banner8

banner6

banner17

Sanayici ‘Güneş Enerjisi’ne yöneldi

Türkiye’de hemen hemen her sektörün en önemli girdi maliyetlerinin başında gelen enerji konusunun çözümünde güneş enerjisi ön plana çıkıyor. Sanayiciler, fabrika çatılarına kurdukları güneş enerjisi panelleriyle elektrik tüketimlerini kendi üretimlerinden karşılamak için düğmeye bastı.

İNCELEME 10.08.2021, 01:12 10.08.2021, 15:58
Sanayici ‘Güneş Enerjisi’ne yöneldi

Semih Aydın

Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ile Avrupa Birliği ülkelerine arz edilecek ürünlerin, karbon ayak izine göre vergilendirilecek olması, üretimde temiz enerjinin önemini bir kez daha ortaya koydu. Sanayi bölgeleri ve firmalar üretimde yenilebilir enerji kaynaklarına yönelirken, en hızlı çözüm GES oldu.

Türkiye’nin en büyük ithalat kalemlerinden olan enerjide yenilenebilir ve yeşil çözümler her geçen gün artıyor. Güneş, rüzgar ve hidroelektrik gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına olan yatırımlar hem enerjiyi kendi öz kaynaklarımızla hem de daha çevreci üretmemize imkan sağlıyor. Özel şirketler enerji maliyetlerini sıfıra indirmek ve ticaretteki yeşil dönüşümde rekabet güçlerini korumak için yenilenebilir enerji yatırımlarına hız verirken, kamu kurumları ve vatandaşlar da bu alandaki yatırımlarıyla enerjiden tasarruf etmenin peşinde. Bursa’daki güneş enerjisi yatırımlarını EKOHABER’e değerlendiren sektör temsilcileri, şehirdeki GES yatırımlarının halen istenilen seviyede olmadığını söyleyerek, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve enerji maliyetlerindeki artışla beraber özellikle fabrikalarda güneş enerjisi panellerinin kurulumunun hız kazandığını vurguladılar. 


Erol Dağlıoğlu
BTSO Enerji Konseyi Başkanı

Bursa potansiyelini iyi değerlendirmeli
Çatılara güneş enerjisi sistemleri kurulmasına yönelik talepler artıyor. Yere yapılacak santraller EPDK ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı iznine bağlı olduğu için, enerji elde edilen tesisler yalnızca çatılarak yapılmak durumunda. Yani yerinde üretim ve yerinde tüketim üzerine kurulu bir sistemden söz konusu. 
Güneş enerjisi yatırımlarında artan bir trendden söz edebiliriz ama ben bunun yeterli olduğunu düşünmüyorum. Çok daha fazla yatırım yapılması gerekiyor. Çünkü Bursa’nın ciddi bir sanayi bir sanayi potansiyeli var. Geçmiş dönemde inşa edilen yapılarda güneş enerjisi çok fazla düşünülmediğinden, çatıların yönleri ve yapıları çok uygun olmayabiliyor. Ancak TEKNOSAB bu alandaki vizyonuyla da kendisinden sonraki yatırımlara örnek olacaktır. Çünkü güneş enerjisi panelleri için geniş çatıya ihtiyacımız var. Bu yüzden bize depolama, hayvancılık alanında faaliyet gösteren firmalardan ve sanayi alanındaki fabrikalardan yoğun talep geliyor. Az da olsa okul ve AVM’lerden de bu konuda istek alıyoruz. Bana göre AVM ve okullara GES kurulması daha önemli. Çünkü elektriği en yüksek fiyata kullanan AVM’ler ve şehir içindeki binalar.
Bize gelen talepler genellikle elektriklerini kendi üretimlerinden kullanabilmek ve fazlasını satmak amacıyla oluyor. Çift yönlü sayaç kullandığınız için üretiminizden fazla kalan elektriği satabiliyorsunuz. Ama hemen hemen her sektörde enerji en büyük girdi kalemi olduğundan, firmalar bunu mümkün olduğunca düşürmeye yönelik hareket ediyor.
Bu sebeplerin yanında Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında AB, ülkelerine girecek ürünleri imal eden firmaların yeşil enerji kullanmasını istiyor. Bu durumun yenilenebilir enerji yatırımlarına hız kazandıracağını düşünüyorum. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte bu alandaki yatırım fiyatları da, son 10 yıla kıyasla yaklaşık yüzde 70 ucuzladı. Bununla birlikte, sadece güneşte değil, rüzgar ve hidroelektrik enerjisi panellerindeki verim de çok fazla arttı.
Bursa’daki güneş enerji santralleri yatırımlarının Büyükorhan ve Harmancık gibi dağ bölgeleri ile Yenişehir’e yapılması mantıklıydı. Çünkü bizim burada en çok talep şey hem ışınımın çok iyi olması hem de bölgenin mümkün olduğunca soğuk olmasıdır; panellerin çok fazla ısınmasını istemeyiz. Dağ bölgesinde halen potansiyel var ama enerji politikasında YEK – A’ya geçildiği için bireysel yatırımcıların ya da özel kuruluşların 1 MW, 3 MW gibi yatırım yapmaları söz konusu değil. Ancak Bursa’da bu kadar çok sanayi yapısı, ilçelerinde ve köylerinde bu kadar çok çiftlik, liman ve şehir içinde bu kadar çok lojistik deposu varken, bunların çatılarını mutlaka değerlendirmek gerekiyor. İnsanlar da bunun farkına vardıkça, yeni yatırımların sayısı artıyor.
Bugün hidroelektrikten, rüzgardan elde ettiğimiz enerjinin hepsi güneş hareketlerinden etkileniyor. Güneş, bitmez tükenmez bir kaynak. Bizim de bu kaynağı olabildiğince verimli şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Ancak benim bu noktada önemsediğim bir konu var. Biz, bu yatırımlarda kullandığımız ürünleri ithal ediyoruz. Bir nevi, kendi güneş kaynağımızı, birkaç yıllığına o ürünü ithal ettiğimiz ülkeye kiralamış oluyoruz. Bu yüzden bu alandaki teknolojiye sahip olmak, üretebilmek için çalışmalıyız.
Son olarak da, güneş enerjisi panellerini kime kurdurduğunuz çok önemli. Bunlar minimum 20 – 25 yıllık yatırımlar. O yüzden kime yaptırdığınıza çok dikkat etmeniz gerekiyor. Çünkü olası bir tayfun, hortum tehlikesi karşısında can ve mal kaybıyla karşı karşıya kalabilirsiniz. 

