banner8

banner6

İnşaat maliyeti tavan yaptı

Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinden inşaatta ham madde ve yarı mamul krizi devam ediyor. Pandeminin getirdiği ağır ekonomik koşulların üstesinden gelmeye çalışan müteahhitler şimdi de ürün tedarikinde yaşanan sorunlarla boğuşuyor.

İNCELEME 08.06.2021, 00:57 08.06.2021, 11:24
İnşaat maliyeti tavan yaptı

Türkiye’nin lojistik ve ürün kalitesiyle pandemi döneminde ihracatın parlayan yıldızı olması, yerli müteahhidi zor durumda bıraktı. İnşaat yapı malzemeleri üreticilerinin ihracata yönelmesi, iç pazarda ciddi fiyat artışlarına neden oldu.

Geçen yılın bu döneminde yaptığı satışlarla tarihi rekorlar kıran inşaat sektörü, aradan geçen bir yıllık süreçte pandeminin etkilerini daha yoğun hissetmeye başladı. Uluslararası tedarikte yaşanan sıkıntıların inşaat malzemelerindeki ham madde fiyatlarını yükseltmesi ve döviz kurlarındaki yukarı yönlü hareketlilikle inşaat maliyetlerinin ciddi oranda artmasından mağdur olan firmalar, şimdi de yerli üretim inşaat malzemelerinin malzemelerinde ihracata öncelik verilmesinden yakınıyor. Sektör temsilcileri, inşaat girdi maliyetlerinde yaşanan artışın ve iç piyasanın ihtiyacı karşılanmadan yapılan ihracatın önüne geçilmesi çağrısında bulunuyor.


Covid-19’ dan daha fazla zarar verdi
Mustafa ANDIÇ - İMSİAD YK Başkanı 

2018 yılı Ağustos ayından bu yana, hem girdi maliyetlerinin artmasından hem de satışların azalmasından dolayı zor bir dönem geçiren sektörümüz, pandemiyle birlikte ham madde ve yarı mamul inşaat malzemelerine gelen aşırı zamlarla baş etmek durumunda. Sektör olarak talebimiz ürünlerde fiyat istikrarının sağlanması ve tedariklerin sorunsuzca yapılmasıdır. Salgınla birlikte Çin’den mal tedarikinde yaşanan sıkıntılar, ülkemiz sanayisinin tercih edilirliğini ve ihracat olanaklarının artmasını sağlamıştır. Bu süreçte dövizde yaşanan fiyat artışı da iş insanlarımızın ihracat hevesini artırmıştır. Ancak iç piyasadaki talep karşılanmadan ham madde ve yarı mamul inşaat malzemesi ihraç edilmesi sektörümüze Covid – 19’dan daha fazla zarar verdi. Üreticilerin yüksek fiyatla, ihracata yönelmesi iç piyasadaki fiyatların daha fazla yükselmesine neden oldu. Arz talep dengesinin iç piyasa aleyhine bozulması, inşaat firmalarını karaborsadan ve çok yüksek fiyatlarla malzeme temin etmeye zorlamaktadır. Bu ürünlerin konut satış fiyatlarından daha yüksek fiyata, kontrolsüzce ihraç edilmesi ülkemizin yerli üretim gücü olan inşaat firmalarına, firmaların sağladığı istihdama, gelirlerinden mahrum kalacak devlete ve ev hayali kuran vatandaşlarımıza zarar vermektedir. Sektör temsilcilerimiz ekonomik sıkıntılar ve salgının olumsuz şartları ile uğraşırken bir de zam yağmuruyla baş etmek durumunda kalmıştır. Son bir yılda doların yüzde 23, avronun yüzde 36,99 artmış olmasına rağmen tüm malzemelerde yüzde 100 seviyelerinde zamlar yapılmaktadır. Zamların yanı sıra bu ürünlerin iç piyasada bulunamaması sebebiyle, karaborsayla karşı karşıya kalınmıştır. Ülkemizin cari açığının daha fazla artmaması için yerli ürün kullanmayı kendine milli görev addeden İMSİAD olarak sektörümüzdeki üretim ve istihdamın korunması için; iç piyasanın ihtiyaçları karşılanmadan tüm inşaat malzemelerinin ihracatına ek vergi ya da kota konması, kamuya iş yapan inşaat firmalarının hak edişleri ve fiyat farkı ödemelerinin zaman kaybedilmeden ödenmesi, kredi borçlarının faizsiz olarak ertelenmesi, kredi faiz oranlarının yüzde 1’in altına düşürülmesi, ilk kez ev, ofis, dükkan veya fabrika alanların tapu harçlarından muaf tutulması ve KDV oranlarında indirim yapılmasını talep ediyoruz. 

