banner8

banner6

Pandemiyi fırsata çevirmeliyiz 'Yeni döneme hazırız'

Pandemiyi fırsata çevirmeliyiz “Yeni döneme hazırız”

İNCELEME 26.05.2020, 00:00 26.05.2020, 00:00
Pandemiyi fırsata çevirmeliyiz 'Yeni döneme hazırız'

Ülkemiz ekonomisi açısından toparlanma yılı olarak kabul edilen, planlamaları ve hazırlıklarıyla iyi başlayan 2020 yılı bir anda ters rüzgarın etkisinde kaldı.



Yılın ilk ayında Çin’de başlayan, Avrupa’ya ve ardından Amerika’ya sıçrayarak pandemiye dönüşen Covid-19, Mart ayının başında ilk vakanın görülmesiyle ülkemizi de etkisi altına aldı.

Hayatın doğal akışını değiştiren, dünya genelinde binlerce insanın ölümüne sebep olan pandemi süreci, ülkemizde zamanında alınan doğru kararlar ve uygulamalarla olabilecek en az hasarla atlatılmaya çalışılırken, ekonomik kararlar da ard arda geldi.

Toplumsal yaşamın yanı sıra, üretim, istihdam, ihracat gibi ekonomik faaliyetleri de doğrudan etkileyen pandemi sürecinde, bu hafta mercek altına aldığımız konu, ‘Bursa ekonomisi, beklentiler ve hedefler’ oldu.

Bursa iş dünyasının temsilcileri görüşlerini şöyle ifade ettiler:



Hüseyin DURMAZ

Bursa OSB (BOSB) Yönetim Kurulu Başkanı



Covid-19 pandemisi Dünya genelinde yakın zamanda bugüne kadar görmediğimiz bir etki yarattı, üretimin yanı sıra, insanlarla birlikte malların dolaşımı da durdu. Bölgemiz firmalarımız da etkilendi elbette. Ancak özellikle istihdamın devamı anlamında Devletimizin sağlamış olduğu gerek Kısa Çalışma Ödeneği uygulaması, gerekse izin uygulamalarıyla Bölgemiz firmalarının bu dönemi en az hasarla atlatmaları için kendileri ile sürekli irtibattayız.



Bu süreci bütün dünya ile birlikte yaşıyor olmakla beraber, bir taraftan Bölgemizin altyapı çalışmaları, diğer taraftan da üye ilişkileriyle yoğun olarak geçiriyoruz diyebilirim. Bilhassa pandemi sonrası yurtdışıyla ekonomik ilişkiler ve işbirliklerinin devamı anlamında çeşitli yazışmalarımız ve görüşmelerimiz oluyor.



Halen içerisinde bulunduğumuz fakat Ülkemiz açısından zamanında alınan tedbirler ve uygulamalarla gerileme eğiliminde olan Covid-19 pandemisinin diğer ülkelerle birlikte ortadan kalkmasıyla üretim ve ihracat başta olmak üzere ekonomik faaliyetlerin hızla devam edeceği görüşündeyiz.



Burada Ülkemiz çok şanslı bir konumda görünmektedir. Çünkü gerek lojistik anlamda Avrupa’ya yakınlığımız, gerekse daha önceden yapılmış olan ve süregelen bağlantılar bilhassa ihracat yönüyle yeni imkanlar ve işbirlikleri söz konusu olacaktır.





Özer MATLI

Bursa Ticaret Borsası (BTB) Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi



2019 yılı sonunda dünya ekonomisi uzun süreli bir düşük büyüme içinde yeni bir devresel yavaşlama dönemine girmiş ve özellikle gelişmekte olan ülkelerin piyasalarında, özel sektör borç yükü sürdürülmesi giderek zorlaşan bir düzeye ulaşmıştı. İşte Koronavirüs tam da böyle bir zamanda geldi ve bu durum yalnızca beklentileri değil, tüm dünyada oyunun kurallarını da değiştirdi.



Pandemi ekonominin bütün sektörlerini yavaşlattı ve hatta bazılarını geriletti. Hükümetlerin, kurumların ve şirketlerin 2020’yle ilgili yaptıkları tüm analiz, beklenti ve planlar durum böyle olunca da anlamını yitirdi. Bu nedenle zaten bütün ülkeler gibi Türkiye’de de Hükümet, benzeri görülmemiş para ve maliye politikalarına yöneldi. Türkiye olarak ciddi önlemler alındı ve alınmaya da devam ediliyor.



