banner8

banner6

banner11

Demir ve çimento zammı inşaatçıyı zorluyor

Cüneyt ALKIŞ Ekonominin önemli sacayaklarından olan inşaat sektörü, son zamanlarda çimento ve demire art arda gelen zamlarla sıkıntılı bir süreç yaşıyor. Sektör temsilcileri girdi maliyetlerindeki artışın konut fiyatlarına da yansıyacağını ve yeni projelerin önünü keseceğini dile getirdiler.

İNCELEME 21.12.2020, 20:31 21.12.2020, 20:31
Demir ve çimento zammı inşaatçıyı zorluyor
Cüneyt ALKIŞ

Ekonominin önemli sacayaklarından olan inşaat sektörü, son zamanlarda çimento ve demire art arda gelen zamlarla sıkıntılı bir süreç yaşıyor.

Sektör temsilcileri girdi maliyetlerindeki artışın konut fiyatlarına da yansıyacağını ve yeni projelerin önünü keseceğini dile getirdiler.

Kendisine bağlı 200’den fazla alt sektörü harekete geçirme özelliğiyle ‘lokomotif sektör’ olarak bilinen inşaat sektörü, son dönemde, sektörün ana maddelerine yapılan zamlarla krizde. Özellikle 2018 yılında Türk lirasının değer kaybı ve faiz oranlarının yükselmesiyle başlayan bu sıkıntı, son dönemde pandemiyle birlikte devam ederken, üstüne gelen girdi maliyetlerindeki sürekli artış inşaatçıyı iyice zora soktu. Girdi maliyetlerindeki artışın konut fiyatlarına da yansıyacağına ve son kullanıcının daha pahalı konutlar almak zorunda kalacağına vurgu yapan sektör temsilcileri aynı zamanda bu zamların yeni projelerin de önünü keseceğinin altını çizdiler.

Mustafa ANDIÇ
İMSİAD YK Başkanı
2020 yılı başında demir fiyatları 3.200 TL/ton civarındaydı, bu fiyat aralık ayı ortası itibariyle 6.000 TL/ton sınırına dayandı. Demir örneğinde olduğu gibi diğer girdilerin fiyatlarında da artışlar yaşanmaktadır. Bu durum ister istemez fiyatlara da yansıyacaktır. Bu nedenle konut almanın tam zamanı olduğunu bir kez daha dikkatlere sunuyorum. Konut kredisi faiz oranlarındaki yükselme nedeniyle son birkaç aydır konut satışlarında azalma yaşanmaktadır. Konut almak isteyenler beklemeye geçmişlerdir. Ancak, örneğin demirde olduğu gibi inşaat malzemelerine sürekli zam gelmektedir ve bugün konut almayı erteleyenler, önümüzdeki süreçte daha yüksek fiyatlarla konut sahibi olmak zorunda kalabileceklerdir.
Konut ve gayrimenkule yapılan yatırım, en çok kazandıran yatırım araçları arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Vatandaşlarımız konut kredisinde yeni bir faiz indirimi beklerken, girdi fiyatlarındaki artış nedeniyle bu kez artacak konut fiyatlarına maruz kalmamak için kararlarını ertelememelidirler.

