banner8

banner13

banner6

Yerli makine ithalat kıskacında

Nitelikli üretimi, Ar-Ge yatırımları ve ihracatıyla ülkemiz ekonomisine önemli katma değer sağlayan makine sektörü, ithal makinelere uygulanan vergi muafiyetlerinden dolayı iç pazarda rekabette zorlanıyor. İmalatçılar yerli üretimin teşvik edilmesini istiyor.  

İNCELEME 04.05.2021, 00:06 04.05.2021, 00:27
Yerli makine ithalat kıskacında

Semih Aydın

Üretimdeki kaliteleriyle dünyanın dört bir yanına ihracat yapan Türkiye makine imalatçıları, yatırım teşvikleriyle ithal makinenin önünün açılmasından şikayetçi. Son iki ayda ithal makine alımlarının yüzde 83 artması, sektörün ihracat başarısını gölgede bırakıyor. 

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, 2020 yılında 10 binden fazla Yatırım Teşvik Belgesi verirken, belgeler kapsamında 14,8 milyar dolarlık makine vergi muafiyetinden faydalanılarak ithal edildi. Kalitesi ve rekabetçiliğiyle dünyanın dört bir yanına ihracat yapma başarısı gösteren sektör, iç pazarda yeteri kadar teşvik alamamaktan şikayetçi. Öyle ki, Türkiye son 10 yılda 298 milyar dolarlık makine ithal ederken, bu rakam geçen yıl Türkiye’nin makine ihracatıyla aynı oranı buldu. Sektör temsilcileri, ithal makinelere uygulanan vergi muafiyetlerinin sektörün rekabet gücüne olumsuz etki ettiğini ve ülke ekonomisine zarar verdiğini söyleyerek, yerli üretimi teşvik eden adımlar atılması gerektiğini vurguladılar. 

Kutlu KARAVELİOĞLU  

Makine İhracatçıları Birliği

Başkanı

Bir sanayici için ülkesinde üretilen bir makineyi kullanmanın doğal ve gurur verici bir tercih olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de tüm dünyanın parmakla gösterdiği, fiyat ve kalitede çok rekabetçi bir makine sektörü olmasına rağmen; ülkemizin son 10 yılda 298 milyar dolarlık makine ithal edip, 149 milyar dolar açık vermesini de kesinlikle doğru bulmuyorum. İleri teknoloji ürün ticaretinde küresel rekabet kızışırken, artık daha kalıcı ve kesin önlemler almamız gerekiyor. Batı’nın makine müşterilerine sağladığı finansman olanakları ve Doğu’nun dampingli satışları ile rekabet edebilmek çok kolay değil elbette. Fakat sanayimizin, ithal mallara gösterdiği aşırı ilginin sürdürülebilir olmadığı bu kadar açıkken makine ithalatının alabildiğine artmasının sebebi, sadece ucuzluğa ya da finansman olanaklarına bağlanamaz. Bu yöndeki ihmalkarlık her şeyden önce bir bilinç meselesidir ve maalesef makineler Türkiye’nin ihracatında olduğu gibi ithalatında da ikinci büyük kalemdir. 2020 yılı verileri makineler ve yakıtlar için ödediğimiz dövizin başabaş hale geldiğini gösteriyor ve hızlı artışın bu yılın ilk çeyreğinde de sürdüğünü gözlemliyoruz.   Önümüzde yerli imalatçılarımızı korumamız gereken çok zorlu iki yıl varken ve rakiplerimiz korumacı politikalarını sürdürürken, İlave Gümrük Vergilerinde nihai ürün ithalatını kolaylaştırıcı indirimlerden uzak durmalıyız. İlave vergi oranlarının belirlenmesinde özellikle Doğu makinalarına karşı mütekabiliyet esas olmalıdır. İlave Gümrük Vergilerinin asıl görevi yerli imalatçıyı haksız rekabetten korumak, dampingli malların piyasayı bozmasını engellemeye çalışmak, Ar-Ge için yatırım yapan sektörün fikri mülkiyetini geliştirmesine destek olmaktır. Türkiye’de 2020 yılında 10 binden fazla Yatırım Teşvik Belgesi verildi. Bu belgeler kapsamında 14,8 milyar dolarlık ithal makinenin bu tedbirlerden bağımsız kaldı. Bu durum, yıllık ithalatın yarısının kolayca gümrüklerimizden geçtiği anlamına geliyor ve Türkiye dövizle ve yıllara sari biçimde borçlanıyor. Esasen, Teşvik Belgeleri, vergileri sıfırlar halleriyle, sadece yerli makinelere karşı değil, teşvik belgesine bağlanmadan ithal edilen makinelere karşı da bir haksız rekabet durumu oluşturuyor. Ekonomimize büyük külfet getiren bu duruma karşı, biz bir yandan Teşvik Belgelerinin düzenleyici vergileri sıfırlamaması gerektiğini savunurken, diğer taraftan kalite ve performansın sigortası olan teknik mevzuat ve gümrük muayeneleri ile piyasa denetim ve gözetim mekanizmalarının tavizsiz ve en yaygın biçimde uygulanması gerektiğini dile getiriyoruz. Yüksek teknolojiye yatırım yapmış, ülkedeki en nitelikli mühendislik kadrolarını bünyesine katmış bir sektör olarak elbette ihracattaki rekabet gücümüzü korumak, hatta artırmak ilk hedefimiz. Şu anda cirolarımız içinde ihracatın payı yarıyı geçiyor. Son 20 yılda ihracatta yıllık büyüme ortalaması yüzde 15’i bulan bir sektör olarak ihracat payımızı artırmaya devam edeceğiz. Ülke kaynaklarını en verimli şekilde kullanabilmek için de yerli üreticileri yerli makine kullanmaya davet etmeyi ve iç pazarda farkındalık oluşturan çalışmalarımızı sürdüreceğiz. İhracatın bıraktığı yerli katma değer yüzde 77 iken makine iç talebinin bıraktığı katma değerin yüzde 33 olması bizim rekabetçiliğimize doğrudan bir tehdittir. İhracatımız, ölçeklerimizi iç talepten daha çok pay alarak büyütebildiğimiz oranda artacaktır.  