Murat KILIÇ
SunVital Enerji Kurucu Ortağı

Şirket karlılıkları artıyor

2019 yılının Mayıs ayında yürürlüğe giren mevzuat ile birlikte çatı GES kurulumları hızlıca artmaya başladı. Bu mevzuat ile birlikte özetle; işletmeler çatılarına kurdukları GES sayesinde ürettikleri elektrik enerjisini kendi ihtiyaçları için kullanıp, ihtiyaç fazlası elektriği de ay sonunda mahsuplaşarak elektrik idaresine satabiliyorlar. Bildiğiniz üzere son yıllarda oldukça artan elektrik birim fiyatları tüm işletmelerin giderleri arasında elektrik harcamalarını önemli bir kalem haline getirmiştir. Bununla birlikte güneş enerjisinden elektrik üretimi ile ilgili yatırım maliyetlerinin düşüş göstermesi GES yatırımlarına talebi artırmış durumda. Ayrıca Paris Anlaşması ve Avrupa Birliği Yeşil Mutabakat kriterlerine göre, ihracat yapan firmalar ilave vergilerle karşılaşmamak için, emisyon değerlerini düşürerek, karbon ayak izlerini küçültmek mecburiyetinde kalıyorlar. Bu sebeple enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarına yöneliyorlar. Atıl durumda bulunan çatılarda elektrik üretimi yapmak oldukça pratik bir yol olmakla birlikte işletmelere farklı gelir kaynakları yaratılması amacıyla kullanılıyor olması çatıları artık daha değerli kılmaktadır. İşletmeler bu teknolojiyi kullanarak aynı zamanda şirket karlılıklarını da arttırabiliyorlar. Bu sebeplerle önümüzdeki süreçte GES’lerin daha da fazla artması kaçınılmaz olacaktır.
Şu anki mevzuata göre işletmeler öztüketim (ürettiğini tüket) amaçlı kurulum yapabiliyorlar. Dolayısı ile elektrik tüketimleri çok olan firmalardan çok fazla talep alıyoruz. Özellikle tekstil ve gıda sektörleri bölgemizde en fazla talep aldığımız sektörler. Bu sektörleri otomotiv, metal ve maden sektörleri takip ediyor. Ayrıca gıda-tarım-hayvancılık sektöründe faaliyet gösteren firmalara verilen yüzde 50-65 mertebesindeki hibe destekleri (TKDK-ipard ve KKYDP) de bu sektörlerden gelen talepleri arttırmış durumda. Kamu yatırımlarının da son dönemde başladığını söyleyebiliriz. Bireysel müşteriler (müstakil konut) de konuya çok ilgi gösteriyorlar, fakat küçük kapasitelerde karşımıza çıkan yüksek ilk yatırım maliyetleri sebebiyle bu tarafta çok fazla yatırım olmuyor.
Avrupa Birliği'nin Yeşil Mutabakat kapsamında sınırda karbon vergisi uygulamasına hazırlanması ve ABD'nin de benzer uygulamalara gidecek olması, yenilenebilir enerji ekipmanı üreten ve bu alanda iddiasını ortaya koyacak ülkelerin stratejik adımlar atmasını gerektiriyor. Bu kapsamda Türkiye olarak, sürdürülebilir bir gelecek için, insan ve çevre sağlığının korunması adına yenilenebilir enerji kullanımının geniş kitlelere yayılmasına oldukça önem vermek zorundayız. YEK-G sistemi ile işletmelerden bireysel müşterilere kadar herkesin yenilenebilir enerjiye kolaylıkla ve şeffaf şekilde ulaşabilecek olması bizleri oldukça ümitlendiriyor. Yenilenebilir enerji yatırımlarının artması ile bu yönde gelecek olan taleplerin artması da kaçınılmaz olacaktır. Ayrıca bu sistemin işletmelerimize kurumsal itibar ve rekabet avantajı da sağlayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Bursa özelinden ziyade ülkemiz genelinde konuyu irdelersek, ülkemiz Avrupa’nın en fazla güneşlenme süresine sahip olan ülkelerinden bir tanesi konumunda. 2020 sonu itibariyle ülkemizde yaklaşık 6 GW’lık GES kurulumu gerçekleşmiş ve aktif olarak bu tesislerde elektrik üretimi başlamıştır. Ülkemizden ortalama yüzde 40 daha az güneş alan Almanya’da bu kapasite 54 GW’a ulaşmış durumda. Bu rakamlar bile Bursa’nın ve ülkemizin potansiyelini ortaya koymak için yeterli. Ülkemiz içerisinde bir değerlendirme yapacak olursak; yatırımın geri dönüş sürelerine baktığımızda, en iyi lokasyon ile en kötü lokasyon arasında yaklaşık 1,5 yıllık bir fark ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Yeni mevzuat ile birlikte, tekstil, gıda, otomotiv ve tarım-hayvancılık sektörlerinin yoğun olarak yer aldığı şehrimizde GES’lerin hızlıca artacağını rahatlıkla öngörebiliyoruz.