Sektör can çekişiyor
Şeref DEMİR - Akyükselen İnşaat YKB Yrd

Pandeminin olumsuz etkilerinin yanında malzeme fiyatlarındaki astronomik orandaki artış girdi maliyetlerimizin olağandışı artmasına sebep oldu. Bu süreçte kredi faiz oranlarının da yükselmesi sektörümüzü adeta can çekişir hale getirdi.
250 farklı sektörü etkileyen, önemli ölçüde istihdam sağlayan ve en önemlisi deprem kuşağındaki ülkemizin konutları dönüştürmesi beklenen inşaat sektörü ne yazık ki yeterince önemsenmiyor. Sektörde yaşanan bu daralma, bizi telafisi olmayan sorunlarla karşı karşıya bırakacaktır.
Son bir yılda inşaat malzemelerinde yaşanan artışı hiçbir bilimsel veri ile izah etmek mümkün değil. İnşaatın temel girdilerinden demirde yüzde 125, betonda yüzde 90, çimentoda yüzde 60, sandviç panelde yüzde 115 gibi fiyat artışları yaşandı.
Döviz kurlarının yükselmesi ve dünyadaki üretimin azalması, ülkemizde üretilen ürünlere yönelik talebi artırdı. Kâr marjının yüksek olmasından dolayı da üretici firmalar ihracata yöneldi. Bu durum iç piyasada anormal fiyat artışlarıyla birlikte ürünün temininde de zorluklar yaşanmasına neden oldu. Deyim yerindeyse malzemelerin bir kısmı karaborsaya düştü.
Bu yüzden, sektörümüzün önemi göz önünde bulundurulmalı, inşaat için kritik önemdeki yarı mamul ve ham maddelerin ihracatına iç piyasanın ihtiyacı karşılandıktan sonra izin verilmelidir.


Konut fiyatları artacak
Ömer KUMOVA - Ömer Kumova İnşaat YKB

Pandemi ekonomik anlamda da yıkmaya devam ediyor. Birçok ham maddede dolar bazında yaşanan fiyat artışları devam ediyor. Son bir yıllık süreçte fiyat artışlarında yüzde 127 artış ile demir başı çekerken; mdf, cam, çimento ve yalıtım ürünleri gibi bir çok inşaat ana kalemlerindeki fahiş artışlar sektörü ciddi anlamda sıkıntıya sokmaya devam ediyor. Bu maliyetlerle, pandemi sonrasında konut fiyatlarında ciddi bir artış kaçınılmazdır. Esas soru bu fiyatlardaki konutları kimin alabileceğidir.
Pandemi nedeniyle iş süreçlerinde dünya genelinde yaşanan aksaklıklar, ham madde üretimindeki sıkıntıları da beraberinde getirdi. Avrupa ve Amerika’da vaka sayılarının artmasına paralel üretim sıkıntısının yaşandığı bir dönemde; Çin’in pandemiyi hızlı bir şekilde atlatması ve dünya genelindeki birçok farklı ham maddeyi stoklama politikası, halihazırda üretiminde sıkıntı yaşanan birçok ürünün fiyatında dolar bazlı artış yaşanmasına sebep olmuştur.
Ham madde fiyatlarındaki artışın önüne geçilmesi için; bazı kalemlerin ihracatına kota konulması ve yurt içinde ciddi fiyat artışlarının yaşandığı bir kısım ürünlerin üretiminde kullanılan ham maddelerin ithalatında bazı kolaylıklar sağlanması faydalı adımlar olacaktır. İç piyasayı hareketlendirebilmek, yeni konut projelerinin önünü açmak ve buna bağlı olarak istihdam imkanları oluşturmak açısından sıfır konut alacaklara özel bir süreliğine konut kredi faiz oranı, KDV ve tapu harçları muafiyeti gibi destekler sunulabilir.