Zühtü BAKIR

MAKFED

Genel Sekreteri
Yatırım teşvik uygulamalarında esasen yerli veya yabancı makineye yönelik bir ayrım bulunmamakta. Ancak, yatırım teşvik kapsamında ithal edilen makineler için KDV muafiyeti yanı sıra gümrük vergilerinin de geçersiz kılınması, yerli makine üreticileri açısından haksız rekabet oluşturmakta. Şöyle ki, bugün yerlilik oranında ortalamada yüzde 70’ler düzeyine ulaşan makine imalat sektöründe bazı nitelikli çelikler, elektronik, hidrolik ve pnömatik bileşenlerle yazılımların ithal edilmesi zorunluluğu devam etmekte. Bu ara girdilerin büyük bölümü üzerinde önemli oranlarda gümrük vergileri varken, bunlardan müteşekkil yabancı makinelerin yatırım teşvik belgeleri kapsamında vergisiz ithali olmaktadır. Oysa söz konusu gümrük vergileri Ticaret Bakanlığı’nın uluslararası ticaret esasları dikkate alınarak yaptıkları titiz çalışmalar neticesinde belirleniyor. Bununla birlikte, uluslararası ticaretin ciddi oranda daraldığı pandemi yılı olan 2020’de büyük gayretlerimizle makine ihracatımızı küçük kayıplarla korurken, bu dönemde makine ithalatı yüzde 14 arttı. Bu artış, Çin’den yapılan ithalatta yüzde 54 iken, Tayvan yapılanda yüzde 74 civarında oldu. Bu gelişmede, ülkemizin ithalatı kolaylaştıran iklim yanı sıra söz konusu ülkelerin kamusal desteklerini arkalarına alarak uyguladıkları agresif politikaların etkilerinin olduğunu biliyoruz. 11. Kalkınma Planı ve Ekonomi Reformları’nda ilan edilen tedbirlerden hareketle yatırım teşvik sistemini geliştirici adımların süratle atılması gerekiyor. Bununla birlikte, kamu alımlarında yerli malını destekleyen uygulamalar da etkinleştirilmelidir. İmalatçılarımızın rekabet gücüne olumsuz etkisi yanı sıra ülkemiz ekonomisine de zarar veren her türlü kayıt dışılık ve uygunsuzlukla mücadele eden etkin bir piyasa gözetimi ve denetimi yapısı tesisi de önem arz ediyor.
Makine ve elektrikli teçhizatlar dünya ticaretinde en önde gelen emtia. Dolayısıyla ülkemizin dünya ticaretinden daha fazla pay almak için başvuracağı sektörlerin başında geliyor. Bu bakımdan makine sektörü kesin olarak ihracat odaklı bir sektördür. Dünya makine ticaretinin ancak 2 kat büyüdüğü dönemde ihracatını 10 kat arttırması da bunun göstergesidir. Bununla birlikte, 40 milyar dolar olan iç pazarımızda da güçlü olmamız gerekir. Bugün firmalarımız birçok alanda ülkemizde pazar liderleri. Ancak yerlileştirilen yeni ürünlerde de aynı noktada ilerlemeye yönelik iklimimizi hep birlikte oluşturmalıyız.