Olgun Şafak KARABİBER
LimaDEM YK Başkanı

Yükselen bir trend söz konusu
Ülkemiz, enerjide dışa bağımlılığın azaltılması amacıyla; rüzgar, biyogaz, atık ısı, jeotermal ve güneş enerjisi gibi alternatif yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretme yöntemlerine yönelmiştir. Bu yenilenebilir enerji kaynaklarından özellikle güneş enerjisine olan talep, kurulumun nispeten kolay olması ve güneşe ulaşımın kolay olması sebebiyle her geçen gün artmaktadır. Ülkemizin iç, doğu ve güney kesimlerinde güneşlenme süreleri ve enerji üretim potansiyeli daha yüksek olduğundan bu talepler Bursa’ya göre çok daha önce başladı ve yol kat edildi. Ancak doğan ihtiyaçlar ve ürün teknolojilerinin gelişmesi ile Bursa bölgesinde de ciddi verimliliklere sahip Güneş Enerji Santralleri yapılmaya başlandı. Bursa bölgesinde güneş enerjisi yatırımı konusunda çalışmalar hız kazanmıştır. Özellikle son 2 senede birçok firma bu konuda bütçe çalışması yapmakta ve yatırım planlarına dahil etmektedir. Güneş panellerinin 25 yıl performans garantisi olması ve sistem yatırımı kendini amorti ettikten sonra (ortalama 6-6,5 yıl) elektrik faturası ödenmemesi yatırımcıları cezbetmektedir. Bu nedenle bölgemizde yükselen bir trend söz konusudur. 
Aslında her alanda talepler gelmektedir. Ancak özel şirketlerin enerji ihtiyacı daha yüksek olduğu için özel şirketlerin kurduğu sistemler daha büyük olmaktadır. Kamusal olarak, bir dönem Nilüfer Belediyesi kendi binalarının çatılarına ortak alan ihtiyaçları için paneller kurmuştu. Daha sonra bunu ruhsat verdiği bireysel konutlarda teşvik şeklinde uygulamaya başladı. Nilüfer Belediyesi’nin haricinde de kendi ihtiyaçlarına yönelik üretim amaçlı küçük sistem kuran kurumlar da var. Büyükşehir Belediyesi’nin de metro duraklarına yönelik bir yatırım planı vardı. 
Asıl büyük güçteki sistemler endüstride kurulmaktadır. Fabrikalar kendi tükettikleri enerjinin karşılanması için çatılarına güneş enerji sistemleri tesis etmektedir. Özellikle DOSAB’da bu yatırımları görüyoruz. Ayrıca yeni kurulan TEKNOSAB’da da tüm fabrika çatılarına güneş enerji sistemleri kurulması planlanıyor. 
Endüstriyel tesislerin yanı sıra ticari binalar, hastaneler, benzinlik gibi yerlerden talep almaktayız.
Kamu ve Endüstrinin yanı sıra özellikle COVİD sebebiyle şehirden uzaklaşan vatandaşlarımız, elektrik dağıtım şirketinin enerji sağlayamadığı bölgelerdeki evleri için de şebekeden bağımsız güneş enerji sistemleri kurmaktadırlar. Fabrikalardan farklı olarak ürettiği enerjiyi depolayan, şebekeden bağımsız, off-grid olarak adlandırılan bu sistemlere de talepler olmaktadır. 
Son dönemde tarımsal sulama için sulama amaçlı güneş enerjisi sistemi talepleri gelmektedir. Bu tarz yerlerden talep gelmesinin en önemli nedeni ise elektriğin birim maliyetinin yüksek olması, güneş enerji sistemlerinin jeneratöre göre maliyetinin daha uygun olması ve ekonomik ömürlerinin yüksek olmasıdır.
YEK-G ile amaç, elektriğin üretimi ve tüketiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını yaygınlaştırmak, sektöre yeni bir kaynak oluşturmak ve çevrenin korunmasına katkı sağlamak. YEK-G Sistemi ile birlikte elektrik üretim ve tüketiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının bütün aşamalarda belgelenmesinin sağlanması, yenilenebilir enerji kullanma bilicinin artırılması ve desteklenmesine katkı sunulması, tüketicilere satın aldıkları enerjinin kaynağı konusunda tercih hakkı sunulması ve bu konuda tüketicilerin bilgilendirilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca tüketicilere, elektrik enerjisi tüketimlerini yenilenebilir kaynaklarından sağladıklarını sürdürülebilirlik raporlarında da belgeleme imkanı sunulacak. 