Geçtiğimiz günlerde açıklanan TOBB/TEPAV Perakende Güven Endeksi araştırmasına göre;



Perakende Güven Endeksi Nisan 2020’de bir önceki aya göre 3,9 puan, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise 9,6 puan azaldı. Perakende güveninin azalışında geçtiğimiz 3 ayda işlerin durumu ve gelecek 3 ayda satış beklentisi göstergelerindeki düşüş etkili oldu.

Ülkemizde Avrupa ülkelerine kıyasla salgının daha geç yayılmasından dolayı perakende güveninde Türkiye, geçen yıla göre AB-27 ve Euro Bölgesi’nden daha iyi performans sergilemiş görünüyor.

Perakendecilerin yüzde 22’si pandemi ile mücadele kapsamında alınan tedbirlerden dolayı faaliyetlerine tamamen ara verdiğini, yüzde 50’si çalışan sayısını ya da çalışma saatlerini düşürdüklerini belirtti.

Faaliyetlerine Koronavirüs öncesinde olduğu gibi devam edenlerin oranı ise yüzde 28 oldu. Katılımcıların yüzde 24’ü önümüzdeki 3 ayda işlerinde iyileşme beklerken, yüzde 58’i işlerinde kötüleşme beklediğini belirtti. İşlerinde bir değişiklik beklemeyenlerin oranı ise yüzde 18 oldu.



Yaşadığımız konjonktürü gerek reel sektör gerek kamu ve sivil toplum kuruluşları olarak geniş bir perspektifle ele almamız, krizdeki hasarı görmemiz, krizden sonra nasıl bir ekonomi ile karşılaşacağımızı öngörmemiz ve beklentilerimizi değiştirerek yeni stratejiler oluşturmamız gerektiğini açıkça göstermektedir.



Bugünden tecrübe ettiğimiz üzere; üretim ve çalışma şekilleri yenilenecek, fiziksel toplantılar, eğitim ve tedarik zincirlerinin evden veya uzaktan erişimle yürütüldüğü yeni bir aşamaya geçilerek daha esnek sistemler değerlendirilecek, işe gitme zorunluluğu ve iş seyahatleri azalacaktır.



Başta gıda, teknoloji ve ilaç endüstrisi olmak üzere, stratejik öneme sahip sektörlerde yerli üretim daha da ön plana çıkacaktır.



Blockchain, yüz tanıma, veri analitiği gibi algoritmaların ve diğer teknolojik araçların öne çıktığı, robotlar ve yapay zekânın yaygınlaştığı yeni bir yönetişim tarzı hâkim olurken, “Algoritmik uluslar” tanımlaması ile tanışılacaktır.



Siber güvenlik kritik önemini daha da artıracak ve başta çevre olmak üzere sürdürülebilirlik temel hedefler arasında yerini alacaktır.



Uluslararası ve bölgesel kuruluşların etkinliği sorgulanacak, mevcutlar dağılırken farklı birliktelikler kurulabilecektir.



Ayrıca, ABD’nin, uluslararası liderlik rolü zayıflarken, Çin-Amerikan ilişkilerindeki sorunlar devam edecek ve dünyanın daha Asya merkezli olması beklenmektedir.



Tüm bu hususlar dikkate alındığında; değişen dünya düzeni, tüketici ve üretici davranışlarına bağlı olarak, farklılaşan harcama öncelikleri, verimlilik ve kalite anlayışından hareketle, teknoloji odaklı olarak dijitalleşmenin iş yapış şekillerimize entegre edileceği öngörüsüyle hedeflerimizi revize ediyoruz.

Ülkem ve şehrim açısından asla karamsar değilim. İnanılmaz kıymetli bir coğrafyada yaşıyoruz. Sadece daha fazla çalışmaya, katma değer yaratmaya ve stratejik bazı noktaları ön görmek ve doğru okumamız gerektiği kanısındayım.



Artık dünya da eski dünya değil kartlar yeniden karılıyor. Ticaret savaşları, korumacı politikalar ve jeopolitik risklerden önemli ölçüde etkilenen dünya ekonomisi, gerek büyüme oranları gerekse ticari beklentilerin gerisinde kaldı.



Değişim çağında geleceğe ilişkin endişeleri azaltmak, kaygıların yerine umutları yeşertmek için üretim odaklı bir ekonomi anlayışı şart. Çünkü ekonominin, refah üreten, iş gücü yaratan, verimlilik artışı sağlayan asli unsuru, üretimdir.



