banner34

banner6

'Kriz için yapılan yeni ürün sağlıksızdır

"Kriz için yapılan yeni ürün sağlıksızdır

İNCELEME 19.04.2010, 21:00 19.04.2010, 21:00
'Kriz için yapılan yeni ürün sağlıksızdır
"Kriz için yapılan yeni ürün sağlıksızdır

Canel Otomotiv Ar-Ge Müdürü Ramazan Uçar, ekonomik krizlerde işletmelerin yeni ürün telaşına girdiklerini ifade ederek, bu yaklaşımın olumlu sonuçlar vermediğini söyledi.

Canel Otomotiv Ar-Ge Müdürü Ramazan Uçar, "Krizi atlatma amacıyla yapılan yeni ürün ve model çalışmaları genelde geç kalınmış olması sebebiyle sağlıklı sonuçlar vermemektedir. Ülkemizde sanayi kuruluşlarımız krizleri, krizin geldiği ana kadar unuturlar. Oysa Ar-ge ve Ür-ge çalışmalarının amacı kriz gelmeden krize çare olan birimlerdir dedi.
Öncelikli amaç olarak, müşterilerin Ar-Ge ihtiyaçlarını bünyesinde çözerek, müşteriyi yurtdışından destek almak zorunda kalmamasını önemseyen Canel Otomotiv, Ar-Ge sürecindeki aşamaların tamamını müşterileri ile ekip çalışması içinde tamamlıyor. Canel Otomotiv Ar-Ge Müdürü Ramazan Uçar ile gerçekleştirdiğimiz söyleşide Canelin 2010 yılı bütçesinin yüzde 1,5ini Ar-Geye ayırdıklarını belirterek, 2010 yılı hedefleri arasında ana sanayileri alüminyumdan hafif alaşımlı ürün kullanmaya doğru yönlendirmek, elektrikli araç üretimlerinde ellerini güçlendirmek olduğunun altını çizdi.
Bünyenizdeki Ar-Ge çalışmalarının genel yapısından bahseder misiniz?
Şirketimizin içinde bulunduğu sektör genel ifadelerle otomotiv olarak anılsa bile otomotiv sektörü oldukça geniş bir kavramdır. Düşünün ki bir aracın içerisinde yüzlerce çeşit parça mevcut. Bu kadar geniş bir sektörde belki de çok az sayıda firmaya nasip olacak çeşitlilikte ürün portföyüne sahibiz. Canel Otomotiv, alüminyum denildiği zaman akla gelen Bursanın en eski ve köklü şirketleri arasında yer almaktadır. Böyle olunca bizler de hafif ticari araç başta olmak üzere kamyon, kamyonet, otobüs ve tüm yolcu taşıma transit araçları için mühendislik ve Ar-Ge çalışmalarını şirketimizde yürütmek zorundayız.
Bir otobüsü ele aldığımızda, adımımızı attığımız kapısından, içerideki birçok giydirme parçası, bagaj kapaklarından çerçevelerine kadar geniş bir ürün yelpazesinde Ar-Ge hizmeti sunmaktayız. Müşterilerimiz bizlerin bu yetkinliğini bildiğinden, ihtiyaç duydukları ürün için sadece genel beklentilerini dile getirmelerinden sonra, kalan tüm Ar-Ge ve mühendislik çalışmalarını şirketimiz bünyesinde gerçekleştirmekteyiz. İhtiyaç duyulan ürünün ilk stil çalışmaları ve bu stilin müşterimizce onayından sonra 3 boyutlu modellerinin hazırlanması, bu modeller üzerinden sanal test çalışmalarının yapılması ve daha sonraki prototip ve tip onay testlerini yürüterek nihai bitmiş ürünü müşterimize teslim etmekteyiz. Bu süreç içerisinde bizleri en çok zorlayan ise, maliyetlerin önem kazandığı bu dönemde, en az maliyetle ürünü ortaya çıkarmaktır. Burada da sanal analizler önem kazanıyor. İlk seferde doğru ürünü elde etmek için ciddi bir analiz çalışması yürütülmekte ve bazı durumlarda tekrar tekrar yeni modeller oluşturmak zorunda kalınmaktadır. Tabi bu aşamaların tamamında müşterilerimizle tam bir ekip çalışması yapmakta ve sürecin tamamına ortak etmekteyiz.
Kaç kişilik bir ekibiniz var, açılımından detaylı bahseder misiniz?