Ömer KUMOVA
Ömer Kumova YK Başkanı
Demir, çimento ve cam başta olmak üzere ana inşaat kalemlerindeki enflasyon ve döviz artış oranlarının çok üzerinde bir fiyat artışı yaşanması; inşaat sektörünü gerçekten maliyetlendirme açısından ve terminleri tutturma açısından ciddi sıkıntı içine sokmuştur. Örnek vermek gerekirse, son 1 senedeki dolar artışı yüzde 32, demir artışı ise yüzde 65’tir. Böyle bir maliyet farkının, inşaat firmaları tarafından müşterilerine açıklanabilirliği maalesef yok. Ekonomik kriz ve Covid-19 sonrası yaşanmakta olan böyle bir maliyet artışlarındaki süreç, maalesef firmaların yeni projelere başlayabilmesine engel olmaktadır. Diğer taraftan devam eden projelerin de ciddi zararlara uğramasına sebebiyet vermektedir. İnşaat firmalarının bir çoğu, düşük konut faiz oranı imkânının sunulduğu süreçte, satmış oldukları konutlardan dolayı ekonomik anlamda pişmanlık duymaktadırlar. Bunun sebebi aynı ürünü yeni maliyetlerle o satış fiyatına yerine koyamamalarıdır. İstatistiklere göre son 5 yıl içinde döviz, faiz, altın ile kıyaslandığında en çok kazandıran yatırım emlak olmuştur. Bundan sonraki süreçte de emlak yatırımdaki kazanç artarak devam edecektir. Girdi maliyetlerindeki bu denli kontrol edilemeyen artışlar, tabi ki yeni proje başlama oranını ciddi anlamda aşağıya çekmektedir. Bundan sonraki dönemlerde; sat-yap devrinden, yap öyle sat sürecine daha fazla geçiş gözlemlenecektir. Bu da ekonomik gücü olan, güvenilir firmaların daha fazla karşılık bulacağı anlamına gelmektedir. Yeni maliyetlerle ve artan arsa değerleri ile oluşan yeni satış bedellerinin alıcılar tarafından karşılık bulup bulamayacağı, konut kredi faiz oranlarındaki dalgalanmalar gibi belirsizlikler, inşaat sektörüne yatırımın yavaşlamasına sebep olmaya devam edecektir.
Demir, çimento, cam gibi hammaddelerin fiyatlarında ayrı, teslim terminlerinde ayrı sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu ürünlerdeki fiyat artışlarının ve termin ötelemelerinin sebebi üreticiler açısından yurtdışı pazarlarındaki fiyat avantajı ve bu pazarlardaki artan talep ise; iç piyasayı ve istihdamın sürekliliğini korumak adına ilgili makamların müdahalesini bekleriz. Ayrıca artan bu fiyatlar dönemseldir. Bu yüzden üreticiler ve tüketiciler kesinlikle stoklama hatasına kapılmamalıdırlar. Fiyatların geri gelmesi ile ciddi zararlara uğrayabilirler.