Nitelikli büyüme için de yüksek teknolojili ve yüksek katma değerli ürünler üretmek ve bu ürünlerin ihracat payını arttırmak son derece önemlidir.



Değişen yeni dünya düzeninde, belirli bir süre lüks tüketimden uzak duracağımız, iç turizme ağırlık vereceğimiz, yerli üretim ve gıdanın önemini çok daha iyi anlayacağımız bir döneme giriyoruz. Bundan dolayı; Bursa`yı bu açıdan son derece şanslı görüyorum. Çünkü önümüzdeki süreçte özellikle gıdada önemli bir üretim üssü olan şehrimizin güçlü gıda markaları ve tekstil sektörüyle de Avrupa pazarında Çin`e alternatif olacağını ve bu süreçte daha da güçlenerek, ülkeye yön vereceğine inanıyorum.





Baran ÇELİK

Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı



Pandemi öncesi, 2020 için çok pozitif düşüncelerimiz vardı, ancak mart ayının ikinci yarısından itibaren Türkiye’de ihracatı en çok düşen sektör otomotiv endüstrisi oldu. 2019’da 31 milyar dolar ihracat gerçekleştiren sektörün bu yıl ki hedefi 32 milyar dolardı. Ancak sektör ihracatının yüzde 75’inin Avrupa’ya gerçekleşmesi ve pandeminin Avrupa’da şiddetli yaşanması nedeniyle, uzun bir aradan sonra ilk defa nisanda aylık bazda ihracatta liderliği kaybettik. Mart ayında yüzde 28,5 düşüş yaşadık. Nisan ayında bu yüzde 77’ye ulaştı. Mayıs ayı Nisan’a göre daha düşük oranlı bir düşüş ile devam ediyor. Ancak Bayram tatilini de dikkate aldığımızda yüzde 50’nin üzerinde bir düşüş ile devam edeceğiz gibi gözüküyor.

Üretim açısından mart ayında motorlu araç üretimimiz yüzde 22 düştü. Nisan ayındaki üretim düşüşü ise yüzde 91 oldu. Bu yılın 1 milyon adedin biraz üzerinde bir üretim adedi ile kapanacağını tahmin ediyoruz. Bu da geçen yıla göre yüzde 25 civarında azalma anlamına geliyor.



Pazar açısından ise daralmanın Nisan ayında yüzde 15 ile sınırlı kalması sevindirici. Ocak-Nisan döneminde yüzde 27’lik bir artı ile yıla devam ediyoruz. Pazarda en azından geçen yılki rakamlara tekrar ulaşmayı bekleyebiliriz. Pazar açısından önümüzdeki birkaç ay bize daha iyi bir fikir verecektir. Yeni araçlar için ÖTV indirimi ve kalıcı bir hurda teşvik düzenlemesi ise iç pazar için hayati önem taşıyor.



Mayıs ayı ile birlikte kısmi bir normalleşmeye geçtik. Mevcut duruma ve yetkililerin söylediklerine bakarsak da, Haziran’dan itibaren normalleşme adımları giderek artacak gibi gözüküyor. Bizim de plan ve beklentilerimiz ona göre şekilleniyor.

İhracattaki azalışta hazirandan itibaren yüzde 20-25 dilimine geçerek, son çeyrekte yeni normalden çıkıp normale dönüşün yaşanmasını bekliyoruz. Bu yeni normalde fabrikalar yılın geri kalanını temkinli olarak devam ettireceklerdir. Pandeminin sona ermesi ile birlikte ise pazardaki geri dönüşün çok hızlı olacağına inanıyorum. Avrupa Birliği ülkelerinin kısa sürede toparlanması sektöre can suyu olacaktır. Odak noktamız şu anda bu. Bundan sonraki süreçte ise ülkeler olabildiğince kendi kaynaklarını geliştirecek ve kaynaklarının yetmediği noktada, tedarik için en yakın coğrafyaya gideceklerini düşünüyorum. Özellikle Çin büyüklüğündeki tedarikçi bir ülkeden alacağımız tek haneli yüzdelik paylar bile ihracatımızabüyük katkı sağlar. Firmalar bundan sonrası için risklerini yaymayı tercih edeceklerdir. Ülkemiz de tedarik endüstrisindeki güçlü ve güvenilir konumuyla bir yandan Çin gibi ülkelere alternatif oluşturabilir, diğer taraftan da otomotiv endüstrisinde yaşanan dönüşüme daha hızlı adapte olup yeni dönemde avantaj elde edebilir.



