçekleştirilecek. Yılın ikinci yarısının ilk yarıdan daha iyi geçmesini bekliyorum ancak hedeflerin belirgin şekilde üzerine çıkılması için maliyet baskısının hafiflemesi ve finansman imkanlarının güçlenmesi gerekiyor.</p>

<p><img height="267" src="https://ekohabercomtr.teimg.com/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/erman-bukumcu.jpeg" width="250" /></p>

<p><strong>Erman Bükümcü </strong></p>

<p><strong>Pakipek Tekstil Pazarlama ve Kurumsal İlişkiler Direktörü </strong></p>

<p><strong>Öngörülebilir yapıya ihtiyacımız var </strong></p>

<p>Haziran ayında ihracatta görülen çift haneli artışı sektör adına olumlu karşılıyorum. Ancak bunun kalıcı olup olmadığını söylemek için henüz erken. Avrupa’daki büyük markalar siparişlerini çok hızlı artırıp aynı hızla azaltabiliyor. Bu da sipariş akışının hâlâ büyük ölçüde alıcıların kontrolünde olduğunu gösteriyor. Kalıcı büyüme için daha istikrarlı ve öngörülebilir bir sipariş yapısına ihtiyaç var.</p>

<p>İstihdamdaki toparlanma sevindirici. Ancak sürdürülebilir olması için firmaların kârlı çalışabilmesi gerekiyor. Bugün birçok tekstil firması yüksek ciroya rağmen artan üretim maliyetleri, finansman giderleri ve işletme sermayesine erişimde yaşanan zorluklar nedeniyle yeterli kâr elde edemiyor.</p>

<p>En önemli başlıklar maliyetler, kur dengesi ve finansmana erişimdir. Özellikle işçilik ve enerji maliyetleri rekabet gücümüzü zorluyor. İhracatçıyı destekleyen dengeli kur politikası ve uygun maliyetli finansman, sektörün yeniden güçlü bir ivme yakalaması için kritik öneme sahip.</p>

<p>Pakipek Tekstil olarak yılın ikinci yarısı için olumlu bir beklenti içerisindeyiz. Avrupa’nın yanı sıra Amerika, Asya ve Orta Doğu gibi farklı pazarlarda aktif olmamız bize önemli bir avantaj sağlıyor. Ayrıca Ar-Ge ve inovasyona yaptığımız yatırımlarla müşterilerimize katma değerli ürünler sunuyor, değişen taleplere hızlı uyum sağlayabiliyoruz. Bu nedenle kendi şirketimiz adına pozitif bir tablo görüyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/tekstil-sektoru-toparlaniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1574-m1.jpg" type="image/jpeg" length="43684"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa iş dünyasının acı kaybı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-is-dunyasinin-aci-kaybi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/bursa-is-dunyasinin-aci-kaybi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa sanayisinin köklü kuruluşlarından Şahinler Makine A.Ş.’nin ortaklarından Nevin Mandıracılar hayatını kaybetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Şahinler Makine A.Ş. kurucularından merhum Orhan Şahin’in kardeşi olan Nevin Mandıracılar’ın vefatı, Bursa iş dünyasında derin üzüntü yarattı.<br />
Nevin Mandıracılar için 24 Temmuz Cuma günü, Hamitler Mezarlığı içerisinde bulunan Celal Karakaş Camii’nde ikindi namazının ardından cenaze namazı kılındı. Mandıracılar’ın naaşı daha sonra Hamitler Mezarlığı’nda toprağa verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/bursa-is-dunyasinin-aci-kaybi-1</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 21:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/images-2.jpeg" type="image/jpeg" length="85219"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Merkez Bankası faiz kararını açıkladı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/merkez-bankasi-faiz-kararini-acikladi-3</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/merkez-bankasi-faiz-kararini-acikladi-3" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37'de sabit bıraktı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>TCMB'den faiz oranlarına ilişkin yapılan duyuruda, TCMB Başkanı Fatih Karahan başkanlığında toplanan Kurul'un, politika faizinin yüzde 37'de sabit kalmasına karar verdiği bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/merkez-bankasi-faiz-kararini-acikladi-3</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 14:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/merkez-bankasi.jpg" type="image/jpeg" length="56579"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İMSİFED'den Bursa için kentsel dönüşüm çağrısı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/imsifedden-bursa-icin-kentsel-donusum-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/imsifedden-bursa-icin-kentsel-donusum-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnşaat Müteahhitleri Sanayicileri ve İş İnsanları Federasyonu (İMSİFED) Yönetim Kurulu, önceki gün İnegöl’de İnegöl Müteahhitler Derneği (İMDER) ev sahipliğinde gerçekleştirdiği son toplantıda inşaat sektörü ve konut piyasasındaki güncel gelişmeleri kapsamlı şekilde değerlendirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Federasyon bünyesindeki derneklerin başkan ve başkan yardımcılarının katıldığı toplantıda, makroekonomik gelişmeler, finansmana erişim, inşaat maliyetleri, kentsel dönüşüm, yapı denetim sistemi, nitelikli iş gücü ve sektörün kurumsal temsiliyeti başta olmak üzere birçok stratejik konu ele alındı. Toplantı sonrasında yapılan değerlendirmede, sektörün mevcut sorunlarının çözümünün ancak kamu kurumları, yerel yönetimler, meslek kuruluşları ve sektör temsilcilerinin ortak aklıyla mümkün olabileceği vurgulanırken, İMSİFED'in çözüm odaklı çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceği ifade edildi.</p>