Adil GÖKÇADIR
Gökçadır İnşaat YK Başkanı
İnşaat sektörü, gelişmekte olan ve geri kalmış ülkeler için önemli bir lokomotif sektör olarak tanımlanır. Gelişmiş ülkelerde ise bu tanım bir anlam ifade etmez. Sektörün piyasalara hareket, ekonomiye dinamizm sağlayan rolü biraz da, ülkelerin yaşadığı ekonomik krizlerden geç etkilenen ve olumlu gelişmelere yine geç adapte olan yapısındandır. Çünkü uzun sürede ürün veren bir iş koludur. Bunun yanında gelişmekte olan ülkelerde neredeyse kritersiz ve bu anlamda kuralsız denecek kadar kontrol dışı sayılabilecek, eğitim gerektirmeyen hatta aranmayan, güven unsurunun maddiyatla ölçüldüğü uygulamalara açık olması, lokomotif olmada avantaj sağlayan en karakteristik unsurdur.
Sıfır planlama ile büyür ya da küçülür. Ciddi taahhüt işleri dışında, özellikle konuta dönük, yap sat şeklinde çalışmalarda, fizibilite, piyasa araştırması, finansal ve uygulama planlaması benzeri, hiçbir bilimsel vizyon bulamazsınız. Finansın ucuza temin edilebilmesi durumunda alabildiğine furya şeklinde başlar, fiyatı ve şartları alıcının belirlediği satışlar ile rekabet ve dolayısı ile kalite göz ardı edilerek gelişir. Plansız gelişmeler, sabahtan akşama kararlar, istikrarsız ortam gibi nedenler ile bir anda güven bunalımı ile karşılaşılınca da, çarklar geriye doğru döner. Özetle sektörün, eğitime, planlamaya, istikrara, ciddi ve tutarlı öngörülere, güven ortamına şiddetle ihtiyacı vardır.
Özellikle döviz fiyatlarına, faiz ve enflasyon oranına bağlı olarak, tüm inşaat girdilerinde, önemli fiyat artışları gözlenmektedir. Bu artışlar doğal olarak aynı oranda inşaat sektörü girdilerine ve maliyetlere yansımaktadır.
Önümüzdeki süreçte, konut fiyatlarına yansıma kaçınılmazdır. Faizler ve döviz fiyatlarının yüksek döneminde, alıcının parasını daha çok ranta yönelik değerlendirmesi nedeni ile piyasada talebin düşük olması ihtimali yüksektir. Yatırımcının üretimini dengede tutmaması durumunda, girdi fiyatlarındaki artışı, aynı oranda yansıtmaması gibi ekstrem yansımalar da olabilir. Özetle konutta bir süre daha sağlıklı gelişmelerden söz etmek zor olacaktır.
Yatırımcı için böyle bir piyasada yatırıma kalkışmak, akıllıca gözükmüyor. Yeni projelere hevesli olunsa da, şartlar beklemeyi zaruri kılıyor. Elbette farklı düşünenler olacaktır. Şartları fırsat olarak görenler olabilir. Pandemiyi de kriterlere dahil edince, altı ay, bir yıl gibi kısa süreler için dahi, döviz ne olur, faiz ne olur, fiyatlar nereye gider, piyasaya nasıl yansır tahmin edemiyoruz. Belki, riskleri azaltmak adına, küçük projeler düşünülebilir.
Yetkililerden tek beklentimiz güven ve istikrar ortamının tesis edilmesi ve bunun hiç olmazsa 3-4 yıllık planlar yapabilmemizi sağlayacak kadar süreklilik göstermesidir.