Öngörümüz; pazarları inceleyerek, müşterilerle konuşarak, yüzde 20 iyi senaryo, yüzde 30 kötü senaryo ile bu yılı kapatacağımız yönünde olup, 6 aya kadar ‘yeni normal’e geçebileceğimiz şeklindedir. Yeni normalde eski performansımızı yakalamamız ise çok zor. Ancak umutlu veriler de geliyor. Firmalar tüm tedbirleri alarak üretime başladı. AB pazarında da ikinci bir salgın dalgası yaşanmadığı takdirde yavaş da olsa normalleşme başlayacaktır. Önümüzdeki aylarda AB pazarında talebin ne ölçüde geri geleceği ihracatımız açısından belirleyici olacak. Ancak AB pazarının bu yıl yüzde 25 daralacağı öngörülüyor. Otomotiv endüstrimizin son üç yıllık ihracat ortalaması 30 milyar USD düzeyindeydi. Bu yıl bu rakama ulaşamayacağız. Salgında ikinci ve üçüncü dalga gerçekleşmezse ve her şey istediğimiz gibi giderse 2021 yılında tekrar 30 milyar USD barajına ulaşmayı hedefleyebiliriz. Ancak mevcut küresel belirsizlikler nedeniyle biraz daha temkinli davranıp 1-2 yıllık bir süre içerisinde bu rakamlara tekrar ulaşacağımızı söyleyebiliriz.





İbrahim BURKAY

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı



Bursa Ticaret ve Sanayi Odası olarak koronavirüsle mücadele kapsamında ilk günden bu yana proaktif ve sonuç odaklı çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Üyelerimizin bu sancılı süreci en az hasarla atlatabilmeleri için adeta gece gündüz çalışıyor, Kriz Yönetim Ekibimizle birlikte hazırladığımız Acil Eylem Planımız doğrultusunda önemli adımlar atıyoruz.



Bu kapsamda salgının sanayi ve ticaret hayatına olan etkisini ölçmek, üyelerimizin yaşadıkları sorunları ve çözüm önerilerini belirlemek üzere üyelerimizle sürekli iletişim kurabileceğimiz mekanizmalar oluşturduk. WhatsApp Üye İletişim Hattı, BTSO Yanınızda Paneli ve Koronavirüs Ekonomik Etki Ölçüm Anketi ile tarafımıza ulaşan binlerce talebe karşılık verdik. Salgının sektörlere etkisini analiz etmek ve alınacak tedbirleri tespit etmek amacıyla Bursa’daki MÜSİAD, TÜMSİAD, BOSİAD, DOSABSİAD, BALKANTÜRKSİAD, RUMELİSİAD, TÜGİAD ve BUİKAD gibi iş dünyası kuruluşları tarafından düzenlenen istişare toplantılarına katıldık.



Bu dönemde iş dünyası ile hükümet arasında köprü görevi üstlenerek, gerek TOBB gerekse de DEİK bünyesinde düzenlenen toplantılarda Bakanlarımızla bir araya geldik. Katıldığımız toplantılarda Bursa iş dünyasının talep ve beklentilerini ilk elden ve en hızlı şekilde ilettik. İş dünyamızın gündeme getirdiği konuların çözümünün takipçisi olmaya devam ediyoruz.

Dijital Oda projemiz kapsamında verdiğimiz online hizmetlere yenilerini ekleyerek, birçok belge teminini ücretsiz hale getirdik. Ayrıca üyelerimizin işlemlerini sağlıklı ve güvenli bir ortamda yapabilmesi için hizmet binamızda azami tıbbi tedbirlerimizi aldık. Koronavirüsle mücadele kapsamında ‘BTSO Bilgilendiriyor’ temasıyla gerek çalışanların gerekse şirketlerin yapması gerekenlere ilişkin bilgilendirici video ve dokümanlar hazırlayarak sms, mail ve sosyal medya hesaplarımız aracılığıyla üyelerimizle paylaştık. BTSO Akademi projemizi dijital ortama taşıyarak koronavirüs krizinde firmalarımızın hızlı bir şekilde doğru bilgiye ulaşmasını sağladık. Sokağa çıkma yasaklarında üretimin aksamadan devam edebilmesi için firmalarımıza çalışma izin belgesi temini konusunda destek verdik.



