ORTAK MISINIZ?

Bir soğuk kandil gününde, Salı Pazarı çıkışında, titreye titreye bahşiş için ip tutuyorduk. Bir amca, ipi çekmeden, altından üstünden geçmeden

“Ortak mısınız?” diye sordu.

Karşı taraftan koşup gelen arkadaşım Mehmet’le bir ağızdan,

“Ortağız!” diye bağırdık.

Amca, cebinden gıcır gıcır bir iki buçuk liralığı çıkarıp avucuma koydu.

“Kandiliniz mübarek olsun çocuklar,” dedi.

O para, gün boyu topladığımız paranın en az on katıydı. İp tutmayı bırakıp pazara daldık. Bir sürü meyve aldık.

Bu anı, bende derin bir iz bıraktı.

Yıllar yıllar geçti. Çalı Köyü’ne, sonradan mahalle olan bu muhite, gelip yerleşene kadar, çocukların kandil günlerinde iple yol kesip bahşiş istemelerini unutup gitmiştim.

Bir gün, tam da dörtyol ağzında yolu kesen çocukları görünce çok heyecanlandım. Sağa çekip durdum.

Çocuklar arabanın etrafını sardılar.

Cüzdanımı açtım.

“Ortak mısınız?” diye sordum.

Bir ağızdan

“Ortağız” diye coştular.

Tabii ben de coştum.

Yıllar, o günleri anarak, kandil günleri ip kesmelerde coşarak geçti…

Geçen gün evden çıktım. O gün Miraç Kandiliymiş, inanın bilmiyordum.

(Gerçi son zamanlarda neyi bile bile, neyi umursaya umursaya yaşıyoruz ki?)

Çalı’dan çıkıp Tahtalı Kavşağı’na geldim. Işıklar birden yandı; sarıdan yeşile döndü. Ben de sağa dönüverdim.

Yolu kesen çocukları geçtiğimi fark ettim.

Döner dönmez sağdaki cebe girip sert bir frenle durdum. Çocuklar koşarak geldiler.

Her kandilde olduğu gibi, çocukluğumdan kalan o öğretiyle yine sordum:

“Ortak mısınız?”

“Ortağız” diye bağırdı iki çocuk da.

Ben de yıllardır hep yaptığım gibi coştum, cüzdanımdaki en büyük banknotu çocuğa uzattım.

Ama bu kez beklediğim olmadı.

Çocuklardan biri yolun karşısına dönüp,

“İki yüz liraaaa” diye bağırdı.

O vızır vızır işleyen ana yola inat, karşı köşede ip tutan başka iki çocuk birden yola atlayıverdiler.

İşte o an benim için zaman durdu.

Şimdi yola atlayan o çocuk bendim.

Tekerlekler altında ezilecek de, uzuvlarını kaybedip ömür boyu eziyet çekecek olan da bendim. İçim daraldı, kalbim sıkıştı. “Eyvah” dedim.

Kamyon şoförü öyle bir fren ve manevra yaptı ki çocuklar son anda ezilmekten kurtuldular.

Kandil günü bir geleneği yaşatıp fayda sağlayayım derken az daha iki çocuğu hayattan koparıp, iki aileye ateş düşürecektim.

Kıssadan hisse:

Altmışlı yıllardan geriye hangi çocukluk geleneği kaldı ki?

Maalesef neredeyse hiçbiri kalmadı.

Ama biri kaldı. Kandil günü ip çekip para toplamak.

Her çocuğun tableti olsa, babaları eve gelirken onların her istediğini getirse, kandil akşamları sokakta ip çekip bahşiş toplayan çocukları görebilir miydik?

Cevap belli.

Mümkün değil.

Peki mümkün değil diye, çocuk sevindireceğiz diye tedbiri elden bırakmak olur mu?

Olmaaaaz.

Bu olay kulağıma küpe, geçmiş kandiliniz de mübarek olsun.