Yusuf ŞEHİTOĞLU
Şehitoğlu İnşaat YK Başkanı
Bu yıl pandemi sürecinin başlangıcından itibaren oldukça farklı senaryoları yaşamaya başladık. Uluslararası emtia fiyatlarında yaşanan ciddi düşüşler, talepteki daralma ve ekonomik belirsizlikler tüm sektörleri olumsuz etkilemektedir. Pandemi sürecinde yaşanan toparlanma ve Çin’in üretim artışı emtia fiyatlarında ciddi artışlara neden olmaktadır. Demir cevheri ve hurdada yaşanan uluslararası fiyat yükselişleri direkt olarak inşaat sektörüne yansımaktadır.
Diğer taraftan ülkemizde dolar ve euro tarafındaki ani yükselişler pandemi süreciyle birlikte ÜFE tarafında girdi maliyetlerini yukarıya taşımaktadır. Dolar ve euroda yukarı doğru seyir petrol, enerji ve girdi maliyetlerine de direk yansımaktadır. İthal girdinin bir diğer tabirler ara malının ülke üretim ekonomimizde yüksek oranda olması sebebiyle de fiyat geçişlerini hızlı yaşamış bulunuyoruz.
Fiyat geçişleriyle birlikte ekonomilerdeki toparlanma sürecinde ihracat artışları yaşanmaktadır. Kapasitelerin düşük olması dolasıyla üretim miktarları düşük kalmakta, TL’nin dolar ve euro bazında oldukça düşük kalması sebebiyle de cazip ülke konumuna gelmekteyiz. Maalesef bu süreçte tedarikçiler de yurtiçine mal satmak yerine ihracata verme eğilimi artmaktadır. Demir ve çimentoda yurtdışı satışların cazibesi ve dolar bazında fiyat yüksekliği ürün kıtlığı yaşatmayla birlikte fiyatları da şirketlerin yukarıya çekmesine neden olmuştur. Bu fiyat geçişleri pandemi sonrasında yeni hareketlenen inşaat sektörünü oldukça olumsuz etkilemektedir. Bu noktada üretim kapasitelerinin arttırılarak ihracat ve iç piyasa dengesinin korunması gerekmektedir.
Hammadde ve işçiliklerde yaşanılan artışlar inşaat maliyetlerinin artışı dolayısıyla fiyatlara mecburen yansımak durumunda kalacaktır. Faizlerde yapılan destekler sebebiyle ülke genelinde konut stoku azalmış olması sebebiyle yeni başlayacak fiyatlarda maliyet güncellemesi yaşanması kaçınılmazdır. Artan girdi maliyetleri şirketlerin kendini güncelleme zorunluluğunu getirmektedir. Başlayan projeler yarım kalamayacağı için devam etmek durumundadır. Ancak daha önce söylediğim gibi finansman ve tedarik maliyetlerinin artışı tüketici tarafına da etkide bulunacaktır.
Yetkililerden beklentimizi sıralarsak; ilk olarak kapasite kullanımlarının tespit edilmesi, denetlenmesi ve üretim dengesinin kurulması gerekmektedir. İthal ikamesi yaratılamayan ürünlerde devletimizin üreticiyi vergi yüklerini hafifleterek rahatlatması ve dolayısıyla üretim tarafındaki fiyat artışlarının hızının kesilmesi gerekmektedir. Satış tarafında sektörümüz büyük ölçüde faizlerin hareketlerine duyarlı hareket etmektedir. Yüzde 1’lik bir faiz artışı satışlardaki penetrasyonu yüzde 5 oranında azaltmaktadır. Dolayısıyla faiz tarafında gerekli önlemler alınmalıdır.
Ülke olarak üretici tarafında enflasyonu daha yüksek düzeyde yaşıyoruz. Yani üretim tarafındaki fiyat artışları aynı oranda tüketiciye yansımamaktadır. Dolayısıyla üretim, yatırım ve finansman dengesi tarafında destekler getirilmelidir. İnşaat sektörünün de bir imalat sanayi olduğu unutulmayarak sanayi kollarının teşviklerinden yararlandırılması gerekmektedir.

Murat Demir
Referans Yapı YK Başkanı 
Bütün planlamalarımızda inşaat demirinin ton fiyatının 500-550 dolar olarak öngördüğümüz hesaplamalarda, dolar bazında yüzde 30 artış olması durumunda 725-750 dolara çıkan demir fiyatları, inşaat maliyetlerinin yüzde 10’unu oluşturan demirin maliyetlere yansımasının yapılacak üretimlerde ciddi bir yükselişi beraberinde getirmesi kaçınılmaz bir durumdur. Bu da biz müteahhitlerin maliyetlerini gözden geçirerek satacakları ürünlerin fiyatlarını yükseltmesini kaçınılmaz hale getiriyor. Ancak bu artışların şubat-mart aylarında eski seviyesi olan 500-550 dolar seviyelerini düşmesini bekliyoruz.
Serbest piyasa çerçevesinde yükselen maliyetlerin son günlerde dövizde oluşan istikrar ile tekrar rayına oturacağını düşünüyor ve şu an için planlamış olduğumuz yatırımların devam edeceğini, yavaşlama ya da durdurma olmayacağını bekliyoruz.
Yetkililerden de talebimiz şudur; serbest piyasa koşullarında dövizin yükselmesi ile yükselen girdi fiyatlarının dövizin düşmesi ile düşmesinin denetleneceği bir sistem oluşturulmasıdır.