Üreticilerimize daha güvenli çalışma şartları oluşturabilmek için de en başından bu yana ciddi çalışmalar yaptık. Valiliğimizin koordinasyonunda çalışanlarımız için maske dağıtımı gerçekleştirirken, BUTGEM’de cerrahi maske seri üretimine başladık. Önümüzdeki günlerde ise Sağlık Bakanlığımızın destekleriyle Bursa’da 17 OSB’deki çalışanlarımıza yönelik Kovid-19 testlerini yapmaya başlayacağız. Bu süreçte ihtiyaç duyulan tıbbi ekipmanların yerli imkanlarla üretimi için çalışmaya başlayan çok sayıda Bursalı firmamıza ise BUTEKOM aracılığıyla Ar-Ge desteği vermeye devam ediyoruz.



Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği öncülüğünde hayata geçirilen Yeni Nefes Kredisi’ne en fazla kaynak sağlayan Odalardan biri olduk. İlk etapta 500 milyon liralık kaynak sağladığımız bu kredi ile 45 bin üyemizden aldığımız gücü yine üyelerimiz için kullanıyoruz. Bu süreçte gerek Nefes Kredimiz gerekse de kamu ve özel bankalar tarafından sağlanan avantajlı finansman destek paketlerinden üyelerimizin en etkin şekilde faydalanmalarını amaçlıyoruz.



BTSO olarak bu dönemde ekonomi alanındaki projelerimizin yanında Bursa Valiliği koordinasyonunda oluşturulan Vefa Sosyal Destek Grubu’nun çalışmalarına da tam destek verdik. İş dünyamızın destekleriyle hazırladığımız 15 bin gıda kolisini ihtiyaç sahiplerine ulaştırdık. Ayrıca DOSABSİAD ile birlikte Ramazan ayında sağlık çalışanlarımızın iftar ve sahur kumanyalarına destek olduk.



Koronavis Sonrası Hedef ve Beklentiler



Hükümetimizin bu zorlu süreçte iş dünyamızla sürekli istişare halinde kalarak, hızlı ve doğru adımlar atmasından memnuniyet duyduk. Ekonomik İsikrar Kalkanı kapsamında hayata geçirilen destekler, bu zor koşullarda hem üreten hem ihracat yapan tüm işletmelerimize güç verdi. Öte yandan ülkemiz salgın sürecini sağlık açısından da oldukça başarılı yönetti. Başta Sağlık Bakanımız Sayın Fahrettin Koca olmak üzere tüm fedakar sağlık çalışanlarımıza şükranlarımı sunuyorum.



Koronavirüs salgınında iki aylık dönemi geride bıraktık. Artık krizi değil koronavirüs sonrası normalleşme sürecini konuşuyoruz. Şu anda ‘yeni normal’ olarak adlandırılan sürece ilişkin birçok varsayım mevcut. Ancak yaşadığımız bu kriz, bugüne kadar yaşanmış ekonomik, sosyal ve siyasal krizlerden çok farklı. Dolayısıyla salgın sonrası için kesin bir şey söyleyebilmek oldukça güç. Küresel ticarette talep eğrisinin nasıl şekilleneceğini yaşayarak göreceğiz. BTSO olarak bizim koronavirüs sonrası temel amacımız ülkemizin sağlık alanında gösterdiği başarı hikayesini ekonomiye taşımak olacak. Rehabilitasyon süreci olarak nitelendirilen bu geçiş döneminde doğru adımlar atılırsa, Bursa ve ülkemiz küresel ticaretin kilit oyuncuları haline gelebilir.



Bunun için öncelikle işletmelerimizin üretim gücünü ayakta tutmak zorundayız. Temel ihtiyaç malzemeleri ve medikal ürünlerin ulusal güvenlik meselesi haline geldiği bu dönemde çok sayıda ülke ürünlerin ticaretine kısıtlamalar getirdi. Bu durum küresel tedarik zincirinin bozulmasına yol açarken, ticareti de olumsuz etkiledi. Ülkeler, vatandaşlarının temel gereksinimlerini karşılayabilmek için tek başlarına mücadele etmek durumunda kaldı.