Ahmet ÖZKAYAN

 Ermaksan

YKB Vekili ve Gen. Md.
Ermaksan olarak, yerli ve milli onlarca farklı makine ve bu makinelerdeki yüksek teknolojik ara mamulleri ülkemiz sanayisine ve sektöre kazandırmış durumdayız. Ar-Ge Merkezimizin katkılarıyla, yarıiletken, elektronik sistemler, lazer rezonatör, SLM metodu ile çalışan metal 3D yazıcı gibi yeni ürünler üretiyoruz. 
Tamamen kendi öz kaynaklarımızla geliştirdiğimiz ürünleri, Amerika Birleşik Devletleri’nden Japonya’ya, Avrupa ülkelerinden Yeni Zelanda’ya kadar dünyanın hemen her noktasına ulaştırıyoruz.
Bugün itibariyle 100’den fazla ülkede, şirketimizin geliştirdiği yerli ve milli ürünlerimiz gururla sergilenmektedir. Mevcut ciromuzun yüzde 85’ini ihracat oluşturuyor. Sektörde teşvikli yatırım, maalesef makine ithalatını da teşvik ediyor. İthal makinelerde 2021’in ilk iki ayında yüzde 83’lük artış yaşandı. Bu durum böyle devam ederse sektörün ithalat oranı yılsonunda 2,7 milyar dolarlara gelmesi bekleniyor.  
Pandemi koşullarında zaten her sektörde olduğu gibi makine sektöründe de çeşitli zorluklar yaşandı, yaşanıyor. Bunların önüne geçmek için mutlak suretle yerli üretimi teşvik edici uygulamalara ihtiyaç var. Baktığımızda sektör, 2020 yılında ihracatını 17 milyar doların üzerinde tutmayı başardı. Aynı zamanda sektörümüz, pandeminin etkisinin gözlenmediği geçen yılın ilk çeyreğine göre bu yılın ilk çeyreğinde ihracatı yüzde 15 artırarak 5,4 milyar dolara çıkardı. Yerli üreticilerimizin özverili çalışmalarına rağmen ithal makinelerin tercih edilmesi, kuşkusuz üreticilerin belini büküyor.
Ülkemizin daha da kalkınıp gelişmesinin en önemli anahtarlarından biri, teknoloji üreten ve geliştiren yerli sanayiye daha fazla önem gösterilmesidir. Çünkü makine sanayisi, ülkelerin gelişmişlik göstergelerinin en başında gelmektedir. 
Özellikle kamu alımlarında yerli makine bilincinin daha da artırılması ve yerli makine üreticilerimizin somut olarak daha fazla desteklenmesi, sektöre ve dolayısıyla ülkemize ciddi değer katacaktır.
Türk makine üreticileri, sahip olduğu üretim yetkinliği, kalitesi ve tecrübesi ile dünyadaki rakipleriyle fazlasıyla boy ölçüşebilecek kapasitede. Yani eksik bir yanı yok. Bu bakımdan makine alımlarında yerli makine tercihlerine ağırlıklı verilmesi, Türk makinecilerinin global pazarlarda desteklenmesi, üreticilerimizin daha fazla ilerlemesine de olanak sağlayacaktır. Sektörümüzün potansiyeli ve katma değeri çok yüksek. Bunun için de mevcut durumla yetinmeyip, hep daha iyisi için üretmeye devam etmek gerekiyor.