YEK-G Belgesi, firmaların tükettiği elektriğin temiz kaynaklardan elde edildiğini kanıtlamak üzere oluşturulmuştur. Tükettiğiniz elektriğin megawatt saati başına alacağınız 1 adet YEK-G belgesi ile tüketici tükettiği elektriğin yenilenebilir enerjiden sağlandığını ispatlayabilir hem de o belgeyi ihraç eden yenilenebilir enerji üreticisi bir gelir elde edecektir. Böylece yenilenebilir kaynaklar desteklenmiş oluyor. 
Avrupa ve ABD'de çeşitli standartlar altında karbon ayak izini azaltmaya yönelik sertifikalar geliştirilmektedir. Bu sertifikalar, küresel ölçekte kabul gören ve alınıp satılabilen sertifikalardır. Ayrıca enerji yanında karbon emisyonu tonu başına bir sertifika da alınabiliyor. YEK-G'nin bundan farkı, sadece elektrik enerjisine yönelik olması ve azaltılan karbon emisyonu tonu başına değil de direk üretilen yenilenebilir elektrik megawattsaat başına bir sertifika alınmasıdır. YEK-G'nin uluslararası alanda kabul gören ve yurt dışı piyasalarda da alınıp satılabilen bir şekle sokulması, yurt dışı karbon piyasaları ile entegre hale gelerek, sadece yurt içiyle sınırlı kalmaması ile uluslararası ticarette de firmaların gerekli şartları yerine getirebilmesi ve ticari süreklilik için önemlidir.
EPİAŞ tarafından yönetilecek YEK-G piyasası olgunlaştığında güneş santrallerine ek gelir sağlayacak, bu durumun ise sektörü olumlu etkileyecektir.
Bursa bölgesi yıllık 1400-1450 kwh/m2 güneş enerjisi potansiyeline sahiptir. Türkiye içinde mukayese ettiğimizde düşük potansiyele sahip şehirlerimizdendir. Ancak Avrupa’nın birçok ülkesinden çok daha yüksek potansiyele sahiptir. Almanya örneğini verecek olursak Almanya’nın en yüksek potansiyele sahip yeri olan güney bölgesi 1200 kwh/m2 potansiyele sahiptir. Bu nedenle henüz sadece Bursa için değil Türkiye’de dahi güneş enerjisi potansiyelini tam olarak verimli kullandığımızı söyleyemeyiz. Bursa’da üretilen elektriğin yaklaşık olarak % 0,3 gibi bir kısmı güneşten üretilirken ülkemiz genelinde bu oran % 7 seviyelerindedir. Almanya’da ise bu oran %25’in üzerindedir. Ancak bu konuda sürekli olarak yapılan çalışmalar ve teşviklerle her geçen gün verimli kullanma adına adımlar atılmakta ve yol kat edilmektedir. 
Dünyada doğalgaz ve petrol gibi fosil kaynaklardan elektrik üretimi azalmaktadır. Fosil kaynakların iklim değişikliği ve çevresel kirlenmeye sebep olması bunun en önemli etkenlerindendir. Ayrıca yeraltından çıkarması, taşınması masraflı ve sürdürülebilirliği de yok. Bunun farkına varan gelişmiş ülkeler, yenilenebilir enerjiye destek veriyor. Ülkemizde de bu desteklerin hızla artması gerekmektedir. 
En büyük tüketici olan fabrikalar başta olmak üzere, kamu binaları ve konutlarda güneşten elektrik enerjisi üretimine desteğin artması önemlidir. Bugün petrol fiyatlarındaki 10 dolarlık bir artış ülkemize yaklaşık 5 Milyar dolara mal olmaktadır. Enerjide dışa bağımlılığın azaltılması, elektrik fiyatlarının düşmesi ve bunları yaparken de doğaya daha az zarar vermek adına güneş enerji kullanımını yaygınlaştırmamız gerekmektedir. 