Salgınla mücadelede yaşananlar, bundan sonrası için ülkelerde “kendi kendine yetebilme” anlayışını ön plana çıkaracaktır. Bunun sağlamanın yolu da üretim ekonomisinin desteklendiği güçlü sanayiden geçiyor. Bu zor süreç bizlere üretim ekonomisinin ne denli önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Hayatın tam anlamıyla durduğu böylesi bir dönemde, bütün zorluklara rağmen ülkemiz temel ihtiyaç malzemeleri ve medikal malzemeler konusunda herhangi bir sıkıntı yaşamadı. Üretim birçok sektörde devam ediyor. Sanayinin şehrimiz ve ülkemiz için değeri net bir şekilde anlaşıldı. Dolayısıyla bu süreçte sanayinin dönüşümüne destek olacak çalışmalar Türkiye’nin geleceğine yapılacak en büyük yatırım olacaktır. Özellikle dünya tedarik zincirinin çok önemli bir halkası olan Çin’e karşı bu dönemde oluşan negatif yaklaşım Bursa ve ülkemiz için bir fırsat oluşturabilir. Üretim tecrübesi, potansiyeli, nitelikli iş gücü ve coğrafi konumu ile Bursa, birçok sektörde Çin’e alternatif olan en önemli tedarik merkezi olabilir.



Öte yandan bu süreçte sanayide dijital dönüşümün önemi de bir kez daha ortaya çıktı. Artık kaynaklarımızı daha verimli şekilde kullanarak, rekabetçi üretim yapmak zorundayız. Dünyadaki yeni nesil sanayi anlayışına uygun şekilde Bursa’yı yüksek teknolojili ve yüksek katma değerli bir üretim merkezi konumuna taşımayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda hayata geçirdiğimiz Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi TEKNOSAB, Bursa Teknoloji Koordinasyon ve Ar-Ge Merkezi BUTEKOM ve Model Fabrika gibi projelerimiz koronavirüs sonrası sanayicilerimizin dünya ile rekabetini sürdürebilmesine imkan sağlayacak.



Bu dönemde salgının ihracatımıza etkilerini azaltmak için Küresel Fuar Acentesi ve Ticari Safari projelerimiz kapsamında gerçekleştirdiğimiz fuar ve alım heyeti çalışmalarımızı da dijital ortama taşımayı planlıyoruz. Düzenleyeceğimiz sanal fuarlar ve sektörel ticaret heyetleriyle üyelerimizin koronavirüs sonrası oluşacak ticaret fırsatlarını değerlendirmesini hedefliyoruz.



Bugüne kadar mücadele ettiği tüm kriz dönemlerini başarıyla atlatan ve küresel krizler karşısında dirençli bir yapısı bulunan Türkiye’nin koronavirüs salgını nedeniyle ortaya çıkan olumsuzlukları da en kısa sürede geride bırakacağına inanıyoruz.





Ergun Hadi TÜRKAY

Türkay Tekstil



Tekstil sektöründe faaliyet gösteren bir firmayız. Covid-19 salgınından önce, imalatımızın yüzde 80’ini ihraç ediyorduk. Ürünlerimizin çoğu AVM’lerde satıldığından, online satışlar istenen seviyeyi yakalayamadığından, tüketimin azalmasından ve pandemi ile birlikte uluslararası lojistik durunca, üretimimize Mart ayında ara verdik. Geçen hafta tekrar üretime başladık, fakat eskisinin yarı kapasitesine daha ulaşamadık.



İstihdam konusunda şimdilik bir azalma yok, ama bu üretim seviyesi ile eskisi kadar çalışana ihtiyacımız olmayacağı da ortada.



Zaten çevre duyarlı çalışan firmamız vardı. Bunu daha kapsamlı hale getirip ayrıca pandemiye uygun çalışma ortamlarını da oluşturuyoruz. Yaratıcılık konusunda, çalışanlarımızı teşvik konusunda çaba göstermemiz gerekecek. Belki de 2001 yılında kurulmuş ve o zamandan beri gelişim göstermiş AR-GE bölümünün sorumluluklarını arttırmamız, işleyişini irdelememiz yerinde olacak.



Tekstil sektörü, Türkiye’nin bilgi birikimi, yatırım birikimi, iş insanı birikimi, esnek ve hızlı hareket edebilen çalışanı ve özellikle Avrupa gibi alım gücü yüksek pazara yakın olması dolayısı ile geleceği parlak olan bir sektör konumunda. Ancak tüm bu birikimleri daha da iyi değerlendirmek, yaratıcı gücümüzün parlatılmasından geçiyor. Burada, sektörün ihtiyacı olan, zamanımıza uygun becerilerde teknik eleman yetiştirme konusunda, akademi dünyasına da çok iş düşüyor. Yenilikçilikte önderlik yapmalılar.



Şehrimiz için yüzyıllardır önemi olan tekstil sektörü, çevre duyarlılığına olan hassasiyetini de arttırarak, akademi dünyası ile çeşitli işbirliklerine giderek geleceğini garanti altına alacaktır inancındayım.