Osman GÜLER

 ELEKTROTEKS

YK Başkanı
Elektroteks olarak, ağırlıklı ihracata yönelik çalışan bir firmayız. 2020 yılında yurt içi satış oranımız yüzde 8, yurt dışı satış oranımız ise yüzde 92 düzeyinde gerçekleşti. Teşvik belgelerindeki ithal ürünlere daha fazla destek verilmesi hassas bir konu. Maalesef ülkemizde ithal makinalara karşı bir sempati var, sanki ithal olunca daha kaliteliymiş gibi bir algı olabiliyor. Halbuki ülkemizde birçok alanda makine üreticilerimiz dünyada en ön sıralarda yer alıyor ve Türk makine sanayi ürünleri yurt dışında tercih ediliyor.  Makine ithalatını azaltarak yerli makinaya yönlenmesi için herkese çok görev düşüyor. Önce bizlerin makinacılar olarak, cazip fiyata kaliteli ve fonksiyonel makinalar üretmemiz, kullanıcıların da Türk makinalarına güvenmesi gerekiyor. Teşvik düzenlemelerinde de yurt içinde güçlü makine üreticileri olan alanlarda ithal makinaya teşvik vermemesi gerekiyor. Bu aşamada talep edilen makinanın Türkiye’de üretimi yok ise veya üretilen makinalar standartlara ve kaliteye uygun değil ise o zaman ithal makinaya teşvik verilmeli. Bu iyi ayırt edilebilmeli. Ayrıca, makine üreticileri olan bizlere yurtdışında daha kuvvetli olabilmemiz ve rekabet gücümüzü artırabilmemiz için ciddi teşvikler verilmesi gerekiyor. Üniversite ve teknik liselerinin sanayi ile entegrasyonunu güçlendirerek kalifiyeli kadrolar yetiştirilmeli.


Engin ÇETİNER

 Beka – Mak

YK Başkanı
Beka-Mak kollu, şerit ve daire testere makineleri olmak üzere 3 ayrı tip çelik kesme makineleri üretmektedir. 84 ülkeye ihracat yapan firmamız, ürünlerin yüzde 80’ini ihraç etmektedir.
Ülkemizdeki imalat sanayi son zamanlarda çok ilerleme kat etti. Sac işleme makinelerinde dünyada söz sahibi konumuna geldi. Talaşlı imalat makinelerinde ciddi yatırımlar yapıldı. Maalesef teşvik belgesine sahip firmalar istediği makineyi gümrük vergisiz ithal edebiliyor. Elbette yüksek teknolojiye sahip makinelerin ithalatı ülke ekonomisi için olumludur fakat düşük kaliteli makinelerin ithalatı yerli üreticinin önünde büyük bir engeldir. Burada hepimize çok büyük görev düşmektedir. İmalatçılar olarak organize olup bu haksız rekabetin önüne geçmemiz gerekir. Bakanlığın ithal ürünlere teşvik olsa dahi ilave gümrük vergisi uygulamasını sağlamamız gerekir.
Son 10 yıl içinde ithal makineleri tespit ettik. Firma olarak çok büyük eksikliğimizi gördük. Bunun önüne geçebilmek için ürün gamımızda değişiklikler yapıp, iç pazarda satılacak makineleri ülkemize uygun şartlarda tasarlayarak üretmeye başladık. Bunun neticesinde son 2 yıl içinde yüzde 5 olan iç pazar satış oranımızı yüzde 20’ye çıkardık.
Makine üreticilerinin kendilerini geliştirebilmesi için dış pazarda olmaları gerekir. Diğer ülkelerde üretilen makineler ile rekabet edebilmesi için ürünlerinin uluslararası standartta ve kalitede olması gerekmektedir. İç pazarda sıkışıp kalan üreticinin büyümesi çok zordur. Unutmayalım ki ihracat yaparak ülkemize giren döviz ülke refahımız için de çok önemlidir.
Ülke olarak çalışkan bir milletiz. Doğru adımlar atarak dünya da söz sahibi bir ülke olmak hiç zor değil. Ülkemiz zengin topraklara ve doğal kaynaklara sahip. Tarımdan sanayiye her alanda akılcı hamleler yaparak Türkiye’nin ihracatını 10 yıl içinde 500 milyar doların üzerine çıkarmak görevimiz olmalıdır.

