Değerli okurlar,
Kölelik tanımını incelediğimizde; bir insanın başka birinin malı ve mülkü olması. Başka bir kişinin malı ve mülkü olan kişiye köle, memlûk veya kul; köle sahibine ise efendi veya mevla denir. Çok eski tarihlerden beri savaşta esir düşenler, ağır suç işleyenler, borcunu ödemeyenler korsanlar tarafından kaçırılanlar köle kabul edilir, köle pazarlarında satılırmış. Erkek kölelerin çocukları da köle sayılırmış. Kölelik; Mezopotamya'da, eski Mısır'da Yunan'da, Roma'da, İslam öncesi İran, Orta Asya ve Anadolu'da yaşayan kavimlerde kölelik son derece doğal sosyal bir olgu olarak kabul edilirmiş. Köle kelimesi yerine Türkçede bazen kul, bende, halayık, esir ve kadın köle içinde cariye ve odalık tabirlerinin kullanıldığı görülmektedir.
Kölelik, yazılı tarihten daha eski olup, pek çok farklı kültürde yer almıştır. Yaklaşık bin yıl önce meydana gelmiş tarım devrimiyle beraber kölelik yaygın bir kurum haline gelmiştir. İlk yazılı kaynaklara göre kölelik topluma çoktan yerleşmiş bir kurum olarak ele alınmıştır. MÖ 1760 da yazılmış Hammurabi Kanunları da köleliği kabul edip uygulamaktaymış.
Kölelerin sahip olmadığı bazı haklar ise başlıca aşağıdaki gibiymiş.
- Köleler mülk edinemez, miras bırakamaz veya borç altına giremezmiş,
- Kölelerin hak ve fiil ehliyetleri yoktu; bir eşya gibi alınıp satılabilir ve miras bırakılabilirlermiş,
- Köleler, efendilerinin vereceği her türlü cezaya katlanmak zorundalarmış,
- Hukukî bir şahsiyetleri olmadığı için verdikleri zararlardan efendileri sorumluymuş,
- Köle sınıfına dahil olmak ayıp sayılırdı ve bazı toplumlarda kötü muameleye maruz kalırlarmış,
- Bazı istisnalar dışında, kölelerin özgürlükleri kısıtlıydı ve kaçmaları durumunda korunma hakları ortadan kalkarmış.
Sahipleri kölelere; barınma, beslenme, dinlenme ve belirli kurallar içerisinde sosyalleşme koşulları sağlarmış. Özgürlük yok, mülk edinme yok, aşağılanma çok, insanlık yok; tabii bunların farklı ülke ve sahiplerde iyi ve kötü uygulamaları da çokmuş.
Günümüzde ise; geri kalmış ve gelişmekte olan ülke halklarının çalışanlarının çoğu asgari ücrete, emeklilerinde çoğu daha da az bir gelire sahip. Öte yandan o ülkelerde açlık ve yoksulluk sınırı bu rakamların çok üzerinde ve muhtemelen birçoğu ev sahibi değil ve olması da çok zor.
Demem o ki; günümüzde insanlar özellikle ekonomik açıdan kölelikten daha kötü durumdalar: DOYAMIYORLAR ve EV SAHİBİ DEĞİLLER. Artan işsizler için ise yorum yapamıyorum.
Hatta son zamanlarda şunu duymaya başladım. Makul bir suç işleyim, kışı hapiste geçireyim; yerde yatsam bile kira yok, sıcak, üç öğün yemek var!
Tabii ki kastım mevcut durumu hukuki ve medeni olarak kölelikle kıyaslamak ve benzetmek değil. Asla da olamaz! Ancak mevcut ekonomik durumun tarihteki kölelikten daha iyi olmadığının tespitini yapmaktı.
Bu durumu; halk sabrederek, iman ederek, bekleyerek aşamaz ve yakışmaz da!
Ülke yöneticilerine düşen, halklarını layık olduğu seviyelere taşımaktır.
Saygılarımla.