Kemal BİLİM
Bilim İnşaat YK Başkanı
Başta demir olmak üzere çimento ve buna benzer girdilerde fiyat artışları maliyetlerin yükselmesi bizleri olumsuz etkilemekte, fiyatlar da artmaktadır. Biz bunları birden konut fiyatlarına yansıtamıyoruz. Zaten zor bir süreçteyiz, bu süreçte fiyatlar çok düşüktü, yazın biraz toparlanma oldu ama halen geçmiş dönemlerdeki fiyat artışları yüzde 50’lerde olmasına rağmen biz hala konut fiyatlarını yüzde 50 artırmamışız. Dolayısıyla bu da karlığımızı ve zarar noktasını tetiklemektedir.
Girdi maliyetlerindeki artışlar sektörde iş yapmama eğilimini doğurmakta, işleri yavaşlatmakta, önümüzdeki süreçte planlanan yeri süreçte projeleri donduracak.
Girdilerdeki bu artış devam ettiği sürece firmaların artık bunu karşılama imkanları olmayacaktır. Karlılık zarara dönüştüğü zaman, mecburen fiyatları yükseltmek zorunda kalacaklardır. Bu da son kullanıcıyı olumsuz etkileyecek ve pahalı konutlar almak zorunda kalacak. İnşaat sektörü durduğu zaman beraberinde 250 tane sektörü de durdurmuş oluyor. Bununla beraber istihdamı çok yavaşlatıp işsizliği tetikleyecektir. Bunun için de bu noktada bazı önlemler alınması gerekiyor.

Şeref DEMİR
Akyükselen İnşaat YKB Yrd.
Türkiye, ihtiyacının iki katı kadar demir üretimi olan bir ülke. Arz talep dengesine bakıldığında arzın talepten fazla olmasından dolayı talep yönünde avantajlı gözükse de son dönemde TL’nin döviz karşısındaki değer kaybı, dış piyasadaki özellikle Çin’in aşırı talebinden dolayı demir fiyatları kontrolsüz bir şekilde artış göstermektedir. İnşaat maliyetinin yüzde 20-25’ini oluşturan, en önemli girdilerden demir 2020 yılının başında 3.100 TL/ton seviyelerinde, kasım ortasında 4.500 TL/ton iken son 1 ayda hızlı yükseliş göstererek şu anda 5.700 TL/ton seviyelerine ulaştı. Kısa sürede yüzde 60’lara varan artış göstermesi sektörü olumsuz etkilemiştir. Her yönüyle zorluklarla dolu pandemi sürecinde toparlanmaya çalışan inşaat sektörü başta demir ve çimento olmak üzere malzeme fiyat zamlarıyla zor bir süreçten geçmektedir. Malzeme üreticileri açısından bakıldığında girdilerde artış olduğu bir gerçek. Fakat son birkaç ay zarfında yüzde 30-60 arasında ciddi artışlar söz konusu. Bunu girdi maliyetlerinin artışıyla izah etmek güç. İnşaat firmalarının geçtiği zor süreçte yeni yatırımlar için zorlandığı, ayakta kalma mücadelesi verdiği bu dönemde; malzeme üreticilerinin destek vermeleri, hem üreticilerin önümüzdeki süreçte istikrarlı olması hem de inşaat sektörünün faaliyetine devam ettirerek zaruri bir ihtiyaç olan barınma ihtiyacını karşılayarak insanların mağduriyetini giderecek, istihdam ve 250 alt sektöre desteğiyle de ekonomiye katkı sağlayacaktır. Girdi fiyatlarının artışı yeni projelerin başlanmasını engellediği gibi yapılacak az sayıdaki projelerin de yüksek girdilerden dolayı satış fiyatı yükselecektir. Daha da önemlisi inşaat sektörünün istihdam ettiği kesimin başka sektörde istihdamı mümkün olmadığından toplumda büyük sıkıntılara yol açacaktır. Devletin artan fiyatlara müdahale etmesi gerekir diye düşünüyorum. Haksız, spekülatif fiyat artışlarının önünü kesmelidir. Şayet malzeme üreticilerinin giderlerden kaynaklanan artışları söz konusu ise KDV indirimi veya başka yollarla sübvanse ederek fiyatları makul düzeye çekmelidir. Sektörün önünün açılmaması, aynı zamanda ivedilikle çözülmesi gereken kentsel dönüşümün gerçekleşmemesine bunun sonucu olarak da 6,5 milyon riskli yapıda yaşayan vatandaşımızın can ve mal güvenliği büyük risk altında kalmasına neden olacaktır.