Şirketimiz otomotivdeki birçok araç segmentine hitap ettiğinden kendi içimizdeki yapılanma da buna göre olmuştur. Düşünün ki otobüs grubunda her bir belediyenin veya çoklu alım yapacak bir firmanın taleplerine göre yeni tasarımlar yapılmaktadır. Böyle olunca bizlere çok iş düşmekte, otobüs imalatçısı bir firmanın her yeni tasarım değişikliğine hızlı cevap vermek zorunda kalınmaktadır. Bizlerde bu durumda müşterimize en iyi hizmeti en hızlı şekilde verecek bir yapılanmayı kendi içimizde gerçekleştirdik. Ağırlıklı olarak otobüs, kamyon, kamyonet tarzı araçlara hizmet verecek 6 kişilik mühendisimizi bu hızlı ürün değişimlerinde yer alması için görevlendirdik. Bu 6 kişilik ekibimize prototip ve hızlı devreye alma çalışmalarında destek vermesi amacıyla 2 kişilik prototip ekibi tahsis edildi. Bu grubumuzun temel fonksiyonu, geliştirmeye dönük çalışmaları yürütmektir. Yani Ar-Genin Ge kısmını bu ekibimize yükledik. En başta bulunan araştırma kısmı ise yoğun bir şekilde tamamen yeni olan ürünlerin şirketimiz bünyesindeki çalışmalarını yürütmektedir.
Burada da 3 kişilik bir ekibimiz bulunmaktadır. Bu 3 kişilik ekibimiz, müşterilerimizin uzun vadeli projelerinde yer almakta, müşteri talebi olmaksızın bağımsız bir şekilde ülkemiz ve şirketimiz için yeni ürün araştırma çalışmalarını yürütmektedir. Yine bu ekibimize ait ayrı bir prototip bölümümüz bulunmaktadır. Tabi burada yürütülen çalışmalar her firmada olduğu gibi biraz kapalı kapılar ardında ve gizli olarak yürütülmektedir. Buradaki temel yaklaşımımız da yurtdışındaki rakiplerimizle sağlıklı bir şekilde rekabet edebilecek yeni ürünler ortaya çıkararak müşterilerimizi yurtdışına bağımlılıktan kurtarmaktır.
2009 yılı Ar-Ge ve Ür-Ge anlamında nasıl bir yıl olarak tamamlandı?
2009 yılı her firmada olduğu gibi bizler içinde oldukça zor bir yıl oldu. Yaşanan kriz yapmış olduğumuz bütçe hedeflerinin değişmesine, planların revize edilerek, daha çabuk devreye alabileceğimiz ürünlere yönelmemizi sağladı. Sizlerin de çok iyi bildiği gibi kriz dönemlerinde bütün araç grupları, satışlarını arttırabilmek için farklı kampanyalar, üzerinde iyileştirme yapılmış yeni modeller ile krizi atlatmaya çalıştılar. Böyle olunca Ar-Ge ve Ür-Ge birimlerinde ciddi iş yükleri oluştu. Kriz dönemlerinde üretim ve ona paralel birimlerin iş yükleri belli oranda düşerken, Ar-Ge ve Ür-Ge birimleri yoğun bir çalışma temposu içerisine girmektedir. Müşterilerimiz bu dönemlerde, yeni model çalışmalarına hız verir, yeni yeni taleplerle bizlerin kapısını çalar. Aslına bakarsanız bu dönemde krizi atlatma amacıyla yapılan yeni ürün ve model çalışmaları genelde geç kalınmış olması sebebiyle sağlıklı sonuçlar vermemektedir. Ülkemizde sanayi kuruluşlarımız krizleri, krizin geldiği ana kadar unuturlar. Oysa Ar-ge ve Ür-ge çalışmalarının amacı kriz gelmeden krize çare olan birimlerdir. Bu birimlerin, sürekli bir yenileşim içerisinde firmaların dinamik yapılarını korur, satış hedeflerini sürekli olarak arttırmaya zorlayıcı bir misyonu bulunmaktadır.
2010 yılı planlamalarında ne gibi Ar-Ge çalışmalarınız var?
2009 yılında krizinde etkisiyle ertelemek zorunda olduğumuz projelerimiz bulunmaktadır. Bu projelerimizi hızlı bir şekilde tamamlamayı hedeflemekteyiz. Diğer bir taraftan biraz da krizin bize öğrettiği rekabetin en olmazsa yönlerinden olan maliyetlerin düşürülmesi ve müşterimize rekabette avantaj sağlayacak yeni ürünleri, planlarımız içerisine aldık. AB üyelik sürecimiz ve yeni açılan her başlık bizlere yeni hedefleri de yüklemektedir. AB çevre başlığının Türkiyeye yüklediği karbon emisyonunun düşürülmesi, bizim de içerisinde bulunduğumuz otomotiv sektörünün en başlı hedefleri içerisinde yer almaktadır. Birlik Üyesi ülkelerin almış oldukları yol bizlerin oldukça ilerisinde, bu sebeple bizim otomotiv sektörümüzün bu yönde çok yoğun çalışmalarda bulunması gerekmektedir. Bugün AB üyesi ülkelerde neredeyse tamamı alüminyumdan, özel alaşımlı hafif araçlar prototip seviyesinde de olsa yapılmaktayken, maalesef bizler testlerde onaylanmış ve seri şartlarda kullanılan hafif alaşımları henüz yerli üreticilerimize kabul ettirebilmiş değiliz. Sanırım bu konuda ana sanayi araç üreticilerimizin biraz daha bizim de içerisinde bulunduğumuz yan sanayilere görev vermesi veya yan sanayilerin kendi geliştirdiği bu tarz ürünleri devreye almada daha hızlı davranması gerekmektedir. 2010 yılı içerisinde Canel Otomotiv olarak kendimize yüklediğimiz misyon da bu yöndedir. Ana sanayilerimizi alüminyumdan hafif alaşımlı ürün kullanmaya doğru yönlendirmek, elektrikli araç üretimlerinde ellerini güçlendirmek istemekteyiz.