Maliyetlerimiz yüzde yüz elli arttı
Mehmet KURT - LİK yapı YK Başkanı

Sektörümüzde yaşanan en öncelikli sıkıntı tedarik; siparişlerimizin terminlerinde gecikmeler yaşanıyor. İhracatla birlikte artan talep neticesinde ürünlerin kalitesinde de bir düşüş söz konusu. İhracatta yaşanan artışla birlikte üretici firmalar da satışlarını tamamen nakde çevirdi; vadeli veya çekle satışları kabul etmiyorlar. Bunların yanında pandemi nedeniyle işçilerin motivasyonlarının düşmesi ve eskisi gibi verimli çalışmaması da görünmeyen bir maliyet artışına neden oluyor. Tüm bu nedenler inşaat girdi maliyetlerimizi yüzde 150 oranında yükseltti. En çok fiyat artışı çatı malzemeleri gibi dövizle aldığımız ya da ham maddesi dövize endeksi ürünlerde yaşanıyor. Örneğin, geçen yıl 3 bin 500 lira civarına aldığımız demiri bugün 7 bin liraya alıyoruz. Betonda da çimentoya gelen zam ve ihracatın etkisiyle ciddi bir fiyat artışı yaşandı. 150 liraya aldığımız betonun fiyat 250 lira oldu. Şu an sektörümüzde ciddi bir sıkıntı yaşanıyor. Belki kamuoyu bunun farkında değil ama belediyeden verilen inşaat ruhsatlarına baktığınızda bunu rahatlıkla görebilirsiniz. İnşaat ruhsatlarında yüzde 70 bir azalma var. Birçok firma inşaat sektöründen çıkmak istiyor. Çok sayıda müteahhit yeni projeye başlamak istemiyor. Çünkü aldıklarını yerine koyamıyor, satışlarından kar elde edemiyorlar. Geçen yıl konut kredi faizlerinin yüzde 0,64’e çekilmesiyle Türkiye’deki konut stokunun büyük bölümü tükendi. Stok olarak yarım kalan projelerdeki satılacak konutlar var ama bunlar da vatandaşın talebini karşılamıyor. Konut stoku ihtiyacının yanında deprem nedeniyle dönüşüm bekleyen 7 binin üzerindeki konutla ilgili hiçbir hazırlık yok.  Çünkü sektör saymış olduğumuz sebeplerden dolayı neredeyse durma noktasına geldi. Bu sıkıntıların giderilmesi için demir, beton gibi ürünlerin iç piyasada satışını kolaylaştıracak adımlar atılarak, müteahhit firmalara destekler sunulmalı. Ayrıca konut kredi faizlerinin de düşürülmesi hem firmalara hem de vatandaşa fayda sağlayacaktır. İnşaat maliyetlerindeki artıştan konut fiyatları da etkileniyor ve konut sahibi olmak isteyen vatandaş bu yüzden talebini ertelemek durumunda kalıyor.

Satışlarımız dört yılın gerisinde
Osman NEMLİ - Bursa Çimento Genel  Md.

Son 3 yılda düşen satış hacimlerinin bizdeki maliyet artışlarına da etkisi var. Çimento fabrikaları satışa göre esnek bir maliyet politikası izleyemiyor ve sabit maliyetlerini daha düşük bir satışa yansıtmak zorunda kalıyor. Şu anda bile, 3-4 sene önceki satış hacimlerine ulaşabilmiş değiliz. Bu fiyat artışlarının doğal sonucu elbette ki tüm inşaat maliyetlerinin artması olacaktır. Gerek konut fiyatlarında gerekse altyapı yatırımlarında, gelecekte bir maliyet artışı ön görüyoruz. Konut fiyatlarındaki artışta, arsa kalemi de önemlidir. O arsa fiyatlarının nasıl şekilleneceğini şu an henüz görmek mümkün değil. Çünkü büyük konut üretim projeleri henüz başlamadı. Ama şunu biliyoruz, konut satışlarında önemli bir gerileme söz konusu. Hazır stokta konutlar oluşmaya başladı ancak satış miktarlarında aynı trendi şu anda gözleyemiyoruz. 
İmal ettiğimiz ürünlerde son 1 yılda yüzde 35-40 civarında bir artış var ama bunu kayda geçerken şunu da belirtmem lazım, son 3 yıldaki fiyat artışı da toplamda yüzde 40-45 civarında.
Çimento üretiminin ana maddesi, ana maliyet unsuru enerji. Isıl ve elektrik enerjisi olarak ikiye ayrılmakla beraber, enerjinin maliyette yüzde 65‘in üzerinde payı var. Fakat maliyet artışlarını sadece enerjiye bağlamak çok doğru değil. Her kalemde beklentilerimizin çok üzerinde artışlar söz konusu oldu. Özellikle pandemi süreciyle beraber, tüm dünyada emtia fiyatlarındaki artışlar bütün yedek parça, sarf malzemesi gibi kullanımlarımızda da Dolar/Euro bazında bile enflasyonist bir ortam yaratmış durumda. Dolayısıyla bütün kalemlerde her noktada yaşadığımız ağır bir maliyet artışı söz konusu.