Ali KAREN

Polteks

YK Başkanı
İhracat rakamlarınızı artırmak için hedefimiz Avrupa’da bir satış organizasyonu ve Çin, Hindistan pazarlarına ulaşmaktır. Pandemi dolayısıyla hızımız biraz yavaşlasa da çalışmalarımız devam etmektedir. Şu an için ihracat rakamlarımız yüzde 30 civarında olmasına rağmen yaptığımız bu atılımlardan sonra bu rakamları çok daha fazla artıracağımızı biliyoruz.
Devletimizin öncelikle ülke kalkınması için yerli üreticiye daha fazla destek vermesi gerektiğini düşünüyoruz. İthal ürünlere daha fazla teşvik desteği verilmesi; biz yerli üreticileri zorlamasının yanında, ülke yönetimi için de doğru bir politika olmadığınız düşünüyoruz. Aksine yerli imalatçıya daha fazla destek verilmeli ki hem üretici hem ülkemiz kazansın. Yerli makinelerin iç pazarda daha güçlü olması için müşterilerimiz yönünden teşviklerin artırılması, bankalarda kredi kolaylığı sağlanması gereklidir. Üretici yönünden baktığımızda ise; proje/yeni ürün destek sayı ve çeşitleri artırılması, proje süreci prosedürleri azaltılması gibi teknik desteklerin yanında, kredi, vergi vb. yönlerden de desteklenmelidir. Bu zor süreçte yeni işler; yeni müşteriler, yeni pazarlar demektir ve sonuçta kazanan hep ülkemiz olacaktır. Türkiye makine üreticilerinin ana odağı; sektörel bazda değişmekle birlikte ileriye yönelik asıl hedef hep ihracattır. Türkiye üretim gücüne sahip bir ülkedir, tüm sanayi gücü ile dünyada çok iyi bir seviyeye gelmiştir. Şimdi asıl hedef pazar ülkelere - müşterilere ulaşmak olmalıdır. Bu süreçte de en öneli şey, zaman ve prosedürlere takılmadan ihracat yapabilme kolaylığı üreticilere sağlanmalıdır.

Engin BAYRAM  

Zenke Makina

Kurucu Müdür
Zenke Automatic Door Systems firması olarak satışımızın yüzde 70’ini iç pazara yaparken, yüzde 30’unu ise ihraç ediyoruz. Yerli üretici olarak bir çok kamu ihalesinde dahi ‘İthal Marka’ olacak şartı ile karşılaşıyoruz. Hem bu hatalardan hem de ithal ürüne teşvik, destek hatasından biran önce vazgeçilmelidir. Bu sayede güçlenecek üretim ile önümüzdeki 20 yılda daha güçlü bir ülke olma adımları atabiliriz. Ankara ORS rulman örneğinde olduğu gibi yurtiçinde doğru kalitede ürünlerin ithal benzerlerine kotalar getirilmelidir. ORS rulman dünyanın en büyük rulman üreticilerindendir. İç pazarı Çin üretimine kaybedecekken çok doğru bir karar ile rulman ithalatına ciddi kotalar geldi ve Dünyanın sayılı tesislerinden birinin yaşamı korunmuş oldu. Ülkemizde yerli üreticinin muadil ürünlerinin ithalatına gelecek kotalar gibi destekleri gördükten ve belirli seviyeye geldikten sonra da firmaların hedefi kesinlikle ihracat olmalıdır. 

