banner8

banner6

banner11

Boş vakti olan bir adım öne çıksın

Tüketici toplum oldukça, alım gücümüz azalıp alma isteğimiz arttıkça, çocuklarımıza daha iyi bir gelecek planlama isteğimiz kendimizi düşünmenin önüne geçtikçe yaşantımızın büyük bir bölümünü iş hayatımız kaplamaya başladı. Daha fazla çalışmak daha fazla gelir elde etmek zorunda kaldık.

İş Hayatına Doğru Bakış 01.02.2021, 20:24 01.02.2021, 20:24
Boş vakti olan bir adım öne çıksın
Tüketici toplum oldukça, alım gücümüz azalıp alma isteğimiz arttıkça, çocuklarımıza daha iyi bir gelecek planlama isteğimiz kendimizi düşünmenin önüne geçtikçe yaşantımızın büyük bir bölümünü iş hayatımız kaplamaya başladı. Daha fazla çalışmak daha fazla gelir elde etmek zorunda kaldık. 24 saatimizin neredeyse 15-16 saatini işe ayırmaya başladık. Bu yoğun tempo için de bu sefer sevdiklerimize, çocuklarımıza, evimize, kendimize vakit ayıramamaya başladık. Bu yoğun tempo zamanımızı yönetememe ile birleştiğinde ise iyice gerildik stres yüklendik. Pandemi döneminde elimize geçen belki de bulunmaz bir fırsatı nasıl değerlendirdik? Bu hafta biraz zamanımızı aktif ve verimli kullanmak adına sohbet etmek istedim.
Zaman aslında hepimiz için aynıdır, değişmez. Kimimize 24 saat kimimize 40 saat değildir. Herkes için gün de 24, hafta da 168 saat vardır. Bu bizim için gerçek (reel) saattir. Bizim gerçek zamanımızı, diğer zamanlardan ayıran en büyük özellik ise bunu ne kadar doğru kullanıp kullanmadığımız ile ilgilidir. Zaman yönetimi burada devreye girerek zamanı nasıl daha etkin kullanarak verimli hale getirebileceğimizi bize anlatır. Günümüzde güncel yaşamın gereklerini yerine getirmek zamana karşı gerçekleştirilen bir beceri halini almıştır. Bu sebeple zamanı iyi değerlendirmeyi öğrenmek zorunda kalıyoruz.
Zaman yönetimi için bilinmesi gereken ilk sorunun cevabı, zamanın nasıl gerildiğidir. Herkes yaşamının bir parçası olarak, ulaşım, iletişim, uyku, yemek yeme, kişisel bakım gibi zorunlu ihtiyaçlar için bir zaman ayırmaktadır. Zaman planlamamızı bu zaruri ihtiyaçlardan arda kalan zaman için gerçekleştirmemiz gerekir. Zaman planlaması yaparken dürüst ve objektif davranmalıyız.
Uzun ve kısa vadeli hedef ve öncelikleri belirlemek, hedefler için eylem planı yapmak, bunları gerçekleştirmek için yapılacak işler listesi hazırlamak, mükemmeliyetçiliği bırakmak, öncelikleri belirleyebilmek, hayır diyebilmek, aynı zaman dilimine birkaç işi sıkıştırmak bu konuda ana başlıklardır.
Zaman kullanımındaki yanlışlıklarımız, hayat boyunca yaşamın bize kazandırdığı alışkanlıklardır. Bu alışkanlıklarımızı planlamamıza uygun hale getirebilirsek, eski alışkanlıklarımız, yeni planlanmış standartlar haline dönüşürler.
•Televizyon önünde gereğinden fazla vakit harcamak( Sadece belirlediğimiz programları seyretmeğe dönüşebilir.)
•Bilinçsiz alışveriş hastalığı (Alışveriş listesi hazırlanabilir.)
•Telefonda uzun süren sohbetler(Konular belirlenebilir.)
•Sosyal medya canavarlığı (Kendimize bir süre sınırı koyabiliriz.)
•Her şeye yetebilirim (Benim için önemli konular yetmem yeterlidire dönüşebilir.)
Ve benzeri dönüşümler bizim zaman planlamamıza sadık kalmamızı sağlar.
Zamanı olmayan birine zaman planlaması yapabilmek için zaman ayır demek ne kadar doğru diyebilirsiniz. Ama inanın plan için ayırdığınız 5 dakika size kazanılmış saatler olarak geri dönecektir.
Bir de bu kadar plan yapıp da planını uygulamayı unutanlarımız çıkacaktır aramızda. Zamanı planlanmış işlerinizi bitirmek için son saatleri, son saniyeleri beklemeyin. Gerekiyorsa size zamanı hatırlatması için bir alarm kullanın.

Unutmayın! “ Önemli İşler, asla önemsiz işlerin insafına terk edilmemelidir.” (Goethe)

Evden çalışmada şirketlerin yüzde 43’ü kurum kültürlerini koruyamadı
Deloitte’nin Türkiye genelinde gerçekleştirdiği araştırmanın sonuçlarına göre “evden çalışma konusunda şirketinizi en çok zorlayan konu hangisidir?” sorusuna katılımcıların yüzde 43’ü “kültür ve alışkanlıklar” cevabını verdi. Uzaktan çalışma modeline geçişte en çok zorlanılan konunun kurum kültürü ve çalışma alışkanlıkları olduğunu belirten sektörlerin başında yüzde 66,7 ile enerji, yüzde 58,3 ile hızlı tüketim ve perakende geliyor.
Araştırmada, evden çalışma uygulamasında kültür ve çalışma alışkanlıkları bağlamında en çok zorlanan departmanların insan kaynakları ve satış olduğu belirtiliyor. İnsan kaynakları departmanları, mevcut kültür ve alışkanlıkları sürdürme konusunda yüzde 56,1 oranında zorlanırken, bu oran satış departmanlarında yüzde 53,8 bilgi teknolojileri, hukuk ve idari işler departmanlarında ise yüzde 50 seviyesinde.

Streste İsviçre mutlulukta Fransa lider
Great Place to Work Enstitüsü’nün “Stres Yönetimi Teknikleri” araştırmasına göre, katılımcıların yüzde 47’si, stresin organizasyonda önemli bir sorun olduğunu düşünüyor. En yüksek stres seviyesi sıralamasında yüzde 72 ile İsviçre ilk sırada. İsviçre’yi yüzde 68 ile Avusturya, yüzde 58 ile Yunanistan ve Almanya takip ediyor. Araştırmada, mutluluk ve esenliği en fazla ön planda tutan ilk üç ülke; yüzde 84 ile Fransa, yüzde 82 ile İsveç ve yüzde 72 ile Hollanda. Yapılan araştırmada mutluluk ve esenliğin büyüme, rekabetçilik ve sürdürülebilir kalkınma için önde gelen faktörler olduğu belirlendi. Yöneticilerin yüzde 65’i sağlık ve esenliğin stratejik bir öncelik olarak ortaya çıktığını belirtiyor. Araştırmanın diğer sonuçlarına göre, iş-yaşam dengesi ve iletişim, stresi yeniyor. İş yerinde stres yoksa, verim ve aidiyet artıyor. Belli aralıklarla masadan kalkarak egzersiz yapmak, yeterli uyku, kişisel zamanı iş ile dengeleyen günlük ve haftalık bir rutin tasarlamak da hem beden hem mental sağlığı koruyarak stres seviyesinin yükselmesini engelliyor

Bu köşe FAVEO Eğitim & Danışmanlık katkılarıyla hazırlanmıştır. www.faveo.com.tr - barisgul@faveo.com.tr

Yorumlar (0)
18
açık
banner12