Erdal AKTUĞ
AKTUĞ GES YK Başkanı

YEK – G sektöre fayda sağlayacak

Bursa ‘da arazi yapısı ve yıllık güneşlenme süresi diğer bazı illere göre (Konya, Antalya, Karaman , Aydın , Burdur vb.) düşük olduğundan ilk zamanlar pek tercih sebebi değildi. Ayrıca sanayi bölgelerinin çok ve dağınık olmasından dolayı Sanayi bölgelerindeki fabrikaların çatılarına yapılması ve öz tüketime dayalı GES kurulmasına ilişkin mevzuatın hala çözülememesinden veya bürokrasinin ağır işlemesinden dolayı da Bursa’da GES yatırımları ağır aksak gitmektedir. Tabi bütün bunlara geçtiğimiz yıllarda Pandemi ve son zamanlardaki ekonomik sıkıntılarda eklenenince yatırımlar durma noktasına gelmiştir. Tüm bunlara rağmen Özellikle çatı GES proje ve yatırımlarda az da olsa bir artış söz konusudur. Önümüzdeki yıllarda bu artışın daha fazla olacağını öngörüyorum.
Lisanssız enerji üretimi 2020 yılı öncesinde özelikle de 2017 ve 2018 yıllarında çok hızlı idi. Çünkü Devletin o zaman 10 yıllık 0, 133 Dolar/ kwh başı alım garantisi vardı. Özellikle Ticari Yatırımlar çok fazla idi. Bugüne gelecek olursak; kendi dağıtım bölgenizde çatınıza ilave arazi için izin alsanız da (yeni çıkan yönetmelik buna izin veriyor aynı dağıtım bölgesinde, tüketim tesisinin kurulu gücü ile sınırlı kalmak kaydıyla üretimi tüketimiyle mahsuplaşabilecek GES’ler kurulabilir.Mahsuplaşma için üretim ve tüketim tesisinin aynı noktadan bağlantı zorunluluğu ortadan kalkmış bulunmakta.) artık dolar cinsinden alım garantisi yok. Bu sebeple yatırım geri dönüş süreleri hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak (tabiki ürün fiyatları, şartlar değişmez ise). Artık öz tüketime bağlı kendi ödediğiniz tarife grubunuzdan mahsuplaşmak sureti ile kendi tüketiminize uygun tesisler kurabiliyorsunuz. Dolayısıyle kurulum talepleri genellikle enerji tüketimi fazla olan üretim yapan sanayici ve özel şirketler , belediye ve kooperatiflerden gelmektedir.
YEK-G ile ilgili sistemin yeni oluşturulmaya başladığı düşünüldüğünde yenilenebilir enerji sektöründe olumlu bir faydası olacağını düşünüyorum. Ancak bazı eksiklikleri bulunmakta. Örneğin Derinlikli bir piyasa oluşana kadar, YEK-G belgelerinin geçerlilik sürelerinin 12 aydan uzun tutulmasında fayda olacaktır. Avrupa’daki bazı benzerlerinde de durum bu şekildedir. Böylece, bu belgelerin değerlendirilebilme ve satılma olasılıkları artacaktır.Bu sürenin en az 24 ay olarak revize edilmesi gerekmektedir.
Diğer bir konu dil ile ilgilidir. Uluslararası anlaşmalara da konu olabileceği düşünüldüğünde, belgede, ilgili bilgi başlıklarının İngilizce açıklamalarının da yazılması iyi olacaktır. 
YEK-G ile ilgili bir başka konu ise İsteyen üreticinin, üretimini, YEK-G dışında başka sistemlere kayıt yaptırmasına engel olunmamalı. Ancak bir YEK-G belgesinin birden fazla böyle sistemde satışına engel olunmalı. Özetle kayıt mümkün ancak mükerrer satış imkânsız olmalı.Bunun kontrolü de aslında son derece basit şekilde yapılabilir; kontrole rağmen mükerrer satışlar ciddi şekilde cezalandırılabilir ve böylece ceza ile zaten belge sahibi böyle bir işten caydırılabilir. Ancak birden fazla sisteme kayıt imkânı, hem üreticinin hangisindeki fiyat daha uygun ise onu itfa için seçmesine ve böylece gelirinde artışa neden olurken, hem de YEK-G sistemine, ilk günden itibaren enerji arzını arttırıp, belge sayısını ve kullanıcı sayısını arttıracaktır.
Bursa’nın daha GES için potansiyelinin olduğunu düşünüyorum. Bursa’nın kurulu gücüne bakarsak kurulan GES’ler yüzde 2’yi bile toplamıyor. Şu ana kadar yaklaşık 70 MW a yakın GES kurulu Bursa’da. Bunların çoğu da özel sektör ve arazi. Kooperatif, belediye ve kamu kurumlarının da önümüzdeki süreçte artarak devam edeceğini düşünüyorum. Özellikle çatı GES’lerin artacağını öngörüyorum.    
Özellikle GES tarafında araziye kurulacak lisanssız yatırımların önünün açılması, hem arazi hem çatı uygulamalarında bürokrasi ve mevzuatın yeni uygulama yönetmelikleri ile sadeleştirilmesi önem arz etmektedir. Her ne kadar yeni yönetmelikle kendi bağlı bulunduğunuz Dağıtım bölgesinde çatıya sığdıramadığınız GES yatırımınızın kurulu sözleşme gücünüzden arta kalan kısmını araziye kurabiliyorsunuz. Ancak orada da dağıtım bedellerinin nasıl uygulanacağı ile ilgili mevzuat netleşmediği için sıkıntılar yaşanmaktadır.   
Son olarak, yenilenebilir enerji üretiminin özelliklede GES yatırımlarının çok daha fazla büyüme potansiyeline sahip olduğunun altını çizmek istiyorum. Yıllardan beri söylediğim gibi Bunun ülkemizin cari açığının azalması yönünde de çok büyük katkısı olacağını ve bu ekonomik buhrandan çıkış yollarından biri olduğunu düşünüyorum.
Sektörümüzün bugünden yarına sağlıklı kalmasının ülkenin geleceği için elzem ve çok önemli olduğuna inanıyorum.