Serdar SAĞLAM 

Yavuzlar Dişi

YKB Yrd.
Firmamız YDS TECHNOLOGY markası altında geçen seneden bu tarafa makine üretime profesyonel anlamda yeni yeni adım atmaktadır. Şu an için satışlarımızın tamamını yurt içi piyasa oluşturmaktadır. İmalatını yapmış olduğumuz sert malzeme kesim makinesinde ihracat hedefimiz 2022 yılı sonu yüzde 30 olarak hedeflenmektedir. 
Sanayicimiz için Yatırım Teşvik Belgeleri gerçekten birçok fayda ve destek sağlamaktadır. Ancak şöyle bir kritik bir durum var ki, bu belge ile üreticiye rekabet avantajı yaratırken, yurt içi makine üreticilerimize daha fazla fayda ve satış yönlendirmesi sağlamıyor. Bu durum özellikle Asya bölgesinden ithal edilen makineler ile tüm avantaj neredeyse ortadan kalkıyor. Makine üreticilerimiz, ithal ürünlerdeki Yatırım Teşvik Belgesi ile ortadan kalkan rekabet gücünü, yerli malı belgesi ile çok daha fazla avantaj elde edebilmelidir. Bu belgeye sahip olan makinecilerimiz, leasing, kredi faiz oranı, KDV istisnası gibi konularda avantajlar sağlanmalıdır. Hatta ülkemiz Avrupa’ya açılan en yakın kapı olduğu için, ayrıca makine sektörü ihracatta ipi göğüsleyen bir sektör olduğu için bu firmalarda personel istihdam desteği diğer sektörlerin önünde olmalıdır. Son dönemlerde ekonomide yaşanan sıkıntılara baktığımızda ülkemizin döviz ihtiyacının hat safhada olduğunu görmekteyiz. Tüm üretimimiz tamamı ihracat yapmakta doğru bir yaklaşım değil. Hedefimiz ve ana üretimimiz elbette ihracat olsun, ancak yerli üretim ve yerli kullanım olmadan millileşen, global markalar haline gelen firmalar olamayız kanısındayım. 

Serkan KÖRÜSTAN

Gera Makine

YKB
Gera Makine olarak ürettiğimiz makinaların yüzde 85’ini ihraç ederken yüzde 15’ni iç piyasaya veriyoruz. Yerli makine sanayinin giderek büyümesi için ihracata yönelik teşviklerin daha fazla olması gerekirken ithal edilen ürünlere daha az teşvik verilmelidir.  Ülkemizde yerli makine üreticisi yeterli durumda değil, onlara verilecek teşviklerle bu sayı giderek artacak ve neticesinde bu firmalar Ar-Ge ve inovasyona dayalı üretim yaparak katma değerli makineler üretecektir. Yüksek teknolojili ve kaliteli ürünlerin beraberinde getireceği avantajlarla dış pazardaki müşteri memnuniyeti artacak ve bununla birlikte ihracatımız artacak ve ülkemize katma değer yaratarak döviz girişi sağlanmış olacaktır. Üretilecek kaliteli makineleri dış pazara satarken iç pazarı da makinesiz bırakmamak gerekiyor. İç pazardaki firmalar bu makinelerle kaliteli ürünler üretecek ve neticesinde onlarda ihracat yaparak diğer taraftan da onlarda ülkemizde katkı sağlamış olacaklar. Makine ihracatı ülkemizin toplam ihracat payında yüzde 9 civarındadır. Bunu yüzde 20 gibi seviyelere çıkartmak için teşviklerin artmasıyla yüksek teknolojiye sahip katma değerli makineler üretmekten geçmektedir.