<p>İMSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Demir, toplantının ardından yaptığı açıklamada, "İnşaat sektörü yalnızca konut üreten bir sektör değildir. Yaklaşık 250 alt sektörü besleyen, yüz binlerce kişiye istihdam sağlayan ve şehirlerimizin geleceğini şekillendiren stratejik bir üretim alanıdır. İMSİFED olarak sorunları dile getirmekle yetinmiyor, çözüm önerilerimizi ilgili kurumlarımızla paylaşarak sektörümüzün ve şehirlerimizin geleceğine katkı sunmayı görev kabul ediyoruz. Özellikle deprem gerçeğiyle yaşayan Bursa'mız için kentsel dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması ve finansman imkânlarının güçlendirilmesi artık ertelenemeyecek bir ihtiyaçtır" dedi.</p>

<p><strong>Konuta erişim kolaylaştırılmalı</strong></p>

<p>Yönetim Kurulu toplantısında ilk olarak makroekonomik gelişmeler, inşaat maliyetleri ve bu gelişmelerin konut üretimine etkileri ele alındı. Konut satışları ile yapı izin istatistikleri incelenirken, sektörün sürdürülebilir üretim yapısını koruyabilmesi için kamu ve özel sektörün ortak adımlar atmasının önemine dikkat çekildi.Finansmana erişimin kolaylaştırılmasının hem üreticiler hem de vatandaşlar açısından kritik önem taşıdığı belirtilerek “"Bankaların konut ve ticari kredilerde uyguladığı yüksek faiz oranları, ağır teminat şartları ve krediye erişimde yaşanan zorlukların hafifletilmesi, hem üretimin devamlılığı hem de vatandaşlarımızın güvenli konutlara ulaşabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Finansmana erişim bugün yalnızca sektörümüzün değil, toplumun ortak meselesidir" değerlendirilmesinde bulunuldu.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2></h2>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/imsifedden-bursa-icin-kentsel-donusum-cagrisi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1573-d4.jpg" type="image/jpeg" length="18092"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BTÜ’den kırık kemik tedavisine yeni nesil çözüm]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/btuden-kirik-kemik-tedavisine-yeni-nesil-cozum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/btuden-kirik-kemik-tedavisine-yeni-nesil-cozum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), kemik kırıklarının tedavisinde kullanılabilecek yeni nesil kemik sabitleme plakası geliştirecek. Daha hafif, dayanıklı ve insan vücuduyla uyumlu olması hedeflenen malzeme, ortopedik tedavilere alternatif sunacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), sağlık teknolojileri alanındaki bilimsel çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından yürütülen A3 Doktora Öğrencilerine Yönelik Destek Programı kapsamında, BTÜ doktora öğrencisi Elif Pesen’in yürütücülüğünü üstlendiği "Hidroksiapatit Katkılı Hibrit Kompozit Tabanlı Yeni Nesil Kemik Sabitleme Plakası Tasarımı" başlıklı proje desteklenmeye hak kazandı. Projenin danışmanlığını ise BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cihan Kaboğlu üstleniyor. Proje kapsamında, kemik kırıklarının tedavisinde kullanılan metal plakalara alternatif olabilecek yeni nesil bir kemik sabitleme plakası geliştirilecek.</p>

