NEDEN HEPİMİZİN AKLINDA AYNI SORU VAR?

Dün haberlerde yeni salgın ihtimalleri konuşuluyordu. Kuş gribi, hantavirüs derken yine ister istemez herkesin içine bir huzursuzluk çöktü. Ama dikkatimi çeken başka bir şey oldu. Konuşmacılar artık sadece “Yeni bir hastalık mı geliyor?” diye konuşmuyorlardı, bu konu ile ilgili alınmış patentlere bakılmıştı ve bununla ilgili kaygılı konuşmalar dönüyordu.

Ve 2021 hatta 2012 tarihli alınmış hantavirüs aşısının patent belgesini yansıtmışlar ekrana. Aslında bunu görünce insanların tedirgin olmasını yadırgayamıyorum.

Çünkü COVID döneminden sonra hepimizin zihninde küçük bir şüphe kaldı. Bilime güvenmek istiyoruz ama bir yandan da her şeyi sorguluyoruz. Özellikle eski tarihli patentleri görünce insanın aklı karışıyor.

Oysa hantavirüs yeni ortaya çıkmış bir virüs değil. İlk olarak 1950’lerde Kore Savaşı sırasında dikkat çekiyor. Askerlerde yüksek ateş ve ciddi böbrek rahatsızlıkları görülüyor. Daha sonra yapılan araştırmalarda bunun kemirgenlerden bulaşan bir virüs olduğu anlaşılıyor. İsmini de Kore’deki Hantan Nehri’nden alıyor.

Yani bilim dünyası bu virüsü aslında onlarca yıldır biliyor.

Bu yüzden hantavirüsle ilgili aşı çalışmalarının ya da patentlerin eski tarihli olması teknik olarak çok normal. Çünkü biyoteknoloji şirketleri sadece bugünün hastalıklarına değil, gelecekte risk oluşturabilecek virüslere karşı da yıllardır araştırma yapıyor.

Zaten patent sistemi biraz böyle çalışıyor.Önce fikir geliştiriliyor, teknoloji hazırlanıyor, sonra patent alınıyor. Ürün bazen yıllar sonra kullanıma giriyor.

Bir yerde eski tarihli bir patent görünce içimizden bir ses hemen şunu söylüyor:
“Acaba bir şeyleri önceden mi biliyorlardı?”

Elbette bugün için “virüsler bilerek yayılıyor” demek doğru değil. Bununla ilgili somut bir kanıt da yok. Ama dünyada biyolojik savaş senaryoları konuşulurken, laboratuvar tartışmaları yapılırken insanların kafasında soru işareti oluşması da çok şaşırtıcı değil.

Çünkü artık sağlık sadece sağlık değil.İçinde ekonomi var. Patent var. Dev yatırım şirketleri var. Küresel güç dengeleri var.

Bilim ilerledikçe insanlığın daha güvende hissetmesini beklerdik. Ama bazen tam tersi oluyor. Teknoloji büyüdükçe insanların içindeki görünmeyen korkular da büyüyor.

Belki de önümüzdeki yıllarda asıl ihtiyaç duyacağımız şey yeni aşılar değil; yeniden güven duygusu olacak. İyi haftalar.