2010 yılı içerisinde Ar-Ge için ayrılan yatırım bütçeniz nedir?
Bildiğiniz gibi Türkiyede Ar-Geye ayrılan bütçeler bindelik dilimlerde yer almakta ve bu dilimi oluşturan rakamlarda çoğunlukla Ar-Ge yapmak amacıyla ayrılmış personelin maaşlarından oluşmaktadır. Ülkemizin üzüntü veren acı tablosu budur. Ar-Genin ne kadar önemli olduğu son 10 yıllık dönem içerisinde anlaşılmaya başlanmıştır. Bu sürecin başlangıcı da patronlarımızın başını çektiği birimler olarak faaliyet göstermiş fakat son yıllarda daha profesyonel yapılara kavuşmuştur. Bizim şirketimizde bu bütçeler yatırım ve diğer giderler olarak net bir şekilde ayrılmıştır. Sadece bu yıl yatırımlara ayrılan net rakam yüzde 1,5 gibi bir değere ulaşmaktadır. Diğer projelere bağlı Ar-Ge yatırım bütçeleri ise bu rakamın dışındadır.
Departmanınızda Benchmarking Süreci etkin olarak işliyor mu?
Rekabetin yoğun olduğu bu yeni dönemde dört duvar arasında, dünyaya kapalı çalışmalar yapmak maalesef artık mümkün değildir. Rakiplerinizi sürekli takip etmek, sektördeki talepleri doğru okumak, tüm gelişmelerden haberdar olmak zorundasınız. Keşfedilmiş bir bilgiyi yeniden araştırmak tabiî ki hiçbir mantığa uygun değil. Yapılmış olan yeniliklerin üzerine bir şeyler ekleyerek yeni bir şeyler türetmek bizlerin daha hızlı ve sağlıklı yol almamızda fayda sağlayacaktır. Bizlerde bu amaçla sektördeki tüm fuarlara katılımda bulunarak, zaman zaman da rakiplerin ürünlerini satın alma yoluyla temin edip inceleyerek rakiplerin hem teknolojik seviyelerini öğrenme hem de karşılaşılmış problemleri nasıl çözdüklerini araştırmaktayız. Ar-genin ilk felsefesi inat yapmadan diğer bir tabirle de Amerikayı yeniden keşfetmeden yeni bir şeyler üretmektir. Buradan yola çıkarak ciddi bir "lesson learnt database oluşturmuş bulunmaktayız. Benchmark, çalışmalarımız, bu lesson learnt database kitapçığını oluşturmakta kullandığımız temel anahtarlardan biridir.
Ar-Ge çalışmalarının sektörünüzde ve ülkedeki gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gerek yurtdışı firma ziyaretlerinde gerekse yabancı firmaların bizleri ziyaretlerinde gördüğümüz en güzel nokta Türk insanının ne kadar zeki ve gelişmeye açık olduğudur. 40 yıl öncesinde fasoncu, montaj yapan bir ülke olarak otomotivde yer alırken önce yan sanayisini oluşturmuş ve gelişmesinde yardımcı olmuş daha sonrasında modern üretim tesisleri ile AB ülkeleri ile rekabet edecek noktaya ulaşmıştır. Son 10 yılı incelediğimiz de ise tam entegrasyona sahip üretim merkezi haline gelinmiştir. Gelinen bu son noktada eksik kalan yönlerimizden Ar-Ge, tasarım ve teknoloji üretimi ve sınai mülkiyetine sahip yeni modellerin ülkemizin Ar-Gelerinde üretilmesidir. Son yıllarda ana sanayilerimizde övünçle gördüğümüz nokta da budur. Otomotiv yan sanayi de bu gelişmeye paralel olarak kendi açısından Ar-Ge çalışmalarında ana sanayisine destek verir noktaya ulaşmıştır. Bugün gerçekte yan sanayilerden beklenen de aslında budur. Ana sanayi üzerindeki Ar-Ge yükünün diğer paydaşlarca ele alınması ve stil tasarımından başlayarak tüm alt parçaları ile bütün analiz ve doğrulama çalışmaları tamamlanmış yeni teknolojileri de barındıran Ar-Ge faaliyetleridir. Bu açıdan hem ana sanayi hem de yan sanayilerimizi incelediğimizde alınan yolun azımsanamayacak derecede büyük olduğunu görmekteyiz.

Sayı: 728 - Sayı'nın Kapağı

Yorumlar (0)
12
kapalı
banner35
Günün Anketi Tümü
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?
banner18