Hüseyin Ergün Kıratlı
Kıratlı İnşaat YK Başkanı
Girdi fiyatlarındaki artışlar gayrimenkul fiyatlarının artmasına sebep olacaktır. Ancak fiyat artışları çok kısa vadede olmamıştır. Ağustos 2018’de başlayan kurlardaki artışlardan bu yana sürekli artmaktadır. Yap-sat müteahhitleri için çok fazla değişen bir şey olmaz, neticede satış fiyatını maliyetlerimize göre belirliyoruz. Bahsettiğimiz gibi gayrimenkul fiyatları bir miktar yükselecektir. Sabit fiyatla taahhüt işi yapan firmalarda, demir, beton ve diğer malzemeleri, ihaleyi aldıkları tarihte bağlantılarını yapmaları durumunda çok fazla etkilenmeyeceklerdir. Bağlantı yapmayanlar da bile bile riski üstleniyorlardır.
Bu artışlar konut fiyatlarına elbette ki yansıyacaktır. Yaklaşık 1 yıldır konut fiyatlarında gözle görülür yükselmeler olmuştur. Bundan sonra da biraz daha yükseleceğini ama bu yükselmenin dramatik boyutlarda olmayacağını düşünüyorum. Artan girdi maliyetlerinin yeni projelere başlamamıza engel teşkil etmeyeceğini düşünüyorum. ‘Elle gelen düğün bayram’ diye güzel bir sözümüz vardır. Yeni başlanan projenin bütçesi güncel maliyetlere göre yapılır. Sektördeki oyuncuların tamamına etki ettiği için, gayrimenkullerin bir miktar fiyatına yansıyacaktır.
Serbest piyasa ekonomisinde fiyat, piyasada oluşur. Dolayısıyla yetkililerden hamle yapmalarını beklemenin doğru olmadığını düşünüyorum. Ancak zor zamanlardan geçilen bu günlerde üreticileri ve bizleri kârlarımızdan bir miktar fedakârlık yaparak fiyat artışlarını sınırlı tutabiliriz. Yani her şeyi yetkililerden beklemek yerine bizler de elimizi taşın altına koymalıyız. Ülkemize olan sevgimizi ispat etmek zorunda olduğumuz günlerden geçiyoruz. Ben inanıyorum ki, birlik olursak geleceğimiz bugünümüzden aydınlıktır.

İbrahim Hakkı DEMİR
Emiroğulları İnşaat YK Üyesi
Başta demir olmak üzere diğer girdilerdeki bu fiyat artışları öncelikle maliyet artışına da sebep oluyor. Bunun yanı sıra bir taraftan da sektörün önünü tıkıyor. Şöyle ki artan maliyetleri fiyatlarına yansıtamayacağını gören sektör temsilcileri iş yapamaz hale geliyor. Bu artışların önümüzdeki süreçte konut fiyatlarına yansıması da kaçınılmaz bir sonuç olacak gibi duruyor. Bir de arzda oluşacak daralmanın sonuçları eklenince bariz bir fiyat artışının oluşacağı kanaatindeyim.
Bunların dışında artan girdi maliyetleri, yeni projelere başlamamıza da engel oluyor. Sadece fiyat artışı da değil bu belirsizliğin nerede ve ne zaman dengeleneceği konusu da yatırımları geciktiriyor.
Bu konuya yetkililerin mutlaka el atması gerektiğini düşünüyorum. Yetkililerden beklentim bir an önce kalıcı bir şekilde fiyat istikrarının sağlanması ve yeniden güven ortamının oluşmasının temin edilmesidir.

Yorumlar (0)
31
açık
banner12