Levent AKYAPAK 

Akyapak Makine

YK Başkanı
Dünya’nın mücadele ettiği Covid-19 salgını döneminde, pandeminin tüm olumsuzluklarına rağmen Türk makine üreticileri özverili çalışmalarıyla hem Türkiye ekonomisinin hem de ülkemiz ihracatının değeri olmayı sürdürdü. Bizim üretimimizin yüzde 80’ni ihracat. Yurtiçinde de büyük projelerin çözüm ortağı oluyoruz.  Ancak, yalnızca metal işleme makinelerinde değil, tüm imalat sektörünü kapsayan makine üretiminde; yerli yatırımcıların Türkiye’de üretilen makineler yerine ithal makine tercihlerini de görüyoruz elbet. Dünyada oldukça hızlı yayılan korumacı politikalara karşı dış pazarlarda mücadele ederken, makine üreticisinin iç pazarda talep görmesini sağlayacak düzenlemelerin iyileştirilmesi ve yapılan hazırlıkların vakit kaybetmeden hayata geçirilmesi yerinde olur.  Yerli makine imalatçılarının 
üretimde kullandıkları bazı komponentlerin ithalatındaki yüksek oranlı vergiler gözden geçirilebilir, yapılan yatırım, üretimin türü ve ihtiyaç duyulan makinelere göre yerlilik 
şartı getirilebilir.  Teşviklerle istihdama katkı sağlayacak yatırımlarda artışlar olmakla birlikte, bu belgelerin ithalatı da kolaylaştırıcı yönü gözden kaçırılmamalı. Teşvik sistemimizle, yerli makine kullanımını özendirilebilir. Yalnız bu noktada şunu önemli paylaşmak isterim; korumacı yaklaşımların atalet yaratacağı göz ardı edilmemeli.  Daha fazla rakibin inovatif ürün ve fiyat avantajı ile pazara gelmesi rekabeti arttırır bu da yerli firmalarımızın kendilerini geliştirmesi için zorlar. Yani inovasyon gelir. İthal edilen makineleri de bir şekilde üretmek zorundayız, makine imalat sanayi içinde yer alan herkese burada önemli görevler düşüyor.  İleri teknolojiye sahip makine üreten ya da geleneksel makinelerinin teknolojilerini çağın gerekliliklerine uyumunu sağlayan üreticiler rekabet avantajına sahip olacak. Makina sektörü olarak, işimizin doğası gereği teknolojik gelişmeleri yakından takip etmeye devam edeceğiz. Üretim kalitemizi her geçen gün daha da artıracak,  Ar-Ge çalışmalarına ve yatırımlarına önem vermeyi sürdüreceğiz. 

LEVENT BİLEK 

Bİilekler Group

YK Başkanı
Türkiye genelindeki yaygın satış noktamız ve mobil servis ekipleriyle kullanıcılarının her zaman yanında ve yakınında olma hedefimiz ile BİLEKLER MAKİNA olarak, 5 kıtada 115’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirmekte olup, 15 farklı ana kategoride de 340’dan fazla ürün ile dünyada da en geniş ürün yelpazesine sahip firmalardan biri olma özelliğine sahibiz. Üretimimizin %62 miktarını ihraç ediyoruz. Nerdeyse dünyanın her bölgesine ihracatımız var. Gelişen ülkeler, genç nüfusun ve göçün arttığı ülkeler her zaman yeni hedeflerimiz arasında yer alıyor. Yatırım teşvikine konu olan ürünlerin büyük bölümü ülkemizde üretilebiliyor. Ancak bizim makine üretirken ihtiyacımız olan bazı teknik komponentlerin ithalatında ilave vergiler uygulanıyor. Üretimde yerlilik oranı yüzde 70’e dayanmış durumda. Biz komponentler için yüksek vergi ödüyoruz. Ama aynı komponentlerle yabancıların ürettiği makineler, vergisiz olarak geliyor. Bu da ithal edilen makine ile imal edilen makine arasında haksız rekabete yol açıyor. Teşvik sistemimize yerli makineleri özendirici açılımlar eklenmesi gerekiyor. Bu doğrultuda zaten var olan hazırlıkların hızla hayata geçirilmesi lazım. Kapasite kullanım oranımız yüzde 70 civarına ancak erişti. Ölçeklerin büyütülebilmesi halinde ihracatın çok daha hızlı artacağını düşünüyorum. Pandeminin tüm olumsuzluklarına rağmen ihracat ayağında 2020 yılı bir önceki yıldan daha iyi geçti bizler için aslında. Ciro ve adetler anlamında büyüdük, ihracat arttı. Amerika, Almanya, İngiltere, İtalya, Fransa ve İspanya gibi makine imalatında güçlü ülkelere yapılan ihracat rakamlarımız arttı. Birçok ülkede sınai üretimin düşük seviyelerde seyretmesine rağmen, Avrupalı imalatçılar ellerine geçen her fırsatta Türk makinesi aldı. Bu anlamda bizlerde doğru üretim ve yönetim stratejisi ile ihracatımızı katlama şansını yakaladık. Türkiye, ikinci büyük ihracat kalemini üreten makine sektörüne ne kadar kaynak ayırırsa, o ölçüde katma değer yaratır. İnşaat sektörü ile çalıştığımız için özellikle azalan inşaat hizmetleri ihracatımıza dikkat çekmek istiyorum. Dünyada çok önemli rakiplerimiz var, Çin-Fransa-Amerika inşaat sektöründe çok istekliler. İnşaat ihracatımız beraberinde taşıdığı binlerce sektör bileşenleri ile beraber çok fırtınalı sularda ilerlemekte. Bu konuda teşvik edici önlemler alıp cesaretimizi arttırmalıyız. 