Volkan YILMAZ
CW Enerji Genel Müdürü

Sanayiciler GES’in avantajlarının farkında

Türkiye'de sanayi dediğimizde akıllara ilk başta Bursa geliyor. Buna bağlı olarak şehirde çok yüksek oranda enerji tüketen firmalar var. Bursa’da son yıllarda özellikle organize sanayi bölgelerinde güneş enerji santrali (GES) kurulması konusunda önemli adımlar atılıyor. Güneş enerjisine yatırım yapan firmaların sayısı gün geçtikçe artıyor.
Türkiye ve Avrupa'nın en büyük güneş paneli üreticisi CW Enerji olarak, Bursa’daki potansiyelin farkındayız ve burada yoğun bir çalışma içerisindeyiz. Bursa’da birçok fabrikanın çatısına güneş enerji santrali kurmaya devam ediyoruz. 
İşlerin yoğunluğu nedeniyle ekibimizle birlikte hemen her hafta Bursa'ya geliyorduk. Hem işimizi kolaylaştırmak hem de bölgedeki sanayicilere daha iyi hizmet verebilmek adına Marmara Bölge Müdürlüğü’nü Bursa’da açtık. Artık sanayinin kalbinin olduğu yerde yani Bursa’dayız ve sanayicilerimize yardımcı olmaya hazırız.
Özellikle organize sanayi bölgelerinde güneş enerji santrali kurulması konusunda talepler geliyor. Son yıllarda otomotivden lojistiğe, turizmden gıdaya kadar hemen her sektörde faaliyet gösteren firmalar çatısını GES ile donatmak istiyor. Artık sanayiciler GES’in avantajlarının farkında. Firmalar, kurulan güneş enerji panelleri ile kendileri için önemli bir girdi olan elektrik maliyetlerini azaltabiliyor ve doğa dostu olan güneşten yararlanıyor. Bu sayede dünyamız için oldukça önemli hale gelen temiz enerji dönüşümüne katkı sağlamış da oluyor.
Devreye giren YEK-G sisteminin yenilenebilir enerjinin daha fazla yaygınlaşmasına imkan sağlayacağını düşünüyorum. Bu sistem yenilenebilir enerji kaynaklarının gelişimine önemli katkılar sağlayacaktır. YEK-G, üreticilerimize ve tüketicilerimize kullandıkları elektriğin kaynağını seçme alternatifi sunuluyor. Sistemle yeşil enerji kullanımının bilinçli bir seçenek haline gelmesi hedefleniyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarını tercih edenler, artık YEK-G ile bu seçimlerini belgelendirebilecek. Böylece üretimden tüketime kadar her aşamada elektriğin hangi yenilenebilir kaynaktan üretildiğini takip edebilecek.  Özellikle iklim değişikliğiyle mücadele için yenilenebilir enerji kaynaklarının çok daha fazla önemli hale geldiği günümüzde, bu düzenlemenin birçok avantajının olacağını düşünüyorum. YEK-G sistemi ile yeni yatırımlar artacaktır.
Bursa büyük bir güneş enerjisi potansiyeline sahip. Özellikle sanayi kenti olması sebebiyle güneş enerjisini kullanabilecek birçok firma bulunuyor. GES’lerde maliyetler diğer enerji kaynaklarına oranla daha düşük. Ayrıca yapılan yatırım kısa bir sürede kendini amorti ediyor. Bu yüzden Bursa’da da GES’lere ilgi oldukça fazla. Güneş enerjisine ilgi birçok yerde olduğu gibi Bursa’da da geçmiş yıllara göre gün geçtikçe artıyor. Bu çok sevindirici bir gelişme. 
Güneş enerji sistemlerinin öncü firması CW Enerji olarak, daha fazla firmanın çatısını GES ile donatma ve gelecek nesillere daha sağlıklı ve temiz bir çevre bırakma amacıyla çalışıyoruz. 
Sektörümüzün ihtiyaç duyduğu çözümleri sunmak hedefiyle alanında uzman kadromuzla birlikte hızla çalışmalarımızı sürdürüyoruz ve fark yaratan projeleri hayata geçiriyoruz. Ülkemiz için sürekli kendimizi geliştirerek çalışmaya, üretmeye ve ekonomiye katkı sağlamaya devam edeceğiz.


Didem AKSÜT
Sungen Solar Enerji Sis. Acentesi

Pazarlama ve Finans Müdürü

Çok üzülerek belirtmek isterim ki Bursa ‘da ges yatırımları son derece yavaş ilerlemektedir. GES maliyetlerinin döviz endeksli olması ve maalesef kur istikrarsızlığı yatırımcıya yapacakları yatırım konusunda önceliklerini kendi iş geliştirme projelerine yönlendirme kararları aldırmıştır. Bursa firmaları ile yapılan görüşme sonuçlarında GES  Yatırımlarını Genel Kurul kararlarıyla 2023 ve sonrası yıllara ertedikleri sonuçları ile karşılaşıyoruz .

Kurulum talepleri daha çok ticari yatırım amaçlı özel şirketlerden gelmektedir. Bu konuda GES Kurulumu yapan firmaların da herhangi bir talep gelmeksizin pazarlama faaliyetleri sistemi anlatma çabaları yadsınamaz . Bursa yatırımcılarında birçok konuda  sektörde ilk olmalarına rağmen GES kurulumu açısından başka firmalar yapsın gözlemleyelim karlı ise yaptıralım bakış açısı mevcuttur .

 YEK-G belgesinin hayata geçmesi ve yurt dışı uygulamalarıyla benzer özelliklere, standartlara sahip olması, uyum sağlaması çok önemli. Çünkü bu sertifikalar yurt dışına da transfer edilebilecek, YEK üreticilerine asıl maddi getiriyi o zaman sağlayarak, yenilenebilir yatırımlarına destek olabilecek.Tabi buradaki uygulamala çok önemli . İşleyişi görmemiz lazım .