Hem müteahhit hem de vatandaşlar etkilenecek
Mustafa ALTIN - Altın İnşaat YK Başkanı

Sektörümüzdeki fiyat artışlarına bakacak olursak ilk akla gelen demir ve beton olacaktır. Demir ve beton fiyatlarında geçen yıla kıyasla neredeyse yüzde 100’ün üzerinde bir artış göze çarpmaktadır. Bu ana ürünlerin yanında birçok üretimde maliyetlerimizi etkileyen birçok kalemde neredeyse yüzde 200’e varan artışlar göstermektedir. Yaşanan artış hem müteahhit firmaları hem de daire sahibi olmak isteyen vatandaşları doğrudan etkilemektedir. Yaklaşık 1,5 yıldır sektörümüzün en büyük sorunu girdi maliyetlerinde yaşanan artıştır. Bunun sebepleri ise döviz kurlarında yukarı yönde eğim gösteren artış ve ham madde fiyatlarına getirilen zamlar geliyor. 2021 yılı içerisinde enflasyon yüzde 10, faizler faizler 20, dolar yüzde 20, avro yüzde 30 seviyelerinde artış gösterirken maalesef inşaat sektöründeki zamlar yüzde 100’ün üzerine çıkmaktadır. Döviz kuru ile yükselişe geçen ham madde fiyatları sürekli artarken dövizin düşmesi ile herhangi bir fiyat düşmesi görülmemektedir.  Girdi maliyetlerinde yaşanan artışın konut fiyatlarına yansıması elbette kaçınılmazdır. Dolayısıyla alım gücü düşecek ve ev sahibi olmak isteyen vatandaşlar konut sahibi olma düşüncelerini erteleyecektir. Bunun yanında müteahhit firmalar da projelerinin ölçeklerini revize etmek veya maliyetlerini düşürme yoluna gidecektir. Girdi maliyetlerindeki artışın konut fiyatlarına yansıması elbette kaçınılmazdır. Bu durum ise sektördeki alım gücünü doğrudan düşürecektir. Ev sahibi olmak isteyen vatandaşlar artan fiyatlar karşısında konut sahibi olma düşüncelerini erteleyecektir. Bunun yanı sıra müteahhit firmalar projelerinin ölçeğini elbette bir kez daha düşünecektir. Projelerini tamamlamak isteyen müteahhit firmalar ham madde fiyatlarındaki artış karşısında zorluk çekecek yeni başlayacak projeleri için ise maliyetler düşürme yoluna gidecektir. Maliyet üzerindeki artışın önüne geçilmesi için yerli üretim teşvik edilmeli ve ihracatta belirli kotalar ya da ek  vergi getirilmelidir. Ayrıca konut kredi faiz oranlarının yüzde 1’in altına düşürülmesi sektörümüz açısından oldukça önemlidir.
İnşaatta yaşanan kontrolsüz fiyat artışı domino etkisi yaratabilir. Daire fiyatları başta olmak üzere, sektörde yer alan her birimi doğrudan etkileyerek ülke ekonomisinde büyük zarar yaşanmasına neden olabilir. Bu yüzden maliyetlerdeki artışa karşı gerekli önlemler en kısa zamanda alınmalıdır. 


Finansal destekler sağlanmalı
Olgun Şafak KARABİBER - Limadem YK Başkanı

Başta endüstri tesisleri olmak üzere, pek çok yapının elektrik işleri taahhüdünü yapan firmamızın kullandığı ürün grupları arasındaki kablodan örnek verirsem son bir yılda yüzde 100’e yakın bir fiyat artışı oldu. Ürünlerin fiyat listeleri yılbaşından bu yana 4 kere değişti. Ürün bazında yüzde 150’yi bulan artışlar söz konusu oldu. Sigorta gruplarının fiyatları yüzde 100 arttı. Dövizle aldığımız malzemelerden kablo kanallarında, enerji iletim hatlarında kullandığımız ürünlerde dahi yüzde 70’leri bulan fiyat artışları yaşandı. Firma olarak projelendirdiğimiz ve gerçekleştirdiğimiz çalışmalarda kullanılan bakır kablolar, yangın algılama ile güvenlik sistemleri, kameralar ve diğer ithal ürünler dövizle alınan ürünlerin başında geliyor. Bunlarda da yüzde 80 düzeyinde fiyat artışı yaşandı. Bakıra uygulanan ek gümrük vergisi bizim yangın algılama, kamera ve güvenlik sistemlerimize de zam olarak yansıdı. Dövizdeki fiyat artışıyla birlikte ham madde bulmada yaşanan sıkıntılar ürünü aldığımız fiyata yerine koyamamıza neden oluyor. 
Buna rağmen firmalar 2021 yılında da yatırımlarını sürdürüyor. Benim bilgim dahilinde şu anda Bursa’da yaklaşık 50’ye yakın fabrika inşaatı var. Girdi maliyetlerinde bu denli artış yaşanmasaydı belki bu sayı 100’lere ulaşabilirdi. Bu noktada sunulan Nefes Kredisi Desteği’nin piyasaya yönlendirilmesinin önemli olduğu kanaatindeyim. Şu anda çekle ödemelere dönüldü. Elbette verilen devlet destekleri önemli ancak firmalara mutlaka finansal destekler de sağlanmalı.
 