Erol GÜLMEZ

Nilüfer OSB (NOSAB) Yönetim Kurulu Başkanı



Koronavirüs salgını hem sosyal hem ekonomik anlamda ülkemizde ve dünyada olumsuz etkiler ortaya çıkarttı. Üretimde salgın kaynaklı bir düşüş yaşandı. Bu düşüş ihracat hacmimizi olumsuz etkiledi. İhracatımızın yüksek olduğu Avrupa ülkelerinde, talebin azalmasına, sipariş iptallerine, dolayısıyla uluslararası pazarın daralmasına sebep oldu. İmalatta kullanılan hammadde ve yarı mamul ürünler ile birlikte lojistik fiyatlarındaki artış firmaların ihracat potansiyelini aşağı çekti. Bu durum ihracat hacminin yüksek olduğu Bursa’nın ekonomisini de olumsuz etkiledi.



Biz pandemi öncesinde başlattığımız Ur-Ge çalışmalarımızı, normalleşme sürecinden sonra hızlandırmayı düşünüyoruz. Böylece bölgemizdeki firmaların eğitim, danışmanlık, yurt dışı faaliyetleri, alım heyetleri ve bireysel danışmanlık faaliyetleri için devlet teşviki almalarını sağlayacağız. Bunun da rekabet gücümüzü ve ihracat potansiyelimizi yükselteceğini düşünüyoruz. Gelecek dönemde firmalarımızın kısa zamanda toparlanmasına yönelik adımlar atarak, şirketlerin yurt dışı pazarlarına erişimi çabalayacağız.



Yaşanan salgın sona erdiğinde ihracat yapan firmaların desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Uluslararası alanda rekabet gücümüzün artması için çeşitli düzenlemeler yapılabilir. Firmaların yurtdışında müşteri bulabilmesi için yurtdışı fuar çalışmalarına verilen destekler artırılabilir. 2020 yılına hızlı bir başlangıç yapan Türkiye’nin pandemi sonrasında dinamik üretimiyle ve ihracat potansiyeliyle hızlı bir şekilde toparlanacağına inanıyorum. Bu krizin de üstesinden gelerek, hep birlikte başaracağız.





Ömer KUMOVA

RUMELİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı



Çin'de ortaya çıkan ve sonrası tüm dünyayı etkisi altına alan korona virüs nedeniyle tüm dünya zorlu bir süreçten geçiyor.



Bu salgına karşı topyekûn mücadele ediyoruz. Bu zor dönem, dayanışma ile geride kalacaktır. Dolayısıyla bu dönemde kamu, STK ve özel sektör kuruluşlarımızın ortak payda etrafında birleşmesi gerekiyor. Normalleşme başladığı andan itibaren hızlı şekilde toparlanıp, ülkemizin daha da kalkınıp gelişmesi için üretmeye devam etmeliyiz.



Bu süreçte RUMELİSİAD olarak, elimizden gelen her türlü desteği vermekteyiz. Salgına karşı cansiperane bir şekilde görev yapan sağlık çalışanlarına destek vermek amacıyla, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin bir kısım acil ihtiyaçlarını karşıladık. Bunun için üyelerimiz tarafından 200.000 TL’nin üzerinde bağış yapıldı.



Toplanan paranın bir kısmı ile sanayi tipi çamaşır makinesi, kurutma makinesi ve otomatik ütüleme makinesi alındı. Entübe olmuş hastaların rahat nefes alabilmeleri için 26 adet plexiglass koruma ünitesi yapılıp, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin yoğun bakım bölümüne teslim edildi. Bununla birlikte, entübasyon kabini üzerinde de çalışıyoruz. Bu kabinlerden 4 veya 5 adet yaparak, Uludağ Üniversitesi’ne teslim etmek için imalatlarımız devam ediyor.



Son olarak, Çekirge Devlet Hastanesi’ne 470 adet yıkanılabilir tulum teslim ederken, Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde de kullanılan sarf malzemelerin tedarikine destek olup, 291 sağlık çalışanımızın ihtiyaçlarına katkıda bulunduk. Ayrıca Bursa Devlet Hastanesi’ne destek olmak adına da çalışmalarımız sürüyor.



Gelinen noktada dernek olarak, sağlık çalışanları için bu zamana kadar toplam 350 bin TL’lik desteğimiz oldu.