 Elektrik İşleri Etüt İdaresi (EİE) verilerine göre  Türkiyenin yıllık toplam güneşlenme süresi 2.640 saat (günlük toplam 7.2 saat), ortalama toplam ışınım şiddeti 1.311 kWh/m²/yıl (günlük toplam 3.6 kWh/ m²) olduğu tespit edilmiştir. Güneş enerjisi potansiyeli 380 milyar kWh/yıl olarak hesaplanmıştır. Yine aynı verilere göre Bursa Güneşlenme Süresi (saat-yıl) olarak 2515 saat olarak (günlük toplam 6,9 saat olarak ) açıklanmıştır. Bu verilere göre Bursa'nın güneş enerjisi potansiyeli yüksektir. Ancak potansiyel yeteri kadar kullanılmamaktadır.

 Ülkemizde enerji dışa bağımlı olduğu için maliyetleri yüksektir. En büyük doğal enerji kaynağımız olan Güneşin bu kadar verimli olduğu coğrafyada yaşamamız bir lütuftur. Çalışmalarımız GES  santrallerinin arttırılmasına yöneliktir. Böylece hem yatırımcı hemde ülkemiz kazanacaktır. Dövize endeksli olan yatırım maliyetinin 60 aya varan ödeme avantajlarıyla fatura ödeme seviyelerine hatta daha aşağısına indirip öztüketimlerinin karşılanmasını sağlayıp ,üretim verimliliğini da arttırarak  da tüketim fazlasının satılmasıyla kazanç sağlamalarını amaçlıyoruz. Bu analizlerimizde  yıllık elektrik fiyat artışını yüzde 10 -11 olarak alıyoruz. Son yıllarda ülkemizde yapılan elektrik zamlarının yüzde 20 ve hemen akabinde yüzde 15 olarak gördük. Doğru mühendislik çalışmaları doğru ekipmanlarla GES santrali kurulduğunda oluşabilecek verimliliğin karlılığı yüksek olacaktır.

İbrahim ŞAHİNTAŞ
TEK Enerji YK Başkanı

Her yatırım temiz gelecek yolunda bir basamak
İklim krizinin ciddi boyutlara ulaşmasıyla tüm dünyada yenilenebilir enerji sistemlerine ve sürdürülebilir kaynaklara doğru güçlü bir eğilim var. Ülkemiz de yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasına elverişli bir coğrafyada bulunuyor. Türkiye’de yenilenebilir enerji yatırımlarının büyüklüğü 50 milyar dolar seviyesini aşarken güneş enerjisinde kurulu gücümüz 6 bin 450 megavatı lisanssız, 620 megavatı ise lisanslı olmak üzere toplam 7 bin 70 megavat seviyesinde. Bursa’da da ülke geneline paralel olarak önemli çalışmalar yapılıyor. Bursa TEK Enerji olarak Büyükşehir Belediyemiz ile yaptığımız iş birliğiyle 30 Bursaray istasyonunun çatısını, güneş enerjisi santraline dönüştürüyoruz. Büyükşehir Belediyemiz bu örnek projeyle, toplamda 17 milyon TL’lik tasarruf elde etmeyi hedefliyor.. Yenilenebilir enerji kaynakları için yapılan her yatırım, güçlü ve temiz geleceğimize giden yolda önemli bir basamak niteliğinde. Bu sayede ülkemizin en önemli cari açık kalemleri arasında bulunan enerjide de dışa bağımlılığımız da azalmış olacak. 
Güneş enerjisi sistemleri (GES) sayesinde kendi elektriğini güneşten üreten haneler, sanayi tesisleri ve tarımsal kuruluşların sayısı her geçen gün artıyor. Organize Sanayi Bölgeleri, güneşten ürettikleri enerjiyi oradaki firmalara uygun koşullarda satabilirler. Birçok OSB’den talepler geliyor. Bireysel anlamda da taleplerin özellikle elektrik ve doğalgaz fiyatlarında gidilen son artışlarıyla birlikte ciddi manada dikkat çekmeye başladığını rahatlıkla ifade edebiliriz.
Dünyaya örnek olacak yeşil sertifika projesi olan Yenilenebilir Enerji Kaynak Garanti Sistemi (YEK-G) kapsamında ilk yeşil enerji sertifikalandırma işlemi 21 Haziran'da yapıldı. Enerji piyasası için yeni bir dönemin başlangıcı olan yeşil elektrik sertifikasında atılan adımı sektörümüz adına oldukça kıymetli buluyorum. YEK-G ile markalar; pazarlama ve iletişim faaliyetlerinde yenilenebilir enerjiye verdikleri desteği sergileyerek, rakiplerine kıyasla önemli bir rekabet avantajı elde edecek. Bu da yenilenebilir enerjinin kullanımı için teşvik edici olacak. Geleceğimiz için yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmemiz gerektiği artık aşikâr. Bu düzenlemeyle sağlanacak rekabet ortamında yeni yatırımların hayata geçirilmesi de kaçınılmaz olacak. 
Güneş enerjisinin sonsuz bir enerji kaynağı ve temiz olmasından dolayı diğer alternatif enerji kaynaklarına göre üstünlüğünün farkında olmalıyız. Bursa’nın güneş enerjisi noktasında atıl vaziyette birçok alana sahip olduğunu biliyoruz. Sadece atıl alanlar değil, organize sanayi bölgeleri ve geniş bir alanda faaliyet gösteren büyük sanayi kuruluşlarının güneş enerjisi açısından çok önemli potansiyel olduklarını net bir şekilde ifade edebilirim. Bursa, sahip olduğu potansiyeli henüz yeterince verimli kullanamıyor. Sektörümüzün nüfusu giderek artan kentimizin enerjide dışa bağımlılığını ve daha çevreci bir yapıya kavuşmasını sağlayacağına inancımız tamdır.
Avrupa Yeşil Mutabakatı, ihracatçı tüm firmalarımızı yakından ilgilendiren önemli bir gündem maddesi olarak karşımıza çıkıyor. Ülkemizin en büyük ticari ortağı niteliğindeki AB ülkeleri, karbon ayak izini yakın takibe alacak. Bu süreçte çevreyle dost ve sürdürülebilir üretim modelleri ön planda olacak. Hızla aksiyon alan firmalar, bu süreçten kazançlı çıkacak. Dolasıyla yenilenebilir enerji kaynaklarının farkına varmış, bu politikalarla üretim yapan firmalar uluslararası rekabet gücünü koruyabilecek. Tüm firmalarımızı başta güneş olmak üzere kendilerine büyük avantaj sağlayan yenilenebilir enerji kaynaklarından faydalanmasını tavsiye ediyorum. Hem rekabet, hem de geleceğimiz için tek çözüm yenilenebilir kaynaklardır.