İhracata kota konmalı
Yusuf ŞEHİTOĞLU - Şehitoğlu İnşaat YK Başkanı

İnşaat maliyetlerinde en büyük kalem arazidir. Pandemi sürecinden bağımsız olarak en büyük artışı arazi fiyatlarında yaşıyoruz. İnşaat girdilerine yaklaşık 150 kalem ürün dahil oluyor. Maliyetlerimizi ise ithal ürünler artırıyor. Bu bağlamda alüminyum, kompozit ve doğrama, PVC, demir gibi ürünler zamlarda başı çekiyor.
Kur hareketleri maliyet tarafında direkt olarak karşımıza çıkıyor. Aynı zamanda kapasitelerin düşük kalması ve uluslararası tedarik zincirindeki bozulma da ürün malzeme fiyatlarını yukarı taşıyan unsurlardandır. İnşaat maliyetlerindeki artış ilk olarak tüketiciye, daire fiyatlarında zam olarak yansıyacaktır. Eş zamanlı olarak meslektaşlarımızın yeni yatırım arzusunu kırarak, yeni konut imalatının azalmasına neden olacaktır. Ayrıca, taahhüt alanında faaliyet gösteren meslektaşlarımız, hedef maliyet ya da ihale maliyetlerini tutturamadığı için iş bitirmelerde sıkıntı yaşayacaklardır.
Bu sıkıntının önüne geçilmesi için uluslararası kapasiteler güncellenene kadar ham madde ve yarı mamul ihracatına kota konmalı ve tamamlanmış ürün ihracatı teşvik edilmelidir. Diğer taraftan piyasalarda güven ortamının sağlanarak, kur baskısının azaltılması ve fiyat istikrarının sağlanması ana hedeflerimizden olmalıdır. 


Kurdaki belirsizlik giderilmeli
Fatih Can BOZKURT - FCB Interiors YK Başkanı

TCMB VE TÜİK verilerine göre; 2018 Ekim ayından bugüne en yüksek hızda artış bu yıl kaydedildi. Son 2,5 yılın en yüksek artışının yaşandığı dönemdeyiz. 2020’nin son çeyreğinde aldığımız demir fiyatı ile 2021’in ikinci çeyreğinde aldığımız fiyatı arasında yüzde 45’lere varan bir artış söz konusu. Tüm inşaat malzemelerini ele aldığımızda genel maliyetlerindeki artış ise yüzde 33 yükseldi. Döviz kurlarında yaşanan artış ile birlikte ham madde tedarikinde yaşanan sıkıntılar da bazı kalemlerde olağan dışı fiyat artışına neden oldu. Salgın nedeniyle yabancı ülkelerin, ürün almak için Türkiye’yi tercih etmesi de üretici firmaları ihracata yönelterek, iç pazarda yaşanan malzeme tedariki sıkıntısını daha da katladı. Durumun böyle devam etmesi halinde lokomotif olan inşaat sektörü yavaşlama dönemine girecektir. Fakat beklentimiz bu yılın haziran ayı ile birlikte toparlanmanın başlayacağı. Eğer bu sağlanırsa mevcut, alışılmış düzenimizle çalışmaya devam edeceğiz. Bu yüzden döviz kurularında yaşanan hareketlilik ve belirsizliğin bir an önce önüne geçilmeli ve iç piyasada gücen ortamı oluşturulmalıdır. Bu sağlanırsa ticaretin seyri de olumlu yönde değişecektir.

Yorumlar (0)
22
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?
ABD Doları’nda yıl sonu beklentiniz nedir (TL) ?