Hakan Söğünmez 

Sönmez Makina

YK Başkanı
Sönmez Makina olarak 2006 yılına kadar iç Pazar da özellikle doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde çalışmalar yaptık 2006 yılından sonra yönümüzü tamamen yurtdışına çevirerek ihracat odaklı çalışma yapmakta olan bir firma durumuna geldik ,2021 yılı itibari ile %10 civarında iç satışımız %90 civarında ihracatımız bulunmaktadır, ihraç ettiğimiz ürünler e her yıl yenisini katarak toplam ürün yelpazemizi 60 çeşit makine ya ulaştırmış durumdayız. Dünyanın her bölgesine ihracat yapmakta olup yeni ürünler ile ilgili ARGE ve tasarım çalışmalarımız devam etmektedir. Teşvik belgelerinde ithal ürünlere destek artırılırsa yerli üretici körelir iç piyasada çalışan arkadaşlarımız zaten kur volatilitesinden oldukça fazla etkilenmektedir bunun üzerine ithalat desteklenirse tabiki doğru bir durum ortaya çıkmaz. Yerli makina imalatçıları desteklenmeli ve istihdam sayısı artırılmalıdır. Yerli makinalar iç pazarda güçlü olması için yerli makine alımı teşvik edilmelidir, örneğin yerli makine alan bir tüketici ye sıfır faizle kredi imkanı tanınabilir, yerli makina alıp istihdam edeceği personel sayısını artıracak olan firmalar a SSK desteği sağlanabilir. Biz işletmemizde herhangi bir makina ihtiyacı söz konusu olduğunda önce yerli makina almayı düşünürüz istediğimiz özelliklerde makine bulamazsak sonrasında yabancı makine arayışına gireriz. Yerli makine almak, kolay servis desteği ve uygun fiyatlı yedek parça desteği sağlamaktadır. Türkiye makine üreticilerinin ana odağı ihracat olmalı, bir tane Türkiye var ama dışarıda onlarca Türkiye büyüklüğünde ülke var, ihracat pazarı daha büyük ve daha rekabetçi de olsa kur volatilitesinden etkilenmeden işlerin yürümesini sağlar, iç piyasada işler daha sıkıntılı ilerliyor, ödemeler çok sıkıntılı tahsil edilmekte, Maalesef Türk Liramız çok fazla değer kaybetmekte dolayısı ile TL yapılan her satışta, yapılan geç tahsilat işletmelerimize zarar vermektedir. Türkiye de nakit satış sistemi geliştirilmelidir ödeme noktasında firmalar birbirlerine güven duymalı ve bu güven suiistimal edilmemelidir. Makina imalatı yüzlerce parçanın bir araya gelerek, bir gövdeye ses vermesi, o gövdenin ruhu olmasıdır, önemli ve zor bir organizasyondur. Devletimiz, devlet büyüklerimiz muasır medeniyetler seviyesine çıkmanın Türk sanayisinin geliştirilerek mümkün olduğunu bilmelidirler. İşte tam da bu noktada ihracat yapan istihdam sağlayan firmalar a kurumlar vergisi desteği SSK desteği uygun faiz oranları ile kredi imkanları sağlanmalı bu imkanların tanındığı firmalarda istihdam artışı gözlemlenmelidir. İhracat yapan firmalarımıza yeşil pasaport öncelikle 500.000usd satışa indirilmeli ve her 500.000 USD için en azından 2 yeşil pasaport verilmelidir. Bizim yıllık satışımız çok daha yukarılarda olmasına rağmen 1 tane yeşil pasaport sahibiyiz. Ancak 50 ülkeye ihracat yapan bir firma olduğumuzdan servis ve kurulumlar için yurtdışına personelimizi gönderememekteyiz. Yeşil pasaport ile ilgili kanun tekrar gözden geçirilmeli ve kişi sayısı artırılmalıdır.

Yorumlar (0)
33
açık
Günün Anketi Tümü
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?