<p><strong>Metalik plakalara alternatif</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bugün kullanılan metal plakalar kemiği sabitlemede başarılı olsa da zaman zaman kemikle tam uyum sağlayamadığı için iyileşme sürecini olumsuz etkileyebiliyor ve bazı hastalarda ikinci bir ameliyat ihtiyacına neden olabiliyor. Daha hafif, kemikle uyumlu ve dayanıklı olması hedeflenen bu yeni plaka, kemik yapısını destekleyen özel katkı maddeleri ile karbon, bazalt ve doğal keten liflerinin bir araya getirildiği yenilikçi bir malzemeden üretilecek. Bu sayede geliştirilecek plakanın hem sağlam hem de çevre dostu ve insan vücuduyla daha uyumlu olması amaçlanıyor.Araştırmada farklı malzemeler bir arada kullanılarak, kemiğin doğal yapısına daha yakın özellikler taşıyan yeni bir kemik plağı tasarlanacak. Böylece hem hastaların tedavi sürecine katkı sağlayacak hem de ortopedik implant teknolojilerine yenilikçi bir çözüm sunabilecek bir ürün ortaya çıkarılması amaçlanıyor.</p>

<p><strong>Sağlık alanındaki araştırmalar güçleniyor</strong></p>

<p>BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, üniversitede sağlık teknolojileri alanında yürütülen araştırmaların her geçen gün daha da güçlendiğini belirterek, "Üniversitemizde geliştirilen her bilimsel çalışma, toplumun, ülkenin, şehrin ya da sektörlerin ihtiyaçlarına çözüm üretme hedefi taşıyor. TÜSEB tarafından desteklenen bu proje de kemik kırıklarının tedavisinde kullanılabilecek yenilikçi malzemelerin geliştirilmesi açısından büyük önem taşıyor. Araştırmacımızı ve danışman akademisyenimizi tebrik ediyor, projelerinin başarılı sonuçlara ulaşmasını diliyorum. BTÜ olarak sağlık, mühendislik ve malzeme teknolojileri alanlarında katma değer üreten araştırmaları desteklemeye devam edeceğiz" dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/btuden-kirik-kemik-tedavisine-yeni-nesil-cozum</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1573-d2.jpg" type="image/jpeg" length="25978"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TOBB’da finansman sorunları ele alındı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/tobbda-finansman-sorunlari-ele-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/tobbda-finansman-sorunlari-ele-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TOBB ev sahipliğinde gerçekleştirilen Reel Sektör-Finans Sektörü Diyalog Güçlendirme Toplantısı'nda oda ve borsa başkanları ile bankacılık sektörünün üst düzey temsilcileri bir araya geldi. Toplantıda, iş dünyasının finansmana erişimde yaşadığı sorunlar ve çözüm önerileri ele alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ev sahipliğinde düzenlenen Reel Sektör-Finans Sektörü Diyalog Güçlendirme Toplantısı, iş dünyası ile bankacılık sektörünün üst düzey temsilcilerini bir araya getirdi. Toplantıya katılan Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, saha ziyaretlerinde üyelerden alınan geri bildirimlerin ve reel sektörün finansmana erişimde yaşadığı sorunların doğrudan muhataplarıyla değerlendirildiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplantının ana gündemini, özellikle üretim, yatırım, ihracat ve istihdamın temelini oluşturan KOBİ'lerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması oluşturdu. Görüşmelerde, kredi süreçlerinde daha etkin çözümler geliştirilmesi, uygun finansman koşullarının oluşturulması ve destek mekanizmalarının güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu.</p>

<p>İbrahim Burkay, iş dünyasının talep ve beklentilerinin karar alma süreçlerine daha güçlü yansımasının, reel sektörün rekabet gücünü artıracağına ve sürdürülebilir büyüme hedeflerine önemli katkılar sağlayacağına inandıklarını ifade etti.</p>