Doç. Dr. Gökay BAYRAK
Bursa Teknik Üniversitesi 
Elektrik-Elektronik Müh. Bölümü, Elektrik Tesisleri A.B.D.

Teşvik edici çalışmalara ihtiyaç var
Son yıllarda ülkemizde olduğu gibi Bursa’da da güneş enerjisi ile ilgili yatırımlar hızlanmış durumdadır. Organize Sanayi Bölgelerindeki tesislerde güneş enerjisinden elektrik üretimi yatırımları, İnegöl gibi ilçelerde güneş enerjisi santrallerinin (GES) devreye alınması, B.T.Ü Yıldırım Beyazıt ve Mimar Sinan kampüslerinde gerçekleştirilen şebeke bağlantılı fotovoltaik (FV) sistem uygulamaları ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin metro istasyonları vb. alanlardaki çeşitli FV sistem uygulamaları bu çalışmalara örnek gösterilebilir. Bunun yanı sıra, özellikle aydınlatma ve temel ihtiyaçları karşılamak için kullanılan 10 kW ve daha küçük güçlerdeki konutsal FV sistemlere olan talep de oldukça artmış durumdadır. Ancak özellikle alçak gerilim tarafından şebekeye bağlanan şebeke bağlantılı konutsal FV sistemlerin yaygınlaştırılması konusunda daha çok teşviklere ihtiyaç bulunmaktadır.
Elektrik enerjisini üreten kuruluşların her 1 MWh enerji üretimini yenilenebilir kaynaklardan sağladığını kanıtlamasıyla bir YEK-G belgesi sahibi olabilecektir. Bu kapsamda YEK-G mekanizmasının devreye girmesi ile bu kuruluşlar yenilenebilir enerji için daha çok yatırımlar yapacak ve tüketiciler de kullandığı enerjinin kaynağını yenilenebilir enerjiden sağlayan kuruluşları tercih ederek hem yenilenebilir enerji yatırımlarına dolaylı olarak katkıda bulunacak hem de karbon salınımının azalmasına ve çevre sorunlarına destek vermiş olacaktır. Ayrıca bu belgeye sahip firmalar diğer kurumlara göre rekabet gücünü arttıracak, tüketici ile arasında da bir güven unsuru oluşacaktır. YEK-G mekanizmasının yenilenebilir enerji yatırımlarına daha da hız kazandıracağı ve ülke ekonomisine katkı sağlayacağı açıktır.
Ülkemizin birçok bölgesi yıl boyunca yüksek güneş ışınım şiddetine sahip olması ve uzun güneşlenme süreleri ile yüksek güneş enerjisi potansiyeline sahiptir. Özellikle Akdeniz, İç Anadolu’nun güneyi, Ege ve Marmara’nın güneyi güneş enerjisi potansiyeli açısından oldukça iyi durumdadır. Bursa da güneş enerjisi potansiyeli bakımından uygun illerden bir tanesidir. Ancak bu noktada Bursa ili özelinde güneş enerjisinden elektrik elde edilmesi konusundaki çalışmalar yavaş ilerlemektedir. Almanya güneşlenme süreleri ve ışınım şiddeti bakımından ülkemizden oldukça geride olmasına rağmen, çatı tipi konutsal FV sistemlerin sayısı 2 milyonun üzerindedir. Benzer şekilde güneş enerjisi santralleri de yaygın olup, 2020 yıl sonu itibarıyla Almanya’nın toplam kurulu gücünün yüzde 50,5’nin yenilenebilir enerjiden, yüzde 10.5’inin ise tek başına güneş enerjisinden elde edildiğini düşünecek olursak, çok daha yüksek potansiyele sahip ülkemizde ve özelinde Bursa’da da güneşten elektrik elde edilmesi için teşvik edici çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır.

Yorumlar (0)
banner14
6
açık
Günün Anketi Tümü
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?