Diğer yandan, salgın döneminde ülke ekonomileri, içe yönelmeye başladı. Bu süreç, kuşkusuz ülkemizin ihracatını da olumsuz yönde etkiledi. Bu dönemde özellikle nakit akışı etkilenen küçük ve orta ölçekli işletmelerin toparlanması için nakit akışının sağlanması, ekonomik toparlanma açısından bir can suyu olacaktır. Devletimizin bu olağanüstü dönemde vermiş olduğu kısa çalışma ödeneği hem işverenlere hem de çalışanlara önemli bir katkı sağladı.



Pandemi sonrası bizleri bekleyen yeni normale karşı en hazırlıklı ülkeler, küresel rekabette ön plana çıkmaya başlayacaktır. Biz de ülke olarak, bunun için hazırlıklarımızı sürdürmeliyiz. Bunu yaparken de teknoloji odaklı bir gelişim stratejisi benimseyerek, ülkemizi dünya liginde iyi bir yere taşıyabiliriz. Bunun için hep birlikte sorumluluk almalıyız.





Nihat ALPAY

Saniteks Genel Müdürü



Firma olarak hazır giyim imalatı yapıyoruz. Hedef pazarımızın yüzde 95’i yurtdışına yönelik, ihracat odaklı çalışıyoruz. Bu pandemi sürecinde, yani 20 Mart itibariyle işlerimiz azalmadı tamamen durdu denebilir. 10 gün öncesinde yeniden çalışmaya başladık, sevkiyatlarımız yapılmaya başladı. Hafif bir kıpırtı var. Haziran ayı itibariyle normale döneceğimizi umuyoruz. Bu süreçte bir tane dahi çalışanımızı çıkarmadık.



Bizim sektörümüzün ekseriyetle pazarı yurtdışı, ihracat. Tam sezonun ortasında oldu bu salgın. Elimizde hazır dikilmiş, sevkiyata hazır ve hatta siparişleri verilmiş ürünler de var ama müşteri bekletiyordu. Artık yavaş yavaş müşterileriz siparişleri gönderebilirsiniz diyor. Kargolar da çalışmaya başladı. Bütün oyuncularda normalleşme döneminde işe sarılmak gibi bir gayret var. Sadece şartların düzelmesini bekliyorlar. Bizler de hazırlıklarımızı yaptık ve hayatın yeni normale dönmesiyle birlikte çalışmalarımızdaki eski ivmeyi kazanacağız inşallah.



Kişisel olarak gelecekten çok ümitvarım. Biz çalışkan insanlarız. Genç ve dinamik bir nüfusumuz var. Yeni normal denilen şartlara riayet ederek bu sıkıntılı süreci çok güzel geçireceğimize inanıyorum. Ülkemizin salgın dönemindeki süreci yönetim şekli gayet başarılıydı. Bu bize gelecek adına umut ve ümit verdi. Her manada ülkece daha güzel günler göreceğimize inanıyorum.





Pınar Taşdelen ENGİN

Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) Yönetim Kurulu Başkanı



2020 Ocak - Nisan döneminde UTİB ihracatı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 21,91 azalarak 319,7 milyon Dolar olurken, aynı dönem Türkiye geneli tekstil ihracatı ise yüzde 19,08 azalış ile 2 milyar 212 milyon dolar seviyelerinde gerçekleşti. 2020 yılında dünyada tüm ülkelerde farklı sektörlerde küçülmeler görülecek. İhracatımızda dönemsel olarak duraksamalar olsa da, salgın ile mücadele bittikten hemen sonra hızlı bir artışa doğru gideceğimizi düşünüyorum. Çünkü Türkiye üretim kapasitesi ve donanımı altyapısı güçlü bir ülke.



Avrupa Birliği üyelerinin orta vadede bu krizin etkileri nedeniyle Birliğin hem yapılanmasında hem de ticaret operasyonlarında değişikliklere gidebileceğini tahmin ediyoruz. Diğer yandan Çin her ne kadar toparlanma sürecinde olsa da dünya genelinde aldığı eleştiriler nedeniyle Çin mallarına talepte duraksamalar olabilir. Bütün bu değişken parametreleri iyi değerlendirerek krizi etkin yönetebilirsek güçlü şekilde bu zorlu dönemden çıkabileceğimize inanıyorum. Türkiye şu anda tüm Avrupa kıtasının en büyük tekstil üreticisi. Orta vadede sağlık sorununu az hasarla atlatmak ve orta uzun vadede de ABD ve AB’den gelecek taleplerle bölgemizin ticarette en güçlü aktörü olmak ana hedeflerimizden.



Yılın ikinci yarısında en başta k


Sayı: 1252 - Sayı'nın Kapağı

Yorumlar (0)
11
parçalı az bulutlu