OSMANLI İLE CUMHURİYET

Milli Eğitim Bakanı sayın Yusuf Tekin, Rize'de yaptığı konuşmada tarih eğitiminin önemine vurgu yaptı. Tekin, "Ben diyorum ki Osmanlı ile Cumhuriyet'i barıştırmamız lazım. Ben diyorum ki eski Türk devletleriyle Cumhuriyet'i barıştırmamız lazım. Çocuklarımız Osmanlı'yı da ataları olarak bilmesi lazım. Osmanlı'ya da sahip çıkması lazım. Bunun için tarih müfredatında değişiklikler yapmamız lazım diyorum ben ve bunu yapıyorum" dedi.

Aslında bunca sorun arasında zaman harcanacak bir konu olmamakla birlikte, söz konusu olan geleceğimizin güvencesi çocuklarımız olunca, ister istemez kulak veriliyor. Gerçi uzun yıllar oldu ama hatırladığım tarih derslerinde eski Türk Devletlerini, özellikle yakın geçmişimiz Osmanlıyı neredeyse hatim eder, 36 Osmanlı padişahını sırası ile bilir, Osmanlıda 1299 ile 1922 arasında 623 yıl boyunca yaşananlardan sınavlara girerdik. Osmanlı tarihi bir vakadır, bir imparatorluktur, 623 yıl hüküm sürmüştür ve atalarımızdır. Onlarla hiç küsmedik ki barışmak gereksin.

Elbette dersler çıkaracağız ancak dün dündür, bugün ise bugün. Milli eğitim zaten yamalı bohçaya döndürülmüşken sık sık kurcalanması sanki eğitim değil de gündem amaçlı mı diye düşünüyor insan. Bugün 12 yaşındaki torunum ilk Türk Devleti Asya Hun Devletini, Mete Han’ı, Malazgirt’i ve Alpaslan’ı, tarihte kurulmuş yıkılmış bütün Türk devletlerini, Osmanlıyı kısaca atalarını biliyor. Gerekenler öğretilmiş, Türklerin Müslümanlığa geçişini de öğretmişler. Sayın Bakan Yusuf Tekin’in “barıştırmak” derken öğretmek istediği boyut daha mı derin acaba. Acaba çocuklarımız at binsin, kılıç kuşansın, ok atsın falan mı isteniyor. Kaldı ki bunları vazife edinmiş dernek çalışmaları da görülüyor, faydalı spor aktivitesi olarak değer görüyor.

Sahnede ok atan bürokrat, AFAD eski Bilgi Sistemleri ve Haberleşme Dairesi Başkanı sayın İrfan Keskin'i unutmadık. Katıldığı bir siber güvenlik zirvesinde, geleneksel Osmanlı okçusu kostümü giymiş sahneye çıkıp yay ve ok ile bir gösteri yapmış, görüntüler sosyal medyada gündem olmuştu. Kimse siber güvenliğin ok ve yayla sağlanacağını düşünmemiştir herhalde.

Çocuklarımızın tarihlerini öğrenmesine hiçbir ebeveyn karşı çıkmaz. Herkes inanır ki, tarihini bilmeyen ulusların geleceği olmaz. Bizde talebe olduk. Üniversiteyi bitirene kadar gereğince yoğun ve yeterli şekilde Tarih eğitimi aldık.

Milli eğitim müfredatında tarih konusunda değil ama eksik olduğunu düşündüren önemli konular var. Mesela çocuklarımızın daha ana okulundan itibaren davranış bilimi dersleri ve Milli duygularını güçlendirecek dersleri eksik. Mutlaka kodlama ve algoritma eğitimi, sanat tarihi dersleri olmalı ve bunlar uygulama destekli çocuğun ufkuna açık dersler olmalı. Okullarımızın en büyük eksikliği ise laboratuvarlardır. Fen derslerinin mutlaka uygulama örnekleri ile zenginleştirilmesi gereklidir. Üniversitelerimiz bile bu konuda ayıplıdır. İnşaat Mühendisi olup iş arayan gençlerin elinden tutmaya çalışırken görüyoruz. Bırakın takometreyi, nivoyu, mira görmemişler, bize orta okul son sınıfta öğretilen Pisagor bağlantılarını bilmeyen mühendis gençlerle karşılaşıyoruz.

Eğitim sistemimizde görülen önemli bir eksiklikte eğitmenlerimizin durumu. Eğitimde lider olmuş ülkelere bakıldığında, eğitmenlerinde her yıl rutin eğitimlere ve sınavlara tabi olduğunu görüyorsunuz. Ayrıca iyi bir eğitmenin kazancıda çok yüksek mertebelere ulaşabiliyor. Rutin eğitimleri aşamasında alınan puanlar ve yapılan sınavlar neticesinde eğitmenlerin gelir durumları belirleniyor. Bizde ise işsiz öğretmenler mezun edilmeye devam ediyor. Çünkü eğitim planlaması da sıfır. Ara eleman açığı büyürken üniversiteli işsizler çoğalıyor.

Netice olarak sayın bakan, siz hiç merak etmeyin. Kimse geçmişini, tarihini unutmaz. Siz yeter ki, çocukların beynini bilim ve teknoloji, karnını da yeterince protein ile doyurun, ileriye güvenle baksınlar. Gerçek sorun geçmişlerinde değil, geleceklerinde.