<p>Toplantının, reel sektör ile finans sektörü arasındaki diyaloğun güçlendirilmesi açısından önemli bir platform olduğuna dikkat çeken Burkay, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu başta olmak üzere Türkiye Bankalar Birliği Başkanı ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar, VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, Halkbank Genel Müdürü Süleyman Özdemir ile toplantıya katılan banka yöneticilerine teşekkür etti.</p>

<p><strong>Somut adımlar hayata geçirilmeli</strong></p>

<p>Burkay, kamu ve finans sektörünün iş birliğiyle KOBİ'lerin finansmana erişimini kolaylaştıracak, üretim ve yatırım kapasitesini destekleyecek somut adımların hayata geçirilmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Bu doğrultuda reel sektörün beklentilerinin bankacılık sektörüyle doğrudan paylaşılmasının, ekonomik büyüme ve yatırım ortamının güçlenmesine katkı sağlayacağını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/tobbda-finansman-sorunlari-ele-alindi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1573-d1.jpg" type="image/jpeg" length="19690"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elektroteks ihracat fırsatlarına odaklandı]]></title>
      <link>https://www.ekohaber.com.tr/elektroteks-ihracat-firsatlarina-odaklandi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekohaber.com.tr/elektroteks-ihracat-firsatlarina-odaklandi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa merkezli Elektroteks, Güney Amerika'nın en önemli mobilya ve ağaç işleme fuarlarından ForMóbile 2026'da yerini aldı. Brezilya'nın São Paulo kentinde düzenlenen fuarda yenilikçi ürünlerini uluslararası sektör profesyonelleriyle buluşturan firma, yeni iş birlikleri ve ihracat fırsatlarına odaklandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>30 Haziran-3 Temmuz tarihleri arasında Brezilya’da gerçekleştirilen ForMóbile Fuarı'nda ziyaretçilerini ağırlayan Elektroteks, Türk sanayisinin üretim gücünü ve mühendislik kabiliyetini Güney Amerika pazarına taşıdı. Mobilya üretim teknolojileri alanındaki çözümlerini sergileyen firma, bölgedeki mevcut iş ortaklarıyla bir araya gelirken yeni ticari bağlantılar kurmayı da hedefliyor. Elektroteks Yönetim Kurulu Başkanı Osman Güler, firmanın ihracat vizyonu doğrultusunda uluslararası fuarların büyük önem taşıdığını belirterek, Güney Amerika pazarında uzun vadeli büyümeyi hedeflediklerini söyledi. Güler, "ForMóbile Fuarı, Güney Amerika pazarını yakından tanımak, mevcut iş ortaklarımızla ilişkilerimizi güçlendirmek ve yeni ticari bağlantılar kurmak açısından bizim için son derece önemli bir organizasyon. Elektroteks olarak geliştirdiğimiz yenilikçi teknolojileri ve yüksek kaliteli ürünlerimizi uluslararası ziyaretçilerle buluşturmanın gururunu yaşıyoruz. Aynı zamanda Türk sanayisinin üretim gücünü ve mühendislik kabiliyetini dünyanın farklı coğrafyalarında başarıyla temsil etmeye devam ediyoruz" dedi.</p>

<p><strong>İhracat odaklı büyüme hedefi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Küresel pazarlarda rekabet edebilmenin yolunun teknoloji, kalite ve müşteri odaklı üretimden geçtiğini ifade eden Osman Güler, "Bugün yalnızca ürün ihraç eden değil, aynı zamanda teknoloji ve çözüm sunan bir firmayız ve her geçen gün kendimizi daha ileri taşımaya çalışıyoruz. Güney Amerika, büyüme potansiyeli yüksek ve stratejik öneme sahip bir pazar. Elektroteks olarak halihazırda orda iyi bir konumdayız ancak bu fuarda gerçekleştirdiğimiz görüşmelerin yeni iş birliklerine dönüşeceğine inanarak mevcut pazar payımızı daha da arttırmayı hedefliyoruz. Tüm dünyada ihracat ağımızı genişletmeye, farklı pazarlarda Türk markasının gücünü göstermeye ve ülkemize katma değer sağlamaya devam edeceğiz" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, Şirketler</category>
      <guid>https://www.ekohaber.com.tr/elektroteks-ihracat-firsatlarina-odaklandi-1</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekohabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ekohaber-com-tr/uploads/2026/07/1573-m7.jpg" type="image/jpeg" length="67868"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
